Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tbmm

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Partili Türkoğlu akaryakıt bayilerinin sorunlarını TBMM'ye taşıdı Haber

İYİ Partili Türkoğlu akaryakıt bayilerinin sorunlarını TBMM'ye taşıdı

İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, akaryakıt istasyonlarının artan işletme maliyetleri, yüksek faiz oranları, kredi kartı komisyonları ve sık değişen akaryakıt fiyatları nedeniyle ciddi bir finansman krizi yaşadığını belirterek konuyu Hazine ve Maliye Bakanlığı’na taşıdı. Türkoğlu, Türkiye genelindeki akaryakıt bayilerinin sorunlarını 18 maddelik yazılı soru önergesiyle TBMM gündemine getirdi. “100 LİRALIK AKARYAKITTA 3 LİRA KOMİSYON” Önergede, özellikle kredi kartı komisyonlarının bayiler üzerindeki yüküne dikkat çekildi. Litre fiyatı 102 TL olan bir akaryakıtta yüzde 3’lük POS komisyonunun yaklaşık 3,06 TL/litre anlamına geldiği belirtildi. Günde 10 bin litre akaryakıt satan bir istasyon için yalnızca POS komisyonunun günlük maliyetinin yaklaşık 30 bin 600 TL’ye ulaştığına işaret eden Türkoğlu, bunun personel, elektrik, kira, bakım, sigorta, vergi, SGK ve diğer giderler dahil edilmeden ortaya çıkan rakam olduğunu söyledi. “BAYİ İŞLETME SAHİBİ Mİ, TAHSİLAT ARACISI MI?” Türkoğlu, akaryakıt bayilerinin ürünü satın aldığını, stok riskini üstlendiğini, çalışan istihdam ettiğini ve vergisini ödediğini hatırlatarak, satış tahsilatı sırasında bir de bankaya komisyon ödemesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. Milletvekili, “Akaryakıt bayisi işletme sahibi mi, finans kuruluşlarının tahsilat aracısı mı?” sorusunu gündeme taşıdı. FİYAT DEĞİŞİMLERİ SERMAYE İHTİYACINI ARTIRIYOR Önergede, akaryakıt fiyatlarındaki hızlı değişimin bayilerin işletme sermayesi ihtiyacını artırdığı da vurgulandı. Fiyat yükseldiğinde aynı miktardaki ürünü yeniden satın almak için daha fazla sermaye gerektiği, fiyat düşüşlerinde ise stok değer kayıplarının bayi üzerinde kaldığı ifade edildi. Türkoğlu, bu çerçevede sektörün gerçek kârlılığı ile ihtiyaç duyduğu sermaye arasındaki makasın ne kadar açıldığının açıklanmasını istedi. 18 maddelik soru listesi Türkoğlu’nun önergesinde, Bakanlıktan şu konulara ilişkin bilgileri talep etti: Türkiye’deki akaryakıt istasyonu sayısıSon 5 yıldaki kartlı satış hacmiBayilerin bankalara ödediği POS ve kartlı ödeme maliyetleri2024, 2025 ve 2026 yıllarındaki ortalama POS komisyon oranlarıFinansman maliyetleri nedeniyle faaliyetini sonlandıran veya istasyon devreden bayi sayısıBayilerin gerçek işletme sermayesi ihtiyacıAkaryakıt fiyat değişimlerinin stok değerlerine etkisi İYİ Partili Türkoğlu, önergesinde ayrıca POS komisyonlarının sınırlandırılması, vergi matrahında bazı maliyetlerin dikkate alınması, özel işletme sermayesi kredileri, faiz desteği ve KGF benzeri finansman mekanizmalarının oluşturulup oluşturulmayacağı da soruldu. Türkoğlu, BDDK, Merkez Bankası, Bankalararası Kart Merkezi ve Rekabet Kurumu ile ortak bir düzenleme yapılıp yapılmayacağını da gündeme getirdi.

Deniz Demir, market çalışanlarının ağır koşullarını Meclis'e taşıdı Haber

Deniz Demir, market çalışanlarının ağır koşullarını Meclis'e taşıdı

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Deniz Demir, zincir market çalışanlarının yaşadığı ağır çalışma koşullarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazılı soru önergesi veren Demir; kasada oturma yasağı, yetersiz personel istihdamı, ödenmeyen fazla mesailer ve aşırı iş yükü iddialarını Meclis'e taşıdı. Zincir marketlerde kasa çalışanlarının uzun süre ayakta çalışmaya zorlandığını belirten Deniz Demir, bu uygulamanın çalışan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Uygulamanın keyfi olduğunu vurgulayan Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir çalışanın işini aksatmadan görevini yerine getirebilmesi mümkünken, neden saatlerce ayakta durmaya zorlandığını sorgulamak zorundayız. Çalışanın sağlığı ve insan onuruna uygun çalışma koşulları, marketin satış politikasından daha önemsiz değildir. Bu insan onuruna aykırı, çalışana dinlenme hakkı bile tanımayan sistemi Bakanlık denetlemiyor mu?" Personel Eksikliği ve Çoklu Görev Yükü Çalışanların yalnızca kasa göreviyle sınırlı kalmadığını; aynı anda raf düzenleme, ürün taşıma, depo, temizlik gibi birçok farklı işi yapmak zorunda bırakıldığını belirten Demir, şunları kaydetti: Bir şubenin ihtiyacı olan personelin çalıştırılmayarak tüm iş yükünün mevcut çalışanların üzerine yıkılması kabul edilemez. Çalışanların kasa, raf, depo ve temizlik gibi birden fazla işi yapmaya zorlanmasına rağmen, fazla mesai ücretlerinin ya hiç ödenmediği ya da eksik ödendiği yönünde ciddi ihlaller bulunmaktadır. CHP'li Deniz Demir, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti: Türkiye genelindeki zincir marketlerde çalışanların kasada oturmasının yasaklanmasına ilişkin Bakanlığa ulaşan şikayetler var mıdır? Oturmayı ve ara molaları engelleyen durumlara karşı bir mevzuat bulunmakta mıdır?Uzun süre ayakta çalışmanın iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirmesi yapılmış mıdır? Dinlenme sürelerinin fiilen kullandırılıp kullandırılmadığı denetlenmekte midir?İşçilerin fazla mesai ücretlerinin kontrolü yapılmakta mıdır? Son beş yılda zincir marketlere yönelik denetim sayısı kaçtır ve kaç ihlal tespit edilmiştir?Çalışanların birden fazla işi yapmak zorunda bırakılmasının yarattığı İSG risklerine ilişkin Bakanlığın bir değerlendirmesi var mıdır?Personel yetersizliği iddialarına karşı sektörel bir inceleme veya kapsamlı denetim yapılması planlanmakta mıdır?

Başkan Vekili Biba: "Bursa Türk bayrağının altında yürüyor" Haber

Başkan Vekili Biba: "Bursa Türk bayrağının altında yürüyor"

Bursa’nın Yunan işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümü, kentte düzenlenen kortej yürüyüşü ve çeşitli kutlama programlarının yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan “Kuruluştan Kurtuluşa Bursa” sergisi de büyük ilgi gördü. Tarihler 11 Eylül 1922’yi gösterdiğinde Türk birlikleri Bursa’ya girerek iki yıl, iki ay, iki gün süren Yunan işgaline son verdi. Kurtuluşun üzerinden geçen 104 yılın ardından, Bursa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü kent genelinde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Kutlama programı, Tophane’den Heykel’e uzanan kortej yürüyüşüyle başladı. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı yürüyüşe, Bursa Büyükşehir Belediye Bandosu, Mehter Takımı ve Kılıç Kalkan ekibi de eşlik etti. Kortej yürüyüşünün ardından Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu gerçekleştirildi. Kutlama programında Namık Kemal Halk Dansları ekibi gösterisini sergiledi. Ardından Mehter Takımı ve Kılıç Kalkan ekibi sahne aldı. Program, Bursa Anadolu Lisesi öğrencisi Sacide Rana Türk’ün “Bülbül” adlı şiiri okumasıyla devam etti. “11 EYLÜL 1922’DE BURSA YENİDEN TÜRK BAYRAĞINA KAVUŞTU” 8 Temmuz 1920’de Bursa’nın işgal edildiğini ve bu haberin Ankara’ya ulaştığında Türkiye Büyük Millet Meclis kürsünün rengini değiştiğini ifade eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba,” Bir şehrin işgali, Meclis kürsüsünün rengini değiştirmişti. Çünkü söz konusu olan Bursa’ydı. Osman Gazi’nin, Orhan Gazi’nin şehri; Tophane’nin, Hisar’ın, Ulu Camii’nin şehri. Tophane’de Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin huzuruna çıktığınızda, bunun ağırlığını daha iyi hissediyorsunuz. İşgal iki yıl, iki ay, iki gün sürdü. Kolay söyleniyor ama yaşaması çok uzun sürdü. 11 Eylül 1922’de Türk birlikleri şehre girdi. Bursa yeniden Türk bayrağına kavuştu. Ankara’daki siyah örtü de kaldırıldı. İşte bugün, “Şanlı tarihten güçlü istikbale” derken, bu sözü Bursa’nın yaşadıklarını bilerek söylüyoruz.” diye konuştu. “104 YIL ÖNCE BU ŞEHİRDE DALGALANAN BAYRAĞIN NE İFADE ETTİĞİNİ BİLİYORUZ” Tophane’nin, Bursa’nın kuruluşunu taşıdığını ve Atatürk Anıtı’nın ise Milli Mücadele’nin bir izi olduğunu belirten Başkan Vekili Biba,” Tophane’den, Heykel’e kadar birlikte yürüdük. Kısa bir güzergâh gibi görünse de Bursa’nın yüzyılları bu yolun üzerinde duruyor. Biraz önce İstiklâl Marşımız eşliğinde Türk bayrağımızı göndere çektik. 104 yıl önce bu şehirde yeniden dalgalanan bayrağın ne ifade ettiğini bilerek bakıyoruz bugün ona.” dedi. BAŞKAN VEKİLİ BİBA: “KURULUŞTAN KURTULUŞA BURSA” SERGİSİNİ AÇIYORUZ Bursa Kent Müzesi’nde, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açılacak olan sergiye de değinen Başkan Vekili Biba,” Bursa Kent Müzesi’nde açacağımız “Kuruluştan Kurtuluşa Bursa” sergisi de bu yüzden yerini buluyor. Serginin adı bile Bursa’nın yaşadıklarını özetliyor. Bugün Yüzbaşı Rüştü Bey’in mezarını ziyaret edeceğiz. Onun adı, kurtuluşun arkasındaki insanları bize yeniden hatırlatıyor. O gün Bursa’ya giren askerleri, görev yapanları ve mücadele edenleri bugün bir kez daha minnetle anıyoruz.” dedi. “ASKERLERİMİZİ, ŞEHİTLERİMİZİ, GAZİLERİMİZİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUM” Bu anlamlı gün vesilesiyle, Bursa’nın kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümünü kutlayan Başkan Vekili Biba,” Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını, Bursa’nın kurtuluşunda görev alan askerlerimizi, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. 11 Eylül bize Bursa’ya ait çok güçlü bir görüntü bırakıyor: Bir zamanlar işgali sebebiyle Meclis kürsüsünü siyaha büründüren Bursa, bugün Tophane’den Heykel’e Türk bayrağının altında yürüyor. Bursa, o günü unutmadı.” dedi. “KURULUŞTAN KURTULUŞA BURSA” SERGİSİ GEZİLDİ Konuşmaların ardından protokol üyeleri Bursa Kent Müzesi’nde, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan “Kuruluştan Kurtuluşa Bursa” sergisini gezdi. Anlamlı sergide; Osman Gazi’nin vasiyeti ve Orhan Gazi’nin mücadelesiyle 1326’da fethedilen Bursa’nın Osmanlı’nın ilk payitahtı oluşu, Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin şehrin tarihindeki önemli rolleri, 8 Temmuz 1920’de başlayan Yunan işgali sırasında Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin türbelerinin işgal edilmesi, bu acı haberin ardından TBMM kürsüsüne serilen ve Bursa’nın kurtuluşuna kadar 2 yıl 2 ay 2 gün boyunca kaldırılmayan Puşide-i Siyah (Kara Örtü), Mehmet Âkif Ersoy’un Bursa’nın işgalinden duyduğu acıyı anlattığı “Bülbül” şiiri ve 11 Eylül 1922’de Türk ordusunun Bursa’ya girişiyle gerçekleşen kurtuluş tarihî fotoğraf, belge, eser ve dijital içeriklerle ziyaretçilere aktarılıyor.

TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Adidas reklamına tepki: "Bu büyük utanç insanlık için uluslararası alanda hepimiz için yeter de artar" Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Adidas reklamına tepki: "Bu büyük utanç insanlık için uluslararası alanda hepimiz için yeter de artar"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Dünyanın herhangi bir yerinde ampute edilmiş birisini hem de reklamlar üzerinden, bir İsrail askerinin reklamı üzerinden onu gündeme getirenler; Filistin’de ayakları ve kolları kesilen binlerce, 10 binlerce çocuktan maalesef bahsedemiyorlar. Bu büyük utanç insanlık için uluslararası alanda hepimiz için yeterde artar" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen 23. Dünya Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi’nde (IFOS 2026) yaptığı konuşmada, "Bir tarafta dünyanın en büyük tıp merkezlerinde fevkalade büyük teknoloji ürünü olan alet ve edevatın kullanıldığı, imkanların ortada olduğu bir dünya; diğer tarafta da hemen hemen temel tıp hizmetlerinden istifade edemeyen, tam bir yoksunluk içerisinde olan, milyonlarla ifade edebileceğimiz, 10 milyonlarla hatta 100 milyonlarca ifade edeceğimiz insanlık alemi. Bir taraf varlık içerisinde her türlü tıbbi müdahaleyi henüz belki hastalık ortaya çıkmadan önleyebilme imkanına sahipken, bir diğer taraf en ağır hastalıkların dahi tedavi edilemediği bir yoksunluk içerisinde yaşamaktadır. Dünyada insanlık tarihi boyunca yaşadığımız bu adaletsizliklerin en çarpıcı alanlarından birisinin de tıp alanı olduğunu üzülerek ifade ediyoruz. Bir başka önemli mesele de, sadece yoksulluk, insanların fakirliği, kıtaların ve ülkelerin fakirliği değil, aynı zamanda çatışma, iç çatışma ve dış müdahalelerle karşılaştığımız gayriinsani sorundur. Şu anda dünyanın onlarca ülkesinde ya iç çatışmalar ya da dışarıdan müdahalelerle birlikte maalesef temel sağlık hizmetlerinin verilemediği çok sayıda insan mevcuttur" diye konuştu. "Bu büyük utanç insanlık için uluslararası alanda hepimiz için yeter de artar" Gazze’deki sağlık alanındaki yetersizliğe dikkat çeken Kurtulmuş, "Ne yazık ki, 3 yıldır insanlığın dibe vurulduğu bir soykırımın yaşandığı Gazze, tıp alanında insanlığın yaşadığı bu çifte standardın en hazin senaryosunun uygulandığı yerdir. İnsanlar, bırakın çok lüks tıp imkanlarından istifade etmeyi, en temel sağlık imkanlarından dahi yararlanamamaktadır. Dünyanın en iyi doktoru olsanız neye yarar? Dünyanın en iyi tıbbi imkanlarına sahip olsanız neye yarar? Bombalanan bir ameliyathanede hiçbir tıbbi araç olmadan bir çocuğa müdahale edememenin vermiş olduğu ıstırap, herhalde bir tıp insanı için en büyük ıstıraptır. Bugün Gazze’de maalesef ameliyathanelerin, temel tıbbi bakım yerlerinin çalışamaz halde olduğu ve Gazze’nin de dünya üzerindeki onlarca böylesine büyük yıkım alanlarından sadece birisi olduğunun altını çizmek istiyorum. Gazze’de tıp alanında yaşamış olduğumuz ve hepimizin içini burkan bu mesele, maalesef yayılmacı, işgalci, soykırımcı İsrail devleti tarafından, İsrail hükümeti tarafından da tam bir insanlık dramına dönüştürülmüştür. Görüyoruz ama elimizi uzatamıyoruz. Duyuyoruz ama yetişemiyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde ampute edilmiş birisini hem de reklamlar üzerinden, bir İsrail askerinin reklamı üzerinden onu gündeme getirenler; Filistin’de ayakları ve kolları kesilen binlerce, 10 binlerce çocuktan maalesef bahsedemiyorlar. Bu büyük utanç insanlık için uluslararası alanda hepimiz için yeterde artar. Bunu gündeminize getirmek istiyorum. Tıbbi etik, sadece bildiğimiz o geleneksel tıbbi etik olmanın çok ötesine geçmiştir. Artık tıbbi etik, yoksulluk, fakirlik dolayısıyla tıbbi hizmetlere ulaşamayanlara nasıl el uzatabileceğimiz üzerinde fikir yormak ve baskı ve bu tür zulümler vasıtasıyla ulaşamadığımız dünyanın mahrum ve mazlum insanlarına nasıl el uzatacağımız üzerinde de düşünmemizi gerektiriyor" dedi. "Türkiye’nin sağlık sistemi örnek gösterilen bir başarı hikayesi" Törende konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Yasin Erkoç ise, "Türkiye’nin sağlık sistemi küresel ölçekte örnek gösterilen bir başarı hikayesi. Başta asrın felaketi olmak üzere son dönemlerde yaşadığımız tüm afetlerde ve onun öncesinde kovid-19 krizinde dünyaya örnek olduk. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonu sadece siyasi ve ekonomik geleceğimizi değil sağlık sistemimizi de yeniden tanımladı" dedi.

Kasapoğlu: "Belediyeler engelli bireyler için daha fazla çalışmalı" Haber

Kasapoğlu: "Belediyeler engelli bireyler için daha fazla çalışmalı"

Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili, TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, sporun birleştirici gücüne dikkat çekerek, Mecliste yürütülen araştırmalardan hareketle yerel yönetimlerin engelli bireylere yönelik çalışmalarını ve yatırımlarını artırması gerektiğini söyledi. Kasapoğlu, Kocaeli’de düzenlenen ‘Kocaeli 2026 Para Yüzme Avrupa Şampiyonası’nın açılışında sporcular, antrenörler ve ailelerle bir araya geldi. Başta Türkiye olmak üzere 38 ülkeden 703 sporcu ve antrenörün katıldığı şampiyonanın açılışında konuşan Kasapoğlu, "Spor, spordan da öte çok özel bir güç. Sadece bir müsabaka değil. Sadece fiziksel bir aktivite değil. Çok özel, çok güçlü bir olgu. İçinde emek var, inanç var, alın teri var, mücadele var ve elbette birlik, beraberlik ve kardeşlik var. Spor birleştiren bir güç" dedi. Sporcuların yanında antrenörlerin ve fedakar ailelerin bu buluşmanın önemli bir parçası olduğunu ifade eden Kasapoğlu, "Burada yarışacak her sporcumuzun arkasında uzun bir hazırlık, düzenli çalışma ve büyük bir emek var. Sporcularımızın bu emeğine karşılık bizim sorumluluğumuz da onların daha iyi şartlarda çalışmasını sağlamak, önlerine çıkan güçlükleri, engelleri yok etmektir" diye konuştu. Meclisteki araştırmalarda sporun katkısı öne çıkıyor Engelli bireylerin sorunlarının araştırılması amacıyla parlamentoda yürütülen çalışmalara değinen Kasapoğlu, bu kapsamda binlerce kişi, kurum ve kuruluşla detaylı görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtti. Çalışmaların pek çok önemli sonuç ortaya koyduğunu ifade eden Kasapoğlu, özellikle iki başlığın altını çizdi. Bunlardan birinin spor olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, "Sporun engelleri aşma noktasındaki gücü ve katkısı ortada. Bu noktada hakikaten hep birlikte daha çok çalışmamız gerekiyor. Komisyonumuzun çalışmalarında dinlediğimiz ihtiyaçları, günlük hayatta karşılığı olan çözümlere dönüştürmeyi önemsiyoruz. Spora katılımı da bu anlayışla ele almalıyız. Bir çocuğun havuza ulaşabilmesi, uygun şartlarda eğitim alabilmesi ve bunu düzenli sürdürebilmesi için kurumlarımızın birlikte çalışması gerekiyor. Ailelerimiz bu süreci tek başlarına yürütmek zorunda kalmamalı" dedi. İnanıyorum ki Los Angeles’ta zirveye çıkacağız Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde engelli bireylere yönelik önemli hamleler gerçekleştirildiğini söyleyen Kasapoğlu, bu çalışmaların paralimpik sporlardaki başarılara da yansıdığını belirtti. Kasapoğlu, "Ülke olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük devrimler yaptık. Engelleri birlikte aştık. Çok büyük açılımlar gerçekleştirdik. İşte onun sonuçları en başta Tokyo Paralimpik Oyunları’nda, sonra Paris’te çok güçlü başarılarla kendini gösterdi ve inanıyorum ki Los Angeles’ta bunu zirveye taşıyacağız. Sporcularımızın uluslararası başarıları, sporla yeni tanışacak çocuklarımız için de cesaret kaynağı oluyor. Bu ilginin karşılığını verebilmeliyiz. Daha fazla çocuğumuzun yeteneğini keşfetmesine, daha fazla engelli bireyin günlük hayatında spora yer açmasına imkân sağlamalıyız" ifadelerini kullandı. Yerel yönetimlere daha fazla sorumluluk çağrısı Komisyon çalışmalarında öne çıkan diğer başlığın yerel yönetimler olduğunu belirten Kasapoğlu, merkezi hükümetin gerçekleştirdiği hamlelerin yerelde daha güçlü çalışmalarla desteklenmesi gerektiğine işaret etti. Araştırmaların, yerel yönetimlerin bu alanda daha çok çalışması, elini taşın altına daha fazla koyması ve daha büyük yatırımlar yapması gerektiğini gösterdiğini ifade eden Kasapoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarını örnek gösterdi. Kasapoğlu, "Bir spor tesisinin kapısının açık olması kadar, her vatandaşımızın o kapıya ulaşabilmesi de önemlidir. Ulaşımından soyunma odasına, eğitim programından antrenör desteğine kadar hizmetin bütününü düşünmek zorundayız. Yerel yönetimler, engelli bireylerin ve ailelerinin ihtiyaçlarını doğrudan dinleyerek bu alanlarda önemli çözümler üretebilir. Belediyeler engelli bireyler için daha fazla çalışmalı" dedi. "Kocaeli’ni bu noktada örnek gösteriyorum" Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin bu alandaki çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Kasapoğlu, şunları söyledi: "Ben bu noktada Kocaeli’de Büyükşehir Belediyemizin bu işin ilerisinde olduğunu gördüm. O yüzden Kocaeli’ni bu noktada örnek gösteriyorum ve değerli başkanımızı ve tüm ekibini gönülden kutluyorum, tebrik ediyorum. Bu tarz iyi uygulamaların başka şehirlerimize de yayılmasını istiyoruz. Bir şehrimizde geliştirilen çözüm, başka bir yerde benzer güçlükleri yaşayan ailelerimizin hayatını kolaylaştırabilir. Önemli olan ilk kimin yaptığı değil, millete hizmette, güzelliklere ve şartsız desteğe kimin omuz verdiğidir. Bu yüzden kurumlarımız arasındaki iş birliğini ve tecrübe paylaşımını değerli buluyor ve destekliyoruz." Sporun birleştiren ruhuyla çalışmaların artırılarak ve güçlendirilerek sürdürülmesi temennisinde bulunan Kasapoğlu son olarak, "Kocaeli 2026 Para Yüzme Avrupa Şampiyonası’nın tüm katılımcılar için keyifli olmasını temenni ediyor, tüm sporcularımıza başarılar diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

Baki Ersoy, Akçakaya’nın tarihi ve manevi mirasını TBMM gündemine taşıdı Haber

Baki Ersoy, Akçakaya’nın tarihi ve manevi mirasını TBMM gündemine taşıdı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; Talas ilçesi Akçakaya Mahallesi’nde bulunan Somuncu Baba Çilehanesi ile kaya oyma yapılar, yeraltı galerileri ve tünellerin korunarak turizme kazandırılması amacıyla TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi sundu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevaplandırması istemiyle sunulan önergede; Somuncu Baba Çilehanesi ve çevresindeki tarihi yapıların bakımının yapılması, ziyarete açık tutulması, rehberlik ve bilgilendirme hizmetlerinin sağlanması ile bölgedeki yeraltı yapılarının korunmasına yönelik çalışmalar soruldu. Ersoy ayrıca; Somuncu Baba’nın manevi mirası ile Akçakaya’nın tarihi dokusunun birlikte değerlendirilerek bölgenin kültür ve inanç turizminde daha güçlü bir konuma getirilmesi ve Kayseri’nin turizm güzergâhlarına dahil edilmesine yönelik Bakanlığın çalışmalarını gündeme taşıdı. Ersoy, sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer verdi; "Talas Akçakaya Mahallemizde bulunan Somuncu Baba Çilehanesi ile kaya oyma yapılar, yeraltı galerileri ve tünellerin korunarak turizme kazandırılması amacıyla konuyu Gazi Meclisimizin gündemine taşıdık. Tarihi ve manevi mirasımızın korunması, Somuncu Baba Çilehanesi’nin bakım ve ziyaret imkanlarının iyileştirilmesi, Akçakaya’nın kültür ve inanç turizmindeki değerinin artırılması amacıyla hazırladığımız yazılı soru önergemizi, Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduk. Akçakaya’nın tarihine ve manevi mirasına sahip çıkacak, konunun takipçisi olacağız."

Süleyman Soylu’dan Rahmi Turan’a tepki Haber

Süleyman Soylu’dan Rahmi Turan’a tepki

AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, gazeteci Rahmi Turan’ın kendisi hakkındaki ifadelerine tepki göstererek, "Devletimizi, kara parayla geliri oluşturulan ve sahibi yurt dışında kanun kaçağı olan Sözcü paçavranızla karıştırmayın" dedi. AK Parti İstanbul Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, İçişleri Bakanı olduğu dönemde PKK terör örgütüne yönelik terörist sayıları vermişti. Gazeteci Rahmi Turan, "Terörle bir yere varılmaz diyorlardı" başlıklı yazısında Soylu’nun verdiği terörist sayılarını ve çerçeve yasayı eleştirdi. Kendisini eleştiren Rahmi Turan’a cevap veren Soylu, Turan’ın on yıllardır köşesini düşmanlık, kutuplaştırma, değerleri ve devleti karalama üzerine kullandığını iddia etti. "Hakkımda son üç yılda ortaya atılan 4 bin 66 iftiraya bir yenisini daha eklemişsiniz" Rahmi Turan’ın Türkiye’de aranan bir kanun kaçağının sahibi olduğu Sözcü Grubu’nun yazarı olduğunu söyleyen Soylu, "Hakkımda son üç yılda ortaya atılan 4 bin 66 iftiraya bir yenisini daha eklemişsiniz. On yıllarca köşenizi düşmanlık, kutuplaştırma, değerlerimizi ve devletimizi karalama üzerine kullandınız. İdamına davul zurna çaldığınız Başbakan Adnan Menderes’in hatırasına ise onlarca defa yenildiniz. Menderes’ten, Demirel’den, Özal’dan, Erbakan’dan, Türkeş’ten ve Erdoğan’dan hep nefret ettiniz. Onların fikirlerini taşıyanlara kin duydunuz. Memlekete hizmet sevdalılarını hep karaladınız. Ben, çocukluğumdan itibaren bu hastalıklı zihniyeti izleye izleye büyüdüm. Bunlarla hesaplaşılacak tek bir yer vardır: Ahiret. Rahmi Turan, biliyorum kalpleriniz var anlamaz; gözleriniz var görmez; kulaklarınız var işitmez" diye konuştu. "İftiralarınızla çarpıtarak okuyucularınızı yanıltabileceğinizi düşünmeniz bayağılıktır" Türkiye’nin milletiyle, askeriyle, jandarmasıyla, polisiyle ve korucusuyla birçok terör örgütüyle mücadele ettiğini ve büyük fedakarlıklarla bu mücadeleyi başardığını vurgulayan Soylu, "Devletimiz terör örgütlerini takip eder, kayıt altında tutar; bunlara ilişkin tespit ve sayıları da İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve MİT Başkanlığı üzerinden tespit eder. Devletin ilgili kurumları bu verileri her altı ayda bir günceller. Ardından bu sayılar ve tespitler, belli periyotlarla yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında değerlendirilir: Yurt içi tehditler, tespitler ve sayıları. Yurt dışı tehditler, tespitler ve sayıları. Yurt içi ve yurt dışı sayılarını dahi birbirinden ayırıp anlayamadığınız için devletin ilgili tüm kurumlarının ve MGK toplantılarının tespitlerini düşmanlığınız ve iftiralarınızla çarpıtarak okuyucularınızı yanıltabileceğinizi düşünmeniz bayağılıktır" dedi. "Devletimizi, Sözcü paçavranızla karıştırmayın" Süleyman Soylu, "Devletimizi, kara parayla geliri oluşturulan ve sahibi yurt dışında kanun kaçağı olan Sözcü paçavranızla karıştırmayın. Devleti hafife alanların acziyetlerine hep şahit olduk, bugün yine şahit oluyoruz. Hem terörle mücadeleye hem de Terörsüz Türkiye’ye fitne sokmak; mücadele eden tüm kahramanlarımızın, şehitlerimizin ve gazilerimizin mücadelesini küçümseyerek yok saymak ve bühtanda bulunmak, şahsınızın acziyetine mahsustur. Okuyucularınızı on yıllarca aldattınız. Bari bu şerefli meseleye iftira atarak günahlarınızı katlamayın. Ve kendinize her dürüst adamın soracağı şu soruyu sorun: ‘Patronun kim, nerede?" ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz" Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Cumhuriyetimizin ilk asrının yarısını heba ettiğimiz terör meselesini geride bırakıyoruz. 40 yılı aşkın süredir devam eden binlerce insanımızın şehit olduğu, on binlerce insanımızın öldüğü, köylerin, kentlerin yıkıldığı, tarumar olduğu bu süreci artık geride bırakıyoruz. Bu memlekette Türkler de, Kürtler de, diğer etnik yapılardan insanlar da bir ve beraber olarak Allah'ın izniyle yoluna devam edecektir" dedi. 10 Ağustos Pazartesi günü başlayan Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Forumu'nun kapanış programı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ve İstanbul Valisi Davut Gül'ün katılımıyla gerçekleşti. Program, genç hafız Muhammed Esed Can'ın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. "Genç Diplomasi Forumu'nun bundan sonra geleneksel bir hale geleceğini görüyoruz" Programda konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, Genç Diplomasi Derneğinin başkan yöneticilerini ve tüm katılımcıları selamladı. Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda etkinliği gerçekleştirenlere teşekkür eden Kurtulmuş, "Ümit ediyoruz ki bu adada bundan sonra da yapılacak olan çalışmalarla Türkiye'nin ve dünyanın geleceğine ilişkin fikirlerin ortaya konulması ve dünyanın gerçekten güçlü, aydınlık bir geleceğe hazırlanması için çalışmaların gerçekleştirilmesi mümkün olsun. Özellikle bugün burada icra ettiğimiz 6 günlük bu programın son toplantısıyla birlikte aslında Genç Diplomasi Forumunun artık bundan sonra geleneksel bir hale geleceğini görüyoruz. İnşallah bundan sonra devam edecektir ve çok başarılı çalışmaları ileriye doğru taşıyacaksınız" dedi. "Amerika'nın liderliğini yaptığı, dünyanın her yerini yönettiğini zannettiği bir dönem geride kaldı" Dünya siyaseti ve dünyayı anlamak bakımından zor bir dönem olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, "Özellikle İkinci Dünya Savaşı'nda kurulmuş olan dünya sisteminin bugün neredeyse bütün kurumları, bütün kuralları ve hatta kavramları hak ile yeksan olmuş, geçerliliğini yitirmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nın o yıkıntılarının ardından kurulan sistemle birlikte 45 yıl devam eden Soğuk Savaş dönemi dünyayı ikiye ayırmış, bir tarafta Sovyetler Birliği ekseninde bir dünya, onun karşısında da Amerika Birleşik Devletleri ekseninde iki kutuplu bir dünya hükümran olmuştu. O dönemin içerisinde adı üstünde Soğuk Savaş'ın gereği olarak birçok ülkede çatışmaların, gerilimlerin ve iki tarafın büyük mücadelelerinin sürdüğünü hatırlıyoruz. O ülkelerden birisi de Türkiye'ydi. Özellikle o dönemde Türkiye, Soğuk Savaş'ın maalesef o soğuk yüzüne şahit olmuş en talihsiz ülkelerden birisiydi. Bunu ne için söylüyorum? Soğuk Savaş'ın ideolojik kamplaşmalarının bir sonucu olarak Türkiye'de 1980 öncesi özellikle sağ ve sol ayrımı ortaya konulmuş, binlerce gencecik evladımız bu çatışmalarda yitirilmişti. Şimdi 90'dan sonra yeni bir dünya ortaya çıktı. Soğuk Savaş'ın sona ermesinin sembolü Berlin Duvarı'nın yıkılmasıydı. 1990'dan sonra 2021 yılının yazına kadar, yani Amerika Birleşik Devletleri Afganistan'dan apar topar çekildiği, o uçaklardan insanların yere düşer gibi uçaklara sarıldığı o görüntülerle birlikte tek kutuplu dünya sistemi de çöktü. Amerika'nın liderliğini yaptığı, dünyanın her yerini yönettiğini zannettiği bir dönem geride kaldı" ifadelerini kullandı. "Türkiye yeni dünyanın, çok merkezli dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir" Yeni bir dönemin açıldığına dikkat çeken Kurtulmuş, "Bu dönemin bundan sonra nasıl tecelli edeceğini, nasıl şekilleneceğini bugünden tahmin etmek tamamıyla mümkün olmayabilir. Ama şunu çok açık söyleyebiliriz ki, nasıl gelişirse gelişsin bundan sonraki dünya sisteminin en önemli birincil özelliği çok kutuplu, daha doğrusu çok merkezli bir dünya sistemi olacağıdır. Yani dünyanın birçok yerinde farklı ülkeler, farklı bölgeler öne çıkacak; bu ülkeler yeni dünyanın sisteminin kurulabilmesi için büyük bir mücadelenin içinde olacaklardır. Sizi temin ederek söylüyorum; Türkiye yeni dünyanın, çok merkezli dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir ve Türkiye yakaladığı bu ivmeyle Allah'ın izniyle önlenemeyecek bir yükselişin henüz başlangıcındadır. Şimdi bu çok kutuplu sistem içerisinde geleceğe en iyi Bu çok kutuplu sistem içerisinde geleceğe en iyi hazırlanan, önüne konulan gündemleri değil, kendi gündemlerini belirleyerek geleceğe hazırlanan ülkeler, o ülkelerin gençleri, o ülkelerin sadece devlet yapısı değil; akademisi, entelektüel çevreleri ve fikir üreten merkezleri yani hazırlık yapan ülkeler bundan sonraki yarışta çok etkili olacaklardır. Allaha çok şükür, Türkiye bu yakaladığı ivmeyle hemen her alanda öne çıkan dünya çapındaki hamleleriyle fevkalade değerli bir sürecin başındadır. Allah'ın izniyle sizin döneminiz Türkiye'nin önlenemez yükselişinin yaşanacağı altın bir dönem olacaktır" şeklinde konuştu "Türkiye sorun çözücü, müzakereci diplomasi anlayışıyla masada her zaman olumlu katkı sunan ülkelerden birisi olmuştur" Türkiye'nin müzakereci bir dış politika anlayışına sahip olduğunu aktaran Kurtulmuş, şunları söyledi: "Önümüzdeki mesele ne kadar zor olursa olsun hiçbir meselenin diplomasi masasında konuşulmaması mümkün değildir. En zor meseleyi diplomasi masasına getirip konuşabilecek, tartışacak ve buradan Türkiye'nin lehine sonuçlar devşirebilecek bir dış politika algısına ve gücüne sahibiz. Bu sadece Türkiye'nin meseleleri değil, Türkiye'nin etrafındaki ülkeleri ilgilendiren meselelerde de böyledir. Örneğin Rusya ile Ukrayna arasındaki meselede bütün Batı ülkeleri sorunu çözmek konusunda aciz kalırken burada, İstanbul'da 2022 yılının Mart ayında Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde iki taraf aynı masa etrafında toparlandı ve müzakere etmeye başladılar. İnşallah birçok bölgede devam eden çatışmalar da Türkiye'nin bu anlayışı sayesinde çok ciddi şekilde çözüm istikametinde ilerleyecektir." "Türkiye'nin bir tane ekseni vardır, o da kendisinin milli, yerli eksenidir; Türkiye'nin eksenidir" Türkiye'nin dış politikasının bir diğer özelliğinin aktif bir dış politika olduğunu belirten Kurtulmuş, "Türkiye aktif ve çok taraflı bir politikayla sadece dünyanın bölge ülkesi, belli ülkeleri, belli çevreleriyle değil, başta içinde bulunduğumuz bu zor coğrafya açık söyleyelim, insanlığın en zor yaşadığı coğrafyasında, sorunların her birinin devasa boyutlarda olduğu bu coğrafyada Türkiye aktif ve çok taraflı bir dış politikayı icra etmektedir. Türkiye birkaç hafta evvel NATO zirvelerine parlamenter başkanı hem liderler zirvelerine ev sahipliği yaptı. Türkiye NATO üyesi, Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi, Türkiye Avrupa Birliği'nin aday ülkelerinden birisi, Türkiye Balkanlar'ın bir parçası, Türkiye Kafkaslar'ın parçası, Türkiye geniş coğrafyamızda Türk dünyasıyla ilişkilerini geliştirmekte olan bir ülke. Yani bir seferde saydığınızda onun üzerinde Karadeniz Ekonomik İşbirliği Grubu'ndan tutun birçok Körfez İşbirliği'ne kadar birçok çevreyle ilişkisi olan bir ülke. Yani Türkiye'nin yönü sadece bir tarafa dönük değildir. Baştan beri Türkiye'de belli çevrelerin aklı aklının almadığı, zaman zaman da bizi eleştirdiği nokta biliyorsunuz Türkiye'nin eksen kaymasına uğradığıdır. O beylerin eksenden anladığı Batı'nın arkasında hizaya girmektir. Bizim eksenden anladığımız ise şudur, Türkiye'nin bir tane ekseni vardır, o da kendisinin milli, yerli eksenidir; Türkiye'nin eksenidir" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye olarak parlamenter diplomasi alanında da çok güçlü bir çabayı ortaya koyuyoruz" Türkiye'nin dış politikasının önemli özelliğinin ilkeli olması olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Biz bu kadar zor coğrafyada bir kapının arkasında başkasına bir şey, bir başka kapı arkasında başka bir ülkeye tam tersi başka bir şey söylemiyoruz. Ne söylüyorsak kapalı kapılar ardında da aynı şeyi söylüyor, meydanlarda da aynı şeyi söylüyoruz. Böylece bu ilkeli tutumumuz, ilkeli tutumumuz dünyanın birçok meselesine karşı ilkesiz ve günübirlik yaklaşan ülkelere de bir şekilde onlara da hizalanma mecburiyetine getiriyor. Dolayısıyla Türkiye, bu ilkeli dış politika duruşunu sürdürerek sorunların çözümüne de ciddi şekilde katkı sunacaktır. Bir başka önemli özelliğimiz ise dış politikada çok katmanlı bir dış politika izliyoruz. Başta Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu, bugün dünyada birçok ülke tarafından takdirle, gıptayla izlenen liderlik diplomasisi olmak üzere dünyanın birçok alanında farklı katmanlardaki diplomatik çabalarımızla Türkiye'nin gücünü artırmaya gayret ediyoruz. Üyesi olduğumuz ya da iş birliği içerisinde olduğumuz bütün uluslararası kuruluşlarla irtibatımızı en üst seviyede devam ettiriyoruz. Ayrıca Türkiye olarak parlamenter diplomasi alanında da çok güçlü bir çabayı ortaya koyuyoruz. Dışişleri Komisyonumuz, ilgili dış komisyonlarımız, NATO gibi, AKPM gibi, Avrupa Parlamentosu gibi bütün uluslararası platformlarda Türkiye'yi en üst seviyede, en iyi şekilde temsil ediyoruz ve parlamenter diplomasinin her imkanından istifade ediyoruz" şeklinde konuştu

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.