Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tübi̇tak

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tübi̇tak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tübi̇tak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Millî Eğitim’de “deprem” değil, değişim ve başarı dönemi Haber

Bursa Millî Eğitim’de “deprem” değil, değişim ve başarı dönemi

Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğünde gerçekleştiği veya gerçekleşeceği ileri sürülen bazı görev değişiklikleri, son günlerde çeşitli açıklamalar ve yerel basına yansıyan haberler üzerinden “deprem” ve “kadro mühendisliği” ifadeleriyle gündeme taşındı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Ancak eğitim kamuoyunda tartışmanın yalnızca “Kim gitti, kim geldi?” sorusuna indirgenmemesi gerektiği ifade ediliyor. Bir eğitim yönetiminin başarısı; ortaya koyduğu çalışmalar, öğrencilerin elde ettiği dereceler, eğitim yatırımları, proje üretme kapasitesi, kurumlar arası iş birlikleri ve geleceğe yönelik vizyonu üzerinden değerlendirilmelidir. Her Yönetim Kendi Çalışma Modelini Oluşturabilir Yaklaşık 650 bin öğrencisi, 40 bini aşkın öğretmeni, 2 bine yakın okul ve kurumu ile 17 ilçeyi kapsayan Bursa eğitim sistemi, güçlü koordinasyon ve etkili ekip çalışması gerektiren büyük bir yapıdır. Böylesine geniş bir yapıda göreve başlayan İl Millî Eğitim Müdürünün çalışma anlayışı ve hedefleri doğrultusunda yönetim organizasyonunu şekillendirmesi, görev ve sorumluluk alanlarını yeniden düzenlemesi ve ihtiyaç duyulan noktalarda görev değişikliklerine gitmesi kamu yönetiminin olağan süreçleri arasında değerlendirilmelidir. Elbette her kamu görevlendirmesi liyakat, tecrübe, kamu yararı ve mevzuata uygunluk bakımından değerlendirilebilir ve denetlenebilir. Ancak kamuoyuna yansıyan eleştirilerde, yapılan veya yapılacağı ileri sürülen değişikliklerin bütününün liyakatsiz ya da mevzuata aykırı olduğuna ilişkin bir resmî tespit veya yargı kararı ortaya konulmuş değildir. Kurum yönetiminde değişikliğe gitmek, geçmişte görev yapan yöneticilerin emeğini değersizleştirmek anlamına gelmediği gibi yeni isimlere sorumluluk verilmesi de tek başına liyakatsizlik göstergesi değildir. Asıl önemli olan değişimin Bursa eğitimine nasıl yansıdığı ve hangi sonuçları ortaya çıkardığıdır. İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı Sınava Dayalı Bir Kadro Değildir Son günlerde İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine getirilen isimler üzerinden “sınavsız atama” eleştirileri de gündeme gelmiştir. Ancak burada farklı statüdeki yönetim görevlerinin birbirinden ayrılması gerekir. Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatında şube müdürlüğü görevde yükselme sınavı sürecine tabi bir kadro iken, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı için aynı şekilde ayrı bir görevde yükselme sınavı öngörülmemektedir. Bu görev bakımından mevzuatta belirlenen hizmet süresi ve yöneticilik tecrübesi gibi şartlar esas alınmaktadır. Bu nedenle bir yöneticinin İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine getirilmesini yalnızca “şube müdürlüğü sınavına girip girmediği” üzerinden değerlendirmek, mevzuattaki atama sisteminin bütününü yansıtmamaktadır. Liyakat; yalnızca sınav puanı değil, mesleki birikim, yöneticilik tecrübesi, ekip yönetimi, proje üretme kapasitesi, kriz çözme becerisi, koordinasyon gücü ve ortaya konulan sonuçlarla birlikte değerlendirilmelidir. Bursa Eğitiminde Başarı Çıtası Yükseliyor Gürhan Çokgezer’in 9 Aralık 2025 tarihinde Bursa İl Millî Eğitim Müdürü olarak göreve başlamasının ardından geçen süreçte Bursa’daki eğitim çalışmaları, proje üretme kapasitesi ve öğrencilerin başarıları önemli bir ivme kazanmıştır. Son yedi aylık dönemde Bursa’da robotik ve teknoloji alanlarında uluslararası dereceler elde edilmiş, TÜBİTAK projelerinde önemli başarılar kazanılmış, yapay zekâ temelli eğitim ve proje çalışmaları geliştirilmiş, eTwinning projelerinde dikkat çekici bir büyüme yaşanmış, mesleki eğitimin sanayi ve sektörle iş birliği güçlendirilmiş, kültür ve sanat alanında Türkiye çapında başarılar elde edilmiş ve havacılık ile uzay teknolojileri alanında yeni bir eğitim modelinin temelleri atılmıştır. Bu tablo, Bursa eğitiminde yalnızca mevcut çalışmaların sürdürülmediğini; aynı zamanda yeni hedefler, yeni iş birlikleri ve geleceğin mesleklerine yönelik yeni eğitim modelleri geliştirildiğini göstermektedir. Elde edilen başarılar; öğrencilerin, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin ve eğitim yönetiminin ortak emeğinin sonucudur. Değişim Olağan, Sonuçlar Esas Olmalıdır Bir yönetici göreve geldiğinde mevcut bütün kadrolarla süresiz olarak çalışmak zorunda olmadığı gibi, görev değişikliği yapılan her yöneticinin başarısız olduğu sonucu da çıkarılamaz. Sorumluluk üstlenen, hedef belirleyen ve sonuçlarından hesap veren yöneticilerin çalışma organizasyonlarında zaman zaman değişikliğe gitmesi olağan bir yönetim pratiğidir. Bursa açısından asıl ölçüt; yapılan değişikliklerin akademik başarıya, bilimsel üretime, teknoloji yatırımlarına, mesleki eğitime, uluslararası projelere, öğretmenlerin mesleki gelişimine ve öğrencilerin çok yönlü gelişimine sağlayacağı katkı olmalıdır. Bursa Millî Eğitim’de yaşanan süreci yalnızca “deprem” veya “kadro değişikliği” başlıkları üzerinden değerlendirmek, son yedi ayda ortaya konulan çalışmaların ve elde edilen başarıların göz ardı edilmesine neden olacaktır. Değişim elbette tartışılabilir ve kamuoyu tarafından sorgulanabilir. Ancak değerlendirmelerin somut çalışmalar, ortaya çıkan sonuçlar ve Bursa eğitiminin geleceğine yönelik geliştirilen vizyon üzerinden yapılması daha hakkaniyetli olacaktır. Bu nedenle Bursa Millî Eğitim’de yaşanan süreci yalnızca “deprem” olarak değil, değişim ve ortaya çıkan sonuçlarla birlikte değerlendirmek gerekir. Değişim tartışılabilir; ancak başarı görülmeli, emek teslim edilmeli ve Bursa eğitiminin geleceğine yönelik ortaya konulan vizyon objektif biçimde değerlendirilmelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yapay zekada lider konuma ulaşacak" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yapay zekada lider konuma ulaşacak"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tersane İstanbul’da "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi"ne katıldı. Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Denizcilik tarihimizde çok önemli bir yer tutan, Sultan Fatih’in temellerini attığı Tersane-i Amire’de Türkiye Yapay Zeka Zirvesi münasebetiyle sizlerle bir aradayız. Sözlerimin hemen başında, zirvemizi teşrif eden misafirlerimize tek tek şükranlarımı sunuyor; hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlerin vasıtasıyla cihanın incisi İstanbul’umuzun 39 ilçesinde, Türkiye’nin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşlarımıza buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nin ülkemiz, milletimiz ve sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı, programa katkı sunan herkesi tebrik ediyorum. Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, burada yapılacak değerlendirmelerin hepimiz için ufuk açıcı olmasını temenni ediyorum. Birazdan, 2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planımızı sizlerle ve milletimizle paylaşacağız. Türkiye’yi yapay zeka teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşıyacak yeni eylem planımızın şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" dedi. "Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biri" Dünyanın ve insanlığın yeni bir döneme girdiği tarihi günlerden geçtiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu dönemdeki değişim geçmişe nazaran son derece hızlı ve eskilerin deyimiyle sarî seyrediyor. Diplomasiden ticarete, enerjiden ulaşıma, tarımdan güvenliğe değişimin etkileri hemen her alana nüfuz ediyor. Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Kimileri bu süreci tarihi bir fırsat olarak görürken, bazıları da bu dönüşümü aşılması gereken bir kriz olarak değerlendiriyor. Öte yandan yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin hakikat ötesi olarak adlandırılan bu çağda, olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne, yeni gerçekliğin temel dinamiği haline geldiğine şahit oluyoruz. Şu bir gerçek ki, günümüzde bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Dezenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri de aynı ölçüde yaygınlaştı. Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabiliyor. Veri işleme ve veri analizi tarzı süreçleri kolaylıkla yönetebiliyoruz. Fakat veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz. Siyasi, askeri, iktisadi gücün dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını, dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biridir. İşte az önce hepimiz izledik. Büyük matematikçimiz, Ordinaryus Profesör Cahit Arf, bundan tam 67 yıl önce Erzurum’da verdiği bir konferansta şu soruyu sormuştu: "Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?" Cahit Arf, aynı konferansta bu sorunun cevabını ararken dinleyicilere şunu söylemişti: "Hadiseler veya tertiplerin anlaşılması işi, bir merdiveni çıkmaya benzetilebilir. Bir basamağa çıkmak kolay bir iştir. Fakat bin basamağın çıkılması işi bir hayli ter dökmeye bağlıdır" açıklamasında bulundu. "Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz" Bilim ve teknolojiye asırlar boyunca çok önemli katkılar yapmış bir millet olarak, o basamakları tek tek çıkmaya bugün de devam ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz, bilim ve teknoloji üslerimiz dünyada çığır açan ve ses getiren işlere imza atıyor. Genç mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz yüksek teknoloji gerektiren her alanda yepyeni başarılar elde ediyor. Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz. Ar-Ge’den seri imalata tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz. En önemlisi, Milli Teknoloji Hamlemizi Türkiye Yüzyılı’nın baş tacı yapacak Teknofest kuşağı azmiyle, maharetiyle, projeleriyle bugünü ve geleceği nakış nakış işlemeye devam ediyor. Bu vesileyle teknolojide yazdığımız bu başarı hikayesinde payı olan tüm kurumlarımıza, firmalarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyor; genç kardeşlerimin her birine çalışmalarında başarılar diliyorum" diye konuştu., "Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız" Türkiye olarak savunma sanayindeki birikim ve yeteneklerimizi yapay zeka başta olmak üzere diğer alanlara da yansıtmak için yoğun bir çaba harcadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz, 31 Mart’ta dijital bağımsızlığımızı daha da perçinleyecek yeni nesil mobil iletişim altyapımız 5G’yi hizmete aldık. Siber tehditlere karşı ülkemizin direncini artırmak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk. 2024’te uzaya fırlattığımız ilk yerli ve milli uydumuz Türksat 6A ile Türkiye’yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık. Son 23 yılda çok az sayıda ülkenin sahip olduğu büyük bir inovasyon altyapısı inşa ettik. Teknofestlerle, Deneyap atölyeleriyle, bilim şenlikleri ve bilim fuarlarıyla her yıl milyonlarca gencimizi teknoloji yolculuğuna dahil ettik. Bugün Türkiye genelindeki 1700’ü aşkın araştırma-geliştirme ve tasarım merkezlerinde araştırmacılarımız, mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz geleceğin projelerini geliştiriyor. 114 teknopark, 13 binin üzerinde teknoloji firması yenilikçi fikirleri ürüne dönüştürüyor. Teknolojide elde ettiğimiz kazanımlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Yapay zekanın sunduğu fırsatları değerlendirerek Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün hepimizin karşı karşıya olduğu sorular şunlardır: Yapay zeka insana hizmet mi edecek yoksa insanı kontrol mü edecek? Teknoloji şirketleri ellerine geçen bu asimetrik gücü nasıl kullanacak? Hızla büyüyen bu şirketlerin derebeyi haline gelmesinin önü nasıl alınacak? Kişisel veriler üzerinden bireylerin ve toplumların manipülasyonu nasıl engellenecek? Bu sorulara verilecek cevaplar hayati önemde olacaktır. Yapay Zeka Eylem Planımız işte bu hassasiyetlerin ürünüdür. Eylem planımız; fark et, istifade et, üret ve yönet olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi. Planımızın birinci ekseni olan ’fark et’ hedeflerimiz doğrultusunda yapay zekanın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri milletimize aktaracak, toplumun her kesiminde bu konudaki bilinç ve temel yetkinlikleri artıracağız. Her yaştan insanımızın yapay zekayı doğru anlamasını, güvenli biçimde kullanmasını sağlamak üzere ulusal yapay zeka okuryazarlığı programını başlatacağız. 81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zeka okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz. Veriye erişimi kolaylaştırarak araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin ve kamu kurumlarımızın veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracağız. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2000 kamu veri setini ulusal veri kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız. Kullanıcıların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan bir düzenleyici çerçeve oluşturacağız. Orantılı risk yaklaşımına dayalı bu çerçeveyle yeniliğin önünü açarken vatandaşlarımızın mahremiyet ve emniyetini de güvence altına alacağız. Planımızın ikinci ekseni olan ’istifade et’ kapsamında yapay zekayı kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştüreceğiz. Veri merkezlerimizin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceğiz. 2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız. Elektronik devleti vatandaşımızın yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği dönüşüm alanı olarak ele alacağız. Kamu yatırım programlarımızdan yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız. Kamu sektörümüz başarılı ve yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda fikirleri sahada test edilmiş ürünlere dönüştürecek KOBİ’lerimize yapay zeka kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlayacağız. Planımızın üçüncü ekseni olan ’üret’ hedeflerimizle vatandaşlarımızın yapay zeka ile değer üretmesini temin edecek kendi modellerimizi geliştireceğiz. Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kuracağız" diye konuştu. "İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız" Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu ile araştırmalarımızın, Yapay Zeka Büyüme Fonu ile girişimlerimizin gerçekleşmesini ve ölçeklenmesini destekleyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkçe Büyük Dil Modeli çalışmalarımızı dijital egemenliğimizi güçlendirmek üzere kararlılıkla sürdüreceğiz. Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK’ın yerli dil modeli ’Bilge’, bu yolda katettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir. Yine T3 Vakfımız ve Baykar iş birliğinde geliştirilen büyük dil modeli ile HAVELSAN’ımızın ’MAIN’ platformundaki 9 milyar parametreli büyük dil modeli, Türkçe’nin bütün zenginliğini merkeze alan önemli çalışmalardır. Diğer taraftan Turkcell ve diğer mobil iletişim şirketlerimizin veri odaklı çalışmaları ülkemiz için kıymetli adımlardır. Yapay zekanın imalat sanayimizde ve katma değerli ürünlerde kullanımını yaygınlaştıracak robotik teknoloji kabiliyetlerimizi derinleştireceğiz. ’Yönet’ hedeflerimiz çerçevesinde ise egemen yapay zeka kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz. Uluslararası girişimcilere tek pencereden en çok 30 iş gününde sunacağımız yol haritasıyla öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız. İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız. Terminal İstanbul’u girişimcilerimizin ve küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacağız" şeklinde konuştu. OECD, G20, Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda insan merkezli yapay zeka standartlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstleneceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk Devletleri Teşkilatı ile aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk Dilleri Büyük Dil Modeli geliştireceğiz. Yenilikçi yapay zeka çözümlerinin kontrollü bir ortamda test edilmesini sağlamak üzere en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracağız. Planımızın uygulanması kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimizin ortak katkısıyla olacaktır. Ulusal Yapay Zeka Kurulu ise bu sürecin yönetişim zeminini teşkil edecektir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ilgili tüm kurumlarımızla yakın iş birliği içinde eylemlerin uygulanmasını düzenli olarak takip edecektir. Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı ile harekete geçireceğimiz kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz. Türkiye’yi yapay zeka çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız" açıklamasında bulundu.

Gençler kokpite geçti, BTÜ’de F16 heyecanı yaşandı Haber

Gençler kokpite geçti, BTÜ’de F16 heyecanı yaşandı

BTÜ UHSST öğrencileri tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ‘Havacılık ve Savunma Günleri’nin 8’ncisi, yoğun katılımla başladı. Türk uzay, havacılık ve savunma sanayiinin yıldız kurumlarına ev sahipliği yapan etkinlikte en dikkat çeken, F16 simülasyonu oldu. Kontrol panellerinden elektrik sistemlerini devreye alma, motor devirlerini kontrol etme, güç verme ve gaz kolunu ilerletme gibi adımların yüzde 70’ine kadar gerçekçi olduğu simülasyonu deneyenler ise farklı anlar yaşadı. Birçok simülasyon denediklerini, araba kullandıklarını ancak bunun çok farklı bir heyecan olduğunu dile getiren öğrenciler, "Uçak uçuracağımı hiç düşünememiştim. Bursa Teknik Üniversitesi’nin Uzay Havacılık ve Savunma Sanayi Topluluğu’nun bize, özellikle lise öğrencilerine bu şansı verdiği için çok mutluyum. Biz buraya liseden kendi uzay havacılık topluluğumuz olarak geldik. Daha önce etkinliklerle tanıştığımız için bizi buraya çağırdılar ve açıkçası böyle bir deneyime sahip olmak benim için çok umut verici. Çünkü ülkemizde özellikle böyle etkinliklerin çok fazla olduğunu görmedim. Otomobil gibi düz bir yol üzerinde gitmediği için, havada süzüldüğü için teknik olarak onun iç sistemleri, mekanik sistemleri çok daha farklı ve ne olacağını asla algılayamadım. Çünkü daha önce girdiğim bir iki simülasyon hiç böyle değildi. Daha önce hiçbir F16’nın simülasyonuna girmedim ve bilmiyorum, garip bir deneyimdi. Her şey birkaç saniye sonra geliyor. Ben onu tam olarak anlamıyorum. Bence çok zor. Ben burada simülasyonu bile daha yönetemedim. Onlar gerçek hele yolcu taşıyanlar, kaç kişiyi taşıyorlar" dedi. F16 tutkusu simülatöre dönüştü Havacılık ve Savunma Günleri’ne özel olarak katıldığını belirten simülasyonun sahibi Bora Erpulat, "Özel bir şirkette mühendis olarak çalışıyorum. Aşağı yukarı 1992’den beri havacılıkla ilgileniyorum. Belirli dönemlerde ara vermek zorunda kaldım. 2020’de F16’nın ilk temellerini öğrendim. Sonra birkaç kişiyle bunu ilerlettik. Herkes bilgisini topladı. Bu günlere kadar geldik. Sonra bu bende bir tutku oluşturdu. Bu tutkuyu da simülatöre dökmeye karar verdim. Bütçem ve zaman müsait olduğu takdirde cihazlarımızı biriktirdik. Bazıları el yapımı. Bunları yaptık ve sonuçta İstanbul’dan özel bir karkas sipariş ettik. Bu karkasa elektronik aletleri mümkün olduğu kadar ergonomik derecede donattık ve aşağı yukarı F16’nın yüzde 70’i burada. Bütün tuşlar çalışıyor ve gerçekten bunu kullanabiliyorsanız gerçek uçağı kullanma konusunda da ciddi bir yol kat edeceğinizi düşünüyoruz" diye konuştu. "Havacılığı gençlere sevdirmek istiyoruz" Bora Erpulat konuşmasını şöyle sürdürdü; "Ben hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Benim takımdaki bu işle ilgilenen herkes birbirine bilgiyi vererek kendilerini geliştirmeye çalışıyoruz. Operasyonlar yapıyoruz, internet bağlantısı var, görev kuruyoruz ve beraber internet üzerinden uçuyoruz. Biz bu gibi havacılık günlerine katılarak öğrencilerin havacılığı sevmesini istiyoruz. Bu simülasyon, Amerika’da eğitim gören pilotların kullandığı bir programdır. Bu, dünyanın en iyi pilotları tarafından geliştirildi ve şu an dünyadaki en fazla gerçekçiliği simüle eden programdır. İnsanların içinde çok büyük bir uçma hevesi var. Ama bunu ‘gel yap ve bu işle uğraş’ dediğin zaman çünkü çok ağır eğitimleri var. Çok zaman ayırması lazım, ciddi bir maddi kaynak ayırması lazım. Sonuçta insanlar kaçıyor. Ama böyle bir şey olduğu zaman hayallerini gerçekten gerçekleştiriyoruz ve içindeki uçma özlemini en azından bir noktaya kadar da absorbe etmiş oluyoruz. Çok memnunlar. Gerçekten çok iyi" dedi. "BTÜ’lü gençler savunma sanayine hazırlanıyor BTÜ Uzay Havacılık ve Savunma Sanayi Topluluğu (UHSST) iletişim sorumlusu Salih Yarıcı, "Amacımız, Bursa özelindeki ve etrafındaki bütün okullar ve gençlerimize havacılık ve savunma sanayi sektörünü birinci ağızdan tanıtmak. İki gün boyunca sürecek olan etkinliğimiz 15 Mayıs’a kadar devam edecek. Bu etkinliği Hexagon ana sponsorluğunda düzenliyoruz. Sağ olsunlar onların destekleriyle gayet büyük bir alanımız ve gayet büyük bir çevremiz var. Bu simülatör etrafta görebileceğiniz normal bir simülatöre pek yakın değil. Gerçek bir F16 uçağının yüzde 70’ini içeren bir simülatör. Zaten öğrencilerimiz de oraya büyük bir ilgi duymakta. Bizler Bursa Teknik Üniversitesi’nin kurulduğundan itibaren aktif olarak en köklü topluluklardan bir tanesiyiz. Biz şimdi ve gelecekteki bütün yarışmalara; Teknofest, TÜBİTAK, ODTÜ, VTOL ve bunun benzerindeki yurt dışı yarışmalarına beş ayrı takımla beraber katılmaktayız. Burada iki tane sabit kanat İHA, bir tane döner kanat drone, bir tane roket, bir tane de şu anda VTOL takımımız bulunmaktadır. Ödüllerimiz her defasında artmaya devam ediyor. Yaklaşık aktif üye sayımız da 2 binin üzerindedir. Okulumuzdaki şu anda en fazla üye sayısına sahip topluluğuz" dedi. BTÜ Uzay Havacılık ve Savunma Sanayi Topluluğu (UHSST) sosyal medya sorumlusu Betül Ekinci ise şöyle konuştu: "Ben bu yıl geldim bu topluluğa. Birçok toplulukta aktif şekilde rol aldım. Böyle toplulukların öğrencilere birçok konuda katkı sağladığını düşünüyorum. Özgüven açısından ve bir sürü network bulma açısından bu şekilde topluluklar çok yararlı oluyor. Aynı zamanda okul süreciyle birlikte yürütüldüğünde CV’mizde de bunlardan bahsedebiliyoruz. Bizim etkinliğimize büyük katkıda bulunan Hexagon ekibine çok teşekkür ediyoruz. Aynı zamanda diğer firmaları da etkinliğimize davet ediyoruz."

BTÜ’den tarımda su israfına yapay zekâ çözümü Haber

BTÜ’den tarımda su israfına yapay zekâ çözümü

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), TÜBİTAK’ın 1711 - Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı kapsamında proje desteği almaya devam ediyor. Daha önce iki projeyi sanayi iş birliğiyle Bursa’ya kazandıran BTÜ, yeni bir çalışmada daha yer alıyor. Bu doğrultuda, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Remzi Özcan’ın BTÜ adına akademik ve teknik katkı sunduğu "Sensör Verileriyle Desteklenen Yapay Zekâ Tabanlı Akıllı Sulama Sistemi" başlıklı proje, GÖRSENTAM Tarım Teknolojileri A.Ş. ve Camandıra Çiftliği iş birliğiyle yürütülecek. İki yıl sürecek çalışma kapsamında tarımda kullanılan sensör verileri, meteorolojik tahminler ve yapay zekâ modelleri bir araya getirilecek. Bu sayede su ve enerji kullanımını en az yüzde 20 oranında azaltmayı hedefleyen, otomatik ve güvenilir bir akıllı sulama karar destek sistemi geliştirilecek. "Akıllı sulama, sürdürülebilir tarım için önemli bir ihtiyaç" Üniversite - sanayi iş birliğiyle yürütülecek proje hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Remzi Özcan, tarımsal sulamada verimliliğin stratejik önemine dikkat çekti. Özcan, "Türkiye’de su kullanımının büyük bölümü tarımsal sulamada gerçekleşiyor. Bu nedenle sulamada suyun doğru zamanda ve doğru miktarda kullanılması, hem su kaynaklarının korunması hem de üretim maliyetlerinin azaltılması açısından kritik önem taşıyor. Geleneksel sulama uygulamalarında kararlar çoğu zaman deneyime dayalı verildiği için suyun verimli kullanılması zorlaşabiliyor. Bu durum, üretim verimliliği ve iş gücü açısından da olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Yanlış sulama ise yalnızca su israfına değil, aynı zamanda toprak yapısının bozulmasına, verim kaybına ve ürün kalitesinin düşmesine de yol açabiliyor. Proje kapsamında sensör verileri ile yapay zekâ destekli karar mekanizmalarının bir arada değerlendirilmesiyle, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha güvenilir bir sulama yaklaşımına katkı sunulması hedefleniyor" dedi. Sensörler ve yapay zekâ bir arada çalışacak Projenin işleyişine ilişkin bilgi veren Özcan, sistemde farklı veri kaynaklarının birlikte değerlendirileceğini belirterek, "Proje çerçevesinde toprak nem sensörleri, tarımsal meteoroloji istasyonları, kısa vadeli yağış tahminleri ile yapay zekâ ve makine öğrenmesi tabanlı yöntemlerin bütünleşmiş biçimde kullanılması planlanıyor. Konsorsiyum paydaşlarının katkılarıyla geliştirilecek sistemle, gerçek zamanlı veriler üzerinden bitki ihtiyacına özel sulama önerileri sunabilen, otomatik ve güven seviyesi raporlanabilen bir akıllı sulama karar destek mekanizması oluşturulması hedefleniyor" dedi. Karacabey’de test edilecek Yapay zekânın önemli bir rol üstleneceği proje kapsamında elde edilmesi hedeflenen çıktıları da paylaşan Özcan, şunları söyledi: "Proje sonunda tarımda yüzde 20 ve üzerinde su tasarrufu sağlanması, enerji tüketiminin azaltılması, sulama miktarı tahmin hatasının yüzde 10’un altına düşürülmesi, daha sürdürülebilir tarımsal üretime katkı sunulması ve çiftçiler açısından daha az iş gücüyle daha yüksek verim elde edilmesi hedefleniyor. Konsorsiyum paydaşlarının katkılarıyla geliştirilecek sistemin saha testleri ise Camandıra Çiftliği’nin Karacabey’deki 3 bin dekarlık üretim alanında gerçekleştirilecek." Rektör Çağlar: "Üniversite-sanayi iş birliği ile çözüm üretiyoruz" BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise yapay zekâ alanındaki projelerin hem akademi hem de sektör için önemli çıktılar ürettiğini vurguladı. Rektör Çağlar, "Bursa Teknik Üniversitesi olarak yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanında ürettiğimiz bilgi ve geliştirdiğimiz çözümleri sanayi ve toplumla buluşturmayı önemsiyoruz. TÜBİTAK destekli bu proje, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlü bir örneğini oluştururken aynı zamanda tarımda sürdürülebilir üretim hedeflerine de katkı sağlayacak. Akademisyenlerimizi ve proje paydaşlarımızı tebrik ediyorum" dedi.

İnegöl Belediyesi öğrencileri robot yarışmasına götürdü Haber

İnegöl Belediyesi öğrencileri robot yarışmasına götürdü

Antalya’da düzenlenecek olan 18. Uluslararası MEB Robot Yarışması başlıyor. "Yeşil Vatan, Mavi Gelecek" temasıyla 6-8 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya Spor Salonunda gerçekleştirilecek organizasyon Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı büyük robot yarışmalarından biri olarak kabul ediliyor. Uluslararası MEB Robot Yarışması; Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğinde düzenleniyor. İnegöl Belediyesi’nden ulaşım desteği Çizgi İzleyen Temel Seviye (ortaokul ve dengi okullar), Su Üstü Robot (ortaokul ve dengi okullar), Tasarla-Çalıştır Temel Seviye (ortaokul ve dengi okullar), Tozkoparan Robot (ortaokul ve dengi okullar), Endüstriyel Robotik Kol, Hızlı Çizgi İzleyen, İnsansız Hava Aracı (Mini Drone), Labirent Ustası, Mini Sumo, Otonom Araç, RC Sabit Kanat Uçak, Serbest Proje, Su Altı Robot (SAR), Tasarla-Çalıştır, Yumurta Toplama ve Siber Güvenlik olmak üzere 16 kategoride gerçekleştirilecek yarışmaya İnegöl’den de katılım oldukça yoğun. 88 öğrenci ile 14 danışman öğretmen 2026 Uluslararası MEB Robot Yarışması için Antalya’ya gitti. Bu önemli organizasyon için öğrenci ve öğretmenlerin ulaşımını ise İnegöl Belediyesi sağladı. Öğrenciler Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece Gastro İnegöl Restoranı önünden 3 otobüsle Antalya’ya gitmek üzere hareket ettiler. Başkan Taban’dan öğrencilere başarı dileği İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı büyük robot yarışmalarından biri olan MEB Robot Yarışmasına katılan İnegöllü öğrencilere başarılar diledi. Gençlerin ve öğrencilerin her an yanlarında olduklarını hatırlatan Başkan Taban, "Öğrencilerimizin nerede desteğe ihtiyacı varsa biz kurum olarak yanlarındayız. Böylesine önemli bir organizasyon için de 88 öğrencimiz ile 14 danışman öğretmenimizin ulaşımı noktasında katkı sunduk. Bu tür organizasyonları önemsiyoruz. Öğrencilerimizin tecrübe kazanması, kendilerini geliştirmesi adına faydalı organizasyonlar. İnşallah yarışmalar neticesinde de güzel sonuçlarla geleceklerine inancımız tam" dedi.

Bursa’da ulaşımı 15 dakikaya düşürecek akademik çalışma Haber

Bursa’da ulaşımı 15 dakikaya düşürecek akademik çalışma

BTÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yalçın Yıldırım’ın yürütücüsü olduğu “Sürdürülebilir Kentsel Yaşam Kapsamında 15 Dakikalık Şehir Konseptinin Çevre ile İlişkisinin İncelenmesi: Southampton ve Bursa Kentleri Örneğinde Bir Karşılaştırma” başlıklı proje, TÜBİTAK 2219 Yurt Dışı Doktora Sonrası Araştırma Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Çalışma kapsamında Bursa ve İngiltere’de 15 dakikalık şehir modeli araştırılacak. Kent yaşamını daha erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlayan “15 dakikalık şehir” modeli kapsamında şehirde günlük ihtiyaçlara kısa sürede erişim imkânı sunan alanlar belirlenecek. Bu doğrultuda Bursa ve İngiltere’de mekânsal odak noktaları tespit edilecek. Bu noktaların yürüme, bisiklet ve toplu taşıma gibi ulaşım türleriyle erişilebilirliği bilimsel yöntemlerle analiz edilecek. BURSA MODELİ FARKLI ÜLKELERE ÖRNEK OLACAK Araştırmada erişilebilirliğin yanında çevresel kalite de ele alınacak. Bu kapsamda belirlenen alanlarda gürültü düzeyi ve hava kalitesi gibi çevresel faktörler ölçülerek detaylı analizler gerçekleştirilecek. Elde edilen bulgular doğrultusunda kentsel tasarım, planlama ve politika geliştirme süreçlerine katkı sunacak öneriler geliştirilecek. Bursa ve İngiltere örnekleri üzerinden yürütülecek analizlerle, modelin farklı coğrafyalardaki uygulanabilirliği de ortaya konacak. Çalışma Avrupa’da bu alanda ileri araştırma altyapısına sahip kurumlar arasında yer alan University of Southampton iş birliğiyle yürütülecek. Kentlerde yaşamın giderek hızlanırken günlük ihtiyaçlara erişimin de aynı ölçüde zorlaştığını dile getiren Doç. Dr. Yalçın Yıldırım, “Günümüzde insanlar işe, okula, hastaneye ya da sosyal alanlara ulaşmak için her geçen gün daha fazla zaman harcıyor. Biz de araştırmamızda bu soruna ‘15 dakikalık şehir’ modeli ile çözüm bulmaya çalışacağız. Bursa ve İngiltere’nin Southampton şehrinde yapacağımız planlama ile insanların gündelik ihtiyaçlarına ulaşım süresini 15 dakikaya düşürmüş olacağız. Bursa’dan yola çıkarak elde edeceğimiz bulguların yerel yönetimler, şehir plancıları ve peyzaj mimarları için yol gösterici olmasını hedefliyoruz” dedi. Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda şehirlerin ve toplumun gelişimine katkı sunan araştırma merkezleri olduğunu vurgulayarak, 15 dakikalık şehir yaklaşımının kentlerde yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen önemli bir model olduğunu belirterek, Bursa’dan hareketle yürütülecek bu araştırmanın hem yerel yönetimlere hem de şehir planlama süreçlerine önemli katkılar sağlayacağına inandığını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.