Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sürdürülebilirlik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mısır’da "Her Coğrafyada Önce İnsan" projesinin 3. dönemi tamamlandı Haber

Mısır’da "Her Coğrafyada Önce İnsan" projesinin 3. dönemi tamamlandı

Türkiye ve Mısır’da eş zamanlı olarak yürütülen "Her Coğrafyada Önce İnsan" projesi, gençleri sürdürülebilir bir gelecek için güçlendirmeye devam ediyor. Yeşim Grup’un kurucularından merhum Şükrü Şankaya’nın gönüllülük ve toplumsal fayda anlayışından ilham alınarak hayata geçirilen proje kapsamında, Bursa’da lise ve üniversite öğrencilerine yüz yüze, Mısır’da ise çevrim içi ve uygulamalı eğitimlerle gençlere ulaşılmaya devam ediliyor. Bu yıl Mısır’da, El Mostaqbal Resmi Dil Okulu iş birliğiyle gerçekleştirilen program kapsamında öğrenciler, ekim-haziran ayları arasında her hafta gönüllülük, aktif vatandaşlık ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) konusunda farkındalık kazanmaya yönelik çevrim içi eğitimlere katıldı. Proje Yürütücüsü Zeynep Cesur tarafından hayata geçirilen ve bir eğitim yılı süren program, öğrencilerin sosyal sorumluluk bilincini geliştirmeyi ve toplumsal konulara duyarlı bireyler olarak yetişmelerini desteklemeyi hedefledi. Programın son döneminde öğrenciler, Jade Tekstil tesislerini ziyaret ederek üretim süreçlerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Kurumsal İletişim, Hükümet İlişkileri ve Marka Ülke Müdürü Moataz Abu Bakr’ın rehberliğinde gerçekleştirilen fabrika turunda öğrenciler, üretim süreçleri ve çalışma ortamı hakkında bilgi edindi. Proje kapsamında ayrıca çevre bilinci ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını destekleyen çeşitli uygulamalar da gerçekleştirildi. Mısır’da çevre alanında faaliyet gösteren STK’lardan You Think Green iş birliğiyle düzenlenen sürdürülebilirlik farkındalık eğitimleri, ağaç dikme etkinlikleri, giysi geri dönüşüm çalışmaları ve atölyeler sayesinde öğrencilerin çevresel sorumluluk konularında bilinçlenmeleri sağlandı. Proje Yürütücüsü Zeynep Cesur tarafından organize edilen etkinlikler, öğrencilerin teorik bilgilerini uygulamalarla pekiştirmelerine imkan sundu. Eğitim programını başarıyla tamamlayan öğrenciler, Yeşim Grup Kurumsal İletişim ve Marka Direktörü Dilek Cesur, Jade Tekstil Kahire Genel Müdürü Mohamed Sameh, Kurumsal İletişim, Hükümet İlişkileri ve Marka Ülke Müdürü Moataz Abu Bakr ile İnsan Kaynakları Ülke Müdürü Saleh Nasr’ın katılımıyla düzenlenen sertifika töreninde sertifikalarını alarak projeden mezun oldu. Her coğrafyada önce insan Yeşim Grup tarafından 7 yıl önce Bursa’da başlatılan "Her Coğrafyada Önce İnsan" projesi, son 3 yıldır Türkiye ve Mısır’da iki dilli olarak uygulanıyor. Geçtiğimiz yıl 10. Ramadan Lisesi’nin de dahil olduğu proje, bu yıl El Mostaqbal Resmi Dil Okulu öğrencilerinin katılımıyla devam etti. Bir eğitim yılı boyunca sürdürülen programla gençlere gönüllülük, aktif vatandaşlık ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda farkındalık kazandırılması amaçlanıyor. Eğitimleri başarıyla tamamlayan öğrenciler ise yıl sonunda sertifika almaya hak kazanıyor. Yeşim Grup ve Jade Tekstil, gençlerin sosyal, çevresel ve toplumsal konularda bilinçlenmesini destekleyen projeler aracılığıyla faaliyet gösterdiği her coğrafyada sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunmayı sürdürmeyi hedefliyor.

530 yıllık tarihi Kozahan’da masa sandalyeler yeniden açıldı Haber

530 yıllık tarihi Kozahan’da masa sandalyeler yeniden açıldı

Bursa’da 530 yıllık tarihi miras olan simge yapılardan Kozahan’da Osmangazi Belediyesi’nin restorasyon yapacağı gerekçesiyle kafelerin masa sandalyeleri toplanmıştı. Ancak belediye restorasyon kararını öteleyince kafeler yeniden hizmete başladı. Kozahan yönetiminden de İstanbul Kapalıçarşı örneğinde olduğu gibi Valilik, yerel yönetimler, vakıflar, anıtlar kurulu ve çarşı yönetiminin de katılımıyla bir koordinasyon ve çalışma komisyonu kurulması talebi geldi. Kozahan Dernek Yönetimi adına açıklama yapan Mesut Ceylan, Kozahan bünyesindeki işyerlerinin ruhsat alabilmek için belediyeye başvurduğunu hatırlatarak, "Ancak ruhsatlandırma sürecinde, restorasyon ve rölöve projelerine ilişkin değerlendirmelerin birbiriyle karıştırılması nedeniyle bazı işyerleri hakkında fen zabıtları düzenlenmiş ve bu işlemler ruhsat başvurularının reddedilmesine gerekçe gösterilmiştir. Daha sonra yapılan incelemeler sonucunda, mevcut durumun önemli ölçüde yürürlükteki rölöve projesine uygun olduğu anlaşılmış ve çok sayıda fen zaptı ile bunlara dayalı encümen kararları iptal edilmiştir. Kozahan esnafı, işyeri sahipleri ve malikler tarihi yapıya aykırı bir müdahale gerçekleştirme amacı taşımamaktadır. Aksine, tüm paydaşlar tarihi mirasın korunmasının birinci derecede sorumluluk olduğunun bilincindedir. Çarşı esnafı Deprem Yönetmeliği ve Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik kapsamında can ve mal güvenliğini ilgilendiren hususlardan taviz verilmesi söz konusu değildir. Kozahan’ın güvenliğinin sağlanması, tarihi kimliğinin korunması kadar önceliklidir. Bu doğrultuda ilgili tüm kurumlarla iş birliği içerisinde hareket edilmekte ve gerekli çalışmaların ortak akıl çerçevesinde yürütülmesi desteklenmektedir. Kamuoyunda oluşan algının aksine, tespit edilen aykırılıklar Kozahan’ın tamamını kapsayan bir durum olmayıp çok sınırlı sayıdaki işyeri ile ilgilidir. Kozahan’ın büyük çoğunluğu uzun yıllardır mevcut kullanım şekliyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca bugün tartışma konusu yapılan uygulamaların önemli bir kısmı yeni tarihli uygulamalar olmayıp, yaklaşık 50 yılı, hatta bazı durumlarda 100 yılı aşkın süredir devam eden tarihsel kullanım biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle değerlendirmelerin yalnızca geçmiş dönem uygulamaları üzerinden değil; günümüz ihtiyaçları, mevcut kullanım şekli ve tarihi yapının yaşayan niteliği dikkate alınarak yapılması gerektiğine inanıyoruz." dedi "Kozahan’da günümüz ihtiyaçları dikkate alınmalı" Kozahan’ın, yalnızca tarihi bir yapı değil; yüzyıllardır kesintisiz şekilde devam eden ticari hayatın ve ipekçilik kültürünün merkezi olduğunu kaydeden Mesut Ceylan, "Aynı zamanda İpek Yolu’nun son durağı olarak kabul edilen ve dünyada benzeri son derece sınırlı olan bu eşsiz miras, ipekçilik faaliyetlerinin bir arada sürdürüldüğü en önemli merkezlerden biridir. Bu nedenle, koruma anlayışının yalnızca geçmişteki kullanım biçimlerini esas alan bir yaklaşımla değil; günümüz ihtiyaçları, sürdürülebilirlik ilkeleri ve yaşayan ticari hayatın devamlılığı gözetilerek ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Tarihi kimliğine ve özgün değerlerine sadık kalınarak, Kozahan’ın bugünün ihtiyaçlarına da cevap verebilecek şekilde değerlendirilmesi; proje ve uygulamaların günümüz ihtiyaçları ve sürdürülebilir kullanım ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun ile ilgili Yönetmelik’in temel yaklaşımı dikkate alınmalıdır. Anılan düzenlemeler; tarihi alanların yalnızca korunmasını değil, aynı zamanda yaşatılarak kullanılmasını, sürdürülebilir hale getirilmesini ve bu süreçte ilgili kurumlar, uzmanlar, malikler, kullanıcılar ve diğer paydaşların iş birliği içerisinde hareket etmesini öngörmektedir." diye konuştu "İstanbul Kapalıçarşı örneği uygulanmalı" Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İsa Altıkardeş ve yönetimi ile çok sayıda esnafın da destek verdiği basın açıklamasında İstanbul Kapalıçarşı benzeri bir yaklaşım oluşturulması gerektiğini talep eden Kozahan yönetiminden Mesut Ceylan şunları kaydetti: " İstanbul Kapalıçarşı’da da tarihi alanın korunması ve sürdürülebilir şekilde yaşatılması amacıyla kamu kurumları, malikler, esnaf temsilcileri ve ilgili paydaşların katılımıyla ortak çalışma ve koordinasyon mekanizmaları oluşturulmuş ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsenmiştir. Biz de Kozahan için, 5366 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik’in öngördüğü katılımcı ve çözüm odaklı yaklaşımın benimsenmesini talep ediyoruz. Bu doğrultuda; Bursa Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi Belediyesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, ilgili meslek odaları, malikler, işyeri sahipleri ve Kozahan temsilcilerinin katılımıyla, 5366 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik çerçevesinde bir koordinasyon ve çalışma komisyonu oluşturulmasını talep ediyoruz. Talebimiz ayrı ayrı yaptırımlar uygulanması değil; 5366 sayılı Kanun’un öngördüğü katılım, koordinasyon ve birlikte yönetim anlayışı doğrultusunda tüm paydaşların aynı masa etrafında buluşmasıdır. Talebimiz; yaptırımların ertelenmesi değil, uygulanacak tüm süreçlerin kurumlar, malikler ve kullanıcıların katılımıyla planlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yol haritası çerçevesinde yürütülmesidir. Bu komisyonun amacı; tarihi yapının korunması, deprem ve yangın güvenliğinin sağlanması, ruhsatlandırma süreçlerinin tamamlanması ve uzun yıllardır devam eden kullanım biçimlerine ilişkin uygulanabilir ve kalıcı çözümler üretilmesi olmalıdır. Kozahan, yalnızca korunması gereken bir tarihi yapı değil; sürdürülebilir bir anlayışla yaşatılması gereken yaşayan bir kültür ve ticaret mirasıdır. Bu nedenle çözümün; kurumlar, malikler, işyeri sahipleri ve ilgili tüm paydaşların ortak aklıyla şekilleneceğine inanıyoruz" Öte yandan geçtiğimiz hafta sonu restorasyon yapılacağı gerekçesiyle Osmangazi Belediyesi Fen İşleri ekipleri malzemeleri Kozahan’a getirmiş kafelerin masa sandalyeleri kaldırılmıştı. Belediyenin restorasyon malzemelerini dün geri götürmesi üzerine kafeler masa sandalyelerini yeniden açtı. Kozahan’da turizm sezonu öncesinde restorasyon başlatılacağı bilgisi vatandaşların ve turistlerin tepkisine yol açmıştı.

İklim ve sıfır atık eğitimleri HEMBA üzerinden dijitale taşınıyor Haber

İklim ve sıfır atık eğitimleri HEMBA üzerinden dijitale taşınıyor

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), iklim değişikliğiyle mücadele ve çevre bilincinin artırılması amacıyla yaygın eğitim faaliyetlerini dijital platformlara taşıyor. Bakanlık tarafından yayımlanan "İklim Değişikliği Eylem Planı 2026-2030" kapsamında, okullarda ve yaygın eğitim kurumlarında iklim değişikliği farkındalığının geliştirilmesine yönelik çalışmaların daha etkili, sürdürülebilir ve izlenebilir hale getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, Halk Eğitimi Merkezleri Bilişim Ağı (HEMBA) üzerinden iklim değişikliğine uyum, çevre koruma ve sürdürülebilirlik başlıklarında farklı yaş ve hedef gruplarına yönelik dijital eğitim içerikleri hazırlanacak. MEB, yaygın eğitim faaliyetleriyle toplumun her kesiminden bireyin iklim değişikliği konusundaki bilgi seviyesini artırmayı, çevre dostu yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. ÇEVRE TEMALI KURSLAR GÜNCELLENECEK Bakanlık, çevre, iklim değişikliği ve sıfır atık konularındaki mevcut kurs programlarını güncel ihtiyaçlar ve bilimsel veriler doğrultusunda yeniden düzenleyecek. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında geçen yıl başlatılan "Enerji Dostu Mavi Yeşil Okul Etiketi Programı" da yaygın eğitim kurumlarında uygulanarak daha geniş kitlelere ulaştırılacak. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) iş birliğiyle yürütülen çevre ve iklim odaklı iyi uygulama örnekleri, halk eğitimi merkezleri ve diğer yaygın eğitim kurumlarında tanıtılacak. HEMBA platformuna, su kaynaklarının korunması, su kayıplarının azaltılması ve tasarruf bilincinin geliştirilmesine yönelik dijital eğitim içerikleri de eklenecek. Sıfır atık yaklaşımının yaygınlaştırılması amacıyla atıkların azaltılması, yeniden kullanım ve geri dönüşüm süreçlerine ilişkin farkındalık çalışmaları yürütülecek. Kurumlarda çevre yönetim sistemlerinin yaygınlaştırılması da hedefler arasında yer alacak.

KADIN MÜHENDİSLER GELECEĞİ KURGULUYOR Haber

KADIN MÜHENDİSLER GELECEĞİ KURGULUYOR

Podyum Davet’te bu yıl ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ temasıyla 5.’ncisi gerçekleştirilen organizasyona, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş, Gürsu Belediye Başkan Yardımcısı Adem Yıldırım, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, MARSİFED Başkanı Osman Akın, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, GİFED Başkanı Oya Eroğlu, BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, ARSİYAD Başkanı Erdinç Acar, BİSİAD Başkanı İdris Doğrul, YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, YASAV Başkanı Emire Cantürk Eren, çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri ile davetlilerin yanı sıra TÜMKAD üyeleri katıldı. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda, TÜMKAD’ın çalışmalarını anlatan tanıtım filmi gösterimi gerçekleştirildi. ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ Programda açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, bu yılki konferans temalarını ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ olarak belirlediklerini belirterek, “Bundan yüz yıl sonra, bugünün tarih kitapları yazıldığında; insanlığın yapay zekâyı geliştirdiği dönem olarak değil, yapay zekâyla birlikte kendini yeniden tanımladığı dönem olarak anılacağız. Bu yıl temamız: Mühendislik Zekâsının Yükselişi. Neden böyle bir tema seçtik? Çünkü zekâ anlar, mühendislik zekâsı çözer. Zekâ ‘ne oluyor?’ diye sorar. Mühendislik zekâsı ‘nasıl yapılır?’ diye sorar. Zekâ ‘ne’ye odaklanır, mühendislik zekâsı ‘nasıl’a. Aradaki mesafe işte tam burada başlıyor. Bir problem düşünün. Herkes onu tarif edebilir. ‘Su yok.’ ‘Köprü lazım.’ ‘Bu çalışmıyor.’ Tarif etmek kolaydır. Ama mühendis tarifin ötesine geçer: nasıl çözülür, nasıl yapılır tarafına. Mühendis kısıt altında çözer. Bütçe sınırlıdır. Zaman azdır. Malzeme bellidir. Ve fizik pazarlık etmez. İşte mühendislik zekâsı bu duvarların arasında doğar. Zekâ tek bir doğru arar. Mühendislik zekâsı dengeyi, optimumu, uzlaşmayı veya ortak yolu seçer. Mükemmeli değil, optimumu. Çünkü mühendis bilir: her kazanç, bir şeyden vazgeçmektir. Zekâ fikri konuşur. Mühendislik zekâsı fikri çalışan bir şeye dönüştürür. Bir fikir, çalışana kadar sadece bir temennidir. Zekâ parçayı görür. Mühendislik zekâsı sistemi görür. Parçaların birbirini nasıl ittiğini, nasıl çektiğini, nerede kırılacağını görür. Ve şu soruyu sorar: ‘Hata olursa ne olur?’ Zekâ ‘doğru mu?’ diye sorar. Mühendis ‘ya yanlışsa?’ diye sorar. Ve güvenlik payını oraya koyar. Bir köprünün ayakta kalması, en parlak fikre değil, en iyi hesaplanmış hata payına bağlıdır. Zekâ bir kez çözer ve gider. Mühendislik zekâsı ölçeklenebilir çözer, tekrarlanabilir çözer. Bir kişiyi kurtaran çözüm güzeldir. Bir milyonu kurtaran çözüm mühendisliktir. Ve en önemlisi: Zekâ cevabı bilince durur. Mühendislik zekâsı dener, ölçer, düzeltir. Sonra tekrar dener. Hep sorgular. Mühendis ilk seferde haklı olmaya çalışmaz; sonunda doğruya ulaşmaya çalışır. Çünkü zekâ ‘olmaz’ deyince biter. Mühendislik zekâsı ise tam orada başlar: ‘Peki nasıl olabilir?’ Mühendislik zekâsı yalnızca fiziksel bağlamda değil; toplumsal, ekonomik, ekolojik, psikolojik bağlamda da aynı prensiplerle çalışır, çalışmak zorundadır. Çünkü yalın zekâmızla çözüm bekleyen pek çok sorun yarattık. Daha da yaratacak gibiyiz. Ve bunları çözmek için her alanda mühendislik zekâsına ihtiyacımız var” diye konuştu. Kadın mühendislerin mühendislik zekâsı Kadın mühendislerin mühendislik zekâsını temsil ettiklerini vurgulayan Öztürk, dünyaya ve ülkemize damga vuran mühendislerden örnekler verdiği konuşmasına şöyle devam etti: “Mühendislik zekâsı bir cinsiyetin değil, bir diplomanın değil, bir bakışın adıdır. Ama o bakışın yarısını yüzyıllarca masaya çağırmadık. Bugün çağırıyoruz. Hem de hemen, şimdi ve hiç zaman kaybetmeden! Ve iddiamız büyük: Bu bakış artık yalnızca mühendislerde değil, her alanda yükselmeli. Bir hekim, bir iktisatçı, hatta bir sosyolog da mühendislik zekâsına, yani algoritmik (adım adım, kurallı düşünme) ve sistemli bakışa bağlanmalı. Çünkü bu çağ, bu düşünme biçiminin çağı. Çünkü çözülecek o kadar çok problem var ki: iklim, su, enerji, yapay zekâ, demografik ve ekolojik değişim... Bu problemler tek bir cins beynin, eril organik ve yapay zekânın çözebileceğinden çok daha büyük. Artık, bugün de aramızda olan, bize yıllardır ‘gelecek tıpkı tarih gibi bir bilgidir; onu akıllıca kullanmalıyız’ diyerek fütürist bakışı aşılayan sevgili Ufuk Tarhan’ın işaret ettiği gibi: geleceği tarif edecek çok insan var. ‘Geleceği bilemeyiz’ diyemiyoruz artık; nasıl olabileceğine, nasıl olması gerektiğine dair pek çok şey biliyoruz. Eksiğimiz, onu inşa edecek mühendisler. Özellikle de kadın mühendisler. Yapay zekanın tetiklediği bu yeni çağ, düşünce biçimimizi değiştiriyor ve bugün burada bizimle olan tüm değerli konuşmacılarımız düşünce biçimlerimiz ve yeni çağın beklentilerini bizimle paylaşacaklar. İşte burada olmamızın, bunları konuşmamızın nedeni bu: Mühendislik zekâsını yükseltmek ve kadın mühendisleri bu fırsatlarla dolu yeni çağda olmaları gereken yere taşımak. Başarılarını görünür kılmak, geleceğin mühendislik dünyasını konuşmak ve birlikte önemli bir kilometre taşına tanıklık etmek için. Beş yıl önce başlattığımız bu konferanslarda bir hayalimiz vardı: kadın mühendislerin daha görünür olduğu, birbirinden güç aldığı, genç kızlara ilham verdiği ve mühendislikte iş birliğinin büyüdüğü bir ekosistem kurmak. Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki o hayal artık yalnızca bir konferans değil. Bir dayanışma ağına, bir gelişim platformuna ve her geçen gün büyüyen bir mühendislik hareketine dönüştü.” TÜMKAD uluslararası arenada Çıktıkları yolculukta kendileriyle beraber yürüyen tüm üyelerine, gönüllülerine ve paydaşlarına teşekkür eden Öztürk, 160’ı aşan üyeleri, 11 kurumsal üyeleri, ulusal ve uluslararası 7 temsilcilikleriyle; ‘Kutup Yıldızım Mentörlük Projesi’, ‘Dönüşüm Bugün Projesi’, ‘Liselerde Geleceğin Meslekleri Fütürizm Konferansları’, ‘GIF-T Idethon’, ‘Yeşil Okuryazarlık Projesi’, ‘TÜMKAD ve TEV Burs Fonu Tiyatro Projesi’, ‘QueengTech Buluşmaları (QTB) ve QTBinside’, ‘İlham Veren Mühendis KadınlarPodcast’i’ olmak üzere 10 ayrı projeyi aynı anda yürüttüklerine dikkat çekti. Mühendislik zekâsının yükseldikçe kadınların yükseleceğine işaret eden TÜMKAD Kurucu Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, kadınların yükselmesinin de geleceğin yükselmesi anlamına geleceğini ifade etti. Konferanslarının beşinci yılını kutladıklarına değinen Öztürk, ‘5’ sayısının kendileri için özel bir anlam ifade ettiğini belirtti. ‘5’ sayısının çocuklukların da defterlerine gururla yazılan ‘pekiyi’ notunu ifade ettiğini hatırlatan Öztürk, ‘5’ sayısının aynı zamanda bugün Türkiye’nin 5G teknolojisine geçişini, hızlanan dijital dönüşümü ve geleceğe duyulan inancı simgelediğini vurguladı. TÜMKAD olarak, Endüstri 5.0 ve yapay zekâ çağında mühendislik zekâsıyla üreten, dönüştüren ve geleceğe yön veren kadın mühendislerle yol almaya devam edeceklerine işaret eden Öztürk, geleceği beklemeyip, geleceği tasarladıklarını ifade etti. Öztürk’ten anlamlı teşekkür Sponsorlara ve etkinlikte emeği geçenlere teşekkür eden TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Hepinizin 23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutluyor; keyifli, ufuk açıcı ve mühendislik zekâmızı yükselten bir gün diliyorum.’ Öztürk’ün konuşmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi. Kadın mühendislerin teknolojiye büyük katkısı Konuşmasına TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk’ü ve TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyeleri ile Komisyon Üyelerini tebrik ederek başlayan MARSİFED Başkanı Osman Akın, mühendis kadınların teknolojinin gelişimine büyük katkıları bulunduğunu söyledi. Kadın girişimci iş gücünün teknolojik gelişime büyük katkısı bulunduğunu vurgulayan Akın, başarılı çalışmaları nedeniyle TÜMKAD’ı tebrik etti. Federasyonları çatısı altında faaliyet gösteren TÜMKAD’ın, MARSİFED’e değer kattığını ifade eden Akın, her durum ve koşulda, TÜMKAD’ın yanında olduklarını da sözlerine ekledi. Mühendis kadınların siyasetteki gücü Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de TÜMKAD’ın şahsında ‘Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutladı. Mühendis kadınların siyaset sahnesinde de yer almalarının, sorunların çözümüne, çözüm odaklı pratik mühendis bakış açısının getireceğini ifade eden Özdemir, TÜMKAD’a çalışmalarında başarılar diledi. Nilüfer’in kadın şehri olduğuna işaret eden Özdemir, “Çalışan annelerimizin yanında yer almak ve onların hayat yüklerini hafifletebilmek için çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunlardan biri de ‘Nilüfer 95’ projesi. Adını 36 aylık bebeklerin boy ortalamasından alan projemiz, anne karnına düşen yavrularımızın 7’nci ayından itibaren doğumundan sonraki 36 aylık sürece kadar geçen dönemdeki bedensel ve psikolojik gelişimlerine destek olmayı hedefliyor. Çocuklarımızı 36 ayın ardından kreşlerimize alacağız. Yavrularımızı kreşlerimizde, Atatürk’ün öğretileri doğrultusunda çağdaş uygar bireyler olarak yetiştireceğiz” diye konuştu. Açılış ve protokol konuşmalarının ardından sponsorlara teşekkür plaketi törenine geçildi. Ana sponsorlar Etkinliğin ana sponsoru İstanbul Gelişim Üniversitesi adına İstanbul Gelişim Üniversitesi ve Gökkuşağı Kolejleri Yönetim Kurulu Üyesi Betül Gayretli ile diğer ana sponsor CW Enerji Plus Bursa adına Genel Müdür Alperen Elmalı’ya teşekkür plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk takdim etti. Yaka İpi sponsoru ESA Lojistik adına ESA Lojistik Mühendislik ve Operasyon Geliştirme Yöneticisi Aslı Şarkışla’ya plaketini TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Yurdakul İleri takdim etti. Destek sponsorları Femtek Mühendislik adına Femtek Mühendislik kurucularından TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Kuş’a, Martur Fompak International adına Sosyal Sürdürülebilirlik Müdürü Saadet Çağal’a, Özel Tan Balat Okulları adına Genel Müdür Can Akyollu adına İpek Akyollu’ya, Promsonn Teknoloji adına Fabrika Müdürü Ramiz Er’e, Ritim Yönetim adına Genel Müdür Yardımcısı Pınar Kamber Borazan’a, Zone İnşaat adına Zone İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Şimşek’e plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Köksal takdim etti. Ulaşım Sponsoru ARCA Otomotiv adına ARCA Otomotiv SEAT Kupra Satış Müdürü Bahar Durmuş’a, Medya Prodüksiyon Sponsoru DODO Prodüksiyon adına DODO Prodüksiyon Kurucusu Doğan Batman’a, Hediye Sponsoru Kozaş Kozmetik adına Kozaş Kozmetik Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ecz. Neslihan Şahin ve Kozaş Kozmetik Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ecz. Melike Şahin’e, Yaka Kartı Sponsoru Nilüfer Belediyesi adına Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş’e plaketlerini TÜMKAD Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Üyesi Funda Geyimer takdim etti. Medya ve İletişim Sponsoru BPR İletişim Adına BPR İletişim Danışmanlığı Kurucusu Kenar Kibar’a, Tasarım Sponsoru Kırmızı Küp Ajans adına Kırmızı Küp Ajans Kurucusu Göktuğ Konukoğulları’na, Etkinlik Sponsoru Patansiyel İnşaat adına Potansiyel İnşaat Kurucusu Sennur Çelik’e, Tekstil Sponsoru Yeşim Tekstil adına Yeşim Grup Yalın Liderlik ve Sürekli Geliştirme Yöneticisi Neslin Gazioğlu Özkaya’ya TÜMKAD üyesi Sevil Arslan’a ‘Sevil’in Fırçası’ sergisi nedeniyle plaketlerini TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Kuş takdim etti. Son olarak, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Yurdakul İleri’ye organizasyonun düzenlenmesine 3 yıldır liderlik ettiği için teşekkür plaketi takdim etti. Plaketleri takdim edilen ana sponsorlar ve destek sponsorları toplu fotoğrafta bir araya geldi. Sponsorlara plaket takdiminin ardından panel ve oturumlara geçildi. Fuaye alanında stantlar Etkinliğin fuaye alanında ise konuklar; Vodafone standında 5G deneyimini tecrübe ettiler. Yine konuklar, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin geliştirdiği ‘insansız hava aracı’nı inceleme fırsatı buldular. Konuklar ayrıca TÜMKAD Üyesi Sevil Arslan’ın “Sevil’in Fırçası” sergisinde, tablolar üzerindeki karekodları okutarak Arslan’ın kendi sesinden tablonun ortaya çıkış hikayesini dinleyerek, tabloyu hareketli ve 3 boyutlu olarak da izleyebildiler. Etkinlik kapsamında ayrıca Ufuk Tarhan’ın T-İnsan kitabının son baskısı da fuaye alanında okurları için imzaladı.

Sürdürülebilir kampüsler için ortak adım Haber

Sürdürülebilir kampüsler için ortak adım

Manisa Celal Bayar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen imza töreninde; Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar ve Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Boyacı tarafından sürdürülebilirlik alanında iş birliği protokolüne imza atıldı. Üç üniversite arasında imzalanan protokol ile sürdürülebilirlik çalışmalarında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, ortak proje ve etkinliklerin geliştirilmesi, sürdürülebilir kampüs uygulamalarının yaygınlaştırılması ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi hedefleniyor. BM kalkınma amaçları doğrultusunda projeler Protokol kapsamında; Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda ortak araştırma ve projelerin yürütülmesi, sürdürülebilirlik verilerinin hazırlanması ve değerlendirilmesi süreçlerinde iş birliği yapılması, üniversite sürdürülebilirlik sıralamalarına yönelik deneyim paylaşımında bulunulması ve çevresel performansın geliştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmesi planlanıyor. Beş yıl boyunca enerji, atık, iklim çalışmaları Beş yıl geçerli olacak protokol kapsamında; su ve enerji verimliliği, atık yönetimi, sıfır atık uygulamaları, iklim değişikliğiyle mücadele, karbon azaltımı, biyolojik çeşitliliğin korunması ve yeşil kampüs uygulamaları gibi birçok alanda da ortak çalışmalar yürütülecek. Üç üniversite arasında sürdürülebilirlik konusunda ders içerikleri, eğitim materyalleri ve farkındalık programları da paylaşılacak. Protokol doğrultusunda seminerler, çalıştaylar, teknik ziyaretler ve eğitim programları düzenlenerek akademik ve idari personelin yanı sıra öğrencilerin de sürdürülebilirlik çalışmalarına daha etkin katılımı sağlanacak. "Sürdürülebilirliği kurumsal kültürün bir parçası olarak görüyoruz" BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sürdürülebilirliğin yükseköğretim kurumlarının en önemli sorumluluk alanlarından biri olduğunu belirterek, "BTÜ olarak sürdürülebilirliği eğitim, araştırma, toplumsal katkı ve kampüs yönetimi süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Üniversitemiz, bu alandaki çalışmalarıyla UI GreenMetric Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nda dünya genelinde 438’inci, Türkiye’de ise 38’inci sırada yer alma başarısı gösterdi. Sürdürülebilir Üniversite Koordinatörlüğümüz ile bu alandaki çalışmalarımızı yürütmeye devam ediyoruz. Ege Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin, sürdürülebilirlik alanındaki kurumsal kapasitemizi güçlendireceğine ve ortak projelerle daha güçlü sonuçlar elde edilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi.

Halkalı-İstanbul Havalimanı metro hattı açıldı Haber

Halkalı-İstanbul Havalimanı metro hattı açıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları: Halkalı-İstanbul Havalimanı metro hattı 31 Temmuz'a kadar vatandaşımıza ücretsiz olacak. İstanbul halkını hak ettiği hizmet standardına ulaştırmak için gece gündüz çalışıyoruz. Milyonlarca nüfusu ve yıllık 20 milyona yaklaşan ziyaretçisiyle dünyanın en büyük metropollerinden biri olan şehrimizi, demir ağlarla ilmek ilmek örüyoruz. Değerli kardeşlerim; 16 istasyondan oluşan, 69 kilometre uzunluğundaki Gayrettepe - İstanbul Havalimanı - Halkalı Metro Projesi'ni iki ayrı koldan hayata geçirdik. Bu hattı; 37,5 kilometrelik Gayrettepe - İstanbul Havalimanı ve 31,5 kilometrelik Halkalı - İstanbul Havalimanı metrosu olarak şehrimizin hizmetine verdik. Gayrettepe'den Halkalı'ya kesintisiz ulaşım imkanı sağlayacak hattımızın, Gayrettepe'den Arnavutköy'e kadar olan 47 kilometrelik kesimini geçtiğimiz yıllarda devreye aldık. Kağıthane - İstanbul Havalimanı kesimini 22 Ocak 2023'te, Kağıthane - Gayrettepe arasını 29 Ocak 2024'te, Arnavutköy - İstanbul Havalimanı kesimini ise 2024 yılının Mart ayında İstanbul halkının istifadesine sunduk. Daha önce hizmete açtığımız bu 47 kilometrelik kesim, İstanbul Havalimanı'nda yapacağımız hızlı tren hattına ve Kağıthane istasyonuna entegre edilmiştir. Halkalı - Arnavutköy kesiminin de hizmete girmesiyle sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da en uzun metrolarından biri tamamlanmış oldu. Metro hattımızın 22 kilometre uzunluğundaki Halkalı - Arnavutköy kesimi; İbn Haldun Üniversitesi, Kayaşehir, Olimpiyatköy, Halkalı Stadı ve Halkalı olmak üzere 5 yeni istasyona sahiptir. Bu istasyonlar sayesinde şehir içi ulaşımda çok önemli bağlantılar tesis edilmiştir. "Raylı sistemler, hız, güvenlik, konfor ve sürdürülebilirlik ekseninde 21. yüzyıl şehirlerinin olmazsa olmaz altyapısıdır" Raylı sistemlerin 21. yüzyıl şehirlerinin olmazsa olması olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Raylı sistemler, yalnızca yolcu taşıyan ulaşım modu olmanın çok ötesinde modern şehirlerin sürdürülebilir büyümesinin, dengeli gelişiminin ve geleceğe dönük vizyonunun temel direkleridir. Trafik keşmekeşini ortadan kaldırarak insanlara değerli zamanlarını geri verir. Bu zaman, sevdikleriyle daha kaliteli anlar yaşamalarına, aileleriyle daha sık bir araya gelmelerine ve kendilerine, hobilerine, sağlıklarına daha fazla vakit ayırmalarına imkân tanır. Çevreye duyarlı teknolojileriyle hava kirliliğini önemli ölçüde azaltır, karbon ayak izini küçültür ve çocuklarımızın, torunlarımızın yayacağı daha temiz bir doğaya katkı sağlar. Ayrıca yeni hatlar ve istasyonlar, dokunduğu her bölgenin ekonomik canlılığını yükseltir; gayrimenkul değerlerini artırır, yeni istihdam alanları oluşturur ve ticareti canlandırır. Özetle raylı sistemler, hız, güvenlik, konfor ve sürdürülebilirlik ekseninde 21. yüzyıl şehirlerinin olmazsa olmaz altyapısıdır. Bu anlayış ve vizyonla da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak ülkemizin dört bir yanında kent içi raylı sistem yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "İstanbul'a kazandırılan toplam raylı sistem hattı uzunluğu 180 kilometreye ulaştı" Bugün açılacak hatla birlikte bakanlık tarafından İstanbul'a kazandırılan raylı sistem hattının uzunluğunun 180 kilometreye ulaştığını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Ülkemizde bugün açılışını gerçekleştireceğimiz Halkalı-Arnavutköy kesimi ile birlikte bin 58 kilometrelik kent içi raylı sistem ağının 452 kilometresini bakanlık olarak biz inşa ettik. Şu anda da 116 kilometrelik yeni hat yapımlarımız sürüyor. 283 kilometrelik yeni hattımız ise planlama aşamasındadır. Az öncede belirttiğim üzere İstanbul'un trafiğini kalıcı olarak rahatlatmanın yolu, hiç şüphesiz güçlü bir raylı sistem ağıdır. Bu doğrultuda bugüne kadar asrın projesi Marmaray ve Gebze-Halkalı Banliyö Hattı ile birlikte Gayrettepe-Kağıthane-İstanbul Havalimanı Arnavutköy kesimi, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı, Levent-Hisarüstü Metrosu,Pendik-Sabiha Gökçen Havalimanı Metrosu, Başakşehir-Çam ve Sakura Şehir Hastanesi-Kayaşehir Metrosu, Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metrosu ve bugün açılışını gerçekleştireceğimiz 22 kilometrelik Halkalı-Arnavutköy kesimi ile birlikte bakanlığımızca İstanbul'a kazandırılan toplam raylı sistem hattı uzunluğu 180 kilometreye ulaştı. Artık metro trenlerimiz, bu kadim şehrin damarlarında güçlü, hızlı ve gururla akmakta; İstanbul'un kalbine, ruhuna ve geleceğine kan taşımaktadır" diye konuştu. "11 kilometre hatta daha çalışmalarımız sürüyor" Uraloğlu, 11 kilometre hatta daha çalışmaların sürdüğünü vurgulayarak, "İstanbul'un kent içi ulaşım ağını güçlendiren, dünyanın en özgün ve saygın kent içi raylı sistem projelerini bir bir hizmete aldık ve yenilerini de hizmete sunmaya devam ediyoruz. Şu anda 4,5 km uzunluğundaki Altunizade-Çamlıca Camii-Bosna Bulvarı Metro Hattı'mızla birlikte bu hattı Ümraniye Spor Köyü'ne kadar uzatacak 6,3 km'lik Yavuztürk-Kazım Karabekir-Topağacı-Ümraniye Spor Köyü Raylı Sistem Hattı olmak üzere yaklaşık 11 kilometre hatta daha çalışmalarımız sürüyor. Bu hatlarımızda tamamlandığında İstanbul genelinde bakanlık olarak inşa ettiğimiz toplam hat uzunluğu yaklaşık 191 kilometreye ulaşacaktır. 16 istasyondan oluşan 69 km uzunluğundaki Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro projesini İstanbul Havalimanı'nı merkeze alarak, 37,5 km uzunluğunda Gayrettepe-İstanbul Havalimanı ve 31,5 km uzunluğunda Halkalı-İstanbul Havalimanı Metrosu olarak iki ayrı koldan çalışmaya başlayarak hayata geçirdik. Gayrettepe'den Halkalı'ya kesintisiz bağlantı sağlayacak hattımızın Gayrettepe'den Arnavutköy'e kadar olan 47 kilometrelik kesimini geçtiğimiz yıllarda İstanbullu vatandaşlarımızın hizmete sunmuştuk" ifadelerini kullandı. "Halkalı-İstanbul Havalimanı arasını 30 dakikada kat etmeye başlayacağız"" İstasyonlar arasında kaç dakika olacağı bilgisini de paylaşan bakan Uraloğlu, "Şimdi arkadaşlar aslında biz bugün hizmete açacağımız Halkalı-Arnavutköy kesimi ile 69 km uzunluğuyla tamamı yeraltında olan metro sınıfında Türkiye'nin en uzun ve en hızlı, dünyanın da en uzun metro hatlarından birini tamamlamış olduk. Bu son kesimimiz 22 km uzunluğunda olup, 5 yeni istasyon içermektedir. Bunlar Başakşehir sınırlarındaki İbn Haldun Üniversite, Kayaşehir ve Olimpiyatköy istasyonları ile Küçükçekmece sınırları dahilindeki Halkalı Stadı ve Halkalı istasyonlarıdır. Bu istasyonlarımızın tamamlanması ile Kayaşehir İstasyonu'nda Bakırköy-Kirazlı-Başakşehir-Kayaşehir Metrosu ile, Olimpiyatköy İstasyonu'nda Ataköy-İkitelli-Olimpiyat Metrosu ile Halkalı Stadı İstasyonu'nda yapımı devam eden Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt Metrosu ile, Halkalı İstasyonu'nda ise Yüksek Hızlı Tren hatları, Halkalı-Bahçeşehir Banliyö Hattı, Yenikapı-Kirazlı-Halkalı Metrosu ve Marmaray ile entegrasyon sağladık. Bu entegrasyonlar sayesinde de Halkalı-İstanbul Havalimanı arasını 30 dakikada, Halkalı-Göktürk arasını 43 dakikada, Halkalı-Kağıthane arasını 54 dakikada, Halkalı-Gayrettepe arasını 57 dakikada, Küçükçekmece-Kemerburgaz arasını 50 dakikada, Başakşehir (Metrokent)-Kağıthane arasını ise 48 dakikada kat etmeye başlayacağız. Artık Başakşehir ve Küçükçekmece'de yaşayan yaklaşık 1,5 milyon İstanbullu vatandaşımız da doğrudan Halkalı-Gayrettepe arasında seyahat edebilecek. Marmaray üzerinden Gebze'ye kadar bütün istasyonlardan İstanbul'un neredeyse her yerine ulaşabilecek imkana kavuşacak. Özellikle işe gidiş ve işten çıkış saatlerinde metropole ulaşmak isteyen, sabah ve akşamın yoğun saatlerinde trafiğe mahkûm olan hemşehrilerimiz, konforlu, hızlı ve güvenli raylı sistemle yolculuk edecektir. Ayrıca hattımızın 2043 yılına kadar olan projeksiyonda yollarda geçen zamandan 117 milyon saat tasarruf edecek, böylece karayolu bakım ve işletme ve zaman kazancı gibi etkenlerden toplam ekonomik kazancımız 935 milyon avro olacaktır." "72 metre ile Türkiye'nin en derin metrosu Gayrettepe İstasyonu'nu bu proje içerisinde inşa ettik" Raylı sistemlerde kullanılan yerli ve milli sistemlere vurgu yapan Uraloğlu, "Şu anda ülkemizin en hızlı metrosu olmasının yanı sıra başka birçok özelliğiyle de 'ilk'leri ve 'en'leri olan bir projeden bahsediyoruz. Bazılarını zaten hatırlayacaksınızdır. Örneğin 72 metre ile Türkiye'nin en derin metrosu Gayrettepe İstasyonu'nu bu proje içerisinde inşa ettik. Türkiye'de ilk defa bir metro projesinde 10 adet TBM'i aynı anda kullandık. Ve TBM ilerlemelerinde günde 64,5 metre, haftada 306 metre, ayda bin 233 metre kazı ile dünya rekorları kırdık. Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro projemizin teknolojik altyapısı ve araçları da ülkemizin yerli ve milli üretim gücünü yansıtıyor. Çünkü projemiz 69 km ile Türkiye'nin en uzun metro hattı olduğu gibi Türkiye'nin sürücüsüz en hızlı ve uzun hattı da oldu. İlk defa yerli ve milli imkanlarla bakanlığımızca desteklenen bir proje ile ASELSAN tarafından geliştirilen sinyalizasyon sistemini bu hattımızda kullandık ve hattımızda hizmet verecek araçlarımız da ülkemizin yerli ve millî üretim gücünün en güzel nişanelerindendir. Toplam 25 setten oluşan 100 adet metro aracı işleteceğimiz hattımızda araçlarımızın ilk 10 seti sürücülü olarak, kalan 15 set ise Türkiye'de tamamen sürücüsüz standartta üretilmiştir. Yine, ASELSAN tarafından üretilen yerli sinyalizasyon sistemiyle donatılan araçlarımız tasarım hızı saatte 132 km olup, işletmede saatte 120 km hıza ulaşacak ve her bir set bin 142 yolcu taşıma kapasitesine sahip olacaktır" dedi. "Hattın tamamlanmasıyla birlikte işletmemizi tam otomatik sürücüsüz sisteme geçiriyoruz" Bakan Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bugün itibarıyla bu hattın tamamlanmasıyla birlikte işletmemizi tam otomatik sürücüsüz sisteme geçiriyoruz. Böylece hem daha yüksek kapasite hem de daha yüksek güvenlik ve konfor sunacağız. Bu proje sadece bir metro hattı değildir. İstanbul'un Avrupa Yakası'nın kalbinde bir yüzük gibi; batısını doğusuyla, kuzeyini güneyiyle kesintisiz bir ring ile birleştiren, kentin nabzını güçlendiren ve tüm parçalarını birbirine sımsıkı bağlayan muhteşem bir eser haline gelmiştir. Araç trafiğini azaltan, insanımızın yaşam kalitesini yükselten, yeşil ve sürdürülebilir bir ulaşım vizyonunun en somut örneğidir. Aynı zamanda Türk mühendisliğinin, yerli ve milli teknolojinin de zaferidir. Bugünkü açılışla birlikte İstanbul'umuza kazandırdığımız bu eşsiz eserin yapımında emeği geçen tüm yüklenici firma çalışanlarımıza, Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğümüzün değerli ekiplerine, mühendislerimize, teknik personelimize ve işçilerimize teşekkür ediyorum. Bu düşüncelerle bugün hizmete açılacak 22 kilometrelik Halkalı-Arnavutköy kesimimizin İstanbul'umuza, İstanbullularımıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" dedi.

BTÜ daha uzun ömürlü asfalt için çalışacak Haber

BTÜ daha uzun ömürlü asfalt için çalışacak

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), daha dayanıklı, ekonomik ve çevre dostu yolların geliştirilmesine katkı sağlayacak yeni bir projeye imza atıyor. BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Münir Özdemir’in yürütücülüğünü yaptığı proje, Kariyer Geliştirme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Günlük yaşamın önemli bir parçası olan yollar, yoğun trafik, sıcaklık değişimleri, yağış ve zamanın etkisiyle yıpranıyor. Bu durum yollarda çatlaklar, çukurlar ve yüzey bozulmalarına neden olurken, bakım ve onarım maliyetlerini de artırıyor. BTÜ’de yürütülecek proje ile asfalt kaplamaların daha uzun ömürlü hale getirilmesi hedefleniyor. Petrol türevli katkılara alternatif, kokonat yağı Projede asfaltın dayanıklılığını artırmak için kokonat yağından elde edilen çevre dostu bir katkı maddesi kullanılacak. Petrol türevli katkılara alternatif olarak geliştirilecek bu biyobazlı malzemenin, asfaltın sıcak havalarda yumuşamasını, soğuk havalarda ise çatlamasını önlemesi hedefleniyor. Proje kapsamında ayrıca asfalt üretiminde sıkça karşılaşılan depolama ve performans kaybı sorunlarına da çözüm üretilecek. Geliştirilecek yeni katkı sistemi sayesinde asfaltın özelliklerini daha uzun süre koruması ve uygulama süreçlerinde daha verimli sonuçlar vermesi hedefleniyor. Belediyeler ve karayolları için ekonomik çözüm Projenin başarıyla tamamlanması halinde belediyeler ve karayolları kurumları için daha ekonomik ve sürdürülebilir asfalt çözümlerinin geliştirilmesinin mümkün olacağını ifade eden Dr. Ahmet Münir Özdemir "Projemizin uygulanması ile daha uzun ömürlü yollar sayesinde bakım ve onarım ihtiyacının azalmasını, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını ve ulaşım altyapısının güçlendirilmesi bekliyoruz" dedi. Rektör Çağlar: Proje ulaşım altyapısına katkı sunacak BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitenin sürdürülebilirlik ve çevre odaklı araştırmalara büyük önem verdiğini belirterek, "Akademisyenlerimiz tarafından geliştirilen bu proje, çevre dostu malzemelerin mühendislik uygulamalarında kullanılmasına yönelik önemli bir çalışma niteliği taşıyor. Daha dayanıklı yolların geliştirilmesine katkı sağlayacak bu araştırmanın hem ülkemizin ulaşım altyapısına hem de sürdürülebilir kalkınma hedeflerine değerli katkılar sunacağına inanıyorum. Projede görev alan akademisyenimizi tebrik ediyor, başarılar diliyorum" diye konuştu.

Yarım Asırlık Efsane Ralli Yeniden Start Alıyor Haber

Yarım Asırlık Efsane Ralli Yeniden Start Alıyor

Bursa Otomobil Sporları Spor Kulübü (BOSSEK) tarafından düzenlenen ve Türk ralli sporunun hafızasında özel bir yere sahip olan organizasyon, 05-07 Haziran tarihleri arasında 50. kez motor sporları tutkunlarıyla buluşacak. 55 otomobil ve 110 sporcunun katılacağı ralli, AloftbyMarriotana sponsorluğunda, Petrol Ofisi Maxima, Spor Toto, Osmangazi Belediyesi, Şentürk Otomotiv, Remed Assistance, Salados, Fora, PowerApp, AutoClub, Digiwuu, Mavi Yeşil Danışmanlık ve Bidijital katkılarıyla düzenlenecek. Yarım asırlık geçmişiyle yalnızca bir yarış olmanın ötesine geçen Yeşil Bursa Rallisi, Bursa’nın spor kültürünün, organizasyon gücünün ve motor sporlarına olan tutkusunun en önemli sembollerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu yılki yarışa, Yeşil Bursa Rallisi'nin geçmişten bu yana kazanan pilotları da onur konuğu olarak katılacak. 1970'li yıllardan bu yana sayısız şampiyonun mücadele ettiği ve Türk ralli tarihine yön veren organizasyon, bu yıl 50. yılına yakışır bir atmosferle gerçekleştirilecek. 50. Yılın Heyecanı Bursa’yı Sarıyor 2026 Petrol Ofisi Maxima Türkiye Ralli Şampiyonası’nın üçüncü ayağı olarak gerçekleştirilecek 50. Yeşil Bursa Rallisi, Türkiye’nin dört bir yanından sporcuları ve motor sporları tutkunlarını Bursa’da buluşturacak. Bursa’nın eşsiz doğası içerisinde gerçekleştirilecek yarış, hem sportif rekabet hem de seyirci deneyimi açısından sezonun en önemli organizasyonlarından biri olmaya hazırlanıyor. Orhaneli ve Keles bölgesinin teknik ve zorlu yollarında gerçekleştirilecek etaplar, ekiplerin hız kadar strateji ve dayanıklılıklarını da test edecek. Tarihi Start Osmangazi Meydanında Verilecek 05 Haziran Cuma günü saat 19.00’da Osmangazi Belediyesi önünde (Osmangazi Meydanı) düzenlenecek olan start seremonisi ile başlayacak olan organizasyonun ilk gününde, saat 20.30’da Hüseyinalan-Mürseller bölgesinde belirlenen 3.30 kilometrelik Osmangazi Belediyesi Seyirci Özel Etabı geçilecek. Toplam uzunluğu 126,30 km. olan Orhaneli-Keles bölgesindeki 9 özel etabın yer aldığı rallinin ikinci günü 06 Haziran Cumartesi saat 09.00’dan itibaren Petrol Ofisi Maxima (Göynükbelen) ve Remed Assistance (Dağgüney) etapları ikişer kez geçilecek. Rallinin ikinci günü 19.27’den itibaren servis alanının da yer aldığı Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi (GUHEM)’nde son bulacak. Asfalt zeminli zorlu rallinin son günü ise 07 Haziran Pazar saat 08.30’dan itibaren Y.Nedim Çelik (Soğukpınar) ve Şentürk Otomotiv (Hüseyinalan) etaplarının ikişer kez geçilmesinin ardından saat 16.15’ten itibaren Aloftby Marriott Bursa Hotel‘deki finiş podyumunda son bulacak. BOSSEK'ten Yarım Asırlık Miras 54 yıllık geçmişiyle Türk motor sporlarının en önemli kulüplerinden biri olan BOSSEK, düzenlediği organizasyonlarla yalnızca sportif başarıya değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, çevre duyarlılığı ve genç nesillerin motor sporlarına kazandırılmasına da katkı sağlıyor. Kulüp, 50. Yeşil Bursa Rallisi öncesinde gerçekleştirdiği BOSSEK Hatıra Ormanı projesiyle 10 bin fidanı toprakla buluştururken, uluslararası motor sporları otoriteleri FIA ve TOSFED’in çevre politikalarına uyumlu çalışmalarıyla da dikkat çekiyor. Yarım asırlık tarih boyunca Türkiye ralli sporunun gelişimine önemli katkılar sunan Yeşil Bursa Rallisi, bugün yalnızca bir yarış değil; sporcuların, gönüllülerin, kurumların, sponsorların ve binlerce motor sporu tutkununun ortak emeğiyle büyüyen bir değer olarak yoluna devam ediyor. Sosyal Sorumluluk ile Yeni Nesillere Çevre Bilinci Aşılanıyor Öte yandan BOSSEK, 50. Yeşil Bursa Rallisi kapsamında önemli bir sosyal sorumluluk projesine daha imza atıyor. BOSSEK Kadınlar Komisyonu tarafından, Keles’te bulunan 1. Murat İlköğretim Okulu öğrencileriyle anlamlı bir etkinlik gerçekleştiriliyor. Etapların geçtiği güzergâhta yaşayan çocuklara yarışı sevdirmek ve çevre bilinci kazandırmak amacıyla, atık malzemelerden yarış arabası tasarımı etkinliği düzenleniyor." Etkinlik kapsamında çocukların yapacağı yarış arabaları, 50. Yeşil Bursa Rallisi Servis Alanında sergilenecek. Gözler 50. Yeşil Bursa Rallisi’nde Türkiye ralli takviminin en prestijli yarışlarından biri olarak kabul edilen organizasyon, bu yıl taşıdığı tarihi anlamla birlikte çok daha özel bir noktada bulunuyor. Yarım asırdır devam eden gelenek, 50. yılında bir kez daha Bursa’dan tüm Türkiye’ye motor sporlarının heyecanını taşıyacak. Şampiyonluk mücadelesinin kızıştığı sezonda kritik puanların dağıtılacağı 50. Yeşil Bursa Rallisi hem sporcular hem de motor sporları tutkunları için unutulmaz bir hafta sonuna sahne olmaya hazırlanıyor. Gözler şimdi 05 Haziran’da verilecek tarihi starta çevrilmiş durumda.

TOBFED’den BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü’ne ziyaret Haber

TOBFED’den BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü’ne ziyaret

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Türkiye Araç Satış Sonrası Hizmetler Federasyonu (TOBFED) arasında eğitim, teknolojik dönüşüm ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik imzalanan iş birliği protokolünün ardından, TOBFED heyeti BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü’nü ziyaret etti. TOBFED Başkan Yardımcısı Hakan Doğu, BTSO’nun yeni nesil araç teknolojisine yönelik eğitim yatırımının Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. BTSO, elektrikli ve hibrit araç teknolojilerinde nitelikli insan kaynağı için iş birliği çalışmalarını sürüyor. BTSO ve TOBFED arasında yapılan protokolün ardından ilk ziyaret gerçekleşti. TOBFED Genel Başkan Yardımcısı ve Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi Kurucu Başkanı Hakan Doğu, BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü bünyesinde faaliyet gösteren Yeni Nesil Araç Teknolojileri Sektörel Mesleki Eğitim Yetkinlik Geliştirme ve Mükemmeliyet Merkezi’nde incelemelerde bulundu. Program kapsamında Hakan Doğu’ya BTSO Genel Sekreteri Ömer Şendoğan ile BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü Yöneticisi Murat Kurtlar eşlik etti. Ziyarette TOBFED heyetine, merkezde yürütülen eğitim faaliyetleri, uygulamalı teknik altyapı ve elektrikli-hibrit araç teknolojilerine yönelik geliştirilen eğitim programları hakkında bilgiler verildi. Elektrikli ve hibrit araç dönüşümünün otomotiv sektöründe önemli bir değişimi beraberinde getirdiğini belirten Hakan Doğu, bu dönüşüm sürecinde eğitimli teknik personelin kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. BTSO’nun ‘Yeni Nesil Araç Teknolojileri Sektörel Mesleki Eğitim Yetkinlik Geliştirme ve Mükemmeliyet Merkezi’ yatırımının Türkiye açısından stratejik bir adım olarak değerlendiren Doğu, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a teşekkür etti. Hakan Doğu, "Türkiye’de bu merkezlerin sayısı çok az. İlk ışığı yakan BTSO’ya destek vermek ve elektrikli-hibrit araçların nasıl tamir edileceği konusunda eğitimli personel yetiştirmek amacıyla bugün burada çalışmalarımıza başlıyoruz" dedi. "Bursa’da yakılan bu ateş tüm Türkiye’ye yayılacak" Elektrikli ve hibrit araç teknolojilerinin hızla geliştiğini belirten Hakan Doğu, sektörün en önemli ihtiyaçlarından birinin eğitimli teknik personel olduğunu vurguladı. Doğu, "Önümüzdeki dönemde bu işin güvenli, ekonomik ve herkesin ulaşabileceği standartlara kavuşabilmesi için bu tip merkezler çok önemli. Özellikle otomotivin kalbi, hatta doğduğu şehir olan Bursa’da bu ateşi yakarak tüm Türkiye’nin elektrikli ve hibrit araçlardaki eğitimli personel ihtiyacını karşılamak için yola çıktık" ifadelerini kullandı. Elektrikli ve hibrit araç teknolojilerinde güvenlik konusunun kritik önem taşıdığına dikkat çeken Doğu, eğitim süreçlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Doğu, konuşmasına şöyle devam etti; Teknolojinin gelişim hızıyla birlikte teknik bilgi ve uygulama yetkinliğinin de aynı ölçüde gelişmesi gerekiyor. Bu alanda verilecek eğitimler hem çalışan güvenliği hem de sektörün sürdürülebilir gelişimi açısından büyük önem taşıyor." Ziyarette, TOBFED Genel Başkan Yardımcısı Hakan Doğu’nın yanı sıra TOBFED Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Hale Kuyucu, Avrasya E-Mobilite Derneği Başkanı ve E-Mobilite Europe Association Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Sayar ve Danışma Kurulu Üyesi Çınar Noyan da yer aldı. Türkiye genelinde 300 bin KOBİ ve 1,5 milyon çalışanı temsil eden Türkiye Araç Satış Sonrası Hizmetler Federasyonu’nun (TOBFED) Genel Başkanı Serkan Bakırtaş ve TOBFED Genel Başkan Yardımcısı Hakan Doğu, kısa süre önce BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ı ziyaret etmişti. BTSO Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener ve komite üyesi Yasin Tomurcuk’un da katıldığı programda Başkan İbrahim Burkay ve Serkan Bakırtaş arasında BTSO ve TOBFED arasında otomotiv satış sonrası hizmetler sektöründe mesleki eğitim ve belgelendirme, nitelikli insan kaynağı, standardizasyon ve kurumsallaşma, Ar-Ge, inovasyon ve sürdürülebilirlik ile ulusal ve uluslararası projelerde iş birliği çalışmalarını kapsayan bir protokol imzalanmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.