Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Terörsüz Türkiye

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Terörsüz Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terörsüz Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YÖK Başkanı Özvar: "Üniversitelerde müfredatlar sadeleştirilmeli" Haber

YÖK Başkanı Özvar: "Üniversitelerde müfredatlar sadeleştirilmeli"

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türkiye’nin bilimsel yayın sayısında dünyada 15’inci sıraya yükseldiğini belirterek, "En az iki üniversitemizin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasında yer almasını istiyoruz" dedi. Özvar, lisans müfredatlarının sadeleştirilmesi ve çoktan seçmeli sınavlar yerine öğrencilerin düşünme becerilerini ölçen yöntemlerin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni, Yükseköğretim Kurulu Başkanı (YÖK) Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende konuşan Özvar, yükseköğretimde kalite, yapay zekâ kullanımı ve uluslararası başarı hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik de Gazze’de eğitim kurumlarının hedef alınmasına ve Terörsüz Türkiye hedefinin önemine dikkati çekti. Açılış programına; YÖK Yürütme Kurulu üyelerinden Mahmut Ak ve Arif Bilgin, İstanbul Vali Yardımcısı Avni Kula, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Okur, Esenler Kaymakamı Süleyman Özçakıcı, Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürü Feyzullah Sert’in yanı sıra öğrenciler, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. "Müfredatlar sadeleştirilmeli" Üniversitelerde eğitim kalitesinin artırılması gerektiğini belirten YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, ders programlarında uygulamaya daha fazla yer verilmesini istedi. Özvar, "Lisans eğitiminde müfredatların ve ders yapılarının sadeleştirilmesini bekliyoruz. Müfredattaki ders yoğunluğunu azaltın. Teorik dersler elbette olmalı ama uygulamalı dersler artacak şekilde planlama yapılmalı. Aynı düzenlemelerin yüksek lisans ve doktora için de yapılması adına gerekli önlemleri aldık. İçerik tekrarları azaltılmalı, araştırma, proje ve uygulama çalışmalarına daha geniş yer ayrılmalıdır" diye konuştu. Çoktan seçmeli sınavlara eleştiri Üniversitelerde çoktan seçmeli sınavların yaygınlaşmasını eleştiren Özvar, öğrencilerin muhakeme ve problem çözme becerilerini ölçen yöntemlere ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi. Özvar, "Çoktan seçmeli sınavların giderek yaygınlaşmasını yükseköğretimimizin niteliği bakımından doğru bulmuyoruz. Öğrencinin düşünme sürecini ve gerekçelendirme yeteneğini ortaya koyan yöntemlere daha geniş yer verilmesini bekliyoruz" dedi. "Türkiye bilimsel yayın sayısında 15’inci sırada" Türkiye’nin bilimsel yayın performansına ilişkin bilgi veren Özvar, makale ve derleme türündeki yayın sayısında ülkenin dünyada 15’inci sıraya yükseldiğini belirtti. Nitelikli dergilerde yayımlanan çalışmaların payının da arttığını ifade eden Özvar, "Üniversitelerimizin uluslararası sıralamalardaki konumlarını ileriye taşımalarını ve en az iki üniversitemizin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasında yer almasını istiyoruz" diye konuştu. Yapay zekâ kullanımında akademik etik ve kişisel verilerin korunmasının önemine de değinen Özvar, üniversitelerin öğretim elemanlarına yönelik eğitimler düzenlemesini ve öğrencilerin yapay zekâdan yararlandıkları çalışmalarda bunu açıkça belirtmesini istedi. YTÜ Rektörü Debik: "Gazze’de gençler üniversitelerin yıkıntıları arasında" YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ise konuşmasında Gazze’de eğitim kurumlarının yıkımına dikkati çekti. Üniversitelerin öğrenme hakkını ve insan onurunu savunması gerektiğini belirten Debik, "Biz bugün öğrencilerimizi güven içinde sınıflarımıza davet ederken, Gazze’de aynı yaşlardaki gençler üniversitelerin yıkıntıları arasında eğitimlerini sürdürmenin yollarını arıyor. Hedef alınan eğitim kurumlarında bir toplumun hafızası ve geleceği de enkaz altında" ifadelerini kullandı. "Terörsüz Türkiye, eğitim ve bilime katkı sağlayacak" Terörün sona erdiği, gençlerin eğitimine ve üretime yöneldiği bir Türkiye’nin ortak arzu olduğunu söyleyen Debik, Terörsüz Türkiye hedefinin kardeşliği güçlendirdiğini belirtti. Debik, "Terörsüz Türkiye hedefini, kardeşliğimizi güçlendirecek ve ülkemizin kaynaklarını eğitime, bilime ve üretime yönlendirecek bir gelecek iradesi olarak görüyoruz. Bizlere düşen, birlikte yaşama duygusunu güçlendiren bir akademik iklim kurarak bu geleceğin inşasına katkı sunmaktır" dedi. Dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girme hedefinin YTÜ’nün çalışmalarına yön verdiğini de belirten Debik, eğitimde niteliğin ve üniversitelerin uluslararası itibarının önemine vurgu yaptı.

Bursa Uludağ Üniversitesi’nden ilk ders, ’Terörsüz Türkiye’ Haber

Bursa Uludağ Üniversitesi’nden ilk ders, ’Terörsüz Türkiye’

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), 2026-2027 Akademik Yılı’nın açılışını Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle gerçekleştirdi. Programa AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa milletvekilleri Refik Özen ve Emine Yavuz Gözgeç, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökce, Bursa İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Mustafa Bakçepınar, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, MHP Bursa İl Başkanı Mehmet Emin Özcanbaz, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin eğitim ve araştırma alanındaki çalışmaları ile kurumsal birikimine dikkat çekti. Yılmaz, üniversitenin öğrenci sayısı, fakülteleri ve meslek yüksekokullarıyla Bursa ve Türkiye’nin beşeri sermayesine katkı sunduğunu belirterek şunları söyledi: "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak 60 bin civarında öğrencisi, 15 fakültesi, 15 meslek yüksekokulu ile 50 yıllık bir çınarız. İnşallah çok daha uzun bir ömre doğru hem Bursa’nın hem de Türkiye’nin beşeri sermayesine, araştırma altyapısına, teknolojik gidişatına, entelektüel birikimine bugüne kadar yapa geldiği katkının üzerine koyarak yoluna devam eden köklü bir üniversiteyiz. Üniversitelerin eğitim misyonu var ve toplumsal hayatımıza Beşeri sermaye katkısı anlamında asıl katkıyı da buradan verdiğimizi biliyoruz. Eğitimin niteliği ve kalitesi söz konusu olduğunda da Uludağ Üniversitesi özellikle bunun göstergelerinden bir tanesi akreditasyonlardır. Ulusal ve uluslararası akreditasyonlar alanında güçlü geleneğe sahip olan bir üniversiteyiz ve hala hazırda programlarımız içerisinde akredite program sayımız 50’yi bulmuş durumda. Veteriner Fakültemiz Türkiye’de güçlü birçok üniversitenin geçemediği Avrupa Akreditasyon Biriminden çıkış bildirgesini sabah okudular. Dekan Hoca da sabahtan müjdeyi bana verdi. Resmi sertifikayı belki bir ay, iki ay sonra alacağız. Avrupa Akreditasyonu’nu yenileme hakkını, beş yılını yenileme hakkını elde etmiş durumdayız. Bu şu anlama geliyor. veteriner fakültesinden aldığınız bir diploma bu akredite olan diğer programlarımız için de geçerli. Mühendislik, tıp diye sayabiliriz hepsini. Oradan aldığınız diploma sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde geçerli." "Önümüzdeki dönemin en önemli konusu bilgi üretimi" AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala ise konuşmasında fikir ve düşünce özgürlüğünün bilgi üretimi açısından önemine değindi. Türkiye’nin beyin göçü veren değil, beyin göçü alan ülkeler arasında daha fazla yer alması gerektiğini belirten Ala, bilgi üretiminin gelecek dönemin en önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Ala, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Fikir özgürlüğü, düşünce özgürlüğü. Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde istediğiniz bilgi üretimini yapamazsınız. Türkiye’nin beyin göçü veren değil alan ülkeler arasında daha çok olmamız ve ilerlememiz lazım. Bunu birlikte başaracağız. Şimdi ben de orada oturuyor olsam eğer pozitif yönden bakarsam söyleyeceğim, olumlayacağım çok şey söylerim. Ama negatif yönden bardağın boş tarafından bakarsam da eleştireceğim çok şey olabilir, vardır, var. Ama kim yapacak bunu? Birlikte biz yapacağız. Problemleri örterek, gizleyerek değil, fırsatları da ıskalayarak değil. Fırsatları değerlendirerek, problemleri görerek, onları çözerek, fırsatları üretime dönüştürerek yola devam edeceğiz. Etmek zorundayız. Bu önümüzdeki çağda bilgiyi en fazla üreten toplumlar bu acımasız ve belirsizliğin inanılmaz boyutta olduğu yeni dünyada bu dönemde başarılı olacaklardır. Bu hedefi ortaya koymazsak hiçbir rüzgar bize yardım edemez. Demek ki önümüzdeki dönemin en önemli konusu bilgi üretimi." "Bilimin gücü adalet duygusuyla dengelenmeli" Bilginin ahlaki ilkelerden ve erdemden uzaklaşması halinde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini dile getiren Ala, bilimsel gelişmelerin adalet duygusuyla dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Ala, "O ahlaki ilkelerden uzaklaşırsa bilgi, işte o zaman erdemden uzaklaşırsa bilgi, fecaat, felaket getirir. İşte ikinci dünya savaşı, işte dünya savaşları, nükleer savaşlar, efendim bombalar ve karşılaştığımız birçok sorun. Gücün adaletle dengelenmediğinde hangi zulümleri ürettiğini de hep birlikte biliyoruz. Onun için de bilimin gücü üretirken adalet duygusu, o ilkeleri, insanlığın temel ilkeleriyle dengelenmesine hep dikkat etmeliyiz. Onu arkada bırakırsak çok hızlı gideriz bu bilinç çağında da fakat kızılderili bilgenin dediği gibi ruhumuz arkada kalır" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge" Konuşmasında terörle mücadele ve terörsüz bölge hedefine de değinen Ala, Türkiye’nin terör sorunundan tamamen kurtulmasını amaçlayan çalışmaların sürdüğünü belirtti. Bölgedeki sorunların çözülmesinin Türkiye’nin güvenliği açısından da önem taşıdığını ifade eden Ala, "Türkiye’nin aşağı yukarı 44-45 yıldır yani yarım yüzyıldır uğraştığı bir temel sorunu da biz ele alarak bu terör belasından, terör sorunundan topyekun kurtarılmasını bir politika olarak ortaya koyduk. Bu amaçlara hizmet etmeyi gaye edindik. Bunun da temel parametreleri var. Bölgedeki sorunları da çözmezseniz zaten ülkenizdeki oradan kaynaklanan sorunları çözmekte, son derece zorlanıyorsunuz. O bakımdan sadece ’terörsüz Türkiye’ demedik, ’terörsüz bölge’ dedik aynı zamanda. Çünkü bölgedeki terör sorununu çözmezseniz, kargaşayı dindirmezseniz, o örgütleri orada tasfiye etmezseniz, onlar bugünkü dünyada kolaylıkla kendi ülkenize de sirayet edebiliyor. Hiç herkese zararı olan, hiç kimseye hiçbir faydası olmayan bu yöntemleri destekleyen her zaman arkasında güçler olur, devletlerin olacağını da biliyoruz. O bakımdan gençlere daha fazla fırsat sunabilmek için, Türkiye’nin önünü açabilmek için, Türkiye’nin enerjisini içeride tüketmemek için, bu programı ortaya koyduk. Hedefe doğru gereken adımları, bu hedefi yakalamak için gereken adımları tereddütsüz bir biçimde kararlılıkla atıyoruz" şeklinde konuştu. "Gazze’de yaşananların adı terör yöntemidir" Bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinde Gazze’deki saldırılara ve Suriye’deki terör örgütlerinin varlığına da değinen Ala, şöyle konuştu; "Sadece örgütler değil, dünyada terörü yöntem olarak kullanan devletler de var. Netanyahu hükümetinin bakın Gazze’de yaptıklarına bunun adı savaş olabilir mi? Bu bir terör yöntemidir. Bombayı atıyor aşağıda kim varsa hastaneler, ambulanslar, okullar, camiler, kiliseler, bütün ibadethaneler her yer yerlebir. Hiç hedef gözetmeksizin, suçlu suçlu ayrımı yapmaksızın tamamen imhaya yönelik bir soykırım yöntemini terörle yapmaya çalışıyor. Terörsüz bölge derken oradaki devlet terörünün de sonlandırılmasını kastediyoruz, arzu ediyoruz. Ve onun için çalışıyoruz. Diğer taraftan yanı başımızda Suriye. Terör örgütlerinin birinin değil onlarcasının yuva yaptığı bir bölge haline geldi ve getirildi." "Çok ciddi bir siyasal mutabakat var" Terörle mücadele sürecine ilişkin siyasi mutabakat ve yürütülen çalışmalardan da söz eden Ala, "Siyasal partiler, siyasetin geneli çok tereddütlüydü baştan. Çünkü biz çözüm bulup buluşturma geleneğiyle ülkeyi senelerce yöneten bir ülkeydik. Kendi iş sorunlarıyla uğraşan bir ülke ve ortalama hükümet etme süresi 1,5 seneydi. Şimdi, 24 yıllık siyasal istiklal olunca, artık bu konularda bir tartışılmaya, değerlendirmeye alındı. Şimdi büyük bir mutlulukla büyük bir keyifle görüyoruz ki çok ciddi bir siyasal mutabakat var. 467 milletvekili anayasa değişikliğinin gerektirdiğinden daha fazla milletvekili bu temel sorunun yani bu terör prangasının Türkiye’nin ayaklarından alınması ve arkada bırakılması konusunda çıkarılan yasaya ’evet’ oyu verdi. O yasa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlandı. Şimdi de cumhurbaşkanı yardımcısı’nın başkanlığı, bütün devlet kurumları, ilgili devlet kurumlarının katılımıyla bir kurul oluşturuldu. Dört ayrı alt komisyon kuruldu. O komisyonlar sahada şu anda çalışıyorlar. Biraz önce söylediğim görüşmeleri ve çalışmaları yapıyorlar. Pozitif bir atmosferde adım adım ilerliyoruz." "Temel hedef terör örgütünün tasfiyesi ve silahların teslimi" Ala, konuşmasını şu sözlerle tamamladı; "Bunun bir tane ana başlığı var. Amacı Kanunun isminde de var toplumsal dayanışmayı tahkim. Milli dayanışma. Çünkü bunu sağlamazsak, bunu berhava eden, bunu örseleyen sorunları bertaraf etmezsek bu kadar hızlı değişen ve gelişen dünyada yine korkarım ki geç kalırız. Rekabette geç kalırız. Onun için de biz Burada hızlı ve ne yaptığımızı bilerek hareket ediyoruz. Emin adımlarla. Yani milli dayanışmayı sağlayacak olan adımları atıyoruz. Kanunun adı da o. Temel hedef de terör örgütünün tasfiyesi ve silahların teslimi."

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Biz kamera bantlama partisi değiliz" Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Biz kamera bantlama partisi değiliz"

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Konuşmasına başlamadan önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın partiye katılımına değinen Çelik, "Bundan sonrasında inşallah İzmir’imiz çok daha güçlü hizmetlerle, merkezi hükümetle yerel yönetim arasındaki koordinasyonun tam olarak sağlandığı bir çerçeve içerisinde geleceğe güzellikle, iyi hizmetlerle bakacak" dedi. Çelik, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle TBMM Başkanvekilliği görevini bırakan Bekir Bozdağ’ın daha sağlıklı bir şekilde partiye ve ülkeye hizmet edeceğine inandıklarını söyledi. "Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmıyor" MYK gündeminin en önemli maddelerinden birinin ’Terörsüz Türkiye’ süreci olduğunu dile getiren Çelik, "Partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Süreçle ilgili kurulan kurul ve komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor. İşin Suriye ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler var. Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmıyor. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları, çerçeve yasanın uygulanmasının gerek şartıdır" diye konuştu. "YBŞ’nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak" Suriye’de SDG’nin kendisini feshetmesinin ardından ortaya çıkan tablonun Terörsüz Türkiye sürecinin kazanımlarından biri olduğunu söyleyen Çelik, "Şu anda ikinci kazanım olarak Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin 11 Eylül’de yaptığı açıklamadır. YBŞ’nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak. Böylece Sincar Dağı, Irak devletinin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye sürecinin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır. Bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika-Zilkan kampının kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de öngörülmektedir" ifadelerini kullandı. "Vurguncular tarafından hakları gasbedilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar" Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin ardından ortaya çıkan fon soruşturmasına ilişkin gerekli çalışmaların yapıldığını dile getiren Çelik, "Cumhurbaşkanı yardımcımızın başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu bütün bu çalışmaları yürütürken, aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor. Bu vurguncular tarafından hakları gasbedilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış konusunda devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların bütünsel bir şekilde yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır. Bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme gerekiyorsa onun da Meclis’e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır. Hiçbir şekilde karanlık nokta kalmayacaktır. Bütün bu tablo en net bir şekilde ortaya çıkacaktır" açıklamasında bulundu. Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemlerin olduğuna da dikkati çeken Çelik, "Bunlara da geçit vermeden, siyaset ve devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde bu meselelerin aydınlatılması, suçluların cezalandırılması ve haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda en kararlı bir şekilde yürüteceğiz" dedi. "İsrail, işgalciliğini devam ettirerek, Suriye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi bir tavra devam etmektedir" İsrail’in saldırgan tutumunun Suriye’ye istikrarsızlaştırıcı eylemler olarak geri döndüğünü vurgulayan Parti Sözcüsü Çelik, "Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz bölge bağlamında SDG’nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye’nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi hepimizin çok önemsediği bir durum. Suriye’de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz. İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. 1974 Kuneytra Kuvvetleri Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal eden bir adım daha attılar. Dolayısıyla İsrail, işgalciliğini devam ettirerek, Suriye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi bir tavra devam etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. İslamabad Mutabakatı’nın gerekliliklerinin yerine gelmemesinden dolayı ABD ve İran arasındaki çatışmaların yeniden yükselmesinin yeni bir tehlike oluşturduğunu vurgulayan Çelik, "Bununla bağlantılı olarak Yemen’de ortaya çıkan ve Babülmendep’i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye’nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermiştir" diye konuştu. Gazze’de devam eden soykırımı ve İsrail’in eylemlerini takip etmeye devam ettiklerini söyleyen Çelik, "Bugün 7 Ekim bağlamında tek taraflı Hamas’ı suçlayan, İsrail’in katliamlarını görmezden gelen bir propaganda makinesi çalıştırılmaya devam ediyor" dedi. TBMM’nin yeni yasama yılına ilişkin de konuşan Çelik, "Önümüzdeki dönemde yapacağımız reformlar var. Cumhur İttifakı olarak bunları olgunlaştıracağız. Bunları olgunlaştırdıktan sonra siyasetimizin bir unsuru haline getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız önümüzdeki 10 ayın iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimatlar verdiler. Bu talimatlar çerçevesinde MYK’mızdaki her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak" şeklinde konuştu. Yapay zekanın kontrolden çıktığıyla ilgili tehlikelerin de dünya gündeminde yer aldığına dikkati çeken Çelik, yapay zekayı bizzat üreten firma sahiplerinin insanlığın ahlaki ve moral değerleri de dahil olmak üzere birçok konuda tehlike ile karşı karşıya olduklarını ifade ettiğine değinerek, "TEKNOFEST artık bundan sonra çok daha önemli. En son Şanlıurfa’da gerçekleşen TEKNOFEST’e vatandaşların gösterdiği ilgi, dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında Türkiye’nin Kızılelma bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor" dedi. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazeteci tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’ye gerçekleştireceği ziyarete ilişkin takvimin netleşip netleşmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızın Suriye’ye gitme arzusu var. Bu Suriye ile birlikte koordine edilecek bir konu, bunun üzerine çalışılıyor. Tarih henüz kesinleşmedi" cevabını verdi. "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı hayata geçmesi için yapılan çalışmanın birkaç gün içerisinde Meclis’e gönderilmesi söz konusu olacak" Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin soruya ise Çelik, şu cevabı verdi: "Anlaşmanın hayata geçmesi için tabii ki Meclis’e gelecektir. Bu çalışmada olgunlaştığı için birkaç gün içerisinde Meclis’e gönderilmesi söz konusu olacak. Olağan süreçler işliyor ve bu işlerken sanki yanlış şeyler yapılıyormuş ya da gözden kaçırılıyormuş gibi muhalefet tarafından bir kampanya başlatılıyor. Önce bir irade beyanı koyulur ki bu irade Cumhurbaşkanımız tarafından koyuldu. Sonra bu mekanizmalar çalışılır ki Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve Genelkurmay Başkanımız muhatapları ile bir araya geldiler. Sonuçta Meclis’e göndereceğiniz bir çerçevesi olacak. Bu çerçevede Dışişleri Bakanlığı’nın iç süreçleri açısından tamamlandı. Yüce Meclis’in takdiriyle süreç neticelenmiş olur. Hukuki zemin Meclis’teki sürecin tamamlanmasıyla beraber tam olarak gerçekleşmiş olacak. O bakımdan da başka ülkelerin katılımına tabii ki açık. Bu tip güvenlik anlaşmaları, ittifaklar; kendi ilkeleri çerçevesinde diğer devletlerle de görüşerek zaman içerisinde olgunlaşır." "Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday gösterilmesine ilişkin açıklamalarının MYK’da değerlendirilip değerlendirilmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Sayın Bahçeli’ye bu güçlü cümleleri için şükranlarımızı sunuyoruz. Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. MYK’da bunu daha önce görüştük. Cumhurbaşkanımız kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bu konular herhangi bir şekilde bir resmi gündem maddesi olarak yer almıyor. Bu konuda bir hassasiyet var. MYK ve MKYK üyeleri olarak bu konuyu biz dile getirdik. Arkadaşlarımız da bunu onayladılar" ifadelerini kullandı. Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında bir görüşmenin beklenip beklenilmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Belli bir periyotla görüşüyorlar. Bu her ikisinin takviminin uygunluğuna göre planlanıyor. Bu yarın da olabilir, 5 gün sonra da olabilir" diye konuştu. "Elinde belge, bilgi olan götürsün yargıya versin" YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in fon soruşturması kapsamında açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Bu tip krizler dünyanın başka yerlerinde de gündeme gelmiş, siyasi tarihte var. Kimisi bunu 5 yılda temizlemiş, kimisi 9 yılda temizlemiş. Biz bunu bütün boyutlarıyla ortaya çıkarma konusunda son derece kararlıyız. Spekülasyonla hareket etmiyoruz. Biz gerçekten bilgi, belge ile hareket ediyoruz. Dün bu kişi çıkıyor, sayın Cumhurbaşkanımıza ‘bu işin başında sen varsın’ diye haddi aşan açıklamalar yapıyor. Bu meselenin açığa çıkmasının ve bu meselenin temizlenmesinin başındaki irade Cumhurbaşkanımızdır. Ne hadle ve ne hakla Cumhurbaşkanımıza karşı bu ifadeleri kullanıyor? Her zaman yaptığı gibi Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini işin içine karıştırmaya çalışıyor. Bu işler defalarca ellerinde patladı, yine devam ediyorlar. Bütün işlemler açık, herkes görüyor. Bu işler siyasi yan kesicilikle ele alınacak işler değil. Bir şey iddia ediyor, sonra birbiriyle alakası olmayan durumları birbirine bağlamaya çalışıyorlar. Bu işin de onların belediyelerindeki dolandırıcılıkların ve vurgunların temizlenmesi mücadelesini de biz veriyoruz. Cumhurbaşkanımızı hedef aldığı sözler, kendi partisini vurgunculara kaptırmış birisinin siyasi saçmalıklarından öteye gitmiyor. Elinde belge, bilgi olan götürsün yargıya versin. Adalet Bakanımız ve Adalet Bakanlığı, anayasanın ve yasaların çizdiği usuller çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor. İddiaya bakıyor, devlet birimlerinden gelen suç unsurlarını inceliyor. Ne zaman bunların bir yolsuzluğu patlasa sürekli olarak Adalet Bakanımızı ve Bakanlığımızı hedef alıyorlar. Bunlar için makbul adalet bakanı ve bakanlık, anayasayı, kanunları bunlara uygulamayacak. Bunlarla ilgili hiçbir soruşturma yapmayacak. Bunlar kendini devletin ayrıcalıklı sahipleri zannettikleri zamanlardaki rollerini sürdürecekler. Sürekli olarak geçmişte AK Parti yargı kolları diyordu, bu kişi kendisini sahte Adalet Bakanı zannediyor. Burada net bir durum var. Anayasa ve yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde bütün bu soruşturmalar yürütülüyor ve açık bir şekilde de paylaşılıyor. Ne hakla Adalet Bakanını ve Bakanlığı hedef alıyorsun. Yargı size uygulanmasın mı? Kendinizi hala devletin sahibi mi görüyorsunuz? Maliye Bakanımızı hedef alıyorlar. Bakanlık ilk andan itibaren bu konun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması için üzerine düşeni yerine getirmiş. Bugün de bir yandan piyasaların etkilenmemesi için tedbir alıyorlar, bir yandan sıkıntıların temizlenmesi için gayret ediyorlar. Bir yandan vurguncuların ortaya çıkması için uğraşıyorlar. Partimizde de siyasi sorumluluk gereği atılacak adımlar atılıyor. Biz burada ilkelerimizi net bir şekilde söylüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Adalet Bakanımıza, Maliye Bakanımıza ve parti yetkililerimize bunu söyleyen kişi kim? Bunun ismini internete yazın, karşısına da Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım yazın, bakın kendi belediye başkanı kendisi hakkında ne iddialarda bulunmuş? Bu ismin karşısına yine artı koyun, Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek yazın ve bakın nelerden bahsetmiş. Bunlara bir kere cevap verememiş. Bu kişiler rakamlardan bahsetmiş, hangi duvarın üzerine hangi para kulesinin inşa edildiğinden bahsetmiş. Dolayısıyla kendi partisi tarafından suçlanan kişi iddiayı kendi atıyor, sonra hüküm inşa ediyor, bu hükmün üzerine de siyasi tasarrufa gitmeye başlıyor" değerlendirmesinde bulundu. Çelik, şöyle devam etti: "Her şey ortada. Kaç bin kişi var, kimin hesabı var, hesapları incelesinler, meşru bir şekilde işlem yapanla vurgunculuk yapanın ne olduğu görülür. Ondan sonra da bunun üzerine istedikleri kadar konuşsunlar. Ellerinde varsa bir belge hemen bunu yargıya intikal ettirsinler. Adli başvurularda gereği yapılmazsa ondan sonra da konuşsunlar. Bunlar siyasi spekülasyon konusu değil. Burada net bir ilke konulması lazım, biz bu ilkeyi koyduk. Herhangi birimizin arkadaşı, akrabası, sevdiği, tanıdığı, mesai arkadaşı olsun veya olmasın bu kişilerin siyasi linç kampanyalarıyla mahkum edilmesine müsaade etmeyiz. Bu kişilerin hakkında bir iddia varsa bu iddiaların siyasi himaye ile örtbas edilmesine de müsaade etmeyiz. Burada mevzu şudur; gerçek bilgiye dayanacak. Biz siyasi linç kampanyalarının neticesi olarak insanların hedef gösterilmesine, sosyal medya mahkemelerinde mahkum ettirilmesine de müsaade etmeyiz herhangi bir şekilde birilerinin siyasi himaye yoluyla birileri hakkındaki iddia ve incelemeler örtbas ediliyorsa ona da müsaade etmeyiz." "Biz kamera bantlama partisi değiliz" Fon soruşturması kapsamında bütün hususların üzerine gidildiğini belirten Çelik, "Bundan hiçbir çekincemiz yok, ne varsa açığa çıksın. Biz kamera bantlama partisi değiliz. Bizim siyasi meşrebimizde kamera bantlama yok. Biz her şeyin şeffaf yürütülmesinden yanayız. Kendileri otursunlar, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘Bunlar gitti, arındık’ cümlesi üzerinde tefekkürde bulunsunlar. Siyasetin seviyesini ne olursa olsun korumamız lazım. Bu kürsüden öyle şeyle söyleriz ki günlerce manşet oluruz ama siyasete yazık olur. Bu kendisi, yüksek makamlardaki arkadaşlarımıza, bakanlarımıza lakap takmayı çok seviyor. Biz bunların hiçbirini dile getirmeyiz. Meclis kulisinde kendi arkadaşlarının kendilerine taktıkları lakaplarla uğraşsınlar. Siyaseti, siyasi zeka ve siyasi argümanla yaparsın" diye konuştu.

Bakan Göktaş: "Türkiye’de 261 bin 854 gencimiz Aile ve Gençlik Fonu kredisiyle evlendi" Haber

Bakan Göktaş: "Türkiye’de 261 bin 854 gencimiz Aile ve Gençlik Fonu kredisiyle evlendi"

Bir dizi program için Gaziantep’e gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ’Aile Şenliği’ programına katıldı. Gaziantep Öğretmenevi’nde düzenlenen programda konuşan Bakan Göktaş, Aile Yılı, Aile Gençlik Fonu, doğum yardımları ve Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili açıklamalarda bulundu. Hedeflerinin aile dostu Türkiye olgusu olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, "Biz istiyoruz ki aile dostu Türkiye kuralım. Aile dostu ekosistemi bütün politikalarımızın merkezine alalım. Aileye sahip çıkalım, çünkü aile bizim en güçlü kalemiz. Aile güçlü oldukça toplum güçlü olur, toplum güçlü oldukça Türkiye güçlü olur. Ve biz birlikte daha güçlüyüz, daha dirençliyiz ve büyük Türkiye’yi güçlü ailelerle inşa ediyoruz" dedi. "Türkiye’de 261 bin 854 gencimiz Aile ve Gençlik Fonu kredisiyle evlendi" Aile Yılı çerçevesinde çok önemli projeler hayata geçirdiklerini söyleyen Bakan Göktaş, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçtiğimiz yıl pek çok politikayı hayata geçirdik. Öncelikle 13 Ocak 2025’i ’Aile Yılı’ olarak ilan ettik. O gün iki tane önemli politikayı hayata geçirdik. Öncelikle evlilik öncesi eğitimlerimizi tüm Türkiye’de yaygınlaştırdık. 2024’te krediden ilk istifade eden ilçelerimizin başında Nurdağı ve İslahiye geldi. Kardeşlerimiz projeden faydalandı, bugün bir kısmının da evlatları var. Kredileri 12 ay ertelendi. Çocuk sahibi olan her çiftimizin 2 yıl faizsiz, 2 yıl ödemesiz olan kredisi aslında 3 yıllık geri ödemesiz oluyor ve sıfır faizli bir destek aslında baktığımız zaman. Ve sadece Gaziantep’te 11 bin çiftimizi Aile ve Gençlik Fonu kapsamında evlendirdik. Gaziantep’te 11 bin 970 gencimizi evlendirdik, Türkiye genelinde 261 bin 854 gencimiz de bu krediyi almaya hak kazandı. Bu ne demek Aile ve Gençlik Fonu 18-29 yaş arasındaki gençlerimiz evlenmek istediğinde devletimiz onlara destek veriyor. İlk dönemde 150 bin liraydı, şimdi 200-250 bin liraya yükselttik. 2 yıl ödemesiz, 4 yıllık bir kredi. Çocuk sahibi olana 12 ay kredimiz erteleniyor. Bununla beraber iş kurma önceliği tanıyoruz onlara. Diğer yandan evlilik öncesi eğitim programına katılıyorlar. Bir de sosyal konutlarda öncelikli grup arasındasınız, ondan sonraki süreçlerde de özel kontenjan ayırdık" ifadelerini kullandı. "Doğum yardımlarımız sistemini güncelledik. Her yeni doğan çocuğa sahip çıkıyoruz" Konuşmasında doğum yardımları ile ilgili de bilgi veren Bakan Göktaş, "Doğum yardımlarımız sistemini güncelledik. Her yeni doğan çocuğa sahip çıkıyoruz. Dolayısıyla burada da Gaziantep’te 51 bin 667 annemize doğum yardımı yaptık sadece 1,5 senede. İkinci ve sonraki çocuklara ise biliyorsunuz düzenli ödeme yapıyoruz. İlk çocuğa tek seferlik, ikinci ve sonraki çocuklara, çocuklar 5 yaşını tamamlayana kadar yardımda bulunuyoruz her ay düzenli olarak annenin hesabına. Ve Gaziantep’te ikinci ve sonraki çocuklar için düzenli ödeme yaptığımız anne sayımız 33 bin 585. Bizler dün olduğu gibi bugün de yarın da ailelerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sizlerle beraber olmaya devam edeceğiz. Bu programlar bizler için hem aile değerlerimizi tekrar hatırlatmak için kıymetli, aynı zamanda birliğimizi, beraberliğimizi hep beraber daha güçlü yarınlara ulaştırmak için önemli. Çocuklar bizim bereketimiz, yuvamız" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye, daha güçlü bir Türkiye demek" Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili de açıklamalarda bulunan Göktaş, "Biliyorsunuz önümüzdeki süreçte, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinde de hızlanarak devam ediyoruz. Bu kapsamda da özellikle Gaziantep biliyorsunuz, bu topraklar da her zaman devletin yanında yer alan bir yer. Milli mücadelede her zaman öne çıkan bir toplum, bir medeniyet. Vatandaşımızın her biri her daim devletinin yanında oldu. Terörsüz Türkiye, daha güçlü bir Türkiye demek. Terörsüz Türkiye; güçlü yarınlara, güçlü ekonomisiyle, çocuklarımızın güven içinde büyüdüğü, ailelerimizin huzurla yaşadığı bir Türkiye demek. Bizler her zaman bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Programa şehit ve gazi aileleri ile Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kent protokolü katıldı.

Efkan Ala’dan Terörsüz Türkiye ve Yeni Anayasa vurgusu Haber

Efkan Ala’dan Terörsüz Türkiye ve Yeni Anayasa vurgusu

Efkan Ala, "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" kapsamında AK Parti Bursa İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada, "İçeride güçlü bir siyaset, dışarıda güçlü bir diplomasi" mesajı verdi. "Terörsüz Türkiye" süreci, yeni anayasa çalışmaları ve ekonomik reformlara ilişkin açıklamalarda bulunan Ala, Türkiye’nin bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalamayacağını belirterek, "Biz kapıları açtık. Lütfetmedik, bu bizim vazifemizdir. Bizim insanlık borcumuzdur" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmaya değinen Ala, "Açlığın, adaletsizliğin, sefaletin olduğu bir dünyada bu sorumlulukları yerine getirmemizin en önemli ve en maliyetsiz yolu; içeride güçlü bir siyaset, dışarıda güçlü bir diplomasi" ifadelerini kullandı. "Biz kapıları açtık, bu bizim insanlık borcumuzdur" Türkiye’nin gönül coğrafyasındaki insanlara yönelik sorumluluklarına değinen Ala, Irak ve Suriye’de yaşanan olayları hatırlatarak, Türkiye’nin zor durumda kalan insanlara kapılarını açtığını söyledi. Halepçe’de yaşanan katliamın ardından Türkiye’ye gelen insanları hatırlatan Ala, "250 bin kardeşimiz oradan geldi Kuzey Irak’tan. Biz kapıları açtık. Lütfetmedik, bu bizim vazifemizdir. Bizim insanlık borcumuzdur. Biz böyleyiz, biz buyuz" dedi. Suriye’de yaşanan iç savaş sırasında da Türkiye’nin kapılarını açtığını belirten Ala, "Suriye’de iç savaş çıktı, katliamlar başladı; yine buraya kapılarımızı açtık. Şimdi geri dönüyorlar kardeşlerimiz. Gittik orada düzen sağlandı, Türkiye politikası orada bir düzen oluşturdu" diye konuştu. Bölgedeki hedeflerinin terörün ve kargaşanın sona ermesi olduğunu vurgulayan Ala, "Dışarıda, bölgemizde terörsüz bir bölge olsun istiyoruz. Kargaşanın olmadığı, düzenin olduğu, insanın insana saygı duyduğu, refah içerisinde yaşadığı bölgeler olsun istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu ülke kendi sorununu kendi çözmelidir" Türkiye’nin kendi sorunlarını kendi iradesiyle çözmesi gerektiğini belirten Ala, Milli Dayanışma Projesi ile 87 milyon vatandaşın dayanışmasını güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ala, "Artık bu ülke kendi sorununu kendi çözmelidir. Kararlılığımız budur. Kimseden ümit tazelemeyiz, kimseden yardım dilenmiyoruz. Üçüncü göze de ihtiyaç duymuyoruz" dedi. "Terörsüz Türkiye" hedefinin önemine değinen Ala, "Terörsüz Türkiye inşallah prangalarından Türkiye kurtulacak ve Türkiye fırsatlarına odaklanacak" diye konuştu. Ala, önümüzdeki dönemde farklı alanlarda reformların hayata geçirileceğini belirterek, "Türkiye hedeflediğimiz dünyanın en gelişmiş, en kalkınmış, en müreffeh, en güçlü 10 ülkesi arasına girecektir. Buna mecburuz" dedi. Yeni Anayasa mesajı Sivil ve demokratik bir anayasa ihtiyacına da değinen Ala, mevcut anayasanın 1980 darbesi döneminde hazırlandığını belirterek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan yeni bir anayasa istediklerini söyledi. Ala, "Gelin bu anayasayı değiştirelim. Anayasayı değiştirip garanti altına alalım. Hem hak ve özgürlükleri, yaptığımız düzenlemeleri hem işleyen bir mekanizmayı hayata geçirelim" ifadelerini kullandı. "Bursa bir dünya şehridir" Bursa’nın üretim gücüne ve ekonomik potansiyeline dikkat çeken Ala, kentin dünya şehirleriyle rekabet ettiğini belirterek, "Bursa bir dünya şehridir. Bugün onun rekabet ettiği yerlere bakınca biz dünyadaki şehirlere bakıyoruz" ifadelerini kullandı. Bursa’nın Türkiye’deki gelişmeleri daha fazla değerlendirdiğini kaydeden Ala, "Türkiye’ye bir fırsat sunduğumuzda Bursa onu fazlasıyla değerlendiriyor" dedi. "Hızlı tren deneme süreçleri yakında başlayacaktır" Bursa’daki yatırımlara da değinen Ala, hızlı tren projesindeki gecikmelere ilişkin açıklamada bulunarak, "Yakında fiziki şartlardan kaynaklanan birtakım sorunlarla gecikmiş olan hızlı tren deneme süreçleri de başlayacaktır" ifadelerini kullandı. "Türkiye en güçlü 10 ülke arasına girecektir" Ekonomik reformların sürdürüleceğini belirten Ala, Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının 238 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara yükseldiğini söyledi. Konuşmasının sonunda Şanlıurfa’da meydana gelen deprem nedeniyle geçmiş olsun dileklerini ileten Ala, katılımcılara teşekkür etti.

İçişleri Bakanı Çiftçi’den yeni atanan emniyet müdürlerine talimat: "Okul güvenliği konusunda son derece hassas olacaksınız" Haber

İçişleri Bakanı Çiftçi’den yeni atanan emniyet müdürlerine talimat: "Okul güvenliği konusunda son derece hassas olacaksınız"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Genel Müdürlüğü Şehit Demet Sezen Konferans Salonu'nda düzenlenen "Yeni Atanan Emniyet Müdürleri" toplantısında konuştu. Manisa’daki okul saldırısında yaralanan öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerini ileten Bakan Çiftçi, "Manisa Turgutlu’da bir okulumuzun yakınında meydana gelen silahlı saldırıda yaralanan evlatlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, her birine Cenab-ı Hak’tan acil şifalar diliyorum. Ailelerine, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve bütün eğitim camiamıza geçmiş olsun. Bu hadisenin bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli adli ve idari süreçler titizlikle yürütülmektedir" dedi. "595 personelimiz 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine atandı" 500’ü aşkın personelin üst rütbeye terfi ettiğini belirten Bakan Çiftçi, "Bu yıl bakanlık makamı onayıyla 232 personelimiz bir üst rütbeye terfi etmiş, 595 personelimiz 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine atanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 4 arkadaşımız emniyet genel müdür yardımcılığına, 1 arkadaşımız Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığına, 39 arkadaşımız il emniyet müdürlüğüne atanmış, merkez teşkilatımızda da 12 birim amirimiz görevlendirilmiştir" ifadelerini kullandı. "Riski önceden göreceğiz, tehdidi kaynağında tespit edecek, suç meydana gelmeden tedbirimizi alacağız" Önleyici güvenlik tedbirlerini benimsediklerini dile getiren Bakan Çiftçi, "Bizim mücadelemiz; evlatlarımızı suçtan koruma, ailelerimizin huzuruna sahip çıkma ve şehirlerimizi güvenli hayat alanları olarak muhafaza etme mücadelesidir. Yeni güvenlik mimarimizin temelinde risk analizi, veriye dayalı karar alma, erken uyarı, güçlü istihbarat, teknolojik kapasite ve kurumlar arası koordinasyon vardır. Riski önceden göreceğiz, tehdidi kaynağında tespit edecek, suç meydana gelmeden tedbirimizi alacağız" şeklinde konuştu. Atanan müdürlere 10 maddelik talimat Bakan Çiftçi, yeni atanan emniyet müdürlerine yaptığı hitabında talimatlarda bulundu. 10 farklı konuya değinen Bakan Çiftçi, "Sizlerden özellikle şu hususlara dikkat etmenizi istiyorum. Birincisi; şehrinizin huzur ve risk haritasını çıkaracaksınız. Göreve başladığınız andan itibaren ilinizi, ilçelerinizi, mahallelerinizi ve riskli bölgelerinizi yakından takip edeceksiniz. İlk 30 gün içinde şehrinizin huzur ve risk haritasını çıkaracak; personelinizi, devriyelerinizi ve operasyonlarınızı bu tabloya göre planlayacaksınız. Hangi mahallede hangi suç türünün yoğunlaştığını, hangi bölgede gençlerimizin risk altında olduğunu ve vatandaşımızın nerede kendisini güvensiz hissettiğini bileceksiniz. İkincisi; yeni nesil suç örgütlerini ve uyuşturucuyu kaynağında kurutacaksınız. Sadece suçu işleyene değil, arkasındaki yapıya, talimat verene, silahı sağlayana, parayı yönetene ve eleman devşirene ulaşacaksınız. Özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef alan yapılara karşı tavizsiz olacak, çetelerin büyümesini beklemeden daha filizlenirken müdahale edeceksiniz. Uyuşturucuda arz zincirini, sokak satıcısını, finansmanını ve gençlerimize ulaşma kanallarını birlikte hedef alacaksınız. Üçüncüsü; sokağı ve dijital dünyayı birlikte yöneteceksiniz. Suç artık sadece sokakta işlenmiyor. Sosyal medya, yasa dışı bahis, dijital dolandırıcılık, sanal platformlar ve suç örgütlerinin çevrim içi faaliyetlerini yakından takip edeceksiniz. Siber birimlerimiz, istihbaratımız ve operasyonel birimlerimiz koordineli çalışacak; sokaktaki suçun dijital izini, dijital tehdidin sokaktaki karşılığını takip edeceğiz. Dördüncüsü; mahallede ve sahada olacaksınız. Emniyet müdürümüzü makamında olduğu kadar sokakta, çarşıda, okul çevresinde ve riskli mahallelerde de görmek istiyorum. Vatandaşımızı dinleyecek; muhtarlarımızla, okul yöneticilerimizle, esnafımızla ve ailelerimizle sürekli temas halinde olacaksınız" dedi. "Okul güvenliği konusunda son derece hassas olacaksınız" Okul ve çevrelerindeki tedbirler ile önleyici güvenlik uygulamaları konusunda da talimatlar veren Bakan Çiftçi, "Turgutlu’da yaşanan hadise vesilesiyle özellikle altını çiziyorum: Okul güvenliği konusunda son derece hassas olacaksınız. Her okulun risk durumunu ayrı ayrı değerlendirecek; okul çevresini, öğrencilerimizin geliş-gidiş güzergahlarını, metruk yapıları, park ve bahçeleri ve şüpheli hareketliliği takip edeceksiniz. Silaha erişim, akran zorbalığı, tehdit ve şiddet eğilimleri ile sosyal medya üzerinden yapılan tehditleri ciddiyetle değerlendirecek; risklerin tespitinde mevzuatın verdiği yetkiler çerçevesinde siber birimlerimizi ve istihbarat imkânlarımızı etkin kullanacaksınız. İl Milli Eğitim Müdürlüklerimizle koordinasyonunuzu güçlendirecek, okul irtibat görevlilerimizin etkinliğini artıracak, gerekli noktalarda devriye faaliyetlerini ve görünür polis varlığını güçlendireceksiniz. Tehlike okulun kapısına gelmeden tedbirimizi alacağız. Hiçbir emniyet müdürümüz bundan sonra okul güvenliğini rutin bir asayiş başlığı olarak görmemelidir. Çocuklarımızın güvenliği, milletimizin geleceğinin güvenliğidir" dedi. "Suçlu karşısında devletin kudretini, mağdur karşısında ise devletin merhametini göstereceğiz" Suç ve suçlularla mücadeleden kadına yönelik şiddete, emniyet teşkilatı içerisindeki düzenin korunmasından kurumlar arasında koordineli çalışmaya kadar birçok konuda da talimatlarını sıralayan Bakan Çiftçi, şunları dedi: "Beşincisi; mağdurun yanında devletin gücünü ve şefkatini hissettireceksiniz. Kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet, çocuklara karşı suçlar ve kayıp vakalarında hiçbir ihmale müsaade etmeyeceksiniz. Koruma kararlarını yakından takip edecek, tekrar mağduriyetin önüne geçeceksiniz. Karakolumuza gelen her vatandaşımız devletimizin adaletli, ilgili ve çözüm üreten yüzüyle karşılaşacak. Suçlu karşısında devletin kudretini, mağdur karşısında ise devletin merhametini göstereceğiz. Altıncısı; devletin kudretini hukuk ve adaletle göstereceksiniz. Suçla mücadelede son derece kararlı olacağız; ancak bütün gücümüzü hukuktan alacağız. Şartlar ne kadar zor olursa olsun hukuk bizim sınırımız, mevzuat bizim rehberimizdir. Ölçüsüz güce, kötü muameleye, ayrımcılığa, keyfîliğe ve kibre teşkilatımız içerisinde yer vermeyeceksiniz. Devletin kudreti hukuktan, polisin itibarı adaletten doğar. Yetki sorumlulukla, sorumluluk ise adaletle, hukukla ve vicdanla anlam kazanır. Yedincisi; personelinize sahip çıkacaksınız. Personelinizi tanıyacak, sorunlarını bilecek, sahadaki yükünü göreceksiniz. Başarıyı takdir edecek, hatayı zamanında düzeltecek, usulsüzlüğe kimden gelirse gelsin müsaade etmeyeceksiniz. Personelimizin çalışma şartlarını, aile hayatını ve görev kaynaklı yorgunluğunu yakından takip edeceksiniz. Personelinden disiplin isteyen yönetici, önce kendi kararında, dilinde ve davranışında disiplin gösterir. Sekizincisi; ilinizde ortak güvenlik aklı ve kesintisiz koordinasyon kuracaksınız. Valilerimizin ortaya koyduğu güvenlik politikaları ve verdiği direktifler temel çerçevemizdir. Kaymakamlarımızla yakın istişare içinde çalışacak; emniyet, jandarma, sahil güvenlik, istihbarat, adli makamlar ve diğer kurumlarımız arasındaki bilgi akışını hızlandıracaksınız. Güvenlikte kurumlar arasında boşluk bırakmayacaksınız. Dokuzuncusu; başarıyı sadece operasyon sayısıyla ölçmeyeceksiniz. Yakalanan suçlu, ele geçirilen uyuşturucu, çökertilen çete ve gerçekleştirilen operasyon elbette önemlidir. Ancak asıl hedefimiz suçun azalması ve vatandaşımızın kendisini daha güvende hissetmesidir. Bizim başarı karnemizi vatandaşımızın huzuru ve güven duygusu belirleyecektir. Onuncusu; güvenlik iletişimini huzurun ve kamu güveninin bir parçası olarak yöneteceksiniz. Bilgi boşluğunu söylentiye, manipülasyona ve dezenformasyona bırakmayacaksınız. Soruşturmanın gizliliğini ve vatandaşımızın mahremiyetini koruyarak doğru, açık ve teyit edilmiş bilgiyi zamanında paylaşacaksınız." "Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzün en önemli eşiklerinden biridir" Çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini dile getiren Bakan Çiftçi, "Şimdi önümüzde daha büyük bir hedef var: Bu hedefin adı Terörsüz Türkiye'dir. Yarım asra yaklaşan terör meselesini ülkemizin gündeminden tamamen çıkarmak; milletimizin birliğini, kardeşliğini ve huzurunu daha da güçlendirmek istiyoruz. Bu hedef aynı zamanda Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzün en önemli eşiklerinden biridir. Terörün olmadığı, çetelerin sokaklara hakim olamadığı, uyuşturucu tacirlerinin gençlerimize ulaşamadığı, organize suç örgütlerinin vatandaşımıza korku salamadığı şehirler istiyoruz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili de konuşan Bakan Çiftçi, "Türkiye Yüzyılı’nın şehirleri, huzurun hakim olduğu şehirler olacaktır. Emniyet müdürlüğü; şehrin nabzını tutmayı, bugünün suçuyla mücadele ederken, yarının risklerini de görebilmeyi gerektirir. Bizim için gerçek başarı vatandaşımızın huzur içinde yaşaması, evladını güvenle okula göndermesi ve kendisini devletinin güvencesi altında hissetmesidir. Bu millet, polisinin üniformasında devletini, ay yıldızında vatanını, duruşunda güven ve adaleti görmek ister. Bizlere düşen bu güvene layık olmak ve milletimizin bize teslim ettiği emaneti hakkıyla taşımaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Terörsüz Türkiye hedefimize ve Türkiye Yüzyılı idealimize, şehirlerimizin huzurunu daha da güçlendirerek yürümeye devam edeceğiz" diye konuştu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: "Türkiye’nin gücüne güç katacak önemli bir alan birlik ve bütünlüğümüzdür" Haber

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: "Türkiye’nin gücüne güç katacak önemli bir alan birlik ve bütünlüğümüzdür"

Erzurum’da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, "Türkiye’nin gücüne güç katacak önemli bir alan birlik ve bütünlüğümüzdür. 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kardeşliğidir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı’nın katılımıyla " Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Toplantısı" düzenlendi. Program, AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ile AK Parti Erzurum milletvekilleri Abdürrahim Fırat, Mehmet Emin Öz ve Selami Altınok’un açılış konuşmalarıyla başladı. "Terörsüz Türkiye olarak nitelediğimiz çalışmayı sürdürüyoruz" Türkiye’nin gücüne güç katacak önemli bir alanın birlik ve bütünlük olduğunu ifade eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, "86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kardeşliğidir. İşte bunu sağlamak için ’Terörsüz Türkiye’, ’terörsüz bölge’ ismi verdiğimiz bir faaliyeti yürütüyoruz Cumhur İttifakı olarak. Ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin de özellikle Sayın Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli’nin çok güçlü desteğiyle bu alanda epey zamandır bir hamle içindeyiz. Her şeyi ayrıntısına varıncaya kadar hesap ederek bu vatan için kan dökmüş, şehit olmuş, gazi olmuş insanımızı incitmeden, üzmeden. Çünkü şehitler hepimizindir, gaziler hepimizin gazileri. Ama bu böyle sonsuz git devam mı etsin? Oldu-bittilerin her zaman olması mümkün gözüken bir Orta Doğu coğrafyasında bu silahlı unsurların kullanıma elverişli bir aparat, bir enstrüman olarak varlıklarını sürdürmesine asla müsaade edemezsiniz. Bunu bitirmeliydik ve bunu bitirmek üzere ’Terörsüz Türkiye’ olarak nitelediğimiz çalışmayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Toplantı soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Adalet Bakanı Gürlek Adana’da konuştu: "Terörsüz Türkiye sürecinde güzel bir aşamaya geldik" Haber

Adalet Bakanı Gürlek Adana’da konuştu: "Terörsüz Türkiye sürecinde güzel bir aşamaya geldik"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında ikinci aşamanın başlayacağını belirterek, "Milli Güvenlik Kurulu tarafından örgütün tamamen tasfiyesi ve silahlarını bırakmasından sonra artık bu yasa yürürlüğe girecek" dedi. Gürlek, 13. Yargı Paketi'nin ekim ayında Meclis'e geleceğini belirterek, yargılamaların kısa sürede sonuçlanması için önemli adımlar attıklarını söyledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir dizi ziyaret ve toplantıya katılmak üzere geldiği Adana'da ilk olarak Vali Mustafa Yavuz'u ziyaret etti. Ardından AK Parti Adana İl Başkanlığına geçen Gürlek, Türkiye Yüzyılı Buluşması'na katıldı. Programın ardından basın toplantısı düzenleyen Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci, sokak çeteleriyle mücadele ve yargı reformu hakkında açıklamalarda bulundu. "Terörsüz Türkiye sürecinin sahada karşılık bulmasına önem veriyoruz" Adana'nın kardeşlik şehri olduğunu belirten Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Yüzyılı kapsamında düzenlenen buluşmanın Terörsüz Türkiye sürecinin vatandaşlara anlatılması açısından önemli olduğunu söyledi. "Sokak çeteleri sorunu büyük ölçüde ortadan kaldırıldı" Gürlek, "Bu buluşma aynı zamanda Türkiye Yüzyılı kapsamında teşkilatımızın hazırladığı bir buluşma. Özellikle Terörsüz Türkiye sürecinin anlatılmasında biz bu buluşmalara çok önem veriyoruz. Terörsüz Türkiye süreci, Adana'mızda bütün vatandaşlarımızın huzurlu bir şekilde zaten daha önce de yaşadıkları, kardeşçe yaşadıkları bir süreç. Biz özellikle Terörsüz Türkiye sürecinde bu yasanın yapım aşamasında görev aldık Adalet Bakanlığı olarak ve büyük bir çoğunlukla da Meclis'te 467 sayın milletvekilimizin çoğunluğuyla kabul edildi. Şu an özellikle ikinci aşama başlayacak. Biliyorsunuz Milli Güvenlik Kurulu tarafından örgütün tamamen tasfiyesi ve silahlarını bırakmasından sonra artık bu yasa yürürlüğe girecek. Özellikle Terörsüz Türkiye sürecinde bunun vatandaşlarımıza anlatılması, sahada karşılık bulması anlamında bütün bakanlarımız ve teşkilat mensupları önem veriyor. Biz de bu kapsamda Adana'ya geldik. Biliyorsunuz son zamanlarda özellikle Adana Başsavcılığımız ve Adana Emniyet Müdürlüğümüz bünyesinde sokak çetelerine operasyon yaptık. Vatandaşlarımızın bu kapsamda özellikle bazı sokak çetelerinden dolayı huzur ve güven anlamında endişeleri vardı. Çok şükür şu an bu konuda büyük ölçüde sokak çeteleri sorunu ortadan kaldırıldı" dedi. Başsavcılara sokak çeteleri, terör, uyuşturucu ve sanal bahisle mücadele konusunda genelge gönderdiklerini belirten Gürlek, "Bütün başsavcılarımız bu anlamda özellikle bu genelgeye riayetinde operasyonlar yapıyor" diye konuştu. "Bizim davamız gönül ve kardeşlik davası" Türkiye Yüzyılı ve Terörsüz Türkiye sürecinin anlatılması için sahada çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Gürlek, "Bizim davamız gönül davası, kardeşlik davası. Özellikle Terörsüz Türkiye sürecinde de bunu her anlamda anlatmamız gerekiyor. Bunun için sahadayız" dedi. "2028 seçiminde teşkilatlara önemli sorumluluk düşüyor" Adalet Bakanı Gürlek, konuşmasında 2028 yılında yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimine de değinerek, "2028 yılında Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek. Bu konuda teşkilatlara, kıymetli teşkilat mensuplarımıza, dava arkadaşlarımıza, yol arkadaşlarımıza çok önemli sorumluluk düşüyor. Hep birlikte; el ele, kol kola, kardeşlik hukukuyla, kardeşlik riayetiyle sahada olarak vatandaşlarımıza anlatarak inşallah Türkiye Yüzyılı'nı tekrardan Cumhurbaşkanımızın riyasetinde seçtirmemiz gerekiyor" diye konuştu. "Sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle toplantılar yapıyoruz" Terörsüz Türkiye sürecinin farklı illerde anlatılması amacıyla sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, "Biliyorsunuz Terörsüz Türkiye sürecinde de güzel bir aşamaya geldik. Biz sürekli olarak gittiğimiz illerde özellikle sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle toplantılar yapıyoruz. Bu sürecin nasıl gittiği konusunda gözlemlerimizi paylaşıyoruz. Sürekli olarak bu konuda illerde toplantılar yapıyoruz. Bugün de Adana buluşmamızda sanıyorum kanaat önderlerimiz ve sivil toplum örgütleriyle de bir buluşma yapacağız" ifadelerini kullandı. "Şehit ve gazilerimizi incitmeden bir düzenleme yaptık" Süreç kapsamında hazırlanan düzenlemede şehit ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetildiğini ifade eden Gürlek, yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tasfiyesi ve silahların bırakılması şartına dikkat çekti. Gürlek, "Bu süreçte özellikle en başta fedakarlık gösteren şehitlerimiz ve gazilerimizi de incitmeden bir düzenleme yaptık. Kesinlikle burada örgütün tasfiyesi ve silahlarını bıraktıktan sonra bu yasa yürürlüğe giriyor. Elimizden geldiğince biz Adalet Bakanlığı olarak bu yasa yürürlüğe girdikten sonraki süreci de takip ediyoruz" diye konuştu. Sürecin vatandaşlara anlatılması konusunda teşkilat mensuplarına ve siyasetçilere önemli görevler düştüğünü belirten Gürlek, sahada vatandaşların süreçten memnuniyet duyduğunu ifade etti. "13. Yargı Paketi ekim ayında Meclis'e gelecek" Adana programı kapsamında adliye ziyareti gerçekleştireceğini belirten Gürlek, hakim ve savcıların sorunlarını dinleyeceklerini söyledi. Yargılamaların hızlandırılması amacıyla hazırlanan 13. Yargı Paketi'nin ekim ayında Meclis'e sunulacağını ifade etti. Gürlek, "Adliye ziyaretimizde de özellikle hakim, savcı arkadaşlarımızın sorunlarını dinliyoruz. Biliyorsunuz 13. Yargı Paketi inşallah ekim ayında Meclis'e gelecek. Özellikle burada yargının hızlanması alanında bir kısım düzenlemelere ihtiyaç duyuluyor, bir kısım düzenlemeler yaptık" dedi.Vatandaşların adalete makul süre içerisinde erişmesini hedeflediklerini belirten Gürlek, açıklamasını şöyle tamamladı: "Biz vatandaşlarımızın makul süre içerisinde gecikmeksizin, öngörülebilir bir şekilde adalet anlayışından yararlanmasını temenni ediyoruz. Bu konuda önemli adımlar attık. İnşallah yargılamalar kısa sürede sonuçlanacak. Bu konunun da bilinmesini istiyorum."

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Haber

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Türk basın mensuplarına Suriye, İsrail, bölgesel iş birliği, Mekke İttifakı, SDG, Yunanistan ve S-400 konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgede son derece kritik gelişmelerin yaşandığını ve bu süreçte Suriye ile olan temasların artırıldığını dile getiren Fidan, "Bölgemizde son derece kritik gelişmeler yaşanıyor. Bu süreçte Suriye ile olan temaslarımızı artırıyoruz. Buraya iki günlük bir ziyaret yapmak istedik. Görüşülecek çok konumuz var. Şam’da konaklamış olmamız, Suriye’de hayatın normalleşmeye başladığının da bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. Ziyaret kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaklaşık 2 saat süren bir görüşme yaptıklarını ve bu görüşmede tüm konuları ele aldıklarını kaydeden Fidan, şu anda Suriye’yi istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli en yüksek olan tehdidin İsrail olduğunu söyledi. "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Suriye ile ilgili gelişmelerin iki senedir iyi bir yönde seyrettiğine dikkati çeken Fidan, "Suriye’yi yaptırım listesinden çıkarttılar, ekonomik yatırımların önünde bir engel yok. Terörizm listesinden çıkmaları da son derece önemliydi. Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İstikrarın olduğu bir ortamda biraz da iyi yönetişim olursa potansiyelleri yüksek. Ama İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor. Bu tehdidin tanımından dolayı da buralara yönelik istikrarsızlaştırıcı eylemlerde bulunuyor. Halbuki Suriye bölgesinde barış içinde yaşamak istiyor. Bu yaklaşımı İsrail bir noktada ya tanıyacak, bölgesiyle barış içerisinde yaşamayı kabul edecek ya da bu saldırgan politikalarını sürdürecek ve uluslararası toplum içinde daha da yalnızlaşacak. Netanyahu çevrelerindeki bütün ülkeleri tehdit olarak görüyor. İsrail, o ülkelerin zayıflığından kendi güçlülüğünü üreten bir ülke" açıklamasında bulundu. Suriye’deki entegrasyon sürecine değinen Fidan, SDG’nin tehdit olmaktan çıkmasının birinci öncelik olduğunu belirterek, "Şu anda prensipte duyurulan unsurlar olumlu mesajlar içeriyor. Sürecin pratikte nasıl ilerlediğini yakından takip ediyoruz. Uygulamanın kamuoyuna duyurulan mesajlarla uyumlu olmasını bekliyoruz" diye konuştu. "Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı" Suriye’nin günümüzde geldiği noktanın daha da ilerletebileceğini ve mevcut tehditleri ile gidilmesi gerek yolu bildiklerini aktaran Fidan, "Devam eden bir yol var. Bu başarı yolunu yürümeye devam etmeliyiz. 8 Aralık’ta rejim devrildikten sonra her şeyin daha yeni başladığını söylemiştim. Gelinen noktada taktik ve stratejik açılardan güzel şeyler oluyor. Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle, Cumhurbaşkanımızın koyduğu iradeyle ve vizyonla, hem kendi ülkemizdeki siyasi, ekonomik meseleleri çözdük hem de dış gelişmelere yönelik stratejik kültürü, güvenlik kültürünü yeniden inşa ettik. Bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir güvenlik paradigması oluşturduk. Komşu ülkelerden kaynak sorunlarımızı usulüyle çözmeyi başardık. Ancak bu konuda ödevimiz bitmiş değil. Çalışmaya, çaba harcamaya devam edeceğiz" dedi. "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik" Bölge ülkelerinin özellikle Gazze meselesinde ortaya koyduğu ortak çaba sonucunda önemli bir netice üretildiğine dikkati çeken Bakan Fidan, "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik. Oradaki iş birliğimizi Suriye’de de kullandık. Şimdi İran-ABD savaşında da bu iş birliğimizi kullanıyoruz ve giderek daha da kurumsallaştırıyoruz. İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolü karşısında iş birliğine ve barışçı diplomasiye dayalı bir çaba içerisindeyiz. İnşallah bölgede bu attığımız tohum filizlenir, baş verir. Bu yapıcı anlayış büyürse daha büyük bir istikrar havzası ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı. "Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da ‘bana dokunma nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz" Başta İsrail olmak üzere bölgede istikrarsızlık isteyen aktörlerin yapabileceği başka operasyonların da var olduğunun altını çizen Fidan, "Onlar da boş durmayacaklar, onlar da faaliyete geçecekler. Ama bölgedeki ülkeler, istikrarın olabileceğini, beraber çalışırsak bir şeyler yapılabileceğini ve beraber çalışmak dışında da bir seçeneğin olmadığını görüyorlar. Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da önceki usulde olduğu gibi hegemona veya hegemonun buradaki mümessiline gidip ‘bana dokunma, nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz. Ama yakılan her yer gelip seni de yakıyor. Örneğin Ürdün, Irak’ta olan bütün olaylardan etkileniyor, Suriye’de olan bütün olaylardan etkileniyor. Bir kaçış yok. Dolayısıyla herkesin bu çok yoğun yeni dönemde bir iş birliği arayışı var. Cumhurbaşkanımızın bu noktada vizyon ortaya koyması, liderlik ortaya koyması, ilişkilerini kullanarak aktörleri bir yere getirmesi daha önce görülmemiş bir husus olduğu için insanlar da açıkçası güveniyorlar bu sürece" dedi. "Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek" Mekke İttifakı’nın kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın teknik düzeyde görüştüğünü söyleyen Bakan Fidan, sözlerine şöyle devam etti: "Genel Karargah’ın yapısı nasıl olacak, hangi birimde kaç kişi görev alacak gibi hususları görüşüyoruz. Bu süreç tamamlanmak üzere. Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek. Bundan sonra atılacak adımlar daha somut olacak. Suudi Arabistan’ın hem güneyden hem kuzeyden vurulması, Irak’ta konuşlu saldırganlar tarafından hedef alınması kabul edilebilir bir şey değil. Yemen sorunu epeydir mevcut, çeşitli şekillerde çeşitli formlar alıyor. Olay kuzeyden ve güneyden kuşatmaya, kritik altyapıyı imha etmeye, sadece Suudi Arabistan’a değil, bölgeye zarar vermeye yönelik bir faaliyete dönüştüğünde hiç kimsenin buna tepkisiz kalması mümkün değil. Biz Mekke İttifakı’nın ruhuna uygun olarak davranıyoruz. Suudilerin yanında olduğumuzu zaten açıkladık. İlgili diğer taraflara da gerekli mesajları verdik. Bir dayanışma içerisindeyiz." "Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli" Bakan Fidan, Yunanistan’ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve kaosa sürüklemek isteyenlerin oyuncağı olmasını istemediklerini vurgulayarak, "İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz. Özellikle güvenlikle ilgili yanlış anlaşılma olmamalı. İki taraf da bunların önüne geçmeli. Bizim, tabii ki belli adaların silahlandırılması yönünde çok ciddi hassasiyetimiz var. Bunları biliyorlar, bunu ilettik. Özellikle silahsız statüsü olan adaların silahlandırılması bizim için tehdit. Tabii bir de orada seçim süreci var. Yunan siyasetinde Türkiye aleyhtarlığı tarihi olarak yaygındır. Dikkatlerimizi en çok yoğunlaştırdığımız konulardan biri, uluslararası antlaşmalarla gayriaskeri statü altına alınan ve tartışmasız bir şekilde bu statünün muhafaza edilmesi gereken adalarda, Yunanistan’ın ahdi yükümlülükleri hilafına bir takım gayretler içine girmesidir. Bu aslında yeni bir durum değil. 1960’lardan beri yaşanan ve birbiriyle bağlantılı Ege sorunlarının önemli bir boyutunu oluşturan bir mesele. Biz Türkiye olarak 1960’lardan bu yana gerekli tepkimizi ortaya koyduk, gerek ikili kanaldan Yunanistan’a uyarılarımızı ve itirazlarımızı yaptık, gerek NATO’da konu gündeme geldiğinde pozisyonumuzu ortaya koyduk, keza konuyu Birleşmiş Milletler’e de taşıdık. Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’ı müttefiklik ruhuyla uyumlu, daha olgun bir şekilde ahdi yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli. Son dönemde başlattığımız sorunları çözmeye yönelik olumlu atmosferi ve ruhu arttırarak devam ettirmeliyiz" ifadelerini kullandı. S-400 ile ilgili görüşmelerin de devam ettiğini söyleyen Fidan, ilgili tüm ülkeler arasında teknik müzakerelerin devam ettiğini kaydetti. "Diyarbakır’da Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik" Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretlerini de değerlendiren Fidan, ziyaret esnasında ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin çok büyük bir kabul gördüğünü gözlemlediklerini belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik. Çok sayıda STK ve değişik siyasi görüşlere mensup insanlarla bir araya geldik. Örgütün silah bırakmayı deklare etmiş olması toplum tabanında büyük bir memnuniyet oluşturmuş. Artık sorunların silahsız tartışılması meselesi konusunda bir anlayış oluşmuş. Ekonomik konuların, kalkınmanın ön plana çıkması isteniyor. Bölgenin sanayisi nasıl geliştirilir, altyapı konusunda hangi adımlar atılmalı, nerelere sınır kapısı gerekir, komşu ülkelerle ticaret nasıl artırılır gibi konuları toplantılarımızda ele aldık. 5-6 yıldır zaten bir silahlı konu yok ortalıkta. Ama bunun kalıcı olarak bitecek olması, büyük yatırımların korkusuzca oraya gelmesini temin edecek. İnsanlar özellikle kimlik inkarının AK Parti’yle beraber kalkmış olmasını önemsiyorlar. Eylül 2013’teki Demokratikleşme Paketi ile Türkiye’de seçmeli dilin de önü açıldıktan sonra Kürtlerin problem alanı olan kimlik inkarı meselesi çözülmüş oldu" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.