Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sdg

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sdg haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sdg haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Biz kamera bantlama partisi değiliz" Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Biz kamera bantlama partisi değiliz"

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Konuşmasına başlamadan önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın partiye katılımına değinen Çelik, "Bundan sonrasında inşallah İzmir’imiz çok daha güçlü hizmetlerle, merkezi hükümetle yerel yönetim arasındaki koordinasyonun tam olarak sağlandığı bir çerçeve içerisinde geleceğe güzellikle, iyi hizmetlerle bakacak" dedi. Çelik, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle TBMM Başkanvekilliği görevini bırakan Bekir Bozdağ’ın daha sağlıklı bir şekilde partiye ve ülkeye hizmet edeceğine inandıklarını söyledi. "Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmıyor" MYK gündeminin en önemli maddelerinden birinin ’Terörsüz Türkiye’ süreci olduğunu dile getiren Çelik, "Partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Süreçle ilgili kurulan kurul ve komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor. İşin Suriye ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler var. Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiği ancak uygulanmadığını söylemeleri gerçeği yansıtmıyor. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları, çerçeve yasanın uygulanmasının gerek şartıdır" diye konuştu. "YBŞ’nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak" Suriye’de SDG’nin kendisini feshetmesinin ardından ortaya çıkan tablonun Terörsüz Türkiye sürecinin kazanımlarından biri olduğunu söyleyen Çelik, "Şu anda ikinci kazanım olarak Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin 11 Eylül’de yaptığı açıklamadır. YBŞ’nin silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak. Böylece Sincar Dağı, Irak devletinin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye sürecinin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır. Bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika-Zilkan kampının kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de öngörülmektedir" ifadelerini kullandı. "Vurguncular tarafından hakları gasbedilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar" Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin ardından ortaya çıkan fon soruşturmasına ilişkin gerekli çalışmaların yapıldığını dile getiren Çelik, "Cumhurbaşkanı yardımcımızın başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu bütün bu çalışmaları yürütürken, aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor. Bu vurguncular tarafından hakları gasbedilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış konusunda devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların bütünsel bir şekilde yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır. Bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme gerekiyorsa onun da Meclis’e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır. Hiçbir şekilde karanlık nokta kalmayacaktır. Bütün bu tablo en net bir şekilde ortaya çıkacaktır" açıklamasında bulundu. Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemlerin olduğuna da dikkati çeken Çelik, "Bunlara da geçit vermeden, siyaset ve devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde bu meselelerin aydınlatılması, suçluların cezalandırılması ve haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda en kararlı bir şekilde yürüteceğiz" dedi. "İsrail, işgalciliğini devam ettirerek, Suriye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi bir tavra devam etmektedir" İsrail’in saldırgan tutumunun Suriye’ye istikrarsızlaştırıcı eylemler olarak geri döndüğünü vurgulayan Parti Sözcüsü Çelik, "Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz bölge bağlamında SDG’nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye’nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi hepimizin çok önemsediği bir durum. Suriye’de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz. İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. 1974 Kuneytra Kuvvetleri Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal eden bir adım daha attılar. Dolayısıyla İsrail, işgalciliğini devam ettirerek, Suriye’yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibi bir tavra devam etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. İslamabad Mutabakatı’nın gerekliliklerinin yerine gelmemesinden dolayı ABD ve İran arasındaki çatışmaların yeniden yükselmesinin yeni bir tehlike oluşturduğunu vurgulayan Çelik, "Bununla bağlantılı olarak Yemen’de ortaya çıkan ve Babülmendep’i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye’nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu bir kere daha göstermiştir" diye konuştu. Gazze’de devam eden soykırımı ve İsrail’in eylemlerini takip etmeye devam ettiklerini söyleyen Çelik, "Bugün 7 Ekim bağlamında tek taraflı Hamas’ı suçlayan, İsrail’in katliamlarını görmezden gelen bir propaganda makinesi çalıştırılmaya devam ediyor" dedi. TBMM’nin yeni yasama yılına ilişkin de konuşan Çelik, "Önümüzdeki dönemde yapacağımız reformlar var. Cumhur İttifakı olarak bunları olgunlaştıracağız. Bunları olgunlaştırdıktan sonra siyasetimizin bir unsuru haline getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız önümüzdeki 10 ayın iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimatlar verdiler. Bu talimatlar çerçevesinde MYK’mızdaki her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak" şeklinde konuştu. Yapay zekanın kontrolden çıktığıyla ilgili tehlikelerin de dünya gündeminde yer aldığına dikkati çeken Çelik, yapay zekayı bizzat üreten firma sahiplerinin insanlığın ahlaki ve moral değerleri de dahil olmak üzere birçok konuda tehlike ile karşı karşıya olduklarını ifade ettiğine değinerek, "TEKNOFEST artık bundan sonra çok daha önemli. En son Şanlıurfa’da gerçekleşen TEKNOFEST’e vatandaşların gösterdiği ilgi, dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında Türkiye’nin Kızılelma bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor" dedi. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazeteci tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’ye gerçekleştireceği ziyarete ilişkin takvimin netleşip netleşmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Cumhurbaşkanımızın Suriye’ye gitme arzusu var. Bu Suriye ile birlikte koordine edilecek bir konu, bunun üzerine çalışılıyor. Tarih henüz kesinleşmedi" cevabını verdi. "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı hayata geçmesi için yapılan çalışmanın birkaç gün içerisinde Meclis’e gönderilmesi söz konusu olacak" Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin soruya ise Çelik, şu cevabı verdi: "Anlaşmanın hayata geçmesi için tabii ki Meclis’e gelecektir. Bu çalışmada olgunlaştığı için birkaç gün içerisinde Meclis’e gönderilmesi söz konusu olacak. Olağan süreçler işliyor ve bu işlerken sanki yanlış şeyler yapılıyormuş ya da gözden kaçırılıyormuş gibi muhalefet tarafından bir kampanya başlatılıyor. Önce bir irade beyanı koyulur ki bu irade Cumhurbaşkanımız tarafından koyuldu. Sonra bu mekanizmalar çalışılır ki Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve Genelkurmay Başkanımız muhatapları ile bir araya geldiler. Sonuçta Meclis’e göndereceğiniz bir çerçevesi olacak. Bu çerçevede Dışişleri Bakanlığı’nın iç süreçleri açısından tamamlandı. Yüce Meclis’in takdiriyle süreç neticelenmiş olur. Hukuki zemin Meclis’teki sürecin tamamlanmasıyla beraber tam olarak gerçekleşmiş olacak. O bakımdan da başka ülkelerin katılımına tabii ki açık. Bu tip güvenlik anlaşmaları, ittifaklar; kendi ilkeleri çerçevesinde diğer devletlerle de görüşerek zaman içerisinde olgunlaşır." "Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday gösterilmesine ilişkin açıklamalarının MYK’da değerlendirilip değerlendirilmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Sayın Bahçeli’ye bu güçlü cümleleri için şükranlarımızı sunuyoruz. Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde de cumhurbaşkanı adayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. MYK’da bunu daha önce görüştük. Cumhurbaşkanımız kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bu konular herhangi bir şekilde bir resmi gündem maddesi olarak yer almıyor. Bu konuda bir hassasiyet var. MYK ve MKYK üyeleri olarak bu konuyu biz dile getirdik. Arkadaşlarımız da bunu onayladılar" ifadelerini kullandı. Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında bir görüşmenin beklenip beklenilmediğinin sorulması üzerine Çelik, "Belli bir periyotla görüşüyorlar. Bu her ikisinin takviminin uygunluğuna göre planlanıyor. Bu yarın da olabilir, 5 gün sonra da olabilir" diye konuştu. "Elinde belge, bilgi olan götürsün yargıya versin" YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in fon soruşturması kapsamında açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Bu tip krizler dünyanın başka yerlerinde de gündeme gelmiş, siyasi tarihte var. Kimisi bunu 5 yılda temizlemiş, kimisi 9 yılda temizlemiş. Biz bunu bütün boyutlarıyla ortaya çıkarma konusunda son derece kararlıyız. Spekülasyonla hareket etmiyoruz. Biz gerçekten bilgi, belge ile hareket ediyoruz. Dün bu kişi çıkıyor, sayın Cumhurbaşkanımıza ‘bu işin başında sen varsın’ diye haddi aşan açıklamalar yapıyor. Bu meselenin açığa çıkmasının ve bu meselenin temizlenmesinin başındaki irade Cumhurbaşkanımızdır. Ne hadle ve ne hakla Cumhurbaşkanımıza karşı bu ifadeleri kullanıyor? Her zaman yaptığı gibi Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini işin içine karıştırmaya çalışıyor. Bu işler defalarca ellerinde patladı, yine devam ediyorlar. Bütün işlemler açık, herkes görüyor. Bu işler siyasi yan kesicilikle ele alınacak işler değil. Bir şey iddia ediyor, sonra birbiriyle alakası olmayan durumları birbirine bağlamaya çalışıyorlar. Bu işin de onların belediyelerindeki dolandırıcılıkların ve vurgunların temizlenmesi mücadelesini de biz veriyoruz. Cumhurbaşkanımızı hedef aldığı sözler, kendi partisini vurgunculara kaptırmış birisinin siyasi saçmalıklarından öteye gitmiyor. Elinde belge, bilgi olan götürsün yargıya versin. Adalet Bakanımız ve Adalet Bakanlığı, anayasanın ve yasaların çizdiği usuller çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor. İddiaya bakıyor, devlet birimlerinden gelen suç unsurlarını inceliyor. Ne zaman bunların bir yolsuzluğu patlasa sürekli olarak Adalet Bakanımızı ve Bakanlığımızı hedef alıyorlar. Bunlar için makbul adalet bakanı ve bakanlık, anayasayı, kanunları bunlara uygulamayacak. Bunlarla ilgili hiçbir soruşturma yapmayacak. Bunlar kendini devletin ayrıcalıklı sahipleri zannettikleri zamanlardaki rollerini sürdürecekler. Sürekli olarak geçmişte AK Parti yargı kolları diyordu, bu kişi kendisini sahte Adalet Bakanı zannediyor. Burada net bir durum var. Anayasa ve yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde bütün bu soruşturmalar yürütülüyor ve açık bir şekilde de paylaşılıyor. Ne hakla Adalet Bakanını ve Bakanlığı hedef alıyorsun. Yargı size uygulanmasın mı? Kendinizi hala devletin sahibi mi görüyorsunuz? Maliye Bakanımızı hedef alıyorlar. Bakanlık ilk andan itibaren bu konun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması için üzerine düşeni yerine getirmiş. Bugün de bir yandan piyasaların etkilenmemesi için tedbir alıyorlar, bir yandan sıkıntıların temizlenmesi için gayret ediyorlar. Bir yandan vurguncuların ortaya çıkması için uğraşıyorlar. Partimizde de siyasi sorumluluk gereği atılacak adımlar atılıyor. Biz burada ilkelerimizi net bir şekilde söylüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Adalet Bakanımıza, Maliye Bakanımıza ve parti yetkililerimize bunu söyleyen kişi kim? Bunun ismini internete yazın, karşısına da Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım yazın, bakın kendi belediye başkanı kendisi hakkında ne iddialarda bulunmuş? Bu ismin karşısına yine artı koyun, Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek yazın ve bakın nelerden bahsetmiş. Bunlara bir kere cevap verememiş. Bu kişiler rakamlardan bahsetmiş, hangi duvarın üzerine hangi para kulesinin inşa edildiğinden bahsetmiş. Dolayısıyla kendi partisi tarafından suçlanan kişi iddiayı kendi atıyor, sonra hüküm inşa ediyor, bu hükmün üzerine de siyasi tasarrufa gitmeye başlıyor" değerlendirmesinde bulundu. Çelik, şöyle devam etti: "Her şey ortada. Kaç bin kişi var, kimin hesabı var, hesapları incelesinler, meşru bir şekilde işlem yapanla vurgunculuk yapanın ne olduğu görülür. Ondan sonra da bunun üzerine istedikleri kadar konuşsunlar. Ellerinde varsa bir belge hemen bunu yargıya intikal ettirsinler. Adli başvurularda gereği yapılmazsa ondan sonra da konuşsunlar. Bunlar siyasi spekülasyon konusu değil. Burada net bir ilke konulması lazım, biz bu ilkeyi koyduk. Herhangi birimizin arkadaşı, akrabası, sevdiği, tanıdığı, mesai arkadaşı olsun veya olmasın bu kişilerin siyasi linç kampanyalarıyla mahkum edilmesine müsaade etmeyiz. Bu kişilerin hakkında bir iddia varsa bu iddiaların siyasi himaye ile örtbas edilmesine de müsaade etmeyiz. Burada mevzu şudur; gerçek bilgiye dayanacak. Biz siyasi linç kampanyalarının neticesi olarak insanların hedef gösterilmesine, sosyal medya mahkemelerinde mahkum ettirilmesine de müsaade etmeyiz herhangi bir şekilde birilerinin siyasi himaye yoluyla birileri hakkındaki iddia ve incelemeler örtbas ediliyorsa ona da müsaade etmeyiz." "Biz kamera bantlama partisi değiliz" Fon soruşturması kapsamında bütün hususların üzerine gidildiğini belirten Çelik, "Bundan hiçbir çekincemiz yok, ne varsa açığa çıksın. Biz kamera bantlama partisi değiliz. Bizim siyasi meşrebimizde kamera bantlama yok. Biz her şeyin şeffaf yürütülmesinden yanayız. Kendileri otursunlar, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘Bunlar gitti, arındık’ cümlesi üzerinde tefekkürde bulunsunlar. Siyasetin seviyesini ne olursa olsun korumamız lazım. Bu kürsüden öyle şeyle söyleriz ki günlerce manşet oluruz ama siyasete yazık olur. Bu kendisi, yüksek makamlardaki arkadaşlarımıza, bakanlarımıza lakap takmayı çok seviyor. Biz bunların hiçbirini dile getirmeyiz. Meclis kulisinde kendi arkadaşlarının kendilerine taktıkları lakaplarla uğraşsınlar. Siyaseti, siyasi zeka ve siyasi argümanla yaparsın" diye konuştu.

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Haber

Bakan Fidan: "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Türk basın mensuplarına Suriye, İsrail, bölgesel iş birliği, Mekke İttifakı, SDG, Yunanistan ve S-400 konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgede son derece kritik gelişmelerin yaşandığını ve bu süreçte Suriye ile olan temasların artırıldığını dile getiren Fidan, "Bölgemizde son derece kritik gelişmeler yaşanıyor. Bu süreçte Suriye ile olan temaslarımızı artırıyoruz. Buraya iki günlük bir ziyaret yapmak istedik. Görüşülecek çok konumuz var. Şam’da konaklamış olmamız, Suriye’de hayatın normalleşmeye başladığının da bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. Ziyaret kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaklaşık 2 saat süren bir görüşme yaptıklarını ve bu görüşmede tüm konuları ele aldıklarını kaydeden Fidan, şu anda Suriye’yi istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli en yüksek olan tehdidin İsrail olduğunu söyledi. "İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor" Suriye ile ilgili gelişmelerin iki senedir iyi bir yönde seyrettiğine dikkati çeken Fidan, "Suriye’yi yaptırım listesinden çıkarttılar, ekonomik yatırımların önünde bir engel yok. Terörizm listesinden çıkmaları da son derece önemliydi. Suriye’nin zamana ihtiyacı var. İstikrarın olduğu bir ortamda biraz da iyi yönetişim olursa potansiyelleri yüksek. Ama İsrail komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından pek hoşlanmıyor. Bunu kendisine tehdit olarak görüyor. Bu tehdidin tanımından dolayı da buralara yönelik istikrarsızlaştırıcı eylemlerde bulunuyor. Halbuki Suriye bölgesinde barış içinde yaşamak istiyor. Bu yaklaşımı İsrail bir noktada ya tanıyacak, bölgesiyle barış içerisinde yaşamayı kabul edecek ya da bu saldırgan politikalarını sürdürecek ve uluslararası toplum içinde daha da yalnızlaşacak. Netanyahu çevrelerindeki bütün ülkeleri tehdit olarak görüyor. İsrail, o ülkelerin zayıflığından kendi güçlülüğünü üreten bir ülke" açıklamasında bulundu. Suriye’deki entegrasyon sürecine değinen Fidan, SDG’nin tehdit olmaktan çıkmasının birinci öncelik olduğunu belirterek, "Şu anda prensipte duyurulan unsurlar olumlu mesajlar içeriyor. Sürecin pratikte nasıl ilerlediğini yakından takip ediyoruz. Uygulamanın kamuoyuna duyurulan mesajlarla uyumlu olmasını bekliyoruz" diye konuştu. "Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı" Suriye’nin günümüzde geldiği noktanın daha da ilerletebileceğini ve mevcut tehditleri ile gidilmesi gerek yolu bildiklerini aktaran Fidan, "Devam eden bir yol var. Bu başarı yolunu yürümeye devam etmeliyiz. 8 Aralık’ta rejim devrildikten sonra her şeyin daha yeni başladığını söylemiştim. Gelinen noktada taktik ve stratejik açılardan güzel şeyler oluyor. Terör meselesi başta olmak üzere 40-50 yıldır ayağımıza pranga olan pek çok sorun esasen Suriye ve Irak kaynaklıydı. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle, Cumhurbaşkanımızın koyduğu iradeyle ve vizyonla, hem kendi ülkemizdeki siyasi, ekonomik meseleleri çözdük hem de dış gelişmelere yönelik stratejik kültürü, güvenlik kültürünü yeniden inşa ettik. Bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren bir güvenlik paradigması oluşturduk. Komşu ülkelerden kaynak sorunlarımızı usulüyle çözmeyi başardık. Ancak bu konuda ödevimiz bitmiş değil. Çalışmaya, çaba harcamaya devam edeceğiz" dedi. "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik" Bölge ülkelerinin özellikle Gazze meselesinde ortaya koyduğu ortak çaba sonucunda önemli bir netice üretildiğine dikkati çeken Bakan Fidan, "İş birliği ve dayanışma içerisinde gelişmeleri çok profesyonel bir şekilde analiz ettik. Oradaki iş birliğimizi Suriye’de de kullandık. Şimdi İran-ABD savaşında da bu iş birliğimizi kullanıyoruz ve giderek daha da kurumsallaştırıyoruz. İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı rolü karşısında iş birliğine ve barışçı diplomasiye dayalı bir çaba içerisindeyiz. İnşallah bölgede bu attığımız tohum filizlenir, baş verir. Bu yapıcı anlayış büyürse daha büyük bir istikrar havzası ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı. "Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da ‘bana dokunma nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz" Başta İsrail olmak üzere bölgede istikrarsızlık isteyen aktörlerin yapabileceği başka operasyonların da var olduğunun altını çizen Fidan, "Onlar da boş durmayacaklar, onlar da faaliyete geçecekler. Ama bölgedeki ülkeler, istikrarın olabileceğini, beraber çalışırsak bir şeyler yapılabileceğini ve beraber çalışmak dışında da bir seçeneğin olmadığını görüyorlar. Ya beraber çalışıp sorunları çözeceğiz ya da önceki usulde olduğu gibi hegemona veya hegemonun buradaki mümessiline gidip ‘bana dokunma, nereyi yakarsan yak’ diyeceğiz. Ama yakılan her yer gelip seni de yakıyor. Örneğin Ürdün, Irak’ta olan bütün olaylardan etkileniyor, Suriye’de olan bütün olaylardan etkileniyor. Bir kaçış yok. Dolayısıyla herkesin bu çok yoğun yeni dönemde bir iş birliği arayışı var. Cumhurbaşkanımızın bu noktada vizyon ortaya koyması, liderlik ortaya koyması, ilişkilerini kullanarak aktörleri bir yere getirmesi daha önce görülmemiş bir husus olduğu için insanlar da açıkçası güveniyorlar bu sürece" dedi. "Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek" Mekke İttifakı’nın kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın teknik düzeyde görüştüğünü söyleyen Bakan Fidan, sözlerine şöyle devam etti: "Genel Karargah’ın yapısı nasıl olacak, hangi birimde kaç kişi görev alacak gibi hususları görüşüyoruz. Bu süreç tamamlanmak üzere. Amacımız Mekke İttifakı’nı genişletmek. Bundan sonra atılacak adımlar daha somut olacak. Suudi Arabistan’ın hem güneyden hem kuzeyden vurulması, Irak’ta konuşlu saldırganlar tarafından hedef alınması kabul edilebilir bir şey değil. Yemen sorunu epeydir mevcut, çeşitli şekillerde çeşitli formlar alıyor. Olay kuzeyden ve güneyden kuşatmaya, kritik altyapıyı imha etmeye, sadece Suudi Arabistan’a değil, bölgeye zarar vermeye yönelik bir faaliyete dönüştüğünde hiç kimsenin buna tepkisiz kalması mümkün değil. Biz Mekke İttifakı’nın ruhuna uygun olarak davranıyoruz. Suudilerin yanında olduğumuzu zaten açıkladık. İlgili diğer taraflara da gerekli mesajları verdik. Bir dayanışma içerisindeyiz." "Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli" Bakan Fidan, Yunanistan’ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve kaosa sürüklemek isteyenlerin oyuncağı olmasını istemediklerini vurgulayarak, "İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz. Özellikle güvenlikle ilgili yanlış anlaşılma olmamalı. İki taraf da bunların önüne geçmeli. Bizim, tabii ki belli adaların silahlandırılması yönünde çok ciddi hassasiyetimiz var. Bunları biliyorlar, bunu ilettik. Özellikle silahsız statüsü olan adaların silahlandırılması bizim için tehdit. Tabii bir de orada seçim süreci var. Yunan siyasetinde Türkiye aleyhtarlığı tarihi olarak yaygındır. Dikkatlerimizi en çok yoğunlaştırdığımız konulardan biri, uluslararası antlaşmalarla gayriaskeri statü altına alınan ve tartışmasız bir şekilde bu statünün muhafaza edilmesi gereken adalarda, Yunanistan’ın ahdi yükümlülükleri hilafına bir takım gayretler içine girmesidir. Bu aslında yeni bir durum değil. 1960’lardan beri yaşanan ve birbiriyle bağlantılı Ege sorunlarının önemli bir boyutunu oluşturan bir mesele. Biz Türkiye olarak 1960’lardan bu yana gerekli tepkimizi ortaya koyduk, gerek ikili kanaldan Yunanistan’a uyarılarımızı ve itirazlarımızı yaptık, gerek NATO’da konu gündeme geldiğinde pozisyonumuzu ortaya koyduk, keza konuyu Birleşmiş Milletler’e de taşıdık. Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’ı müttefiklik ruhuyla uyumlu, daha olgun bir şekilde ahdi yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Çevremizde güvenlik alanında bu kadar sınama varken Yunanistan bunlara bir yenisini eklememeli. Son dönemde başlattığımız sorunları çözmeye yönelik olumlu atmosferi ve ruhu arttırarak devam ettirmeliyiz" ifadelerini kullandı. S-400 ile ilgili görüşmelerin de devam ettiğini söyleyen Fidan, ilgili tüm ülkeler arasında teknik müzakerelerin devam ettiğini kaydetti. "Diyarbakır’da Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik" Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretlerini de değerlendiren Fidan, ziyaret esnasında ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin çok büyük bir kabul gördüğünü gözlemlediklerini belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin ortaya koyduğu hedefin benimsendiğini gözlemledik. Çok sayıda STK ve değişik siyasi görüşlere mensup insanlarla bir araya geldik. Örgütün silah bırakmayı deklare etmiş olması toplum tabanında büyük bir memnuniyet oluşturmuş. Artık sorunların silahsız tartışılması meselesi konusunda bir anlayış oluşmuş. Ekonomik konuların, kalkınmanın ön plana çıkması isteniyor. Bölgenin sanayisi nasıl geliştirilir, altyapı konusunda hangi adımlar atılmalı, nerelere sınır kapısı gerekir, komşu ülkelerle ticaret nasıl artırılır gibi konuları toplantılarımızda ele aldık. 5-6 yıldır zaten bir silahlı konu yok ortalıkta. Ama bunun kalıcı olarak bitecek olması, büyük yatırımların korkusuzca oraya gelmesini temin edecek. İnsanlar özellikle kimlik inkarının AK Parti’yle beraber kalkmış olmasını önemsiyorlar. Eylül 2013’teki Demokratikleşme Paketi ile Türkiye’de seçmeli dilin de önü açıldıktan sonra Kürtlerin problem alanı olan kimlik inkarı meselesi çözülmüş oldu" dedi.

Bakan Fidan: "İsrail, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor" Haber

Bakan Fidan: "İsrail, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de düzenlenen basın toplantısında, "İsrail maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze Soykırımı'nda da gördük, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor. Bütün bir bölge tehdit ve düşmanlık dili üzerinden, saldırganlık üzerinden, varlık veya yokluk üzerinden değerlendiriliyor. Böyle bir zihinle, böylesine radikal-fundamentalist bir zihinle, farklı türden uluslararası toplumun bir konuşacak dil geliştirmesi gerekiyor" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Şam’da Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile görüştü. Görüşmenin ardından ikili basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan konuşmasına mevkidaşı Şeybani’ye gösterilen misavirperverlik için teşekkür ederek başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileten Fidan, "Suriye-Türkiye ilişkileri son iki yıldır inanılmaz bir şekilde ivme kazanmış durumda. Çünkü yeni özgür Suriye kurulduktan sonra, Aralık 2024'ten itibaren, gerçekten Suriye sadece Türkiye ile ilişkilerinde değil, adeta dünya ile ilişkilerinde bir yeni başlangıç yapmak zorunda kaldı. Çünkü eski Suriye, bildiğiniz gibi dünyadan izole edilmiş, kendi halkını baskı altına alan, adeta kanını emen sömüren bir rejimdi. Eski Suriye'nin gitmesi, yeni Suriye'nin gelmesi, herkesin gördüğü gibi bölgeye istikrar getiren, ülkeye barış getiren, ekonomik kalkınma getiren, terörle mücadeleyi daha da ilerleten bir husus olmuştur" dedi. "Suriye, Türkiye ile her türlü alanda yapıcı iş birliğini geliştirme konusunda çok büyük gayret göstermekte" Bölge ülkelerinin ve uluslararası toplumun, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki hükümetin yürüttüğü çalışmalara destek verdiğini belirten Fidan, "Bu noktada Suriye devleti, hükümeti uluslararası toplumla, bölge ülkeleriyle, Türkiye ile her türlü alanda yapıcı iş birliğini geliştirme konusunda çok büyük gayret göstermekte. Biz de bunun yakından tanığıyız. Aramızda çok konu var. Bu konuların ilerletilmesi için çok ciddi sistemik bir çalışma yapmamız gerekiyor" diye konuştu. Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı eş-Şara’nın dışişleri bakanlıklarına ortak planlama grubu kurup, iki ülke arasındaki bütün konuların olabildiğince en hızlı ve en profesyonel şekilde çözülmesi, ilerletilmesi konusunda talimat verdiğini belirtti. Fidan, "Dolayısıyla kardeşimle çok sık buluşmamız gerekiyor. Sadece ikili ilişkilerimizin değil, bekleyen ticari, lojistik, kültürel, siyasi, ekonomik birçok konu var. Onların hepsinin teker teker envanterini çıkartıp, üstünden geçip ne oluyor, nasıl gidiyoruz bunlara bakmamız gerekiyor. Bu konuda çok şükür güzel adımlar atılıyor. Suriye'nin her geçen gün daha ekonomik olarak daha kalkındığını, savaştan kaynaklı yaralarını daha da fazla sarmaya başladığını görüyoruz. Bu sadece Suriye halkı için değil, gerçekten bölge için de önemli bir haber. İnşallah bölgemizdeki bütün savaşlar, bütün çatışmalar, bütün işgaller tıpkı Suriye'de olduğu gibi teker teker, mutlu bir şekilde sona erer ve bölgemiz hak ettiği huzura, refaha, emniyete kavuşur" ifadelerini kullandı. "SDG'nin kendini feshetmesi yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın gelecekte Suriye’yi ziyaret edeceğini belirterek, "Kendileri bu ziyareti çok uzun zamandır arzu etmekte, şartları oluşturmaya çalışıyoruz. Ben de bu ziyaretimde kendisinin ziyareti öncesindeki yüksek planlama grubunun yapabileceği çalışmaları gözden geçirdik. Bu açıdan da bu ziyaretimiz önem taşımakta" şeklinde konuştu. Suriye'de olumlu gelişmelerin devam ettiğini kaydeden Fidan, "Bunlardan biri de içerideki iş bütünleşme ile alakalı son günlerde entegrasyon sürecindeki güzel haberlerdi. SDG'nin kendini feshetmesi ve Suriye'nin devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde yapmış olduğu deklarasyonu kıymetli buluyoruz. Önemli bir adım, önemli bir girişim. Suriye hükümetinin yürüttüğü yapıcı çalışmalara verilen önemli bir yapıcı cevap. İnşallah bunun alanda vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini, sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu deklarasyon aşaması önemli ama bunun da tabii hayata geçmesi gerekiyor. Ülkedeki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi, Suriye'nin egemenliğinin toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi bakımından zaruridir" dedi. "Entegrasyon sürecinin de en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz" Sadece SDG'nin değil iç savaş döneminden kalma ne kadar silahlı grup varsa bunların hepsinin teker teker milli ordu altında birleştiğini söyleyen Fidan, "Bu ülkenin istikrarı için önemli, ülkeye yatırım getirilmesi için önemli. Ülkenin milli bünyesinin güçlü olması için önemli. Ülkedeki bütün vatandaşların kendilerini emin hissetmesi için önemli. Bu konudaki adımlarının hepsini tabii ki destekliyoruz Entegrasyon sürecinin de inşallah en iyi şekilde sonlanmasını bekliyoruz. Yani burada Suriyelilerin eşit vatandaşlık temelinde hiçbir inancın, etnik kimliğin inkara ve takibata uğramadan, baskı altında kalmadan özgürce kendilerini ifade etmeleri, yaşamaları önemlidir. Entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşlarımızın eskisinden daha fazla kendilerine emin, daha fazla özgür, daha fazla müreffeh hissetmeleri amaçlanmalıdır. Türkiye'nin de perspektifi budur. Türkiye Cumhurbaşkanımız özellikle Suriye'de ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizin refahı, istikrarı ve emniyeti içinde büyük bir hassasiyet göstermektedir. Biz de bu konudaki bütün çalışmalarımızı ona göre yürütmekteyiz" diye konuştu. "Eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta" Suriye'de ekonomi başta olmak üzere diğer alanlarda da birçok gelişme yaşandığını aktaran Bakan Fidan, "ABD, Suriye'yi terörizme sponsor olan ülkeler listesinden çıkardı. Bununla beraber Suriye'nin dünya ekonomisiyle yeniden bütünleşmesinin önündeki başlıca engellerden biri daha ortadan kalkmış oldu. Bu önemli bir haber. Özellikle yatırımcıları çok yakından ilgilendiren bir haber. Bankacılık açısından da, finans açısından da önemli bir haber. Kendilerini tebrik ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın gündeminde bulunan Suriye'nin nükleer dosyası da elhamdülillah kapatılmış durumda. Arkadaşlarımız gerçekten bu konuda çok profesyonel, uyumlu, iyi bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini de tebrik ediyoruz. Türkiye olarak da bu konuda her türlü yapıcı katkıyı vermeye gayret ediyoruz. Özellikle eski rejimden miras kalan engellerden kardeşlerimiz sırasıyla tek tek kurtulmakta. Ticaret Bakanımız Ömer Bolat geçtiğimiz günlerde beraberinde geniş bir iş insanı heyetiyle Şam ve Halep'i ziyaret etti. Önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımları artırmayı ve orta vadede ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlanan bir Suriye var" Enerji alanında önemli bir iş birliği potansiyeli olduğuna vurgu yapan Fidan, "Bağlantısallık alanında da çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda son olan olaylardan sonra dünya ve bölge ekonomisinin nasıl krize girdiğini de gördük. Bağlantısallık giderek önem kazanmakta. Suriye'nin bu konuda hayati rol oynayacağını düşünüyoruz. Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez'e, Irak üzerinden Doğu'ya, Türkiye üzerinden ise Avrupa'ya bağlanan bir Suriye var. Bunun haritada değil aynı zamanda pratikte de inşa edilecek olan demir yolları, kara yolları, boru hatlarıyla da hayata geçmesini arzu ediyoruz. Biliyorsunuz şu anda bir demir yolu projesi var. Türkiye, Suudi Arabistan, Suriye'nin üzerinde çalıştığı bu güzergahı hem Körfez'e hem Avrupa'ya bağlayan önemli bir proje. Bu konuda da yoğun bir çalışmamız var" şeklinde konuştu. "İsrail'in izlediği politikalar olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte" Olumlu tablo içerisinde bir tane olumsuz tablo olduğuna dikkat çeken Hakan Fidan, "Bölgeye ve dünyaya bu kadar umut veren bir Suriye varken birdenbire Suriye'nin istikrarsızlaştırılması için gayret gösteren bir aktör var. O aktörün adını da biliyorsunuz, İsrail. İsrail'in izlediği politikalar olumlu gidişatın önündeki en ciddi engeli teşkil etmekte. Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik gerçekleştirilen saldırı bunun en son örneklerinden biridir. Suriye'nin kendi topraklarında güvenliği sağlaması, terörizmle mücadele etmesi ve ulusal kapasitesini geliştirmesi Suriye'nin egemenlik hakkıdır. İsrail'in saldırıları, uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye de zarar vermekte. İsrail, Suriye'nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak DEAŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek vermektedir" dedi. "Yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz" Suriye'nin güneyindeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Dışişleri Bakanı Fidan, "Burada yaşanan istikrarsızlıkta İsrail'in parmağının olduğunu biliyoruz. Zaten kendileri de bunu saklamıyorlar, açıktan söylüyorlar. Dürziler, Suriye toplumunun asli unsurlarından biridir ve geleceklerini Suriye'nin birlik ve bütünlüğü içerisinde görmektedir. Geçen yıl açıklanan Süveyda yol haritası, güvenliğin tesisi, kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması ve toplumsal uzlaşı bakımından gerekli zemini sunmaktadır. Bu noktada ihtiyaç duyulan adım, üzerinde mutabık kalınmış ve bu çerçevenin hayata geçilmesidir. Diğer yandan, İsrail'le güneyde varılacak kalıcı çözümün zemini de bellidir. 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması temelinde bir güvenlik düzenlenmesi, bu bakımdan tek gerçekçi çerçeveyi oluşturmaktadır. Uluslararası toplumdan bu konuda daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutum bekliyoruz" diye konuştu. "Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz" Bugünkü görüşmede İsrail’in eylemlerine verilebilecek cevapları değerlendirdiklerini söyleyen Fidan, "İsrail'in uluslararası hukuka aykırı şekilde Suriye'nin egemenliğine kast eden adımları karşısında, değerli kardeşim Şeybani ile Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların nasıl daha etkin biçimde harekete geçirilebileceğini de etraflıca ele alma imkanı olduk. Biz, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tam olarak sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını temenni ediyoruz ve bütün adımlarında bu yolunda atıldığını müşahede ediyoruz. Son dönemde elde edilen kazanımlar, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hareket edildiğinde bunların mümkün olduğunu göstermektedir. Türkiye olarak hem ulusal kapasitemizde hem de uluslararası toplumun geniş bir kesimiyle iş birliği halinde elimizden gelen çabayı ortaya koymaya devam edeceğiz. Suriyeli kardeşlerimizle her alanda yakın iş birliğimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Yatırım talepleri bizim gündemimizi oldukça meşgul etmekte" Bakan Fidan, iki ülke arasındaki yatırım konularının da konuşulduğunu aktararak, "Özellikle iş adamlarımızın her iki ülkeden de karşılıklı yatırım, ortaklık ve hareketlilikle ilgili talepleri bizim gündemimizi oldukça meşgul etmekte. Bu konuda daha iyi bir sistem nasıl kurarız çok önemli. Bunun finans ayağı var, vize hareketliliği var. Burada yapılacak işin durumuna göre iş ruhsatı, lisans, izin verme var, ortaklıklar var, çok konu var. Ama memnun olan şu, inanılmaz bir talep var. Var olan talebe yetişecek bir altyapıyı, zemini hemen hızlıca oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle Türkiye'deki sanayi yatırımcılarının da ilgi gösterdiğini görmek bizim için aynı zamanda büyük bir memnuniyet veriyor. Çünkü sadece buraya gelip belli konular, ihale, enerji konusunda değil, Türkiye'deki özellikle tekstil başta olmak üzere sanayicilerimizin buraya yönelik büyük ilgisi var. İnşallah bunu daha da ileriye götüreceğiz" şeklinde konuştu. Türkiye'de uzun yıllar kalmış Suriyelilere vurgu yapan Fidan, "10 yıldan fazla kalmış, 15 yıl kalmış Suriyeli kardeşlerimiz var. Bunlar iki ülkenin de dilini, kültürünü biliyorlar. Bunların gerçekten etkinleştirdiği, harekete geçirdiği bir iş network var, kültürel network var, sosyal network var. Bütün bunların hepsi bizim bildiğimiz, bilemediğimiz birçok etkileşimi beraberinde getiriyor. Bu iki ülke açısından önemli. Aynı zamanda bizim de iş alanlarımızı tanımlıyor" dedi. "Türkçe konusunda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler" Fidan, kamuoyuna yansıyan "Türkçe'nin seçmeli ders olarak müfredattan kaldırılması" iddialarına da değinerek, "O konudaki konuyu da belki kardeşim söyleyecektir, bu konuda herhangi bir sıkıntı olmadığını kendileri bize ilettiler" diye konuştu. "Suriye çok fazla zaman kaybetti, bunu telafi etmemiz lazım" İkili ilişkileri en iyi şekilde ilerletmek için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Fidan, "Talep çok fazla, istek çok fazla, gereklilik çok fazla. Onun için liderlerimizle bize talimat verdiler, bir ortak planlama ve koordinasyon kurulu kurun ve bunları yakından takip edin. İşi bürokrasiye bırakmayın, hızlı kararlar verin, hızlı kararlar alın. Kaybedecek vaktimiz yok. Suriye zaten çok fazla zaman kaybetti. Bunu telafi etmemiz lazım. Bizim kontrol ettiğimiz bürokrasiyi bu ilişkileri engelleyen, engel çıkartan bir unsur olmaktan çıkartıp, tam tersine destek veren, hızlandıran itici bir güce dönüştürmemiz gerekiyor. Bu da bizim ev ödevimiz" ifadelerine yer verdi. Bölgede oluşmaya başlayan huzur ikliminde, İsrail'in negatif bir rol oynadığını belirten Hakan Fidan, "Bir türlü yapıcı ve pozitif bir role gelmek istemiyor. Bunun yerine yayılmacı ve yok edici, istikrarsızlaştırıcı bir politika takip etmeyi tercih ediyor. Yani İsrail'in bölgede iki tane politikası var. Birincisi, Filistin topraklarını işgal ederek, Filistinleri dışlayarak bir Filistin Devleti'nin kurulmasına izin vermemek. İkincisi, birinci dereceden sınır komşu olan Suriye başta olmak üzere Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi Arap-Müslüman ülkelerin hiçbir zaman için güçlü, ekonomik olarak müreffeh, istikrarlı, gelişmiş olmalarına izin vermemek. İsrail'in politikası bu. Çünkü bu ülkelerin gelişmiş ve müreffeh olmasını kendisine karşı bir tehdit unsuru olarak görüyor. Bu noktada bu ülkelerdeki istikrarsızlığın devam etmesi için elinden geleni yapıyor. Halbuki uluslararası kamuoyu, şunu kendilerine de iletmeli, iletiyorlar da, biz bölge ülkeleri olarak da söylüyoruz. Bölgede herkes kendi sınırında kaldığı sürece, başkasının toprağına göz dikmediği sürece, başkasının istikrarsızlığı için gayret göstermediği sürece, herkese yetecek kadar ekonomik refah, mutluluk, barış var. Bunun peşinden gitmek gerekiyor. Ama İsrail maalesef öyle bir koşullanmışlık içerisinde ki, bunu Gazze Soykırımı'nda da gördük, kan dışında başka bir politikayı varsayımsal olarak bile düşünemiyor" şeklinde konuştu. "Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar bütün bölgeyi etkileyecek" Bütün bölgenin tehdit ve düşmanlık dili üzerinden, saldırganlık üzerinden, varlık veya yokluk üzerinden değerlendirildiğine vurgu yapan Bakan Fidan, "Böyle bir zihinle, böylesine radikal-fundamentalist bir zihinle, farklı türden uluslararası toplumun bir konuşacak dil geliştirmesi gerekiyor. Ama son itibarıyla söyleyeceğimiz şu, Suriye'nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar sadece Suriye'yi değil, bütün bölgeyi etkileyecek. Hatta bölgenin ötesini etkileyecek adımlar. Bu konuda uluslararası toplum, bölge ülkeleri elinden gelen gayreti göstermek, İsrail'i yürüdüğü bu yanlış yoldan döndürmelidirler" dedi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan Suriye ve bölgesel barış mesajı: Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır Haber

CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan Suriye ve bölgesel barış mesajı: Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmelerin hem Suriye’nin geleceği hem de bölgenin huzuru açısından önemli olduğunu ifade etti. Suriye Kürtlerinin kimlikleri ile temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu, tüm etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye’nin hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarına olacağını vurguladı. Türkiye açısından da önemli bir fırsat doğduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Kürt meselesinin silah ve çatışma zemininden çıkarılarak demokratik siyaset, hukuk ve Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi ve demokrasinin güçlenmesiyle sonuçlanmasını temenni etti. Kılıçdaroğlu, yıllar önce önerdiği Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı (OBİT) fikrini de hatırlatarak, Türkiye, İran, Irak ve Suriye öncülüğünde kurulacak bölgesel bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Orta Doğu’nun kaderini dış güçlerin değil, bölge halklarının ortak iradesinin belirlemesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, paylaşımında, Türkiye’nin kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirmesi halinde bölgede de barışın öncüsü olabileceğini belirterek, Suriye’de istikrar, Filistin’de akan kanın durması, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgenin diplomasinin merkezi haline gelmesi çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu mesajını, “Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır. Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır” sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.