Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Suç

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Suç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur" Haber

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"

Arakçi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin acil oturumunda yaptığı konuşmada, ABD'nin 28 Şubat'ta Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arakçi, "İran, ABD ve İsrail tarafından kendisine dayatılan yasa dışı bir savaşın ortasındadır. Bu saldırgan savaşın hiçbir meşruiyeti yoktur ve son derece acımasızdır. Bu saldırıyı İran ile ABD'nin nükleer programa ilişkin iddia edilen endişeleri çözmek amacıyla yürüttüğü diplomatik süreç devam ederken başlattılar ve 9 ay içinde 2'nci kez müzakere masasını bozarak diplomasiye ihanet ettiler" dedi. "175'ten fazla öğrenci ve öğretmen acımasız bir şekilde katledildi" Arakçi, söz konusu saldırının kasıtlı ve planlı olduğunu belirterek, "Bu saldırının en çarpıcı ve en ağır örneklerinden biri, Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na yönelik gerçekleştirilen planlı ve aşamalı saldırıdır. Bu saldırıda 175'ten fazla öğrenci ve öğretmen tamamen kasıtlı ve acımasız bir şekilde katledildi. Bu vahşi saldırı aslında çok daha büyük bir buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Zira yüzeyin altında, insan hakları ve insancıl hukukun en ağır ihlallerinin normalleştirildiği ve tam bir cezasızlık ortamında çok daha vahim suçların işlendiği bir tablo gizlidir" ifadelerini kullandı. "İlkokul saldırısı ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir" Arakçi, "ABD'li ve İsrailli saldırganların kendi iddialarına göre en gelişmiş teknolojiye ve en hassas askeri ile veri sistemlerine sahip olduğu bir dönemde bu okulun hedef alınması bir savaş suçu ile insanlığa karşı suçtur. Bu, herkes tarafından açık ve şartsız biçimde kınanması ve faillerinin net ve açık şekilde hesap vermesi gereken bir suçtur. Bu felaket ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir. Sessizlik ve kayıtsızlıkla da karşılanamaz. Bu okula yönelik saldırı sıradan bir olay ve hesap hatası değildir. ABD'nin bu suçu meşrulaştırmaya yönelik çelişkili açıklamaları ise sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Doğası gereği sivil olan masum insanların eğitim gördüğü bir yere yönelik bu tür acımasız bir saldırıyı kınamak yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda ahlaki ve insani bir zorunluluktur. Vicdanımız, her türlü mahkemeden daha derin bir şekilde bizi yargılayacaktır" şeklinde konuştu. "Saldırganların niyeti soykırımdır" Arakçi, son 27 günde İran genelinde 600'den fazla okulun yıkıldığını veya hasar gördüğünü, binden fazla öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini ya da yaralandığını belirterek, "Uluslararası insan hakları saldırganlar tarafından geniş çapta, sistematik ve benzeri görülmemiş bir şekilde ihlal edilmiştir. Hiçbir merhamet ve mühlet yoktur şeklinde kibirli söylemler kullanan ve İran'ı hayati altyapıları hedef almakla tehdit eden saldırganlar, savaş hukukuna ve insanlığın temel ilkelerine hiçbir şekilde riayet etmeksizin sivilleri ve sivil altyapıları hedef almaktadır. Savaş suçu ve insanlığa karşı suç gibi tanımlar, işlenen felaketlerin büyüklüğünü anlatmakta yetersiz kalmaktadır. Saldırganların hedef alma biçimi ve kullandıkları söylemler ise niyetlerinin soykırım olduğuna dair neredeyse hiçbir şüphe bırakmamaktadır" dedi. Uluslararası topluma "Sessizlik hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez" çağrısı Uluslararası topluma çağrıda bulunan Arakçi, "ABD ve İsrail'in İran halkına karşı yürüttüğü bu haksız ve keyfi savaş, işgal altındaki Filistin, Lübnan ve diğer bölgelerdeki hukuk ihlalleri ve suçlara karşı gösterilen sessizliğin doğrudan sonucudur. Adaletsizlik karşısındaki kayıtsızlık ve sessizlik, hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez, aksine daha fazla güvensizlik ve daha geniş ihlallere yol açar. Birleşmiş Milletler ve temsil ettiği temel değerler ile insan hakları sistemi ciddi bir tehdit altındadır. Hepiniz saldırganları açıkça kınamalı ve devletler topluluğunun ile insanlığın ortak vicdanının, İran halkına karşı işlenen korkunç suçlar nedeniyle onları sorumlu tuttuğunu göstermelisiniz. İran hiçbir zaman savaş arayışında olmamıştır. Ancak buna rağmen hiçbir sınır tanımayan saldırganlara karşı kendini savunma konusunda tam ve sarsılmaz bir irade göstermektedir ve bu savunma gerektiği sürece devam edecektir" ifadelerini kullandı.

Fransa Eğitim Bakanlığı, TikTok’u savcılığa şikayet etti Haber

Fransa Eğitim Bakanlığı, TikTok’u savcılığa şikayet etti

Fransa Eğitim Bakanlığı, sosyal medya uygulaması TikTok'un gençlerin ekran başında geçirdikleri aşırı süre nedeniyle ruh sağlığı sorunlarıyla olası bağlantıları nedeniyle harekete geçti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, TikTok'un Paris savcılığına ihbar edildiğini duyurdu. Fransa Eğitim Bakanı Edouard Geffray, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Sosyal medya uygulaması TikTok'un işleyişiyle ilgili bir raporu az önce Paris Savcılığı'na ilettim. Yaşları 15 ila 24 arasında değişen gençlerin yüzde 30'u depresif bozukluklardan etkilenirken her şey TikTok'un algoritmasının reşit olmayanları yeme bozuklukları, kendine zarar verme, depresyon ve intiharla ilgili içeriklerin oluşturduğu ölümcül bir sarmalın içine hapsettiğini gösteriyor. Tek bir video bile bu mekanizmayı tetiklemek için yeterli" ifadelerini kullandı. Bakanlık tarafından yaşı küçük bir kullanıcı gibi sahte bir hesap açıldığını bildirerek söz konusu etkilerin doğrudan gözlemlendiğini bildiren Bakan Geffray, "Tuzağa düşme olgusu anında gerçekleşiyor ve çok hızlı bir şekilde kötüleşiyor. Birkaç suç teşkil edebilecek bu gerçekler karşısında, konuyu adalete taşımak gerekiyordu. 12 milyon öğrencimizin korunması konusunda hiçbir taviz verilemez" dedi. Çinli ByteDance şirketine ait olan TikTok, Fransa'da daha önce de mercek altına alınmıştı. Geçen Kasım ayında Fransız yetkililer, TikTok'un algoritmalarının gençleri intihara sürükleyebileceği riskleri nedeniyle soruşturma başlattıklarını açıklamıştı. TikTok ise bu tür suçlamaları reddettiğini belirtmişti.

Ekrem İmamoğlu davasında 4. gün! Haber

Ekrem İmamoğlu davasında 4. gün!

"Ali Sukas ‘alışverişler üzerinden yüzde 10 alacağız’ dedi" Duruşmada İBB iştiraklerinden Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü sanık Ümit Polat savunma yaptı. Polat savunmasında "2019 yılında Ali Sukas’ın göreve gelmesiyle birlikte 2020 yılının başlarında üretim planlama müdürü olarak beni atadı. 5-6 ay sonra 2020’nin ortalarına doğru satın almada problemler çıkmaya başladı. Pandeminin yoğun olduğu dönemdi. O dönemde ilgili müdür arkadaş görevden ayrılmak durumunda kaldı. Birimi bana verdiler. Yılın sonuna doğru da asaleten satın alma müdürü oldum. 2023 sonlarına kadar herhangi bir sıkıntı yoktu. Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas 2024’ün başlarında bir gün çağırdı beni. ‘Bir liste var. Bu listeden yaptığımız alışverişler üzerinden yüzde 10 alacağız’ dedi. ‘Ve bunu sen isteyeceksin’ dedi. Böyle bir şeyin olmayacağını söyledim neyin parası diye sordum. Neyi istiyoruz yani? İnsanlardan neyin parasını istiyorsunuz? ‘Ben istemiyorum, yukarı istiyor’ dedi. Yukarısı kimse gelsin kendi istesin muhabbeti yaptık. Devamında bunu bir kez daha tekrar etti kendisi bana. Böyle bir şeyin olmayacağını, kesinlikle böyle bir şeye bulaşmayacağımı söyledim. Devamındaki süreçte müteahhitler yavaş yavaş gelip dertlenmeye başladı. 25 yıldır aynı kurumdayım. Müteahhitler ile belli bir samimiyet oluşmuş oluyor. ‘Bizden şu kadar para istiyor’ diyorlardı. Oradan haberdar olmaya başladım. Bir, iki, üç derken rahatsızlık arttı. Ben ilk başta kendisi için topladığını düşünüyordum. Yukarıyı bahane ederek kendisine alıyor diye düşünüyordum. Bunu yukarısı dediği yere şikayet edeceğim diye düşündüm" dedi. "Ortada bir kamu zararı söz konusu, ama bir şey yapamıyorum" Polat savunmasının devamında "Duygu Çebi bizde üretim planlama müdürüydü. Duygu Çebi kimdir? Ertan Yıldız’ın kuzeni. Yeni atanmıştı. Ertan Yıldız’a yakınlığından dolayı onunla ilk başta paylaştım durumu. Böyle böyle bir şey vardı dedim. ‘Bak müteahhitlerden para istiyor bu rahatsız ediyor’ dedim. ‘İlgileneceğim’ dedi ama sonra ses çıkmadı. Bunun üzerine Ekrem Başkan’ın kendisine ileteceğim diye karar verdim kafamda. Murat Dağdeviren diye bir müteahhitimiz vardı. Başkana yakın görüşebilen biriydi kendisiyle. Onunla paylaştım. Böyle böyle bir şey var dedim. O ‘ben kesinlikle ileteceğim’ dedi. Aradan biraz daha zaman geçti, bir gün geldi tekrar Murat Dağdeviren dedi ki, ‘ben ilettim ama ayaküstü gibi konuştuk, sonra Fatih Keleş’e de bahsettim’ dedi. Yine beklemeye girdik. Yine herhangi bir şey olmadı. Sonra Murat Dağdeviren’le yine konuşurken dedi ki, ‘benim kayınpederim başkanımla daha rahat görüşür’ dedi. Ona gittik. Kendisine aktardım böyle böyle diye. ‘Ben ilgileneceğim’ dedi. Bir gelişme olmadı. Çünkü bir şey olmaması rahatsız ediyordu. Ortada bir kamu zararı söz konusu, ciddi sıkıntılar yaşanıyor ama herhangi bir şey yapamıyorum. 25 yıl hizmet verdiğim bir yer, savcılığa gitsem, suç duyurusunda bulunsam kendi şirketini şikayet eden eleman pozisyonuna düşmek istemedim. Bir şekilde çözülür diye umdum" şeklinde konuştu. "Lale soğanı ile ilgili bir yolsuzluk vardı onu verdim savcıya" Polat "Ali Sukas kendisi için yapıyor. Kendisi de siyasi, karısı da siyasi. Bir dahaki seçimlere daha sağlam hazırlanmak için. Çünkü kendi belediyede başkan adayı olarak konuşulmuştu. Herhalde o niyetle diye düşündüm. Muhtemelen görevden alacaklar diye düşünüyordum. Gider ayak ne yaparsam kardır mantığıyla yürüyor diye düşündüm. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile süreç başladı. Sonra müteahitler tutuklanmaya başladı. Sonra ben kendim giderek savcılığa ifademi verdim. Tutuklu olan müteahhitlerden hiçbirinin ifadesinde ben yokum. Tutuklanma süreçlerinde gizli tanıklardan birinin ben olduğumu düşünmüşler. Lale soğanı ile ilgili bir yolsuzluk vardı. Onu verdim savcıya. Onlarla ilgili şüpheliler alınınca benim ismimi vermişler etkin pişmanlıktan serbest kalmışlar. Sonra yurtdışına kaçtılar. O ifadelerden dolayı ben tutukluyum şu anda. Ali Sukas birkaç kişi bir araya geldiğinde bile toplantılarda telefonları dışarı bıraktıran biriydi" dedi. Ümit Polat savunmasının devamında tutukluyken kendisini CHP’li Gökhan Zeybek’in ziyarete geldiğini söyledi. Polat, Zeybek’in olayın tamamen kumpas olduğunu kendisine söylediğini belirterek kızının eğitim masraflarını karşılayacağını da söylediğini aktardı. Polat "Gökhan Zeybek bana bu ziyaret esnasında sus işareti de yaptı" dedi. Sanık savunmasının ardından cumhuriyet savcısı "Yukarıdan para isteyen şahıslar var demiştin. Bunlar kimler?" şeklinde soru sordu. Sanık Polat "Ali Sukas’la dışarıda görüştüm. ‘25 yıllık emeğin var ama seni görevden alacağım. Çok konuşuyorsun, dikkat et. Bu işlerden Ertan Yıldız ve Fatih Keleş’in haberi var’ dedi. Daha sonraki süreçte, Ali Sukas’ın talimatıyla darp edildim. Şikayette bulunmadım çünkü korktum. Sonraki gün de Ekrem İmamoğlu tutuklandı zaten" yanıtını verdi. Savcı "Ama savcılıktaki ifadende, Sukas’ın sana ‘bu saldırı sana değil bize yapıldı’ dediğini söylemişsin" sorusu üzerine sanık "İşleyiş olarak bunu Sukas’ın yaptırdığını düşünüyorum" cevabını verdi. Ekrem İmamoğlu’ndan tablo tepkisi: "Lütfen yalana müsaade etmeyin" Duruşmada MASAK tarafından hazırlanan ve iddianamede yer alan yıllara göre Ağaç A.Ş.’ye giren para miktarını gösteren bir tablo yansıtıldı. Duruşma savcısı "İmamoğlu ile Ali Sukas görüştü demişsin. İmamoğlu’nun Ali Sukas’a seçim için yeterince para toplayamadığı için kızdığını söylemişsin. Bundan sonra da Sukas’ın para toplama hızının artırdığını söylemişsin. 2023-2024 arasında Ağaç A.Ş.’deki bu yükselen para girişinin bu görüşmeyle ilgisi var mı?" sorusunu yöneltti. Polat ise "Para toplandı ama seçim için toplandı diye duydum" yanıtını verdi. Bu esnada ayağa kalkan Ekrem İmamoğlu "Sayın hakim lütfen yalana müsaade etmeyin. İddia makamı yalan bir tablo yansıttı" dedi. Ekrem İmamoğlu savcılığa iftira makamı dedi, savcılık işlem yapılmasını istedi Sanık Ümit Polat’a, Cumhuriyet Savcısı iddianamede yer alan bir tablonun ne anlama geldiğini sordu. Soruya sanık Ekrem İmamoğlu itiraz ettiğini belirterek, "İddia makamının yalan bir tabloyu yansıtmasına karşıyım. İddia makamı, iftira makamı yalan konuşuyor, sayın hakim, lütfen yalana müsaade etmeyin" dedi. Bunun üzerine Cumhuriyet savcısı, CMK hükümleri gereği İmamoğlu’nun makama ve kendisine yönelik hakarette bulunduğunu belirterek, hakkında işlem yapılmasını istedi. Bunun üzerine İmamoğlu söz almak istedi. Mahkeme başkanı, İmamoğlu’na iddialara karşı tek tek yanıt hakkı veremeyeceğini, kendisinin savunma yapacağı zaman tüm iddialar hakkında savunma yapacağını belirtti.

Bursa’da IBAN suistimallerine karşı uyarı Haber

Bursa’da IBAN suistimallerine karşı uyarı

Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı ile Bursa Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi iş birliğinde düzenlenen "Siber ve Finansal Suçlar Kıskacında Gençlik: IBAN Suistimalleri" panelinde, IBAN üzerinden gerçekleştirilen suçlar ve bu suçların hukuki sonuçları konuşuldu. Panelde konuşan Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halit Aker, IBAN üzerinden işlenen suçların giderek arttığına dikkat çekerek, "Halk sağlığı sorunu haline gelen IBAN suçlarının arttığını görüyoruz. Adalet Bakanlığı ve üniversiteler olarak bu konuda paneller düzenliyoruz" ifadelerini kullandı. Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Sercan Kocabey ise teknolojik gelişmelerin yeni suç yöntemlerini beraberinde getirdiğini belirterek, "Teknolojinin hızla dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz. Dijital dönüşüm yeni ve sofistike suç ihtimallerini beraberinde getiriyor. Suçun ilk aşamalarından biri olan IBAN suistimalleri artık toplumsal bir sorun haline gelmiştir. IBAN’ınızı kullandırmanız sizi mağdur değil, hukuki olarak suçlu haline getirebilir. En büyük başarı, suça giden yolları işlenmeden kapatmaktır" dedi. Gemlik Kaymakamı Osman Aslan Canbaba da bu tür bilgilendirme çalışmalarının önemine değinerek, "Böyle bir çalışmanın ilçemizde yapılmasından memnuniyet duyduk. Bize bile yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin reklamları geliyor. Bu tür önleyici faaliyetleri önemsiyor, daha sık yapılmasını bekliyoruz" şeklinde konuştu. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Merve İnan Orman, bilişim suçlarında üçüncü kişilere ait banka hesaplarının kullanılmasının suçla mücadeleyi zorlaştırdığını belirtti. Gemlik Cumhuriyet Savcısı Tuğçe Demirci ise özellikle gençlerin kolay para vaadiyle bu tür suçlara dahil edildiğini vurgulayarak, "Bir günlük gelir, bir ömür sabıka kaydı Öncelikle gençleri suça dahil ediyorlar. Kolay para kazanma hırsı mantığın önüne geçiyor. Dolandırıcılık suçunun basit hali bile 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Nitelikli hallerde ise ceza 10 yıla kadar çıkabilir ve dolandırılan miktarın iki katından az olmayacak şekilde para cezası uygulanabilir" dedi. Demirci ayrıca, banka hesaplarının kişisel sorumluluk alanı olduğuna dikkat çekerek, "Basit bir banka işlemi gibi görülse de o hesap suç gelirinin dolaşım noktasıdır. IBAN suistimali kanunda doğrudan yer almasa da bilişim suçları başta olmak üzere birçok suçu kapsayan bir yapı ortaya çıkarmaktadır" ifadelerini kullandı. Gemlik Hakimi Pınar Sevici de banka hesaplarının menfaat elde edilmesi aşamasında suçun önemli bir parçası haline geldiğini belirtti. Panelde ayrıca Bursa Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Zekeriya Değirmen, siber suçlarla mücadele çalışmaları hakkında katılımcılara bilgi verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.