Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tanık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tanık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tanık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıklar savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıklar savunma yaptı

Haydanlı savunmasında "2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon tutarında hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Serdal Taşkın (Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) tarafından, Sütlüce’de bulunan iletişim çadırına çağrıldım. Görüşmelerin devamında, önceki dönemden kalan işleri sürdürebilmem ve içerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Benim konumum sanık olarak değil, kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduru olarak ele alınması gerektiği görülecektir Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir. Ben ise alacaklarımı alabilmek amacıyla bana yol olarak gösterilen Serdal Taşkın ile mecburi iletişimde kalmış, onun baskı ve zorlamalarıyla ifademde belirttiğim hususlar yaşanmıştır. İddianamede örgüt lideri ve yöneticisi ve üyesi olduğu iddia edilen bu şahıslarla beraber sanık olarak yargılanmam iş dünyamda bana huzursuzluk vermekte, manevi yük getirmektedir" diyerek beraatını istedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 30’uncu gününde, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada tutuksuz sanık Erhan Karaal savunma yaptı. Kaçırılan Kültür A.Ş. çalışanı duruşmada savunma yaptı Kültür A.Ş.’de Mali İşler Müdürü Erhan Karaal, 17 Haziran Çarşamba günü İstanbul Maltepe’de kaçırılmıştı. Tuzla’da inşaat alanındaki prefabrik yapıda elleri ve kolları bağlı olarak bulunan ve tedavisinin ardından taburcu edilen Karaal, tutuksuz yargılandığı Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü dosyasında bugün savunma yaptı. Karaal savunmasında "Şirketteki asıl görev tanımım ve sorumluluklarım temel olarak şirketin tutmakla zorunlu olduğu defterlerin tutulması, beyannamelerin zamanında verilmesi, şirketimizin işlettiği yerlerin günlük gelirlerinin bankalara doğru yatıp yatmadığının kontrol edilmesi ve başta maaş, vergi ve SGK olmak üzere diğer ödemeleri ve tahsilatların takibini yapmaktır. Bunun yanı sıra şirketin ihalelerinde yasal zorunluluk nedeniyle oluşturulan ihale komisyonlarında mali üye olarak yer almaktayım. Mali üyenin komisyonda bulunması iradi değil, tamamen kanundan ve yönetmelikten kaynaklanan bir zorunluluktur" dedi. Karaal suçlandığı eylemlere ilişkin de savunma yaparak "Rüşvete aracılık etmekle suçlandığım kişilerle hayatımın hiçbir döneminde tanışıklığım olmamıştır. Yan yana gelmişliğim yoktur. Herhangi bir maddi ilişkim veya menfaatim söz konusu değildir" diyerek suçlamaları kabul etmedi. Ardından etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Serdar Haydanlı savunma yaptı. Haydanlı 6 Mayıs 2025’te verdiği ifadesinde ise "Soruşturmaya yardımcı olabilecek bazı hususları savcılığınıza anlatmak istiyorum. Gökhan Köseoğlu (Kültür A.Ş. hak ediş şefi) bu soruşturma kapsamında bazı bilgi ve belgeleri WhatsApp üzerinden bana gönderiyordu, bazen de şifahi olarak Kültür A.Ş.’de dönen usulsüzlükleri anlatıyordu. Ben de her seferinde kendisini raporu hazırlayan müfettişe yönlendiriyordum" demişti. Haydanlı 20 Haziran 2025’teki ifadesinde ise "Seçimden sonra Kültür A.Ş. genel müdürlüğü görevine getirilen Serdal Taşkın, beni Sütlüce’de bulunan iletişim çadırına davet etti. ‘Önceki dönemden devam eden işlerinizi yapmak istiyorsanız bizim belirlediğimiz şirketlerle çalışmanız gerekir’ dedi. Önceki dönemden 17 milyon TL civarı hak edişlerimiz ve teminatlarımız bulunmaktaydı. Serdal Taşkın bana sürecin kendilerinin istediği gibi yürütülmesi gerektiğini, ancak bu şekilde içerideki ödemeleri alabileceğimi söyledi" şeklinde konuşmuştu. Haydanlı, savcılığa kendisinin hazırladığı örgütün çalışmasına ilişkin şemayı da ifadesinde sunarak, "2019 seçimlerinden sonra İBB tarafından yapılan ihalelere, alt ihalelere, bu ihaleleri kazanan şirketlerin iş yaptırdığı veya sahte fatura aldığı şirketlere, daha sonra çek kesmek suretiyle nakde çevriler paraların nasıl aklandığına dair hazırlamış olduğum şemayı savcılığınıza sunuyorum. Bu şemayı Gökhan Köseoğlu’nun süreç içerisinde bana anlattığı bilgilerden yola çıkarak hazırladım" demişti. "Davadaki tüm deliller benim mağdur olduğumu ortaya koymaktadır" Haydanlı duruşmadaki savunmasında "Ben, yıllardır yurt içinde ve yurt dışında reklam ve tanıtım sektöründe çalışmaktayım. Ana iştigal konum, gelir kaynağım, kamu ve özel sektöre kendi talepleri doğrultusunda hazırladığım tanıtım faaliyetleridir. Dosyada adı geçen 4.5G Ajans Organizasyon 2016 yılında kurulmuş, Home Prodüksiyon ise 2018 yılından itibaren tarafıma geçmiş şirketler olup tüm sektörlerle iş birliği içinde faaliyet göstererek ülkemiz ekonomisine katma değer sağlayan şirketlerdir. Davadaki tüm deliller benim bu dosyaya konu eylemlerin mağduru olduğumu ve olsa olsa tanık sıfatıyla dinlenebileceğimi ortaya koymaktadır. Maalesef hiçbir delile dayanmayan iddialarla sanık konumundayım" dedi. "İçerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi" Haydanlı savunmasının devamında 2019 yerel seçimleri gerçekleştiğinde, önceki dönemden devam eden sözleşmeler ve tamamlanmış işler nedeniyle alacakları olduğunu ancak tahsil edemediğini söyledi. Haydanlı, "2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon tutarında hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Yeni yönetimin göreve gelmesinden sonra, Serdal Taşkın (Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) tarafından, Sütlüce’de bulunan iletişim çadırına çağrıldım. Bu görüşmede Taşkın’ın ‘ticaret mi yapmak istiyorsunuz, siyaset mi?’ demesi üzerine ben sadece ticaretle ilgilendiğimi, işimi yapmak ve alacağımı almak istediğimi belirttim. Sonra görüşmelerin devamında, önceki dönemden kalan işleri sürdürebilmem ve içerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Hatta 2019 yılının sonundaki görüşmede, eskiden kalan alacaklarımı tahsil etmek istiyorsam yeni yönetimle de yeni işler yapmam gerektiğini, bu amaçla açılacak ihalelere girmem gerektiği yine Serdal Taşkın tarafından belirtildi" ifadelerini kullandı. "Başka firmaların düzenledikleri faturaların benim kendi şirket kayıtlarıma alınarak sunulması istendi" Haydanlı savunmasının devamında Serdal Taşkın’ın baskı ve yönlendirmesi ile ihale alım süreçlerine girdiğini de söyledi. Sanık Haydanlı, 2019 yılının sonunda dört farklı ihaleye, ihaleyi yapan Kültür A.Ş. tarafından belirlenen şartnameler uyarınca teklif verdiğini ve sadece birinin şirketinin uhdesinde kaldığını duruşmada anlattı. Tutuksuz sanık Haydanlı "Yapmam gereken diğer işler bana yaptırılmadı, bana yaptırılmayan işlere ilişkin başka firmaların düzenledikleri faturaların benim kendi şirket kayıtlarıma alınarak sunulması istendi. Ben bunu yapmadım. Bu nedenle en son 2020 Mart ayında fatura kesmiş ve iş yapmış oldum. O günden bugüne kadar İBB ve iştirakleriyle herhangi bir ticari ilişkim olmamıştır. Ben başka firmaların faturalarını kabul etmediğim için hukuka aykırı bir iş yapmadığımdan mevcut sözleşmemden kalan işler de yaptırılmadı. Benim dışımda hiç kimse de maddi olarak zarar görmemiştir" şeklinde konuştu. "Benim doğrudan bildiğim husus, Serdal Taşkın tarafından bu süreçlere katılmam yönünde baskı gördüğümdür" Haydanlı "İddianamede ileri sürülen suç örgütünün varlığını bildiğim, bu örgütün parçası olmayı kabul ettiğim veya önceden ayarlanmış bir ihaleye suç işleme kastıyla katıldığım şeklinde anlaşılması doğru değildir. İfademde sistem olarak ifade ettiğim husus, ihale süreçleriyle yürütülen belediye iş akış sistemidir. Ortada bir suç örgütü var mı, ben bilmiyorum bunu ortaya çıkaracak olan mahkemenizdir. Ancak bir suç örgütü de varsa, ben örgütten değilim. Benim doğrudan bildiğim husus, Serdal Taşkın tarafından bu süreçlere katılmam yönünde baskı gördüğüm ve tarafıma teklif verme yönelik icbar edildiğimdir" dedi. "Kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduruyum" Haydanlı "Bu dosyadaki olaylar doğru hukuki çerçeve içinde değerlendirildiğinde, benim konumum sanık olarak değil, kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduru olarak ele alınması gerektiği görülecektir. 2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon TL tutarındaki hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Şirketimin tamamlayarak teslim ettiği işlerden ve verdiği menfaatlerden doğan, verdiği teminatlardan doğan hak edilmiş bir alacaktı. Buna rağmen bana içeride kalan alacaklarımı tahsil edebilmem için kendilerinin belirlediği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Dolayısıyla burada benim bir kamu kurumunu aldattığım veya kamu kurumu görevlilerini yönlendirdiğim dolandırıcılık ilişkisi değil, kamu görevinden kaynaklanan yetki ve nüfuz kullanılarak zaten hak etmiş olduğum alacağa ulaşabilmenin birtakım şartlara bağlandığı bir baskı süreci söz konusudur. Süreçte açık bir şekilde ‘alacağını almak istiyorsan bizim belirlediğimiz firmalarla çalışacaksın’ şeklinde özetlenebilecek bir dayatmaya maruz kalmış, iradesi ve ekonomik varlığı bu dayatmayla baskı altına alınmış biriyim. Dolayısıyla ben bu süreçte bir suçun faili veya yardım edeni değil, suçun mağduruyum" dedi. "Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir" Haydanlı savunmasında "Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir. Ben ise alacaklarımı alabilmek amacıyla bu yapının bana yol olarak gösterilen Serdal Taşkın ile mecburi iletişimde kalmış, onun baskı ve zorlamalarıyla ifademde belirttiğim hususlar yaşanmıştır. İddianamede örgüt lideri ve yöneticisi ve üyesi olduğu iddia edilen bu şahıslarla beraber sanık olarak yargılanmam iş dünyamda bana huzursuzluk vermekte, manevi yük getirmektedir. Sayın heyetinizden söz konusu kovuşturmanın bir sanığı olmadığımı, bu kovuşturmanın bir tanığı niteliğinde olduğumu, hakkımda verilecek kararın ana kovuşturma ayrılarak verilmesini ve tanık sıfatıyla burada dinlenmemi talep etmekteyim. Açıkladığım ve mahkemenizce gözetilecek nedenlerle, öncelikle hakkımda atılı suçun hiçbir unsuru oluşmadığından, aksi yönde bir delil de olmadığından beraatime karar verilmesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Tamamı suç olabilecek unsurlardı" Haydanlı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Savcı tarafından "Gökhan Köseoğlu’nun (Kültür A.Ş. hak ediş şefi) size bahsettiği usule aykırı işler nelerdir? Savcılığa da sunmuşsunuz" sorusunu sordu. Sanık Haydanlı "Bütün, WhatsApp yazışmalarının bir kısmını sayın mahkemenize arz etmiştim. Detaylarını tam hatırlamıyorum ama tamamı suç olabilecek unsurlardı. O dönemde içeride mülkiye müfettişi görevli olduğu için de ben daha hızlı hareket alınabileceği düşüncesiyle bu evrakların hepsinin mülkiye müfettişine sunulmasını yönlendirdim" yanıtını verdi.

Melih Gökçek: "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok" Haber

Melih Gökçek: "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok"

Eski Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı İbrahim Melih Gökçek, "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok. Niye endişem yok? Ben doğruları söyleyen insanım. Allah nasip eder, karar çıktıktan sonra Allah nasip eder karar çıktıktan sonra hepinizin televizyonlarına bol bol çıkacağım, hiç endişeniz olmasın" dedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında eski ABB Başkanı Melih Gökçek, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarıyla ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade vermek üzere Ankara Adliyesi’ne geldi. Gökçek, savcılıktaki ifadesinin ardından adliye önünde açıklamalarda bulundu. Gökçek, yaklaşık 2 saat ifade verdikten sonra çıktığını kaydederek, "Şimdi burada hepiniz ’Ne dediniz?’, ’Ne söylediniz?’, ’Ne sordular?’ gibi sualler soracaksınız. Peşinen şunu söyleyeyim; ben burada savcılığa ifade verdim. Bu ifadenin biliyorsunuz gizliliği var. Dolayısıyla ’Şunu söyledim, bunu söyledim’ tarzında bir şeyi benden beklemeyin. İnşallah Allah nasip ederse bu savcılığın yaptığı araştırma, soruşturma bittikten sonra neticeyi alacağız. Ondan sonra merak etmeyin, hepinizden televizyonlarda bol bol konuşacağız. Melih Gökçek’i biliyorsunuz, öyle konuşmayan adam değildir. Çekinen adam da değildir. Hatta hepiniz bilirsiniz ki ben ısrarla rakiplerimi ekrana davet edip de getiremem. İsim vermiyorum ama kim olduğunu anlıyorsunuz; yeni bir şey olmasın diye, tartışma ortamı olmasın diye" diye konuştu. "İlk defa soruşturma geçirmiyorum" Geçmişteki yargı süreçlerini örnek gösteren Gökçek, "Şimdi ben size bir bilgi vereceğim arkadaşlar. Ben hayatımda ilk defa ifade vermiyorum, ilk defa savcılığa gelmiyorum, ilk defa soruşturma geçirmiyorum. Üç bölüm halinde anlatacağım bunu" ifadelerini kullandı. "Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim" Belediye başkanlığının ilk yıllarını ve muhalefet dönemini aktaran Gökçek, "Birinci ben Belediye Başkanlığına ilk olarak 94’te seçildim. 94’ten itibaren yaklaşık 9 yıl muhalefette belediye başkanlığı yaptım muhalefette. Muhalefet beni didik didik etti. Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim, 500 tane. Ve bunların hepsine ifade verdim. Düşünebiliyor musunuz; SHP iktidarı, düşünebiliyor musunuz; DSP iktidarı, düşünebiliyor musunuz; ANAP iktidarı. Benden her şeyi sordu, sormadığı şey kalmadı. Hani meşhur bir laf vardır; ’Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın, üçüncüsünde yakalanırsın’ ama ben 500 sefer sıçradım ve hepsinden istisnasız takipsizlik aldım. Beni yakalayamadılar. Ha, gözaltına bile aldılar mı? Aldılar, 98’de hatırlarsınız. Bu birinci dönem" ifadelerine yer verdi. "Allah’a hamdolsun, o dönemde de bir şey çıkmadı" AK Parti ve Refah Partisi dönemindeki denetimlere değinen Gökçek, "İkinci dönem hangi dönem? Refah Partisi iktidarı dönemi, AK Parti iktidarı dönemi. ’E, Melih Gökçek; sen bu iktidar döneminde soruşturma geçirmedin mi, inceleme geçirmedin mi?’ Yani rakamı şu anda net veremiyorum, yanlış söylerim çünkü saymadım onları. Ama minimum 100 tane soruşturma ve inceleme de AK Parti iktidarında ve Refah Partisi iktidarında geçirdim, geçirdim yani bunları. Ve verdiğim ifadeler Savcılıklarda ve İçişleri Bakanlığında hepsi durur. Bunu bilesiniz yani. Bu ikinci dönem. Allah’a hamdolsun, o dönemde de bir şey çıkmadı" şeklinde konuştu. "Ben kaç defa Mansur’u ekrana davet ettim, geldiğini gördünüz mü" Mansur Yavaş dönemindeki soruşturma iddialarına yanıt veren Gökçek, şöyle konuştu: "Peki üçüncü dönem ne? Üçüncü dönem Mansur Yavaş dönemi. Bir kere peşinen şunu söyleyeyim; İnsafsızca diyorlar ki ’Melih Gökçek hakkında 100 tane soruşturma açıldı’ Bazen 96’ya, 94’e düşüyorlar falan. Ben öyle bir soruşturma benim hakkımda açılmadı, bu yalan! Bunu söyleyenler yalan söyleyerek, medyada yer verenler yalana iltifat ediyor. İltifat etmeyin. Ben toplam 25 tane inceleme ve soruşturma geçirdim. Bunun 21 tanesi bitti, 4 tanesinin neticesi bana gelmedi. Ama 21 tanesi bitti. Biten soruşturmaların bir kısmı İçişleri Bakanlığında, bir kısmı da savcılıklarda oldu. Ve bu soruşturmalar yapılırken bilirkişi raporları alındı, hepsinde benim ifadem alındı. Mansur Yavaş ’Efendim ifade vermeye bile gitmedi’ diyerek yalan söyleyerek, yalan söylüyor. Ben kaç defa Mansur’u ekrana davet ettim, geldiğini gördünüz mü? En az 100 kere! Geldiğini gördünüz mü? Gelmedi. Niye? Haklıysan niye gelmiyorsun, gel tartışalım. Aslına bakarsanız çocuklar şunu söyleyim; en büyük hakem kimdir biliyor musunuz? Vatandaş. Yani sizin bizi ekrana çıkarttığınız zaman, bizi dinledikleri zaman onlar. Yani ekrana çıkmaktan kim korkar? Haklı olmayan insan korkar, bunu bilesiniz. Mansur Yavaş döneminde 21 tane soruşturmam bitti Savcılıklarda ve İçişleri Bakanlığında. Biten bu soruşturmaların hepsine istisnasız Mansur Yavaş itiraz ettirdi. Nereye? Danıştaya. İçişlerinden gelenler Danıştaya gider biliyorsunuz. Savcılıklardan gelen kararlar için de bir üst mahkemeye itiraz ettiler. O 21 tane üst mahkeme ve Danıştayda da benim lehime onaylandı, onaylandı." "21 defa ben de Mansur Yavaş’ın metoduyla savcılığa ve içişlerine ifade verdim" Eski ve yeni yönetim arasındaki soruşturma süreçlerini karşılaştıran Gökçek, "Şimdi bakın size bir şey söyleyeceğim. Herkes elini vicdanına koysun ve şunu düşünsün: Mansur Yavaş ekranlarda en az 3-4 kez söyledi; ’Ben’ dedi, ’109 tane soruşturma geçirdim, 101 tanesinden takipsizlik aldım. Hatta beni çağırmadılar bile’ dedi. Şimdi bir sual, ta 109 tane soruşturma geçiriyorsun, 101 tanesinden takipsizlik alıyorsun ve senin için bu adalet oluyor. Güzel, tebrik ediyorum. Ama benim için ne diyor? ’Melih Gökçek yargılanmadı.’ Doğru değil. 21 defa ben de aynen kendisinin metoduyla savcılığa ve İçişlerine ifade verdim. Ama benim buralardan takipsizlik almam yasal olmuyor. Bu nasıl iş? Kendisi alınca oluyor, ben alınca olmuyor. Böyle bir şey olabilir mi yani" açıklamasında bulundu. "Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok" Adalete güvendiğini ve ilerleyen günlerde televizyon programlarına katılacağını vurgulayan Gökçek, "Benim ifade vermediğim konu yoktur arkadaşlar, ben hepsine verdim. Şimdi Allah nasip ederse önümüzdeki günlerde buranın kararı çıkacak, ben de merakla bekliyorum. Adaletten Allah’ın izniyle şahsım adına herhangi bir endişem yok. Niye endişem yok? Ben doğruları söyleyen insanım. Allah nasip eder, karar çıktıktan sonra Allah nasip eder karar çıktıktan sonra hepinizin televizyonlarına bol bol çıkacağım, hiç endişeniz olmasın. Melih Gökçek’in hayatta televizyonlarda tartışmaktan çekindiği vaki midir? Hiç duydunuz mu, gördünüz mü? Allah’ın izniyle yine çıkacağım" ifadelerini kullandı. "Hepinizin televizyonlarında her konuya her türlü savunmayı, açıklamayı yaparım" Son olarak basın mensuplarının soru sormak istemesi üzerine Gökçek, "Şimdi konu hakkında herhangi bir bilgi vermem ve bir başka konuyu buraya dahil etmek suretiyle konuyu başka tarafa çekmek, tartışmak istemem. Bırak ya ben gazeteciyim, sorma sorma. Soru almıyorum, soru almıyorum. Ben de sana cevap veriyorum, diyorum ki. İnşallah bu soruşturma bitsin, televizyonlarda, hepinizin televizyonlarında her konuya her türlü savunmayı, açıklamayı yaparım. Hepinize saygılar sunuyorum, Allah’a emanet olun" dedi. Gazeteci Murat Ağırel tanık olarak ifade verdi Soruşturma kapsamında gazeteci Murat Ağırel de ‘tanık’ sıfatıyla savcılığa ifade verdi. Ağırel, elinde bulunduğunu belirttiği bilgileri ve belgeleri savcılığa sunduğunu açıklamıştı. Ağırel’in gündeme getirdiği iddiaların merkezinde ise Almanya’nın Düsseldorf kentinde ‘HAMAG’ isimli bir şirket kurulduğu yönündeki bilgiler yer almıştı. Ağırel, söz konusu şirketin Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek ile bağlantılı olduğunu ileri sürmüştü. Soruşturma kapsamında söz konusu iddiaların ve sunulan bilgi ve belgelerin incelendiği de ayrıca belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.