Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Savunma

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Savunma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vincenzo Montella: "Durumu düzeltmek için vakit olduğunu biliyoruz" Haber

Vincenzo Montella: "Durumu düzeltmek için vakit olduğunu biliyoruz"

2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu ilk maçında A Milli Futbol Takımı, Kanada’nın Vancouver şehrindeki BC Place Stadyumu’nda mücadele ettiği Avustralya’ya 2-0 mağlup etti. A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella da karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. "Başlangıçta takımımız biraz yavaştı" Çok üzgün olduklarını dile getirerek sözlerine başlayan Montella, "Tekrar durumu düzeltmek için vakit olduğunu biliyoruz. Grup aşamasında bu durumu düzeltebiliriz, vaktimiz var. Başlangıçta takımımız biraz yavaştı, birkaç kez aslında rakip takımın bildiğimiz taktikleri işledi ve bunları biliyorduk, rakibimizin becerilerini biliyoruz. Bir şekilde topun kontrolü bizdeydi ama golü atacak aşamayı bulamadık. Gol atmak çok önemli, gol atmaya çok yaklaştık ama savunmayı aşmak çok zor oldu. Rakip takımın savunması çok uzundu, uzun oldukları zaman da bu tip rakiple mücadele etmek her zaman kolay değil. Onları tebrik ediyorum çok iyi oynadılar. Tekrar durumu değerlendireceğiz oyunun hala içindeyiz. Yüzde 78 topa sahip olduk, müsabaka boyunca rakip kaleye 30 şutumuz var. Şanslı olmadığınızda bazen atamıyorsunuz. Atamadığınızda da maçı bu şekilde bitiriyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Kaybedince bütün eleştirileri kabul etmek gerek" "Kaybedince bütün eleştirileri kabul etmek gerek, adil olmadığını düşündüğümüz eleştirileri de kabul etmelisiniz" diyen İtalyan teknik adam, şöyle devam etti: "Ben bütün görüşlere saygı duyuyorum, Bazı oyuncuların önüne iyi fırsatlar geldi. Çoğu zaman beni eleştiriyorlar, sahaya en fizikli oyuncuyu koymuyorum diye. Ben eleştirileri her zaman kabul ettim. Başka oyuncularımız da var, iyi ve gelişme kaydeden. Arda’yı sahada tutmak istedim. Zor bir pozisyonu vardı. Kenan da ikinci yarı oyuna girdi. Biliyorsunuz ki Kenan sol kanatta iyi oynuyor." "Kerem bugün sahada ruhunu bıraktı" Vincenzo Montella, Avustralya’nın fizik gücü yüksek savunmasına karşı Kerem Aktürkoğlu’nu forvet hattında kullanmaya devam etmesine yönelik eleştiriler hakkında da görüşlerini bildirdi. Montella, "Kaybettiğimiz zaman eleştiriler olacağını biliyorduk. Kazandığımızda da eleştiriler aldığımız oldu. Kerem bugün sahada ruhunu bıraktı. Sonuna kadar mücadelesini verdi. Gol atamayınca bunu dememek gerekiyor. Arda’yı merkeze çektiğimde Can’ı forvet arkasında daha iyi gördüğüm için Arda’yı tutmak istedim. Kenan da soluna geçince gelişen bir futbolcu olduğunu gördü. Ona göre değerlendirmeler yapılacak" şeklinde konuştu. "Kenan’ın dar alandaki özeliklerini kullanmak istedik" İkinci yarının başında yapılan Barış Alper Yılmaz - Kenan Yıldız değişikliğine de açıklık getiren 51 yaşındaki çalıştırıcı, "Farklı bir şey yapmak istedik. Barış’ın alan açıldığında güçlü olacağını biliyoruz. Bu strateji belli durumlarda iyi işliyor. Kenan’ı sokmak istedik çünkü Kenan da çok iyi bir oyuncu. Çok da iyi oynadı. Alanı çok daralttıkları için Kenan’ın dar alandaki özeliklerini kullanmak istedik. Dar alanda efektif olacağını düşündük, rakibimizin yerleşik oynadığını düşününce o şekilde tercih ettik" diye konuştu. "İstediğimizi elde etmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız" Avustralya 2-0 öne geçtikten sonra hücuma yönelik değişiklik yapmak yerine neden Salih Özcan ve Mert Müldür’ü oyuna soktuğuna dair bir soruya da Montella, şöyle cevap verdi: "Değerlendirmelerimize göre kontratağı engellememiz gerekiyordu. Rakip çok hızlı şekilde hücuma çıkıyordu. O hamleyi yaptık. Arda ve Hakan uzun zamandır 90 dakika oynamıyordu. Yanlarına enerjik futbolcularımız koymalıydık. Kombinasyonlar denedik. Kaleye şutlarımız oldu. Maalesef futbol böyle, girmeyince olmuyor. 30 şutumuz var. Daha zamanımız var. İstediğimizi elde etmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız." "Önemli olan inancımızı kaybetmememiz" A Mili Takım Teknik Direktörü Montella, Avustralya’ya büyük saygı duyduğunu yineleyerek, "Onların bu maçta bu şekilde oynayacağını, elindeki bütün yetenekleri en iyi şekilde kullanacaklarını bekliyordum. Gol atılan noktalarda başarılı da oldular. Avustralya’nın başarısız bir takım olduğunu düşünmüyor kimse. Sonuçta bu futbol, kimse Avustralya’nın kolay bir maç olacağını düşünmedi. Onların maçlarının sonuçlarını takip ediyorduk, teoride kolay olacak noktalar gözüküyordu ama pratikte öyle olmuyor. Önemli olan inancımızı kaybetmememiz" dedi. "Sonucun böyle olması üzücü" Avustralya’nın beklediği stratejiyle saha çıktığını dile getiren Vincenzo Montella, "Savunmaya odaklı, derin savunma yapan bir takım, kontra atağa çıkacaklarını biliyorduk, düşündüklerimizi yaptılar, iyi de oynadılar. Dengeyi iyi kurmak gerek, sonucun böyle olması üzücü ama bu, bundan sonra yapacağımız değerlendirmeleri olumlu etkilemeli. Zihinsel dengeyi hiçbir şekilde kaybetmememiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. İtalyan teknik direktör, Arda Güler’in sağ kanattan daha çok maçın büyük bölümünde orta sahada oynadığını da belirterek, "Arda’nın özellikleri belli, nerede başlarsa başlasın orta sahada daha iyi oynayan bir oyuncu, oradan şut atabiliyor, paslar atıyor. Her zaman bir strateji oluştururken, oyuncunun oynayabileceğin en iyi pozisyonda oynayabilmesini ön plana alıyorum. En azından böyle yapmayı deniyorum. Arda Güler sağ önde iç gibi düşünün; orada daha iyi oynayabileceğini düşünüyoruz, dönüyor, çalım atıyor, şut atabilir" açıklamasını yaptı.

Savcı sordu "Ticari sır" dedi. Ekrem İmamoğlu davasında yeni gelişme! Haber

Savcı sordu "Ticari sır" dedi. Ekrem İmamoğlu davasında yeni gelişme!

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 41. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık iş insanı Şeyhmus Sarıboğa savunma yaptı. İddianamede Şeyhmus Sarıboğa’nın sanık Murat Kapki’nin şirketinde çalışan olduğu ve sahte fatura yöntemiyle haksız gelirin nakde çevrilmesi sürecindeki bankasal işlemleri takip ettiği belirtilmişti. Sarıboğa’nın nakde çevrilen paraları Murat Kapki’nin Acarkent’te bulunan villasına taşıdığı, Murat Kapki tarafından paranın kaynağını gizlemek için adına şirket devredilmesine veya kurdurulmasına göz yumduğu iddianamede açıklanmıştı. Sarıboğa hakkında iddianamede ifadesine yer verilen Güngör Gürman, "Murat Kapki, kanunsuz işlerini Şeyhmus üzerinden yapıyordu. Beykoz Acarkent’te bulunan villasının inşaatı sürecinde imarla ilgili yaşanan bir sıkıntıda sahte kontrat düzenleyerek sorumluyu Şeyhmus olarak gösterdi. Ayrıca bütün banka işleri genellikle Şeyhmus Sarıboğa ile gerçekleştirirdi" demişti. "Murat Kapki’nin yasadışı bir talimatı olmamıştır" Şeyhmus Sarıboğa savunmasında "Daha önce verem geçirdim. Şeker hastasıyım. Şeker iğnelerimi düzenli kullanamadım. Bu yüzden Ocak ayında düştüm kaburgamı kırdım. Nefes aldıkça acı çekiyorum. Zorlandığımı bilmenizi isterim. Cezaevi şartlarında tedavi edilebilecek şeyler değil. Tutukluluğuma itiraz ediyorum. Daha önce adli kontrol kararı verildiğinde kaçmadım. Murat Kapki’nin yanında 13 sene çalıştım. Bankada bu süreçte işlem yaptığım oldu. Bunlar yasal işlemler. Savcılık ifadem alınırken bana sahte fatura gösterilmedi. Güngör Gürman’ın ifadesinin üzerine suç örgütüne üye olmaktan tutuklandım. İddianamede Murat Kapki’ye para taşıdığım iddia ediliyor. Benim çanta ile Murat Kapki’ye para götürdüğüm söylenmiş. Ben böyle bir şey yapmadım. Murat Kapki’nin yasadışı bir talimatı olmamıştır. Ben bankadan para çalmadım. Para çektim makbuzları var. Ortada işlediğim bir suç yok. Bir örgüt falan bir bilgim yok benim. Benim İBB ile bir alakam yok. Ne sahte fatura ile ilgili bir işlem yaptım ne yasadışı para taşıdım" dedi. Ardından cumhuriyet savcısı tarafından tutuklu sanık Şeyhmus Sarıboğa’ya Güngör Gürman’ın iddianamede yer alan "Murat Kapki, kanunsuz işlerini Şeyhmus üzerinden yapıyordu. Beykoz Acarkent’te bulunan villasının inşaatı sürecinde imarla ilgili yaşanan bir sıkıntıda sahte kontrat düzenleyerek sorumluyu Şeyhmus olarak gösterdi. Ayrıca bütün banka işleri genellikle Şeyhmus Sarıboğa ile gerçekleştirirdi" ifadesi soruldu. Soruya sanık Sarıboğa "Böyle bir şey olsa direkt suç duyurusu yapması gerekmiyor mu? Ama Acarkent’e gittiğim doğru. Ev kiralayıp kaldım" yanıtını verdi. "Bu ticari sır, elden ödeme yaptım" Cumhuriyet savcısı tarafından "BFK şirketini kaç TL vererek devraldın?" sorusu üzerine sanık Sarıboğa, "Bu ticari sır. Elden ödeme yaptım. Her şeyiyle devraldım" dedi. Duruşmaya Sarıboğa’nın avukatının savunması ile devam edilmek üzere ara verildi.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur" Haber

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"

Arakçi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin acil oturumunda yaptığı konuşmada, ABD'nin 28 Şubat'ta Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arakçi, "İran, ABD ve İsrail tarafından kendisine dayatılan yasa dışı bir savaşın ortasındadır. Bu saldırgan savaşın hiçbir meşruiyeti yoktur ve son derece acımasızdır. Bu saldırıyı İran ile ABD'nin nükleer programa ilişkin iddia edilen endişeleri çözmek amacıyla yürüttüğü diplomatik süreç devam ederken başlattılar ve 9 ay içinde 2'nci kez müzakere masasını bozarak diplomasiye ihanet ettiler" dedi. "175'ten fazla öğrenci ve öğretmen acımasız bir şekilde katledildi" Arakçi, söz konusu saldırının kasıtlı ve planlı olduğunu belirterek, "Bu saldırının en çarpıcı ve en ağır örneklerinden biri, Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na yönelik gerçekleştirilen planlı ve aşamalı saldırıdır. Bu saldırıda 175'ten fazla öğrenci ve öğretmen tamamen kasıtlı ve acımasız bir şekilde katledildi. Bu vahşi saldırı aslında çok daha büyük bir buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Zira yüzeyin altında, insan hakları ve insancıl hukukun en ağır ihlallerinin normalleştirildiği ve tam bir cezasızlık ortamında çok daha vahim suçların işlendiği bir tablo gizlidir" ifadelerini kullandı. "İlkokul saldırısı ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir" Arakçi, "ABD'li ve İsrailli saldırganların kendi iddialarına göre en gelişmiş teknolojiye ve en hassas askeri ile veri sistemlerine sahip olduğu bir dönemde bu okulun hedef alınması bir savaş suçu ile insanlığa karşı suçtur. Bu, herkes tarafından açık ve şartsız biçimde kınanması ve faillerinin net ve açık şekilde hesap vermesi gereken bir suçtur. Bu felaket ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir. Sessizlik ve kayıtsızlıkla da karşılanamaz. Bu okula yönelik saldırı sıradan bir olay ve hesap hatası değildir. ABD'nin bu suçu meşrulaştırmaya yönelik çelişkili açıklamaları ise sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Doğası gereği sivil olan masum insanların eğitim gördüğü bir yere yönelik bu tür acımasız bir saldırıyı kınamak yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda ahlaki ve insani bir zorunluluktur. Vicdanımız, her türlü mahkemeden daha derin bir şekilde bizi yargılayacaktır" şeklinde konuştu. "Saldırganların niyeti soykırımdır" Arakçi, son 27 günde İran genelinde 600'den fazla okulun yıkıldığını veya hasar gördüğünü, binden fazla öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini ya da yaralandığını belirterek, "Uluslararası insan hakları saldırganlar tarafından geniş çapta, sistematik ve benzeri görülmemiş bir şekilde ihlal edilmiştir. Hiçbir merhamet ve mühlet yoktur şeklinde kibirli söylemler kullanan ve İran'ı hayati altyapıları hedef almakla tehdit eden saldırganlar, savaş hukukuna ve insanlığın temel ilkelerine hiçbir şekilde riayet etmeksizin sivilleri ve sivil altyapıları hedef almaktadır. Savaş suçu ve insanlığa karşı suç gibi tanımlar, işlenen felaketlerin büyüklüğünü anlatmakta yetersiz kalmaktadır. Saldırganların hedef alma biçimi ve kullandıkları söylemler ise niyetlerinin soykırım olduğuna dair neredeyse hiçbir şüphe bırakmamaktadır" dedi. Uluslararası topluma "Sessizlik hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez" çağrısı Uluslararası topluma çağrıda bulunan Arakçi, "ABD ve İsrail'in İran halkına karşı yürüttüğü bu haksız ve keyfi savaş, işgal altındaki Filistin, Lübnan ve diğer bölgelerdeki hukuk ihlalleri ve suçlara karşı gösterilen sessizliğin doğrudan sonucudur. Adaletsizlik karşısındaki kayıtsızlık ve sessizlik, hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez, aksine daha fazla güvensizlik ve daha geniş ihlallere yol açar. Birleşmiş Milletler ve temsil ettiği temel değerler ile insan hakları sistemi ciddi bir tehdit altındadır. Hepiniz saldırganları açıkça kınamalı ve devletler topluluğunun ile insanlığın ortak vicdanının, İran halkına karşı işlenen korkunç suçlar nedeniyle onları sorumlu tuttuğunu göstermelisiniz. İran hiçbir zaman savaş arayışında olmamıştır. Ancak buna rağmen hiçbir sınır tanımayan saldırganlara karşı kendini savunma konusunda tam ve sarsılmaz bir irade göstermektedir ve bu savunma gerektiği sürece devam edecektir" ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Hürmüz Boğazı düşmanlarımıza kapalıdır" Haber

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Hürmüz Boğazı düşmanlarımıza kapalıdır"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran takvimine göre yılın son haftasında düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Geçen yılın İran için zor ancak gurur verici bir yıl olduğunu belirten Arakçi, "Bana göre geçtiğimiz yıl İran tarihinde benzersiz bir yıl oldu. İki savaş yaşadık. Birini geride bıraktık, diğeri ise devam ediyor. Ayrıca birçok şehit verdik. Ancak aynı zamanda gurur, onur ve iftiharla dolu bir yıl oldu. Düşmanların şartsız teslimiyet talebiyle başlattığı bir savaşla karşı karşıya kaldık, ancak 12 günün sonunda bu kez kendileri şartsız ateşkes istemek zorunda kaldı. Aynı senaryo bu kez daha büyük bir şiddet ve güçle yeniden tekrarlandı. Tüm imkanlarını seferber ederek bu kez o sonucu elde etmeye çalıştılar" dedi. "Hürmüz Boğazı düşmanlarımıza kapalıdır" Hürmüz Boğazı'na ilişkin de konuşan Arakçi, "Bugün, savaşın başlamasından yaklaşık 15 gün sonra, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak için dün düşman saydıkları kişilere başvuruyorlar. Diğer ülkelerden gelip Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasına yardım etmelerini istiyorlar. Hürmüz Boğazı açık ancak düşmanlarımıza, yani ülkemize saldıranlara ve onların müttefiklerine kapalıdır" İfadelerini kullandı. "Ateşkes talebinde bulunmadık" İran'ın direnişi sürdüreceğini vurgulayan Arakçi, "ABD'ye hiçbir mesaj göndermedik ve ateşkes talebinde bulunmadık. Ancak bu savaş bir daha tekrarlanmayacak şekilde sona ermelidir. Ateşkes istemediğimizi söylememizin nedeni savaşa hevesli olmamız değildir. Bu kez savaş, düşmanlarımızın bu saldırıları ve saldırganlıkları bir daha tekrarlamayı akıllarından bile geçiremeyecekleri şekilde sona ermelidir. Sanırım şimdiye kadar iyi bir ders aldılar ve hangi milletle karşı karşıya olduklarını anladılar. Kendini savunma konusunda hiçbir tereddüt göstermeyen, gerektiğinde savaşı sonuna kadar sürdürmeye ve gerekli gördüğü her yere taşımaya hazır bir milletle karşı karşıyalar" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.