Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Terörsüz Türkiye

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Terörsüz Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terörsüz Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bu yaz ayları bitmeden de bu raporun gereği olan işler yapılacak" Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bu yaz ayları bitmeden de bu raporun gereği olan işler yapılacak"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, beraberindeki heyetle Cudi Dağı’nda bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Hz. Nuh’u anma merasimine katıldı. Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’ndan helikopterle Cudi Dağı’na gelen Kurtulmuş, anma etkinliğinin yapılacağı Sefine mevkiine hareket etti. Protokol üyeleri, Cudi Dağı’ndaki Hz. Nuh’un gemisinin indiği yer olarak bilinen tarihi taş kalıntılarının bulunduğu alanda öğle namazını kıldı. Namazın ardından Kurtulmuş, yapımı süren Hz. Nuh Camii’ne temsili olarak bir taş koydu. Daha sonra erbane ezgileri eşliğinde tören alanına yürüyen protokol üyeleri, valilik, belediye ve sivil toplum kuruluşlarınca kurulan çadırları ziyaret etti. 1984 yılında kesintiye uğrayan, terörün sona ermesinin ardından 2021 yılında yeniden başlatılan Hz. Nuh’u anma merasimi, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Program, İmam Enes Bilen’in Kur’an-ı Kerim tilaveti ve tanıtım filmi gösterimiyle devam etti. Programda konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Kardeşliğe sarılacağız, birliğe, beraberliğe sarılacağız. Çünkü bu ülkede yaşayan milletimizin 86 milyonun tamamının birbirinden ayrısı gayrısı yoktur. Geçmişimiz birdir, geleceğimiz birdir, kaderimiz birdir, bugünümüz de birdir. Bizi bizden ayıracak hiçbir şey yoktur. Bizim örfümüz birdir, adetimiz birdir, kullandığımız kelimeler birdir, cümlelerimiz birdir, yasımız birdir, düğünümüz, halayımız birdir. Bu kadar çok birliğin içerisinde vahdetle, birlik içerisinde Allah’ın ipine, kardeşliğe sarılarak çok daha güçlü olacağız inşallah. Değerli kardeşlerim, geçtiğimiz yıl yaz aylarında yine Şırnak’taydık. Gabar Dağı’nda petrolün çıkartıldığı o güzel törene 40’a yakın milletvekili arkadaşımızla katıldık. Çok şükür bugün 80 bin varil seviyesini aşmış bir petrol üretimiyle Şırnak, Gabar şenlenmiş oldu. O dağlarda bir zamanlar bırakın petrol çıkartmayı, insanların piknik yapması, yürümesi, oradan geçmesi bile mümkün değildi. Çok şükür bugün buradayız. Şehrinur’da Nuh Aleyhisselam’ın manevi gölgesinde inşallah fevkalade güzel bir törenle andığımız Nuh Aleyhisselam’ı anma törenlerinde buradaydık. Herhalde binlerle, belki on binlerle ifade edilecek kardeşimiz bu törenlere katıldı. Allah ömür ve imkan verirse şu yukarıda temellerini gördüğünüz, direklerini gördüğünüz cami inşallah önümüzdeki sene burada kutlayacağımız törenlerle açılacak. Orada da Fatihalarla namazlarımızı kılacak, dualarımızı edeceğiz. Bir şey daha söylemek istiyorum. Allah ömür verirse önümüzdeki sene burada yapacağımız törenleri de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tam himayesine alarak, bundan sonraki yıllarda da geleneksel olarak devam etmesini sağlayacağız" dedi. ’Terörsüz Türkiye’ sürecine değinen Kurtulmuş, "Değerli kardeşlerim, artık bu dağlarda teflerimizden yaslar, ağıtların sesleri yükselmeyecek. Artık bu topraklarda şarkılarımızla, analarımızın ağlamaları, gözyaşlarıyla, iniltileri türkülerimize, ağıtlarımıza karışmayacak. Bu dağlarda, bu ovalarda, bu şehirlerde, Türkiye’nin her bir karışında sadece ve sadece kardeşlik türküleri söyleyeceğiz, halaylar çekeceğiz, birliğimizi ifade edeceğiz, dirliğimizi ifade edeceğiz. Şimdi bir zamanlar buralara insanların giremediği, maalesef annelerin gözleri yaşlı bir şekilde evlatlarının akıbetini aradığı dağlar artık barışın, kardeşliğin, insanlığın, huzurun ve hep birlikte inşa edeceğimiz geleceğin inşa edildiği topraklar olacak. Geçtiğimiz yaz bu meselenin ortadan kaldırılması, milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasinin bütün imkanlarıyla tesis edilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde fevkalade önemli bir çalışmayı yaz ayları boyunca zor ama başarılı bir müzakere sürecini gerçekleştirmiş olduk. Bütün siyasi partiler hemen hemen bir araya geldiler. Komisyonda 50 üyemizin tamamı Türkiye’nin her yerinden, Şırnak’tan da gelenler oldu, onların da görüşlerini dinledik. Uzun süreli, sabırlı, özenli bir çalışma sonunda bildiğiniz gibi bir rapor ortaya çıktı. O raporda bütün partilerin ittifakıyla bir yol haritası ortaya konulmuş oldu. Şimdi Allah’ın izniyle bu yaz ayları bitmeden de bu raporun gereği olan işler yapılacak. Terör örgütünün silahlarını tamamen bırakması, tasfiyesiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkarılacak yasalarla birlikte artık bu iş tamamen geride kalacak, bu ülkede birlik ve beraberlik hakim olacak. Allah’tan reva mıdır? Şu güzelim memleketin 1983 başlangıcı, o zamandan bu yana on binlerce insan öldü. Binlerce askerimiz, şehidimiz, binlerce vatan evladımız şehit oldu. Bu memlekette eline başkalarının ürettiği silahlar ve bombalar tutuşturulan insanlar, maalesef gencecik yaşta dağlara salındı, dağlarda birçoğu öldü. Şimdi istiyoruz ki bu memleketin hiçbir insanına, en başta onun için söyledim, Kürt’ün de Rabbi bir, Türk’ün de Rabbi bir. Kürtü ve Türkü ayırt eden hiçbir kültürel ve inanç özelliği yok. Şimdi artık bizim Kürt Mehmet’le Türk Mehmet yan yana aynı okulun sınıfında olacak, aynı fabrikada çalışacak, aynı ülkenin evladı olacak, hep beraber daha ileriyi hazırlamak için mücadele edecek. Böylesine büyük bir birliği ve beraberliği elin oğlunun ekmeğine yağ sürmek için hiçbir şekilde kaybetmeyeceğiz. Kardeşliğimizi gözümüzün içi gibi koruyacağız. Birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi gözümüzün içi gibi koruyacağız. Biz bir oldukça, birlikte oldukça, hep beraber kardeşlikle kalplerimiz yoğruldukça, Allah’ın izniyle bir daha inanıyorum ki bu memleketin hiçbir yerinde hiçbir evladı terörle karşılaşmayacak, hiçbir insanımız terörün mağduru asla olmayacak" diye konuştu. Konuşmaların ardından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş dua etti. Program, Grup Tillo’nun seslendirdiği eserlerle devam etti. Etkinlikte barışın simgesi olan zeytin dalı da yer alırken, gökyüzüne güvercin bırakıldı. Protokol üyelerinin aile fotoğrafı çektirmesiyle resmi program sona erdi. Törenin ardından katılımcılara aşure ve yemek ikramında bulunuldu. Programa TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Şırnak Valisi Birol Ekici, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, bölge milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. İlki 1973’te düzenlenen ve güvenlik gerekçesiyle 1984 yılında kesintiye uğrayan Hz. Nuh’u anma merasimleri, terörün sona ermesinin ardından 2021 yılında yeniden düzenlenmeye başlandı.

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız" Haber

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun biz bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kampın, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla başladığını hatırlatan Çelik, "Çeyrek asırlık destan, bu kampın ana başlığı. Gerçekten her kampta kurucu arkadaşlarımız daha önce beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızın görüyoruz, hep beraber yeni katılan genç arkadaşlarımızla birlikte ne kadar uzun ve kıymetli bir yolu yürüdüğümüzü görüyoruz. Tabii bu yolun mimarı, bu yolun çilesini çeken, liderliğini yapan Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın verdiği mücadelenin çeyrek asırlık bu destanın bütün safhalarını da tekrar hatırlama imkanı buluyoruz" dedi. "Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz" Kampın önemine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti: "Kamplarımızın özelliği bir yandan o yıl içerisinde geçmiş 6 ayın muhasebesini yaparız, aynı zamanda da önümüzdeki 6 ayın politikalarını belirleriz. Ama tabii bundan daha önemli kısım şudur; ahdimizi, vefamızı, yürüdüğümüz yola olan bağlılığımızı yinelemenin de bir zeminidir istişare kamplarımız. 33’üncüsünü yapıyoruz, aslında sayı daha fazla olacaktı ama biliyorsunuz covid döneminde belli sebeplerle ara vermek zorunda kaldık. Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz. Burada her seferinde değişik mekanizmalar kullansak da esası şudur; bütün oturumlarda notlar tutulur, arkadaşlarımızın soruları, eleştirileri, onlara verilen cevaplar değerlendirilir ve kampın sonunda bunlar, kamptan sonraki 1-2 ay içerisinde tek tek çıkarılarak hangi politik sonuçların çıkarılması gerektiği MYK’mızda, MKYK’mızda Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın huzurunda değerlendirilir. Bu açıdan baktığınızda bu kadar uzun zamandır, son derece yoğun bir gündemle iktidar olmuş partimizin bu beyin fırtınalarından hiçbir zaman vazgeçmemesinin altını son derece ciddi bir şekilde çizmek lazım. Çünkü tartışmaktan, konuşmaktan ve istişare etmekten; karşılıklı olarak görüşmekten ve görüş belirtmekten hiçbir zaman vazgeçmiyoruz, bu bakımdan çok önemli." "Sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor" Kampın oturumlarla devam ettiğini ifade eden Ömer Çelik, "Sabah genel başkan yardımcılarımızla bu oturumlar yapıldı. Milletvekillerimizin ve diğer katılımcılarımızın soruları, MKYK üyelerimizin ve diğer tüm birimlerimizin soruları cevaplandı. Şimdi bakanlarımızla yapılıyor. Çeyrek asırlık destanın bütün yönleriyle değerlendirilmesi için bir fırsat olarak bu zemin her seferinde en güçlü şekilde değerlendirilmiş oluyor. Sabah hep beraber izledik. Genel Başkanımızın konuşmasında ifade ettiği hususlar, iç politikadan dış politikaya kadar hepsi en kapsamlı şekilde şimdi içerideki oturumlarda ele alınıyor. Genel Başkanımızın katılacağı, milletvekillerimizle istişare toplantısı olacak. Aynı şekilde Genel Başkanımızın takdirleriyle bütün heyetimizle yapılacak istişare toplantıları olacak. Her zaman olduğu gibi, yarın da kendilerinin kapanış konuşmasıyla kampımızı tamamlamış olacağız. Bütün bu sorulan sorular, bu sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor. Onun sonuçlarını önümüzdeki toplantılarda değerlendireceğiz. Akşamları hem bunu bir kaynaşma fırsatı olarak görüyoruz, politik hayatın yoğunluğu içerisinde zaman hızlı akıyor. Hızlı akışın içerisinde diğer konularda istişare etme fırsatı olamayabiliyor. Kampımız buna da fırsat veriyor. Bunun yanı sıra büyük bir insan hakları mücadelesi vermiş olan merhum Şule Yüksel’in hayatını anlatan Şule filmi dün akşam gösterildi. Bugün de merhum Necip Fazıl’ın ’Bir Adam Yaratmak’ romanından uyarlanan film gösterimi yapılacak. Her zamanki gibi sabahın erken saatlerinden, akşama kadar dolu dolu geçen bir kamp gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in saldırganlığı devam ediyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kampta dış politikaların da görüşüldüğüne değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Tabii burada dış politikaların çok önemli konuları var. İran ile ilgili olarak, İran’a yapılan, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuksuz saldırıdan sonra hem bölge barışı dünya barışı ciddi bir risk altına girmişti. Burada gelinen noktada, bu barışın bugün yapılan bazı saldırılarla yine risk altına girdiğini görüyoruz. İsrail’in saldırganlığı devam ediyor. Dolayısıyla bölgeyle ilgili konuların değerlendirilmesi, enerji meselelerinden tarıma, gıda güvenliğinden diğer konulara yoğun biçimde devam edecek. Yapay zekadan diğer bütün alanlara kadar geniş bir çerçevede kamp gündemimiz var. Hemen hemen bütün bakanlıklarımızın alanına giren ama onun dışındaki konuların da değerlendirildiği çok geniş bir yelpazede bir gündemle kamp devam ediyor." "Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" ’Terörsüz Türkiye’ noktasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kapsamlı değerlendirmeleri olduğunun, kapalı toplantılarda da bu konuya değinildiğinin altını çizen Çelik, "Artık o noktada yeni bir aşamada olduğumuzu son basın toplantımızda da ifade etmiştim. Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte terör örgütünün silah bırakmasını temin edecek zemin ortaya çıkacaktır. Burada terör örgütünün silah bırakmasının gerçekleşmesi halinde o zaman Türkiye uzun yıllardır mücadele ettiği terör örgütünü gündemden kaldırmış olacaktır. Bölgemizde de gelişmelere dikkat ettiğimizde Suriye’den Irak’a kadar geniş bir alanda terör örgütlerinin vekil güçler olarak kullanıldığını bazı emperyalist odaklarca görüyoruz. O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimizin birbiriyle bağlantılı şekilde, iç içe şekilde, birbirinden ayrılmaz şekilde yürütülmesinin de ne kadar kıymetli olduğu net şekilde görülmektedir." "Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" Bu geçilen yeni aşamada pozitif dil ve sağ duyulu yaklaşımın kullanılmasının önemine dikkati çeken Çelik, "Geldiğimiz bu yeni aşamada, herkesi pozitif bir dille, ister katkı olsun, ister eleştiri olsun pozitif bir yaklaşımla bu sürece destek, katkı vermeye, eleştirisi varsa onu gündeme getirmeye, bunu sağlıklı şekilde yapmak için davet ediyoruz. Bu son derece kıymetlidir çünkü gerçekten bütün Türkiye’yi, bölgemizi ilgilendiren meselelerdir bunlar. Aşırı yaklaşımlardan kaçınmak, sağ duyulu davranmak gerekir, sağ duyulu bir dil kullanmak gerekir. Bize zaman zaman soruyorlar. ’Aşırı yaklaşımdan kastınız nedir?’ diye. Aslında herkes aşırı yaklaşımların ne olduğunu biliyor. Sürece eleştiri yerine, iftira ve çarpıtmayla yaklaşmak bir aşırı yaklaşımdır. Ayrıca, ’sürece destek veriyorum’ başlığı altında süreci ana odağından uzaklaştıracak yaklaşımlar, gündemler, toplumun hassasiyetlerini kışkırtacak tavır ve davranışlar da aşırı yaklaşımdır. Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" şeklinde konuştu. "Son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu" Ömer Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Bugün CHP Genel Başkanı yine, Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasına dönük bir şeyler söylemiş. Fakat mesele şundan ibarettir; kendisi, son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu, CHP’de ciddi bir yönetim sorunu vardı. Biz bunu o zaman da ifade ettik. Şimdi bizim üzerimizden kendi yönetim yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Cumhuriyet Halk Partisi kendi meselesini kendi içerisinde halletsin. Biz geçmişte 14-28 Mayıs seçimlerinde Kılıçdaroğlu ile mücadele ettik, daha sonrasında Özgür Özel’in yönetimiyle mücadele ettik, daha öncesinde Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde CHP ile mücadele etmiştik. Dolayısıyla bizim açımızdan fark eden bir şey yok ama kendi meselelerini kendileri halletsindirler. Bizim üzerimden kendi yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Biz buna müsaade etmeyiz. Bu durum, bu tablo Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş saygıdeğer vatandaşlarımızın hak etmediği bir durumdur. Bundan kurtulmak için CHP’nin deneyimli siyasetçilerinin sağduyulu yol bulması gerekir. Önemli olan budur. Önümüzdeki dönemde, bugün Genel Başkanımızın bahsettiği şekilde, sürekli olarak kutuplaşma üretenlerin bizi kutuplaşmanın tarafı olarak konumlandırmaya çalıştığını görüyoruz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Biz bu kutuplaşma üreten odaklarla sürekli olarak mücadele ettik, sürekli olarak bu gerilimi artıranlarla mücadele ettik. Biz en kapsayıcı şekilde, Terörsüz Türkiye başta olmak üzere bu büyük meselelerde en kapsayıcı, en diyaloğa açık şekilde, aşırılıklardan kaçınmış, ana yoldan ilerleyen şekilde çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz." "Şarkı beğeni topladı" Öte yandan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti için yeni hazırlanan şarkının salonda nasıl karşılandığına yönelik soru üzerine, eserin büyük beğeni topladığını belirterek, "Bütün arkadaşlarımızın ortak duygularına hitap eden, ritmiyle, sözleriyle hepimizin çok beğendiği, hepimizin ortak duygularına hitap eden, ’çeyrek asırlık destan’ üst başlığı ile gayet uyumlu şekilde bu şarkımıza eşlik ettik. Bundan sonra da parti programlarımızda onu görmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız" Haber

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kampın, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla başladığını hatırlatan Çelik, "Çeyrek asırlık destan, bu kampın ana başlığı. Gerçekten her kampta kurucu arkadaşlarımız daha önce beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızın görüyoruz, hep beraber yeni katılan genç arkadaşlarımızla birlikte ne kadar uzun ve kıymetli bir yolu yürüdüğümüzü görüyoruz. Tabii bu yolun mimarı, bu yolun çilesini çeken, liderliğini yapan Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın verdiği mücadelenin çeyrek asırlık bu destanın bütün safhalarını da tekrar hatırlama imkanı buluyoruz" dedi. "Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz" Kampın önemine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti: "Kamplarımızın özelliği bir yandan o yıl içerisinde geçmiş 6 ayın muhasebesini yaparız, aynı zamanda da önümüzdeki 6 ayın politikalarını belirleriz. Ama tabii bundan daha önemli kısım şudur; ahdimizi, vefamızı, yürüdüğümüz yola olan bağlılığımızı yinelemenin de bir zeminidir istişare kamplarımız. 33’üncüsünü yapıyoruz, aslında sayı daha fazla olacaktı ama biliyorsunuz covid döneminde belli sebeplerle ara vermek zorunda kaldık. Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz. Burada her seferinde değişik mekanizmalar kullansak da esası şudur; bütün oturumlarda notlar tutulur, arkadaşlarımızın soruları, eleştirileri, onlara verilen cevaplar değerlendirilir ve kampın sonunda bunlar, kamptan sonraki 1-2 ay içerisinde tek tek çıkarılarak hangi politik sonuçların çıkarılması gerektiği MYK’mızda, MKYK’mızda Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın huzurunda değerlendirilir. Bu açıdan baktığınızda bu kadar uzun zamandır, son derece yoğun bir gündemle iktidar olmuş partimizin bu beyin fırtınalarından hiçbir zaman vazgeçmemesinin altını son derece ciddi bir şekilde çizmek lazım. Çünkü tartışmaktan, konuşmaktan ve istişare etmekten; karşılıklı olarak görüşmekten ve görüş belirtmekten hiçbir zaman vazgeçmiyoruz, bu bakımdan çok önemli." "Sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor" Kampın oturumlarla devam ettiğini ifade eden Ömer Çelik, "Sabah genel başkan yardımcılarımızla bu oturumlar yapıldı. Milletvekillerimizin ve diğer katılımcılarımızın soruları, MKYK üyelerimizin ve diğer tüm birimlerimizin soruları cevaplandı. Şimdi bakanlarımızla yapılıyor. Çeyrek asırlık destanın bütün yönleriyle değerlendirilmesi için bir fırsat olarak bu zemin her seferinde en güçlü şekilde değerlendirilmiş oluyor. Sabah hep beraber izledik. Genel Başkanımızın konuşmasında ifade ettiği hususlar, iç politikadan dış politikaya kadar hepsi en kapsamlı şekilde şimdi içerideki oturumlarda ele alınıyor. Genel Başkanımızın katılacağı, milletvekillerimizle istişare toplantısı olacak. Aynı şekilde Genel Başkanımızın takdirleriyle bütün heyetimizle yapılacak istişare toplantıları olacak. Her zaman olduğu gibi, yarın da kendilerinin kapanış konuşmasıyla kampımızı tamamlamış olacağız. Bütün bu sorulan sorular, bu sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor. Onun sonuçlarını önümüzdeki toplantılarda değerlendireceğiz. Akşamları hem bunu bir kaynaşma fırsatı olarak görüyoruz, politik hayatın yoğunluğu içerisinde zaman hızlı akıyor. Hızlı akışın içerisinde diğer konularda istişare etme fırsatı olamayabiliyor. Kampımız buna da fırsat veriyor. Bunun yanı sıra büyük bir insan hakları mücadelesi vermiş olan merhum Şule Yüksel’in hayatını anlatan Şule filmi dün akşam gösterildi. Bugün de merhum Necip Fazıl’ın ’Bir Adam Yaratmak’ romanından uyarlanan film gösterimi yapılacak. Her zamanki gibi sabahın erken saatlerinden, akşama kadar dolu dolu geçen bir kamp gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in saldırganlığı devam ediyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kampta dış politikaların da görüşüldüğüne değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Tabii burada dış politikaların çok önemli konuları var. İran ile ilgili olarak, İran’a yapılan, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuksuz saldırıdan sonra hem bölge barışı dünya barışı ciddi bir risk altına girmişti. Burada gelinen noktada, bu barışın bugün yapılan bazı saldırılarla yine risk altına girdiğini görüyoruz. İsrail’in saldırganlığı devam ediyor. Dolayısıyla bölgeyle ilgili konuların değerlendirilmesi, enerji meselelerinden tarıma, gıda güvenliğinden diğer konulara yoğun biçimde devam edecek. Yapay zekadan diğer bütün alanlara kadar geniş bir çerçevede kamp gündemimiz var. Hemen hemen bütün bakanlıklarımızın alanına giren ama onun dışındaki konuların da değerlendirildiği çok geniş bir yelpazede bir gündemle kamp devam ediyor." "Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" ’Terörsüz Türkiye’ noktasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kapsamlı değerlendirmeleri olduğunun, kapalı toplantılarda da bu konuya değinildiğinin altını çizen Çelik, "Artık o noktada yeni bir aşamada olduğumuzu son basın toplantımızda da ifade etmiştim. Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte terör örgütünün silah bırakmasını temin edecek zemin ortaya çıkacaktır. Burada terör örgütünün silah bırakmasının gerçekleşmesi halinde o zaman Türkiye uzun yıllardır mücadele ettiği terör örgütünü gündemden kaldırmış olacaktır. Bölgemizde de gelişmelere dikkat ettiğimizde Suriye’den Irak’a kadar geniş bir alanda terör örgütlerinin vekil güçler olarak kullanıldığını bazı emperyalist odaklarca görüyoruz. O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimizin birbiriyle bağlantılı şekilde, iç içe şekilde, birbirinden ayrılmaz şekilde yürütülmesinin de ne kadar kıymetli olduğu net şekilde görülmektedir." "Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" Bu geçilen yeni aşamada pozitif dil ve sağ duyulu yaklaşımın kullanılmasının önemine dikkati çeken Çelik, "Geldiğimiz bu yeni aşamada, herkesi pozitif bir dille, ister katkı olsun, ister eleştiri olsun pozitif bir yaklaşımla bu sürece destek, katkı vermeye, eleştirisi varsa onu gündeme getirmeye, bunu sağlıklı şekilde yapmak için davet ediyoruz. Bu son derece kıymetlidir çünkü gerçekten bütün Türkiye’yi, bölgemizi ilgilendiren meselelerdir bunlar. Aşırı yaklaşımlardan kaçınmak, sağ duyulu davranmak gerekir, sağ duyulu bir dil kullanmak gerekir. Bize zaman zaman soruyorlar. ’Aşırı yaklaşımdan kastınız nedir?’ diye. Aslında herkes aşırı yaklaşımların ne olduğunu biliyor. Sürece eleştiri yerine, iftira ve çarpıtmayla yaklaşmak bir aşırı yaklaşımdır. Ayrıca, ’sürece destek veriyorum’ başlığı altında süreci ana odağından uzaklaştıracak yaklaşımlar, gündemler, toplumun hassasiyetlerini kışkırtacak tavır ve davranışlar da aşırı yaklaşımdır. Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" şeklinde konuştu. "Son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu" Ömer Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Bugün CHP Genel Başkanı yine, Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasına dönük bir şeyler söylemiş. Fakat mesele şundan ibarettir; kendisi, son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu, CHP’de ciddi bir yönetim sorunu vardı. Biz bunu o zaman da ifade ettik. Şimdi bizim üzerimizden kendi yönetim yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Cumhuriyet Halk Partisi kendi meselesini kendi içerisinde halletsin. Biz geçmişte 14-28 Mayıs seçimlerinde Kılıçdaroğlu ile mücadele ettik, daha sonrasında Özgür Özel’in yönetimiyle mücadele ettik, daha öncesinde Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde CHP ile mücadele etmiştik. Dolayısıyla bizim açımızdan fark eden bir şey yok ama kendi meselelerini kendileri halletsindirler. Bizim üzerimden kendi yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Biz buna müsaade etmeyiz. Bu durum, bu tablo Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş saygıdeğer vatandaşlarımızın hak etmediği bir durumdur. Bundan kurtulmak için CHP’nin deneyimli siyasetçilerinin sağduyulu yol bulması gerekir. Önemli olan budur. Önümüzdeki dönemde, bugün Genel Başkanımızın bahsettiği şekilde, sürekli olarak kutuplaşma üretenlerin bizi kutuplaşmanın tarafı olarak konumlandırmaya çalıştığını görüyoruz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Biz bu kutuplaşma üreten odaklarla sürekli olarak mücadele ettik, sürekli olarak bu gerilimi artıranlarla mücadele ettik. Biz en kapsayıcı şekilde, Terörsüz Türkiye başta olmak üzere bu büyük meselelerde en kapsayıcı, en diyaloğa açık şekilde, aşırılıklardan kaçınmış, ana yoldan ilerleyen şekilde çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz." "Şarkı beğeni topladı" Öte yandan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti için yeni hazırlanan şarkının salonda nasıl karşılandığına yönelik soru üzerine, eserin büyük beğeni topladığını belirterek, "Bütün arkadaşlarımızın ortak duygularına hitap eden, ritmiyle, sözleriyle hepimizin çok beğendiği, hepimizin ortak duygularına hitap eden, ’çeyrek asırlık destan’ üst başlığı ile gayet uyumlu şekilde bu şarkımıza eşlik ettik. Bundan sonra da parti programlarımızda onu görmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışına katıldı. Programda, 14 Ağustos’ta 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak olan AK Parti için hazırlanan kısa film izlendi ve partiye özel bestelenen yeni şarkı tanıtıldı. "Perde ile konuşan bir kadro asla olmadık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Biz, ne kendi içimizde, ne de milletimizle aracılarla konuşan, perde ile konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizle özgürce dile getirdik, eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde, çok özgüvenli biçimle yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız. Basına açık kısmın ardından, yol arkadaşlığımızın gereği olarak, dostane bir atmosferde gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak, tartışacak, müzakere edecek, inşallah ufkumuz aydınlanmış, kardeşliğimiz güçlenmiş, muhabbetimiz tazelenmiş şekilde toplantımızı tamamlayacağız" dedi. "Hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir" 1,5 ay sonra AK Parti’nin kuruluşunun 25. yıl dönümünün kutlanacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydeti: "14 Ağustos 2001’de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdık önce Cenab-ı Allah’ın yardımı, sonra kaderimizi, kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye’ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum; Biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye’nin tamamı, 86 milyon hep birlikte ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı peygamberin ümmeti olarak, aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden bizi bir eden, beraber eden, tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir, düşünceler farklı olabilir, anlayışlar farklı olabilir, değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir, çözüm önerileri farklı olabilir, yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen, gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim, bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir, sığıntı değildir, öteki değildir, üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir. Bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. O halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil; bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir." "İmtiyaz sağlamanın değil; eşitlik ve adalet mücadelesini verdik" AK Parti olarak, kuruluş çalışmalarına başladıkları andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın ve kaynaştırmanın etrafında yer aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi alanda olursa olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil; eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi, toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik" diye konuştu. "Cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor" Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği örtüyorlar. Daha da ötesi, bu ülkede dindar olsun ya da olmasın, kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler ama siz örtünmeyi yasaklarsınız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim, kuşam tarzını tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsınız, normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir, Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir. Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin, ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbenti, çarşafı özellikle örtmesi ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu yeni normal de değildir. Tüm zamanların normalidir, bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur." "Mütekebbir bir üslupla bize ders veremez" Erdoğan, 86 milyonun başka vatanı bulunmadığına dikkati çekerek, "Başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız. Biz bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki, kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu kimsenin haddi değil, hakkı da değildir. Kim ki bu fertlerin arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa, bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki, bu ülkenin kadınlarını kılık-kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır. AK Parti’yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik, 25 yıldır da bu ülkeler ekseninde mücadele veriyoruz" "Kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmadır. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir payda da buluşma iradesini, bu erdemi gösterme zorundayız. Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil. Milli bir ödev bilinciyle, milletin istikbali için bunu yapmak zorundayız. Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ve değerli lideri Sayın Bahçeli ile bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak, ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakını kurduk. Yenikapı ruhu ile milletimize birlikte hizmet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimizin aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz ama akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında, aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Bunu samimiyetle söylerken, şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz; Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. ’Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın’ dediler. ’O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin’ dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinde yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar." "Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz" AK Parti olarak 25 yıldır yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdiklerini kaydetti. 25 yıl boyunca kardeşlik ve milleti kucaklaştırma mücadelesini verdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakını kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik. Biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugünde yokuz, yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar bunu rağmen bizim arzumuz, umudumuz şudur; CHP’nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı elbette bunu bilemeyiz ancak Türkiye’nin her vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden; gücünü, yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye’ye fayda getirmez, zarar getirir. Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan teşkilatlarının biri Şam’dan biri Şark’tan çalan bir yapının Türkiye’ye de, milletimize sunabileceği hiçbir katkı yoktur" şeklinde konuştu. "Bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir" Erdoğan, arzularının Türkiye’nin normalleşmesi olduğunu belirterek, "Bu elbette her konuda mutabık olabileceğimiz anlamına gelmez. İktidar kadar, muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım; FETÖ 15 Temmuz’da o hain darbe girişimini yaparken, bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı. O kalleş darbeyi Türkiye’ye yaptılar, 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil, devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. ’Siyonizm’ adı verilen, soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil, herkese kastediyor. Bizde siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz adına şahsi mücadele vermiyoruz, bunu kendimizin, milletimizin topyekun bekası için yapıyoruz. Terör örgütü yaklaşık 40 yıl boyunca kan dökerken, ’senden benden’ diye ayırmıyor, Kürdüyle, Türküyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirken, belli bir kesim için, belli bir kesimin çıkarı için değil, ülkemiz vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil, bu ülkemiz ve bütün evlatlarımız için, Türkiye’nin aydınlık yarınları için istiyoruz. Aynı şekilde yol yaparken, köprü yaparken, tünel inşa ederken, milyonlarca konut üretirken, Türkiye’nin savunma sanayisini güçlendirirken, eğitimde, sağlıkta, enerjide her alanda destan yazarken belli bir kesimi mutlu etmeyi, belli bir kesimin huzurunu, güvenliği sağlamanın değil, Türkiye’mizi düşünüyor, Türkiye’mizi dert ediniyoruz" dedi. "Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir" Gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye’nin geçmişte yıllarını, enerjisini ve fidan gibi delikanlılarını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sağ dediler, sol dediler, Alevi, Sunni, Kürt, Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni beseller ödemesini istemiyoruz. Sanal gerilimlerle bu ülkenin enerjisinin heba edilmesini istemiyoruz, raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye’ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi, milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız. 25 yıl boyunca AK Parti’yi kurarken Türkiye’nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti’nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine, çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine inşa ettik. Biz Mevlana gibi, ’Her ne olursan ol, yine gel’ dedik. Yunus gibi, ’Gelin tanış olalım’, Hacı Bektaş gibi, ’Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda’ dedik." "AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız" "25 yıldır kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye neyse AK Parti tam olarak odur. Bunu kimse yanlış anlamasın, yanlış yorumlamasın. Bir kitabın binlerce sayfası olabilir, bir kitabın her bir sayfası farklı renkte olabilir, bir kitabın her sayfasında farklı bir hikaye olabilir. O hikayeler farklı dille, üslupla, duyguyla yazılmış olabilir. Belki her sayfanın ayrı bir ebrusu vardır ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir arada tutan şirazesi vardır, kitabı bütünleştiren cildi vardır, her kitabın bir mukaddimesi, önsözü vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün, becerikli bir mücellidi elinde kitap bir bütündür, nevi şahsına münhasırdır. AK Parti bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesine yer var. Bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, kitabın ortak bir ruhu, ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O yolda, o istikamette, o menzile yürümek isteyen herkesle yol yürürüz, yolunu ayırana ’Uğurlar olsun’ dediğimiz gibi, yolumuza girene de ’Hoşgeldin’ der, bağrımıza basarız. Yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız. İlkelerimizi, sınırlarımızı, çerçevelerimizi net şekilde çizdik. O çizginin dışına çıkmayız. Çıkılmasına da müsaade etmeyiz. AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz, biz bir dava hareketiyiz, bir misyonun temsilciyiz, mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Zaferle değil, seferle mükellefiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye mesajı! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye mesajı!

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazandığını belirtti. Türkiye’nin küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek, bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biri olduğunu kaydeden Erdoğan, "En son İran krizinde Türkiye’nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkânı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu, hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail’in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki, İran krizi sürecinde yaşananlar Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar berraklaşmıştır" ifadelerine yer verdi. "Türkiye olarak barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız" İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en riskli çatışmalardan biri olan ABD-İran-İsrail gerilimini AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare ettiklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi: "İsrail’in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade, çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki; herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükle birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dahil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası haline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır. Amaçlarına ulaşana kadar da her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir. Bölgemize barış gelecekse, İsrail’e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa, İsrail’in fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın bölgemizde sulhu sükûnun, adaletin, istikrarın, refahın egemen olmasını, Allah’ın izniyle, engelleyemeyecek. Türkiye olarak, iğne ucu kadar bile olsa, barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz." "Terörsüz Türkiye sürecinin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye’nin kuzeyindeki sorun, Şara’nın kuşatıcı yaklaşımıyla çözüme kavuştu" Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinde de Milliyetçi Hareket Partisi’yle birlikte önemli yol kat ettiklerini bildirdi. Terörsüz Türkiye sürecinin 22 aylık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçtiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye’nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlüklerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyoruz, gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi, samimi temennimizdir" diye konuştu. "İran krizi sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran savaşının sürece olan etkisine dair ise, "İran krizi sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müspet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Burada sadece şunu söylemekle iktifa ediyorum. Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz daha net görülecek. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacak" diye konuştu. "Terörün gölgesi çekildikçe her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz" Terörün etkisinin bitmesiyle birlikte ülkedeki refahın artacağının altını çizen Erdoğan, "Şunu bir defa artık herkes kabul etmeli; terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur. Terör aynı zamanda her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engeldir. Terörün gölgesi çekildikçe turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz ve göreceğiz. Diyarbakır’ın sokakları, kahvehaneleri bugün cıvıl cıvıl. Hakkari’nin dağlarında ülkemizin dört bir yanından turistler geziyor. Dicle’nin kenarında serinlemek için herkes sıraya giriyor. Kars’tan Van’a, Batman’dan Ağrı’ya her tarafta esnafımızın yüzü gülüyor. Bölgeye gelen yeni yatırımlarla özellikle gençlerimizin umudu güçleniyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar yatırıma harcandıkça, milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye, artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak. Milletimiz, artık bu sorundan kalıcı biçimde kurtulmak istiyor. Cumhur İttifakı olarak biz de milletin bu beklentisini karşılamak istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz" Terörsüz Türkiye sürecini daha hızlı çözmek istediklerini fakat bölgedeki krizlerin buna izin vermediğini belirten Erdoğan, "Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra, fazla da uzatmadan, söz konusu düzenlemeyi, sorunların çözüm adresi olan Meclis’in takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz. Tekrar bir ‘Yenikapı ruhu’ aranıyorsa, bunun vücut bulması gereken zemin ’Terörsüz Türkiye’ sürecidir. Siyaset kurumu, tıpkı ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz, ittifak ve iktidar olarak iradeyse irade, kararlılıksa kararlılık, uzlaşıysa uzlaşı, cesaretse cesaret; üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) AK Partiye geçen İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir’e parti rozetini taktı.

Adalet Bakanı Gürlek: "Hukuk sistemimiz üzerinde vesayetin kurulmasına müsaade etmeyeceğiz" Haber

Adalet Bakanı Gürlek: "Hukuk sistemimiz üzerinde vesayetin kurulmasına müsaade etmeyeceğiz"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir dizi ziyaret için geldiği Rize’de Valiliği ziyaret etti. Anı defterini imzalayan Gürlek, açıklamalarda bulundu. "Adaletin tecellisi açısından tüm konuların üzerine gidiyoruz" diyen Gürlek, "Bakanlığımız nezdinde birçok yeni daire başkanlığı ve çalışma grupları oluşturduk. Özellikle faili meçhul dosyalar, uzun zamana dayalı çözülmemiş dosyalar, suç örgütleriyle mücadele şekilleri, yeni nesil çete yapılanmaları, sanal kumar ve bahis örgütleri, torbacısından baronuna kadar uyuşturucu örgütleri, asayiş ve huzuru tehlikeye atan her türlü bireysel ve örgütsel yapılarla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Milletimizin huzur ve gelecek umutlarını riske atan her türlü kanun dışı oluşumların yok edilmesi konusunda sonuna kadar mücadele edeceğiz" şeklinde konuştu. "Kimse hukukun dışına çıkamayacak" Mevcut cezaların yetersiz görüldüğüne değinen Bakan Gürlek, "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Kimse hukukun dışına çıkamayacak. Kendisini ve örgütsel yapısını Türkiye Cumhuriyeti’nden büyük görüp, hukuk dışı faaliyetlere girmeyecek. Girenler de dünyanın neresine giderse gitsin şunu çok iyi bilecek ki kaçamayacak ve Türk yargısı karşısında en ağır cezalara çarptırılacaktır. Cezaları yetersiz bulanlar için ise malumunuz biliyorsunuz 12. Yargı paketi şu an Mecliste bir düzenleme aşamasında. 12. Yargı paketinde bir kısım özellikle bazı suçlarda cezaların arttırılmasına ilişkin düzenlemeler yaptık. Takdir Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin" ifadelerini kullandı. "Terörsüz Türkiye projesi kanunla taçlanacak" Yargının bağımsızlığına vurgu yapan Bakan Gürlek, "Cumhurbaşkanımız ve Cumhur İttifakımızın değerli paydaşı olan MHP Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin de yüzyılın projesi olarak ortaya koyduğu Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi olan terörsüz Türkiye yolunda önemli adımlar atılarak, kısa zaman içerisinde inşallah bir yasa çalışması Meclise gelecek. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında da milli iradeyi yansıtan siyasi partilerimizin tamamına yakını, Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un önderliğinde bir çalışma mesaisi harcamaktadır. Artık yüzyılın devlet projesinin son aşamalarına kadar, her yüzyılın devlet projesinin son aşamalarına birçok kazasız belasız geldik. Türkiye yüzyılı için en önemli aşamalarından biri olan terörsüz Türkiye projesi inşallah kanunla da taçlanacak. Çok kısa sürede de bu kanun inşallah yürürlüğe girecek. Türk yargısı geçmişte olduğu gibi bugün de kararlarını herhangi bir odağın beklentisine göre değil, millet adına, hukuk adına vermeye devam edecektir. Türk yargısı yalnızca anayasamıza, kanunlarımıza ve millet adına kullandığı yargı yetkisine bağlıdır. Hukuk sistemimiz üzerinde vesayetin kurulmasına nasıl dün müsaade etmediysek bugün de etmeyeceğiz, yarın da etmeyeceğiz" diye konuştu.

Bakan Gürlek: "Yargı paketi ayrı, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ayrı yürüyor" Haber

Bakan Gürlek: "Yargı paketi ayrı, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ayrı yürüyor"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazetecinin infaz düzenlemesine ilişkin çalışma olup olmadığı yönündeki sorusunu cevaplayan Bakan Gürlek, yalnızca suça sürüklenen çocuklara ilişkin bazı değerlendirme ve önerilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne iletildiğini ifade ederek, "Çocukların cezalarının infazına ilişkin bazı önerilerimiz var. Bu konuda kurulan komisyonun raporu bekleniyor" dedi. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi içerisinde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunup bulunmadığı yönündeki soruya, "Terörsüz Türkiye sürecini Meclis yürütüyor. 12. Yargı Paketi’ne son şeklini vermek üzere Meclis’te yoğun bir hazırlık süreci devam ediyor. Bu çalışmalar birbirinden bağımsız ilerliyor. Ülkemizin farklı sorunlarını çözmeye yönelik çok önemli çalışmalar yürütülüyor" ifadelerini kullandı. Gürlek’ten Avrupa Parlamentosu raporuna tepki Bir gazetecinin Avrupa Parlamentosu raportörünün kendisiyle ilgili değerlendirmelerini sorması üzerine Bakan Gürlek, söz konusu raporun bağlayıcılığı bulunmadığını belirtti. Görevlerini hukuk çerçevesinde yerine getirmeye devam ettiklerini ifade eden Gürlek, "Biz görevimizi yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Zaten o şahsın ideolojik yaklaşımı farklı. Marjinal örgütlerle irtibatları da biliniyor. Hazırlanan rapor da tavsiye kararı" değerlendirmesinde bulundu.

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti Haber

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının kamuoyunda geniş yer bulduğunu belirten Dervişoğlu, bu tartışmaların ülkenin temel sorunlarını geri plana ittiğini savundu. Türkiye’de enflasyon, hayat pahalılığı, emekli ve çalışanların geçim sıkıntısı gibi önemli meselelerin konuşulması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, yaşanan sürecin iktidarın gündem değiştirme çabası olduğunu öne sürdü. Hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları yansıtmadığını söyledi. Emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücünün giderek düştüğünü belirten Dervişoğlu, artan yaşam maliyetlerinin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını ifade etti. KOBİ’lerin, esnafın ve sanayicilerin yaşadığı finansman sorunlarına dikkat çeken Dervişoğlu, işletmelerin KDV alacaklarının ödenmesi, SGK ve vergi borçlarının kolaylaştırılmış şekilde yapılandırılması gerektiğini söyledi. Çiftçilerin de yüksek maliyetler nedeniyle üretim yapmakta zorlandığını belirten Dervişoğlu, tarımsal üretimi destekleyecek adımların atılmasını istedi. “ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞIYOR” Tarım sektöründeki sorunlara değinen Dervişoğlu, açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. Anadolu’da birçok çiftçinin üretimden uzaklaştığını ileri süren Dervişoğlu, tarım ve hayvancılığın yeniden desteklenmesi gerektiğini ifade etti. TERÖRLE MÜCADELE MESAJI Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, terörle mücadele konusunda hassasiyetlerini koruduklarını söyledi. Şehit ailelerinin acılarının unutulmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, terör örgütlerine yönelik herhangi bir af düzenlemesine karşı olduklarını ifade etti. İYİ Parti’nin bu kapsamda 27 Haziran 2026 tarihinde Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda “Şehitlere Saygı ve Teröre Lanet Mitingi” düzenleyeceğini açıklayan Dervişoğlu, vatandaşları mitinge davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.