Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tasarım

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tasarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da üretilen Boreal satışa çıkıyor Haber

Bursa’da üretilen Boreal satışa çıkıyor

Boreal, Renault’nun C segmentindeki uluslararası büyüme stratejisinin kilit modellerinden biri olarak öne çıkarken, markanın uluslararası pazarlarda büyüme ve elektrifikasyon hedeflerine de önemli katkı sağlıyor. Modern tasarımı, gelişmiş teknolojileri, bağlantılı sürüş deneyimi ve geniş yaşam alanıyla Boreal, Renault’nun Türkiye’deki SUV ürün gamında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Renault Boreal, Türkiye pazarı için üretimin yanı sıra Bursa’dan Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Sahra Altı Afrika’daki ülkelere ihraç edilerek Türkiye’nin Renault’nun küresel üretim ve ihracat ağındaki stratejik konumunu daha da pekiştiriyor. Türkiye’de yüzde 40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla üretilecek olan Renault Boreal, ÖTV muafiyeti kapsamına girerek kullanıcılara önemli bir avantaj sunuyor. Bu kapsamda kullanıcılar, 200 bin lira tutarında, 6 ay vadeli ve sıfır faizli kredi kampanyasından da yararlanabilecek. Renault Boreal, Türkiye’de 1.3 turbo TCe EDC 145 hp benzinli motorun yanı sıra hibrit araçlara yönelik ÖTV teşvikinden yararlanabilen full hybrid E-Tech 160 hp motor seçeneğiyle de satışa sunuluyor. Verimlilik ve performansı bir araya getiren model, üç farklı donanım seviyesiyle 2 milyon 194 bin liradan başlayan lansmana özel fiyatlarla kullanıcılarla buluşuyor. Müşteri memnuniyetini ve uzun dönemli kullanım güvencesini desteklemek amacıyla Renault Boreal, 7 yıl veya 160 bin kilometreye kadar garanti kapsamıyla satışa sunuluyor. Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu "Renault Boreal, OYAK ve Renault Group iş birliğinin ortaya koyduğu güçlü vizyonu ve Türkiye’nin otomotiv üretimindeki stratejik konumunu net biçimde yansıtan çok değerli bir proje. Boreal’i yalnızca "Türkiye’de üretilen" bir model olarak değil, aynı zamanda "Türkiye için tasarlanan ve Türk kullanıcıların ihtiyaçlarına göre geliştirilen" bir model olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin en büyük segmenti olan ve hızla büyüyen C-SUV segmentinde; güçlü ve iddialı tasarımı, geniş ve ferah yaşam alanı, ileri teknolojileri ve verimli motor seçenekleriyle Renault Boreal’in segmentinde dengeleri değiştirecek bir model olacağına inanıyoruz. Bu güçlü potansiyeline olan güvenimizle, Renault Boreal’in 2027 yılında Türkiye’nin en çok satan otomobili olmasını hedefliyoruz. Bugün Clio, Megane Sedan ve Duster ile Türkiye’nin en güçlü yerli ürün gamlarından birine sahibiz. Bursa’da üreteceğimiz Renault Boreal’in de bu başarı hikayesine katılmasıyla birlikte dört yerli modelden oluşan ürün gamımızı daha da güçlendirecek, pazardaki liderliğimizi daha da ileriye taşıyacağız. Türkiye’de yüzde 40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla üretilecek olan Renault Boreal, bu sayede ÖTV muafiyetinden yararlanabilecek. Modelin, uzun süredir bu segmentte yeni bir model bekleyen müşterilerimiz için önemli bir alternatif oluşturacağını düşünüyoruz. Sunduğu yüksek teknoloji, üstün konfor ve geniş yaşam alanıyla Renault Boreal’in, ÖTV muafiyetinden yararlanan kullanıcılar tarafından da yoğun ilgi göreceğine inanıyoruz. Renault Boreal için sunduğumuz 7 yıl veya 160 bin kilometreye kadar garanti kapsamıyla müşterilerimize yalnızca yeni bir otomobil değil, uzun yıllar güvenle kullanabilecekleri kapsamlı bir sahiplik deneyimi de sunuyoruz. OYAK ve Renault Group’unun güçlü ortaklığıyla hayata geçirilen bu projenin, ülkemizin otomotiv sanayisine, ihracatına ve ekonomik gelişimine uzun vadeli katkılar sunacak bir başarı hikayesi olacağına inanıyoruz" dedi. Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet "Boreal’i Türkiye pazarına sunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu model, yıllar süren adanmışlığın, titiz çalışmaların ve sarsılmaz kararlılığın somut bir yansımasını ortaya koyuyor. Elde edilen bu başarı; Renault Group’un uluslararası ekipleri arasındaki güçlü koordinasyonu, yakın iş birliğini ve üstün çabayı gözler önüne seriyor. Boreal, yalnızca yeni bir model olmanın ötesinde, ortak hedeflerimizin ve kolektif uzmanlığımızın güçlü bir ifadesini temsil ediyor. Yoğun rekabetin yaşandığı C-SUV segmentinde Boreal, kendine özgü nitelikleriyle belirgin bir şekilde farklılaşıyor. Geniş ve rafine iç mekânı, iddialı dış tasarımı, ileri teknoloji E-Tech full hybrid motoru ve Google entegreli, bağlantılı OpenR Link multimedya sistemiyle Türk kullanıcılarının beklentilerine eksiksiz bir yanıt veriyor. Ürün özelliklerinin ötesinde Boreal, aynı zamanda stratejik bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bursa’daki Oyak Renault kampüsümüzde üretilecek olması hem iç pazardaki talebi destekleyecek hem de ihracat hedeflerimize katkı sağlayarak Türkiye’nin küresel otomotiv ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirecek. SUV segmentinde Duster ile yakalanan güçlü ivmenin üzerine inşa edilen Boreal, bu başarıyı C segmentine taşıyarak bir üst seviyeye çıkarıyor. Aynı zamanda Renault Group’un uluslararası stratejik planını tutarlı bir şekilde hayata geçirme ve vizyonunu somut sonuçlara dönüştürme yetkinliğini de açıkça ortaya koyuyor. Değerli ortağımız OYAK ile, yerel yetkinliklerimizi geliştirmeye, ekiplerimizi güçlendirmeye ve Türkiye otomotiv ekosisteminin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz" şeklinde konuştu Türkiye, Renault’nun küresel üretim ağında stratejik rolünü güçlendiriyor Bursa’da Megane Sedan ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilen Clio ve Duster’ın ardından Renault Boreal’in de yerli üretim portföyüne katılması, Türkiye’nin yüksek katma değerli araç üretimindeki rolünü daha da güçlendirirken, Renault’nun küresel büyüme planındaki stratejik önemini de ortaya koyuyor. Renault, özellikle C ve D segmentlerindeki varlığını güçlendirmeyi hedeflerken, Türkiye bu stratejinin önemli üretim merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Boreal’in üretimiyle birlikte OYAK Renault Bursa Fabrikaları, modelin uluslararası pazarlara ihracatıyla hem iç pazar hem de ihracat operasyonlarındaki rolünü daha da güçlendiriyor. SUV modellerin toplam pazardaki ağırlığının her geçen gün arttığı Türkiye’de Renault Boreal, markanın C segmentindeki iddiasını güçlendiren önemli modellerden biri olarak öne çıkıyor. Renault, Türkiye’deki üretim gücünü uluslararası ölçekte büyüme hedefleriyle birleştirerek Boreal’i global başarı hikâyesinin önemli parçalarından biri olarak konumlandırıyor. Güçlü, zarif ve dikkat çekici SUV tasarımı Renault Boreal heybetli gövde yapısı, keskin omuz çizgileri, güçlü ön tasarımı ve modern ışık imzası modelin güçlü duruşunu ilk bakışta hissettiriyor. 4,56 metre uzunluğu ve 2,70 metre aks mesafesiyle Renault Boreal, C segmenti ortalamalarının üzerine çıkan ve D segmentini çağrıştıran boyutlarıyla dikkat çekiyor. Geniş iç yaşam alanı ve 630 litreye varan bagaj hacmiyle segmentinde farkını ortaya koyuyor. Gövde rengi ön ızgara, yeni "Nouvel’R" logosu, ince LED far tasarımı ve Niagara konseptinden ilham alan ışık imzası aracın modern karakterini vurguluyor. Yan profilde dikkat çeken güçlü çamurluk yapısı ve akıcı tavan çizgisi, Boreal’in hem şehir içinde hem uzun yol kullanımında premium algısını güçlendiriyor. 19 inç elmas kesim jantlar, siyah tavan, elektrikli açılır panoramik cam tavan ise modele üst segment bir nitelik kazandırıyor. Renault Boreal’in iç mekanı, dijital teknolojiler ve konforu bir araya getiren modern ve ferah bir yaşam alanı sunuyor. Ergonomik tasarım anlayışıyla şekillendirilen kokpit, sürücü odaklı yapısı ve geniş ekran teknolojileriyle dikkat çekiyor. Modelde 10 inç dijital gösterge ekranı ve 10 inç merkezi openR link multimedya ekranı birlikte sunuluyor. Ergonomik yerleşim sayesinde sürücünün dikkati yolda kalırken, bağlantılı teknolojilere erişim kolaylaşıyor. Çok işlevli direksiyon simidi arkasında bulunan vites seçici kulakçıklar iç mekandaki modern atmosferi destekliyor. 48 farklı renk seçeneğine sahip ambiyans aydınlatması, Multi-Sense sürüş modlarına göre otomatik olarak değişebiliyor. İç mekanda kullanılan yumuşak dokulu yüzeyler, lazer işlemeli dekoratif detaylar ve kontrast dikişli koltuklar yüksek kalite algısını güçlendiriyor. Türkiye pazarı için özel olarak sunulan gri tonlu perfore döşeme seçeneği, Boreal’in modern karakterine farklı bir imza katıyor. Elektrikli ön koltuklar, hafızalı ve masaj fonksiyonlu sürücü koltuğu, çift bölgeli otomatik klima, soğutmalı kablosuz şarj ünitesi ve geniş saklama alanları günlük kullanımı daha konforlu hale getiriyor. Arka koltuklarda sunulan havalandırma kanalları, USB-C girişleri, arka kol dayama ve Easy Break arka koltuk katlama sistemi de aile kullanımını destekleyen detaylar arasında yer alıyor. 630 litreye varan bagaj hacmi, arka koltuklar yatırıldığında 1.868 litreye kadar ulaşıyor. Düşük yükleme eşiği ise kullanım kolaylığı sağlıyor. Google entegre bağlantılı sürüş deneyimi Bağlantılı araç teknolojilerinde öncü markalardan biri olan Renault, yeni Boreal modeliyle de gelişmiş dijital ekosistem ve bağlantılı sürüş özelliklerini kullanıcılarla buluşturuyor. openR link multimedya sistemi sayesinde kullanıcılar Google Haritalar, Google Asistan ve Google Play uygulamalarına doğrudan erişebiliyor, evlerindeki Google Home entegrasyonuna uygun akıllı cihazlarını yönetebiliyor. Gerçek zamanlı trafik bilgileri, sesli komut sistemi ve kişiselleştirilmiş dijital deneyim, Boreal’i günlük yaşamın doğal bir uzantısına dönüştürüyor. Youtube, Spotify, Prime Video, HBO Max, Waze ve Vivaldi gibi popüler uygulamalar sistem içerisinde kullanılabiliyor. Uzaktan OTA güncelleme altyapısı sayesinde bilgi-eğlence sistemi ve sürüş destek teknolojileri sürekli güncel kalabiliyor. My Renault uygulaması üzerinden kullanıcılar araçlarının kornasını ve ışıklarını uzaktan etkinleştirebiliyor ve araç konumunu görüntüleyebiliyor. Renault Boreal’de ayrıca Jean-Michel Jarre iş birliğiyle geliştirilen Harman Kardon premium ses sistemi de yer alıyor. On hoparlörlü ve 435 Watt gücündeki sistem; Stüdyo, Konser, Kulüp ve Salon dahil olmak üzere farklı ses atmosferleriyle sürükleyici bir deneyim sunuyor. Gelişmiş sürüş destek sistemleri Renault Boreal, aktif güvenlik ve sürüş destek sistemleri konusunda segmentinin en kapsamlı modellerinden biri olarak konumlanıyor. Modelde versiyona ve donanım seviyesine bağlı olarak 25 adede kadar gelişmiş ADAS teknolojisi sunuluyor. Şerit Takip Asistanı, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Güvenli Çıkış Asistanı, Arka Çapraz Trafik Uyarısı ve Acil Duruş Asistanı gibi teknolojiler sürüş güvenliğini artırıyor. Seviye 2 otonom sürüş desteği sunan Aktif Sürüş Yardımı sistemi; dur & kalk özellikli adaptif hız sabitleyici ve şerit ortalama fonksiyonunu bir araya getirerek yoğun trafikte sürüşü daha konforlu hale getiriyor. Eller Serbest Park Sistemi ve 360 derece çevre görüş kamerası sayesinde araç paralel veya dikey park manevralarını sürücü müdahalesi olmadan gerçekleştirebiliyor. Full LED far teknolojisi ise gece sürüşlerinde görüş kalitesini artırırken diğer sürücüler için göz kamaşmasını azaltıyor. Verimli motor seçenekleri ve EDC otomatik şanzıman Renault Boreal performans, verimlilik ve sürüş konforunu bir araya getiren full hybrid E-Tech 160 hp, 1.3 turbo TCe EDC 145 hp ve hybrid E-Tech 4x4 150 hp motor seçenekleriyle geliştirildi. Boreal, Türkiye’de lansman döneminde full hybrid E-Tech 160 hp ve turbo TCe EDC 145 hp motor seçenekleriyle satışa sunuluyor. 2026 yılının son çeyreğinde sunulan motor seçeneklerine hybrid E-Tech 4x4 150 hp versiyonu da eklenecek ve müşteri beklentileriyle buluşacak. 1.3 turbo TCe EDC 145 hp benzinli motor ve 6 ileri ıslak çift kavramalı (EDC) motor seçeneği ise performans ve sürüş konforunu dengeli bir şekilde bir araya getiriyor. Bu versiyon, WLTP normlarına göre 149 gram/kilometre karma CO emisyon değeri ve 6,6 litre/100 kilometre karma yakıt tüketimi değerlerine sahip. Renault Boreal full hybrid E-Tech 160 hp versiyonu ise özellikle verimlilik odaklı bir sürüş deneyimi sunuyor. Sisteminin kalbinde, Türkiye’de Oyak Horse tarafından Bursa’da üretilen ve dünyaya ihraç edilen HR18 kodlu hibrit motoru yer alıyor. Şehir içinde yüzde 80’e kadar elektrikli sürüş gerçekleştirebilen sistem, 110 kilometre/saat hıza kadar elektrikli sürüş imkanı sağlayabiliyor. Çok modlu otomatik şanzımanla sunulan model, WLTP normlarına göre 108 gram/kilometre karma CO emisyon değeri ve 4,8 litre/100 kilometre karma yakıt tüketimiyle dikkat çekiyor. Multi-Sense sürüş sistemi; Eco, Comfort, Sport ve Perso modlarının yanında yeni Smart Mod seçeneğiyle geliyor. Sistem; direksiyon sertliği, motor tepkisi, ambiyans aydınlatması ve ses atmosferini sürüş şartlarına göre otomatik olarak adapte edebiliyor.

DİJİTAL BAĞIMSIZLIK İÇİN ORTAK ÇAĞRI Haber

DİJİTAL BAĞIMSIZLIK İÇİN ORTAK ÇAĞRI

Etkinliğe, Marmara ve İç Anadolu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (MARSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, Bilişim Sektörü iş İnsanları Derneği (BİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, TOBB Yazılım Meclisi Endüstriyel Yazılımlar Sektör Başkanı İlhan Özdemir, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Çetin Öztürk, Bursa İş Kadınları Derneği (BUİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır ve çok sayıda dinleyici katıldı. Toplantının açılışında konuşan MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın “Toplantının adı olan ‘Mühendislikte Dijital Bağımsızlık’ ismi çok kıymetli. Bu isim için İdris Başkanıma çok teşekkür ederim. ‘Bağımsızlık’ çok önemli bir kelime. Ülkemizin, çocuklarımızın geleceği için bu kelime çok önemli. NOSAB belki Türkiye’nin en yeşil organize sanayi bölgesi. Çok sayıda fabrika bulunmasına rağmen, kullandığımız yazılımlar eğer yerli olmazsa NOSAB binalardan ibaret kalır. Üretimden, verimlilikten bahsedemeyiz. Taş, beton yığınına dönüşür. İran Savaşı bize bunu gösterdi. Bağımsızlık bir ülke için altın anahtar. Biz bağımsız olamadığımız sürece, çok büyük sorunlar yaşayabiliriz. Türkiye’de bakış açımızı değiştirerek sorun değil, çözüm tabanlı hareket etmeliyiz” dedi. BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul açılış konuşmasında, “Bugün ülkemizin sanayi, teknoloji ve geleceğini yakından ilgilendiren tam bağımsızlığımızın, mücadelemizin en kritik yani dijital bağımsızlığımızı konuşmak için bir araya geldik. Dijitalliği temellerini oluşturduğu yeni bir bilgi çağı başladı. Ancak çok iyi biliyoruz ki, tasarımı başkasının yazılımıyla yapmak, veriyi başkasının bulutunda tutmak, saklamak, üretimi başka lisanlara bağlı tutmak, bizi sürdürülebilir bir liderliğe taşıyamaz. Mühendislikte dışa bağımlılık sadece maddi bir yük değil, aynı zamanda geleceğe dair egemenliğimiz için en büyük risklerden biridir. Biz bu alanda en iyilerini üretebilecek kapasiteye sahibiz. Bugün burada Mühendislikte dışa bağımlılığın bedelleri ve bu bedellerin nasıl minimize edileceğini konuşacağız” dedi. Doğrul sözlerini, “Burada bulunan bütün misafirlere, panelistlere ve ULUTEK Teknopark’a çok teşekkür ederim. Geleceği kopyalayan değil, geleceği yerli ve milli teknoloji tasarlayan Türkiye idealiyle etkinliğimizin tüm katılımcılar için verimli geçmesini diliyorum” diyerek bitirdi. Toplantının açılış konuşmalarında değerlendirmelerde bulunan NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez de, “Bir tespitimden de bahsetmek isterim. NOSAB Akademi çatısı altında yıl boyunca çok sayıda eğitim, panel, seminer ve çalıştay gerçekleştiriyoruz. Ancak açıkçası bu salonu uzun zamandır ikinci kez bu kadar dolu görüyorum. Bu tablo, bugün ele aldığımız konunun ne kadar önemli ve güncel olduğunu gösteriyor. Demek ki sanayicimiz, mühendisimiz, akademisyenimiz ve teknoloji dünyamız; dijital bağımsızlık, yerli yazılımlar ve mühendislikte rekabet gücü gibi başlıkları yalnızca teknik bir mesele olarak değil, ülkemizin geleceği açısından stratejik bir konu olarak değerlendiriyor. Buradaki yoğun ilgi, aslında hepimizin aynı sorunun peşinde olduğunu gösteriyor: Üreten, geliştiren ve kendi teknolojisini ortaya koyabilen bir Türkiye.” dedi. TOBB Yazılım Meclisi Endüstriyel Yazılımlar Sektör Başkanı İlhan Özdemir de, “Farklı panellere katıldığımda her zaman üzerinde durduğum bir konu var. Mühendislik ve dijital bağımsızlık. Geçen hafta yazılım alanında ithalat-ihracat rakamları açıklandı. İhracat yüzde 4, ithalat ise yüzde 50 oranında artmış. Yani bu şekilde giderse yılın sonuna doğru cari açık 5 milyar dolar olacak. Bu cari açık sürdürülebilir değil. Bundan dolayı dijital bağımsızlık çok önemli” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından TOFAŞ Ürün Mühendisliği Direktörü Erkan Polat ‘Dijital Mühendislik ve Ürün Geliştirme Süreçleri’ isimli konuşmasını ve TUSAŞ İTÜ Arı Teknokent Müdürü Dr. Caner Şentürk ‘Türkiye’de CAD ve Veri bağımsızlığı ihtiyacı isimli konuşmasını sundu. NOSAB Başkanı Erol Gülmez tarafından konuşmacı TOFAŞ Ürün Mühendisliği Direktörü Erkan Polat’a, MARSİFED Başkanı Osman Akın tarafından da konuşmacı TUSAŞ İTÜ Arı Teknokent Müdürü Dr. Caner Şentürk’e plaket takdiminde bulunuldu. Toplantının ilk panelinde, ‘Mühendislikte Dışa Bağımlılık: Bedelini Nerede Ödüyoruz?’ konusu Moderatör Bursa Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Fatih Karpat’ın yönetiminde yapıldı. Panelde; İğrek Makine Ar-Ge Müdürü Fatih İğrek, Mubitek Tasarım Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bintaş, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Çetin Öztürk konuşmacı olarak yer aldı. İlk paneldeki konuşmacılara BİSİAD Başkanı İdris Doğrul tarafından adlarına dikilmiş fidan belgeleri takdim edildi. Kahve molasının ardından ikinci panel ise, ‘Mühendislikte Veri Kopukluğu: Tasarım ve Üretim Arasındaki Kayıp Nasıl Kapatılır’ konusuyla BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul’un moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde; Evok Software Studio Kurucu Ortağı Harun Öztürk, Projesis Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kemahlı, TDM Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı İnönü Alıcı konuşmacı olarak yer aldı. İkinci paneldeki konuşmacılar için hazırlanan fidan belgeleri, MUBİTEK Genel Müdürü Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş tarafından takdim edildi.

Bursa’daki kız lisesi sıfır atıkla örnek oluyor Haber

Bursa’daki kız lisesi sıfır atıkla örnek oluyor

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde yer alan Faik Çelik Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, El Sanatları Teknolojileri, Gıda Teknolojileri ile Yiyecek ve İçecek Hizmetleri alanlarında yürüttüğü "sıfır atık" projeleriyle Türkiye’ye örnek oluyor. Okulun ilgili bölümlerinde neredeyse hiç atık ve çöp çıkarılmıyor, okula gelen çöp kamyonları ise işlem yapmadan boş geri dönüyor. Eğitim kurumunda atıklar; tarımdan mutfağa, aksesuardan sabuna kadar geniş bir yelpazede yeniden üretime kazandırılıyor. Mutfaktan tarlaya Japon "Bokaşi" tekniği Yiyecek ve İçecek Hizmetleri alanında öğretmen ve öğrencilerin iş birliğiyle yürütülen "Mutfaktan Tarlaya Gübre" projesi kapsamında, Japonya’ya özgü "Bokaşi" tekniği kullanılarak sıvı gübre üretimi gerçekleştiriliyor. Meyve ve sebze atıklarını turşu suyuyla fermente ederek sıvı gübreye dönüştüren öğrenciler, işlemin ardından kalan posayı bile çöpe atmayarak katı gübre şeklinde toprağa karıştırıyor ve tarımsal üretime katkı sağlıyor. Atık yağlar ve bitkiler sabuna dönüşüyor Gıda Teknolojisi Alan Öğretmeni Ayten İnal, gıda kimyası dersindeki sabunlaşma konusu kapsamında sıfır atık çalışmaları yürüttüklerini ifade etti. Okul mutfağından toplanan kızartma yağlarını değerlendirdiklerini belirten İnal, yağların kokusunu güzelleştirmek amacıyla içine nane, kekik ve biberiye gibi bitkiler eklediklerini aktardı. Katı yağlar, kuyruk ve iç yağlardan da üretim yaptıklarını dile getiren İnal, bu sabunların el, bilek ve eklem ağrılarına iyi geldiğini bizzat deneyimlediklerini ve öğrencilerle birlikte çevreye fayda sağladıklarını vurguladı. Eski kot pantolonlar ve şişeler tasarımla can buluyor El Sanatları Öğretmeni Nurseven Çetin ise evlerde sıklıkla gözden çıkarılan şişe, plastik ve eski kumaşları tasarım odaklı sıfır atık çalışmalarıyla değerlendirdiklerini anlattı. Atık kot pantolonlardan ve küçük kolonya bidonlarından çanta tasarladıklarını, cam şişeleri vazo ve kalemliğe dönüştürdüklerini belirten Çetin, geleneksel kırkyama kültürünü de yaşatarak kalan kumaşlarla örtü ve çantalar ürettiklerini, bu sürecin öğrencilerin ufkunu açtığını kaydetti. Önceliğimiz her adımda sıfır atık Lise Müdürü Mediha Karasu, daha önce belediyeye teslim ettikleri atık yağları artık okul bünyesinde sabuna dönüştürdüklerini, el sanatları alanında ise kağıt, kumaş ve şişe atıklarından aksesuarlar ürettiklerini ifade etti. Tüm bölümlerde önceliklerinin sıfır atık bilinci aşılamak olduğunu belirten Karasu, bu sayede hem doğayı koruduklarını hem de ülke ekonomisine katkı sunduklarını sözlerine ekledi.

Büyük Türk Mimarı Mimar Sinan Vefatının 438. Yılında Anılıyor Haber

Büyük Türk Mimarı Mimar Sinan Vefatının 438. Yılında Anılıyor

Konuya ilişkin Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nde basın toplantısı düzenleyen Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Mimar Sinan’ı vefatının 438. yılında saygıyla andıklarını belirterek, Sinan’ın eşsiz yapıtlarıyla dünya mimarlığına esin kaynağı olduğunu vurguladı. Sinan’ın görkemli yapılarının dönemin sanat ve mimarlık anlayışının ulaştığı doruk noktasını oluşturduğunu ifade eden Şimşek, “Mimar Sinan’ın görkemli anıt yapıları, başta İstanbul ve Edirne olmak üzere her bir kentin siluetini güçlendiren imgeleriyle döneminin sanat ve mimarlık anlayışının ulaştığı doruk noktasını ortaya koymaktadır. Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’dan yakın doğu coğrafyasına ulaşan farklı bölgelerinden getirilen yapı malzemeleri ile ayağa kaldırılan bu yapıtlar, aynı zamanda döneminin ekonomik ve yönetsel gücünü de ifade etmektedir” şeklinde konuştu. Yüksek sanatın şaheserleri “Koca Sinan’ın her bir mimarlık ürünü ayrı ayrı gezildiğinde, incelendiğinde bütün bu görkemin ve yüksek sanatın yanında hiç şaşmaz bir insan ölçeği de kendini duyumsatır” diyen Şimşek, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bir büyük kubbenin yarım kubbe ve küçük kubbelerle zemine akışı, revak dizilerinin avlu ve yapı arasında açıktan kapalıya mekân geçişkenliğini sağlaması yalnızca görsel bir etki oluşturmaz, çok zengin bir mekân deneyimini de kullanıcısına sunar. Sinan mimarlığının belki de en önemli özelliği, her bir yapısının ‘o’ yere özgü tasarlanmış olması ve ‘biriciklik’ değeri taşımasıdır. Hiçbir yapıtı bir diğerinin kopyası değildir ve bulunduğu mahalleye de kente de bir imge değeri oluşturur. Bu özgün mimarlık aynı zamanda döneminde yaşanabilir, kimlikli ve nitelikli mekânları tanımlamıştır” diye konuştu. Sinan’ın eserleri Dünya Mirası Listesi’nde Mimar Sinan’ın mimarlılığının çağdaş dünya tarafından da takdirle karşılandığına işaret eden Şimşek, “Koca Sinan’ın eserleri ‘üstün evrensel değeri’nin ortaya konularak UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne taşınmaktadır. Süleymaniye ve Selimiye külliyeri ‘insanın yaratıcı dehasının başyapıtları’ tanımlamasıyla bu listede yer almaktadır” dedi. Cumhuriyet devrimi ile kurulan genç Türkiye’nin kültür varlıklarının korunmasının da bir gereklilik olarak görüldüğünü ve Mustafa Kemal Atatürk’ün 1931’de Konya’dan yazdığı telgrafında eski eserlerin bir an önce onarımını istemesinin, bu yaklaşımı ortaya koyduğunu dile getiren Şimşek, Mimar Ali Saim Ülgen’in yine Gazi’nin isteği ile tüm Türkiye’deki Mimar Sinan’ın yapılarını belgelemesinin, genç Cumhuriyet’in kendi kültüründen yoğrulan çağdaşlaşma çabasını gösterdiğine işaret etti. Kente değer katan mimarlık Mimar Sinan’ın yapıtlarının öznesinin insan ve sanat olduğunu değinen Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, “Koca Sinan bizlere; özgün kültür geliştiren, kente değer katan bir mimarlığı öğretmektedir. Cumhuriyet’in kurucu ideası, kültürün modernite ile buluştuğu, geçmişiyle barışık, bilimi esas alan, çağdaş ve özgür yaşamı göstermektedir. Türkiye’nin yapı taşlarını oluşturan bütün bu büyük birikime karşın on yıllardır bilimi yok sayan rant odaklı politikalar nedeniyle plansız programsız büyütülen kentlerimizde, bir aidiyet duygusu oluşturmayan kimliksiz yapılarla donatılmış geniş yerleşim alanlarında toplum, yerel kültüre yabancılaşmış tek düze bir yaşam pratiğine zorlanmaktadır. Çok acı bir biçimde yaşadığımız 6 Şubat Kahramanmaraş ve 20 Şubat Hatay-Samandağ depremleri güneydoğu coğrafyamızı yerle bir ederken, ülkenin farklı yerlerinde yaşanan büyük yangınlar, seller, maden kazaları gibi her türlü doğal ya da insan kaynaklı afetler, yapılı ve doğal çevreyi yok etmekte, büyük can kayıplarına neden olmaktadır” dedi. “İmar politikalarında ‘mimarlık’ yok sayılıyor” Afetler sonrası plansız programsız yükselen yeni yapılaşmaların rantla sarmalanmış plansızlık zihniyetinin devam ettiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Şimşek, afetlerin bahane edilerek çıkartılan yeni yasal düzenlemelerde, mimarlık hizmetlerinin tanımlanmasında ‘mimar’ın ve ‘mimarlık’ın yok sayıldığı imar politikalarından şikayetçi oldu. Kentlerin insan onuruna yaraşır yaşanabilir yerleşimler olabilmesi için mesleki mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini belirten Şimşek, “Mimarın ve mimarlığın yaratıcı süreç ve uygulama sırasında karşılaştığı yıpratıcı ve dönüştürücü ortamda; tüm zorlu koşullara karşın Mimar Sinan’ın mimarlığının öncüllerinden ardıllarına her bir kültür varlığımızın anlamının, değerinin bilincinde olarak; tarihi yerleşimlerimizden çağdaş yaşam alanlarımıza tüm Türkiye’de kentlerimizin özgün kimliğini sürdüren, sağlıklı ve güvenli yapılı çevrelere dönüşmesi; insan onuruna yaraşır yaşanabilir yerleşimler olabilmesi için mesleki mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Mimar Sinan’ı kültürümüze ve uygarlık tarihine yapmış olduğu katkıları nedeniyle saygıyla anarken, O’nun insanı önceleyen mimarlığının izinde olarak, TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi bilimi önceleyen, kamu yararını gözeten insan odaklı tutumunu kararlılıkla sürdürecektir” ifadelerinde bulundu. Mimar Sinan’ı anma etkinlikleri Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak, Mimar Sinan’ı anmak ve onun mimarlık anlayışını farklı yönleriyle ele almak amacıyla ‘Mimar Sinan Haftası’ kapsamında bir dizi etkinlik planladıklarını vurgulayan Şimşek, bu kapsamda; küratörlüğünü Prof. Dr. Aygül Ağır’ın yaptığı ve Doç Dr. Nicola Parisi’nin tablo ve çizimlerinden oluşan “Sinan - Osmanlı Kubbeli Mekânında Tasarım ve Yapım” başlıklı sergi açılışı ve kokteyli, BBB Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Güney Özkılınç tarafından gerçekleştirilecek “Bursa’nın Kültürel Mirası” ile Prof. Dr. Oğuz Ceylan tarafından gerçekleştirilecek “Tarihi Çevrede Yapılaşma Olanakları” konulu söyleşiler ile BUÜ ve İTÜ mimarlık bölümleri iş birliğinde düzenlenen ve yürütücülüğü Dr. Saliha Tupal Yeke tarafından gerçekleştirilecek olan “Doç. Dr. Aras Neftçi ile İstanbul’ da Mimar Sinan’ ı Keşfediyoruz” teknik gezisi planlandıklarını, etkinliklere tüm meslektaşlarını ile ilgilileri davet ettiklerini de sözlerine ekledi. Mimar Sinan’ın Bursa’da eseri yok Mimar Sinan’ın eserleriyle dünya mimarlığına ilham kaynağı oluşturduğunu vurgulayan Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Aytül Küçüközdemir Aydın ise Osmanlı’nın kuruluş dönemi eserlerinin bulunduğu Bursa’da Sinan’ın herhangi bir eserinin bulunduğuna yönelik bir bulguya ulaşılamadığını vurguladı. Ortadoğu Üniversitesi’nden (ODTÜ) bir heyetin yakın geçmişte bulundukları incelemeler neticesinde Bursa’daki Galle Han’ın Mimar Sinan’ın eseri olduğuna dair bilgilerin bulunduğuyla ilgili açıklamaların tarihi gerçekliklerle bağdaşmadığına işaret eden Aydın, konuya ilişkin kendilerinin de araştırmalarda bulunduklarını ancak bugüne değin Galle Han’ın Mimar Sinan’ın eseri olduğuna dair bir belgeye ulaşamadıklarını da sözlerine ekledi.

BTÜ’den Bursa’ya "dirençli mahalle" modeli Haber

BTÜ’den Bursa’ya "dirençli mahalle" modeli

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) toplumla ve şehirle bütünleşen üniversite vizyonu doğrultusunda yürüttüğü bilimsel çalışmalarla kent yaşamına katkı sunmaya devam ediyor. BTÜ, bu kapsamda Bursa’nın daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlayacak bir projeyi daha hayata geçiriyor. Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü Araştırma Görevlisi Merve Dilman Gökkaya’nın yürütücülüğünü yaptığı, Prof. Dr. Gül Sayan Atanur’un danışmanlığını üstlendiği "Mahalle Ölçeğinde Dirençlilik ve Kentsel Sağlık Değerlendirmesine Dayalı Peyzaj Tasarım Modeli" başlıklı proje, desteklenmeye hak kazandı. Proje; mahallelerde daha sağlıklı, yaşanabilir ve afetlere karşı dayanıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sunmayı hedefliyor. Çalışma kapsamında Bursa’da sel, deprem, heyelan gibi afet riskinin yoğun olduğu ve farklı sosyo-ekonomik özelliklere sahip Dikkaldırım, Panayır ve Altınşehir mahalleleri pilot bölge olarak belirlendi. Vatandaşlarla görüşülerek beklentileri dinlendi Araştırmanın ilk aşamasında bu mahallelerde yaşayan vatandaşlarla yüz yüze görüşmeler yapılarak, yaşadıkları çevreye dair beklenti ve ihtiyaçları dinlendi. Çalışmanın ikinci aşamasında ise vatandaşlardan elde edilen veriler ile mahallelerin karşı karşıya olduğu afet riskleri birlikte değerlendirilerek, her bölgenin kendi şartlarına uygun çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. Her mahalleye özgü tasarım yapılacak Proje tamamlandığında, mahallelerin afetlere karşı dayanıklılığının yalnızca betonarme yapılar gibi fiziksel önlemlerle değil; güvenli yaşam alanları, deprem toplanma alanları, sağlıklı altyapı, parklar, yeşil alanlar, ağaçlandırma ve yerel şartlara uygun doğa temelli uygulamalarla da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kentler için yol gösterici olacak Projenin, kentsel planlama ve tasarım süreçlerine önemli katkılar sunmasını beklediklerini ifade eden Proje Yürütücüsü Merve Dilman Gökkaya, "Çalışma ile mahalle ölçeğinde afetlere karşı daha dirençli ve sağlıklı yaşam çevreleri oluşturulmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım ortaya koymayı hedefliyoruz. Proje sonunda elde edeceğimiz çıktılar sayesinde, kentlerde daha güvenli, yaşanabilir ve sürdürülebilir çevrelerin oluşturulmasına yönelik planlama ve tasarım kararlarına yol gösterici öneriler sunmayı da amaçlıyoruz" dedi. Rektör Çağlar: Amacımız bilimsel birikimimizi şehre aktarmak Proje ekibini tebrik eden BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversite olarak bilimsel çalışmaların toplumla doğrudan buluşmasına önem verdiklerini belirtti. Rektör Çağlar, "Üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda bulundukları şehirlerin gelişimine katkı sunan merkezlerdir. Bu proje ile mahalle ölçeğinde daha sağlıklı ve afetlere karşı dayanıklı yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Akademisyenlerimizin yürüttüğü bu tür çalışmaların hem Bursamız hem de diğer şehirler için yol gösterici olacağına inanıyorum" dedi.

Milli Muharip Uçak KAAN’da kadın mühendislerin emeği gökyüzüne taşındı Haber

Milli Muharip Uçak KAAN’da kadın mühendislerin emeği gökyüzüne taşındı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle hazırlanan özel çalışmada bir komponentin tasarım, imalat, kalite kontrol, yüzey işlemleri, montaj hazırlığı ve nihai entegrasyon süreçleri tamamen kadın mühendis, teknisyen ve uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından yürütüldü. Ortaya çıkan komponent başarıyla KAAN-1 üzerine entegre edilerek gökyüzüne uzanan yolculuğundaki yerini aldı. Üretimden entegrasyona: Tüm süreç kadınlara emanet Savunma ve havacılık sanayiinde yüksek hassasiyet, kalite disiplini ve mühendislik mükemmeliyeti gerektiren üretim süreçleri bu özel çalışmada tamamen kadın profesyoneller tarafından yönetildi. Proje kapsamında komponentin program faaliyetleri, tasarım çalışmaları, üretim planlaması, imalat operasyonları, tolerans ve kalite kontrolleri, nihai montaj ve entegrasyon hazırlıkları kadın çalışanların sorumluluğunda gerçekleştirildi. Bu çalışma, yalnızca bir üretim başarısını değil aynı zamanda Türk kadınının savunma sanayiindeki artan rolünü, teknik yetkinliğini ve liderliğini sembolize etmektedir. Gökyüzüne yükselen bir mesaj Yüksek teknolojiye dayalı projelerde kadın istihdamının artırılması, sürdürülebilirlik, inovasyon kapasitesi ve kurumsal dönüşüm açısından stratejik önem taşımaktadır. Millî Muharip Uçak KAAN projesinde görev alan kadın mühendisler ve teknisyenler, yalnızca bir parçayı üretmekle kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin havacılık vizyonuna da güçlü bir imza attı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.