Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tcmb

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tcmb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tcmb haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Merkez Bankası faizi değiştirmedi, yüzde 37’de sabit tuttu Haber

Merkez Bankası faizi değiştirmedi, yüzde 37’de sabit tuttu

Merkez Bankası, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tuttu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. ''

Deprem bölgesinde konut arzı arttı, kira artışları yavaşladı Haber

Deprem bölgesinde konut arzı arttı, kira artışları yavaşladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) araştırmacıları Ali Arda Dalseçkin, Süreyya Güder Köşgeroğlu ve Muhammed Hamza Kayrıcı’nın incelemesine göre, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından bölgedeki konut stokunda yaşanan kayıp kira enflasyonunu yukarı çekti; kamu öncülüğündeki yeniden imar süreciyle birlikte kira artışları 2025’te belirgin biçimde yavaşladı. Merkez Bankası, deprem bölgesi konut arzı ve bölgesel kira enflasyonu gelişmelerine mercek tuttu. TCMB araştırmacılarının "Merkezin Güncesi" sayfasındaki çalışmada, deprem sonrası konut arzındaki azalmanın özellikle deprem bölgesindeki illerde kiraları hızla artırdığı, göç hareketleri nedeniyle de bazı büyükşehirler ve yakın illerde kira baskısının yükseldiği vurgulandı. Araştırmaya göre, deprem bölgesine coğrafi olarak yakın olan veya geçmişte güçlü göç ilişkileri bulunan illerde kira artışları daha sert gerçekleşti. DEPREM KONUTU TESLİMLERİ ARZI HIZLA ARTIRDI İncelemede, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) deprem konutu üretiminin 2025 başında 201 bin seviyesine, yıl sonunda ise yaklaşık 434 bine ulaştığı hatırlatıldı. Deprem öncesi üç yılda üretilen konut sayısının yaklaşık 213 bin olduğuna dikkat çekilen çalışmada, yapı kullanım izinlerinde de deprem bölgesinin Türkiye genelindeki payının yüzde 12’lerden yüzde 20’nin üzerine çıktığı kaydedildi. Bu toparlanmanın kira piyasasına da yansıdığı belirtilen araştırmada, deprem illerinde kira enflasyonunun 2023 ve 2024’te diğer illerin üzerinde seyrettiği, ancak 2025’te konut teslimlerinin hızlanmasıyla birlikte ivme kaybettiği ifade edildi. DOLAYLI ETKİ GÖÇ ALAN İLLERDE DE GÖRÜLDÜ Araştırmada, depremden dolaylı etkilenen illerde de kira enflasyonunun 2026 yılında belirgin biçimde gerilediği bildirildi. Bunun, deprem bölgesindeki konut arzının toparlanmasının geri göçü hızlandırarak kiralık konut talebini azalttığına işaret edebileceği değerlendirildi. İnşaat faaliyetlerinin bölgesel dağılımına da değinilen çalışmada, deprem konutu projelerinin büyük ölçüde tamamlanmasıyla birlikte inşaat sektörü istihdamının deprem bölgesinde gerilediği, buna karşılık deprem bölgesi dışındaki illerde arttığı aktarıldı. Bu durumun, konut arzındaki artışın önümüzdeki dönemde daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği anlamına geldiği belirtildi. “KONUT ARZINDAKİ İYİLEŞME KİRA BASKISINI AZALTABİLİR” Özetle araştırmada, deprem sonrası konut stokundaki kaybın kira enflasyonunu olumsuz etkilediği, ancak yeniden imar faaliyetleriyle arzın güçlenmesi sonucu kira artışlarının deprem illerinde yavaşladığı sonucuna ulaşıldı. Çalışma, konut arzındaki iyileşmenin önümüzdeki dönemde kira enflasyonundaki baskıyı azaltabilecek temel unsurlardan biri olabileceğine işaret etti.

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay: "Ticari Kredi Faizlerinde De Düşüş Bekliyoruz" Haber

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay: "Ticari Kredi Faizlerinde De Düşüş Bekliyoruz"

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) likidite yönetiminde operasyonel değişikliğe giderek 1 haftalık repo ihalelerine yeniden başlamasını, enflasyonla mücadele sürecinde üretimin sürdürülebilirliğini koruyacak son derece kritik bir normalleşme hamlesi olarak niteledi. Politika faizinin sabit tutulmasına karşın bankacılık sisteminin fonlama maliyetinin gecelik yüzde 40 seviyesinden haftalık yüzde 37’lik repo seviyesine çekilmesinin piyasada örtülü olarak 3 puanlık bir indirime denk geldiğini belirten İbrahim Burkay, "TCMB Başkanı Sayın Fatih Karahan’ın sinyalini verdiği bu likidite adımının resmiyet kazanması, sanayici ve tüccarımız üzerindeki yüksek faiz yükünü hafifletmek adına memnuniyet verici bir başlangıçtır. Aslında bu gelişme, oda olarak aylardır her platformda dile getirdiğimiz, politika faizi ile reel piyasa faizleri ve enflasyon beklentileri arasındaki makasın kapanması yönündeki girişimlerimizin ne kadar haklı ve yerinde olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.” dedi. Piyasalardaki İlk Yansıma Verilere Yansıdı Merkez Bankası’nın 6 aylık bir aranın ardından 1 haftalık repo ihalesini düzenleyerek piyasaya 1 milyar TL fonlama sağladığına işaret eden İbrahim Burkay “Basit faizin yüzde 37, bileşik faizin ise yüzde 44,58 olarak gerçekleştiği ihale ile birlikte piyasa göstergelerinde de belirgin bir rahatlama yaşandı. Şubat ayından bu yana yüzde 40 seviyelerinde seyreden Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF), atılan bu adımla ilk kez yüzde 36,94 seviyesine çekildi.” ifadelerini kullandı. “Ticari Kredi Kanalları Açılmalı” Ekonomi yönetimiyle gerçekleştirdikleri görüşmelerde iş dünyasının finansmana, uygun koşullarda erişimi konusundaki taleplerinin kısmen de olsa karşılık bulmasının önemli olduğunu belirten Başkan Burkay, “Bankaların fonlama maliyetinde sağlanan bu gerilemenin, vakit kaybetmeksizin yüzde 45 ile yüzde 55 bandında sıkışan KOBİ ve ticari kredi faizlerine yansıtılması üretimin ve istihdamın devamlılığı için şarttır. Piyasada yaşanan nakit sıkışıklığı göz önüne alındığında, BDDK tarafında da KOBİ'ler için kredi esnekliği sağlayacak adımların atılması, ihracatçımızın rekabet gücünü koruyacak dengelerin gözetilmesi reel sektörün en temel beklentisidir. TCMB’nin attığı bu örtülü indirim adımını piyasalara nefes aldıracak olumlu bir gelişme olarak görüyor, bankacılık sektörünü bu finansman rahatlamasını ticari kredi kanallarına hızla yansıtmaya davet ediyoruz." diye konuştu. "KOSGEB Destekleri KOBİ’lerimizin Yatırım İştahını Artıracaktır" Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde KOSGEB eliyle yürütülen Kapasite Geliştirme Destek Programı'nın 2026 yılı 3. dönem başvurularının başlamasını da memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, programın KOBİ'lerin teknolojik dönüşümü ve kapasite artışları açısından kıymetli bir adım olduğunu vurguladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fatih Kacır’ın açıkladığı destek paketinin detaylarına değinen BTSO Başkanı Burkay, şöyle devam etti: “36 ay vadeli kredilerde 30 milyon liraya kadar finansman, 20 puanlık finansman desteği ve sağlanan kefalet imkanları, yüksek finansman maliyetleri altında mücadele eden üreticilerimiz için can suyu niteliğindedir. Özellikle tedarikçi geliştirmeye yönelik savunma, uzay ve havacılık alanındaki projelere 30 milyon liraya kadar, hızlı büyüyen ve teknogirişim rozetine sahip işletmelere ise 20 milyon liraya kadar sunulan bu stratejik kaynak, Bursa’mızın yüksek katma değerli üretim hedeflerine doğrudan katkı sağlayacaktır. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 4 bin KOBİ’mizin 64 milyar liralık finansmana erişim sağlamış olması, bu mekanizmanın sahadaki başarısını göstermektedir. Sayın Bakanımıza destekleri için şükranlarımızı sunuyorum. BTSO olarak KOBİ'lerimizin rekabet gücünü artıracak her adımı desteklemeye devam edeceğiz." "Firmalarımıza Nefes Aldırıyoruz, Yeni Paket Yolda" Reel sektörün nakit akışını korumak ve finansmana erişimini kolaylaştırmak adına tüm imkânları seferber ettiklerinin altını çizen İbrahim Burkay, TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun liderliğinde ve KGF iş birliğiyle hayata geçirilen Nefes Kredisi projelerinde BTSO’nun her zaman öncü bir rol üstlendiğini ifade etti. Öz kaynakları KGF kefaletiyle birleştirip çarpan etkisi oluşturarak Bursa için rekor düzeyde finansman hacmi sağladıklarını belirten Burkay, "Bugüne kadar Oda kaynaklarımızla desteklediğimiz Nefes Kredisi paketleri kapsamında 2017 yılından bu yana 7 farklı ‘Nefes Kredisi’ paketinde yaklaşık 8.5 milyar TL’lik destek sunarak KOBİ’lerimize can suyu olduk. Piyasalardaki yüksek finansman maliyetleri ve nakit sıkışıklığı karşısında KOBİ’lerin uygun koşullu kredilere olan ihtiyacı sürüyor. TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde, üyelerimizin finansman yükünü hafifletecek yeni bir Nefes Kredisi paketinin devreye alınması için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Teminat yetersizliği çeken firmalarımıza nefes aldıracak, üretimi ve istihdamı koruyacak yeni imkânları en kısa sürede Bursa iş dünyamızın hizmetine sunmayı hedefliyoruz."

Nakit dönüşüm süresi uzadı, şirketlerin odağı işletme sermayesi yönetimine kaydı Haber

Nakit dönüşüm süresi uzadı, şirketlerin odağı işletme sermayesi yönetimine kaydı

Merkez Bankası'nın Mayıs 2026 tarihli Finansal İstikrar Raporu'na göre BİST'e kote firmalarda nakit dönüşüm süresi 2026'nın ilk çeyreğinde 105 güne yükselirken, likit aktif oranı yüzde 18,7 seviyesine geriledi. Finansman maliyetleri, talep koşulları ve ticari vadelerdeki uzama şirketler için nakit akışı yönetimini daha kritik hale getirirken, Octet Türkiye Chief Revenue Officer (CRO) Fırat Uysal, finansal görünürlüğün şirketlerin karar alma süreçlerinde stratejik bir güç haline geldiğini vurguladı. Sıkı finansal koşullar, şirketlerin büyüme ve operasyon yönetimi kararlarında nakit akışını daha kritik bir başlık haline getiriyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Mayıs 2026 tarihli Finansal İstikrar Raporu'nda, BİST'e kote firmalarda nakit dönüşüm süresinin 2026'nın ilk çeyreğinde 105 güne yükseldiği belirtiliyor. Raporda, nakit dönüşüm sürelerindeki uzamada 2022 yılından bu yana artan finansman maliyetleri, talep kompozisyonundaki değişim ve ticari vadelerdeki uzamanın etkili olduğuna dikkat çekiliyor. Bu tabloyu değerlendiren Octet Türkiye Chief Revenue Officer (CRO) Fırat Uysal, ''Şirketler açısından tahsilat ve ödeme döngüsünün doğru yönetilmesinin rekabet gücü üzerinde daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Özellikle geniş bayi ve tedarikçi ağıyla çalışan yapılarda tahsilat süreleri, ödeme vadeleri ve farklı finansal kanalların aynı anda yönetilmesi, operasyonel sürdürülebilirlik açısından daha fazla önem kazanıyor. Şirketler bu nedenle dağınık finansal süreçleri tek merkezden izleyebilecekleri, nakit akışlarını daha öngörülebilir hale getirebilecekleri ve işletme sermayelerini daha verimli kullanabilecekleri yapılara yöneliyor ''dedi. "Rekabet avantajı, nakit akışını ne kadar iyi yönettiğinizle belirleniyor" Mevcut ekonomik ortamda şirketler için finansal yönetimin odağının değiştiğine dikkat çeken Uysal, şunları söyledi: "Finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği, ticari vadelerin uzadığı ve nakit dönüşüm süresinin şirketler için daha kritik hale geldiği bir dönemde temel mesele, mevcut kaynakların hangi hızda ve ne kadar öngörülebilir şekilde yönetilebildiği. Bugün rekabet avantajı; tahsilat süresini kısaltabilmekten, ödeme planlarını nakit akışına göre yapılandırabilmekten ve finansal akışı anlık olarak takip edebilmekten geçiyor. Nakit akışının görünür ve planlanabilir olması, şirketlerin likidite yönetimini güçlendirirken vade, finansman ve döviz pozisyonuna ilişkin kararlarını da daha sağlıklı almalarına yardımcı oluyor." Şirketlerin geçmişte büyümeyi daha çok yeni kaynak arayışı üzerinden değerlendirdiğini belirten Uysal, bugün işletme sermayesinin etkin kullanımının çok daha stratejik hale geldiğini ifade etti. Uysal, "Şirketler artık büyümenin yanında bu büyümeyi sürdürülebilir kılacak finansal zemini güçlendirmeye de odaklanıyor. Bu noktada tahsilat, ödeme ve nakit akışı süreçlerinin birbirinden kopuk yapılarla değil, bütüncül bir sistem üzerinden yönetilmesi büyük önem taşıyor" dedi. Ödeme ve tahsilat süreçleri tek platformda buluşuyor Açıklamaya göre, TCMB tarafından lisanslanan ve denetlenen Octet Türkiye, B2B ödeme ve tahsilat süreçlerini tek platformda buluşturan altyapısıyla şirketlerin finansal operasyonlarını daha görünür, planlanabilir ve verimli şekilde yönetmelerine destek oluyor. Platformun geliştirdiği altyapı; alıcıları, satıcıları ve finansal kurumları aynı platformda buluşturarak B2B ticaretin finansal süreçlerini sadeleştiriyor. Platform sayesinde şirketler, alacaklarını daha hızlı tahsil edebilirken ödeme planlarını kendi nakit akışlarına göre şekillendirebiliyor ve farklı banka ve ödeme araçlarını tek noktadan yönetebiliyor. Octet Platformu'nun Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS), Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS), Sanal POS ve farklı banka entegrasyonlarını tek çatı altında sunduğunu belirten Uysal, "Özellikle geniş bayi ve tedarikçi ağıyla çalışan şirketlerin finansal süreçlerini daha izlenebilir hale getiriyoruz. Bu yapı, operasyonel verimliliği artırırken şirketlerin vade, tahsilat ve ödeme kararlarını daha sağlıklı verilerle planlamasına da katkı sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu. Finansal görünürlük, karar alma süreçlerini güçlendiriyor Uysal, ''TCMB'nin Finansal İstikrar Raporu'nda likit aktif oranının 2023 yılından bu yana gerileyerek 2026'nın ilk çeyreği itibarıyla yüzde 18,7 seviyesinde gerçekleştiği belirtiliyor. Raporda, bu gerilemede sıkı finansal koşulların etkisiyle firmaların dış finansman yerine içsel kaynaklara yönelmesinin etkili olduğu değerlendiriliyor. Bu görünüm, şirketlerin mevcut kaynaklarını daha etkin kullanabilmesini ve finansal hareketlerini daha bütüncül takip edebilmesini daha önemli hale getiriyor'' dedi. Platformun sunduğu çözümlerin şirketlerin mevcut kaynaklarını daha etkin kullanmasına destek olduğunu belirten Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Octet Türkiye olarak şirketlerin ödeme, tahsilat ve nakit akışı süreçlerini tek platform üzerinden yönetebilmelerini sağlıyoruz. Amacımız, işletmelerin mevcut işletme sermayelerini daha etkin kullanmalarına, finansal karar alma süreçlerini güçlendirmelerine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerini daha sağlam bir finansal yapı üzerinde ilerletmelerine katkı sunmak. Şirketlerin tüm paydaşlarıyla aynı finansal zeminde buluşabilmesi, ticari döngüyü daha dengeli ve sürdürülebilir hale getiriyor."

Konut fiyatları Temmuz ayında yüzde 25 arttı Haber

Konut fiyatları Temmuz ayında yüzde 25 arttı

Temmuz ayında konut fiyat endeksi, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 25 oranında arttı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz ayı Konut Fiyat Endeksi (KFE) verisini açıkladı. Buna göre, 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,5 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 25 oranında arttı, reel olarak ise yüzde 5,1 oranında azaldı. Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE), 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,5 oranında artarak 234,8 seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,0 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 5,1 oranında azalış gösterdi. 2026 yılı Temmuz ayında, İstanbul ve Ankara’da bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 2,7 ve 2,2 oranlarında artış, İzmir’de ise bir önceki aya göre yüzde 0,5 oranında azalış gözlendi. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 27,7, 26,6 ve 23,1 oranlarında artış gösterdi. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık konut fiyat endeksi değişimleri incelendiğinde, Temmuz 2026 döneminde en yüksek yıllık artış yüzde 35,5 ile Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli, Van, Bitlis, Hakkâri, Muş bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 16,4 ile Balıkesir, Çanakkale bölgesinde gözlendi. Yeni kiracı kira endeksi yıllık yüzde 28,4 arttı 2026 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,9 oranında artan Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE), bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 28,4 oranında artmış, reel olarak ise yüzde 2,6 oranında azaldı. YKKE 2026 yılı Temmuz ayında, İstanbul ve Ankara’da bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 1,7 ve 2,2 oranlarında artış, İzmir’de ise bir önceki aya göre yüzde 1,8 oranında azalış gösterdi. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 32,4, 28,6 ve 26,3 oranlarında arttı. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık yeni kiracı kira endeksi değişimleri incelendiğinde, Temmuz 2026 döneminde en yüksek yıllık artış yüzde 35,0 ile Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Trabzon bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 18,8 ile Balıkesir, Çanakkale bölgesinde gözlendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.