Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Suç Örgütü

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Suç Örgütü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suç Örgütü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer’de yakalandı Haber

Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer’de yakalandı

İstanbul Emniyeti, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından yapılan ortak operasyonda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan ve yurtdışında 2 tonluk uyuşturucu madde ticaretinden sorumlu İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile müşterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT Başkanlığı ve EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının destekleriyle yürütülen çalışmalarda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan İslam Yakut'un yurt içinde ve yurt dışında bulunduğu yerlerden suç faaliyetlerini sürdürdüğü belirlendi. 2 ton uyuşturucudan sorumlu İslam Yakut'un kriptolu haberleşme sistemleri üzerinden örgüt üyelerine talimat verdiği, liderliğini yaptığı suç örgütü aracılığıyla uluslararası uyuşturucu madde sevkiyatını organize ettiği, yurt içinde ve yurt dışında ele geçirilen toplam 2 ton uyuşturucu maddeden sorumlu olduğu tespit edildi. Sarıyer'de yakalandı Yapılan çalışmalar sonucunda şahsın İstanbul’da bulunduğu ve Sarıyer ilçesindeki bir adreste saklandığının belirlenmesi üzerine İslam Yakut dün düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı. Şahsın saklandığı adreste yapılan aramalarda; İslam Yakut için düzenlenen D.G. adıyla hazırlanan sahte yurtdışı kimlik belgesi ele geçirildi. Konu ile ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri devam ettiği öğrenildi. Örgütü 2024 yılında çökertilmişti Öte yandan 2024 yılında suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonda, örgütün diğer lideri E.Y. ile birlikte örgüt yönetici ve üyeleri yakalanarak tutuklanmış, suçtan elde edildiği tespit edilen mal varlığı değerlerine el konulmuştu. Emniyet kaynaklarından operasyona yönelik yapılan açıklamada, "2024 yılında gerçekleştirilen operasyonla suç örgütünün faaliyetlerine son verilerek örgüt yapısı çökertilmiş, firari durumda bulunan İslam Yakut isimli şahsın yakalanmasına yönelik çalışmalar aralıksız sürdürülmüştür. Yürütülen çalışmalar neticesinde İslam Yakut isimli şahsın da yakalanmasıyla suç örgütü tamamen etkisiz hale getirilmiştir." ifadelerine yer verildi

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu’. Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz. Bu kelimeyi kim kullanıyordu" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 13’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Eyüp Subaşı hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü döneminden beridir açık hava reklam işlerini yürüttüğü, İmamoğlu, İBB başkanı olduktan sonra tüm açık hava işlerini usulsüz ihaleler yoluyla Eyüp Subaşı’na verdiği, Subaşı’ndan elde ettiği haksız geliri suç örgütü yöneticisi Fatih Keleş ve örgüt üyesi Serdal Taşkın’a elden teslim ederek suç örgütüne fon sağladığı belirtilmişti. Subaşı’nın yetkilisi olduğu Panoffect Medya Anonim Şirketi ve Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi üzerinden Kültür ve Medya A.Ş’den bir çok usulsüz iş aldığı, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Fatih Keleş’ e bağlı hareket ettiği, suç örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı iddianamede açıklanmıştı. "İhalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" Subaşı iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında "Panoffect Medya, kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayemizle, kişisel geleceğimizi ticari riske atarak kurduğum bir yatırım şirketidir. Pannoffect Medya olarak girmiş olduğumuz ihalede en az 5 kat, dolayısıyla şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Dolayısıyla kamu zararı bunun neresinde var diye sormak isterim. Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de maalesef dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın ağır vebalini üzerimde taşıyorum. Hakkımdaki iddianamenin temelini şirketlerim ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" dedi. "75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi" Subaşı savunmasının devamında "Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırında Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi. Tabii ki bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Geleceğimin, işimin, vizyonumun elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla, maalesef o dönemin şartlarıyla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Görüşmelerden yorulmuş, yıpranmış ve ticari hayatımızda bir an önce dönmemiz gerektiğine inanan biri olarak ekranları Kültür A.Ş. borcuna mahsuben devretmek durumunda kaldık" ifadelerini kullandı. "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum" Subaşı "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri, cezaevi ve etkin pişmanlık kapsamında verdiğim, bildiğim olayları, yaşadıklarımı ve benden istenenleri kimler ne yaptıysa anlattım. Ben ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriğin itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını asla kabul etmiyorum. Olsa olsa ticari mağduriyet, mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım. Bu iddianamenin sanığı olarak değil, ticari mağduru olarak burada olmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta tanık sıfatıyla değil, bu salonda ticari mağdur sıfatıyla tanık olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum" dedi. Subaşı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. "Sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz" Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizin iki yerinde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Fatih Keleş’le tanışıklığım söz konusu. 2019’dan sonra da iletişimimiz bir manada biraz belki birkaç seviye daha yükselmiş olabilir. Ve onunla oluşmuş olan, bizim şu an karşı karşıya kaldığımız sürecin aslında bir yansıması. Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. Subaşı ‘sisteme’ verilen paraları duruşmada anlattı Savcının "Alınacak işler karşılığı yüzde 10 bir pay istenmiş Fatih Keleş tarafından. İmamoğlu’nun bundan haberi olduğunu, Fatih Keleş’e payı nakit verdiğinizi beyan etmişsiniz. Bu parayı nerede verdiniz?" sorusuna sanık Subaşı "Para Florya’da birkaç kez, Mermerciler iş yerinde birkaç kez olmak üzere verildi" dedi. Savcının "Ertan Yıldız ve Serdal Taşkın’a elden verilen paralar var" demesi üzerine sanık Subaşı "Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi. 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere" yanıtını verdi. Savcının "Ertan’a verilen paraların takibiyle ilgili beyanınız var. ‘Fatih Keleş ve Murat Ongun bana Ertan’a söz verdiğin rakamları tamamladın mı?’ şeklinde sordular demişsin" cümlesi üzerine sanık Subaşı "Evet, doğrudur farklı bir yerde bir araya geldiğimizde ‘Ertan’a verilen para tamamlandı mı?’ ifadesini kullandılar" cevabını verdi.

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur" Haber

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan yatırımlarımı heba etmişlerdir, tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 12’inci gününde tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek’in savunmasına geçildi. İddianamede Eylem 29’da ismi geçen Şimşek’in, 2014 yılında İBB iştirak firması olan KİPTAŞ A.Ş.’den Başakşehir’de bulunan arsayı kiralayarak yatırım yaptığı, 2019 yılında ise söz konusu yer hakkında tahliye davası açıldığı, 2024 yılında kararın kesinleşerek tahliyeye karar verildiği belirtilmişti. İddianamede Necmettin Şimşek’in, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olarak kendini tanıtan Turan Aydoğan ile tanıştırıldığı, Aydoğan’ın tahliye davasını çözmek için örgüt sistemine aktarmak üzere 500 bin dolar rüşvet talep ettiği ifade edilmişti. Şimşek’in ilk etapta konunun çözüme kavuşması için 200 bin dolar rüşvet vermeyi kabul ederek Turan Aydoğan’a teslim ettiği iddianamede açıklanmıştı. Ancak mahkemeden karar çıkması üzerine Necmettin Şimşek’in vermiş olduğu rüşveti geri istediği buna ilişkin dosyaya sunulan ses kaydının incelemesinde Turan Aydoğan’ın örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına hareket ettiği ve örgüt üyesi Ali Kurt’un konudan haberdar olduğunu beyan ettiğinin anlaşıldığı iddianamede belirtilmişti. "KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı" Şimşek savunmasında "Ben öncelikle diğer sanıkların hakkımda oluşturdukları yanlış algı ve karalama kampanyasıyla ilgili bir bilgilendirme yapmak isterim. Şöyle ki, bahse konu taşınmazı biz 2013 yılında İBB’nin iştiraki olan KİPTAŞ Anonim Şirketi’nden kiraladık lunapark yapmak üzere. Yatırımı tamamladık. Hatta burada ruhsatlandırma süreçlerinde hep KİPTAŞ vardı. Bir yıl işlettik. Bu bir yılın sonunda komşulardan ve çevreden lunapark olarak oradaki faaliyetlerimizden ciddi rahatsızlıklar olması ve şikayetler olması nedeniyle tekrardan bir yatırım yaparak ve KİPTAŞ Anonim Şirketi yetkililerinden muvafakat alarak okul olarak dönüştürdük. Tekrar yatırım yaptık ve faaliyetlerimize devam ettik yaklaşık 4 yıl. 2019’da yönetimin değişmesiyle birlikte, KİPTAŞ Anonim Şirketi’nin vakti zamanında bu arsa ile ilgili okul olarak işletmemize muvafakat veren iki tane yetkiliden birisi bir tespit yaparak akde aykırı olarak kullanıldığıyla ilgili bir süreç başlatıp, bu sürecin sonunda da usulen bir tahliye kararı almasına kadar gitti. KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı. Elbette biz de burayı okul olarak işletirken birçok öğrenci buraya aidiyet geliştirdi, bir düzen oluşturdu. Bu tahliye kararının çıkmasından sonra biz bir uzlaşı ve anlaşma zeminini ararken, şikayetçi olduğum Turan Aydoğan isimli şahısla yollarımız kesişti ve tanıştık" dedi. Şimşek savunmasının devamında, "Öncelikle bu tahliye olduğumuz arsanın, yerin tüm üstyapısı kendi şirketlerimizin öz kaynaklarıyla yapılmıştır. Burada İmamoğlu ve şürekası, tahliyeden sonra tahliye merkezine gelip bir şov yapmışlar ve sanki bu yatırımları İBB ve kamunun kaynaklarıyla yapılmış ve bana da burası çok ucuz şartlarla kiraya verilmiş, peşkeş çekilmiş gibi bir algı oluşturarak, yaklaşık bir hafta bu konuyu işlediler sosyal medyada ve diğer mecralarda. Bunun böyle olmadığını ifade etmek isterim. Orada o dönemdeki KİPTAŞ yönetiminin de gözetiminde yapılan yatırımların tamamı benim şirketimin sermayesiyle yapılmıştır. Burada bana bir özür borçlular, bunu da ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur" Hüseyin Aydın isimli arkadaşının kendisini İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilinen Turan Aydoğan’la tanıştırdığını anlatan Şimşek, "Turan Aydoğan İmamoğlu’nun danışmanı olduğunu ve KİPTAŞ Genel Müdürü’nü de kendilerinin atadığını, kendisi için bu işlerin kolay olduğunu ifade etti. Biz olabiliyorsa hukuki, olamıyorsa siyasi bir çözüm ve buradan yeniden bir uzlaşı talebimizi görüşmek üzere anlaştık ve görevi tevdi ettik. Ancak devamında, tahliye olma aşamasına kadar ‘her şey yolunda, bir sorun yok, biz bu konuyu görüşüyoruz, çözüyoruz’ demesine rağmen tahliye işlemi gerçekleşti. Devamında da ödemiş olduğumuz parayı da geri vermedi. Epeyce bu konuda baskılarımız oldu ‘parayı ödeyin, madem işi yapamadınız’ gibi. Sonuç itibarıyla, Hüseyin Aydın isimli arkadaşımın bu konuda da çok çabaları oldu. Hatta bir dönem kendisiyle de ilişkilerimiz bozulma noktasına geldi tanışmamıza vesile olduğu için. Bir gün bir ses kaydıyla bana geldi ve kendisinin bu konuda çok ciddi gayretleri olmasına rağmen Turan Aydoğan isimli şahsın kötü niyetli olduğunu kendi ifadeleriyle, onun da yeni vakıf olduğunu, artık ümidinin kalmadığını ve şikayet edelim diye de beyanını ifade etti. İsnat edilen suç unsurlarını kendi adıma rüşvet vermek gibi hiçbir zaman algılamadım. Fakat muhatabımızın bu konuları bu şekilde yönettiği görülmüştür. Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan, yatırımlarımı heba etmişlerdir ve tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı: "Hukuki, siyasi sorun çözme diye bir para verilme diye bir şey yok" Mahkeme başkanının "Siz bu 200 bin dolar ödemeyi kime yapmıştınız?" sorusuna sanık Şimşek, "Biz Turan Aydoğan’la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla Turan Aydoğan’a teslim ettik" yanıtını verdi. Mahkeme başkanının "Parayı bizzat kime teslim ettiniz?" sorusuna ise Şimşek "Hüseyin Aydın’a teslim ettik" cevabını verdi. Mahkeme başkanının "Şimdi biraz önce diyorsunuz ki savunmada, ‘biz bunun rüşvet olduğunu değerlendirmedik’. Hüseyin Aydın’ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım diyorsunuz. Siz ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek, "Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese, yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabi mağduriyetimiz çok büyüktü. Bunu önlemek adına biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri" dedi. Mahkeme başkanı ardından "Necmettin Bey, soru çok net. 200 bin doları siz ne mantığıyla verdiniz, ne amacıyla? Ne parası bu yani? Hüseyin Aydın’a verirken bunu ne parası olarak verdiniz?" sorusunu sordu. Şimşek "Bizim anlaşmamız Turan Aydoğan’la şu şekilde, hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi" dedi. Mahkeme başkanı "Hukuki, siyasi sorunu çözme diye para karşılığı bir kurum yok yani. Bu bir avukatlık ücretiyse avukatlık ücretidir, değilse değildir. Bu ne parası? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı, yaptığınız herhangi bir şey var mı?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek soruya "Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için" yanıtını verdi.

27. Dönem CHP Milletvekili Avukat Turan Aydoğan: "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" Haber

27. Dönem CHP Milletvekili Avukat Turan Aydoğan: "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında ‘rüşvet’ iddiasıyla suçlanan 27. Dönem CHP Milletvekili tutuksuz sanık Avukat Turan Aydoğan, "Benim ailem, İBB ile ilgili hiçbir davaya bakmaz. Bu yasaktır. Davaya bakmaları için başka arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey olarak tanıdığım bir hukukçuyu arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey ile yönlendirdiğim kişiler arasında 200 bin dolarlık vekalet ücreti mevzusu yaşanmış. Benim bu durumdan haberim yok, kendi aralarında organize etmişlerdir. 2019'daki yerel seçimlerden sonra Ekrem Bey'in mazbatasını aldığı gün, 'sayın başkan helalleşelim. Siz işinize bakın ben işime bakayım. Ben parlamenterim’ dedim. Rahman beyin ben ve belediye ile bir ilişkisi yok ancak 200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 6’ıncı gününde devam ediliyor. Davada, iddianamede örgütün menfaatleri doğrultusunda sosyal medyadan gerçek dışı haberler yaptığı öne sürülen tutuksuz sanık Mesut Taşkın savunma yaptı. Sanık Taşkın savunmasında, "Benim bir örgüt faaliyeti içerisinde yer almam mümkün değildir. Metro İstanbul’da bakım mühendisi olarak çalışıyorum. Ben, bugüne kadar bir örgüt içerisinde yer almadım. Kimseden para almadım, söz konusu paylaşımları da ben yapmadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" Duruşmada, ‘rüşvet’ iddiasıyla suçlanan 27. Dönem CHP Milletvekili tutuksuz sanık Avukat Turan Aydoğan’da savunma yaptı. Aydoğan savunmasında, "Benim rüşvetle bir alakam yok. Burada yargılanan çoğu kişinin olaylardan haberi bile yok. 2022 yılından itibaren İmamoğlu ve bir kısım bürokratlarla fikir ayrılığı yaşamaya başladım. Sadece siyaseten değil, insan olarak ta iletişim kurmaya gerek duymadım. Hiç kimse burada bir rüşvetten bahsetmiyor, herkes danışmanlık ücreti diyor. Rüşvet diyemedikleri için. Bunları görünce aklımı oynatıyorum. Benim ailem, İBB ile ilgili hiçbir davaya bakmaz. Bu yasaktır. Davaya bakmaları için başka arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey olarak tanıdığım bir hukukçuyu arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey ile yönlendirdiğim kişiler arasında 200 bin dolarlık vekalet ücreti mevzusu yaşanmış. Benim bu durumdan haberim yok, kendi aralarında organize etmişlerdir. 2019'daki yerel seçimlerden sonra Ekrem Bey'in mazbatasını aldığı gün, 'sayın başkan helalleşelim. Siz işinize bakın ben işime bakayım. Ben parlamenterim’ dedim. Rahman beyin ben ve belediye ile bir ilişkisi yok ancak 200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir. Ben, kumpas olma ihtimalini düşünüyorum, bu olaylardan haberdar olsaydım, arkadaşım Rahman Beyi bu olaylara dahil etmezdim" diye konuştu. "Örgüt üyesi olmadığım gibi bir örgüte hizmet etmedim. Ben bir gazeteciyim" İddianamede, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği öne sürülen tutuksuz sanık Gazeteci Şaban Sevinç savunma yaptı. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Benimle ilgili ‘İlke’ isimli gizli tanık, benim de dahil olduğum 9-10 gazetecinin Murat Ongun vasıtasıyla rüşvet suçunu işlediğimi iddia etti. Ben, bir gazeteciyim. Defalarca haber yaptım ancak ilk defa böyle bir şey başıma geliyor. Önemli yayın kuruluşlarında çalışmış olmama rağmen, kimseden talimat almadım. Ekrem İmamoğlu, hem İBB Başkanı olması, hem de cumhurbaşkanı adayı olacağı şeklinde kamuoyunda algılanması nedeniyle gazetecilerin takip ettiği kişiler arasında yer aldı. Ben, CHP üyesiydim o dönmede. O süreçte parti içerisindeki gelişmeleri daha yakından takip ettim. Emrah Bağdatlı isimli şahsı tanımıyorum, soruşturma aşamasında ismini duydum. Murat Ongun’la kendi ofisinde 3-4 defa görüştüm. Bir iki defa da kendisiyle dışarıda bir araya geldim. Ben, bir örgüt üyesi olmadığım gibi bir örgüte hizmet etmedim. Ben bir gazeteciyim" dedi. Duruşmaya bir saat ara verildi. Aranın ardından duruşma, tutuksuz sanıkların savunmaları ile devam edecek.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında 23 yıl hapse çarptırılan Rıza Akpolat’ın, 3 taşınmaz ile bir otomobiline el konuldu Haber

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında 23 yıl hapse çarptırılan Rıza Akpolat’ın, 3 taşınmaz ile bir otomobiline el konuldu

Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 200 sanığın yargılandığı davada mahkeme, Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan ve verilen kararda 23 yıl 3 ay 7 gün hapse çarptırılan Rıza Akpolat’ın, 4 milyon 882 bin 500 lira adli para cezasına çarptırdı. Mahkeme, Akpolat’a ait 3 taşınmaz ile bir otomobiline el konulmasına karar verdi. Heyet, 2 yıl 8 ay 15 gün hapse çarptırılan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş ve ailesinin 2 yıl süre ile ihalelere katılamamasına hükmetti. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik 5’i tutuklu 200 sanığın yargılandığı davada sanıklara verilen cezaların detaylarına ulaşıldı. Mahkeme heyeti, 26 sanığın ‘suç örgütüne üye olma’, 4 sanığın ise ‘örgüte yardım etme’ suçlarından beraatlarına hükmetti. 23 yıl 3 ay hapse çarptırılan Rıza Akpolat’a 4 milyon 882 bin 500 lira adli para cezası Mahkeme, Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan ve verilen kararda 23 yıl 3 ay 7 gün hapse çarptırılan Rıza Akpolat ayrıca, 4 milyon 882 bin 500 lira adli para cezasına çarptırıldı. Akpolat’ın eşi tutuksuz sanık Yeşim Akpolat, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis ile 781 bin 200 lira adli para cezasıyla cezalandırıldı. Akpolat'ın kayınbiraderi olan tutuksuz sanık Kazım Gökhan Yankılıç ise, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçundan 5 yıl hapsine ve 1 milyon 111 bin lira adli para cezasına çarptırılmasına karar verdi. Heyet ayrıca sanık Rıza Akpolat’ın ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan 1 yıl 8 ay hapsine hükmederken, bu suçtan hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına karar verdi. Mahkeme, Rıza Akpolat’a ait Bebek, Ortaköy ile Beykoz'daki 3 taşınmazı ile bir otomobiline el konulmasına karar verdi. Öte yandan, Akpolat'ın akrabası tutuksuz sanık Burak Kangal, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçundan 3 yıl 4 ay hapis ile 625 bin lira adli para cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Akpolat'ın baldızı tutuksuz sanık Çiğdem Yankılıç Kangal'ı da aynı suç yönünden 1 yıl 8 ay hapsine ve 312 bin 500 lira adli para cezasına çarptırılmasına ardından ise bu suç yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Heyet ayrıca, Beykoz'daki bir taşınmazına da el konulmasına hükmetti. Aktaş ve ailesine kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmama yasağı Heyet, ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapse çarptırılan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş’ın şirketleri üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasına ve iadesine hükmetti. Mahkeme ayrıca, sanığın 2 yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmasının yasaklanmasına da karar verdi. Aktaş'ın kardeşi tutuksuz sanık Doğan Aktaş ise ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan 2 yıl 1 ay hapse çarptırıldı. Sanığın 2 yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmasının yasaklanmasına hükmedildi. Öte yandan, Heyet, Aktaş'ın oğlu tutuksuz sanık Metin Aktaş ile akrabaları tutuksuz sanıklar Ayşegül Ünal ile Hamit Ünal'ın ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan 1'er yıl 8'er ay hapsine hükmederken, bu cezada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Heyet, Aktaş'ın kardeşleri tutuksuz sanıklar Tekin ve Ramazan Murat Aktaş'ı ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan 2'şer yıl 1'er ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, sanıkların 2 yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşların ihalelerine katılmasının yasaklanmasına hükmetti. Mahkeme, Aktaş'ın kardeşi tutuksuz sanık Özkan Aktaş, yeğeni tutuksuz sanık Ferhat Aktaş ve akrabası tutuksuz sanık Üveys Ünal'ın üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlarına karar verdi. Mahkeme heyeti ayrıca kararında, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz'ın ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapsine, tutuksuz sanık iş insanı Baki Nugay'ın üzerine atılı bazı suçlardan beraatına hükmetti. Heyet, Nugay’ın bazı suçlar yönünden duruşma içerisinde pişmanlık gösterdiği gerekçesiyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi. Tutdere'nin de aralarında bulunduğu 127 sanığın beraatına hükmedildi Heyet, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin de aralarında bulunduğu 127 sanığın üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlarına hükmetti. Mahkeme, bir kısım sanıklar yönünden cezalarda hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verirken, bazı sanıklar için de bazı suçlar yönünden ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Haber

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı sanık Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 5'inci gününde, davanın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak adli kontrol tedbiriyle tahliye edilen İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı tutuksuz sanık Ertan Yıldız'ın savunmasına devam ediliyor. "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı, ben de buna şahidim, Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bunu da burada söylemiş olayım. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir. Benim birebir şahit olduğum olaydır. Bu arada Erdoğdu, benim kendisine husumetim olduğunu bana iddia etmiş. Benim Erdoğdu ile hiçbir husumetim yok. Kendisiyle gelirlerdi, görüşürdük, beni ziyarete de gelirdi. Hatta iştiraklerle ilgili bilgi alırdı, bilgi verirdim. Hemen hemen bizim aramızda husumet yoktu. Benim yoktu. Onun var mıydı bilmiyorum. Beraatımı talep ediyorum. Capacity AVM ile ilgili otopark ruhsatı verilmesi için 5 milyon dolar istenildiği iddialarını hem savcılık ifademde, hem de etkin pişmanlık ifademde belirttim. Ben Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesiyim ve belediyede hiçbir imza yetkim yok. Hiçbir icra görevim yok. Benim AVM kapatmak, AVM ruhsat vermek gibi bir gücüm, yetkim yoktur. Bir AVM'nin otoparkına ruhsat vermek ya da bir alışveriş merkezinin mühürlenmesi ile ilgili bir yetkiye sahip değilim. Ben Capacity AVM ile ilgili ne herhangi bir kimseden para istedim, ne ben kimseye para istemesi için talimat verdim. İddiaları kesinlikle reddediyorum. Bu konuyla ilgili Seyfi Beyaz ve avukat Mehmet İplikçioğlu benim rüşvet istediğimi iddia etmişlerdir. Bunlar gerçek dışı ifadelerdir. Ben Seyfi Beyaz'ı hiç tanımam" şeklinde konuştu. "Ali Rıza Akyüz beni arayıp, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış' dedi" Sanık Yıldız, "Bir gün Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz beni arayarak, yanında Capacity'nin yetkilileri olduğunu, yanıma gelmek istediklerini söyledi. Ben de ‘buyursunlar' dedim ve geldiler. Ali Rıza Bey dedi ki, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış. Binanın deprem riski var. Biz Capacity yetkililerinden istiyoruz ki, bir statik analiz yapın. Eğer statik analizde binada deprem problemi varsa, güçlendirme yapılması gerekiyorsa bunu da bir an önce yapın, insan hayatı söz konusu. Fakat kendileri bunu kabul etmiyor' dedi. Ben de, Mehmet bey ve Seyfi beye döndüm. Onlar da, ‘bizim yapı kontrol belgemiz var. Bizim hiçbir statik problemimiz yok. Biz bir şekilde hallederiz' dediler" ifadelerini kullandı. Deprem riski olan AVM'ye "Burası sağlamdır" raporu AVM'ye ilişkin hususu Bakırköy Belediyesi ile görüştüğünü aktaran sanık Yıldız, "Birkaç gün sonra Bakırköy Belediyesi'nde başkan Ayşegül hanım, bütün başkan yardımcıları, ben, Ali Rıza Bey, Cemalettin Bey, hukuktan sorumlu başkan yardımcısı, imar müdürü gibi yani en tepedeki kişiler bu işle ilgili toplandık. Toplantıda değerlendirme yapıldı ve değerlendirme sonucunda yani normal olarak şu karar çıktı. Kendileriyle, Capacity ile görüşülecek. Görüşmeler sonucunda statik rapor istenecekti. Raporun sonucuna göre hareket edilecek ve biz Capacity ile beraber çözelim diye bir karar aldık. Capacity'yi kapatmak zor bir şey. Bakırköy'ün göbeğinde binlerce insanın, herkesin bildiği bir yer. Belediyenin derdi, oranın deprem açısından sağlam hale getirilmesi. Bunun için uğraşıyor. Süleyman Atik bir keresinde ofisime geldi. ‘Nasıl gidiyor?' dedim. 'Anlaşamıyoruz' dedi. Ali Rıza Bey, ‘anlaşamıyoruz. Biz bunlara ceza keseceğiz ve de ihbarda bulunacağız. Ya raporu getirsinler ya da burayı mühürleyeceğiz, başka çaremiz kalmadı. Bunlar getirmedi, statik raporu biz kendimiz alacağız" dedi. Daha sonra statik rapor Yıldız Teknik Üniversitesi'nden alınmış. Raporda 2 tane profesörün imzası var ve raporda, ‘Capacity AVM'de 197 tane perde duvar kesilmiş, binada deprem riski var' diyor. Bu rapordan sonra burayı düzeltmeye yanaşmayınca, bir ihtarname geldi. Arkasından 1 ay süre, 1 ayın sonunda da burayı kapatmak düşüncesi var. 1 ayın son günü bunlar İTÜ'den bir statik raporu getiriyorlar, raporda, 'Burası sağlamdır' ifadesi yer aldığı için yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar" dedi. "Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi" 2024 yılındaki seçimlerden sonra Ali Sukas'ın kendisi ile görüşmek istediğini belirten sanık Ertan Yıldız, "Ali Sukas bana, ‘yukarıdan para istiyorlar, bunu firmalardan toplayıp vermemiz lazım' dedi. Ben, ‘yukarısı kim?' Diye sordum. Kendisi de, kızarak ‘ben istiyorum, burada siyasi bir harekete hizmet ediyoruz' dedi. Bir keresindeki konuşmamızda parayı isteyen kişinin Fatih Keleş olduğunu söylemişti" diye konuştu. Sanık Ertan Yıldız, "Aziz İhsan Aktaş ve Burak Korzay, ‘İETT'deki alacakları alamıyoruz. Bu konuda Ertan Yıldız ile görüşmek istedik. Fakat randevu alamadık, Ertan Bey randevu vermedi' diyorlar. Ben müteahhitlerle görüşmem. Böyle bir alışkanlığım yok. Çünkü benim müteahhitlerle bir işim yok. Bunlar genel müdürlerin işleridir. Ben Aziz İhsan Aktaş'a niye randevu vereceğim? Hangi amaçla randevu vereceğim? Ben ne ödeme noktasıyım ne ihale noktasıyım. Benim Burak Korzay'a ‘Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi. Bu iddia üzerine Aziz İhsan Aktaş'a Korzay, ‘Senden 30 milyon lira istiyorlar, Sen bu parayı verirsen İETT'deki ihalesini alacaksın, sana yardımcı olacaklar" ifadelerini kullandı. Duruşma sanık Yıldız'a yönelik sorular ile devam ediyor.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında karar: Rıza Akpolat’a 23 yıl, Aziz İhsan Aktaş’a 2 yıl 8 ay hapis cezası Haber

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında karar: Rıza Akpolat’a 23 yıl, Aziz İhsan Aktaş’a 2 yıl 8 ay hapis cezası

Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 200 sanığın yargılandığı davada mahkeme, Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Rıza Akpolat’ın 23 yıl 3 ay 7 gün hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme ayrıca, tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı'nın 18 yıl hapis cezasına çarptırılmasına ve sanığın tutuklanmasına karar verdi. Heyet, 3 tutuklu sanığın ise bu hallerinin ayrı ayrı devamına hükmetti. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik 5’i tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde bugün görülen duruşmada sanıkların son sözleri alındı. Ardından heyet, duruşmaya yaklaşık 2 saat ara verdi. Aranın ardından mahkeme heyeti, karar tutanağının 60 sayfa olduğunu aktardı. Heyetin kararı okuması, yaklaşık 2 saat sürdü. Bir kısım örgüt suçuna ilişkin somut olaylar bulunmadığından beraat hükmü kuruldu Kararın okunmasından önce mahkeme başkanı kamu görevlisi olan sanıklara yönelik yapılan değerlendirmeye ilişkin, "Hem belediye başkanları hem diğer yetkililer veya daha altta bulunan memurlarla ilgili belediyedeki görev tanımları, mahkumiyet kararı verilen eylem sayısı, ilgili ihalelerdeki görevleri ve savunmaları birlikte değerlendirilmiştir" dedi. Örgüt suçuna ilişkin değerlendirmesini aktaran mahkeme başkanı, "Örgüt suçuna ilişkin her ne kadar bir kısım sanıklar arasında akrabalık ilişkisi, bir kısım sanıklar ve eylemler yönünden iştirak iradesi olduğuna dair deliller bulunmaktaysa da emsal içtihatlar uyarınca aranan, suç işlemek amacıyla bir araya gelme, emir komuta zinciri, hiyerarşik bağ, örgütün diğer unsurlarının atılı unsurlarının, atılı suçları işlemeye elverişli olması gibi unsurlar, somut olaylar bulunmadığından bu suç yönünden beraat hükmü kurulmuştur" ifadelerini kullandı. Aktaş’a 2 yıl 8 ay hapis cezası Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Aziz İhsan Aktaş’ın ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Heyet, Aktaş ve Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu bir kısım sanıklar hakkında, ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatına hükmetti. Heyet, Aktaş’ın ‘örgüt kurma’, ‘evrakta sahtecilik’, ‘özel belgede sahtecilik’ ve ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçlarından, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatına karar verdi. Akpolat 23 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı Mahkeme, tutuklu sanık Rıza Akpolat’ı ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘rüşvet’ ve ‘aklama’ suçlarından toplamda 23 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Heyet Akpolat’ın, ‘örgüt üyeliği’, ‘özel belgede sahtecilik’ suçlarından ise ‘suçun unsurları oluşmadığı’ gerekçesiyle beraatına hükmetti. Öte yandan, Akpolat’ın 6 yıl 3 ay süre ile memuriyetten men edilmesine karar verildi. Ahmet Özer 2 suçtan beraat etti Mahkeme, Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer’i, ‘ihmal nedeniyle görev, kötüye kullanma’ suçundan 8 ay 10 gün hapis cezasına çarptırdı. Heyet, bu cezada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve Özer’in memuriyetten uzaklaştırılmasına karar verirken, sanığın ‘ihaleye fesat karıştırma’ ile 'özel belgede sahtecilik' suçundan ise beraatına hükmetti. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere beraat etti Mahkeme, Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Utku Caner Çaykara’nın ‘rüşvet’ suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan ise beraatına karar verdi. Mahkeme heyeti, adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin ‘rüşvet alma’ suçundan beraatına hükmetti. Mahkeme heyeti, Eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ozan İş’in ‘rüşvet’ suçundan 6 yıl 8 ay hapsine karar verdi. Zeydan Karalar hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası Mahkeme heyeti, Seyhan Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Oya Tekin’in ‘rüşvet’ suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Heyet, Ceyhan Belediye Başkanı tutuksuz sanık Kadir Aydar’ı ‘rüşvet’ suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Zeydan Karalar'ın ise ‘rüşvet’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Öte yandan, Seyhan Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Oya Tekin, ‘rüşvet’ suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. 18 yıl hapis cezasına çarptırılan Abacı hakkında tutuklama kararı Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı, ‘aklama’ ve ‘rüşvet’ suçlarından 18 yıl 6 ay ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme ayrıca, tutuksuz sanık Abacı'nın hükmen tutuklanmasına karar verdi. Öte yandan, kararın okunduğu sırada bazı izleyicilerin tepki göstermesi üzerine mahkeme başkanı salonun boşaltılması talimatını verdi. Heyet, sanıklar Rıza Akpolat, Oya Tekin ve Celal Tekin'in tutukluluk halinin devamına, Ceyhan Kayhan ile Erhan Daka'nın ise tahliyesine karar verdi. Öte yandan heyet, Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü tutuksuz sanık Mehmet Şimşek'in dosyasının tefrik edilmesine hükmetti. 3 sanığın tutukluluk hali devam edecek Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar, Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Rıza Akpolat, Seyhan Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan sanık Oya Tekin ile eşi Celal Tekin’in ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Öte yandan mahkeme, diğer sanıklara da değişen oranlarda hapis cezasına karar verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.