Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sosyal Konut

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sosyal Konut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Konut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Kurum: "Aynı kararlılıkla İstanbul'da olacağız, devletimiz milletinin yanındadır" Haber

Bakan Kurum: "Aynı kararlılıkla İstanbul'da olacağız, devletimiz milletinin yanındadır"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sel felaketinin yaşandığı Sarıyer Ayazağa'da incelemelerde bulundu. İncelemeleri sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Kurum, afetin en yoğun yaşandığı yerin Ayazağa olduğunu belirterek, "Birçok binanın alt katını su bastı. Vatandaşlarımızın altyapı işlerine ilişkin sıkıntılarını ve problemlerini burada hep birlikte değerlendirdik. Şunu ifade etmek gerekir ki planlı kentleşme ve planlı altyapı bugün için en önemli iş. Bu afetleri daha sık yaşayacağımızı dün de ifade ettim. İklim değişiyor. Dolayısıyla iklim değişikliğiyle mücadele etmek bir tercih değil, zorunluluk. Bu anlamda İstanbul'u depreme hazırlamak, İstanbul'u planlı kentleşmeyle birlikte inşa etmek, işte böylesi afetlere karşı tedbir almak demek. Bu anlamda vatandaşımızın olayın içeriğine de baktığımızda, buradaki kapalı dere kesitinden kaynaklı su baskınlarının ve altyapının burada yetersiz olması, yine çarpık kentleşme diyeceğimiz yerleşimin burada mevcut olması sebebiyle bu sorunu yaşadığını gördük. Bu tespitleri yapacağız. Önceliğimiz, bir afet yaşadık ve bu afet sonrasında vatandaşlarımızın ne ihtiyacı varsa devletimizin tüm birimleriyle birlikte bu ihtiyaçları öncelikle gidereceğiz. Barınma ihtiyacı olana barınma, gıda ihtiyacı olana gıda sağlayacağız. Yine bodrum katlarda bilhassa yaşanan su baskını sorunlarının aşılmasına ilişkin valiliğimiz koordinasyonunda bu çalışmaları yapacağız. Önce bu afetin izlerini kaldıracağız. Acımızı yaşayacağız ama bir taraftan da kayıp vatandaşlarımız var. Kayıp vatandaşlarımızı arama faaliyetleri hızlı bir şekilde yürütülüyor. Ardından da burada kalıcı çözümlere ilişkin vatandaşlarımızla istişare edeceğiz. Bu istişare çerçevesinde Ayazağa'nın, Sarıyer'in, İstanbul'un neye ihtiyacı varsa biz bunu karşılamaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Bunu vatandaşımıza da söylüyoruz" dedi. "Aynı kararlılıkla İstanbul'da olacağız, devletimiz milletinin yanındadır" Devletin vatandaşın yanında olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, "Hiçbir vatandaşımızın mağdur olmayacağı bir çözümü burada hep birlikte ortaya koyacağız. Yarım kalan dere ıslahının devamı burada çok önemli. Buna ilişkin yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Belediye Başkan Vekilimiz ve Sarıyer Belediye Başkanımızla görüşmeler yaptık. Burada bu sorunun aşılmasına ilişkin yapılması gerekenleri birlikte yapmak üzere bir karar aldık. Dere ıslahının tamamlanması hem Ayazağa'da hem de Cendere'de çok çok önemli. Biz istiyoruz ki bundan sonraki afetlerde annelerimiz, babalarımız Ayazağa'da, Sarıyer'de aynı sorunu yaşamasın. Esnafımız aynı endişeyle dükkanını açmasın. Korku içindeler ve aynı korkuyu bir daha yaşamak istemiyorlar. Dolayısıyla burada seferberlik şuuru içerisinde, daha önce Bozkurt'ta, Giresun Dereli'de, Rize'de, Trabzon'da yaşadığımız sellerde ve 11 ilde yaşadığımız afette devletimiz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde nasıl aksiyon aldıysa nasıl hızlı planlı bir şekilde dirençli şehirleri inşa ettiyse aynı kararlılıkla İstanbul'da olacağız. Gözümüzün nuru İstanbul'da olacağız. İstanbul'un her bir mahallesi, her bir semti bizim için değerli, bizim için kıymetli. Dolayısıyla bu bakışla, bu anlayışla çalışmalarımızı milletimizle bir olarak, omuz omuza inşallah gerçekleştiriyor olacağız. Burada önceliğimiz, tekrar ifade etmek gerekirse afetin izlerini bir an önce sarmak. Ardından da kalıcı çözümleri birlikte hayata geçireceğiz. Bunları da etap etap İstanbul'da hemşehrilerimizle, Ayazağalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Aynı acıları bir daha yaşamak istemiyoruz. Bu kararlılığı da sahada hep birlikte uygulayacağız. Zor bir süreç. Birbirimize destek olmamız gerekiyor. Ama şunu net bir şekilde ifade etmek gerekir ki devletimiz milletinin yanındadır. Burada devletin tüm birimleri aksiyon almıştır. Yapılması gerekenler, valilik koordinasyonunda, AFAD'ımızla birlikte tüm birimlerimizle yürütülüyor. Yani kimin çalışması gerekiyorsa burada 7 gün 24 saat esasına göre çalışıyor. Her bölgede kriz merkezlerimiz var. Bu kriz merkezlerinde gerekli vali yardımcılarımızın, kaymakamlarımızın ve AFAD Başkanlığımızın koordinasyonunda süreçler yürütülüyor. Biz de süreci anbean takip edeceğiz" dedi. Bakan Kurum'dan Özgür Özel'e: "Bu olayın üzerinden siyaset yapmak acizliktir" Burada basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Kurum, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Kanal İstanbul ve sel felaketine ilişkin iddialarına sert tepki gösterdi. Yaşananların siyasi malzeme yapılmaması gerektiğini vurgulayan Bakan Kurum, "3 vefatımız ve kayıplarımız var. İstanbul'un tarihindeki en büyük sel felaketlerinden birini yaşıyoruz. Daha hala kayıplarımızı arama faaliyetini sürdürürken bu olayın üzerinden siyaset yapmak tek kelimeyle ifade etmek gerekirse acizliktir. Sayın Özgür Özel'in kendi basiretsizliğini, kendi yönetimlerindeki sıkıntıları örtme çabasıdır. Kanal İstanbul projesi üzerinde sadece sadece sosyal konut projeleri yapılmaktadır. Bugüne kadar 81 ilimizde Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade çerçevesinde 1 milyon 700 bin sosyal konut yapılmıştır. Afetlerde, depremlerde ve kentsel dönüşüm projeleriyle yine tüm Türkiye'de 2 milyon 300 bin konut yapılmıştır. 11 ilimizde iki yılda, eşi benzeri görülmemiş bir çalışmayla 455 bin konut bitirilip teslim edilmiştir. Ve yaşanan afetler göstermiştir ki bu yapılan konutlarda planlı ve dirençli konutlarda vatandaşımızın bu yaşanan afetlerde burnu bile kanamamıştır. Bunu en son deprem bölgesi göstermiştir. Burada vatandaşımız planlı bir kentleşme istiyor. Şimdi kendisi sokağa çıkmadığı için sokakta ne isteniyor, ne bekleniyor, bunu bilmiyor. Gelsin Ayazağa'da sorunun ne olduğunu bizzat yerinde görsün. Çözüme ilişkin siyaset yapacağına, burada siyasi acizlik göstereceğine gelip burada o iradeyi ortaya koysun. Bakın, biz Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimizle ve Sarıyer Belediye Başkanımızla birlikte burada ne ihtiyaç var, ne eksiklik var, bunu beraber konuşuyor, istişare ediyor ve hep birlikte yapılması gerekeni ortaya koymaya çalışıyoruz. Siyaset yapmıyoruz, kimseyi suçlamıyoruz. Bugün doğrusunun da bu olduğunu düşünüyoruz. O yüzden kendi yönetim beceriksizliğini bu hesaplaşmalarla, bu iftiralarla kapatmaya çalışmasın. Gelsin burada vatandaşın ne eksiği var, o eksiği görsün. Giderme noktasında irade ortaya koysun. Vatandaş bunu bekliyor, millet bunu bekliyor. Biz her zaman olduğu gibi yine milletin sorunlarına ve o sorunların çözümüne ilişkin iradeyi ortaya koyacak tavrı sergileyeceğiz. Çamur siyaseti yapmayacağız, iftira siyaseti yapmayacağız. Burada birlikte Ayazağa'nın sorunları neyse, İstanbul'un sorunları neyse, kafamızın arkasında herhangi bir hesap olmadan, herhangi bir beklenti olmadan, sadece ve sadece milletimizin duasını almak için bu çalışmayı yapacağız" dedi. "1942 yılından beri yaşanan en büyük sel afetini yaşıyoruz" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, hayatını kaybeden vatandaşlar için taziyesi ilettiği konuşmasında, "Gün boyunca Ankara'da, AFAD Koordinasyon Merkezi'nde, olayları, afeti yönetmeye gayret etmiştik. Ayın 14'ünde Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz 42 ilimizde sarı, 6 tane ilimizde de turuncu kod vermişti. Dün itibariyle önce 36'ya düştü sarı kodlu verilen yerler. Turuncu kodlu yerler 4'e düşmüştü. Bugün, biraz daha düştü. 26 ilimizde yine sarı kod devam ediyor. 3 tane ilimizde de turuncu kod devam ediyor. Afetin ilk anından itibaren özellikle İstanbul'da, İstanbul Valimizin koordinasyonunda bütün ilgili kurumlarımız burada, vatandaşımızın yardımına koşuyorlar. Bugün de, bakanımızla beraber, sabahtan beri Ayazağa Mahallesi'nde evleri, iş yerlerini dolaştık. Vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. 4 vatandaşımız kayıp olarak aranıyor, onlardan haber almaya çalışıyoruz. İstanbul'da, 49 bin AFAD çalışanlarımız, gönüllülerimiz, sahil güvenlik, jandarma, belediye ekiplerimiz, çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar. Türkiye'de şuan 60 bine yakın personelimiz, afet olan yerlerde sahada görev yapıyorlar. Vatandaşımızın, yardımına, imdadına koşmaya çalışıyorlar. Bakanımla beraber, mahalleyi gezdik, inceledik. Yapılması gerekenleri, İstanbul Valiliğimiz, Ankara'daki AFAD Koordinasyon Merkezimiz planlıyorlar, birebir çalışıyoruz. Elimizden geldiği kadar vatandaşımızın yardımına koşmaya gayret ediyoruz. 1942 yılından beri yaşanan en büyük sel afetini yaşıyoruz, bunu da gözden kaçırmamamız gerekiyor" diye konuştu. "Devletin tüm birimleri sahada çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar" Konuşmasının devamında, felakette kaybolan 5 vatandaştan birinin telefonunun şarjı bittiğini, vatandaşın birimlere ulaştığına değinen Bakan Çiftçi, "5 kaybımız vardı. Biri kendisi geldi. Telefonun şarjının bittiğinden, ulaşılamadığından, kayıp ihbarı verildiğini söyledi. Diğer vatandaşlarımızı arama çalışmaları devam ediyor. Onlardan da haber aldığımız zaman İstanbul Valimiz gerekli açıklamayı yapacak. Hasar tespit çalışmalarımız bir yandan devam ediyor. Zarar tespit ekiplerimiz sahada çalışmalarına devam ediyor. İstanbul'da bugüne kadar 9 bin 850 ihbar alınmış durumda. 112 acil çağrı merkezimize yapılan, doğrulaması yapılmış ihbarlar. Bunların büyük bir kısmına ekiplerimiz müdahale ettiler, etmeye devam ediyorlar. Devletin tüm birimleri sahada çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar. Öğleden sonra Sakarya'ya geçerek, incelemelerime devam edeceğim" dedi.

Bakan Kurum, kiralık sosyal konut projesinde merak edilenleri açıkladı Haber

Bakan Kurum, kiralık sosyal konut projesinde merak edilenleri açıkladı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da hayata geçirilecek kiralık sosyal konut projesinde başvuru şartları, konut tipleri, kira artış oranı, ödeme tarihleri ve tahsis süresine ilişkin merak edilen detayları açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Eylül’de başvuruların başlayacağını duyurduğu İstanbul’daki kiralık sosyal konut projesi ev sahibi olmayan vatandaşların uygun fiyatlarla konuta erişimini kolaylaştıracak. Yüzyılın Konut Projesi ile İstanbul’da inşa edilecek 100 bin konutun yanı sıra 15 bin de sosyal konut dar gelirli vatandaşlar için Türkiye’de ilk kez uygulanacak sistemle kiralanacak. İstanbul’da 4 ayrı bölge için başvuruların alınacağı proje kapsamında ilk etapta 1017 konut, 3 yıl süre ile belirtilen şartlara uyan 18 yaşından büyük evli vatandaşlara kiralanacak. Bölge rayicin altında fiyatlarla ev kiralama imkanı sunacak proje kapsamında kira tutarları aylık 10 bin liradan başlayacak. Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, başvuruları 14 Eylül - 25 Eylül 2026 tarihleri arasında toplanacak projeyle ilgili merak edilen soruları ve yanıtları sosyal medya hesabından paylaştı. Kurum’un paylaştığı bilgilere göre, Sosyal Konut Tahsisi Projesi kapsamında ilk etapta Ekim 2026’da 1071 konutun teslimi yapılacak. Proje kapsamında toplam 15 bin konut kiralanacak. İlk etapta kiralanacak 1071 konut, İstanbul’un farklı ilçelerinde 4 grupta tahsis edilecek. Buna göre Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu ve Güngören’de toplam 360, Maltepe, Tuzla ve Kartal’da toplam 330, Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye ve Üsküdar’da toplam 291, Arnavutköy’de ise 90 konut kiralanacak. Aylık ortalama hane halkı net gelirinin ise 100 bin lira üst sınırını aşmaması şartı aranacak Proje kapsamında genç evli ailelere 1+1 veya 2+1, iki veya daha fazla çocuklu ailelere ise 2+1, 3+1 veya 4+1 büyüklüğünde konutlar tahsis edilecek. Projede 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 olmak üzere 4 farklı konut tipi bulunacak. Projeye başvurabilmek için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, başvuru tarihi itibarıyla 18 yaşını tamamlamış olmak ve evli olmak şartları aranacak. Başvuru sahiplerinin ayrıca en az 1 yıldır İstanbul il sınırları içerisinde kesintisiz ikamet ediyor olması, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde tapuda kayıtlı bağımsız bir konutunun bulunmaması ve daha önce TOKİ ile konut sözleşmesi imzalamamış olması gerekecek. Aylık ortalama hane halkı net gelirinin ise 100 bin lira üst sınırını aşmaması şartı aranacak. Projeye yalnızca İstanbul’da ikamet eden vatandaşlar başvurabilecek. İstanbul il sınırları içerisinde ikamet eden vatandaşlar, ikamet ettikleri ilçeyle sınırlı olmaksızın açıklanan ilçeler arasından istedikleri ilçe için başvuru yapabilecek. Konut teslimi için idarece bildirilen tarihten itibaren 12 ay boyunca artış yapılmayacak Üzerinde konut tapusu bulunan vatandaşlar projeye başvuramayacak. Ayrıca son 5 yıl içerisinde bağımsız konut niteliğindeki bir taşınmazı satın alan veya satanlar da başvuru yapamayacak. Kiralık konut tahsis edilen kişinin tahsis süresi içerisinde konut satın alması halinde ise tahsis edilen konutu tahliye etmesi gerekecek. Kira artışına ilişkin uygulamada, konut teslimi için idarece bildirilen tarihten itibaren 12 ay boyunca artış yapılmayacak. Bu 12 aylık sürenin sona ermesini takip eden ilk ocak ayında ise kira bedelinde TÜFE oranında artış uygulanacak. Tahsis bedelinin ödemesi de konut teslimini takip eden ayın 20’sinde başlayacak. Sosyal konut veya İlk Evim Arsa projeleri kapsamında asil veya yedek aktif hak sahipliği bulunanlar ise projeye başvuru yapamayacak. Başvurular, e-Devlet üzerinden 14 Eylül 2026 ile 25 Eylül 2026 tarihleri arasında alınacak. Vatandaşlar başvurularının durumunu TOKİ hizmetleri arasında yer alan "Konut / İşyeri Başvuru" menüsünden takip edebilecek. Projede tahsis süresi 3 yıl ile sınırlandırılacak. 3 yıllık sürenin sonunda tahsis süresi uzatılmayacak.

Bakan Kurum: "İstanbul’da 15 bin kiralık konut için başvurular 14 Eylül’de başlayacak" Haber

Bakan Kurum: "İstanbul’da 15 bin kiralık konut için başvurular 14 Eylül’de başlayacak"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul'da 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konut inşa edileceğini belirterek, kiralık konutlar için başvuruların 14 Eylül'de başlayacağını açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Trabzon'da Uzunkum Yaşam Alanı ve Millet Bahçesi fidan dikim törenine katıldı. Törene Bakanlar Uraloğlu ve Kurum'un yanı sıra Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, ilçe belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Trabzon'da Beşirli sahilindeki dolgu alanında gerçekleştirilen Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi fidan dikim töreninde konuşan Bakan Uraloğlu, projenin Trabzon'u deniziyle yeniden buluşturacağını ifade etti. Millet bahçeleri, yaşam alanları ve kentsel dönüşüm çalışmalarıyla Trabzon'un çehresinin değiştiğini belirten Uraloğlu, "Bugün burada Beşirli sahilindeki dolgu alanı üzerinde Trabzon'u deniziyle yeniden kucaklaştıracak, sahilini çağdaş, yeşil ve insan odaklı bir yaşam alanına dönüştürecek büyük bir vizyon projesi olan Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi'nin fidan dikim törenini gerçekleştiriyoruz. Trabzon'a yakışır, deniziyle bütünleşmiş, canlı bir yaşam merkezi inşa ediyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, TOKİ'miz, Trabzon Büyükşehir Belediyemiz, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz ve Karayolları Genel Müdürlüğümüzün omuz omuza yürüttüğü bu proje sadece Trabzon'un değil Doğu Karadeniz'in en güzel sahil düzenleme projelerinden biri olarak tarihe geçecek ve Trabzon'a mühür vuran bir proje olacaktır. Rabbim hayırlısıyla tamamlamayı nasip etsin" dedi. "Trabzon-Samsun arasını 2 saate düşüreceğiz" Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projesine ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, "Millet bahçeleri, yaşam alanları ve kentsel dönüşümle Trabzon'umuzun çehresi daha da güzelleşirken biz de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Trabzon'un ulaşım ve altyapısını baştan aşağı yeniliyoruz. Trabzon'umuzu, başta Karadeniz Sahil Yolu olmak üzere bölünmüş yollarla bütün Türkiye'ye bağladık. 10 gün önce Trabzon kent içi ulaşımına güçlü bir nefes aldıracak Trabzon raylı sistem hattının temelini attık. Hattımız tamamlandığında günlük 150 bin hemşerimize hizmet sunacağız. Kent içi raylı sistemle tanıştırdığımız Trabzon'umuzu hızlı tren ile tanıştıracak projemiz de hayata geçecek inşallah. Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projemiz ile Samsun'dan itibaren Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin olmak üzere tüm kentlerimizi birbirine bağlamış olacağız. Yapım çalışmalarına Kırıkkale-Çorum arasında başladık. Hattımızın devamında Havza'ya kadar uzanan güzergahta Çorum-Merzifon ve Merzifon-Havza kesimlerinin ihalelerini de gerçekleştirdik. Canı gönülden inanıyoruz ki Rabbim bu projeyi de tamamlamayı AK Partimize nasip edecek" ifadelerini kullandı. Bakan Kurum: "Uzunkum, tüm Karadeniz'in cazibe merkezi olacak" Törende konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, çeyrek asırda Trabzon'a yüzlerce eser ve hizmet kazandırdıklarını belirterek, "On binlerce ailemizi güvenli, güzel, sıcak yuvalarına kavuşturduk. Kentsel dönüşüm şehirlerimiz için beka meselesidir dedik, başta Çömlekçi olmak üzere birçok alanda dönüşüm süreçleri başlattık. İlçelerimizi bir uçtan bir uca millet bahçeleriyle donattık; son olarak da 52 bin metrekarelik Çarşıbaşı Millet Bahçemizi Trabzonlu kardeşlerimizin hizmetine sunduk. İşte bugün de muazzam bir eserin daha temelini atmak için Uzunkum'dayız. Hatırlarsınız geçtiğimiz yıl yine Uzunkum'da sizlerle buluşmuş; Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz toplu açılış töreninde, Karadeniz'in incisi Trabzon'umuza bu büyük eserin sözünü vermiştik. Hamdolsun, bir kez daha verdiğimiz sözün arkasında duruyoruz. İnanın kardeşlerim bu proje anlatmakla bitmez. Bu projeyle yaklaşık 397 bin metrekarelik alanda çalışma yürütecek, bu alanın da yarısından fazlasını yeşil alan olarak düzenleyeceğiz. Bu güzel alanda on binlerce ağacı, bitkiyi toprakla buluşturacağız. Bisiklet ve gezinti yollarıyla annelerimiz, babalarımız Karadeniz'in karşısında huzurla yürüyüş yapacak, gençlerimiz bisikletlerine binecek, spor yapacak. Karadeniz'in incisi Trabzon'umuzu ait olduğu yerle, denizle daha da yakınlaştıracağız. Bu projeyi biz; Trabzonlu kardeşlerim ve burayı ziyarete gelen misafirlerimiz rahatça denizle buluşsun, derin bir nefes alsın diye tasarladık. İnşallah burası sadece Trabzon'un değil tüm Karadeniz'in cazibe merkezi olacak. Burada vatandaşlarımıza öyle imkanlar sunacağız ki, geleceğin Trabzon'unu adeta bugünden kuracağız. Sadece bir mekandan bahsetmiyoruz. Bu devasa yaşam alanı; memleketin aşına-işine de büyük bir bereket katacak. Zaten şimdiden ustasından işçisine, esnafından nakliyecisine kadar yöre insanımıza ekmek kapısı oldu. Tesisler bitip de o güzelim sosyal alanlar, restoranlar ve etkinlik merkezleri tam kapasite açıldığında ise gençlerimize yüzlerce yeni ve kalıcı iş imkanı doğacak. Turizme katkısı olacak. Daha çok turist demek, daha çok istihdam, üretim demek. Kısacası projemiz her anlamda şehrimize bolluk, bereket getirecek" dedi. "Uzunkum Yaşam Alanımızı 2027 yılının Ekim ayında tamamlayarak, hizmete sunacağız" "Karadeniz olur da su sporları olmaz mı elbette olacak" diyen Bakan Kurum, "Projemiz kapsamında kayıkhanesi, restoranı ve çok amaçlı salonuyla hizmet verecek bir de Yelken Kulübü de inşa ediyoruz. Belki bugün aramızda bulunan bir evladımız burada yelken sporuyla tanışacak yarın ay-yıldızlı bayrağımızı uluslararası müsabakalarda dalgalandıracak. Engelli vatandaşlarımızdan, toplu taşımayı kullanan kardeşlerimize kadar hiç kimse ulaşım sorunu, park yeri derdi yaşamayacak. Toplamda 790 araçlık otopark ile yaşam alanımızın erişimi de, ulaşımı da, konforlu olacak. Her zaman olduğu gibi bu projemizde de hayırlı işlerde acele edeceğiz. İnşallah TOKİ'mizle Uzunkum Yaşam Alanımızı 2027 yılının Ekim ayında tamamlayarak, siz Trabzonlu kardeşlerimizin hizmetine sunacağız" şeklinde konuştu. "Trabzon'umuzu atık yönetiminde Karadeniz'e örnek olacak bir şehir haline getireceğiz"Trabzon'un atık meselesini kökten çözeceklerini vurgulayan Bakan Kurum, "Hazır bugün Trabzon'umuzun geleceğini konuşuyorken, sizlerle iki büyük adımımızı daha paylaşmak istiyorum. Trabzon'un atık meselesini kökten çözecek, atığı enerjiye dönüştürecek büyük bir yatırımı şehrimize kazandırıyoruz. Trabzon'umuzun ve bölgemizdeki belediyelerin atıklarını modern yöntemlerle yönetecek, günlük yaklaşık bin ton kapasiteli Atıktan Enerji Üretim Tesisi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu tesisle çöpü yük olmaktan çıkaracağız, enerjiye dönüştüreceğiz. Depolama alanlarının üzerindeki baskıyı azaltacağız. Trabzon'umuzu atık yönetiminde Karadeniz'e örnek olacak bir şehir haline getireceğiz. Ama bir büyük adımımız daha var. Bu kez doğrudan Karadeniz'imiz için, denizimizin geleceği için harekete geçiyoruz. Ortahisar ve Yomra'da yaşayan yaklaşık 1 milyon hemşehrimize hizmet edecek, günlük 200 bin metreküp kapasiteli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi'ni Trabzon'umuza kazandırıyoruz. Bu yatırımla Trabzon'un arıtma meselesini köklü biçimde çözeceğiz. Atık suların denizimizde oluşturduğu baskıyı azaltacağız. Karadeniz'imizi daha temiz, kıyılarımızı daha sağlıklı, Trabzon'umuzu daha yaşanabilir hale getireceğiz" diye konuştu. "20 yılda ayağa kalkmaz dedikleri şehirlerimizi ayağa kaldırdık"Bakan Kurum, Trabzon'u Türkiye Yüzyılı'na yakışan yeşili, denizi, dirençli yapıları ve güçlü altyapısıyla geleceğe taşımayı hedeflediklerini belirterek, "Bizim attığımız her adımda, yaptığımız her projede tek gayemiz milletimizin duasını almaktır. En büyük hedefimiz, Trabzon'umuzu Türkiye Yüzyılı'na yakışan yeşiliyle, deniziyle, dirençli yapılarıyla ve güçlü altyapısıyla geleceğe taşımaktır. Dün olduğu gibi bugün de Cumhurbaşkanımızın gösterdiği tarihi liderlikle, Cumhur ittifakımızın kararlı iradesiyle, sizlere hizmet taşımaya devam edeceğiz. Trabzon için, siz Trabzonlu kardeşlerimiz için ilk günkü aşkla durmadan, dinlenmeden yorulmadan, çalışacağız. 81 ilimizde de bu anlayışla varız. Her ilimizin ihtiyacına göre adımlar atıyor, milletimizin hizmetine sunuyoruz. Üstelik bunları yaparken bir yandan da afetlerimizin yol açtığı yıkımları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. 6 Şubat'ı hatırlayın. Bu topraklar asrın en büyük felaketini yaşadı. 11 ilimiz yıkıldı, binlerce kardeşimizi kaybettik. Devlet millet el ele verdik, ayağa kalkmasını bildik. Sizler Trabzon'dan koştunuz; Van, İzmir, Edirne tek yürek olduk. Ne gerekiyorsa yaptık. Birileri vatandaşımızın bu duygularını istismar etmeye çalıştı, yardımlar topladı, devlete alternatif kampanyalar üretti. Şimdi görüyorsunuz değil mi? İnsanların masum duygularıyla, sadece bir yardım ulaştırmak için verdiği paralar nerelere harcanmış? Verilen yardımlar depolarda nasıl çürütülmüş? Biz o gün bu devlet enkaz altında kalır diyenlere aldırmadan çalıştık. Ve geldiğimiz noktada gerçekler gün gibi ortadadır. Kalıcı çözüm üreten, milletinin yanında olan devlettir. 20 yılda ayağa kalkmaz dedikleri şehirlerimiz ayağa kaldıran, 455 bin konutu yapan Cumhurbaşkanımızdır" ifadelerini kullandı. İstanbul'da 15 bin kiralık konut için başvurular 14 Eylül'de başlıyorİstanbul'da 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutun vatandaşların hizmetine sunulacağını ifade eden Kurum, kiralık konutların Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar, Maltepe, Tuzla, Kartal, Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Güngören ve Arnavutköy ilçelerinde yapılacağını kaydetti. Bakan Kurum, "Milletimiz Cumhurbaşkanımıza inandı, güvendi. Biz de bu güveni boşa çıkarmadık. Bu devlet yaptı. Bu millet başardı. Türkiye başardı. Şimdi de asrın inşası başarımızı 81 ile taşıyoruz. Biliyorsunuz, "Ev Sahibi Türkiye" diyerek 81 ilimizde 500 bin sosyal konut hedefimiz için kuralarımızı çektik, temellerimizi attık. Trabzon'umuza da 2 bini Ortahisar'ımızda olmak üzere 3 bin 734 yuvamızı hızla inşa ediyoruz. Ama bu projemizde bir de kiralık konutlarımız var. Sosyal konut hamlemizin yanında ilk kez İstanbul'da başlatacağımızı duyurduğumuz kiralık konut projemizde de çalışmalarımızı tamamladık. İstanbul'da inşa edeceğimiz 100 bin sosyal konuta ek olarak, 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. TOKİ'miz tüm hukuki altyapıyı hazırladı, takvimimizi adım adım belirledik. Şimdi detayları açıklıyorum. Kiralık konutlarımızı Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar bulunacak. Maltepe, Tuzla, Kartal Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Güngören, Arnavutköy'de planladık. Evlerimizi 3 yıllığına kiralayacağız. 3 yılın ardından yeni hak sahiplerini yine kura ile belirleyeceğiz. 18 yaşını tamamlamış, evli, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, aylık hane geliri 100 bin liradan az olanlar kampanyadan faydalanabilecek. Burada başvuracak kişinin en az 1 yıl İstanbul'da ikamet ediyor olması şartını arayacağız. Yine üzerinde tapuda kayıtlı konutu olmaması da şartlarımızdan. Gelelim fiyatlara. İlçelere göre kiralar ne kadar hepsini çıkardık ve vatandaşlarımızın konuta ulaşımını kolaylaştırmak, piyasayı dengelemek adına da 4 ayrı büyüklükteki evlerimizi, piyasa rayiçlerinin çok altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız. 1+1 konut için 10 bin lira, 2+1 konut için 12 bin liradan başlayan tutarlar belirledik. 3+1 konutlar 15 bin 4+1 konutlar ise 18 bin liradan başlayan fiyatlarla kiralanacak. Hiç vakit kaybetmeyeceğiz. 14 Eylül‘de başvuruları alacağız. Hemen hak sahiplerini tespit edeceğiz. Cumhurbaşkanımızla birlikte ilk bin 71 kiralık konutumuzun anahtarlarını Ekim ayı içerisinde teslim edeceğiz. Bu adımımızla zaten düşme seyrine giren kira fiyatlarını inşallah daha da düşüreceğiz. Kimsenin barınma kaygısı çekmediği, yuvaların huzurla dolduğu bir Türkiye için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

Sosyal kiralık konut başvuruları 14 Eylül’de başlayacak Haber

Sosyal kiralık konut başvuruları 14 Eylül’de başlayacak

TOKİ'nin kira artışlarını dengelemek ve dar gelirli vatandaşların uygun fiyatlı konutlara erişimini kolaylaştırmak için hayata geçireceği kiralık sosyal konut projesinde başvurular 14 Eylül'de başlayacak. Projeye hiç evi olmayan ve belirlenen gelir seviyesini aşmayanlar başvuru yapacak. TOKİ'nin İstanbul'da hayata geçireceği 15 bin kiralık konut projesinde başvuru tarihini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından 14 Eylül olarak açıklamıştı. Sosyal konut hamlesinin yanı sıra kiralık konut adımıyla da vatandaşların yanında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı, İstanbul'da inşa edilecek 100 bin sosyal konut satışına ilave olarak 15 bin kiralık konutun vatandaşların kullanımına sunulacağını bildirdi. Kiralık konutlar için başvuruların 14 Eylül itibarıyla alınmaya başlayacağını duyuran Erdoğan, çekilecek kura ile ilk bin kiralık konutun hak sahiplerine belirleneceğini ve bu evlerin piyasa rayiçlerinin oldukça altında bedellerle vatandaşlara kiralanacağını vurguladı. Kiralık sosyal konut projesinde ilk etapta bin 71 konut 3 yıl süre ile belirtilen şartlara uyan 18 yaşından büyük evli T.C. vatandaşlarına kiralanacak. Hak sahipleri noter huzurunda yapılacak kura ile belirlenecek. Kiralık konut için kura Ekim 2026'da çekilecek. Bölgedeki piyasa rayiçlerinin altında kiralanacak konutlarda vatandaşlar üç yıl boyunca oturabilecek. Konutların, Avrupa Yakası'nda Başakşehir, Gaziosmanpaşa ve Beyoğlu'nda, Anadolu Yakası'nda ise Ataşehir, Sancaktepe, Üsküdar gibi ilçelerde inşa edileceği öğrenildi. Başvurular e-Devlet kapısı üzerinden ve yetkili banka şubeleri alınacak. Projeye hiç evi olmayan ve belirlenen gelir seviyesini aşmayanlar başvuru yapacak. Memurlar, emekliler, engelliler ve evi dönüşüme girecek vatandaşlar için kontenjan ayrılması planlanıyor. 1+1, 2+1 ve 3+1 tipindeki dairelerde kiraların piyasa rayicinin yarısı kadar olacağı belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Kabinenin 71. toplantısını tamamladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokakların daha emniyetli hale getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettiklerini belirtti. Erdoğan, ayrıca toplantıda vatandaşların refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldıklarını da açıkladı. "Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet’e atlayan tarih okumalarını kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz" Kendilerinin tarihine sırt çeviren değil, ‘Mazisi olmayanın istikbali olmaz’ düsturuyla hareket eden bir kadro olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyetini bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sari köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkârcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet’e atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar Türkiye’yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan, ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir. Tek parti döneminde bu tarz projeler uygulanmak istenmiştir. Ama milletimizi ruh kökünden koparmaya amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz" diye konuştu. "Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız" MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ve başka parti liderlerinin katılımıyla Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünü kutladıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Malazgirt’ten verdiğimiz mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördük. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz. Türkiye hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır, olmaya da devam edecektir. Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine, içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. "(Girne’deki gemi kazası) 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz" Girne açıklarında gerçekleşen gemi kazası ile ilgili de konuşan ve son durum hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladık. Girne’den Taşucu’na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti, 14 kardeşimiz ise halen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile iş birliği içerisinde hâlihazırda 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dahil 8 mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci resmî kurumlarımızca yakından takip edilmektedir. Aynı şekilde 2 Eylül’de Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama kurtarma çalışmalarımızla devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum" ifadelerini kullandı. "Dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz" Türkiye’nin tarihî ve kültürel birikimiyle, büyük iktisadi ve beşeri potansiyeli ile dünyada yıldızının giderek parlayan bir ülke olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihî bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlar arası yakınlaşmanın, ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir. Teşkilat, 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisi ile çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek’te icra edilen Liderler Zirvesi’ne iştirak ederek bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye’nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler’in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık" Geride kalan haftada ekonomiye dair önemli verilerin açıklandığını hatırlatan ve bu konuda değerlendirmede bulunan Erdoğan, "İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının ilk 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum" dedi. "İsrail’in tertip ve tahrikleri ile başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir" Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerinin tüm dünya gibi Türkiye’de de hissedildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika dahil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihî seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm çözülmedikçe petrol fiyatlarındaki artışların herkesi zorlamaya devam edeceği anlaşılıyor. Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: İsrail’in tertip ve tahrikleri ile başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş Körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad Mutabakatını akim bırakan da yine İsrail’in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız Orta Vadeli Program bunun en son örneğidir" ifadelerini kullandı. "Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız" Orta Vadeli Program ile gelecek üç yıla ait yol haritasının kamuoyuyla paylaşıldığını söyleyen Erdoğan, "Orta Vadeli Program’la tarım ve sanayi sektörleri ile turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin arttırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Aynı şekilde enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını arttıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye, Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makroekonomik rotasını belirleyen Orta Vadeli Program’ın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor, programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu. "190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz" Bugünkü Kabine Toplantısında 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 Zirvesi’nin ele alındığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP31’e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttüğümüz hazırlıklar devam ediyor. Organizasyonu toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya Expo alanında gerçekleştireceğiz. Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya’mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ’mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık. Tüm bunlar elbette sadece COP31 için yapılmadı. Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek ama bu yollar, bu yatırımlar, işte Ankara’da olduğu gibi milletimize kalacak. Milletimiz tarafından uzun yıllar kullanılacak. Expo alanı yenilenmiş haliyle Antalya’nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya’mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190’dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz" Kabine Toplantısında görüşülen bir diğer konunun ‘Kiralık Konut’ projesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye’ diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kurallarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibarıyla anahtarlarımızı teslim etmeye başlayacağız. Tabii bu proje kapsamında bir de Kiralık Konut projemizi açıklamıştık. İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül’de almaya başlıyoruz. İnşallah ekim ayında ilk 1000 kiralık konutun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleri ile vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız" dedi. "Bu yıl sonu bitmesi planlanan ’Yarısı Bizden’ projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz" ‘Yarısı Bizden’ kampanyasıyla İstanbul’daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırdıklarını da söyleyen Erdoğan şöyle devam etti: "Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına, 435 bin 683 bağımsız bölümün de yapım süreçlerini başlattık. Yıl sonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul’daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız. Burada İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yıl sonu bitmesi planlanan Yarısı Bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız Yarısı Bizden kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı uğurlu olsun diyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak dün akşam oynanan final müsabakasında İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste 2. defa Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nı tebrik etti. 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının öğrencilere, ailelere, hocalara hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızın da altını çizerek ifade etmek istiyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı (OVP) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasının ortaya konulduğu toplantıda büyüme, enflasyon, istihdam, bütçe dengesi ve cari açık başta olmak üzere temel makroekonomik hedefler kamuoyuyla paylaşıldı. Yılmaz, burada programın detaylarına ilişkin gerçekleştirdiği sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yılmaz, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasından ibaret olmadığını belirterek, para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü politikaların da devreye alınacağını söyledi. Yılmaz, 2027’de yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara daha hassas yaklaşılacağını, gıda arzını artırmak için sulama yatırımları başta olmak üzere gerekli tüm politika araçlarının kullanılacağını ifade etti. "Önümüzdeki dönemde sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız" Konut, arz yönlü politikaların da önemine değinen Yılmaz, "Deprem konutlarının bitmesiyle deprem alanlarında kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördük. Merkez Bankamızın da bir güzel çalışması vardı. Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalarda teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut başladı biliyorsunuz ama bu süreci önceliklendiriyoruz. Bütçemizden de destek veriyoruz. Bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri, gelirleri oluşturmaya kararlıyız" diye konuştu. Yenilenebilir enerji ve demiryolu yatırımlarıyla üretim ve lojistik maliyetlerinin düşürüleceğini ifade eden Yılmaz, para, maliye ve arz yönlü politikaların bütüncül şekilde sürdürüleceğini söyledi. "Savaşların enflasyona daha fazla etki etmesinin nedeni atalet" Yılmaz, ‘bölgedeki savaşlardan Türkiye’nin neden diğer ülkelerden daha fazla etkilendiği’ ise, "Atalet dediğimiz bir şey var. Geçmişten gelen yüksek bir enflasyon oranınız varsa, bu belli oranda ne yaparsanız yapın yansıyor. Daha düşük bazla bu sürece girenlerle daha yüksek enflasyonla girenler aynı şekilde etkilenmiyorlar. Belki yüzdelik oran olarak benzer şekilde etkilenebilirler ama o geçmişin getirdiği atalet var. Belki puan olarak yüksek gelmeyebilir ama geçmişe oransal baktığınız zaman ciddi bir etkilenme olduğunu görüyorsunuz" yanıtını verdi. "Savaşın etkisi olmasa bugün 31 buçuktan değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık" Enflasyonla mücadelenin uzamasına ilişkin konuşan Yılmaz, dış konjonktürün burada etkili olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik." "Gelecek dönemde programda revizyonlar olabilir" Gelecek dönemde programda revizyon yapılıp yapılamayacağına dair de değerlendirmede bulunarak, "Elbette olabilir. Bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye’ye özgü bir şey de değil. Uluslararası kuruluşların tahminleri de bizden daha çok revize ediyorlar. Yıl içinde defalarca revize eden kurumlar oluyor, ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştirmemeli. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz. Sanayiyi bu dönem daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın, ülkemizin geldiği şartlara göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Programımızın ana çerçevesi belli. Fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye. Bu artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, 2027 enflasyon hedeflerinin savaşlar ve dış konjonktürdeki olumsuzluklar dikkate alınarak daha gerçekçi ve ihtiyatlı belirlendiğini ifade ederek, hedeflenen oranın üzerine çıkmayı değil, daha iyi bir performans göstermeyi hedeflediklerini söyledi. "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz" Yılmaz, 2027-2029 döneminde 2,1 milyon kişilik istihdam artışı öngördüklerini belirterek, bunun yıllık yaklaşık 700 bin kişiye karşılık geldiğini ve tarihi ortalamalarla uyumlu olduğunu söyledi. Yılmaz, büyümenin yanı sıra iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla bu hedefe ulaşılacağına inandıklarını ifade etti. İşsizlik hesaplamalarına yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Yılmaz, "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. Eurostat’ın yöntemi neyse, Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’ndeki yöntem neyse TÜİK de o yöntemle hesaplıyor. Bir insan iş aramıyorsa işsiz olarak sınıflandırılmıyor. Dünyada böyle, biz de böyleyiz. Atıl iş gücü ise potansiyel iş gücü ve zamana bağlı eksik istihdamdan oluşuyor. İş aramayan ancak uygun bir iş olduğunda çalışacağını belirtenler potansiyel iş gücünde, daha fazla çalışmak isteyenler ise zamana bağlı eksik istihdam kapsamında atıl iş gücüne dahil ediliyor. Bunu azaltmaya yönelik politikalar ortaya koymuş durumdayız. Genç nesillere emeğin değerini çok iyi anlatmamız lazım. Maalesef iş gücü piyasalarına gelmeyen, çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu görüyoruz. Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar bunu güçlendirmekle mümkün olabilir" dedi. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ekonomiye etkisine de değinen Yılmaz, terörün Türkiye’ye uzun vadeli ekonomik maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu belirtti. Yılmaz, terörün sona ermesiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tarım, hayvancılık, turizm ve yatırımların olumlu etkileneceğinin de altını çizerek, güvenliğin sağlanmasıyla sermaye ve nitelikli insanın bölgeye yönelmesinin ekonomik büyümeyi destekleyeceğini ve Türkiye’nin daha güçlü hale geleceğini ifade etti. "Programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık" OVP’nin hazırlanmasında seçim takviminin nasıl değerlendirildiğine ilişkin soruya da yanıt veren Yılmaz, "Biz bu programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık. 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim var biliyorsunuz. Burada spekülatif bir varsayım içinde olmadık. Bu konular Meclisimizin karar vereceği konular. Seçimi biraz daha öne alacaksa o Meclis’in takdirinde. Bizim şimdiden bir varsayım yapmamız doğru olmaz diye düşündük. Ancak şunu da ifade etmek isterim. Ekonominin amacı ne? Niye yapıyoruz bütün bunları? Rakamlar büyüsün diye mi yapıyoruz? Hayır. Ekonominin amacı insanın, toplumun refahını iyileştirmektir. Bütün ekonomik politikalarımızın amacı budur. Başka da bir amaç koymak doğru değil. Ekonominin en büyük amacı da insana hizmet etmek. Dolayısıyla biz AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman insan odaklı bir kalkınmadan, ekonomiden yana olmuştur. Bu bütçelerimizi hazırlarken biz de elbette bunu gözetiyoruz. Geniş toplumsal kesimlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini gözetmeyen bir siyasetin hiçbir şekilde geçerliliği olamaz. Dolayısıyla geniş toplumsal kesimlerin beklentilerini, taleplerini elbette görüyoruz, gözetiyoruz" açıklamasında bulundu.

Başkan Taban yerel basınla buluştu Haber

Başkan Taban yerel basınla buluştu

İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl basın temsilcileriyle bir araya geldi. Gündeme dair değerlendirmelerin yapıldığı buluşmada, basın mensuplarının soruları da yanıtlandı. Belirli aralıklarla İnegöl’deki yerel basın mensuplarıyla bir araya gelen Belediye Başkanı Alper Taban, bu sabah basın mensuplarıyla buluştu. Geçtiğimiz hafta kutlanan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kapsamında planlanan buluşmada hem gündeme dair değerlendirmeler yapıldı hem de İnegöl Belediyesi’nin projeleri paylaşılarak değerlendirmeler yapıldı. İnegöl ve Bursa Büyükşehir belediyesi Asfalt programını hazırladı Sohbet havasında gerçekleşen buluşmada, Başkan Alper Taban Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde sürdürülen altyapı ve üstyapı çalışmalarına değindi. Vatandaşların beklentileri doğrultusunda Büyükşehir Belediyesi ile yapılan istişare ve koordinasyonun sağlıklı şekilde sürdüğünü kaydeden Taban, "Vatandaşlarımız asfalt bekliyor, üstyapı çalışmalarının tamamlanmasını bekliyor. Biliyoruz. Bu doğrultuda Büyükşehir Belediyemiz asfalt uygulamasında önceliği Kozluca ve civarına verecek. 10 güne kadar burada çalışmalar başlayacak. 2. sırada da Karalar yolu asfalt uygulaması bulunuyor. Ertuğrulgazi Mahallesi, Akhisar, Cumhuriyet ile birlikte; Fatih, Mahmudiye ve Turgutalp Mahallelerimizde belirli noktalarda asfalt uygulaması olacak. Sathi kaplama ise şu an Büyükşehir Belediyesi ve BUSKİ tarafından; Turgutalp, Fevziye, Elmaçayır, Paşaören bağlantı yolları, Eymir Mahallesi, Çiftlik Mahallesi ile Fatih Mahallesi Sönmez Sokakta planlanıyor. İnegöl Belediyesi olarak biz de Yenice, Turgutalp, Kemalpaşa, Süleymaniye Mahallelerinde asfalt çalışma programımızı hazırladık. Ertuğrulgazi, Akhisar ve Cerrah Mahallelerimizde de sathi kaplama uygulamalarımız olacak" dedi. Şehrin dört bir yanında projeler yükseliyor Alper Taban, İnegöl Belediyesi’nin öne çıkan projelerine de değindi. Alanyurt’ta meydan projesinin tamamlandığını hatırlatan Başkan Taban, "Yine Alanyurt Yüzme Havuzu projemiz devam ediyor. Bursa-Ankara karayolunda Ağaç İşleri Kavşağımız hizmete girdi, Şehitler Kavşağı ulaşıma açıldı, yan bağlantı yollarında çalışmalar sürüyor. Kanal İnegöl-2 projesini hayata geçiriyoruz. DSİ’nin destekleriyle dere ıslah çalışmaları başladı. Botanik Nikah ve Etkinlik Salonları Projesinde çalışmalar sürüyor 2027 yılı yaz sezonuna yetişecek inşallah. Alternatif toplu ulaşım çalışmaları kapsamında ilk metrobüs hattı deneme sürüşünü gerçekleştirdik. Kanal İnegöl’de Gastro Kafe hizmet vermeye başladı. KYK Erkek Öğrenci Yurdu yapımında sona gelindi. Millet Bahçesinde çalışmalar sürüyor. TOKİ 4. Etap inşaat çalışmaları sürüyor. 5. Etapta 500 bin sosyal konut projesi kapsamında İnegöl’e 4 bin konut yapılacak. Hamzabey Kıyı Şeridi projesi çalışması devam ediyor. Akhisar Kapalı Spor Salonu hizmete girdi. Hayvan Pazarı GES projesi geçen yıl tamamlandı. Yeni Şehrimize yeni Nöbetçi Kitaphaneler kazandırıyoruz. Kuzey çevre yolu çalışmalarımız devam ediyor. Yeni stadyum için de protokol imzalandı" dedi. Kentsel dönüşüm çalışmaları sürüyor Dönemin en öne çıkan çalışmalarının kentsel dönüşüm uygulamaları olduğuna da dikkat çeken Taban, "Turgutalp Kentsel Dönüşüm Projesinde 2. ve 3. etaplarda zemin iyileştirme çalışmaları sürüyor. Bu çalışmaların tamamlanmasının hemen ardından temel aşamasına geçilecek. Alanyurt Kentsel Dönüşüm Ofisimizi açtık. Orada da süreci başlattık vatandaşlar görüşmelerimiz yapılıyor. Burası toplam 90 hektar alan, Alanyurt’un yüzde 17’sini kapsıyor. Turgutalp Kentsel Dönüşüm Projesinin 6 katı büyüklüğünde. Ayrıca merkezde de yine Ek Hizmet Binası Dönüşüm Projesi için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Projelerin yanı sıra rutin belediyecilik çalışmalarına ilişkin de bilgiler veren Başkan Taban, basın mensuplarının gündeme ve projelere dair sorularını da yanıtladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.