Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sağlık Riskleri

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sağlık Riskleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Riskleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yasa dışı üreme hücresi ticaretinde milyonluk para trafiği Haber

Yasa dışı üreme hücresi ticaretinde milyonluk para trafiği

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Arnavutluk ve Gürcistan bağlantılı yasa dışı üreme hücresi ticaretine ilişkin yürütülen soruşturmada, 53 şüphelinin bulunduğu öne sürülen organizasyonun işleyişine ilişkin ayrıntılar ortaya çıktı. Örgüt lideri olduğu değerlendirilen 31 yaşındaki Hacer T.’nin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirttiği ifadesinde, donörlük faaliyetleri, kliniklerle kurulan bağlantılar, ilaç temini ve para transferlerine ilişkin açıklamalarda bulunduğu öğrenildi. Soruşturma dosyasında, yaklaşık 20 günlük aralıklarla tekrarlanan yurt dışı seyahatleri, donör adaylarının fotoğrafları üzerinden seçilmesi, ilaçların kullanımının görüntülü olarak takip edilmesi ve aracılar arasındaki komisyon pazarlıkları dikkat çekti. Dosyada ayrıca Hacer T.’nin bir adayın yaşıyla ilgili konuşmada "Ben küçülttüm" dediği mesajların da yer aldığı belirtildi. Donörlükten aracılığa geçtiği iddia edildi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Büro Amirliğinde ifadesi alınan Hacer T., etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan etti. İki çocuk annesi olduğunu belirten şüphelinin, geçimini çalıştığı şirketten aldığı maaş ve donörlük faaliyetlerinden elde ettiği gelirle sağladığını söylediği öğrenildi. Hacer T., ifadesinde donörlük faaliyetlerine Emine Ç.’nin yönlendirmesiyle başladığını, Kıbrıs’taki işlemlerden 15-20 bin lira aldığını anlattı. Aldığı payı yetersiz bulması üzerine Serap M. ile çalışmaya başladığını, bir işlemde 30 bin lira almasına rağmen hakkının yendiğini düşündüğü için bu bağlantıdan ayrıldığını belirten Hacer T., daha sonra farklı aracılarla çalıştığını ve kliniklere doğrudan gitmeye başladığını söyledi. Soruşturma dosyasındaki değerlendirmelerde, kendi donörlük deneyiminin ardından başka kadınların bulunması, kliniklere yönlendirilmesi ve işlem süreçlerinin koordine edilmesinde rol aldığı öne sürülen Hacer T.’nin organizasyon içerisinde merkezî konumda bulunduğu iddia edildi. Şüphelinin bir donörün işlemlerini takip etme karşılığında 100-150 avro aldığına ilişkin beyanlarının yanı sıra bazı işlemlerde ücret almadığını söylediği ifadeler de dosyada yer aldı. Hacer T.’nin, donörlerin kliniklerdeki takip süreçlerini ilgili çalışanların yürüttüğünü belirttiği, bazı doktorlar, klinik çalışanları ve donör temin eden kişilerle tanışıklığı bulunduğunu anlattığı öğrenildi. Şüpheli, Kıbrıs’taki bazı hastane ve kliniklerle bağlantılı kişileri tanıdığını, ancak bazı işlemlerin hangi amaçla yapıldığını bilmediğini ifade etti. Hacer T. ayrıca örgüt kurma ve örgüte üyelik suçlamalarını reddetti. 53 şüphelinin bulunduğu öne sürülen yapıda iş bölümü Soruşturma kapsamında elde edilen beyanlar ve yazışmalarda, donör adaylarının bulunması, kliniklerle iletişim kurulması, ilaçların temin edilmesi, muayenelerin ayarlanması, uçak biletlerinin alınması ve ücretlerin tahsil edilmesi gibi işlerin farklı kişiler arasında paylaştırıldığı iddia edildi. Dosyada Hacer T.’nin lider, Muharrem Ş., Ahucan A., Enis K., Hayat İ. ve Özlem T.’nin ise yönetici konumunda bulunduğunun değerlendirildiği belirtildi. Emine Ç., Serap M. ve Esma K. gibi isimlerin de donör temini ve aracılık faaliyetleri kapsamında dosyada yer aldığı öğrenildi. Şüpheliler arasındaki telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar ve para transferlerinin birlikte değerlendirildiği soruşturmada, bazı kişilerin önceden donörlük yaptığı, daha sonra başka kadınları sisteme yönlendirdiği ve bu yönlendirmeler karşılığında komisyon talep ettiği öne sürüldü. Birden fazla aracının aynı aday üzerinden kazanç elde etmeye çalışmasının zaman zaman ücret anlaşmazlıklarına ve taraflar arasında tartışmalara neden olduğu kaydedildi. 20 günlük aralıklarla tekrarlanan seyahatler Soruşturma dosyasında yer alan tespitlere göre, Merve Ş.’nin 2023-2026 yılları arasında ağırlıklı olarak Kıbrıs’a, bir kez de Arnavutluk’a olmak üzere toplam 30 farklı tarihte yurt dışına seyahat ettiği belirlendi. Yaklaşık 20 günlük aralıklarla gerçekleştiği belirtilen bazı seyahatlerin, donör temini ve yurt dışındaki tüp bebek merkezlerinde üreme hücresi elde edilmesi iddialarıyla bağlantılı olabileceği değerlendirildi. Seyahatlerin yıllar boyunca tekrarlanması, özellikle aynı ülkeye yönelmesi ve uçak biletlerinin bir bölümünün üçüncü kişiler tarafından satın alınması soruşturma kapsamında incelemeye alındı. Dosyada, seyahatlerin yaklaşık 20 günlük aralıklarla gerçekleşmesinin üreme hücresi elde edilmesine yönelik işlemlerle bağlantılı olabileceği yönündeki değerlendirmelere yer verildi. Hacer T.’nin beyanlarında Kıbrıs, Gürcistan, Batum ve Tiran’a kadın yönlendirdiğini anlattığı, seyahatlerin ülke ve tarih bakımından kliniklerin ihtiyaçlarına, adayların uygunluğuna ve mevcut bağlantılara göre şekillendiğinin değerlendirildiği belirtildi. Bununla birlikte, seyahat kayıtlarının tek başına her bir yolculuğun hangi amaçla yapıldığını kesin olarak ortaya koymadığı, bu kayıtların diğer delillerle birlikte ele alındığı kaydedildi. Adayların fotoğrafları kliniklere gönderildi Dosyadaki mesajlaşmalarda, donör adaylarının yaş, boy, kilo, kan grubu, saç ve göz rengi gibi fiziksel özelliklerine ilişkin bilgilerin toplandığı, bu bilgilerin fotoğraflarla birlikte kliniklere iletildiği öne sürüldü. Bazı yazışmalarda adaylardan beş veya altı fotoğraf istendiği, kliniklerin ihtiyaçlarına uygun kişilerin belirlenmesi için aracılar arasında görüşmeler yapıldığı belirtildi. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı görüşmelerde, hangi kan grubuna ihtiyaç duyulduğunu sorduğu ve adayları yaklaşık bir ay öncesinden eşleştirdiğini anlattığı kaydedildi. Yazışmalarda, adayların görünüşleri ve kliniklerin taleplerinin aynı görüşmelerde değerlendirildiği, uygun bulunan kadınların ilaç, muayene ve seyahat süreçlerinin daha sonra planlandığı öne sürüldü. Soruşturma dosyasına giren mesajlarda, bir kadının doğum yılına ilişkin yapılan konuşmada Hacer T.’nin "Ben küçülttüm" diyerek yaşını daha küçük gösterdiğini söylediği belirtildi. Şüphelinin, yaş bilgisinin sorulması halinde yanlış gönderildiğinin söylenmesini istediği iddia edildi. Bu yazışmaların, kliniğe iletilen aday profilindeki bilgilerin değiştirilmesine ilişkin değerlendirmelerde dikkate alındığı öğrenildi. İlaçların kullanımı videolarla takip edildi Hacer T., ifadesinde Gonal-F, Puregon ve Menopur isimli ilaçların yumurtaların büyütülmesi amacıyla kullanıldığını, kendisinin de donörlük sürecinde bu ilaçlardan bazılarını kullandığını belirtti. Gonapeptyl isimli ilacın kullanım amacına ilişkin de açıklama yapan şüphelinin, hangi ilacı hangi tarihte ve hangi dozda kullandığını ayrı ayrı belirtmediği öğrenildi. Dosyadaki yazışmalarda, ilaç kutularının fotoğraflarının istendiği, iğne uygulamalarının ve ultrason kontrollerinin görüntüler üzerinden takip edildiği öne sürüldü. Hacer T.’nin bazı görüşmelerde fotoğrafla yetinmeyerek ultrason videosu istediği, kadınların kullandıkları dozları ve kalan ilaç miktarlarını kontrol ettiğini anlattığı belirtildi. Hacer T., başka kadınlara gönderilen ilaçların temini konusunda Antalya’daki Baran ve Ankara’daki Filiz K. isimli kişilerden gelen ilaçları kadınlara ulaştırdığını ifade etti. Bu işlemleri kliniklerin talebi üzerine yaptığını söyleyen şüphelinin, eczacı olarak bildiği Nevzat isimli kişiyle reçetesiz ilaçların gönderilmesine ilişkin görüşmelerinin de dosyada yer aldığı öğrenildi. Bir donörün ifadesinde, Gonal-F ve Gonapeptyl isimli ilaçların kendisine kargo veya otobüs aracılığıyla gönderildiğini, gönderimleri Hacer T.’nin yaptığını ve şüphelinin organizasyon işlerini yönettiğini söylediği belirtildi. Dosyada ayrıca kullanılmayan ilaçların satın alınması ve başka kadınlara gönderilmesiyle ilgili mesajlaşmaların bulunduğu kaydedildi. Muayeneler Türkiye’de, işlemler yurt dışında Soruşturma kapsamında alınan ifadelerde, bazı donör adaylarının yurt dışındaki işlemler öncesinde İstanbul’da muayeneye götürüldüğü belirtildi. Bir donör, Hacer T.’nin kendisini iki kadınla birlikte Pendik’teki bir doktora götürdüğünü ve muayene ücretini nakit ödediğini anlattı. Hacer T.’nin de söz konusu anlatımı doğruladığı öğrenildi. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı görüşmelerde, kadınların İstanbul’daki muayene kayıtlarını istemediklerini söylediği ve muayenelerin kayıtsız şekilde gerçekleştirildiğini anlattığı iddia edildi. Şüphelinin bazı yazışmalarda kayıt yapılmamasını istediği, hekimlere toplu ödeme ve elden para verilmesi yöntemlerinden söz ettiği belirtildi. Dosyadaki değerlendirmelerde, Türkiye’de gerçekleştirilen muayene ve hazırlık aşamalarının yurt dışındaki kliniklerde yapılan işlemlerle bağlantılı olduğu öne sürüldü. Kadınların bazılarının yurt dışına tek başına gittiği, bazılarının ise varışta şoförler tarafından karşılandığına ilişkin beyanlar da soruşturma dosyasına girdi. Uçak biletleri ve seyahatler farklı kişilerce organize edildi Soruşturma dosyasında, donör adaylarının seyahat organizasyonlarında birden fazla kişinin görev aldığına ilişkin tespitler yer aldı. Hayat İ., Özlem T. ve Enis K.’nın uçak bileti bağlantılarında isimlerinin geçtiği, bazı biletlerin ise şirketler tarafından satın alındığı belirtildi. Klinikle iletişim kuran kişi, uçak biletini satın alan taraf ve yurt dışında karşılamayı gerçekleştiren kişinin farklı olabildiği değerlendirildi. Hacer T.’nin kendi donörlük işlemleri için Kıbrıs’a gittiğini, varışta şoför tarafından karşılandığını ve kan tahlili ile işlem sonrasında çoğunlukla aynı gün İstanbul’a döndüğünü anlattığı öğrenildi. Dosyada, Tiran ve Batum bağlantılarının da organizasyonun farklı kolları olarak değerlendirildiği belirtildi. Bununla birlikte, seyahatlerin her birinde aynı kişilerin görev almadığı, bazı kadınların yalnız seyahat ettiği ve farklı aracılar üzerinden işlem yaptığına ilişkin anlatımların bulunduğu kaydedildi. Para trafiğinde Muharrem Ş. öne çıktı Soruşturma kapsamında incelenen Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) kayıtlarında, Hacer T. ile Muharrem Ş. arasında karşılıklı para transferleri bulunduğu tespit edildi. Dosyada, 4 Eylül 2024 ile 26 Temmuz 2026 arasındaki listelenen hesap hareketlerinde Muharrem Ş.’den Hacer T.’ye 1 milyon 347 bin 341 lira 53 kuruş, Hacer T.’den Muharrem Ş.’ye ise 1 milyon 253 bin 650 lira aktarıldığı belirtildi. İki kişi arasındaki karşılıklı para transferlerinin toplamı 2 milyon 600 bin 991 lira 53 kuruş olarak kaydedildi. Dosyada ayrıca Hacer T.’nin hesabına listelenen 1 milyon 373 bin 501 lira 53 kuruşluk giriş ve hesabından listelenen 1 milyon 394 bin 750 liralık çıkış hareketleri yer aldı. Listelenen giriş ve çıkışların toplam hacminin 2 milyon 768 bin 251 lira 53 kuruş olduğu belirtildi. Hesap hareketlerinde ilaç, muayene, yol masrafları ve borç ilişkilerine ilişkin açıklamaların da bulunduğu, bu nedenle söz konusu tutarların doğrudan organizasyonun net kazancını göstermediği kaydedildi. Dosyada yer alan bir başka tespitte, Hacer T.’nin 23 Temmuz 2026’da bir kadına 45 bin lira gönderdiğini söylediği, aynı gün söz konusu tutarın Muharrem Ş.’nin hesabından ilgili kişinin hesabına aktarıldığı belirtildi. Hacer T.’nin bu ödemenin kullanılmayan ilaçların satın alınmasıyla ilgili olduğunu ifade ettiği öğrenildi. Hacer T.’nin Muharrem Ş.’yi 2025 yılında tanıştığı erkek arkadaşı olarak tanımladığı, ilaç temini ve para transferlerine ilişkin bağlantıların da soruşturma kapsamında incelendiği belirtildi. Donör ücretleri ve aracı komisyonları pazarlık konusu oldu Soruşturma dosyasındaki mesajlaşmalarda, donörlere ödenecek ücretler ve aracılara verilecek komisyonlar konusunda çok sayıda pazarlık yapıldığı öne sürüldü. Bazı anlatımlarda, bir işlemden 8-10 bin avro gelir elde edildiği, donöre ise 800-1.000 avro ayrıldığı belirtildi. Ücretlerin kliniklere, işlem sonuçlarına ve elde edilen yumurta sayısına göre değiştiğine ilişkin ifadeler de dosyada yer aldı. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı bir görüşmede donöre 1.300 avro, kendisine ise 150-200 avro ödenmesinin konuşulduğu belirtildi. Şüphelinin başka bir açıklamasında, normal sonuçlanan bir işlemden yaklaşık 5 bin lira aldığını, düşük sayıda yumurta elde edilmesi halinde ise kendisine ödeme yapılmadığını söylediği öğrenildi. Dosyadaki bazı mesajlarda Serap M.’nin, 2 bin avroluk bir bedel üzerinden iki aracıya ayrı ayrı 500 avro verilmesini önerdiği kaydedildi. Başka bir yazışmada Hacer T.’nin, yüksek sayıda yumurta elde edilen bir donörün ücretinden 100 avro kesilerek önceki bir işlemin hesabının dengelenmesini önerdiği öne sürüldü. Hacer T.’nin bir pazarlık sırasında "90 M2 çıkaran kızım var benim" ifadesini kullandığı, aynı görüşme dizisinde farklı yumurta sayıları için ödenen tutarları örnek gösterdiği belirtildi. Dosyada yer alan "M2" ifadesinin, olgunlaşmış yumurta hücrelerini tanımlamak için kullanılan MII aşamasına ilişkin olduğu değerlendirildi. Yumurta sayıları, toplanan oositler ve olgunlaşmış hücre sayılarının farklı ölçümler olduğu kaydedildi. Yeni aday bulanlara da komisyon verildiği iddiası Soruşturma dosyasındaki anlatımlarda, daha önce donörlük yapan bazı kadınların arkadaş çevrelerinden yeni adaylar bulduğu ve bu yönlendirmeler karşılığında komisyon talep ettiği öne sürüldü. Hacer T.’nin kendisini başka bir adayla tanıştıran kişiye 100 avro verdiğini anlattığı, başka bir donörün de yönlendirdiği kadın karşılığında vaat edilen komisyonu istediği mesajları kabul ettiği belirtildi. Bazı donörlerin daha önce işlem yaptırdıkları kliniklere yeniden yönlendirildiği, Hacer T.’nin bir kadını altı kez yönlendirdiğini söylediği öğrenildi. Başka bir donörün ise Kıbrıs’a yaklaşık bir buçuk ila iki ayda bir gittiğini anlattığı kaydedildi. Dosyadaki değerlendirmelerde, seyahat sayıları ile işlem sayılarının birbirinden farklı olabileceği, bu nedenle faaliyetlerin yalnızca uçuş kayıtlarından hareketle belirlenemeyeceği ifade edildi. Ücret anlaşmazlıkları ve mesajları silme talepleri Soruşturma dosyasında, bazı donörlerle aracılar arasında ücret, bilet ve işlem takvimi nedeniyle tartışmalar yaşandığına ilişkin mesajlar da yer aldı. Bir donörün yalnızca 1.000 avro aldığını, bilet ve otel masraflarının sorun oluşturduğunu belirterek başka bir hastane bulacağını yazdığı, Hacer T.’nin ise bu mesaja sert ifadelerle karşılık verdiği öne sürüldü. Başka yazışmalarda Hacer T.’nin, bir donörden mesajları silmesini ve sorulması halinde bireysel olarak seyahat ettiğini söylemesini istediği iddia edildi. Bazı kadınların aracılarla çalışmayı bırakarak kliniklerle doğrudan iletişim kurmak istediği, bu durumun komisyon anlaşmazlıklarını artırdığı belirtildi. Dosyada ayrıca bir para anlaşmazlığı sırasında Hacer T.’nin, paranın donörde olmadığını göstermek amacıyla mahrem görüntü çekerek Aden isimli kişiye gönderdiğini anlattığı mesajların bulunduğu kaydedildi. Donörün ise görüntünün başka kişilerin eline geçmesinden endişe ettiğini belirterek silinmesini istediği öğrenildi. Söz konusu yazışmaların, taraflar arasındaki para anlaşmazlıkları ve iletişim biçimi kapsamında dosyaya girdiği belirtildi. Ekonomik sıkıntılar ve çocuk bakımı da ifadelere yansıdı Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan bazı kadınların, donörlük faaliyetlerine ekonomik sıkıntılar, borçlar ve ek gelir ihtiyacı nedeniyle katıldıklarını anlattıkları öğrenildi. Ahucan A.’nın borçları nedeniyle donörlüğe başladığını söylediği, bazı kadınların ise işsizlik ve geçim sıkıntısından söz ettiği belirtildi. Dosyada yer alan bir donörün, eşinin 2022 yılında Bakırköy’de yaşanan silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini, olay sırasında küçük bir kızının bulunduğunu ve yedi aylık hamile olduğunu anlattığı kaydedildi. Aynı kişinin çocuklarının bakımını ve çalışma hayatını birlikte yürütmeye çalıştığı, seyahat saatlerini de bu şartlara göre ayarlamak zorunda kaldığını söylediği belirtildi. Başka bir yazışmada ise işlem takviminin ertelenmesi nedeniyle karın şişliği ve kasık ağrısı yaşadığını belirten bir donörün, daha fazla yumurta elde edilmesi amacıyla bekletildiğini düşündüğünü ifade ettiği öğrenildi. Söz konusu anlatımların kadınların kendi beyanlarını içerdiği, dosyada bu kişiler bakımından ayrıca bir tıbbi komplikasyon tanısının belirtilmediği kaydedildi. Tekrarlanan işlemlerin sağlık riskleri de gündeme geldi Soruşturma dosyasındaki anlatımlarda, yumurtalıkların ilaçlarla uyarılması ve yumurta toplama işlemlerinin birden fazla kez gerçekleştirildiğine ilişkin beyanlar yer aldı. Tıbbi açıdan bu işlemler; yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu, kanama, enfeksiyon ve yumurtalığın dönmesi gibi komplikasyon riskleri taşıyor. Ancak dosyada adı geçen her donör açısından bu tür komplikasyonların gerçekleştiğine ilişkin kesin bir tespit bulunmadığı belirtildi. Aynı donörün farklı ülkelerdeki kliniklerde tekrar tekrar kullanılması, işlem kayıtlarının merkezler arasında izlenememesi halinde genetik köken ve aile sağlık geçmişine ilişkin sorunlara da yol açabiliyor. Aynı donörden elde edilen yumurtalarla farklı ailelerde doğan çocukların genetik kardeş olabileceği, kayıtların birbirine bağlanamaması durumunda bu kişilerin genetik yakınlıklarını bilmeden ileride ilişki kurma veya evlenme riskiyle karşılaşabileceği değerlendiriliyor. Soruşturma dosyasında ise bu kapsamda gerçekleşmiş bir olay veya doğan çocukların toplam sayısına ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyor. Soruşturma sürüyor İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, donör temini, yurt dışındaki kliniklere yönlendirme, ilaç tedariki, para transferleri ve şüpheliler arasındaki görev dağılımına ilişkin delillerin birlikte değerlendirildiği öğrenildi. Dosyada, bazı şüphelilerin eylemlerinin 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’un Ek 1’inci ve 15’inci maddeleri ile Türk Ceza Kanunu’nun 91’inci maddesi kapsamında değerlendirildiği, örgütlü suç iddiaları bakımından da TCK’nin 220’nci maddesinin gündeme geldiği belirtildi. Örgüt lideri ve yöneticilerinin sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerin soruşturma dosyasındaki deliller çerçevesinde yapıldığı kaydedildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin ifadeleri, telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, uçuş kayıtları ve mali hareketlere ilişkin incelemelerin sürdüğü öğrenildi.

"Boyun kütletmesi" sonrasında gelen ölüm, akıllara rot balans ustasının sözde bel fıtığı tedavisini Haber

"Boyun kütletmesi" sonrasında gelen ölüm, akıllara rot balans ustasının sözde bel fıtığı tedavisini

İstanbul'da bir kişinin, boyun ağrısı için yaptırdığı kütletme işlemi sonrası beynine pıhtı atarak hayatını kaybetmesi yetkisiz uygulamaların tehlikelerini gözler önüne sererken, akıllara Antalya'da rot balans ustalığı yapan bir şahsın, iş yerinde kendi yaptığı bir mekanik düzenekle bel ve sırt ağrısı çeken kişilere uyguladığı sözde tedaviyi getirdi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şüheda Özçakır, sağlıkla ilgili her konuda olduğu gibi bu konuda da uzman desteğinin çok önemli olduğunun altını çizerek, "Ehliyetsiz kişilere sağlık emanet edilmemeli" dedi. İstanbul'da bir kişinin, boyun ağrısı için yaptırdığı kütletme işlemi sonrası beynine pıhtı atarak hayatını kaybetmesi, bilinçsiz ve yetkisiz kişiler tarafından gerçekleştirilen manuel uygulamaların risklerini yeniden gündeme getirdi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şüheda Özçakır, vatandaşları uyararak, sağlık uygulamalarının mutlaka uzman değerlendirmesi sonrasında ve yetkin kişiler tarafından yapılması gerektiğini söyledi. Sırt ve boyun ağrıları sebebiyle bir kişinin yanına giden vatandaş, iddiaya göre masaj ve çeşitli uygulamaların ardından boyun bölgesine 'kütletme' işlemi yapılması sonrasında fenalaştı. Hastaneye kaldırılan vatandaş, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Olayla ilgili başlatılan soruşturmada işlem yaptığı belirtilen şüpheli tutuklandı. Yaşanan olayın ardından vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Doruk Nilüfer Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şüheda Özçakır, ehliyetsiz kişilerin yaptığı uygulamaların ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade etti. "Ehliyetsiz kişilere kesinlikle prim vermeyin" Yaşanan ölümden dolayı büyük üzüntü duyduğunu belirten Prof. Dr. Özçakır, "Geçtiğimiz hafta içerisinde bir vatandaşımızın ehliyetsiz biri tarafından yapılan, tıpta manipülasyon, halk arasında kütletme olarak bilinen bir işlem sonrasında vefat ettiğini öğrendik. Gerçekten bu konuda çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Bu sebeple halkımızı da uyarmayı bir uzman hekim olarak borç biliyorum. Vatandaşlarımız sağlıklarını ciddiye alsın. Ehliyetsiz kişiler tarafından yapılan uygulamalara kesinlikle prim vermesinler" diye konuştu. "Önce ayrıntılı muayene yapılmalı" Bu tür uygulamaların gelişigüzel şekilde yapılmaması gerektiğini ifade eden Özçakır, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öncelikle bu kişilerin uzmanları doktorlardır. Doktorlar tarafından ayrıntılı bir muayene, ihtiyaç halinde modern tıp tedavileri yetmediği zaman tamamlayıcı tıp tedavileri tarafından, yine ehliyetli kişiler tarafından bu uygulamalar yapılabilir. Ancak ehliyetli olmayan kişiler tarafından yapıldığında gerçekten ölümle sonuçlanan ciddi yan etkiler ve sorunlarla karşılaşıyoruz maalesef." Vatandaşların sağlık okuryazarlığı konusunda kendilerini geliştirmeleri gerektiğini de belirten Özçakır, bazı durumlarda söz konusu uygulamaların kesinlikle yapılmaması gerektiğine dikkat çekti. "Bazı durumlarda kesinlikle yapılmamalı" Özçakır, "Bazı durumlarda yapılmaması, mutlak yapılmaması gereken durumları varsa kişinin ve bunu bilmiyorsa gerçekten sonuçlar bu şekilde ölümcül olabiliyor. Bunları anlayabilecek bir hekim muayenesi olduktan sonra daha rahatlıkla yapılabilir. Elbette bunlar tıpta yer alan tedavilerdir" ifadelerini kullandı. Manipülasyon, kayropraktik ve osteopati gibi uygulamalara da değinen Özçakır, Türkiye'de bu alanlarda doğrudan bir okul bulunmadığını, ancak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen sertifikasyon ve yönetmelik kapsamında uygulamalar yapılabildiğini söyledi. Özçakır, "Türkiye'de şu an bunların okulu yok. Ancak Bakanlığın açtığı bazı sertifikasyon yöntemleriyle bunlar yapılabilir. Yönetmeliği var bu konunun artık ve bir hastaya böyle bir işlem yapılmadan önce mutlaka ayrıntılı değerlendirme yapılması gerekir" dedi. "Hastaya bilgi verilmeli, belgeler imzalanmalı" Ayrıntılı değerlendirmenin yalnızca hastayla konuşmaktan ibaret olmadığını belirten Özçakır, işlem öncesinde hastaya yazılı bilgi verilmesi ve gerekli belgelerin imzalanması gerektiğini ifade etti. Özçakır, "Ayrıntılı değerlendirme sadece hastayla konuşmak değil, bu konuyla ilgili yazılı bilgi, belge okumak, anlatmak ve altına imza atmak şeklindedir. Bu belgelerin hepsi Sağlık Bakanlığı'nın sitesinde bulunabilir" diye konuştu. Tamamlayıcı tıp uygulamalarının Bakanlık tarafından yönetmeliklerle kontrol edildiğini belirten Özçakır, gerekli kurallara uyulmaması halinde hem uygulanan işlem açısından ciddi sağlık riskleri ortaya çıkabileceğini hem de uygulamayı yapan kişilerin yaptırımlarla karşılaşabileceğini dile getirdi. "Sağlıklarını ehliyetsiz kişilere emanet etmesinler" Vatandaşlara son kez çağrıda bulunan Prof. Dr. Şüheda Özçakır, "Ben tekrar halkımıza seslenmek istiyorum. Bu konuda lütfen sağlıklarını ciddiye alsınlar. Ehliyetsiz kişilerin önüne kendilerini, sağlıklarını emanet etmesinler, bırakmasınlar lütfen" ifadelerini kullandı. Yaşanan bu olay, akıllara Antalya'da rot balans ustalığı yapan bir şahsın, iş yerinde kendi yaptığı mekanik düzenekle bel ve sırt ağrısı çeken kişilere uyguladığı sözde tedaviyi getirdi. Hastaları kendi oluşturduğu düzeneğe yatırarak sözde tedavi uygulayan rot balans ustası medyada geniş yankı uyandırırken, şahıs, harekete geçen Sağlık Bakanlığı'nın uyarılarının ardından uygulamayı sona erdirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.