Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Şiddet

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Şiddet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şiddet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osmangazi’de Aileler Akran Zorbalığına Karşı Bilgilendirildi Haber

Osmangazi’de Aileler Akran Zorbalığına Karşı Bilgilendirildi

“Güçlü Aile, Sağlıklı Toplum” anlayışıyla hayata geçirilen Ana Baba Okulu projesi kapsamında, ailelerin çocuk yetiştirme süreçlerine destek olmayı amaçlayan eğitim programları sürüyor. Osmangazi Belediyesi’nin Bursa Aile Danışmanları ve Eğitimi Derneği (BURADDER) iş birliğiyle düzenlediği Ana Baba Okulu’nun 6’ncı oturumu, Ördekli Kültür Merkezi’nde “Akran Zorbalığı ve Güvenli Okul” başlığıyla gerçekleştirildi. Ailelerin yoğun ilgi gösterdiği programda, Uzman Psikolojik Danışman Gönül Hazneci, anne ve babalara “Akran Zorbalığı ve Güvenli Okul” konusunda eğitim verdi. Düzenlenen eğitim programında fiziksel, sözel, sosyal ve dijital zorbalık türleri ele alınırken; dışlanma, tehdit, alay etme ve lakap takma gibi davranışların çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Zorbalığa maruz kalan çocuklarda görülebilecek belirtiler, zorbalık davranışı sergileyen çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiği ve çocukların yaşadıklarını ailelerinden saklamalarının nedenleri hakkında da bilgi veren Hazneci, ailelerin bu süreçte dikkat etmesi gereken hususları anlattı. Ayrıca okul yönetimi ve rehberlik servisleriyle sağlıklı iletişim kurulmasının önemine değinilerek öğretmenlerin ve velilerin sorumlulukları üzerinde duruldu. Şiddet De İyilik De Bulaşıcıdır Akran zorbalığının yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünyanın önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Uzman Psikolojik Danışman Gönül Hazneci, “Çocuğum akran zorbalığına uğruyor mu, uğruyorsa bunu nasıl fark edebilirim, bu durumda neler yapabilirim ve okul-aile iş birliği nasıl olmalı konularında ailelerle bir araya geldik. Ailelerin çocuklarını fiziksel açıdan gözlemlemeleri gerekiyor. Çocukta herhangi bir yaralanma, kıyafetlerinde yıpranma ya da eve geldiğinde üstünün başının kirli olması gibi durumlara dikkat etmeliler. Bunun yanı sıra çocuklarıyla sohbet ederek kendilerini ifade etmelerine fırsat vermeliler. Bu sohbetlerde çocukları yargılamadan, suçlamadan, oldukları gibi kabul ederek ve sakin bir şekilde dinlemek çok önemli. Çocuklara böyle durumların herkesin başına gelebileceğini anlatmak gerekiyor. Bazen çocuk doğrudan zorbalığa maruz kalmamış olabilir ancak bir arkadaşının yaşadıklarından etkilenmiş, benzer bir durumun kendi başına da gelebileceği endişesiyle kaygılanmış olabilir. Öte yandan zorbalık davranışı sergileyen çocuk bizim çocuğumuz da olabilir. Bu nedenle ‘Benim çocuğum böyle bir şey yapmaz’ diye düşünmemeliyiz. Çocukları etkileyen pek çok unsur var. Evimizde izlediğimiz televizyon programlarından çeşitli oyunlara kadar birçok etken çocukların davranışlarını şekillendirebiliyor. Şiddet de iyilik de bulaşıcıdır. Bu programda ailelere, çocuklarının akran zorbalığına maruz kaldığını nasıl fark edebilecekleri ve böyle bir durumda onlara nasıl destek olabilecekleri konusunda bilgiler verdik.” şeklinde konuştu. Eğitim programına katılan aileler ise bu tür etkinlikleri oldukça faydalı bulduklarını belirterek, “Ailelerin bu tarz eğitim programlarına ihtiyacı var. Ebeveynlerin bilinçlenmesine katkı sağlayan bu tür etkinlikleri çok kıymetli buluyoruz” ifadelerini kullandı. Osmangazi Belediyesi, Ana Baba Okulu projesiyle aileleri bilinçlendirmeyi, çocukların sağlıklı gelişimlerine katkı sunmayı ve ebeveynlerin değişen ihtiyaçlarına yönelik destekleyici çalışmalar gerçekleştirmeyi sürdürüyor.

Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı: "Şiddetin önlenmesinde aile ve sosyal çevre desteği etkili oluyor" Haber

Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı: "Şiddetin önlenmesinde aile ve sosyal çevre desteği etkili oluyor"

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lise önünde 11 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının ardından ergenlik döneminde şiddete yönelimin nedenleri yeniden gündeme geldi. Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, şiddetin önlenmesinde aile ve sosyal çevreden sağlanan destek ile zamanında sunulan psikososyal müdahalelerin koruyucu rol oynadığını belirtti. Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, ergenlik döneminde görülen şiddetin nedenleri ve önlenmesine ilişkin değerlendirmede bulundu. Ergenlik döneminde kimlik arayışı, bağımsızlaşma, akran kabulü ve sosyal statüye verilen önem artarken, dürtü kontrolü ve davranışların sonuçlarını değerlendirme gibi bilişsel süreçlerin gelişiminin devam ettiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, ancak bu özelliklerin şiddet davranışını kaçınılmaz hale getirmediğini belirterek bireysel, ilişkisel ve toplumsal risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bir çatışmanın ağır bir haksızlık, aşağılanma, reddedilme veya statü kaybı olarak algılanmasının yoğun öfkeye yol açabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, olayın zihinde sürekli yeniden değerlendirilmesi ve intikam düşüncelerinin güçlenmesiyle bazı durumlarda alternatif çözüm yollarının daralabileceğine dikkat çekti. Silaha kolay erişimin ise kriz anlarında sonuçları ağırlaştırabilecek kritik bir risk faktörü olduğunu vurguladı. Zorbalık ve dışlanma dikkate alınmalı Sürekli dışlanma, aşağılanma veya zorbalığa maruz kalmanın bazı gençlerde öfke, değersizlik ve yabancılaşma duygularını artırabileceğini belirten Koçanlı, Türkiye’de yapılan araştırmalarda sürekli öfke, yabancılaşma ve akran zorbalığının şiddet eğilimiyle ilişkili bulunduğunu aktardı. Ancak zorbalığa maruz kalan gençlerin büyük çoğunluğunun şiddete başvurmadığının altını çizen Koçanlı, zorbalığın tek başına doğrudan neden olarak görülmemesi gerektiğini, diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi. Aile ve okul, koruyucu rol oynuyor Aile içi çatışmalar, şiddete tanıklık edilmesi, sert veya tutarsız disiplin, yetersiz ebeveyn denetimi ve sağlıklı iletişim eksikliğinin risk oluşturabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, travmatik deneyimlerin de bazı çocuk ve ergenlerde güven duygusu ile öfke düzenleme becerilerini etkileyebileceğini ifade etti. Bununla birlikte travmatik bir geçmişin gelecekte şiddet davranışı sergileneceği anlamına gelmediğini vurgulayan Koçanlı, aile ve sosyal çevreden sağlanan destek ile zamanında sunulan psikososyal müdahalelerin koruyucu rol oynadığını belirtti. Okul ortamındaki güven duygusu önemli Okul ortamının da kritik bir role sahip olduğunu kaydeden Koçanlı, "Okul, yalnızca örgün eğitimin sunulduğu bir kurum değil, aynı zamanda bireyin aidiyet duygusu kazandığı ve sosyal kimliğinin biçimlendiği temel sosyalleşme alanlarından biridir. Öğrencinin okul ortamında kendini değerli ve güvende hissetmesi, öğretmenleriyle güvene dayalı bir ilişki geliştirmesi ve zorbalık durumlarında destek alabileceğine inanması koruyucu bir etki oluşturmaktadır. Buna karşılık, okuldan ve akran grubundan yabancılaşma, sürekli akran reddi ve sosyal destek mekanizmalarına yönelik güvensizlik veya bu mekanizmalara erişim eksikliği mevcut sorunları daha da şiddetlendirebilir" dedi. Siber zorbalık, psikososyal sorunları şiddetlendirebilir Şiddet içerikli videolar, dijital oyunlar veya sosyal medya kullanımının tek başına şiddet davranışına yol açtığını söylemenin doğru olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, "Ancak siber zorbalık, çevrim içi aşağılama ve tehditler ile şiddet ve intikam içerikleri, mevcut psikososyal sorunları şiddetlendirebilir. Türkiye’de çocuk ve ergenler üzerinde gerçekleştirilen sistematik derleme ve meta-analiz çalışmaları, siber zorbalığın önemli bir psikososyal risk alanı olduğunu ortaya koymaktadır" uyarısında bulundu. Davranış değişiklikleri dikkate alınmalı Bir bireyin gelecekte şiddet eylemlerinde bulunacağını kesin olarak öngören tek bir kişilik özelliği veya davranış kalıbının olmadığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, yalnızlık yaşayan, içe kapanık veya öfkeli bir gencin "potansiyel saldırgan" olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Gencin hangi desteğe ihtiyacı olduğu iyi anlaşılmalı Belirli kişilere yönelik tekrarlayan tehditler, yoğun intikam söylemleri, zarar verme planlarına dair ifadeler, saldırı hazırlığını ima eden paylaşımlar, silaha erişim konusunda olağandışı girişimler ve ciddi bir çatışma sonrası belirgin davranış değişikliklerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, "Ailelerin ve eğitimcilerin temel sorusu ‘Bu birey saldırgan olabilir mi?’ değil, ‘Bu bireyin davranışındaki değişim hangi nedenlere dayanıyor ve hangi desteğe ihtiyaç duyuyor?’ olmalıdır" dedi. Şiddetin önlenmesinde aile, okul, sağlık ve sosyal hizmet birimlerinin koordinasyon içinde çalışması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı; güvenli bildirim mekanizmaları, zorbalığın erken tespiti, çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerine zamanında erişim ile sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Koçanlı, ateşli silah bulunan evlerde silahların çocukların ve yetkisiz kişilerin erişemeyeceği şekilde güvenli biçimde muhafaza edilmesinin de kritik olduğunu vurguladı. Olaya tanıklık eden çocuklara destek verilmeli Silahlı olaya doğrudan tanıklık eden çocuklarda korku, uyku bozuklukları, kâbuslar, öfke, dikkat dağınıklığı ve okula gitmek istememe gibi belirtiler görülebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, sosyal medyada olay görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesinin ve doğrulanmamış bilgilerin takip edilmesinin de tehdit algısını artırabileceğini söyledi. Ebeveynlerin çocuklarıyla olay hakkında konuşmaktan kaçınmaması gerektiğini ifade eden Koçanlı, ancak yaşa uygun ve doğrulanmış bilgiler verilmesi, görsel maruziyetin sınırlandırılması ve günlük rutinin mümkün olduğunca korunması gerektiğini belirtti. Belirtilerin devam etmesi ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi halinde profesyonel destek alınmasını önerdi. Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, sözlerini şöyle tamamladı: "Ergen şiddeti; bireysel psikolojik süreçler ile aile, akran grubu, okul, sosyal dışlanma, dijital çevre ve silaha erişim gibi birçok etkenin kesiştiği çok boyutlu bir olgudur. Temel mesele, şiddet ortaya çıktıktan sonra yalnızca faili ve nedeni belirlemek değil; öfke, dışlanma, mağduriyet ve çaresizlik duygularının şiddete dönüşmesini engellemek amacıyla çocuğa zamanında ulaşabilmektir."

Cinayete kurban giden avukat Hatice Kocaefe davasında ilk duruşma Haber

Cinayete kurban giden avukat Hatice Kocaefe davasında ilk duruşma

Bursa'nın Gürsu ilçesinde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden avukat Hatice Kocaefe'nin öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması bugün görülecek. Duruşma öncesi adliye önünde bir araya gelen avukatlar, "Avukat yalnız değildir, savunma sahipsiz değildir" mesajı verdi. İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat Hatice Kocaefe, 28 Nisan 2026'da Bursa'nın Gürsu ilçesi Ağaköy Mahallesi'nde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti. Saldırıda Kocaefe'nin yanında bulunan ablası Elif Çalışkan da yaralanmıştı. Soruşturma çerçevesinde 7 şüpheli gözaltına alınmış, sanıklardan Hakkı Ç. "Kasten öldürme" ve "Kasten öldürmeye teşebbüs", Ali Ç. ve Esra Ü. "Suça azmettirme", Serkan S. "Suçluya yardım etme", Hakan S. ise "Suçluyu kayırma" suçlarından tutuklanmıştı. Volkan A. ve Salih U. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşması öncesinde adliye önünde açıklama yapan avukatlar, Kocaefe'nin öldürülmesinin yalnızca bir cinayet davası olmadığını, savunma makamının güvenliği açısından da önem taşıdığını belirtti. Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun, "Bir meslektaşımızın öldürülmesinin ardından adliye önünde toplanmak, onun yokluğunda adalet istemek ve bir kez daha avukat yalnız değildir, savunma sahipsiz değildir demek zorunda kalmanın derin üzüntüsü ve öfkesi içindeyiz" ifadelerine yer verdi. Açıklamada, avukatların müvekkilleriyle veya takip ettikleri uyuşmazlıklarla özdeşleştirilmesinin ağır sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekilerek, savunma makamına yönelik şiddetin son bulması çağrısı yapıldı. Kocaefe'nin öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, savcılık Hakkı Ç. hakkında "Nitelikli kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ederken, Ali Ç. ve Esra Ü. hakkında da "Azmettirme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. "Mesleğimizi ölüm kültürü olarak yapmak istemiyoruz" Adliye önündeki açıklamada konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, meslektaşlarının öldürülmesinin ardından sürekli basın açıklamaları yapmak ve yas tutmak zorunda kalmak istemediklerini belirterek, "Artık mesleğimizi ölüm kültürü olarak yapmak istemiyoruz" ifadelerini kullandı. Açıklamada, Kocaefe'nin davasının sonuna kadar takip edileceği belirtilerek, "Avukat Hatice Kocaefe için adaletin eksiksiz biçimde gerçekleşmesi ve sorumluların hak ettikleri hukuki karşılığı bulması ve cezalandırılması için davanın sonuna kadar takipçisi olacağız" denildi. Konuşmada ayrıca 2026 yılı içerisinde Yalova'da avukat Zekeriya Polat'ın ve Bursa'da avukat Hatice Kocaefe'nin doğrudan kendilerine yönelen şiddet nedeniyle hayatını kaybettiği ifade edilerek, avukatlara yönelik saldırıların son bulması çağrısı yapıldı. Olayın geçmişi Bursa'nın Gürsu ilçesi Ağaköy Mahallesi'nde 28 Nisan günü meydana gelen olayda, Hatice Kocaefe ve ablası Elif Çalışkan'ın bulunduğu sırada bir araçtan silahla ateş açılmıştı. Saldırıda Kocaefe göğsünden, ablası ise diz kapağından vurulmuştu. Ağır yaralanan Kocaefe, kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamamıştı. Soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamede, Kocaefe'nin ablası Elif Çalışkan ile sanık Hakkı Ç. arasında ticari bir uyuşmazlık bulunduğu, Kocaefe'nin de ablasının vekili olarak hukuki süreç yürüttüğü öğrenilmişti. Türkiye Barolar Birliği de saldırının ardından yaptığı açıklamada, avukatın müvekkiliyle özdeşleştirilmesinin savunma hakkı ve hukuk devleti açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek davanın takipçisi olacağını duyurmuştu. Avukatlar, bugün başlayan yargılamanın sonuna kadar Kocaefe ailesinin ve meslektaşlarının yanında olacaklarını belirterek, savunma makamına yönelik saldırıların son bulması çağrısını yineledi.

Turizm güvenliğini bozanlara darbe Haber

Turizm güvenliğini bozanlara darbe

Adalet Bakanı Akın Gürlek, haziran, temmuz ve ağustos aylarında 16 ilde turizm güvenliğini tehdit eden 164 olay ve soruşturma kapsamında 323 şüpheli hakkında adli işlem yapıldığını, bunlardan 106’sının tutuklandığını açıkladı. Bakan Gürlek, “Turizm bölgelerimizde huzur ve güvenliğe gölge düşürecek hiçbir eyleme müsamaha göstermiyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, İçişleri Bakanlığı ile koordinasyon içerisinde Türkiye’yi ziyaret eden turistlerin ve vatandaşların huzur ve güvenliğini korumak için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Bakan Gürlek, Türkiye’nin turizmdeki güçlü marka değerini daha ileri taşımayı hedeflediklerini kaydetti. Bakan Gürlek, Cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda jandarma ve polis ekiplerince haziran, temmuz ve ağustos aylarında 16 ilde yürütülen çalışmaların sonuçlarına ilişkin şunları kaydetti: “Haziran, temmuz ve ağustos aylarında 16 ilimizde turizm güvenliğini tehdit eden 164 olay ve soruşturmada 323 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. 106 şüpheli tutuklandı, 56 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı” “TÜRKİYE GÜVENLİ BİR TURİZM ÜLKESİDİR; ÖYLE KALMASI İÇİN GEREKEN HER ADIMI ATMAYA KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ” Çalışmalarda görev alan Cumhuriyet başsavcılıkları ile emniyet ve jandarma teşkilatlarının ilgili birimlerine teşekkür eden Bakan Gürlek, “Bu çalışmalarda emeği geçen Cumhuriyet başsavcılıklarımıza, emniyet ve jandarma teşkilatlarımızın ilgili birimlerine ve tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Türkiye güvenli bir turizm ülkesidir; öyle kalması için gereken her adımı atmaya kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Bakan Gürlek’in paylaştığı verilere göre, turizm dolandırıcılığı, hanutçuluk ve haksız ticari kazanç eylemleri kapsamında 71 şüpheli hakkında işlem yapıldı, bunlardan 20’si tutuklandı. Şiddet, tehdit, yağma ve zorbalık eylemleri kapsamında 175 şüpheli hakkında işlem yapılırken, 43 şüpheli tutuklandı. Turistlerin malvarlığına yönelik suçlar nedeniyle 62 şüpheli hakkında işlem yapıldı, 40 şüpheli tutuklandı. Ayrımcılık, özel hayatın ihlali, inanç özgürlüğüne ve toplumsal değerlere yönelik eylemler ile kamu düzenini ve turizm güvenliğini zedeleyen diğer suçlar kapsamında ise 15 şüpheli hakkında işlem yapıldı, bunlardan 3’ü tutuklandı.

Antalya ve Kayseri’de 4 yeni nesil suç örgütüne operasyon: 42 şüpheli yakalandı Haber

Antalya ve Kayseri’de 4 yeni nesil suç örgütüne operasyon: 42 şüpheli yakalandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Antalya ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde yürütülen soruşturmalar kapsamında, 4 yeni nesil suç örgütüne yönelik operasyonlarda 42 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Antalya ve Kayseri’de toplam 46 şüphelinin hedef alındığı operasyonlar gerçekleştirildiğini belirtti. Antalya’da üç ayrı yeni nesil suç örgütünün şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini sosyal medya üzerinden öven veya örgütlerin eylemlerinde yer almaya yönelik paylaşım yapan 14 şüpheliye yönelik operasyonda 10 şüphelinin yakalandığını, aramalarda uyuşturucu madde ele geçirildiğini bildirdi. Kayseri’de ise 68 mağdura yönelik 89 ayrı suç eylemi gerçekleştirdiği tespit edilen yeni nesil suç örgütüne yönelik 5 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 32 şüphelinin tamamı yakalanarak gözaltına alınırken, aramalarda silah, mühimmat, çek ve senetler, dijital materyaller ile uyuşturucu madde ele geçirildi. Gürlek, operasyonları yürüten Cumhuriyet Başsavcılıkları ile emniyet müdürlüklerine ve görev alan kamu personeline teşekkür ederek, "Gençlerimizi suç örgütlerinin ağına düşürmeye, şiddeti normalleştirmeye ve suçu bir güç ve itibar unsuru gibi göstermeye çalışan hiçbir yapıya müsaade etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Esenyurt’ta eski sevgili bu sefer evi kundakladı; baba yanmaktan zor kurtuldu Haber

Esenyurt’ta eski sevgili bu sefer evi kundakladı; baba yanmaktan zor kurtuldu

Esenyurt’ta eski kız arkadaşının binasını kundaklayarak defalarca camlarını kıran şahıs, bu kez de binayı ateşe verdi. O sırada dairede bulunan baba, benzin döken şahsa "Ne yapıyorsun" diye bağırırken, eski sevgili çakmağı çakarak kaçtı. Binanın alev aldığı o anlar ise saniye saniye cep telefonu kamerasına yansıdı. Geçtiğimiz aylarda kız arkadaşının ayrıldığı genç, aileye hayatı zehir etti. Gece saatlerinde sokağa gelerek 4 defa camları kıran ve 2 kez de binayı yakmaya çalışan şahıs, dün gece tekrardan geldi. Şahsın korkusundan memleketine taşınmak zorunda kalan ve evin camlarını yaptırmak için gelen gelen baba, koltukta uyuduğu sırada şahıs daireye benzin dökmeye başladı. Sesi duyarak "Ne yapıyorsun" dediğinde ise şahıs çakmağını çakarak olay yerinden kaçtı. O sırada binanın duvarı alevler içerisinde kalırken, mahalleli yangına müdahale etti. İhbar üzerine polis ve itfaiye ekipleri de olay yerine gelirken, polis binayı kundaklayan eski şahsı yakalamak için çalışma başlattı. Yaşanan o anlar ise saniye saniye kameraya yansıdı. Yaşanan olay hakkında konuşan şahsın eski sevgilisinin babası, "Şahıs benim kızımla bir dönem görüşmüş, kızım şahsı istemeyerek ayrılmış. Kızım istemediğini söylediğinde ise tehdit etmeye başladı, ‘Size hayatı dar edeceğim’ demeye başladı. 4-5 aydır da yapmadığını bırakmadı bize. 3-4 sefer geldi evimizin camlarını kırdı. Bu olayın öncesinde bir kez daireyi benzinle yakmaya çalıştı. Yine bir seferinde de bina girişinde lastik yakarak binayı kundaklamaya çalıştı. Dün gece ise benim içeride olduğu bilerek daireye benzin döküp yaktı. Komşularla zor söndürdük, fark etmesek yanıyordum. Bundan sonra da ne yapacağını bilemiyoruz belki bize mermi sıkacak" dedi. Konuşmasının devamında ise yetkililerden yardım isteyen baba, " Şahsı defalarca şikayet ettik. Adam ‘Bana hiçbir şey olmaz, bana kimse bir şey yapamaz’ diyor. Ben bir vatandaş olarak evimde rahat, huzurlu yaşamak istiyorum. Devlet büyüklerinden yardım istiyorum" diye konuştu. Tehditlerin ardından Ordu'ya taşınan M.Ö. ise yaşadıklarını anlatarak, "1 yıl ilişkimi bana şiddet uyguladığı nedeniyle bitirdim. Ayrıldım. Tekrar barışmak istemedim. Beni rahatsız etmeye devam etti. Ailemi rahatsız etmeye başladı. Daha önce de 'silahla seni vurmaya geliyorum' mesajları atmıştı. Ben karakola giderek şikayetçi olmuştum. Kendisi ile barışmak istemedim, iletişimimi kestim. Ailemi rahatsız etmeye başladığında engeli kaldırıp mahkememiz sonuçlanana kadar onun dediklerine boyun eğdim. Kendisinin davranışlarından artık yorulduğum için şahsımı engelledim. Akşamında bizim evimizin camı kırıldı. Ailem ondan kurtuluş yolunun memlekete dönmek olduğunu söyledi. Ben de memleketime döndüm. İstanbul'daki evimizin camlarını kırmaya devam etti. Yakmaya çalıştı molotof attı. Her yaptığında usanmadan şikayetçi oldum. Ama bir sonuç çıkmadı. Gitmediğim savcılık adliye karakol kalmadı. Ağlayıp yalvarmayıp kimse kalmadı. Başımdaki beladan kurtulamıyorum. Ölüm korkusu ile yaşıyorum" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.