Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Savunma Sanayii

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Savunma Sanayii haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma Sanayii haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kamboçya ile ticaretimizi 1 milyar dolara çıkarmak için çabalarımız devam ediyor" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kamboçya ile ticaretimizi 1 milyar dolara çıkarmak için çabalarımız devam ediyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Özellikle son yıllarda hızla gelişen ilişkilere sahip olduğumuz Kamboçya'yı Güneydoğu Asya bölgesinde önemli bir ortağımız olarak görüyorum. 2018’de dönemin başbakanı olarak ülkemizi ziyaret eden Hun Sen ile ticaretimizi 1 milyar dolara çıkarmayı kararlaştırmıştık. Bu hedefe ulaşmak için çabalarımız hala devam ediyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'daki Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde ikili ve heyetler arası görüşmelerin ardından Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile ortak basın toplantısı düzenledi. İki ülkenin bakanlarının da yer aldığı görüşmede heyetler arasında ticaret ve yatırımların yanı sıra savunma sanayii, enerji, eğitim ve kültür alanlarındaki işbirliği konuları görüşüldü. Ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle son yıllarda hızla gelişen ilişkilere sahip olduğumuz Kamboçya'yı Güneydoğu Asya bölgesinde önemli bir ortağımız olarak görüyorum. Başbakanla ikili ve heyetler arası görüşmelerde ilişkilerimizi etraflıca değerlendirdik. 2018’de dönemin başbakanı olarak ülkemizi ziyaret eden Hun Sen ile ticaretimizi 1 milyar dolara çıkarmayı kararlaştırmıştık. Bu hedefe ulaşmak için çabalarımızı hala devam ediyor. Başbakan ile ticaret ve yatırımların yanı sıra savunma sanayi, enerji, eğitim ve kültür alanlarındaki işbirliğimizi istişare ettik. Kamboçya’nın savunma sanayii ürünlerimize yönelik ilgisinden memnunuz. Bu alanda ciddi bir potansiyele sahibiz. Kendileriyle işbirliğimizi inşallah geliştireceğiz. Türkiye eğitim bursları programıyla Kamboçyalı öğrencilerin eğitimine destek oluyoruz. Kamboçya ile ikili işbirliğimiz küresel barış, istikrar ve refahın tesisine de hizmet ediyor. Kamboçya'nın Gazze Barış Kurulu'na kurucu üye olarak katılması, son derece memnuniyet vericidir. Kendilerinin Filistin’de iki devlet temelindeki çözüm çalışmalara katkılarının süreceğine inanıyorum. Kamboçya’nın Tayland ile yaşadığı sınır ihtilafının uluslararası hukuk temelinde diyalog ve barışçıl yollarla çözülmesini temenni ediyoruz. Yaşanan çatışmalardan etkilenen sivil halka deste olmayı, sürdürüyoruz. Kamboçya makamlarıyla işbirliği içerisinde bugüne kadar 3 bini aşkın kişiye yardım ulaştırdık. İnsani yardımlarımıza devam edeceğiz. Başbakan Hun Manet'e ve kıymetli heyetine ülkemizi ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Dost Kamboçya halkına da en kalbi selamlarımı gönderiyor" dedi. Kamboçya Başbakanı Manet ise, "Güzel İstanbul şehrine davet ettikleri ve güzel ve anlamlı görüşmeler için Sayın Erdoğan’a teşekkür etmek istiyorum. Türkiye’yi etkileyici kalkınması, stratejik iş birliği, küresel ve bölgesel meselelerdeki etkileyici rolü nedeniyle takdir ediyorum. Türkiye’nin Orta Doğu’da barış ve istikrarın tesisine yönelik proaktif katkıları övgüye değerdir. Siyasi ve savunma alanlarında iş birliğimize yönelik somut adımlar attık. Askeri Çerçeve Anlaşması imzalandı. Aynı zamanda ikili ticaretin geliştirilmesi ve yatırımların kolaylaştırılması konusunda mutabık kaldık. Bu görüşmenin köklü dostluğumuza yeni bir ivme kazandıracağına inanıyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen 13. Türkiye İnovasyon Haftası programında bir konuşma yaptı. Dün itibarıyla başlayan İnovasyon Haftası'nın bu yılki temasının 'İnsanlığın Yeni Evresi' olarak belirlenmesini, son derece anlamlı bulduğu bir konu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yapay zeka, robotik, biyoteknoloji, veri sistemleri ve otonom teknolojiler başta olmak üzere hayatımızın her alanında köklü değişimler yaşanırken iş dünyamızın bu yeni döneme ne kadar hazır olduğunun tespiti şüphesiz çok çok önemlidir, yerinde bir hassasiyetin ifadesidir. Şu bir gerçek ki teknoloji hızlı bir şekilde ilerlerken, insan faktörü maalesef dikkate alınmıyor. İnsanı ve insani değerleri dışlayan bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil; iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta güvenin yerini tedirginlik almaktadır. İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkanları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi haline gelmiştir. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zeka başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini görüyoruz. Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı yerinde endişeler. Geçen hafta dikkat çektiğim tekno oligarklar sadece belli ülkeleri değil tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayımladığı 22 maddelik bildiri insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. Yüz milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yapboz tahtası olarak gören bu zihniyetin insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk. Kimilerinin teknokrasi, kimilerinin tekno faşizm adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz. Bütün bunların şimdiden konuşulmasını çok kıymetli buluyorum. Türkiye İnovasyon Haftası'nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı veren herkese şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız" Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milli Teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik. 24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115'e ulaştı. 2002'de 1,2 milyar dolar olan Türkiye'nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık. Özgün bir fikri olan dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanımızın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalışıyoruz. Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık. Her yıl düzenlediğimiz TEKNOFEST'lerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicorn'u olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicorn'umuz var. 2030'a dek ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğmasını, bunların toplam değerlemesinin ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı terminallerini Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız. Nisan ayında Türkiye'yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke haline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştık. Destek enstrümanlarımızı güncelliyor, müteşebbislerimizin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete veriyoruz. Merkez Bankamızın 750 milyar lira tahsis ettiği Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi programımız bunların en başında yer alıyor. Yüksek Teknoloji Destek Programı HIT-30'la da Türkiye'nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltmek üzere önemli bir adım attık" dedi. "Veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız" KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 250 milyarlık İmalat Sanayii Kredi Finansman Programı'nı devreye aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'yla gelecek vizyonumuzu sizlerle paylaştık. Buna göre veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zeka altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz. Bilge Dil Modelimizle Türkçe yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesini ve farklı sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Teknolojiye yaptığımız yatırımların ekonomimiz ve dijital egemenliğimiz için ne anlama geldiğini özellikle savunma sanayii alanında görüyoruz. Bakınız, savunma ve havacılık sektörümüzün 2002 yılında yerlilik oranı sadece yüzde 20, ihracatı ise 248 milyon dolar seviyesindeydi. Güvenlik kuvvetlerimizin kullandığı birçok temel malzemeyi ithal etmek zorunda kalıyorduk. Ürünü ithal etmekle iş bitmiyor. Tedarikçiler bunları nerede, kime karşı ve nasıl kullanacağımıza da karışıyordu. Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan terörle mücadeleye kadar başkalarına muhtaç olmanın sıkıntısını çok çektik. Attığımız kararlı adımlarla ülkemize ve milletimize yakışmayan bu hazin tabloya son verdik. Bugün savunma sanayiinde 4 bin 500'ü aşkın firma, bin 400'ün üzerinde proje, 100 bine yaklaşan doğrudan istihdam ve 100 milyar doların üzerinde proje büyüklüğü ile bambaşka bir seviyeye ulaştık" dedi. "Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir" Geçen yıl 180 farklı ülke ve bölgeye 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2026 yılının Ocak-Eylül döneminde ise ihracatımızı önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artırarak 6,9 milyar dolara taşıdık. Türkiyenin genel ihracatında kilogram başın değer 1,5 milyar doları civarındayken savunma sanayiinde hacimli ürünler dahil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA’larımızda kullandığımız kameraların kilgram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameralar içerisindeki dedektörlerin kilogram başı değer ise 50 bin dolar. Bunlar bize şunu anlatıyor. Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye ve Azerbaycan aynı gönül coğrafyasının iki güçlü devleti" Haber

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye ve Azerbaycan aynı gönül coğrafyasının iki güçlü devleti"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) gelişimi ve Türkiye’nin üstleneceği dönem başkanlığına ilişkin açıklama yaptı. Bahçeli, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin egemenliklere karşılıklı saygı, eşitlik ve ortak menfaatler temelinde geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Dünyada siyasi, ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin hız kazandığı bir dönemde TDT’nin ulaştığı seviyenin Türk dünyasının geleceği bakımından büyük önem taşıdığını belirten Bahçeli, "Türk Devletleri Teşkilatı; ortak tarihimizin, kültürümüzün ve müşterek gelecek tasavvurumuzun kurumsal zemini hâline gelmiştir. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan geniş Türk dünyasında siyasi iradenin güçlendiği, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştiği, ulaştırma ve enerji bağlantılarının genişlediği yeni bir dönem şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, savunma sanayii, teknoloji, eğitim, bilim ve kültür başta olmak üzere birçok alanda artan iş birliği imkânlarının Türk devletleri arasındaki ilişkileri çok boyutlu bir yapıya kavuşturduğunu kaydetti. "Her bir Türk Cumhuriyeti kendi içinde müstakil ve egemen bir devlettir" TDT bünyesindeki ilişkilerin temelinde üye devletlerin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve kendi iç hukukuna saygı ilkesinin bulunduğunu vurgulayan Bahçeli, "Her bir Türk Cumhuriyeti kendi içinde müstakil ve egemen bir devlettir. Türk devletleri arasındaki iş birliği, bu egemenlik anlayışını esas almakta; karşılıklı saygı, eşitlik ve ortak menfaatler temelinde gelişmektedir" dedi. Türkiye ve Azerbaycan’ın aynı gönül coğrafyasının iki güçlü devleti olduğunu belirten Bahçeli, "İki ülke arasındaki kardeşlik hukukunu zedelemeye yönelik her türlü yaklaşım karşısında sağduyu, karşılıklı anlayış ve ortak akıl temelinde hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sarsılmaz iradesini bir kez daha ortaya koyacağına inanıyoruz" Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihi, kültürel ve kardeşlik bağlarının milletlerin ortak hafızasına ve gönül bağına dayandığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Bu bakımdan Karabağ Zaferinin Başkomutanı Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın zirvede gerçekleştireceği buluşmanın, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sarsılmaz iradesini bir kez daha ortaya koyacağına inanıyoruz." Ekim ayının son haftasında Ankara’da gerçekleştirilecek TDT Zirvesi’nin tarihi önem taşıdığını belirten Bahçeli, dönem başkanlığının Azerbaycan’dan Türkiye’ye geçmesiyle Türkiye’nin Türk dünyasının ortak hedeflerinin hayata geçirilmesine yönelik önemli bir sorumluluk üstleneceğini ifade etti. "Somut, kalıcı ve sonuç odaklı projeler geliştirilmelidir" Türkiye’nin tarihi birikimi, devlet tecrübesi, ekonomik kapasitesi ve diplomatik gücüyle teşkilatın gelişiminde önemli bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, dönem başkanlığı sürecinde kapsamlı bir çalışma gündeminin bulunduğuna dikkat çekti. Bahçeli, "Bakanlıklar, kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sivil toplum yapıları; kendi görev alanlarında Türk Devletleri Teşkilatı’nın 2040 Vizyon Belgesi doğrultusunda somut, kalıcı ve sonuç odaklı projeler geliştirmelidir" ifadelerini kullandı. İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" anlayışının yol gösterici niteliğini koruduğunu belirten Bahçeli, eğitim, kültür, ekonomi, bilim ve teknoloji alanlarındaki iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. "Türkiye’nin dönem başkanlığı somut sonuçlara dönüştürüldüğü bir dönem olmalıdır" Türk dünyasının sahip olduğu potansiyele işaret eden Bahçeli, "Türk dünyasının sahip olduğu potansiyel, devletlerimizin mevcut imkânlarının toplamından daha büyük bir anlam taşımaktadır. Bu potansiyelin gerçek bir güce dönüşmesi; ortak akıl, güçlü koordinasyon, karşılıklı saygı, egemenliklere riayet ve uzun vadeli bir bakışla mümkündür. Türkiye’nin dönem başkanlığı da bu anlayışın somut sonuçlara dönüştürüldüğü bir dönem olmalıdır" dedi. Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "İstikametimiz açıktır: Başta Azerbaycan olmak üzere Türk dünyası arasındaki kardeşlik hukukunu ve gönül bağını zedeleyecek hiçbir nifak tohumunun aramıza ekilmesine müsaade etmeden, Türk cumhuriyetlerinin egemenlik ve bağımsızlıklarına karşılıklı saygı temelinde iş birliğimizi derinleştirmek, tarihimizin bizlere yüklediği sorumluluk bilinciyle ortak geleceğimizi inşa etmek, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefini Türk dünyasının yükselişiyle buluşturmaktır." Türkiye’nin dönem başkanlığı sürecinde Türk dünyasının birlik, dayanışma ve yükseliş hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğini belirten Bahçeli, bu süreçte Türkiye’nin tarihinden aldığı güç, devlet tecrübesi ve gelecek vizyonuyla hareket edeceğini ifade etti.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda 60 bin üye sandığa gidiyor Haber

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda 60 bin üye sandığa gidiyor

BTSO’da gerçekleştirilen seçimlerde 70 komitede hem komite üyeleri hem de meclis üyelerinin belirlenmesi için oy kullanılıyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 137 yıllık geçmişe sahip odada gerçekleştirilen seçimlerin Bursa ve Türkiye ekonomisi açısından önemine dikkat çekti. Seçimlerin bir demokrasi şöleni içerisinde gerçekleşmesini dileyen BTSO Başkanı Burkay, "Bugün Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda çok önemli, tarihi bir gün. 137 yıllık köklü geçmişe sahip olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası bugün bir demokrasi şöleni yaşıyor. 70 komitede, 107 sandıkta bugün hem komite üyelerimizi hem meclis üyelerimizi seçeceğimiz seçimimizi gerçekleştiriyoruz. Ben seçimimizin aynı bu demokrasi şöleni içinde geçmesini, birlik ve beraberlik içinde de sonuçlanmasını diliyorum" dedi. "60’tan fazla büyük projeyi Bursa ve Türkiye ekonomisine kazandırdık" Bursa’nın Türkiye ekonomisinin önemli itici güçlerinden biri olduğunu ifade eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, odanın kentin ekonomik potansiyelinin temsil edildiği en önemli kurumlardan biri olduğunu belirtti. Göreve geldikleri dönemden itibaren 16 makro proje hedefiyle yola çıktıklarını aktaran Başkan, bugüne kadar 60’tan fazla büyük projeyi Bursa ve Türkiye ekonomisine kazandrma imkanı bulduklarını söyledi. Bu çalışmaların komite başkanları, komite üyeleri, meclis üyeleri ve Bursa iş dünyasının katkılarıyla gerçekleştirildiğini belirten Burkay, Türkiye ekonomisine yön veren birçok projenin hayata geçirildiğini ifade etti. "Teknosab, Mesyeb, Butekom ve Bursa Business School" Hayata geçirilen projeler arasında TEKNOSAB, MESYEB, BUTEKOM ve Bursa Business School gibi projelerin bulunduğunu kaydeden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, bu projelerin Bursa ekonomisinin gelişimine katkı sunduğunu belirtti. 2026-2030 vizyonunu da ortaya koyduklarını dile getiren Başkan, uzun süredir üzerinde çalışılan KOBİ OSB projesinin de bu vizyonun önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. "KOBİ’lerimizin rekabetçiliğini artıracağız" KOBİ OSB ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim ve ticaret kapasitesinin geliştirilmesinin hedeflendiğini belirten Burkay, "Türk küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin, KOBİ’lerimizin önümüzdeki süreçte hem rekabetçiliklerini artıracak hem de onları dünya pazarında daha iyi bir konuma getirecek olan TEKNOSAB KOBİ ekosistemini ve KOBİ OSB projemizi inşallah devreye aldık" ifadelerini kullandı. TEKNOSAB KOBİ OSB içerisinde farklı sektörlere yönelik alanların da yer alacağını belirten Başkan, projede serbest bölgeler, veri merkezi, savunma sanayii, inşaat ve gıda sektörlerine yönelik bölümlerin bulunacağını ifade etti. Burkay, "TEKNOSAB KOBİ OSB’de inşallah küçük ve orta ölçekli tüm işletmelerimiz önümüzdeki süreçte hem üretimlerini hem de ticaretlerini geliştirecekler" dedi. Seçimlerin Bursa ve Türkiye için hayırlı olmasını temenni eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, Bursa iş dünyasını 2026-2030 döneminde yürütülecek çalışmalara destek vermeye çağırarak, "Bugüne kadar yaptığımız hizmetlerin devamı adına mavi pusulaya oy vererek bu sürecin 2026-2030 misyonunun da bir parçası olmaya davet ediyorum" diye konuştu.

60’ı aşkın projeyle Bursa’nın geleceğine BTSO imzası Haber

60’ı aşkın projeyle Bursa’nın geleceğine BTSO imzası

Yeni dönem vizyonunun odağında yüksek teknolojili ve katma değerli üretimin yaygınlaştırılması, KOBİ’lerin ölçek ekonomisinin sunduğu imkânlarla buluşturulması, lojistik altyapının güçlendirilmesi ve geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi yer alıyor. Sanayiden teknolojiye, eğitimden ihracata, lojistikten yeşil ve dijital dönüşüme uzanan projeler bu hedeflerin sahadaki karşılığını oluşturuyor. Bu vizyonun en somut halkalarından TEKNOSAB yeni nesil üretim anlayışına yön verirken; GUHEM gençleri uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Bursa Business School iş dünyasını geleceğin rekabete hazırlarken, BUTEKOM ve mükemmeliyet merkezleri ileri teknolojiye erişimi kolaylaştırıyor. UR-GE ve HİSER projeleri ise firmaların yeni pazarlara açılmasına ve dünyanın farklı coğrafyalarındaki alıcılarla doğrudan temas kurmasına imkân tanıyor. TEKNOSAB ile sanayide yeni dönem BTSO’nun dönüşüm hamlesinin en önemli adımlarından biri olan Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi TEKNOSAB, Türkiye’nin yüksek teknoloji odaklı ikinci planlı organize sanayi bölgesi niteliğiyle hayata geçirildi. "Yerli, Yenilikçi ve Yeşil Üretim" vizyonuyla kurulan bölge, yüksek teknoloji yatırımlarını güçlü ulaşım, enerji ve dijital altyapıyla buluşturuyor. KOBİ OSB projesiyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin modern üretim alanlarına kavuşması, büyük sanayi kuruluşlarıyla aynı değer zincirinde yer alması ve ölçek ekonomisinin avantajlarından yararlanması hedefleniyor. TEKNOSAB Lojistik Park, Organize Ticaret Bölgeleri, Data Center, Teknopark, Serbest Bölge, Gıda OSB, Defence Hub ve KOBİ Diyalog gibi yatırımlar da bütüncül bir ekonomik ekosistem oluşturuyor. Üretimle lojistik aynı ekosistemde TEKNOSAB’ın küresel pazarlara erişimini güçlendirecek Lojistik Park’ın temeli Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla atıldı. Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen proje; depolama, dağıtım ve tedarik zinciri yönetimini ileri teknolojilerle buluşturacak. Otoyol, demiryolu yük istasyonu ve liman bağlantılarından faydalanacak projede yapay zekâ destekli rota planlama, otonom depo yönetimi, robotik sistemler ve yenilenebilir enerji uygulamaları hayata geçiriliyor. Uludağ’da iş dünyasının yeni buluşma merkezi İnsan kaynağına yönelik yatırımların başında gelen Bursa Business School, Uludağ’ın simge yapılarından tarihi Kirazlıyayla Sanatoryumu’nun özgün mimarisiyle iş dünyasına kazandırılmasıyla kuruldu. Merkez; eğitim programları, şirket toplantıları, zirveler ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yaparak liderlik, strateji, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik gibi alanlardaki yetkinliklerin gelişmesine katkı sağlıyor. Bir hayalden Türkiye’nin uzay merkezine 2013 vizyonunun sembol projelerinden biri olan Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi GUHEM, Türkiye’nin bu alandaki ilk interaktif eğitim merkezi olarak çocukların ve gençlerin bilim ve havacılık ilgisini uygulamalı deneyimlerle güçlendiriyor. Bu yıl ilk öğrencilerini ağırlayan GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi ile merkezin teknolojik altyapısı akademik eğitimle buluşturuldu. Öğrenciler laboratuvarlardan, simülasyonlardan ve üretim atölyelerinden yararlanırken, havacılık ve savunma sanayii firmalarıyla kurulan iş birlikleri sayesinde sektörle doğrudan temas kurma imkânına sahip oluyor. Bursa sanayisinin katma değerli üretime geçişinde kilit rol oynayan BUTEKOM; laboratuvar, test, muayene, prototipleme ve Ar-Ge altyapısıyla firmaların ileri teknolojiye erişimini kolaylaştırıyor. Merkez bünyesindeki tekstil, teknik tekstil ve kompozit mükemmeliyet merkezleri yeni ürün geliştirme süreçlerine katkı sağlarken, Yeni Nesil Araç Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi elektrikli, hibrit ve otonom araç dönüşümünün ihtiyaç duyduğu insan kaynağına odaklanıyor. Bursa Model Fabrika yalın üretim ve verimlilik süreçlerini desteklerken, Enerji Verimliliği Merkezi firmaların maliyetlerini azaltan temiz üretim çalışmalarına rehberlik ediyor. BTSO, üretimdeki dönüşümü eğitim yatırımlarıyla taçlandırıyor. BUTGEM modern sınıf ve atölyeleriyle mesleki becerilere sahip insan kaynağının yetişmesine katkı sağlarken, MESYEB mesleki yeterlilik ve belgelendirme alanında Türkiye çapında öncü bir kapasiteye ulaştı. BTSO Akademi iş dünyasının gelişim ihtiyaçlarına cevap verirken, Mutfak Akademi turizm ve gastronomi sektörüne nitelikli iş gücü kazandırıyor. Ticaret Bakanlığı destekli UR-GE ve HİSER projeleri kapsamında binlerce firma uluslararası ticaret ağlarına katıldı. Yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyetleri, fuarlar ve tedarikçi buluşmalarıyla firmaların küresel etkinliği artırılırken, BTSO iştiraki KFA Fuarcılık kentin ticaret vizyonuna büyük bir ivme kazandırdı. HOMETEX, Junioshow, Bursa Food Point, Blok Mermer, MEX ve Rising City gibi organizasyonların yanı sıra dünyanın farklı ülkelerindeki fuar katılımları sürdürülüyor. KFA Fuarcılık’ın Bursa Fuar Merkezi’nin yönetimini üstlenmesiyle uluslararası fuarcılık altyapısı yeni bir döneme taşındı. Tedarikçi Günleri kapsamında Turkish Technic, BAYKAR, ROKETSAN, TUSAŞ ve TEI gibi öncü kurumlarla gerçekleştirilen görüşmeler, havacılık ve savunma sanayiinde yeni iş birliklerinin önünü açıyor. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nde yürütülen çalışmalar, dijital dönüşüm projeleri ve e-ticaret uygulamaları kentin köklü ticaret kültürünü yeni ekonomiyle buluşturuyor. Oda hizmetlerinde hayata geçirilen dijitalleşme uygulamaları sonucunda BTSO, TOBB’un akreditasyon sisteminde en üst seviye olan 7 Yıldızlı Akreditasyon Belgesi’ni almaya hak kazandı. "Bursa’nın gelecek 50 yılını planladık" 2013 yılında ortaya koydukları vizyonun temelinde Bursa’nın üretim ve girişimcilik kültürünü geleceğin ekonomisine hazırlama hedefinin bulunduğunu söyleyen BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, şunları kaydetti: "Bursa, Türkiye’nin üretim kabiliyeti en yüksek şehirlerinden biri. Biz yola çıkarken bu güçlü birikimi geleceğin teknolojileriyle buluşturmayı, firmalarımızın rekabet gücünü artırmayı ve şehrimizin öncü rolünü daha da ileri taşımayı hedefledik. Bugün geldiğimiz noktada 60’ı aşkın makro proje ve çalışmayla güçlü bir ekosistem oluşturduk. Dünya ekonomisi teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde büyük bir dönüşümden geçiyor; Bursa da bu değişimi takip eden değil, yön veren kentlerin başında gelmektedir." Başkan Burkay, 2030 vizyonunun merkezinde yüksek katma değerli üretim, güçlü KOBİ’ler, dijital ve yeşil dönüşüm ile nitelikli insan kaynağının yer aldığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, GUHEM’den BUTEKOM’a kadar hayata geçirdiğimiz bütün projeler bu büyük dönüşümün altyapısını oluşturuyor. Şimdi bu birikimin üzerine yenilerini ekleyerek Bursa’nın potansiyelini çok daha yukarı taşımayı hedefliyoruz. Bugüne kadarki her adımda meslek komitelerimizin, sektörel konseylerimizin ve üyelerimizin çok büyük katkısı var. Şehrimiz için bugünün şartlarına göre değil, geleceğin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Üretimi, ticareti, teknolojiyi, lojistiği ve insan kaynağını aynı bütünün parçaları olarak görüyoruz. 2030 vizyonumuzla Bursa’nın gücünü küresel ölçekte artıracak, ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ anlayışıyla Türkiye Yüzyılı’na imza atmaya devam edeceğiz."

Akbaşoğlu, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’nda konuştu Haber

Akbaşoğlu, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’nda konuştu

Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Kilis’e gelen AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti Kilis Teşkilatı ile İstanbul, Gaziantep ve Hatay milletvekillerinin katılımıyla Kilis Polisevi’nde çeşitli temaslarda bulundu. Programda konuşan Akbaşoğlu, terörsüz Türkiye hedefi, savunma sanayii, enerji çalışmaları ve 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akbaşoğlu, Türkiye’nin savunma sanayiinde kendi İHA ve SİHA’larını, yerli ve milli yazılımlarını, geliştirdiği mühimmat ve silahlarını kullanarak ordusunu ve güvenlik güçlerini güçlendirmesinin terörün ortadan kaldırılması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. "Terörsüz Türkiye’yi hep beraber gerçekleştirdik" diyen Akbaşoğlu, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge söylemlerinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Akbaşoğlu, "Terörsüz Türkiye; Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni hep beraber 86 milyon kardeşliği esas alan ve millet devlet kaynaşmasıyla Türkiye Yüzyılı’nın büyük ve güçlü Türkiye’sini inşa ve ihya etme perspektifimizin hedefleriyle doğrudan bağlantılıdır" dedi. Terörsüz bölge hedefinin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını vurgulayan Akbaşoğlu, Suriye, Irak, İran ve tüm Orta Doğu’da terörsüz bir bölgenin gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Akbaşoğlu, "Emperyalizmin ve siyonizmin bölgemiz ve ülkemiz üzerine kurguladıkları bütün planları, projeleri yırtıp atıp tarihin çöp sepetine göndermek olarak özetlenebilir. Asıl terörsüz Türkiye’nin, terörsüz bölgeye, terörsüz bölgenin de terörsüz dünyaya giden bir yol olduğunu mutlaka beraberinde idrak etmeliyiz" şeklinde konuştu. Türkiye’nin bölgesinde sözü dinlenir, güçlü ve etkin bir pozisyonda olduğunu belirten Akbaşoğlu, son NATO toplantısında ortaya konulan perspektif ve performansın bütün devlet başkanları, hükümet başkanları, Batı medyası ve NATO’ya üye ülkeler tarafından takdirle karşılandığını ifade etti. "11 vilayetimiz ve 15 milyon insanımız büyük şekilde etkilendi" 6 Şubat depremlerinin etkilerinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Akbaşoğlu, 11 vilayet ve 15 milyon insanın depremden büyük şekilde etkilendiğini söyledi. Akbaşoğlu, deprem bölgesindeki çalışmalara ilişkin, "Bulgaristan ülkesini göz önünde bulundurun. Bulgaristan büyüklüğünde bir coğrafya yerle yeksan oldu. Bütün hafriyat kaldırıldı, onlar ayrıştırıldı, yeni yerleşim yerleri tespit edildi, bütün altyapı yapıldı ve üzerine de yaklaşık 500 bin konut 2,5 yıl gibi bir sürede inşa edilerek hak sahiplerine teslim edildi. Kilis’te bu illerimiz arasında" diye konuştu. Depremin yaklaşık 100 milyar dolarlık maliyet ortaya çıkardığını dile getiren Akbaşoğlu, yürütülen çalışmaların dünyada örneği olmayan bir süreçte gerçekleştirildiğini savundu. "Gabar’da günlük 85 bin varil petrol üretiyoruz" Türkiye’nin enerji alanındaki çalışmalarına da değinen Akbaşoğlu, terörden temizlenen Şırnak Gabar’da günlük 85 bin varil petrol üretildiğini belirtti. Akbaşoğlu, "Türkiye bugün kendi ihtiyacının yüzde 15’ine yaklaşık bir üretim yapıyor" diye konuştu. Milli savunma sanayiinde ortaya konulan büyük performansın Türkiye’nin hem yurt içinde hem de yurt dışında etkinliğini artırdığını ifade eden Akbaşoğlu, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın Kerkük petrollerinde yüzde 15 noktasında hissedar olduğunu, Somali’de ise sondaj gemileriyle aramaların sürdürüldüğünü kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" dedi. Kırgız Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde icra edilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere Bişkek’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilere zirveye dair değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bundan 30 yıl önce ‘Şanghay Beşlisi’ ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olan bu teşkilat, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz ‘Yeniden Asya’ girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim" ifadelerini kullandı. "Bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz" Zirve kapsamında mevkidaşlarıyla da görüşmelerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk. Kıymetli basın mensupları, hep söylediğimiz üzere en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" açıklamasında bulundu. "Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke" Bişkek Zirvesi’nde alınan kararların, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimalinin sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye’nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye’nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye’nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır" dedi. "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin’in de beklentisidir" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarının sorulmasına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye’ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de sayın Putin’in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Putin’e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız" diye konuştu. "(Mekke İttifakı) Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor" İstanbul’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı’nın ilk toplantısı hakkında sorulan bir soruya dair değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz" ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin nihayete ermesinin ne kadar zaman alacağı yönündeki bir soru hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz" İç cephenin güçlendirilmesi konusunda bazı söylemlerin sürece zarar verme ihtimalinin bulunmasına dair sorulan soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz" dedi. "Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" PKK’nın Suriye’deki yapılanması YPG-PYD’nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine konuşan Erdoğan, "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye’nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye’de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" açıklamasında bulundu. "Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı" ABD’nin de Suriye’nin bütünlüğünü koruyacak söylemlerinin sorulması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye’nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye’yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye’ye dost ülkeleri Suriye’nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye’nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye’nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer." "Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor" Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devrinin Putin ile görüşülüp görüşülmediği konusunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika’daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN’dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye’nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye’nin yol haritası budur" yanıtını verdi. "Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var" Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz’de zaman zaman ticari gemilerin hedef haline gelmesinin Putin ile olan görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz’deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var" şeklinde konuştu. "Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Yunanistan’ın son günlerdeki Türkiye’ye karşı adımlarının ve son olarak Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi durumunda Türkiye’nin yaklaşımının nasıl olacağının sorulmasının üzerine değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan’la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan’a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye’nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.