Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tedavi Yöntemleri

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tedavi Yöntemleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedavi Yöntemleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Meme kanseri farkındalığı için bir araya geldiler Haber

Meme kanseri farkındalığı için bir araya geldiler

Memekanseri alanında uluslararası bilimsel bir konferans olan Breastanbul 2026 kapsamında, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği tarafından halka açık olarak düzenlenen geleneksel ‘Breastanbul Buluşmaları’ gerçekleşti. Tiyatro, müzik ve söyleşinin bir arada yer aldığı etkinlik; memekanserine karşı farkındalık oluşturmak, hastalara moral vermek ve toplumu en güncel tıbbi gelişmeler hakkında bilgi verilmek amacıyla düzenlendi. Program kapsamında oyuncu Özlem Tokaslan’ın yazıp sahnelediği "Dantel" isimli oyunun ilk gösterimi yapıldı. "Kadın sağlığı ile ilgili farkındalıklar çok önemli" Kadının üretkenliğini ve dönüştürücü gücünü mizahi bir dille sahneye taşıyan interaktif tiyatro oyunu sonrası konuşan oyuncu Özlem Tokaslan, kadın sağlığı konusunda farkındalığın önemine vurgu yaptı. Tokaslan, "Bugün zorlukla mücadele etme hikayesini ele aldık. Bu durum bazen sağlıkla da gelebiliyor. Bununla mücadele etme yöntemlerini araştıran bir oyun yazdık. Burada olmaktan çok mutluyum, umarım daha çok insana ulaşırız. Önemli bir farkındalık ayındayız. Kadın kanserlerine dikkat çekmek ve kadınların yanında olmak istedik. Kadın kanserlerinde belli oranlarda artış olduğunu gözlemled "Sanat hastalıklarda en büyük ilaç" Etkinliğin bilimsel ve insani boyutunu değerlendiren Breastanbul Konferansı Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras ise konferansa 62 ülkeden bini aşkın uzmanın katılım sağlandığını belirterek, Breastanbul’u dünyadaki diğer konferanslardan ayıran önemli noktalardan birinin konferansta paylaşılan bilimsel bilgilerin halkın katıldığı etkinlikte toplumla paylaşıldığını söyledi. Halk Buluşmaları’nın 7'ncisinin düzenlendiğini söyleyen Uras, "Bugün etkinliğimizin 7’ncisini düzenledik. Çok güzel bir etkinlik oldu. Burada hastalarımızı unutmadık. Sanat hastalıklarda en büyük ilaç. Katılımcılara güzel bir tiyatro oyunu sergilendi. Oyunun içinde önemli mesajlar vardı. Etkinlikte hastalarımızla beraber hem tiyatromuzu izledik hem de söyleşi yaptık" ifadelerini kullandı. "İleri evre memekanserine karşı yeni yöntemler gelişiyor" Etkinlikte memekanserinin onkolojik tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, yeni geliştirilen ilaçlar ve tedavi yöntemleri sayesinde hastaların hayat kalitelerinin arttığına ve yaşam sürelerinin çok uzadığına dair bilgi vererek şunları söyledi: "Erken tanı yöntemleri sayesinde tedavi başarısı yüzde 95’lere ulaştı. Peki, ileri evre memekanseri teşhisinde kadınların tedavi şansı yok mu? Elbette var. Üstelik bu alandaki tedavi yöntemleri de hızla gelişiyor. Metastatik memekanseriiçin geliştirilen yöntemler de hastaların ve tabii onlara şifa dağıtmaya çalışan biz doktorların hastalarımız adına umudunu giderek artırıyor. Hastalarımızdan tek istediğimiz, eş dosttan duyduklarını değil, bilimin sesini dinlemeleri, bilime inanmaları." ik. Oyunumu da bu yüzden yazdım. Kadın sağlığı ile ilgili farkındalıklar çok önemli" dedi. "Erken tanı hayat kurtarır" Etkinlikte düzenlenen ‘Yeni Yolculuğum’ isimli söyleşide kanser tedavi sürecini atlatan Arzu Yavuz, yaşadığı deneyimi ve erken teşhisin önemini şu sözlerle paylaştı: "Kanser tanısını beklemediğim bir süreçte aldım. Geçmişteki kontrollerimde olumsuz bir sonuç görülmemişti. Ameliyat masasındayken doktorlarımızın dikkatiyle kötü huylu bir tümör olduğu belirlendi ve lenflerimde bir operasyon yapıldı. Bu haberi ameliyat sonrası öğrendim. İkinci evredeydi ve ameliyattan sonra 6 kür kemoterapi gördüm. Şu an 6 aylık periyotlarla kontrollerimi yaptırıyorum ve bu süreci atlattım. Erken tanı hayat kurtarır, bu konuda bilinçlenmemiz gerekiyor." Tedavi sonrası yıllarca hayalini kurduğu tasarımcı olmak için eğitim aldığını ve hastalık sürecini anlatarak 'yeniden doğuş' ismini verdiği bir kreasyon tasarladığını belirten Arzu Yavuz’un bir tasarımı, Halk Buluşması etkinliğinde sunuldu. "Düzenli kontroller erken tanı oranını artırıyor" Memekanserinde düzenli kontrollerin çok önemli olduğunu hatırlatan Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Esen İçten, kanserin en erken evresinde yakalanması için teknolojinin hızla geliştiğini, yapay zekadan yararlanıldığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Ultrason, mamografi, MR gibi yöntemler birbirinin yerine geçmez. Her birinin kullanıldığı durumlar var ve hangi yöntem olacağına uzmanlar hastanın durumuna göre karar verirler. 40 yaşından sonra mutlaka mamografi ile kontrol yapılması gerektiğini tekrar hatırlatmak isterim. Eğer ailede genetik bir kanser durumu varsa, kontroller daha erkene alınabilir. Ama hastalar, hekimle görüşerek ilerlemeliler" "Türkiye’de her yıl 25 bin kadın memekanseriyle tanışıyor" Breastanbul Konferansı Düzenleme Komitesi’nde yer alan Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik, derneğinin bilimle el ele vermeyi çok önemsediğini söyledi. Türkiye’de her yıl 25 bin kadının memekanseriyle tanıştığını belirten Seral Çelik, erken teşhis oranını artırmak için kadınların memekanseri konusunda daha bilinçli davranmaları ve uygun taramaları yaptırması gerektiğini ifade etti. Etkinlikte ilk kez sahnelenen bir tiyatro oyununun yanı sıra uzmanların bilgileri, hastaların deneyimlerinin aktarıldığı söyleşi olduğunu belirten Seral Çelik, "Pİ Kadın Kanserleri Derneği olarak bilimle el ele vererek halka açık bir etkinlik düzenlemekten çok mutluyuz. Burada memekanserine karşı unutulmaması gereken konulara ve erken tanının önemine dikkat çektik. Breastistanbul 2026’da hayatını bir dantel gibi ören kadınları anlatan ‘Dantel’ oyunuyla topluma seslendik" diye konuştu.

"Mide kanserinde erken tanı, tedavinin seyrini değiştiriyor" Haber

"Mide kanserinde erken tanı, tedavinin seyrini değiştiriyor"

Mide kanserinde aile öyküsü, Helicobacter pylori enfeksiyonu ve bazı beslenme alışkanlıklarının risk oluşturabildiğini belirten Liv Hospital Vadi İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bektaş; erken tanı, risk faktörleri ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. "Mide kanseri riskini azaltmak mümkün" Mide kanserini tamamen önlemek mümkün olmasa da bazı önlemlerle hastalığa yakalanma riskinin azaltılabileceğini belirten Prof. Dr. Bektaş, "Helicobacter pylori enfeksiyonunun tespit edilmesi ve tedavi edilmesi önem taşıyor. Bunun yanında sigaradan uzak durmak, aşırı tuzlu, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaları sınırlamak, sebze ve meyveden zengin, dengeli beslenmek de riski azaltmaya yardımcı olabilir" diye konuştu. "Ailesinde mide kanseri olanlar dikkatli olmalı" Ailede, özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide kanseri görülmesinin hastalık riskini artırabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bektaş, "Aile öyküsü, mutlaka mide kanseri gelişeceği anlamına gelmiyor. Ancak bu kişilerin risk durumlarının değerlendirilmesi, Helicobacter pylori açısından incelenmesi ve gerekli durumlarda genetik danışmanlık alması önem taşıyor. Gastroskopi ve takip aralıkları kişinin risk düzeyine göre planlanmalı" ifadelerini kullandı. "Uzun süren mide ağrısı ve kilo kaybı önemsenmeli" Mide kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirgin şikâyetlere neden olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Bektaş, "Uzun süren mide ağrısı, hazımsızlık, erken doyma, iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı, bulantı-kusma, yutma güçlüğü ve kansızlık gibi belirtiler dikkate alınmalı. Dışkının siyah renkte olması da önemli bulgular arasında yer alıyor. Bu şikâyetler farklı hastalıklardan kaynaklanabilse de uzun sürmesi veya giderek artması durumunda hekim değerlendirmesi gerekiyor" dedi. "Erken tanıda endoskopi büyük önem taşıyor" Mide kanserinin tanısında gastroskopinin temel yöntemlerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Bektaş, "Gastroskopi sırasında mide iç yüzeyi doğrudan inceleniyor ve şüpheli bölgelerden biyopsi alınabiliyor. Kesin tanı, alınan dokunun patolojik incelemesiyle konuluyor. Tanı sonrasında hastalığın evresini ve yayılımını belirlemek için bilgisayarlı tomografi, endoskopik ultrason ve gerekli hastalarda PET/BT gibi yöntemlerden yararlanılıyor" açıklamasında bulundu. Erken evrede tespit edilen bazı küçük ve yüzeyel tümörlerin, uygun kriterleri karşılamaları durumunda cerrahi müdahaleye gerek kalmadan endoskopik yöntemlerle çıkarılabildiğini kaydeden Bektaş, erken tanının tedavi seçenekleri açısından önemli avantaj sağladığını ifade etti. "Her mide kanseri hastasında ameliyat gerekmiyor" Mide kanserinde tedavinin hastalığın evresine ve hastanın genel durumuna göre planlandığını belirten Prof. Dr. Bektaş, "Tedavi kararı tümörün evresine, mide içindeki yerleşimine ve başka organlara yayılıp yayılmadığına göre veriliyor. Bazı erken evre tümörler endoskopik yöntemlerle tedavi edilebilirken, tamamen çıkarılabilir hastalıklarda cerrahi önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bazı hastalarda ameliyattan önce kemoterapi uygulanarak tümörün küçültülmesi hedefleniyor" dedi. Hastalığın uzak organlara yayıldığı durumlarda tedavi yaklaşımının değişebileceğine dikkat çeken Bektaş, tedavi planının farklı uzmanlık alanlarının iş birliğiyle, hastaya özel olarak oluşturulmasının önemini vurguladı. "Robotik ve laparoskopik cerrahi hastalara avantaj sağlayabiliyor" Uygun hastalarda mide kanseri ameliyatlarının laparoskopik veya robotik yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Bektaş, "Küçük kesilerle uygulanan bu yöntemler, uygun hastalarda daha az ameliyat ağrısı, daha az kan kaybı ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabiliyor. Robotik cerrahi ise cerraha büyütülmüş üç boyutlu görüntü ve hassas hareket kabiliyeti sunuyor" diye konuştu. Cerrahi yöntemin seçiminde temel ölçütün kanser cerrahisinin gerekliliklerini karşılamak olduğunu vurgulayan Bektaş, "Önemli olan ameliyatın hangi yöntemle yapıldığından önce, doğru hastaya uygun tedavinin uygulanması ve kanser cerrahisinin temel prensiplerinden ödün verilmemesidir" ifadelerini kullandı.

Nilüfer'de meme kanseri farkındalığı Haber

Nilüfer'de meme kanseri farkındalığı

Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi'nde 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında bir söyleşi düzenlendi. Nilüfer Belediyesi ile Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKODAY) iş birliğinde gerçekleştirilen "Erken Tanı Kadının Yarını" başlıklı söyleşide, uzman isimler meme kanseri, risk faktörleri, erken teşhis ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Güzin Abraş'ın moderatörlüğünü üstlendiği programa Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan'ın yanı sıra vatandaşlar katıldı. "Erken teşhiste tedavi başarısı yüzde 100'e yakın" Söyleşinin ilk konuşmasını yapan Bursa Uludağ Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Uzm. Dr. Ender Eren Özçelik, hastalığın risk faktörleri ve tarama programları hakkında bilgi verdi. Meme kanserinde en önemli iki risk faktörünün yaş ve kadın olmak olduğunu hatırlatan Özçelik, dünyada yaklaşık her 8 kadından birinin yaşamı boyunca meme kanseriyle karşılaşabildiğini söyledi. Toplumdaki genel kanının aksine meme kanserlerinin yüzde 70 ila 80'inin ailesinde hiçbir genetik öykü bulunmayan kişilerde ortaya çıktığına işaret eden Özçelik, erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarısının neredeyse yüzde 100'e yaklaştığını belirtti. Türkiye'de 40 yaşından itibaren iki yılda bir mamografi taraması önerildiğini hatırlatan Özçelik; mamografinin yaydığı radyasyonun ihmal edilebilir düzeyde olduğunu, biyopsinin kanseri yaydığı yönündeki iddiaların ise tamamen asıl olduğunu dile getirdi. "Kontroller genç yaşlarda başlamalı" Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Özer de erken evrede tespit edilen meme kanserinde tedavi başarı oranının yüzde 99 seviyelerine ulaştığını vurguladı. Memede ele gelen kitlelerin yaklaşık yüzde 90'ının iyi huylu dokulardan oluştuğunu belirten Özer, bu nedenle panik yaşamak yerine vakit kaybetmeden uzman kontrolüne başvurulması gerektiğini söyledi. Tıptaki yenilikler sayesinde artık doku kaybına yol açan geniş cerrahiler yerine memeyi koruyan ve estetik kaygıları gideren onkoplastik cerrahinin öne çıktığını anlatan Özer, hastalığın günümüzde 20'li ve 30'lu yaşlardaki genç kadınlarda da daha sık görülebildiğini, bu sebeple farkındalık ve kontrollerin genç yaşlarda başlaması gerektiğini ifade etti. "Belirtileri fark etmekten çekinmeyin" Kendisi de meme kanserini atlatmış olan ONKODAY Başkanı Füsun Önen, hastalıkla mücadelede korkunun yerine bilinci koymak gerektiğini vurguladı. 1999 yılından bu yana sağlıklı bir şekilde yaşamına devam ettiğini anlatan Önen, bedene dokunmaktan ve belirtileri fark etmekten çekinilmemesi gerektiğini söyleyerek moral ve hedeflere tutunmanın tedavi sürecindeki iyileştirici gücünü anlattı. Eğitim hemşiresi Elif Pişkin ise meme kanserinde kendi kendine muayene adımlarını maket üzerinde uygulamalı olarak anlattı. Kadınların 20 yaşından itibaren ayda yalnızca 10 dakikalarını ayırarak kendi kendilerine muayene yapmalarının hayati olduğunu aktaran Pişkin; ayna karşısında yapılan gözlemlerin, derideki çekilme, çukurlaşma, renk değişikliği ya da meme başı akıntısı gibi uyarıcı sinyallerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini dile getirdi. Pişkin ayrıca Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri'nin (KETEM) ücretsiz tarama hizmetlerinin düzenli kullanılmasının önemine değindi. Programın sonunda söz alan Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan da bir hekim olarak erken tanının, sağlıklı beslenmenin ve bilime güvenmenin kanserle mücadeledeki belirleyici rolüne dikkat çekerek katkı sunan tüm uzmanlara teşekkür etti. Katılımcıların merak ettiği soruların yanıtlandığı söyleşi, günün anısına konuşmacılara hediye takdim edilmesiyle tamamlandı.

Ağız kokusunu önemseyin Haber

Ağız kokusunu önemseyin

Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Abdullah Günen, çeşitli sebeplere dayanan ağız kokusunun kişide psikolojik rahatsızlıklara bile neden olabileceğini belirtti. Op. Dr. Abdullah Günen, yaptığı açıklamada hastalık olarak ağız kokusunun nedenlerine dikkat çekerek, bu faktörlerin doğru teşhis edilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ağız kokusuna yol açan burun ve boğaz kaynaklı rahatsızlıkların altını çizen Op. Dr. Günen, "Burun tıkanıklığı, burun alerjileri, burun polipleri, burundaki kitleler, burun yabancı cisimleri, sinüzitler, burun iltihapları, ozena hastalığı, geniz eti, burun ve genizdeki damar kitleleri, bademcik ve geniz eti iltihapları ağız kokusuna neden olabilmektedir" dedi. Ağız içi, diş ve solunum sistemi ile ilgili diğer etkenlere de işaret eden Op. Dr. Günen, bakımsız dişler, çürük dişler, uygun olmayan diş dolgu ve protezleri, diş ve çene eti, iltihap ve apseleri, diş implantlarının iltihapları, dil iltihapları, kıllı dil, dil kökü iltihapları, gırtlak, soluk borusu ve akciğer iltihaplarının da bu duruma yol açabildiğini belirtti. Op. Dr. Günen, bunlara ilave olarak; yemek borusu, mide iltihapları, yemek borusu ve mide fıtıkları, reflü, çok yeme, tok uyuma, aç kalma, şeker hastalığı, metabolizma ile ilgili bazı hastalıklar ile sarımsak ve benzeri kokulu yiyeceklerin de ağız kokusuna yol açabileceğini ifade etti. Op. Dr. Günen ayrıca, en sık karşılaşılan nedene ve bu nedenin çözüm yollarına da şu şekilde değindi; "En sık neden bademciklerin içinde biriken gıda artıklarının kokuşmasıdır. Bu durum koku testi ile anlaşılır. Koku testi olumluysa bademcik ameliyatı iyi sonuç verir. Ayrıca diğer burun, geniz tıkayıcı nedenler; ilaç ya da ameliyatla tedavi edilir." Sosyal sıkıntı olarak ağız kokusunun ortaya çıkardığı problemlere vurgu yapan Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Abdullah Günen, "Ağız kokusu boşanma nedeni bile olabilmektedir. Bazen meslek kaybına yol açabilir. Ağız kokusu olanlar; ağızları kapalı durmaya çalışırlar, sakız çiğnerler, sürekli dişlerini fırçalarlar, ağız pastili kullanırlar, ağız spreyleri ve gargara uygularlar. Ancak bunların etkisi genellikle geçicidir" ifadelerini kullandı. Ağız kokusunun sosyal ve psikolojik etkileri ile tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Op. Dr. Günen, "Ağız kokusu tedavi edilmezse; ailevi huzursuzluklara, kişide psikolojik rahatsızlıklara bile yol açabilir. Bu nedenle tedavi edilmelidir. Tedavi kulak burun boğaz, diş hekimi, iç hastalıkları ve genel cerrahi uzmanlarınca yapılmalıdır" şeklinde konuştu.

Balıkesir'de uzman ekip ile 'Lipödem' tedavisi Haber

Balıkesir'de uzman ekip ile 'Lipödem' tedavisi

Bacaklarda inatçı ağrı ve şişliklerle kendini gösteren lipödem hastalığı Balıkesir Üniversite Hastanesi'nde uzman ekip ile tedavi ediliyor. Prof. Dr. Nilay Şahin liderliğindeki uzman ekip ile kişiye özel uygulanan bütüncül tedavi yöntemleri ile lipödem hastalığı çaresiz bir süreç olmaktan çıkıyor. Balıkesir Üniversitesi Hastanesi'nde FTR Anabilim Dalı’nda İleri Lipödem Tedavisi başladı. Genellikle yanlışlıkla "diyetle verilemeyen kilolar" veya "inatçı selülit" sanılan Lipödem (Ağrılı Yağlanma Sendromu), özellikle kadınların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren, bacak ve kollarda ağrılı yağ birikimiyle seyreden kronik bir doku hastalığı olarak toplumda yaygın olarak görülüyor. Lipödem hastalarında bacaklarda dokunmaya ve hafif baskıya karşı aşırı hassasiyet, kılcal damar hassasiyetine bağlı en ufak darbede kolayca morarma ve özellikle gün sonuna doğru artan bacaklarda ağırlık ile gerginlik hissi ile kendini belli eden rahatsızlık, hastalık ilerledikçe cilt altında bilye veya fındık büyüklüğünde sert nodüller ile belirginleşiyor. Ayak bileği üzerinde biriken yağ dokusu bir "bilezik" görünümü (manşet belirtisi) oluştururken ayak sırtı ise tipik olarak normal kalır. En belirgin özelliği ise sıkı diyet ve ağır egzersiz programlarına rağmen gövdeye oranla bacak ve kalçadaki bu dirençli hacmin küçülmemesidir. Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilay Şahin’in tecrübesi, yönetimindeki uzman kadro ve yürüttüğü bilimsel çalışmalar sayesinde lipödem artık çaresiz bir süreç olmaktan çıkıyor. Anabilim Dalı bünyesinde Prof. Dr. Nilay Şahin liderliğinde uygulanan kişiye özel ve bütüncül tedavi protokolleri ile hastaların hem bacak hacimlerinin küçültülmesi hem de ağrısız bir yaşama kavuşmaları hedefleniyor. Öne çıkan tedavi uygulamaları ise; Bütüncül Fizik Tedavi ve Manuel Lenf Drenajı, Klinik Destekli Enjeksiyon ve Doku İyileştirme Tedavileri, Kişiye Özel Basınç ve Egzersiz Protokolleri, Akademik ve Klinik Takip: Lipödem olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.