Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Savcılık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Savcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şarkıcı Mabel Matiz hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis talebi Haber

Şarkıcı Mabel Matiz hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis talebi

Kamuoyunda Mabel Matiz olarak tanınan şarkıcı Fatih Karaca hakkında, dijital platformlarda yayınlanan "Ha Leylim" isimli şarkısına ait video klibin, şarkı sözleriyle birlikte değerlendirildiğinde "müstehcenlik" suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek başlatılan soruşturma kapsamında iddianame hazırlandı. İddianamede, Karaca tarafından seslendirilen "Ha Leylim" isimli şarkıya ait video klipte yer alan bazı görüntülerle şarkı sözlerinin birlikte değerlendirildiğinde müstehcen nitelik taşıyabileceğinin anlaşılması üzerine soruşturmanın başlatıldığı kaydedildi. Soruşturmanın ardından şarkıcı Mabel Matiz hakkında "Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlamak veya yayınlanmasına aracılık etmek" suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. "İki erkek şahsın karşılıklı olarak dans ettikleri" belirtildi Bilirkişi raporuna da yer verilen iddianamede, video kaydının 3 dakika 51. saniyesinden itibaren açık alanda çok sayıda kişinin bulunduğu ortamda damat rolündeki erkek şahıs ile sarı saçlı ve sarı takım elbiseli diğer erkek şahsın görüntüye girdikleri aktarıldı. İddianamede, şahıslardan birinin ceketini çıkardığı, ardından iki erkeğin karşılıklı dans ettiği ve dans sırasında kol ve kalça bölgelerini belirgin şekilde kullanarak tekrarlayan hareketlerde bulunduklarının bilirkişi raporunda belirtildiği kaydedildi. Görüntülerin başlangıcında yalnızca müzik bulunduğu, devamında ise şarkı sözlerinin görüntülere eşlik ettiği aktarıldı. Savcılık değerlendirmesinde, iki erkeğin dans ve çeşitli hareketlerinin klibin odak noktası ve ana teması haline geldiği, şarkı sözleri ile görüntülerin birbirlerinden bağımsız unsurlar olmadığı ve görsel ve işitsel olarak birbirlerini tamamladığı belirtildi. Bu durumun toplumun genel ahlakına ilişkin kabul görmüş sınırların zorlandığını gösterdiği değerlendirildi. Şüphelilerin ifadelerine yer verildi İddianamede Fatih Karaca'nın ifadesine de yer verildi. Karaca'nın, "Ha Leylim" isimli şarkının söz, müzik ve yapımcılığının kendisine ait olduğunu, şarkıyla aşkı ifade etmek istediğini, klibin konusunu oluştururken Sinan Tuncay ile birlikte Trakya düğünlerini canlandırmayı amaçladıklarını ve videoyu @mabelmatiz rumuzlu YouTube hesabından bizzat yayımladığını beyan ettiği aktarıldı. Sinan Tuncay'ın ise yaklaşık 15 yıldır yönetmenlik ve görsel sanatlarla ilgilendiğini, "Ha Leylim" isimli şarkının video klibinin yönetmenliğini yaptığını ve şarkının hareketli olması nedeniyle klipte bir Trakya düğününü canlandırmak istediklerini söylediği belirtildi. Savcılık, şüphelilerin beyanları doğrultusunda klibin görsel ve işitsel içeriğinin meydana getirilmesi ve yayınlanmasında birlikte hareket ettiklerinin değerlendirildiğini kaydetti. Çocukların erişimine ilişkin değerlendirme Savcılık değerlendirmesinde, eserin sanatsal nitelik taşımasının yanı sıra içeriğin çocukların ulaşımına engellenmiş olması gerektiği, soruşturma konusu klibin ise YouTube ve sosyal medya platformlarında umuma açık şekilde yayımlandığı belirtildi. İçeriğe çocukların ulaşmasını önleyecek bir erişim sınırlaması bulunmadığı ifade edilerek söz konusu istisna hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı değerlendirildi. 6 aydan 3 yıla hapis talebi İddianamede, Fatih Karaca ve Sinan Tuncay'ın "Müstehcen Görüntü, Yazı veya Sözleri Basın ve Yayın Yolu ile Yayınlamak veya Yayınlanmasına Aracılık Etmek" suçundan cezalandırılmaları talep edildi.

"Fatih Terim Fonu" davasında Seçil Erzan yeniden hakim karşısında Haber

"Fatih Terim Fonu" davasında Seçil Erzan yeniden hakim karşısında

Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcuların da bulunduğu 30’dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan tutuklu Seçil Erzan, İstinafın bozma kararının ardından yeniden hakim karşısına çıktı. Erzan duruşmada "Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi. Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. 1’e 5 imkansızken 1’e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok" dedi. Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 30’dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Denizbank Levent Şubesi eski Müdürü Seçil Erzan hakkında verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından bozulmuştu. Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediğini, bu durumun denetimi zorlaştırdığını kaydetmişti. Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığını belirtmişti. Dosya yargılamanın yeniden yapılması için İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. Bu kapsamda Erzan yeniden hakim karşısına çıktı. "Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım" Duruşmada söz verilen Seçil Erzan "Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi. Ben her şeyin ne olduğunu özetlemek istiyorum. Birincisi hakkımda bir önce yargılandığım mahkemede savcılıkta verdiğim beyanlar ile diğer beyanlarım arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile sadece savcılık beyanlarım esas alındı. Ben yeterli hukuki desteği alamadım. O dönem bir takım yönlendirmeler ile ifade verdim. Size şu an her şeyi doğru açık şekilde anlatmak istiyorum. Ben kaçmadım, ben o sabah telefonumu kapattım izinliydim, Çorlu’ya gittim. Kendimde değildim çok kötüydüm. O gün telefonumu açamıyordum. Benden para almak isteyen, kapıya dayananlar vardı. Kendi rızam ile bankaya gidip başıma gelen durumu o halimle 2 gün boyunca anlatmaya çalıştım. O gün bile darp edildim ben. Annemin gözünün önünde darp edilip senetler verdim. Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Banka anlamaya çalıştı. Serum takıldı bana. Bana banka yetkilileri bir avukat yönlendi. Savcıya gittim, beyanlarımda da savcıya sığındım o gün. Her şeyi açık doğruluğu ile anlatmaya çalıştım. Söylediğim her şey bağlamından koparılmış. Para bende değil onu anlattım o gün. Bankanın avukatı ‘yukardan baskı varmış seni tutuklanıyorsun’ dedi" ifadelerini kullandı. "Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin" Seçil Erzan devamında "Ben korku, baskı altında herkese fon dedim o gün. Bunu bana söyleyen avukatların elinde bir mektup var onu sunmak istiyorum. Ben fon demedim. Ben banka ile görüşmeler yaptım. Ben o gece bana ne dedilerse karşısına yazdım. Bu fon beyanları bir temele oturtuldu. ‘Ben kandırdım, iradelerini fesada uğrattım’ bu oturtuldu. Ben bir sistem kurmadım. Yüksek faiz vaadi ile somutlaştırılacak bir davranışım yok. Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. Bana verdiği parayı 15 günde aldı. Bana küfürler etti. Bu bir sistemse bu sistemi yöneten kim? 1’e 5 imkansızken 1’e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok. Ödeyemedim, ödemek için her şeyi yaptım. Her şeyi sattım. Öldürmüyorlar ölmek lüks. O parayı bulacaksın. Hiç kimsenin iradesini fesada uğratma kastım olmadı. Arkadaşlarımın geri ödemelerini yapamadım. Annemin babamın bütün her şeyini sattım. Yeter ki kapansın bitsin. Faiz oranı ile kimseyi kandıramazsınız" dedi. Duruşmaya öğle arası verildi.

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Haber

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan Gazeteci Soner Yalçın, "Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 4'üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı İbrahim Özkan'ın makam şoförü tutuksuz sanık Mustafa Bostancı savunma yaptı. "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi" Sanık Bostancı savunmasında, Ertan Yıldız tarafından gelen talimatla bir koli teslimi yapmasını istediğini belirterek, "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi. Ben de, Bakırköy Belediyesine gittim. Tam belediye binasının giriş kısmında, herkesin giriş çıkış yaptığı alanda, kameraların gözü önünde, normal bir şekilde arabamı çektim. Arabanın bagajını açtım, hiçbir temasım olmadan Ertan Yıldız kendisi bagaja koliyi koydu. Bana, ‘bunu başkanıma iletirsin' dedi. Bende ‘tamam' dedim. İbrahim Bey'in yanına koliyi götürdüm ve anahtarla birlikte aracı teslim ettim. Ben kesinlikle kolinin içeriğini bilmiyorum" dedi. Duruşmada, tutuksuz sanık Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü tutuksuz sanık Sabri Caner Kırca da savunma yaptı. Sanık savunmasında, "Florya'da Fatih Keleş'in ofisi varmış. Bu ofisi uzaktan görmenin haricinde yakınlığına dahi gitmiş birisi değilim. Çünkü buralardan makamlar ve bizim yaptığımız görev icabıyla buralarda bulunmamız zaten yasak. Makamın yerini bile bilmem. Yani bu adam her nereden uydurduysa bunu ya da bunu uydurma gereği nereden duydu, ben gerçekten çok merak ediyorum. Mustafa Bostancı'nın bizim bu konuyla alakası yok deyip, beni ve Hüseyin'in adını vererek bir olay üretiyor ve bizim para taşıdığımıza dair bir konuyu anlatıyor. Gözaltına alındığımız tarihte de arkadaş Silivri Cezaevi'nden tahliye oluyor. Amacına ulaşmış bir şekilde. Her 28 günde bir SEGBİS'e çıkıp derdimizi anlatmaya çalıştık. Tutukluluk halinizin devamına deyip geri gönderdiler. Bu süreçte zaten ağır yükümlülükleri var bunun. 2 tane kız çocuğum var. Biri 11 yaşında, biri 6 yaşında. Kızım burada görmesin beni istiyorum. 2-3 ay boyunca, küçüğünü 4 ay boyunca görüşe hiç çağırmadım" dedi. "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Öte yandan, duruşmada, tutuksuz sanık Gazeteci Soner Yalçın'da savunma yaptı. Sanık Yalçın savunmasında, "Gazetecilik hayatım boyunca siyasetin pembe yalan denen sözlerine çok şahitlik ettim. Bunlar çoğu zaman gerilimi azaltmak, diplomatik dili yumuşatmak ya da toplumsal bir çatışmayı büyütmemek için gerçeğin kenarlarında dolaşan küçük sapmalar olarak görülürdü. Etik açıdan kuşkusuz tartışmalıydı. Suçlandığım fiillerle iddianamede delil diye sunulanlar arasında nasıl bir hukuki bağ kurulduğunu anlayamıyorum. Bir insanı suçlamak başka, o suçu somut delillerle ortaya koymak başka bir durumdur. Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Ancak o sonuca hangi somut eylemden, hangi delilden ve hangi mantıksal zincirden ulaştığını göremiyorum, gösteremiyor. İddianameyi okuyarak anlam vermeye çalışıyorum. Hangi davranışım gazetecilik sınırını aşıp örgütsel faaliyete dönüştü diye. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok. Ben buraya gerçekleştirdiğim somut bir suç eylemi nedeniyle mi yargılanıyorum, yoksa temaslarım, konuşmalarım, yazılarım, yani gazetecilik faaliyetlerim sonradan kurulmuş bir kurgunun içine yerleştirildiği için mi karşınızdayım? Ve benim itirazım tam da buradadır" ifadelerini kullandı. Duruşma, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın savunması ile devam ediyor.

Polisi böyle hedef alıp ateş etti silahı tutukluk yapınca hayatından oldu Haber

Polisi böyle hedef alıp ateş etti silahı tutukluk yapınca hayatından oldu

Bursa’da eğlence merkezinde hesap tartışmasıyla başlayan olay, silahlı çatışmaya dönüştü. Bir kişiyi tabancayla bacağından yaraladıktan sonra taksiye binen Berk Keleş, kendisini durdurmaya çalışan izinli polis memuruna ateş açtı. Polis memurunun karşılık vermesi sonucu başından vurulan Keleş hayatını kaybetti. Olayın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıkarken, görüntülerde polis memurunun art arda "Dur polis" diye ihtarda bulunduğu ve ardından silahların peş peşe ateşlendiği görüldü. Olay, Osmangazi ilçesi Küplüpınar Mahallesi İstanbul Caddesi’nde bulunan bir eğlence merkezinin önünde meydana geldi. İddiaya göre arkadaşlarıyla birlikte eğlence merkezine gelen 35 yaşındaki Berk Keleş, yemek yiyip alkol aldıktan sonra hesabı fazla bulunca işyeri çalışanlarıyla tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine işyeri müdürü tarafından Keleş’in evine gönderilmesi için ticari taksi çağrıldı. Ancak iddiaya göre Keleş, işyeri önünde bağırmaya ve hakaret etmeye devam etti. Kendisine müdahale eden işyeri çalışanı Önder Y.’yi tabancayla bacağından yaralayan Keleş, ardından taksiye bindi. "Dur polis" ihtarının ardından silahlar çekildi Yaşananları gören ve olay sırasında izinli olduğu öğrenilen polis memuru M.S. de işyerinden dışarı çıktı. Sivil olan M.S., Keleş’e polis olduğunu belirterek "Dur polis, silahını bırak, teslim ol" şeklinde ihtarlarda bulundu. Güvenlik kamerası görüntülerine göre ihtarlara rağmen Keleş, taksinin içerisinden silahını çıkararak polis memuruna doğrulttu. Ardından silahını ateşledi. Polis memuru M.S. de silahını çekerek karşılık verdi. Silah seslerinin peş peşe duyulduğu çatışma anları güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Çatışmanın ardından başından vurulan Keleş ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan 35 yaşındaki Keleş, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Otopside 2,79 promil alkol çıktı Keleş’in yapılan otopsisinde 2,79 promil alkollü olduğu belirlendi. Olay sırasında bacağından vurulan Önder Y. ise hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi. Savcılık: "Meşru müdafaa kapsamında" Olayla ilgili yaklaşık 6 ay süren soruşturmasını tamamlayan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, polis memuru M.S. hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, Keleş’in önce Önder Y.’yi silahla yaraladığı, ardından işyeri önündeki kalabalığa silah doğrultarak "Yakarım lan burayı, vuracağım hepinizi" şeklinde tehditlerde bulunduğu ve sonrasında kendisini polis olarak tanıtan M.S.’ye ateş ettiği belirtildi. Savcılık, M.S.’nin hem yaralanan Önder Y.’ye yönelik saldırı hem işyeri önündeki kalabalığın güvenliği hem de kendi hayatına yönelik silahlı saldırı karşısında görevinin gereklerine uygun hareket ettiğini değerlendirdi. İddianamede, polis memurunun eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 25’inci maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hükümleri kapsamında kaldığı görüşüne yer verildi. Avukatı: "Amacı öldürmek olsaydı ateş etmeye devam ederdi" Polis memuru M.S.’nin avukatı Sedat Gülen ise müvekkilinin izinli olmasının olay karşısındaki polislik görevini ortadan kaldırmadığını belirterek, polislerin mevzuat gereği görev dışında da karşılaştıkları olaylara müdahale edebileceğini söyledi. Gülen, müvekkilinin sivil olması nedeniyle öncelikle polis olduğunu belirttiğini ve görüntülerde de "Dur polis", "Silahını bırak, teslim ol" şeklinde art arda ihtarlarda bulunduğunun görüldüğünü ifade etti. Güvenlik kamerası görüntülerinin müvekkilinin amacının öldürmek değil, saldırıyı sonlandırarak şahsı etkisiz hale getirmek olduğunu ortaya koyduğunu savunan Gülen, "Müvekkilimin silahında ateşe hazır mermiler bulunmasına rağmen şahıs etkisiz hale geldikten sonra ateş etmeyi sürdürmemesi de bu durumu göstermektedir" dedi. Gülen, olayın üçüncü kişi lehine meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan polis memuru M.S.’nin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

İstanbul’da kayıp olan yaşlı adamın cesedi 15 gün sonra Bursa’da bulundu Haber

İstanbul’da kayıp olan yaşlı adamın cesedi 15 gün sonra Bursa’da bulundu

İstanbul’un Esenler ilçesinde 15 gün önce kayıp olan 75 yaşındaki adamın cansız bedeni, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde buğday tarlasında bulundu. Jandarma ve savcılık olayla ilgili soruşturma başlattı. Mustafakemalpaşa ilçesinin kırsal Adaköy Mahallesi’nde bu sabah saatlerinde sürülmüş bir buğday tarlasının ortasında 75 yaşındaki İ.B.’ye ait cansız beden bulundu. Yapılan ilk değerlendirmelerde şahsın yaklaşık 10-15 gün önce hayatını kaybetmiş olabileceği üzerinde duruluyor. Olay, Adaköy Mahallesi Kavak Bayır mevkiinde meydana geldi. Bölgeden geçen bir vatandaş, tarlanın ortasında başında bir köpeğin beklediği karartıyı fark edince, durumdan şüphelenip eve giderek gördüklerini babasına anlattı. Baba ve oğul daha sonra birlikte bölgeye döndü. Yakından yaptıkları kontrolde gördükleri cismin bir erkeğe ait cansız beden olduğunu fark eden vatandaşlar, durumu Adaköy Mahalle Muhtarı İsmail Sarı’ya bildirdi. Muhtar Sarı’nın ihbarı üzerine jandarma ve sağlık ekipleri olay yerine sevk edildi. Olayla ilgili ortaya çıkan önemli bir ayrıntıya göre, cansız bedeni bulunan 75 yaşındaki İ.B. hakkında 30 Temmuz tarihinde İstanbul’un Esenler ilçesinde kayıp başvurusunda bulunulduğu öğrenildi. Kayıp olarak aranan yaşlı adamın günler sonra Mustafakemalpaşa’nın kırsal Adaköy Mahallesi’nde cansız bedenine ulaşılması üzerine, İstanbul’dan Mustafakemalpaşa’ya uzanan süreç de incelemeye alındı. Ekiplerin olay yerinde yaptığı ilk incelemelerde, uzun süredir açık alanda bulunduğu değerlendirilen cansız bedenin vücut bütünlüğünün zarar gördüğü tespit edildi. İlk alınan örnekler doğrultusunda İ.B.’nin yaklaşık 10-15 gün önce hayatını kaybetmiş olabileceği değerlendiriliyor. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının tamamlanmasının ardından İ.B.’nin cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla morga kaldırıldı. Jandarma ekipleri, İ.B.’nin İstanbul Esenler’den Mustafakemalpaşa’ya nasıl geldiği, Adaköy Mahallesi’ndeki bölgeye ne şekilde ulaştığı ve ölümünün nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesi amacıyla olayla ilgili inceleme başlattı. Kesin ölüm nedeni yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.