Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Suriye

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Evlatları yanarak can veren acılı anneler, Mihraç Ural’ın yanarak can vermesini istiyorlar Haber

Evlatları yanarak can veren acılı anneler, Mihraç Ural’ın yanarak can vermesini istiyorlar

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013'te Banyas'ta gerçekleştirilen katliamın başlıca sorumlusu olmakla suçlanan ve "Mirac Ural" adıyla bilinen Ali Kayalı'nın sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladığını açıkladı. Öte yandan Reyhanlı ilçesinde 2013 yılında 53 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının faili olan Mihraç Ural'ın yakalanması şehit ailelerini sevindirdi. "Bu gün televizyonlarda Mihraç Ural'ın yakalandığını duyduk ve çok sevinçliyiz" Reyhanlı'daki bombalı saldırıda evladını ve kardeşini kaybeden Hatice Kübra Erboz: "Ben 11 Mayıs Şehidi Fatmanur Erboz'un annesi ve Nadire Kuvvet'in kız kardeşiyim. Bu gün televizyonlarda Mihraç Ural'ın yakalandığını duyduk ve çok sevinçliyiz. Devletimize çok teşekkür ederiz. Eninde sonunda suçluların cezalarını çekeceklerini biliyorduk, devletimize güveniyorduk. Rabbim çok şükür Mihraç Ural'ın tutuklandığı haberini duymayı da nasip etti. Suçluların gerekli cezayı almaları bizim yüreğimize bir nebze su serpecek. Rabbim bir daha böyle acılar yaşatmasın. Çok sevinçliyiz, inşallah bu son olur. Suçlular gerekli cezayı çekerler" dedi. "Rabbimden tek isteğim Mihraç Ural ve diğer yandaşları yanarak can versinler" Evladının çektiği acıyı terör saldırısının faili olan Ural'ın da çekmesini istediğini söyleyen Erboz, "Benim evladım, bombalı saldırıda oluşan yangında yanarak can verdi ve biz yangını söndürmek için su bulamadık. Evladımdan geriye birkaç kemik parçası bulduk, onları defnettik. Rabbimden tek isteğim Mihraç Ural ve diğer yandaşları yanarak can versinler. Yangını söndürecek bir bardak su bulamasınlar. Rabbim ülkemize kötülük yapmak isteyenlere fırsat vermesin, ülkemiz bölünmez ve bölemezler" şeklinde konuştu. "Askerimizden ve polisimizden Allah razı olsun, çocuklarımızın kanı yerde kalmadı" Torununu ve kızını terör saldırısında kaybeden Döne Kuvvet, "Nadir'in annesiyim ve Fatmanur'un annenesiyim. Çok sevinçliyiz, ne söyleyeceğimizi bile bilemiyoruz. Rabbime şükür elhamdürillah. Askerimizden ve polisimizden Allah razı olsun, çocuklarımızın kanı yerde kalmadı, biz üzüldük Rabbim kimseyi üzmesin. Rabbim hiçbir anayı ve babayı bizim gibi üzmesin. Allah devletimize zarar vermesin. Rabbim evlatlarımıza bu acıya çektirene daha çok acı versin" dedi.

Meteoroloji’den kuvvetli yağış uyarısı! Haber

Meteoroloji’den kuvvetli yağış uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 13 Ekim Salı gününe ilişkin hava tahmin raporunu yayımladı. Buna göre, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu'nun kuzeybatısı ve Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Marmara ve Ege'nin batı kesimleri, Akdeniz'in batı kıyıları ve Şanlıurfa çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Doğu Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu'da toz taşınımının görüleceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklıklarının yurt genelinde 1-3 derece azalacağı, iç ve batı kesimlerde mevsim normalleri civarında, yurdun doğusunda normallerinin 2-4 derece altında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın genellikle güneyli, Trakya'da kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor. KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI Yapılan son değerlendirmelere göre bugün ve gece saatlerinde beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların Marmara'nın batısı (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir'in kuzey ve batısı) ve Ege'nin Kıyı kesimleri (İzmir, Manisa'nın batı ilçeleri, Aydın, Muğla) ile Şanlıurfa çevrelerinde yerel kuvvetli olması beklendiğinden meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir. TOZ TAŞINIMI UYARISI Yapılan son değerlendirmelere göre; yurdun güneydoğu kesimlerinde halen etkili olan Suriye kaynaklı toz taşınımının öğle saatlerine kadar Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Malatya ve Elazığ çevrelerinde yer yer yoğun olmak üzere devam etmesi beklendiğinden hava kalitesinde azalma, yağışa olan yerlerde çamur şeklinde yağış ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Bursa Uludağ Üniversitesi’nden ilk ders, ’Terörsüz Türkiye’ Haber

Bursa Uludağ Üniversitesi’nden ilk ders, ’Terörsüz Türkiye’

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), 2026-2027 Akademik Yılı’nın açılışını Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle gerçekleştirdi. Programa AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa milletvekilleri Refik Özen ve Emine Yavuz Gözgeç, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökce, Bursa İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Mustafa Bakçepınar, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, MHP Bursa İl Başkanı Mehmet Emin Özcanbaz, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin eğitim ve araştırma alanındaki çalışmaları ile kurumsal birikimine dikkat çekti. Yılmaz, üniversitenin öğrenci sayısı, fakülteleri ve meslek yüksekokullarıyla Bursa ve Türkiye’nin beşeri sermayesine katkı sunduğunu belirterek şunları söyledi: "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak 60 bin civarında öğrencisi, 15 fakültesi, 15 meslek yüksekokulu ile 50 yıllık bir çınarız. İnşallah çok daha uzun bir ömre doğru hem Bursa’nın hem de Türkiye’nin beşeri sermayesine, araştırma altyapısına, teknolojik gidişatına, entelektüel birikimine bugüne kadar yapa geldiği katkının üzerine koyarak yoluna devam eden köklü bir üniversiteyiz. Üniversitelerin eğitim misyonu var ve toplumsal hayatımıza Beşeri sermaye katkısı anlamında asıl katkıyı da buradan verdiğimizi biliyoruz. Eğitimin niteliği ve kalitesi söz konusu olduğunda da Uludağ Üniversitesi özellikle bunun göstergelerinden bir tanesi akreditasyonlardır. Ulusal ve uluslararası akreditasyonlar alanında güçlü geleneğe sahip olan bir üniversiteyiz ve hala hazırda programlarımız içerisinde akredite program sayımız 50’yi bulmuş durumda. Veteriner Fakültemiz Türkiye’de güçlü birçok üniversitenin geçemediği Avrupa Akreditasyon Biriminden çıkış bildirgesini sabah okudular. Dekan Hoca da sabahtan müjdeyi bana verdi. Resmi sertifikayı belki bir ay, iki ay sonra alacağız. Avrupa Akreditasyonu’nu yenileme hakkını, beş yılını yenileme hakkını elde etmiş durumdayız. Bu şu anlama geliyor. veteriner fakültesinden aldığınız bir diploma bu akredite olan diğer programlarımız için de geçerli. Mühendislik, tıp diye sayabiliriz hepsini. Oradan aldığınız diploma sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde geçerli." "Önümüzdeki dönemin en önemli konusu bilgi üretimi" AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala ise konuşmasında fikir ve düşünce özgürlüğünün bilgi üretimi açısından önemine değindi. Türkiye’nin beyin göçü veren değil, beyin göçü alan ülkeler arasında daha fazla yer alması gerektiğini belirten Ala, bilgi üretiminin gelecek dönemin en önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Ala, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Fikir özgürlüğü, düşünce özgürlüğü. Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde istediğiniz bilgi üretimini yapamazsınız. Türkiye’nin beyin göçü veren değil alan ülkeler arasında daha çok olmamız ve ilerlememiz lazım. Bunu birlikte başaracağız. Şimdi ben de orada oturuyor olsam eğer pozitif yönden bakarsam söyleyeceğim, olumlayacağım çok şey söylerim. Ama negatif yönden bardağın boş tarafından bakarsam da eleştireceğim çok şey olabilir, vardır, var. Ama kim yapacak bunu? Birlikte biz yapacağız. Problemleri örterek, gizleyerek değil, fırsatları da ıskalayarak değil. Fırsatları değerlendirerek, problemleri görerek, onları çözerek, fırsatları üretime dönüştürerek yola devam edeceğiz. Etmek zorundayız. Bu önümüzdeki çağda bilgiyi en fazla üreten toplumlar bu acımasız ve belirsizliğin inanılmaz boyutta olduğu yeni dünyada bu dönemde başarılı olacaklardır. Bu hedefi ortaya koymazsak hiçbir rüzgar bize yardım edemez. Demek ki önümüzdeki dönemin en önemli konusu bilgi üretimi." "Bilimin gücü adalet duygusuyla dengelenmeli" Bilginin ahlaki ilkelerden ve erdemden uzaklaşması halinde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini dile getiren Ala, bilimsel gelişmelerin adalet duygusuyla dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Ala, "O ahlaki ilkelerden uzaklaşırsa bilgi, işte o zaman erdemden uzaklaşırsa bilgi, fecaat, felaket getirir. İşte ikinci dünya savaşı, işte dünya savaşları, nükleer savaşlar, efendim bombalar ve karşılaştığımız birçok sorun. Gücün adaletle dengelenmediğinde hangi zulümleri ürettiğini de hep birlikte biliyoruz. Onun için de bilimin gücü üretirken adalet duygusu, o ilkeleri, insanlığın temel ilkeleriyle dengelenmesine hep dikkat etmeliyiz. Onu arkada bırakırsak çok hızlı gideriz bu bilinç çağında da fakat kızılderili bilgenin dediği gibi ruhumuz arkada kalır" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge" Konuşmasında terörle mücadele ve terörsüz bölge hedefine de değinen Ala, Türkiye’nin terör sorunundan tamamen kurtulmasını amaçlayan çalışmaların sürdüğünü belirtti. Bölgedeki sorunların çözülmesinin Türkiye’nin güvenliği açısından da önem taşıdığını ifade eden Ala, "Türkiye’nin aşağı yukarı 44-45 yıldır yani yarım yüzyıldır uğraştığı bir temel sorunu da biz ele alarak bu terör belasından, terör sorunundan topyekun kurtarılmasını bir politika olarak ortaya koyduk. Bu amaçlara hizmet etmeyi gaye edindik. Bunun da temel parametreleri var. Bölgedeki sorunları da çözmezseniz zaten ülkenizdeki oradan kaynaklanan sorunları çözmekte, son derece zorlanıyorsunuz. O bakımdan sadece ’terörsüz Türkiye’ demedik, ’terörsüz bölge’ dedik aynı zamanda. Çünkü bölgedeki terör sorununu çözmezseniz, kargaşayı dindirmezseniz, o örgütleri orada tasfiye etmezseniz, onlar bugünkü dünyada kolaylıkla kendi ülkenize de sirayet edebiliyor. Hiç herkese zararı olan, hiç kimseye hiçbir faydası olmayan bu yöntemleri destekleyen her zaman arkasında güçler olur, devletlerin olacağını da biliyoruz. O bakımdan gençlere daha fazla fırsat sunabilmek için, Türkiye’nin önünü açabilmek için, Türkiye’nin enerjisini içeride tüketmemek için, bu programı ortaya koyduk. Hedefe doğru gereken adımları, bu hedefi yakalamak için gereken adımları tereddütsüz bir biçimde kararlılıkla atıyoruz" şeklinde konuştu. "Gazze’de yaşananların adı terör yöntemidir" Bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinde Gazze’deki saldırılara ve Suriye’deki terör örgütlerinin varlığına da değinen Ala, şöyle konuştu; "Sadece örgütler değil, dünyada terörü yöntem olarak kullanan devletler de var. Netanyahu hükümetinin bakın Gazze’de yaptıklarına bunun adı savaş olabilir mi? Bu bir terör yöntemidir. Bombayı atıyor aşağıda kim varsa hastaneler, ambulanslar, okullar, camiler, kiliseler, bütün ibadethaneler her yer yerlebir. Hiç hedef gözetmeksizin, suçlu suçlu ayrımı yapmaksızın tamamen imhaya yönelik bir soykırım yöntemini terörle yapmaya çalışıyor. Terörsüz bölge derken oradaki devlet terörünün de sonlandırılmasını kastediyoruz, arzu ediyoruz. Ve onun için çalışıyoruz. Diğer taraftan yanı başımızda Suriye. Terör örgütlerinin birinin değil onlarcasının yuva yaptığı bir bölge haline geldi ve getirildi." "Çok ciddi bir siyasal mutabakat var" Terörle mücadele sürecine ilişkin siyasi mutabakat ve yürütülen çalışmalardan da söz eden Ala, "Siyasal partiler, siyasetin geneli çok tereddütlüydü baştan. Çünkü biz çözüm bulup buluşturma geleneğiyle ülkeyi senelerce yöneten bir ülkeydik. Kendi iş sorunlarıyla uğraşan bir ülke ve ortalama hükümet etme süresi 1,5 seneydi. Şimdi, 24 yıllık siyasal istiklal olunca, artık bu konularda bir tartışılmaya, değerlendirmeye alındı. Şimdi büyük bir mutlulukla büyük bir keyifle görüyoruz ki çok ciddi bir siyasal mutabakat var. 467 milletvekili anayasa değişikliğinin gerektirdiğinden daha fazla milletvekili bu temel sorunun yani bu terör prangasının Türkiye’nin ayaklarından alınması ve arkada bırakılması konusunda çıkarılan yasaya ’evet’ oyu verdi. O yasa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlandı. Şimdi de cumhurbaşkanı yardımcısı’nın başkanlığı, bütün devlet kurumları, ilgili devlet kurumlarının katılımıyla bir kurul oluşturuldu. Dört ayrı alt komisyon kuruldu. O komisyonlar sahada şu anda çalışıyorlar. Biraz önce söylediğim görüşmeleri ve çalışmaları yapıyorlar. Pozitif bir atmosferde adım adım ilerliyoruz." "Temel hedef terör örgütünün tasfiyesi ve silahların teslimi" Ala, konuşmasını şu sözlerle tamamladı; "Bunun bir tane ana başlığı var. Amacı Kanunun isminde de var toplumsal dayanışmayı tahkim. Milli dayanışma. Çünkü bunu sağlamazsak, bunu berhava eden, bunu örseleyen sorunları bertaraf etmezsek bu kadar hızlı değişen ve gelişen dünyada yine korkarım ki geç kalırız. Rekabette geç kalırız. Onun için de biz Burada hızlı ve ne yaptığımızı bilerek hareket ediyoruz. Emin adımlarla. Yani milli dayanışmayı sağlayacak olan adımları atıyoruz. Kanunun adı da o. Temel hedef de terör örgütünün tasfiyesi ve silahların teslimi."

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Biz kamera bantlama partisi değiliz" Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Biz kamera bantlama partisi değiliz"

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Konuşmasına başlamadan önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın partiye katılımına değinen Çelik, "Bundan sonrasında inşallah İzmir’imiz çok daha güçlü hizmetlerle, merkezi hükümetle yerel yönetim arasındaki koordinasyonun tam olarak sağlandığı bir çerçeve içerisinde geleceğe güzellikle, iyi hizmetlerle bakacak" dedi. Çelik, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle TBMM Başkanvekilliği görevini bırakan Bekir Bozdağ’ın daha sağlıklı bir şekilde partiye ve ülkeye hizmet edeceğine inandıklarını söyledi. "Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmıyor" MYK gündeminin en önemli maddelerinden birinin ’Terörsüz Türkiye’ süreci olduğunu dile getiren Çelik, "Partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Süreçle ilgili kurulan kurul ve komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor. İşin Suriye ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler var. Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmıyor. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları, çerçeve yasanın uygulanmasının gerek şartıdır" diye konuştu. "YBŞ’nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak" Suriye’de SDG’nin kendisini feshetmesinin ardından ortaya çıkan tablonun Terörsüz Türkiye sürecinin kazanımlarından biri olduğunu söyleyen Çelik, "Şu anda ikinci kazanım olarak Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin 11 Eylül’de yaptığı açıklamadır. YBŞ’nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak. Böylece Sincar Dağı, Irak devletinin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye sürecinin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır. Bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika-Zilkan kampının kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de öngörülmektedir" ifadelerini kullandı. "Vurguncular tarafından hakları gasbedilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar" Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin ardından ortaya çıkan fon soruşturmasına ilişkin gerekli çalışmaların yapıldığını dile getiren Çelik, "Cumhurbaşkanı yardımcımızın başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu bütün bu çalışmaları yürütürken, aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor. Bu vurguncular tarafından hakları gasbedilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış konusunda devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların bütünsel bir şekilde yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır. Bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme gerekiyorsa onun da Meclis’e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır. Hiçbir şekilde karanlık nokta kalmayacaktır. Bütün bu tablo en net bir şekilde ortaya çıkacaktır" açıklamasında bulundu. Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemlerin olduğuna da dikkati çeken Çelik, "Bunlara da geçit vermeden, siyaset ve devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde bu meselelerin aydınlatılması, suçluların cezalandırılması ve haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda en kararlı bir şekilde yürüteceğiz" dedi. "İsrail, işgalciliğini devam ettirerek, Suriye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi bir tavra devam etmektedir" İsrail’in saldırgan tutumunun Suriye’ye istikrarsızlaştırıcı eylemler olarak geri döndüğünü vurgulayan Parti Sözcüsü Çelik, "Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz bölge bağlamında SDG’nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye’nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi hepimizin çok önemsediği bir durum. Suriye’de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz. İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. 1974 Kuneytra Kuvvetleri Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal eden bir adım daha attılar. Dolayısıyla İsrail, işgalciliğini devam ettirerek, Suriye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi bir tavra devam etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. İslamabad Mutabakatı’nın gerekliliklerinin yerine gelmemesinden dolayı ABD ve İran arasındaki çatışmaların yeniden yükselmesinin yeni bir tehlike oluşturduğunu vurgulayan Çelik, "Bununla bağlantılı olarak Yemen’de ortaya çıkan ve Babülmendep’i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye’nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermiştir" diye konuştu. Gazze’de devam eden soykırımı ve İsrail’in eylemlerini takip etmeye devam ettiklerini söyleyen Çelik, "Bugün 7 Ekim bağlamında tek taraflı Hamas’ı suçlayan, İsrail’in katliamlarını görmezden gelen bir propaganda makinesi çalıştırılmaya devam ediyor" dedi. TBMM’nin yeni yasama yılına ilişkin de konuşan Çelik, "Önümüzdeki dönemde yapacağımız reformlar var. Cumhur İttifakı olarak bunları olgunlaştıracağız. Bunları olgunlaştırdıktan sonra siyasetimizin bir unsuru haline getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız önümüzdeki 10 ayın iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimatlar verdiler. Bu talimatlar çerçevesinde MYK’mızdaki her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak" şeklinde konuştu. Yapay zekanın kontrolden çıktığıyla ilgili tehlikelerin de dünya gündeminde yer aldığına dikkati çeken Çelik, yapay zekayı bizzat üreten firma sahiplerinin insanlığın ahlaki ve moral değerleri de dahil olmak üzere birçok konuda tehlike ile karşı karşıya olduklarını ifade ettiğine değinerek, "TEKNOFEST artık bundan sonra çok daha önemli. En son Şanlıurfa’da gerçekleşen TEKNOFEST’e vatandaşların gösterdiği ilgi, dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında Türkiye’nin Kızılelma bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor" dedi. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazeteci tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’ye gerçekleştireceği ziyarete ilişkin takvimin netleşip netleşmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızın Suriye’ye gitme arzusu var. Bu Suriye ile birlikte koordine edilecek bir konu, bunun üzerine çalışılıyor. Tarih henüz kesinleşmedi" cevabını verdi. "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı hayata geçmesi için yapılan çalışmanın birkaç gün içerisinde Meclis’e gönderilmesi söz konusu olacak" Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin soruya ise Çelik, şu cevabı verdi: "Anlaşmanın hayata geçmesi için tabii ki Meclis’e gelecektir. Bu çalışmada olgunlaştığı için birkaç gün içerisinde Meclis’e gönderilmesi söz konusu olacak. Olağan süreçler işliyor ve bu işlerken sanki yanlış şeyler yapılıyormuş ya da gözden kaçırılıyormuş gibi muhalefet tarafından bir kampanya başlatılıyor. Önce bir irade beyanı koyulur ki bu irade Cumhurbaşkanımız tarafından koyuldu. Sonra bu mekanizmalar çalışılır ki Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve Genelkurmay Başkanımız muhatapları ile bir araya geldiler. Sonuçta Meclis’e göndereceğiniz bir çerçevesi olacak. Bu çerçevede Dışişleri Bakanlığı’nın iç süreçleri açısından tamamlandı. Yüce Meclis’in takdiriyle süreç neticelenmiş olur. Hukuki zemin Meclis’teki sürecin tamamlanmasıyla beraber tam olarak gerçekleşmiş olacak. O bakımdan da başka ülkelerin katılımına tabii ki açık. Bu tip güvenlik anlaşmaları, ittifaklar; kendi ilkeleri çerçevesinde diğer devletlerle de görüşerek zaman içerisinde olgunlaşır." "Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday gösterilmesine ilişkin açıklamalarının MYK’da değerlendirilip değerlendirilmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Sayın Bahçeli’ye bu güçlü cümleleri için şükranlarımızı sunuyoruz. Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. MYK’da bunu daha önce görüştük. Cumhurbaşkanımız kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bu konular herhangi bir şekilde bir resmi gündem maddesi olarak yer almıyor. Bu konuda bir hassasiyet var. MYK ve MKYK üyeleri olarak bu konuyu biz dile getirdik. Arkadaşlarımız da bunu onayladılar" ifadelerini kullandı. Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında bir görüşmenin beklenip beklenilmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Belli bir periyotla görüşüyorlar. Bu her ikisinin takviminin uygunluğuna göre planlanıyor. Bu yarın da olabilir, 5 gün sonra da olabilir" diye konuştu. "Elinde belge, bilgi olan götürsün yargıya versin" YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in fon soruşturması kapsamında açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Bu tip krizler dünyanın başka yerlerinde de gündeme gelmiş, siyasi tarihte var. Kimisi bunu 5 yılda temizlemiş, kimisi 9 yılda temizlemiş. Biz bunu bütün boyutlarıyla ortaya çıkarma konusunda son derece kararlıyız. Spekülasyonla hareket etmiyoruz. Biz gerçekten bilgi, belge ile hareket ediyoruz. Dün bu kişi çıkıyor, sayın Cumhurbaşkanımıza ‘bu işin başında sen varsın’ diye haddi aşan açıklamalar yapıyor. Bu meselenin açığa çıkmasının ve bu meselenin temizlenmesinin başındaki irade Cumhurbaşkanımızdır. Ne hadle ve ne hakla Cumhurbaşkanımıza karşı bu ifadeleri kullanıyor? Her zaman yaptığı gibi Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini işin içine karıştırmaya çalışıyor. Bu işler defalarca ellerinde patladı, yine devam ediyorlar. Bütün işlemler açık, herkes görüyor. Bu işler siyasi yan kesicilikle ele alınacak işler değil. Bir şey iddia ediyor, sonra birbiriyle alakası olmayan durumları birbirine bağlamaya çalışıyorlar. Bu işin de onların belediyelerindeki dolandırıcılıkların ve vurgunların temizlenmesi mücadelesini de biz veriyoruz. Cumhurbaşkanımızı hedef aldığı sözler, kendi partisini vurgunculara kaptırmış birisinin siyasi saçmalıklarından öteye gitmiyor. Elinde belge, bilgi olan götürsün yargıya versin. Adalet Bakanımız ve Adalet Bakanlığı, anayasanın ve yasaların çizdiği usuller çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor. İddiaya bakıyor, devlet birimlerinden gelen suç unsurlarını inceliyor. Ne zaman bunların bir yolsuzluğu patlasa sürekli olarak Adalet Bakanımızı ve Bakanlığımızı hedef alıyorlar. Bunlar için makbul adalet bakanı ve bakanlık, anayasayı, kanunları bunlara uygulamayacak. Bunlarla ilgili hiçbir soruşturma yapmayacak. Bunlar kendini devletin ayrıcalıklı sahipleri zannettikleri zamanlardaki rollerini sürdürecekler. Sürekli olarak geçmişte AK Parti yargı kolları diyordu, bu kişi kendisini sahte Adalet Bakanı zannediyor. Burada net bir durum var. Anayasa ve yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde bütün bu soruşturmalar yürütülüyor ve açık bir şekilde de paylaşılıyor. Ne hakla Adalet Bakanını ve Bakanlığı hedef alıyorsun. Yargı size uygulanmasın mı? Kendinizi hala devletin sahibi mi görüyorsunuz? Maliye Bakanımızı hedef alıyorlar. Bakanlık ilk andan itibaren bu konun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması için üzerine düşeni yerine getirmiş. Bugün de bir yandan piyasaların etkilenmemesi için tedbir alıyorlar, bir yandan sıkıntıların temizlenmesi için gayret ediyorlar. Bir yandan vurguncuların ortaya çıkması için uğraşıyorlar. Partimizde de siyasi sorumluluk gereği atılacak adımlar atılıyor. Biz burada ilkelerimizi net bir şekilde söylüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Adalet Bakanımıza, Maliye Bakanımıza ve parti yetkililerimize bunu söyleyen kişi kim? Bunun ismini internete yazın, karşısına da Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım yazın, bakın kendi belediye başkanı kendisi hakkında ne iddialarda bulunmuş? Bu ismin karşısına yine artı koyun, Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek yazın ve bakın nelerden bahsetmiş. Bunlara bir kere cevap verememiş. Bu kişiler rakamlardan bahsetmiş, hangi duvarın üzerine hangi para kulesinin inşa edildiğinden bahsetmiş. Dolayısıyla kendi partisi tarafından suçlanan kişi iddiayı kendi atıyor, sonra hüküm inşa ediyor, bu hükmün üzerine de siyasi tasarrufa gitmeye başlıyor" değerlendirmesinde bulundu. Çelik, şöyle devam etti: "Her şey ortada. Kaç bin kişi var, kimin hesabı var, hesapları incelesinler, meşru bir şekilde işlem yapanla vurgunculuk yapanın ne olduğu görülür. Ondan sonra da bunun üzerine istedikleri kadar konuşsunlar. Ellerinde varsa bir belge hemen bunu yargıya intikal ettirsinler. Adli başvurularda gereği yapılmazsa ondan sonra da konuşsunlar. Bunlar siyasi spekülasyon konusu değil. Burada net bir ilke konulması lazım, biz bu ilkeyi koyduk. Herhangi birimizin arkadaşı, akrabası, sevdiği, tanıdığı, mesai arkadaşı olsun veya olmasın bu kişilerin siyasi linç kampanyalarıyla mahkum edilmesine müsaade etmeyiz. Bu kişilerin hakkında bir iddia varsa bu iddiaların siyasi himaye ile örtbas edilmesine de müsaade etmeyiz. Burada mevzu şudur; gerçek bilgiye dayanacak. Biz siyasi linç kampanyalarının neticesi olarak insanların hedef gösterilmesine, sosyal medya mahkemelerinde mahkum ettirilmesine de müsaade etmeyiz herhangi bir şekilde birilerinin siyasi himaye yoluyla birileri hakkındaki iddia ve incelemeler örtbas ediliyorsa ona da müsaade etmeyiz." "Biz kamera bantlama partisi değiliz" Fon soruşturması kapsamında bütün hususların üzerine gidildiğini belirten Çelik, "Bundan hiçbir çekincemiz yok, ne varsa açığa çıksın. Biz kamera bantlama partisi değiliz. Bizim siyasi meşrebimizde kamera bantlama yok. Biz her şeyin şeffaf yürütülmesinden yanayız. Kendileri otursunlar, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘Bunlar gitti, arındık’ cümlesi üzerinde tefekkürde bulunsunlar. Siyasetin seviyesini ne olursa olsun korumamız lazım. Bu kürsüden öyle şeyle söyleriz ki günlerce manşet oluruz ama siyasete yazık olur. Bu kendisi, yüksek makamlardaki arkadaşlarımıza, bakanlarımıza lakap takmayı çok seviyor. Biz bunların hiçbirini dile getirmeyiz. Meclis kulisinde kendi arkadaşlarının kendilerine taktıkları lakaplarla uğraşsınlar. Siyaseti, siyasi zeka ve siyasi argümanla yaparsın" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Üstat Bediüzzaman'ın ismini kullanarak, onun eserlerini de belli bir oranda istismar ederek ülkemizde kargaşa çıkaran bir yapı ile karşı karşıya kaldık, FETÖ dediğimiz yapılanmayla, terör yapılanmasıyla. Vitrini gayet süslü ama arka planında uluslararası güç odaklarına hizmet eden istihbarat yapılarının aracına dönüşen bir yapıdan bahsediyoruz. Diğer taraftan mensuplarını özgür olmaktan çıkarıp kendine kul köle eden hiyerarşik düzenden bahsediyoruz" dedi. 13'üncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" temasıyla 4-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da düzenleniyor. Atatürk Kültür Merkezi'ndeki sempozyumun açılış programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ile davetliler ve çok sayıda kişi katıldı. "Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız; ikisini bir arada yapacağız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacaklarını hem de haklı olacaklarını ifade ederek, "Gazze'de çocuklar İsrail'in barbarca saldırıları altında hayatını kaybediyor; siviller en temel gıdalardan, ihtiyaçlardan mahrum bırakılıyor. Soykırım karşısında sergilenen vurdumduymazlık ve sessizlik uluslararası sistemin içine düştüğü krizi bütün açıklığıyla, netliğiyle ortaya koyuyor. Kur'an-ı Kerim'in ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ ilkesi ve adalet anlayışı ise faili veya muhatabı kim olursa olsun her türlü zulme ve haksızlığa karşı eğilmeden, bükülmeden bir duruş sergileme sorumluluğunu hepimize hatırlatıyor. Zira insan hayatı ve onuru konjonktüre veya güç odaklarının sığ siyasi hesaplarına göre değişemeyecek kadar mukaddestir. Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız; ikisini bir arada yapacağız. Hakkımızı ve hukukumuzu sonuna kadar koruyacağız, mazlumun elinden kararlılıkla tutacağız ve adalet talebimizi karşılıksız bırakmayacak bir güce sahip olmak için ekonomimizi, milli savunmamızı, bilim ve teknoloji kapasitemizi aralıksız geliştireceğiz. Cumhurbaşkanımızın gönüllerde maşeri bir karşılık bulan ‘Dünya 5'ten büyüktür’ çağrısıyla daha adil bir uluslararası düzen hepimizin ortak arayışıdır. Bu onurlu mücadelede Cumhurbaşkanımızın çağrısını yaptığı İnsanlık İttifakı, zulme karşı çıkan bütün küresel kesimleri, inanç ve millet ayrımı gözetmeden ortak bir ahlaki sorumlulukta birleştirmeyi hedefliyor" dedi. "Suriye'nin istikrarı ve refahı tüm bölgenin istikrarı ve refahı demektir" Suriye'nin istikrarı ve refahının tüm bölgenin istikrarı ve refahı demek olduğunu söyleyen Yılmaz, "Gazze'de yükselen adalet çağrısının dünyanın farklı ülkelerinde karşılık bulması, bu ortak vicdanın hala diri olduğunu göstermektedir. Ben buradan nerede olursa olsun Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Asya'ya Gazze'deki zulme karşı çıkan, sokağa çıkıp bunu protesto eden, üniversitesinde protesto eden, bu zulme sessiz kalmayan tüm insan kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum, saygılarımı iletiyorum. Türkiye olarak Filistin halkının meşru haklarını savunmak, zulmü durdurmak ve kalıcı barışı sağlamak için yoğun bir diplomatik mücadele yürütüyoruz. Suriye'de barışın ve istikrarın tesisi için yürüttüğümüz kararlı mücadele ile kardeşlerimizin kendi topraklarında huzur içinde yaşayabilecekleri şartların oluşmasına önemli katkılar sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Suriye'nin istikrarı ve refahı tüm bölgenin istikrarı ve refahı demektir. Buna yürekten inanıyoruz. Bunu bozmaya çalışanlara karşı Suriye ile gönül gönüle, omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz" diye konuştu. "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü" FETÖ yapılanmasının insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdüğüne değinen Yılmaz, "Ailenin korunması, gençlerin insani değerlerle geleceğe hazırlanması, alkol, kumar gibi bağımlılıkların yanı sıra çağımızın yeni bağımlılık türleriyle de mücadele edilmesi yine gündemimizde olması gereken konular arasındadır. Bizler de maarif modelimiz ile gençlerimizin bilim ve teknolojide yetkinleşmesini desteklerken bu birikimi insanlığın hayrına kullanmalarını sağlayacak ahlaki bilinci de güçlendiriyoruz. İlim bizim medeniyetimizin merkezi kavramıdır, ancak biz ilimle birlikte elbette bunun hayata geçirilmesini, salih amellere vesile olmasını görüyoruz. Yapay zekayı, yapay zekayla birlikte diğer teknolojileri mutlaka ahlakla, merhametle, insan odaklı bir anlayışla ele almak durumundayız. İlmi vurgularken insanın akletmesini ve seçme hakkını da burada vurgulamak istiyorum. Maalesef üstat Bediüzzaman'ın ismini kullanarak, onun eserlerini de belli bir oranda istismar ederek ülkemizde kargaşa çıkaran bir yapı ile karşı karşıya kaldık, FETÖ dediğimiz yapılanmayla, terör yapılanmasıyla. Vitrini gayet süslü ama arka planında uluslararası güç odaklarına hizmet eden istihbarat yapılarının aracına dönüşen bir yapıdan bahsediyoruz. Diğer taraftan mensuplarını özgür olmaktan çıkarıp kendine kul köle eden hiyerarşik düzenden bahsediyoruz. Cenabı Allah bizleri fert fert yaratmış. Her birimize defalarca Kur'an-ı Kerim'de akledin demiş. Bakın, düşünün, akledin demiş. FETÖ dediğimiz yapılanma ise insanların aklına ipotek koyup onları birer adeta makineye dönüştürdü. Bu tecrübeden de, bizim yaşadığımız bu tecrübeden de tüm kardeş ülkelerin, dost ülkelerin de faydalanmasını bekleriz. Başka isimler altında da bunlar çıkabilir. Bunlara karşı çok dikkatli olmamız lazım. Şunu bilmemiz lazım, Müslüman insan Cenabı Allah'tan başka hiç kimsenin kulu kölesi olmamıştır, olamaz" şeklinde konuştu. "Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istiyoruz" Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istediklerini ifade eden Yılmaz, "Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Bölgemizin gündeminden de çıkarmak istiyoruz. Uzun bir zamandır bölgemizde emperyalist güçler, güç odakları bu bölgede yaşayan insanları birbiriyle çatıştırıp onlar kavga ederken bölgenin kaynaklarını sömürüyorlar. Biz diyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti olarak, kardeşleriniz olarak bu çekişmeleri bir tarafa bırakmalıyız, etnik kavgaları, mezhebi kavgaları bir kenara bırakmalıyız, birlik içinde olmalıyız, terörün konuşulmadığı bir bölge oluşturmalıyız ve artık kaynaklarımızı başkaları gelip sömürmemeli, bu kaynaklar bu bölgedeki insanlar tarafından kullanılmalı. Suriye'nin kaynakları Suriyeliler için kullanılmalı, Irak'ın kaynakları Iraklılar için kullanılmalı, Libya'nın kaynakları Libyalı kardeşlerimiz için kullanılmalı. Bunu başarmak zorundayız. Bizi birbirimize düşürüp kaynaklarımızı sömüren emperyalist odaklara vereceğimiz en güzel cevap birliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirmek, ihtilaflarımızı bir tarafa bırakıp güç birliğiyle bu oyunu bozmaktır. Türkiye içinde de bölgemizde de bunu yapmaya kararlıyız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge dediğimiz, Arabıyla, Türküyle, Kürdüyle, Farsıyla, hangi mezhepten, meşrepten olursa olsun Müslümanıyla, gayrimüslimiyle bu toprakların insanlarını bir araya getirmek, buluşturmak ve geleceği çok daha güçlü bir birlik zemininde inşa etmektir. Sahip olduğumuz insan kaynağını ilmi birikim ve ekonomik potansiyelde değerlendirerek Türkiye Yüzyılı'nı ve bölgemizin, gönül coğrafyamızın yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz inşallah. Bediüzzaman Said Nursi bu ülkenin, bu toprakların insanıydı. Emperyalistlere karşı mücadele etti, bu topraklarda mücadelesini sürdürdü. Birileri gibi başka ülkelere kaçıp oradan bu ülkeyi karıştırmaya çalışmadı" diyerek konuştu.

MİT, Reyhanlı saldırısının failini yakaladı Haber

MİT, Reyhanlı saldırısının failini yakaladı

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Kırmızı bültenle aranan Ömer el-Hatip, Reyhanlı saldırılarının planlama ve organizasyonunda yer alıyordu. Ayrıca saldırının failleri ile Beşar Esad’a bağlı istihbarat mensupları arasındaki koordinasyonu da sağlıyordu. MİT, Ömer el-Hatip’in Avrupa’ya kaçma planı üzerine harekete geçti. Reyhanlı saldırısının Suriyeli faillerinden olan Ömer el-Hatip, deniz yoluyla Avrupa’ya kaçmak üzereyken MİT tarafından yakalanarak Türkiye’ye getirildi. Reyhanlı saldırısını birlikte planladılar Ömer el-Hatip, Türkiye’ye yönelik eylemsel planlamalar yapan Yusuf Nazik’i Kifah Melhem ile 2013 yılında bir araya getirdi. Eylem planlamasının detayları da bu görüşmelerde belirlendi. İlk olarak Ömer el-Hatip ve Yusuf Nazik, saldırıdan önce Şubat 2013’te Hatay’dan Türkiye’ye giriş yaparak eylemin gerçekleştirileceği noktaları belirledi. Lazkiye’de bulunan Kifah Melhem’den onay aldılar. Ömer el-Hatip, eylem tarihinden önce, Mayıs 2013’te Temir Dükancı ile birlikte Emn El Askeri Lazkiye Şubesi’ne giderek bomba düzeneğinde kullanılacak malzemeleri teslim aldı. Bombalı araç, Temir Dükancı ve Yusuf Nazik tarafından Reyhanlı’ya götürüldü ve uzaktan kontrollü bomba düzeneği ile infilak ettirildi. Esad Rejimi tarafından ödüllendirildiler Ömer el-Hatip, saldırılardan hemen sonra Suriye’ye kaçan Temir Dükancı ve Yusuf Nazik’i Emn El Askeri Lazkiye Şubesi’ne götürdü. Ömer el-Hatip ve eylemi gerçekleştiren diğer şahıslar, Beşar Esad Rejimi tarafından yüklü miktarda parayla ödüllendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.