Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tarih

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Osmangazi’de modern müzecilik söyleşisi Haber

Bursa Osmangazi’de modern müzecilik söyleşisi

Bursa Osmangazi Belediyesi’nin Müzeler Haftası kapsamında düzenlediği söyleşide modern müzeciliğin gelişimi, müzelerin kültürel hafızadaki rolü değerlendirilerek, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin dünya çapındaki önemine işaret edildi. Osmangazi Belediyesi’nin Müzeler Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi ve Bursa’da Modern Müzeciliğin Gelişimi” söyleşisi, tarih, kültür ve müzecilik alanına ilgi duyan vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde düzenlenen programda, modern müzeciliğin gelişimi, müzelerin toplumsal hafızadaki yeri ve Bursa’nın müzecilik alanındaki öncü kimliği ele alındı. Sevdanur Duman’ın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşiye, araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu ile Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, müzelerin yalnızca tarihi eserlerin sergilendiği alanlar olmadığı, aynı zamanda kültürel belleğin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli rol üstlenen yaşam alanları olduğu vurgulandı. “PANORAMA 1326 BURSA FETİH MÜZESİ DÜNYADA ENDER MÜZELERDEN BİRİ” Söyleşide konuşan araştırmacı-yazar Raif Kaplanoğlu, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin dünyada ender müzelerden biri olduğunu belirterek, “İstanbul’daki panoramik müzeden farklı olarak Bursa, 20 yıllık süreci anlatan hikâyesiyle müzeciliğe yeni bir bakış açısı getirdi” dedi. Bu kapsamda Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin öneminin altını çizen Kaplanoğlu, İstanbul’daki panoramik müzeden daha güzel olduğunu belirterek “Müzemizin, İstanbul’daki panoramik müzeden farkı; İstanbul’daki müze bir anı, bir saniyelik görüntüyü resmediyor ama Bursa, belli bir anı değil, daha geniş bir alanı, 20 yıllık süreci anlatan bir hikayesiyle, diğer panoramik müzelere göre farklı bir bakış açısı getirdi. Panoramik müzelerin nasıl kullanılması konusunda önemli bir hizmet sundu. O açıdan Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, Türkiye için, dünya için çok önemli, dünyada ender müzelerden biri” ifadelerini kullandı. “DUYGU VE DENEYİM AĞIRLIKLI MÜZELERE GEÇİLDİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ” Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan da, Bursa’nın 1900’lü yılların en başından itibaren müzelerin temelinin atıldığı bir kent olduğunu vurguladı. Cumhuriyet döneminde kentin bu özelliğini sürdürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan “Günümüzde tematik müzelere, hatta yapay zeka destekli duygu ve deneyim ağırlıklı müzelere geçildiğini görmekteyiz. Şu an içerisinde bulunduğumuz müze duygu ve deneyim odaklıdır, bu yüzden etkisi çok daha fazladır. Müzeciliğin gittikçe daha gelişeceğini ve deneyimli ağırlıklı olacağını, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin de bu anlamda örnek olduğunu söyleyebilirim” açıklamalarında bulundu. Söyleşi sonunda konuşmacılar, dinleyicilerin sorularını yanıtladı.

Fetih sergisi Bursalıları bekliyor Haber

Fetih sergisi Bursalıları bekliyor

Yıldırım Belediyesi, ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığı 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini; tarihi, kültürel ve felsefi açıdan ele almaya devam ediyor. Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümü nedeniyle Yıldırım Belediyesi’nin, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü iş birliğiyle düzenlediği sergi açıldı. Hat, tezhip, minyatür ve ebru dallarında, 73 eserin yer aldığı ‘Fetih Sergisi’ 18 Mayıs tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Bursa Güzel Sanatlar Galerisi’ndeki ( Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu) serginin açılışına Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Sait Liman, Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Başkanı Doc. Dr. İbrahim Öztahtalı, akademisyenler, öğrenciler, sanatseverler ve vatandaşlar katıldı. "Gelecek nesillere aktarıyoruz" Fetih Sergisi’nin açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılının sadece bir tarih değil, aynı zamanda güçlü bir medeniyet idraki olduğunu belirterek, "Bursa’nın fethi; inançla, sabırla ve yüksek bir ideal uğruna verilen mücadelenin adıdır. Bizler de ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığımız 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, bu büyük mirası hemşehrilerimizle birlikte yeniden anlamayı ve gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyoruz. Tiyatrodan söyleşilere, sergilerden yarışmalara kadar çeşitli etkinliklerle tarihimize sadece bakmıyor, onu yaşıyor ve yaşatıyoruz. Yıldırım’ı kültür ve düşünceyle besleyen bir şehir haline getirme hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. "Ruhunu kaybetmeyen şehir" Bursa’nın tarihi, kültürü ve maneviyatıyla çok özel bir şehir olduğuna dikkat çeken Başkan Oktay Yılmaz; "Bursa, 700 yıldır yaşayan, değişen, dönüşen, gelişen ama ruhunu kaybetmeyen bir şehirdir. Tarihi, kültürü, sanatı içinde barındıran köklü bir kenttir. Bizler bir toplumun ruhunun, kültür ve sanatla şekillendiğini biliyoruz. Kültür ve sanat; geçmişin izlerini taşır, bugünü anlamlandırır ve geleceğe yön verir. Bursa olarak her geçen gün zenginleşen bir kültürel hazineye sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bugünkü sergimizin de kentimiz için büyük bir zenginlik olduğuna inanıyorum. Bursa’nın 700 yıllık hafızası, sanatla yaşamaya devam edecek ve bizler bu hafızayı geleceğe taşımayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Sergide emeği geçen öğretim üyeleri ve öğrencilere teşekkür eden Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Sait Liman, "Zamanın ruhuna uygun, çok anlamlı ve güzel bir sergi oldu. Dilerim tüm Bursalılar bu sergiden yeterince istifade eder" dedi. Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Başkanı Doc. Dr. İbrahim Öztahtalı ise serginin büyük bir emeğin ve işçiliğin eseri olduğunu vurgulayarak, sergiye katkı veren herkese teşekkür etti.

Başkan Aydın: Tarihi İpek Yolu Aksı canlandırıldı Haber

Başkan Aydın: Tarihi İpek Yolu Aksı canlandırıldı

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Mimarlar Odası Bursa Şubesi tarafından kentlerin ve mimarlığın günümüz çevresel, sosyal, ekonomik ve teknolojik dönüşüm süreçleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi amacıyla 24-25 Nisan tarihlerinde Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen 29. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi kapsamındaki “Yerel Yönetimler Vizyon Projeler” oturumuna konuşmacı olarak katıldı. Yerli ve yabancı pek çok akademisyenin bulunduğu, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın da yer aldığı oturumda bir sunum gerçekleştiren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi’de hayata geçirilmesi planlanan projeleri paylaştı. “BURSA’DAKİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ YARISINDAN FAZLASI OSMANGAZİ’DE” Oturumda yaptığı konuşmada Bursa’nın kalbi olan Osmangazi’de, köklü tarihsel ve kültürel mirası anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, şöyle konuştu; “Yaklaşık 3 bin yıllık geçmişiyle Bursa; Bitinya’dan Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu ve Osmanlı’ya, oradan da Cumhuriyet dönemine uzanan çok katmanlı bir medeniyet birikimine sahiptir. Bu zengin mirasın merkezinde ise Osmangazi yer almaktadır. Bugün yaklaşık 1 milyona yaklaşan nüfusu, 136 mahallesi ve 9 bine yakın sokağıyla Osmangazi, bin 725 kilometrelik yol ağıyla yalnızca Bursa’nın değil, Türkiye’nin de en büyük ilçelerinden biri olup, nüfus bakımından 5’inci sırada yer almaktadır. Aynı zamanda Bursa, taşınmaz kültür varlığı sayısında Türkiye genelinde İstanbul, İzmir ve Muğla’nın ardından 4’üncü sıradadır. Şehrimizde bulunan 2 bin 505 taşınmaz kültür varlığının yarısından fazlası Osmangazi sınırları içerisinde yer almaktadır. Sivil mimari örnekleri de dahil edildiğinde bu sayı 5 binlere kadar ulaşmaktadır.” “HAYATA GEÇİRDİĞİMİZ TÜM FAALİYETLERİ 9 ANA BAŞLIK ALTINDA TOPLADIK” Osmangazi’yi daha da canlandırmak, hak ettiği turizm potansiyeline ulaştırmak için var güçleriyle çalıştıklarını belirten Başkan Aydın “Bizler de bu bilinçle hareket ediyor, tarihin ve kültürün başkenti olan Bursa’yı, özellikle de Osmangazi’yi daha da canlandırmak, hak ettiği turizm potansiyeline ulaştırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Osmangazi’de güçlü bir tema kurgusu oluşturduk. Hayata geçirdiğimiz tüm faaliyetleri 9 ana başlık altında topladık. Bunlar; Osmanlı, sanat, mimari, alışveriş, nefes, gastronomi, ahilik, zamanın ruhu ve inanç temalarıdır. Bu yaklaşımı görünür kılmak adına logomuzu Osmangazi Meydanı’na yerleştirdik. Amacımız, Osmangazi’de neler olup bittiğini herkesin yalnızca bu ana başlıklara bakarak anlayabilmesi ve zihninde net bir çerçeve oluşturabilmesidir. Bu temaları somut bir deneyime dönüştürmek için tarihi İpek Yolu aksını yeniden canlandırdık.” ifadelerini kullandı. “HEDEFİMİZ OSMANGAZİ’DEKİ 2 BİN 500’E YAKIN TARİHİ YAPIYI GELECEK NESİLLERE SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE AKTARMAK” Osmangazi’nin tarihini koruyan, yaşatan ve gelecek kuşaklara aktaran çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini kaydeden Başkan Aydın, sunumunda şunları kaydetti: “Projemize Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nden başlıyoruz. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 600 bin ziyaretçiyi ağırlayan bu müze, Bursa’nın fethini etkileyici bir şekilde anlatıyor. Buradan devam ettiğimizde Kayhan bölgesinde gastronomi durağına ulaşıyoruz, Bursa’nın meşhur pideli köftesiyle ziyaretçileri karşılıyoruz. Ardından Abdal Meydanı’nda tahinli pide ve simit gibi yerel lezzetlerle bu deneyimi zenginleştiriyoruz. Sonrasında çarşı bölgesinde alışveriş durağına geçiliyor. Hemen ardından inanç teması kapsamında Bursa Ulu Cami, Osmangazi Türbesi, Orhangazi Türbesi ve Üftade Hazretleri Türbesi ziyaret ediliyor. Bu aks, Hisar Arkeopark ile devam ediyor ve son olarak Romangal’da tamamlanıyor. Böylece Bursa’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin, Osmangazi’de yaya olarak 3-4 gün geçirebileceği, dolu dolu bir kültür ve tarih rotası oluşturmuş olduk. Osmangazi’nin tarih içerisindeki yeri ve konumundan hareketle, ‘Bursa’nın Kalbi Osmangazi’ dedik. Çünkü bu bölge, şehrin kültürel ve tarihsel hafızasının en yoğun şekilde hissedildiği merkezdir. Burada öncelikli olarak öne çıkardığımız değer, sahip olduğumuz zengin kültürel mirası korumak ve yaklaşık 2 bin 500’e yakın tarihi yapıyı gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmaktır. Bu yılki mottomuz ‘700 yıldır buradayız.’ İnşallah, nice 700 yıllar boyunca da burada olmaya devam edeceğiz. Ancak bizim asıl hedefimiz, sadece varlığımızı sürdürmek değil; bu eşsiz tarihi mirası daha yaşanabilir, daha erişilebilir ve daha fazla ziyaret edilebilir hale getirerek geleceğe taşımaktır. Bu doğrultuda, Osmangazi’nin tarihini koruyan, yaşatan ve gelecek kuşaklara aktaran çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.”

Engelli öğretmen, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatını duvara resmetti Haber

Engelli öğretmen, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatını duvara resmetti

Resimde geçmişte ki ve günümüzde ki bilim adamlarının yanı sıra, müfredata konu olan Balkanlardan, Türkistan’a yer alan harita da yer aldı. Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde İnegöl Belediyesi Özel Eğitim Uygulama Merkezi’nde Görsel Sanatlar öğretmeni olarak görev yapan işitme ve konuşma engelli Muhammet Nurbiçer, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatını hayal gücü ile İnegöl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün duvarına resmetti. Resimde Türkiye’ye tarihinde geçmişten bugüne önemli yer edinen bilim adamları, Türk örf ve adetleri, ahlak-değer-erdem çerçevesi ile çok sayıda eğitici bilgi yer aldı. Ayrıca çizilen resimde ki haritalandırmada ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında 2024 yılında kaldırılan Asya kelimesi yerine Türkistan kelimesi yer aldı. İnegöl Turgutalp Lisesi’nde eğitim gören 10’uncu sınıf öğrencilerine tarih öğretmeni resim üzerinden ders anlattı. Resim çalışmasının 4 ay sürdüğünü belirten Muhammet Nurbiçen(30), "Bu çalışmalar öğrencilerin tarihi ve kültürel anlamda gelişimine katkı sunuyor" ifadelerini kullandı. Nurbiçer konuşmasının devamında, "Okullarda boş bulduğu duvarlara tarihi konuları ele alan resimler çizdiğini belirten öğretmen Muhammet Nurbiçer, " İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzün böyle anlamlı projesinde yer almak benim için büyük mutluluk oldu. Türkiye 100 yılı Maarif Modeli için hazırladığımız bu resim çalışması bu modeli tanıtmayı amaçlıyor. Sanata ve sanatçıya eğitim veren Milli Eğitim Müdürümüze teşekkür ederim. Bu tür çalışmalar öğrencilerimizin tarihi ve kültürel anlamda gelişimi açısından çok kıymetli. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve eşi sayın Emine Erdoğan hanımefendiye de bir portre hazırladım kendilerine hediye etmek istiyorum. Bu resim çalışmasını bitirmek için 4 aydır mesai saatleri dışında çalışıyorum" dedi. İnegöl İlçe Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Zengin ise, "Bakanlığımızın ortaya koyduğu maarif modeli kapsamında İnegöl İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak ne yapabiliriz diye düşündük ve gerçekten yetenekli öğretmen olan Muhammet Nurbiçer’in yapmış olduğu eserlerden yararlanmak istedi ve bu modeli somutlaştırdık. Köklerden Geleceğe mottosu ile Erdem-Değer-Ahlak çerçevesinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modelini resmettik. Burada geçmişten geleceğe, köklerden geleceğe mottosu ile geçmişte ki bilim adamları ile günümüz bilim adamlarını Erdem-Değer- Ahlak çerçevesinde birleştirdik. Harika bir resim oldu. Bu resimde aynı zamanda 10. Sınıflar tarih kitabımızın içerisinde yer Balkanlardan Türkistan’a kadar yer alan haritayı da resmettik. İlçemizde ki öğrenciler buraya gelerek derslerini burada somutlaştırılmış olan model üzerinde işlemektedirler. Emeği geçen öğretmenimize teşekkür ediyorum" dedi.

Yıldırım’da gençler tarihle buluşuyor Haber

Yıldırım’da gençler tarihle buluşuyor

Kütüphaneler ve Müze Müdürlüğü’nün düzenlediği ’Gençlerle Şehir ve Tarih Atölyesi’ ile Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreci, Bursa’nın fethi ve erken dönem devlet yapılanması konularında gençlere interaktif eğitim veriliyor. Atölye ile gençlerin, şehrin tarihi kimliğini yakından tanımaları, kuruluş sürecini kavramaları, tarih ile günümüz arasında bilinçli bağ kurmaları ve kültürel mirasa sahip çıkma bilinci geliştirilmesi amaçlanıyor. Osmanlı tarihi ve kitabeler alanında uzman tarihçi ve rehber Ömer Kaptan eşliğinde ayda bir kez düzenlenen atölye çalışmalarının bu ayki konusu Orhan Gazi ve dönemi oldu. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği atölye çalışmaları kapsamında önümüzdeki derslerde, 1. Murad, Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet ve 2. Murad konuları işlenecek. "Bilinçli nesiller yetiştiriyoruz" Bursa’nın fethinin tarihimiz açısından bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Bursa’nın fethi sadece bir askeri başarı değil, aynı zamanda bir medeniyetin inşa sürecidir. Bizler de bu bilinçle gençlerimizin tarihini doğru kaynaklardan öğrenmesini, geçmiş ile gelecek arasında sağlam bir bağ kurmasını önemsiyoruz. Düzenlediğimiz atölyelerle gençlerimizin kendi şehirlerinin köklerini tanımalarını sağlıyor, kültürel mirasımıza sahip çıkan bilinçli nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

Bursa'da tarihi kent koşusu için nefesler tutuldu Haber

Bursa'da tarihi kent koşusu için nefesler tutuldu

Bursa’nın köklü tarihine ve kültürel mirasına dikkat çeken etkinliklerden biri olan “18. Uluslararası Bursa Osmangazi Tarihi Kent Koşusu”, 12 Nisan 2026 Pazar günü Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın katılımıyla gerçekleştirilecek. Osmangazi Belediyesi tarafından bu yıl 21’incisi düzenlenen “Osman Gazi’yi Anma ve Bursa’nın Fethi Etkinlikleri” kapsamında organize edilen koşu, kentin fethinin 700. yıl dönümüne denk gelmesi nedeniyle ayrı bir anlam ve önem taşıyor. Tarihi dokunun içinde gerçekleşecek olan koşu, Bursa’nın geçmişten günümüze uzanan mirasını sporla buluşturacak. Her yaştan katılımcıya açık olan etkinlik, hem profesyonel sporcuları hem de sporsever vatandaşları aynı parkurda bir araya getirecek. TARİHİ ATMOSFERDE 4 KİLOMETRELİK PARKUR Toplam 4 bin 136 metre uzunluğundaki koşu, Saltanat Kapı surlar bölgesinden saat 10.00 itibarıyla start alacak. Katılımcılar, Bursa’nın tarihi surları ve önemli noktaları arasında koşarak kentin eşsiz atmosferini deneyimleme fırsatı bulacak. Koşu, Türkiye Atletizm Federasyonu ve IAAF yarışma kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilecek. Yaş sınırlamasının bulunmadığı etkinlikte, spora ilgi duyan herkes parkura çıkabilecek. Yarışma sonunda genel klasmanda dereceye giren ilk 3 erkek ve ilk 3 kadın sporcuya kupa ve madalyaları takdim edilecek. Bunun yanı sıra koşuyu tamamlayan tüm katılımcılara anı madalyası verilerek organizasyona katılım teşvik edilecek. Ödül töreni, aynı gün saat 11.30’dan itibaren yarışmanın bitiş noktası olan Surlar Bölgesi Fetih Kapı’da (Pınarbaşı Parkı) gerçekleştirilecek. TARİH VE SPOR AYNI PARKURDA BULUŞUYOR Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümüne özel olarak düzenlenen etkinlikler kapsamında gerçekleştirilecek olan Tarihi Kent Koşusu, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçerek, kentin tarihine saygı duruşu niteliği taşıyor. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi anısına düzenlenen etkinlikler içinde önemli bir yere sahip olan koşu, geçmiş ile bugünü bir araya getiriyor. Her yıl artan katılımla geleneksel hale gelen organizasyonun, bu yıl hem yerel hem de uluslararası katılımla daha geniş bir kitleye ulaşması bekleniyor. Bursa’nın simgesel noktalarında gerçekleşecek olan koşu, aynı zamanda kentin tanıtımına da önemli katkı sağlayacak.

İnegöl Belediyesi’nden 2 milyon TL’lik akademik destek Haber

İnegöl Belediyesi’nden 2 milyon TL’lik akademik destek

İnegöl Belediyesi’nin şehrin gelişimine akademik bir bakış açısı sunmak adına 2021 yılında başlattığı Akademik Destek Programı kapsamında, üçüncü dönem için kayıt süreci başladı. İlk iki dönemde İnegöl’e dair 5 doktora ve 10 yüksek lisans tezinin hazırlanmasını sağlayan Akademik Destek Programının yeni dönem duyurusu için bugün İnegöl Belediye binasında basın toplantısı düzenlendi. Belediye Başkanı Alper Taban ile birlikte Uludağ Üniversitesi İnegöl Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi Dr. Cihad Doğan ve encümen üyelerinin hazır bulunduğu basın toplantısında, 07 Nisan 2026 ve 31 Aralık 2027 dönemini kapsayan Akademik Destek Programının detayları kamuoyu ile paylaşıldı. Gençlik gücümüzü en doğru şekilde değerlendirmek istiyoruz Basın toplantısında konuşan Belediye Başkanı Alper Taban, "Eğitime ve gençliğe yaptığımız tüm yatırımlar bizim için çok kıymetli. Bildiğiniz gibi 2026 yılını da Gücümüz Genç sloganıyla Gençlik Yılı ilan etmiştik. Burada biz gençlerimizi merkeze alan, kapsayıcı ve yenilikçi birçok projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu noktada pek çok çalışma yaptık, daha pek çok çalışmayı da yapmak istiyoruz. Şehrimizde yaklaşık 137 bin kişilik 0-29 yaş arası genç nüfusumuz var. Bu bizim gücümüz ve bu gücü en doğru şekilde değerlendirmek istiyoruz. Bu vizyon doğrultusunda gençlerimizin akademik gelişimlerine katkı sunan önemli projelerimizden biri olan Akademik Destek Programımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. Bugüne kadar 5 doktora ve 10 yüksek lisans tezi hazırlandı Akademik Destek Programı’nın geçmiş yıllarda da yapılan bir uygulama olduğunu hatırlatan Başkan Taban, şöyle devam etti: "Bugüne kadar bu kapsamda neler yaptık? Destek programının ilk iki döneminde toplamda 15 tane başarıyla yürütülen proje gerçekleşti. Doktora ile ilgili; Sedat Özçalık, Özge Acun, İmren Kuşcu, Canan Baysal ve Sita Kone isimlerinde 5 arkadaşımız farklı alanlarda çalışmalar yaptı. Yüksek Lisansta da 10 arkadaşımız; Sevgi Yeşilyurt, Elif Şimşek, Ezgi Koyun, Neslihan Gök, Bilal Karasu, Halil İbrahim Kızılkaya, Büşra Yaşar, Adem Avşar, Hafize Temiz, Berfin Güngör isimli arkadaşlarımız; Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya, Mimarlık, Uluslararası Ticaret ve Lojistik, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Jeoloji Mühendisliği, Tarih, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Gastronomi, Kentsel Politika ve Yerel Yönetimler gibi alanlarda çalışmalar yapmış." Amaç öğrencileri İnegöl üzerine araştırma yapmaya teşvik etmek "Bu süreçte temel amacımız neydi? Öğrencilerimiz hangi üniversitede olursa olsun, konu başlığı İnegöl olmak kaydıyla, kendi branşına göre şehrimize dair araştırma yapsın. Burada akademik çalışma yapan öğrencilerimize çeşitli destekler vererek şehrimizle ilgili çalışma yapmaya teşvik edelim istedik. Elde edilen sonuç ve yapılan çalışma üzerinden de şehir olarak kazanımlar elde etmeyi hedefliyoruz. Bunu 2021 yılından bu yana başarıyla uyguladık. Devamının da gelmesini istiyoruz. Ayrıca şehrimizin geçmişine ışık tutarak geleceğine yön veren Şehir Araştırmaları Merkezi gibi çalışmalarımız da var." Destek programı kimleri kapsıyor "Akademik Destek Çağrımız kimi kapsıyor? Bu çağrı; Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında eğitimine devam eden, enstitülere kayıtlı, tez önerisi ilgili Enstitü Müdürlüğü Yönetim Kurulu tarafından kabul edilmiş lisansüstü öğrencilerine yönelik olarak hazırlanmıştır. Programda herhangi bir alan kısıtlaması yok. Akademik Destek Programı; 07 Nisan 2026 - 31 Aralık 2027 tarihleri arasında başvuruya açık olacaktır. Program kapsamında; 25 yüksek lisans ve 25 doktora tez çalışması desteklenecektir." Toplamda 2 milyon TL’lik destek sağlanacak "Akademik Destek Programı kapsamında başvurusu onaylanan kişilere maddi ve maddi olmayan çeşitli destekler sağlanacaktır. Maddi destekler kapsamında; Yüksek lisans tez çalışmaları için 25.000 TL, Doktora tez çalışmaları için 50.000 TL destek verilecektir. Bunun haricinde ilave destekler de var. Konaklama, İnegöl içi ulaşım, rehberlik hizmeti, talep edilen veri ve bilgi paylaşımı gibi imkanlar sağlanacak. Toplamda yaklaşık 2 milyon TL’ye yakın bir destek sağlanmış olacak. Maddi desteklerin %50’si araştırma sürecinde, kalan yüzde 50’si ise çalışmanın tamamlanarak ilgili enstitü tarafından kabul edilmesinin ardından ödenecektir." Başvuru süreci "Programdan faydalanmak isteyen adaylar, başvuru belgelerini akademikdestek@inegol.bel.tr adresine WIP dosyası formatında iletecek. Başvurular İnegöl Belediyesi bünyesinde oluşturulan Bilimsel Çalışmalar Destek Kurulu tarafından değerlendirilecek. Sonuçlar 15 gün içerisinde adaylara mail ve telefon yoluyla bildirilecektir. Detaylı bilgi almak isteyen adaylar, İnegöl Belediyesi Şehir Araştırmaları Merkezi’ne 0224 715 10 10 numarası üzerinden; 1571-1572-1573 dahililerinden ulaşabilirler." İnegöl’e tanımlı 155 yüksek lisans ve doktora tezi bulunuyor "Şu an önceki zaman dilimlerinde yapılmış İnegöl’e tanımlı 155 yüksek lisans ve doktora tezi bulunuyor. İnegöl’e dair YÖK’e kayıtlı ilk Tez, Mustafa Öncer’e ait 1984 tarihli "İnegöl’de çeşitli ölçeklerdeki mobilya işletmelerinin sosyo-ekonomik analizi" Yüksel Lisans tezi bulunmaktadır. Bu çalışmaları şehrimizde de herkesin erişebileceği şekilde Nöbetçi Kitaphanelerimizde İnegöl kitaplıklarında sunuyoruz. Nöbetçi Kitaphanelerimizde Akademik Tezler Köşesi ile Bursa ve İnegöl Köşesi oluşturduk. Özellikle gençlerimiz şehirlerinin adı geçen edebi eserleri okusun, akademik çalışmaları incelesin, İnegöl’ü farklı bakış açılarıyla da görüp keşfedebilsin istiyoruz. İnegöl Belediyesi olarak Şehir Araştırmaları Merkezimizin çalışmalarıyla; bilimi desteklemeye, akademik üretimi teşvik etmeye, üniversitelerimizle istişare ve iş birliğine, şehrimizin geleceğine katkı sunacak çalışmalara öncülük etmeye devam edeceğiz." İnegöl’e 4 yeni nöbetçi kitaphane kazandırılacak "Bu çalışmalarımızla birlikte İnegöl’de 5 olan Nöbetçi Kitaphanelerimize 4 merkez daha eklemek için gayretimiz devam ediyor. Bu merkezleri biraz daha mahallelere yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Alanyurt köy içi, Alanyurt Yunus Emre Mahallesi, Yenice Mahallesi ve Akhisar Mahallesinde 4 yeni Nöbetçi Kitaphaneyi bu dönem şehrimize kazandırmak istiyoruz."

Bahçeli: ''Trump ve Netanyahu telafisi zor bir hata yapmışlardır'' Haber

Bahçeli: ''Trump ve Netanyahu telafisi zor bir hata yapmışlardır''

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları: Aziz dava arkadaşlarım, muhterem milletvekilleri, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, yurt içinde ve yurt dışında, gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum. Değerli dava arkadaşlarım, Türk milletinin müşterek hafızasında silinmez izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadelesiyle Türk milletinin davasını milletimizin ruh göklerine nakşeden merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Türkeş Bey, Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren, onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası hâline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır. Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında millî aklı esas almış, devleti ebed müddet şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir. O zor zamanların adamıydı. Fırtınalı dönemlerin sarsılmaz iradesiydi. Karanlık senaryoların karşısında yakılmış bir meşaleydi. Ne tehditlere boyun eğmiş ne de menfaat kapılarında eğilip bükülmüştür. İnandığı değerleri her şart altında savunmuş, Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tutmuştur. Onun hayalini kurduğu ve bizlere emanet ettiği Türk Birliği ve Turan ülküsü Allah’ın izniyle mutlaka hayat bulacaktır. Gerçeğe dönüşecektir. Çünkü büyük Türk milleti geçmişinden aldığı kudretle geleceğini inşa edecek iradeye sahiptir. Bu duygu ve düşüncelerle merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle yâd ediyorum. Değerli dava arkadaşlarım, dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemde olduğumuz herkesin malumudur. Eski düzenin kurgulanmış ve inşa etmiş olduğu anlam kodları ortadan kalkmış, lakin yeni egemenlik formları ise tasavvur şeklinde bulunduğu için yürürlüğe girmemiştir. Küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almak durumundayız. Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir. Ve bu durum hepimizin ortak aklı, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur. Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlık, yaşanılan çatışmalar, eskinin tam olarak öldüğünün, yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesidir. Bu da kelimenin tek anlamıyla bir kriz durumudur. Kriz ise sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir. Lakin her kriz dönemi diğer taraftan bir eşiktir. Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir. Zira dünya düzeni içerisinde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak bir akılla krizlere karşı çözüm üretme kabiliyetlerini de kaybetmişlerdir. Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise haklının güçlü olduğunu değil, güçlünün haklı olduğu anlayışına evrilip huzursuzluğun ortaya çıkmasına, şiddetin normalleşmesine neden olmuştur. Trump ve Netanyahu rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır. İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir. Çünkü onları bir araya getiren değerler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, Batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür. Başta Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askerî çevrelerdeki tartışmalar olmak üzere Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi hâlinde Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Benzer bir şekilde geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netanyahu’nun siyonist ideolojik zihniyetine karşı itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir. İşte bu nedenlerden dolayı her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyettir. Milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereği de budur. Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz birçok konunun içeriğini oluşturan yeni dünya düzeni bugün bir nizam değil, bir kaos olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır. Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu deyim yerindeyse bir fetret dönemini andırmakta, bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu, çatışmacı günlerine götürmektedir. Nitekim bu tespiti doğrularcasına küresel ölçekte yaşanan gerilimler ve sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail-İran savaşı 39. gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte, meşruiyetten yoksun, insan onuru, haysiyeti ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görünmektedir. İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de altyapının tahribatını giderek büyütmektedir. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının mukavemeti, kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksi dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı’na odaklı çatışma dünyada bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş, uluslararası örgütlerin işlevselliğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmakta aciz olduklarını da göstermektedir. Sayın milletvekilleri, değerli dava arkadaşlarım, zaman, mekân ve insandan söz ettiğimiz her durumda aslında insanın tarihsel varlığından söz ediyoruz. İnsan tarihsel bir varlıktır. Çünkü atalarımızın aldığı kararlar bugün bizim yaşadıklarımızın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Tarihsel hafızaya dayanarak bizim alacağımız kararlar da milletimizin geleceğine istikamet verecektir. Bu gerçeğin idrakiyle, böylesi bir millî şuurla, böylesi bir millî duyguyla bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemek kuşkusuz siyaset yapıyorum diyen herkesin ortak sorumluluğudur. İçinden geçtiğimiz zaman diliminde her zamankinden daha çok üzerimizde tarihî ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek, onlara ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız. Tarihin tecrübesi içinden damıtılarak gelen millî kültürümüz bize şunu temin etmektedir. Her türlü başarının, her nevi kuvvetin ve kudretin hakiki kaynağı milletin ta kendisidir. İşte bunun içindir ki saatin akrep ve yelkovanı ile birlikte yürüdüğü gibi devlet ve millet hayatımızı da ahenkle yürütmeliyiz. 20. yüzyılın başında Orta Doğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan, saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkip ile daha güçlü bir Cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir. Fikir ve dava adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi ve direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi ve direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder. Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yoluyla incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koç başını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir. Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala ömrünü tamamlamış bir söylemle sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır. Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş bir görüntü vermektedir. Öte yandan son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının çürümenin had safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız. Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemde yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir. Asıl olan çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur. Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleğini giymeye dahi gerek yoktur. Sayın milletvekilleri, değerli dava arkadaşlarım, hepimizin çok iyi bildiği gibi Milliyetçi Hareket Partisi “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” derken slogan değil, fikir ifade eder. Hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder. Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir, sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder. Ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefesi, dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisidir. Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki bu zorunluluğun yüklediği tarihî misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız tarih şuuru ile yoğrulmuş, millî hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır. Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız. Bize göre her hadise Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır. Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya, güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır. Türkiye’nin yeri tesadüflere değil, tarihî sorumlulukla jeopolitik hakikatlere ve millî iradeye göre tayin edilmektedir. Bizim için esas olan milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim hangi kılıfa bürünürse bürünsün karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır. Burada altı özellikle çizilmelidir ki Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı değildir. Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde ise millî duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Türk milletinin birliği ve millî değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir. Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur. Bizim kurduğumuz her cümlenin öznesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Nesnesi Türk milletidir. Yüklemi devlet ve milletin bekasıdır. Kavgamız bunun içindir. Adanmışlığımız da bu nedenledir. Asla tereddüt yaşamayız. Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz. Kıymetli dava arkadaşlarım. Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, millî bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik ve tecrübeye dayalı bir akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir. Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasite ile bölgede diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır. Bu durum ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta, aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi hâline getirmektedir. Türkiye’nin bu konumu tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askerî ve teknoloji gücü ile de doğrudan ilişkilidir. Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda üstlenilen arabuluculuk rolü bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş, benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hâle gelmiştir. Bu çerçevede Türkiye krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır. Nitekim bölgemizdeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai bir sonuca ulaştırma çabasını yine etkin biçimde devreye soktuğu görülmektedir. Değerli dava arkadaşlarım. Öte yandan hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri tutan, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir. Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, millî güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur. Enerji, tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli kaynaktır. Kısacası enerji hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır. İşte bu hakikatten hareketle bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur. Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir. Asıl mesele enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.