Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Toplumsal Sorumluluk

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Toplumsal Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. İbrahim Taymur: "Ruh sağlığını korumak, hayat şartlarını iyileştirmekle de mümkün" Haber

Prof. Dr. İbrahim Taymur: "Ruh sağlığını korumak, hayat şartlarını iyileştirmekle de mümkün"

Ruh sağlığının korunması ve ruhsal sorunların önlenmesine yönelik çalışmalar hakkında bilgi veren Medicana Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Taymur, ruh sağlığının biyolojik özellikler, kişisel deneyimler ve toplumsal şartların etkileşimiyle şekillendiğini belirterek önleyici çalışmaların yalnızca tedavi hizmetleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. "Ruh sağlığını yalnızca bireyin sorumluluğu olarak göremeyiz" Ruh sağlığının kişinin duygularını yönetebilmesi, güçlüklerle baş edebilmesi, ilişkilerini sürdürebilmesi ve günlük yaşama katılabilmesiyle yakından ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Taymur, bireyin içinde bulunduğu şartların da bu süreçte önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı Taymur, "Genetik yatkınlıklar ve biyolojik süreçler ruh sağlığında önemli bir yere sahiptir. Ancak kişinin yaşam deneyimleri, sosyal çevresi ve ekonomik şartları da ruhsal iyilik hâlini etkiler. Uzun süreli işsizlik, ekonomik güçlükler, güvensiz barınma şartları, ayrımcılık ve şiddet, bireyin ruhsal açı-dan zorlanmasına neden olabilir. Bu nedenle ruh sağlığını korumayı yalnızca kişinin kendi çabasıyla açıklamak yeterli değildir" dedi. Ruh sağlığını desteklemek için bireysel baş etme becerilerinin geliştirilmesinin yanında insanların güvenli ve destekleyici yaşam şartlarına sahip olmasının da önem taşıdığını belirten Taymur, eğitim imkanlarının güçlendirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılmasının koruyucu yaklaşımın önemli parçaları olduğunu kaydetti. Çocukluk dönemindeki deneyimlerin ruh sağlığının gelişiminde önemli bir rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Taymur, güvenli aile ortamının, destekleyici ilişkilerin ve çocuğun kendisini kabul edilmiş hissetmesinin koruyucu etkenler arasında yer aldığını söyledi. İhmal, istismar, zorbalık, sürekli baskı ve dışlanmanın çocukların ruhsal iyilik hâlini olumsuz etkile-yebileceğine dikkat çeken Taymur, erken dönemde sunulan desteğin önemini vurguladı. Taymur, "Çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimler kişinin geleceğini kaçınılmaz biçimde belirlemez. Güvenilir bir yetişkinin desteği, öğretmenlerle kurulan sağlıklı ilişkiler, kabul gördüğü bir sosyal çevre ve gerektiğinde alınan profesyonel yardım önemli koruyucu kaynaklardır. Bu nedenle çocukları korumak kadar aileleri ve çocuklarla çalışan eğitimcileri desteklemek de önemlidir" diye konuştu. Ruh sağlığının korunmasının çocuklukla sınırlı olmadığını belirten Taymur, ergenlikten yetişkinliğe ve ileri yaşlara kadar her dönemin kendine özgü ihtiyaçları bulunduğunu ifade etti. Yalnızlık, kayıplar, yaşam değişiklikleri ve sosyal ilişkilerin zayıflamasının farklı yaş gruplarında destek ihtiyacını artırabileceğini kaydetti. Ruhsal sorunların erken fark edilmesinin ve ihtiyaç duyan kişilerin uygun desteğe ulaşmasının önemine değinen Prof. Dr. Taymur, önleyici çalışmaların sorunların ortaya çıkma riskini azaltmanın yanı sıra mevcut sorunların ağırlaşmasını ve tekrarlamasını önlemeyi de kapsadığını belirtti. Okullarda zorbalıkla mücadele edilmesi, işyerlerinde aşırı stresin azaltılması, ruh sağlığı konusunda doğru bilgilendirme yapılması ve psikolojik destek hizmetlerinin erişilebilir hâle getirilmesinin bu açıdan önem taşıdığını ifade eden Taymur, koruyucu çalışmaların farklı kurumların iş birliğiyle yürü-tülmesi gerektiğini söyledi. Taymur, "Ruhsal sorunların tamamını önlemek mümkün olmayabilir. Ancak riskleri azaltmak, sorun-ları erken fark etmek ve kişilerin zamanında destek almasını sağlamak mümkündür. Burada önemli olan, yalnızca sorun yaşayan kişinin yardım istemesini beklemek değil, ihtiyaç duyan kişilerin hiz-metlere ulaşmasını kolaylaştırmaktır" ifadelerini kullandı. Ruh sağlığı konusunda toplumda hâlâ önyargılarla karşılaşılabildiğini belirten Taymur, kullanılan dilin ve toplumsal tutumların kişilerin yardım arama davranışını etkileyebildiğine dikkat çekti. Ruhsal sıkıntı yaşayan kişilerin yargılanmadan dinlenmesi, yaşadıklarının küçümsenmemesi ve gerek-tiğinde profesyonel desteğe yönlendirilmelerinin önemini vurgulayan Taymur, ruh sağlığıyla ilgili tanıların alay veya hakaret amacıyla kullanılmasının damgalamayı güçlendirebileceğini belirtti. Taymur, ruhsal sorunların yalnızca biyolojik süreçler üzerinden değerlendirilmesinin de kişinin yaşam öyküsünü ve içinde bulunduğu şartları anlamak açısından yetersiz kalabileceğini ifade ederek bü-tüncül bir yaklaşımın gerekliliğine işaret etti. Ruh sağlığının korunması toplumsal sorumluluk gerekti-riyor Düzenli uyku, fiziksel aktivite ve destekleyici sosyal ilişkilerin ruhsal iyilik hâline katkı sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Taymur, bu alışkanlıkların yanı sıra toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesinin de gerekli olduğunu söyledi. Taymur, "Ruh sağlığını korumak; bilimsel bilgiye dayalı uygulamaları, zamanında ve nitelikli sağlık hizmetlerini, güvenli yaşam alanlarını ve destekleyici sosyal ilişkileri birlikte ele almayı gerektirir. Aileler, okullar, işyerleri, sağlık kurumları ve yerel yönetimler bu sürecin önemli paydaşlarıdır" dedi. Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün yalnızca farkındalık oluşturmakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Taymur, ruh sağlığını korumaya yönelik çalışmaların yıl boyunca sürdürülmesinin önemine dikkat çekti. Taymur, bireylerin yaşam şartlarını iyileştiren, ihtiyaç duyan kişilerin desteğe erişimini kolaylaştıran ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren adımların ruh sağlığının korunmasına katkı sağlayacağını belirtti.

Osmangazi’de söz çocukların oldu Haber

Osmangazi’de söz çocukların oldu

Osmangazi Belediyesi, çocuklara ve eğitime verdiği önemi bir kez daha ortaya koyan anlamlı bir etkinliğe imza attı. Her ay ilçeye dair önemli kararların alındığı Osmangazi Belediyesi Meclis Salonu, bu kez ilköğretim öğrencilerini ağırlayarak adeta geleceğin yöneticilerine ev sahipliği yaptı. “Yerel Yönetimler” dersleri kapsamında Osmangazi Belediyesi’ni ziyaret eden 3. sınıf öğrencileri, belediyenin işleyişini yerinde ve uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Meclis salonunda gerçekleştirilen etkinlikte, çocuklara belediyenin görevleri, sorumlulukları ve karar alma süreçleri Eğitmen Serkan Yılmaz’ın rehberliğinde detaylı bir şekilde anlatıldı. Programda öğrenciler, teorik bilgilerin ötesine geçerek yerel yönetim mekanizmasını deneyimleme şansını yakaladı. HEM EĞLENDİLER HEM ÖĞRENDİLER Ziyaretin en dikkat çekici bölümü çocukların kendi meclislerini kurduğu “ziyaretçi meclisi” uygulaması oldu. Meclis düzeninde oturan 30 öğrenci, aralarından bir başkan seçerek Osmangazi ilçesi için fikir ve önerilerini tartışmaya açtı. Küçük yaşlarına rağmen ortaya koydukları çözüm odaklı düşünceler ve toplumsal duyarlılıklarıyla dikkat çeken öğrenciler, demokratik süreçleri deneyimledi. Öğrencilerden Ceren Su Yarşı, belediyenin temizlik ve park hizmetlerine dikkat çekerek “Çöplerimizi topluyoruz, parkları yapıyoruz” derken, Hüma Özdemir ise çevre bilincine vurgu yaparak “Atık pil kutularını, parkları ve çevreyi yeşillendirmeyi, yangınları söndürmeye yardımcı olduklarını öğrendik” şeklinde konuştu. Mecliste başkan seçilen 9 yaşındaki Amine Özbay da, yaptığı konuşmada çevre, şehircilik ve sosyal yardım konularına değinerek, “Daha fazla ağaç dikmek, ihtiyacı olanlara yardım etmek istiyorum. Bursa’da sigarayı yasaklayabilirim. Daha fazla park yapmayı planlıyorum. Çünkü park demek çocukların eğlenmesi demek” ifadelerini kullandı. AMAÇ KURUMLARI TANITARAK YARINLARA HAZIRLAMAK Eğitmen Serkan Yılmaz ise etkinliğin amacına ilişkin yaptığı açıklamada, öğrencilerin derslerde öğrendikleri bilgileri sahada pekiştirmelerinin önemine dikkat çekti. Yılmaz, “3. sınıf öğrencilerimizin yerel yönetimler dersleri var. Belediyeler ve muhtarlıklar gibi kendilerine hizmet eden kurumları tanıyorlar. Bu kapsamda belediyemize misafir olarak gelerek hem yaşayarak deneyim kazanıyor hem de kurumun fiziki ortamlarını yakından görüyorlar. Ayrıca ‘ziyaretçi meclisi’ adını verdiğimiz etkinlikte, başkan ve meclis üyeleri rolünü üstlenerek Osmangazi adına fikirler üretiyor ve bu fikirleri oylamaya sunuyorlar. Amacımız; çocuklarımızın kurumların ne işe yaradığını, işleyişin nasıl olduğunu öğrenmeleri, belediyelerin yaptığı çalışmaları tanımaları ve ileride hayatlarına yön verirken bu deneyimlerden faydalanmalarıdır” şeklinde bilgi verdi. Osmangazi Belediyesi’nin bu tür eğitim odaklı etkinlikleri, çocukların erken yaşta toplumsal sorumluluk bilinci kazanmasına, yerel yönetimlerin rolünü anlamasına ve demokratik katılım kültürüyle tanışmasına önemli katkı sunuyor.

Bursa'nın mirası meslek liselerinde canlanıyor Haber

Bursa'nın mirası meslek liselerinde canlanıyor

Programda konuşan MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Salih Kaygusuz, projenin Millî Eğitim Bakanlığı’nın güncel politika belgeleriyle uyumuna dikkat çekerek sözlerini "Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde yayınlanan Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi doğrultusunda, mesleki eğitimi sadece teknik bir beceri kazandırma alanı değil, aynı zamanda bir karakter inşası ve 'edep' yolculuğu olarak görüyoruz. Ahilik kültürüyle şekillenmiş usta-çırak ilişkisini eğitim ortamlarımıza taşıyarak, gençlerimize sadece meslek değil; ahlâk, disiplin ve toplumsal sorumluluk bilinci de aşılıyoruz. Bursa'da filizlenen bu modelin, kültürel mirasımızın sürdürülebilirliği adına tüm ülkemize örnek olacağına inanıyorum." şeklinde sürdürdü. KÜLTÜREL HAFIZAMIZI GENÇLERE EMANET EDİYORUZ. Bursa’nın bir zanaat merkezi olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, konuşmasında iş birliğinin önemine değindi: "Bursa, yüzyıllardır emeğin ve estetiğin harmanlandığı, usta-çırak geleneğinin kalbinin attığı bir şehirdir. Ancak teknolojik dönüşüm, kültürel hafızamızın taşıyıcısı olan geleneksel mesleklerimizi tehdit etmektedir. İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzle el ele vererek; somut olmayan kültürel miras alanlarımızı ve bu alanların yaşayan çınarları olan ustalarımızı öğrencilerimizle buluşturuyoruz. Gençlerimiz, bizzat duayen zanaatkârlarımızdan el alarak bu kadim mirası geleceğe taşıyacak olan yeni meşalelerimiz olacaktır.” İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer de, her okulun sahip olduğu atölye imkânlarına göre bir "Miras Meslek" ile eşleştirildiğini belirterek “Gençlerimizin mesleki kimlik ve aidiyet duygularını güçlendirirken, geçmişin izini kaybetmeden geleceği birlikte inşa ediyoruz. Bu projeyle Bursa’daki meslek liselerimizin her biri, şehrimizin kadim zanaatlarından en az birine hamilik edecek. Okullarımız birer eğitim yuvası olmanın yanı sıra aynı zamanda bu kültürel mirasın koruyucusu ve geleceğe aktarıcısı olacaktır." dedi. HEDEF: ÇOK YÖNLÜ ETKİNLİKLERLE “SÜREKLİLİK” ODAKLI MESLEKÎ PAYLAŞIM Proje ile Bursa’nın somut olmayan kültürel mirası içinde yer alan ve kaybolmaya yüz tutmuş; bıçakçılıktan ipek dokumacılığına, çinicilikten ahşap oymacılığına kadar 80’den fazla meslek alanının mesleki ve teknik eğitim kurumları aracılığıyla korunması ve genç nesillere aktarılması hedefleniyor. Pilot okulların belirlenmesi ve usta eşleştirmeleriyle başlayan süreç; öğrencilere yönelik boyunca sergi, tanıtım ve eğitim faaliyetleriyle süreklilik esasına göre devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.