Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Suç Örgütü

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Suç Örgütü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suç Örgütü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Ben bu sistemin, bu örgütün içine mecbur bırakılarak çekildim" Haber

"Ben bu sistemin, bu örgütün içine mecbur bırakılarak çekildim"

Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 31. gününde sanık savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada reklamcı Deniz Dörtyol savunma yaptı. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan Deniz Dörtyol hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, Emrah Bağdatlı’nın (firari sanık) koordinesinde, Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. üzerinden açılan ihalelere katılan ve usulsüz şekilde ihale alan şahıslardan olduğu belirtilmişti. Bağdatlı’nın yönlendirmesiyle Dörtyol’un örgüt içinde dosyacılık adı verdikleri yani ihaleye girmeden önce ihale bilgilerini temin etme ve ihaleye girecek firmaların yanına ihaleye katılım sağlayacak yan firma temini işini yaptığını itiraf ettiği iddianamede açıklanmıştı. "Bir bedel biçilir ve bu bedeli ödemek zorunda kalırdık" Reklamcı sanık Dörtyol savunmasında etkin pişmanlık ifadelerinin doğru olduğunu söyleyerek "İfadelerimde söylediğim, içine çekildiğim sistemin tüm detaylarını anlattım. 2019 yılında seçim takvim süreci geldiğinde, kiraladığımız açık hava reklam alanlarının tamamında seçim görselleri hizmeti verdik. Seçim sonuçlandıktan, mevcut İBB yönetimi el değiştirdikten kısa bir süre sonra tamamı özel mülklerden kiralanmış, İBB izin yetkilendirmelerine uygun olan şirkete ait reklam alanları bir gecede İBB zabıtaları tarafından söküldü. Kültür A.Ş. ile görüştük. Orada İlknur Kaya (Kültür AŞ’de sanat yönetmeni) ve Serdal Taşkın (Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) reklam alanlarının kullanımına müsaade etmeyeceklerini, kullanmak istiyorsak Kültür A.Ş.’nin keseceği faturaları ödememiz gerektiğini söyledi. Ticari hayatımıza devam edebilmek adına bunu kabul etmek zorunda kaldık. 2019-2021 tarihleri arası Kültür A.Ş. tarafından tarafımıza kesen kesilen tüm faturaları ödemek zorunda kaldık. Buna rağmen bazı reklam alanlarımız yine kullandırılmadı, izin verilmedi. 2021’den sonra reklam alanlarımızın izin süreçlerini Medya A.Ş. üzerinden Elif Güven’le (Medya A.Ş.’nin Halkla İlişkiler Müdürü) iletişim kurarak sağladık. Elif Güven’e reklam alanlarımızı iletirdik. O da Murat Ongun’a iletirdi. Bir bedel biçilir ve bu bedeli ödemek zorunda kalırdık" dedi. "Emrah Bağdatlı yurt dışına kaçmadan önce ‘eğer olağan dışı bir durum olursa Murat Ongun’a bir şey olmaz, sana ve bana kimse sahip çıkmaz. Benim dediklerimi uygula’ şeklinde konuştu" Dörtyol savunmasının devamında 2023 yılında kendi reklam şirketini kurduğunu ve önceden çalıştığı Ad Station şirketindeki açık hava pazarlama işini de kendisinin yürüttüğünü söyleyerek "Daha sonrasında Murat Ongun’un yönlendirmesiyle, Emrah Bağdatlı’nın adını sonradan dosyacılık olarak öğrendiğim işlerini bana teklif etti. Reklam alanlarım İBB Zabıta tarafından sökülmeye başlanınca, Emrah Bağdatlı’nın zorlamasını kabul etmek durumunda kaldım. Emrah Bağdatlı ile ilk görüşmem 3 Ocak 2024 tarihinde WhatsApp üzerinden oldu. Emrah Bağdatlı adının dosyacılık olduğunu sonradan öğrendiğim ihale işlemlerini bana anlatarak ‘işleri böyle yürüteceksiniz’ dedi. Çok ağır sözleşmeler ve cezai şartlarının bulunması nedeniyle de bu sistemde kalmaya mecbur bırakıldım. Emrah Bağdatlı yurt dışına kaçmadan önce beni yanına çağırdı. Tabii ben o zaman yurt dışına kaçacağını, bir soruşturma olduğunu bilmiyordum. Orada bana ‘eğer olağan dışı bir durum olursa Murat Ongun’a bir şey olmaz. Sana ve bana kimse sahip çıkmaz. Benim dediklerimi uygula’ şeklinde konuştu" ifadelerini kullandı. Çuval ile gönderilen paralar duruşmada anlatıldı Dörtyol, firari Emrah Bağdatlı’nın kardeşi Özge Bağdatlı’ya çuval ile bir kargo şirketi aracılığı ile para gönderdiğini de duruşmada anlattı. Sanık savunmasının devamında "Özge Bağdatlı ile 9 Mart 2025 tarihinde görüştüm. O gün kendi telefonundan beni Emrah Bağdatlı ile görüştürdü. O sırada İBB’nin Medya A.Ş. tarafına savcılık tarafından bir inceleme gitmiş. Emrah Bağdatlı telefon görüşmesinde, ‘şu an Bandırma Vapuru ile Samsun’a ayak basmaya gittiğimizi düşün. Bu süre zarfında çok çile çekeceğiz. Ancak sonrasında Cumhuriyeti ilan edeceğiz. Bu süre zarfında çok dikkatli olmanı istiyorum. Talimatlarıma harfiyen uyarsan eğer bu sürede zarara uğramazsın. Cumhuriyeti baştan ilan ettikten sonra ise Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun’un yanında olanlar mutlu olacak’ dedi. Gözaltına alınma durumu olursa kendi avukatları olan Serkan Günel ve Yiğit Kazım Akalın’dan başka biriyle görüşmeme talimatı verdi" dedi. Sanık duruşmada avukatların yönlendirmesini anlattı Dörtyol, bu avukatların kendisine kimseye bir şey söylememesi, onların çizeceği sınırlarla bağlı kalması konusunda uyarıda bulunduğunu da duruşmada anlattı. Sanık Dörtyol "Telefonumda Samuel Boston olarak kayıtlı olan kişi Emrah Bağdatlı. Kendisi yurt dışına firar ettikten sonra San Boston, Samuel Boston gibi isimler aldı. O isimler üzerinden hep yazışma ya da telefon trafiği yürüttük. Emrah Bağdatlı "Bana Avukat Serkan abiyi yönlendirdi. ‘Serkan abiyle görüş, o bizim aileden, eğer ki Murat Ongun’un bilmemesi gereken bir şey olursa sıkıntı yok, tüm problemlerinizi çözer’ dedi. Ertesi gün ben de Avukat Serkan abiyle görüştüm. Emrah Bağdatlı bu görüşmeye bir başka telefondan aranarak bağlandı. Avukat Rahşan Hanım ise sadece WhatsApp üzerinden yazışarak bu görüşmeye dahil oldu. Onların talimatları dışında hareket edersem eğer, Rahşan Hanım’ı hiçbir kuvvetin durduramayacağını, Avukat Yiğit bana söyledi. Kendileri benim ifade verdiğimi 2025 Ağustos ayının sonlarına kadar öğrenemediler" dedi. "Bu örgütün içine mecbur bırakılarak çekildim" Dörtyol savunmasının devamında "Ben bu sistemin, bu örgütün içine mecbur bırakılarak çekildim. Herhangi bir maddi kazanç elde etmedim. Bu işlemleri yapmadığım takdirde her zaman bir karşılık gördüm. Reklam alanlarımız söküldü, işlerimiz aksatıldı. Tekrar belirtmem gerekir ki, ben hakkımda hiçbir adli işlem, gözaltı kararı yokken gidip tüm bildiklerimi savcılık makamına anlattım. Gerçeğin açığa çıkması için de elimde olan tüm belge ve bilgileri sunmaya gayret ettim. Suç işlemek gibi bir kastım olmadığı gibi, bu işlemleri yapmaya mecbur bırakılmam nedeniyle beraatimi istiyorum" dedi. Göstermelik ihalenin detayları duruşmada ortaya çıktı Sanığın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Cumhuriyet savcısı "Mesela bir ihale ile ilgili size bilgi verildi. Siz 5-6 firma ayarlıyorsunuz. Bunlar Kültür A.Ş.’ye gidiyor. Fiyatların hepsini Kültür A.Ş. yetkilileri dolduruyor. O rakamları oradaki kişiler dolduruyor. O firma sahipleri kaşe imza atıyor sadece. Hangi işin sizlere ait olacağı belli baştan, doğru mu?" sorusunu sordu. Sanık Dörtyol soruya "Tabii ki, hangi işi kazanacağım da hangisini kaybedeceğim de belli" yanıtını verdi. Savcının "O zaman ihale tamamen gösterimlik mi oluyor bu durumda?" sorusuna sanık "Doğrudur. İhale gününe gidecek olanlar, şirket sahibini kandırmış bir şekilde gönderse adam kazanacağı hırsıyla gidiyor ama kaybetmiş olarak çıkıyor" şeklinde cevap verdi. Sanık duruşmada Murat Ongun’un eşinin firmasından zorla alışveriş yaptırıldığını anlattı Murat Ongun’un eşi Zeynep Ayten Gözdem Ongun’a ait BYZAG firmasından zorla alışveriş yaptırıldığını da duruşmada anlatan sanık "Emrah Bağdatlı, benim açık hava reklam işini yürüttüğüm H-Station şirketine tespih alımı yaptırdı. Bu şekilde bir fatura kesildi ve fatura kesildikten yaklaşık 1 hafta 2 hafta sonra olabilir hatırlamıyorum tarihi tespihler geldi. 200 tane 2 koliye yakın tespih geldi teslim edildi. Sonrasında bunun ödemesi konusunda tehditvari mesajlar gönderildi. ‘Burada sıkıntı olacak’ ‘Nedir abi ne sıkıntısı olacak abi?’ diye konuşmamız var. Emrah Bağdatlı ‘Deniz, bunlar patronun karısının şirketi. Bu tespihlerin parasını öde, 3 kuruş para zaten önemli değil, yoksa başımız ağrıyacak canımız yanacak patronun karısının şirketi’ diyor. Ben ‘patron kimdir abi?’ diyorum. ‘Murat Bey’dir’ diyor. Akabinde şirket yetkilisine ödemenin yapılmasını sağlattırdım" dedi. "Emrah Bağdatlı beni bu cendereye sokup kendisi yurt dışına kaçtı" Dörtyol, Murat Ongun’un kendisine sorduğu bir soruya "Emrah Bağdatlı direkt size bağlı çalışan bir bireydi" yanıtını verdi. Emrah Bağdatlı’nın avukatının soru sorması üzerine ise Dörtyol "Emrah Bağdatlı beni bu cendereye sokup kendisi yurt dışına kaçtı. Hala Twitter üzerinden, Telegram üzerinden bana dümdüz sövüyor, sayıyor. Burada ben onun avukatına cevap vermek istemiyorum, bundan sonra soracağınız her soruya cevap vermek istemiyorum diyorum. Nasıl devam etmek isterseniz buyurun devam edin. Emrah gelsin, beni soktuğu cendereden kendisi çıkarsın, sonra her soruya cevap vereyim ben" şeklinde cevap verdi.

Dilek İmamoğlu’nun yeğeni Derya Dağdeviren duruşmada savunma yaptı Haber

Dilek İmamoğlu’nun yeğeni Derya Dağdeviren duruşmada savunma yaptı

Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 31. gününde sanık savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada Dilek İmamoğlu’nun yeğeni Derya Dağdeviren savunma yaptı. Dağdeviren hakkında iddianamede ifadesine yer verilen iş insanı Orhan Yıldırım "Ağaç A.Ş.’ye gelip giderken orada Murat Dağdeviren isimli şahsı da görüyordum. Burada çok rahat bir tavırla takılıyordu. Bu rahatlığının sebebi, eşi olan Derya Dağdeviren’in Dilek İmamoğlu’nun yeğeni olmasından kaynaklı olduğu herkes tarafından biliniyordu. Kendisi ile bu süreçte birkaç kez sohbet ettiğimizde kurumdan olan alacaklarımdan bahsedince ‘onlar sıkıntı değil, ben senin alacaklarını halleder kurumdan alırım’ dedi. Murat Dağdeviren bu alacakları yakın akrabalık ilişkinlerini kullanarak kendisinin alabileceğini ancak ekonomik sıkıntısının olduğunu ve kendisine bir miktar borç vermem gerektiğini söyledi. Murat Dağdeviren’e ilk başta göndermiş olduğum paraları borç olduğu bilinci ile gönderiyordum. Hatta ilk gönderdiğim parayı Ağaç A.Ş.’den ödeme almadan önce kendisine gönderdim. Daha sonra benim peyderpey hak edişlerim yapıldı ve Ağaç A.Ş.’den küçük miktarlarda da olsa ödemelerimi almaya başladım. Murat Dağdeviren’e Ağaç A.Ş.’de biriken alacaklarımı alabilmek için peyderpey yaklaşık 3 milyon TL civarı para göndermiştim" ifadelerini kullanmıştı. Derya Dağdeviren, Orhan Yıldırım’ın iddiaları hakkındaki savunmasında "Hakkımda düzenlenen iddianamenin eylem 153 başlıklı bölümünde, eşim Murat Dağdeviren ile birlikte Orhan Yıldırım tarafından gönderilen paraların teslimine ve rüşvet verilmesine aracılık ettiğim iddia edilmektedir. Hakkımda ileri sürülen iddiaların aksine herhangi bir kişiye nüfuz sağlama, ayrıcalık tanıma veya menfaat temin etme gibi bir durum söz konusu asla değildir. Hayatın olağan akışı içerisinde zaman zaman borç aldığımız, sonra bunları geri ödediğimiz olmuştur. Ancak bunların suç teşkil eden bir menfaat ilişkisi olarak değerlendirilmesini kabul etmiyorum. Hiçbir kamu görevlisi adına Orhan Yıldırım’dan para talep etmedim. Orhan Yıldırım ile herhangi bir ihalenin verilmesi, hakedişin ödenmesi veya bir kamu işlevinin gerçekleştirilmesi karşılığında para verilmesine ilişkin bir anlaşma yapmadım" dedi. Sanık hesabına gelen 1 milyon 896 bin TL hakkında "Eşimin hesaplarıyla ilgili sıkıntılar nedeniyle ödemelerin benim hesabıma gönderildiği olmuştur" dedi Dağdeviren savunmasının devamında Orhan Yıldırım’ın eşine maaş artı kardan pay olacak şekilde iş teklifinde bulunduğunu söyleyerek "Eşim de ihtiyacı olduğu için çalışmaya başladı. İddianamede Orhan Yıldırım tarafından 5 Mart 2020 ile 8 Haziran 2022 arasında hesabıma 26 farklı işlemde toplam 1 milyon 896 bin TL gönderildiği belirtilmektedir. Bu banka hareketlerini inkar etmiyorum tabii ki. Ama eşime veya bana gönderdiği tutarların bir kısmı eşimin mesaisinin, çalışmasının karşılığı. Bir kısmı ise eşimin şahsı için değil, şantiyelerdeki diğer işçilere verilmek veya sair giderler için kullanılmak üzere verilen ödenek biçimindedir. Eşimin ekonomik sorunları ve hesaplarıyla ilgili yaşadığı sıkıntılar nedeniyle kendisinin talebiyle bazı ödemelerin benim hesabıma gönderildiği olmuştur" ifadelerini kullandı. Sanık çapraz sorgusunda sorulara "Hatırlamıyorum" yanıtını verdi Sanığın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Cumhuriyet savcısının"2 yıl içerisinde hesabınıza 1 milyon 896 bin TL para gönderilmiş. Bu para gönderimleri neye ilişkin?" sorusuna sanık Dağdeviren "Eşimin geçmişteki şirketinden kaynaklı. Benim hesaplarımda bloke, icra olmaması nedeniyle tedbir olarak o dönem hesabıma gönderilmesini talep etmişti. Bundan dolayı gönderdi" yanıtını verdi. Savcı ise ardından "Ama aynı tarihlerde eşinize de gönderilen paralar var. Çok benzer tarihlerde" demesi üzerine sanık Dağdeviren "Hatırlamıyorum" yanıtını verdi. "Paranın akıbetinin sorulması üzerine sanık Dağdeviren "Bunları kalem kalem hatırlamam mümkün değil. İncelendiğinde transferlerin ne şekilde olduğu, bankadan elden çekildiği veya başka eşime gönderip gönderilmediği konusunda kayıtlarda mevcuttur muhakkak" yanıtını verdi.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıklar savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıklar savunma yaptı

Haydanlı savunmasında "2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon tutarında hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Serdal Taşkın (Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) tarafından, Sütlüce’de bulunan iletişim çadırına çağrıldım. Görüşmelerin devamında, önceki dönemden kalan işleri sürdürebilmem ve içerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Benim konumum sanık olarak değil, kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduru olarak ele alınması gerektiği görülecektir Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir. Ben ise alacaklarımı alabilmek amacıyla bana yol olarak gösterilen Serdal Taşkın ile mecburi iletişimde kalmış, onun baskı ve zorlamalarıyla ifademde belirttiğim hususlar yaşanmıştır. İddianamede örgüt lideri ve yöneticisi ve üyesi olduğu iddia edilen bu şahıslarla beraber sanık olarak yargılanmam iş dünyamda bana huzursuzluk vermekte, manevi yük getirmektedir" diyerek beraatını istedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 30’uncu gününde, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada tutuksuz sanık Erhan Karaal savunma yaptı. Kaçırılan Kültür A.Ş. çalışanı duruşmada savunma yaptı Kültür A.Ş.’de Mali İşler Müdürü Erhan Karaal, 17 Haziran Çarşamba günü İstanbul Maltepe’de kaçırılmıştı. Tuzla’da inşaat alanındaki prefabrik yapıda elleri ve kolları bağlı olarak bulunan ve tedavisinin ardından taburcu edilen Karaal, tutuksuz yargılandığı Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü dosyasında bugün savunma yaptı. Karaal savunmasında "Şirketteki asıl görev tanımım ve sorumluluklarım temel olarak şirketin tutmakla zorunlu olduğu defterlerin tutulması, beyannamelerin zamanında verilmesi, şirketimizin işlettiği yerlerin günlük gelirlerinin bankalara doğru yatıp yatmadığının kontrol edilmesi ve başta maaş, vergi ve SGK olmak üzere diğer ödemeleri ve tahsilatların takibini yapmaktır. Bunun yanı sıra şirketin ihalelerinde yasal zorunluluk nedeniyle oluşturulan ihale komisyonlarında mali üye olarak yer almaktayım. Mali üyenin komisyonda bulunması iradi değil, tamamen kanundan ve yönetmelikten kaynaklanan bir zorunluluktur" dedi. Karaal suçlandığı eylemlere ilişkin de savunma yaparak "Rüşvete aracılık etmekle suçlandığım kişilerle hayatımın hiçbir döneminde tanışıklığım olmamıştır. Yan yana gelmişliğim yoktur. Herhangi bir maddi ilişkim veya menfaatim söz konusu değildir" diyerek suçlamaları kabul etmedi. Ardından etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Serdar Haydanlı savunma yaptı. Haydanlı 6 Mayıs 2025’te verdiği ifadesinde ise "Soruşturmaya yardımcı olabilecek bazı hususları savcılığınıza anlatmak istiyorum. Gökhan Köseoğlu (Kültür A.Ş. hak ediş şefi) bu soruşturma kapsamında bazı bilgi ve belgeleri WhatsApp üzerinden bana gönderiyordu, bazen de şifahi olarak Kültür A.Ş.’de dönen usulsüzlükleri anlatıyordu. Ben de her seferinde kendisini raporu hazırlayan müfettişe yönlendiriyordum" demişti. Haydanlı 20 Haziran 2025’teki ifadesinde ise "Seçimden sonra Kültür A.Ş. genel müdürlüğü görevine getirilen Serdal Taşkın, beni Sütlüce’de bulunan iletişim çadırına davet etti. ‘Önceki dönemden devam eden işlerinizi yapmak istiyorsanız bizim belirlediğimiz şirketlerle çalışmanız gerekir’ dedi. Önceki dönemden 17 milyon TL civarı hak edişlerimiz ve teminatlarımız bulunmaktaydı. Serdal Taşkın bana sürecin kendilerinin istediği gibi yürütülmesi gerektiğini, ancak bu şekilde içerideki ödemeleri alabileceğimi söyledi" şeklinde konuşmuştu. Haydanlı, savcılığa kendisinin hazırladığı örgütün çalışmasına ilişkin şemayı da ifadesinde sunarak, "2019 seçimlerinden sonra İBB tarafından yapılan ihalelere, alt ihalelere, bu ihaleleri kazanan şirketlerin iş yaptırdığı veya sahte fatura aldığı şirketlere, daha sonra çek kesmek suretiyle nakde çevriler paraların nasıl aklandığına dair hazırlamış olduğum şemayı savcılığınıza sunuyorum. Bu şemayı Gökhan Köseoğlu’nun süreç içerisinde bana anlattığı bilgilerden yola çıkarak hazırladım" demişti. "Davadaki tüm deliller benim mağdur olduğumu ortaya koymaktadır" Haydanlı duruşmadaki savunmasında "Ben, yıllardır yurt içinde ve yurt dışında reklam ve tanıtım sektöründe çalışmaktayım. Ana iştigal konum, gelir kaynağım, kamu ve özel sektöre kendi talepleri doğrultusunda hazırladığım tanıtım faaliyetleridir. Dosyada adı geçen 4.5G Ajans Organizasyon 2016 yılında kurulmuş, Home Prodüksiyon ise 2018 yılından itibaren tarafıma geçmiş şirketler olup tüm sektörlerle iş birliği içinde faaliyet göstererek ülkemiz ekonomisine katma değer sağlayan şirketlerdir. Davadaki tüm deliller benim bu dosyaya konu eylemlerin mağduru olduğumu ve olsa olsa tanık sıfatıyla dinlenebileceğimi ortaya koymaktadır. Maalesef hiçbir delile dayanmayan iddialarla sanık konumundayım" dedi. "İçerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi" Haydanlı savunmasının devamında 2019 yerel seçimleri gerçekleştiğinde, önceki dönemden devam eden sözleşmeler ve tamamlanmış işler nedeniyle alacakları olduğunu ancak tahsil edemediğini söyledi. Haydanlı, "2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon tutarında hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Yeni yönetimin göreve gelmesinden sonra, Serdal Taşkın (Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) tarafından, Sütlüce’de bulunan iletişim çadırına çağrıldım. Bu görüşmede Taşkın’ın ‘ticaret mi yapmak istiyorsunuz, siyaset mi?’ demesi üzerine ben sadece ticaretle ilgilendiğimi, işimi yapmak ve alacağımı almak istediğimi belirttim. Sonra görüşmelerin devamında, önceki dönemden kalan işleri sürdürebilmem ve içerideki hak edişleri alabilmem için kendilerinin göstereceği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Hatta 2019 yılının sonundaki görüşmede, eskiden kalan alacaklarımı tahsil etmek istiyorsam yeni yönetimle de yeni işler yapmam gerektiğini, bu amaçla açılacak ihalelere girmem gerektiği yine Serdal Taşkın tarafından belirtildi" ifadelerini kullandı. "Başka firmaların düzenledikleri faturaların benim kendi şirket kayıtlarıma alınarak sunulması istendi" Haydanlı savunmasının devamında Serdal Taşkın’ın baskı ve yönlendirmesi ile ihale alım süreçlerine girdiğini de söyledi. Sanık Haydanlı, 2019 yılının sonunda dört farklı ihaleye, ihaleyi yapan Kültür A.Ş. tarafından belirlenen şartnameler uyarınca teklif verdiğini ve sadece birinin şirketinin uhdesinde kaldığını duruşmada anlattı. Tutuksuz sanık Haydanlı "Yapmam gereken diğer işler bana yaptırılmadı, bana yaptırılmayan işlere ilişkin başka firmaların düzenledikleri faturaların benim kendi şirket kayıtlarıma alınarak sunulması istendi. Ben bunu yapmadım. Bu nedenle en son 2020 Mart ayında fatura kesmiş ve iş yapmış oldum. O günden bugüne kadar İBB ve iştirakleriyle herhangi bir ticari ilişkim olmamıştır. Ben başka firmaların faturalarını kabul etmediğim için hukuka aykırı bir iş yapmadığımdan mevcut sözleşmemden kalan işler de yaptırılmadı. Benim dışımda hiç kimse de maddi olarak zarar görmemiştir" şeklinde konuştu. "Benim doğrudan bildiğim husus, Serdal Taşkın tarafından bu süreçlere katılmam yönünde baskı gördüğümdür" Haydanlı "İddianamede ileri sürülen suç örgütünün varlığını bildiğim, bu örgütün parçası olmayı kabul ettiğim veya önceden ayarlanmış bir ihaleye suç işleme kastıyla katıldığım şeklinde anlaşılması doğru değildir. İfademde sistem olarak ifade ettiğim husus, ihale süreçleriyle yürütülen belediye iş akış sistemidir. Ortada bir suç örgütü var mı, ben bilmiyorum bunu ortaya çıkaracak olan mahkemenizdir. Ancak bir suç örgütü de varsa, ben örgütten değilim. Benim doğrudan bildiğim husus, Serdal Taşkın tarafından bu süreçlere katılmam yönünde baskı gördüğüm ve tarafıma teklif verme yönelik icbar edildiğimdir" dedi. "Kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduruyum" Haydanlı "Bu dosyadaki olaylar doğru hukuki çerçeve içinde değerlendirildiğinde, benim konumum sanık olarak değil, kamu görevlilerinin yetki ve nüfuzlarını kullanarak kurdukları baskının mağduru olarak ele alınması gerektiği görülecektir. 2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon TL tutarındaki hak ediş ve teminat alacağım bulunmaktaydı. Şirketimin tamamlayarak teslim ettiği işlerden ve verdiği menfaatlerden doğan, verdiği teminatlardan doğan hak edilmiş bir alacaktı. Buna rağmen bana içeride kalan alacaklarımı tahsil edebilmem için kendilerinin belirlediği firmalarla çalışmam gerektiği söylendi. Dolayısıyla burada benim bir kamu kurumunu aldattığım veya kamu kurumu görevlilerini yönlendirdiğim dolandırıcılık ilişkisi değil, kamu görevinden kaynaklanan yetki ve nüfuz kullanılarak zaten hak etmiş olduğum alacağa ulaşabilmenin birtakım şartlara bağlandığı bir baskı süreci söz konusudur. Süreçte açık bir şekilde ‘alacağını almak istiyorsan bizim belirlediğimiz firmalarla çalışacaksın’ şeklinde özetlenebilecek bir dayatmaya maruz kalmış, iradesi ve ekonomik varlığı bu dayatmayla baskı altına alınmış biriyim. Dolayısıyla ben bu süreçte bir suçun faili veya yardım edeni değil, suçun mağduruyum" dedi. "Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir" Haydanlı savunmasında "Bu yapı bana yaşama imkanı vermemiş, ticari hayatımı bitirmeye gayret etmiştir. Ben ise alacaklarımı alabilmek amacıyla bu yapının bana yol olarak gösterilen Serdal Taşkın ile mecburi iletişimde kalmış, onun baskı ve zorlamalarıyla ifademde belirttiğim hususlar yaşanmıştır. İddianamede örgüt lideri ve yöneticisi ve üyesi olduğu iddia edilen bu şahıslarla beraber sanık olarak yargılanmam iş dünyamda bana huzursuzluk vermekte, manevi yük getirmektedir. Sayın heyetinizden söz konusu kovuşturmanın bir sanığı olmadığımı, bu kovuşturmanın bir tanığı niteliğinde olduğumu, hakkımda verilecek kararın ana kovuşturma ayrılarak verilmesini ve tanık sıfatıyla burada dinlenmemi talep etmekteyim. Açıkladığım ve mahkemenizce gözetilecek nedenlerle, öncelikle hakkımda atılı suçun hiçbir unsuru oluşmadığından, aksi yönde bir delil de olmadığından beraatime karar verilmesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Tamamı suç olabilecek unsurlardı" Haydanlı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Savcı tarafından "Gökhan Köseoğlu’nun (Kültür A.Ş. hak ediş şefi) size bahsettiği usule aykırı işler nelerdir? Savcılığa da sunmuşsunuz" sorusunu sordu. Sanık Haydanlı "Bütün, WhatsApp yazışmalarının bir kısmını sayın mahkemenize arz etmiştim. Detaylarını tam hatırlamıyorum ama tamamı suç olabilecek unsurlardı. O dönemde içeride mülkiye müfettişi görevli olduğu için de ben daha hızlı hareket alınabileceği düşüncesiyle bu evrakların hepsinin mülkiye müfettişine sunulmasını yönlendirdim" yanıtını verdi.

Ankara’da ‘Daltonlar’ operasyonu: 33 şüpheli hakkında gözaltı kararı Haber

Ankara’da ‘Daltonlar’ operasyonu: 33 şüpheli hakkında gözaltı kararı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında suç örgütüne yönelik operasyon düzenlendi. Soruşturmanın, 30 Eylül 2026’da Çankaya ilçesinde bir iş yerine uzun namlulu silahla düzenlenen saldırı üzerine başlatıldığı bildirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıya katıldıkları belirlenen, 3’ü adli süreçte bulunan çocuk olmak üzere 7 şüpheli tespit edildi. Bu şüphelilerden 5’i 2 Ekim’de adli makamlara sevk edilirken, tamamının tutuklanmasına karar verildi. 2 şüpheli hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandı. 14 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON Soruşturmanın devamında elde edilen delillerin incelenmesiyle, olaya iştiraki bulunan diğer şüphelilerin yanı sıra şüpheliler ile kamuoyunda “Daltonlar” olarak bilinen suç örgütü arasındaki bağlantı da ortaya çıkarıldı. Bunun üzerine 12’si adli süreçte bulunan çocuk olmak üzere toplam 33 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Emniyet ekiplerince bugün 14 ayrı ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilerin adreslerinde gerçekleştirilen aramalarda 26 şüpheli gözaltına alındı. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü belirtilirken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmanın çok yönlü ve titizlikle devam ettiğini açıkladı.

"Suçluları yakalayacağız" dediler, 19 milyon TL’lik serveti götürdüler: 9 tutuklama Haber

"Suçluları yakalayacağız" dediler, 19 milyon TL’lik serveti götürdüler: 9 tutuklama

Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde kendilerini polis, asker ve cumhuriyet savcısı olarak tanıtarak 68 yaşındaki vatandaşın yaklaşık 19 milyon TL değerindeki ziynet eşyası ve dövizini alan şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 11 şüpheliden 9’u tutuklandı. Edinilen bilgilere göre, Şarköy’de 68 yaşındaki bir vatandaş, telefonla kendisini polis, asker veya cumhuriyet savcısı olarak tanıtan şüphelilerin yönlendirmesiyle ikametinde bulunan ziynet eşyası ve dövizleri, suçluların yakalanabilmesi amacıyla şüphelilere teslim etti. Vatandaş, bu yöntemle yaklaşık 19 milyon TL değerinde maddi kayba uğradığını beyan ederek şikayetçi oldu. Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince olayla ilgili çalışma başlatıldı. Ekiplerin gerçekleştirdiği teknik ve fiziki takip sonucunda şüphelilerin kimlikleri ve adresleri belirlendi. 8 ilde eş zamanlı operasyon Çalışmaların ardından 29 Eylül 2026 tarihinde İstanbul, İzmir, Manisa, Şanlıurfa, Erzurum, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Mersin’de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda vatandaşın mağdur edilmesiyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 11 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. 9 şüpheli tutuklandı Emniyetteki işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilen 11 şüpheliden 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Diğer 9 şüpheli ise "Örgütlü Şekilde Nitelikli Dolandırıcılık, Nitelikli Yağma, Suç Örgütü Kurma, Yönetme ve Üye Olma" suçlarından tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edildi.

Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın rüşvet istekleri duruşmada anlatıldı Haber

Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın rüşvet istekleri duruşmada anlatıldı

Eşine elit üyelik uçak bileti, market kartları istedi. Taleplerini karşılamadığımda ödemelerimi geciktireceğini söylüyordu. O tarihte Ağaç A.Ş.’den yaklaşık 30-40 milyon lira alacağım vardı. Ümit Polat’ın bu sözü karşısında hem alacağımın hem de yıllardır sürdürdüğüm ticaretimin tehlikeye gireceğinden korktum. 30 bin euroyu kendisine elden teslim ettim" dedi. Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 20’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada fidancılık işi yapan tutuksuz sanık Tamer Gümüş’ün savunması alındı. Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın rüşvet istekleri duruşmada anlatıldı Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’a rüşvet verdiği suçlaması ile yargılandığını söyleyen sanık Gümüş, "Parayı verdiğimi inkâr etmiyorum. Ancak iddianamede ileri sürüldüğü gibi daha fazla ihale almak için para vermedim. Ümit Polat’ı (Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü) 2003 yılından beri Ağaç A.Ş.’den tanıyorum. Ben de kuruma ürün satan bir tedarikçi olarak kendisiyle görüşürdüm" dedi. Bu süreçte kendisinden çeşitli talepler olduğunu ifade eden Gümüş, Ümit Polat’ın eşi için elit üyelik uçak bileti, alışveriş kartları istediğini ifade ederek, "Taleplerini karşılamadığımda ödemelerimi geciktireceğini söylüyordu. Karşımda sıradan bir tanıdığımın ricası yoktu" dedi. "30 bin euroyu kendisine elden teslim ettim" Gümüş savunmasında, "Ümit Polat bana 2024 seçimlerinden önce Ağaç A.Ş.’ye yaptığım bir ziyarette açıkça, ‘Yukarıdan bir baskı geliyor, seçim için para isteniyor. Destek vermeniz lazım, aksi takdirde Ağaç A.Ş. ile ticaretin biter’ dedi. O tarihte Ağaç A.Ş.’den yaklaşık 30-40 milyon lira alacağım vardı. Ürünlerimi teslim etmiş, masraflarımı yapmıştım. Karşılığında paramı bekliyordum. Ümit Polat’ın bu sözü karşısında hem alacağımın hem de yıllardır sürdürdüğüm ticaretimin tehlikeye gireceğinden korktum açıkçası. 30 bin euroyu kendisine elden teslim ettim. Ben bu parayı seçimi finanse etmek amacıyla vermedim. Seçimi gerekçe gösteren Ümit Polat’tı. Paranın gerçekten seçim için kullanılıp kullanılmadığını, bir başkasına verilip verilmediğini bilmiyorum. Benim doğrudan bildiğim parayı isteyenin de, benden teslim alanın da Ümit Polat olduğudur" ifadelerini kullandı. "Ümit Polat’ın eşine elite üyelik sağladım" Gümüş savunmasının devamında, "Alışveriş kartlarıyla alakalı konuşmak istiyorum. Ümit Polat çalışanlara ve ihtiyaç sahiplerine dağıtacaklarını söylediği için hayır ve zekât düşüncesiyle karşıladığım talepleri oldu. Görevinden ayrılmasının ardından geçen iki bayramda aynı talep gelmeyince kartların gerçekten söylendiği yerlere ulaşıp ulaşmadığından şüphelendim. Ben bu parayı kendi kazancımdan verdim. Kendisinin açık tehdidi karşısında teslim ettiğim ürünlerin bedelini ve mevcut ticaretimi kaybetmekten korkarak verdim. Bir de Elite Card üyelik mevzusu vardı. Ümit Polat ve avukatı, eşine sağladığım Elite üyelik için ısrarla ‘Ücretsizdi, maddi bir karşılığı yoktu’ diyor. Ben bu işlem sırasında ayrıca nakit bir para ödemedim ancak hesabımdan 40 bin mil eksildi. Yalnızca üç kişiye kullandırabildiğim hakkımdan da biri kullanılmış oldu. Benim hesabımdan çıkan 40 bin mili bugün yerine koymak istersem 2 bin 800 dolar ödemem gerekiyor. Benim eşim, çocuklarım, yakınlarım varken bu hakkımdan birini neden Ümit Polat’ın eşine ayırayım? Hiçbir baskı hissetmeyen biri olsaydım kendi aileme ayırabileceğim hakkı neden onun eşine kullandırayım? Sonuç olarak Ümit Polat’ın benden aldığı para ve diğer taleplerin seçim finansmanı veya tarafıma ihale verilmesinin karşılığı olduğu şeklindeki değerlendirmeyi kabul etmiyorum" diye konuştu.

Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer’de yakalandı Haber

Firari uluslararası uyuşturucu kaçakçısı İslam Yakut Sarıyer’de yakalandı

İstanbul Emniyeti, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından yapılan ortak operasyonda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan ve yurtdışında 2 tonluk uyuşturucu madde ticaretinden sorumlu İslam Yakut Sarıyer'de yakalandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile müşterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT Başkanlığı ve EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının destekleriyle yürütülen çalışmalarda "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak" ve "Uyuşturucu Madde Ticareti" suçlarından aranan İslam Yakut'un yurt içinde ve yurt dışında bulunduğu yerlerden suç faaliyetlerini sürdürdüğü belirlendi. 2 ton uyuşturucudan sorumlu İslam Yakut'un kriptolu haberleşme sistemleri üzerinden örgüt üyelerine talimat verdiği, liderliğini yaptığı suç örgütü aracılığıyla uluslararası uyuşturucu madde sevkiyatını organize ettiği, yurt içinde ve yurt dışında ele geçirilen toplam 2 ton uyuşturucu maddeden sorumlu olduğu tespit edildi. Sarıyer'de yakalandı Yapılan çalışmalar sonucunda şahsın İstanbul’da bulunduğu ve Sarıyer ilçesindeki bir adreste saklandığının belirlenmesi üzerine İslam Yakut dün düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı. Şahsın saklandığı adreste yapılan aramalarda; İslam Yakut için düzenlenen D.G. adıyla hazırlanan sahte yurtdışı kimlik belgesi ele geçirildi. Konu ile ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri devam ettiği öğrenildi. Örgütü 2024 yılında çökertilmişti Öte yandan 2024 yılında suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonda, örgütün diğer lideri E.Y. ile birlikte örgüt yönetici ve üyeleri yakalanarak tutuklanmış, suçtan elde edildiği tespit edilen mal varlığı değerlerine el konulmuştu. Emniyet kaynaklarından operasyona yönelik yapılan açıklamada, "2024 yılında gerçekleştirilen operasyonla suç örgütünün faaliyetlerine son verilerek örgüt yapısı çökertilmiş, firari durumda bulunan İslam Yakut isimli şahsın yakalanmasına yönelik çalışmalar aralıksız sürdürülmüştür. Yürütülen çalışmalar neticesinde İslam Yakut isimli şahsın da yakalanmasıyla suç örgütü tamamen etkisiz hale getirilmiştir." ifadelerine yer verildi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.