Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sağlık Bakanlığı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Memişoğlu: "Bugün kendi tıbbi cihazlarımızı geliştiriyor, yerli ürünlerimizi dünyaya ihraç ediyoruz" Haber

Bakan Memişoğlu: "Bugün kendi tıbbi cihazlarımızı geliştiriyor, yerli ürünlerimizi dünyaya ihraç ediyoruz"

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nca (TÜSEB) düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı, "Türk Tıp Dünyasında Üreten Sağlık; Küresel Sağlık Tehditleri Karşısında Dirençli Sağlık Sistemleri" temasıyla İstanbul'da gerçekleştiriliyor. Programa Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da katıldı. Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar başta olmak üzere yurtdışından 30 Türk bilim insanı ve 20'ye yakın ülkenin Sağlık Bakanı ve üst düzey yöneticileri, sektör temsilcileri, akademisyenler ve kamu yöneticileri ile birlikte 2 bin davetli de kurultayda bir araya geldi. Bakan Memişoğlu kurultayın açılış töreninde bir konuşma yaptı. Bu yıl kurultayın ‘Türk Dünyasında Üreten Sağlık: Küresel Sağlık Tehditleri Karşısında Dirençli Sağlık Sistemleri' temasıyla düzenlendiğini belirten Bakan Memişoğlu, "Dünya, pandemilerden afetlere ve iklim krizlerine kadar tarihin en hassas sağlık testlerinden geçerken Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kurduğu insan merkezli altyapıyla küresel bir şifa üssü ve güven limanı olmuştur. Şehir hastanelerimizden ambulans uçaklarımıza kadar uzanan bu devasa kapasite, sadece kendi vatandaşımızın değil, tüm mazlumların da umudu olmuştur. Türk dünyası olarak bizler de sahip olduğumuz bilgi birikimini, nitelikli insan kaynağımızı ve üretim gücümüzü ortak bir hedef doğrultusunda birleştirmeliyiz. Bu kurultayı tecrübemizi paylaşmak, iş birliğimizi geliştirmek ve birlikte üretmek için önemli bir fırsat olarak görüyoruz" diye konuştu. "Bin 500'ü aşkın hastanemiz, 1.5 milyonluk sağlık ordumuzla güçlü bir kapasiteye sahibiz" Türkiye'nin bin 500'ü aşkın hastane ve 1.5 milyonluk sağlık ordusuyla güçlü bir kapasiteye sahip olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, "Şimdi bu güçlü altyapı ve tecrübelerimizi bilimsel araştırmalarla, üretimle daha ileriye taşıyoruz. Bilgiyi ürüne, fikri değere dönüştürüyoruz. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nda ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık' diyoruz. Çünkü inanıyoruz ki Türkiye'nin sağlık alanında kendi teknolojisini geliştirmesi, kendi ürünlerini üretmesi ve dünyaya katkı sunması bir hedeften öte, hep birlikte üstlendiğimiz bir sorumluluktur. Bugün kendi tıbbi cihazlarımızı, aşı ve ilaçlarımızı geliştiriyor, yerli ürünlerimizi dünyaya ihraç ediyoruz. Solunum cihazlarımızı 45 ülkeye, otomatik şok cihazlarımızı 18 ülkeye ulaştırıyoruz. Kendi imkanlarımızla geliştirdiğimiz, uluslararası üç ödüle sahip kalp-akciğer makinemizi de ameliyatlarda kullanmaya başladık. Bilim insanlarımızın ve mühendislerimizin emeğini, artık hastalarımıza şifa olarak ulaştırıyoruz. Yerli mobil dijital röntgen cihazlarımızı ve ileri özelliklerle donatılan yoğun bakım monitörlerimizi kamu hastanelerimizde hizmete aldık. Yerli ultrason cihazlarımız için üretim tesisimizi kuruyoruz; iki yıl içinde kendi ultrasonumuzu üretmeye başlayacağız. Aşı, ilaç ve biyoteknoloji alanlarında da çalışmalarımızı büyütüyoruz. Yerli hepatit ve suçiçeği aşılarımızı kullanıma sunduk. 8 ayrı aşı için proje çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hücre ve gen tedavilerini kendi ülkemizde geliştirip uygulayabilir hale geldik. Yerli CAR-T hücre tedavisini birçok hastamıza başarıyla uyguluyoruz. Şimdi bu alandaki üretim ve araştırma kapasitemizi geliştirerek kendi tedavilerimizi dünyaya sunmayı hedefliyoruz" dedi. "Şehir hastanelerimizdeki 29 Teknoloji Transfer Ofisimizle sahadaki ihtiyaçları bilimsel çalışmalarla buluşturuyoruz" Şehir hastanelerindeki 29 Teknoloji Transfer Ofisiyle sahadaki ihtiyaçları bilimsel çalışmalarla buluşturduklarını dile getiren Bakan Memişoğlu, "Sağlık teknolojilerinin arkasında uzun süren araştırmalar, ortak çalışmalar ve büyük bir emek var. Bakanlık olarak bu emeği destekleyen, fikrin ürüne dönüşmesini kolaylaştıran bir yapı kurduk. TÜSEB aracılığıyla araştırmacılarımızı ve girişimcilerimizi destekliyoruz. Şehir hastanelerimizdeki 29 Teknoloji Transfer Ofisimizle sahadaki ihtiyaçları bilimsel çalışmalarla buluşturuyoruz. Bakanlığımızca onaylanan ve TÜSEB'in desteklediği klinik araştırmalarda hastalarımızın tedavi giderlerini Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla karşılıyoruz. Sağlık alanında bir fikriniz varsa yola çıkın. Biz, o yolda sizinle birlikte yürümeye, önünüzü açmaya ve fikirlerinizi ürüne dönüştürmenize destek olmaya hazırız. Fikrinizi paylaşmak için sizleri ‘uretensaglik.gov.tr' adresindeki Portalımız'a davet ediyorum. Fikirden ürüne, Türkiye'den dünyaya gelin, birlikte geliştirelim, birlikte üretelim" ifadelerini kullandı.

Çekirge Devlet Hastanesi'nde son gün! Haber

Çekirge Devlet Hastanesi'nde son gün!

Bursa'nın sağlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Çekirge Devlet Hastanesi'nde bir dönem sona erdi. Milyonlarca kişiye hizmet veren, kiminin üzüntüsüne, kiminin ise mutluluğuna şahit olan hastanede son gün olması herkesi duygulandırdı. 23 Ekim 2026 Cuma günü gün içerisinde son kez hasta kabul eden hastanede, 56 yıl geride kalacak. Ancak Sağlık Bakanlığı ve Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi'nde hangi birimlerin ne zaman hasta kabulüne başlanacağı hakkında bir bilgi verilmedi. Taşınmayla birlikte Çekirge'deki sağlık hizmetlerinin Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi'nde sürdürülmesi hedeflense de vatandaşların Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevularını oluşturmak için kontrollerini sağlamaları gerekiyor. Fiili hasta kabul tarihi ve randevu verilen ilk gün konusunda kesin bir tarih doğrulanamadı. Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi, genel sağlık hizmetlerinin yanı sıra onkoloji, kadın doğum ve çocuk sağlığı alanlarında da hizmet vermesi hedefleniyor. Çekirge'deki eski bina yıkılacak mı, ne yapılacak? Hastanenin taşınmasının ardından Çekirge'de boşalacak binanın geleceği de belirsizliğini koruyor. Ekim ayı başında yayımlanan yerel haberlerde, binanın "Esenlik Merkezi" olarak değerlendirilmesi seçeneğinin gündemde olduğu, Bursa'dan ise yapının fizik tedavi hastanesine dönüştürülmesi önerisinin Sağlık Bakanlığına iletilmesinin planlandığı aktarıldı. Ancak binanın yıkılacağına, alanın park veya başka bir kamu kullanımına ayrılacağına ilişkin kesinleşmiş bir resmî karar doğrulanamadı. Bu nedenle mevcut yapının korunup korunmayacağı ve hangi amaçla kullanılacağı konusunda son kararın ilgili kurumların açıklamalarıyla netleşmesi bekleniyor. Çekirge Devlet Hastanesi'nin taşınmasıyla Bursa'nın sağlık hizmetlerinde yeni bir dönem başlayacak. Ancak hem Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi'nin ilk hasta kabul tarihi hem de Çekirge'de boşalacak binanın geleceği, vatandaşların yanıt beklediği iki önemli başlık olarak öne çıkıyor. Hastaneye son kez gelen çalışanlarından hastalarına herkes duygu dolu anlar yaşadı. Hastane çalışanların uzun yılları geçirdikleri hastaneye veda ederken, yeni bir hastanenin herkes için daha güzel olacağını söyledi. Hastanenin mahalle arasında olmasından dolayı rahat ulaşım sağladıklarını belirten vatandaşlar ise, "Keşke devam etseydi. Gelip gittiğimiz yer olduğu için çok alışmıştık" dedi. Ağlayanı da güleni de gördüğünü belirten kahya ise, 13 yılı iyisiyle kötüsüyle geride bıraktıklarını ifade etti.

Bandırma'da miniklere sağlıklı yaşam eğitimi Haber

Bandırma'da miniklere sağlıklı yaşam eğitimi

Bandırma Marmara İlkokulu'nda, Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolü kapsamında Bandırma İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından öğrencilere yönelik eğitim ve farkındalık etkinliği düzenlendi. Gerçekleştirilen program, Marmara İlkokulu Müdür Yardımcısı Tuncay İnce'nin açılış konuşmasıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından öğrenciler, müzik eşliğinde yapılan ısınma hareketleri ve sabah sporu etkinliklerine katıldı. Program kapsamında öğrencilerin sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması amacıyla çeşitli eğitimler ve uygulamalar gerçekleştirildi. Uzmanlar tarafından öğrencilere kişisel hijyen, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ağız ve diş sağlığı ile bulaşıcı hastalıklardan korunma konularında bilgi verildi. Konferans salonunda gerçekleştirilen sunumlarda sağlıklı yaşamın önemi, psikolojik iyi oluş ve çocukluk döneminde kazanılan alışkanlıkların gelecekteki sağlık üzerindeki etkileri ele alındı. Öğrencilerin günlük yaşamlarında uygulayabilecekleri sağlıklı davranışlar hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlikte Halk Sağlığı Uzmanı Hatice Sulener Güzel Poligu, psikolog Gizem Şan, diş hekimi Gürkan Kayan, uzman diyetisyen Aslı Kanbur Uşuğ ve doktor Yaren Yılmaz görev aldı. Eğitimler, öğrencilerin sınıflarına ve belirlenen etkinlik programına göre gerçekleştirildi. 112, UMKE ve itfaiye ekipleri tanıtıldı Etkinlikler kapsamında öğrencilere acil durumlarda yapılması gerekenler ve sağlık hizmetlerinin işleyişi hakkında da bilgi verildi. 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve itfaiye ekiplerinin görevleri tanıtıldı. Okul bahçesine gelen 112 Acil Sağlık Hizmetleri ambulansı ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına ait itfaiye aracı öğrenciler tarafından ilgiyle incelendi. Görevli personel, araçların donanımları ve acil durumlarda yürütülen çalışmalar hakkında öğrencilere bilgi verdi. Program doğrultusunda öğrencilerin acil sağlık ve itfaiye hizmetlerini yerinde tanıması amaçlandı. Eğitimler eğlenceli etkinliklerle desteklendi Program boyunca öğrenciler, eğitimlerin yanı sıra çeşitli fiziksel ve eğlenceli etkinliklere de katıldı. Okul bahçesinde düzenlenen hareket etkinlikleri ve yumurta taşıma yarışıyla çocukların hem keyifli vakit geçirmesi hem de fiziksel aktivitenin önemini deneyimlemesi sağlandı. Sınıflarda gerçekleştirilen uygulamalarda ise öğrencilerin yaş gruplarına uygun etkinlikler düzenlendi. Birinci sınıf öğrencileri boyama ve bilgilendirme çalışmaları yaparken, diğer sınıflar sağlık eğitimleri ve okul bahçesindeki etkinliklere katıldı. Programın sonunda etkinliklere katılan öğrencilere Bandırma İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından "Sağlık Elçisi Belgesi" takdim edildi. Etkinlikle çocukların sağlık konusunda bilinçlenmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını erken yaşta kazanması ve sağlık hizmetleri hakkında farkındalıklarının artırılması hedeflendi.

"Zaman Senden Yana" ile meme kanserinde hayata ayrılan zamanın değeri vurgulandı Haber

"Zaman Senden Yana" ile meme kanserinde hayata ayrılan zamanın değeri vurgulandı

Dünyada ve Türkiye'de kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, milyonlarca kadının ve ailesinin yaşamını etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konuldu. Türkiye'de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre her yıl yaklaşık 32 bin kadın meme kanseri tanısı alıyor. Erken tanının tedavi başarısında belirleyici rol oynadığı hastalıkta, bilimsel gelişmeler sayesinde hastalığın özelliklerine göre farklı tedavi seçeneklerinden yararlanılabiliyor. Bu gelişmeler, tedavinin klinik sonuçlarının yanı sıra hastaların günlük yaşamlarına etkisinin de daha fazla gözetilmesini sağlıyor. Meme kanseri hastalarının deneyimlerine dikkat çekildi Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanının önemine dikkat çekmek ve meme kanseri hastalarının tanı ve tedavi süreçlerindeki deneyimlerine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla hayata geçirilen "Zaman Senden Yana" projesi, 17-18 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Ataşehir'de bulunan bir AVM'de ziyaretçilerle buluştu. Europa Donna Türkiye - Meme Hastalıkları Koalisyonu Derneği tarafından Roche İlaç Türkiye'nin katkılarıyla gerçekleştirilen projede, özel olarak hazırlanan deneyim alanı aracılığıyla ziyaretçilere hastaların yaşadığı süreçleri farklı bir perspektiften deneyimleme imkanı sunuldu. Tanıdan tedaviye, zamanın değerini anlatan deneyim "Zaman Senden Yana" projesi kapsamında hazırlanan deneyim alanında, üç LED ekran aracılığıyla görsel ve işitsel bir anlatım sunuldu. Yaklaşık 2,5 dakika süren filmde ziyaretçiler, bir meme kanseri hastasının gözünden tanı ve tedavi sürecine eşlik etti. Hastane koridorları, bekleme alanları, sağlık çalışanları ve saat sesleriyle başlayan anlatı, tedavi sürecinden günlük yaşamın değerli anlarına uzandı. "Zaman Senden Yana" mesajıyla ziyaretçilere sağlıklarını ertelememeleri ve meme kanseri konusunda bilinçli adımlar atmaları çağrısında bulunuldu. "Kadını meme kanseri tanısı aldığı andan itibaren desteklemeliyiz" Radyasyon onkolojisi uzmanı ve Europa Donna Türkiye - Meme Kanseri Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Serap Yücel, meme kanseri tanısı alındığı andan itibaren bir kadının hayatında her şeyin değiştiğini belirterek, "Kadınlar, aile yaşamının merkezinde yer alıyor; çocukların, eşlerin ve aile içindeki pek çok sorumluluğun bir arada yürütülmesinde önemli bir rol üstleniyor. Ancak meme kanseri tanısı alıp tedavi sürecine başladıklarında hem kendilerine hem de tedavilerine ilişkin çeşitli endişe ve kaygılar yaşayabiliyorlar. Bu durum, aile içindeki dengeleri de etkileyerek yeni ihtiyaçları beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle meme kanseri tanısı alan kadınları yalnızca tedavi süreçlerinde değil, sosyal yaşamlarında, aile ilişkilerinde ve iş hayatlarında da desteklememiz gerektiğine inanıyoruz. Meme kanseri tanısı alan bir kadın, hayatını adeta bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiriyor. Geçmişini, geleceğini ve bundan sonra neler yapması gerektiğini sorgulamaya başlıyor. İşte tam da bu noktada ona yalnız olmadığını, benzer deneyimlerden geçen başka kadınların da bulunduğunu hissettirmek istiyoruz. Tedavi sürecinin, kadınların aileleriyle geçirdikleri zamandan, sosyal yaşamlarından ya da emek vererek oluşturdukları kariyerlerinden mümkün olduğunca uzaklaşmadan ilerlemesini önemsiyoruz. Bu nedenle kadınların yalnızca tıbbi değil, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını da gözeten bütüncül bir destek yaklaşımına ihtiyaç duyuyoruz. Türkiye'de 25'inci yılımızdayız ve geride bıraktığımız bu süreçte çok şeyin değiştiğini görüyoruz. Özellikle son yıllarda kadınlar hem kendileri hem de meme kanseri hakkında çok daha açık konuşmaya başladılar. Bu değişim, 25 yıldır sürdürdüğümüz çalışmaların ne kadar değerli olduğunu gösterse de önümüzde hâlâ uzun bir yol var. Kadınların bir araya gelerek deneyimlerini paylaşabildiği, birbirlerinden güç alabildiği ve dayanışma içinde olabildiği bir ortam oluşturmayı önemsiyoruz. Amacımız, kadınların doğru tedaviye ulaşmalarını, hekimleriyle açık bir iletişim kurabilmelerini ve yaşadıkları kaygıları daha iyi yönetebilmelerini desteklemek. Geçmiş deneyimlerimizden ve birbirimizin hikâyelerinden güç alarak meme kanseri yolculuğunda hiçbir kadının kendisini yalnız hissetmemesi için çalışmaya devam ediyoruz" dedi. "Zaman Senden Yana" projesiyle ilgili bilgi de paylaşan Yücel, şunları söyledi: "Europa Donna Türkiye ve Roche İlaç Türkiye iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz ‘Zaman Senden Yana' projesiyle de meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekmeyi amaçlıyoruz. Kadınlara, erken tanının yalnızca tedavi başarısı açısından değil, yaşamlarına ayırabilecekleri zamanı korumak açısından da ne kadar değerli olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi, tedavi seçeneklerinin artmasına, bazı hastalarda daha az yoğun tedavilerin uygulanabilmesine ve sağ kalım oranlarının yükselmesine katkı sağlayabiliyor. Biz de bu projeyle erken tanı konusunda farkındalığı artırmayı ve kadınların sağlıklarını önceliklendirmelerini teşvik etmeyi hedefliyoruz." "Meme kanserinde erken tanıyı çok önemsiyoruz" Tıbbı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay ise, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğuna dikkat çekerek, "Meme kanseri, hem dünyada hem de Türkiye'de kadınlarda en sık görülen kanser türü. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konulurken Türkiye'de bu sayı yaklaşık 32 bine ulaşıyor. Bu nedenle meme kanserinde erken tanı büyük önem taşıyor ve özellikle Ekim ayı boyunca bu konuda farkındalığı artırmaya çalışıyoruz. Erken tanıdan kastımız, hastanın bir şikâyetle ya da eline gelen bir kitle nedeniyle hekime başvurmasından önce, henüz belirti vermeyen değişikliklerin mamografi taramalarıyla tespit edilmesi. Meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi, tedavi başarısını artırırken bazı hastalarda daha az yoğun tedavilerle etkili sonuçlar elde edilmesine de imkan sağlayabiliyor. Bu nedenle kadınların yaşlarına ve bireysel risk faktörlerine uygun tarama programlarını aksatmamaları son derece önemli. Meme kanseri, tedavi alanında da önemli gelişmelerin yaşandığı hastalıklardan biri. Yeni tedavi seçenekleri ve teknolojiler sayesinde tedavi başarımız giderek artıyor. Bununla birlikte, tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde uygun hastalarda hastanede veya tedavi ünitesinde geçirilen süreyi azaltmak da mümkün hale geliyor. Bu da kadınların kendilerine, ailelerine, işlerine ve sosyal yaşamlarına daha fazla zaman ayırabilmelerine katkı sağlıyor. Artık yalnızca tedavinin başarısına değil, hastaların yaşam kalitesine de odaklanıyoruz. Meme kanseri tedavisinde yaşanan bu gelişmeleri, hastalarımızın hem sağlıkları hem de günlük yaşamları açısından son derece değerli buluyoruz" ifadelerini kullandı. "Son yıllarda onkoloji alanında tıbbın diğer pek çok alanında olduğu gibi çok önemli gelişmeler yaşandı" Roche İlaç Türkiye Medikal Direktörü Dr. Mahir Kurt, zamanının meme kanserinde en kritik unsurlardan biri olduğunu vurgulayarak, "Zaman demek, tanı demek ve tanıda kazanılan zaman hastalığın gidişini, hastalığa verilen cevabı, tedavi sonuçlarını etkileyen bir faktör. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşıyor. Erken tanı ise kişinin kendi meme sağlığına ilişkin farkındalığıyla başlıyor; kendi kendine meme muayenesi, düzenli hekim kontrolleri ve yaşa ve risk durumuna uygun taramalarla devam ediyor. Bu noktada erken tanı farkındalığın artırılmasını son derece değerli buluyoruz. Roche olarak biz de meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Europa Donna Türkiye'nin bu girişimine destek veriyoruz. Son yıllarda tıbbın pek çok alanında olduğu gibi onkoloji alanında da önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler yalnızca tedavi etkinliğini ve başarı oranlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hastaların tedavi sürecindeki deneyimlerini ve yaşam kalitelerini de olumlu yönde etkiliyor. Özellikle tedavi yöntemlerindeki yenilikler, uygun hastalarda tedavi için ayrılan sürenin azalmasına, böylece kişilerin kendilerine ve sevdiklerine daha fazla zaman ayırabilmelerine imkan sağlayabiliyor. Dolayısıyla yenilikçi tedavilerin sunduğu faydaları yalnızca tedavi başarısıyla sınırlı değerlendirmemek gerekiyor. Kadınların günlük yaşamlarına devam edebilmeleri, aileleriyle ve sevdikleriyle daha fazla vakit geçirebilmeleri ve kendilerine zaman ayırabilmeleri de bu gelişmelerin önemli bir parçasını oluşturuyor" şeklinde konuştu.

Bakan Memişoğlu: "Esenyurt’taki 300 yataklı hastaneyi İstanbul Üniversitesi’ne tahsis ettik" Haber

Bakan Memişoğlu: "Esenyurt’taki 300 yataklı hastaneyi İstanbul Üniversitesi’ne tahsis ettik"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi, Çapa ve Esenyurt Yerleşkesi Toplu Açılış ve Temel Atma Törenine katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar eşlik etti. Program İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar’ın hitabı ile başladı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ise açılışla ilgili bilgi verdi. "Ecdadımızın asırlar önce ortaya koyduğu eserler bugün modern tıbbın temelini oluşturmuştur" Programda konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Son 10 yılda İstanbul’umuza yaklaşık 14 bin yatak kapasiteli 26 hastane ve 5 ağız diş sağlığı merkezi kazandırdık. Değerli konuklar, Anadolu asırlardır ilmin ve şifanın yurdu olmuştur. Ecdadımızın asırlar önce ortaya koyduğu eserler bugün modern tıbbın temelini oluşturmuştur. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültemiz de bu köklü mirasın temsilcilerindendir. Üniversitemizin 1453'te başlayan bilim yolculuğu Fatih ve Süleymaniye Darüşşifası ile gelişti, Tıbhane-i Amire'nin açılmasıyla bugünkü modern tıp eğitimimizin ve sağlık altyapısının temellerini oluşturdu" dedi. "Sağlık Bakanlığı olarak Esenyurt'ta inşa ettiğimiz 300 yataklı yeni devlet hastanemizi Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla İstanbul Üniversitesi'ne tahsis ettik" Konuşmasına devam eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Yerleşkesindeki eski mono blok bina deprem tetkikleri kapsamında tahliye edilmişti. Burada sunulan sağlık hizmetlerinin devamını sağlamak için üniversitemizle birlikte hareket edebildik. Sağlık Bakanlığı olarak Esenyurt'ta inşa ettiğimiz 300 yataklı yeni devlet hastanemizi Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla İstanbul Üniversitesi'ne tahsis ettik. İstanbul Tıp Fakültemizin köklü tecrübesi artık yeni hastanemizde vatandaşlarımıza şifa oluyor. Sayın Cumhurbaşkanım, liderliğinizde ülkemize kazandırdığımız her bir sağlık eseri milletimizin geleceğe güvenle bakmasına hizmet ediyor. Türkiye bugün dünyanın en iyi sağlık hizmetlerini sunan ülkelerinden birisidir. Hastanelerimizde en son teknolojilerle her türlü ileri tanı ve tedavi hizmetini verebiliyoruz. Yerli sağlık teknolojilerimiz üreterek dünyaya örnek çalışmalara hayata geçiriyoruz" şeklinde konuştu.

Tokat’ta paniğe neden olan salgının içme suyundan kaynaklı olmadığı anlaşıldı Haber

Tokat’ta paniğe neden olan salgının içme suyundan kaynaklı olmadığı anlaşıldı

Tokat'ta yaşanan sağlık şikâyetlerinin ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ekipleri kentte su numuneleri alarak inceleme yaptı. Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, ekiplerin çalışmalarına ve hastaların durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Samsun'dan gelen ekiplerin de numune alarak inceleme yaptığını belirten Yazıcıoğlu, "Buradaki en önemli konulardan biri, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğümüzün, yani bakanlığımızın gönderdiği ekiplerin çalışmaları. Onların numunelerinde ve incelemelerinde de temiz çıktığı yönünde şu anda ön bilgi aldık" dedi. "Sudan kaynaklanmadığını bilmek bizi biraz rahatlattı" Sağlık şikâyetleri yaşayan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Yazıcıoğlu, sürecin ilgili kurumların koordinasyonunda yürütüldüğünü ifade etti. Yazıcıoğlu, "Başta valiliğimiz, il sağlık müdürlüğümüz ve halk sağlığı ekiplerimiz bu konuda çok kıymetli bir müdahale örneği gösterdi. Hastanelerimizdeki hocalarımızı, başhekimlerimizi, hemşirelerimizi ve personelimizi yürekten tebrik ediyorum" diye konuştu. Hastalığın seyrine ilişkin kendisine verilen bilgileri paylaşan Yazıcıoğlu, "Hastalık biraz stabil gidiyor. Virütik ve bulaşıcı bir şey olduğu ifade ediliyor. Sudan kaynaklanmadığını bilmek bizi biraz rahatlattı. Hastalarımızın çoğu tedavi oluyor. Yatarak tedavi gören çok az hastamız var. Ciddi bir problem olmadığı da bize söylendi" ifadelerini kullandı. Kişisel hijyen çağrısı Kendisine norovirüsten bahsedildiğini belirten Yazıcıoğlu, vatandaşların kişisel hijyene dikkat etmesini istedi. Yazıcıoğlu, "Bulaşıcı olduğunu söylediler. Vatandaşlarımızın bu süreçte kişisel hijyenlerine ve temizliğe biraz daha dikkat etmeleri gerekiyor. Valiliğimiz ve il sağlık müdürlüğümüz de bu konuda açıklamalar yaptı. Ben de vatandaşlarımızdan kişisel temizliklerine özen göstermelerini istirham ediyorum" dedi. Yazıcıoğlu, hastanede tedavi gören vatandaşları ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini ileteceğini de sözlerine ekledi.

Evde bakım sektörü temsilcileri: "Türkiye yaşlanıyor, vatandaşın bu hizmetlere ihtiyacı artacak" Haber

Evde bakım sektörü temsilcileri: "Türkiye yaşlanıyor, vatandaşın bu hizmetlere ihtiyacı artacak"

Dünya genelinde sağlık alanındaki çalışmalar, yaşam süresindeki gelişmelerle birlikte yaşlı nüfus yoğunluğundan bahsedilirken evde sağlık ve yaşlı bakım hizmetleri de gündeme geliyor. Özel Evde Bakım ve Evde Sağlık Merkezleri Derneği (OBSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nesip Beki ve Genel Sekreter Serhat Küçükuygun evde bakım hizmetlerinin geleceğine ilişkin konuştu. Dr. Nesip Beki, "Türkiye Güney Kore’den sonra en hızlı yaşlı nüfusun oluştuğu ülke. Önümüzdeki süreçlerde belki en çok konuşacağımız meselelerin başında yaşlıların, hastaların, engellilerin bakım hizmetleri kısmı gelecek. En önemli mesele; evlerde yaşlılarına bakım hizmeti alacak olan vatandaşlarımızın bunları Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlı kurumlar üzerinden ya da İŞKUR Özel İstihdam Ofisi ruhsatı bulunan birimler üzerinden almış olmaları. Evlerinizde bu hizmetleri almak istediğinizde yapmanız gereken en temel şeylerden bir tanesi; bu insanların çalışma belgelerinin bulunup bulunmadığını kontrol. Bu noktada hassasiyet, evimizin, hastamızın mahremiyeti, güvenliği ve kamu sağlığı açsıdan son derece önemli" dedi. "Kişilerin yetkili olup olmadığını araştırmak sorumlulukların başında" Evde bakım hizmetlerinin donanımlı ve ilgili gereklilikleri sağlayan kişilerce verilebileceğine dikkat çeken Dr. Beki, "Bu hizmetlerin daha hızlı, ekonomik, kaliteli boyuta gelmesi için özel gayretler sarf ediyoruz. Evlerimize aldığımız kişileri, hastalarımızı, canlarımızı, sevdiklerimizi emanet ettiğimiz kişilerin yetkili, yetkin olup olmadığını araştırmak bizim için en temel sorumlulukların başında" diye konuştu. "Türkiye yaşlanıyor, yaşlılığa yönelik çözümler çok önem arz ediyor" ‘Vatandaşlar hizmet alacağı kişinin yetkili olup olmadığını ilçe sağlık müdürlüğünü arayarak teyit edebilir, kişiden yetki belgelerini isteyebilir’ diyen Genel Sekreter Serhat Küçükuygun ise, "Türkiye çok hızlı yaşlanıyor dolayısıyla yaşlılığa yönelik çözümler çok önem arz ediyor. Özellikle uzun dönem evinde bakılması gereken hastalarda ciddi manada bir ihtiyaç var. Evlerde bu hizmeti verecek olan bakım personellerinin, evdeki sağlık ihtiyaçlarının kontrolü ve bu alandaki yetkili kuruluş sayısının artırılması önümüzdeki yıllarda oldukça önemli hale gelecek. Devletin de bu konuda ciddi manada çalışmaları var. Vatandaşların bu hizmetleri alırken internette karşısına her çıkan kişinin yetkili olmadığını bilmesi gerekir. Bir kişinin yalnızca doktor, hemşire olması evde hizmet vereceği anlamına gelmez. Bu alanda faaliyet gösteren kuruluşlar vardır; evde bakım ve sağlık merkezleri" şeklinde konuştu. "Vatandaşın ciddi manada bu hizmetlere ihtiyacı artacak" ‘Yetkisiz bir sağlık çalışanının eve gidip bu uygulamaları yapması kötü sonuçlar doğurabilir’ diyen Küçükuygun, "Özellikle doktorsuz verilen tedavi hizmetleri oldukça risk oluşturur. Evde bakım merkezleri, doktor yönetiminde olan, reçeli hizmet veren merkezlerdir. Bu merkezlerde çalışacak kişilerin bulaşıcı hastalık testleri, gerekli belgeleri, diplomaları ilçe sağlık müdürlüğü onaylı ve teyitlidir. Gerekli denetim sağlanmazsa özellikle bulaşıcı hastalık riski oldukça yüksek. Bu denetimleri merkezler kendi çalışanlarında sağlarlar. Önümüzdeki 5-6 yıl içerisinde bu hizmetler çok daha fazla yer bulacak. Vatandaşın ciddi manada bu hizmetlere ihtiyacı artacak" ifadelerini kullandı

SGK’dan ilaç geri ödemesinde yeni dönem Haber

SGK’dan ilaç geri ödemesinde yeni dönem

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İlaç Geri Ödeme Yönetmeliği’nde değişiklik yapan düzenleme, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişikliklerle ilaçların geri ödeme süreçlerinde kullanılan tanımlar, komisyonların görev alanı ve pazar oranı hesaplamalarına ilişkin esaslar yeniden düzenlendi. Yeni düzenlemeyle, “ödenebilecek birim bedel aralığı”, “iç referans grubu” ve “ilaç pazar oranı” tanımları yeniden yapıldı. Buna göre, kamu fiyatı ve indirimli birim bedeller üzerinden yapılan hesaplamalarda esas alınan aralık, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu’nun belirlediği oranla şekillendirilecek. Ayrıca “iç referans grubu”, akılcı ilaç kullanımı çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’nın da yer aldığı komisyonlar tarafından belirlenen eşdeğer grupları da kapsayacak şekilde yeniden tanımlandı. “MEDULA VERİLERİ” ESAS ALINACAK Yönetmelikte, bazı maddelerde yer alan “pazar payları” ibareleri “Medula verileri” olarak değiştirildi. Böylece ilaç değerlendirmelerinde SGK’nın dijital veri tabanındaki kayıtların daha belirleyici hale gelmesi sağlandı. Komisyonların görev alanı da genişletilerek, finansmanı sağlanan ya da finansman talep edilen ilaçlar için iç referans grup/eşdeğer grup oluşturulmasına yönelik karar ve görüş mekanizması netleştirildi. YENİ İLAÇLAR İÇİN YÜZDE 1 SINIRI Düzenlemedeki en dikkat çekici değişikliklerden biri, listeye yeni alınan ve iç referans grubun en ucuz birim fiyatına sahip ilaçlara ilişkin oldu. Buna göre, bu ilaçlar listeye alındıkları tarihten itibaren yüzde 1 ilaç pazar oranına ulaşana kadar ödenebilecek birim bedel aralığı hesabına dahil edilmeyecek. İlgili ilaçların pazar oranları aylık olarak takip edilecek. Öte yandan, son 5 aylık veri sürecinde yüzde 1 pazar oranına ulaşamayan ilaçlar, ödenebilecek birim bedel aralığı hesabından çıkarılacak. Daha sonra yeniden yüzde 1’e ulaşmaları halinde tekrar hesaba dahil edilecekler.

Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklı Haber

Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklı

Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine çalışanı Dr. Öğr. Üyesi Kardiyoloji Uzmanı Enes Çelik, kalp ve damar hastalıkları, dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli ölüm ve hastalık nedenleri arasında yer almakta olduğunu söyledi. Çelik, "Bununla birlikte, bu hastalıkların büyük bir bölümü; sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve etkili tedavi ile önlenebilmekte veya geciktirilebilmektedir. Kalp ve damar hastalıkları yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalıklar değildir. Sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, aşırı tuz tüketimi, obezite, hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörleri yaşamın erken dönemlerinden itibaren kalp sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Hipertansiyon başta olmak üzere birçok kardiyovasküler risk faktörü uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Ayrıca göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, efor kapasitesinde azalma, ani gelişen güçsüzlük veya konuşma bozukluğu gibi belirtiler zamanında fark edilmediğinde kalp krizi, inme ve kalp yetersizliği gibi ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı, kalp sağlığının korunmasında kritik öneme sahiptir" dedi. "Toplumun sağlık okuryazarlığının artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirilmektedir" Dr. Öğr. Üyesi Kardiyoloji Uzmanı Enes Çelik açıklamasının devamında, "Sağlık Bakanlığı olarak kardiyovasküler hastalıkların önlenmesine yönelik çalışmalarımızı koruyucu sağlık hizmetleri yaklaşımı doğrultusunda sürdürmekteyiz. Bu kapsamda; birinci basamak sağlık hizmetlerinde kardiyovasküler risk değerlendirmeleri yapılmakta, Hipertansiyon, diyabet ve dislipidemi gibi risk faktörlerinin erken tanısı ve etkin yönetimi desteklenmekte, tütün kullanımının önlenmesine yönelik kapsamlı mücadele yürütülmekte, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlıklarının geliştirilmesi teşvik edilmekte. Toplumun sağlık okuryazarlığının artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Kalp sağlığının korunması; yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesini değil, hastalık gelişmeden önce risklerin azaltılmasını esas alan bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir" dedi. "Unutulmamalıdır ki; kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır" Çelik son olarak, "Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için her bir bireyin tütün ve tütün ürünlerinden uzak durması, sağlıklı ve dengeli beslenmesi, günlük yaşamda fiziksel aktiviteyi artırması, ideal vücut ağırlığını koruması, kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol düzeylerini düzenli olarak kontrol ettirmesi. Hekim önerilerine uygun tedavi ve ilaçlarını aksatmadan kullanması, Aile Hekimine başvurarak kardiyovasküler risk değerlendirmesini yaptırması, Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret ederek sağlıklı hayat danışmanlığı alması, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya inme belirtileri geliştiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki; kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle hem bireysel yaşam kalitesi artırılabilir hem de toplumdaki hastalık yükü önemli ölçüde azaltılabilir" ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.