Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sivil Toplum

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’dan Viyana’ya; G20 zirvesi öncesi iş dünyası buluştu Haber

Bursa’dan Viyana’ya; G20 zirvesi öncesi iş dünyası buluştu

Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD), 16-18 Eylül 2026 tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi 2026 öncesinde BTSO ev sahipliğinde Bursa iş dünyasını "Bursa İş Dünyası Buluşması"nda bir araya getirdi. Program kapsamında; küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerin iş dünyasına etkileri, girişimcilik ekosisteminin geleceği, genç iş insanlarının uluslararası platformlardaki rolü ve yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. TÜGİAD’ın düzenlediği, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Bursa İş Dünyası Buluşması"nda küresel ekonomi, girişimciliğin geleceği ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı. TÜGİAD Bursa Şubesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen panelde, TÜGİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Kerem Kahveci açılış konuşmasını gerçekleştirirken, Posta Gazetesi Ekonomi Müdürü Bilal Emin Turan moderatörlüğünde TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım ile BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay değerlendirmelerde bulundu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programa Bursa iş dünyasının yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu başkanı ve temsilcisi, iş insanı, girişimci ve sektör temsilcisi katıldı. Başkan Burkay’dan yapay zeka, dijital dönüşüm vurgusu BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise küresel ekonomide yeni nesil teknolojilerin payının her geçen yıl hızla arttığına dikkat çekerek, dünya ekonomisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesinin köklü üretim kültüründen ve yıllardır sürdürülen sanayi dönüşümünden beslendiğini belirten Burkay, pandemi sonrasında özellikle küresel rekabetin yoğun olduğu sektörlerde önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Bu zorlukların aşılması ve şirketlerin üretim gücünün daha sürdürülebilir hale getirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Burkay, mevcut üretim kapasitesinin korunmasının yanı sıra yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yeni nesil teknolojiler alanlarında güçlü bir dönüşüm gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yaptı. Genç girişimcilerin küresel ekonomideki rolü güçleniyor TÜGİAD’ın G20 Genç Girişimciler İttifakı kapsamında Viyana’da gerçekleştireceği zirvenin de bu dönüşüm açısından son derece değerli olduğunu belirten Burkay, genç girişimcilerin küresel ekonomi içerisindeki rolünün giderek güçlendiğine dikkat çekti. Türkiye’nin genç girişimcilik potansiyelinin uluslararası platformlarda temsil edilmesinin yeni iş bağlantıları, yatırım fırsatları ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Burkay, TÜGİAD’ı bu önemli organizasyonu Bursa ve Türkiye’nin genç iş dünyasının gündemine taşıdığı için tebrik etti. Bursa’nın güçlü üretim altyapısı ile genç girişimcilerin yenilikçi bakış açısının bir araya gelmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağını belirten Burkay, G20 Genç Girişimciler İttifakı gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin daha güçlü şekilde temsil edilmesi gerektiğini vurguladı. "Bursa’dan Viyana’ya güçlü bir vizyonla ilerliyoruz" Programın açılışında konuşan TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi’ne uzanan süreçte Bursa’nın üretim gücünü küresel fırsatlarla buluşturmayı, genç girişimcilerin önünü açmayı ve yeni iş birliklerinin temellerini atmayı hedeflediklerini söyledi. TÜGİAD’ın 40 yıllık birikimiyle genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası platformlarda güçlü şekilde temsil edilmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kahveci, "Bursa’dan Viyana’ya" ifadesinin yalnızca iki şehir arasındaki bir yolculuğu değil, Bursa’nın üretim gücünü, girişimcilik kültürünü, sanayi tecrübesini ve ihracat kabiliyetini küresel platformlara taşıyan bir vizyonu ifade ettiğini vurguladı. Dünyada yapay zekâ, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve küresel ticaretteki değişimlerle birlikte iş yapma biçimlerinin hızla dönüştüğüne dikkat çeken Kahveci, genç girişimcilerin bu dönüşümün önemli aktörleri olduğunu ifade etti. Genç girişimcilerin finansmana, bilgiye, teknolojiye ve uluslararası pazarlara erişebileceği güçlü bir ekosistem oluşturulması gerektiğini belirten Kahveci, kamu kurumları, odalar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekti. "Bursa’nın üretim gücünü dünyaya taşıyacağız" Panelde konuşan TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım, Bursa’nın güçlü üretim altyapısı, sanayi kültürü ve girişimcilik kapasitesiyle Türkiye’nin dünyaya açılan önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. TÜGİAD’ın Bursa Şubesi ile kurduğu güçlü iş birliğinin, kentin üretim kapasitesinin ulusal ve uluslararası ağlarla buluşturulması açısından büyük önem taşıdığını belirten Yıldırım, Bursa’yı TÜGİAD’ın önemli yapı taşlarından biri olarak gördüklerini ifade etti. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, yapay zekâ ve teknolojik dönüşümün üretim modellerini değiştirdiği, yeşil dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin rekabet şartlarını yeniden belirlediği bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Yıldırım, Türkiye’nin yalnızca daha fazla üretmeye değil; daha yüksek katma değer üretmeye, teknoloji geliştirmeye, markalaşmaya ve küresel karar mekanizmalarında daha güçlü yer almaya odaklanması gerektiğini vurguladı. TÜGİAD’ın 40 yılı aşkın birikimiyle genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesi için çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Yıldırım, 16-18 Eylül tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi’nin Türk girişimciliğinin küresel ölçekte tanıtılması ve yeni uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Zirvenin dünyanın farklı ülkelerinden girişimcileri, iş dünyası liderlerini ve uluslararası kuruluşları bir araya getireceğini ifade eden Yıldırım, organizasyonu yalnızca bir zirve olarak değil, Türkiye’nin girişimcilik gücünü dünyaya taşıyacak önemli bir platform olarak değerlendirdiklerini söyledi. Bursa’nın üretim gücü ile genç girişimcilerin yenilikçi bakış açısının birleşmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağını belirten Yıldırım, Bursa’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Avrupa’ya ve Avrupa’dan dünyaya uzanan daha güçlü bir girişimcilik hikâyesinin birlikte yazılabileceğini vurguladı.

Bursa'daki Giresun Uşakları şehitlerin izinde Haber

Bursa'daki Giresun Uşakları şehitlerin izinde

Bursa Giresun Federasyonu, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında Giresun Gönüllü Alayları’nın şehitlerini anmak amacıyla kapsamlı bir program düzenledi. “Giresun Uşakları Gün Doğumundan Gün Batımına Şehitlerin Yolunda” adıyla gerçekleştirilen programda katılımcılar, Ankara’nın Haymana ilçesinden Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesine uzanan anlamlı bir rota izledi. Bursa’nın farklı noktalarından otobüslerle 29 Ağustos akşamı Haymana’ya hareket eden vatandaşlar, ilk olarak Şehit Yarbay Hüseyin Avni Alpaslan’ın kabrini ziyaret etti. Haymana Belediye Başkanı Levent Koç tarafından karşılanan kafile, jandarma eskortu eşliğinde Mangal Dağı’na geçti. 42. GİRESUN ALAYI ŞEHİTLERİ DUALARLA ANILDI Sabah namazının ardından 42. Giresunlular Alayı Şehitliği’nde Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Katılımcılara çay, çorba ve kahvaltı ikramının ardından programın açılış konuşmasını Bursa Giresun Federasyonu Başkanı Üzeyir Aktaş yaptı. Başkan Aktaş, 42. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Alpaslan ve 42. Alay şehitlerini her yıl olduğu gibi bu yıl da andıklarını belirterek, programın gençlerin yoğun ilgisiyle büyümesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Toprak değil, vatan diyoruz” vurgusu yapan Başkan Aktaş, Giresunlu gönüllülerin vatan uğruna büyük fedakârlık gösterdiğini belirterek tüm şehitleri rahmet ve minnetle andı. Haymana Belediye Başkanı Levent Koç da Bursa Giresun Federasyonu’na organizasyon dolayısıyla teşekkür ederek, şehitlerin unutulmamasının önemine dikkat çekti. “MANGAL DAĞI’NIN KAHRAMANLARI” Program kapsamında Askerî Tarih Uzmanı Talha Çopuroğlu, Giresun Gönüllü Alayları’nın Sakarya Meydan Muharebesi’ndeki rolünü anlattı. Çopuroğlu, Giresun Gönüllü Alayları’nın ilk olarak 1921 yılında Tirebolu ve Göreleli gönüllülerin katılımıyla oluşturulduğunu, daha sonra alay seviyesine ulaştığını aktardı. Birliğin Samsun’daki görevlerinin ardından yaklaşık üç aylık yürüyüşle Sakarya Meydan Muharebesi’ne katıldığını belirten Çopuroğlu, Mangal Dağı Muharebeleri’nde önemli bir görev üstlendiğini söyledi. Çopuroğlu, Yarbay Hüseyin Avni Alpaslan’ın da Güzelcekale Muharebeleri sırasında yaralandığını ve 29 Ağustos gecesi, 30 Ağustos sabahına karşı Haymana’da şehit olduğunu aktardı. Bugünkü 42. Giresun Alayı Şehitliği’nde 5. Tümen ve Giresun Gönüllü Alayları’na mensup 62 şehidin bulunduğu, son siper canlandırma çalışmaları sırasında ulaşılan bir şehidin naaşının da silah arkadaşlarının yanına defnedildiği belirtildi. Katılımcılar, anlatımların ardından şehit mezarlarına karanfil bırakarak şehitliği Türk bayraklarıyla süsledi. HAYMANA’DAN İSCEHİSAR’A ŞEHİTLERİN İZİNDE Haymana’daki programın ardından kafile, Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı Haymana Ziyaretçi Tanıtım Merkezi’ni ziyaret etti. Müzedeki tarihi eserleri inceleyen katılımcılar, daha sonra Şehit Yarbay Hüseyin Avni Alpaslan ve 42. Giresun Gönüllü Alayı şehitleri için saygı yürüyüşü gerçekleştirdi. Program, Alpaslan’ın anıtı önünde düzenlenen protokol programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla tamamlandı. Haymana’nın ardından Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesine geçen kafile, 47. Giresun Gönüllü Alayı Şehitliği ve Giresun Kültür Evi’ni ziyaret etti. Burada konuşan Bursa Giresun Federasyonu Başkanı Üzeyir Aktaş, Gönüllü Alayları’nın şehitlerini unutmamanın ve gelecek nesillere aktarmanın Giresun sivil toplum kuruluşlarının önemli sorumluluklarından biri olduğunu ifade etti. Aktaş, Harşit Vadisi, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz’da şehit düşen Giresunluların anma programlarının tüm Giresun kurumlarının katkısıyla gerçekleştirilmesi çağrısında bulundu. Programda ayrıca çeşitli kişi ve kurum temsilcilerine plaket takdim edilirken, yönetmenliğini İsmail Kahraman’ın yaptığı “Harşit Zaferinden Kurtuluş Savaşına” adlı belgesel gösterildi. Şehitler için edilen toplu duanın ardından düzenlenen yemek ikramıyla program sona erdi. İscehisar halkı da Giresunlu katılımcıları dualarla uğurladı.

Nilüfer’de şehitlerin hatırası Şehitler Anıtı ve Nilüfer Şehitlik Parkı’nda yaşatılacak Haber

Nilüfer’de şehitlerin hatırası Şehitler Anıtı ve Nilüfer Şehitlik Parkı’nda yaşatılacak

Nilüfer Belediyesi, vatan uğruna can veren kahramanların hatırasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Şehitler Anıtı ve Nilüfer Şehitlik Parkı’nı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda düzenlenen törenle hizmete sundu. Nilüferli 103 şehidin isminin yer aldığı anıtın açılışı duygu dolu anlara sahne oldu. Törende, Bursa Motorcular Derneği de yüzlerce motorcunun katılımıyla, şehitlere saygı duruşu gösterdi. Törene; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Nuray Özdemir, Yeni Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bursa Merkez Komutanı Hava Piyade Albay Özkan Yenigün, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Yeni Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 24’üncü Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Yeni Parti Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, anıtın yapımını üstlenen bağışçı Mehmet Baştuğ Çakırcalı ve ailesi, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclis Üyeleri, şehit ve gazi yakınları dernekleri, kamu ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, şehit aileleri, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı. “ŞEHİTLERİMİZE OLAN VEFA BORCUMUZUN SİMGESİ” Açılışta konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda böylesine anlamlı bir projeyi hayata geçirmekten onur duyduklarını belirterek şunları söyledi: “Haklarını hiçbir zaman ödeyemeyeceğimiz aziz şehitlerimizin hatırasını burada yaşatacak, hikayelerini gelecek nesillere aktaracağız. Bu anıt ve park, şehitlerimize duyduğumuz derin vefanın bir simgesidir. Anıtın üzerinde bulunan karekodlar aracılığıyla yurttaşlarımız, şehitlerimizin detaylı bilgilerine ulaşabilecek ve dijital anı defteri üzerinden duygularını paylaşabilecek. Anıtın yapımını üstlenen sevgili kardeşim Mehmet Baştuğ Çakırcalı’ya ve ailesine teşekkür ediyor; başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.” “HATIRALARINI YAŞATMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞU” Anıtın yapımını üstlenen bağışçı Mehmet Baştuğ Çakırcalı ise bir asker çocuğu olarak bu sorumluluğu üstlenmekten onur duyduğunu belirterek, “Bu anıt; askeriyle, polisiyle, öğretmeniyle bu vatan uğruna canını veren tüm kahramanlarımız için dikildi. Şehit ailelerimizin yaşadığı acının ve boşluğun yerini hiçbir söz dolduramaz; ancak onların hatırasını korumak ve yaşatmak bizlerin görevidir. Bizleri böylesine anlamlı bir projeye dahil eden Nilüfer Belediye Başkanımız Şadi Özdemir’e ve ekibine teşekkür ederim” dedi. KARANFİLLE ANILDILAR Konuşmaların ardından Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, anıtın yapımındaki destekleri için Çakırcalı ailesine teşekkür plaketi verdi. Törende, Nilüfer Belediyesi din görevlisi Mehmet Çelebi, şehitler anısına dua okudu. Anıtta isimleri yer alan 103 şehidin adının tek tek okunmasıyla devam eden tören, protokol üyeleri ve vatandaşların Şehitler Anıtı’na kırmızı karanfil bırakmasıyla tamamlandı.

Zafer’in 104’üncü yılı Nilüfer’de kutlandı Haber

Zafer’in 104’üncü yılı Nilüfer’de kutlandı

Nilüfer Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenle kutladı. Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Nilüfer’i özgür, adil ve çağdaş bir kent olarak geleceğe taşımak, Ata’mıza verdiğimiz en somut sözdür" dedi. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü, Nilüfer’de düzenlenen resmi törenle kutlandı. Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma törenine çok sayıda vatandaş katıldı. Törene; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, 24’üncü Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Yeni Parti Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, İYİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Selahattin Çakmak, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Başkan Şadi Özdemir’in Atatürk Anıtı’na Nilüfer Belediye çelengini sunmasıyla başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 30 Ağustos’un teslimiyeti reddeden bir milletin geleceğini yeniden yazdığı gün olduğunu vurguladı. Zorlu şartlara rağmen kazanılan zaferin bağımsızlığın ve Cumhuriyet’in temeli olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: "O gün şartlar ağırdı. Ordu yorgundu, imkanlar sınırlıydı ama inanç vardı. Atatürk ve silah arkadaşları, o inancı zafere dönüştürdü. Dumlupınar’da yakılan hürriyet ateşi, bugün Nilüfer’in sokaklarında, meydanlarında ve çocuklarımızın gözlerinde yanmaya devam ediyor. 104 yıl önceki bu zafer bize bağımsızlığımızı kazandırdı, ardından Cumhuriyet geldi. Bugün sahip olduğumuz her şeyin temeli 30 Ağustos’ta atıldı." Büyük mirası bırakan kahramanlara olan sorumluluğun sadece anma günleriyle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: "Bize bu mirası bırakan kahramanlara olan borcumuzu yılda bir gün anarak ödeyemeyiz. Bu borç; çok çalışarak ve birbirimize sahip çıkarak ödenir. Nilüfer’i özgür, adil ve çağdaş bir kent olarak geleceğe taşımak, Ata’mıza verdiğimiz en somut sözdür. Bugün sunduğumuz çelenk; Nilüfer halkının Cumhuriyet’e ve Atatürk devrimlerine duyduğu sarsılmaz bağlılığın simgesidir. Başta ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bağımsızlık uğruna canını veren tüm kahramanlarımızı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun."

Gençler, Bursa’nın afetlere karşı dayanıklılığı için harekete geçiyor Haber

Gençler, Bursa’nın afetlere karşı dayanıklılığı için harekete geçiyor

Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen ve Bursa Kent Konseyi iş birliğinde Avrupa Dayanışma Programı kapsamında yürütülen "Eurodesk Youth Solidarity for Resilience-Dayanıklılık için Gençlik Dayanışması" Projesi çerçevesinde Bursalı gençler harete geçti. Bursa’nın afetlere ve çevresel risklere karşı daha dirençli bir kent olması için gençlerin aktif rol üstlenmesini amaçlayan proje kapsamında; gençlerin afetlere hazırlık konusunda bilinçlendirilmesi, gönüllülük ve dayanışma kültürünün güçlendirilmesi ve gençlerle kentteki kurumlar arasında sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Bursa Kent Konseyi’nde gerçekleştirilen açılış toplantısına Bursa Kent Konseyi Başkanı Orhan Samast, Bursa Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi (AKOM) Başkanı Ömer Faruk Döğücü, Afet Koordinasyon Şube Müdürü Özay Özgür Gündüz, Gençlik Hizmetleri Şube Müdürü Emre Solak, Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Şube Müdürü Ercüment Yılmaz, İtfaiye İdari ve Destek Şube Müdürü Gülçin Bayazıt, Orman Bölge Müdürlüğü’nden Mevhibe Gündiç, proje koordinatörleri Yaren Yıldırım ve Yağız Mert Uğurlu, Gürsu Belediyesi Eurodesk Temas Noktası temsilcisi ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. "Projeleri merkeze alacağız" Proje çalışmalarını oldukça anlamlı bulduğunu ifade eden Bursa Kent Konseyi Başkanı Orhan Samast, gençlerin ve sivil toplum kuruluşlarının proje süreçlerine daha fazla dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Kent Konseyi olarak projeleri merkeze alan yeni bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini belirten Samast, şöyle konuştu; "Projelerin içerisinde olmak benim için ayrıca bir motivasyon. Kent Konseyi’nde oluşturmaya çalıştığımız yeni yapıda projeleri merkeze alacağız. Çünkü yeni fikirler, yeni projeler hem konseyimiz hem de şehrimiz için çok değerli. Proje yazmak ve hayata geçirmek isteyen sivil toplum kuruluşlarıyla, kurum ve kuruluşlarla, gençlerimizle daha çok iletişimimiz olacak. Yapımızı da buna göre yeniliyoruz." Proje üretme sürecinde yenilikçi fikirlerin geliştirilmesi ve bu fikirlerin doğru kaynaklarla buluşturulmasının önemine vurgu yapan Samast, Bursa Kent Konseyi bünyesinde bir Projeler ve Kaynak Geliştirme Ofisi oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Samast, "Yeni Nesil Kent Konseyi yapımızın içerisinde Projeler ve Kaynak Geliştirme Ofisi de oluşturmak istiyoruz. Kent Konseyi’ne gelen iyi fikirleri kaynakla buluşturmayı amaçlıyoruz" dedi. Açılış toplantısı, Eurodesk İrtibat Kişisi Merve Güner tarafından gerçekleştirilen "Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programı" sunumuyla devam etti. Programın ardından proje koordinatörleri Yaren Yıldırım ve Yağız Mert Uğurlu, "Dayanıklılık için Gençlik Dayanışması" projesinin hedefleri, faaliyetleri ve önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Proje kapsamında gençlerin afet ve çevresel risklere karşı farkındalıklarının artırılması, gönüllülük faaliyetlerine aktif katılımlarının sağlanması ve Bursa’nın afetlere karşı daha dirençli bir kent haline gelmesine katkı sunmaları için çeşitli çalışmalar yürütülecek.

Burkay “Bursa’nın Geleceğini Güçlü İş Modelleriyle Kuruyoruz” Haber

Burkay “Bursa’nın Geleceğini Güçlü İş Modelleriyle Kuruyoruz”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Bursa Şubesi tarafından düzenlenen “Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları” programında iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. BTSO’nun Bursa iş dünyasına kazandırdığı projeler ile 2030 vizyonu kapsamında şehrin üretim ve ticaret hayatına yön verecek yeni nesil projeleri anlatan Başkan Burkay, “Ortak akıl ve güçlü iş birlikleriyle Bursa ve Türkiye için değer üretmeye devam edeceğiz.” dedi. ASKON Bursa Şubesi tarafından gerçekleştirilen ve 500’ü aşkın iş dünyası temsilcisinin katıldığı “Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları” programında, Bursa ekonomisinin gelecek vizyonu ve yeni nesil kalkınma modelleri ele alındı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın güçlü sivil toplum yapısı ve ortak hareket kültürünün şehrin en önemli kazanımlarından biri olduğunu söyledi. Toplumu dönüştürme gücüne sahip kurumların hayata geçirdiği projelerin kentlere vizyon kattığını belirten Başkan Burkay, “Bursa’da kendimizi bu anlamda şanslı görüyoruz. Şehrimizde sivil toplum kuruluşlarımız aynı vizyon ve anlayışla Bursa’nın geleceği için çalışıyor. Bursa için kıymetli olan her çalışma Türkiye için de değer taşıyor. BTSO’da 137 yıl önce Osman Fevzi Efendi’nin ortaya koyduğu hayal, bugün çok güçlü bir ekonomik güce dönüştü. Bursa, her dönemde ülkemizin üretim ve kalkınma merkezlerinden biri oldu. Bugün de kurumlarımızı ve iş yapma modellerimizi çağın şartlarına göre dönüştürmek zorundayız. BTSO’da göreve geldiğimizde ortaya koyduğumuz 16 makro projeyi 60’ı aşkın projeye taşıdık. Bizim için esas olan bu vizyonu somut projelerle hayata geçirmektir.” diye konuştu. “Her Şey Bir Hayalle Başlıyor” BTSO’nun vizyon projelerinden GUHEM ve Bursa Business School’un kurumların toplumsal dönüşümde üstlenebileceği role ilişkin önemli örnekler sunduğunu belirten Başkan Burkay, “GUHEM bugün dünyada kendi alanındaki sayılı merkezlerden biri ve benzersiz bir yapıya sahip. Milli Eğitim Bakanlığı’mızla gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle gençlerimize burada yeni eğitim imkânları sunuyoruz. Her yıl yaklaşık 1 milyon gencimizin ziyaret ettiği GUHEM, çocuklarımızı ve gençlerimizi uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Uludağ’da hayata geçirdiğimiz Bursa Business School da benzer şekilde geleceğin eğitim modellerine cevap veren bir merkez olarak yükseliyor. Yapay zekâdan dijital dönüşüme, liderlikten yaşam boyu öğrenmeye uzanan güçlü bir akademik yapı oluşturuyoruz. Hedefimiz Bursa Business School’u önümüzdeki 10 yıl içerisinde kendi alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirmek. Her şey bir hayalle başlıyor; doğru iş modeliyle desteklenen hayaller şehirler ve ülkeler için çok büyük bir değere dönüşüyor.” ifadelerini kullandı. “TEKNOSAB’ın Başarısının Temelinde İş Modeli Var” Başkan İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın başarısında doğru iş modelinin belirleyici olduğunu vurguladı. BTSO’nun yeni dönem projelerinde de sürdürülebilir finansman, ortaklık kültürü ve güçlü yönetişim modellerini esas aldığını belirten Burkay, yatırımcıların sürecin doğrudan parçası olduğu modeller geliştirdiklerini söyledi. İbrahim Burkay, “TEKNOSAB’ı ilk anlattığımız dönemlerde bunun bir hayal olduğunu söyleyenler oldu. Oysa mesele bir işi yapıp yapamayacağınızdan çok, nasıl yapacağınızla ilgilidir. Biz her projemizde en güçlü kasımızın doğru iş modeli olduğunu ifade ettik. Doğru iş modelini kurduğunuzda ve buna inanan güçlü bir topluluğunuz olduğunda başarının önü açılıyor. 2024 yılında Türkiye’nin en büyük lojistik merkezlerinden birini Bursa’ya kazandırmak için girişim sermayesi yatırım fonu modelini hayata geçirdik. Bugün çok güçlü bir ortaklık yapısına ulaştık. Fonumuz ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandı. Şimdi aynı anlayışla TEKNOSAB’da teknopark, veri merkezi, serbest bölge ve organize ticaret bölgesi gibi yeni projelerimizi hayata geçireceğiz. Bunların tamamı Bursa’nın dış ticaretine, üretim gücüne ve Türkiye’nin kalkınma hedeflerine önemli katkı sağlayacak.” dedi. “TEKNOSAB KOBİ OSB Yeni Bir Ekosistem Olacak” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin Bursa’da şehir içinde sıkışan işletmelerin planlı, modern ve rekabetçi üretim alanlarına taşınması açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Projenin üretim, ticaret, teknoloji ve sektörel kümelenmeyi aynı ekosistem içerisinde buluşturacağını belirten Burkay, Bursa’nın tarihsel ticaret kültürünün çağın ihtiyaçlarına uygun yeni bir modelle yeniden yorumlandığını kaydetti. İbrahim Burkay, “Bursa’da şehir içinde faaliyet gösteren ve daha nitelikli alanlara taşınmak isteyen yaklaşık 8 bin firmamız var. KOBİ OSB modelimizle firmalarımıza planlı üretim alanları sunarken, sektörel kümelenmeler sayesinde firmalarımıza birlikte üretme ve rekabet etme kabiliyeti de kazandıracağız. TEKNOSAB KOBİ ekosistemi içerisinde yaklaşık 7 bin firmamızı bu bölgeyle buluşturmayı amaçlıyoruz. Böylece şehir içinde sıkışmış üretim ve ticaret alanlarının dönüşümüne de önemli katkı sağlayacağız. Kamulaştırma süreci Valiliğimizin koordinasyonunda yürütülürken, modelimizi firmalarımızdan gelen talepler doğrultusunda şekillendiriyoruz. Osmanlı döneminde Emir Han, Fidan Han ve Koza Han ile ortaya konulan sektörel birliktelik ve kümelenme anlayışını bugün çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden yorumluyoruz. TEKNOSAB KOBİ OSB, teknolojiden Ar-Ge’ye, ticaretten lojistiğe kadar geleceğin ihtiyaç duyduğu bütün unsurların bir arada bulunduğu güçlü bir ekosistem olacak. Projenin önemli bir bölümünü dört yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamlayarak KOBİ’lerimizin katma değerli üretim ve teknolojiye erişimini güçlendirmeyi hedefliyoruz.” şeklinde konuştu. Emre Yıldız: “Kurumların Değeri Ürettikleri Fayda İle Ölçülür” ASKON Bursa Şubesi Başkanı ve BTSO Meclis Üyesi Emre Yıldız da ASKON’un üretim, birliktelik ve toplumsal faydayı merkeze alan bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Kurumların ortaya koyduğu projeleri değerlendirirken görünen sonuçların yanı sıra bu çalışmaların arkasındaki emeğin ve vizyonun da dikkate alınması gerektiğini belirten Yıldız, “İş dünyasında lafa değil işe ve ortaya konulan faydaya bakıyoruz. İnsanların ve kurumların değeri ürettikleri faydayla ölçülür. Bizim derdimiz makam ve mevki değil, ülkemize ve şehrimize kalıcı değer kazandırmaktır. Yıkmak kolay, yapmak zordur; bir projenin sonucuna bakarken arkasındaki emeği, hazırlığı ve mutfağı da doğru görmek gerekir. Başkanımız İbrahim Burkay’ın öncülüğünde Bursa’ya kazandırılan projelerin taşıdığı vizyonu önemsiyoruz ve bu çalışmalara destek vermeyi sürdüreceğiz.” dedi. ASKON’un Türkiye’yi kendi sınırlarından ibaret görmeden, daha geniş bir perspektifle hareket eden bir yaklaşıma sahip olduğunu belirten Yıldız, “Ülkemizin hedefleri doğrultusunda daha güçlü olmak için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

Başkan Burkay: "Bursa’nın geleceğini güçlü iş modelleriyle kuruyoruz" Haber

Başkan Burkay: "Bursa’nın geleceğini güçlü iş modelleriyle kuruyoruz"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, "Ortak akıl ve güçlü iş birlikleriyle Bursa ve Türkiye için değer üretmeye devam edeceğiz" dedi. 'Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları' programında, Bursa ekonomisinin gelecek vizyonu ve yeni nesil kalkınma modelleri ele alındı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın güçlü sivil toplum yapısı ve ortak hareket kültürünün şehrin en önemli kazanımlarından biri olduğunu söyledi. Toplumu dönüştürme gücüne sahip kurumların hayata geçirdiği projelerin kentlere vizyon kattığını belirten Başkan Burkay, "Bursa’da kendimizi bu anlamda şanslı görüyoruz. Şehrimizde sivil toplum kuruluşlarımız aynı vizyon ve anlayışla Bursa’nın geleceği için çalışıyor. Bursa için kıymetli olan her çalışma Türkiye için de değer taşıyor. BTSO’da 137 yıl önce Osman Fevzi Efendi’nin ortaya koyduğu hayal, bugün çok güçlü bir ekonomik güce dönüştü. Bursa, her dönemde ülkemizin üretim ve kalkınma merkezlerinden biri oldu. Bugün de kurumlarımızı ve iş yapma modellerimizi çağın şartlarına göre dönüştürmek zorundayız. BTSO’da göreve geldiğimizde ortaya koyduğumuz 16 makro projeyi 60’ı aşkın projeye taşıdık. Bizim için esas olan bu vizyonu somut projelerle hayata geçirmektir" diye konuştu. BTSO’nun vizyon projelerinden GUHEM ve Bursa Business School’un kurumların toplumsal dönüşümde üstlenebileceği role ilişkin önemli örnekler sunduğunu belirten Başkan Burkay, "GUHEM bugün dünyada kendi alanındaki sayılı merkezlerden biri ve benzersiz bir yapıya sahip. Milli Eğitim Bakanlığı’mızla gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle gençlerimize burada yeni eğitim imkânları sunuyoruz. Her yıl yaklaşık 1 milyon gencimizin ziyaret ettiği GUHEM, çocuklarımızı ve gençlerimizi uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Uludağ’da hayata geçirdiğimiz Bursa Business School da benzer şekilde geleceğin eğitim modellerine cevap veren bir merkez olarak yükseliyor. Yapay zekâdan dijital dönüşüme, liderlikten yaşam boyu öğrenmeye uzanan güçlü bir akademik yapı oluşturuyoruz. Hedefimiz Bursa Business School’u önümüzdeki 10 yıl içerisinde kendi alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirmek. Her şey bir hayalle başlıyor; doğru iş modeliyle desteklenen hayaller şehirler ve ülkeler için çok büyük bir değere dönüşüyor" ifadelerini kullandı. Başkan İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın başarısında doğru iş modelinin belirleyici olduğunu vurguladı. BTSO’nun yeni dönem projelerinde de sürdürülebilir finansman, ortaklık kültürü ve güçlü yönetişim modellerini esas aldığını belirten Burkay, yatırımcıların sürecin doğrudan parçası olduğu modeller geliştirdiklerini söyledi. İbrahim Burkay, "TEKNOSAB’ı ilk anlattığımız dönemlerde bunun bir hayal olduğunu söyleyenler oldu. Oysa mesele bir işi yapıp yapamayacağınızdan çok, nasıl yapacağınızla ilgilidir. Biz her projemizde en güçlü kasımızın doğru iş modeli olduğunu ifade ettik. Doğru iş modelini kurduğunuzda ve buna inanan güçlü bir topluluğunuz olduğunda başarının önü açılıyor. 2024 yılında Türkiye’nin en büyük lojistik merkezlerinden birini Bursa’ya kazandırmak için girişim sermayesi yatırım fonu modelini hayata geçirdik. Bugün çok güçlü bir ortaklık yapısına ulaştık. Fonumuz ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandı. Şimdi aynı anlayışla TEKNOSAB’da teknopark, veri merkezi, serbest bölge ve organize ticaret bölgesi gibi yeni projelerimizi hayata geçireceğiz. Bunların tamamı Bursa’nın dış ticaretine, üretim gücüne ve Türkiye’nin kalkınma hedeflerine önemli katkı sağlayacak" dedi. "TEKNOSAB KOBİ OSB Yeni Bir Ekosistem Olacak" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin Bursa’da şehir içinde sıkışan işletmelerin planlı, modern ve rekabetçi üretim alanlarına taşınması açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Projenin üretim, ticaret, teknoloji ve sektörel kümelenmeyi aynı ekosistem içerisinde buluşturacağını belirten Burkay, Bursa’nın tarihi ticaret kültürünün çağın ihtiyaçlarına uygun yeni bir modelle yeniden yorumlandığını kaydetti. İbrahim Burkay, "Bursa’da şehir içinde faaliyet gösteren ve daha nitelikli alanlara taşınmak isteyen yaklaşık 8 bin firmamız var. KOBİ OSB modelimizle firmalarımıza planlı üretim alanları sunarken, sektörel kümelenmeler sayesinde firmalarımıza birlikte üretme ve rekabet etme kabiliyeti de kazandıracağız. TEKNOSAB KOBİ ekosistemi içerisinde yaklaşık 7 bin firmamızı bu bölgeyle buluşturmayı amaçlıyoruz. Böylece şehir içinde sıkışmış üretim ve ticaret alanlarının dönüşümüne de önemli katkı sağlayacağız. Kamulaştırma süreci Valiliğimizin koordinasyonunda yürütülürken, modelimizi firmalarımızdan gelen talepler doğrultusunda şekillendiriyoruz. Osmanlı döneminde Emir Han, Fidan Han ve Koza Han ile ortaya konulan sektörel birliktelik ve kümelenme anlayışını bugün çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden yorumluyoruz. TEKNOSAB KOBİ OSB, teknolojiden Ar-Ge’ye, ticaretten lojistiğe kadar geleceğin ihtiyaç duyduğu bütün unsurların bir arada bulunduğu güçlü bir ekosistem olacak. Projenin önemli bir bölümünü dört yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamlayarak KOBİ’lerimizin katma değerli üretim ve teknolojiye erişimini güçlendirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Celil Bozkurt: "Dağ yöresi açık hava müzesi gibi" Haber

Prof. Dr. Celil Bozkurt: "Dağ yöresi açık hava müzesi gibi"

Düzce Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celil Bozkurt, bölgenin yüzlerce tümülüs, antik yerleşim ve tarihî kalıntıyla büyük bir kültür hazinesine sahip olduğunu söyledi. Bozkurt, "Bizim tarih uydurmamıza gerek yok. Yalnızca var olan değerleri ayağa kaldırsak Dağ yöresinin geleceği değişir" dedi. DAĞDER Nilüfer Şubesi tarafından düzenlenen "Dağ Yöresi Tarih Kültürü ve Tarih Bilinci" etkinliğinde Dağ yöresinin tarihi ve kültürel zenginlikleri ele alındı. Yıllardır Harmancık başta olmak üzere Keles, Orhaneli ve Büyükorhan çevresinde araştırmalar yaptığını belirten panelist Düzce Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celil Bozkurt, bölgenin sanılandan çok daha köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurguladı. "Dağ yöresi adeta bir açık hava müzesi" Dağ yöresinde Bithynia’dan Bizans dönemine kadar uzanan geniş bir tarihi miras bulunduğunu dile getiren Bozkurt, çok sayıda tarihî alanın henüz yeterince bilinmediğini ve tescil edilmediğini söyledi. Özellikle Keles ile Harmancık arasındaki havzada bulunan taş dolgulu tümülüslere dikkat çeken Bozkurt, bir köyde 100’ü aşkın, başka bir ormanlık alanda ise 300’den fazla mezar yapısı tespit ettiklerini ifade etti. Bozkurt, "Dağ yöresi adeta bir açık hava müzesi. Bu alanların içerisinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girebilecek nitelikte yerler bulunduğuna inanıyorum. Ancak ne yazık ki genelinden kimsenin haberi yok" diye konuştu. "Danimarka 35 tümülüsle UNESCO’ya girdi" Dünyadaki benzer alanları da araştırdığını anlatan Bozkurt, Danimarka’da 35 tümülüsün bulunduğu bir bölgenin 1995 yılında UNESCO listesine alındığını hatırlattı. Harmancık’ta yalnızca bir bölgede 100’ü aşkın tümülüs bulunduğunu belirten Bozkurt, "Danimarka 35 tümülüsle bu değeri dünyaya tanıtmış. Bizim yöremizde ise yüzlercesi var ancak bilen yok. Bu durum insanı gerçekten üzüyor" ifadelerini kullandı. Bazı tarihî alanlar için hazırladıkları dosyaları Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunduklarını kaydeden Bozkurt, tescil çalışmalarının tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Yerel yönetimlere ve sivil topluma çağrı Tarihî mirasın korunması ve turizme kazandırılması için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt; yerel yönetimleri, kaymakamlıkları, üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşlarını göreve davet etti. Bozkurt, "Bir bilim insanı olarak bizim görevimiz bu alanları tespit etmek, incelemek ve dosyalarını hazırlamaktır. Ancak bundan sonraki süreç kişisel mücadeleyle yürütülemez. Yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının ve DAĞDER gibi yöre kuruluşlarının bu çalışmalara sahip çıkması gerekiyor" dedi. Tescil edilen alanların gelecekte Dağ yöresi turizminin gelişmesine büyük katkı sağlayabileceğini ifade eden Bozkurt, bugün atılacak adımların sonuçlarının belki 10 veya 20 yıl sonra alınacağını belirtti. "Frig tarihine ilişkin bilgiler değişebilir" Bölgedeki tümülüslerin çevresinde halk arasında "çoban koltuğu" olarak bilinen, kayalara oyulmuş altarların bulunduğunu aktaran Bozkurt, bu yapıların Frig kültürüyle ilişkili olabileceğini söyledi. Frigya denildiğinde genellikle Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar ve Ankara’nın akla geldiğini belirten Bozkurt, Keles ve Harmancık çevresindeki Friglerin tarihi yayılımına ilişkin mevcut bilgileri değiştirebilecek önemde olduğunu savundu. Hadrianoi ve Daznak Tepe’ye dikkat çekti Orhaneli’de bulunduğu belirtilen Hadrianoi Antik Kenti’nin araştırılması için yaklaşık 10 yıldır çağrıda bulunduğunu ifade eden Bozkurt, uzun süren girişimlerin ardından bölgede kazı çalışmalarının başlamasının umut verici olduğunu söyledi. Keles’teki Daznak Tepe ve Belenören çevresinde de ciddi antik kalıntılar bulunduğunu belirten Bozkurt, bölgede büyük bir tapınak alanının izlerinin görüldüğünü ve bilimsel kazı yapılması gerektiğini kaydetti. "Bizim tarih uydurmamıza gerek yok" Dağ yöresinin her ilçesinin, hatta her köyünün ayrı bir tarihi değere sahip olduğuna dikkat çeken Bozkurt, konuşmasını şu çarpıcı sözlerle tamamladı: "Bazıları kendilerine tarih oluşturabilmek için hikâyeler uyduruyor. Bizim ise tarih uydurmamıza gerek yok. Her mahallemizin, her köyümüzün ve her ilçemizin ayrı bir tarihi var. Yalnızca elimizdeki gerçek değerleri araştırıp koruma altına alsak, Dağ Yöresi kültür ve turizm alanında büyük bir çıkış yakalayacaktır."

Nilüfer'de Prof. Dr. Okan Tüysüz'den deprem uyarıları Haber

Nilüfer'de Prof. Dr. Okan Tüysüz'den deprem uyarıları

Nilüfer Belediyesi'nin 17 Ağustos depreminin yıldönümünde düzenlediği söyleşide konuşan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, diri fay hatları üzerinde yapılaşmaya izin verilmemesi ve yönetmeliklere sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, mevcut riskin azaltılması için gerçek kentsel dönüşümün uygulanması, bina analizlerinin yapılması, hayat boyu sürecek afet bilinci eğitimlerinin verilmesi gerektiğini söyledi. Nilüfer Belediyesi, Pancar Deposu'nda "17 Ağustos Deprem Riskleri ve Dirençlilik" söyleşisi düzenledi. Programa, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 24. Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları, arama kurtarma ekipleri ve Nilüferliler katıldı. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, afetlere hazırlık konusunda toplum genelinde yeterli bilincin henüz oluşmadığına dikkat çekerek, depremlerin ardından sağlıklı yapılar yapılması için kararlar alındığını ancak bir süre sonra her şeyin normalleştiğini söyledi. Lojistik merkezi projesi Deprem gelmeden önce alınması gereken pek çok tedbir bulunduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, afet anlarında sivil toplum kuruluşlarının sergilediği dayanışmanın önemine değindi. Belediye olarak bu süreci planlı yürütmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, "Afet anında ihtiyaç duyulacak tüm gıda, malzeme ve iş makinelerini tek bir noktada toplayacak lojistik merkezi projesini hayata geçireceğiz" dedi. Kentsel dönüşümde yeni ve bütüncül bir model oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, belediyenin sürecin tam merkezinde yer alacağı bir sistem kurguladıklarını söyledi. "Dövünerek zaman kaybettik" Açılışın ardından Nilüfer Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Erdinç Çamkerten moderatörlüğünde Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ile söyleşi gerçekleştirildi. Tüysüz, Türkiye'nin deprem geçmişini, Marmara bölgesini bekleyen tehlikeleri ve özellikle Bursa'nın depremsellik riskini verilerle ve haritalarla anlattı. Tüysüz, felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin 100 yılı aşkın süredir büyük ölçüde dövünerek zaman kaybettiğini belirten Tüysüz, 6 Şubat depremlerindeki ağır can kayıplarının da bu durumu net bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Bursa'nın önemli bir kısmının zayıf zemine oturduğunu anlatan Tüysüz, " Nilüfer'de de zayıf zemin mevcut. Nilüfer'in güneyinde özellikle Çalı, Tahtalı, Kayapa, Zafer ve Gölyazı'ya kadar uzanan yerde önemli bir fay sisteminin olduğunu, 1968 ve 1855 depremlerinin bu fay üzerinde geliştiğini söyleyebiliriz. Haritaya baktığımızda, bir imar planına işlenecek kadar hassas bir harita olmasa da binaların içerisinden, arasından fayların geçtiğini görüyoruz. Bu da son derece önemli bir problem" dedi. "Fay hatlarında yapılaşmaya izin verilmemeli" Deprem zararlarını azaltmanın kuralları olduğunu belirten Prof. Dr. Okan Tüysüz; mevcut riski artırmamak için diri fay hatları üzerine yapılaşmaya izin verilmemesi ve yönetmeliklere sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, mevcut riskin azaltılması için gerçek kentsel dönüşümün uygulanması, bina analizlerinin yapılması, hayat boyu sürecek afet bilinci eğitimlerinin verilmesi gerektiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.