Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Suriye

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli'den sert AB çıkışı Haber

Bahçeli'den sert AB çıkışı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmanın ara başlıkları şöyle; Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin; yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargahı olan bu aziz şehir, bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken; yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir. Bu sebeple Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara’da, yetmiş yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış; Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür. Ankara’da; 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerimize kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Ankara’da, müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yavan kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı; hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır. Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil; badire anlarında sınanan sadakatlerin, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletin, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur. Kadim Türk devlet mirası, bu hakikati zamanın aşındıramadığı bir mutlak esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir. Bilge Tonyukuk’un bin yılı aşkın zaman önce “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil; devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur. NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür. Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Bu gelişme yalnızca Vaşington – Tahran hattında yoğunlaşan gerilim ile nükleer program başlığı altında sarmala dönen ihtilafın ifadesi değildir. Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiş, verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini ifade etmiştik. Devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına vurgu yapmıştık. Diplomasinin barışa susamış insanlığın ağzına bir parmak bal çalmak için kullanılan geçici bir aldatmaca mı, yoksa savaşın yolunu kapatacak samimi ve kalıcı bir çözüm iradesi mi diye sormuştuk. Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır. Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir. Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır. Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır. Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe, Savunma kapasitesinden demografik daralmaya, Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir. Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır: O hakikatin adı da Türkiye’dir! Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır. Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır. Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir. Ne var ki Avrupa Birliği, uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir. Türkiye’nin üyelik süreci teknik kriterlerden çok siyasi ön yargılarla değerlendirilmiştir. Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, Yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, Verilen sözler tutulmamış, Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil Avrupa’ya da zarar vermiştir. Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır."

316 kişi sınırda yakalandı Haber

316 kişi sınırda yakalandı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt içinde ve sınır ötesinde yürüttüğü terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin son verileri paylaştı. Bakanlık açıklamasında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Türkiye'nin beka ve güvenliğine yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı operasyonlarını kararlılıkla sürdürdüğü vurgulandı. 4 TERÖRİST TESLİM OLDU Kalıcı güvenliğin sağlanmasına yönelik operasyonlar kapsamında son bir haftada 4 PKK’lı teröristin güvenlik güçlerine teslim olduğu bildirildi. Ayrıca harekât bölgelerinde mayın, el yapımı patlayıcı (EYP) ile terör örgütüne ait mağara, sığınak ve barınakların tespit ve imhasına yönelik çalışmaların aralıksız devam ettiği kaydedildi. MSB, 2’nci Ordu İstihkâm Tugay Komutanlığı tarafından Suriye'nin Deyrizor bölgesinde Fırat Nehri üzerine 240 metre uzunluğunda yüzer köprü kurulumunun tamamlandığını açıkladı. Kontrol geçişlerinin ardından köprünün 10 Temmuz'da hizmete açılacağı bildirildi. HUDUTLARDA 316 KİŞİ YAKALANDI Hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Bakanlık, son bir haftada 1'i terör örgütü mensubu olmak üzere 316 kişinin yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışırken yakalandığını duyurdu. Böylece 1 Ocak'tan bu yana sınırlarda yakalanan kişi sayısı 5 bin 615'e yükseldi. Aynı dönemde yasa dışı geçişi engellenen kişi sayısı ise son bir haftada 995 kişi artarak 41 bin 129'a ulaştı. Bu arada MSB, Van hudut hattında gerçekleştirilen arama ve tarama faaliyetlerinde 109 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildiğini açıkladı. Bakanlık, terörle mücadele, hudut güvenliği ve yasa dışı faaliyetlerin önlenmesine yönelik operasyonların, yurt içinde ve sınır ötesinde kesintisiz şekilde sürdürüleceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ankara Zirvesi, Türkiye’nin NATO’nun güvenlik gündemine yön veren aktör olduğunu göstermiştir" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ankara Zirvesi, Türkiye’nin NATO’nun güvenlik gündemine yön veren aktör olduğunu göstermiştir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin tamamlanmasının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirdiğimiz 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni başarıyla tamamlamış bulunuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde icra ettiğimiz Zirve’ye NATO üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanının yanı sıra 100’e yakın bakan, üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve davetli iştirak etmiştir. Zirve sürecinde güvenliğin en üst düzeyde sağlanması ile vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunması arasında hassas bir denge gözetilmiştir. Alınan güvenlik, ulaşım, koordinasyon ve kamu düzeni tedbirleri; liderlerin güvenliği, şehir hayatının sürdürülebilirliği ve uluslararası kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla titizlikle planlanmış, vatandaşlarımızın günlük yaşamlarının aksatılmamasına özellikle ehemmiyet gösterilmiştir" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde 2 bin 500 basın mensubunun çalıştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemiz, uluslararası medya merkezi olarak hizmet vermiş; bin 800 kişilik çalışma alanı, 40 montaj odası ve çok sayıda canlı yayın noktası basın mensuplarının istifadesine sunulmuştur. Zirve’yi rekor bir katılımla 2 bin 500’ü aşkın basın mensubu takip etmiş; TRT koordinasyonunda 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla Ankara Zirvesi tüm dünyaya ulaştırılmıştır. Ankara’mızın tanıtımına da büyük katkı sunan Zirve boyunca gösterdikleri hoşgörü ve eşsiz misafirperverlik için Ankaralı hemşehrilerime gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Kolluk kuvvetlerimiz başta olmak üzere medyadan teknik işlere, sağlıktan ulaşıma, protokolden ikram hizmetlerine kadar birçok alanda Zirve’nin sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesi için fedakârca görev yapan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum. NATO Ankara Zirvesi’nin hazırlık ve icrasında gösterdiği iş birliği odaklı yaklaşım ve çabaları için Genel Sekreter Sayın Mark Rutte’ye hassaten teşekkür ediyorum." "Bu Zirve, ülkemizin küresel güvenlik mimarisindeki merkezî rolünü, diplomasi kapasitesini ve müttefiklik sorumluluğunu bir kez daha ortaya koymuştur" NATO 3.0 vizyonundan bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel güvenlik mimarisinin büyük güç rekabeti, hibrit tehditler, bölgesel krizler ve yeni teknolojilerle yeniden şekillendiği bir dönemde icra edilen bu Zirve, ülkemizin küresel güvenlik mimarisindeki merkezî rolünü, diplomasi kapasitesini ve müttefiklik sorumluluğunu bir kez daha ortaya koymuştur. NATO 3.0 vizyonu, Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmeyi ve İttifakın yeni döneme daha hazırlıklı biçimde uyum sağlamasını hedeflemektedir. Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayisi kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde NATO’nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Savunma Sanayisi Forumu ile başlayan Zirve’de ortak üretim, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, savunma teknolojilerinde eş güdüm ve müttefikler arası iş birliği imkânları ele alınmıştır" ifadelerini kullandı. Zirve marjında gerçekleştirdiği ikili görüşmelere ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zirve marjında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ABD Başkanı Donald Trump, Kanada Başbakanı Mark Carney, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Karadağ Başbakanı Milojko Spajic, Slovakya Cumhurbaşkanı Peter Pellegrini ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Bu temaslarda ikili ilişkiler, AB ile münasebetler, savunma sanayisi, ticaret, enerji, güvenlik, Avrupa-Atlantik güvenliği, Balkan Barış Platformu, Rusya-Ukrayna savaşı, İran-ABD süreci, Gazze, Libya, Suriye ve bölgesel istikrar başlıkları başta olmak üzere birçok kritik konu ele alınmıştır. Zirve marjında ayrıca Birleşik Krallık ile Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması imzalanmış, Kanada ile Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri de başlatılmıştır" dedi. "Trump ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin, ülkemizin beklentilerine uygun somut neticelere vesile olacağına inanıyorum" ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle Zirve vesilesiyle ülkemize resmi ziyaret gerçekleştiren kıymetli dostum ABD Başkanı Sayın Trump ile gerçekleştirdiğimiz yapıcı ve verimli görüşmelerin, milli muharip uçağımız KAAN ve F-35 programı başta olmak üzere savunma sanayisi alanında ülkemizin beklentilerine uygun somut neticelere vesile olacağına inanıyorum. Zirve’de aldığımız kararlarla NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesini güçlendirme, transatlantik bağı tahkim etme ve İttifakın geleceğini daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO anlayışı temelinde inşa etme irademizi bir kez daha ortaya koyduk" ifadelerini kullandı. "Türkiye, yalnızca ev sahibi ülke değil, İttifakın savunma, diplomasi ve kriz çözme kapasitesine doğrudan katkı sunan kilit bir müttefiktir" Ankara Zirvesi Sonuç Bildirisi’nde Washington Antlaşması’nın 5’inci maddesine ve kolektif savunma ilkesine olan sarsılmaz bağlılığının teyit edildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bildiride ayrıca müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerinin kaldırılması, 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmaları, Ukrayna’ya askeri teçhizat, yardım ve eğitim desteği sağlanması gibi konuların yanı sıra savunma sanayisi kapasitesinin artırılması; yapay zeka, siber güvenlik, uzay, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler ve derin hassas vuruş kabiliyetleri gibi alanlarda İttifakın daha güçlü ve hazırlıklı hale getirilmesi de Zirve’nin öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Türkiye olarak biz de sahip olduğumuz tecrübe, askeri kabiliyet ve gelişen savunma sanayisi altyapımızla bu sürece en güçlü katkıyı sunmaya devam edeceğiz. Türkiye, yalnızca ev sahibi ülke değil, İttifakın savunma, diplomasi ve kriz çözme kapasitesine doğrudan katkı sunan kilit bir müttefiktir. Savunma harcamalarımızı 2030’dan önce yüzde 3,5 seviyesine çıkarma irademizi ortaya koyduk" dedi. "Müttefiklerimizle iş birliğimizi güçlendirmeye, küresel barış ve güvenliğe katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" Türkiye’nin zirve kapsamında NATO’nun güvenlik gündemine yön verdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise hâlihazırda yüzde 1,5’lik bütçe payına ulaşmış durumdayız. Çelik Kubbe Projesi için hava ve füze savunma kabiliyetlerine 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdığımızı da ifade ettik. Bu vesileyle ayrıca belirtmek gerekir ki Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında barış için iletişim kanallarını açık tutarken; İran-ABD sürecinde itidal, diplomasi ve kalıcı barışı; Gazze, Lübnan ve Libya başlıklarında da ateşkes, istikrar ve çok taraflı iş birliği yaklaşımını savunmaya devam etmektedir. İki günlük yoğun Ankara Zirvesi, Türkiye’nin NATO’nun güvenlik gündemine yön veren, krizlerde diyalog kanallarını açık tutan, bölgesel barış perspektifini koruyan ve savunma sanayisi kapasitesiyle İttifakın dönüşümüne somut katkı sağlayan merkezî bir aktör olduğunu göstermiştir. Türkiye olarak müttefiklerimizle iş birliğimizi güçlendirmeye, küresel barış ve güvenliğe katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

MSB: "TSK, kendisine tehdit oluşturmayan hiç kimse için tehdit değildir" Haber

MSB: "TSK, kendisine tehdit oluşturmayan hiç kimse için tehdit değildir"

Milli Savunma Bakanlığının haftalık basın bilgilendirme toplantısı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin müşterek harekat anlayışını, yüksek teknolojiye dayalı komuta-kontrol kabiliyetini ve geleceğe yönelik savunma vizyonunu simgeleyen Ay Yıldız Müşterek Karargahı'nın yıldız bölümünde gerçekleştirildi. Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile kuvvet komutanlıklarını aynı yerleşkede buluşturacak olan Ay Yıldız Karargahı'nın yalnızca modern bir askeri yerleşke olmadığını, aynı zamanda TSK'nın müşterek harekat kabiliyetini, kurumsal bütünleşmesini ve değişen güvenlik ortamına uyum yeteneğini yansıtan stratejik bir vizyon projesi olduğunu kaydetti. Aktürk, 7-8 Temmuz'da Ankara'da başarıyla gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin müttefikler arasındaki dayanışmayı pekiştirdiğini, değişen güvenlik ortamına yönelik ortak vizyonun geliştirilmesine ve Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğine ilişkin müşterek yaklaşımın güçlendirilmesine de önemli katkılar sağladığını dile getirdi. NATO Zirvesi kapsamında icra edilen Savunma Sanayii Forumu ile Bakan Güler ev sahipliğinde gerçekleştirilen savunma bakanları resepsiyonunun müttefikler arasında ortak üretim ve teknoloji iş birliğinin geliştirilmesine ve Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayiinde ulaştığı yetkinliğin uluslararası platformlarda bir daha ortaya konulmasına vesile olduğunu aktaran Aktürk, "Türkiye; güçlü ordusu, gelişen yerli ve millî savunma sanayii, etkin savunma diplomasisi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen çok boyutlu dış politika anlayışıyla krizlerin çözümüne katkı sunan, diyalog kanallarını açık tutan, bölgesel ve küresel barış ile istikrarı destekleyen yapıcı yaklaşımını kararlılıkla sürdürmektedir. Bu anlayış doğrultusunda ülkemiz, NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşuna katkı sağlayan güvenilir ve sorumluluk sahibi bir müttefik olarak uluslararası barış, güvenlik ve istikrara katkı sunmaya devam edecektir" açıklamasında bulundu. "Bir haftada 4 PKK'lı terörist teslim oldu" Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye'nin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini sınırlarda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı bir şekilde sürdürdüğüne dikkati çekerek, "Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla yürütülen operasyon, arama-tarama ve hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında son bir hafta içerisinde 4 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir" dedi. Aktürk, 2'nci Ordu İstihkam Tugay Komutanlığınca Suriye Deyrizor'da Fırat Nehri'nin üzerine 240 metre uzunluğunda yüzer köprü kurulumunun tamamlandığını da belirterek, köprünün kontrol geçişlerinin yapılmasını müteakip 10 Temmuz'da hizmete açılacağını söyledi. Hudut güvenliğine ilişkin de açıklamalarda bulunan Aktürk, "1'i terör örgütü mensubu olmak üzere 316 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 5 bin 615 olmuş, engellenen 995 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 41 bin 129'a ulaşmıştır. Ayrıca hafta içerisinde Van hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde 109 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir" diye konuştu. Envantere giren yeni silah sistemleri Yerli ve milli savunma sanayii ürünleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin imkan ve kabiliyetlerinin artırılmasına ilişkin çalışmaların da devam ettiğini dile getiren Aktürk, "Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda TB-3 SİHA, 7,62 mm piyade tüfeği (MPT-76), Silah Taşıyıcı Araç ile Elektrikli Zırhlı Personel Taşıyıcı (E-ZPT) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca 13-17 Temmuz tarihleri arasında muhtelif miktarda SOM-B1T mühimmatının kabul faaliyeti ROKETSAN'da icra edilecektir. Bakanlığımıza bağlı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından yerli ve millî imkânlarla geliştirilen Havadan Taşınabilir Hafif Çekili Obüs BORAN'ın Arnavutluk'a ihracatına yönelik olarak 4 Temmuz'da sözleşme imzalanmıştır. Milli yazılım ve teknoloji alanında hayata geçirdiği projelerle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güç ve etkinliğinin daha da artırılmasına katkı sağlayan HAVELSAN'ın 44'üncü kuruluş yıl dönümünü şimdiden kutluyor, ülkemizin savunma gücüne değerli katkılar sunan tüm çalışanlarına başarılar diliyoruz" dedi. Aktürk ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ‘Mali ve Sosyal Haklar' genelgesinin yayımlandığını hatırlatarak, buna göre bedelli askerlik tutarının 2026 yılının ikinci altı ayı için 472 bin 653 lira 60 kuruş olduğunu, bedelli askerlik müracaat işlemlerinin ise 7 Temmuz tarihinden itibaren başladığını söyledi. MSB'den ABD Başkanı'nın açıklamalarına ilişkin değerlendirme Milli Savunma Bakanlığı, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarına ilişkin sorular üzerine Türkiye'nin NATO'nun güçlü ve etkin bir müttefiki olarak İttifak'ın caydırıcılığına ve ortak güvenliğine önemli katkılar sunmaya devam ettiğini belirtti. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Daha önce de ifade ettiğimiz üzere beklentimiz, müttefiklik ruhuyla uyuşmayan CAATSA yaptırımları ile savunma sanayimize yönelik açık veya örtülü tüm kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Bu çerçevede ABD Başkanı tarafından yapılan açıklamaları memnuniyetle karşılıyor, müttefiklerimizle kısıtlamalar yerine karşılıklı güven ve dayanışmanın güçlendirilmesinden yana bir yaklaşımı benimsiyoruz" ifadeleri kullanıldı. Yunanistan Başbakanı'nın açıklamaları Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in açıklamalarına ilişkin sorular üzerine de Bakanlık, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrarın korunmasından, mevcut meselelerin yapıcı diyalog ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde ele alınmasından yana olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada, "Bu kapsamda gerilimi artırabilecek söylemlerden kaçınılmasının ikili ilişkilere olumlu katkı sağlayacağını bir kez daha ifade ediyor, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendisine tehdit oluşturmayan hiç kimse için tehdit olmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz" denildi.

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız" Haber

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun biz bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kampın, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla başladığını hatırlatan Çelik, "Çeyrek asırlık destan, bu kampın ana başlığı. Gerçekten her kampta kurucu arkadaşlarımız daha önce beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızın görüyoruz, hep beraber yeni katılan genç arkadaşlarımızla birlikte ne kadar uzun ve kıymetli bir yolu yürüdüğümüzü görüyoruz. Tabii bu yolun mimarı, bu yolun çilesini çeken, liderliğini yapan Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın verdiği mücadelenin çeyrek asırlık bu destanın bütün safhalarını da tekrar hatırlama imkanı buluyoruz" dedi. "Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz" Kampın önemine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti: "Kamplarımızın özelliği bir yandan o yıl içerisinde geçmiş 6 ayın muhasebesini yaparız, aynı zamanda da önümüzdeki 6 ayın politikalarını belirleriz. Ama tabii bundan daha önemli kısım şudur; ahdimizi, vefamızı, yürüdüğümüz yola olan bağlılığımızı yinelemenin de bir zeminidir istişare kamplarımız. 33’üncüsünü yapıyoruz, aslında sayı daha fazla olacaktı ama biliyorsunuz covid döneminde belli sebeplerle ara vermek zorunda kaldık. Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz. Burada her seferinde değişik mekanizmalar kullansak da esası şudur; bütün oturumlarda notlar tutulur, arkadaşlarımızın soruları, eleştirileri, onlara verilen cevaplar değerlendirilir ve kampın sonunda bunlar, kamptan sonraki 1-2 ay içerisinde tek tek çıkarılarak hangi politik sonuçların çıkarılması gerektiği MYK’mızda, MKYK’mızda Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın huzurunda değerlendirilir. Bu açıdan baktığınızda bu kadar uzun zamandır, son derece yoğun bir gündemle iktidar olmuş partimizin bu beyin fırtınalarından hiçbir zaman vazgeçmemesinin altını son derece ciddi bir şekilde çizmek lazım. Çünkü tartışmaktan, konuşmaktan ve istişare etmekten; karşılıklı olarak görüşmekten ve görüş belirtmekten hiçbir zaman vazgeçmiyoruz, bu bakımdan çok önemli." "Sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor" Kampın oturumlarla devam ettiğini ifade eden Ömer Çelik, "Sabah genel başkan yardımcılarımızla bu oturumlar yapıldı. Milletvekillerimizin ve diğer katılımcılarımızın soruları, MKYK üyelerimizin ve diğer tüm birimlerimizin soruları cevaplandı. Şimdi bakanlarımızla yapılıyor. Çeyrek asırlık destanın bütün yönleriyle değerlendirilmesi için bir fırsat olarak bu zemin her seferinde en güçlü şekilde değerlendirilmiş oluyor. Sabah hep beraber izledik. Genel Başkanımızın konuşmasında ifade ettiği hususlar, iç politikadan dış politikaya kadar hepsi en kapsamlı şekilde şimdi içerideki oturumlarda ele alınıyor. Genel Başkanımızın katılacağı, milletvekillerimizle istişare toplantısı olacak. Aynı şekilde Genel Başkanımızın takdirleriyle bütün heyetimizle yapılacak istişare toplantıları olacak. Her zaman olduğu gibi, yarın da kendilerinin kapanış konuşmasıyla kampımızı tamamlamış olacağız. Bütün bu sorulan sorular, bu sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor. Onun sonuçlarını önümüzdeki toplantılarda değerlendireceğiz. Akşamları hem bunu bir kaynaşma fırsatı olarak görüyoruz, politik hayatın yoğunluğu içerisinde zaman hızlı akıyor. Hızlı akışın içerisinde diğer konularda istişare etme fırsatı olamayabiliyor. Kampımız buna da fırsat veriyor. Bunun yanı sıra büyük bir insan hakları mücadelesi vermiş olan merhum Şule Yüksel’in hayatını anlatan Şule filmi dün akşam gösterildi. Bugün de merhum Necip Fazıl’ın ’Bir Adam Yaratmak’ romanından uyarlanan film gösterimi yapılacak. Her zamanki gibi sabahın erken saatlerinden, akşama kadar dolu dolu geçen bir kamp gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in saldırganlığı devam ediyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kampta dış politikaların da görüşüldüğüne değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Tabii burada dış politikaların çok önemli konuları var. İran ile ilgili olarak, İran’a yapılan, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuksuz saldırıdan sonra hem bölge barışı dünya barışı ciddi bir risk altına girmişti. Burada gelinen noktada, bu barışın bugün yapılan bazı saldırılarla yine risk altına girdiğini görüyoruz. İsrail’in saldırganlığı devam ediyor. Dolayısıyla bölgeyle ilgili konuların değerlendirilmesi, enerji meselelerinden tarıma, gıda güvenliğinden diğer konulara yoğun biçimde devam edecek. Yapay zekadan diğer bütün alanlara kadar geniş bir çerçevede kamp gündemimiz var. Hemen hemen bütün bakanlıklarımızın alanına giren ama onun dışındaki konuların da değerlendirildiği çok geniş bir yelpazede bir gündemle kamp devam ediyor." "Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" ’Terörsüz Türkiye’ noktasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kapsamlı değerlendirmeleri olduğunun, kapalı toplantılarda da bu konuya değinildiğinin altını çizen Çelik, "Artık o noktada yeni bir aşamada olduğumuzu son basın toplantımızda da ifade etmiştim. Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte terör örgütünün silah bırakmasını temin edecek zemin ortaya çıkacaktır. Burada terör örgütünün silah bırakmasının gerçekleşmesi halinde o zaman Türkiye uzun yıllardır mücadele ettiği terör örgütünü gündemden kaldırmış olacaktır. Bölgemizde de gelişmelere dikkat ettiğimizde Suriye’den Irak’a kadar geniş bir alanda terör örgütlerinin vekil güçler olarak kullanıldığını bazı emperyalist odaklarca görüyoruz. O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimizin birbiriyle bağlantılı şekilde, iç içe şekilde, birbirinden ayrılmaz şekilde yürütülmesinin de ne kadar kıymetli olduğu net şekilde görülmektedir." "Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" Bu geçilen yeni aşamada pozitif dil ve sağ duyulu yaklaşımın kullanılmasının önemine dikkati çeken Çelik, "Geldiğimiz bu yeni aşamada, herkesi pozitif bir dille, ister katkı olsun, ister eleştiri olsun pozitif bir yaklaşımla bu sürece destek, katkı vermeye, eleştirisi varsa onu gündeme getirmeye, bunu sağlıklı şekilde yapmak için davet ediyoruz. Bu son derece kıymetlidir çünkü gerçekten bütün Türkiye’yi, bölgemizi ilgilendiren meselelerdir bunlar. Aşırı yaklaşımlardan kaçınmak, sağ duyulu davranmak gerekir, sağ duyulu bir dil kullanmak gerekir. Bize zaman zaman soruyorlar. ’Aşırı yaklaşımdan kastınız nedir?’ diye. Aslında herkes aşırı yaklaşımların ne olduğunu biliyor. Sürece eleştiri yerine, iftira ve çarpıtmayla yaklaşmak bir aşırı yaklaşımdır. Ayrıca, ’sürece destek veriyorum’ başlığı altında süreci ana odağından uzaklaştıracak yaklaşımlar, gündemler, toplumun hassasiyetlerini kışkırtacak tavır ve davranışlar da aşırı yaklaşımdır. Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" şeklinde konuştu. "Son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu" Ömer Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Bugün CHP Genel Başkanı yine, Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasına dönük bir şeyler söylemiş. Fakat mesele şundan ibarettir; kendisi, son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu, CHP’de ciddi bir yönetim sorunu vardı. Biz bunu o zaman da ifade ettik. Şimdi bizim üzerimizden kendi yönetim yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Cumhuriyet Halk Partisi kendi meselesini kendi içerisinde halletsin. Biz geçmişte 14-28 Mayıs seçimlerinde Kılıçdaroğlu ile mücadele ettik, daha sonrasında Özgür Özel’in yönetimiyle mücadele ettik, daha öncesinde Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde CHP ile mücadele etmiştik. Dolayısıyla bizim açımızdan fark eden bir şey yok ama kendi meselelerini kendileri halletsindirler. Bizim üzerimden kendi yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Biz buna müsaade etmeyiz. Bu durum, bu tablo Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş saygıdeğer vatandaşlarımızın hak etmediği bir durumdur. Bundan kurtulmak için CHP’nin deneyimli siyasetçilerinin sağduyulu yol bulması gerekir. Önemli olan budur. Önümüzdeki dönemde, bugün Genel Başkanımızın bahsettiği şekilde, sürekli olarak kutuplaşma üretenlerin bizi kutuplaşmanın tarafı olarak konumlandırmaya çalıştığını görüyoruz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Biz bu kutuplaşma üreten odaklarla sürekli olarak mücadele ettik, sürekli olarak bu gerilimi artıranlarla mücadele ettik. Biz en kapsayıcı şekilde, Terörsüz Türkiye başta olmak üzere bu büyük meselelerde en kapsayıcı, en diyaloğa açık şekilde, aşırılıklardan kaçınmış, ana yoldan ilerleyen şekilde çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz." "Şarkı beğeni topladı" Öte yandan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti için yeni hazırlanan şarkının salonda nasıl karşılandığına yönelik soru üzerine, eserin büyük beğeni topladığını belirterek, "Bütün arkadaşlarımızın ortak duygularına hitap eden, ritmiyle, sözleriyle hepimizin çok beğendiği, hepimizin ortak duygularına hitap eden, ’çeyrek asırlık destan’ üst başlığı ile gayet uyumlu şekilde bu şarkımıza eşlik ettik. Bundan sonra da parti programlarımızda onu görmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız" Haber

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kampın, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla başladığını hatırlatan Çelik, "Çeyrek asırlık destan, bu kampın ana başlığı. Gerçekten her kampta kurucu arkadaşlarımız daha önce beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızın görüyoruz, hep beraber yeni katılan genç arkadaşlarımızla birlikte ne kadar uzun ve kıymetli bir yolu yürüdüğümüzü görüyoruz. Tabii bu yolun mimarı, bu yolun çilesini çeken, liderliğini yapan Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın verdiği mücadelenin çeyrek asırlık bu destanın bütün safhalarını da tekrar hatırlama imkanı buluyoruz" dedi. "Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz" Kampın önemine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti: "Kamplarımızın özelliği bir yandan o yıl içerisinde geçmiş 6 ayın muhasebesini yaparız, aynı zamanda da önümüzdeki 6 ayın politikalarını belirleriz. Ama tabii bundan daha önemli kısım şudur; ahdimizi, vefamızı, yürüdüğümüz yola olan bağlılığımızı yinelemenin de bir zeminidir istişare kamplarımız. 33’üncüsünü yapıyoruz, aslında sayı daha fazla olacaktı ama biliyorsunuz covid döneminde belli sebeplerle ara vermek zorunda kaldık. Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz. Burada her seferinde değişik mekanizmalar kullansak da esası şudur; bütün oturumlarda notlar tutulur, arkadaşlarımızın soruları, eleştirileri, onlara verilen cevaplar değerlendirilir ve kampın sonunda bunlar, kamptan sonraki 1-2 ay içerisinde tek tek çıkarılarak hangi politik sonuçların çıkarılması gerektiği MYK’mızda, MKYK’mızda Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın huzurunda değerlendirilir. Bu açıdan baktığınızda bu kadar uzun zamandır, son derece yoğun bir gündemle iktidar olmuş partimizin bu beyin fırtınalarından hiçbir zaman vazgeçmemesinin altını son derece ciddi bir şekilde çizmek lazım. Çünkü tartışmaktan, konuşmaktan ve istişare etmekten; karşılıklı olarak görüşmekten ve görüş belirtmekten hiçbir zaman vazgeçmiyoruz, bu bakımdan çok önemli." "Sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor" Kampın oturumlarla devam ettiğini ifade eden Ömer Çelik, "Sabah genel başkan yardımcılarımızla bu oturumlar yapıldı. Milletvekillerimizin ve diğer katılımcılarımızın soruları, MKYK üyelerimizin ve diğer tüm birimlerimizin soruları cevaplandı. Şimdi bakanlarımızla yapılıyor. Çeyrek asırlık destanın bütün yönleriyle değerlendirilmesi için bir fırsat olarak bu zemin her seferinde en güçlü şekilde değerlendirilmiş oluyor. Sabah hep beraber izledik. Genel Başkanımızın konuşmasında ifade ettiği hususlar, iç politikadan dış politikaya kadar hepsi en kapsamlı şekilde şimdi içerideki oturumlarda ele alınıyor. Genel Başkanımızın katılacağı, milletvekillerimizle istişare toplantısı olacak. Aynı şekilde Genel Başkanımızın takdirleriyle bütün heyetimizle yapılacak istişare toplantıları olacak. Her zaman olduğu gibi, yarın da kendilerinin kapanış konuşmasıyla kampımızı tamamlamış olacağız. Bütün bu sorulan sorular, bu sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor. Onun sonuçlarını önümüzdeki toplantılarda değerlendireceğiz. Akşamları hem bunu bir kaynaşma fırsatı olarak görüyoruz, politik hayatın yoğunluğu içerisinde zaman hızlı akıyor. Hızlı akışın içerisinde diğer konularda istişare etme fırsatı olamayabiliyor. Kampımız buna da fırsat veriyor. Bunun yanı sıra büyük bir insan hakları mücadelesi vermiş olan merhum Şule Yüksel’in hayatını anlatan Şule filmi dün akşam gösterildi. Bugün de merhum Necip Fazıl’ın ’Bir Adam Yaratmak’ romanından uyarlanan film gösterimi yapılacak. Her zamanki gibi sabahın erken saatlerinden, akşama kadar dolu dolu geçen bir kamp gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in saldırganlığı devam ediyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kampta dış politikaların da görüşüldüğüne değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Tabii burada dış politikaların çok önemli konuları var. İran ile ilgili olarak, İran’a yapılan, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuksuz saldırıdan sonra hem bölge barışı dünya barışı ciddi bir risk altına girmişti. Burada gelinen noktada, bu barışın bugün yapılan bazı saldırılarla yine risk altına girdiğini görüyoruz. İsrail’in saldırganlığı devam ediyor. Dolayısıyla bölgeyle ilgili konuların değerlendirilmesi, enerji meselelerinden tarıma, gıda güvenliğinden diğer konulara yoğun biçimde devam edecek. Yapay zekadan diğer bütün alanlara kadar geniş bir çerçevede kamp gündemimiz var. Hemen hemen bütün bakanlıklarımızın alanına giren ama onun dışındaki konuların da değerlendirildiği çok geniş bir yelpazede bir gündemle kamp devam ediyor." "Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" ’Terörsüz Türkiye’ noktasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kapsamlı değerlendirmeleri olduğunun, kapalı toplantılarda da bu konuya değinildiğinin altını çizen Çelik, "Artık o noktada yeni bir aşamada olduğumuzu son basın toplantımızda da ifade etmiştim. Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte terör örgütünün silah bırakmasını temin edecek zemin ortaya çıkacaktır. Burada terör örgütünün silah bırakmasının gerçekleşmesi halinde o zaman Türkiye uzun yıllardır mücadele ettiği terör örgütünü gündemden kaldırmış olacaktır. Bölgemizde de gelişmelere dikkat ettiğimizde Suriye’den Irak’a kadar geniş bir alanda terör örgütlerinin vekil güçler olarak kullanıldığını bazı emperyalist odaklarca görüyoruz. O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimizin birbiriyle bağlantılı şekilde, iç içe şekilde, birbirinden ayrılmaz şekilde yürütülmesinin de ne kadar kıymetli olduğu net şekilde görülmektedir." "Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" Bu geçilen yeni aşamada pozitif dil ve sağ duyulu yaklaşımın kullanılmasının önemine dikkati çeken Çelik, "Geldiğimiz bu yeni aşamada, herkesi pozitif bir dille, ister katkı olsun, ister eleştiri olsun pozitif bir yaklaşımla bu sürece destek, katkı vermeye, eleştirisi varsa onu gündeme getirmeye, bunu sağlıklı şekilde yapmak için davet ediyoruz. Bu son derece kıymetlidir çünkü gerçekten bütün Türkiye’yi, bölgemizi ilgilendiren meselelerdir bunlar. Aşırı yaklaşımlardan kaçınmak, sağ duyulu davranmak gerekir, sağ duyulu bir dil kullanmak gerekir. Bize zaman zaman soruyorlar. ’Aşırı yaklaşımdan kastınız nedir?’ diye. Aslında herkes aşırı yaklaşımların ne olduğunu biliyor. Sürece eleştiri yerine, iftira ve çarpıtmayla yaklaşmak bir aşırı yaklaşımdır. Ayrıca, ’sürece destek veriyorum’ başlığı altında süreci ana odağından uzaklaştıracak yaklaşımlar, gündemler, toplumun hassasiyetlerini kışkırtacak tavır ve davranışlar da aşırı yaklaşımdır. Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" şeklinde konuştu. "Son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu" Ömer Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Bugün CHP Genel Başkanı yine, Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasına dönük bir şeyler söylemiş. Fakat mesele şundan ibarettir; kendisi, son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu, CHP’de ciddi bir yönetim sorunu vardı. Biz bunu o zaman da ifade ettik. Şimdi bizim üzerimizden kendi yönetim yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Cumhuriyet Halk Partisi kendi meselesini kendi içerisinde halletsin. Biz geçmişte 14-28 Mayıs seçimlerinde Kılıçdaroğlu ile mücadele ettik, daha sonrasında Özgür Özel’in yönetimiyle mücadele ettik, daha öncesinde Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde CHP ile mücadele etmiştik. Dolayısıyla bizim açımızdan fark eden bir şey yok ama kendi meselelerini kendileri halletsindirler. Bizim üzerimden kendi yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Biz buna müsaade etmeyiz. Bu durum, bu tablo Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş saygıdeğer vatandaşlarımızın hak etmediği bir durumdur. Bundan kurtulmak için CHP’nin deneyimli siyasetçilerinin sağduyulu yol bulması gerekir. Önemli olan budur. Önümüzdeki dönemde, bugün Genel Başkanımızın bahsettiği şekilde, sürekli olarak kutuplaşma üretenlerin bizi kutuplaşmanın tarafı olarak konumlandırmaya çalıştığını görüyoruz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Biz bu kutuplaşma üreten odaklarla sürekli olarak mücadele ettik, sürekli olarak bu gerilimi artıranlarla mücadele ettik. Biz en kapsayıcı şekilde, Terörsüz Türkiye başta olmak üzere bu büyük meselelerde en kapsayıcı, en diyaloğa açık şekilde, aşırılıklardan kaçınmış, ana yoldan ilerleyen şekilde çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz." "Şarkı beğeni topladı" Öte yandan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti için yeni hazırlanan şarkının salonda nasıl karşılandığına yönelik soru üzerine, eserin büyük beğeni topladığını belirterek, "Bütün arkadaşlarımızın ortak duygularına hitap eden, ritmiyle, sözleriyle hepimizin çok beğendiği, hepimizin ortak duygularına hitap eden, ’çeyrek asırlık destan’ üst başlığı ile gayet uyumlu şekilde bu şarkımıza eşlik ettik. Bundan sonra da parti programlarımızda onu görmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye mesajı! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye mesajı!

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazandığını belirtti. Türkiye’nin küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek, bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biri olduğunu kaydeden Erdoğan, "En son İran krizinde Türkiye’nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkânı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu, hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail’in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki, İran krizi sürecinde yaşananlar Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar berraklaşmıştır" ifadelerine yer verdi. "Türkiye olarak barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız" İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en riskli çatışmalardan biri olan ABD-İran-İsrail gerilimini AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare ettiklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi: "İsrail’in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade, çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki; herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükle birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dahil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası haline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır. Amaçlarına ulaşana kadar da her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir. Bölgemize barış gelecekse, İsrail’e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa, İsrail’in fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın bölgemizde sulhu sükûnun, adaletin, istikrarın, refahın egemen olmasını, Allah’ın izniyle, engelleyemeyecek. Türkiye olarak, iğne ucu kadar bile olsa, barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz." "Terörsüz Türkiye sürecinin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye’nin kuzeyindeki sorun, Şara’nın kuşatıcı yaklaşımıyla çözüme kavuştu" Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinde de Milliyetçi Hareket Partisi’yle birlikte önemli yol kat ettiklerini bildirdi. Terörsüz Türkiye sürecinin 22 aylık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçtiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye’nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlüklerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyoruz, gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi, samimi temennimizdir" diye konuştu. "İran krizi sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran savaşının sürece olan etkisine dair ise, "İran krizi sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müspet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Burada sadece şunu söylemekle iktifa ediyorum. Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz daha net görülecek. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacak" diye konuştu. "Terörün gölgesi çekildikçe her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz" Terörün etkisinin bitmesiyle birlikte ülkedeki refahın artacağının altını çizen Erdoğan, "Şunu bir defa artık herkes kabul etmeli; terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur. Terör aynı zamanda her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engeldir. Terörün gölgesi çekildikçe turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz ve göreceğiz. Diyarbakır’ın sokakları, kahvehaneleri bugün cıvıl cıvıl. Hakkari’nin dağlarında ülkemizin dört bir yanından turistler geziyor. Dicle’nin kenarında serinlemek için herkes sıraya giriyor. Kars’tan Van’a, Batman’dan Ağrı’ya her tarafta esnafımızın yüzü gülüyor. Bölgeye gelen yeni yatırımlarla özellikle gençlerimizin umudu güçleniyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar yatırıma harcandıkça, milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye, artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak. Milletimiz, artık bu sorundan kalıcı biçimde kurtulmak istiyor. Cumhur İttifakı olarak biz de milletin bu beklentisini karşılamak istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz" Terörsüz Türkiye sürecini daha hızlı çözmek istediklerini fakat bölgedeki krizlerin buna izin vermediğini belirten Erdoğan, "Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra, fazla da uzatmadan, söz konusu düzenlemeyi, sorunların çözüm adresi olan Meclis’in takdirine sunacağız. Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz. Tekrar bir ‘Yenikapı ruhu’ aranıyorsa, bunun vücut bulması gereken zemin ’Terörsüz Türkiye’ sürecidir. Siyaset kurumu, tıpkı ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz, ittifak ve iktidar olarak iradeyse irade, kararlılıksa kararlılık, uzlaşıysa uzlaşı, cesaretse cesaret; üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) AK Partiye geçen İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir’e parti rozetini taktı.

Bakan Uraloğlu: "(Hicaz Demiryolu) Suudi Arabistan’la sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz" Haber

Bakan Uraloğlu: "(Hicaz Demiryolu) Suudi Arabistan’la sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Suudi Arabistan ile Hicaz Demiryolu’nun yeniden yapılmasına yönelik imzalanan mutabakat zaptına ilişkin detayları yabancı bir televizyon kanalına anlattı. Hürmüz Boğazı’nda son dönemde yaşanan gelişmelerin taşımacılık ve ulaşım alanlarını olumsuz etkilediğini dile getiren Bakan Uraloğlu, "Dünyada şu anda kendisine yeten hiçbir ülke yok; mutlaka bir şekliyle bağlı, bağımlı. Karşılıklı ilişkilerin ya da çoklu ilişkilerin kurulmasını gerektiriyor. Bu da ancak ulaşımdan, ticaret yollarından ve iletişimden geçiyor. Yaşanan olaylar, ulaştırma güzergahlarının mevcut olanlarının güvenilirliği, sürdürülebilirliği noktasında bize bazı dersler ve tecrübeler kazandırırken, diğer taraftan da mutlaka alternatiflerinin de ortaya konulması gerektiği noktasında ders niteliğinde kazanımımız oluyor. Suudi Arabistan’ın ve Türkiye’nin lokomotifte olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Suudi Arabistan’ın çok ciddi bir şekilde denizden petrol ve petrol ürünleri nakli söz konusu. Hürmüz sıkıntıya girince genel anlamda problemler olduğunu görüyoruz. Bazen aktif değil de reaktif bazı yaklaşımlarla beraber ortaya atılan koridorlar oluyor" açıklamasında bulundu. "Sadece yük değil, yolcu da taşıma noktasında görüşmelerimiz oldu" Hicaz Demiryolu’nun sadece Ortadoğu ve Türkiye için değil, küresel ticaret açısından güçlü bir alternatif oluşturduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Projede Riyad’ı merkez ya da başlangıç noktası alırsak, Avrupa’ya kadar giden; Akdeniz’e, Ege Denizi’ne, Karadeniz’e açılan bir hattan bahsediyoruz. Bunun burada kalmaması gerekir. Sadece yük değil, yolcu da taşıma noktasında görüşmelerimiz oldu. Bunun Cidde, Mekke ve Medine’ye kadar uzatılması; aynı şekilde diğer çevre ülkelere de önümüzdeki süreçte bağlantılar verilmesi planlanıyor. Öte yandan da bu hattın Umman üzerinden açık denize, okyanusa da açılması bekleniyor. Sadece Suudi Arabistan merkezli değil, Uzak Doğu’dan gelen yüklerin buradan karaya çıkarılıp demiryoluyla bütün Avrupa’ya kadar gitmesine müsaade edecek bir güzergahtan bahsediyoruz" diye konuştu. "Türk müteahhitleri gibi hızlı iş yapan müteahhitlerle projeyi yaparsak 3-4 yıl gibi bir zaman diliminde hattı işler hale getirebiliriz" Proje kapsamında hem yük taşımacılığı hem de yolcu taşımacılığının gerçekleştirileceğini vurgulayan Uraloğlu, "Şu ana kadar Suudi Arabistan, Ürdün sınırına kadar hattı bitirdi. Türkiye tarafında biz zaten İslahiye’ye, Kilis’e, Gaziantep’e kadar bitirdik. Suriye ile Ürdün arasında yaklaşık 400 kilometrelik eksik bir bölüm var. Ama burada arazi şartları çok sıkıntılı değil. Hattın yer yer sağlam olan bölümleri var, yer yer yeniden yapılacak olan bölümleri var. 400 kilometrelik bir hattan bahsediyoruz. Bizim ilk etapta yapacağımız, burada yapılması gerekenlerin tespiti. Bunu birkaç ay içerisinde inşallah sonlandırmış olacağız. Süreci doğru yönetirsek, Türk müteahhitleri gibi güçlü, hızlı iş yapan müteahhitlerle projeyi yaparsak 3-4 yıl gibi bir zaman diliminde komple bu hattı işler hale getirebiliriz. Ayrıca proje ile kutsal yolculuğa gidecek olan yolcuların taşınmasından turistik seyahatlere kadar bunların da olması gerekir diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Suudi Arabistan’la iş birliği yaparak, sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz" Hicaz Demiryolu ile bölgedeki ülkeler arasındaki kültürel ilişkilerin de güçleneceğini söyleyen Uraloğlu, "Burada bizim dost ve kardeş halklar ve onlarla tarihten beri olan ilişkilerimiz var. Artık siz komşularınızla beraber ancak güçlü olabilirsiniz; tek başına değil. Yaşanmış olan, yaşanan savaşlar bunu bize net bir şekilde gösterdi. Gerçekten bütün ülkeler, kendilerini zor durumda dahi destekleyebilecek, yanıltmayacak ülkelerle iş birliği yapmak istiyor. Onun için Türkiye bu noktada gerçekten sözünde duran, şartlara göre sözünü değiştirmeyen, yola çıktıklarını yolda bırakmayan bir anlayışa sahip. Bizim geçmişte de burada birçok ortak projemiz oldu. Ortadoğu’daki en güçlü ülke Suudi Arabistan’la iş birliği yaparak, sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz" ifadelerini kullandı. "Ülkemize ulaştırma alanında 355 milyar dolarlık yatırım yaptık" Gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının Türkiye’yi bölgede öne çıkan ülkelerden biri haline getirdiğini belirten Uraloğlu, "Türkiye’de şu anda 4 bin 464 kilometre hızlı tren hattımız var; halihazırda inşaatlar devam ediyor. Bunun yaklaşık 3 bin kilometresini iki yıl içerisinde devreye almış olacağız. Ülkemize ulaştırma alanında 355 milyar dolarlık yatırım yaptık. Dolayısıyla bölgemize hizmet edebilecek her türlü altyapıyı yüzde 90’lar seviyesinde hazır hale getirdik ve getirmeye de devam ediyoruz. Biz küresel kriz, pandemi veya savaşlarda neyi yaşadık? Bazen şöyle düşünebiliyoruz; benim param var, her zaman her istediğimi alabilirim ama alamıyorsunuz. Dolayısıyla o zaman sadece para değil; sizin doğru zamanda parasal imkanlarınızı da ortaya koyarak doğru yatırımları, doğru stratejik hamleleri yapmanız gerekir. Türkiye de gerçekten bunları yaptı ve bölgesinde güçlü; ama bütün bölge ülkeleriyle beraber bu gücü inşallah artırmış olacağız" diye konuştu. Projenin ilk etapta Suudi Arabistan, Türkiye, Ürdün ve Suriye’yi kapsaması planlanırken, ikinci aşamada Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman ve Yemen’in de dahil edilmesi öngörülüyor. Projenin hayata geçirilmesiyle ticari ürünlerin yanı sıra petrol ve doğal gazın da Basra Körfezi’ne ihtiyaç duyulmadan demiryolu ağı üzerinden Türkiye’ye, buradan da Avrupa pazarlarına ulaştırılması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.