Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sağlık Bakanlığı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor Haber

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi. Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirterek, hastalıktan korunmada kişisel önlemlerin büyük önem taşıdığını vurguladı. KKKA Nedir? Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin kenelerin insanları ısırmasıyla bulaşan bir virüs tarafından oluşturulan ve ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve daha ciddi olgularda kanama gibi bulgu ve belirtiler oluşturarak ölümlere neden olabilen zoonotik, yani hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın ilk olarak Kırım bölgesinde, sonraki yıllarda ise Kongo’da tespit edildiğini belirten Özsoy, 1969 yılında bu iki bölgede görülen virüslerin aynı olduğunun anlaşılması üzerine hastalığın “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” olarak isimlendirildiğini ifade etti. “Vakalar Bahar ve Yaz Aylarında Artıyor” KKKA vakalarının, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği bahar ve yaz aylarında görüldüğünü belirten Özsoy, hastalığın Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat’ta tespit edildiğini söyledi. Hastalığın çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığını kaydeden Özsoy, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük’ün hastalığın yoğun görüldüğü iller arasında yer aldığını dile getirdi. “Bulaşma Yollarına Dikkat” Hastalığın ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaştığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığın bulaştırıcısı olan asıl kene türünün Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Özsoy, bunun yanı sıra hastalığın viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku ve vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabildiğine dikkat çekti. “Belirtiler ve Kuluçka Süreci” Kuluçka döneminin genellikle 1 ila 3 gün arasında değiştiğini, en fazla ise 9 güne kadar uzayabildiğini belirten Özsoy, enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında bu sürenin 5 ila 6 gün, en fazla ise 13 gün olabileceğini ifade etti. “Hastalığın Özel Bir Tedavisi Bulunmuyor” KKKA’nın özel bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Özsoy, tedavinin esasını destek tedavisinin oluşturduğunu söyledi. Günümüzde hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmadığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. “Her Yıl Nisan-Ekim Arasında Görülüyor” Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmaların Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü ifade eden Özsoy, kişisel korunma önlemlerinin alınmasının hastalığın kontrolünde ön planda olduğunu söyledi. Türkiye’de KKKA’nın her yıl nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü, haziran ve temmuz aylarında ise vaka sayılarının zirveye ulaştığını belirten Özsoy, hastalığın yaklaşık yüzde 4-5 oranında ölümcül seyredebildiğini dile getirdi. Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de 17 bin 132 vaka görüldüğünü ve 819 ölüm kaydedildiğini belirterek, en yüksek vaka sayısının 2009 yılında 1.318 vaka olarak gerçekleştiğini, 2017 yılında ise 343 vakanın tespit edildiğini söyledi. Hastalığın halen ülkemiz açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. “Risk Altındaki Meslek Grupları” Hastalığın özellikle endemik bölgelerde yaşayan tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, enfekte hastalarla temas eden sağlık personeli, laboratuvar çalışanları, hasta yakınları, askerler ve kamp yapan kişiler açısından risk oluşturduğunu belirten Özsoy, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Basit Tedbirlerle Korunmak Mümkün” Kene yönünden riskli alanlara gidilirken vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özsoy, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasının ve açık renkli kıyafetlerin kullanılmasının kenelerin fark edilmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Riskli alanlardan dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Özsoy, kene tutunması halinde çıplak elle temas edilmeden uygun bir malzeme yardımıyla çıkarılması gerektiğini söyledi. Kenenin erken çıkarılmasının hastalığın bulaşma riskini azalttığını belirten Özsoy, kişinin keneyi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade etti. Hayvanların sağlıklı görünse bile hastalığı taşıyabileceğine dikkat çeken Özsoy, hayvanların kanı, vücut sıvıları ve dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğini söyledi. “Kene Çıplak Elle Ezilmemeli” Kenelerin uçan ya da zıplayan canlılar olmadığını, yerden yürüyerek insan vücuduna tırmandığını belirten Özsoy, vücuda tutunan veya hayvanlar üzerinde bulunan kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi ve patlatılmaması gerektiğini vurguladı. Kenelerin üzerine sigara basılması ya da kolonya ve gaz yağı gibi maddeler dökülmesinin yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Özsoy, bunun kenenin kasılmasına neden olarak virüsü kişiye bulaştırma riskini artırabileceğini söyledi. “Temas Sonrası Takip Önemli” Kene tutunan kişilerin 10 gün boyunca halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini izlemeleri gerektiğini belirten Özsoy, bu belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Maruz kalan kişilerin günlük vücut ısısı ölçümü ve haftalık tam kan sayımı da dahil olmak üzere iki haftalık bir izlem sürecinden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Özsoy, karantina uygulanmasına gerek olmadığını söyledi. İzlem döneminde ateşli bir hastalık gelişmesi durumunda tanısal testlerin yapılması gerektiğini belirten Özsoy, Ribavirinin koruyucu amaçla kullanımının rolünün ise halen netlik kazanmadığını ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. “Çevre Temizliğinde Çamaşır Suyu Etkili” Çevre temizliği konusunda da bilgi veren Özsoy, sodyum hipokloritin, yani çamaşır suyunun virüse karşı oldukça etkili olduğunu söyledi. Kan ve vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeylerde 1’e 10’luk solüsyonların kullanıldığını belirten Özsoy, organik materyaller uzaklaştırıldıktan sonra uygulanmasının etkinliği artırdığını ifade etti. Hazırlanan solüsyonların 24 saat sonra etkinliğinin azaldığını kaydeden Özsoy, bu nedenle günlük hazırlanması gerektiğini ve hazırlanan ortamın iyi havalandırılmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Yaşlıların ayağına doktor, berber ve tesisatçı gitti, dünyalar onların oldu Haber

Yaşlıların ayağına doktor, berber ve tesisatçı gitti, dünyalar onların oldu

İki bakanlığın katkıları ile Gürsu Belediyesi tarafından hayata geçirilen "Yuvamda sağlık ve umut var" projesi kapsamında Belediye Başkanı Mustafa Işık yaşlı büyüklere duygu dolu ziyaretler gerçekleştirdi. Muayeneleri yapılıp ilaçları kontrol edilen, kuaförlük hizmeti alıp evlerinin elektrik tesisatı yenilenen yaşlılar ise mutluluklarını dile getirdiler. Gürsu Belediyesi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı destekleri, Sağlık Bakanlığı katkıları ile hayata geçirdiği Yuvamda Sağlık ve Umut Var projesinin ilk saha çalışmasını yaptı. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’ın proje arabasının sürücü koltuğuna geçtiği saha çalışmalarında, Gürsu’nun çınarlarına duygu yüklü ziyaretler gerçekleştirildi. Gürsu’da yaşayan 65 yaş üstü 7 binden fazla yaşlı vatandaş için Gürsu Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü ile Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ortaklığında geliştirilen Yuvamda Sağlık ve Umut Var projesi kapsamında saha çalışmaları yapılmaya başlandı. Yaşlı büyüklere özel hazırlanan kişisel bakım hizmetleri, öz bakım destekleri, evler için teknik destekler, psikolojik destek, sosyal etkinlikler gibi alanlarda sağlanan imkanlarla Gürsu’nun çınarları hem vefa duygusunu yaşıyor, hem de yalnız kalmıyor. Oluşturulan kimlik veri tabanı sayesinde, hanelerdeki ihtiyaçlar hızla tespit ediliyor. Gürsu’daki ilk saha çalışmalarına katılan ve bizzat proje aracının şoför koltuğuna geçen Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, ilk ziyaretleri ekibiyle birlikte gerçekleştirdi. Gezilen evlerde yaşlı büyüklerin kuaförlük hizmetleri yapıldı, elektrik tesisatlarının eksikleri giderildi. Doktor muayeneleri yapıldı, ilaçları kontrol edildi. Sağlık ve sosyal destek ekiplerinin destekleri ile yüzleri gülen yaşlı büyüklerimiz, anlamlı ziyaretler karşısında duygularını gizleyemedi. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, "Büyüklerimiz, bizim bilge çınarlarımız...Onlar ailemizin ve ilçemizin bereketi ve huzuru. İkinci baharlarında onları asla yalnız bırakmayacak, her adımda yanlarında olacağız. Rabbim onları başımızdan eksik etmesin" dedi.

“Hastaneler satılıyor” iddialarına resmi yalanlama Haber

“Hastaneler satılıyor” iddialarına resmi yalanlama

Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü, son günlerde bazı medya organları ve sosyal medyada yer alan “hastaneler satılıyor” yönündeki iddialara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Resmi Gazete’de yayımlanan kararın, fiilen kullanılmayan ya da işlevini yitirmiş taşınmazların yeniden değerlendirilmesine yönelik olduğu belirtildi. Listede yer alan ve halen sağlık hizmeti sunan kurumlara ait taşınmazların korunacağı ifade edilirken, bu alanlar içerisindeki yalnızca atıl durumdaki bölümlerin ifraz edilerek değerlendirileceği kaydedildi. Sürecin devam ettiği ve nihai planlamalar kapsamında bazı taşınmazların kısmi kullanımının sürdürülebileceği, bazılarının ise kapsam dışında bırakılabileceği aktarıldı. Açıklamada, “Sağlık hizmeti sunan hiçbir kamu hastanesinin satılması söz konusu değildir” denilerek kamuoyundaki iddialar net bir şekilde yalanlandı. Son 23 yılda sağlık altyapısına yapılan yatırımlara da dikkat çekilen açıklamada, çok sayıda şehir hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi ile devlet hastanesinin hizmete alındığı ve toplamda 151 bin nitelikli yatak kapasitesine ulaşıldığı vurgulandı. Bakanlık, vatandaşların yalnızca resmi açıklamalara itibar etmeleri gerektiğini belirterek, gerçeği yansıtmayan iddialara karşı dikkatli olunması çağrısında bulundu. MUSTAFA ESGİN: İÇİNDE SAĞLIK KURULUŞU BULUNAN SAĞLIK TESİSİNİN NE ARSASI, NE BİNASI SATILMAZ, SATILAMAZ Öte yandan AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı ve önceki dönem Bursa Milletvekili Mustafa Esgin de, Bursa’da hastanelerin satılacağı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasıyla tartışmalara son noktanın konulduğunu söyledi. Esgin, “İçinde sağlık kuruluşu bulunan, fiili olarak çalışan veya yapımı devam eden hiçbir sağlık tesisinin ne arsası ne binası satılmaz, satılamaz” ifadelerini kullandığını belirtti. Esgin, özellikle Mustafakemalpaşa Tepecik bölgesindeki vatandaşların bu konuda müsterih olması gerektiğini vurguladı. Dün gün boyunca muhalefetin söz konusu iddialar üzerinden “dezenformasyon yaptığını” öne süren Esgin, yapılan resmi açıklamalara rağmen tartışmanın siyasi zemine çekildiğini ifade ederek, muhalefetin açıklamalarını “siyasi tükenmişliğin göstergesi” olarak nitelendirdi. Sağlık Bakanlığı’nın konuya ilişkin yaptığı son açıklamaya da yer veren Mustafa Esgin, Resmi Gazete’de yayımlanan taşınmaz listesine dair “hastaneler satılıyor” iddialarının gerçeği yansıtmadığının net biçimde ortaya konduğunu yineledi.

Bakan Göktaş: "Sağlıklı hayat merkezlerimizde aile bakanlığımızın da irtibat birimi oluşacak Haber

Bakan Göktaş: "Sağlıklı hayat merkezlerimizde aile bakanlığımızın da irtibat birimi oluşacak

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında Koruyucu Sağlık Hizmetleri ile Sosyal Hizmet Sunumu İş Birliği Protokolü imzalandı. Sağlık Bakanlığı’nda gerçekleştirilen imza töreninde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş konuşma yaptı. Bakan Göktaş, imzalanan protokol ile ortak çalışma zeminini güçlendirmeyi amaçladıklarını aktararak, "Sosyal hizmet merkezi veya irtibat birimi bulunmayan ilçelerimizde, ilçe sağlık müdürlükleri, toplum sağlığı merkezleri, veya sağlıklı hayat merkezleri bünyesinde, sosyal hizmet merkezi irtibat birimleri kurmayı amaçlıyoruz. Sosyal hizmetleri amacımız sosyal hizmetlere erişimimizi kolaylaştırmak. İhtiyaçları elbette daha erken tespit etmek" ifadelerini kullandı. Sağlıklı hayat merkezlerinin Türkiye’nin dört bir yanında sunulan çok kıymetli merkezler olduğunu belirten Bakan Göktaş, "Buraya gelen vatandaşlarımız aynı zamanda bakanlığımızın bünyesindeki hizmet verdiğimiz her bir destekten veya bilgiden de istifade edebilecek. İhtiyaçların daha erken tespit edilmesinin yanı sıra aynı zamanda daha hızlı yönlendirme yapılacak. Kamu hizmetlerinde bir eş güdüm sağlanmış olacak" açıklamasında bulundu. "Sosyal hizmet anlayışıyla her haneye kesintisiz hizmet sunmayı sürdüreceğiz" Desteğe ihtiyaç duyan herkesin yanında olmaya sürdüreceklerini vurgulayan Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "Merkezlerimizle aile bütünlüğünü güçlendiren çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı gelişimini destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. Kadınların, engellerin, yaşlıların toplumsal hayata daha güçlü katılımını sağlamaya yönelik pek çok çalışmayı hayata geçiriyoruz. Bu vesileyle sağlıklı hayat merkezlerimizle irtibat birimlerimizle hem kadınlara, ailelere çocuklara, engellilere ama aynı zamanda şehit yakını ve gazilerimizin de artık bütün Türkiye’de bir irtibat birimi oluşacak. Desteğe ihtiyaç duyan her vatandaşımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Ülke genelinde hali hazırda 438 sosyal hizmet merkezi ve 311 sosyal hizmet merkezi irtibat birimleriyle hizmet veriyoruz. İşte bu sebeple tam da yerinde sosyal hizmet anlayışıyla her haneye kesintisiz hizmet sunmayı sürdüreceğiz." "Türkiye’nin dört bir yanında sağlıklı hayat merkezlerimizde aile bakanlığımızın da bir irtibat birimi oluşacak" Protokol ile yürütülen çalışmaların daha da güçlendirileceğini vurgulayan Göktaş, "Türkiye’nin dört bir yanında sağlıklı hayat merkezlerimizde ilçe sağlık müdürlükleri ve toplum sağlık merkezlerinde de aile bakanlığımızın da bir irtibat birimi oluşacak. Dolayısıyla hem sağlık hem sosyal hizmet anlayışımızı güçlendireceğiz. Ayrıca da vatandaşımızın artık çok uzaklara gitmeden doğrudan hizmeti yaşadıkları ilçelerde alma imkanı bulacaklar" diye konuştu. "Vatandaşımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerimizi sosyal hizmetler ile aynı çatı altında buluşturuyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ise, insanı merkeze koyan hizmet anlayışlarını bir adım öteye taşımanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyerek, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile imzalayacağımız bu protokol; sağlığı sadece hastalıktan kurtulmak değil, tam bir iyilik hali ve güçlü bir sosyal yaşam olarak gördüğümüz en somut adımlardan biri olacaktır. Bu protokolle de, vatandaşımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerimizi sosyal hizmetler ile aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bakanlığımız bünyesinde ücretsiz hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde vatandaşlarımız artık sosyal hizmetlere de doğrudan ulaşabilecek" şeklinde konuştu. "Bu yüzyıl; şefkatin, iyiliğin ve güçlü toplum yapısının yüzyılı olacak" Protokol kapsamında yapılacak faaliyetlere ilişkin bilgi veren Memişoğlu, şunları kaydetti: "Sağlık ve sosyal hizmetleri aynı çatı altında, ‘aynı koridorda’ buluşturuyoruz. Vatandaşımız merkezimize geldiğinde; sadece fiziksel sağlığı için değil, sosyal haklarından yaşlı bakımına, aile desteğinden istihdam yönlendirmesine kadar her alanda bütüncül bir destek alacak. İlk etapta 72 ilçemizdeki merkezlerimizde sosyal hizmet uzmanlarımızla hekimlerimizi bir araya getirerek, özellikle hassas gruplarımıza yerinde ve anında çözüm üreteceğiz. Esasında sağlığı sadece tıbbi bir konu olarak değerlendirmiyoruz. Sağlık, hayatın kendisidir. Bu yüzden sağlığı sosyal hayattan ayırmıyor, vatandaşımızı her alanda destekleyerek tam bir iyilik hali için çalışıyoruz. Bu yüzyıl; şefkatin, iyiliğin ve güçlü toplum yapısının yüzyılı olacak. Bizler, ‘millete hizmet’ aşkıyla, kurumlar arası iş birliğini en üst seviyeye çıkarmaya kararlıyız."

Solunum hastaları sağlıklı hayat merkezinde şifa buluyor Haber

Solunum hastaları sağlıklı hayat merkezinde şifa buluyor

Bursa İl Sağlık Müdürlüğü ile Uludağ Üniversitesi arasında yapılan iş birliği kapsamında anfizem, astım ve KOAH gibi çeşitli solunum hastalıkları nedeniyle Uludağ Üniversitesi Hastanesi’nden pulmoner rehabilitasyon hizmeti alan hastalar, idame programlar için Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne sevk ediliyor. Yaklaşık iki yıldır devam program sayesinde hastaların akciğer ve efor kapasiteleri, fizyoterapist eşliğinde yapılan rehabilitasyon çalışmalarıyla arttırılıyor. Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Fizyoterapist Ahmet Gökburu, Sağlık Bakanlığı tarafından bu yıl "Her adımda daha rahat nefes" temasıyla kutlanan Pulmoner Rehabilitasyon Haftası kapsamında yaptığı açıklamada Türkiye’de ilk kez bir sağlıklı hayat merkezinde pulmoner rehabilitasyon programı uygulandığına dikkat çekti. Hastane ortamından ve enfeksiyon tehlikesinden uzak bir şekilde iki yıldır hastalara hizmet verdiklerini vurgulayan Gökburu, "Daha çok KOAH, astım, bronşektazi gibi akciğer hastalıklarıyla beraber egzersiz kapasitesini arttırarak, oksijen oranlarını yükselterek, hastalarımızın daha iyi olmasını sağlıyoruz. Amacımız hastalıkların ilerlemesini engellemek ve idame bir program oluşturabilmek. Şu anda 9 hastamızla birlikte bu programımızı devam ettiriyoruz" şeklinde konuştu. "Sağlık durumum iyiye gidiyor" Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’nden pulmoner rehabilitasyon hizmeti alan vatandaşlar da memnuniyetini dile getirdi. Rehabilitasyon programı için Mudanya’dan Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne geldiğini ifade eden hasta Sadık Öztürk, "Bende akciğer tabaka sertleşmesi rahatsızlığı var. 7-8 aydır bu programa katılıyorum. 3 ay Uludağ Üniversitesi’ne gittim. Yaklaşık 4-5 aydır da buraya geliyorum. Sağlık durumum iyiye gidiyor. Sıhhatliyim. Önceki halimle şu anki halim çok farklı. O zamanlar yürüyemiyordum. Şimdi artık yürüyebiliyorum. Rahatım ve buradan çok memnunum" diye konuştu. "Göğüs ağrılarım geçti" 1 yıldır Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’nde pulmoner rehabilitasyon programı aldığını belirten KOAH hastası 74 yaşındaki Feyzullah Eyüpoğlu ise, "Uludağ Üniversitesi’nde programa başladım. 3 ay kadar bir eğitim gördüm. Daha sonra beni buraya sevk ettiler. 1 yıldır da buradayım. Biraz iyileştim. Göğsümün ağrıları geçti. Bu şekilde devam ediyoruz. Allah’a şükür iyiyim. Başlarda soluk soluğa kalıyordum. Nefesimi alamıyordum ama şimdi 10 dakika rahatlıkla yapıyorum. Nasip olursa bir süre daha buraya gelip gitmeyi çok isterim" dedi.

Osmangazi’de Kadınlara Sağlık Bilinci Eğitimi Haber

Osmangazi’de Kadınlara Sağlık Bilinci Eğitimi

Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla çeşitli eğitim programları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, kadınlara yönelik bilinçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi ile birlikte Şadırvanlı Han’da "Kadın Sağlığı ve Doğum Sonrası Psikoloji" başlıklı bir panele ev sahipliği yaptı. Kadınların sağlıklı yaşam, sosyal katılım ve bireysel farkındalıklarını artırmayı hedefleyen panelde, alanında uzman Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Hüseyinoğlu ve Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan, kadın sağlığı ve ruh sağlığına dair önemli bilgiler paylaştı. Erken teşhisin önemi vurgulandı Herhangi bir şikayet hissedildiğinde doktora başvurulduğunu belirten Op. Dr. Hüseyinoğlu, oysa şikayet olmadan yapılan düzenli kontrollerin erken teşhis açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Meme kanseri ve rahim ağzı kanserine dikkat çeken Op. Dr. Hüseyinoğlu, "Sağlık Bakanlığı’mızın bu konuda çok güzel yürüttüğü bir kanser tarama programı var. Kadınlarda hem meme kanserini, hem rahim ağzı kanserini düzenli aralıklarla bu programda tarıyoruz. Rahim ağzı tarama programında 30-65 yaş arası kadınlara HPV ve DNA testiyle, rutin bir jinekolojik muayeneden farkı olmayan bir test ile 5 yılda bir HPV, DNA taramasını öneriyoruz. Burada bizim için asıl önemli olan şey erken teşhis ve önleyebilmek" diye konuştu. Bireysel ruh sağlığı toplum için büyük önem taşıyor Panelde konuşan Klinik Psikolog Büşra Bilge Çağlayan ise kadınlarda görülen psikolojik sorunlara dikkat çekti. Depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme bozukluklarının kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirten Çağlayan, bu tür durumlarda profesyonel destek alınmasının önemine değindi. Bireysel ruh sağlığının toplum sağlığı için de büyük önem taşıdığını ifade eden Çağlayan, kişilerin kendilerinde fark ettikleri sorunlar karşısında terapi desteği almaktan çekinmemeleri gerektiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.