Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sonbahar

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sonbahar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sonbahar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuğunuzun öksürüğü geçmiyorsa sebep yatağı olabilir Haber

Çocuğunuzun öksürüğü geçmiyorsa sebep yatağı olabilir

Sonbaharla birlikte havaların serinlemesi ve nem oranının artması, ev tozu akarlarına bağlı alerjik belirtileri de belirginleşmesine neden olabiliyor. Özellikle kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesiyle birlikte burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma ve burun kaşıntısı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Çocuklarda ise bu şikayetlere uzun süren öksürük ve hırıltı eşlik edebiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serdar Al, ev tozu akarlarının özellikle İstanbul gibi nem oranının yüksek olduğu bölgelerde sık görüldüğünü belirterek, belirtilerin özellikle sonbahar aylarında artabileceğine dikkat çekti. Evimizin içinde gözle göremediğimiz ancak çocuklarda alerjik şikayetleri tetikleyebilen mikroskobik canlılar bulunuyor. Ev tozu akarları; özellikle yatak, yorgan, yastık, koltuk ve kanepelerde yoğunlaşabiliyor. Sonbaharla birlikte nem oranının yükselmesi ve kapalı alanların daha az havalandırılması ise bu canlılara bağlı alerjilerin belirginleşmesine neden olabiliyor. Burun akıntısı, tıkanıklık ve hapşırmanın yanı sıra haftalarca geçmeyen öksürük ve hırıltı da ev tozu akarı alerjisinin habercisi olabiliyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serdar Al, özellikle yatağa girildiğinde artan şikâyetlerin ev tozu akarı alerjisi açısından önemli bir ipucu olduğunu belirtti. Bir gram tozda binlerce ev tozu akarı bulunabiliyor Ev tozu akarlarının gözle görülemeyecek kadar küçük mikroskobik canlılar olduğunu belirten Doç. Dr. Serdar Al, bu canlıların özellikle kapalı alanlarda yaygın olarak bulunduğunu söyledi. Ev tozu akarlarının dışkısı, tükürüğü, idrarı ve kendilerinin de alerjik reaksiyonlara neden olabildiğini ifade eden Doç. Dr. Al, "Elektrik süpürgesiyle alınan tozların bir gramında yaklaşık 20 bin tane toz akarı olabiliyor" dedi. İstanbul’da nem seviyesinin yüksek olması nedeniyle ev tozu akarı alerjisini sık gördüklerini belirten Doç. Dr. Al, özellikle eylül ayından itibaren nemin artması ve evlerin daha az havalandırılmasıyla birlikte şikâyetlerin belirginleşebildiğini kaydetti. Gece ve sabah öksürüğüne dikkat Ev tozu akarına bağlı alerjilerde en sık görülen belirtilerin burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma ve burunda kaşıntı olduğunu belirten Doç. Dr. Al, bazı çocuklarda bu tablonun astımı da tetikleyebildiğini söyledi. Özellikle gece, yatağa yatarken veya sabah uyandığında ortaya çıkan öksürüğün önemli bir belirti olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Al, koşarken, gülerken veya ağlarken ortaya çıkan öksürüğün de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Alerjik çocuklarda öksürüğün normal enfeksiyon öksürüğünden daha uzun sürebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Al, "Grip gibi enfeksiyonlarda öksürükler 5-7 gün sürerken, alerjik çocuklarda bir ayı, bir buçuk ayı, hatta iki ayı bulabiliyor" dedi. Bazı çocuklarda hışıltı ve ötme sesi şeklinde solunum seslerinin de görülebileceğini belirten Doç. Dr. Al, bu belirtilerin astım açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ev tozu akarları yatak ve koltuklarda birikebiliyor Ev temizliğinin alerjenlerin azaltılması açısından önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Al, özellikle HEPA 13 filtreli elektrik süpürgelerinin ev tozu ve toz kalıntılarının toplanmasında fayda sağlayabildiğini ifade etti. Ev tozu akarlarının insanların ve diğer canlıların deri parçalarıyla beslendiğini belirten Doç. Dr. Al, bu nedenle yatakların akarların en fazla bulunduğu alanlardan biri olduğunu söyledi. Uzun süre kullanılan koltuk ve kanepelerde de akarların birikebildiğini belirten Doç. Dr. Al, yün, kuş tüyü ve kaz tüyü gibi hayvansal kaynaklı organik materyallerden üretilen yatak, yorgan ve yastıklarda da akarların fazla bulunabildiğine dikkat çekti. Özellikle yatağa yatıldığında şikâyetlerin artmasının ev tozu akarı alerjisi açısından önemli bir ipucu olabileceğini belirtti. Alerji aşısıyla şikayetler kontrol altına alınabiliyor Ev tozu akarı alerjisinde belirtileri azaltmaya yönelik tedavilerin yanı sıra alerjen immünoterapisinin de uygulanabildiğini belirten Doç. Dr. Al, yaklaşık 100 yıldır kullanılan alerji aşısının çocuklarda da etkili bir tedavi seçeneği olduğunu söyledi. Uygulamanın alerji doktorlarının kontrolünde yapılması gerektiğini ifade eden, iğne sonrasında yaklaşık 30 dakika gözlem yapılmasının önemine dikkat çekerek, nadir de olsa anafilaksi gibi ciddi alerjik reaksiyonların görülebileceğini belirtti. Alerjen immünoterapisinin alerjik burun şikâyetlerini ve astımla ilişkili belirtileri azaltabildiğini, ev tozu akarı alerjisinin uzun vadede kontrol altına alınmasına katkı sağlayabildiğini kaydeden Doç. Dr. Al, tedavinin yaklaşık 4 yıl boyunca aylık enjeksiyonlar şeklinde uygulanabildiğini söyledi. Çocuklarda tedaviye yanıt oranlarının yüzde 90’ın üzerinde olabildiğini belirten Doç. Dr. Al, ev tozu akarı alerjisi belirtileri bulunan çocukların ve yetişkinlerin alerji hekimlerine başvurmalarının önemli olduğunu vurguladı.

Sonbahar enfeksiyonuna dikkat Haber

Sonbahar enfeksiyonuna dikkat

Güneşin etkisini kaybetmeye başladığı ve sıcaklığın bir yükselip bir azaldığı sonbahar aylarında enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığı arttığını belirten Op. Dr. İdil Öztürk, sonbaharın solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin oluşturduğunu söyledi. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının, doktora başvurmanın önde gelen sebepleri arasında yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, "Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırlıyor. Zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına neden oluyor" diye konuştu. Kalabalık ortamlar risk Enfeksiyona yatkınlığı artıran unsurları da anlatan Öztürk, "Alerjik bünyeye sahip olma, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar nedeniyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler de üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artırır. Bu hastalıklar mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülürler. Damlacık enfeksiyonu biçiminde ortaya çıkarlar, yani yakın mesafeden konuşma, öpme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşmalarını kolaylaştırır. yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de bulaşır" ifadelerini kullandı. En sık görülen enfeksiyonlar Erişkinlerde sık olarak görülenlerden üst solunum yolu enfeksiyonlarını sıralayan Op. Dr. İdil Öztürk, "Bunlardan birincisi nezle, ikincisi grip enfeksiyonudur. Bunların yanında orta kulak iltihabı da en sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarındandır" diye konuştu. Op. Dr. İdil Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarını şöyle sıraladı: "Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Soğuk mevsimlerde daha sıktır. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. 5 yaşın altındaki çocuklar yılda ortalama 8-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir. İnfluenza virüslerinin yol açtığı üst solunum yolu enfeksiyonudur. Virüsün 3 tipi vardır. Tip A insanlar, domuzlar ve kümes hayvanlarında, Tip B sadece insanlarda hastalık yapar. Tip C ise insanlarda çok hafif belirtilere yol açar. Sıklıkla ani başlayan yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotik verilmez ancak orta kulak iltihabı, sinüzit, zatürre gibi ikincil enfeksiyon, komplikasyon olarak eklenmiş ise antibiyotik kullanılır. Yutak ve bademciklerin ani başlayan enfeksiyonudur. Virüs veya bakteriyel kaynaklı olabileceği için etkene göre tedavi metodu değişiklik gösterir. Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay asındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Yine sıklıkla viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Vira enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir." KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Öztürk, söz konusu bu üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için hijyene ve el yıkamaya özen gösterilmesi, kalabalık ortamlardan uzak durulması, kalabalık ortamların sık sık havalandırılması, hasta kişilere mümkünse maske taktırılması ve fazla yaklaştırılmaması, yaşa uygun ve dengeli beslenilmesi, mevsime uygun giyinilmesi gerektiğini söyledi.

Sonbaharda göz hastalıklarına dikkat Haber

Sonbaharda göz hastalıklarına dikkat

Hassas bir mevsim olan sonbahar göz sağlığını etkileyebildiğini belirten uzmanlar, bu mevsimde göz sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar olduğunu söyledi. Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, yazdan yorgun çıkan gözlerin sonbaharda olumsuz etkilendiğini belirterek gözleri korumanın yollarını anlattı. Göz sağlığında alınması gereken tedbirler hakkında bilgi veren Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İpçioğlu, göz nezlesine yakalanmamak için toplu taşıma araçlarında dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Göz sağlığını koruyucu önlemler alınabileceğini aktaran İpçioğlu, "Bu mevsimde kalabalık yerlerde, özellikle otobüs, tramvay gibi toplu taşıma araçlarında dikkatli olunmalı. Gözde en ufak bir bulgu olduğunda kızarıklık, kaşıntı, çapaklanma gibi mutlaka göz hekimine başvurulmalıdır. İlaçlarımızı özenle kullanmalı, tedavimizi yarım bırakmamalıyız" dedi. Ofis çalışanları için öneriler Ofis çalışanlarında görülen göz problemleri hakkında da bilgi veren Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Çalışanlarda görülen ciddi problem günümüzde monitör hastalığıdır. Hepimizin hayatında bilgisayar çok önemli bir yer tutar. Yoğun klima kullanımı ofis çalışanlarında göz sağlığını ciddi derecede etkiliyor ve kişinin bir göz hastalığı varsa bunu tetikleyebiliyor. Özellikle klimalı ortamlarda göz kuruluğuna yönelik nemlendirici damla kullanılabilir. Düşük derecede olsa sürekli bilgisayara bakan kişilerde gözlük kullanımı yine faydalı olabilir" şeklinde konuştu. Güneş gözlüğü kullanımı şart Sonbahar aylarında güneş ışınlarının göze direkt temasının göz sağlığına olumsuz etki edeceğini söyleyen İpçioğlu, "Sonbahar ayı da olsa güneş gözlüğü kullanılmasını şiddetle tavsiye ediyoruz. Özellikle araç kullananların güneş gözlüğü kullanmaları gerekiyor. Güneşli bölgelerde, güneşli ülkelerde güneş gözlüğü kullanımını şiddetle tavsiye ederim. Özellikle güneş gözlüğü Güneydoğu, Doğu Anadolu Bölgesi gibi dört mevsim güneş alan yerlerde güneş ışınlarının daha dik gelmesi nedeniyle özellikle araç kullanan kişilerde, açık havada çalışan kişilerde önerilir. Kışın açık havada çalışanlar ve araç kullananlara güneş gözlüğü kullanımını tavsiye edebiliriz" dedi.

Gribi hafife almayın! Haber

Gribi hafife almayın!

Uzman Dr. Murat Yaycı,grip tanısı konulan ya da gripten şüphelenilen durumlarda erken dönemde antiviral tedaviye başlamanın, hastalığın kontrol altına alınmasında büyük önem taşıdığını söyledi. Yaycı, “Özellikle kış ve ilkbahar aylarında grip vakaları yaygınlaşıyor. Tedavinin gecikmesi veya hiç uygulanmaması halinde grip hastalığı ağır ve komplike bir seyir izleyebilir. Bu konuda toplumun bilinçli ve dikkatli olması gerekiyor” dedi. Üst solunum yollarını; influenza, rinovirüs, parainfluenza, RSV, adenovirüs, insan koronavirüsleri ve SARS-CoV-2 gibi virüslerin etkilediğine dikkat çeken Murat Yaycı, “Bu etkenlerin çoğu, öksürük ve hapşırma sırasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla bulaşıyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının büyük bir kısmı viral kökenli ve bulaş yolları benzerlik gösteriyor” ifadelerini kullandı. İnfluenza virüsüne bağlı gripte, antiviral tedavi seçenekleri mevcut İnsanlarda grip hastalığına; İnfluenza A ve İnfluenza B olmak üzere iki ana influenza tipinin neden olduğunu belirten Dr. Murat Yaycı şu bilgileri verdi: “İnfluenza A genellikle sonbahar sonu ve kış aylarında daha sık görülürken, İnfluenza B’ye çoğunlukla ilkbahar döneminde rastlanıyor. Rinovirüsler en sık ilkbahar ve sonbaharda ortaya çıkmakla birlikte yıl boyunca aktifliğini sürdürebiliyor. RSV enfeksiyonları ise özellikle ılıman bölgelerde kış ve ilkbahar başında artış gösteriyor. Parainfluenza virüsleri de ülkemizde çoğunlukla sonbahar aylarında görülüyor.” Viral enfeksiyonlarda her zaman spesifik bir tedavinin olmadığı düşüncesinden uzaklaşılması gerektiğini vurgulayan Dr. Murat Yaycı, grip hastalığı için durumun farklı olduğunu ifade etti. Yaycı, “İnfluenza virüsüne bağlı gripte, etkili ve hedefe yönelik antiviral tedavi seçenekleri mevcut. Diğer viral enfeksiyonlarda ise çoğunlukla destekleyici tedavilerle iyileşme bekleniyor” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.