Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Siber Güvenlik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Siber Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyaz Saray’ın yapay zeka ambargosu endişeye yol açtı Haber

Beyaz Saray’ın yapay zeka ambargosu endişeye yol açtı

ABD hükümetinin 12 Haziran Cuma günü geç saatlerde ani bir kararla, yapay zeka şirketi Anthropic’in en gelişmiş iki yeni modelinin ABD vatandaşı olmayanlar için kullanımının askıya alınması talimatı vermesi, dünyanın birçok ülkesinde yankı uyandırdı. Anthropic tarafından Cuma günü yayınlanan sürpriz açıklamada, ABD hükümetinin şirketten "Claude Fable 5" ve "Claude Mythos 5" modellerine ülke dışından erişimin durdurulmasının istendiği ifade edildi. Ulusal güvenlik risklerini gerekçe gösteren talimatın, "ABD içinde veya dışında bulunan tüm yabancı ülke vatandaşlarını kapsadığı ve buna Anthropic’in yabancı uyruklu çalışanlarının da dahil olduğu" ifade edildi. Diğer yandan, şirket, kullanıcıların ABD vatandaşı olup olmadığını anlık ve kusursuz bir şekilde tespit etmenin mümkün olmaması nedeniyle, yasal risklerden kaçınmak adına modelleri tüm müşterileri için dünya genelinde devre dışı bırakmak zorunda kaldı. Anthropic, Beyaz Saray yetkilileriyle görüşüyor ABD’li yapay zeka devinin üst düzey teknik personeli, karar sonrasında Pazar gününden itibaren Beyaz Saray yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirmeye başladı. Anthropic tarafından yapılan açıklamada ABD hükümetinin Fable 5’in güvenlik önlemlerini aşmanın (jailbreak etmenin) bir yolu bulunduğuna inandığını ve bu şekilde modelin yapmaması gereken şeyleri yapmaya ikna edilebildiğinden endişe duyduğu ifade edildi. "Jailbreak" bir siber ağı korumak için tasarlanmış yazılım kısıtlamalarının aşılması olarak tanımlanıyor. Bu sayede bilgisayar korsanları, engellenmiş özellikleri kullanabiliyor veya hassas bilgilere erişebiliyor. Şirket açıklamasında, "Hükümetin talimatına temel oluşturduğunu düşündüğümüz raporu inceledik ve burada gösterilen yetenek seviyesinin diğer modellerde de yaygın olarak mevcut olduğunu doğruladık" denildi. Yaşanan durumun bir yanlış anlaşılma olduğunu savunan Anthropic, karara itiraz edildiğini ve erişimin tekrar sağlanması için yetkililerle görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Modelin "siber silah" olarak kullanılmasından endişe ediliyor Antrhopic’in yeni modelinin herhangi bir dış yardım almadan güvenlik açıklarını tespit edebilmesi, yapay zeka aracının "jailbreak" edilerek sınırlandırmaları kaldırılması halinde bunun kötü niyetli kişilerin elinde bir siber silaha dönüşmesinden endişe ediliyor. Bankacılık gibi kritik sektörlere siber saldırıları kolaylaştırması ve hızlandırmasından endişe edilen araç, "fazla güçlü" olması nedeniyle test sürecinde sadece sınırlı sayıda kuruluşun kullanımına açılmıştı. Claude Fable 5’in piyasaya sürülmesinden önce finans, teknoloji ve kamu sektöründeki liderler, modelin kendi sistemlerindeki açıkları test etmek amacıyla sınırlı erişime açılmasının ardından ürünün piyasaya sunulması konusunda endişelerini dile getirmişti. Anthropic de aracı sadece birkaç kuruluşun kullanımı için erken erişime açtığını çünkü modelin bilgisayar sistemlerini istismar etme veya hack’leme kapasitesi nedeniyle tehlikeli olabilecek kadar "zeki" olduğunu belirtmişti. Anthropic, Claude Fable 5’i piyasaya sürmeden önce modelin "yayınlanamayacak kadar güçlü" olduğunu da iddia etmiş fakat bu ifadeler, birçok çevre tarafından abartılı bir tanıtım ve pazarlama söylemi olarak nitelendirilmişti. Karar, Avrupa ve dünyada endişeye neden oldu Anthropic’in son modellerinin ani bir şekilde askıya alınmasından en çok etkilenen bölgelerin başında Avrupa geldi. Avrupa Birliği üyesi birçok ülke, Anthropic’in yeni ürünü Mythos’un kendi sistemlerinin güvenliğinde kullanılmasına yönelik muhtemel uygulamalar konusunda şirketle görüşmeler yürütüyordu. Avrupa Komisyonu, dün yayınlanan açıklamada ABD yönetiminin ihracat kontrol talimatının sonuçlarının değerlendirildiğini duyurdu. Komisyon sözcüsü, "Piyasaya son derece yetenekli yeni nesil yapay zeka modellerinin çıktığını görüyoruz. Bu modeller siber savunma dahil önemli faydalar sunuyor ancak beraberinde ciddi siber güvenlik endişelerini de getiriyor. Ancak bu çerçevede alınan tedbirlerin ortaklara karşı ayrımcı olmaması gerektiğine inanıyoruz" denildi. Açıklamada, "Bu gelişme, Avrupa’nın teknolojik egemenliğini neden geliştirmesi gerektiğinin göstergesidir" ifadelerine yer verildi. Kanada Başbakanı Mark Carney de benzer bir açıklama yaparak, yaşananların "az sayıda güçlü yapay zeka aracına aşırı bağımlılığın risklerini ortaya koyduğunu" söyledi. "Yapay zeka savaşı çoktan başladı" ABD’nin yapay zeka sektörü üzerindeki kontrolünün bir göstergesi olarak değerlendirilen karara tepki gösteren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Renaissance’ın cumhurbaşkanı adayı Gabriel Attal ise "Yapay zeka savaşı çoktan başladı" dedi. İran’ın küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı bir baskı aracı olarak kullanmasına gönderme yapan Attal, "Başkalarına güvenmek, bizi savunmasız hale getiriyor. ABD’nin kararı bunun delili. Anthropic, ABD’nin Hürmüz Boğazı’dır" dedi. Anthropic, ABD hükümeti ile daha önce de anlaşmazlık yaşamıştı Bu olay, ABD hükümeti ve Anthropic arasındaki ikinci büyük çaplı anlaşmazlık oldu. Şirket, bu yılın başında ABD hükümetinin kullanımına yönelik yapay zeka güvenlik önlemlerini değiştirmeyi reddetmiş ve bu adım şirketin Trump yönetimiyle karşı karşıya gelmesine neden olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yapay zekada lider konuma ulaşacak" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yapay zekada lider konuma ulaşacak"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tersane İstanbul’da "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi"ne katıldı. Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Denizcilik tarihimizde çok önemli bir yer tutan, Sultan Fatih’in temellerini attığı Tersane-i Amire’de Türkiye Yapay Zeka Zirvesi münasebetiyle sizlerle bir aradayız. Sözlerimin hemen başında, zirvemizi teşrif eden misafirlerimize tek tek şükranlarımı sunuyor; hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlerin vasıtasıyla cihanın incisi İstanbul’umuzun 39 ilçesinde, Türkiye’nin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşlarımıza buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nin ülkemiz, milletimiz ve sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı, programa katkı sunan herkesi tebrik ediyorum. Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, burada yapılacak değerlendirmelerin hepimiz için ufuk açıcı olmasını temenni ediyorum. Birazdan, 2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planımızı sizlerle ve milletimizle paylaşacağız. Türkiye’yi yapay zeka teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşıyacak yeni eylem planımızın şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" dedi. "Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biri" Dünyanın ve insanlığın yeni bir döneme girdiği tarihi günlerden geçtiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu dönemdeki değişim geçmişe nazaran son derece hızlı ve eskilerin deyimiyle sarî seyrediyor. Diplomasiden ticarete, enerjiden ulaşıma, tarımdan güvenliğe değişimin etkileri hemen her alana nüfuz ediyor. Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Kimileri bu süreci tarihi bir fırsat olarak görürken, bazıları da bu dönüşümü aşılması gereken bir kriz olarak değerlendiriyor. Öte yandan yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin hakikat ötesi olarak adlandırılan bu çağda, olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne, yeni gerçekliğin temel dinamiği haline geldiğine şahit oluyoruz. Şu bir gerçek ki, günümüzde bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Dezenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri de aynı ölçüde yaygınlaştı. Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabiliyor. Veri işleme ve veri analizi tarzı süreçleri kolaylıkla yönetebiliyoruz. Fakat veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz. Siyasi, askeri, iktisadi gücün dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını, dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biridir. İşte az önce hepimiz izledik. Büyük matematikçimiz, Ordinaryus Profesör Cahit Arf, bundan tam 67 yıl önce Erzurum’da verdiği bir konferansta şu soruyu sormuştu: "Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?" Cahit Arf, aynı konferansta bu sorunun cevabını ararken dinleyicilere şunu söylemişti: "Hadiseler veya tertiplerin anlaşılması işi, bir merdiveni çıkmaya benzetilebilir. Bir basamağa çıkmak kolay bir iştir. Fakat bin basamağın çıkılması işi bir hayli ter dökmeye bağlıdır" açıklamasında bulundu. "Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz" Bilim ve teknolojiye asırlar boyunca çok önemli katkılar yapmış bir millet olarak, o basamakları tek tek çıkmaya bugün de devam ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz, bilim ve teknoloji üslerimiz dünyada çığır açan ve ses getiren işlere imza atıyor. Genç mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz yüksek teknoloji gerektiren her alanda yepyeni başarılar elde ediyor. Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz. Ar-Ge’den seri imalata tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz. En önemlisi, Milli Teknoloji Hamlemizi Türkiye Yüzyılı’nın baş tacı yapacak Teknofest kuşağı azmiyle, maharetiyle, projeleriyle bugünü ve geleceği nakış nakış işlemeye devam ediyor. Bu vesileyle teknolojide yazdığımız bu başarı hikayesinde payı olan tüm kurumlarımıza, firmalarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyor; genç kardeşlerimin her birine çalışmalarında başarılar diliyorum" diye konuştu., "Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız" Türkiye olarak savunma sanayindeki birikim ve yeteneklerimizi yapay zeka başta olmak üzere diğer alanlara da yansıtmak için yoğun bir çaba harcadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz, 31 Mart’ta dijital bağımsızlığımızı daha da perçinleyecek yeni nesil mobil iletişim altyapımız 5G’yi hizmete aldık. Siber tehditlere karşı ülkemizin direncini artırmak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk. 2024’te uzaya fırlattığımız ilk yerli ve milli uydumuz Türksat 6A ile Türkiye’yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık. Son 23 yılda çok az sayıda ülkenin sahip olduğu büyük bir inovasyon altyapısı inşa ettik. Teknofestlerle, Deneyap atölyeleriyle, bilim şenlikleri ve bilim fuarlarıyla her yıl milyonlarca gencimizi teknoloji yolculuğuna dahil ettik. Bugün Türkiye genelindeki 1700’ü aşkın araştırma-geliştirme ve tasarım merkezlerinde araştırmacılarımız, mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz geleceğin projelerini geliştiriyor. 114 teknopark, 13 binin üzerinde teknoloji firması yenilikçi fikirleri ürüne dönüştürüyor. Teknolojide elde ettiğimiz kazanımlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Yapay zekanın sunduğu fırsatları değerlendirerek Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün hepimizin karşı karşıya olduğu sorular şunlardır: Yapay zeka insana hizmet mi edecek yoksa insanı kontrol mü edecek? Teknoloji şirketleri ellerine geçen bu asimetrik gücü nasıl kullanacak? Hızla büyüyen bu şirketlerin derebeyi haline gelmesinin önü nasıl alınacak? Kişisel veriler üzerinden bireylerin ve toplumların manipülasyonu nasıl engellenecek? Bu sorulara verilecek cevaplar hayati önemde olacaktır. Yapay Zeka Eylem Planımız işte bu hassasiyetlerin ürünüdür. Eylem planımız; fark et, istifade et, üret ve yönet olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi. Planımızın birinci ekseni olan ’fark et’ hedeflerimiz doğrultusunda yapay zekanın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri milletimize aktaracak, toplumun her kesiminde bu konudaki bilinç ve temel yetkinlikleri artıracağız. Her yaştan insanımızın yapay zekayı doğru anlamasını, güvenli biçimde kullanmasını sağlamak üzere ulusal yapay zeka okuryazarlığı programını başlatacağız. 81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zeka okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz. Veriye erişimi kolaylaştırarak araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin ve kamu kurumlarımızın veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracağız. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2000 kamu veri setini ulusal veri kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız. Kullanıcıların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan bir düzenleyici çerçeve oluşturacağız. Orantılı risk yaklaşımına dayalı bu çerçeveyle yeniliğin önünü açarken vatandaşlarımızın mahremiyet ve emniyetini de güvence altına alacağız. Planımızın ikinci ekseni olan ’istifade et’ kapsamında yapay zekayı kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştüreceğiz. Veri merkezlerimizin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceğiz. 2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız. Elektronik devleti vatandaşımızın yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği dönüşüm alanı olarak ele alacağız. Kamu yatırım programlarımızdan yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız. Kamu sektörümüz başarılı ve yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda fikirleri sahada test edilmiş ürünlere dönüştürecek KOBİ’lerimize yapay zeka kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlayacağız. Planımızın üçüncü ekseni olan ’üret’ hedeflerimizle vatandaşlarımızın yapay zeka ile değer üretmesini temin edecek kendi modellerimizi geliştireceğiz. Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kuracağız" diye konuştu. "İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız" Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu ile araştırmalarımızın, Yapay Zeka Büyüme Fonu ile girişimlerimizin gerçekleşmesini ve ölçeklenmesini destekleyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkçe Büyük Dil Modeli çalışmalarımızı dijital egemenliğimizi güçlendirmek üzere kararlılıkla sürdüreceğiz. Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK’ın yerli dil modeli ’Bilge’, bu yolda katettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir. Yine T3 Vakfımız ve Baykar iş birliğinde geliştirilen büyük dil modeli ile HAVELSAN’ımızın ’MAIN’ platformundaki 9 milyar parametreli büyük dil modeli, Türkçe’nin bütün zenginliğini merkeze alan önemli çalışmalardır. Diğer taraftan Turkcell ve diğer mobil iletişim şirketlerimizin veri odaklı çalışmaları ülkemiz için kıymetli adımlardır. Yapay zekanın imalat sanayimizde ve katma değerli ürünlerde kullanımını yaygınlaştıracak robotik teknoloji kabiliyetlerimizi derinleştireceğiz. ’Yönet’ hedeflerimiz çerçevesinde ise egemen yapay zeka kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz. Uluslararası girişimcilere tek pencereden en çok 30 iş gününde sunacağımız yol haritasıyla öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız. İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız. Terminal İstanbul’u girişimcilerimizin ve küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacağız" şeklinde konuştu. OECD, G20, Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda insan merkezli yapay zeka standartlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstleneceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk Devletleri Teşkilatı ile aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk Dilleri Büyük Dil Modeli geliştireceğiz. Yenilikçi yapay zeka çözümlerinin kontrollü bir ortamda test edilmesini sağlamak üzere en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracağız. Planımızın uygulanması kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimizin ortak katkısıyla olacaktır. Ulusal Yapay Zeka Kurulu ise bu sürecin yönetişim zeminini teşkil edecektir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ilgili tüm kurumlarımızla yakın iş birliği içinde eylemlerin uygulanmasını düzenli olarak takip edecektir. Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı ile harekete geçireceğimiz kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz. Türkiye’yi yapay zeka çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız" açıklamasında bulundu.

Erdoğan: "Terörsüz Türkiye, yeni yüzyılın stratejik devlet vizyonudur" Haber

Erdoğan: "Terörsüz Türkiye, yeni yüzyılın stratejik devlet vizyonudur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada Türkiye'nin bölgesinde kendi politikalarını üreten ve yön veren bir aktör konumuna yükseldiğini vurguladı. Türkiye'nin artık başkalarının senaryolarında rol verilen bir ülke olmadığını belirten Erdoğan, "Kendi hikâyesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline gelen bir Türkiye var" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinin bu anlayışın en önemli yansımalarından biri olduğunu belirterek, sürecin bir güvenlik politikasının ötesinde, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda şekillenen stratejik bir devlet vizyonu olduğunu söyledi. Sürecin başarıyla tamamlanmasının ülkenin güvenliğini daha da güçlendireceğini ve yeni fırsatların önünü açacağını ifade etti. Konuşmasında değişen güvenlik anlayışına da değinen Erdoğan, günümüzde savaşların yalnızca cephede değil, siber uzayda, uydu sistemlerinde ve sosyal medya platformlarında da eş zamanlı olarak yürütüldüğünü kaydetti. Cephe ile cephe gerisi arasındaki sınırların giderek belirsizleştiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, mühendislerden veri analistlerine, siber güvenlik uzmanlarından vatandaşlara kadar herkesin millî güvenliğin önemli bir parçası haline geldiğini söyledi. Rusya-Ukrayna Savaşı ve son yıllarda yaşanan bölgesel gelişmelerin bu dönüşümü açıkça ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, İHA'lar, SİHA'lar, insansız deniz araçları, elektronik harp sistemleri ile balistik ve hipersonik teknolojilerin savaş alanlarında belirleyici rol oynadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, modern çatışmalarda medya ve sosyal medyanın da enformasyon savaşlarının merkezi haline geldiğine işaret ederek, dezenformasyonla mücadelenin millî güvenliğin ayrılmaz unsurlarından biri olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk Dünyasına seslendi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk Dünyasına seslendi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’ın Türkistan kentinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nde konuştu. Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma temasıyla düzenlenen zirvede Türk dünyasına hitap eden Erdoğan, "Bu kadim şehir Orhun Abidelerinden, Dîvânu Lugâti't-Türk, Kutadgu Bilig’den Dede Korkut’a uzanan ortak hafızamızın adeta canlı abidesidir. Anadolu erenlerinin feyiz aldığı Türkistan; geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz sarsılmaz köprünün en güçlü atalarından birisidir. Zirvemizi bizler için anlamlı kılan bir diğer husus da Türk dünyasının ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk Halkı’nın aramızda temsil ediliyor olmasıdır. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı Türkistan zirvesinde görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Türk Dünyası’nın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürülmesini temenni ediyorum" dedi. "Teknolojide işbirliğimizi en üst seviyeye çıkarmak durumundayız" Erdoğan konuşmasının devamında zirvenin ana temasına atıfta bulanarak, "Geleceğin dünyasında daha fazla söz ve etki sahibi olabilmek için özellikle teknolojide işbirliğimizi en üst seviyeye çıkarmak durumundayız. Zirvemizin yapay zeka ve dijital kalkınma temasıyla gerçekleştirilmesini bu bakımdan çok isabetli buluyorum. Geleceğe yön verme noktasında dijitalleştirerek kalkınan Türk Dünyası’nı vizyonunu önemsememiz büyük önem taşıyor. Gaspıralı’nın ‘dilde, fikirde, işte birlik’ şiarına 115 yıl sonra bizlerin ‘dijital vizyonda birlik’ ifadesini eklememizin zamanı gelmiştir. Bu vizyon nitelikli insan kaynağı, güçlü dijital alt yapılar ve veri temelli kamu idaresi anlayışı idaresi üzerine inşa edilmeli aramızdaki dijital bağlantısallık kuvvetlendirilmelidir. Ülkelerimiz arasında ortak teknoloji projelerini geliştirilmesi hiç şüphesiz bu vizyonu destekleyecektir" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dönüşümde geri kalmamın kalmanın bağımsızlığı tehdit eden bir unsur olduğunu belirterek, "Yapay zekanın bir tahakküm aracına dönüşmemesi için bu temayı doğru bir yaklaşımla fırsat zaviyesinden ele almalıyız. Cebir ve algoritmanın babası Harezmi’yi, felsefe ve mantığın piri Farabi’yi, eseriyle tıp bilimine ışık tutan İbn-i Sina’yı, astronomi biliminin önderleri Buruni, Uluğ Bey ve Ali Kuşçu’yu yetiştiren bu mümbit topraklarından yeni bilim insanları da çıkartacağız. Diğer tüm alanlarda olduğu üzere dijital gelişmişlikte de uluslararası adaletin sağlanması mühimdir. Gelişmiş ülkeler ile en az gelişmiş ülkeler arasındaki dijital uçurum kapatılması bu bakışımızın esasını tescil etmelidir" şeklinde konuştu. "Siber güvenlik bugünün dünyasında tıpkı, kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir" Yapay zeka teknolojilerinin beraberinde getirdiği yeni risk alanlarına değinen Erdoğan, "Ulusal alt yapılarımıza yönelik yeni nesil tehditler dijital dönüşümün dikkatle üretilmesi gereken boyutlardır. Siber güvenlik bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem başkanlığımız sırasında TDT bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve işbirliğini daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Bugüne kadar, kültürel alanda kaydettiğimiz gelişmeler Türk bütünleşmesinin en önemli sütunlarından birisi haline geldi" dedi. "Yakın çevremizde yaşanan krizler Türk Dünyası'nın dayanışma içinde hareket etmesinin strateji değerini ortaya koymuştur" Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital işbirliğinin güçlendirilmesi gerekliliğini ifade ederek, "Yakın çevremizde yaşanan krizler Türk Dünyası'nın dayanışma içinde hareket etmesinin strateji değerini ortaya koymuştur. Jeopolitik sınamalar karşısında istişare mekanizmalarımızı ve eş güdümümüzü güçlendirmeliyiz. TDT+ formatının bir an önce hayata geçirilmesine fayda görüyoruz. Bizlerin ve bakanlarımızın artan temasları Türk devletlerinin artık ortak meseleler karşısında üst düzey refleksler kazandığını teyit ediyoruz. Bugün, Hürmüz Boğazı merkezi krizinin de gösterdiği üzere Orta Koridor başta olmak üzere Türk dünyasının birbirine bağlayan ulaşıp projeleri, uzun yıllar önceliğimiz olmaya devam edecektir. Filistin, Lübnan, İran, Ukrayna ve daha birçok kriz, savunmamızı güçlendirmemiz ve sanayi alanında da işbirliği artırmamız gerekliliğine işaret ediyor. Türkiye olarak yüksek teknoloji ile şekillendirdiğimiz savunma sanayinde edindiğimiz tecrübeyi teşkilatımız üyeleri ile paylaşmaya hazırız" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu şekilde tamamladı: "Tarımsal üretimin desteklenmesi için teknolojinin imkanlarından azami ölçüde istifade etmeyi hedefleyen bir dönüşümün içerisindeyiz. BM Gıda ve Tarım Teşkilatı’nın 2027 Temmuz ayında yapılacak Genel Direktörlük seçimine adaylığımızı açıklamış bulunuyor. Bu önemli görev için tüm Türk devletlerinin ortak adayı olarak göreceğinize inandığımı Dr. Mehdi Eker’e kıymetli desteğinizi bekliyoruz"

Türkistan Zirvesi'nde 'dijital birlik' vurgusu Haber

Türkistan Zirvesi'nde 'dijital birlik' vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi’nde konuştu. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre Türkistan’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, şehrin Türk dünyasının ortak tarih ve kültür hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’e ev sahipliği için teşekkür etti. Zirvenin “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenmesini isabetli bulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk dünyasının gelecekte daha güçlü bir konuma gelebilmesi için teknolojide iş birliğinin en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini ifade etti. “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına atıfta bulunan Erdoğan, “dijital vizyonda birlik” anlayışının artık hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekâ ve dijital dönüşüm süreçlerinin doğru yönetilmesinin önemine dikkat çekerek, bu alanların ülkelerin bağımsızlığı üzerinde de etkili olabileceğini söyledi. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki dijital uçurumun kapatılması gerektiğini belirtti. Siber güvenliğin kritik önemine işaret eden Erdoğan, “Siber güvenlik, kara, hava ve deniz güvenliği kadar hayati bir unsurdur” ifadelerini kullandı. Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde siber güvenlik alanında daha güçlü bir iş birliği hedeflendiğini de açıkladı. Konuşmasında Türk dünyasının kültürel birliğine de değinen Erdoğan, ortak Türk alfabesi ve Türk dili temelli dijital projelerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca savunma sanayii alanındaki tecrübelerin üye ülkelerle paylaşılmaya hazır olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel krizler karşısında Türk dünyasının dayanışma içinde hareket etmesinin stratejik önem taşıdığını vurgulayarak, ulaşım ve koridor projelerinin de öncelikli gündem olmaya devam edeceğini belirtti. Konuşmasının sonunda Kurban Bayramı’nı tebrik eden Erdoğan, zirvenin Türk dünyası ve dost ülkeler için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni etti.

İnegöl Belediyesi öğrencileri robot yarışmasına götürdü Haber

İnegöl Belediyesi öğrencileri robot yarışmasına götürdü

Antalya’da düzenlenecek olan 18. Uluslararası MEB Robot Yarışması başlıyor. "Yeşil Vatan, Mavi Gelecek" temasıyla 6-8 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya Spor Salonunda gerçekleştirilecek organizasyon Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı büyük robot yarışmalarından biri olarak kabul ediliyor. Uluslararası MEB Robot Yarışması; Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğinde düzenleniyor. İnegöl Belediyesi’nden ulaşım desteği Çizgi İzleyen Temel Seviye (ortaokul ve dengi okullar), Su Üstü Robot (ortaokul ve dengi okullar), Tasarla-Çalıştır Temel Seviye (ortaokul ve dengi okullar), Tozkoparan Robot (ortaokul ve dengi okullar), Endüstriyel Robotik Kol, Hızlı Çizgi İzleyen, İnsansız Hava Aracı (Mini Drone), Labirent Ustası, Mini Sumo, Otonom Araç, RC Sabit Kanat Uçak, Serbest Proje, Su Altı Robot (SAR), Tasarla-Çalıştır, Yumurta Toplama ve Siber Güvenlik olmak üzere 16 kategoride gerçekleştirilecek yarışmaya İnegöl’den de katılım oldukça yoğun. 88 öğrenci ile 14 danışman öğretmen 2026 Uluslararası MEB Robot Yarışması için Antalya’ya gitti. Bu önemli organizasyon için öğrenci ve öğretmenlerin ulaşımını ise İnegöl Belediyesi sağladı. Öğrenciler Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece Gastro İnegöl Restoranı önünden 3 otobüsle Antalya’ya gitmek üzere hareket ettiler. Başkan Taban’dan öğrencilere başarı dileği İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı büyük robot yarışmalarından biri olan MEB Robot Yarışmasına katılan İnegöllü öğrencilere başarılar diledi. Gençlerin ve öğrencilerin her an yanlarında olduklarını hatırlatan Başkan Taban, "Öğrencilerimizin nerede desteğe ihtiyacı varsa biz kurum olarak yanlarındayız. Böylesine önemli bir organizasyon için de 88 öğrencimiz ile 14 danışman öğretmenimizin ulaşımı noktasında katkı sunduk. Bu tür organizasyonları önemsiyoruz. Öğrencilerimizin tecrübe kazanması, kendilerini geliştirmesi adına faydalı organizasyonlar. İnşallah yarışmalar neticesinde de güzel sonuçlarla geleceklerine inancımız tam" dedi.

Cevdet Yılmaz: "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız" Haber

Cevdet Yılmaz: "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD-Türkiye İş Konseyi arasında yuvarlak masa toplantısı gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Chobani’nin Üst Yöneticisi (CEO) Hamdi Ulukaya’nın katılımıyla gerçekleşen toplantıda ortak ikili ticari ve ekonomik ilişkiler ele alındı. "Türkiye ile ABD arasındaki köklü stratejik ortaklık ilişkisi, ekonomik iş birliği açısından güçlü bir zemin sunmaktadır" Programda bir açılış konuşması gerçekleştiren Yılmaz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ABD Ticaret Odası arasında sürdürülen iş birliğinin güçlü bir yansıması olan programa katılmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Yılmaz, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, ekonomik ilişkilerin niteliğini ve yönünü yeniden şekillendirdiğini belirterek, "Devam eden savaşlar, bölgesel çatışmalar, artan korumacılık eğilimleri, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ülkeler arasındaki iş birliğinin önemini her zamankinden daha fazla artırmaktadır. Bu süreçte, kurallara dayalı ticaret sisteminin yeniden güçlendirilmesi ve ülkeler arasındaki güvenin tahkim edilmesi büyük önem arz etmektedir. Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki köklü stratejik ortaklık ve müttefiklik ilişkisi, ekonomik iş birliği açısından güçlü bir zemin sunmaktadır. Karşılıklı güvene dayanan bu yapı, yatırım ve ticaret ilişkilerimizin derinleşmesine imkân tanımakta; iki ülke arasındaki ekonomik etkileşimin uzun vadeli ve sürdürülebilir biçimde gelişmesini desteklemektedir" açıklamasında bulundu. ABD ile olan ikili ticaret hacminin geçen yıl 39 milyar dolara yaklaştığını anımsatan Yılmaz, "Hedefimiz 100 milyar. Hedefe göre yüzde 40 civarındayız. Ama gelişmeler ümit verici. 2026 yılının ilk çeyreğinde 10,4 milyar dolarlık bir ticaret hacmi oluşmuş. Bu da bu yılda önemli bir performans ortaya koyacağımızı gösteriyor ve 100 milyar dolar açısından güçlü bir potansiyele işaret ediyor" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, karşılıklı yatırımların da ABD ile Türkiye arasındaki en önemli unsurlardan biri olduğunu söyleyerek, Türkiye’de 2 bin 300’ü aşkın ABD sermayeli firma üretim, ihracat, istihdam ve arya alanlarına ciddi katkı sunduğunu açıkladı. Aynı dönemde Türk firmalarının ise ABD’de gerçekleştirdiği doğrudan yatırımlar hakkında da bilgi veren Yılmaz, Türk firmalarının yatırımlarının 14 milyar dolar gibi küçümsenmeyecek bir seviyeye geldiğinin altını çizdi. Türkiye’nin sunduğu gelişmiş yatırım ortamının iş yapma kolaylığının ve ülkenin stratejik konumunun Amerikan yatırımcılar için güçlü fırsatlar barındırdığını bildiren Yılmaz, "Türk firmalarının ABD’de ortaya koyduğu performansın da dikkati çekici olduğunun altını çizdi. "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız" Yılmaz, Türkiye olarak, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı güçlü bir kalkınma perspektifiyle hareket ettiklerine dikkati çekerek, "Son benimsediğimiz 12. Kalkınma Planımızda yeşil ve dijital dönüşümü kalkınma stratejimizin odağına almış durumdayız. Güçlü lojistik altyapımız, modern limanlarımız, gelişmiş kara ve demiryolu ağlarımız sayesinde yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız. Önceliğimiz; yüksek katma değer üreten, sürdürülebilir, iklim dostu ve teknoloji yoğun yatırımları ülkemize kazandırmaktır" diye konuştu. "CAATSA yaptırımları konusunda ilerlemeler bekliyoruz" Türkiye ile ABD arasında enerji, savunma, yapay zeka, uydu, iletişim, dijital ekonomi ve siber güvenlik gibi birçok alanda güçlü bir iş birliği potansiyeli bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Özellikle enerji alanında LNG ithalatının yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, iş birliğimizin çeşitlendirilmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Savunma sanayiinde geliştirilecek iş birliklerinin, mevcut potansiyeli çok daha ileri bir noktaya taşıyacağına inanıyoruz. Bu noktada iki dost müttefik ülke olarak ‘CAATSA’ yaptırımları konusunda ilerlemeler beklediğimizi özellikle ben de ifade etmek istiyorum. Bu konularda iş dünyasının sonuç odaklı yaklaşımının da büyük katkılar sunacağına inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Türk firmalarıyla Amerikan firmalarının üçüncü ülkelerde çok işler yapabilirler diye düşünüyorum" Yılmaz, Türk ve Amerikan müteahhitlik firmalarının üçüncü ülkelerde birlikte hayata geçirebileceği projelerin önemli bir potansiyel taşıdığının altını çizerek, "Uzakdoğu’dan gelen büyük bir rekabet baskısı altında ekonomilerimiz. Bunu biliyoruz. Bu rekabete cevap verirken korumacılığın tek başına yeterli olmadığını yeni rekabetçi modeller ve işbirlikleri üretmenin de önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu çerçevede özellikle Amerikan firmalarının finansal imkanları, teknolojik gelişmişlik düzeyleri, Türk firmalarının dinamik yapısı, esnek hareket kabiliyetleri, networkları birleşince güçlü bir rekabet modeli oluşturabileceğine de inanıyorum. Bugüne kadar müteahhitlik alanında da ABD de 2,9 milyar dolar değerinde elli bir proje üstlenmiş durumdayız. Türk firmalarıyla Amerikan firmaları üçüncü ülkelerde de birlikte Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da çok işler yapabilirler diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Doğru bir programınız varsa kontrol edemediğiniz faktörler sadece geçici etkiler yapabilirler" Türkiye ekonomisinin, küresel düzeydeki tüm belirsizliklere rağmen güçlü bir performans sergilemeye devam ettiğini kaydeden Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bir Orta Vadeli Programımız var. Bunu da Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesiyle ve etkin bir koordinasyonla kararlı bir şekilde hayata geçirmeye devam ediyoruz. Ama ben şunun altını çizmek istiyorum. Doğru bir programınız varsa nereye gittiğinizi biliyorsanız istikametiniz doğruysa kontrol edemediğiniz faktörler sadece geçici etkiler yapabilirler. Asıl olan programınızdır. Programı kararlı bir şekilde hayata geçirmektir. Biraz geç olabilir bazı işler biraz etkilenebilir ama sonuçta kararlı bir politikaları izliyorsanız hedeflerinize el veya geç ulaşırsınız. Biz de bu anlayışla hareket ediyoruz." "Savaş sonrası yeni şartlar bekliyor bizi, bu ortamda istikrarını koruyan olan bir ülke olarak önemli fırsatlarımız olduğuna inanıyoruz" Türkiye’nin çevresinde büyük çatışmaların olduğunu hatırlatan Yılmaz, Türkiye olarak bu gerilimler içinde istikrarını koruyan güvenli liman vasfını pekiştiren bir ülke konumunda olmaya devam ettiklerini belirtti. Yılmaz, İran-ABD-İsrail savaşının enerji, lojistik, hammadde başta olmak üzere küresel ekonomiye önemli yansımalarda bulunduğunu ifade ederek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye olarak bu konularda bir arz sıkıntısı yaşamıyoruz. Tedarik sistemleri çeşitlendirilmiş bir ülke olarak hiçbir konuda bir arz sıkıntımız yok. Ama fiyatlardan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de etkileniyor. Fiyat etkilerini de sınırlamak için gayret ediyoruz. Bütçemize biraz yük alma pahasına enflasyon üzerinde bu etkileri sınırlamaya dönük bir çaba içinde olduğumuzu söyleyebilirim. Kısa vadede tüm dünya gibi biz de elbette bu savaştan olumsuz etkileniyoruz. Ancak şunun da altını çizmem gerekiyor. Savaş sonrası bizi yeni bir bölgesel ortam, yeni şartlar bekliyor. Yeni dinamikler devreye girecek. Ve bu ortamda istikrarını koruyan, güvenli liman vasfını koruyan, önemli değerleri olan bir ülke olarak çok önemli fırsatlarımız, imkanlarımız olduğuna inanıyoruz. Bu yaşananlar kısa vadede olumsuz etkiler yapsa da orta vadede Türkiye için önemli bir perspektif, önemli imkanlar getirmektedir. İstanbul Finans Merkezi başta olmak üzere oluşan bu yeni imkanları değerlendirmek için de hükümet olarak hazırlık içindeyiz. Önümüzdeki günlerde sizleri de şaşırtacak bazı yeni açılımlar yapabiliriz. Türkiye’nin bu yeni ortamdan faydalanmasına dönük bazı önemli adımlar yine yatırımcı dostu adımlar atmayı planlıyoruz. Bunun hazırlıklarını yapıyoruz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın konuşmasının ardından TOBB ile ABD Ticaret Odası arasında işbirliği anlaşması imzalandı. Program, işbirliği anlaşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.

Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak Haber

Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak

Toplantıda konuşan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Bursa’daki KOSGEB desteklerinin son iki yılda 20 kat artmasına rağmen, dijital dönüşüm için ayrılan kaynakların henüz yeterince değerlendirilmediğini belirtti. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla sağlanan 300 milyon Euro’luk kaynağın büyük bir kısmının henüz başvuru aşamasında olduğunu hatırlatan İbrahimcioğlu, Bursalı firmaları bu küresel rekabet fırsatından pay almaya davet etti. Bursa iş dünyasının dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlamak, KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası destek mekanizmalarına erişimini artırmak ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırlamak hedefiyle "Dijital Dönüşüm ve Uluslararası İş Birliği Fırsatları" etkinliği BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlendi. Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında organize edilen; BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip’in açılış konuşmalarıyla başlayan program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB temsilcileri tarafından Dijital Avrupa Programı, Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri, Avrupa İşletmeler Ağı, EuroHPC çağrıları, Ufuk Avrupa Programı ve ulusal dijital dönüşüm destekleri gibi önemli başlıklarda bilgilendirme sunumları yapıldı. BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, ekonominin taşıyıcı sütunları olan KOBİ’lerin, Türkiye’deki toplam işletme sayısının yüzde 99,7’sini oluşturarak üretimin, ihracatın ve istihdamın ana kaynağı konumunda olduğunu ifade etti. Mevcut ekonomi ikliminde, geleneksel üretim refleksleriyle KOBİ’lerin bu büyük yükü taşımaya devam etmekte her geçen gün zorlandığını belirten Şenyurt, "Bugün dünyada ‘dijital olgunluk’ seviyesini tamamlamış işletmeler ile geleneksel yapıdakiler arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Dolayısıyla dönüşüm, varlığımızı sürdürebilmemiz için hayati nitelikte bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi. "Bugün attığımız her adım, küresel pazarda var olma ya da yok olma çizgisini belirleyen gerçek bir yaşam savaşıdır." diyen Şenyurt, geleneksel yöntemlerle çalışan bir işletmenin on birimlik bir yolu ilerlemeye çalışırken, dijital dönüşümünü tamamlayan bir rakibinin aynı sürede menzilini çok daha ileriye taşıyabilmekte olduğuna vurgu yaptı. Şenyurt, "Bu durum, sadece verimlilik farkı değil aynı zamanda oyunun dışında kalma riskini de beraberinde getirmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın vizyonu, KOSGEB’in hibe ve teşvik gücü, TÜBİTAK’ın ise teknik rehberliği sayesinde işletmelerimizin bu değişim yolculuğunda devletimizin desteğini her an hissetmesi bizler için çok kıymetlidir. Değerli kurumlarımıza şehrimizin dijital geleceğine sundukları bu güçlü katkı için şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise "KOBİ’ler İçin Dijitalleşme Fırsatları" toplantılarının ilkini Mersin’de düzenlediklerini, ikincisi için ise Bursa’da bulunduklarını ifade etti. Pazarların daraldığı ve ekonomik türbülansların yaşandığı bir dönemde işletmelerin dayanıklılığını artıracak çözümler üzerinde çalıştıklarını dile getiren İbrahimcioğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri programının başlatıldığını hatırlatarak, söz konusu merkezlerin firmalara dijitalleşme süreçlerinde mentorluk sağlamak, finansal araçlara erişimi kolaylaştırmak ve dijital odaklı projelerin entegrasyonunu desteklemek amacıyla akredite edildiğini belirtti. Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, tüm bu çalışmaların destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek hem TÜBİTAK hem de KOSGEB tarafından çeşitli destek programlarının devreye alındığını söyledi. KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu, "Dijital dönüşüme yönelik Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla 300 milyon Euro’luk bir kaynak oluşturduk. Türkiye İş Bankası, Yapı Kredi ve TEB gibi bankalarla yaptığımız anlaşmalar sayesinde uygun şartla kredilere erişimi başlattık. Ancak üzülerek söylemek isterim ki bu kaynağın yalnızca 37 milyon liralık kısmı Bursa’da kullanılmış durumda" dedi. KOSGEB desteklerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirten İbrahimcioğlu, Bursa’da 2023 yılında 117 milyon lira olan desteklerin 2025 yılında 1,8 milyar liraya ulaştığını, iki yılda yaklaşık 20 kat artış sağlandığını söyledi. Bu artışın kapasite geliştirme ve diğer destek programlarını da kapsadığını belirten İbrahimcioğlu, "Buna rağmen dijital dönüşüm programlarının toplam kullanılan destekler içindeki payı Bursa’da yalnızca 37 milyon lira seviyesinde kalmış durumda. Bu oranın mutlaka artırılması gerekiyor" diye konuştu. KOBİ’lerin bu süreçte kritik öneme sahip olduğunu, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde sunulan bu kredilerin büyük bir fırsat sunduğunu söyleyen İbrahimcioğlu şöyle devam etti; "Program kapsamında faiz oranı 40,5. Bunun 20 puanını KOSGEB olarak biz karşılıyoruz. 36 ay vade imkânı sunuyoruz ve kredinin yüzde 80’ine Kredi Garanti Fonu aracılığıyla kefalet sağlıyoruz. Açıkçası mevcut ekonomik ortamda bu en mühim finansman araçlarından biri. Türkiye’nin dijitalleşmede geri kalma lüksü yok. Küresel rakiplerimiz yatırımlarını yavaşlatmadan sürdürüyor. Bu nedenle biz de elimizdeki kaynakları etkin şekilde kullanmak zorundayız." Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip, Bursa’nın üretimdeki gücü ve ihracattaki belirleyiciliğiyle Türkiye’nin en önemli sanayi merkezleri arasında olduğunu belirterek, "Bursa, dijitalleşme politikalarımızın doğal odak noktalarından biridir" dedi. Avrupa Birliği ile yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında Bursa’ya önemli bir yatırım kazandırdıklarını ifade eden Hatip, "Yaklaşık 6,2 milyon Euro bütçeyle kompozit malzeme ve teknik tekstil prototip üretim uygulama merkezini 2024 yılında Bursa’ya kazandırdık. Bu yatırım, yüksek teknolojili üretime geçişte güçlü bir enstrüman niteliği taşımaktadır. Böylece Bursa’nın köklü tekstil birikimini daha ileri teknoloji seviyesine taşıyacak önemli bir değer oluşturduk" diye konuştu. Dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Hatip, "Dijitalleşme artık tüm süreçleri yeniden tanımlayan bir rekabet alanıdır. Yapay zeka, yüksek performanslı hesaplama, siber güvenlik, yarı iletken teknolojileri ve veri odaklı uygulamalar; ülkelerin kalkınma hızını ve rekabet gücünü belirleyen temel alanlar haline gelmiştir. Türkiye olarak bu dönüşümün dışında değil, tam merkezinde yer almakta kararlıyız" ifadelerini kullandı. Bu vizyonun 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde de ortaya konulduğuna işaret eden Hatip, "İmalat sanayinde robot kullanımını 8 kat artırarak 200 bine çıkarmayı ve yüksek teknolojili ürün ihracatını 30 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Destek programlarımızı birbirini tamamlayan bir yapı içinde kurguluyor, daha fazla işletmenin ve araştırmacı girişimcinin bu dönüşümden faydalanmasını amaçlıyoruz" dedi. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu, KOSGEB Bursa Batı Müdürü Erkan Güngör, BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, TSE Bursa Bölge Koordinatörü Mehmet Hüsrev, İMSİAD Başkanı Şeref Demir ve iş dünyası temsilcilerinin de katıldığı toplantı açılış konuşmalarının ardından yapılan sunumlarla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.