Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Teknoloji

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın köklü mirası ilk günde öne çıktı Haber

Bursa'nın köklü mirası ilk günde öne çıktı

Bursa Osmangazi'de Ördekli Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Yaşayan Miras Söyleşisi: Karagöz” programında, Bursa’nın simgelerinden biri olan Karagöz-Hacivat geleneği ele alındı. Yaşayan İnsan Hazinesi Recep Şinasi Çelikkol’un katıldığı söyleşide Karagöz gölge oyununun geçmişi, tasvirlerin hazırlanma süreci ve ustalık geleneğinin nasıl yaşatıldığı anlatıldı. Katılımcılar, bu köklü mirası yakından tanıma fırsatı buldu. Festival kapsamında düzenlenen Ebru Atölyesi’nde katılımcılar, suyun üzerinde oluşturdukları desenleri kâğıda aktararak ebru sanatını deneyimledi. Kağıt Yapımı Atölyesi’nde ise geleneksel yöntemlerle kağıdın nasıl üretildiği uygulamalı olarak anlatıldı. Katılımcılar, el emeğine dayanan bu zanaatin inceliklerini öğrenme fırsatı yakaladı. BURSA FOTOMARATON İLE KARELENDİ Festival kapsamında düzenlenen FotoMaraton Bursa ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde fotoğraf tutkunları Bursa’nın tarihi ve kültürel noktalarını objektiflerine yansıttı. Ulu Cami Meydanı’nda başlayan etkinlikte hem yetişkinler hem de çocuklar gün boyunca şehrin farklı köşelerini fotoğraflayarak Bursa’yı kendi bakış açılarıyla kayıt altına aldı. ÇOCUKLAR HEM ÜRETTİ HEM KEŞFETTİ Ördekli Kültür Merkezi’nde düzenlenen Ebru Atölyesi’nde çocuklar renkleri su üzerinde şekillendirerek kendi çalışmalarını hazırladı ve geleneksel sanatlarla tanıştı. Hüdavendigar Kent Parkı Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilen ASELSAN Çocuk Şenliği ise bilim ve teknoloji dolu etkinliklere ev sahipliği yaptı. Çocuklar interaktif uygulamalar, bilim gösterileri ve artırılmış gerçeklik deneyimleriyle eğlenirken öğrenme fırsatı buldu. Mucitler Müzesi Sergi Alanı’nda ise insanlık tarihine yön veren önemli icatlar ve mucitler tanıtıldı.

ASELSAN Çocuk Şenliği Bursa’da Haber

ASELSAN Çocuk Şenliği Bursa’da

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında hazırlanan ASELSAN Çocuk Şenliği’nin yeni durağı Bursa oldu. Şenlik, 5 Temmuz’a kadar Bursa’da ziyaretçilerini ağırlayacak. Etkinlik, ASELSAN’ın yenilikçi çözümleri ve geleceğe yönelik vizyonu ile çocuklar için interaktif deneyim alanları, teknoloji sergileri ve eğlenceli etkinlikler sunuyor. ASELSAN’ın kurumsal sosyal sorumluluk projesi olan Tekno Macera, teknoloji ve bilimi Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklarla buluşturmayı ve teknolojiyi tüketen değil, üreten nesiller yetiştirilmesini desteklemeyi hedefliyor. Tekno Macera Tırı, hem ziyaret edilen illerdeki katılımcı çocuklar ile etkileşimi artırmayı hem de bilime ve teknolojiye olan ilgiyi teşvik etmeyi amaçlıyor. Bursa’daki şenlik alanında, insanlık tarihine yön veren kritik buluşlar, bu buluşların arkasındaki kaşifler ve söz konusu teknolojilerin günümüzde ASELSAN’ın inovasyon yaklaşımına ilham kaynağı oluşunu aktaran Müze Sergi Alanı yer alıyor. Çocuklar teknolojiye dokunuyor Ayrıca, artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisi ile zenginleştirilmiş "Tekno Maceracılar, Bir Doğa Yolculuğu" İnteraktif Dijital Kitap Deneyim Alanı ile katılımcılara yeni nesil, deneyim odaklı bir öğrenme ortamı sunuluyor. Etkinlik çerçevesinde, Tekno Macera’nın baş kahramanlarından olan "ASEL" karakteri, 2D motion tekniğiyle hareketlendirilerek görselleştirilerek, dinamik anlatım dili ve özgün seslendirme altyapısı ile desteklenerek çocuklarla bire bir etkileşim kuracak şekilde hayata geçirildi. Bu yapı sayesinde çocukların keşif, öğrenme ve deneyim süreçlerine aktif katılımının teşvik edilmesi hedefleniyor. Tüm bu deneyim alanlarını tamamlayacak şekilde, içerik Bilim Şov ve çeşitli saha aktiviteleri ile zenginleştirilerek çocukların bilim ve teknolojiye yönelik ilgisinin artırılması planlanıyor. Heyecan Van’da devam edecek ASELSAN Çocuk Şenliği, Bursa durağının ardından, 11 Temmuz-19 Temmuz’da Van’da, 1 Ağustos-9 Ağustos’ta Nevşehir’de 22 Ağustos-29 Ağustos’ta Ordu’da, 5 Eylül-10 Eylül’de Kayseri’de, 12 Eylül-20 Eylül’de Kahramanmaraş’ta, 10 Ekim-18 Ekim’de Diyarbakır’da, 24 Ekim -1 Kasım’da İzmir’de, 7 Kasım-15 Kasım’da Adana’da çocuklarla buluşacak.

ABD'de Türk bilim insanı liderliğindeki ekip, robotik ve protezde çığır açacak yapay kas lifi geliştirdi! Haber

ABD'de Türk bilim insanı liderliğindeki ekip, robotik ve protezde çığır açacak yapay kas lifi geliştirdi!

ABD’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) görevli Türk bilim insanı Özgün Kılıç Afşar’ın da aralarında bulunduğu araştırmacılar, robotik ve protez teknolojilerinde çığır açabilecek yeni bir "elektro akışkan kas lifi" geliştirdi. ABD’deki MIT’de araştırmacı olarak çalışan Türk bilim insanı Özgün Kılıç Afşar ve İtalya'daki Bari Politeknik Üniversitesi’nden Prof. Vito Cacucciolo liderliğindeki bilim insanları, robotik ve protez teknolojilerinde çığır açabilecek yeni bir buluşa imza attı. Science Robotics dergisinde yayımlanan çalışmaya göre ekip, elektrik akımının özel bir sıvı içinde oluşturduğu çekim gücüyle hareket eden, tamamen sessiz çalışan ve insan vücuduyla mükemmel uyum sağlayacak şekilde tasarlanan "elektro akışkan kas lifi" geliştirdi. Türk bilim insanı Özgün Kılıç Afşar, bugüne kadar geliştirilen benzer teknolojilerin ağır, hantal ve genellikle gürültülü hidrolik altyapılara dayandığını belirterek, bu durumun "sistemlerin mobil veya hafif tasarımlara entegrasyonunu zorlaştırdığını" ifade etti. Geliştirdikleri sistemin ise gerçek insan kasından ilham aldığını aktaran Afşar, "Bu konfigürasyonu sadece biyolojik taklit olsun diye değil, sıvıyı kas tasarımı içinde depolamanın bir yolunu bulmak zorunda olduğumuz için seçtik" ifadelerini kullandı. "İskelete monte edilebilir" Geliştirilen yapay liflerin tıpkı insan kaslarındaki gibi birbirine zıt çalışan bir yapıda tasarlandığını aktaran Prof. Vito Cacucciolo ise, "Geliştirdiğimiz sistemde bir kas kasılırken diğeri uzuyor" dedi. Günümüzde tasarlanan robotik kolların geleneksel motorlara ihtiyaç duyduğunu ve bunun entegrasyon kısıtlamaları getirdiğini belirten Cacucciolo, "Lif formundaki yapay kaslar, bir robota veya iskelete monte edilebilir ve eklem yerlerinde toplanmak yerine tüm yapıya dağıtılabilir" dedi. "Destekleyici giysi teknolojileri için çok büyük bir avantaj" Araştırmada yer almayan bağımsız uzmanlardan İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü (EPFL) Profesörü Herbert Shea da çalışmanın taşınabilirlik ve güç yoğunluğu açısından uzun süredir devam eden engelleri aştığını belirterek, "Hareketli parçaların olmaması bu kasları tamamen sessiz kılıyor, bu da protez cihazlar ve destekleyici giysi teknolojileri için çok büyük bir avantaj sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

Nilüfer Belediyesi stratejik planını güncelliyor Haber

Nilüfer Belediyesi stratejik planını güncelliyor

Nilüfer Belediyesi, 2025 – 2029 Stratejik Planı’nı yeniden ele alıyor. Değişen idari ve mali koşullara uyum sağlamak amacıyla başlatılan “2027 – 2029 Stratejik Plan Revizyon Çalıştayı”nın ilk ayağı Nilüfer Barış Meclisi’nde, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Belediye Başkan Yardımcıları ve birim müdürlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılışında, planda revizyona gidilmesinin gerekçeleri ile önümüzdeki süreçte izlenecek yol haritasını içeren bir sunum yapıldı. Sunumun ardından katılımcılar; kentin ve kurumun geleceğini doğrudan ilgilendiren ana başlıkları masaya yatırdı. Çalıştay kapsamında yapılan anket çalışmasıyla, Nilüfer Belediyesi’nin mevcut durumu ve geleceğe yönelik potansiyeli değerlendirildi. Katılımcılar; “Güçlü Kurumsal Yapı ve Etkin Yönetişim”, “Sürdürülebilir, Dirençli ve Yaşanabilir Kent”, “Toplumsal Refah ve Sosyal Kapsayıcılık”, “Çevre ve Ekolojik Denge”, “Ekonomik ve Kırsal Kalkınma” ile “Teknoloji ve Yenilikçilik” olmak üzere 6 temel başlık altında kurumun güçlü ve zayıf yönlerini oylayarak belirledi. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “KAYNAKLARIMI EN DOĞRU VE VERİMLİ ŞEKİLDE KULLANACAĞIZ” Çalıştayda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, dinamik bir kent yapısına sahip olan Nilüfer’de ihtiyaçların da aynı hızla değiştiğine dikkat çekti. Göreve geldiklerinden bu yana Nilüfer’i daha dirençli, daha yaşanabilir ve mali yapısı daha güçlü bir kent haline getirmek için çalıştıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Değişen ekonomik şartlar ve kurumsal yapılanmamız, stratejik planımızı daha gerçekçi ve uygulanabilir hedeflerle güncellemeyi zorunlu kıldı. Bu revizyon çalışmasıyla amacımız, belediyemizin tüm kaynaklarını en doğru, en verimli ve tasarruflu şekilde halkımızın hizmetine sunmaktır. Ortak akılla, tüm çalışma arkadaşlarımızın katkısıyla Nilüfer’i geleceğe taşıyacak en doğru rotayı birlikte çizeceğiz” dedi. Çalıştayın ikinci kısmında ise Nilüfer Belediyesi Nikahevi’nde birim müdürleri ve belediye personelinin katılımıyla bir ortak akıl toplantısı düzenledi. Nilüfer Belediyesi’nin 2027 – 2029 Plan Revizyon Süreci takvimi, müdürlükler düzeyinde gerçekleştirilecek odak grup çalışmalarıyla devam edecek. Çalıştaylar ve teknik hazırlıkların tamamlanmasının ardından hazırlanan revize plan, Nilüfer Belediye Meclisi’nin onayına sunularak resmiyet kazanacak.

KADIN MÜHENDİSLER GELECEĞİ KURGULUYOR Haber

KADIN MÜHENDİSLER GELECEĞİ KURGULUYOR

Podyum Davet’te bu yıl ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ temasıyla 5.’ncisi gerçekleştirilen organizasyona, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş, Gürsu Belediye Başkan Yardımcısı Adem Yıldırım, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, MARSİFED Başkanı Osman Akın, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, GİFED Başkanı Oya Eroğlu, BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, ARSİYAD Başkanı Erdinç Acar, BİSİAD Başkanı İdris Doğrul, YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, YASAV Başkanı Emire Cantürk Eren, çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri ile davetlilerin yanı sıra TÜMKAD üyeleri katıldı. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda, TÜMKAD’ın çalışmalarını anlatan tanıtım filmi gösterimi gerçekleştirildi. ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ Programda açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, bu yılki konferans temalarını ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ olarak belirlediklerini belirterek, “Bundan yüz yıl sonra, bugünün tarih kitapları yazıldığında; insanlığın yapay zekâyı geliştirdiği dönem olarak değil, yapay zekâyla birlikte kendini yeniden tanımladığı dönem olarak anılacağız. Bu yıl temamız: Mühendislik Zekâsının Yükselişi. Neden böyle bir tema seçtik? Çünkü zekâ anlar, mühendislik zekâsı çözer. Zekâ ‘ne oluyor?’ diye sorar. Mühendislik zekâsı ‘nasıl yapılır?’ diye sorar. Zekâ ‘ne’ye odaklanır, mühendislik zekâsı ‘nasıl’a. Aradaki mesafe işte tam burada başlıyor. Bir problem düşünün. Herkes onu tarif edebilir. ‘Su yok.’ ‘Köprü lazım.’ ‘Bu çalışmıyor.’ Tarif etmek kolaydır. Ama mühendis tarifin ötesine geçer: nasıl çözülür, nasıl yapılır tarafına. Mühendis kısıt altında çözer. Bütçe sınırlıdır. Zaman azdır. Malzeme bellidir. Ve fizik pazarlık etmez. İşte mühendislik zekâsı bu duvarların arasında doğar. Zekâ tek bir doğru arar. Mühendislik zekâsı dengeyi, optimumu, uzlaşmayı veya ortak yolu seçer. Mükemmeli değil, optimumu. Çünkü mühendis bilir: her kazanç, bir şeyden vazgeçmektir. Zekâ fikri konuşur. Mühendislik zekâsı fikri çalışan bir şeye dönüştürür. Bir fikir, çalışana kadar sadece bir temennidir. Zekâ parçayı görür. Mühendislik zekâsı sistemi görür. Parçaların birbirini nasıl ittiğini, nasıl çektiğini, nerede kırılacağını görür. Ve şu soruyu sorar: ‘Hata olursa ne olur?’ Zekâ ‘doğru mu?’ diye sorar. Mühendis ‘ya yanlışsa?’ diye sorar. Ve güvenlik payını oraya koyar. Bir köprünün ayakta kalması, en parlak fikre değil, en iyi hesaplanmış hata payına bağlıdır. Zekâ bir kez çözer ve gider. Mühendislik zekâsı ölçeklenebilir çözer, tekrarlanabilir çözer. Bir kişiyi kurtaran çözüm güzeldir. Bir milyonu kurtaran çözüm mühendisliktir. Ve en önemlisi: Zekâ cevabı bilince durur. Mühendislik zekâsı dener, ölçer, düzeltir. Sonra tekrar dener. Hep sorgular. Mühendis ilk seferde haklı olmaya çalışmaz; sonunda doğruya ulaşmaya çalışır. Çünkü zekâ ‘olmaz’ deyince biter. Mühendislik zekâsı ise tam orada başlar: ‘Peki nasıl olabilir?’ Mühendislik zekâsı yalnızca fiziksel bağlamda değil; toplumsal, ekonomik, ekolojik, psikolojik bağlamda da aynı prensiplerle çalışır, çalışmak zorundadır. Çünkü yalın zekâmızla çözüm bekleyen pek çok sorun yarattık. Daha da yaratacak gibiyiz. Ve bunları çözmek için her alanda mühendislik zekâsına ihtiyacımız var” diye konuştu. Kadın mühendislerin mühendislik zekâsı Kadın mühendislerin mühendislik zekâsını temsil ettiklerini vurgulayan Öztürk, dünyaya ve ülkemize damga vuran mühendislerden örnekler verdiği konuşmasına şöyle devam etti: “Mühendislik zekâsı bir cinsiyetin değil, bir diplomanın değil, bir bakışın adıdır. Ama o bakışın yarısını yüzyıllarca masaya çağırmadık. Bugün çağırıyoruz. Hem de hemen, şimdi ve hiç zaman kaybetmeden! Ve iddiamız büyük: Bu bakış artık yalnızca mühendislerde değil, her alanda yükselmeli. Bir hekim, bir iktisatçı, hatta bir sosyolog da mühendislik zekâsına, yani algoritmik (adım adım, kurallı düşünme) ve sistemli bakışa bağlanmalı. Çünkü bu çağ, bu düşünme biçiminin çağı. Çünkü çözülecek o kadar çok problem var ki: iklim, su, enerji, yapay zekâ, demografik ve ekolojik değişim... Bu problemler tek bir cins beynin, eril organik ve yapay zekânın çözebileceğinden çok daha büyük. Artık, bugün de aramızda olan, bize yıllardır ‘gelecek tıpkı tarih gibi bir bilgidir; onu akıllıca kullanmalıyız’ diyerek fütürist bakışı aşılayan sevgili Ufuk Tarhan’ın işaret ettiği gibi: geleceği tarif edecek çok insan var. ‘Geleceği bilemeyiz’ diyemiyoruz artık; nasıl olabileceğine, nasıl olması gerektiğine dair pek çok şey biliyoruz. Eksiğimiz, onu inşa edecek mühendisler. Özellikle de kadın mühendisler. Yapay zekanın tetiklediği bu yeni çağ, düşünce biçimimizi değiştiriyor ve bugün burada bizimle olan tüm değerli konuşmacılarımız düşünce biçimlerimiz ve yeni çağın beklentilerini bizimle paylaşacaklar. İşte burada olmamızın, bunları konuşmamızın nedeni bu: Mühendislik zekâsını yükseltmek ve kadın mühendisleri bu fırsatlarla dolu yeni çağda olmaları gereken yere taşımak. Başarılarını görünür kılmak, geleceğin mühendislik dünyasını konuşmak ve birlikte önemli bir kilometre taşına tanıklık etmek için. Beş yıl önce başlattığımız bu konferanslarda bir hayalimiz vardı: kadın mühendislerin daha görünür olduğu, birbirinden güç aldığı, genç kızlara ilham verdiği ve mühendislikte iş birliğinin büyüdüğü bir ekosistem kurmak. Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki o hayal artık yalnızca bir konferans değil. Bir dayanışma ağına, bir gelişim platformuna ve her geçen gün büyüyen bir mühendislik hareketine dönüştü.” TÜMKAD uluslararası arenada Çıktıkları yolculukta kendileriyle beraber yürüyen tüm üyelerine, gönüllülerine ve paydaşlarına teşekkür eden Öztürk, 160’ı aşan üyeleri, 11 kurumsal üyeleri, ulusal ve uluslararası 7 temsilcilikleriyle; ‘Kutup Yıldızım Mentörlük Projesi’, ‘Dönüşüm Bugün Projesi’, ‘Liselerde Geleceğin Meslekleri Fütürizm Konferansları’, ‘GIF-T Idethon’, ‘Yeşil Okuryazarlık Projesi’, ‘TÜMKAD ve TEV Burs Fonu Tiyatro Projesi’, ‘QueengTech Buluşmaları (QTB) ve QTBinside’, ‘İlham Veren Mühendis KadınlarPodcast’i’ olmak üzere 10 ayrı projeyi aynı anda yürüttüklerine dikkat çekti. Mühendislik zekâsının yükseldikçe kadınların yükseleceğine işaret eden TÜMKAD Kurucu Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, kadınların yükselmesinin de geleceğin yükselmesi anlamına geleceğini ifade etti. Konferanslarının beşinci yılını kutladıklarına değinen Öztürk, ‘5’ sayısının kendileri için özel bir anlam ifade ettiğini belirtti. ‘5’ sayısının çocuklukların da defterlerine gururla yazılan ‘pekiyi’ notunu ifade ettiğini hatırlatan Öztürk, ‘5’ sayısının aynı zamanda bugün Türkiye’nin 5G teknolojisine geçişini, hızlanan dijital dönüşümü ve geleceğe duyulan inancı simgelediğini vurguladı. TÜMKAD olarak, Endüstri 5.0 ve yapay zekâ çağında mühendislik zekâsıyla üreten, dönüştüren ve geleceğe yön veren kadın mühendislerle yol almaya devam edeceklerine işaret eden Öztürk, geleceği beklemeyip, geleceği tasarladıklarını ifade etti. Öztürk’ten anlamlı teşekkür Sponsorlara ve etkinlikte emeği geçenlere teşekkür eden TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Hepinizin 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutluyor; keyifli, ufuk açıcı ve mühendislik zekâmızı yükselten bir gün diliyorum.’ Öztürk’ün konuşmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi. Kadın mühendislerin teknolojiye büyük katkısı Konuşmasına TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk’ü ve TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyeleri ile Komisyon Üyelerini tebrik ederek başlayan MARSİFED Başkanı Osman Akın, mühendis kadınların teknolojinin gelişimine büyük katkıları bulunduğunu söyledi. Kadın girişimci iş gücünün teknolojik gelişime büyük katkısı bulunduğunu vurgulayan Akın, başarılı çalışmaları nedeniyle TÜMKAD’ı tebrik etti. Federasyonları çatısı altında faaliyet gösteren TÜMKAD’ın, MARSİFED’e değer kattığını ifade eden Akın, her durum ve koşulda, TÜMKAD’ın yanında olduklarını da sözlerine ekledi. Mühendis kadınların siyasetteki gücü Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de TÜMKAD’ın şahsında ‘Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutladı. Mühendis kadınların siyaset sahnesinde de yer almalarının, sorunların çözümüne, çözüm odaklı pratik mühendis bakış açısının getireceğini ifade eden Özdemir, TÜMKAD’a çalışmalarında başarılar diledi. Nilüfer’in kadın şehri olduğuna işaret eden Özdemir, “Çalışan annelerimizin yanında yer almak ve onların hayat yüklerini hafifletebilmek için çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunlardan biri de ‘Nilüfer 95’ projesi. Adını 36 aylık bebeklerin boy ortalamasından alan projemiz, anne karnına düşen yavrularımızın 7’nci ayından itibaren doğumundan sonraki 36 aylık sürece kadar geçen dönemdeki bedensel ve psikolojik gelişimlerine destek olmayı hedefliyor. Çocuklarımızı 36 ayın ardından kreşlerimize alacağız. Yavrularımızı kreşlerimizde, Atatürk’ün öğretileri doğrultusunda çağdaş uygar bireyler olarak yetiştireceğiz” diye konuştu. Açılış ve protokol konuşmalarının ardından sponsorlara teşekkür plaketi törenine geçildi. Ana sponsorlar Etkinliğin ana sponsoru İstanbul Gelişim Üniversitesi adına İstanbul Gelişim Üniversitesi ve Gökkuşağı Kolejleri Yönetim Kurulu Üyesi Betül Gayretli ile diğer ana sponsor CW Enerji Plus Bursa adına Genel Müdür Alperen Elmalı’ya teşekkür plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk takdim etti. Yaka İpi sponsoru ESA Lojistik adına ESA Lojistik Mühendislik ve Operasyon Geliştirme Yöneticisi Aslı Şarkışla’ya plaketini TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Yurdakul İleri takdim etti. Destek sponsorları Femtek Mühendislik adına Femtek Mühendislik kurucularından TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Kuş’a, Martur Fompak International adına Sosyal Sürdürülebilirlik Müdürü Saadet Çağal’a, Özel Tan Balat Okulları adına Genel Müdür Can Akyollu adına İpek Akyollu’ya, Promsonn Teknoloji adına Fabrika Müdürü Ramiz Er’e, Ritim Yönetim adına Genel Müdür Yardımcısı Pınar Kamber Borazan’a, Zone İnşaat adına Zone İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Şimşek’e plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Köksal takdim etti. Ulaşım Sponsoru ARCA Otomotiv adına ARCA Otomotiv SEAT Kupra Satış Müdürü Bahar Durmuş’a, Medya Prodüksiyon Sponsoru DODO Prodüksiyon adına DODO Prodüksiyon Kurucusu Doğan Batman’a, Hediye Sponsoru Kozaş Kozmetik adına Kozaş Kozmetik Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ecz. Neslihan Şahin ve Kozaş Kozmetik Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ecz. Melike Şahin’e, Yaka Kartı Sponsoru Nilüfer Belediyesi adına Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş’e plaketlerini TÜMKAD Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Üyesi Funda Geyimer takdim etti. Medya ve İletişim Sponsoru BPR İletişim Adına BPR İletişim Danışmanlığı Kurucusu Kenar Kibar’a, Tasarım Sponsoru Kırmızı Küp Ajans adına Kırmızı Küp Ajans Kurucusu Göktuğ Konukoğulları’na, Etkinlik Sponsoru Patansiyel İnşaat adına Potansiyel İnşaat Kurucusu Sennur Çelik’e, Tekstil Sponsoru Yeşim Tekstil adına Yeşim Grup Yalın Liderlik ve Sürekli Geliştirme Yöneticisi Neslin Gazioğlu Özkaya’ya TÜMKAD üyesi Sevil Arslan’a ‘Sevil’in Fırçası’ sergisi nedeniyle plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Kuş takdim etti. Son olarak, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Yurdakul İleri’ye organizasyonun düzenlenmesine 3 yıldır liderlik ettiği için teşekkür plaketi takdim etti. Plaketleri takdim edilen ana sponsorlar ve destek sponsorları toplu fotoğrafta bir araya geldi. Sponsorlara plaket takdiminin ardından panel ve oturumlara geçildi. Fuaye alanında stantlar Etkinliğin fuaye alanında ise konuklar; Vodafone standında 5G deneyimini tecrübe ettiler. Yine konuklar, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin geliştirdiği ‘insansız hava aracı’nı inceleme fırsatı buldular. Konuklar ayrıca TÜMKAD Üyesi Sevil Arslan’ın “Sevil’in Fırçası” sergisinde, tablolar üzerindeki karekodları okutarak Arslan’ın kendi sesinden tablonun ortaya çıkış hikayesini dinleyerek, tabloyu hareketli ve 3 boyutlu olarak da izleyebildiler. Etkinlik kapsamında ayrıca Ufuk Tarhan’ın T-İnsan kitabının son baskısı da fuaye alanında okurları için imzaladı.

Bursa'nın yeni ekonomi haritası şekillendi Haber

Bursa'nın yeni ekonomi haritası şekillendi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa iş dünyası için müjde niteliğinde olan tarihi projeleri ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Kentin üretim, ticaret, teknoloji ve lojistik altyapısını yeni nesil ekonomi vizyonuyla güçlendirecek projelerini Hilton Otel’de düzenlenen lansmanda paylaşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO’nun son 13 yılda kentin geleceğine yön veren güçlü bir dönüşüm hamlesini başarıyla hayata geçirdiğini ifade etti. Başkan Burkay, “Bursa’mızın yeni dönem ekonomi vizyonunu, birlikte kurduğumuz güçlü bir geleceğin adımlarını ve bu şehrin iş dünyasının ortak iradesini paylaşmak üzere bir aradayız. Bugün sizlerle sadece yeni hedefler değil; tamamlanmış, Bursa iş dünyasının gerçek ihtiyaçlarından doğmuş somut adımları paylaşıyorum.” dedi. “16 MAKRO PROJEDEN 60’TAN FAZLA DEV ESERE ULAŞTIK” BTSO’nun 25 Mart 2013’te “Bursa için hayalimiz var” diyerek çıktığı yolda 16 makro projeyle başlayan vizyonun bugün 60’tan fazla projeye ulaştığını hatırlatan İbrahim Burkay, bu projelerin her birinin Bursa’nın üretim, ihracat, teknoloji, eğitim, istihdam ve ticaret altyapısını güçlendiren kalıcı eserler olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, “Ne mutlu ki bugün; 60 bini aşkın üyemizin inancı ve desteğiyle, her bir üyemize dokunan, bu kentin ve ülkemizin ekonomi tarihine geçen 60’tan fazla dev eseri Bursa’mıza kazandırdık. Bugün gönül rahatlığıyla ifade edebiliriz ki Bursa, son 13 yılda 50 yıllık bir altyapı hamlesini gerçekleştirmiştir.” ifadelerini kullandı. Bu süreçte Türkiye’nin terör saldırılarından ekonomik dalgalanmalara, küresel krizlerden pandemiye ve asrın deprem felaketine kadar çok büyük sınamalardan geçtiğini hatırlatan Burkay, BTSO’nun her kriz döneminde üyeleriyle daha yakın temas kurarak çözüm üreten bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. BURSA’NIN YENİ EKONOMİ HARİTASI ŞEKİLLENDİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, lansmanda Bursa’nın yeni ekonomi haritasının temel başlıklarını da kamuoyuyla paylaştı. Yeni dönemde TEKNOSAB KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Gıda İhtisas OSB, inşaat sektörü için lojistik depolama alanları, Data Center Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, TEKNOSAB Teknopark, Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi ve Fidan Han gibi projelerin Bursa’nın büyüme modelinin ana unsurları olacağını belirten Burkay, bu projelerin üretimden ticarete, teknolojiden lojistiğe kadar bütüncül bir kalkınma yaklaşımının parçaları olduğunu kaydetti. İbrahim Burkay, “KOBİ’lerimizin büyümeye ihtiyacı var. Gıda sektörümüzün ihtisaslaşmış üretim alanına ihtiyacı var. İnşaat sektörümüzün düzenli üretim ve depolama alanlarına ihtiyacı var. Ticaret erbabımızın yeni, planlı ve güçlü ticaret bölgelerine ihtiyacı var. Sanayimizin lojistik güce, teknoloji altyapısına ve yeni nesil yatırım modellerine ihtiyacı var. Biz bu ihtiyaçları ayrı ayrı değil, Bursa’mızın yeni ekonomi haritasının parçaları olarak görüyoruz.” diye konuştu. KOBİ’LERE TARİHİ MÜJDE: TEKNOSAB KOBİ OSB HAYATA GEÇTİ Başkan Burkay, TEKNOSAB ekosisteminin sunduğu altyapı, lojistik, teknoloji ve yatırım avantajlarının artık KOBİ’lerle buluşacağını belirterek, KOBİ’lerin üretim alanı ihtiyacına cevap verecek projede kamu yararı onaylarının tamamlandığını ve kamulaştırma sürecinin başladığını açıkladı. İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’de nihai taleplerin kısa süre içinde toplanacağını duyurarak, projenin KOBİ’ler için yeni bir dönüşüm döneminin başlangıcı olacağını ifade ederek, “KOBİ OSB ile uzun yıllardır büyük bir heyecanla beklenen önemli bir yatırımı hayata geçirdik. Kamu yararı onaylarımız çıktı. Kamulaştırma sürecimiz başladı. Temmuz ve Ağustos aylarında nihai taleplerimizi toplayacağız. TEKNOSAB ekosisteminin sunduğu avantajlarla KOBİ’lerimiz için dönüşüm resmen başladı. KOBİ’lerimiz ve Bursa’mız için hayırlı olsun.” değerlendirmesinde bulundu. Projenin, Bursa’da küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha planlı, güçlü ve rekabetçi üretim alanlarına kavuşması açısından tarihi bir adım olduğuna işaret eden Burkay, KOBİ’lerin yeni nesil sanayi altyapısı içinde büyümesinin Bursa ekonomisinin geleceği için kritik önemde olduğunu vurguladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, ticaretin de sanayi gibi yeni nesil altyapıya, lojistik bağlantılara ve planlı gelişim bölgelerine ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Bu kapsamda TEKNOSAB içinde Organize Ticaret Bölgesi projesinin de hazırlandığını, merkezin kurulacağı alanın belirlendiğini ve yakın zamanda taleplerin toplanacağını açıklayan Başkan Burkay, projenin Bursa ticaret erbabı için planlı, modern ve güçlü bir büyüme alanı oluşturacağını söyledi. Başkan Burkay, 2015 yılında projelendirilen ve Bursa’nın sektörel ihtiyaçlarına yanıt verecek Gıda İhtisas OSB ile inşaat sektörü için lojistik depolama alanlarının da yine TEKNOSAB’ın genişleme alanındaki bölgede yerlerinin belirlendiğini belirtti. Gıda sektörünün ihtisaslaşmış üretim alanlarına, inşaat sektörünün ise düzenli üretim ve depolama bölgelerine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Burkay, bu projelerin sektörlerin verimliliğini, kapasitesini ve rekabetçiliğini artıracağını söyledi. TEKNOSAB’DA YATIRIM TUTARI 100 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK BTSO’nun en önemli vizyon projelerinden TEKNOSAB’ın Bursa’nın üretim gücünü büyüten stratejik bir yatırım olduğunu belirten İbrahim Burkay, bölgenin 3 yılda yatırıma hazır hale getirildiğini hatırlattı. TEKNOSAB’da 60 milyar liralık yatırımla 27 fabrikanın üretimde olduğunu aktaran Burkay, 2027 sonunda ise üretime geçen firma sayısının 52’ye ulaşacağını bildirdi. Burkay, TEKNOSAB’da toplam yatırım tutarının 100 milyar liraya çıkacağını, 2030 yılında ise tüm parsellerde üretim hedeflendiğini kaydetti. Burkay, TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın Bursa’da ortak akıl, ortak yatırım ve ortak kazancın en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Küçük esnaftan sanayiciye kadar Bursa iş dünyasının aynı yatırımda buluştuğunu belirten Burkay, projede 650’den fazla yatırımcının yer aldığını, 75 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirildiğini, Türkiye’nin en geniş katılımlı girişim sermayesi yatırım fonlarından birinin bu modelle hayata geçtiğini ifade etti. Burkay, projenin 210 milyon dolarlık yatırım bütçesine sahip olduğunu, döviz bazında yüzde 87, Türk lirası bazında ise yüzde 126 değer artışı sağladığını bildirdi. DATA CENTER, TEKNOPARK VE YAPAY ZEKÂ DÖNÜŞÜM MERKEZİ BTSO’nun yeni dönem vizyonunda dijital altyapı, veri ekonomisi, teknoloji geliştirme ve yapay zeka dönüşümü de önemli yer tutuyor. Başkan Burkay, dünya ekonomisinde üretim gücünün teknolojiyle, sanayi kabiliyetinin dijital dönüşümle, şehirlerin rekabet avantajının ise yapay zeka ve veri temelli yeni ekonomiyle belirlendiği bir döneme girildiğini söyledi. Bu kapsamda Data Center, TEKNOSAB Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi projeleriyle Bursa’nın yeni nesil üretim ve dijital dönüşüm süreçlerine liderlik edecek bir konuma taşınmasının hedeflendiğini ifade eden Burkay, “Bursa; teknolojik gelişmeleri geriden takip eden değil, yeni nesil üretim, dijital dönüşüm ve yapay zekâ odaklı ekonomi sürecine doğrudan yön veren bir şehir olma iradesine sahiptir.” dedi. BTSO’nun Bursa’nın tarihi ticaret merkezlerine yönelik projelerine de değinen Burkay, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin kentin ticaret hafızasını ve kültürel kimliğini taşıyan en değerli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Payitaht Çarşı projesiyle bu güçlü mirası korurken çarşı esnafını yeni dönemin ticaret anlayışına hazırlamayı hedeflediklerini belirten Burkay, eğitim ve gelişim programlarıyla esnafın kurumsal kapasitesini artırdıklarını, Dijital Dönüşüm Merkezi ile de işletmelerin dijitalleşme süreçlerine destek verdiklerini ifade etti. Payitaht Çarşı Alışveriş Günleri gibi organizasyonlarla bölgedeki ticari hareketliliği güçlendirdiklerini aktaran Burkay, mülkiyeti BTSO’ya ait İç Fidan Han ve Kubbeli Hal alanında da modern bir dönüşüm projesi hayata geçireceklerini açıkladı. Açık pazar, müze çarşı ve yaşayan han konseptiyle tarihi dokuyu ticari canlılıkla buluşturacak projeyle İç Fidan Han’a doğrudan erişim sağlanacağını vurgulayan Burkay, böylece hanların görünürlüğünün artırılacağını, bölgenin tarihi değerlerinin yeniden gün yüzüne çıkarılacağını ve çarşı üyelerinin en önemli taleplerinden biri olan erişilebilirlik ile ticari hareketlilik ihtiyacına güçlü bir çözüm sunulacağını kaydetti. Başkan Burkay, BTSO’nun yeni dönem vizyonunun merkezinde ortak akıl, güven, emek ve Bursa’ya inanma iradesinin bulunduğunu vurguladı. Bursa’nın gelecek yüzyılına güçlü bir ekonomi, planlı üretim alanları, yeni nesil teknoloji altyapısı ve yüksek rekabet gücüyle hazırlanmayı hedeflediklerini belirten Burkay, BTSO’nun 60 bini aşkın üyesinden aldığı güçle ortak aklın rehberliğinde çalışmaya devam edeceğini söyledi. Burkay, amaçlarının çocuklara daha güçlü bir ekonomi, daha itibarlı bir şehir ve daha büyük hedefleri olan bir Bursa bırakmak olduğunu belirterek, "Bugüne kadar nasıl ilkleri birlikte başardıysak, bundan sonra da aynı kararlılıkla, aynı heyecanla ve aynı inançla çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Bursa iş dünyasının cesaretine, hedef koyma iradesine ve başarma azmine inandıklarını ifade eden İbrahim Burkay, “Bu yolculukta her üyemizin emeği, katkısı ve desteği bizim için değerlidir. Bursa için çıktığımız bu yolda yine birlikte yürüyeceğiz. Üretimde, ticarette, teknolojide, ihracatta ve ortak yatırım hedeflerimizde aynı inançla hareket edeceğiz. Güçlü Bursa için omuz omuza verecek, şehrimizin ve ülkemizin kalkınma yolculuğuna hep birlikte değer katacağız. Birliğimiz daim, yolumuz açık olsun.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.