Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sanık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sanık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ekrem İmamoğlu: "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız" Haber

Ekrem İmamoğlu: "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız"

Ekrem İmamoğlu ve diğer 11 sanığın Beylikdüzü Belediyesi başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullanıp masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan açılan davasının görülmesine başlandı. Duruşmada savunma yapan Ekrem İmamoğlu "O dönem 3 bin dolara tekabül eden bir aracın kiralanması yerine, ‘bu arabadan bende de var ben bunu kullanmaya devam edeyim' dedim. Benim aracım varsa milletin parasını neden makama hizmet aracına harcayayım diyerek bir işlem yürütüldü. Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız, o para geri yatırıldı. Belgesi size mutlaka ulaşacaktır. Kamuya ait kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının, rakamını yüksek bulduğum için, o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi" dedi. Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediyesi başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullanıp, masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan açılan davasının görülmesine başlandı. Ekrem İmamoğlu ve diğer 11 sanık hakkında açılan dava, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki duruşma salonunda görüldü. Duruşmaya 8 tutuksuz sanık ile başka suçtan tutuklu Ekrem İmamoğlu katıldı. "Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız o para geri yatırıldı" İmamoğlu savunmasında, "Bu kürsüde bulunduğum her duruşmada yer aldığım her davada yapılan haksızlıkları anlatmaya çalıştım. Ülkemizin siyasete bulaşmış yargı eliyle zararlar gördüğünü her ortamda ifade ettim. Benim bu anlatılarım yalnızca kendim için değildi. Bu feryat aynı zamanda ülkem içindi. O dönem 3 bin dolara tekabül eden bir aracın kiralanması yerine, ‘bu arabadan bende de var ben bunu kullanmaya devam edeyim' dedim. Benim aracım varsa milletin parasını neden makama hizmet aracına harcayayım diyerek bir işlem yürütüldü. Yaptığım bu tercih bir ceza davasının konusu haline gelebiliyor. Otomobili değil zihniyeti tartışalım. Görev yaptığım Beylikdüzü Belediyesi'nde ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde makam odası üretmedim, kişisel zevk alanları üretmedim. Olanı kullandım, aşırılıkları azalttım. Yanlışlıkla belediyenin sisteminden benzin almışız o para geri yatırıldı. Belgesi size mutlaka ulaşacaktır" dedi. "Kendi aracımı yine makam arabası olarak kullanmaya devam ettim" Ekrem İmamoğlu savunmasının devamında, "Makam arabasının benzinini ve mazotunu ya da lastiğini konuşuyoruz ya. Görev aldığımda ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı yine makam arabası olarak kullanmaya devam ettim. Benzin parasını, mazot parasını da kendim ödedim. Yine Beylikdüzü'nde olduğu gibi Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı kullandım. Sadece aracımın bakım zamanı geldiğinde, ‘belediyenin var mı makam arabası' diye sorduğumda, ‘2 tane makam arabanız var' dediler. Bu araçları da çok az kullandım. En son ‘yazık günah, bunları satın' dedim. Bugün burada gerçekten bir makam arabası tartışılacaksa, ben bu tartışmadan kaçmam. Bir litre benzinin hesabını da veririm, bir lastiğin hesabını da veririm. Çünkü kamu görevlisine milletin tek kuruşunun dahi hesabı sorulmalıdır. Bir zamanlar bu sorumluluk gereği belediyeye makam aracı kiralamamak için kendi aracımı kullanıyordum, bugün o makam aracının hesabını vermek için ne yazık ki sizin karşınızda sanık kürsüsünde, Silivri'deyim. Kamuya ait kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının, rakamını yüksek bulduğum için, o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi" ifadelerini kullandı. İddianameden Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, Fatma Hoşgöz Açıkgöz, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Ercan Doğan sanık sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, İmamoğlu İnşaat'ın 4 Şubat 2015'te Beylikdüzü Belediyesine bir dilekçe verdiği, şirketin mülkiyetindeki 34 LN 4472 plakalı aracın, bakım, yakıt ve diğer tüm masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere, dönemin belediye başkanının görev süresi boyunca bedelsiz olarak Belediye Başkanlığı hizmetinde kullanılmasının teklif edildiği aktarıldı. 9 Şubat 2015'te Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun oluruyla dilekçenin belediye encümenine sevk edildiği anlatılan iddianamede, encümenin bu talebi, aracın başkanlık makam otosu olarak kullanılması, bakım ve yakıt masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere bedel ödenmeksizin kabulüne uygun gördüğü açıklandı. Ekrem İmamoğlu'nun mevzuata aykırı olduğu iddia edilen bir teklifi içeren dilekçeyi belediye encümenine havale ederek, yetkisi olmayan bir konuda karar alınması sürecini başlatarak kamu zararına neden olduğu iddianamede belirtildi. İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı süresince makam aracı olarak kullandığı araç için yapılan ödemeler nedeniyle kamunun toplamda 122 bin 305 lira zarara uğratıldığı iddianamede ifade edildi. İddianamede yer verilen bir diğer usulsüzlükte ise Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor İşleri Müdürlüğünce 25 Aralık 2018'de 65 bin 600 lira bedelli Eğitmen Çalıştırılması ve Spor Organizasyonları Malzemesi Alım İşi ile 15 Ocak 2019'da 65 bin 800 lira bedelli iki ayrı Eğitmen Çalıştırılması ve Spor Organizasyonları İşi için temin alımı yapıldığı anlatıldı. Kamu İhale Kanunu'na göre büyükşehir belediye sınırları içerisindeki idareler için doğrudan temin parasal limitinin KDV hariç 67 bin 613 lira olduğu hatırlatılan iddianamede, belediyenin iki ayrı doğrudan temin alımı yaptığı aktarıldı. İddianamede, sanıklar Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Fatma Hoşgöz Açıkgöz'ün görevi kötüye kullanma suçundan 6 aydan ikişer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Sanık Ercan Doğan'ın görevi kötüye kullanmaya yardım suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının istendiği iddianamede sanık Mehmet Zeki Çanakçi'nin ayrıca daha önce aldığı bir cezadan dolayı denetim süreci içindeyken yeni bir suç işleyerek denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davrandığı ifade edildi.

Taciz mağduru 17 yaşındaki Tuana’nın ölümüne neden olan sürücüye 16 yıl 8 ay hapis Haber

Taciz mağduru 17 yaşındaki Tuana’nın ölümüne neden olan sürücüye 16 yıl 8 ay hapis

Giresun’un Görele ilçesinde, görevden uzaklaştırılan CHP’li Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin taciz iddiasının mağduru 17 yaşındaki Tuana Elif Gülüşan Torun’a otomobiliyle çarparak ölümüne neden olan tutuklu sanık Adem Hasbaş, yargılandığı davada "olası kastla öldürme" suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Giresun 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına tutuklu sanık Adem Hasbaş ile Tuana Elif Gülüşan Torun’un annesi Nuray Torun, babası Ahmet Torun ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada son savunmasını yapan sanık Hasbaş, olayın kasten gerçekleşmediğini savunarak beraatini talep etti. Hasbaş, olay sırasında genç kızı gördüğünü ve aracın kontrolünü kaybettiğini belirterek pişman olduğunu ifade etti. Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin mütalaasının ardından sanık avukatı da savunmasını yaptı. Mahkeme heyeti, duruşmaya verilen aranın ardından kararını açıkladı. Heyet, tutuklu sanık Adem Hasbaş’ı "olası kastla öldürme" suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum etti. Olayın geçmişi Olay, 28 Mart 2026 tarihinde Görele ilçesinde meydana geldi. Adem Hasbaş’ın kullandığı otomobilin çarpması sonucu 17 yaşındaki Tuana Elif Gülüşan Torun hayatını kaybetti. Tuana Elif Gülüşan Torun’un, Görele Belediye Başkanlığı görevinden İçişleri Bakanlığınca uzaklaştırılan ve hakkında "çocuğa karşı elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle cinsel taciz" suçlamasıyla dava açılan eski Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin dosyasında mağdur olarak yer aldığı belirtildi. Dede, bu davada 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Bayram günü kadının yüzünü bardak ve kül tablasıyla kırmıştı: Tutuklandı Haber

Bayram günü kadının yüzünü bardak ve kül tablasıyla kırmıştı: Tutuklandı

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde kafede uyardıkları grubun saldırısına uğrayarak yaralanan anne ve oğlunun davasında yeni gelişme yaşandı. Meryem Yıldırım’ın yüzüne bardak ve kül tablası fırlattığı öne sürülen Sema K. tutuklandı. Olay, Ramazan Bayramı’nın birinci günü (20 Mart 2026) İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darp edildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal’ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Saldırıya uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Meryem Yıldırım’ın yüzünde çok sayıda kırık, Talha Kaan’ın kaburgasında ise çatlak tespit edildi. Anne ve oğul, hastane tedavilerinin ardından taburcu oldu. Soruşturma kapsamında Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ve Sema K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. "Sema, Meryem’in yüzünü yere vurarak, ’Bu kadını öldürün’ demiş" Olayla ilgili davanın 2. celsesi 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanık Kürşat G., tutuksuz sanıklar Emrah G., Sema K., müşteki Meryem Yıldırım ve taraf avukatları katıldı. Sanıklar önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyleyerek suçlamaları kabul etmedi, Kürşat G., tahliyesini istedi. Müşteki Meryem Yıldırım ise sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Tanık olarak dinlenen Meryem Yıldırım’ın arkadaşı D.P., "Meryem olay tarihinde yanıma gelerek, ’Bizi kurtar, oğlumu ve beni darp ediyorlar’ dedi. Sema, Meryem’in yüzünü yere vurarak, ’Bu kadını öldürün’ demiş. Ambulansı beklerken Meryem, Sema’nın kendisinin yüzüne küllük ve bardak attığını söyledi" dedi. Tutuklu sayısı 2’ye çıktı Mahkeme heyeti, Sema K. hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, delillerin karartılması veya kaçma şüphesinin bulunması, suç için öngörülen cezanın üst haddi ve verilmesi muhtemel ceza ile adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı kanaatine varılarak hakkında tutuklama kararı verdi. Tutuklu sanık Kürşat G’nin ve tutuksuz sanık Emrah G’nin mevcut durumunun devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verildi.

Yeni doğurduğu bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren annenin cezasını Yargıtay bozdu Haber

Yeni doğurduğu bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren annenin cezasını Yargıtay bozdu

Kocaeli'de 2021 yılında yeni doğan bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren anneye verilen müebbet hapis cezası, olay sırasında geçici olarak ayırt etme gücünü kaybedip kaybetmediğinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozuldu. Yeniden hakim karşısına çıkan sanık, olay sırasında kendinde olmadığını söyleyerek beraatini ve tahliyesini istedi. Olay, 20 Ocak 2021 tarihinde İzmit Yenişehir Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evli ve 3 çocuk annesi Merve T. (34), evinde sancılanması sonrası girdiği banyoda doğum yaptı. Bir erkek bebek dünyaya getiren Merve T. yeni doğan bebeğini banyoda 9 kez bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından özel bir hastanede tedavi altına alınan Merve T., tedavisi sonrası gözaltına alındı. İfadesi alınan Merve T. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2022 yılında müebbet hapis cezası aldı İddianamede, Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünce olay ile ilgili düzenlenen otopsi raporunda bebeğin kesici delici aletle öldürücü nitelikte toplam 9 kez yaralandığı belirtildi. Merve T.'nin iddianamedeki ifadesinde olay günü bel ağrısı sebebiyle hastaneye gittiğini ve kas gevşetici iğne yapıldığını, eve geldiğinde ise kanaması olduğunu belirtti. Daha sonra duşa girdiğinde ise bebeğin doğduğunu, bebeğin kordonunu kesmek için meyve bıçağı aldığını ve sonrasını hatırlamadığını belirtti. Ayrıca Merve T., hamile olduğunu bilmediğini, bilinç dışında eylemde bulunduğunu ifade etti. "Çocuğa ve altsoya karşı kasten öldürme" suçundan yargılanan sanık 14 Haziran 2022 tarihinde müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildi. Yargıtay kararı bozdu Sanık avukatları, sanığın olay anında geçici olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini, epilepsi hastası olduğunu ve eylemi bilinç dışı gerçekleştirdiğini belirterek karara itiraz etti. İtiraz üzerine Yargıtay, kişinin geçici bir nedenle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı TCK'nin 34. maddesi yönünden bozarak dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. "Kendimde değildim" Olayla ilgili davanın ilk celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Merve Y., avukatları ve müşteki eşi Hakan Y. katıldı. Bozma ilamına karşı sanık Merve T., "Bozma ilamına bir diyeceğim yoktur, uyulmasını talep ediyorum. Bozma doğrultusunda, şu anki ruh halim nazara alınarak beraatimi talep ediyorum. Kendimde değildim. Tahliyemi istiyorum" dedi. Müşteki ise şikayetçi olmadığını söyledi. "Kendi çocuğunu bilerek öldürmesi mümkün değil" Sanık avukatları Tuba Özbay ve Mahmut Cengiz Sarıbay, müvekkillerinin yaklaşık 5 yıldır tutuklu bulunduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Avukatlar, sanığın kendi çocuğunu bilerek öldürmesinin mümkün olmadığını, olayın ani gelişmesiyle cinnet hâlinde eylemi gerçekleştirdiğini ve epilepsi hastalığı bulunduğunu savundu. Dosyadaki tüm delillerin toplandığını ve delil karartma ihtimalinin bulunmadığını belirten avukatlar, müvekkilinin tutuklulukta geçirdiği süre de dikkate alınarak serbest bırakılmasını istedi. Mahkeme heyeti, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Haber

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan Gazeteci Soner Yalçın, "Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 4'üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı İbrahim Özkan'ın makam şoförü tutuksuz sanık Mustafa Bostancı savunma yaptı. "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi" Sanık Bostancı savunmasında, Ertan Yıldız tarafından gelen talimatla bir koli teslimi yapmasını istediğini belirterek, "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi. Ben de, Bakırköy Belediyesine gittim. Tam belediye binasının giriş kısmında, herkesin giriş çıkış yaptığı alanda, kameraların gözü önünde, normal bir şekilde arabamı çektim. Arabanın bagajını açtım, hiçbir temasım olmadan Ertan Yıldız kendisi bagaja koliyi koydu. Bana, ‘bunu başkanıma iletirsin' dedi. Bende ‘tamam' dedim. İbrahim Bey'in yanına koliyi götürdüm ve anahtarla birlikte aracı teslim ettim. Ben kesinlikle kolinin içeriğini bilmiyorum" dedi. Duruşmada, tutuksuz sanık Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü tutuksuz sanık Sabri Caner Kırca da savunma yaptı. Sanık savunmasında, "Florya'da Fatih Keleş'in ofisi varmış. Bu ofisi uzaktan görmenin haricinde yakınlığına dahi gitmiş birisi değilim. Çünkü buralardan makamlar ve bizim yaptığımız görev icabıyla buralarda bulunmamız zaten yasak. Makamın yerini bile bilmem. Yani bu adam her nereden uydurduysa bunu ya da bunu uydurma gereği nereden duydu, ben gerçekten çok merak ediyorum. Mustafa Bostancı'nın bizim bu konuyla alakası yok deyip, beni ve Hüseyin'in adını vererek bir olay üretiyor ve bizim para taşıdığımıza dair bir konuyu anlatıyor. Gözaltına alındığımız tarihte de arkadaş Silivri Cezaevi'nden tahliye oluyor. Amacına ulaşmış bir şekilde. Her 28 günde bir SEGBİS'e çıkıp derdimizi anlatmaya çalıştık. Tutukluluk halinizin devamına deyip geri gönderdiler. Bu süreçte zaten ağır yükümlülükleri var bunun. 2 tane kız çocuğum var. Biri 11 yaşında, biri 6 yaşında. Kızım burada görmesin beni istiyorum. 2-3 ay boyunca, küçüğünü 4 ay boyunca görüşe hiç çağırmadım" dedi. "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Öte yandan, duruşmada, tutuksuz sanık Gazeteci Soner Yalçın'da savunma yaptı. Sanık Yalçın savunmasında, "Gazetecilik hayatım boyunca siyasetin pembe yalan denen sözlerine çok şahitlik ettim. Bunlar çoğu zaman gerilimi azaltmak, diplomatik dili yumuşatmak ya da toplumsal bir çatışmayı büyütmemek için gerçeğin kenarlarında dolaşan küçük sapmalar olarak görülürdü. Etik açıdan kuşkusuz tartışmalıydı. Suçlandığım fiillerle iddianamede delil diye sunulanlar arasında nasıl bir hukuki bağ kurulduğunu anlayamıyorum. Bir insanı suçlamak başka, o suçu somut delillerle ortaya koymak başka bir durumdur. Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Ancak o sonuca hangi somut eylemden, hangi delilden ve hangi mantıksal zincirden ulaştığını göremiyorum, gösteremiyor. İddianameyi okuyarak anlam vermeye çalışıyorum. Hangi davranışım gazetecilik sınırını aşıp örgütsel faaliyete dönüştü diye. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok. Ben buraya gerçekleştirdiğim somut bir suç eylemi nedeniyle mi yargılanıyorum, yoksa temaslarım, konuşmalarım, yazılarım, yani gazetecilik faaliyetlerim sonradan kurulmuş bir kurgunun içine yerleştirildiği için mi karşınızdayım? Ve benim itirazım tam da buradadır" ifadelerini kullandı. Duruşma, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın savunması ile devam ediyor.

İBB davasında sanık Seyfi Beyaz: "3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" Haber

İBB davasında sanık Seyfi Beyaz: "3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın ikinci celsesinin ikinci gününde, tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. Bugün yapılan duruşmada 15 sanık savunma yaptı. Savcının Westside projesinde iskan alımı sürecinde Adem Soytekin'e 3 milyon TL verildiği iddiasını sorması üzerine sanık Seyfi Beyaz, "Kendim görüşmedim. Diğer ortaklarımız görüştü. 3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın 2'nci duruşmasının ikinci gününde tutuksuz sanıkların savunmaları alındı. Tutuksuz sanık Seyfi Beyaz, daha önce savcılıkta detaylı ifade verdiğini belirterek, önceki beyanlarının arkasında olduğunu söyledi. Hakkında üç eylem bulunduğunu ifade eden Beyaz, iki eylemde müşteki beyanları kapsamında şikayetini sürdürdüğünü belirterek yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. Savcının Westside projesinde iskan alımı sürecinde Adem Soytekin'e 3 milyon TL verildiği iddiasını sorması üzerine Beyaz, ödemeyi kendisinin yapmadığını, diğer ortakların süreci yürüttüğünü söyleyerek, "Yani bunu biz kendim görüşmedim. Diğer ortaklarımız görüştü. 3 milyon artı KDV olarak çek ödendiğini biliyorum" ifadelerini kullandı. Savcının ödemenin hangi ortaklar tarafından yapıldığını sorması üzerine Beyaz, "İsa bey, Yüksel bey, Oktay bey üçü gitmişti" dedi. Mahalleler projesinde Murat Çalık'a para verildiği iddiası da sorulan Beyaz, bu konuda bilgisinin olmadığını söyledi. Westside projesinde Fatih Keleş'in yaptığı mermer işlerinin nasıl geliştiği sorusuna ise "Yani bunu Oktay Hamzaoğlu anlaşmıştı. O devam ettirdi kaba inşaatını" yanıtını verdi. Savcılık Muzaffer Beyaz'ın tutuklanmasını istedi Savcılık, sanık beyanlarının ardından ek mütalaa sunmak istediğini belirterek Muzaffer Beyaz'ın ifadelerinin çelişkili olduğunu öne sürdü ve tutuklanmasını talep etti. Savcılık tarafından tutuklanması talep edilen Beyaz, "Benim iddianamede 4 tane eylemden adım geçmektedir. 3 eylemde sanık olarak, bir eylemde de şikayetçi olarak geçmektedir. Bu 6 no'lu eylemle ilgili abim bahsetti. Benim burayla ilgili herhangi bir imza yetkim ve bir dahlim yoktu. Burada bildiklerim, anlattıklarım tamamen ortaklıktan dolayı abimden öğrendiklerimdir. Onun haricinde hiçbir işlem yapmadım. Abim ne söylediyse o kadardır" dedi. Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme heyeti, Muzaffer Beyaz'ın tutuklama talebini reddetti. "Etkin pişmanlık başvurusunu kendi özgür irademle yaptım" Daha önce 4 kez etkin pişmanlık kapsamında ifade veren ve ev hapsi kararıyla tahliye edilen Veysel Erçevik de beyanda bulundu. Erçevik, verdiği ifadelerin baskı veya şantaj altında alınmadığını söyleyerek, "Etkin pişmanlık başvurusunu kendi özgür irademle ve avukatım aracılığıyla yaptım. Şantaj veya baskı altında ifade vermedim" diye konuştu. Erçevik, "İddianamede Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiğime dair somut bir delil bulunmuyor. Adem Soytekin ile sadece çocukluktan gelen 10-11 yıllık bir komşuluk ve dostluk bağım var. Örgüt üyeliği ve rüşvete aracılık iddialarını reddederek tüm suçlamalardan beraatimi istiyorum. İş hayatına dönebilmek adına adli kontrol tedbiri ile yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını da talep ediyorum" dedi. "Rüşvet verdiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum" Tutuksuz yargılanan Mutlu İnşaat hissedarı Yüksel Hamzaoğlu, Westside projesi kapsamında rüşvet verdiği iddiasını reddetti. Hamzaoğlu, "Westside projesi kapsamında rüşvet verdiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadım. Savcılık aşamasındaki beyanlarımda da belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığımızı anlattım" diye konuştu. Adem Soytekin ile Yüksel Hamzaoğlu arasında "rüşvet" tartışması kapsamında savunması öne alınan ve ilk tutukluluk incelemesinde tahliye edilen Adem Soytekin, Yüksel Hamzaoğlu'na Westside projesindeki taşınmazların rüşvet olarak değerlendirilmesini sordu. Soytekin, 2013 yılında iki daireyi satın aldığını, daha sonra üç dükkânı kendi şirketi adına satın alarak Mado şubesi açtığını ve ödemelerin kayıtlarının dosyada bulunduğunu belirterek, "2013 yılında daire alıyorum, siz buna rüşvet diyorsunuz. Ben 2015'te parasıyla dükkân alıyorum, siz buna rüşvet diyorsunuz. Bunları siz mi söylüyorsunuz, yoksa gerçekten birileri size çıkıp 'Adem Soytekin'e yüklenirsen buradan çıkarsın veya kurtarırsın' mantığı mı yapıyor" dedi. Soytekin, ruhsat süreçlerini kendisinin değil Beyaz İnşaat'ın takip ettiğini söylemesi üzerine Hamzaoğlu "Sen takip etmedin, Beyaz İnşaat takip etti. İskân safhasında sen devreye girdin" yanıtını verdi. İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında "500 bin lira" diyaloğu Duruşmada Ekrem İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında geçen ifade dikkat çekti. İmamoğlu'nun Üneş'e kendisinden 500 bin lira istediğini hatırlatması üzerine Üneş, parayı ödeyecek durumda olmadığını söylediğini ve ardından senet yaptıklarını belirtti. İmamoğlu'nun "Ben senden para istedim ve parayı getirdin, verdin öyle mi" sorusuna Üneş, "Şöyle bir hatırımda var: Seçim mi vardı hatırlamadım, bir yer için mi, 'buraya para lazım' dedin. 500 bin lira. Ben dedim ki, sen benim durumumu da aşağı yukarı bilmen lazım. 'Benim öyle bir para ödeyecek durumum da yok' dedim" yanıtını verdi. "İBB Hanem projesi hiçbir zaman vatandaşa açılmadı" İBB davasında tahliye edilen sanık Esra Huri Bulduk, iddianamede yer alan "İstanbul Senin" ve "İBB Hanem" projelerine ilişkin savunma yaptı. İBB Hanem'in hayata geçmeyen bir proje fikri olduğunu belirten Bulduk, uygulamanın hiçbir zaman vatandaşın kullanımına açılmadığını söyleyerek, "İBB Hanem projesi hiçbir zaman vatandaşa açılmadı Hakim bey. Çünkü o zaten İBB personeline yönelik bir işti" şeklinde konuştu. Projenin belediye personelinin vatandaş ziyaretlerinde hizmetleri anlatması ve vatandaşlardan geri bildirim alınması amacıyla tasarlandığını ifade eden Bulduk, uygulamanın yalnızca test aşamasında kaldığını ifade ederek, "İBB Hanem hiçbir zaman İstanbul Senin'e eklenmedi, dahil edilmedi. Dolayısıyla vatandaş İBB Hanem uygulamasını hiçbir zaman görmedi. İBB Hanem vasıtasıyla hiçbir zaman veri toplanmadı. Dolayısıyla toplanmayan bir veri de yaygınlaştırılamadı" dedi. Bulduk, test ekranına giren kişilerin dijital işlemlerinin log kayıtlarında bulunduğunu belirterek beraatini ve elektronik cihazlarının iade edilmesini talep etti. "Sadece veri analizi gerçekleştirdim" İBB'de veri mühendisi olarak görev yapan Adem Ok da savunma yaptı. Hakkındaki suçlamanın, kurum içi rutin iş akışı kapsamında kendisine yönlendirilen bir tabloyu hazırlamasından ibaret olduğunu belirten Ok, işlemin tek seferlik bir veri analizi olduğunu söyleyerek, "Tamamen olağan işleyişimiz dahilinde bana yöneltilen, kurum içi bir talebin yerine getirilmesinden ibaret. Ayrıca bu veri 6 aylık bir zamansal hacme bağlı, yani tüm log'un, location tablosunun tamamı değil. Atıl durumda kaldı, çünkü kullanılmadı. Herhangi bir raporlamada da kullanılmadı" ifadelerini kullandı. Veriyi hukuka aykırı şekilde kaydetmediğini veya yetkisiz kişilere aktarmadığını, BTK ve USOM ile İBB arasındaki süreçlerde de görev almadığını söyleyen Ok, "Özetle tarafımca elde edilmiş hukuka aykırı bir veri, dışarıya sızdırılmış bir bilgi veya kasıtlı işlenmiş bir suç olduğunu düşünmüyordum. Yalnızca kurum içi bir talepte veri tabanı üzerinde yapılmış tek seferlik bir konum analizi vardır. Üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi. Tutuksuz sanıkların beyanda bulunduğu duruşma yarın tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.