Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tiktok

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tiktok haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tiktok haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocukların yapay zeka merakı artıyor Haber

Çocukların yapay zeka merakı artıyor

Ocak ve Şubat 2026 verilerini kapsayan Kaspersky Safe Kids raporu hem küresel ölçekte hem de Türkiye özelinde çocukların yapay zeka araçlarına duyduğu merakı ortaya koyuyor. Google aramalarının yaklaşık dörtte birini yapay zeka odaklı uygulama ve hizmetlerin oluşturması, bu platformlarla etkileşimin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. ChatGPT, Gemini, Character.AI, Microsoft Copilot, Grok ve DeepSeek gibi araçlar öne çıkarken; bu veriler yapay zekanın çocukların günlük dijital deneyimlerine giderek daha fazla entegre olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kaspersky Web İçerik Analizi Uzmanı Anna Larkina, bu noktada erişimi tamamen kısıtlamak yerine en etkili yaklaşımın bu araçları birlikte keşfetmek, kullanım sınırlarını belirlemek ve çocukların yapay zekanın hangi konularda güvenilir olup hangilerinde olamayacağını anlamalarına yardımcı olmak olduğunu söyledi. İletişim odaklı aramalar; Instagram, TikTok ve Pinterest gibi sosyal platformların etkisiyle genel sıralamada ikinci sırada yer alırken, onları YouTube ve Netflix liderliğindeki video akış platformları takip ettiğine dikkati çekilen araştırmada, YouTube, Türkiye’deki çocukların toplam uygulama kullanım süresinin üçte birinden fazlasını oluşturarak, küresel trendlerle paralel bir şekilde çocuklar için temel içerik platformu olma konumunu sürdürüyor. Instagram ve WhatsApp, ülkede en popüler ikinci ve üçüncü uygulamalar arasında yer alıyor. YouTube arama trendlerinde müzik açık ara ilk sırada yer alırken, K-pop içeriklerinin yanı sıra çizgi filmler ve içerik üreticilerine yönelik yoğun ilgi dikkat çekiyor. Kaspersky, çocukların dijital güvenliğini sağlamak ve daha sağlıklı çevrim içi alışkanlıklar geliştirmelerini desteklemek için şu önerilerde bulundu: Çocuklarla çevrim içi riskler hakkında açık iletişim kurun ve güvenliklerini sağlamak için net kurallar belirleyin.Oyun deneyimini güvence altına almak için güvenilir bir güvenlik çözümü kullanarak zararlı dosya indirmelerini önleyin.Yeni ortaya çıkan tehditler hakkında bilgi sahibi olun ve daha güvenli bir dijital ortam oluşturmak için çocukların çevrim içi faaliyetlerini aktif şekilde takip edin.Ekran süresini yönetmek, uygunsuz içerikleri engellemek ve konum takibi gibi ebeveyn kontrol özellikleri hem çevrim içi hem de çevrim dışı koruma sağlayan dijital ebeveynlik uygulamalarından yararlanın.

Okulları Hedef Alan Şiddet Olayları:  Güvenlik, Aile Denetimi ve Dijital Etkenler Üzerine Haber

Okulları Hedef Alan Şiddet Olayları: Güvenlik, Aile Denetimi ve Dijital Etkenler Üzerine

Son zamanlarda artan okullarda şiddet olayları ülke genelinde infiale yol açarken, konuyla alakalı Özel Eğitim Kalesi Anadolu Lisesi kurucusu ve idari koordinatörü Ayşen Şayık konuyla alakalı bir değerlendirmede bulundu; Bu hafta Türkiye’de art arda gelen, okulları hedef alan silahlı saldırı haberleri toplum olarak hepimizi derinden sarstı. Büyük bir üzüntü ve kaygıyla takip edilen bu olayların ardından birçok okulda devamsızlık oranlarının arttığı, velilerin güvenlik endişesi nedeniyle çocuklarını okula göndermekte tereddüt yaşadığı görülmektedir. Özel okul ya da devlet okulu fark etmeksizin okullarda hissedilir bir öğrenci azalması oluşmuştur. Bu durum yalnızca güvenlik meselesi değil; aynı zamanda gençlerin psikolojik dünyasını, aile denetimini ve toplumsal yapıyı yeniden değerlendirmemiz gerektiğini göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmaların ve gözlemlerin kamuoyuyla paylaşılması önem taşımaktadır. Çünkü ülkemizde çoğu zaman bu tarz olayların nedenleri detaylı biçimde incelenmeden, yüzeysel gerekçelere bağlanmaktadır. Oysa ortada çok daha genel ve yapısal bir sorun olduğu görülmektedir. Öncelikle son yaşanan saldırıların aynı motivasyonla gerçekleştiği söylenemez. Bu tarz saldırgan profilleri farklı kategorilere ayrılmaktadır. Bunlardan biri, son yıllarda bazı gençler arasında yaygınlaşan mafyatik, serseri tavırlara özenme kültürüdür. Bazı gençler, izledikleri dizi ve medya içeriklerindeki karakterleri örnek almakta; saldırganlığı güç, sertlik ve karizma göstergesi sanmaktadır. Oysa güçlü bir akademik ve sosyal altyapıyla yetişen bireyler, izledikleri şeylerin kurgu olduğunu bilir ve buna özenti geliştirmezler. Ne yazık ki bugün birçok gençte bu bilinç yeterince oluşmamıştır. Diğer yandan Kahramanmaraş’taki olayın, yalnızca bu tarz bir özenti kültürüyle açıklanamayacağı düşünülmektedir. Burada daha farklı, daha derin bir aile ihmali ve dijital denetimsizlik sorunu göze çarpmaktadır. Özellikle sosyal medya paylaşımları incelendiğinde, çocuğun ailesinin onu takip etme ve yönlendirme konusunda yetersiz kaldığı izlenimi oluşmaktadır. Ergenlik çağındaki bir bireyin dijital dünyada saatlerce ne yaptığı, kimlerle iletişim kurduğu, hangi içeriklerden etkilendiği aile tarafından bilinmelidir. Bugün birçok ebeveyn, çocuğunda bir farklılık gördüğünde iletişim kurmak yerine yalnızca kızmak, baskı yapmak veya cezalandırmak yolunu seçmektedir. Oysa yapılması gereken; çocuğu anlamaya çalışmak, davranış değişimlerini erken fark etmek ve zamanında müdahale etmektir. Sorun büyüdükten sonra tepki vermek yerine, sorun oluşmadan önce ilgilenmek gerekir. Özellikle Discord gibi platformların bazı bölümleri, yaşadığı sosyal çevreyle bağ kuramayan, kendine alternatif bir dünya oluşturan ve kendi gibi düşünen kişilerle bir araya gelmek isteyen gençler için kolay buluşma alanlarına dönüşebilmektedir. Bu alanlarda yeterli denetim bulunmadığında, doğru ve yanlış algısı tam oturmamış ergen bireyler birbirlerini olumsuz düşüncelerle etkileyebilmekte, birbirlerine adeta gaz verebilmektedir. Platformun tamamını denetlemenin zor olduğu ve ergen yaş grubunun bu alanlarda daha savunmasız kaldığı düşünüldüğünde, ülkemizde alınan bazı kısıtlayıcı kararların mevcut sosyal şartlar içinde anlaşılabilir olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında toplumsal kriz anlarında dijital bilgi kirliliği de önemli bir sorun haline gelmektedir. Özellikle Telegramüzerinde anonim hesaplar aracılığıyla kaostan beslenen, korku ve paniği artırmaya çalışan kullanıcı gruplarının bu tür dönemlerde daha görünür hale geldiği bilinmektedir. Doğrulanmamış haberler, abartılı iddialar ve provokatif paylaşımlar toplum psikolojisini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle vatandaşların bu tür içeriklere kapılmaması, manipülatif paylaşımlarla sürüklenmemesi ve yalnızca güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere itibar etmesi büyük önem taşımaktadır. Veliler ise çoğu zaman bu dijital dünyanın nasıl işlediğini bilmiyor. Oysa çok basit şekilde çocuğunun bilgisayarında Discord uygulamasının yüklü olup olmadığını görebilir, kullandığı platformları takip edebilir. Günümüzde gençlerin hayatını anlamak isteyen bir ebeveynin yalnızca Instagram’a bakması yeterli değildir. Özellikle TikTok, gençler üzerinde çok daha güçlü bir etkiye sahiptir. TikTok platformunda gençlerin profillerindeki tekrar paylaşılan videolar, ilgilendikleri konuları, neye özendiklerini, kimi örnek aldıklarını, güncel ilişki durumlarını ve hayat hakkındaki bakış açılarını çok net biçimde yansıtabilmektedir. Sorun şu ki birçok veli, çocuğunun hayatına hakim olmak istiyorsa bu alanları da tanıması gerektiğinin farkında değildir. Gençlerin hangi platformlarda zaman geçirdiğini bilmeden, onların dünyasını anlamak mümkün değildir. Bu nedenle birçok ebeveyn, farkında olmadan çocuklarından kopuk yaşamaktadır. Çocukların izlediği Animeler de çoğu zaman sıradan çizgi filmler gibi değerlendirilmemelidir. Özellikle gerçek hayattan kopuk, ütopik evrenler sunan bazı anime içerikleri; gençlerin bilinçaltında farklı bir dünya algısı oluşturabilmekte, yaşadığı çevreyi yetersiz veya sıkıcı görmesine neden olabilmektedir. Bu da bazı gençlerin kendi toplumunda, kendi sosyal çevresinde yer edinmesini zorlaştırabilmektedir. Elbette her içerik için aynı durum geçerli değildir; ancak ailelerin çocuklarının ne izlediğini bilmesi önemlidir. Sonuç olarak yaşanan bu üzücü olayları yalnızca münferit vakalar olarak görmek doğru değildir. Burada aile içi iletişim eksikliği, dijital denetimsizlik, yanlış rol modeller, sosyal yalnızlık ve gençlerin psikolojik ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi gibi birçok unsur bulunmaktadır. Okullar yalnızca eğitim verilen kurumlar değil, çocuklarımızın güvenle büyüdüğü yaşam alanlarıdır. Bu nedenle çözüm sadece güvenlik önlemlerini artırmak değil; aileleri bilinçlendirmek, gençleri anlamak, onların dijital dünyasını tanımak ve zamanında rehberlik etmektir. Okulun temel işlevi müfredatı yetiştirmek değil, öğrenciyi yetiştirmek olmalıdır. Çünkü geleceği korumanın yolu, gençliği doğru anlamaktan geçmektedir.

Nilüfer'de Koza Buluşmaları'nın konuğu Hakan Bıçakçı oldu Haber

Nilüfer'de Koza Buluşmaları'nın konuğu Hakan Bıçakçı oldu

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının özgün isimlerini Bursalı okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen söyleşinin bu ayki konuğu, çağdaş Türk edebiyatının usta kalemlerinden Hakan Bıçakçı oldu. “Yamuk Zeminler, İnce Sızıntılar ve Geçici Manzaralar” başlığıyla düzenlenen etkinlikte Bıçakçı; 12. kitabı olan Geçici Manzara’dan yola çıkarak yazarlık serüvenini, dile yaklaşımını ve şehirle kurduğu ilişkiyi anlattı. Söyleşiyi çok sayıda edebiyatsever büyük bir ilgiyle takip etti. “EDEBİYATIN GÜCÜ KARŞI TARAFA NE HİSSETTİRDİĞİNİZDE SAKLIDIR” Konuşmasına yazım sürecindeki motivasyonlarına değinerek başlayan Hakan Bıçakçı, edebiyatın sadece bir öfke kusma alanı olmadığını belirtti. Yazarken didaktik olmaktan kaçındığını ifade eden Bıçakçı, şu sözleri kaydetti: “Bir şeylerden rahatsız olmak sanat için güçlü bir çıkış noktası ama aynı zamanda tehlikeli. Nefretini kusup rahatlamak edebiyatın alanı değil. Senin ne hissettiğin değil, karşı tarafa ne hissettirdiğin önemli aslında. Edebiyatın gücü oradan geliyor. Bu yüzden öfkemi hep dizginlerim; o bastırılan şeyin okurla yazarın ortak bir noktasında buluşmasını tercih ederim.” Son kitabı Geçici Manzara’nın diğerlerinden farklı olarak, öykülerin bir amaca hizmet etmeden, kendiliğinden birikerek oluştuğunu belirten yazar, dildeki yabancılaşma hissinin önemine dikkat çekti. Günümüzün “aforizma çağı” olduğunu söyleyen Hakan Bıçakçı, süslü ve fiyakalı cümlelerle okuru yakalama çabasından uzak durduğunu vurguladı. Sade yazmanın en zor şeylerden biri olduğunu ifade eden Bıçakçı, “Okuru anlatıcıyla değil, doğrudan karakterin durumuyla baş başa bırakmak istiyorum. Aradan çekilip okuru bir görgü tanığı kılmaya çalışıyorum. Şeffaf ve sade bir dilin peşindeyim. Fakat artık YouTube çağı, TikTok çağını yaşıyoruz. Gittikçe her şeyin görselleştiği bir çağda dil de görselleşiyor. Hâlâ kitaplar yazılıyor ama okurgillerin nesli gittikçe aslında tükeniyor. Her şey izlemeye dönüyor. Hikayeler hep var ve hep olacak, bu bir ihtiyaç ama hikaye ihtiyacımızı artık daha çok platformlar, diziler, filmler karşılıyor. Her şey görüntüye transfer edilmeye başlandı. Betimlemeler kayboluyor” değerlendirmesinde bulundu. Şehirle kurduğu ilişkiyi “aşk-nefret” olarak tanımlayan Bıçakçı, metinlerinde geleneksel doğa betimlemeleri yerine şehrin pürüzlerini kullandığını söyledi. Bozuk kaldırımlar, titreyen floresan ışıkları ve damlayan suların kendisi için birer ilham kaynağı olduğunu belirten yazar, şehrin adeta karakterleri yutan bir canavar gibi kurgularında yer aldığını ifade etti. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Hakan Bıçakçı, okurları için son kitabı “Geçici Manzara”yı imzaladı. Etkinlik sonunda yazara günün anısına bir hediye takdim edildi.

Fransa Eğitim Bakanlığı, TikTok’u savcılığa şikayet etti Haber

Fransa Eğitim Bakanlığı, TikTok’u savcılığa şikayet etti

Fransa Eğitim Bakanlığı, sosyal medya uygulaması TikTok'un gençlerin ekran başında geçirdikleri aşırı süre nedeniyle ruh sağlığı sorunlarıyla olası bağlantıları nedeniyle harekete geçti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, TikTok'un Paris savcılığına ihbar edildiğini duyurdu. Fransa Eğitim Bakanı Edouard Geffray, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Sosyal medya uygulaması TikTok'un işleyişiyle ilgili bir raporu az önce Paris Savcılığı'na ilettim. Yaşları 15 ila 24 arasında değişen gençlerin yüzde 30'u depresif bozukluklardan etkilenirken her şey TikTok'un algoritmasının reşit olmayanları yeme bozuklukları, kendine zarar verme, depresyon ve intiharla ilgili içeriklerin oluşturduğu ölümcül bir sarmalın içine hapsettiğini gösteriyor. Tek bir video bile bu mekanizmayı tetiklemek için yeterli" ifadelerini kullandı. Bakanlık tarafından yaşı küçük bir kullanıcı gibi sahte bir hesap açıldığını bildirerek söz konusu etkilerin doğrudan gözlemlendiğini bildiren Bakan Geffray, "Tuzağa düşme olgusu anında gerçekleşiyor ve çok hızlı bir şekilde kötüleşiyor. Birkaç suç teşkil edebilecek bu gerçekler karşısında, konuyu adalete taşımak gerekiyordu. 12 milyon öğrencimizin korunması konusunda hiçbir taviz verilemez" dedi. Çinli ByteDance şirketine ait olan TikTok, Fransa'da daha önce de mercek altına alınmıştı. Geçen Kasım ayında Fransız yetkililer, TikTok'un algoritmalarının gençleri intihara sürükleyebileceği riskleri nedeniyle soruşturma başlattıklarını açıklamıştı. TikTok ise bu tür suçlamaları reddettiğini belirtmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.