Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Strong

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Strong haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Strong haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Antalya’nın koruma altındaki doğal sit alanında ’Olmaz bu kadar ’dedirten görüntüler Haber

Antalya’nın koruma altındaki doğal sit alanında ’Olmaz bu kadar ’dedirten görüntüler

Antalya’nın içme suyu kaynaklarından Kırgöz’de su altı temizliği yapan dalgıçlar, karşılaştıkları manzara karşısında hayrete düştü. İçme suyu havzası ve doğal sit alanı olması nedeniyle koruma altında olan bölgeye doğrudan giriş, yüzme veya piknik yapılması yasak olmasına rağmen su altından onlarca çuval plastik atık ve çöp çıkaran Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Bütün su kaynaklarımızı, bütün tatlı su kaynaklarımızı kaybettik, halen kaybediyoruz. Zararın neresinden dönersek kardır" dedi. Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde dağ eteklerinden kaynayan berrak ve buz gibi suyuyla Antalya’nın su ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Kırkgöz su kaynakları, şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Aynı zamanda Düden Şelalesi’ni besleyen ana kollardan biri olan, Toros Dağları’nın karstik yapısından ve Kestel Düdenleri’nden beslenen Kırkgöz su kaynağı, yüksek debisi ve kaliteli yeraltı suyu yanında su altı ve üstü bitki örtüsü, farklı kaya oluşumları ve çevresini kaplayan ağaçlarla Antalya’nın en önemli doğal varlıkları arasında yer alıyor. Mavi Akdeniz Projesi kapsamında geçtiğimiz günlerde Antalya’nın en önemli içme suyu kaynaklarından olan Kırkgöz su kaynaklarında yapılan su altı ve su üstü temizliğinde dalgıçlar karşılaştıkları manzara ile hayrete düştü. İçme suyu havzası ve doğal sit alanı olması nedeniyle koruma altında olan bölgeye doğrudan giriş, yüzme veya piknik yapılması yasak olmasına rağmen yapılan çalışmalarda kaynaktan onlarca çuval pet bardak, alkol şişeleri ve atık malzeme çıkartıldı. "Kırkgöz, tamamen çöplük olmuş" Kırkgöz su kaynaklarının Antalya’nın içme suyu güvenliğinde hayati rol üstlenen stratejik bir kaynak olduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, plastik ve mikropilastik kirliliğinin su kaynaklarını da tehdit ettiğini belirtti. Antalya Valiliği koordinasyonunda Mavi Akdeniz Projesi kapsamında geçtiğimiz günlerde Döşemealtı ilçesinde bulunan Kırkgöz su kaynaklarında temizlik çalışması yapıldığını ve su altında karşılaştıkları manzara karşısında hayrete düştüklerini belirten Gökoğlu, "Ben 1976’dan bu yana suyun altındayım. Dalmadığım, görmediğim yer kalmadı. O zamandan bu zamana döngüyü devamlı görüyorum. Dünkü dalışımızda Kırkgözler’de çok berbat bir vaziyette bulduk orayı, tamamen çöplük olmuş. İnsanlar gelmiş, içmiş, yemiş, alkol şişelerini atmışlar, camları kırıp atmışlar, poşetleri atmışlar. Yanlarında ne getirdilerse suyun içinde var" dedi. "Su kaynaklarımızı kaybettik" Özellikle mikroplastik kirliliğinin deniz ve tatlı su kaynaklarını tehdit ettiğinin altını çizen Gökoğlu, "Mikroplastiklerden bahsediyoruz, plastik kirliliğinden bahsediyoruz, bütün sularımızı kaybediyoruz. Belki de hedef olacağım bu açıdan ama bunu da söylemek zorundayız. Özellikle insanlarımızın duyarsızlığı, bu tatlı sulara atılan plastikler nereye gidiyor? Nihayetinde en son ulaştığı yer deniz, denize gidiyor. İşte denizde de kıyılarımızda mikroplastikler gözükmeye başladı. Yani bu işe bir dur dememiz lazım. Bütün su kaynaklarımızı, bütün tatlı su kaynaklarımızı kaybettik, halen kaybediyoruz. Zararın neresinden dönersek kardır" ifadelerini kullandı. "Aklınıza ne gelirse suyun altında" Karşılaştığı manzara karşısında bir hayli üzüldüğünü söyleyen Gökoğlu, "Kırkgözler’in o halini görünce çok üzüldüm. ASAT büyük gölün olduğu yeri kapattı. Orası temiz vaziyette, orası çevrili olduğu için, giremedikleri için insanlarımız, orada şu anda kıyıda bir kirlilik yok. ASAT devamlı olarak bu tel örgüyü tamir ediyor, insanlarımız kesip içeri giriyor. Bir yandan da ne getirdilerse onu bırakıyorlar, o suyun içerisine atıyorlar. Yani su olmuş çöplük. Nilüfer çiçeklerinin üzeri, o yaprakların üzeri plastik atıklar. Altta da batan şişeler, kutular, bira kutuları, meyve suyu kutuları. Aklınıza ne gelirse aşağıda, yukarısı da aynı şekilde, yüzen objeler de suyun üstündeydi" şeklinde konuştu. "Valinin bu manzarayı görmesini isterdim" Kırkgöz’ün Antalya’nın değeri olduğunu söyleyen Gökoğlu, "Antalya’yı yapan Kırkgözler kaynaklarıdır. Çünkü Antalya’yı yeşil tutan, Düden Şelalesi’nin döngüsünü sağlayan, Antalya dünya kenti kimliğini veren yerdir. Tarihi anlamda da Kırkgözler’in önemi var. Ama biz artık bu şekilde götüremeyiz. Turizmi de götüremeyiz, denizimizi de götüremeyiz, tatlı sularımızı da götüremeyiz. Tedbir almamız gerekiyor. Antalya Valimiz çok hassas, çok duyarlı bir insan. Ben ilk defa Antalya’da böyle bir vali buldum, şanslıyız o açıdan. Sayın valimizin bu durumu, manzarayı görmesini isterdim dün orada. Yani oraya girenler düzgün kullanmalı. İnsan yaşadığı ortamı güzelleştirir, çirkinleştirmez, kirletmez, batırmaz" dedi. "Bedelini ödediği zaman aklı başına gelir" Su kaynaklarının korunması ve sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Gökoğlu, "ASAT çevirdiği zaman oradaki yetkililere kafa tutan insanlar geliyor oraya. Bu da apayrı bir olay. Jandarma dün oradaydı, ’Hocam zaman zaman geliyoruz’ dedi. Ama jandarma gelip de orayı her zaman bekleyemez. Yani biz değerlerimizi bilmemiz lazım, değerlerimize sahip çıkmamız lazım. Değerlerimizi kaybetmememiz gerekiyor. Yani şimdi aynı şeyi bir yere daha dokunacağım. Kapuz Kanyonu çok berbat vaziyette, oraya da bir el atacağım. Orayı da görüntülemeye çalışacağım, Kapuz Kanyonu da aynı durumda. Yani suyun olduğu her yer aynı durumda. Buralara sahip çıkmamız gerekiyor. En iyi sahip çıkma da kestiğiniz an cezasını, yaptığı şeyin bedelini, kirlettiğinin bedelini ödediği zaman bu millet aklı başına gelir. Yani bunu yapmamız lazım artık" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve NATO liderlerinin tercihi doğal manda yoğurduna yoğun ilgi Haber

Cumhurbaşkanı ve NATO liderlerinin tercihi doğal manda yoğurduna yoğun ilgi

Eskişehir’de merada otlayan hayvanların sütünden elde edilen ve tamamen doğal yöntemlerle üretilen manda yoğurdu, hem lezzetiyle hem de şifasıyla yoğun ilgi görüyor. Cumhurbaşkanı ve NATO toplantısındaki liderlerin de tadıp beğendiği manda yoğurdu, bağışıklık sistemini güçlendirici etkisiyle özellikle kanser hastaları, yaşlılar ve çocuklar tarafından tercih ediliyor. "NATO toplantısında liderler yoğurdumuzu tatmışlar, beğenmişler" Manda yoğurdunun yapım aşamalarını ve faydalarını anlatan üretici Emel Kale, ürünlerinin tamamen doğal bir süreçten geçtiğini vurgulayarak, "Cumhurbaşkanımızın sevdiği yoğurt, kaymak burada yapılıyor, ben yapıyorum. NATO toplantısında liderler yoğurdumuzu tatmışlar, beğenmişler. Özel yapan, doğal ve temiz yaptığımız için özelliği ondan geliyor. Sütümüz doğal, hayvanlarımız merada otlanıyor. Manda yoğurdunun hazırlanış basamaklar; sütümüzü süzdükten sonra kaynatıyoruz, belli bir dereceye getirip mayalıyoruz. 2,5 - 3 saatte mayalanıyor, dinlendirdikten sonra dolaba koyuyoruz ve bir gün sonra hazır bir şekilde veriyoruz. Manda sütü inek sütüne göre çok yağlı ve az olur ama kalsiyum, mineral açısından çok faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor; ağır kanser hastaları, yaşlılar ve çocuklar özellikle tercih ediyor. Türk Hava Kurumu’na gelen gençlerin aileleri aracılığıyla Hatay’a bile gönderdik. Uzak yerlerden gelenler yanlarına buz kalıbı koyup öyle götürüyorlar" ifadelerini kullandı. "Üç çeşit manda yoğurdu yapıyorum" Manda yoğurdu ve diğer süt ürünlerinin çeşitleri ile fiyatları hakkında detaylı bilgi veren 38 yaşındaki Emel Kale, "Manda yoğurdunun kilosu 200 TL. Üç çeşit manda yoğurdu yapıyorum; biri sırf manda sütünden yapılan yoğurt, diğeri yarım yağlı olarak kaymak altı sütüyle yapılan yoğurt, bir diğeri ise inek sütüyle manda sütünün karıştırılmasıyla elde edilen karışık yoğurt. Karışık yoğurdu 3 kiloluk bakırlara yapıyorum, onun fiyatı 250 TL. Kaymağın tabağı 600 TL, tereyağı da yapıyorum ve onun kilosu ise bin 200 TL. Türk Hava Kurumu’na gelenler aracılığıyla bizim ürünlerimiz de farklı şehirlere ulaşıyor" şeklinde konuştu.

Atiye 1 saat boyunca sahneye çıkmayınca konseri iptal edildi Haber

Atiye 1 saat boyunca sahneye çıkmayınca konseri iptal edildi

Alanda saatlerce bekleyen vatandaşlar ise Atiye’ye yuhalayarak büyük tepki gösterdi. Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde bu yıl 36’ncısı düzenlenen Uluslararası Kültür ve Sarımsak Festivali’nde sahne alması beklenen Atiye’nin konseri, yaşanan gecikme ve organizasyon krizi nedeniyle iptal edildi. Aylardır hazırlıkları sürdürülen ve yüzlerce kişinin emek verdiği festivalde yaşanan olay, hem organizasyon ekibinin hem de konser için alana gelen binlerce kişinin tepkisine sebep oldu. Önce kendisi geç kaldı, sonra dansçılarını bekledi Festival kapsamında sahne alması planlanan Atiye’nin, belirlenen program saatinden yaklaşık 45 dakika sonra sahne alanına geldiği öğrenildi. Konser için uzun süredir hazırlık yapan ekipler ve alanı dolduran vatandaşlar ise uzun süre Atiye’nin sahneye çıkmasını bekledi. Atiye’nin konser alanına gelmesinin ardından, dansçılarının henüz gelmediği belirtildi. Atiye’nin, dansçıları gelmeden sahneye çıkmak istemediğini ifade ederek yaklaşık 20 dakika daha sahne arkasında beklediği belirtildi. Sahnesi iptal edildi Yaşanan gecikmelerin ardından programın daha fazla aksamasını istemeyen ekipler tarafından Atiye’nin konseri iptal edildi. Festival programının aksamaması için aylardır çalışan belediye personeli, organizasyon ekipleri ve festivalde görev alan çok sayıda kişi de yaşanan durum sebebiyle mağdur oldu. Saat 21.00’de sahne alması beklenen Atiye, saat 22.00 olmasına rağmen sahneye çıkmayınca konser alanını dolduran binlerce vatandaş tarafından yuhalandı. Atiye’den sonra sahne alması beklenen Sefo’nun konsere başlaması için tezahüratlar yapan binlerce vatandaşlar, Atiye’nin sahneye geç çıkmasına tepki gösterdi. Konser iptal edilince hastaneye gitti Öte yandan, Atiye’nin sahnesinin iptal edilmesinin ardından Taşköprü Devlet Hastanesi’ne zehirlenme şüphesiyle başvurduğu ve bu sebeple konsere çıkmadığını iddia ettiği öğrenildi. Sahne arkasında çekilen görüntülerde ise Atiye’nin dansçılarının gelmeden sahneye çıkmayacağını söylediği anlar ise kameraya yansıdı. Atiye’nin konserinin iptal edilmesinin ardından, alanda bulunan ve Atiye’nin ardından sahne alması planlanan Sefo sahneye çıktı. Sahneye çıkan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan da yaşanan aksaklıktan dolayı konser alanını dolduran vatandaşlardan özür diledi.

Milyonluk miras kavgasında anne-kız yüzleşti Haber

Milyonluk miras kavgasında anne-kız yüzleşti

Adana’da 95 yaşındaki kadının babasından miras kalan arsasının zorla satılmasına yardımcı olduğu öne sürülen kızı, hakkındaki iddiaları kabul etmeyerek, annesinin elini öpüp kendisinin hiçbir şey yapmadığını söyledi. 17 milyon liranın 13 milyonunu yeğeninin harcadığını öne süren kadın, "Benim evimde fareler geziyor, evime yeni hiçbir şey almadım. Bütün parayı yeğenim harcadı" dedi. Adana’da yaşayan 5 çocuk sahibi 95 yaşındaki Türkan İşbilir’in torunu G.K., iddiaya göre geçtiğimiz mayıs ayında anneannesinin yanına gelerek, "Anneanne, senin Şambayadı Mahallesi’ndeki arsanı bir müteahhit 10 daire karşılığında alacak. Gel bunu satalım" dedi. Yaşlı kadın ise bu teklifi kabul etmedi. Ancak 15 Mayıs’ta G.K., tekrar anneannesinin yanına gelerek, anneannesini 10 daire karşılığında arsayı satmaya ikna etti ve yaşlı kadını önce hastaneye götürüp akıl sağlığı raporu aldırdı, ardından da anneannesini tapuya götürüp, arsanın İ.Ö. isimli şahsa satılmasını sağladı. Bu sırada İşbilir’in kızı Elmas Erdem de yanlarında tapuya gitti. "10 daire yerine 17 milyon lira aldılar" İmzalar atıldıktan sonra İ.Ö., yaşlı kadına bir miktar nakit para verip, daha sonra kalan kısmı yaşlı kadının emekli maaşını aldığı banka hesabına yolladı. Bunun üzerine Türkan İşbilir torununa, "Hani 10 daire alacaktık, bu para nereden çıktı" diye sordu. Ancak iddiaya göre torunu yaşlı kadına, "Daireyi iptal ettik, para aldık" diye cevap verip, para dolu poşeti aldı. Daha sonra torunu, yaşlı kadını evine götürüp, önce emekli maaşını çektiği banka kartına el koydu, ardından da mobil bankacılığı kendi telefonunda aktive edip evden ayrıldı. "17 milyonun 13 milyonu harcandı" Bu sürede iddiaya göre torunu G.K., 17 milyon liranın 13 milyonunu yaklaşık 20 gün içerisinde internetten alışveriş, kuyumcudan altın, tekel bayisinden alışveriş ve teknoloji şirketlerinden çeşitli ürünler alarak harcadı. Türkan İşbilir, Kurban Bayramı’nda vefat eden çocuklarından olan torunları Cemile Akkanat ve ağabeyi Cengiz Akkanat kendisini ziyarete geldiğinde yaşadıklarını anlattı. "Avukat tutup şikayetçi oldular" Kurban Bayramı’ndan sonra anneannelerini yanlarına alarak önce avukat tutan aile, daha sonra savcılığa gidip Elmas Erdem ve G.K.’dan şikayetçi oldu. Adli tatil öncesi Türkan İşbilir’in banka hesabına tedbir kararı konulurken, taraflar arasındaki son sözü mahkeme söyleyecek. Türkan İşbilir, geçtiğimiz günlerde İHA’ya yaptığı açıklamada kızı Elmas Erdem’in de işin içerisinde olduğunu belirtti. Haberin ardından Elmas Erdem, annesinden miras kalan arsanın satışında kendisinin hiçbir katkısının olmadığını, yeğeninin kendisini de kandırdığını öne sürdü. Erdem, annesi Türkan İşbilir’in yanına giderek elini öpüp, kendisinin hiçbir şey yapmadığını söyledi. Kızını affeden İşbilir, torununun kendisini kandırarak arsasını sattırdığını ve mağdur olduğunu söyledi. "Yeğenim annemi kandırdı" Elmas Erdem, hakkındaki iddiaları kabul etmeyerek, "Yeğenim geldi, annemi 10 daire karşılığında arsasını satmaya ikna etti. Annem de 10 daireyi ’5 evladım var, her birine 2 daire düşer’ diyerek kabul etti. Annem, yeğenim, ben ve eşim tapuya gittik. Önce gidip akıl sağlığı raporu aldırdık, sonra tapuya gittik. Ancak tapuda imzadan sonra daire işi iptal oldu, para verildiğini söyledi" ifadelerini kullandı. Annesinin banka kartının yeğeninde olduğunu öne süren Erdem, "Kart benim yeğenimdeydi. Parayı tamamen yeğenim harcadı. Bana iftira atıyor. Evime hiçbir şey almadım, bütün para ondaydı ve o harcadı. Ayrıldığı eşine, üniversitede okuyan oğluna milyonlarca lira para göndermiş. Kendisine bir sürü alışveriş yapmış. Onlar beni mahkemeye verdi, ben de onları mahkemeye verdim. Ben annemin arsasını neden alayım, zaten annemden sonra o arsa bana gelecek. Parayı yeğenim harcadı" diye konuştu. İddiaların odağındaki G.K. ise suçlamaları yine kabul etmeyerek, ailesinin kendisine iftira attığını öne sürdü.

’Drakula’ böceği Karadeniz’de yayılıyor Haber

’Drakula’ böceği Karadeniz’de yayılıyor

Türkiye’ye yıllar önce ithal süs bitkileriyle giriş yaptığı değerlendirilen ve halk arasında "Drakula böceği" olarak bilinen Turunçgil Teke Böceği, Karadeniz’in en önemli geçim kaynaklarından fındığı tehdit etmeyi sürdürüyor. Trabzon’da başlayan mücadele devam ederken, böceğin son olarak Rize’de görülmesi üzerine bölgede karantina tedbirleri uygulamaya alındı. Fındık bahçelerinin en büyük düşmanlarından biri olan, anavatanı Uzak Doğu’ya dayanan Turunçgil Teke Böceği etkisini sürdürüyor. Halk arasında "Drakula böceği" olarak bilinen Turunçgil Teke Böceği, Türkiye’ye girişinin ardından Karadeniz’de yayılışını sürdürürken, başta fındık olmak üzere birçok ağaç türünde ciddi zarara neden oluyor. Türkiye’ye ithal edilen süs bitkileriyle giriş yaptığı değerlendirilen böcek için Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde başlatılan çalışmalar kapsamında zararlının görüldüğü bölgelerde karantina uygulamaları hayata geçirilirken, en büyük tehdidi Karadeniz’in en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan fındıkta oluşturuyor. Yumurtalarını ağacın kök kısmına yakın alt gövdelerine bırakan zararlı böcek, yumurtalardan çıkan larvalar ile ağacın kambiyum, öz odun ve diri odun kısmında oval şekilde derin galeriler açarak su ve besin iletimini engelliyor. Bu durum zamanla dalların kurumasına, verimin düşmesine ve ilerleyen süreçte ağacın tamamen kaybedilmesine neden olabiliyor. Trabzon’da yıllardır sürdürülen çalışmalarla zararlının yayılışı önemli ölçüde kontrol altına alınırken, son olarak Rize’nin Fındıklı ilçesinde de görülmesi endişeleri artırdı. Bölgede karantina tedbirleri uygulanırken, ekipler böceğin görüldüğü alanlarda inceleme ve mücadele çalışmalarını sürdürüyor. Yetkililer, üreticilerden fındık bahçelerinde gövdelerde açılmış yuvarlak delikler, ağaç diplerinde talaş birikintisi ve nedeni bilinmeyen kurumalar gibi belirtilerle karşılaşmaları halinde durumu vakit kaybetmeden il ve ilçe tarım müdürlüklerine bildirmelerini istedi. "Avrupa’da ve ülkemizde 87 cinse ait 180’den fazla türde zarar yaptığı biliniyor" KTÜ Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi İsmet Harman, Turunçgil Teke Böceği’nin Uzakdoğu kökenli bir tür olduğunu belirterek, "Ana vatanı Çin, Japonya ve Kore’dir. 2000’li yıllarda bitki materyallerinin taşınması ile Avrupa’ya giriş yapmış ve ardından Fransa, Hollanda, Birleşik Krallıklar ve Danimarka gibi birçok Avrupa ülkesinde yayılmıştır. Ülkemizde ise ilk kez 2014 yılında İstanbul Şile Kumbaba Fidanlığı’nda tespit edilmiş ve mevcut durumda ülkemizde İstanbul, Antalya, Sakarya, Bartın, Diyarbakır, Trabzon ve son olarak Rize‘de görülmüştür. Trabzon’da ilk kez 2016 yılında Esiroğlu‘nda bulunan Atasu fidan depolama alanında tespit edildi. Ardından çevredeki fındık bahçelerinde de türün görüldüğü ve yoğun zararlar yaptığı bilinmektedir. Bu tür anavatanında turunçgilde yoğun olarak zarar yaptığı bilinmekle birlikte Avrupa’da ve ülkemizde 87 cinse ait 180’den fazla türde zarar yaptığı bilinmekte. Dolayısıyla yalnızca fındık değil aslında Akçaağaçtan Kavak ağacına, At kestanesinden Çınar’a kadar ve fındık, kiraz gibi birçok hem ormanda hem park bahçelerde kullanılan süs bitkilerinde hem de tarımda kullanılan bitkilerde zarar yapmaktadır. Samsun, Trabzon ve son görüldüğü Rize’de özellikle fındık alanlarını tercih etmesi ile dikkatimizi çekmektedir. Buralarda tespit edildikten sonra ilgili kurumlar tarafından gerekli müdahale ve mücadele yöntemlerinin uygulandığını ve başarı ile sonuçlandığını biliyoruz. Ancak bu gelecek için özellikle fındık yetiştiriciliğinin önemli olduğu Ordu, Giresun, Rize ve Trabzon gibi illerimizde özellikle dikkat edilmesi ve hızlı bir şekilde mücadele çalışmalarının gerçekleştirilmesi gereken bir böcek türü olduğunu söyleyebiliriz" dedi. "Çok tehlikeli bir zararlı" Böceğin tek bir larvasının bile fındığın dalını öldürmeye yettiğini kaydeden Harman, "Haziran sonu ile Ağustos sonu arasında bölgemizdeki fındık alanlarında biz bu türü ergin olarak görebiliriz. Bu tür yaklaşık 1.5-4 cm boyutunda oluyor. Teke şeklinde arkaya doğru kendi boyu uzunluğunda bazen de kendi boyundan daha uzun antenleri olan üzeri parlak siyah renkli ve birçok beyaz lekesi bulunan bir teke böceği. Zaten adını da antenlerinin geriye doğru ve teke gibi olmasından alıyor. Bu türü öncelikle erginlerinden tanıyabiliriz ya da kış boyu larva döneminde zarar yaptıktan sonra ergin olarak çıkış yaptığı kök ve köke yakın alt gövde kısmındaki bir TL büyüklüğündeki çıkış deliklerinden bu türü tanıyabiliriz. Bilinçli bir toplum olarak bu türün herhangi bir belirtisini gördükten sonra ilk olarak hızlı bir şekilde ilgili kurum mercilere ve belediyelere bu türün alanımızda ya da arazimizde olduğunu hızlı bir şekilde gidip bildirmek gereklidir. Bunun dışında tabi türle ilgili yapılan farklı biyolojik mücadele yöntemleri bulunuyor. Ancak, bu türle ilgili yapılabilecek en kesin ve net çözüm eradikasyon çalışmalarıdır. Türün alanda tespit edildiği an hızlı bir şekilde önlem almak amacıyla alana gidip kökle birlikte alandaki ağacın tamamen çıkarılması ve orada yonga haline getirilerek hızlı bir şekilde imha edilmesi, yakılması gereklidir. Yoksa ben bunu alayım, evime götüreyim, yakacak odun olarak kullanırım gibi bekletmek kesinlikle çok tehlikelidir. Bulunduğu alanda hızlı bir şekilde eradikasyon çalışmasının başarılı uygulanarak gerekli materyalin yakılması gereklidir. Aslında bu çok tehlikeli bir zararlı. Böceğin sadece bir larvası bile fındığın bir dalını öldürmeye yetecek niteliktedir. Bir ocakta yalnızca bir erginin bıraktığı yumurtalar tamamen ocağı kurutabilir. Kahverengi kokarca gibi doğrudan meyve veya fındık verimini etkilemekten ziyade doğrudan ağacı öldürdüğü için çok daha tehlikeli bir durumda diyebiliriz. Bunun için bir an önce önlemlerin alınması ve özellikle halkın bir yerden bir yere fidan taşımamasına ve özellikle görüldüğü bölgeden başka bir alana fidan taşınmaması konusunda hassasiyet göstermesi çok çok önemli" ifadelerini kullandı.

Yükseköğretim Kanununda değişiklik Resmi Gazete’de Haber

Yükseköğretim Kanununda değişiklik Resmi Gazete’de

Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kanunla getirilen geçici düzenlemeye göre, kendi isteğiyle ilişiğini kesenler dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle üniversitelerden ayrılan veya bir programa yerleşmesine rağmen kayıt yaptırmayan öğrenciler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 4 ay içinde başvurmaları halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine dönebilecek. Terör suçları, kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti gibi belirli suçlardan mahkûm olanlar ile sahte belge nedeniyle kaydı iptal edilenler düzenlemenin dışında bırakıldı. Polis akademisi, jandarma ve sahil güvenlik akademisi ile Milli Savunma Üniversitesi’ne bağlı bazı eğitim kurumlarından ilişiği kesilenler de bu haktan yararlanamayacak. Başkası için tez yazana ceza Değişiklik ile birlikte kişisel emeği ve akademik birikimi dışında, başkasına kısmen veya tamamen yazdırdığı tez, makale, kitap veya proje üzerinden akademik derece ya da unvan elde edenlerin bu derece ve unvanları geri alınacak, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılabilecek. Bu çalışmaların başkaları adına hazırlanması veya buna aracılık edilmesi halinde 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak. Fiilin meslek edinilerek işlenmesi halinde ceza 10 bin günden az, 20 bin günden fazla olamayacak. Mevzuata aykırı eğitim kurumu açanlara hapis cezası Değişiklikle beraber yurt dışındaki bir eğitim kurumu adına Türkiye’de mevzuata aykırı olarak eğitim kurumu açanlara ve işletenlere 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası verilecek. Bu kapsamda, yasaklanan kurum ve fiillerin tanıtımını yapanlara, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 50 günden 500 güne kadar adli para cezası verilecek. Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika belgesini sahte olarak düzenleyen ve düzenletenler Türk Ceza Kanunu’nun, ’Resmi belgede sahtecilik’ hükmüne göre cezalandırılacak.

Nilüfer'de sanayiciler ortak akılda buluştu Haber

Nilüfer'de sanayiciler ortak akılda buluştu

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, ilçede faaliyet gösteren organize sanayi bölgelerinin yöneticileriyle Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi (HOSAB) Hizmet Binası’nda buluştu. Toplantıya Bursa Organize Sanayi Bölgesi (Bursa OSB), Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB), Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi (HOSAB), Kayapa Organize Sanayi Bölgesi, Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (TOSAB) ile Beşevler Sanayi Sitesi yöneticileri katıldı. Başkan Şadi Özdemir’e Başkan Yardımcıları Okan Şahin, Sinan Sarıbal, Emre Karagöz ile NİLKOOP Başkanı Süleyman Ayyılmaz ve ilgili birim müdürleri eşlik etti. ​Toplantıda katılımcı bir yönetim modeli inşa etmeye çalıştıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Sanayinin sesini duyup, sorunları çözmeye odaklanıyoruz. Aslında herkesin sesinin dikkate alındığı bir yönetim anlayışımız var. Akademik odaların ve toplumun tüm kesimlerinin belediyeye sesini duyurabildiği, kendini buraya ait hissettiği bir model kurmaya çalışıyoruz” dedi. ​BÜTÇEDE ADİL DAĞILIM ​Belediye kaynaklarını verimli ve adil kullanma gayretinde olduklarını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Vatandaşın verdiği vergilerden başka kaynağımız yok. Sizin paranızı harcıyoruz ve bunu en adil şekilde dağıtmaya çalışıyoruz. Sorunları, bütçe imkanlarımız dahilinde birlikte çözeceğiz” diye konuştu. ​​Bölgedeki ulaşım sorunlarına ve tarım alanlarının korunmasına da değinen Başkan Şadi Özdemir, özellikle sanayi bölgelerini birbirine bağlayan yolların planlama eksikliğine dikkat çekerek, “1/5000’lik planlar olmayınca 1/1000’lik uygulama planlarını yapamıyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nin yol yapabilmesi için çevredeki alanları kamulaştırması gerekiyor. Tarım görüşünün olumsuz olduğu yerler planlanamıyor. Hem tarım alanlarımızı yaşam alanı olarak korumalı, hem de sanayicinin işini kolaylaştıracak noktaları doğru belirlemeliyiz. Nilüfer’in tarım alanları kendine yetebilecek kapasitede, bu zenginliği yok etmemeliyiz” şeklinde konuştu. ​SOKAK HAYVANLARI İÇİN YENİ TESİSLER ​Sanayicilerin sokak hayvanlarına yönelik sağlık desteği konusundaki hassasiyetlerine de yanıt veren Başkan Şadi Özdemir, Karacaoba ve Kuruçeşme’deki tesis çalışmalarının sürdüğünü, sokak hayvanlarının tedavisi ve bakımı konusunda desteklerinin devam edeceğini kaydetti. Sanayicilerin bölgelerindeki sorunları ve çözüm önerilerini aktarmasının ardından toplantı sona erdi.

Bursa Büyükşehir'den her gün farklı ilçede sofra kurmaya devam Haber

Bursa Büyükşehir'den her gün farklı ilçede sofra kurmaya devam

Ramazan’ın birleştirici ve manevi iklimini kentin tümüne yayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, 4 sabit noktadaki iftarların dışında, her gün farklı bir ilçede düzenlediği iftar buluşmalarını bu defa Osmangazi ilçesindeki Dikkaldırım Kapalı Pazar Alanında gerçekleştirdi. İftara, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, muhtarlar, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Büyükşehir Belediyesi bürokratları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vatandaşlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan Başkan Bozbey, masaları tek tek gezerek, mahalle halkıyla selamlaşıp sohbet etti. “BURSA İÇİN GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYORUZ” Paylaşmanın çoğaldığı, dayanışmanın büyüdüğü, kapıların daha sık çalındığı, gönüllerin birbirine daha fazla yaklaştığı Ramazan ayında aynı sofrada buluşmaya devam ettiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Her akşam başka bir ilçede hemşehrilerimizle buluşuyoruz. Aynı lokmayı paylaşıyoruz. Aynı dualara amin diyoruz. Hiç kimsenin kendisini yalnız hissetmediği bir Bursa için gece gündüz çalışıyoruz. Hemşehrilerimizin geleceğe güvenle bakabileceği, yarınını düşünmeyeceği bir Bursa hayal ediyoruz. Kentimizi ve mahallelerimizi yarınlara hazırlıyoruz” diye konuştu. “SABIRLA VE ORTAK AKILLA HAREKET EDİYORUZ” Sosyal belediyecilik anlayışıyla ve insan öncelikli yaklaşımla hizmet etmeyi sürdürdüklerini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Osmangazi ilçesinin tarihiyle, mahalleleriyle, kültürel zenginlikleriyle kentin hafızasında önemli bir yeri olduğunu vurguladı. Altyapıdan üstyapıya, çevre düzenlemelerinden ulaşım yatırımlarına kadar her alanda çalışma yürüttüklerini hatırlatan Başkan Bozbey, “Ulaşım konusunda planlı bir süreci yaşama geçiriyoruz. Kavşak düzenlemeleriyle, bölgede açılacak yeni hastaneyle ilgili bağlantı yollarıyla birlikte ulaşım sorununu da ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Raylı sistem konusundaki çalışmalarımız da devam ediyor. Sabırla ve ortak akılla hareket ediyoruz. Bölgeyle ilgili kentsel dönüşüm projelerimiz var. Önümüzdeki süreçte halkımızla paylaşacağız. Şimdiden Ramazan Bayramınızı kutluyorum” diye konuştu. Hüdavendigar Mahalle Muhtarı Mustafa Pala da yüzlerce vatandaşı aynı sofralarda buluşturan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.

Osmangazi’nin gönül sofrası Bağlarbaşı’na kuruldu Haber

Osmangazi’nin gönül sofrası Bağlarbaşı’na kuruldu

Osmangazi Belediyesi, Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik ruhunu yaşatmak amacıyla mahalle iftarları düzenlemeye devam ediyor. Bu kapsamda Bağlarbaşı Mahallesi’nde kurulan gönül sofrası, yüzlerce mahalle sakininin bir araya gelmesine vesile oldu. Aynı sofrada buluşan vatandaşlar, Ramazan’ın bereketini ve manevi atmosferini birlikte yaşadı. Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programına Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da katıldı. Mahalle sakinleriyle aynı sofrada orucunu açan Başkan Aydın, vatandaşlarla yakından ilgilenerek onların talep ve önerilerini dinledi. Samimi bir atmosferde gerçekleşen programda, mahalle sakinleri Ramazan ayının birlik ve beraberlik duygularını güçlendiren bu anlamlı buluşmadan duydukları memnuniyeti dile getirdi. “OSMANGAZİ BELEDİYESİ OLARAK, SİZLERİN YANINDA OLUP, BİRLİKTE RAMAZAN’I EDA EDİYORUZ” Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu vurgulayan Başkan Aydın, şöyle konuştu: “Allah hepimizin oruçlarını kabulü makbul eylesin, inşallah önce Kadir Gecesi’ne, ardından Ramazan Bayramı’na hep birlikte erişelim. Ramazan sofralarında her akşam Osmangazi’nin bir mahallesinde sizlerle birlikte oluyoruz. Oruçlarımızı açıp, iftar sofralarında Ramazan’ın bereketini, paylaşımını, huzurunu ve dayanışmasını birlikte yaşıyoruz. Bu Ramazan ayı boyunca da Osmangazi’mizde her akşam birçok noktada toplamda yaklaşık 4 bin 500 vatandaşımızla iftar sofralarında buluşuyoruz. Ramazan ayı boyunca da 120 bine yakın vatandaşımızla iftar sofralarında buluşmuş olacağız. Yine ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza da erzak yardımıyla bir nebze de olsun, şu ekonomik krizin içerisinde destek olmaya çalışıyoruz. Osmangazi Belediyesi olarak, sizlerin yanında olup, birlikte Ramazan’ı eda ediyoruz. Hepinize teşekkür ediyoruz, şimdiden Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum.” Osmangazi Belediyesi, Ramazan ayı boyunca ilçenin farklı mahallelerinde kurduğu iftar sofralarıyla vatandaşları buluşturmaya ve Ramazan’ın birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu yaşatmaya devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.