Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ticaret Hacmi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ticaret Hacmi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret Hacmi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bolat: "Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticaret hacmi 25 yılda 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi" Haber

Bakan Bolat: "Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticaret hacmi 25 yılda 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi"

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Latin Amerika ülkelerinin büyükelçileri ile istişare toplantısı gerçekleştirdi. Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda Türkiye’nin Latin Amerika ülkeleriyle olan ticari ve ekonomik iş birlikleri ele alındı. Toplantıda konuşan Bakan Bolat, meydana gelen deprem nedeniyle Venezuela halkına ve yönetimine taziyelerini ileterek, Türkiye’nin doğal afetlerde her zaman yardım elini uzattığını ve Venezuela’nın yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. "Latin Amerika ile halklarımız arasında kalpten gelen bir kültürel yakınlık var" Türkiye’nin Latin Amerika ve Karayipler açılım politikasının son yıllarda önemli sonuçlar verdiğini belirten Bolat, "Türkiye ile Latin Amerika’yı okyanus ayırsa bile, karşılıklı saygı, ortak değerler ve müşterek bir vizyon temelinde sınırları aşan köklü bir bağı paylaşmaktayız. Halklarımız arasında kalpten gelen bir kültürel yakınlık vardır" dedi. Bolat, Türkiye’nin 2002’de 6 olan bölgedeki diplomatik temsilcilik sayısının da 20’ye yükseldiğini söyledi. "Türkiye jeopolitik konumuyla dünya ekonomisinde öne çıkan aktörlerden biri olmayı sürdürmektedir" Küresel ekonomide jeopolitik gerilimler, savaşlar, korumacılık eğilimleri ve tedarik zinciri sorunlarının etkilerinin hissedildiğini belirten Bolat, bu süreçte ülkeler arasındaki ekonomik iş birliklerinin öneminin arttığını söyledi. Dijital dönüşüm, yapay zeka, büyük veri ve e-ticaretin ekonomik yapıları dönüştürdüğünü ifade eden Bolat, yeşil dönüşümün de küresel ticaret gündeminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini dile getirdi. Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesi ve stratejik konumuyla öne çıktığını ifade eden Bakan Bolat, "Türkiye güçlü üretim yapısı, modern altyapısı, dinamik özel sektörü ve Avrupa, Asya ile Afrika’nın kesişim noktasındaki konumuyla dünya ekonomisinde öne çıkan aktörlerden biri olmayı sürdürmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Bolat, Türkiye’nin stratejik konumu sayesinde önemli bir üretim ve lojistik merkezi haline geldiğini belirterek, ülkenin geçen yıl 1,6 trilyon doları aşan milli gelirle dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olduğunu söyledi. Bolat, son 23 çeyrektir kesintisiz büyüme kaydedildiğini ve kişi başına düşen milli gelirin 18 bin doların üzerine çıktığını ifade etti. "Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki ticaret hacmi 16,4 milyar dolara yükseldi" Türkiye ile Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini vurgulayan Bakan Bolat, "2000 yılında Türkiye ile Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki toplam ticaret hacmi sadece 920 milyon dolardı. Bu rakam 25 yılda tam 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi. Bu toplam ticaretin 5,7 milyar doları Türkiye’nin Latin Amerika Karayipler bölgesine ihracatı, 10,6 milyar doları ise Latin Amerika Karayipler bölgesinden Türkiye’ye gelen ithalattır. Bu yılın ilk 5 ayında da bölge ile Türkiye’nin ticareti artmaya devam etmiş ve 8,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu anlamda Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticarette Türkiye’nin ihracatı hemen hemen ilk 5 ayda aynı kalırken, Latin Amerika bölgesinden ithalatı yüzde 19 bu yıl artış göstermiştir. Böylece dış ticaret hacmi yüzde 15,7 artmış olmaktadır" dedi. "Ekonomilerimiz arasında karşılıklı tamamlayıcılık var" Latin Amerika ülkeleriyle ekonomik yapının birbirini tamamladığını vurgulayan Bolat, "Türkiye’den Latin Amerika ülkelerine işlenmiş altın, mücevher eşyası, demir-çelik ürünleri, çimento, petrol yağları ve otomotiv ürünleri ihraç edilirken, Latin Amerika Karayipler bölgesinden Türkiye’ye canlı büyükbaş hayvan, ham işlenmemiş altın, soya fasulyesi, kahve, pamuk ve taş kömürü ithal edilmektedir. Bu tablo sanayi, tarım, madencilik ve enerji alanlarında ekonomilerimiz arasında karşılıklı tamamlayıcılığın somut göstergelerinden biridir" açıklamasında bulundu. Bölgeyle ticarette halen önemli bir potansiyel bulunduğunu belirten Bolat, "Latin Amerika ve Karayipler bölgesi Türkiye’nin dış ticaretinde henüz arzu ettiğimiz seviyede bir paya sahip değildir. 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatında Latin Amerika Karayipler bölgesinin payı yüzde 2,1 iken, Türkiye’nin toplam ithalatında Latin Amerika Karayipler payı yüzde 2,9 olmuştur. Bu tablo, bölgeden tedarikimizin güçlendiğini göstermekle beraber dış ticarette daha fazla karşılıklı alım-satım ilişkilerimize önem vermemiz ve dengeli bir yapıya kavuşmamız gerektiğini işaret etmektedir. Büyükelçilerin, müsteşarların katkılarıyla önümüzdeki dönemde bu oranları daha yukarı taşıyacağız" ifadelerini kullandı. "Latin Amerika ülkeleriyle karşılıklı yatırımların da daha fazla artması gerektiği açıktır" Yatırımların artırılması gerektiğine dikkat çeken Bolat, "2025 sonu itibarıyla Türkiye’de faaliyet gösteren Latin Amerika-Karayip sermayeli tam 688 tane şirket kurulmuştur. Türkiye’ye getirdikleri sermaye yatırım stoku da 3,4 milyar dolardır. Türkiye’den de Latin Amerika ülkelerine giden doğrudan yatırım ve sermaye stoku 1,3 milyar dolardır. Türk şirketlerinin Latin Amerika bölgesinde liman işletmeciliğinden enerji yatırımına, inşaattan turizm sektörüne kadar birçok sektörde yatırımları bulunmaktadır. Aramızdaki potansiyeli düşündüğümüzde karşılıklı yatırımların da daha fazla artması gerektiği açıktır" diye konuştu. "Latin Amerika ülkelerinin Türk müteahhitlik firmaları açısından olumlu referanslar vermesi gerektiğini düşünüyoruz" Bolat, Türk müteahhitlik firmalarının Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki faaliyetlerinin potansiyelin gerisinde kaldığını belirterek, "Türk uluslararası müteahhitlik firmalarının Latin Amerika Karayipler bölgesinde üstlendikleri projelerin bugüne kadar toplam değeri 1,6 milyar dolar, proje sayısı da sadece 45’ti. Bu rakamlar müteahhitlik firmalarının Latin Amerika bölgesinde inşaat projeleri yapma noktasında oldukça sınırlı rakamlar olduğunun altını çizmek isteriz. Bu rakamlar gerçek potansiyelimizi yansıtmamaktadır. Bu açıdan sizin ülkelerinizin kamu otoritelerinin ve ilgili kurumlarınızın 138 ülkede başarıyla inşaat işleri yapan Türk müteahhitlik firmaları açısından olumlu referanslar vermesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. "ABD kıtasına yapılan bu dizi film ihracatının yaklaşık yüzde 40’ı Latin Amerika pazarındaki hizmet tüketicilerine ulaşmakta" Türk dizilerinin Latin Amerika bölgesindeki etkisine de değinen Bolat, "Elimizdeki son hizmet ihracatı verilerine göre yıllık 610 milyon dolar civarında Türkiye’nin dizi ihracatı bulunmakta ve bunun yüzde 22’si ABD kıtasına yapılmaktadır. ABD kıtasına yapılan bu dizi film ihracatının da yaklaşık yüzde 40’ı Latin Amerika pazarındaki hizmet tüketicilerine ulaşmaktadır. Bu noktada Latin Amerika’nın bu sektördeki köklü üretim tecrübesini de dikkate alıyoruz ve Türkiye’de de Latin Amerika dizileri yoğun bir şekilde ilgi görmektedir. Latin Amerika’daki dizi film üretim tecrübesiyle Türkiye’nin yapım gücünü birleştirerek ortak yapımlar, uyarlama yapımları, senaryo ve format değişimi gibi alanlarda yoğun işbirliği yapılabilir" diye konuştu. Bolat konuşmasını, "Türkiye ile Latin Amerika ve Karayip bölgesi ülkeleri arasındaki ilişkilerin stratejik önemde olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Önümüzdeki dönemde sizlerle yoğun bir temas ve ortak mesai içinde çalışacağız" sözleriyle tamamladı.

Cevdet Yılmaz: "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız" Haber

Cevdet Yılmaz: "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD-Türkiye İş Konseyi arasında yuvarlak masa toplantısı gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Chobani’nin Üst Yöneticisi (CEO) Hamdi Ulukaya’nın katılımıyla gerçekleşen toplantıda ortak ikili ticari ve ekonomik ilişkiler ele alındı. "Türkiye ile ABD arasındaki köklü stratejik ortaklık ilişkisi, ekonomik iş birliği açısından güçlü bir zemin sunmaktadır" Programda bir açılış konuşması gerçekleştiren Yılmaz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ABD Ticaret Odası arasında sürdürülen iş birliğinin güçlü bir yansıması olan programa katılmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Yılmaz, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, ekonomik ilişkilerin niteliğini ve yönünü yeniden şekillendirdiğini belirterek, "Devam eden savaşlar, bölgesel çatışmalar, artan korumacılık eğilimleri, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ülkeler arasındaki iş birliğinin önemini her zamankinden daha fazla artırmaktadır. Bu süreçte, kurallara dayalı ticaret sisteminin yeniden güçlendirilmesi ve ülkeler arasındaki güvenin tahkim edilmesi büyük önem arz etmektedir. Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki köklü stratejik ortaklık ve müttefiklik ilişkisi, ekonomik iş birliği açısından güçlü bir zemin sunmaktadır. Karşılıklı güvene dayanan bu yapı, yatırım ve ticaret ilişkilerimizin derinleşmesine imkân tanımakta; iki ülke arasındaki ekonomik etkileşimin uzun vadeli ve sürdürülebilir biçimde gelişmesini desteklemektedir" açıklamasında bulundu. ABD ile olan ikili ticaret hacminin geçen yıl 39 milyar dolara yaklaştığını anımsatan Yılmaz, "Hedefimiz 100 milyar. Hedefe göre yüzde 40 civarındayız. Ama gelişmeler ümit verici. 2026 yılının ilk çeyreğinde 10,4 milyar dolarlık bir ticaret hacmi oluşmuş. Bu da bu yılda önemli bir performans ortaya koyacağımızı gösteriyor ve 100 milyar dolar açısından güçlü bir potansiyele işaret ediyor" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, karşılıklı yatırımların da ABD ile Türkiye arasındaki en önemli unsurlardan biri olduğunu söyleyerek, Türkiye’de 2 bin 300’ü aşkın ABD sermayeli firma üretim, ihracat, istihdam ve arya alanlarına ciddi katkı sunduğunu açıkladı. Aynı dönemde Türk firmalarının ise ABD’de gerçekleştirdiği doğrudan yatırımlar hakkında da bilgi veren Yılmaz, Türk firmalarının yatırımlarının 14 milyar dolar gibi küçümsenmeyecek bir seviyeye geldiğinin altını çizdi. Türkiye’nin sunduğu gelişmiş yatırım ortamının iş yapma kolaylığının ve ülkenin stratejik konumunun Amerikan yatırımcılar için güçlü fırsatlar barındırdığını bildiren Yılmaz, "Türk firmalarının ABD’de ortaya koyduğu performansın da dikkati çekici olduğunun altını çizdi. "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız" Yılmaz, Türkiye olarak, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı güçlü bir kalkınma perspektifiyle hareket ettiklerine dikkati çekerek, "Son benimsediğimiz 12. Kalkınma Planımızda yeşil ve dijital dönüşümü kalkınma stratejimizin odağına almış durumdayız. Güçlü lojistik altyapımız, modern limanlarımız, gelişmiş kara ve demiryolu ağlarımız sayesinde yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız. Önceliğimiz; yüksek katma değer üreten, sürdürülebilir, iklim dostu ve teknoloji yoğun yatırımları ülkemize kazandırmaktır" diye konuştu. "CAATSA yaptırımları konusunda ilerlemeler bekliyoruz" Türkiye ile ABD arasında enerji, savunma, yapay zeka, uydu, iletişim, dijital ekonomi ve siber güvenlik gibi birçok alanda güçlü bir iş birliği potansiyeli bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Özellikle enerji alanında LNG ithalatının yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, iş birliğimizin çeşitlendirilmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Savunma sanayiinde geliştirilecek iş birliklerinin, mevcut potansiyeli çok daha ileri bir noktaya taşıyacağına inanıyoruz. Bu noktada iki dost müttefik ülke olarak ‘CAATSA’ yaptırımları konusunda ilerlemeler beklediğimizi özellikle ben de ifade etmek istiyorum. Bu konularda iş dünyasının sonuç odaklı yaklaşımının da büyük katkılar sunacağına inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Türk firmalarıyla Amerikan firmalarının üçüncü ülkelerde çok işler yapabilirler diye düşünüyorum" Yılmaz, Türk ve Amerikan müteahhitlik firmalarının üçüncü ülkelerde birlikte hayata geçirebileceği projelerin önemli bir potansiyel taşıdığının altını çizerek, "Uzakdoğu’dan gelen büyük bir rekabet baskısı altında ekonomilerimiz. Bunu biliyoruz. Bu rekabete cevap verirken korumacılığın tek başına yeterli olmadığını yeni rekabetçi modeller ve işbirlikleri üretmenin de önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu çerçevede özellikle Amerikan firmalarının finansal imkanları, teknolojik gelişmişlik düzeyleri, Türk firmalarının dinamik yapısı, esnek hareket kabiliyetleri, networkları birleşince güçlü bir rekabet modeli oluşturabileceğine de inanıyorum. Bugüne kadar müteahhitlik alanında da ABD de 2,9 milyar dolar değerinde elli bir proje üstlenmiş durumdayız. Türk firmalarıyla Amerikan firmaları üçüncü ülkelerde de birlikte Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da çok işler yapabilirler diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Doğru bir programınız varsa kontrol edemediğiniz faktörler sadece geçici etkiler yapabilirler" Türkiye ekonomisinin, küresel düzeydeki tüm belirsizliklere rağmen güçlü bir performans sergilemeye devam ettiğini kaydeden Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bir Orta Vadeli Programımız var. Bunu da Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesiyle ve etkin bir koordinasyonla kararlı bir şekilde hayata geçirmeye devam ediyoruz. Ama ben şunun altını çizmek istiyorum. Doğru bir programınız varsa nereye gittiğinizi biliyorsanız istikametiniz doğruysa kontrol edemediğiniz faktörler sadece geçici etkiler yapabilirler. Asıl olan programınızdır. Programı kararlı bir şekilde hayata geçirmektir. Biraz geç olabilir bazı işler biraz etkilenebilir ama sonuçta kararlı bir politikaları izliyorsanız hedeflerinize el veya geç ulaşırsınız. Biz de bu anlayışla hareket ediyoruz." "Savaş sonrası yeni şartlar bekliyor bizi, bu ortamda istikrarını koruyan olan bir ülke olarak önemli fırsatlarımız olduğuna inanıyoruz" Türkiye’nin çevresinde büyük çatışmaların olduğunu hatırlatan Yılmaz, Türkiye olarak bu gerilimler içinde istikrarını koruyan güvenli liman vasfını pekiştiren bir ülke konumunda olmaya devam ettiklerini belirtti. Yılmaz, İran-ABD-İsrail savaşının enerji, lojistik, hammadde başta olmak üzere küresel ekonomiye önemli yansımalarda bulunduğunu ifade ederek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye olarak bu konularda bir arz sıkıntısı yaşamıyoruz. Tedarik sistemleri çeşitlendirilmiş bir ülke olarak hiçbir konuda bir arz sıkıntımız yok. Ama fiyatlardan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de etkileniyor. Fiyat etkilerini de sınırlamak için gayret ediyoruz. Bütçemize biraz yük alma pahasına enflasyon üzerinde bu etkileri sınırlamaya dönük bir çaba içinde olduğumuzu söyleyebilirim. Kısa vadede tüm dünya gibi biz de elbette bu savaştan olumsuz etkileniyoruz. Ancak şunun da altını çizmem gerekiyor. Savaş sonrası bizi yeni bir bölgesel ortam, yeni şartlar bekliyor. Yeni dinamikler devreye girecek. Ve bu ortamda istikrarını koruyan, güvenli liman vasfını koruyan, önemli değerleri olan bir ülke olarak çok önemli fırsatlarımız, imkanlarımız olduğuna inanıyoruz. Bu yaşananlar kısa vadede olumsuz etkiler yapsa da orta vadede Türkiye için önemli bir perspektif, önemli imkanlar getirmektedir. İstanbul Finans Merkezi başta olmak üzere oluşan bu yeni imkanları değerlendirmek için de hükümet olarak hazırlık içindeyiz. Önümüzdeki günlerde sizleri de şaşırtacak bazı yeni açılımlar yapabiliriz. Türkiye’nin bu yeni ortamdan faydalanmasına dönük bazı önemli adımlar yine yatırımcı dostu adımlar atmayı planlıyoruz. Bunun hazırlıklarını yapıyoruz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın konuşmasının ardından TOBB ile ABD Ticaret Odası arasında işbirliği anlaşması imzalandı. Program, işbirliği anlaşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.

Türk İş Kadınlarından Belgrad Çıkarması Haber

Türk İş Kadınlarından Belgrad Çıkarması

USKD Başkanı Ayla Alkan ve Yönetim Kurulu üyeleri, program kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Belgrad Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler ve iş birliği imkanlarını değerlendirdi. Heyet, ilk olarak Ticaret Müşaviri Yasemin Yüce ile bir araya gelerek Türkiye ile Sırbistan arasındaki mevcut ticari ilişkiler, yatırım fırsatları ve ekonomik gelişmeler üzerine kapsamlı görüşmeler yaptı. Ardından Belgrad Büyükelçiliği 1’inci Müsteşarı Pınar Şentürk ve Katip Ganela Kartal ile gerçekleştirilen toplantıda, USKD’nin sürdürülebilir kalkınma, kadın girişimciliği ve uluslararası iş birliği projeleri hakkında bilgi paylaşımında bulunuldu. İKİ ÜLKE İÇİN ÖNEMLİ İŞ BİRLİĞİ ALANLARI Görüşmede konuşan Ticaret Müşaviri Yasemin Yüce, Sırbistan’ın üretim ve ihracat yatırımları açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Yüce, Sırbistan ekonomisinin kontrollü büyüme gösteren gelişmekte olan pazarlar arasında yer aldığını ifade ederek şunları söyledi: “Sırbistan, Avrupa ile Asya arasında stratejik bir köprü konumunda bulunuyor. İthalata dayalı ekonomik yapısı nedeniyle üretim ve ihracat yatırımları için önemli bir potansiyel barındırıyor. Türkiye ile Sırbistan arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 3 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda ve karşılıklı yatırımlar her geçen yıl artış gösteriyor. Ayrıca kadınların ekonomik ve siyasi hayattaki etkinliği dikkat çekici düzeyde” KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNDE YENİ FIRSATLAR USKD Başkanı Ayla Alkan ise Türkiye ile Sırbistan arasında tarihi, kültürel ve ekonomik bağların güçlü olduğuna dikkat çekerek özellikle kadın girişimciliği alanında yeni iş birlikleri geliştirilebileceğini vurguladı. Alkan açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Sırbistan, Balkanlar’ın giriş kapısı niteliğinde stratejik bir ülke. Kadınların karar alma mekanizmalarındaki güçlü temsili, sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sayesinde iş birliği kurabileceğimiz sivil toplum kuruluşları hakkında önemli bilgiler edindik. Uzun vadeli ticari ağların diplomatik projelerle desteklenmesi, USKD’nin uluslararası vizyonuna önemli katkılar sağlayacaktır. Nazik ev sahiplikleri için Sayın Yasemin Yüce ve Sayın Pınar Şentürk’e teşekkür ediyoruz”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.