Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tedarik Zinciri

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Ticaret Borsası’ndan İSO 500 başarısı Haber

Bursa Ticaret Borsası’ndan İSO 500 başarısı

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının belirlendiği "Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" listesinin sonuçları, Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) üyelerinin gıda ve tarıma dayalı sanayideki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Sonuçları değerlendiren Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, küresel ölçekte yaşanan tedarik zinciri kırılmalarına ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen Bursa sanayicisinin üretim kararlılığından ödün vermediğini belirtti. İSO 500 listesinde yer alan 11 firmanın bağlı oldukları odaların yanı sıra tarım ve gıda ürünleri kotasyonuna dayalı faaliyetleri nedeniyle Bursa Ticaret Borsası’na da üye olduğunu kaydeden Matlı, Bursa’nın stratejik bir ticaret merkezi olmasının bu güçlü yapıyı beslediğini vurguladı. Yüksek maliyet baskılarına rağmen söz konusu firmaların üretimden net satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 25 artırarak 193,2 milyar TL’ye çıkardığını söyleyen Matlı, "İSO 500’de üyelerimizden SÜTAŞ 46’ncı, Pro Yem 152’nci, Eker Süt Ürünleri 157`nci, Keskinoğlu 160’ıncı, Almaxtex 262’nci, Hastavuk 263’üncü, Korteks 325’inci ve S.S. Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (MARMARABİRLİK) 428’inci sırada yer alırken, Bursa’da şubeleri aracılığıyla üyemiz olan Şenpiliç 60’ıncı, Abalıoğlu Lezita 102’nci ve Teksüt 438’inci sırada yer alma başarısı göstermiştir" dedi. "Üretim ve ihracatla Türkiye’nin geleceğine katkı sunuyoruz" Matlı, üyelerinin ortaya koyduğu kararlı ve dirençli performansın Bursa’nın üretim kabiliyetinin, sektörlerin potansiyelinin ve ülke ekonomisine olan inancın en somut göstergesi olduğunu belirterek, "Ekonomik zorlukların yaşandığı bir dönemde üretim, istihdam ve ihracatla Türkiye’nin geleceğine yatırım yapan tüm üye firmalarımızı, yöneticilerini ve çalışanlarını yürekten kutluyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak, üyelerimizin rekabet gücünü artırmak ve tarıma dayalı sanayimizi daha da ileriye taşımak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

Merkez'in yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 26’ya çıktı Haber

Merkez'in yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 26’ya çıktı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılının ikinci Enflasyon Raporu’nu yayımladı. Raporda, şubat ayı sonunda başlayan ABD/İsrail-İran savaşı sonrası enerji fiyatlarında yaşanan sert yükselişin küresel ekonomi üzerinde önemli baskılar oluşturduğu belirtildi. Raporda, enerji fiyatlarının yüksek seviyesini koruduğu, küresel büyüme beklentilerinin aşağı yönlü güncellendiği ve tedarik zincirlerinde aksama riskinin arttığı ifade edildi. Küresel ölçekte manşet enflasyonun yükseldiği, gelişmiş ülkelerde ise beklenen faiz indirimlerinin ertelendiği kaydedildi. TCMB’DEN DAHA UZUN SÜRE SIKI PARA POLİTİKASI MESAJI TCMB, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle finansal piyasalarda oynaklığın arttığını ve Türkiye’nin risk priminin yükseldiğini belirtti. Türkiye’nin CDS primi 11 Mayıs itibarıyla 226 baz puana çıkarken, Merkez Bankası brüt rezervlerinin 165,5 milyar dolara gerilediği açıklandı. Raporda, mevcut dönemde finansal koşulların sıkılaştığı vurgulanırken, TCMB’nin sıkı para politikasını destekleyici adımlar attığı ifade edildi. Türk lirası mevduata yönelimin sürdüğü belirtilirken, kredi büyümesinde özellikle ihtiyaç kredilerinde yavaşlama yaşandığı kaydedildi. TCMB, 2025’in son çeyreğinde ekonomik büyümenin potansiyelin altında gerçekleştiğini açıkladı. Türkiye ekonomisi söz konusu dönemde yıllık bazda yüzde 3,4 büyürken, 2025 yılı genelindeki büyüme yüzde 3,6 oldu. 2026’nın ilk çeyreğine ilişkin göstergelerin ise iç talepte ve ekonomik faaliyette ivme kaybına işaret ettiği belirtildi. Perakende satışlar, otomobil ve beyaz eşya satışlarında zayıflama gözlenirken, kart harcamalarındaki artış hızının da yavaşladığı ifade edildi. Raporda, iş gücü piyasasının işsizlik oranının işaret ettiğinden daha az sıkı olduğu belirtilirken, ilk çeyrekte istihdamın 301 bin kişi azaldığı kaydedildi. CARİ AÇIKTA ARTIŞ, ENERJİ FİYATLARINDA BASKI Merkez Bankası, ilk çeyrekte cari açığın yükseldiğini ve savaşın enerji ithalat maliyetlerini artırdığını bildirdi. Özellikle petrol fiyatlarındaki artışın enerji faturası üzerinde baskı oluşturduğu vurgulandı. Raporda, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel lojistik maliyetlerini artırdığı, teslimat sürelerini uzattığı ve tedarik zinciri baskılarını güçlendirdiği ifade edildi. ENFLASYON TAHMİNİ YUKARI REVİZE EDİLDİ TCMB, tüketici enflasyonunun nisan ayında yüzde 32,37 ile önceki tahmin aralığının üzerinde gerçekleştiğini açıkladı. Enerji ve gıda fiyatlarının enflasyona yukarı yönlü katkı yaptığı belirtilirken, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde yapılan güncellemelerin de fiyat baskısını artırdığı kaydedildi. Bu gelişmeler doğrultusunda Merkez Bankası, enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Buna göre yıl sonu enflasyon tahmini 2026 için yüzde 26’ya, 2027 için yüzde 15’e yükseltildi. 2028 yılı hedefi ise yüzde 9 olarak korundu. Raporda, para politikasının daha uzun süre sıkı kalacağı mesajı verilirken, dezenflasyon sürecinin sürdürülebilmesi için ekonomi politikaları arasındaki eşgüdümün önemine dikkat çekildi.

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu Haber

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu

BUSİAD, "Made in Europe" raporunu açıkladı. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporda, Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026 tarihinde taslak olarak karara bağlanan yeni sanayi düzenlemesinin, Avrupa Birliği’nin üretim kapasitesini artırmayı ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamayı hedefleyen tarihi bir adım olduğu vurgulandı. Kamuoyunda “Made in Europe” olarak bilinen düzenlemenin, Türkiye gibi Gümrük Birliği entegrasyonuna sahip ülkelerin kamu ihaleleri ve teşvik mekanizmalarında “AB menşeli” kapsamında değerlendirilmesini öngördüğü belirtilen raporda, bu gelişmenin ilk aşamada Türk sanayisi açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceği ifade edildi. Raporda şu görüşlere yer verildi: “Bu kapsamın dışında kalmamız, mevcut ticaret ilişkilerimiz açısından onarılması güç zararlar doğurabilecekken, söz konusu düzenleme Türk sanayisi açısından olumlu bir gelişme olarak kayda geçmiştir. Ancak taslak metnin detayları incelendiğinde sürecin henüz tamamlanmadığı ve özellikle rekabet ile kamu alımları alanlarında Türkiye açısından ciddi yapısal riskler barındırdığı görülmektedir.” Taslak metnin henüz tüm onay süreçlerini tamamlamadığı belirtilen raporda, düzenlemenin 2026 yılı sonu veya 2027 yılı başında yürürlüğe girmesinin beklendiği ifade edildi. Bu nedenle sürecin yakından takip edilmesi ve mevcut kazanımların yasalaşma sürecine kadar korunmasının kritik önem taşıdığının vurgulandığı raporda, “AB’nin taslak metinde kullandığı ‘entegrasyonda olunan ülkeler’ tanımı yalnızca Gümrük Birliği kapsamındaki ülkeleri değil, aynı zamanda Birliğin ‘Trusted Partners’ (Güvenilir Ortaklar) olarak tanımladığı yaklaşık 40 ülkeyi de kapsamaktadır. Bu durum, AB’nin yakın gelecekte Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalaması beklenen Hindistan, Latin Amerika veya Asya ülkelerinin de zaman içinde bu avantajdan yararlanabileceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Avrupa pazarında yalnızca yerel üreticilerle değil, bu kapsama dahil olan küresel rakiplerle de yoğun bir rekabet yaşanacaktır. Bu tablo, kalıcı çözümün Gümrük Birliği’nin kapsamlı biçimde güncellenmesi ve derinleştirilmesi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” ifadeleri yer aldı. Raporda düzenlemenin bazı gri alanlar içerdiğine de dikkat çekildi. Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde; “Avrupa Birliği, kamu alımları süreçlerinde ‘Reciprocity’ (Karşılıklılık) ilkesini katı biçimde uygulayacağını ve korumacı uygulamalara sahip ülkeleri kendi ihalelerinden dışlayabileceğini açıkça ifade etmektedir. Türkiye açısından sorun, mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının kamu alımlarını kapsamaması ve Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olmamasıdır. Bunun yanı sıra Türkiye’de uygulanan ‘yerli malına fiyat avantajı’ düzenlemeleri ve bazı ihalelerdeki ‘yerli malı zorunluluğu’ Avrupa Birliği tarafından korumacılık ve piyasaya erişim engeli olarak değerlendirilmektedir. AB’nin bu durumu gerekçe göstererek karşılıklılık ilkesini Türkiye’ye karşı uygulaması ve kamu alımlarını yeniden bir kısıtlama aracı haline getirmesi önemli bir risk oluşturmaktadır.” denildi. BUSİAD Ekonomi Danışmanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporun sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi: “Türk mallarının genel ticarette AB menşeli olarak kabul edilmesi önemli bir kazanımdır. Ancak kamu alımları mevzuatımızdaki mevcut asimetrinin, Avrupa’daki büyük kamu ihalelerinden dışlanmamıza yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bir yandan Gümrük Birliği’nin revizyonu için diplomatik girişimlerin artırılması gerekirken, diğer yandan iç piyasadaki kamu ihale mevzuatının AB’nin misilleme mekanizmalarını tetiklemeyecek şekilde daha rasyonel bir zemine oturtulması gerekmektedir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.