Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tüi̇k

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dış ticaret haddinde gerileme Haber

Dış ticaret haddinde gerileme

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz 2026 dış ticaret endekslerini açıkladı. Verilere göre ihracat birim değer endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,2 artarken, ihracat miktar endeksi yüzde 4,9 azaldı. İthalat birim değer endeksi ise yüzde 12,8 artış gösterdi, ithalat miktar endeksi de yüzde 6,9 düştü. İHRACATTA BİRİM DEĞER ARTTI, MİKTAR AZALDI İhracat birim değer endeksi Temmuz ayında yıllık bazda yükseldi. Alt kalemlerde; gıda, içecek ve tütünde yüzde 6,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 10, yakıtlarda yüzde 39,4, imalat sanayinde ise yüzde 6,1 artış kaydedildi. Buna karşın ihracat miktar endeksi aynı dönemde yüzde 4,9 geriledi. Miktar bazında gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,9, ham maddelerde yüzde 6,4 artış olurken; yakıtlarda yüzde 30,2, imalat sanayinde ise yüzde 4,2 düşüş yaşandı. İTHALATTA DA MİKTAR DÜŞÜŞÜ DİKKAT ÇEKTİ İthalat birim değer endeksi Temmuz’da yıllık bazda yüzde 12,8 arttı. Alt kalemlerde gıda, içecek ve tütünde yüzde 3,3 azalma, yakıtlarda yüzde 23,7 artış, ham maddelerde yüzde 11,6 artış, imalat sanayinde ise yüzde 9,1 artış görüldü. İthalat miktar endeksi ise yüzde 6,9 azaldı. Bu dönemde gıda, içecek ve tütünde yüzde 24,4, ham maddelerde yüzde 11,3 artış yaşanırken; yakıtlarda yüzde 8,6, imalat sanayinde ise yüzde 7,7 düşüş kaydedildi. DIŞ TİCARET HADDİ 91,3 OLDU İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan dış ticaret haddi, geçen yılın Temmuz ayında 95,3 seviyesindeyken, bu yılın aynı ayında 4 puan azalarak 91,3 oldu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride ise ihracat miktar endeksi Temmuz’da yüzde 2,7 artarak 143,3’e, ithalat miktar endeksi ise yüzde 8,7 azalarak 114,7’ye geriledi.

Konutta büyük değişim Haber

Konutta büyük değişim

Türkiye’de aile ve hane yapısındaki değişim, yükselen maliyetler ve dönüşen yaşam alışkanlıkları konut talebini yeniden şekillendiriyor. Daha küçük metrekareli, işlevsel ve erişilebilir konutlara ihtiyaç artarken, çocuklu ailelerin daha geniş konut talebi de devam ediyor. Bu tablo, sektörün tek bir daire tipine yönelmek yerine farklı ihtiyaçlara cevap veren dengeli projeler üretmesini zorunlu kılıyor. İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, konut metrekarelerindeki küçülmenin yalnızca maliyet baskısıyla açıklanamayacağını, demografik ve toplumsal değişimin de doğru okunması gerektiğini söyledi. Başkan Demir, “Konutların metrekareleri küçülüyor; ancak bu dönüşümü yalnızca yüksek maliyetlerle açıklamak eksik kalır. Toplumun kendisi, aile yapısı ve insanların yaşam biçimleri değişiyor. Eskiden ağırlıklı olarak 3+1 veya 4+1 üzerinden şekillenen konut anlayışının yanında bugün tek kişinin, genç bir çiftin, iki kişilik bir hanenin ya da çocuklu tek ebeveynli bir ailenin ihtiyacına cevap verecek farklı konut tiplerine daha fazla ihtiyaç var” dedi. Hanehalkı Küçülüyor, Konut İhtiyacı Çeşitleniyor TÜİK’in 12 Mayıs 2026’da yayımladığı “İstatistiklerle Aile, 2025” bültenine göre Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğü 2008’de 4 kişi iken 2025’te 3,08 kişiye geriledi. Tek kişilik hanehalklarının toplam içindeki oranı 2014’te yüzde 13,9’dan 2025’te yüzde 20,5’e yükselirken, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranı yüzde 67,4’ten yüzde 62,7’ye düştü. Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının payı ise aynı dönemde yüzde 7,6’dan yüzde 11,3’e çıktı. Bu değişimin konut üretimine doğrudan yansıdığını ifade eden Demir, “Herkes için aynı büyüklükte ve aynı planlama anlayışında konut üretmek artık doğru değil. Bir kişinin yaşayacağı konut ile dört kişilik bir ailenin ihtiyaç duyduğu konutun planı, alan kullanımı ve maliyeti aynı olamaz. Önümüzdeki dönemde konut üretiminde çeşitliliği artırmamız gerekiyor” diye konuştu. “Bütün Konutları Küçültmek de Doğru Değil” Değişen talebin, bütün projelerin küçük dairelerden oluşması gerektiği şeklinde okunmaması gerektiğini vurgulayan Demir, çocuklu ve geniş ailelerin daha büyük konut ihtiyacının devam ettiğine dikkat çekti. Demir, “Bir projede yalnızca 1+1 üretmek de yalnızca 3+1 üretmek kadar tek tipçi olabilir. Mesele büyük veya küçük konuttan birini diğerine üstün tutmak değil; bulunduğu bölgenin demografik yapısına, ulaşım olanaklarına, altyapısına ve sosyal ihtiyaçlarına uygun, dengeli bir konut karması oluşturmaktır. Amaç küçük evleri çoğaltmak değil, doğru yerde doğru büyüklükte konut üretmektir” ifadelerini kullandı. Daha Küçük Konut, Daha Niteliksiz Konut Olmamalı Küçük metrekareli konutlarda tasarım ve uygulama kalitesinin daha da önem kazandığını belirten Demir, güvenlik ve yaşam kalitesinden taviz verilemeyeceğini söyledi. Demir, “Metrekare küçüldükçe her alanı doğru kullanma sorumluluğu artıyor. Deprem güvenliği, yapı kalitesi, sağlıklı iç ortam ve enerji verimliliği hiçbir koşulda ikinci plana atılamaz. Depolama alanı, doğal ışık, ısı ve ses yalıtımı, erişilebilir tasarım ve gerektiğinde farklı amaçlarla kullanılabilecek esnek mekânlar daha da önemli hale geliyor. Küçük ama iyi tasarlanmış bir konut, büyük fakat verimsiz bir konuttan çok daha işlevsel olabilir” dedi. Erişilebilirlik Sadece Metrekareyle Çözülmez Konut maliyetlerindeki artışın dönüşümü hızlandırdığını ifade eden Demir, erişilebilir konut üretiminin yalnızca satış fiyatı üzerinden değil, toplam yaşam maliyeti üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Demir, “Daha düşük metrekare, doğru planlandığında toplam satın alma bedelini; enerji, bakım ve ortak giderleri azaltmaya katkı sağlayabilir. Fakat konuta erişim sorununu yalnızca daireyi küçülterek çözemeyiz. Uygun arsa üretimi, öngörülebilir imar ve ruhsat süreçleri, uzun vadeli ve erişilebilir konut finansmanı ile üretim maliyetlerini azaltacak politikalar birlikte ele alınmalı. Aksi halde küçük konut da orta ve dar gelirli vatandaş için erişilemez kalır” diye konuştu. Geleceğin Konutu Değişen Hayata Uyum Sağlamalı Konut üretiminin yalnızca bugünün talebine göre değil, önümüzdeki 10-20 yıllık toplumsal dönüşüm dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirten Demir, esnekliğin geleceğin konutunda temel ölçütlerden biri olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı (OVP) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasının ortaya konulduğu toplantıda büyüme, enflasyon, istihdam, bütçe dengesi ve cari açık başta olmak üzere temel makroekonomik hedefler kamuoyuyla paylaşıldı. Yılmaz, burada programın detaylarına ilişkin gerçekleştirdiği sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yılmaz, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasından ibaret olmadığını belirterek, para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü politikaların da devreye alınacağını söyledi. Yılmaz, 2027’de yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara daha hassas yaklaşılacağını, gıda arzını artırmak için sulama yatırımları başta olmak üzere gerekli tüm politika araçlarının kullanılacağını ifade etti. "Önümüzdeki dönemde sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız" Konut, arz yönlü politikaların da önemine değinen Yılmaz, "Deprem konutlarının bitmesiyle deprem alanlarında kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördük. Merkez Bankamızın da bir güzel çalışması vardı. Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalarda teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut başladı biliyorsunuz ama bu süreci önceliklendiriyoruz. Bütçemizden de destek veriyoruz. Bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri, gelirleri oluşturmaya kararlıyız" diye konuştu. Yenilenebilir enerji ve demiryolu yatırımlarıyla üretim ve lojistik maliyetlerinin düşürüleceğini ifade eden Yılmaz, para, maliye ve arz yönlü politikaların bütüncül şekilde sürdürüleceğini söyledi. "Savaşların enflasyona daha fazla etki etmesinin nedeni atalet" Yılmaz, ‘bölgedeki savaşlardan Türkiye’nin neden diğer ülkelerden daha fazla etkilendiği’ ise, "Atalet dediğimiz bir şey var. Geçmişten gelen yüksek bir enflasyon oranınız varsa, bu belli oranda ne yaparsanız yapın yansıyor. Daha düşük bazla bu sürece girenlerle daha yüksek enflasyonla girenler aynı şekilde etkilenmiyorlar. Belki yüzdelik oran olarak benzer şekilde etkilenebilirler ama o geçmişin getirdiği atalet var. Belki puan olarak yüksek gelmeyebilir ama geçmişe oransal baktığınız zaman ciddi bir etkilenme olduğunu görüyorsunuz" yanıtını verdi. "Savaşın etkisi olmasa bugün 31 buçuktan değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık" Enflasyonla mücadelenin uzamasına ilişkin konuşan Yılmaz, dış konjonktürün burada etkili olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik." "Gelecek dönemde programda revizyonlar olabilir" Gelecek dönemde programda revizyon yapılıp yapılamayacağına dair de değerlendirmede bulunarak, "Elbette olabilir. Bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye’ye özgü bir şey de değil. Uluslararası kuruluşların tahminleri de bizden daha çok revize ediyorlar. Yıl içinde defalarca revize eden kurumlar oluyor, ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştirmemeli. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz. Sanayiyi bu dönem daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın, ülkemizin geldiği şartlara göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Programımızın ana çerçevesi belli. Fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye. Bu artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, 2027 enflasyon hedeflerinin savaşlar ve dış konjonktürdeki olumsuzluklar dikkate alınarak daha gerçekçi ve ihtiyatlı belirlendiğini ifade ederek, hedeflenen oranın üzerine çıkmayı değil, daha iyi bir performans göstermeyi hedeflediklerini söyledi. "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz" Yılmaz, 2027-2029 döneminde 2,1 milyon kişilik istihdam artışı öngördüklerini belirterek, bunun yıllık yaklaşık 700 bin kişiye karşılık geldiğini ve tarihi ortalamalarla uyumlu olduğunu söyledi. Yılmaz, büyümenin yanı sıra iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla bu hedefe ulaşılacağına inandıklarını ifade etti. İşsizlik hesaplamalarına yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Yılmaz, "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. Eurostat’ın yöntemi neyse, Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’ndeki yöntem neyse TÜİK de o yöntemle hesaplıyor. Bir insan iş aramıyorsa işsiz olarak sınıflandırılmıyor. Dünyada böyle, biz de böyleyiz. Atıl iş gücü ise potansiyel iş gücü ve zamana bağlı eksik istihdamdan oluşuyor. İş aramayan ancak uygun bir iş olduğunda çalışacağını belirtenler potansiyel iş gücünde, daha fazla çalışmak isteyenler ise zamana bağlı eksik istihdam kapsamında atıl iş gücüne dahil ediliyor. Bunu azaltmaya yönelik politikalar ortaya koymuş durumdayız. Genç nesillere emeğin değerini çok iyi anlatmamız lazım. Maalesef iş gücü piyasalarına gelmeyen, çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu görüyoruz. Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar bunu güçlendirmekle mümkün olabilir" dedi. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ekonomiye etkisine de değinen Yılmaz, terörün Türkiye’ye uzun vadeli ekonomik maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu belirtti. Yılmaz, terörün sona ermesiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tarım, hayvancılık, turizm ve yatırımların olumlu etkileneceğinin de altını çizerek, güvenliğin sağlanmasıyla sermaye ve nitelikli insanın bölgeye yönelmesinin ekonomik büyümeyi destekleyeceğini ve Türkiye’nin daha güçlü hale geleceğini ifade etti. "Programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık" OVP’nin hazırlanmasında seçim takviminin nasıl değerlendirildiğine ilişkin soruya da yanıt veren Yılmaz, "Biz bu programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık. 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim var biliyorsunuz. Burada spekülatif bir varsayım içinde olmadık. Bu konular Meclisimizin karar vereceği konular. Seçimi biraz daha öne alacaksa o Meclis’in takdirinde. Bizim şimdiden bir varsayım yapmamız doğru olmaz diye düşündük. Ancak şunu da ifade etmek isterim. Ekonominin amacı ne? Niye yapıyoruz bütün bunları? Rakamlar büyüsün diye mi yapıyoruz? Hayır. Ekonominin amacı insanın, toplumun refahını iyileştirmektir. Bütün ekonomik politikalarımızın amacı budur. Başka da bir amaç koymak doğru değil. Ekonominin en büyük amacı da insana hizmet etmek. Dolayısıyla biz AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman insan odaklı bir kalkınmadan, ekonomiden yana olmuştur. Bu bütçelerimizi hazırlarken biz de elbette bunu gözetiyoruz. Geniş toplumsal kesimlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini gözetmeyen bir siyasetin hiçbir şekilde geçerliliği olamaz. Dolayısıyla geniş toplumsal kesimlerin beklentilerini, taleplerini elbette görüyoruz, gözetiyoruz" açıklamasında bulundu.

Üretici enflasyonu hızlandı Haber

Üretici enflasyonu hızlandı

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), 2026 yılı ağustos ayında aylık bazda yüzde 2,57, yıllık bazda ise yüzde 27,95 arttı. Üretici fiyatlarında aylık yükselişte yüzde 6,99 ile enerji grubu öne çıkarken, yıllık bazda en yüksek artış yüzde 38,88 ile madencilik ve taş ocakçılığında gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı ağustos ayına ilişkin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre Yİ-ÜFE, ağustosta bir önceki aya göre yüzde 2,57 arttı. Endeksteki artış yılın başından bu yana yüzde 20,88 olurken, yıllık artış yüzde 27,95 olarak gerçekleşti. On iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 27,76 oldu. İmalat fiyatları yıllık yüzde 29,68 arttı Sanayinin dört sektörüne bakıldığında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 38,88 ile madencilik ve taş ocakçılığında görüldü. Yıllık değişimler imalat sektöründe yüzde 29,68, su temininde yüzde 29,59, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında ise yüzde 7,57 oldu. Ana sanayi gruplarında yıllık en yüksek artış yüzde 30,28 ile dayanıksız tüketim mallarında gerçekleşti. Bu grubu yüzde 28,54 ile dayanıklı tüketim malları, yüzde 27,41 ile ara malları, yüzde 27,33 ile enerji ve yüzde 22,06 ile sermaye malları izledi. ENERJİ FİYATLARINDA AYLIK SERT YÜKSELİŞ Ağustos ayında üretici fiyatlarında aylık bazda en dikkat çekici artış enerji grubunda yaşandı. Enerji fiyatları bir önceki aya göre yüzde 6,99 arttı. Aylık değişim imalat sektöründe yüzde 2,35, su temininde yüzde 1,40 artış şeklinde gerçekleşirken, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,14 düşüş kaydedildi. Ana sanayi grupları içinde aylık bazda dayanıklı tüketim malları yüzde 2,84, ara malları yüzde 1,84, sermaye malları yüzde 1,76 ve dayanıksız tüketim malları yüzde 1,51 arttı. Ağustos verileriyle birlikte üretici fiyatlarında yıllık artış yüzde 28'e yaklaşırken, özellikle enerji ve madencilik sektörlerindeki fiyat hareketleri dikkat çekti.

Temmuz ayında işsizlik oranı yüzde 8,1 oldu Haber

Temmuz ayında işsizlik oranı yüzde 8,1 oldu

İşsiz sayısı 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 150 bin kişi artarak 2 milyon 860 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan artarak yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz ayı İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 150 bin kişi artarak 2 milyon 860 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan artarak yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 10,6 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 48,3 oldu İstihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 388 bin kişi azalarak 32 milyon 362 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puan azalarak yüzde 48,3 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,5 iken kadınlarda yüzde 31,4 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 52,5 olarak gerçekleşti İşgücü, 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 238 bin kişi azalarak 35 milyon 222 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puan azalarak yüzde 52,5 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,3 iken kadınlarda yüzde 35,2 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 14,5 oldu 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,5 puan artarak yüzde 14,5 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 11,3, kadınlarda ise yüzde 20,3 olarak tahmin edildi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,0 saat oldu İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 0,4 saat azalarak 42,0 saat olarak gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 30,6 oldu Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 1,8 puan artarak yüzde 30,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,8 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 19,5 olarak tahmin edildi.

Bağımsız yıllık gayrisafi yurt içi hasıla 2025 yılında yüzde 3,7 arttı Haber

Bağımsız yıllık gayrisafi yurt içi hasıla 2025 yılında yüzde 3,7 arttı

Yıllık verilere dayalı olarak hesaplanan bağımsız yıllık gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), zincirlenmiş hacim endeksiyle 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,7 arttı. Kişi başına GSYH, 2025 yılında cari fiyatlarla 714 bin 682 TL, ABD doları cinsinden 18 bin 103 dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerini açıkladı. Buna göre, Yıllık verilere dayalı olarak hesaplanan bağımsız yıllık gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), zincirlenmiş hacim endeksiyle 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,7 arttı. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 41,6 artarak 63 trilyon 240 milyar 524 milyon TL oldu. Gayrisafi yurt içi hasılada en yüksek payı 2025 yılında yüzde 15,6 ile imalat sanayi aldı. İmalatı, yüzde 12,9 ile toptan ve perakende ticaret; motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı ve yüzde 9,2 ile gayrimenkul faaliyetleri sektörü izledi. Yıllık gayrisafi yurt içi hasılada en düşük pay hanehalklarının işverenler olarak faaliyetleri için gerçekleşti. Kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla 2025 yılında 714 bin 682 TL oldu Kişi başına GSYH, 2025 yılında cari fiyatlarla 714 bin 682 TL, ABD doları cinsinden 18 bin 103 dolar oldu. İnşaat yüzde 11,0 ile en çok büyüyen sektör oldu İnşaat yüzde 11,0, Kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor yüzde 8,5 ve Bilgi ve iletişim yüzde 7,9 ile 2025 yılında en çok büyüyen sektörler oldu. Tarım, ormancılık ve balıkçılık yüzde 8,5, Su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri yüzde 5,0 ve Hanehalklarının işverenler olarak faaliyetleri yüzde 4,2 ile en çok küçülen sektörler oldu. Yerleşik hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,2 arttı Yerleşik hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2025 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre yüzde 4,2 arttı. Yerleşik hanehalkı nihai tüketim harcamalarının cari değerlerle GSYH içindeki payı yüzde 54,4 oldu. Hanehalkı harcamalarında en yüksek payı alan harcama grupları sırasıyla, yüzde 21,4 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 18,0 ile konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar ve yüzde 15,0 ile ulaştırma oldu. Devletin nihai tüketim harcamaları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,0 arttı Devletin nihai tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı 2025 yılında yüzde 13,9 olurken, gayrisafi sabit sermaye oluşumunun payı yüzde 30,7 olarak gerçekleşti. Bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,0 artarken, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 7,3 arttı. Mal ve hizmet ihracatı 2025 yılında yüzde 0,6 azalırken ithalatı yüzde 4,6 arttı Mal ve hizmet ihracatı 2025 yılında zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0,6 azalırken, ithalatı ise yüzde 4,6 arttı. Harcama yöntemine göre cari GSYH ana bileşenleri içerisinde toplam mal ve hizmet ihracatının payı yüzde 24,7, ithalatının payı ise yüzde 25,0 olarak gerçekleşti. İşgücü ödemeleri 2025 yılında yüzde 40,0 arttı Gelir yöntemiyle gayrisafi yurt içi hasıla hesaplamalarına göre işgücü ödemeleri, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 40,0 artarken, brüt işletme artığı/karma gelir yüzde 41,3 arttı. İşgücü ödemelerinin gayrisafi katma değer içindeki payı yüzde 36,6 oldu İşgücüne yapılan ödemelerin cari gayrisafi katma değer içindeki payı 2024 yılında yüzde 36,9 iken bu oran 2025 yılında yüzde 36,6 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise 2024 yılında yüzde 43,3 iken 2025 yılında yüzde 44,3 oldu.

Dış ticaret açığı Temmuz ayında yüzde 13,6 arttı Haber

Dış ticaret açığı Temmuz ayında yüzde 13,6 arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Temmuz ayı Dış Ticaret İstatistikleri’ni açıkladı. TÜİK ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2026 yılı Temmuz ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 artarak 25 milyar 623 milyon dolar, ithalat yüzde 5,1 artarak 32 milyar 966 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Temmuz döneminde ihracat yüzde 3,4, ithalat yüzde 4,7 arttı Genel ticaret sistemine göre ihracat 2026 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 artarak 161 milyar 539 milyon dolar, ithalat yüzde 4,7 artarak 222 milyar 85 milyon dolar olarak gerçekleşti. Temmuz ayında enerji ürünleri ve altın hariç ihracat yüzde 3,1, ithalat yüzde 3,6 arttı Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2026 Temmuz ayında yüzde 3,1 artarak 23 milyar 78 milyon dolardan, 23 milyar 788 milyon dolara yükseldi. Temmuz ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 3,6 artarak 25 milyar 280 milyon dolardan, 26 milyar 194 milyon dolara yükseldi. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Temmuz ayında 2 milyar 407 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 3,4 artarak 49 milyar 982 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 90,8 oldu. Dış ticaret açığı Temmuz ayında yüzde 13,6 arttı Temmuz ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 artarak 6 milyar 463 milyon dolardan, 7 milyar 343 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Temmuz ayında yüzde 79,4 iken, 2026 Temmuz ayında yüzde 77,7’ye geriledi. Dış ticaret açığı Ocak-Temmuz döneminde yüzde 8,3 arttı Ocak-Temmuz döneminde dış ticaret açığı yüzde 8,3 artarak 55 milyar 923 milyon dolardan, 60 milyar 545 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Ocak-Temmuz döneminde yüzde 73,6 iken, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 72,7’ye geriledi.

Nilüfer Belediyesi’nden “Hırsız Almaz Kavunu” için coğrafi işaret hazırlığı Haber

Nilüfer Belediyesi’nden “Hırsız Almaz Kavunu” için coğrafi işaret hazırlığı

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Konaklı Mahallesi’ni ziyaret ederek vatandaşlar ve üreticilerle bir araya geldi. Konaklı Mahalle Muhtarı Hasan Tosun ve NİLKOOP Başkanı Resul Tarman ile birlikte tarlaya giren Başkan Şadi Özdemir, “Hırsız Almaz Kavunu” olarak da bilinen kavunun hasadına katıldı. Hasat sırasında konuşan Başkan Şadi Özdemir, bölgenin kavun üretimindeki yerine dikkat çekerek, “Konaklı, Çaylı, Büyükbalıklı ve Karacaoba bölgeleri kavun üretiminde ciddi emek veren bölgeler. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre burada 3 bin 282 dönüm arazide kavun ekiliyor. Üreticinin desteklenmesi ve ürünlerinin daha değerli hale gelmesi için daha örgütlü olmak gerekiyor. O yüzden Konaklı’da bir kooperatif kurduk. Herkesin ürününü kooperatife verdiği, NİLKOOP ve diğer satış noktalarıyla anlaşmalar yapılan örgütlü bir yapı kurmamız lazım” dedi. GEÇMİŞ KUŞAKLARDAN AKTARILAN LEZZET Kavunun adının nereden geldiğini ve neden kıymetli olduğunu da anlatan Başkan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kavun çok kıymetli. Bunun bir adı da ‘Hırsız Almaz Kavunu’. Şekli çok güzel olmasa da çok lezzetli bir kavun. Bu da biraz geleneksel yetiştiricilik özelliklerinden geliyor; uzun yıllardır ata tohumu kullanılıyor. Eski kuşaklardan aktarıla aktarıla bugüne geliyor. Coğrafi işaret almak için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bütün Nilüferli ve Bursalı hemşehrilerimize bu kavunu denemelerini tavsiye ederim.” Nilüfer Belediyesi’nin tarım politikalarına de değinen Başkan Şadi Özdemir, “Üreticinin üretimden vazgeçmeyerek ısrarla üretmesi lazım. Tarımı desteklemeye devam ediyoruz ve her zaman devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki tarımda sürdürülebilirliği sağlayamazsak bu toprakları koruyamayız. İnsanların burada geleceklerini görmesi lazım. Bu bölgede tarıma yatırım yapan genç girişimciler var. Bunun kazançlı olduğunu göstermemiz gerekiyor” diye konuştu. “TARIMI KORUMA MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK” Göreve geldikleri günden bu yana gençlerin, kadınların, dezavantajlı grupların ve tarımın kırmızı çizgileri olduğunu hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, “Buraları korumaya çalışıyoruz. Tarımı koruma mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz. ‘Nilüfer’in köylüsü Nilüfer’in efendisi olsun’ diye çalışıyoruz. Hemşehrilerimizi Nilüfer’in ürünlerini tüketmeye davet ediyorum” ifadelerini konuştu. NİLÜFER BOSTAN VE KANTİN NİLÜFER’DE SATILACAK Hasadı yapılan Hırsız Almaz Kavunu, NİLKOOP aracılığıyla Nilüfer Bostan ve Kantin Nilüfer satış noktalarında tüketiciyle buluşacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.