Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sertifikasyon

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sertifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sertifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Boyun kütletmesi" sonrasında gelen ölüm, akıllara rot balans ustasının sözde bel fıtığı tedavisini Haber

"Boyun kütletmesi" sonrasında gelen ölüm, akıllara rot balans ustasının sözde bel fıtığı tedavisini

İstanbul'da bir kişinin, boyun ağrısı için yaptırdığı kütletme işlemi sonrası beynine pıhtı atarak hayatını kaybetmesi yetkisiz uygulamaların tehlikelerini gözler önüne sererken, akıllara Antalya'da rot balans ustalığı yapan bir şahsın, iş yerinde kendi yaptığı bir mekanik düzenekle bel ve sırt ağrısı çeken kişilere uyguladığı sözde tedaviyi getirdi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şüheda Özçakır, sağlıkla ilgili her konuda olduğu gibi bu konuda da uzman desteğinin çok önemli olduğunun altını çizerek, "Ehliyetsiz kişilere sağlık emanet edilmemeli" dedi. İstanbul'da bir kişinin, boyun ağrısı için yaptırdığı kütletme işlemi sonrası beynine pıhtı atarak hayatını kaybetmesi, bilinçsiz ve yetkisiz kişiler tarafından gerçekleştirilen manuel uygulamaların risklerini yeniden gündeme getirdi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şüheda Özçakır, vatandaşları uyararak, sağlık uygulamalarının mutlaka uzman değerlendirmesi sonrasında ve yetkin kişiler tarafından yapılması gerektiğini söyledi. Sırt ve boyun ağrıları sebebiyle bir kişinin yanına giden vatandaş, iddiaya göre masaj ve çeşitli uygulamaların ardından boyun bölgesine 'kütletme' işlemi yapılması sonrasında fenalaştı. Hastaneye kaldırılan vatandaş, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Olayla ilgili başlatılan soruşturmada işlem yaptığı belirtilen şüpheli tutuklandı. Yaşanan olayın ardından vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Doruk Nilüfer Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şüheda Özçakır, ehliyetsiz kişilerin yaptığı uygulamaların ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade etti. "Ehliyetsiz kişilere kesinlikle prim vermeyin" Yaşanan ölümden dolayı büyük üzüntü duyduğunu belirten Prof. Dr. Özçakır, "Geçtiğimiz hafta içerisinde bir vatandaşımızın ehliyetsiz biri tarafından yapılan, tıpta manipülasyon, halk arasında kütletme olarak bilinen bir işlem sonrasında vefat ettiğini öğrendik. Gerçekten bu konuda çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Bu sebeple halkımızı da uyarmayı bir uzman hekim olarak borç biliyorum. Vatandaşlarımız sağlıklarını ciddiye alsın. Ehliyetsiz kişiler tarafından yapılan uygulamalara kesinlikle prim vermesinler" diye konuştu. "Önce ayrıntılı muayene yapılmalı" Bu tür uygulamaların gelişigüzel şekilde yapılmaması gerektiğini ifade eden Özçakır, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öncelikle bu kişilerin uzmanları doktorlardır. Doktorlar tarafından ayrıntılı bir muayene, ihtiyaç halinde modern tıp tedavileri yetmediği zaman tamamlayıcı tıp tedavileri tarafından, yine ehliyetli kişiler tarafından bu uygulamalar yapılabilir. Ancak ehliyetli olmayan kişiler tarafından yapıldığında gerçekten ölümle sonuçlanan ciddi yan etkiler ve sorunlarla karşılaşıyoruz maalesef." Vatandaşların sağlık okuryazarlığı konusunda kendilerini geliştirmeleri gerektiğini de belirten Özçakır, bazı durumlarda söz konusu uygulamaların kesinlikle yapılmaması gerektiğine dikkat çekti. "Bazı durumlarda kesinlikle yapılmamalı" Özçakır, "Bazı durumlarda yapılmaması, mutlak yapılmaması gereken durumları varsa kişinin ve bunu bilmiyorsa gerçekten sonuçlar bu şekilde ölümcül olabiliyor. Bunları anlayabilecek bir hekim muayenesi olduktan sonra daha rahatlıkla yapılabilir. Elbette bunlar tıpta yer alan tedavilerdir" ifadelerini kullandı. Manipülasyon, kayropraktik ve osteopati gibi uygulamalara da değinen Özçakır, Türkiye'de bu alanlarda doğrudan bir okul bulunmadığını, ancak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen sertifikasyon ve yönetmelik kapsamında uygulamalar yapılabildiğini söyledi. Özçakır, "Türkiye'de şu an bunların okulu yok. Ancak Bakanlığın açtığı bazı sertifikasyon yöntemleriyle bunlar yapılabilir. Yönetmeliği var bu konunun artık ve bir hastaya böyle bir işlem yapılmadan önce mutlaka ayrıntılı değerlendirme yapılması gerekir" dedi. "Hastaya bilgi verilmeli, belgeler imzalanmalı" Ayrıntılı değerlendirmenin yalnızca hastayla konuşmaktan ibaret olmadığını belirten Özçakır, işlem öncesinde hastaya yazılı bilgi verilmesi ve gerekli belgelerin imzalanması gerektiğini ifade etti. Özçakır, "Ayrıntılı değerlendirme sadece hastayla konuşmak değil, bu konuyla ilgili yazılı bilgi, belge okumak, anlatmak ve altına imza atmak şeklindedir. Bu belgelerin hepsi Sağlık Bakanlığı'nın sitesinde bulunabilir" diye konuştu. Tamamlayıcı tıp uygulamalarının Bakanlık tarafından yönetmeliklerle kontrol edildiğini belirten Özçakır, gerekli kurallara uyulmaması halinde hem uygulanan işlem açısından ciddi sağlık riskleri ortaya çıkabileceğini hem de uygulamayı yapan kişilerin yaptırımlarla karşılaşabileceğini dile getirdi. "Sağlıklarını ehliyetsiz kişilere emanet etmesinler" Vatandaşlara son kez çağrıda bulunan Prof. Dr. Şüheda Özçakır, "Ben tekrar halkımıza seslenmek istiyorum. Bu konuda lütfen sağlıklarını ciddiye alsınlar. Ehliyetsiz kişilerin önüne kendilerini, sağlıklarını emanet etmesinler, bırakmasınlar lütfen" ifadelerini kullandı. Yaşanan bu olay, akıllara Antalya'da rot balans ustalığı yapan bir şahsın, iş yerinde kendi yaptığı mekanik düzenekle bel ve sırt ağrısı çeken kişilere uyguladığı sözde tedaviyi getirdi. Hastaları kendi oluşturduğu düzeneğe yatırarak sözde tedavi uygulayan rot balans ustası medyada geniş yankı uyandırırken, şahıs, harekete geçen Sağlık Bakanlığı'nın uyarılarının ardından uygulamayı sona erdirdi.

MATLI’DAN BURSA İHRACATINA “ZİYARETTEN SİPARİŞE” MODELİ Haber

MATLI’DAN BURSA İHRACATINA “ZİYARETTEN SİPARİŞE” MODELİ

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Trade Cloud, Bursa Global, Bursa İş Ağı, BursaLink 365 ve TechBridge Europe çözümleriyle Bursa’nın üretim gücünü yeni müşterilere, pazarlara ve siparişlere taşıyacaklarını açıkladı. Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teşvikleri; KOSGEB, TÜBİTAK ve kalkınma ajansı destekleriyle birlikte firmaların ihtiyaçlarına göre tek bir yol haritasında buluşturulacak. UR-GE, HİSER, fuar, ticaret heyeti ve eğitim gibi Türkiye’nin dört bir yanındaki oda ve borsaların zaten yürüttüğü çalışmalar ise tek başına başarı olarak sunulmayacak. Bir bütünün parçası olarak tüm süreçler entegre edilecek. Matlı, “Biz faaliyet sayısını değil, üyemizin elde ettiği sonucu ölçeceğiz. Kaç heyet düzenlendiğine değil; kaç nitelikli alıcıya ulaşıldığına, kaç teklif verildiğine, kaç sipariş ve tekrar sipariş alındığına bakacağız” dedi. BURSA GLOBAL İLE HER FİRMAYA İHRACAT YOL HARİTASI Bursa Global, ihracata başlamak veya yeni pazarlara açılmak isteyen firmaların tek temas noktası olacak.Firmaların ürünleri, kapasiteleri, sertifikaları ve rekabet gücü analiz edilecek; doğru ülkeler, müşteriler ve dağıtım kanalları belirlenecek. İhracat departmanı kuramayan KOBİ’lere pazar araştırmasından teklif hazırlamaya, mevzuattan lojistiğe kadar uygulamalı dış ticaret desteği sağlanacak. Her firmanın destek başvurusu, pazar arayışı, alıcı görüşmeleri ve sipariş süreci aynı dosya üzerinden takip edilecek. BURSA TRADE CLOUD İLE 365 GÜN AÇIK PAZAR Bursa Trade Cloud, Bursa’daki üreticilerle Türkiye’den ve dünyadan doğrulanmış alıcıları buluşturan dijital ticaret altyapısı olacak. Firmaların ürünleri, üretim yetenekleri, sertifikaları ve kapasiteleri platformda yer alacak. Satın alma talepleri, teklifler, distribütör arayışları ve uluslararası iş fırsatları doğru firmalarla eşleştirilecek. Matlı, “Bursalı üretici yeni müşteri bulmak için yılda birkaç kez düzenlenen fuarları beklemeyecek. Bursa’nın üretim gücü yılın 365 günü dünyaya açık olacak” ifadelerini kullandı. BURSA İŞ AĞI İLE YERELDEN KÜRESELE REFERANS ZİNCİRİ Bursa İş Ağı, Bursa’da üretilen ürün ve hizmetleri şehirdeki doğru alıcılarla buluşturacak. Ana sanayi kuruluşlarının ve büyük işletmelerin satın alma ihtiyaçları KOBİ’lerle eşleştirilecek. Bursa’da ticaret ve referans kazanan firmaların ulusal ve uluslararası pazarlara açılması kolaylaştırılacak. Böylece Bursa’da üretimden başlayan süreç; yerel satış, güçlü referans ve ihracatla devam edecek. BURSA LINK 365 İLE BAĞLANTIDAN TİCARETE BursaLink 365 ile Türkiye genelindeki oda ve borsalar, yurt dışındaki iş dünyası kuruluşları, Bursalı iş insanları ve sektörel ağlar sürekli çalışan bir ticaret bağlantısında buluşturulacak. Farklı şehir ve ülkelerden gelen satın alma talepleri Bursa’daki doğru üreticilere yönlendirilecek. Ülke ve sektör bazlı alıcı günleri düzenlenecek; kurulan her temas tekliften siparişe kadar izlenecek. TECHBRIDGE EUROPE İLE AVRUPA DEĞER ZİNCİRİNE ERİŞİM TechBridge Europe, Bursa firmalarını Avrupa’daki teknoloji şirketleri, ana sanayi kuruluşları, yatırımcılar ve tedarik zincirleriyle doğrudan buluşturacak. Firmalara müşteri bulmanın yanında; yeşil dönüşüm, karbon düzenlemeleri, dijital izlenebilirlik, ürün standartları ve sertifikasyon konularında da destek verilecek. Bursa sanayisinin Avrupa’daki konumu yalnızca üretici ve tedarikçi olmaktan çıkarılarak teknoloji, tasarım ve çözüm ortaklığına taşınacak. BURSA IP VE BURSA MARKA 2040 İLE HACİMDEN DEĞERE Bursa IP ile firmaların patent, tasarım, yazılım, marka ve diğer fikrî mülkiyet varlıklarını geliştirmeleri ve ticarileştirmeleri desteklenecek. Bursa Marka 2040 ile üreticilerin kendi markalarıyla dış pazarlara açılması, markalarını koruması ve uluslararası satış kanallarında büyümesi sağlanacak. Matlı, “Bursa yalnızca daha fazla ihracat yapmamalı; kilogram başına daha fazla gelir elde etmeli. Başkalarının markaları için üretmenin yanında kendi teknolojimizi, tasarımımızı ve markamızı da dünyaya satmalıyız” diye konuştu. SONUÇLAR ÜYEYLE PAYLAŞILACAK Yeni dönemde ihracat çalışmalarının sonuçları düzenli olarak açıklanacak. Ulaşılan doğrulanmış alıcılar, gerçekleştirilen nitelikli görüşmeler, verilen teklifler, gönderilen numuneler, alınan siparişler ve tekrar siparişler üyelerle paylaşılacak. Matlı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Projelerimizin tamamı birbirini tamamlayan tek bir sistemin parçalarıdır. Bursa Global firmamızı hazırlayacak, Bursa Trade Cloud alıcıyla buluşturacak, Bursa İş Ağı güçlü referans oluşturacak, BursaLink 365 ticari bağlantıları büyütecek, TechBridge Europe firmamızı Avrupa’nın değer zincirine taşıyacak. Bursa IP ve Bursa Marka 2040 ise ürettiğimiz değerin ve markanın Bursa’da kalmasını sağlayacak. İhracatta faaliyetten sonuca, bağlantıdan ticarete, hacimden değere geçeceğiz.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.