Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Tanık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Tanık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tanık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ekrem İmamoğlu davasında 4. gün! Haber

Ekrem İmamoğlu davasında 4. gün!

"Ali Sukas ‘alışverişler üzerinden yüzde 10 alacağız’ dedi" Duruşmada İBB iştiraklerinden Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü sanık Ümit Polat savunma yaptı. Polat savunmasında "2019 yılında Ali Sukas’ın göreve gelmesiyle birlikte 2020 yılının başlarında üretim planlama müdürü olarak beni atadı. 5-6 ay sonra 2020’nin ortalarına doğru satın almada problemler çıkmaya başladı. Pandeminin yoğun olduğu dönemdi. O dönemde ilgili müdür arkadaş görevden ayrılmak durumunda kaldı. Birimi bana verdiler. Yılın sonuna doğru da asaleten satın alma müdürü oldum. 2023 sonlarına kadar herhangi bir sıkıntı yoktu. Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas 2024’ün başlarında bir gün çağırdı beni. ‘Bir liste var. Bu listeden yaptığımız alışverişler üzerinden yüzde 10 alacağız’ dedi. ‘Ve bunu sen isteyeceksin’ dedi. Böyle bir şeyin olmayacağını söyledim neyin parası diye sordum. Neyi istiyoruz yani? İnsanlardan neyin parasını istiyorsunuz? ‘Ben istemiyorum, yukarı istiyor’ dedi. Yukarısı kimse gelsin kendi istesin muhabbeti yaptık. Devamında bunu bir kez daha tekrar etti kendisi bana. Böyle bir şeyin olmayacağını, kesinlikle böyle bir şeye bulaşmayacağımı söyledim. Devamındaki süreçte müteahhitler yavaş yavaş gelip dertlenmeye başladı. 25 yıldır aynı kurumdayım. Müteahhitler ile belli bir samimiyet oluşmuş oluyor. ‘Bizden şu kadar para istiyor’ diyorlardı. Oradan haberdar olmaya başladım. Bir, iki, üç derken rahatsızlık arttı. Ben ilk başta kendisi için topladığını düşünüyordum. Yukarıyı bahane ederek kendisine alıyor diye düşünüyordum. Bunu yukarısı dediği yere şikayet edeceğim diye düşündüm" dedi. "Ortada bir kamu zararı söz konusu, ama bir şey yapamıyorum" Polat savunmasının devamında "Duygu Çebi bizde üretim planlama müdürüydü. Duygu Çebi kimdir? Ertan Yıldız’ın kuzeni. Yeni atanmıştı. Ertan Yıldız’a yakınlığından dolayı onunla ilk başta paylaştım durumu. Böyle böyle bir şey vardı dedim. ‘Bak müteahhitlerden para istiyor bu rahatsız ediyor’ dedim. ‘İlgileneceğim’ dedi ama sonra ses çıkmadı. Bunun üzerine Ekrem Başkan’ın kendisine ileteceğim diye karar verdim kafamda. Murat Dağdeviren diye bir müteahhitimiz vardı. Başkana yakın görüşebilen biriydi kendisiyle. Onunla paylaştım. Böyle böyle bir şey var dedim. O ‘ben kesinlikle ileteceğim’ dedi. Aradan biraz daha zaman geçti, bir gün geldi tekrar Murat Dağdeviren dedi ki, ‘ben ilettim ama ayaküstü gibi konuştuk, sonra Fatih Keleş’e de bahsettim’ dedi. Yine beklemeye girdik. Yine herhangi bir şey olmadı. Sonra Murat Dağdeviren’le yine konuşurken dedi ki, ‘benim kayınpederim başkanımla daha rahat görüşür’ dedi. Ona gittik. Kendisine aktardım böyle böyle diye. ‘Ben ilgileneceğim’ dedi. Bir gelişme olmadı. Çünkü bir şey olmaması rahatsız ediyordu. Ortada bir kamu zararı söz konusu, ciddi sıkıntılar yaşanıyor ama herhangi bir şey yapamıyorum. 25 yıl hizmet verdiğim bir yer, savcılığa gitsem, suç duyurusunda bulunsam kendi şirketini şikayet eden eleman pozisyonuna düşmek istemedim. Bir şekilde çözülür diye umdum" şeklinde konuştu. "Lale soğanı ile ilgili bir yolsuzluk vardı onu verdim savcıya" Polat "Ali Sukas kendisi için yapıyor. Kendisi de siyasi, karısı da siyasi. Bir dahaki seçimlere daha sağlam hazırlanmak için. Çünkü kendi belediyede başkan adayı olarak konuşulmuştu. Herhalde o niyetle diye düşündüm. Muhtemelen görevden alacaklar diye düşünüyordum. Gider ayak ne yaparsam kardır mantığıyla yürüyor diye düşündüm. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile süreç başladı. Sonra müteahitler tutuklanmaya başladı. Sonra ben kendim giderek savcılığa ifademi verdim. Tutuklu olan müteahhitlerden hiçbirinin ifadesinde ben yokum. Tutuklanma süreçlerinde gizli tanıklardan birinin ben olduğumu düşünmüşler. Lale soğanı ile ilgili bir yolsuzluk vardı. Onu verdim savcıya. Onlarla ilgili şüpheliler alınınca benim ismimi vermişler etkin pişmanlıktan serbest kalmışlar. Sonra yurtdışına kaçtılar. O ifadelerden dolayı ben tutukluyum şu anda. Ali Sukas birkaç kişi bir araya geldiğinde bile toplantılarda telefonları dışarı bıraktıran biriydi" dedi. Ümit Polat savunmasının devamında tutukluyken kendisini CHP’li Gökhan Zeybek’in ziyarete geldiğini söyledi. Polat, Zeybek’in olayın tamamen kumpas olduğunu kendisine söylediğini belirterek kızının eğitim masraflarını karşılayacağını da söylediğini aktardı. Polat "Gökhan Zeybek bana bu ziyaret esnasında sus işareti de yaptı" dedi. Sanık savunmasının ardından cumhuriyet savcısı "Yukarıdan para isteyen şahıslar var demiştin. Bunlar kimler?" şeklinde soru sordu. Sanık Polat "Ali Sukas’la dışarıda görüştüm. ‘25 yıllık emeğin var ama seni görevden alacağım. Çok konuşuyorsun, dikkat et. Bu işlerden Ertan Yıldız ve Fatih Keleş’in haberi var’ dedi. Daha sonraki süreçte, Ali Sukas’ın talimatıyla darp edildim. Şikayette bulunmadım çünkü korktum. Sonraki gün de Ekrem İmamoğlu tutuklandı zaten" yanıtını verdi. Savcı "Ama savcılıktaki ifadende, Sukas’ın sana ‘bu saldırı sana değil bize yapıldı’ dediğini söylemişsin" sorusu üzerine sanık "İşleyiş olarak bunu Sukas’ın yaptırdığını düşünüyorum" cevabını verdi. Ekrem İmamoğlu’ndan tablo tepkisi: "Lütfen yalana müsaade etmeyin" Duruşmada MASAK tarafından hazırlanan ve iddianamede yer alan yıllara göre Ağaç A.Ş.’ye giren para miktarını gösteren bir tablo yansıtıldı. Duruşma savcısı "İmamoğlu ile Ali Sukas görüştü demişsin. İmamoğlu’nun Ali Sukas’a seçim için yeterince para toplayamadığı için kızdığını söylemişsin. Bundan sonra da Sukas’ın para toplama hızının artırdığını söylemişsin. 2023-2024 arasında Ağaç A.Ş.’deki bu yükselen para girişinin bu görüşmeyle ilgisi var mı?" sorusunu yöneltti. Polat ise "Para toplandı ama seçim için toplandı diye duydum" yanıtını verdi. Bu esnada ayağa kalkan Ekrem İmamoğlu "Sayın hakim lütfen yalana müsaade etmeyin. İddia makamı yalan bir tablo yansıttı" dedi. Ekrem İmamoğlu savcılığa iftira makamı dedi, savcılık işlem yapılmasını istedi Sanık Ümit Polat’a, Cumhuriyet Savcısı iddianamede yer alan bir tablonun ne anlama geldiğini sordu. Soruya sanık Ekrem İmamoğlu itiraz ettiğini belirterek, "İddia makamının yalan bir tabloyu yansıtmasına karşıyım. İddia makamı, iftira makamı yalan konuşuyor, sayın hakim, lütfen yalana müsaade etmeyin" dedi. Bunun üzerine Cumhuriyet savcısı, CMK hükümleri gereği İmamoğlu’nun makama ve kendisine yönelik hakarette bulunduğunu belirterek, hakkında işlem yapılmasını istedi. Bunun üzerine İmamoğlu söz almak istedi. Mahkeme başkanı, İmamoğlu’na iddialara karşı tek tek yanıt hakkı veremeyeceğini, kendisinin savunma yapacağı zaman tüm iddialar hakkında savunma yapacağını belirtti.

Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar: 12 yıl 6 ay hapsine karar verildi Haber

Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar: 12 yıl 6 ay hapsine karar verildi

Menajer Ayşe Barım’ın Gezi Parkı olaylarında şirketine bağlı sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan hazırlanan iddianame kapsamında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen tutuksuz sanık Ayşe Barım ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada celse arasında esasa ilişkin mütalaanın açıklandığı belirtildi. Mütalaada, Barım’ın ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Mütalaaya karşı savunma yapan Ayşe Barım, "2025 yılının Ocak ayından beri yaşamadığım bir sürecin içerisindeyim . Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla Gezi Parkı’na yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda kalp pili ile hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi beraatimi istiyorum" dedi. Ayşe Barım’ın avukatları da suçlamaları kabul etmedi. Son sözü sorulan Ayşe Barım "Avukatlarımın beyanlarına katılıyorum beraat talep ediyorum" dedi. 2 saatlik aranın ardından kararını açıklayan mahkeme sanık Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verildi. Mahkeme, sanığın yardım eden sıfatıyla bu suçu işlediğini kaydederek 15 yıl hapis cezasına hükmetti. Mahkeme sanığın sabıkasız kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği yolunda olumlu kanaat uyanması ve cezanın failin geleceği üzerindeki muhtemel etkilerini göz önünde bulundurarak iyi hal indirimi ile sanık Barım’ın 12 yıl 6 ay hapsine karar verdi. Mahkeme sanığın hastalığı nedeniyle tedavi görmesi sebebiyle verilen yurt dışı çıkış yasağı kararının devamına da hükmetti. Kararı duyan Ayşe Barım avukatına duruşma salonunda sarılarak ağladı. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Ayşe Barım’ın Gezi Parkı ana davasının aktörlerinden, hükümlü ve firari sanık olarak bulunan Mehmet Ali Alabora, Çiğdem Mater Utku ve Mehmet Osman Kavala isimli şahıslara Gezi eylemlerinin olduğu süreç ve devamında irtibatlı olduğunun tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, ‘Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ isimli firmanın bünyesinde 68 oyuncunun olduğu, bu isimlerin ise Ahmet Rıfat Şungar, Ali Atay, Alp Navruz, Aslı Enver, Aslıhan Gürbüz, Bensu Soral, Bergüzar Korel, Berkay Ateş, Bige Önal, Birce Akalay, Birkan Sokullu, Bülent İnal, Caner Cindoruk, Ceyda Düvenci, Devrim Özkan, Devrim Yakut, Dolunay Soysert, Ece Sükan, Ekin Koç, Erkan Can, Esra Bilgiç, Ezgi Mola, Fahriye Evcen, Fatih Akın, Fatih Artman, Hakan Kurtaş, Halit Ergenç, Hande Erçel, Hazal Kaya, Hümeyra, İbrahim Selim, İpek Bilgin, Lale Mansur, Mehmet Günsür, Mehmet Kurtuluş, Mert Yazıcıoğlu, Merve Dizdar, Metin Akdülger, Miray Daner, Nehir Erdoğan, Nejat İşler, Nur Fettahoğlu, Okan Yalabık, Oktay Çubuk, Philip Arditti, Pınar Deniz, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Serenay Sarıkaya, Serkan Altunorak, Sinem Kobal, Su Burcu Yazgı Coşkun, Şükran Ovalı, Şükrü Özyıldız, Taro Emir Tekin, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, Afra Karagöz, Çağla Naz Kargı, Defne Burnaz, Ecem Simge Yurdatapan, Elif Uslusoy, Hakan Zavlak, Melis Sevinç, Melisa Bostancıoğlu, Samet Kaan Kuyucu, Sezer Arıçay oldukları kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, söz konusu eylemlerin gelişi güzel ortaya çıkmadığı, bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, Barım’ın ilgili süreçte halkın sempati duyarak kitleleri peşine sürükleme potansiyeli yüksek olan sanatçı-oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade göstererek planlama, organizasyon, yönlendirme yönünde faaliyet gösterdiği aktarıldı. Ayrıca Barım’ın Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir HTS irtibatı bulunmazken Gezi Parkı hazırlık ve başlangıç sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı kaydedildi. Ayşe Barım’ın ID iletişim isimli menajerlik şirketine bağlı oyuncuların Gezi Parkı sürecinde en etkili etiket olan #direngeziparkı, #occupyturkey hastaghlerinin paylaşımlarında olduğu gibi Türkiye’de yaşanan orman yangını ve deprem felaketlerinden sonra Türkiye’yi uluslararası arenada yetersiz gösterme adına sosyal medyada başlatılan #HelpTurkey kampanyasına da sistemsel olarak katıldıklarının belirtildiği iddianamede, bunu Barım’ın etkisinin altında kalarak yaptıkları açıklandı. Hazırlanan iddianamede, Her ne kadar basın yayın organlarında ve sosyal medyada gösterilerin toplum refleksi ile bir anda oluştuğuna dair kanaat oluşturulmaya çalışılsa da olayın sosyal medyada yayılış biçimi, olayı başlatan ve yayılmasında rol oynayan Emine Ayşe Barım’a ait Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ne bağlı sanatçıların ve kurumsal hesabın sürece ilişkin etkili olarak seçilen slogan ve imgelerin eylemin ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada en önde yer alan sembollerin paylaşımı ile organize bir şekilde sanatçılar adına kitlesel yayılım sağlamak amacıyla hareket ederek bilinçli bir şekilde yönlendirildiği aktarıldı. İddianamede ayrıca, Barım’ın irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi olarak tespit edildiği, bu şekilde olayları planlayan, örgütleyen ve yönlendiren, iradesi sorularak bu yönde kendisinin karar bildirerek yön verici ve belirleyici olduğu, kendi şirketine bağlı toplumda tanınan oyuncuları eylemlere yönlendirerek oyuncuların toplumda tanınırlığını ve etki gücünü de kullanarak daha fazla kitleselleşmesini amaçladığı, bunda da kısmen başarılı olduğu, oyuncuların tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde kendi iradeleriyle eylemlere katıldıklarını beyan etseler de sanık ile eylemlerin başladığı döneme dair yoğun irtibatlarının içeriğini hayatın olağan akışına uygun olarak açıklayamadıkları, iç ve dış kamuoyu tarafından günlerce takip edilen ve gündemde tutulan olayların kitleselleşmeye başladığı bir dönemde görüşme içeriklerine yönelik ile sanığın eylemlerin olduğu dönemde Gezi Parkı’nda kendileriyle bulunmasına rağmen kaçamaklı cevaplarının sanığı kayırma amacıyla yapıldığı belirtildi. Barım’ın Gezi Parkı eylemleri ile ilgili olarak hem toplumsal hem de küresel algı oluşturulması kapsamında film, belgesel ve video çekimleri yapılmasını sağladığının aktarıldığı iddianamede, ‘önceye ilişkin hiç bir irtibatı olmamasına rağmen ilk kez’ ana dosyada firari sanık Mehmet Ali Alabora ile Gezi Parkı döneminde 3 kez, hükümlü Mehmet Osman Kavala isimli şahıs ile 39 kez, hükümlü Çiğdem Mater Utku isimli şahıs ile 14 kez irtibatlarının tespit edildiği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede Ayşe Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.