Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tarım

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dış ticarette ihracat ve ithalat geriledi Haber

Dış ticarette ihracat ve ithalat geriledi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan 2026 yılı Mayıs ayına ilişkin geçici dış ticaret istatistikleri açıklandı. Genel ticaret sistemine göre mayıs ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,5 azalarak 22 milyar 461 milyon dolar, ithalat ise yüzde 10,8 düşüşle 28 milyar 71 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 15,6 azalarak 5 milyar 610 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise geçen yıl mayıstaki yüzde 78,9 seviyesinden yüzde 80'e yükseldi. İLK 5 AYDA İHRACAT SINIRLI ARTTI Ocak-Mayıs döneminde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 artışla 111 milyar 118 milyon dolara, ithalat ise yüzde 1,1 artışla 153 milyar 834 milyon dolara ulaştı. Aynı dönemde dış ticaret açığı yüzde 3,6 artarak 42 milyar 716 milyon dolar olurken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 72,2 olarak gerçekleşti. ENERJİ VE ALTIN HARİÇ AÇIK 525 MİLYON DOLAR Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda mayıs ayında ihracat 20 milyar 500 milyon dolar, ithalat ise 21 milyar 25 milyon dolar oldu. Bu kapsamda dış ticaret açığı 525 milyon dolar olarak hesaplanırken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 97,5 seviyesine ulaştı. İMALAT SANAYİ İHRACATTA AĞIRLIĞINI KORUDU Mayıs ayında ekonomik faaliyetlere göre ihracatın yüzde 94,5'ini imalat sanayi oluşturdu. Tarım, ormancılık ve balıkçılığın payı yüzde 3,3, madencilik ve taş ocakçılığının payı ise yüzde 1,6 olarak kaydedildi. İthalatta ise ara malları yüzde 72,7 ile en büyük payı alırken, sermaye mallarının payı yüzde 13,4, tüketim mallarının payı ise yüzde 13,8 oldu. EN FAZLA İHRACAT ALMANYA'YA Mayıs ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 1 milyar 714 milyon dolar olarak gerçekleşti. Almanya'yı ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya takip etti. İlk beş ülke toplam ihracatın yüzde 29,7'sini oluşturdu. İthalatta ise ilk sırada Rusya Federasyonu yer aldı. Rusya'dan yapılan ithalat 3 milyar 758 milyon dolar olurken, Çin, Almanya, ABD ve İtalya sıralamada Rusya'yı izledi. TÜİK verilerine göre mayıs ayında yüksek teknolojili ürünlerin, imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,1 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatındaki payı ise yüzde 11,8 oldu. Bu arada mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre mayıs ayında bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 0,8, ithalat ise yüzde 1,9 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracat yüzde 4,8, ithalat yüzde 4,3 artış gösterdi.

Bursa'nın Neolitik dönemi konuşuldu Haber

Bursa'nın Neolitik dönemi konuşuldu

Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Aktopraklık Höyük Arkeopark ve Açık Hava Müzesi’nde arkeoloji söyleşilerinin 7’nci buluşması düzenlendi. Programın konuğu olan Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Özbal, Bursa’nın Neolitikleşme sürecindeki önemini Yenişehir ilçesindeki Barcın Höyük bulguları üzerinden anlattı. Bursa bölgesinin yalnızca tarım ve hayvancılığın Anadolu’dan Avrupa’ya aktarımında bir “geçiş noktası” olarak kalmadığını vurgulayan Prof. Dr. Özbal, Bursa’nın aynı zamanda yeni yaşam biçimlerinin şekillendiği yaratıcı bir merkez olarak da değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Barcın Höyük’teki bulguların, bölgedeki ilk çiftçi toplulukların sütü tüketmenin ötesine geçerek sütü işlemek için özel kap biçimleri geliştirdiğini ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Özbal, Bursa bölgesinin, süt ürünlerinin işlenmesiyle ilişkilendirilen en erken kap formlarına da ev sahipliği yaptığını söyledi. Çanak çömlek kullanımının erken aşamalarında, ateşte ısıtılmış taşlarla yemek hazırlama gibi yöntemlerin de devrede olduğunun tespit edildiğini söyleyen Prof. Dr. Özbal, bu veriler ışığında Bursa’nın Neolitik dönemde pasif bir köprü değil, beslenme, teknoloji ve gündelik yaşam pratiklerinin dönüşümünde aktif rol oynayan bir bölge olarak öne çıktığını ifade etti. Söyleşide, Barcın Höyük araştırmalarının teknik bilimsel sonuçları, Prof. Dr. Rana Özbal’ın sunumuyla Bursa’nın tarihöncesi mirasını geniş kitlelere anlatacak şekilde sadeleştirilmiş bir dille kamuoyuyla buluşturuldu.

Şadi Özdemir: “Her Yerde Sanayi Yapabiliriz, Ancak Her Yerde Tarım Yapamayız” Haber

Şadi Özdemir: “Her Yerde Sanayi Yapabiliriz, Ancak Her Yerde Tarım Yapamayız”

ÖZEL HABER: ŞEYMA TOP Fadıllı Köyü’nde gerçekleştirilen basın toplantısında gazetecilerle bir araya gelen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa ve Nilüfer’e ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin siyasi ikliminin oldukça sıcak bir dönemden geçtiğini belirten Özdemir, toplantının soru-cevap şeklinde ilerlediğini ifade etti. Tarım arazilerinin korunmasının önemine değinen Özdemir, “Her yerde sanayi yapabiliriz ancak her yerde tarım yapamayız” diyerek verimli toprakların gelecek nesiller için muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Bölgenin tanıtımına önem verdiklerini belirten Özdemir, iki ayda bir düzenlenen Organize Sanayi Bölgesi buluşmalarında sorunların ele alındığını ve çözüm yollarının tartışıldığını kaydetti. Bölgeyi daha yakından tanıdıkça değerini daha iyi anladığını ifade eden Özdemir, bu alanların korunmasının gerekliliğini vurgulayarak, “Bu konuda en önemli güç sizlersiniz” sözleriyle vatandaşların ve basının desteğinin önemine dikkat çekti. Nüfus artış hızına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdemir, mevcut büyüme hızının sürmesi halinde Nilüfer’in Bursa’nın en büyük ilçesi olabileceğini ancak buna uygun bir büyüme alanının bulunmadığını dile getirdi. Toplantıda ayrıca paraşüt tesisleri ve bu alanların sürdürülebilir şekilde yaşatılmasına yönelik çalışmalar hakkında da bilgi verildi. Toplantı, gazetecilerin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti Haber

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının kamuoyunda geniş yer bulduğunu belirten Dervişoğlu, bu tartışmaların ülkenin temel sorunlarını geri plana ittiğini savundu. Türkiye’de enflasyon, hayat pahalılığı, emekli ve çalışanların geçim sıkıntısı gibi önemli meselelerin konuşulması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, yaşanan sürecin iktidarın gündem değiştirme çabası olduğunu öne sürdü. Hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları yansıtmadığını söyledi. Emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücünün giderek düştüğünü belirten Dervişoğlu, artan yaşam maliyetlerinin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını ifade etti. KOBİ’lerin, esnafın ve sanayicilerin yaşadığı finansman sorunlarına dikkat çeken Dervişoğlu, işletmelerin KDV alacaklarının ödenmesi, SGK ve vergi borçlarının kolaylaştırılmış şekilde yapılandırılması gerektiğini söyledi. Çiftçilerin de yüksek maliyetler nedeniyle üretim yapmakta zorlandığını belirten Dervişoğlu, tarımsal üretimi destekleyecek adımların atılmasını istedi. “ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞIYOR” Tarım sektöründeki sorunlara değinen Dervişoğlu, açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. Anadolu’da birçok çiftçinin üretimden uzaklaştığını ileri süren Dervişoğlu, tarım ve hayvancılığın yeniden desteklenmesi gerektiğini ifade etti. TERÖRLE MÜCADELE MESAJI Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, terörle mücadele konusunda hassasiyetlerini koruduklarını söyledi. Şehit ailelerinin acılarının unutulmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, terör örgütlerine yönelik herhangi bir af düzenlemesine karşı olduklarını ifade etti. İYİ Parti’nin bu kapsamda 27 Haziran 2026 tarihinde Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda “Şehitlere Saygı ve Teröre Lanet Mitingi” düzenleyeceğini açıklayan Dervişoğlu, vatandaşları mitinge davet etti.

Erdoğan: Cumhur İttifakı'na duyulan güven bir kez daha ortaya çıktı Haber

Erdoğan: Cumhur İttifakı'na duyulan güven bir kez daha ortaya çıktı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hafta sonu gerçekleştirilen ara seçimlerin sonuçlarını değerlendirerek Cumhur İttifakı'nın önemli bir başarı elde ettiğini söyledi. Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat'ta yapılan seçimlerde 6 beldenin 4'ünde AK Parti'nin, 1'inde ise MHP'nin kazandığını hatırlatan Erdoğan, “Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır.” ifadelerini kullandı. Seçilen belediye başkanlarını tebrik eden Erdoğan, vatandaşların sandığa gösterdiği ilgiden memnuniyet duyduklarını belirtti. CHP’YE SERT ELEŞTİRİLER Konuşmasının önemli bölümünü CHP’de yaşanan kurultay tartışmalarına ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin kendi iç sorunlarını yönetemediğini savundu. CHP’deki tartışmaların taraflarının yine CHP'liler olduğunu belirten Erdoğan, yaşanan sürecin yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Muhalefetin seçim sonuçlarını doğru okuyamadığını öne süren Erdoğan, “Tembel, vizyonsuz, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete fayda gelir.” dedi. NATO ZİRVESİ VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR Türkiye'nin 2026 yılında uluslararası diplomasi alanında önemli organizasyonlara ev sahipliği yapacağını vurgulayan Erdoğan, temmuz ayında Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'nin büyük önem taşıdığını söyledi. Zirveye ABD Başkanı Donald Trump’ın katılacağının açıklanmasının ittifak açısından değerli olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, yıl içerisinde Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi'ne ve Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapılacağını açıkladı. İSRAİL’E TEPKİ: “KARDEŞLERİMİZE YÖNELİK SALDIRILARA GÖZ YUMMAYIZ” Bölgedeki gelişmelere de değinen Erdoğan, İsrail'in Gazze, Lübnan ve Suriye'ye yönelik politikalarını sert sözlerle eleştirdi. İsrail'in bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savunan Erdoğan, Türkiye'nin bölgedeki kardeş halkların güvenliğini kendi güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü söyledi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'taki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini belirten Erdoğan, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklarının ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. ÇİFTÇİLERE DESTEK ARTACAK Tarım alanındaki gelişmelere de değinen Erdoğan, bu yıl yağışların son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ve birçok üründe rekor üretim beklendiğini açıkladı. Buğday üretiminin geçen yıla göre yüzde 27, arpa üretiminin ise yüzde 50 artmasının beklendiğini belirten Erdoğan, artan girdi maliyetleri nedeniyle çiftçilere verilen temel destek ve planlama desteği tutarlarının yükseltileceğini duyurdu. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin hububat alımları için hazırlıklarını tamamladığını ifade eden Erdoğan, üreticilerin ürünlerinin tamamının satın alınacağını ve ödemelerin teslimattan sonraki 21'inci günden itibaren yapılacağını söyledi. Konuşmasının sonunda 2026 FIFA Dünya Kupası yolunda ilk maçına çıkacak Türkiye A Millî Futbol Takımı’na başarılar dileyen Erdoğan, LGS’ye girecek öğrencilere de başarı temennisinde bulundu. Toplantıda ayrıca AK Parti’ye katılan bağımsız İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz’a parti rozeti takıldı.

Organik gübre fiyatları geçen yıl ile aynı Haber

Organik gübre fiyatları geçen yıl ile aynı

Küresel pazardaki hareketlilik nedeniyle kimyasal gübre ve yakıt maliyetlerinin yükselmesi, tarımda yerli ve doğal alternatifleri yeniden gündeme getirdi. Fiyat istikrarını koruyan hayvansal organik gübreler, hem ekonomik yönüyle hem de toprağa sağladığı uzun vadeli korumayla çiftçiler için güçlü bir seçenek oluşturuyor. Bursa’da hayvancılık yapan İsmail Oktay, piyasadaki fahiş fiyat artışlarının hayvansal gübreye yansımadığını vurgulayarak, "Kimyasal gübre fiyatları yüzde 100 artış gösterirken, hayvansal organik gübre fiyatlarında büyük bir değişim yaşanmadı. Geçen yıl 6 tonluk gübreyi 2500 lira civarında satarken, bu yıl yine makul bir artışla 6 tonunu 3 bin liraya çiftçimize sunabiliyoruz. Üreticilerimiz nakliye için araçlarını temin edip geldiklerinde, araçları doldurma işini tamamen biz üstleniyoruz" dedi. Sektördeki en büyük zorluğun iş gücü bulmak olduğunu ve bu işin yüksek el emeği gerektirdiğini belirten Oktay, "Gübre, üretildiği yerde bol ancak bulunmayan bölgelerde pahalı kalıyor. Bugün bir işçiye bir römork gübre sar deseniz, 5 bin lira verseniz dahi sarmak istemiyor. Maddi olarak bize çok büyük bir katkısı olmasa ve depolama şansımız bulunmasa da bu doğal zenginliğin toprağa dönmesi şart" ifadelerini kullandı. Kimyasal gübrelerin toprak yapısına verdiği zarara ve geçici etkilerine dikkati çeken Oktay, doğal gübrenin sunduğu 7 yıllık koruma kalkanını şu sözlerle anlattı: "Kimyasal gübreler yazlık ve kışlık gibi sadece dönemlik etki gösterir ve uzun vadede toprağı körleştirir. Buna karşılık hayvansal gübre, kimyasal gübrelerden çok daha iyi sonuçlar verebilme gücüne sahiptir. Bir hayvan gübresinin toprakta tam 7 yıl süresi vardır. Çiftçilerimiz bizim gübrelerimizi kullanırlarsa, tarlalarını tek bir uygulamayla 7 yıl boyunca korurlar. Bir kere atıp, 7 yıl boyunca hem toprağın yapısını muhafaza ederler hem de yüksek verim alırlar. Dikkat edilmesi gereken tek nokta; yanmış gübrenin hemen serilebileceği, yaş gübrenin ise bir süre bekletilmesi gerektiğidir." Tarım uzmanları da hayvansal organik gübrelerin toprağın sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını belirtiyor. Kimyasal ajanların aksine toprağın organik madde dengesini kuran hayvansal gübreler, toprağın su tutma kapasitesini maksimum seviyeye çıkarırken havalanmasını kolaylaştırıyor. İçeriğindeki zengin besin elementlerini toprağa yavaşça salarak bitkinin 7 yıl boyunca dengeli beslenmesini sağlayan bu yöntem, toprak altındaki yararlı mikroorganizma faaliyetlerini de artırıyor. Erozyon riskini azaltan ve toprağın doğal gözenekli yapısını koruyan hayvansal gübre, tarım arazilerinin çölleşmesini engelleyerek gelecek nesillere verimli bir toprak mirası bırakılmasını sağlıyor.

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor Haber

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi. Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirterek, hastalıktan korunmada kişisel önlemlerin büyük önem taşıdığını vurguladı. KKKA Nedir? Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin kenelerin insanları ısırmasıyla bulaşan bir virüs tarafından oluşturulan ve ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve daha ciddi olgularda kanama gibi bulgu ve belirtiler oluşturarak ölümlere neden olabilen zoonotik, yani hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın ilk olarak Kırım bölgesinde, sonraki yıllarda ise Kongo’da tespit edildiğini belirten Özsoy, 1969 yılında bu iki bölgede görülen virüslerin aynı olduğunun anlaşılması üzerine hastalığın “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” olarak isimlendirildiğini ifade etti. “Vakalar Bahar ve Yaz Aylarında Artıyor” KKKA vakalarının, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği bahar ve yaz aylarında görüldüğünü belirten Özsoy, hastalığın Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat’ta tespit edildiğini söyledi. Hastalığın çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığını kaydeden Özsoy, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük’ün hastalığın yoğun görüldüğü iller arasında yer aldığını dile getirdi. “Bulaşma Yollarına Dikkat” Hastalığın ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaştığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığın bulaştırıcısı olan asıl kene türünün Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Özsoy, bunun yanı sıra hastalığın viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku ve vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabildiğine dikkat çekti. “Belirtiler ve Kuluçka Süreci” Kuluçka döneminin genellikle 1 ila 3 gün arasında değiştiğini, en fazla ise 9 güne kadar uzayabildiğini belirten Özsoy, enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında bu sürenin 5 ila 6 gün, en fazla ise 13 gün olabileceğini ifade etti. “Hastalığın Özel Bir Tedavisi Bulunmuyor” KKKA’nın özel bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Özsoy, tedavinin esasını destek tedavisinin oluşturduğunu söyledi. Günümüzde hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmadığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. “Her Yıl Nisan-Ekim Arasında Görülüyor” Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmaların Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü ifade eden Özsoy, kişisel korunma önlemlerinin alınmasının hastalığın kontrolünde ön planda olduğunu söyledi. Türkiye’de KKKA’nın her yıl nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü, haziran ve temmuz aylarında ise vaka sayılarının zirveye ulaştığını belirten Özsoy, hastalığın yaklaşık yüzde 4-5 oranında ölümcül seyredebildiğini dile getirdi. Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de 17 bin 132 vaka görüldüğünü ve 819 ölüm kaydedildiğini belirterek, en yüksek vaka sayısının 2009 yılında 1.318 vaka olarak gerçekleştiğini, 2017 yılında ise 343 vakanın tespit edildiğini söyledi. Hastalığın halen ülkemiz açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. “Risk Altındaki Meslek Grupları” Hastalığın özellikle endemik bölgelerde yaşayan tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, enfekte hastalarla temas eden sağlık personeli, laboratuvar çalışanları, hasta yakınları, askerler ve kamp yapan kişiler açısından risk oluşturduğunu belirten Özsoy, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Basit Tedbirlerle Korunmak Mümkün” Kene yönünden riskli alanlara gidilirken vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özsoy, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasının ve açık renkli kıyafetlerin kullanılmasının kenelerin fark edilmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Riskli alanlardan dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Özsoy, kene tutunması halinde çıplak elle temas edilmeden uygun bir malzeme yardımıyla çıkarılması gerektiğini söyledi. Kenenin erken çıkarılmasının hastalığın bulaşma riskini azalttığını belirten Özsoy, kişinin keneyi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade etti. Hayvanların sağlıklı görünse bile hastalığı taşıyabileceğine dikkat çeken Özsoy, hayvanların kanı, vücut sıvıları ve dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğini söyledi. “Kene Çıplak Elle Ezilmemeli” Kenelerin uçan ya da zıplayan canlılar olmadığını, yerden yürüyerek insan vücuduna tırmandığını belirten Özsoy, vücuda tutunan veya hayvanlar üzerinde bulunan kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi ve patlatılmaması gerektiğini vurguladı. Kenelerin üzerine sigara basılması ya da kolonya ve gaz yağı gibi maddeler dökülmesinin yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Özsoy, bunun kenenin kasılmasına neden olarak virüsü kişiye bulaştırma riskini artırabileceğini söyledi. “Temas Sonrası Takip Önemli” Kene tutunan kişilerin 10 gün boyunca halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini izlemeleri gerektiğini belirten Özsoy, bu belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Maruz kalan kişilerin günlük vücut ısısı ölçümü ve haftalık tam kan sayımı da dahil olmak üzere iki haftalık bir izlem sürecinden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Özsoy, karantina uygulanmasına gerek olmadığını söyledi. İzlem döneminde ateşli bir hastalık gelişmesi durumunda tanısal testlerin yapılması gerektiğini belirten Özsoy, Ribavirinin koruyucu amaçla kullanımının rolünün ise halen netlik kazanmadığını ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. “Çevre Temizliğinde Çamaşır Suyu Etkili” Çevre temizliği konusunda da bilgi veren Özsoy, sodyum hipokloritin, yani çamaşır suyunun virüse karşı oldukça etkili olduğunu söyledi. Kan ve vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeylerde 1’e 10’luk solüsyonların kullanıldığını belirten Özsoy, organik materyaller uzaklaştırıldıktan sonra uygulanmasının etkinliği artırdığını ifade etti. Hazırlanan solüsyonların 24 saat sonra etkinliğinin azaldığını kaydeden Özsoy, bu nedenle günlük hazırlanması gerektiğini ve hazırlanan ortamın iyi havalandırılmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.