Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sosyal Refah

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sosyal Refah haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Refah haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı (OVP) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasının ortaya konulduğu toplantıda büyüme, enflasyon, istihdam, bütçe dengesi ve cari açık başta olmak üzere temel makroekonomik hedefler kamuoyuyla paylaşıldı. Yılmaz, burada programın detaylarına ilişkin gerçekleştirdiği sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yılmaz, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasından ibaret olmadığını belirterek, para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü politikaların da devreye alınacağını söyledi. Yılmaz, 2027’de yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara daha hassas yaklaşılacağını, gıda arzını artırmak için sulama yatırımları başta olmak üzere gerekli tüm politika araçlarının kullanılacağını ifade etti. "Önümüzdeki dönemde sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız" Konut, arz yönlü politikaların da önemine değinen Yılmaz, "Deprem konutlarının bitmesiyle deprem alanlarında kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördük. Merkez Bankamızın da bir güzel çalışması vardı. Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalarda teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut başladı biliyorsunuz ama bu süreci önceliklendiriyoruz. Bütçemizden de destek veriyoruz. Bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri, gelirleri oluşturmaya kararlıyız" diye konuştu. Yenilenebilir enerji ve demiryolu yatırımlarıyla üretim ve lojistik maliyetlerinin düşürüleceğini ifade eden Yılmaz, para, maliye ve arz yönlü politikaların bütüncül şekilde sürdürüleceğini söyledi. "Savaşların enflasyona daha fazla etki etmesinin nedeni atalet" Yılmaz, ‘bölgedeki savaşlardan Türkiye’nin neden diğer ülkelerden daha fazla etkilendiği’ ise, "Atalet dediğimiz bir şey var. Geçmişten gelen yüksek bir enflasyon oranınız varsa, bu belli oranda ne yaparsanız yapın yansıyor. Daha düşük bazla bu sürece girenlerle daha yüksek enflasyonla girenler aynı şekilde etkilenmiyorlar. Belki yüzdelik oran olarak benzer şekilde etkilenebilirler ama o geçmişin getirdiği atalet var. Belki puan olarak yüksek gelmeyebilir ama geçmişe oransal baktığınız zaman ciddi bir etkilenme olduğunu görüyorsunuz" yanıtını verdi. "Savaşın etkisi olmasa bugün 31 buçuktan değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık" Enflasyonla mücadelenin uzamasına ilişkin konuşan Yılmaz, dış konjonktürün burada etkili olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik." "Gelecek dönemde programda revizyonlar olabilir" Gelecek dönemde programda revizyon yapılıp yapılamayacağına dair de değerlendirmede bulunarak, "Elbette olabilir. Bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye’ye özgü bir şey de değil. Uluslararası kuruluşların tahminleri de bizden daha çok revize ediyorlar. Yıl içinde defalarca revize eden kurumlar oluyor, ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştirmemeli. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz. Sanayiyi bu dönem daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın, ülkemizin geldiği şartlara göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Programımızın ana çerçevesi belli. Fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye. Bu artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, 2027 enflasyon hedeflerinin savaşlar ve dış konjonktürdeki olumsuzluklar dikkate alınarak daha gerçekçi ve ihtiyatlı belirlendiğini ifade ederek, hedeflenen oranın üzerine çıkmayı değil, daha iyi bir performans göstermeyi hedeflediklerini söyledi. "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz" Yılmaz, 2027-2029 döneminde 2,1 milyon kişilik istihdam artışı öngördüklerini belirterek, bunun yıllık yaklaşık 700 bin kişiye karşılık geldiğini ve tarihi ortalamalarla uyumlu olduğunu söyledi. Yılmaz, büyümenin yanı sıra iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla bu hedefe ulaşılacağına inandıklarını ifade etti. İşsizlik hesaplamalarına yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Yılmaz, "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. Eurostat’ın yöntemi neyse, Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’ndeki yöntem neyse TÜİK de o yöntemle hesaplıyor. Bir insan iş aramıyorsa işsiz olarak sınıflandırılmıyor. Dünyada böyle, biz de böyleyiz. Atıl iş gücü ise potansiyel iş gücü ve zamana bağlı eksik istihdamdan oluşuyor. İş aramayan ancak uygun bir iş olduğunda çalışacağını belirtenler potansiyel iş gücünde, daha fazla çalışmak isteyenler ise zamana bağlı eksik istihdam kapsamında atıl iş gücüne dahil ediliyor. Bunu azaltmaya yönelik politikalar ortaya koymuş durumdayız. Genç nesillere emeğin değerini çok iyi anlatmamız lazım. Maalesef iş gücü piyasalarına gelmeyen, çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu görüyoruz. Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar bunu güçlendirmekle mümkün olabilir" dedi. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ekonomiye etkisine de değinen Yılmaz, terörün Türkiye’ye uzun vadeli ekonomik maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu belirtti. Yılmaz, terörün sona ermesiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tarım, hayvancılık, turizm ve yatırımların olumlu etkileneceğinin de altını çizerek, güvenliğin sağlanmasıyla sermaye ve nitelikli insanın bölgeye yönelmesinin ekonomik büyümeyi destekleyeceğini ve Türkiye’nin daha güçlü hale geleceğini ifade etti. "Programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık" OVP’nin hazırlanmasında seçim takviminin nasıl değerlendirildiğine ilişkin soruya da yanıt veren Yılmaz, "Biz bu programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık. 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim var biliyorsunuz. Burada spekülatif bir varsayım içinde olmadık. Bu konular Meclisimizin karar vereceği konular. Seçimi biraz daha öne alacaksa o Meclis’in takdirinde. Bizim şimdiden bir varsayım yapmamız doğru olmaz diye düşündük. Ancak şunu da ifade etmek isterim. Ekonominin amacı ne? Niye yapıyoruz bütün bunları? Rakamlar büyüsün diye mi yapıyoruz? Hayır. Ekonominin amacı insanın, toplumun refahını iyileştirmektir. Bütün ekonomik politikalarımızın amacı budur. Başka da bir amaç koymak doğru değil. Ekonominin en büyük amacı da insana hizmet etmek. Dolayısıyla biz AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman insan odaklı bir kalkınmadan, ekonomiden yana olmuştur. Bu bütçelerimizi hazırlarken biz de elbette bunu gözetiyoruz. Geniş toplumsal kesimlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini gözetmeyen bir siyasetin hiçbir şekilde geçerliliği olamaz. Dolayısıyla geniş toplumsal kesimlerin beklentilerini, taleplerini elbette görüyoruz, gözetiyoruz" açıklamasında bulundu.

Bakan Yusuf Tekin: "Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkılmasını arzu ediyoruz" Haber

Bakan Yusuf Tekin: "Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkılmasını arzu ediyoruz"

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında geldiği Giresun’da "Terörsüz Türkiye" sürecine sahip çıkılması mesajı verdi. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Giresun’da gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Yusuf Tekin, bu yılki ana gündemlerinin "Terörsüz Türkiye" süreci olduğunu belirterek, sürecin Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve demokratik gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi. "Terörsüz Türkiye" sürecinin Türkiye’nin önündeki önemli problemlerden birinin çözümü anlamına geldiğini ifade eden Tekin, "Bu problemin çözülmesi durumunda bu sorun için aktarılan ekonomik kaynaklar daha rasyonel bir şekilde kullanılacak. Ülkenin tamamında milli birlik ve beraberliğin tesis edilmesi sonrasında sosyal refah, insan hakları ve demokrasi açısından bambaşka bir Türkiye ile karşı karşıya olacağız" dedi. Bakan Tekin, AK Parti iktidarları döneminde demokratikleşme ve temel hak ve özgürlükler konusunda önemli adımlar atıldığını savunarak, geçmiş dönemlerde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Türkiye’nin geçmişte faili meçhuller, gözaltında kayıplar, işkence iddiaları, köy boşaltmaları ve temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Tekin, AK Parti’nin iktidara gelmesinin ardından bu alanlarda önemli değişiklikler gerçekleştirildiğini ifade etti. Tekin, "2001 yılında Cumhurbaşkanımız ‘Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyerek yola çıktı. 2002’den itibaren demokratikleşme ve insan haklarıyla ilgili önemli adımlar attık" diye konuştu. "Kürtçe konusunda önemli değişiklikler yapıldı" Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde farklı kimlik ve kültürlere ilişkin önemli düzenlemeler yapıldığını belirten Bakan Tekin, Kürtçe yayın, eğitim ve kültürel faaliyetler konusunda geçmişe kıyasla önemli değişiklikler gerçekleştirildiğini söyledi. Tekin, "Kürtçe insanların şarkı söyleyemediği bir Türkiye’den, devlet televizyonlarında Kürtçe kanalın olduğu, insanların kendilerini Kürtçe ifade edebildiği, okullarda Kürtçe seçmeli derslerin verildiği, Kürtçe özel kursların açılabildiği ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kürtçe eserler yayımlayabildiği bir Türkiye’ye geldik" ifadelerini kullandı. "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir uzlaşı oluştu" "Terörsüz Türkiye" sürecinin yeni bir aşamaya geldiğini dile getiren Tekin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşan siyasi uzlaşıya dikkat çekti. Tekin, "Geçtiğimiz yıl Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli’nin gerçekten devrim niteliğindeki cesur açıklamasıyla beraber süreç bambaşka bir boyuta erişti. Geçtiğimiz ay Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaklaşık üçte ikinin üzerinde bir çoğunlukla Türkiye’nin artık bu sorunu, kendi birikimine ve medeniyet birikimine yakışmayan bu problemin çözümü için büyük bir uzlaşıyla önemli bir yasal düzenleme hayata geçirildi" dedi. "Herkesin sürece sahip çıkmasını arzu ediyoruz" Sürecin bundan sonraki aşamasında toplumun farklı kesimlerinin sürece sahip çıkmasının önemli olduğunu vurgulayan Tekin, mülki idare amirleri, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, siyasetçiler ve milletvekillerine çağrıda bulundu. Tekin, "Sürecin bu noktasından itibaren mülki idare amirlerinin, yerel yöneticilerin, sivil toplum örgütlerinin, kanaat önderlerinin, siyasetçilerin, milletvekillerinin herkesin artık teyakkuz halinde gelinen bu noktaya, bu sürece sahip çıkmasını arzu ederiz" diye konuşt Okullarda "milli birlik ve kardeşlik" etkinlikleri yapılacak Milli Eğitim Bakanlığı olarak "Terörsüz Türkiye" sürecine eğitim alanında destek vereceklerini açıklayan Bakan Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk haftasında Türkiye genelindeki okullarda milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinlikler düzenleneceğini söyledi. Tekin, "2026-2027 eğitim öğretim yılı başlarken, milli mücadeleyi yürütürken nasıl hiçbir ayrım gözetmeden herkes elinde avucunda ne varsa bu mücadeleye destek olduysa, biz de yeniden aynı milli mücadele ruhuyla bu toplumsal sorunu çözecek, milli birliği ve kardeşliği yeniden egemen kılacak biçimde eğitim öğretimin başladığı ilk hafta tüm Türkiye genelindeki okullarımızda milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinlikler ve farkındalık çalışmaları yapılmasını öğretmenlerimizden rica ettik" dedi. Bakan Tekin, etkinliklerin amacının öğrencilere milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları konusunda farkındalık kazandırmak olduğunu belirterek, velilerden de çocuklarına destek olmalarını istedi. Tekin, konuşmasının sonunda Türkiye Yüzyılı Buluşmaları programının düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Genel Merkezi, Teşkilat Başkanlığı, Giresun İl Başkanlığı, milletvekilleri ve teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.