Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sigara Bırakma

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sigara Bırakma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigara Bırakma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bırakmayı deneyen başarılı oluyor Haber

Bırakmayı deneyen başarılı oluyor

Tütün ve tütün ürünleri kullanımının engellenebilir en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Yavuz, "Tütün ürünleri, bildiğimiz üzere yaklaşık 7 bin tane kanserojen, dolaylı veya direkt yollarla kansere yol açan maddeler, kimyasal maddeler içermektedir. Bunlardan 81 tanesinin özellikle kesin olarak kansere neden olduğu kanıtlanmıştır. Kanser özellikle ağız boşluğunda başlıyor. Sigara; yutak, ses telleri, nefes borusu, akciğerler, mide, kalın bağırsaklarımız, bağırsak sistemimiz, pankreasımız, mesanemiz; bütün organlarımızda kanser oluşumuna neden olabiliyor. Bu kanserojen oluşumlar dışında aynı zamanda, kalp ritim hızında artış, tansiyonda artma ve kalp damarlarında pıhtılaşmaya neden olarak yaklaşık 10 kat kalp krizi riskini arttırmaktadır. Bunun dışında diğer sistemlerimizde de pıhtılaşma eğilimi artar; felç geçirme ihtimali, bacak damarlarında kangrene gidiş ve bacaklarda amputasyon gibi olaylara da neden olabilir" dedi. Pasif içiciliğin de oldukça zararlı olduğunun altını çizen Yavuz, "Pasif içicilik durumlarından en çok etkilenen de evdeki çocuklar oluyor. Çocukların maruziyeti oldukça önemli. Özellikle bronşit, hırıltılı solunum, diğer enfeksiyonları da artırmaktadır. Bir de son yıllarda üçüncül maruziyet dediğimiz bir durum söz konusu. Evlerde uzun süre sigara içiminden dolayı halı, mobilya, kıyafetlerin üzerinde kimyasal maddeler birikmektedir. Çocukların bu eşyalar üzerlerinde oturmaları, oynamaları, emeklemeleriyle kimyasal teması almalarıyla da yine çocuklarda kanser gelişimlerinin daha erken yaşlarda olduğu bildirilmektedir" şeklinde konuştu. Sigara bırakma polikliniklerine başvuran kişilerde bırakma oranlarının da oldukça iyi olduğunu ifade eden Yavuz, "Biz, burada sadece bırakmak için bir tedavi uygulamaktan ziyade, kişilerin bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi konusunu da önemsiyoruz. Hastanelerimizde olduğu gibi ilçe sağlık müdürlüklerimizde de polikliniklerimiz mevcut. Kişilerin anketlere, sorulara verdikleri cevaplara göre ve herhangi bir hastalıkları olup olmadığı durumlarına göre bırakma tedavileri uygulanıyor. Bu açıdan sigara bırakma poliklinikleri çok önem arz ediyor" diye konuştu. Sağlık Bakanlığı’nın tütünle mücadele politikaları sayesinde tedavi süreçlerinin tamamen ücretsiz ve erişilebilir olduğunu hatırlatan Yavuz, "Sağlık Müdürlüğümüz de bu konuda bilgi ve eğitimler konusunda destek olmaktadır. Şu anda da Sağlık Bakanlığımızın İlçe Sağlık Müdürlüklerimizde bulundurduğu üç çeşit mevcut sigara bırakma ilacı söz konusu. Hastalarımızı onlara yönlendiriyoruz ve sigara bırakma konusunda biz de elimizden gelen desteği sağlamış oluyoruz" ifadelerini kullandı.

Sigara bırakmada yüzde 112 artış Haber

Sigara bırakmada yüzde 112 artış

Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda vatandaşları sigarayı bırakmaya davet ederek, “Bugün bir karar, yarın bir ömürlük hayat. Tütünsüz bir yaşam mümkün” çağrısında bulundu. Paylaşımda, sigarayı bırakmak için atılan her adımın daha sağlıklı bir geleceğin başlangıcı olduğuna vurgu yapılırken, Türkiye genelinde yürütülen sigara bırakma hizmetlerine ilişkin dikkat çekici veriler de kamuoyuyla paylaşıldı. Buna göre, ülke genelindeki bin 501 sigara bırakma polikliniğinde bugüne kadar toplam 4 milyon 65 bin 970 muayene gerçekleştirildi. Vatandaşlara 7 gün 24 saat hizmet veren Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'nda ise bugüne kadar 6 milyon 79 bin 160 çağrı yanıtlandı. Alo 171 hattı aracılığıyla 2025 yılında 420 bin 651 vatandaşa destek ve rehberlik hizmeti sunulurken, 2026 yılının ilk dört ayında bu sayı 143 bin 534 olarak kaydedildi. TÜTÜNLE MÜCADELEDE SAHADA YOĞUN ÇALIŞMA Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, tütünle mücadele kapsamında sahada yürütülen faaliyetlere de dikkat çekti. Paylaşılan infografikte, Tütünle Mücadele Timleri ve mobil poliklinikler aracılığıyla bugüne kadar 832 bin 873 vatandaşa hizmet verildiği belirtildi. Ayrıca 2026 yılında sigara bırakma polikliniklerine başvuran hasta sayısında bir önceki döneme göre yüzde 112 artış yaşandığı, yılın ilk dört ayında ise başvurularda yüzde 53,7 oranında yükseliş kaydedildiği ifade edildi. Yetkililer, sigaradan uzak ve sağlıklı bir yaşam hedefleyen vatandaşların Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'nı arayarak veya kendilerine en yakın Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvurarak ücretsiz destek alabileceklerini hatırlattı.

Akciğer kanserinde ölüm oranı ürkütüyor Haber

Akciğer kanserinde ölüm oranı ürkütüyor

Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, akciğer kanserine ilişkin açıklamalar yaptı. Hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranlarının ürkütücü boyutta olduğunu ifade eden Kıyık, dünya genelinde her yıl yaklaşık 2 buçuk milyon akciğer kanseri vakası görüldüğünü, bunların 1 milyon 800 bininin ölümle sonuçlandığını belirtti. Türkiye’de ise yılda 50 bin yeni akciğer kanseri vakasının tespit edildiğini, bunların 35 bininin hayatını kaybettiğini kaydetti. "Akciğer kanseri ölüm sırasında birinci sırada" Akciğer kanserinin tüm dünyada ve Türkiye’de kanserler arasında ölüm sırasında ilk sırada bulunduğunu dile getiren Kıyık, taramanın temel amacının hastalığı oluşmadan önlemek ve erken evrede yakalamak olduğunu söyledi. Kıyık, "Dünyada yılda iki buçuk milyon akciğer kanseri görülüyor ve maalesef bunların 1 milyon 800 bin kişisi hayatını kaybediyor. Türkiye’ye gelecek olursak yılda 50 bin yeni akciğer kanseri görülüyor ve bunların 35 bini hayatını kaybediyor. Akciğer kanseri maalesef tüm dünyada ve Türkiye’de kanserler içerisinde ölüm sırasında birinci sırada yer alıyor" ifadelerini kullandı. Bir yanda koruyucu hekimliğin, diğer yanda tedavi edici hekimliğin bulunduğunu hatırlatan Kıyık, akciğer kanseri taramasının koruyucu hekimlik açısından önemli bir adım olduğuna dikkat çekti. Risk grubunu anlattı Tarama yapılacak grupların belirli kriterlere göre seçildiğini belirten Kıyık, "Biz hekimler akciğer kanserinde taramayı şu amaçla yapıyoruz. Bir koruyucu hekimlik var, bir de tedavi edici hekimlik var. Koruyucu önlemlerden bir tanesi de kişi akciğer kanseri olmasın diye akciğer kanseri taraması yapılmasıdır. Risk gruplarını önce belirliyoruz. Yaklaşık olarak 20 yıl günde bir paket sigara içmiş bir insan 50 ila 77 yaş arasındaysa, akciğer kanserinin en fazla görülme yaşları bu yaş grupları oluyor" dedi. Bu yaş grubunda yer alan ve uzun süre sigara kullanan kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografi önerildiğini söyleyen Kıyık, bunun hem radyasyon maruziyetini azalttığını hem de kanser vakalarının başlangıç aşamasında tespit edilmesine imkan sağladığını kaydetti. Kıyık, "Bu yaş grubunda sigara içen insanlara düşük doz bilgisayarlı tomografi çektiriyoruz. Yani hem radyasyonundan korumuş oluyoruz hem de akciğer kanseri varsa bir başlangıç halinde yakalayıp onu bertaraf etmek istiyoruz. Hem de ikinci bir uyarı da o hastamızla, sigara içen kişiyle yüz yüze geldiğimiz zaman şunu anlatıyoruz; içtiğiniz sigara risk doğuruyor, sizi bunun için tarıyoruz. Belki onu sigarayı bırakması için de yardımcı bir gerekçe olmuş oluyor" diye konuştu. "100 kişiden 4’üne erken evrede teşhis konuyor" Tarama programlarının yalnızca kanseri değil, sigaranın yol açtığı diğer akciğer hastalıklarını da ortaya çıkarabildiğine işaret eden Kıyık, erken tanının çok yönlü fayda sağladığını söyledi. Kıyık, "Bu tarama yapıldığında 100 kişiden 4 kişiye erken evrede akciğer kanseri teşhisi konuyor. Ayrıca başka bir akciğer hastalığı varsa, kanser dışında onlar da ortaya çıkarılmış oluyor. Kişi başlangıç aşamasında bir enfeksiyonla karşı karşıya olabilir. İçtiği sigarayla maruz kaldığı başka bir hastalık, KOAH, interstisyel akciğer hastalığı gibi diğer hastalıklar da oluşuyor olabilir. Bunlar da önlenmiş oluyor" dedi. "Arabalarını bakıma götürdükleri gibi kendileri de gelsinler" Tarama sisteminin yaygınlaşmasının önemine değinen Kıyık, sigara kullanan vatandaşların sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Kıyık, "Artık Avrupa’da ve Amerika’da olan akciğer kanseri taramasının bizde de rutin olarak başlaması gerekiyor. Ama diyelim ki şu anda yok, bizim uyarımız sigara içen insanlara bir, sigarayı bırakmaları; iki, eğer sigara içiyorlarsa, bu yaş grubundaysalar, 50-77 yaş arasındaysalar, 20 yıldır sigara içmişlerse nasıl arabalarını yılda bir yahut da 10 bin kilometre, 15 bin kilometrede bir bakıma götürüyorlarsa, kendileri de buyursunlar gelsinler. Zaten devletimizin de sigara bırakma polikliniği hizmeti var. Hem o hizmeti almış olurlar hem de kendi sağlıkları için bir taramadan geçmiş olurlar" ifadelerini kullandı. Genç yaşta sigaraya başlayanlar için ayrı uyarı Türkiye’nin genç yaşta sigaraya başlama oranında öne çıkan ülkeler arasında bulunduğunu belirten Dr. Murat Kıyık, Rusya, Sırbistan ve Macaristan gibi ülkelerde de benzer bir tablo görüldüğünü söyledi. Sigaraya ne kadar erken başlanırsa riskin o kadar arttığını vurgulayan Kıyık, tarama yaş aralığının ortalama veriler üzerinden belirlendiğini ancak daha genç yaşta sigaraya başlayanların da ciddi risk altında olduğunu ifade etti. Kıyık, "Bütün dünyada bazı ülkelerde, özellikle bizim Türkiye, genç yaşta sigaraya başlama konusunda hemen hemen birinci sırada geliyor. Bizim gibi ülkeler var; Rusya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerde de erken yaşta sigaraya başlama söz konusu. Onun için ne kadar erken başlanıyorsa sigaraya, riski o kadar artıyor. Aslında biz 50-77 diyoruz ama bunlar ortalama yaşlar. Kişi 15 yaşında bir paket sigara içmeye başlamışsa, 20 yıl içince 35 yaşına gelmiş oluyor. Aynı riski o da taşıyor aslında" dedi. "14 yaşında başlamıştı, 34 yaşında kaybettik" Genç yaşta sigaraya başlamanın ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğine ilişkin örnek de paylaşan Kıyık, çok genç akciğer kanseri hastalarıyla karşılaştıklarını söyledi. Kıyık, "Tarama grubu olarak 50-77 yaş arası grubu söylemiş isek de erken yaşta sigaraya başlayanlar dikkatli olmalı. Çünkü bizim çok genç akciğer kanser hastalarımız var. Hatta öyle ki, bir hastamın oğlu akciğer kanseriydi. Baba hala yaşıyor. Oğlunu 34 yaşında kaybettik. 14 yaşında sigaraya başlamıştı. Maalesef 3 yıl yaşadıktan sonra kaybettik" ifadelerine yer verdi. "Pulmoner emboli sessiz ölüme yol açabiliyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuri Tutar da akciğer damarına pıhtı atmasının, tıptaki adıyla pulmoner embolinin, çoğu zaman kalp krizi ile karıştırılabilen ve ani ölümlere yol açabilen ciddi bir tablo olduğuna dikkat çekti. Pulmoner embolide en kritik noktanın hastalıktan şüphelenmek olduğunu vurgulayan Tutar, göğüs ağrısı, öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgam gibi belirtilerle ortaya çıkabilen tablonun hayati risk taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Tutar, "Akciğer damarına pıhtı atması özellikle sessiz ölüme yol açan bir durumdur. Aslında bilmediğimiz durumlarda, herkes kalp krizi geçirdiğini hissederken bunun sebebi pulmoner emboli olabilir. Aynı şekilde göğüs ağrısı yapar ve göğüs ağrısı sonucunda da hastalarda öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgamla bize gelebilir. Göğüs ağrısının sebebi, akciğer damarına pıhtı atmasından kaynaklanabilir" dedi. Uzun yolculuk ve hareketsizlik uyarısı Pulmoner embolinin özellikle uzun süre hareketsiz kalan kişilerde daha sık görülebildiğini belirten Tutar, pıhtının çoğunlukla bacak toplardamarlarında oluştuğunu, ardından akciğer damarına ilerleyerek damarlanmayı bozduğunu ifade etti. Tutar, "Bu özellikle uzun süreli yolculukta, hareketsiz kalmış bireylerde oluşabilir. Bacaktaki toplardamarlarda pıhtı oluşur. Ondan sonrasında bu pıhtı akciğer damarına atar ve akciğerin damarlanmasını bozar. Bundan sonrasında biz sıklıkla kan sulandırıcı tedaviler kullanırız ve buna göre kan sulandırıcı tedavilerle hastalığı tedavi etmeye çalışırız. Burada en önemli şey, hastalıktan şüphelenmektir" diye konuştu. "Kalp krizi sanıldı, pulmoner emboli çıktı" Yakın zamanda üniversitede yaşanan bir vakayı örnek gösteren Prof. Dr. Tutar, pulmoner embolinin sinsi ve ölümcül seyredebildiğini anlattı. Tutar, "Çok yakın zamanda bizim üniversitemizde bir onkoloğun eşi göğüs ağrısıyla kırklı yaşlarda acile başvurdu ve kalp krizi şüphesiyle hemen anjiyo yapıldı. Ancak akciğer damarına pıhtı atmıştı ve hasta kaybedildi" ifadelerini kullandı. İki saat mola önerisi Özellikle uzun yolculuk yapanların, hareketsiz kalanların ve doğum kontrol hapı kullanan kadınların risk altında olduğuna işaret eden Tutar, korunma açısından basit ama etkili önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Tutar, "Doğal olarak özellikle uzun yolculuklarda iki saatte bir mola vermek gerekir. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar da risk altındadır. Bu açıdan dikkat edilmesi gerekir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.