Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sergi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Kitaba Vefa" sergisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı Haber

"Kitaba Vefa" sergisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı

Yenilenebilir enerji, elektrik dağıtım ve gıda başta olmak üzere farklı alanlarda faaliyet gösteren Eksim Holding, kuruluşunun 40. yılını ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’yle kutluyor. Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen sergi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla ziyarete açıldı. Sergi kapsamında düzenlenen açılış töreninin sonunda Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Cumhurbaşkanı’na, Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanan yaklaşık 500 yıllık el yazması kitap hediye edildi. 1986’dan bu yana Türkiye’nin stratejik sektörlerinde 20’yi aşkın iştiraki ve yaklaşık 10 bin çalışanıyla yatırımlarını sürdüren Eksim Holding, kuruluşunun 40. yılını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da düzenlenen özel bir programla kutladı. Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin ev sahipliğinde Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra üst düzey davetliler katıldı. Etkinlik kapsamında Eksim Holding’in 40. yılına ithafen restore edilen 40 nadir eseri ve şifa bekleyen nadir eserleri bir araya getiren ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı. Açılış anısına Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaklaşık 500 yıllık el yazması kitap hediye edildi. Cumhurbaşkanı’na takdim edilen hediye, Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanmış, yaklaşık 500 yıllık el yazması bir eser olma özelliği taşıyor. Müellifi hayatta iken istinsah edilmiş ve günümüze ulaştığı tespit edilen en eski nüsha olan kitapta, Ebû Eyyûb el-Ensârî’den rivayet edilen hadisler yer alıyor. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfı’nda mücellit Muharrem Kalenci tarafından restore edilerek günümüze kazandırılan eser, "Ebû Eyyûb el-Ensâr’î’nin hadislerinden cihana yayılan güzel kokulu esintiler" adını taşıyor. "Şifa bekleyen eserleri hayata kazandırıyoruz" Eksim Holding’in 40 yıl boyunca enerji, elektrik dağıtımı, gıda ve farklı alanlarda yatırım yaparak binlerce insana istihdam sağladığının altını çizen Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli şunları söyledi: "Ülkemize karşı sorumluluğumuzun yalnızca yatırım yapmak ve üretmekten ibaret olmadığına inanıyoruz. Kültürümüze, tarihimize ve bize emanet edilen eserlere sahip çıkmayı da sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bugün açılışını yaptığımız sergi de bu anlayışımızın en somut göstergesi. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfımız bünyesinde oluşturduğumuz yaklaşık 50 bin eserlik kütüphanemizde, çok kıymetli nadir eserler bulunuyor. Bu eserleri yalnızca muhafaza etmekle yetinmiyor, şifa bekleyen eserleri de kurduğumuz mücellithanede yeniden hayata kazandırıyoruz. Bugüne kadar binden fazla eserin restorasyonunu tamamlamış durumdayız." "Geçmişten devraldığımız emanetleri gelecek nesillere ulaştırıyoruz" ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’ kapsamında Eksim Holding’in 40. yılına atfen, restore edilen kitaplar arasından seçilen 40 nadir eserin sergilendiğini belirten Tivnikli, "Sergiyi ziyaret eden sanatseverler, yalnızca özel koleksiyonumuzu görmekle kalmayacak, aynı zamanda cilt sanatının nasıl yapıldığını da tüm yönleriyle deneyimleme şansına sahip olacak. Sergimizi "Kitaba Vefa" olarak adlandırıyoruz çünkü kitapların yalnızca kâğıt ve mürekkepten ibaret olmadığına inanıyoruz. Kitapların ilim, hafıza ve emanet içerdiğini düşünüyoruz. Bizlere düşen de geçmişten devraldığımız emanetleri koruyarak gelecek nesillere ulaştırmak" dedi. 40. yıla özel 40 nadir eser Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan Kitaba Vefa Sergisi’nde yer alan 40 özel eser, Abdullah Tivnikli Vakfı bünyesinde olan ve 50 bin nadide eserlik kütüphaneye sahip İstanbul Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde mücellit Muharrem Kalenci tarafından yürütülen koruma ve restorasyon çalışmaları arasından seçildi. Eserler, farklı dönemlerden, coğrafyalardan ve düşünce dünyalarından günümüze ulaşan nadir örneklerden oluşuyor. Sergi kapsamında Muhyiddin İbnü’l-Arabi’nin 500 yıllık el yazması Fususü’l-Hikem’i, Şeyh Galib’in el yazması Divanı, Müellifi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri olan Muhammed Şerif Erzurumi tarafından istinsah edilen yaklaşık 200 yıllık el yazması Marifetname’si, Yazıcıoğlu Muhammed Efendi’nin el yazması Muhammediye’si yer alıyor. Sergide ayrıca Seyyid Muhammed Reşid el-Karamani’nin tezhipleriyle süslenen 200 yıllık el yazması Mushaf-ı Şerif’i, İbn Haldun’un Mukaddime’sinin yanı sıra Taş baskı bir Mushaf-ı Şerif’i gibi kültürel hafıza açısından büyük değer taşıyan eserler sanatseverlerle buluşuyor. Sergide yer alan eserlerin her biri, yalnızca içerdiği metinlerle değil; cildi, kâğıdı, yazısı, malzemesi, onarım izleri ve günümüze ulaşmasını sağlayan restorasyon çalışmalarıyla da serginin ana hikâyesini anlatıyor. Kültürel mirasın korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmayı amaçlayan sergi, 13 Eylül tarihine kadar Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.

81 yaşında yaşıtlarına taş çıkartıyor: Fırçayı elinden düşürmüyor Haber

81 yaşında yaşıtlarına taş çıkartıyor: Fırçayı elinden düşürmüyor

Zonguldaklı Ermiş, izleyerek ve deneyerek öğrendiği resimle 44 tablo yaptı; bugün hâlâ tuvalin başına geçip saatlerini resim yaparak geçiriyor. Zonguldak’ın merkez ilçesine bağlı Alancık köyünde yaşayan 81 yaşındaki Ermiş, 39 yıl önce çok sevdiği eşini kaybetmesinin ardından dört çocuğunu büyütüp okuttu. Beş torun sahibi Ermiş, ilerleyen yıllarda resme yöneldi. Resim yapmaya herhangi bir eğitim almadan başlayan Ermiş, izlediklerinden ve gördüğü eserlerden yola çıkarak kendisini geliştirdi. Resme başladıktan sonra 44 tablo yapan Ermiş, 2006 yılında sergi açtığını, boş zamanlarında ise resim ve bulmacayla ilgilendiğini anlattı. 44 tablo yaptı, 2006’da sergi açtı Ermiş, resim yapmaya nasıl başladığını şöyle anlattı: "Ben ismini bilmiyorum o zamanlar. Bob Ross olduğunu sonradan öğrendik. Onu seyrederken ben dedim, bu resimden, bunlardan öğrenip, yapacağım, uğraşacağım ve evimin duvarına asacağım dedim. Sonra sergide buldum kendimi. Kırtasiyeden malzeme alırken. Öyle kırk dört tablo yaptım. 2006’da sergi açtık." Ermiş, yılın bir bölümünü köyde geçirdiğini ve resim çalışmalarına boş zamanlarında devam ettiğini ifade ederek, "Ondan sonra da ara ara, ya bu boş vakitim buldukça ben kışın çarşıda oturuyorum, yazın köyde burada evim var işte, oturuyorum, bahçe yapıyorum. Eve gidince evde kızım ev işlerini yapıyor. Ben de işte bulmaca çözüyorum, işte biraz resim yapıyorum. Öyle boş vakitlerimi öyle dolduruyorum. En çok manzara, manzara üzerine" şeklinde konuştu. Resimlerini evinin balkonunda yapıyor Köyde geçmişte bulunan evlerin de resimlerini yapan Ermiş, çalışmalarına ilişkin şunları anlattı: "Bir de bu eski evler hobim oldu. Şimdi bu eski evleri yaptım, bu evler söküldü şimdi. Şimdi bu evler yok. Onları hiç kıyamıyorum. Bizim buraya ekmekçi geliyor, ona gösteriyorum. Balkonda resim yaparken, ‘Göster teyze’ diyor, ‘uzatıyorum’ böyle. Dün de geldi, söyledim, sergim var dedim, 15 Eylül’de. Bana ‘Geleceğim teyze’ dedi. Yoldan geçene ne yapıyorsun işte, söylüyorlar. Ben de böyle gösteriyorum bunları. ‘Oo’ diyorlar işte, çok güzel." Resim satın alacakken ressam oldu Şehir merkezine gittiğinde satıcıdan resim almak istediği hatırasını anlatan Ermiş, "Sonra işte pazara giderken, bir köprü vardı bu Zonguldak, Soğuksu’ya pazara giderken resim satıyordu birisi böyle. Ben dedim işte oradan resim alacağım. Resimci oradan gitmiş herhalde, sattı bitirdi gitti. Eğer dedim ben bu resmi yapıp da evime asmazsam Şahinde değilim dedim. Sonra resim yapmaya başladık." Bob Ross’u izleyerek kendini geliştirdi Televizyonda izlediği resim programlarının kendisine katkı sağladığını anlatan Ermiş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ondan sonra da bu Bob Ross TRT 2’de çıktı. Hepsini takip ettim. Çok şey kaptım. Bir de zihnim açıldı, önce bilemedim, bilemedim. Sonra yaparken öyle öğrendim." Resim yapabileceğini ilk kez çizimler sırasında fark ettiğini anlatan Ermiş, "3-4 yaşlarında torunum vardı. İkimiz böyle salonda boyama yaparken ben de başka boş kağıda böyle çiziyordum kalemle o zaman. Bob Ross da seyrediyoruz o arada. Onu çizerken tepeler, dağlar çıktı böyle, inişli yokuşlu bir yerler çıktı. Dedim ben bunu becereceğim herhalde." Eşini kaybettikten sonra dört çocuğuyla kaldı Ermiş, hayatında yaşadığı en ağır dönemlerden birini eşinin ölümüyle yaşadığını belirterek şöyle devam etti: "Benim eşim 42 yaşında öldü. Ben de 40 yaşımdaydım, iki yaş aramız var. Kafayı üşütmek aşamasına geldim. Dedim ben böyle bir şeyle meşgul olmalıyım. Dört tane kız çocuğu, İzmir’deki hemşire benim kızım. Bir hafta vardı orta üçe geçmesine, babası öldü." Köyde geçmişte insanlar arasındaki ilişkilerin farklı olduğunu söyleyen Ermiş, günümüzdeki yaşamını da anlattı: "Eskiden insanların birbirine saygı vardı. Şimdi saygı diye bir şey yok. Bu televizyonlar çıktı, bu evde televizyon, telefonlar çıktı. Kimse kimseye gitmiyor şimdi. Gitsen bile dedikoduya karışıyorsun. Ben Hiç kimseye gitmiyorum." "Resim yaparken dünyayı unutuyorum" Günlerini bahçe işleri, bulmaca ve resimle geçirdiğini anlatan Ermiş, tuvalin başına geçtiğinde yaşadığı duyguyu şu sözlerle ifade etti: "Bahçeden gelip kızım yemeğimi yapıyor, işte iş mi yapıyor, evde bırakıyorum onu, gidiyorum bahçelere. Gelince de alıyorum tuvali, balkona oturuyorum. Resim yapıyorum. Ondan sonra buraya geliyorum, bulmaca çözüyorum. Bulmaca çözüyorum." Ermiş, resim yaparken bütün dikkatini yaptığı çalışmaya verdiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: "Resim yaparken, var ki oğlum, dünyayı unutuyorum o zaman ben. Dünyayı unutuyorum böyle. Kendimi oraya, burası nasıl olacak, nasıl yapacağım, şunu şuraya mı koyayım? Şimdi kartpostaldan bakıyorum ama kendimden de bir şeyler katmak istiyorum ona. Böyle o zamanlarda satılıyordu kartpostallar, şimdi satılmıyor." Ermiş, evinde bulunan 80 tablodan bazılarını ise 15-17 Eylül tarihleri arasında açacağı sergide sergileyecek.

Ayaklarıyla hayata tutundu, eserleri sınırları aştı Haber

Ayaklarıyla hayata tutundu, eserleri sınırları aştı

5 yaşında geçirdiği kazada iki kolunu kaybeden Ressam Ayşe Işık, annesinin desteğiyle ayaklarını kullanmayı öğrendi. Ayak parmaklarının arasında tuttuğu fırçayla 24 yıldır resim yapan Işık'ın eserleri Almanya ve Fransa'da da sergilendi. Tekvandoda dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği bulunan Işık, 35'inci sergisini Antalya'da açtı. Beş yaşında geçirdiği kazada iki kolunu kaybeden Ressam Ayşe Işık, annesinin desteğiyle ayaklarını kullanmayı öğrendikten sonra hayata resimle tutundu. Ayak parmaklarının arasında tuttuğu fırçayla 24 yıldır doğanın renklerini tuvale aktaran Işık, bugüne kadar kişisel ve karma olmak üzere yaklaşık 35 sergiye katıldı. Çocuk yaşta iki kolunu bir tarım makinesine kaptıran Işık, kazanın ardından günlük ihtiyaçlarını ayaklarını kullanarak karşılamayı öğrendi. Kalem, çatal ve kaşık tutmayla başlayan süreçte birçok işini ayak parmaklarıyla yapabilir hâle gelen Işık, 19 yaşında resim eğitimi almaya karar verdi. 2002 yılından bu yana resim yapan Işık'ın eserleri Türkiye'nin yanı sıra Almanya ve Fransa'da da sanatseverlerle buluştu. Resim çalışmalarının yanında tekvandoya da yönelen Işık, dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği elde etti. Kendi yaşamını anlattığı bir kitap da kaleme alan Işık, üretkenliğiyle engelli bireylere örnek olmak istediğini söyledi. İstanbul'da yaşayan, 5 yıldır evli ve 3 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Işık, Antalya merkezdeki ilk sergisini kentin tarihi simgelerinden Hadrian Kapısı'nın girişinde açtı. Üç gün boyunca açık kalacak sergide Işık'ın ayaklarıyla yaptığı resimler, 25 Ağustos Salı gününe kadar görülebilecek. "Bunu annem sayesinde başardım" Kazanın ardından ayaklarını kullanmayı annesinin desteğiyle öğrendiğini anlatan Işık, "Ben 4,5-5 yaşlarındayken iki kolumu bir tarım makinesine kaptırdım. Daha sonra bir gün annem cenazeye gitmişti. Eve döndüğünde yemek yemediğimi ve bütün gün aç kaldığımı görünce ayaklarımı kullanmayı öğretmeye başladı. Kalem, çatal ve kaşık tutmayı öğrenirken zamanla birçok işimi ayak parmaklarımla yapabilir hâle geldim. Bunu annem sayesinde başardım" dedi. Eğitim hayatına 7 yaşında başladığını belirten Işık, "Lise ikinci sınıfa kadar Adıyaman'da eğitim gördüm. Daha sonra ailem, eğitimime devam edebilmem için İstanbul'a taşındı. İstanbul'a geldikten sonra, 19 yaşımda resim eğitimi almaya karar verdim. Çocukluğumdan beri resim yapmayı; boyalarla ve renklerle uğraşmayı, gezdiğim yerleri resmetmeyi çok seviyorum" diye konuştu. Ayaklarıyla yaptığı eserler Almanya ve Fransa'da sergilendi Resmin artık hayatının bir parçası olduğunu dile getiren Işık, "2002 yılından bu yana resimle uğraşıyorum. Resim artık benim hayatım oldu. Bugüne kadar kişisel ve karma olmak üzere yaklaşık 35 sergiye katıldım. Eserlerim Almanya ve Fransa'da da sergilendi. Ayaklarımla hayata tutundum. Kendi hayatımı anlattığım bir kitabım da bulunuyor" ifadelerini kullandı. Antalya merkezde ilk kez sergi açtığını kaydeden Işık, "Antalya'nın tarih kokan bir noktasında sergimin açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Birkaç yıldır Antalya'ya gelmemiştim. ‘Hem tatil yaparım hem de üç günlük bir sergi açarım' diye düşündüm. Antalyalılar beni çok güzel karşıladı, kendilerine teşekkür ediyorum" dedi. Tekvandoda dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği Tekvandoya başlama sürecini de anlatan Işık, "Ayaklarımı daha rahat kullanabilmem için bana destek olan bir tekvando antrenörümüz vardı. Onun sayesinde tekvandoya başladım; dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği elde ettim. İstanbul'da yaşıyorum. Beş yıldır evliyim ve 3 yaşında bir kızım var" diye konuştu. Engelli bireylere ve ailelerine çağrıda bulunan Işık, sözlerini şöyle tamamladı: "Engelli bireylerin üretken olmalarını, toplumun içinde yer almalarını ve neye ilgi duyuyorlarsa o alanda ilerlemelerini istiyorum. Ailelerin de engelli çocuklarını rahatlıkla dışarı çıkarmalarını ve toplumla buluşturmalarını arzu ediyorum. Bizler toplumun içinde yer aldıkça diğer insanlardan farklı olmadığımızın görülmesini istiyorum."

Erguvan Bayramı minyatür sanatıyla geleceğe taşınacak Haber

Erguvan Bayramı minyatür sanatıyla geleceğe taşınacak

Kültürel ve tarihi mirası ihya çalışmalarına devam eden Yıldırım Belediyesi, Bursa'nın simgelerinden ve manevi kimliğinin en önemli harçlarından olan Erguvan Bayramı'nı minyatür sanatı aracılığıyla geleceğe taşımak için düğmeye bastı. Yıldırım Belediyesi'nin Erguvan Bayramı'nı daha geniş kitlelere ulaştırmak ve geleceğe taşımak için düzenlediği ‘2. Yıldırım Minyatür Yarışması'na kayıtlar başladı. ‘600 Yıllık Miras' temasıyla gerçekleştirilecek yarışma ile yurtiçi ve yurtdışından sanatçılar, Bursa ve Erguvan Bayramı'nı minyatürle anlatacak. Yarışmanın konusu, Bursa'nın manevi hayatında önemli bir yere sahip olan ve Emir Sultan Hazretleri'nin mirası olarak yaklaşık 600 yıldır yaşatılan Erguvan Bayramı ile Bursa'nın kültürel değerleri olarak belirlendi. Yıldırım Belediyesi, yarışma aracılığıyla Erguvan Bayramı'nın birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu minyatür sanatının estetik diliyle geleceğe taşımayı hedefliyor. Uluslararası yarışmaya başvurular 19 Mart 2027 tarihine kadar devam edecek. Yarışmanın sonuçları 1 Nisan 2027'de açıklanırken, ödül töreni ve eserlerden oluşan sergi ise 7 Mayıs 2027 tarihinde gerçekleştirilecek. Yarışmada dereceye giren eser sahiplerine önemli ödüller verilecek. Birinci eser 100 bin TL, ikinci eser 80 bin TL, üçüncü eser ise 60 bin TL ödül kazanacak. Ayrıca üç esere 40'ar bin TL teşvik ödülü, sergilenmeye değer bulunan 10 esere ise 20'şer bin TL sergileme ödülü verilecek. Alanında deneyimli isimlerden oluşan seçici kurulda Gülçin Anmaç, Dilek Yerlikaya, Şennur Atalay Varol, Suzan Çataloluk ve Aylin Özkan yer alacak. ‘Bursa'nın ortak hafızası' Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Erguvan Bayramı'nın Bursa'nın manevi ve kültürel kimliğinin en önemli değerlerinden biri olduğunu belirterek, bu mirası sanat yoluyla yaşatmayı amaçladıklarını söyledi. Başkan Oktay Yılmaz, "Erguvan Bayramı, asırlardır birlik, kardeşlik ve paylaşma kültürümüzü yaşatan çok kıymetli bir mirastır. Emir Sultan Hazretleri'nin manevi ikliminden beslenen bu kadim geleneğin gelecek nesillere aktarılması en önemli sorumluluklarımızdan biridir. Geçtiğimiz yıl ilkini düzenlediğimiz Minyatür Yarışması'nın gördüğü yoğun ilgi, bu alandaki çalışmalarımızı daha da güçlendirdi. Yarışmamızla, Erguvan Bayramı'nın hikayesini minyatür sanatının zarif diliyle anlatacak eserleri sanat dünyasına kazandırmayı hedefliyoruz" dedi. Yarışmanın yalnızca bir sanat organizasyonu olmadığını vurgulayan Başkan Yılmaz; "Bu yarışma aynı zamanda Bursa'nın hafızasını, kültürünü ve medeniyet birikimini gelecek kuşaklara aktarma gayretidir. Sanatçılarımızın ortaya koyacağı eserler sayesinde Erguvan Bayramı'nın taşıdığı manevi değerler çok daha geniş kitlelere ulaşacak. Tüm minyatür sanatçılarımızı ve bu alanda eser üreten sanatseverleri yarışmamıza katılmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.

Bursa'nın Mimarı Mirası Anlatıldı Haber

Bursa'nın Mimarı Mirası Anlatıldı

SEDAT ÇETİNTAŞ’IN ÇİZİMLERİ MİMARLAR ODASI’NDA HAYAT BULDU… Mimarlar Odası Bursa Şubesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen “Bursa’nın Mimari Mirası: Sedat Çetintaş’ın Çizimleri” sergi açılışı ve semineri, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sergi açılışının ardından Doç. Dr. Aras Neftçi ile Dr. Saliha Tupal Yeke, Sedat Çetintaş’ın mimarlık mirası ve çizimlerinin Bursa’nın kültürel belleğindeki yeri üzerine sunumlarını katılımcılarla paylaştı. Etkinliğin açılışında konuşan Doç. Dr. Aras Neftçi, Sedat Çetintaş’ın Bursa’nın mimari mirasının belgelenmesindeki öncü rolüne dikkat çekerek, “Bu sergi ve Sedat Çetintaş’ın çalışmaları Bursa için çok önemlidir. Osmanlı’nın miras olarak bıraktığı eserler ilk kez Sedat Çetintaş tarafından kâğıda aktarılmıştır. Ortaya konulan bu nitelikli çalışmalar uzun yıllar arşivlerde bekledi. Sergilenen belgeler ise Mimar Sedat Çetintaş’ın İTÜ Mimarlık Fakültesi’ne bağışladığı levhalardan oluşuyor. Bu nedenle bu etkinlik büyük önem taşıyor. Sedat Çetintaş yalnızca mimari eserleriyle değil, duruşuyla da kültürümüzde bir mimarlık abidesidir. Bursa’ya çok önemli katkılar sunmuştur. Yaklaşık 20 yıl önce restorasyon çizimlerini yaptığımız eserleri bugün yeniden kamuoyuyla buluşturma fırsatı veren başta Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi. Ardından sunumunu gerçekleştiren Dr. Saliha Tupal Yeke ise günümüzde yapıların ağırlıklı olarak fotoğraf ve dijital yöntemlerle belgelendiğini, buna karşın Sedat Çetintaş’ın elle hazırladığı çizimlerin içerdiği ayrıntı ve hassasiyetin bugün dahi hayranlık uyandırdığını belirtti. Yeke, “Artık elle çizim yöntemini kullanmıyoruz; yapıları fotoğraf ve dijital yöntemlerle belgeliyoruz. Ancak Sedat Çetintaş’ın hazırladığı çizimlerdeki ayrıntı ve özen, bugün kullanılan yöntemlerle elde edilen kayıtlarla karşılaştırıldığında dahi dikkat çekicidir. Çok kısa sürede son derece incelikli çalışmalar ortaya koymuş ve bunları dönemin sergilerinde paylaşmıştır. Aradan geçen yaklaşık yüz yılın ardından kendisini ve eserlerini yeniden hatırlatmayı amaçlıyoruz. Bu etkinliğin düzenlenmesini sağlayan başta Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Etkinliğin sonunda Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek ile Mimarlar Odası Bursa Şubesi Sekreteri Aytül Küçüközdemir Aydın, Doç. Dr. Aras Neftçi ve Dr. Saliha Tupal Yeke’ye teşekkür belgesi ve hediye takdim etti.

Nilüfer’in ‘Olgun Gençler’inden yıl sonu sergisi Haber

Nilüfer’in ‘Olgun Gençler’inden yıl sonu sergisi

Cumhuriyet Mahallesi Olgun Gençlik Merkezi’nde yıl boyunca eğitim alan kursiyerler, yıl sonu etkinliğinde buluştu. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Cumhuriyet Mahalle Muhtarı Dilek Tez olgun gençlik merkezi üyeleri ve yakınları katıldı. Yıl boyu süren resim, çini, dikiş, örgü, ritim, bağlama, dekoratif dokuma kursları ve Türk Sanat Musikisi Korosu olmak üzere 8 farklı branşta yapılan atölyelere 163 kişi katıldı. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman etkinlikte yaptığı konuşmada, Olgun Gençlik Merkezi’nin kuruluş felsefesinin sağlıklı yaş alma üzerine kurulu olduğunu söyledi. Merkezlere çok önem verdiklerini dile getiren Erman, “Zira artık günümüzde giderek yalnızlaşan bir toplum haline geldik. Bu tip merkezlerle bu durum tersine işlesin istedik. Umuyorum sayılarını da çoğaltabiliriz” diye konuştu. Olgun Gençlik Merkezi eğitmenlerine teşekkür belgeleri takdim edildi. Ardından ritim, bağlama gösterisi gerçekleştirildi. Gün içinde sergi alanını ziyaret eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, el emeği ürünlerini sergileyen katılımcılarla buluştu. Başkan Şadi Özdemir, “Olgun gençlerimizin azmi, üretkenliği ve hayata olan bağlılığı hepimize ilham veriyor. Hepsini tebrik ediyorum. Harika işler ortaya çıkarmışlar” dedi

Nilüfer’de genç yeteneklerin emeği sergiye dönüştü Haber

Nilüfer’de genç yeteneklerin emeği sergiye dönüştü

Nilüfer Belediyesi, sanata ve genç yeteneklere destek vermeyi sürdürüyor. Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin uzun soluklu emeğiyle hazırlanan “Bir Şehre Bakmak: Kesitler, Motifler ve Manzaralar” isimli baskıresim sergisi, Nâzım Hikmet Kültürevi Yeraltı Galerisi’nde izlenime açıldı. Misi Sanat Kahvesi Baskıresim Atölyesi’nde gerçekleştirilen ve 9 ay süren çalışmanın çıktıları olan sergi, genç yeteneklerin şehre bakış açılarını yansıtıyor. Serginin açılışına Nilüfer Belediyesi Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda sanatsever katıldı. Önsoy yaptığı konuşmada, kurumlar arası iş birliğinin sanata dönüştüğünde muazzam sonuçlar ortaya çıkardığını söyledi. Önsoy, “Sergi, bizlere gençlerin gözünden yaşadığımız coğrafyayı; onun tarihini, kültürünü ve günlük ritmini baskıresim sanatı aracılığıyla yeniden keşfetme fırsatı sunuyor. Gravür tekniğinde öğrencilerimize yol gösteren Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Erkin Keskin’e ve kolografi teknikleriyle süreci zenginleştiren Prof. Sezin Türk Kaya’ya da teşekkür ederiz” dedi. Esin Selimoğlu ve Kubilay Uzar’ın proje yürütücülüğünü yaptığı sergide Ayça Turhan, Ayşe Melek Demir, Aysılu Akhmetova, Defne Oğuz, Ecem Duru Sarıkaya, İrem Atlas, Mercan Kayış, Nilsu Şentürk, Sabina Servel, Sena Yıldız, Sudenaz Bilir, Şevval Demirtaş, Yağmur Baldan, Zemfira Tufan’ın 58 eseri yer alıyor. Sergi 3 Temmuz’a kadar gezilebilecek.

Çalı’da kadınların el emeği eserleri sergiye çıktı Haber

Çalı’da kadınların el emeği eserleri sergiye çıktı

Nilüfer Belediyesi’nin kadınların sosyal hayata katılımını artırmak ve mesleki becerilerini geliştirmek amacıyla sürdürdüğü eğitimlerde bir dönem daha tamamlandı. Nilüfer Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle gerçekleştirilen kursları tamamlayan Çalı Kadın ve Çocuk Akademisi kursiyerleri; iğne oyası, örgü, dikiş, akrilik boya resim ve el nakışından oluşan eserlerini sergiledi. Nilüfer Belediyesi Çalı Ek Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen serginin açılış törenine Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Nilüfer Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Alper Sezgin Çiftçi, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, Çalı Mahalle Muhtarı Kaan Doğan ve çok sayıda kursiyer katıldı. Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Çalı Kadın ve Çocuk Akademisi’nin 2017 yılındaki açılış sürecini hatırlatarak, merkezin verimliliğine dikkat çekti. Bir binayı inşa etmekten ziyade içindeki faaliyetlerin sürekliliğinin önemini vurgulayan Erman, “Merkezimiz, emek veren çalışma arkadaşlarımız ve sizlerin sahip çıkması ile çok verimli oldu. Bir yeri açmak, dört duvar örmek önemli değil; orayı yaşatacak olan kullanıcıların sahiplenmesidir. Burayı çocuğunuzla, torunlarınızla aktif olarak kullandığınız için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu. Kadın ve çocuk akademilerinin sadece el becerisi kursu düzenlenen yerler olmadığını belirten Erman, bu merkezlerin asıl amacının kadınların donanımını artırmak olduğunu belirterek, “Bizim için önemli olan bir kadının, bir annenin çok daha fazla donanıma sahip olmasıdır. Erişemediği sosyal, psikolojik ve akademik desteklere ulaşabilmesidir. Bu alanlardaki eksiklerimizi de tamamlayarak sizlere destek vermeye devam edeceğiz" dedi. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından davetliler sergiyi gezerek, kadınların dönem boyunca hazırladığı çalışmaları inceledi. Ziyaretçiler tarafından büyük beğeni toplayan eserlerin oluşmasında emeği geçenlere program sonunda teşekkür edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.