Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Şeref Demir

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Şeref Demir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeref Demir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İMSİAD’dan afetlere karşı dirençli şehirler çağrısı Haber

İMSİAD’dan afetlere karşı dirençli şehirler çağrısı

Son günlerde etkili olan yağışlar, şehirlerimizin geleceğini bütüncül bir anlayışla planlamamız gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Deprem, sel ve değişen iklim koşulları karşısında güvenli bir yaşam kurabilmek için şehirlerimizi bugünden hazırlamalıyız. Şehir planlamasının yalnızca yeni yapı alanları oluşturmaktan ibaret olmadığını vurgulayan İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, zemin koşullarının, altyapı kapasitesinin, ulaşımın, yeşil alanların ve doğal su yollarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Demir, yapılaşma kararlarının bu bütünlük içinde alınmasının yanı sıra mevcut yerleşim alanlarındaki eksiklerin de kararlılıkla giderilmesi gerektiğini ifade etti. Yapı sektörünün de bu süreçte önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Demir, “Doğru projelendirme, nitelikli malzeme, kaliteli işçilik, uygun yalıtım ve etkin denetimle güvenli, dayanıklı ve kaynakları verimli kullanan yapılar üretmeliyiz. Kentsel dönüşümü yalnızca yapıların yenilenmesi olarak görmemeli; mahallelerimizin altyapısını ve yaşam koşullarını iyileştirecek kapsamlı bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz” dedi. Bursa’nın afetlere karşı daha dirençli hale gelmesi için ortak akılla hareket edilmesi gerektiğini kaydeden Demir, ilgili kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, üniversiteleri, meslek odalarını ve sektör temsilcilerini ortak çalışma masasında buluşmaya davet etti. Demir, çağrısını şu sözlerle sürdürdü: “Riskleri ve ihtiyaçları birlikte belirleyelim; öncelikleri, sorumlulukları ve uygulama takvimi açıkça tanımlanmış somut bir yol haritası oluşturalım. İMSİAD olarak sahadaki deneyimimiz ve teknik birikimimizle bu sürece katkı sunmaya, sorumluluk almaya hazırız. Afetler yaşanmadan önlem almak, şehrimize ve gelecek nesillere karşı ortak görevimizdir.”

Tapuda Güvenli Ödeme Sistemi 1 Ekim'de Başlıyor Haber

Tapuda Güvenli Ödeme Sistemi 1 Ekim'de Başlıyor

Yeni düzenlemeyle, taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının nakit, havale ya da elektronik fon transferi yoluyla ödenmesi halinde ödemenin Güvenli Ödeme Sistemi üzerinden gerçekleştirilmesi öngörülüyor. İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, uygulamanın gayrimenkul piyasasında güven ve şeffaflığın güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu belirterek, sistemin sağlıklı işlemesi için sektörün uygulamada karşılaşabileceği bazı hususların da açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti. “TAPU DEVRİ İLE ÖDEME ARASINDAKİ GÜVEN SORUNU AZALACAK” Gayrimenkul alım satımlarında tarafların en önemli tereddütlerinden birinin ödeme ile tapu devrinin hangi sırayla gerçekleştirileceği olduğunu belirten Demir, şunları söyledi: “Gayrimenkul satışlarında yüksek tutarlı bedeller söz konusu. Bugüne kadar özellikle ‘Önce para mı ödenecek, yoksa önce tapu mu devredilecek?’ sorusu alıcı ve satıcı açısından önemli bir güven problemi oluşturabiliyordu. Güvenli Ödeme Sistemi ile satış bedelinin güvenli bir ortamda tutulması ve tapu tescilinin ardından satıcıya aktarılması bu riski önemli ölçüde azaltacaktır. Bu yönüyle uygulamayı sektörümüz açısından olumlu ve önemli buluyoruz.” “TAKSİTLİ VE ÖNCEDEN ÖDEME YAPILAN SATIŞLAR NETLEŞTİRİLMELİ” Demir, sistemin temel yaklaşımının doğru olmakla birlikte gayrimenkul sektöründeki farklı satış modellerinin dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, özellikle taksitli satışlarda uygulamanın nasıl yürütüleceğinin netleştirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. “Gayrimenkul sektöründe her satış, bedelin tamamının tapu günü ödendiği bir modelle gerçekleşmiyor. Özellikle yeni konut projelerinde satış sözleşmesinin ardından kapora veya peşinat alınabiliyor, ödemeler aylar boyunca taksitler halinde yapılabiliyor ve tapu devrine gelindiğinde satış bedelinin önemli bir bölümü hatta bazı durumlarda tamamı daha önceden ödenmiş olabiliyor. Burada sektör açısından cevaplanması gereken önemli sorular var. Tapu devrinden aylar önce yapılan taksitler sisteme nasıl tanımlanacak? Daha önce ödenmiş bedeller hangi belge ve kayıtlarla sisteme aktarılacak? Satış bedelinin büyük bölümü önceden ödenmişse tapu tarihinde yalnızca kalan bakiye mi Güvenli Ödeme Sistemi üzerinden gerçekleştirilecek? Kapora ve avans ödemeleri nasıl değerlendirilecek? Bu konuların uygulama başlamadan önce açık, anlaşılır ve standart bir çerçeveye kavuşturulmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz.” Demir, bu düzenlemelerin özellikle proje geliştiricileri, müteahhitler ve uzun vadeli ödeme planıyla konut satın alan vatandaşlar açısından önem taşıdığını ifade etti. “SİSTEM TİCARETİ ZORLAŞTIRMAMALI, GÜVENLİ HALE GETİRMELİ” Güvenli Ödeme Sistemi’nin temel amacının tarafları korumak olduğuna dikkat çeken Demir, uygulamanın gayrimenkul sektöründeki mevcut ticari modellerle uyumlu şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Biz güvenliği artıran, kayıt dışılığı azaltan ve vatandaşımızı koruyan her düzenlemeyi önemsiyoruz. Ancak düzenlemelerin sahadaki ticari hayatın gerçekleriyle de uyumlu olması gerekiyor. Amaç işlemleri zorlaştırmak değil, güvenli hale getirmek olmalıdır. Özellikle taksitli satışlar ve tapu devrinden önce yapılmış ödemeler konusunda sektörün tereddütlerini ortadan kaldıracak ayrıntılı bir uygulama rehberinin yayımlanmasının yararlı olacağını düşünüyoruz.” “ŞEFFAFLIK VE KAYITLILIK SEKTÖRE OLAN GÜVENİ ARTIRIR” Demir, Güvenli Ödeme Sistemi’nin yüksek tutarlı nakit taşıma ihtiyacını azaltmasının yanı sıra ödeme hareketlerinin daha güvenli ve izlenebilir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. “Gayrimenkul sektörünün sürdürülebilir gelişimi açısından güven ve şeffaflık vazgeçilmezdir. Alıcı ile satıcı arasındaki para hareketinin güvenli bir sistem içerisinde gerçekleşmesi, ödeme kaynaklı uyuşmazlıkların azalmasına ve kayıtlı işlem kültürünün gelişmesine katkı sağlayacaktır.” “1 EKİM ÖNCESİNDE UYGULAMA ESASLARI TÜM TARAFLARA AÇIKÇA ANLATILMALI” Yeni sistemin devreye girmesine kısa bir süre kaldığını hatırlatan Demir, uygulamanın sağlıklı başlaması için kamu kurumları, finans kuruluşları ve sektör temsilcileri arasındaki bilgilendirme ve koordinasyonun önem taşıdığını belirtti. Şeref Demir sözlerini şöyle tamamladı: “1 Ekim’de gayrimenkul ticaretinde yeni bir döneme giriyoruz. Güvenli Ödeme Sistemi’nin doğru ve etkin uygulanması halinde hem alıcıyı hem satıcıyı koruyacağına, ödeme kaynaklı uyuşmazlıkları azaltacağına ve sektörde güven ortamını güçlendireceğine inanıyoruz. Bununla birlikte özellikle taksitli satışlar, kapora ve avanslar, tapu devrinden önce yapılmış ödemeler ile tapu tarihinde yalnızca bakiye kalan işlemler konusunda uygulamanın nasıl yürütüleceğinin netleştirilmesini önemli görüyoruz. Sektör olarak beklentimiz; güvenliği artırırken ticari hayatın doğal işleyişini aksatmayan, kolay uygulanabilir, açık ve öngörülebilir bir sistemin hayata geçirilmesidir. Uygulamanın sektörümüz ve vatandaşlarımız için hayırlı olmasını diliyoruz.”

Konutta büyük değişim Haber

Konutta büyük değişim

Türkiye’de aile ve hane yapısındaki değişim, yükselen maliyetler ve dönüşen yaşam alışkanlıkları konut talebini yeniden şekillendiriyor. Daha küçük metrekareli, işlevsel ve erişilebilir konutlara ihtiyaç artarken, çocuklu ailelerin daha geniş konut talebi de devam ediyor. Bu tablo, sektörün tek bir daire tipine yönelmek yerine farklı ihtiyaçlara cevap veren dengeli projeler üretmesini zorunlu kılıyor. İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, konut metrekarelerindeki küçülmenin yalnızca maliyet baskısıyla açıklanamayacağını, demografik ve toplumsal değişimin de doğru okunması gerektiğini söyledi. Başkan Demir, “Konutların metrekareleri küçülüyor; ancak bu dönüşümü yalnızca yüksek maliyetlerle açıklamak eksik kalır. Toplumun kendisi, aile yapısı ve insanların yaşam biçimleri değişiyor. Eskiden ağırlıklı olarak 3+1 veya 4+1 üzerinden şekillenen konut anlayışının yanında bugün tek kişinin, genç bir çiftin, iki kişilik bir hanenin ya da çocuklu tek ebeveynli bir ailenin ihtiyacına cevap verecek farklı konut tiplerine daha fazla ihtiyaç var” dedi. Hanehalkı Küçülüyor, Konut İhtiyacı Çeşitleniyor TÜİK’in 12 Mayıs 2026’da yayımladığı “İstatistiklerle Aile, 2025” bültenine göre Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğü 2008’de 4 kişi iken 2025’te 3,08 kişiye geriledi. Tek kişilik hanehalklarının toplam içindeki oranı 2014’te yüzde 13,9’dan 2025’te yüzde 20,5’e yükselirken, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranı yüzde 67,4’ten yüzde 62,7’ye düştü. Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının payı ise aynı dönemde yüzde 7,6’dan yüzde 11,3’e çıktı. Bu değişimin konut üretimine doğrudan yansıdığını ifade eden Demir, “Herkes için aynı büyüklükte ve aynı planlama anlayışında konut üretmek artık doğru değil. Bir kişinin yaşayacağı konut ile dört kişilik bir ailenin ihtiyaç duyduğu konutun planı, alan kullanımı ve maliyeti aynı olamaz. Önümüzdeki dönemde konut üretiminde çeşitliliği artırmamız gerekiyor” diye konuştu. “Bütün Konutları Küçültmek de Doğru Değil” Değişen talebin, bütün projelerin küçük dairelerden oluşması gerektiği şeklinde okunmaması gerektiğini vurgulayan Demir, çocuklu ve geniş ailelerin daha büyük konut ihtiyacının devam ettiğine dikkat çekti. Demir, “Bir projede yalnızca 1+1 üretmek de yalnızca 3+1 üretmek kadar tek tipçi olabilir. Mesele büyük veya küçük konuttan birini diğerine üstün tutmak değil; bulunduğu bölgenin demografik yapısına, ulaşım olanaklarına, altyapısına ve sosyal ihtiyaçlarına uygun, dengeli bir konut karması oluşturmaktır. Amaç küçük evleri çoğaltmak değil, doğru yerde doğru büyüklükte konut üretmektir” ifadelerini kullandı. Daha Küçük Konut, Daha Niteliksiz Konut Olmamalı Küçük metrekareli konutlarda tasarım ve uygulama kalitesinin daha da önem kazandığını belirten Demir, güvenlik ve yaşam kalitesinden taviz verilemeyeceğini söyledi. Demir, “Metrekare küçüldükçe her alanı doğru kullanma sorumluluğu artıyor. Deprem güvenliği, yapı kalitesi, sağlıklı iç ortam ve enerji verimliliği hiçbir koşulda ikinci plana atılamaz. Depolama alanı, doğal ışık, ısı ve ses yalıtımı, erişilebilir tasarım ve gerektiğinde farklı amaçlarla kullanılabilecek esnek mekânlar daha da önemli hale geliyor. Küçük ama iyi tasarlanmış bir konut, büyük fakat verimsiz bir konuttan çok daha işlevsel olabilir” dedi. Erişilebilirlik Sadece Metrekareyle Çözülmez Konut maliyetlerindeki artışın dönüşümü hızlandırdığını ifade eden Demir, erişilebilir konut üretiminin yalnızca satış fiyatı üzerinden değil, toplam yaşam maliyeti üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Demir, “Daha düşük metrekare, doğru planlandığında toplam satın alma bedelini; enerji, bakım ve ortak giderleri azaltmaya katkı sağlayabilir. Fakat konuta erişim sorununu yalnızca daireyi küçülterek çözemeyiz. Uygun arsa üretimi, öngörülebilir imar ve ruhsat süreçleri, uzun vadeli ve erişilebilir konut finansmanı ile üretim maliyetlerini azaltacak politikalar birlikte ele alınmalı. Aksi halde küçük konut da orta ve dar gelirli vatandaş için erişilemez kalır” diye konuştu. Geleceğin Konutu Değişen Hayata Uyum Sağlamalı Konut üretiminin yalnızca bugünün talebine göre değil, önümüzdeki 10-20 yıllık toplumsal dönüşüm dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirten Demir, esnekliğin geleceğin konutunda temel ölçütlerden biri olacağını söyledi.

YENİ KONUT ÜRETİMİNDE YAVAŞLAMA SİNYALİ Haber

YENİ KONUT ÜRETİMİNDE YAVAŞLAMA SİNYALİ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılı ikinci çeyrek Yapı İzin İstatistikleri, inşaat sektörünün mevcut durumunu ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri birlikte değerlendirmeyi gerektiren bir tablo ortaya koydu. TÜİK verilerine göre 2026 yılının ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 2,0, daire sayısı yüzde 9,5 ve toplam yüzölçümü yüzde 7,4 geriledi. Buna karşılık yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 13,7, daire sayısı yüzde 10,7 ve toplam yüzölçümü yüzde 5,8 arttı. İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, verilerin sektör açısından iki farklı mesaj taşıdığına dikkat çekerek, “Yapı kullanma izin belgelerindeki artış, daha önce başlamış ve tamamlanma aşamasına gelmiş projelerde üretimin sürdüğünü gösteriyor. Ancak yapı ruhsatlarındaki gerileme, yeni projelerin başlama hızında belirgin bir yavaşlama yaşandığını ortaya koyuyor. Bugünün iskan verileri geçmişte alınmış kararların sonucuyken, bugünün inşaat ruhsatları yarının üretim kapasitesini belirliyor. Bu nedenle ruhsatlardaki gerilemeyi özellikle dikkatle okumamız gerekiyor” dedi. “Maliyet, Finansman, Arsa ve Talep Aynı Anda Baskı Oluşturuyor” Sektörde yeni proje üretme kararının artık yalnızca konut talebi üzerinden şekillenmediğini belirten Demir, birçok faktörün aynı anda yatırım kararlarını etkilediğini söyledi. Demir, “İnşaat maliyetleri hâlâ yüksek, finansman maliyetleri yatırım kararlarını sınırlıyor, arsa maliyetleri birçok bölgede projenin fizibilitesini zorluyor. Bunun yanında vatandaşın konut alma gücü ile konut fiyatları arasındaki makas da yatırımcı açısından öngörülebilirliği azaltıyor. Bu şartlarda müteahhitler doğal olarak yeni projeye başlamadan önce çok daha temkinli davranıyor” ifadelerini kullandı. TÜİK’in haziran ayı verilerine göre inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 28,66 artarken, bina inşaatı maliyet endeksindeki yıllık artış yüzde 28,54 oldu. Aynı dönemde işçilik maliyetindeki yıllık artış yüzde 30,25 olarak gerçekleşti. Demir, “Maliyetlerin bu seviyede arttığı, finansmana erişimin hâlâ kolay olmadığı ve talebin dönemsel olarak dalgalandığı bir ortamda ruhsatların gerilemesi şaşırtıcı değil. Ancak bunu sektörün kaderi olarak kabul etmemeliyiz. Doğru politikalarla üretim maliyetlerini aşağı çekmek, finansmana erişimi kolaylaştırmak ve özellikle konut üretimini desteklemek mümkün” diye konuştu. “Ruhsattaki Gerileme Kentsel Dönüşüm Açısından da Önemli Bir Uyarı” Bursa gibi hızlı nüfus artışı yaşayan ve deprem riski nedeniyle ciddi ölçekte kentsel dönüşüm ihtiyacı bulunan kentlerde bu verilerin daha farklı bir anlam taşıdığını vurgulayan Şeref Demir, yeni yapı üretiminin yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Demir, “Türkiye’nin önünde sadece yeni konut ihtiyacı değil, aynı zamanda mevcut yapı stokunun yenilenmesi gibi çok daha büyük bir ihtiyaç bulunuyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yeni üretimin yavaşlaması, kentsel dönüşümün de arzu edilen hızda ilerlemesini zorlaştırabilir. Özellikle deprem riski taşıyan yapıların dönüşümünü hızlandıracak finansman modellerine, uygun maliyetli konut üretimini destekleyecek mekanizmalara ve arsa arzını artıracak politikalara ihtiyaç var” dedi. “Yapı Kullanım İzinlerindeki Artışı Üretimdeki Toparlanma Olarak Okumamak Gerekiyor” Yapı kullanma izin belgelerindeki artışın olumlu olduğunu ancak bunun yeni üretimdeki tabloyla karıştırılmaması gerektiğini belirten Demir, “İskan verilerindeki yükseliş elbette sevindirici. Ancak bu artış daha önce ruhsatı alınmış projelerin tamamlanmasıyla ilgili. Asıl bakmamız gereken, yeni ruhsatların nasıl bir eğilim gösterdiğidir. Çünkü bugün ruhsatı alınmayan proje, birkaç yıl sonra tamamlanacak ve ekonomiye katkı sağlayacak yeni yapı stoğunun oluşmaması anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu. Demir, TÜİK’in mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerinde de ikinci çeyrekte yapı ruhsatı verilen toplam yüzölçümün bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,1 azaldığına, buna karşılık yapı kullanma izin belgesi verilen toplam yüzölçümün yüzde 2,8 arttığına dikkat çekti. “Sektörün Önünü Açacak Bir Politika Setine İhtiyaç Var” İnşaat sektörünün yüzlerce alt sektörü harekete geçiren, istihdam ve ekonomik büyüme açısından yüksek çarpan etkisine sahip bir alan olduğunu belirten Şeref Demir, önümüzdeki dönemin temel hedefinin üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak olması gerektiğini söyledi. Demir, “Biz sektör olarak daha fazla bina yapmak için değil, güvenli, erişilebilir, nitelikli ve yaşanabilir yapılar üretmek için mücadele ediyoruz. Bunun gerçekleşmesi için de üreticinin önünü görebildiği bir yatırım ortamına ihtiyacımız var. Finansman maliyetlerinin makul seviyelere gelmesi, arsa arzının artırılması, ruhsat ve proje süreçlerinin hızlandırılması, kentsel dönüşüm finansmanının güçlendirilmesi ve konut alıcısının finansmana erişiminin kolaylaştırılması bu açıdan büyük önem taşıyor” dedi. Şeref Demir, son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapı izin istatistikleri bize açıkça şunu söylüyor: Sektörde mevcut projelerin tamamlanması yönünde bir hareketlilik var ancak yeni proje üretiminde aynı ivmeyi göremiyoruz. Bugün doğru adımları atmazsak, bunun etkisini yarın konut arzında, fiyatlarda ve özellikle kentsel dönüşümün hızında görebiliriz. Amacımız yalnızca bugün üretimin devam etmesi değil; Türkiye’nin ve Bursa’nın gelecekteki konut ihtiyacını karşılayabilecek güçlü, sağlıklı ve sürdürülebilir bir üretim kapasitesini korumaktır. Bunun için kamu, yerel yönetimler, finans sektörü ve özel sektörün ortak akılla hareket etmesi gerekiyor.”

Bursa'da deprem gündemi: Kentsel dönüşüm için ortak hareket çağrısı Haber

Bursa'da deprem gündemi: Kentsel dönüşüm için ortak hareket çağrısı

17 Ağustos Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde Bursa'da deprem hazırlığı ve kentsel dönüşüm konusu masaya yatırıldı. Osmangazi Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen toplantıda, kentteki riskli yapıların yenilenmesi ve dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması için kamu, vatandaş, sektör temsilcileri ve ilgili kuruluşların birlikte hareket etmesi gerektiği vurgulandı. Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi, İMSİAD ve İMSİFED'in katkılarıyla düzenlenen "Kentsel Dönüşüm Ortak Akıl Buluşması", Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi'nde gerçekleştirildi. Programda Bursa'nın deprem riski, mevcut yapı stoku ve kentsel dönüşüm çalışmalarında karşılaşılan sorunlar değerlendirildi. Toplantıda konuşan İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, 17 Ağustos 1999 depreminin ardından geçen 27 yıllık sürede kentsel dönüşüm alanında gelinen noktanın değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bursa'nın deprem riski taşıyan kentlerden biri olduğunu belirten Demir, dönüşüm çalışmalarının daha fazla geciktirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Demir, dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sürecin insan hayatının güvence altına alınması açısından ele alınmasının önemini vurguladı. Riskli yapıların belirlenebildiğini ancak bir depremin ne zaman gerçekleşeceğinin öngörülemediğini ifade eden Demir, ruhsat, proje ve uzlaşma gibi aşamaların zaman kaybettirmemesi gerektiğini kaydetti. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da kentsel dönüşümün tek bir kurumun çalışmasıyla tamamlanamayacağını ifade etti. Belediyelerin yanı sıra vatandaşların, müteahhitlerin ve merkezi yönetimin sürece katkı sağlaması gerektiğini belirten Aydın, ortak hareket edilmesinin önemine işaret etti. Ruhsat işlemlerinin hızlandırılması için belediye bünyesinde çalışmalar yürüttüklerini aktaran Aydın, kentsel dönüşümde ruhsat süreçlerinin 90 gün içerisinde tamamlanmasını hedeflediklerini açıkladı. Uzayan dönüşüm süreçlerinin artan maliyetler nedeniyle hem vatandaşları hem de sektör temsilcilerini zor durumda bıraktığını dile getirdi. Osmangazi'de özellikle Demiryolu bölgesindeki eski yapı stokuna dikkat çeken Aydın, Çarşamba-Altıparmak hattının da dönüşüm açısından önem taşıdığını söyledi. Afet sırasında bu bölgelerde ulaşım ve acil müdahale konusunda sıkıntılar yaşanabileceğini belirten Aydın, Bursa Büyükşehir Belediyesi bürokratlarıyla söz konusu bölgelerde yapılabilecek çalışmaların değerlendirileceğini bildirdi. Çalışmalara akademik meslek kuruluşlarının da dahil edilmesinin planlandığını belirten Aydın, dönüşüm sırasında Bursa'nın tarihi ve kültürel dokusunun korunması gerektiğini ifade etti. Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ise 17 Ağustos depreminin ortaya koyduğu gerçeğin unutulmaması gerektiğini belirterek, güvenli kentlerin oluşturulmasının toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Sakallı, farklı paydaşların aynı platformda buluşmasının kentsel dönüşüm konusunda ortak çözüm geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Toplantıda, Bursa'nın depremlere karşı daha hazırlıklı hale getirilmesi ve Osmangazi'de yapı güvenliğinin artırılması amacıyla iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği mesajı öne çıktı.

ARSA POLİTİKALARI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ Haber

ARSA POLİTİKALARI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ

Arsanın yalnızca değer artışı beklenen bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Şeref Demir, şehirlerin geleceği açısından imarlı arsaların üretime kazandırılmasını teşvik eden yeni bir politika anlayışına ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi. "İmarlı arsalar üretimin parçası olmalı" Şehirlerin planlı büyümesi için imarlı arsaların etkin kullanılmasının büyük önem taşıdığını belirten Başkan Şeref Demir, birçok bölgede imarlı arsaların konut üretmek yerine değer kazanması beklentisiyle yıllarca boş tutulduğunu söyledi. Bu durumun arsa arzını daralttığını, fiyatları artırdığını ve konut üretimini yavaşlattığını ifade eden Şeref Demir, "İmarlı arsa şehirlerin gelişmesini sağlayan en önemli üretim girdilerinden biridir. Arsanın ekonomik değer kazanması doğaldır ancak uzun yıllar üretim dışında tutulması hem konut arzını hem de kentsel dönüşüm sürecini olumsuz etkilemektedir" dedi. "Üretimi teşvik eden modeller geliştirilmeli" Yeni dönemde cezalandırıcı uygulamalardan çok üretimi hızlandıracak teşvik mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, belirli süre içinde konut üretimine veya kentsel dönüşüm projelerine kazandırılan imarlı arsalar için vergi avantajları, harç indirimleri ve planlama kolaylıkları sağlanabileceğini söyledi. Tamamen spekülatif amaçlarla uzun yıllar üretim dışında bekletilen arsalar için ise kamu yararını gözeten mali düzenlemelerin değerlendirilebileceğini kaydeden Demir, "Bu sayede hem arsa piyasası daha sağlıklı işleyecek hem de konut üretimi önemli ölçüde artacaktır" diye konuştu. "Dünyadaki örnekler incelenmeli" Gelişmiş ülkelerde planlı şehirleşmeyi desteklemek amacıyla imarlı arsaların uzun süre atıl bırakılmasını önleyen çeşitli uygulamaların bulunduğunu belirten Şeref Demir, Avrupa'nın birçok ülkesinde planlama ve vergisel araçlarla spekülatif arsa bekletmelerinin önüne geçilmeye çalışıldığını ifade etti. Amaçlarının mülkiyet hakkını sınırlandırmak olmadığını vurgulayan Demir, "Türkiye'de de kendi hukuki ve ekonomik yapımıza uygun, üretimi teşvik eden, yatırımı engellemeyen ve kamu yararını gözeten bir model geliştirilebilir" değerlendirmesinde bulundu. Kamuya da önemli görev düşüyor Sorunun çözümünde yalnızca özel sektörün çabasının yeterli olmayacağını dile getiren Şeref Demir, kamu kurumlarının da arsa üretiminde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Atıl durumdaki kamu arazilerinin belirli kriterler çerçevesinde erişilebilir konut üretimi amacıyla özel sektör eliyle değerlendirilebileceğini belirten Demir, şehirlerin gelişim aksları dikkate alınarak altyapısı tamamlanmış yeni yerleşim alanlarının planlanmasının ve planlı arsa üretiminin artırılmasının önemine dikkat çekti. Demir, "Arsa arzı arttıkça fiyatlar dengelenecek, üretim hızlanacak ve vatandaşlarımızın konuta erişimi kolaylaşacaktır" ifadelerini kullandı. "Bursa için ortak akıl şart" Deprem gerçeğinin Bursa açısından ertelenemez bir gündem olduğunu belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, arsa politikalarının kentsel dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Başkan Şeref Demir açıklamasının sonunda, "Kentsel dönüşümü hızlandırmak ve vatandaşlarımızı güvenli konutlara kavuşturmak istiyorsak arsa politikalarını da yeniden düşünmek zorundayız. Belediyeler, merkezi idare, üniversiteler ve sektör temsilcileri ortak akılla hareket etmelidir. Üretimi teşvik eden, spekülasyonu azaltan ve planlı şehirleşmeyi esas alan yeni bir arsa politikası yalnızca inşaat sektörünün değil, ülkemizin geleceği açısından da stratejik önem taşımaktadır. İMSİFED ve İMSİAD olarak bu konuda her türlü teknik, akademik ve sektörel katkıyı sunmaya hazırız" dedi.

AİLE YILINA ÖZEL ‘İLK EV FİNANSMANI’ ÖNERİSİ Haber

AİLE YILINA ÖZEL ‘İLK EV FİNANSMANI’ ÖNERİSİ

Ülkemizde 2026 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesi, toplumsal yapımızın temel taşı olan aile kurumunun desteklenmesi ve geleceğe güçlü bir şekilde taşınması açısından tarihi bir vizyon ortaya koymuştur. Bu anlamlı süreci şehircilik ve gayrimenkul perspektifinden değerlendiren İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Federasyonu (İMSİFED) ve İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) Başkanı Şeref Demir, güçlü ailelerin ancak huzurlu, mutlu ve güvenli yuvalarda yetişebileceğini vurguladı. Demir, Aile Yılı vizyonunun taçlandırılması için 2026’nın ikinci yarısında ilk kez ev alacak ailelere yönelik düşük faizli ve uzun vadeli özel konut finansmanı kampanyalarının acilen devreye alınması çağrısında bulundu. "Huzurlu Aile ve Güvenli Gelecek Mühendislik Hizmeti Almış Yuvalarda Kurulur" Ailenin korunması ve desteklenmesinin sadece sosyal politikalarla değil, barınma hakkının güvenceye alınmasıyla da doğrudan ilgili olduğunu belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, şunları söyledi: "Devletimizin aile kurumunu güçlendirmeye yönelik attığı adımları sektör olarak gönülden destekliyoruz. Ancak biliyoruz ki bir ailenin huzuru, çocuklarının geleceğe güvenle bakması, her şeyden önce başlarını sokabilecekleri sağlıklı ve güvenli bir yuvaya sahip olmalarıyla mümkündür. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan ülkemizde ve Bursa'mızda, ailelerimizi mühendislik hizmeti almış, depreme dayanıklı modern konutlara kavuşturmak, aile yapımızı korumak adına atılacak en büyük adımdır. Kendi evinin sahibi olan, kira baskısından kurtulan aileler, yarınlarına çok daha mutlu ve huzurlu bir şekilde odaklanacaktır." "Yılın İkinci Yarısında Finansman Muslukları Aileler İçin Açılmalı" İnşaat sektörünün yapı ruhsatlarındaki daire artışlarında da görüldüğü üzere yeni konut üretimi için üzerine düşen hazırlığı yaptığını hatırlatan Demir, yılın ikinci yarısına dair şu politika önerisini paylaştı: "Sektörümüz tüm zorluklara rağmen yeni konut arzı üretmek, kentsel dönüşümü sırtlamak için güçlü bir irade göstermektedir. Üreticinin bu hazırlığı sahadayken, 2026 yılının ikinci yarısında ekonomi yönetimimiz ve kamu bankalarımız tarafından atılacak adımlar hayati bir işlev görecektir. 'İlk Evim' konseptiyle kurgulanacak, sadece ilk kez ev alacak çekirdek aileleri ve yeni evlenecek çiftleri kapsayacak, düşük faizli ve uzun vadeli bir konut kredisi kampanyası, tam da Aile Yılı'nın ruhuna yakışan çok doğru ve isabetli bir makro politika olacaktır." "Ortak Sorumlulukla Ailelerimizin Önünü Açalım" Böyle bir finansman hamlesinin hem sosyal devlet anlayışını pekiştireceğini hem de reel ekonomiye can suyu olacağını ifade eden Şeref Demir, sözlerini şu yapıcı temenniyle tamamladı: "Gelin, 2026 Aile Yılı'nı lafta bırakmayalım ve somut bir seferberliğe dönüştürelim. Kamu ile özel sektörün eşgüdüm içerisinde hareket etmesi, bankacılık sisteminin ailelerimizin konuta erişimini kolaylaştıracak esnek modeller sunması durumunda, binlerce ailemiz kiracılıktan kendi güvenli yuvalarına geçiş yapacaktır. Bu hamle hem kentsel dönüşümü hızlandıracak, hem yüzlerce alt sektörü hareketlendirerek ekonomik büyümeye katkı sağlayacak, hem de en önemlisi toplumun çekirdeğini güvenceye alacaktır. İMSİFED ve İMSİAD olarak ailelerimizin mutlu yarınları ve dirençli şehirlerimizin inşası için her türlü sorumluluğu almaya hazırız."

İNŞAAT SEKTÖRÜ ORTAK AKILDA BULUŞTU Haber

İNŞAAT SEKTÖRÜ ORTAK AKILDA BULUŞTU

Federasyon bünyesindeki derneklerin başkan ve başkan yardımcılarının katıldığı toplantıda, makroekonomik gelişmeler, finansmana erişim, inşaat maliyetleri, kentsel dönüşüm, yapı denetim sistemi, nitelikli iş gücü ve sektörün kurumsal temsiliyeti başta olmak üzere birçok stratejik konu ele alındı. Toplantı sonrasında yapılan değerlendirmede, sektörün mevcut sorunlarının çözümünün ancak kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla mümkün olabileceği vurgulanırken, İMSİFED'in çözüm odaklı çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi. İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, toplantının ardından yaptığı açıklamada, "İnşaat sektörü yalnızca konut üreten bir sektör değildir. Yaklaşık 250 alt sektörü besleyen, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan ve şehirlerimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir üretim alanıdır. İMSİFED olarak sorunları dile getirmekle yetinmiyor, çözüm önerilerimizi ilgili kurumlarımızla paylaşarak sektörümüzün ve şehirlerimizin geleceğine katkı sunmayı görev kabul ediyoruz. Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan Bursa'mız için kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve finansman imkânlarının güçlendirilmesi artık ertelenemeyecek bir ihtiyaçtır" dedi. "Sektörel İstikrarı Korumak ve Konuta Erişimi Kolaylaştırmak Önceliğimiz Olmalı" Yönetim Kurulu toplantısında ilk olarak makroekonomik gelişmeler, inşaat maliyetleri ve bu gelişmelerin konut üretimine etkileri ele alındı. Konut satışları ile yapı izin istatistikleri incelenirken, sektörün sürdürülebilir üretim yapısını koruyabilmesi için kamu ve özel sektörün ortak adımlar atmasının önemine dikkat çekildi. Finansmana erişimin kolaylaştırılmasının hem üreticiler hem de vatandaşlar açısından kritik önem taşıdığı belirtilerek “"Bankaların konut ve ticari kredilerde uyguladığı yüksek faiz oranları, ağır teminat şartları ve krediye erişimde yaşanan zorlukların hafifletilmesi, hem üretimin devamlılığı hem de vatandaşlarımızın güvenli konutlara ulaşabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Finansmana erişim bugün yalnızca sektörümüzün değil, toplumun ortak meselesidir" değerlendirilmesinde bulunuldu. "Kentsel Dönüşüm Destekleri Bursa'yı da Kapsayacak Şekilde Genişletilmeli" Toplantıda deprem gerçeği karşısında kentsel dönüşümün hızlandırılmasının zorunluluğu vurgulandı. İMSİFED Yönetim Kurulu "Yarısı Bizden" ve 3 milyon TL'ye kadar dönüşüm kredisi gibi uygulamaların yalnızca belirli illerle sınırlı kalmaması, deprem riski yüksek Bursa başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ni de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda İMSİFED'in önerileri; artan inşaat maliyetleri dikkate alınarak teşvikler, muafiyetler ve kira yardımlarının güncellenmesi, ada bazlı dönüşüm, parsel birleştirmeleri ve riskli alan projelerinin de teşvik kapsamına alınması, Bursa için kamu bankaları ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle uzun vadeli ve uygun maliyetli dönüşüm finansman modellerinin oluşturulması, Bakanlık tarafından sağlanan hibe, kredi ve rezerv alan desteklerinin deprem riski yüksek Bursa ve çevresinde daha etkin kullandırılması şeklinde sıralandı. İMSİFED, bu konuda ilgili tüm kurumlarla yapıcı diyalog ve iş birliğini sürdüreceğini belirtti. Toplantıda sektörün en önemli yapısal sorunlarından biri olan nitelikli iş gücü eksikliği de öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Kalifiye usta, kalıpçı, demirci ve operatör ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkat çekilirken; mesleki eğitimin güçlendirilmesi gençlerin sektöre yönlendirilmesi ve kamu-özel sektör iş birliğiyle yeni eğitim modellerinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. "Yapı Denetim Sistemi Güçlenmeli, Üretimi Zorlaştırmamalıdır" Güvenli yapılaşma süreçlerinde denetim mekanizmalarının önemli bir rolü olduğunu belirten İMSİFED Yönetim Kurulu, yapı denetim sisteminin sistemin asıl başarısının şantiyelerdeki üretim akışını kesintiye uğratmadan, kolaylaştırıcı bir yaklaşımla kurgulanmasında yattığını vurguladı. Federasyonun teklifinin, yapı denetimini zayıflatmaya değil, sistemi daha etkin, öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getirmeye yönelik olduğu dile getirilirken, küçük metrekareli projelerde yapı denetim hizmet bedellerinin daha dengeli hale getirilmesi, bölgesel uygulama farklılıklarının giderilmesi, risk esaslı ve proje büyüklüğüne göre farklılaştırılmış denetim modellerinin geliştirilmesi ile güvenli yapı üretimini aksatmayacak, uygulamayı kolaylaştıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesine yönelik önerilerde görüş birliğine varıldı. "Sektörün Güçlü Temsiliyeti Ortak Sorumluluğumuzdur" İMSİFED Yönetim Kurulu, sektörün karar alma mekanizmalarında daha etkin temsil edilmesinin önemine de dikkat çekti. Bu kapsamda federasyona bağlı derneklerin ortak hareket kültürünü güçlendirmesi, Ticaret ve Sanayi Odaları başta olmak üzere sektörün temsil edildiği platformlarda inşaat sektörünün daha güçlü ve etkin şekilde temsil edilmesi gerektiği vurgulandı. İMSİFED, bu süreçte koordinasyonu güçlendirmeye ve ortak akıl anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğini ifade etti. Toplantının sonunda İMSİFED Yönetim Kurulu, sektörün sorunlarını yalnızca tespit eden değil, çözüm önerileri geliştiren, kamu kurumlarıyla iş birliği içerisinde hareket eden ve ülkemizin güvenli şehirler hedefi doğrultusunda sorumluluk üstlenen bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı. İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir açıklamasını "Güçlü bir inşaat sektörü güçlü şehirler, güçlü ekonomi ve güvenli yaşam alanları demektir. İnşaat Müteahhitleri Sanayicileri ve İş İnsanları Federasyonu olarak ortak akla, istişareye ve çözüm üretmeye dayalı anlayışımızı sürdürecek; Bursa'mızın ve ülkemizin geleceği için üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz" diyerek tamamladı.

İMSİFED VE İMSİAD’DAN KİRA DESTEĞİ ÇAĞRISI Haber

İMSİFED VE İMSİAD’DAN KİRA DESTEĞİ ÇAĞRISI

Deprem kuşağındaki şehirlerimizde yapı stokunun yenilenmesinin bir milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatan Şeref Demir, mevcut kentsel dönüşüm kira desteği tutarlarının, güncel gayrimenkul ve kira piyasası gerçekleriyle uyuşmadığını, bu durumun hem vatandaşı mağdur ettiğini hem de dönüşüm projelerini yavaşlattığını vurguladı. Sahada mülk sahipleri ile müteahhitler arasında yaşanan tıkanıklığın temel nedenlerinden birinin ekonomik kaygılar olduğunu ifade eden İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, "Bugün kentsel dönüşüm kapsamında evini müteahhide teslim etmek isteyen vatandaşımızın karşısına çıkan en büyük bariyer, inşaat süresince ikamet edeceği geçici konutun kira maliyetidir. Devletimiz tarafından sağlanan kentsel dönüşüm kira yardımları, ne yazık ki mevcut kira piyasasının ve reel rakamların çok gerisinde kalmıştır. Vatandaşımız, aldığı destek ile oturduğu bölgede veya yakınlarında barınabileceği kiralık bir ev bulamamaktadır. Üstüne eklemek zorunda kaldığı ciddi mali yükler nedeniyle hak sahipleri haklı olarak dönüşüme mesafeli yaklaşmakta, bu da riskli binaların tahliye edilmesini zorlaştırmaktadır" dedi. "Mevcut Destek ile Vatandaşın Evini Tahliye Etmesi Zorlaşıyor" Yetersiz kira yardımlarının sadece vatandaşı değil, kentsel dönüşüm projelerini üstlenen inşaat sektörünü de doğrudan etkilediğini belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, "Kentsel dönüşüm bir uzlaşı ve ortak akıl işidir. Vatandaş kira farkını ödeyemediği için imza atmaktan çekindiğinde veya tahliye sürecini uzattığında, projeler daha başlama aşamasında sekteye uğramaktadır. Müteahhitlerimiz her türlü maliyet baskısına rağmen sahada dönüşüm iradesi gösteriyor; ancak bürokratik ve finansal çarkların dönmesi için sahadaki bu tıkanıklıkların çözülmesi gerekir. Kira yardımlarının güncellenmesi, kentsel dönüşümün önündeki tıkanmış damarları açacak ve projelerin hızla şantiyeye dönüşmesini sağlayacaktı" şeklinde konuştu. Sorunun çözümü için dinamik ve yapıcı bir politika önerisi sunan Başkan Şeref Demir, açıklamasını şöyle tamamladı: "Çözüm için tek bir merkezden belirlenen sabit tutarlar yerine; şehirlerin, hatta şehir içindeki bölgelerin güncel kira endekslerine göre değişkenlik gösteren, vatandaşın ekonomik durumunun dikkate alındığı dinamik bir kira yardım modeli hayata geçirilmelidir. Kira yardımında mutlak eşitlik değil adalet ilkesi gözetilmelidir. Bursa gibi göç alan, konut talebi yüksek ve kentsel dönüşümün hayati olduğu metropollerde kira desteklerinin acilen piyasa gerçeklerine göre yukarı yönlü revize edilmesi gerekmektedir. İnanıyoruz ki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız sahadan yükselen bu haklı sese kulak vererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır. Kamu ve özel sektör el ele verdiğinde, vatandaşımızın barınma konforunu sarsmadan, geleceğin dirençli ve güvenli şehirlerini çok daha hızlı inşa edebiliriz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.