Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Savaş

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Savaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan'dan İsrail'in kararına tepki Haber

Erdoğan'dan İsrail'in kararına tepki

Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı, "Küresel Dönüşüm Çağında Kadın Liderliği" temasıyla İstanbul’da düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ICAPP Kadın Kolları’nı Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Asya ülkelerinden kadın siyasi liderlerin yer aldığı kabulde, ICAPP Kadın Kolları Başkanı seçilen AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, AK Parti’li bazı kadın milletvekilleri ve kadın kolları üyeleri ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de hazır bulundu. Kabulün ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılımcılara yönelik bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Asya genelinde kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılımını güçlendirmek amacıyla, yürüttüğü anlamlı çalışmalarda ICAPP’e başarılar diliyorum. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı olarak yaklaşan yarım asra yakın siyasi hayatında kadınlarla birlikte yol yürümüş, yoldaşlık yapmış, dava arkadaşlığı yapmış bundan da her zaman iftihar etmiş, bir kardeşinizim. Bu sene 25. Kuruluş yıl dönümünü kutladığımız, AK Partimizin üzerinde yükseldiği sütunlardan bir tanesi de, kadın kollarımızdır. Kuruluşumuzdan beri girdiğimiz her sefer açık ara, ipi göğüslediğimiz tüm seçimlerde, en güçlü desteği kadınlardan gördük. Şunu bir kez daha tüm samimiyetimle söylemek istiyorum. Partimizin dünya siyaset literatürüne geçen başarılarında kadınları özel bir yeri oldu. Bu hareketi en fazla kadınlar bağrına bastı, ykadın8lar destekledi" diye konuştu. AK Parti’nin siyasi hareketinin içindeki kadınların rolüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti kadın kolları, Türkiye’nin en dinamik, ne donanımlı, en büyük kadın hareketi olarak, adını tarihe gururla yazdırdı. Kadınları siyasete aktif katılımını yürekten inanan devlet adamı olarak, ülkemiz adına Türk demokrasisi adına, bunlarla birlikte Türkiye’nin aydınlık geleceğine özellikle büyük onur duyarak, yoluna devam ediyor. Kadın kollarımızın öncülüğünde kadın sivil toplum kuruluşlarımızın güçlü desteği ile ülkemizdeki tüm kadınlar için tarihi nitelikli adımlar attık. Siyasette kadın temsil oranlarının arttırılmasından iş gücüne, kadına yönelik şiddetle mücadeleden hak ve özgürlük alanındaki reformlara pek çok alanda, ülkemizde büyük bir değişim gerçekleştirdik. Üzerinde titizlikle durduğumuz başlıklardan biri de, kadına yönelik şiddetin engellenmesiydi. Bu konudaki tavrımız şiddete sıfır tolerans olmuştur. 2012 yılında 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Dair Şiddetin Önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Daha sonra attığımız, çeşitli adımlarla kanunun uygulanmasını güçlendirdik. Öngörülen cezaları arttırdık, hassasiyetimizi çok net bir biçimde gösterdik. Bugün büyük bir memnuiyetle söylemek isterim ki, ülkemizde kadınlar her alanda daha çok iş, daha çok emek, daha çok katma değer üretiyor" dedi. Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin de parçası olduğu, Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor. Savaşların ve sıcak çatışmaların biri bitmeden maalesef diğeri başlıyor. Bunun da yükünü genellikle kadınlar ve masum çocuklar çekiyor. İsrail’in Gazze’de acımasızca katlettiği 72 binden fazla sivilin kahir ekseriyeti kadınlar ve çocuklar. Komşumuz Suriye’de 13 buçuk yıl boyunca devam eden iç savaşta, en çok bedeli ödeyenler aynı şekilde kadınlar ve çocuklar oldu. Bir diğer komşumuz İran’ın maruz kaldığı saldırıların ilk kurbanı arasında kadınlar ve çocuklar bulunuyordu. Savaşın ilk günlerinde Minhap’ta bir okula düzenlenen hava saldırısında 165’in üzerinde masum çocuk, hayattan koparıldı. İsrail’in ateşkese rağmen lübnan’a karşı sürdürdüğü bombardıman ve işgal politikası yine en çok kadınlar ve çocukları mağdur ediyor. Bakınız, 2 Mart’tan bu yana israil’in sivil yerlere yönelik saldırıları sebebiyle 1.2 milyon Lübnanlı evlerine terk etmek mecburiyetinde kaldı. 1500’den fazla kardeşimiz aynı saldırılarda can verirken, 4700 kişi yaralandı. Ateşkesin ilan edildiği gün İsrail, 254 Lübnanlıyı barbarca katletti. Gözünü kin ve kan bürümüş soykırım şebekesi, her türlü insani değeri hiçe sayarak, hiçbir kural ve ilke tanımadan, günahsız kadınları ve yavruları, sivilleri öldürmeye, devam ediyor" şeklinde konuştu. İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizi vicdanımıza koyup, bu soruları kendimize cesaretle soralım. Sadece Filistinli mahkumlar için idam cezası getirmenin adı ‘Apartat’ değil midir, bunun adı hukukçu faşizme alet etmek değil midir? Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun büyük bir zafer edasıyla aldığı karar arasında özü itibariyle bir fark var mıdır? Bütün bunlar Filistin halkına karşı izlenen inkar, imha, baskı ve siyasi infaz politikalarının yeni bir tezahürü değil midir? Elbette bu yapılanlar ayrımcılıktır, ırkçılıktır, 1994 yılında Güney Afrika’da yıkılan ‘Apartat’ rejiminin daha beterini İsrail’de, uygulamaya geçirmek demektir" diye konuştu.

Trump: "Savaş gemilerini en iyi silahlarla yüklüyoruz, anlaşma olmazsa bunları kullanacağız" Haber

Trump: "Savaş gemilerini en iyi silahlarla yüklüyoruz, anlaşma olmazsa bunları kullanacağız"

ABD Başkanı Trump, İran ile iki haftalık ateşkes sağlanmasının ardından ABD Başkan Yardımcısı James David Vance’in nihai bir barışı müzakere etmek üzere Pakistan’ın başkenti İslamabad’a doğru yola çıkmasından kısa sonra ABD basınına açıklamalarda bulundu. Trump, ABD basınına yaptığı açıklamada, İran ile barış görüşmelerinin başarısız olması halinde ABD savaş gemilerinin İran’a yönelik saldırılara yeniden başlamak üzere "en iyi mühimmatla" yeniden doldurulduğunu söyledi. Telefon üzerinden verdiği röportajda İran ile görüşmelerin başarılı olup olmayacağı sorulduğunda Trump, "Bunu yaklaşık 24 saat içinde öğreneceğiz. Yakında biliyor olacağız" dedi. Trump, "Bir yeniden hazırlık sürecindeyiz. Savaş gemilerini şimdiye kadar üretilmiş en iyi mühimmatla, en iyi silahlarla yüklüyoruz. Bunlar, daha önce kullandığımız ve onları tam bir yıkıma uğrattığımız silahlardan bile daha iyi silahlar. Anlaşma olmazsa bunları kullanacağız" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran ile yapılan müzakerelere ilişkin, "Doğru söyleyip söylemediğinden emin olmadığımız insanlarla uğraşıyoruz" ifadelerini kullandı. Trump, "Yüzümüze karşı, tüm nükleer silahlardan vazgeçtiklerini ve her şeyin ortadan kalktığını söylüyorlar. Sonra basının karşısına çıkıp, "Hayır, zenginleştirme yapmak istiyoruz" diyorlar. Yakında göreceğiz" dedi. Pakistan’da planlanan temaslar Pakistan’da yapılacak görüşmelerde ABD’nin, Başkan Yardımcısı Vance ile birlikte ABD’nin Ukrayna ve Gazze için gerçekleştirdiği müzakerelere de liderlik eden Trump’ın Özel Orta Doğu Temsilci Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner tarafından temsil edilmesi öngörülüyor. İran tarafından ise görüşmelere Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın katılması bekleniyor. Temaslarda ABD’nin İran’dan sahip olduğu zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmesi ve Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz taşımacılığına yeniden açılmasını talep etmesine odaklanması bekleniyor. Trump, İran’ın Boğaz’ı yeniden açmasının herhangi bir ateşkes anlaşmasının kritik bir unsuru olduğunu açıkça ifade etmişti. Ancak İran ve Pakistan’ın açıklamalarına göre, Lübnan dahil savaşın tüm cephelerde durması şartının İsrail tarafından Lübnan’a yönelik saldırılar ile bozulması nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan çok az sayıda gemi geçmişti. Görüşmelerde müzakere edilecek diğer konular arasında ise İran’ın bölgedeki vekil güçlere desteği, ülkenin balistik programı ve İran’ın kendisine yönelik yaptırımların kaldırılması taleplerinin yer alması bekleniyor.

Karacabey’de salçalık domates ekiminde "serbest"in fazla olması bekleniyor Haber

Karacabey’de salçalık domates ekiminde "serbest"in fazla olması bekleniyor

Türkiye’nin salçalık domates ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılayan Karacabey’de, üretim sezonu öncesi hesaplanan maliyetler ile piyasa gerçekleri arasındaki farkı çiftçiyi düşündürüyor. Savaşın küresel piyasalar üzerindeki etkisiyle tırmanan girdi maliyetleri, 1,5 ay önce fabrikalarla yapılan 5 bin ile 5 bin 250 liralık taahhüt fiyatlarını yetersiz bıraktı. Savaş öncesi hesaplar altüst oldu Karacabey Ziraat Odası 2. Başkanı Ramazan Düzen, bölgedeki salça fabrikalarıyla masaya oturulduğunda dekara maliyetin 45-50 bin lira civarında öngörüldüğünü ancak gelinen noktada bu rakamın 55-60 bin liraya kadar yükseldiğini belirtti. Düzen, özellikle gübre fiyatlarındaki son bir yılda yaşanan yüzde 100’lük artış ve fide fiyatlarının tanesinin 40 liraya kadar çıkmasının çiftçinin hesaplarını karıştırdığını anlattı. Sözleşmeli tarım yerine "serbest ekim" Taahhüt fiyatlarının maliyetleri karşılamaması nedeniyle bölge çiftçisinin bu yıl farklı bir strateji izleyeceğini belirten mDüzen, mevcut sözleşme fiyatlarına imza atmanın doğrudan "zarara imza atmak" anlamına geldiğini vurguladı. Düzen, bu sezon bölgede serbest ekimin (sözleşmesiz üretim) çok daha yaygın olacağını ifade ederek, Karacabey Ovası’nda bu yıl yaklaşık 80-90 bin dekar alanda ekim yapılmasının planlandığını kaydetti. Umut yüksek verimde Firmaların maliyet artışları ve ihracat sorunlarını gerekçe göstererek fiyat revizesine yanaşmamasının üreticiyi zorlu bir sürece ittiğini belirten Düzen, kış ve bahar aylarında düşen bereketli yağışların, tek umut kaynağı olarak görüldüğünü söyledi. Düzen, eğer iklim şartları olumlu gider ve dekara alınan verim ortalamaların üzerine çıkarsa, çiftçinin yüksek tonajla maliyet baskısını hafifletebileceğini ifade etti.

Türkiye geneli yağış geliyor Haber

Türkiye geneli yağış geliyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 9 Nisan Perşembe gününe ilişkin hava tahmin raporunu yayımladı. Buna göre Türkiye genelinde hava parçalı ve çok bulutlu olacak. İzmir’in kuzeyi dışında kalan bölgelerde aralıklı yağış beklenirken, yağışların çoğunlukla yağmur ve sağanak şeklinde görüleceği tahmin ediliyor. Güneydoğu Anadolu’da yer yer gök gürültülü sağanak etkili olacak. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda, ayrıca günün ilerleyen saatlerinde Batı Karadeniz’in iç kesimleri ve gece saatlerinde İç Anadolu’nun doğusunda karla karışık yağmur ve yer yer kar bekleniyor. Yetkililer, özellikle Doğu Anadolu’nun güneydoğusu (Van hariç), Güneydoğu Anadolu’nun doğusu, Antalya’nın batısı ile Osmaniye ve Hatay çevrelerinde kuvvetli yağışlara dikkat çekti. Akşam saatlerinden sonra ise Tunceli, Bingöl, Ağrı, Muş, Erzurum’un güneyi ve Elazığ’da yağışların şiddetini artırması öngörülüyor. Hava sıcaklıklarının güney ve batı kesimlerde 4 ila 6 derece düşeceği, diğer bölgelerde ise önemli bir değişiklik olmayacağı bildirildi. Rüzgarın genellikle güneyli yönlerden hafif ve orta kuvvette, Doğu Anadolu’nun doğusunda ise zaman zaman 40-60 km/saat hızla eseceği tahmin ediliyor. Öte yandan iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don riski bulunurken, Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu’nun yüksek ve eğimli bölgelerinde çığ tehlikesi devam ediyor. Ayrıca Marmara’nın güneydoğusu, İç Ege, İç Anadolu’nun kuzeyi ve Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde zirai don riski nedeniyle üreticilerin tedbirli olması istendi. Meteoroloji, vatandaşların kuvvetli yağış, rüzgar ve olası doğal afetlere karşı dikkatli ve hazırlıklı olmaları konusunda uyarıda bulundu.

ABD Başkanı Trump'tan İran'a yeniden saldırı uyarısı Haber

ABD Başkanı Trump'tan İran'a yeniden saldırı uyarısı

ABD Başkanı Donald Trump, Truth sosyal medya platformu üzerinden İran'la varılan ateşkes anlaşması hakkında açıklamalarda bulundu. ABD güçlerinin varılan anlaşmanın hükümleri tam olarak uygulanana kadar bölgede kalacağının altını çizen Trump, "Zaten büyük ölçüde zayıflatılan düşmanın ölümcül bir şekilde imha edilmesi için gerekli olan ek mühimmat, silah ve malzemelerle donatılan tüm ABD gemileri, uçakları ve askeri personeli, varılan gerçek anlaşmanın hükümleri tam olarak yerine getirilene kadar İran ve çevresinde kalacak" dedi. "Anlaşmaya uyulmazsa, yeniden ateş başlayacak" Anlaşmaya uyulmaması halinde İran'a yönelik saldırıların yeniden başlayacağını vurgulayan Trump, "Herhangi bir nedenle bu anlaşma kapsamındaki yükümlülükler yerine getirilmezse, ki bu pek muhtemel değil, o zaman yeniden ateş başlayacak ve bu, daha önce kimsenin görmediği kadar büyük, daha iyi ve daha güçlü olacak" uyarısında bulundu. İran'ın üzerinde mutabık kalınan anlaşmaya uyması gerektiğini yineleyen Trump, "Uzun zaman önce üzerinde anlaşıldı. Ve aksini iddia eden tüm asılsız söylemlere rağmen, nükleer silah olmayacak ve Hürmüz Boğazı açık, güvenli olacak" dedi. ABD ordusunun İran'a yönelik muhtemel bir yeni operasyon için hazırlıklarını sürdürdüğünü hatırlatan Trump, "Bu arada, muhteşem ordumuz silah depoluyor ve dinleniyor; aslında bir sonraki fethini sabırsızlıkla bekliyor. Amerika geri döndü!" ifadelerini kullandı.

Bahçeli: ''Trump ve Netanyahu telafisi zor bir hata yapmışlardır'' Haber

Bahçeli: ''Trump ve Netanyahu telafisi zor bir hata yapmışlardır''

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları: Aziz dava arkadaşlarım, muhterem milletvekilleri, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, yurt içinde ve yurt dışında, gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum. Değerli dava arkadaşlarım, Türk milletinin müşterek hafızasında silinmez izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadelesiyle Türk milletinin davasını milletimizin ruh göklerine nakşeden merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Türkeş Bey, Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren, onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası hâline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır. Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında millî aklı esas almış, devleti ebed müddet şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir. O zor zamanların adamıydı. Fırtınalı dönemlerin sarsılmaz iradesiydi. Karanlık senaryoların karşısında yakılmış bir meşaleydi. Ne tehditlere boyun eğmiş ne de menfaat kapılarında eğilip bükülmüştür. İnandığı değerleri her şart altında savunmuş, Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tutmuştur. Onun hayalini kurduğu ve bizlere emanet ettiği Türk Birliği ve Turan ülküsü Allah’ın izniyle mutlaka hayat bulacaktır. Gerçeğe dönüşecektir. Çünkü büyük Türk milleti geçmişinden aldığı kudretle geleceğini inşa edecek iradeye sahiptir. Bu duygu ve düşüncelerle merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle yâd ediyorum. Değerli dava arkadaşlarım, dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemde olduğumuz herkesin malumudur. Eski düzenin kurgulanmış ve inşa etmiş olduğu anlam kodları ortadan kalkmış, lakin yeni egemenlik formları ise tasavvur şeklinde bulunduğu için yürürlüğe girmemiştir. Küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almak durumundayız. Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir. Ve bu durum hepimizin ortak aklı, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur. Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlık, yaşanılan çatışmalar, eskinin tam olarak öldüğünün, yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesidir. Bu da kelimenin tek anlamıyla bir kriz durumudur. Kriz ise sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir. Lakin her kriz dönemi diğer taraftan bir eşiktir. Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir. Zira dünya düzeni içerisinde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak bir akılla krizlere karşı çözüm üretme kabiliyetlerini de kaybetmişlerdir. Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise haklının güçlü olduğunu değil, güçlünün haklı olduğu anlayışına evrilip huzursuzluğun ortaya çıkmasına, şiddetin normalleşmesine neden olmuştur. Trump ve Netanyahu rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır. İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir. Çünkü onları bir araya getiren değerler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, Batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür. Başta Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askerî çevrelerdeki tartışmalar olmak üzere Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi hâlinde Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Benzer bir şekilde geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netanyahu’nun siyonist ideolojik zihniyetine karşı itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir. İşte bu nedenlerden dolayı her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyettir. Milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereği de budur. Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz birçok konunun içeriğini oluşturan yeni dünya düzeni bugün bir nizam değil, bir kaos olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır. Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu deyim yerindeyse bir fetret dönemini andırmakta, bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu, çatışmacı günlerine götürmektedir. Nitekim bu tespiti doğrularcasına küresel ölçekte yaşanan gerilimler ve sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail-İran savaşı 39. gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte, meşruiyetten yoksun, insan onuru, haysiyeti ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görünmektedir. İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de altyapının tahribatını giderek büyütmektedir. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının mukavemeti, kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksi dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı’na odaklı çatışma dünyada bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş, uluslararası örgütlerin işlevselliğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmakta aciz olduklarını da göstermektedir. Sayın milletvekilleri, değerli dava arkadaşlarım, zaman, mekân ve insandan söz ettiğimiz her durumda aslında insanın tarihsel varlığından söz ediyoruz. İnsan tarihsel bir varlıktır. Çünkü atalarımızın aldığı kararlar bugün bizim yaşadıklarımızın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Tarihsel hafızaya dayanarak bizim alacağımız kararlar da milletimizin geleceğine istikamet verecektir. Bu gerçeğin idrakiyle, böylesi bir millî şuurla, böylesi bir millî duyguyla bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemek kuşkusuz siyaset yapıyorum diyen herkesin ortak sorumluluğudur. İçinden geçtiğimiz zaman diliminde her zamankinden daha çok üzerimizde tarihî ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek, onlara ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız. Tarihin tecrübesi içinden damıtılarak gelen millî kültürümüz bize şunu temin etmektedir. Her türlü başarının, her nevi kuvvetin ve kudretin hakiki kaynağı milletin ta kendisidir. İşte bunun içindir ki saatin akrep ve yelkovanı ile birlikte yürüdüğü gibi devlet ve millet hayatımızı da ahenkle yürütmeliyiz. 20. yüzyılın başında Orta Doğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan, saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkip ile daha güçlü bir Cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir. Fikir ve dava adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi ve direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi ve direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder. Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yoluyla incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koç başını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir. Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala ömrünü tamamlamış bir söylemle sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır. Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş bir görüntü vermektedir. Öte yandan son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının çürümenin had safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız. Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemde yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir. Asıl olan çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur. Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleğini giymeye dahi gerek yoktur. Sayın milletvekilleri, değerli dava arkadaşlarım, hepimizin çok iyi bildiği gibi Milliyetçi Hareket Partisi “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” derken slogan değil, fikir ifade eder. Hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder. Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir, sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder. Ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefesi, dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisidir. Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki bu zorunluluğun yüklediği tarihî misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız tarih şuuru ile yoğrulmuş, millî hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır. Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız. Bize göre her hadise Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır. Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya, güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır. Türkiye’nin yeri tesadüflere değil, tarihî sorumlulukla jeopolitik hakikatlere ve millî iradeye göre tayin edilmektedir. Bizim için esas olan milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim hangi kılıfa bürünürse bürünsün karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır. Burada altı özellikle çizilmelidir ki Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı değildir. Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde ise millî duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Türk milletinin birliği ve millî değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir. Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur. Bizim kurduğumuz her cümlenin öznesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Nesnesi Türk milletidir. Yüklemi devlet ve milletin bekasıdır. Kavgamız bunun içindir. Adanmışlığımız da bu nedenledir. Asla tereddüt yaşamayız. Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz. Kıymetli dava arkadaşlarım. Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, millî bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik ve tecrübeye dayalı bir akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir. Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasite ile bölgede diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır. Bu durum ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta, aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi hâline getirmektedir. Türkiye’nin bu konumu tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askerî ve teknoloji gücü ile de doğrudan ilişkilidir. Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda üstlenilen arabuluculuk rolü bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş, benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hâle gelmiştir. Bu çerçevede Türkiye krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır. Nitekim bölgemizdeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai bir sonuca ulaştırma çabasını yine etkin biçimde devreye soktuğu görülmektedir. Değerli dava arkadaşlarım. Öte yandan hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri tutan, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir. Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, millî güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur. Enerji, tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli kaynaktır. Kısacası enerji hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır. İşte bu hakikatten hareketle bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur. Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir. Asıl mesele enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır.

Erdoğan "Ülkemizi ateşten uzak tutacağız" Haber

Erdoğan "Ülkemizi ateşten uzak tutacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine toplantısı ardından millete seslendi. Orta Doğu’da giderek büyüyen krizin öncelikli gündem maddesinin olduğu toplantıda, İran merkezli çatışmaların küresel ekonomiye etkileri detaylı şekilde ele alındı. Türkiye’nin bu süreçten en az zararla çıkabilmesi için alınabilecek ek ekonomik tedbirler masaya yatırıldı. "ERKEN VEYA ARA SEÇİM OLMAYACAK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millete Sesleniş" konuşmasında, erken veya ara seçim olmayacağını belirterek, Türkiye’nin tek gündeminin ülkeyi kriz ve çatışmalardan uzak tutmak olduğunu söyledi. “Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme ve milletimize hizmet etme peşindeyiz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, " Ülkemizin itibarını hem ulusal hem uluslararası ölçekte artırmaya çalışıyoruz. Türkiye’yi güçlü ve büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz” diye konuştu. Ekonomik göstergelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış borcun ve toplam dış finansman ihtiyacının milli gelire oranının tarihsel ortalamaların altında olduğunu belirtti. "DEZENFLASYON PROGRAMINDAN TAVİZ VERİLMEYECEK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, dezenflasyon programında taviz verilmeyeceğini vurgulayarak, istihdam, üretim ve ihracatın öncelik olmaya devam edeceğini söyledi. Muhalefetin yıllardır kendilerini eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikası değerinin bugünlerde daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gübre ve hammadde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergilerini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ettiğini kaydetti. Vatandaşlara ve iş dünyasına mesaj veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin stratejik konumu, güçlü altyapısı, genç ve nitelikli iş gücü ve İstanbul Finans Merkezi ile yeni dönemin cazibe merkezlerinden biri olmaya aday olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla erken tanının önemine dikkati çekerek, ücretsiz kanser taraması ve erken tanıya yönelik sağlık verilerini paylaştı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Amerikan C-130 Hercules uçağını düşürdü Haber

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Amerikan C-130 Hercules uçağını düşürdü

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a düzenlediği saldırılarla başlayan savaş, 37. gününde sürüyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'da düşürülen F-15E savaş uçağının 2 pilotunun da ayrı arama-kurtarma operasyonları ile sağ olarak kurtarıldığını açıklamasının ardından İran'dan yeni bir iddia ortaya atıldı. Tasnim Haber Ajansı'nın haberine göre, İran polis komutanlığı, İsfahan'ın güneyinde bir Amerikan C-130 Hercules uçağını düşürdü. İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan iddiaların hemen ardından yapılan açıklamada, "Havacılık, Kara Kuvvetleri, Halk Birlikleri, Besic ve Emniyet Komutanlığı'nın ortak operasyonuyla düşman uçakları imha edildi" ifadeleri kullanıldı. "Düşman pilotlarını kurtarmak için yaptığı çaresiz girişimin ardından, İsfahan'ın güneyindeki düşman uçakları yok edilmiştir" İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı'ndan yapılan açıklamada da düşürülen hava araçları arasında bir C-130 askeri nakliye uçağı ile 2 Sikorsky UH-60 Black Hawk helikopterin bulunduğu aktarıldı. Açıklamada, "Düşman pilotlarını kurtarmak için yaptığı çaresiz ve düşmanca girişimin ardından, İsfahan'ın güneyindeki düşman uçakları vurularak yok edilmiştir" denildi. İran ordusu ise İsfahan'da bu sabah bir İsrail insansız hava aracını (İHA) düşürdüklerini açıkladı. ABD merkezli New York Times gazetesinin haberine göre ise ABD güçleri, İran'ın eline geçmesini istemedikleri C-130 Hercules nakliye uçaklarını kendileri imha etti. İran Meclis Başkanı, fotoğraf paylaştı İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, sosyal medya hesabından İran güçleri tarafından düşürüldüğü öne sürülen bir ABD uçağının enkazının fotoğrafını paylaştı. Galibaf paylaşımında, "Eğer Amerika Birleşik Devletleri bu tür üç zafer daha kazanırsa, tamamen mahvolur" ifadelerine yer verdi. Öte yandan İran medyasına göre, ABD'nin cuma günü düşürülen savaş uçağının pilotunu kurtarmaya yönelik operasyonu sırasında düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı beşe yükseldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.