Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Terleme

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Terleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Frank işareti tek başına kalp hastalığı belirtisi değildir" Haber

"Frank işareti tek başına kalp hastalığı belirtisi değildir"

Komedyen Cem Yılmaz'ın yaşadığı sağlık sorunlarının ardından, kalp krizi belirtilerini önemseyerek vakit kaybetmeden hastaneye başvurmanın önemi yeniden gündeme geldi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, belirtiler konusunda vatandaşları uyarırken, kalp krizi habercisi olabileceği iddia edilen ‘Frank işareti'ne dair bilgiler verdi. Kalp hastalıkları, tüm dünyada ölümlerin başlıca sebepleri arasında yer alıyor. Dikkate alınmayan kalp krizi belirtileri, ölümle sonuçlanabiliyor. Medicana Ataköy Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, kalp krizinde ilk belirtilerin hastadan hastaya değiştiğini ifade etti. Doç. Dr. Güngören, "Bazı hastalarda ilk belirti göğüs ağrısı iken bazı hastalarda nefes darlığı, bazı hastalarda ise bayılma, çarpıntı hissi olabiliyor. Büyük çoğunlukla hastalarda göğüs ağrısıyla başvuruları görüyoruz. Ama bazı yaşlı hastalar, şeker hastaları ve fiziksel nörolojik problemleri olan hastalarda bu ilk belirti kendini nefes darlığı ya da genel durumda birden bozulma şeklinde gösterebiliyor" dedi. "Gerekli görülürse en geç 2 saat içinde anjiyo uyguluyoruz" Hastaların çoğunlukla göğsün ön bölgesinden başlayarak kola veya sırta yayılabilen ağrıyla acile başvurduğunu belirten Doç. Dr. Fatih Güngören, "EKG'lerini değerlendiriyoruz. EKG'de ST elevasyonu dediğimiz bir durum görürsek, bu hastaların acil olarak anjiyografiye alınması ve sorumlu damardaki tıkanıklığa müdahale edilmesi gerekiyor. Bu süreçte hedef, hastanın mümkün olan en kısa sürede, ideal olarak ilk tıbbi temastan itibaren 120 dakika içinde uygun tedaviye ulaştırılmasıdır. Bazı hasta gruplarında ise EKG'de bu değişikliği göremeyebiliyoruz. Bu hastalarda klinik değerlendirme, seri EKG ve kan testleriyle takip süreci yürütülebiliyor" şeklinde konuştu. "Farklı bir ağrı varsa bir an önce 112 aranmalı" Kalp krizi belirtilerinin her zamankinden farklı ve yoğun şekillerde kendini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Güngören, "Kalp krizinde hasta her zamankinden farklı bir durumda kendini hisseder. Bu ağrı her zamankinden farklı bir ağrı, göğüs ön bölgesinde yanma, göğse bir şey oturuyormuş gibi ya da sıkıştırma gibi bir his olabilir. Her zamankinden çok daha farklı bir ağrı, beraberinde terleme, bulantı hissi, kusma hissi olabiliyor. Hastalar yolunda gitmeyen bir şeyi kendinde fark ettiğinde bir an önce 112'yi araması ya da bir an önce hastaneye başvurarak tam bir temas kurması gerekiyor" dedi. "Frank işaretiyle birlikte diğer belirtilere de bakmak gerekiyor" Özellikle sosyal medyada sıkça gündeme gelen, kulak memesindeki çizginin kalp hastalığı habercisi olabileceği yönündeki iddialara da değinen Doç. Dr. Fatih Güngören, "Frank işareti" olarak adlandırılan bu çizgiyle ilgili şu bilgileri verdi: "Yapılan bazı çalışmalarda, kalp damar hastalığı bulunan kişilerde kulak memesindeki ‘Frank işareti' olarak adlandırılan diagonal çizginin daha sık görüldüğüne ilişkin bir korelasyon ortaya konmuş. Bu nedenle özellikle Frank işareti bulunan kişilerin, ‘Kalp-damar problemim var mı?' veya ‘İleride kalp-damar problemi yaşar mıyım' endişesiyle bir kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesinde fayda olabilir. Ancak her Frank işareti bulunan hastanın kalp damarlarında problem olduğu sonucunu çıkarmak doğru değil. Hasta bu nedenle başvurduğunda, eşlik eden hastalıklarını ve diğer risk faktörlerini bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Bunun sonucunda ileri bir damar görüntüleme yöntemine ihtiyaç olup olmadığına karar veriyoruz. Her Frank işareti bulunan hastaya anjiyo ya da koroner BT anjiyografi yapılması gerektiğini söylemek doğru bir yaklaşım değil. Öncelikle kişinin kardiyovasküler risklerini ortaya koymak gerekiyor." Hareketsiz yaşam, sigara ve alkol tüketimi önemli risk faktörleri Kalp-damar hastalıklarında risk faktörlerinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Güngören, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve ailede genç yaşta kalp krizi öyküsünün önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi. Sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve sedanter yaşam tarzının da kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Güngören, "Bunların hepsi bizim için önemli risk faktörleri. Kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde bu risk faktörlerini daha sık görebiliyoruz. Dolayısıyla kişinin toplam kardiyovasküler riskini değerlendirirken bütün bu faktörleri birlikte ele almak gerekiyor" dedi. "Stres hormonları kalp krizine yatkınlığı artırabiliyor" Stresin kalp sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Güngören, "Stres günlük hayatın bir parçası haline geldi. Stresin damarlar üzerindeki etkileri ve stres hormonlarının vücuttaki etkileri önemli. Adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları tansiyonumuzu yükseltebilir, nabız sayımızı artırabilir. Damarlarımızda aterosklerotik bir plak varsa, yoğun stres ve buna eşlik eden fizyolojik değişiklikler bazı durumlarda plağın yırtılması ve pıhtı oluşumu gibi süreçlere katkıda bulunabilir. Bu nedenle stresi yönetmek kalp-damar sağlığı açısından da önemli" diye konuştu. "Erkekler 40 yaşından sonra, kadınlar menopoz döneminde kontrollere başlamalı" Düzenli kalp sağlığı kontrollerinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Güngören, "Genel olarak önerimiz şu şekilde: Eğer ailede genç yaşta kalp krizi gibi bir risk öyküsü varsa bu kişileri 40 yaşını beklemeden değerlendirmek isteyebiliriz. Özellikle erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsü veya ailevi hiperkolesterolemi gibi durumlarda daha erken yaşlarda kontrol yapılması gerekiyor. Erkekler için genel olarak 40 yaşından sonra kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılmasını öneriyoruz. Kadınlarda ise menopoz dönemi ve sonrasında kalp-damar hastalıkları açısından risk faktörlerinin yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor" diyerek sözlerini noktaladı.

Sıcak çarpması uyarısı: Aşırı sıcaklarda bu belirtilere dikkat Haber

Sıcak çarpması uyarısı: Aşırı sıcaklarda bu belirtilere dikkat

İstanbul'da hem Afrika hem de Basra kökenli sıcak hava dalgasının etkili olması tahmin edilirken hava sıcaklığının perşembe günü 35 dereceyi aşması bekleniyor. Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, sıcak çarpmasına karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Sönmez, yaşlıların, çocukların, kronik hastalığı bulunanların ve uzun süre açık havada çalışanların sıcak günlerde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, önümüzdeki günlerde etkili olması beklenen aşırı sıcak havayla ilgili uyarılarda bulundu. Sıcak çarpması nedir Sıcak havalarda karşılaşılabilecek en ciddi sağlık sorunlarından birinin sıcak çarpması olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, "Sıcak çarpması, vücudun aşırı sıcak nedeniyle kendi ısısını kontrol edememesi sonucu ortaya çıkar. Normal şartlarda vücut terleme yoluyla kendini soğutur. Ancak hava sıcaklığının ve nem oranının çok yüksek olduğu durumlarda bu mekanizma yetersiz kalabilir. Bunun sonucunda vücut sıcaklığı tehlikeli seviyelere ulaşabilir" dedi. Ağır tablolarda bilinç kaybı görülebilir Sıcak çarpmasının belirtilerine işaret eden Sönmez, "Baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, bulantı, hızlı kalp atışı ve bilinç durumunda değişiklik sıcak çarpmasının önemli belirtileri arasında yer alıyor. Daha ağır durumlarda ise bilinç kaybı görülebiliyor. Bu nedenle özellikle bilinç değişikliğinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor" uyarısında bulundu. Yüksek sıcaklıklar en çok bu kişiler için risk oluşturuyor Aşırı sıcakların herkesi etkileyebilse de bazı kişiler için riskin daha yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, "Özellikle 65 yaş üzerindeki kişiler, bebekler ve küçük çocuklar, kalp ve böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunanlar ile açık havada çalışanlar sıcaklığın olumsuz etkilerine karşı daha hassastır" dedi. Halsizlik, baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğüne dikkat Yeterli miktarda sıvı tüketmemenin de riski artırdığını kaydeden Sönmez, "Aşırı terlemeyle birlikte vücut hem su hem de elektrolit kaybetmektedir. Bu durum halsizlik, baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü gibi şikâyetlere neden olabilir. Özellikle yaşlılarda susama hissinin azalabileceği de unutulmamalıdır" diye konuştu. Vücudun soğumasına yardımcı olunmalı Sıcak çarpmasından şüphelenilen bir kişinin öncelikle sıcak ortamdan uzaklaştırılarak serin ve gölgeli bir yere alınması gerektiğini söyleyen Sönmez, "Fazla kıyafetleri çıkarılmalı ve vücudun soğumasına yardımcı olunmalı. Serin suyla vücudu ıslatmak veya soğuk uygulamalar yapmak vücut sıcaklığının düşürülmesine yardımcı olabilir" dedi. Bilincin bozulması halinde acil sağlık yardımı istenmeli Bilincin bozulması halinde yapılması gerekenlere dikkat çeken Sönmez, "Kişinin bilinci bozulmuşsa ağızdan su veya başka bir sıvı verilmemelidir. Böyle bir durumda acil sağlık yardımı istenmeli. Çünkü sıcak çarpması, zamanında müdahale edilmediğinde hayati tehlikeye yol açabilen ciddi bir durumdur" uyarısında bulundu. Sıcaktan korunmak için bu önerilere uyulmalı Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00-16.00 arasında mümkün olduğunca doğrudan güneş altında kalınmaması gerektiğini söyledi. Sönmez diğer uyarılarını şöyle sıraladı: "Gün boyunca yeterli su içilmelidir. Sıvı tüketmek için susamayı beklememek gerekmektedir. Özellikle çocukların ve yaşlıların gün içinde yeterli miktarda su içip içmediğinin takip edilmesi önem taşıyor. Açık renkli ve ince kıyafetler tercih edilmeli, dışarı çıkarken şapka kullanılmalıdır. Sıcak saatlerde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmak alınabilecek temel önlemler arasında yer almaktadır." Belirtileri erken fark etmek önemli Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı: "Aşırı sıcaklar yalnızca rahatsız edici bir yaz sorunu değildir. Gerekli önlemler alınmadığında sıvı kaybından sıcak çarpmasına kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu nedenle sıcak hava dalgalarının yaşandığı günlerde hem korunma önlemlerine dikkat etmek hem de sıcak çarpmasının belirtilerini erken fark etmek büyük önem taşımaktadır."

İSİLİK GEÇMEZSE HEKİME BAŞVURULMALI Haber

İSİLİK GEÇMEZSE HEKİME BAŞVURULMALI

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte sıcaklıkların artmasının, çocuklarda ve özellikle bebeklerde bazı sağlık sorunlarının daha sık görülmesine neden olduğunu, bunların başında ise halk arasında oldukça yaygın olarak bilinen isiliğin geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, isiliğin gelişim süreçlerine ve yol açtığı olumsuz durumlara dikkat çekti. Özellikle bebeklerde bu cilt problemiyle daha sık karşıladığını vurgulayan Uzm. Dr. Sevgican, isiliğin her yaşta görülebilmekle birlikte oluşum mekanizmasının ter bezi kanalları ile ilişkili olduğunun altını çizdi. Uzm. Dr. Sevgican, “İsilik, ter bezi kanallarının sıcak hava, aşırı nem ve yoğun terleme nedeniyle tıkanması sonucunda oluşur. Bebeklerin cilt gözenekleri yetişkinlere göre daha dar olduğu için ter kanalları daha kolay tıkanmakta, ter deri yüzeyine ulaşamayarak deri altında birikmektedir. Çocukta huzursuzluğa ve kaşıntıya neden olarak yaşam konforunu olumsuz etkileyebilir. İsilik bulaşıcı bir hastalık değildir” dedi. İsilikten korunmak için dikkat edilmesi gereken konulara değinen Uzm. Dr. Sevgican, özellikle kıyafet seçimi ve çevresel faktörlerin korunmadaki önemine işaret ederek, bu noktada öncelikle çocukların mevsime uygun, ince ve pamuklu kıyafetler giymesinin sağlanması gerektiğini, sentetik kumaşlar ve dar giysilerin terlemeyi artırarak isilik oluşumunu kolaylaştırabileceğini ifade etti. Dr. Ufuk Sevgican, “Çocuklar doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalı, açık havada bulunurken gölge alanlar tercih edilmelidir. Terleme sonrasında banyo yaptırılması ve cildin temiz tutulması da önemlidir” diye konuştu. Bebeklerin alt bakımı ve isilik oluştuğunda sergilenecek yaklaşımlar hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Sevgican, “Bez kullanan bebeklerde bez sık sık kontrol edilmeli ve cildin uzun süre nemli kalmasına izin verilmemelidir. İsiliğe sebebiyet veren etkenler ortadan kaldırıldığında genellikle birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçecektir. Çocuğun serin ve kuru bir ortamda bulunması sağlanmalı, dar kıyafetler yerine pamuklu ve bol giysiler tercih edilmelidir. Uygun nemlendirici ve serinletici losyonlar cildin rahatlamasına yardımcı olabilir” şeklinde konuştu. Uzm. Dr. Sevgican ayrıca, tıbbi muayene eşiklerine ve genel koruyucu tedbirlere değinerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Çoğu isilik vakası birkaç gün içinde kendiliğinden düzelmektedir. Ancak döküntülerde artış olması, ciltte tahriş veya iltihaplı görünüm gelişmesi ya da çocuğun yoğun kaşıntı nedeniyle ciddi rahatsızlık yaşaması durumunda mutlaka bir çocuk hekimine başvurulmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle çocuklarımızı isilikten korumak ve sıcak günleri daha sağlıklı geçirmek mümkündür.”

EN BÜYÜK RİSK YAŞLILAR, ÇOCUKLAR VE HAMİLELERDE Haber

EN BÜYÜK RİSK YAŞLILAR, ÇOCUKLAR VE HAMİLELERDE

65 yaş üstü bireyler, bebek ve küçük çocuklar, hamileler, kronik hastalığı bulunanlar ile açık alanda çalışanların sıcak havalardan en fazla etkilenen gruplar arasında yer aldığını belirten Uzm. Dr Elyesa Karaca, vücudun terleme yoluyla kendini soğutma mekanizmasının aşırı sıcak ve yüksek nem nedeniyle yetersiz kalabildiği, bu durumun sıcak bitkinliği ve sıcak çarpmasına kadar ilerleyebilen ciddi sağlık tablolarına neden olabileceğini vurguladı. Güneşin en dik geldiği saatlerde dışarı çıkmayın Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr Elyesa Karaca, “Mecbur kalınması halinde ise açık renkli, ince ve bol kıyafetler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı, güneş koruyucu ürünler ihmal edilmemeli ve gölgede kalınmaya özen gösterilmeli” dedi. Susamayı beklemeden su için Sıcak havalarda terleme ile birlikte vücudun önemli miktarda sıvı ve mineral kaybettiğini belirten Uzm. Dr Elyesa Karaca, susama hissi oluşmasını beklemeden gün boyunca düzenli su tüketilmesini tavsiye etti. Günlük en az 2,5-3 litre su içilmesi önerilirken, aşırı çay, kahve ve şekerli-gazlı içeceklerin tüketiminin sınırlandırılması gerektiği ifade etti. Aşırı sıcakların en fazla etkilediği grupların başında yaşlılar geldiğini hatırlatan Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, özellikle kronik hastalığı bulunan yaşlıların gün içinde yakınları tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı ve tansiyon, kalp ile böbrek hastalarının kullandıkları bazı ilaçların sıcak havalarda sıvı kaybını artırabileceği belirtilirken, ilaç kullanımında doktor önerisi dışında değişiklik yapılmaması gerektiği hatırlattı. Çocuklar ve hamileler daha dikkatli olmalı Bebekler ve küçük çocukların vücut ısılarını yetişkinler kadar kolay dengeleyemediğine dikkat çeken Uzm. Dr Elyesa Karaca, çocukların uzun süre güneş altında bırakılmaması, sık sık su içmelerinin sağlanması ve araç içerisinde kesinlikle yalnız bırakılmamaları gerektiğini belirtti. Hamile kadınların ise sıcak havalarda daha fazla sıvı tüketmeleri, uzun süre ayakta kalmamaları, güneş altında bulunmamaları ve aşırı yorgunluktan kaçınmaları öneren Uzm. Dr Elyesa Karaca, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, mide bulantısı, kusma, nefes darlığı, hızlı nabız ve bilinç kaybı sıcak çarpmasının önemli belirtileri arasındadır. Bu belirtiler görüldüğünde kişinin vakit kaybetmeden serin bir ortama alınması, üzerindeki fazla giysilerin çıkarılması, soğuk uygulama yapılması ve acil sağlık desteği istenmesi gerekebilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.