Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tüp Bebek

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tüp Bebek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüp Bebek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tüp bebek tedavisinde sosyal medya uyarısı: "Sanki herkes kapıdan geçince gebe kalacakmış gibi bir izlenim oluşturuluyor" Haber

Tüp bebek tedavisinde sosyal medya uyarısı: "Sanki herkes kapıdan geçince gebe kalacakmış gibi bir izlenim oluşturuluyor"

Tüp bebek tedavisiyle ilgili sosyal medya paylaşımları, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde tedavi sürecine ilişkin beklentileri etkiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, bazı paylaşımların bilimsel verilerden uzak ve ticari amaçlı olabildiğini belirterek, çiftlerin tedavi seçeneklerini uzman görüşü doğrultusunda değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Buyru, her hastanın durumunun farklı olduğuna dikkat çekerek, tedavide başarı şansının kişiye göre değişebileceğini ve ilk denemede gebelik elde edilememesinin umutsuzluğa kapılmak için yeterli bir neden olmadığını vurguladı. Sosyal medyadaki paylaşımlar gerçekçi olmayan beklentiler oluşturabiliyor Sosyal medyada sağlık alanında yapılan her paylaşımın bilgilendirme amacı taşımadığını belirten Prof. Dr. Buyru, bazı yayınların hasta sayısını ve ticari kazancı artırmaya yönelik olabildiğine dikkat çekti. Tüp bebek tedavisinin kesin sonuç verecekmiş gibi sunulmasının çiftlerde yanlış beklentilere yol açabildiğini ifade eden Buyru, "Sanki herkes kapıdan geçince gebe kalacakmış gibi bir izlenim oluşturuluyor" ifadelerini kullandı. Bu beklentiyle tedaviye başlayan çiftlerin ilk denemede başarısızlık yaşadıklarında umutsuzluğa kapılabildiğini kaydeden Buyru, bazı çiftlerin ekonomik nedenlerle, bazılarının ise yaşadıkları hayal kırıklığı nedeniyle tedaviyi bıraktığını belirtti. İkinci veya üçüncü denemede gebelik şansı bulunabilecek çiftlerin de tedaviden vazgeçebildiğini vurgulayan Buyru, çiftlere gerçekçi bilgi verilmesi ve tedavi sürecinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ek tedavilerin yararı ve maliyeti araştırılmalı Tüp bebek tedavisinde başlangıçta öngörülen maliyetin, sonradan eklenen işlemler ve ilaçlarla artabildiğini belirten Buyru, bu durumun çiftleri ekonomik açıdan zorlayabildiğini ifade etti. Başarı şansını artıracağı belirtilerek önerilen ek uygulamaların bilimsel dayanağının sorgulanması gerektiğini vurgulayan Buyru, bazı yöntemlerin maliyetinin birkaç tüp bebek denemesine eş değer olabildiğini söyledi. Ek tedavi olarak sunulan pek çok yöntemin yararının bilimsel olarak gösterilemediğini, bazı uygulamaların ise gebelik şansını olumsuz etkileyebildiğini belirten Buyru, çiftlerin merkez seçerken yalnızca sosyal medya paylaşımlarına göre karar vermemesi gerektiğini kaydetti. Buyru, önerilen işlemlerin gerekçelerinin ve toplam tedavi maliyetinin önceden araştırılmasının önemine dikkat çekti. Her 6-7 çiftten biri çocuk sahibi olmakta güçlük yaşıyor Genel olarak her 6-7 çiftten birinde gebe kalma güçlüğü görülebildiğini belirten Buyru, bazı çiftlerde sorunun nedeninin tespit edilebildiğini, yaklaşık yüzde 15-20’lik bir grupta ise incelemelere rağmen açıklayıcı bir neden bulunamadığını ifade etti. Bu durumun "açıklanamayan infertilite" olarak adlandırıldığını söyledi. İleri yaşta çocuk sahibi olmak için başvuranların sayısının arttığını ve 40 yaşından sonra da tedavi başvurularının yapıldığını anlatan Buyru, genç çiftlerin de yumurtlama bozuklukları, tüplerle ilgili sorunlar veya erkek faktörü nedeniyle çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayabildiğini belirtti. Her çifte doğrudan tüp bebek tedavisi uygulanması doğru değil Tedavinin çiftin özelliklerine göre planlanması gerektiğini vurgulayan Buyru, bazı durumlarda beklemenin, bazı çiftlerde daha basit tedavilerin denenmesinin, bazı durumlarda ise zaman kaybetmeden tüp bebek tedavisine yönelmenin uygun olabileceğini söyledi. Çiftlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor Çocuk sahibi olmak için başvuran çiftlerde yalnızca kadının incelenmesinin yeterli olmadığını belirten Buyru, kadın ve erkeğin birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. İlk görüşmede ilişki sıklığı, adet düzeni, geçirilmiş hastalıklar ve ameliyatların sorgulandığını anlatan Buyru, temel incelemelerin sperm analizi, yumurtlamanın değerlendirilmesi ve rahim ile tüplerin incelenmesini kapsadığını söyledi. Sperm analizinin kolay uygulanabilen ve görece düşük maliyetli bir inceleme olduğunu belirten Buyru, bu testin başlangıçta yapılması gerektiğini ifade etti. Genç ve düzenli adet gören kadınlarda çoğunlukla yumurtlama görüldüğünü kaydeden Buyru, gerekli durumlarda ultrason takibi ve yumurtlamadan yaklaşık bir hafta sonra yapılan progesteron ölçümüyle değerlendirme yapılabildiğini anlattı.

Yasa dışı üreme hücresi ticaretinde milyonluk para trafiği Haber

Yasa dışı üreme hücresi ticaretinde milyonluk para trafiği

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Arnavutluk ve Gürcistan bağlantılı yasa dışı üreme hücresi ticaretine ilişkin yürütülen soruşturmada, 53 şüphelinin bulunduğu öne sürülen organizasyonun işleyişine ilişkin ayrıntılar ortaya çıktı. Örgüt lideri olduğu değerlendirilen 31 yaşındaki Hacer T.’nin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirttiği ifadesinde, donörlük faaliyetleri, kliniklerle kurulan bağlantılar, ilaç temini ve para transferlerine ilişkin açıklamalarda bulunduğu öğrenildi. Soruşturma dosyasında, yaklaşık 20 günlük aralıklarla tekrarlanan yurt dışı seyahatleri, donör adaylarının fotoğrafları üzerinden seçilmesi, ilaçların kullanımının görüntülü olarak takip edilmesi ve aracılar arasındaki komisyon pazarlıkları dikkat çekti. Dosyada ayrıca Hacer T.’nin bir adayın yaşıyla ilgili konuşmada "Ben küçülttüm" dediği mesajların da yer aldığı belirtildi. Donörlükten aracılığa geçtiği iddia edildi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Büro Amirliğinde ifadesi alınan Hacer T., etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan etti. İki çocuk annesi olduğunu belirten şüphelinin, geçimini çalıştığı şirketten aldığı maaş ve donörlük faaliyetlerinden elde ettiği gelirle sağladığını söylediği öğrenildi. Hacer T., ifadesinde donörlük faaliyetlerine Emine Ç.’nin yönlendirmesiyle başladığını, Kıbrıs’taki işlemlerden 15-20 bin lira aldığını anlattı. Aldığı payı yetersiz bulması üzerine Serap M. ile çalışmaya başladığını, bir işlemde 30 bin lira almasına rağmen hakkının yendiğini düşündüğü için bu bağlantıdan ayrıldığını belirten Hacer T., daha sonra farklı aracılarla çalıştığını ve kliniklere doğrudan gitmeye başladığını söyledi. Soruşturma dosyasındaki değerlendirmelerde, kendi donörlük deneyiminin ardından başka kadınların bulunması, kliniklere yönlendirilmesi ve işlem süreçlerinin koordine edilmesinde rol aldığı öne sürülen Hacer T.’nin organizasyon içerisinde merkezî konumda bulunduğu iddia edildi. Şüphelinin bir donörün işlemlerini takip etme karşılığında 100-150 avro aldığına ilişkin beyanlarının yanı sıra bazı işlemlerde ücret almadığını söylediği ifadeler de dosyada yer aldı. Hacer T.’nin, donörlerin kliniklerdeki takip süreçlerini ilgili çalışanların yürüttüğünü belirttiği, bazı doktorlar, klinik çalışanları ve donör temin eden kişilerle tanışıklığı bulunduğunu anlattığı öğrenildi. Şüpheli, Kıbrıs’taki bazı hastane ve kliniklerle bağlantılı kişileri tanıdığını, ancak bazı işlemlerin hangi amaçla yapıldığını bilmediğini ifade etti. Hacer T. ayrıca örgüt kurma ve örgüte üyelik suçlamalarını reddetti. 53 şüphelinin bulunduğu öne sürülen yapıda iş bölümü Soruşturma kapsamında elde edilen beyanlar ve yazışmalarda, donör adaylarının bulunması, kliniklerle iletişim kurulması, ilaçların temin edilmesi, muayenelerin ayarlanması, uçak biletlerinin alınması ve ücretlerin tahsil edilmesi gibi işlerin farklı kişiler arasında paylaştırıldığı iddia edildi. Dosyada Hacer T.’nin lider, Muharrem Ş., Ahucan A., Enis K., Hayat İ. ve Özlem T.’nin ise yönetici konumunda bulunduğunun değerlendirildiği belirtildi. Emine Ç., Serap M. ve Esma K. gibi isimlerin de donör temini ve aracılık faaliyetleri kapsamında dosyada yer aldığı öğrenildi. Şüpheliler arasındaki telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar ve para transferlerinin birlikte değerlendirildiği soruşturmada, bazı kişilerin önceden donörlük yaptığı, daha sonra başka kadınları sisteme yönlendirdiği ve bu yönlendirmeler karşılığında komisyon talep ettiği öne sürüldü. Birden fazla aracının aynı aday üzerinden kazanç elde etmeye çalışmasının zaman zaman ücret anlaşmazlıklarına ve taraflar arasında tartışmalara neden olduğu kaydedildi. 20 günlük aralıklarla tekrarlanan seyahatler Soruşturma dosyasında yer alan tespitlere göre, Merve Ş.’nin 2023-2026 yılları arasında ağırlıklı olarak Kıbrıs’a, bir kez de Arnavutluk’a olmak üzere toplam 30 farklı tarihte yurt dışına seyahat ettiği belirlendi. Yaklaşık 20 günlük aralıklarla gerçekleştiği belirtilen bazı seyahatlerin, donör temini ve yurt dışındaki tüp bebek merkezlerinde üreme hücresi elde edilmesi iddialarıyla bağlantılı olabileceği değerlendirildi. Seyahatlerin yıllar boyunca tekrarlanması, özellikle aynı ülkeye yönelmesi ve uçak biletlerinin bir bölümünün üçüncü kişiler tarafından satın alınması soruşturma kapsamında incelemeye alındı. Dosyada, seyahatlerin yaklaşık 20 günlük aralıklarla gerçekleşmesinin üreme hücresi elde edilmesine yönelik işlemlerle bağlantılı olabileceği yönündeki değerlendirmelere yer verildi. Hacer T.’nin beyanlarında Kıbrıs, Gürcistan, Batum ve Tiran’a kadın yönlendirdiğini anlattığı, seyahatlerin ülke ve tarih bakımından kliniklerin ihtiyaçlarına, adayların uygunluğuna ve mevcut bağlantılara göre şekillendiğinin değerlendirildiği belirtildi. Bununla birlikte, seyahat kayıtlarının tek başına her bir yolculuğun hangi amaçla yapıldığını kesin olarak ortaya koymadığı, bu kayıtların diğer delillerle birlikte ele alındığı kaydedildi. Adayların fotoğrafları kliniklere gönderildi Dosyadaki mesajlaşmalarda, donör adaylarının yaş, boy, kilo, kan grubu, saç ve göz rengi gibi fiziksel özelliklerine ilişkin bilgilerin toplandığı, bu bilgilerin fotoğraflarla birlikte kliniklere iletildiği öne sürüldü. Bazı yazışmalarda adaylardan beş veya altı fotoğraf istendiği, kliniklerin ihtiyaçlarına uygun kişilerin belirlenmesi için aracılar arasında görüşmeler yapıldığı belirtildi. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı görüşmelerde, hangi kan grubuna ihtiyaç duyulduğunu sorduğu ve adayları yaklaşık bir ay öncesinden eşleştirdiğini anlattığı kaydedildi. Yazışmalarda, adayların görünüşleri ve kliniklerin taleplerinin aynı görüşmelerde değerlendirildiği, uygun bulunan kadınların ilaç, muayene ve seyahat süreçlerinin daha sonra planlandığı öne sürüldü. Soruşturma dosyasına giren mesajlarda, bir kadının doğum yılına ilişkin yapılan konuşmada Hacer T.’nin "Ben küçülttüm" diyerek yaşını daha küçük gösterdiğini söylediği belirtildi. Şüphelinin, yaş bilgisinin sorulması halinde yanlış gönderildiğinin söylenmesini istediği iddia edildi. Bu yazışmaların, kliniğe iletilen aday profilindeki bilgilerin değiştirilmesine ilişkin değerlendirmelerde dikkate alındığı öğrenildi. İlaçların kullanımı videolarla takip edildi Hacer T., ifadesinde Gonal-F, Puregon ve Menopur isimli ilaçların yumurtaların büyütülmesi amacıyla kullanıldığını, kendisinin de donörlük sürecinde bu ilaçlardan bazılarını kullandığını belirtti. Gonapeptyl isimli ilacın kullanım amacına ilişkin de açıklama yapan şüphelinin, hangi ilacı hangi tarihte ve hangi dozda kullandığını ayrı ayrı belirtmediği öğrenildi. Dosyadaki yazışmalarda, ilaç kutularının fotoğraflarının istendiği, iğne uygulamalarının ve ultrason kontrollerinin görüntüler üzerinden takip edildiği öne sürüldü. Hacer T.’nin bazı görüşmelerde fotoğrafla yetinmeyerek ultrason videosu istediği, kadınların kullandıkları dozları ve kalan ilaç miktarlarını kontrol ettiğini anlattığı belirtildi. Hacer T., başka kadınlara gönderilen ilaçların temini konusunda Antalya’daki Baran ve Ankara’daki Filiz K. isimli kişilerden gelen ilaçları kadınlara ulaştırdığını ifade etti. Bu işlemleri kliniklerin talebi üzerine yaptığını söyleyen şüphelinin, eczacı olarak bildiği Nevzat isimli kişiyle reçetesiz ilaçların gönderilmesine ilişkin görüşmelerinin de dosyada yer aldığı öğrenildi. Bir donörün ifadesinde, Gonal-F ve Gonapeptyl isimli ilaçların kendisine kargo veya otobüs aracılığıyla gönderildiğini, gönderimleri Hacer T.’nin yaptığını ve şüphelinin organizasyon işlerini yönettiğini söylediği belirtildi. Dosyada ayrıca kullanılmayan ilaçların satın alınması ve başka kadınlara gönderilmesiyle ilgili mesajlaşmaların bulunduğu kaydedildi. Muayeneler Türkiye’de, işlemler yurt dışında Soruşturma kapsamında alınan ifadelerde, bazı donör adaylarının yurt dışındaki işlemler öncesinde İstanbul’da muayeneye götürüldüğü belirtildi. Bir donör, Hacer T.’nin kendisini iki kadınla birlikte Pendik’teki bir doktora götürdüğünü ve muayene ücretini nakit ödediğini anlattı. Hacer T.’nin de söz konusu anlatımı doğruladığı öğrenildi. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı görüşmelerde, kadınların İstanbul’daki muayene kayıtlarını istemediklerini söylediği ve muayenelerin kayıtsız şekilde gerçekleştirildiğini anlattığı iddia edildi. Şüphelinin bazı yazışmalarda kayıt yapılmamasını istediği, hekimlere toplu ödeme ve elden para verilmesi yöntemlerinden söz ettiği belirtildi. Dosyadaki değerlendirmelerde, Türkiye’de gerçekleştirilen muayene ve hazırlık aşamalarının yurt dışındaki kliniklerde yapılan işlemlerle bağlantılı olduğu öne sürüldü. Kadınların bazılarının yurt dışına tek başına gittiği, bazılarının ise varışta şoförler tarafından karşılandığına ilişkin beyanlar da soruşturma dosyasına girdi. Uçak biletleri ve seyahatler farklı kişilerce organize edildi Soruşturma dosyasında, donör adaylarının seyahat organizasyonlarında birden fazla kişinin görev aldığına ilişkin tespitler yer aldı. Hayat İ., Özlem T. ve Enis K.’nın uçak bileti bağlantılarında isimlerinin geçtiği, bazı biletlerin ise şirketler tarafından satın alındığı belirtildi. Klinikle iletişim kuran kişi, uçak biletini satın alan taraf ve yurt dışında karşılamayı gerçekleştiren kişinin farklı olabildiği değerlendirildi. Hacer T.’nin kendi donörlük işlemleri için Kıbrıs’a gittiğini, varışta şoför tarafından karşılandığını ve kan tahlili ile işlem sonrasında çoğunlukla aynı gün İstanbul’a döndüğünü anlattığı öğrenildi. Dosyada, Tiran ve Batum bağlantılarının da organizasyonun farklı kolları olarak değerlendirildiği belirtildi. Bununla birlikte, seyahatlerin her birinde aynı kişilerin görev almadığı, bazı kadınların yalnız seyahat ettiği ve farklı aracılar üzerinden işlem yaptığına ilişkin anlatımların bulunduğu kaydedildi. Para trafiğinde Muharrem Ş. öne çıktı Soruşturma kapsamında incelenen Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) kayıtlarında, Hacer T. ile Muharrem Ş. arasında karşılıklı para transferleri bulunduğu tespit edildi. Dosyada, 4 Eylül 2024 ile 26 Temmuz 2026 arasındaki listelenen hesap hareketlerinde Muharrem Ş.’den Hacer T.’ye 1 milyon 347 bin 341 lira 53 kuruş, Hacer T.’den Muharrem Ş.’ye ise 1 milyon 253 bin 650 lira aktarıldığı belirtildi. İki kişi arasındaki karşılıklı para transferlerinin toplamı 2 milyon 600 bin 991 lira 53 kuruş olarak kaydedildi. Dosyada ayrıca Hacer T.’nin hesabına listelenen 1 milyon 373 bin 501 lira 53 kuruşluk giriş ve hesabından listelenen 1 milyon 394 bin 750 liralık çıkış hareketleri yer aldı. Listelenen giriş ve çıkışların toplam hacminin 2 milyon 768 bin 251 lira 53 kuruş olduğu belirtildi. Hesap hareketlerinde ilaç, muayene, yol masrafları ve borç ilişkilerine ilişkin açıklamaların da bulunduğu, bu nedenle söz konusu tutarların doğrudan organizasyonun net kazancını göstermediği kaydedildi. Dosyada yer alan bir başka tespitte, Hacer T.’nin 23 Temmuz 2026’da bir kadına 45 bin lira gönderdiğini söylediği, aynı gün söz konusu tutarın Muharrem Ş.’nin hesabından ilgili kişinin hesabına aktarıldığı belirtildi. Hacer T.’nin bu ödemenin kullanılmayan ilaçların satın alınmasıyla ilgili olduğunu ifade ettiği öğrenildi. Hacer T.’nin Muharrem Ş.’yi 2025 yılında tanıştığı erkek arkadaşı olarak tanımladığı, ilaç temini ve para transferlerine ilişkin bağlantıların da soruşturma kapsamında incelendiği belirtildi. Donör ücretleri ve aracı komisyonları pazarlık konusu oldu Soruşturma dosyasındaki mesajlaşmalarda, donörlere ödenecek ücretler ve aracılara verilecek komisyonlar konusunda çok sayıda pazarlık yapıldığı öne sürüldü. Bazı anlatımlarda, bir işlemden 8-10 bin avro gelir elde edildiği, donöre ise 800-1.000 avro ayrıldığı belirtildi. Ücretlerin kliniklere, işlem sonuçlarına ve elde edilen yumurta sayısına göre değiştiğine ilişkin ifadeler de dosyada yer aldı. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı bir görüşmede donöre 1.300 avro, kendisine ise 150-200 avro ödenmesinin konuşulduğu belirtildi. Şüphelinin başka bir açıklamasında, normal sonuçlanan bir işlemden yaklaşık 5 bin lira aldığını, düşük sayıda yumurta elde edilmesi halinde ise kendisine ödeme yapılmadığını söylediği öğrenildi. Dosyadaki bazı mesajlarda Serap M.’nin, 2 bin avroluk bir bedel üzerinden iki aracıya ayrı ayrı 500 avro verilmesini önerdiği kaydedildi. Başka bir yazışmada Hacer T.’nin, yüksek sayıda yumurta elde edilen bir donörün ücretinden 100 avro kesilerek önceki bir işlemin hesabının dengelenmesini önerdiği öne sürüldü. Hacer T.’nin bir pazarlık sırasında "90 M2 çıkaran kızım var benim" ifadesini kullandığı, aynı görüşme dizisinde farklı yumurta sayıları için ödenen tutarları örnek gösterdiği belirtildi. Dosyada yer alan "M2" ifadesinin, olgunlaşmış yumurta hücrelerini tanımlamak için kullanılan MII aşamasına ilişkin olduğu değerlendirildi. Yumurta sayıları, toplanan oositler ve olgunlaşmış hücre sayılarının farklı ölçümler olduğu kaydedildi. Yeni aday bulanlara da komisyon verildiği iddiası Soruşturma dosyasındaki anlatımlarda, daha önce donörlük yapan bazı kadınların arkadaş çevrelerinden yeni adaylar bulduğu ve bu yönlendirmeler karşılığında komisyon talep ettiği öne sürüldü. Hacer T.’nin kendisini başka bir adayla tanıştıran kişiye 100 avro verdiğini anlattığı, başka bir donörün de yönlendirdiği kadın karşılığında vaat edilen komisyonu istediği mesajları kabul ettiği belirtildi. Bazı donörlerin daha önce işlem yaptırdıkları kliniklere yeniden yönlendirildiği, Hacer T.’nin bir kadını altı kez yönlendirdiğini söylediği öğrenildi. Başka bir donörün ise Kıbrıs’a yaklaşık bir buçuk ila iki ayda bir gittiğini anlattığı kaydedildi. Dosyadaki değerlendirmelerde, seyahat sayıları ile işlem sayılarının birbirinden farklı olabileceği, bu nedenle faaliyetlerin yalnızca uçuş kayıtlarından hareketle belirlenemeyeceği ifade edildi. Ücret anlaşmazlıkları ve mesajları silme talepleri Soruşturma dosyasında, bazı donörlerle aracılar arasında ücret, bilet ve işlem takvimi nedeniyle tartışmalar yaşandığına ilişkin mesajlar da yer aldı. Bir donörün yalnızca 1.000 avro aldığını, bilet ve otel masraflarının sorun oluşturduğunu belirterek başka bir hastane bulacağını yazdığı, Hacer T.’nin ise bu mesaja sert ifadelerle karşılık verdiği öne sürüldü. Başka yazışmalarda Hacer T.’nin, bir donörden mesajları silmesini ve sorulması halinde bireysel olarak seyahat ettiğini söylemesini istediği iddia edildi. Bazı kadınların aracılarla çalışmayı bırakarak kliniklerle doğrudan iletişim kurmak istediği, bu durumun komisyon anlaşmazlıklarını artırdığı belirtildi. Dosyada ayrıca bir para anlaşmazlığı sırasında Hacer T.’nin, paranın donörde olmadığını göstermek amacıyla mahrem görüntü çekerek Aden isimli kişiye gönderdiğini anlattığı mesajların bulunduğu kaydedildi. Donörün ise görüntünün başka kişilerin eline geçmesinden endişe ettiğini belirterek silinmesini istediği öğrenildi. Söz konusu yazışmaların, taraflar arasındaki para anlaşmazlıkları ve iletişim biçimi kapsamında dosyaya girdiği belirtildi. Ekonomik sıkıntılar ve çocuk bakımı da ifadelere yansıdı Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan bazı kadınların, donörlük faaliyetlerine ekonomik sıkıntılar, borçlar ve ek gelir ihtiyacı nedeniyle katıldıklarını anlattıkları öğrenildi. Ahucan A.’nın borçları nedeniyle donörlüğe başladığını söylediği, bazı kadınların ise işsizlik ve geçim sıkıntısından söz ettiği belirtildi. Dosyada yer alan bir donörün, eşinin 2022 yılında Bakırköy’de yaşanan silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini, olay sırasında küçük bir kızının bulunduğunu ve yedi aylık hamile olduğunu anlattığı kaydedildi. Aynı kişinin çocuklarının bakımını ve çalışma hayatını birlikte yürütmeye çalıştığı, seyahat saatlerini de bu şartlara göre ayarlamak zorunda kaldığını söylediği belirtildi. Başka bir yazışmada ise işlem takviminin ertelenmesi nedeniyle karın şişliği ve kasık ağrısı yaşadığını belirten bir donörün, daha fazla yumurta elde edilmesi amacıyla bekletildiğini düşündüğünü ifade ettiği öğrenildi. Söz konusu anlatımların kadınların kendi beyanlarını içerdiği, dosyada bu kişiler bakımından ayrıca bir tıbbi komplikasyon tanısının belirtilmediği kaydedildi. Tekrarlanan işlemlerin sağlık riskleri de gündeme geldi Soruşturma dosyasındaki anlatımlarda, yumurtalıkların ilaçlarla uyarılması ve yumurta toplama işlemlerinin birden fazla kez gerçekleştirildiğine ilişkin beyanlar yer aldı. Tıbbi açıdan bu işlemler; yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu, kanama, enfeksiyon ve yumurtalığın dönmesi gibi komplikasyon riskleri taşıyor. Ancak dosyada adı geçen her donör açısından bu tür komplikasyonların gerçekleştiğine ilişkin kesin bir tespit bulunmadığı belirtildi. Aynı donörün farklı ülkelerdeki kliniklerde tekrar tekrar kullanılması, işlem kayıtlarının merkezler arasında izlenememesi halinde genetik köken ve aile sağlık geçmişine ilişkin sorunlara da yol açabiliyor. Aynı donörden elde edilen yumurtalarla farklı ailelerde doğan çocukların genetik kardeş olabileceği, kayıtların birbirine bağlanamaması durumunda bu kişilerin genetik yakınlıklarını bilmeden ileride ilişki kurma veya evlenme riskiyle karşılaşabileceği değerlendiriliyor. Soruşturma dosyasında ise bu kapsamda gerçekleşmiş bir olay veya doğan çocukların toplam sayısına ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyor. Soruşturma sürüyor İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, donör temini, yurt dışındaki kliniklere yönlendirme, ilaç tedariki, para transferleri ve şüpheliler arasındaki görev dağılımına ilişkin delillerin birlikte değerlendirildiği öğrenildi. Dosyada, bazı şüphelilerin eylemlerinin 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’un Ek 1’inci ve 15’inci maddeleri ile Türk Ceza Kanunu’nun 91’inci maddesi kapsamında değerlendirildiği, örgütlü suç iddiaları bakımından da TCK’nin 220’nci maddesinin gündeme geldiği belirtildi. Örgüt lideri ve yöneticilerinin sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerin soruşturma dosyasındaki deliller çerçevesinde yapıldığı kaydedildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin ifadeleri, telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, uçuş kayıtları ve mali hareketlere ilişkin incelemelerin sürdüğü öğrenildi.

İstanbul merkezli yasa dışı "üreme hücresi" ticareti operasyonu: Gözaltı sayısı 39'a yükseldi Haber

İstanbul merkezli yasa dışı "üreme hücresi" ticareti operasyonu: Gözaltı sayısı 39'a yükseldi

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, CİMER üzerinden yapılan ihbar üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince başlatılan operasyonda şu ana kadar gözaltı sayısı 39'a yükseldi. Türkiye, KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan bağlantılı yasa dışı üreme hücresi ticaretinin örgütlü şekilde yürütüldüğüne ilişkin bulgulara ulaşan emniyet ekipleri, HTS ve MASAK kayıtları, yurt dışı seyahat bilgileri ve elde edilen diğer delillerin değerlendirilmesi sonucunda, Türk vatandaşı kadınların yurt dışına yönlendirilerek maddi menfaat karşılığında yumurta satışı yaptıkları anlaşıldı. Soruşturma kapsamında 41 kadın tarafından toplam 811 kez yumurta satışı gerçekleştirildiği tespit edildi. İstanbul dahil 14 ilde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda aralarında 1 örgüt lideri, 5 örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, 2 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile 4 seyahat organizatörünün bulunduğu toplam 53 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Şu ana kadar Şüphelilerden 39’u yakalanarak gözaltına alındı. Bir şüphelinin cezaevinde olduğu belirlenirken, yurt dışında olduğu tespit edilen 7 şüpheliyle birlikte toplam 14 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği aktarıldı. İhbarı çete elebaşının aldattığı koca tarafından yapıldı Yapılan 2 ayrı ihbardan birinin çete lideri Hacer T.’nin eşi tarafından gerçekleştirildiği, adı açıklanmayan ihbarcının, eşi ile eşinin yasak ilişki yaşadığı eczacı Muammer T.’nin tarafından "üreme hücresi ticareti" yapıldığını bildirdiği öğrenildi. İhbarı değerlendiren ekipler, yaptıkları çalışmanın ardından bir doktorun kadınları yumurtalarının alınması için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) tüp bebek merkezlerine gönderdiğini belirledi. Kadınların yumurtalarının tanesinin 60 ila 80 avro arasında alan organizatörlerin bunu da tüp bebek merkezine 100 avro civarında sattıklarını tespit eden ekipler, bu sayde yaklaşık 2 milyon avroluk bir para trafiğinin oluştuğunu ortaya çıkardı. Organizatörlerden Hacer T.'nin kadınların fotoğraf ve görüntülerini çekerek yumurtalık isteyenlere gösterildiğini tespit eden ekipler, eski eczacı olan kadının sevgilisinin ise işlemlerde kullanılacak ilaçları temin ettiği belirlendi. Çocuk sahibi olmak isteyip bu yola başvuranların "sarı saç, mavi göz" genlerini istediklerini karşılık olarak ise "Her türlü buluruz" cevabını da yine teknik ve fiziki takibin ardından ortaya çıkaran ekipler, en genci 22, en yaşlısı 33 aralığındaki kadın donörlerin toplam 811 kere KKTC, Arnavutluk ve Hırvatistan'a gittiğini belirledi. Arnavutluk ve Gürcistan’dan renkli göz-sarı saç kriteri Üreme hücresi (Yumurta) satışı yapan ve İstanbul polisi tarafından çökertilen çeteye ilişkin ayrıntılarda, Gürcistan ve Arnavutluk’taki kliniklerin renkli göz ve sarı saç kriterleri dışındaki kadınlardan yumurta almadıkları anlaşıldı. KKTC kliniği olan Hayat İ. adlı doktor da gözaltına alınırken, Kıbrıs, Arnavutluk, Gürcistan’a giden donör kadınların söz konusu işlemlerden toplamda en az iki milyon Euro haksız kazanç elde ettikleri ortaya çıktı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından İstanbul merkezli 14 ilde operasyon düzenleyen ekipler, şu ana kadar örgüt lideri Hacer T. ile birlikte 3’ü organizatör, 3’ü doktor, 32’si donör kadın olmak üzere toplam 39 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yakalanan şüphelilerin polisteki sorgusu sürerken, firari 14 zanlıyı yakalama çalışmaları devam ediyor.

Uzmanı uyardı: Tüp bebekte ilk başarısızlıkta hemen vazgeçmeyin Haber

Uzmanı uyardı: Tüp bebekte ilk başarısızlıkta hemen vazgeçmeyin

Tüp bebek tedavisinde ilk denemenin başarısız olması çiftlerin çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmiyor. Yedi merkezde 18 bin 306 kadının verilerinin incelendiği araştırmada, üç tedavi sonunda kümülatif canlı doğum oranının yüzde 68,2'ye kadar çıkabildiği belirlendi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, "Sağlıklı embriyo elde edilebiliyor ve gebeliğe engel ciddi bir sorun bulunmuyorsa ilk başarısızlıkta hemen vazgeçilmemeli" dedi. Tüp bebek tedavisinde başarının tek bir uygulama üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Faruk Buyru, tedavinin başarısında kadının yaşı başta olmak üzere yumurtalık rezervi, elde edilen yumurta sayısı, embriyonun kalitesi ve genetik yapısı ile rahim içinin durumunun etkili olduğunu söyledi. Yedi merkezde 18 bin 306 kadının verilerinin değerlendirildiği araştırmaya göre, üç tedavi sonunda kümülatif canlı doğum oranı yüzde 68,2'ye ulaştı. Bu oran 35 yaşın altındaki kadınlarda yüzde 84,5 olurken, 41-42 yaş grubunda yüzde 30,1 olarak belirlendi. Prof. Dr. Buyru, söz konusu oranların tüm yaş gruplarını kapsayan genel veriler olduğunu aktararak, "Yüzde 68,2 bütün yaş gruplarını kapsayan genel bir orandır. Kadının yaşı, yumurtalık cevabı, elde edilen yumurta sayısı, embriyonun kalitesi ve genetik yapısı ile rahim içinin durumu başarıyı doğrudan etkiler. Özellikle 40 yaşından sonra sağlıklı yumurta ve embriyo elde etme ihtimali azalır. Bu nedenle araştırmadaki oranlar her hastaya doğrudan uyarlanamaz" ifadelerini kullandı. "Bir ay kötü embriyo, sonraki ay iyi embriyo gelişebilir" Tüp bebek tedavisinde yumurtalık cevabı ve embriyo kalitesinin her tedavide aynı olmayabileceğine dikkat çeken Buyru, bir denemede kaliteli embriyo elde edilememesinin sonraki denemelerin de başarısız olacağı anlamına gelmediğini söyledi. Buyru, "Bir ay transfer edilemeyecek kadar düşük kaliteli embriyolar elde edilirken sonraki tedavide çok daha kaliteli, hatta dondurulabilecek embriyolara ulaşılabilir. Sağlıklı embriyolar elde edilebiliyorsa ve gebeliğe engel başka ciddi bir durum yoksa hemen vazgeçmemek en doğrusudur" diye konuştu. Kendi mesleki deneyiminde sekiz-on tedavinin ardından çocuk sahibi olan çiftlerle de karşılaştığını söyleyen Buyru, bunun her çift için aynı sayıda tedavinin uygulanması gerektiği anlamına gelmediğini ifade etti. Başarısız tedavi psikolojik ve ekonomik yük oluşturabiliyor İlk tüp bebek denemesinin başarısız olmasının çiftler üzerinde psikolojik ve ekonomik açıdan önemli bir yük oluşturabildiğini belirten Prof. Dr. Buyru, tedaviye başlamadan önce başarısızlık ihtimalinin de çiftlerle konuşulması gerektiğini söyledi. Buyru, "Yüzde 50-60 gebelik şansı tüp bebek açısından çok iyi bir rakamdır. Ancak bu, çiftlerin önemli bir bölümünün ilk denemede başarısızlıkla karşılaşabileceği anlamına da gelir. Bazı çiftler ekonomik nedenlerle, bazıları ise yaşadıkları psikolojik travma nedeniyle tedaviyi sürdürmek istemeyebilir. Bu süreçte psikolojik destek oldukça önemlidir" dedi. 45 yaşından sonra başarı şansı oldukça sınırlı Kadın yaşının tüp bebek tedavisindeki en önemli başarı faktörlerinden biri olduğunu vurgulayan Buyru, 45 yaşından sonra uygulanan tedavilerin gebelik şansına katkısının oldukça sınırlı kaldığını söyledi. Özellikle medyaya yansıyan 50 yaş üzerindeki gebeliklerin toplumda yanlış beklentilere yol açabildiğini belirten Buyru, "Bu gebeliklerin bir kısmında kadının genç yaşta dondurduğu yumurtalar kullanılıyor. Bir kısmı ise Türkiye'de yasal olmayan yumurta bağışı yoluyla gerçekleşiyor ancak bu ayrıntı çoğu zaman açıklanmıyor. Bu örneklerden hareketle herkesin ileri yaşta aynı şansa sahip olacağını düşünmek doğru değildir" şeklinde konuştu. Tüp bebek tedavisinde kişiye özel planlama Bilimsel araştırmaların tüp bebek tedavisinde önemli bir yol gösterici olduğunu ancak sonuçların tek bir oran üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Buyru, tedavide kişiye özel planlamanın önemini vurguladı. Araştırmanın yöntemi, vaka sayısı ve çalışmaya dahil edilen hastaların özelliklerinin yanı sıra merkezin teknolojisi, embriyoloji laboratuvarının başarısı ve ekibin deneyiminin de sonuçları etkileyebildiğini belirten Buyru, "Çalışmanın yöntemi, vaka sayısı ve hangi hastaların araştırmaya dahil edildiği ayrıntılı olarak incelenmelidir. Merkezin teknolojisi, embriyoloji laboratuvarının başarısı ve ekibin deneyimi de sonucu etkiler. En doğru yaklaşım; kadının yaşı, yumurtalık rezervi, embriyo özellikleri, rahim içinin durumu ve çiftin şartları dikkate alınarak kişiye özel bir tedavi planı oluşturmaktır" ifadelerine yer verdi.

Adıyaman’da 34 yıl sonra gelen mutluluk Haber

Adıyaman’da 34 yıl sonra gelen mutluluk

Adıyaman’da yaşayan 65 yaşındaki Abuzer Doğan ile 60 yaşındaki eşi Zeynep Doğan, 34 yıllık çocuk hasretinin ardından tüp bebek yöntemiyle ikiz çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşadı. İkiz kızları şu an 8 yaşında olan çift, sosyal medyada ilgi odağı oldu. 42 yıldır evli olan Doğan çifti, uzun yıllar süren çocuk özlemlerinin ardından dünyaya gelen Tekbir Gül ve Havva Gül isimli ikiz kızlarıyla yeni bir hayata başladı. Çiftin, bugün 8 yaşında olan çocukları ilkokul 2. sınıfta eğitim görüyor. Evlendikten 34 yıl sonra ikiz kızlarının dünyaya gelmesiyle birlikte evlerinde büyük bir mutluluk yaşandığını ifade eden Doğan çifti, yıllar sonra anne ve baba olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu belirtti. Öte yandan, Adıyaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mesut Polat, Cumhurbaşkanlığınca ilan edilen "Aile Yılı" etkinlikleri kapsamında Doğan ailesini evlerinde ziyaret etti. Ziyarette aileyle sohbet eden Polat, çocuklarla yakından ilgilenerek ailenin mutluluğuna ortak oldu. Doğan çifti ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek kendilerine gösterilen ilgiden dolayı teşekkür etti. Sosyal medyada da gündem oldular Doğan ailesi, geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirdikleri Anıtkabir ziyareti sırasında vatandaşlar tarafından çekilen fotoğraf ve videolarla da sosyal medyada gündem oldu. İleri yaşta anne ve baba olan çiftin, 8 yaşındaki ikiz kızlarıyla birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiği anlar çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılırken, aileye ilişkin görüntüler sosyal medya platformlarında geniş ilgi gördü. Doğan Ailesi’ni ziyaret etmekten mutlu olduklarını dile getiren Adıyaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mesut Polat, "42 yıllık bir ailenin mücadelesi sonucunda iki tane kız çocuğu olan bir ailenin evine Aile Yılı kapsamında misafir olduk. Onların duygularına rehberlik etmeye çalıştık ve devlet olarak çocuklarımızın ve ailemizin her zaman yanında olduğu bilgisinin mesajını vermeye geldik. Çok güzel bir duygu. Burada bir azim, mücadele ve ailenin birlik ve bütünlüğünü görmüş olduk. Azimle nelerin yapılabildiğini, çocukların çok önemli bir duygu olduğunu ve ailenin bu vesileyle büyük bir mutluluk yaşadığını gördük" dedi. Baba Abuzer Doğan ise konuşmasında, "34 yıl çocuk bekledik olmadı. Zamanında doktorlar tavsiye etti, dediler ki tıptan geri kalmayın, tıp ilerliyor. Bizler de tıptan geri kalmadık devam ettik. Aynı anda işte bize sürpriz gibi oldu. Ben mutluyum, Herkes mutlu olsun, huzur dolsun. Ben işten geliyordum kahvehaneye, sonra gece 12.00’de eve geliyordum ve kavga ediyorduk. Her zaman olaylar çıkıyordu. Şimdi işten çıkınca direkt evime geliyorum. Çocuk bakmak zor ama senin çocuğun olduktan sonra çocuk bakması hiç zor değil. Her ikisi de benimle beraber yatıyor. Annesine bakıyorlar, sonra gelip bana sarılarak yatıyorlar" ifadelerini kullandı. Zeynep Doğan da, "Biz daha önceden yetim gibiydik. Çok şükür çocuklar olunca evimiz tatlandı. Evimiz daha güzel oldu, keyfimiz yerine geldi ve mutluyuz. Bizler hep beraber yemek yiyoruz, hep beraber uyuyoruz. Kurban olurum onlara" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.