Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Sağlık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert sözler Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert sözler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ATO Congresium’da gerçekleştirilen AK Parti Ankara Teşkilat Buluşması’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, bu sene AK Parti’nin 25’inci yılını idrak ettiklerini ve ağustos ayında 25’inci yılı büyük bir coşkuyla kutlayacaklarını belirterek, "Ankara; bu partinin milletin gönlüne düşmesinden iktidara gelişine kadar her aşamasına bizzat şahitlik etmiştir. AK Parti’yi biz Ankara’da kurduk, Ankaralı kardeşlerimizin hayır dualarıyla büyüttük. Partimizi kurarken hemen hiç kimse ülkemizin bu kadar kısa sürede büyük mesafeler alacağını düşünmüyordu. Türkiye’nin eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, ekonomi, dış politika, turizm gibi alanlarda bu kadar kısa sürede büyük hamleler yapabileceğine ihtimal vermiyordu. Ankara’nın lokomotifliğini üstlendiği savunma sanayiinde ülkemizin başarı hikâyesi yazabileceğine çok az kimse inanıyordu. İhracatımızı 36 milyar dolardan 275 milyar dolar seviyesine, turizm gelirimizi 12,4 milyar dolardan 65 milyar dolar seviyesine, savunma ihracatımızı 248 milyon dolardan 11 milyar dolar seviyesine, milli gelirimizi 236 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara çıkaracağız desek hayal tacirliği yapmakla itham edilirdik. ‘Türkiye’yi önce bölgesel bir güç, sonra da küresel siyasetin oyun kurucusu yapacağız’ söylesek hayalperest olmakla suçlanırdık" dedi. "Cumhuriyetimizin en başarılı kadrosu olarak adımızı tarihe şanla, şerefle nakşettirdik" Başkan Erdoğan, 25 sene önce tahayyül dahi edilemeyen büyük bir kalkınma hamlesine imza attıklarını dile getirerek, hayalleri hedeflere, hedefleri de tek tek gerçeklere dönüştüklerinin altını çizdi. Bir yandan Türkiye’deki hizmet standartlarını yükseltirken diğer yandan vatandaşların beklentilerini de çok daha ileri seviyelere taşıdıklarını vurgulayan Erdoğan, "Böylece 103 yıllık cumhuriyetimizin en başarılı kadrosu olarak adımızı hem milletimizin kalbine hem de tarihe şanla, şerefle nakşettirdik" dedi. "Çağrımız üzerine meydanlara koşup çıplak elleriyle darbeyi engelleyen kardeşlerimizin destanını unutmadık" "Ankara, bizim bu kutlu mücadelemize her zaman güçlü şekilde omuz veren şehirlerimizden biri olmuştur" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Ankara’nın yoldaşlığını çok ama çok önemsiyoruz. Ankara’nın muhabbetine, vefasına, bize mücadele arkadaşlığı yapmasına çok büyük önem veriyoruz. Çünkü Ankara sıradan bir başkent değildir; şahsiyet sahibi bir şehirdir. Ankara, İstiklal Harbi’ni yürüten, milli direnişi zafere erdiren bir şehirdir. Ankara; sınırları Türkistan’dan Avrupa’nın içlerine uzanan muazzam bir coğrafyanın manevi başkentlerinden biridir. Ankara, bu topraklar üzerinde hesabı olanların planlarını, tuzaklarını, oyunlarını boşa çıkaran büyük bir milletin gözbebeğidir. Dedeleri Feth-i Mübin’e koşan, İstiklal Harbi’nde vatanını savunan Ankaralılar, 15 Temmuz gecesi de milletimizin istikbaline sahip çıkmıştır. Kızılay’da, Külliye’de, Meclis’te, İl Emniyet Müdürlüğü’nde, Gölbaşı’nda, Kahramankazan’da ve daha nice yerde o gece yaşananları unutmadık. Göğsünü kurşunlara siper eden Ankaralı yiğitlerin direnişini unutmadık. Bir yıllık hasadını ülkesi için bir gecede ateşe veren Ankaralı çiftçilerimizin fedakârlığını unutmadık. Çağrımız üzerine meydanlara koşup çıplak elleriyle darbeyi engelleyen kardeşlerimizin destanını unutmadık. Ankara’nın bu yönü değişmez; Ankaralıların bu cesareti, bu dirayeti, bu kahramanlığı milletimizin hafızasından asla silinmez ve silinmeyecektir." "Siyasi rakiplerimiz koltuk kavgası verirken biz Türkiye’yi geleceğe hazırlamanın mücadelesini veriyoruz" Ankara’ya hizmet etmeyi, bu şehri eser ve hizmet siyasetiyle nakış nakış dokumayı şeref saydıklarını bildiren Erdoğan, "Siyasi rakiplerimiz gece gündüz koltuk kavgası verirken, biz iktidar ve ittifak olarak Türkiye’yi geleceğe hazırlamanın mücadelesini veriyoruz. Biliyorsunuz Ankara’mız bu sene önemli zirvelere ev sahipliği yapacak. 7-8 Temmuz’da NATO 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı’nı Ankara’da düzenleyeceğiz. Aralarında Amerikan Başkanı Sayın Trump’ın da olduğu çok sayıda lideri başkentimizde zirve vesilesiyle misafir edeceğiz. Sonbaharda aile meclisimiz olan Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi yine Ankara’da gerçekleşecek. Türk dünyasının kalbi inşallah Ankara’da atacak. İnşallah bu sene Ankara’nın uluslararası görünürlüğü hiç olmadığı kadar artacak, başkentimiz küresel diplomasinin merkezi olarak adından söz ettirecek. Bununla ilgili hazırlıklarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz" açıklamasında bulundu. "Ankara’ya yeni eserler kazandırmaya devam edeceğiz" Ankara Havalimanı’nın açılmasıyla Ankara’ya bir eser daha kazandırmanın gururunu yaşadıklarını hatırlatan Erdoğan, "1933 yılında Gazi Mustafa Kemal’in emriyle inşa edilen ve uzun yıllar askeri havacılığın üssü olan Ankara Havalimanı’nı tekrar ihya ettik. İlk etapta NATO zirvesi için kullanacağımız, ardından tüm resmi heyet ziyaretlerinde devletimize hizmet edecek havalimanımız; Esenboğa’nın hem hava yolu hem de kara yolu trafiğini rahatlatacak. Ankara Havalimanı; genişletilmiş pisti, yeni apronları ve modernize edilmiş altyapısıyla geniş gövdeli uçaklara resmi uçuşlarda kolaylık sağlayacak. Bir kez daha şehrimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Ankara’ya yeni eserler kazandırmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Siyaseti vizyonla ve projeyle yapamayanlar, bahane üretmede sergiledikleri mahareti sorunlara çözüm üretmekte gösteremediler" AK Parti olarak siyaset anlayışlarının eser ve hizmet üzerine bina edildiğini söyleyen Erdoğan, "Bu anlayışla Ankara’ya toplam 4 trilyon 280 milyar liralık yatırım yaptık. Detaylandırırsak; adalette 14 milyar lira, inşası devam edenlerle birlikte 36 milyar lira, eğitimde 236 milyar lira, gençlik ve sporda 51 milyar lira, sosyal yardımlarda 245 milyar lira, sağlıkta; yapılan, ihale ve proje aşamasında olanlar dahil 228 milyar lira, çevre ve şehircilikte 904 milyar lira değerinde eser kazandırdık. Ulaştırmada 1 trilyon lira, tarım ve ormanda 291 milyar lira, sanayi ve teknolojide; yatırım ve destekler olmak üzere toplam 217 milyar lira, enerjide 613 milyar lira, kültür ve turizmde 30 milyar lira, çalışma ve sosyal güvenlikte teşviklerle birlikte 130 milyar lirayı bulan hizmet ve projelerle Ankara’nın yanında olduk. Bahane aramadık, mazeretlere sığınmadık, saçma sapan argümanlar bulmaya çalışmadık. Özellikle bizden hizmet bekleyen, bizden trafik çilesine çözüm bulmamızı bekleyen insanlarımızın karşısına ‘ne kadar fazla yol yaparsak trafik o kadar çok sıkışır’ gibi absürt tezlerle çıkmadık. Fakat siyaseti vizyonla ve projeyle yapamayanlar, bahane üretmede sergiledikleri mahareti sorunlara çözüm üretmekte gösteremediler. Biliyorsunuz, elinde çekiç olan her şeyi çivi olarak görürmüş. Bunların da mazeretten, hamasetten başka cümleleri yok. Çünkü millete sunabilecekleri bir planları, projeleri yok. İşte nelerle uğraştıklarını hepimiz takip ediyoruz; kavgasız, gürültüsüz günleri geçmiyor. Sadece kendilerine değil, siyaset kurumuna da zarar veriyorlar" ifadelerine yer verdi. "Muhalefetin kronikleşmiş vizyon sorununu bir türlü çözemedik" İktidarları döneminde ülkenin pek çok sorununu çözdüklerini lakin muhalefetin kronikleşmiş vizyon sorununu bir türlü çözemediklerini belirten Erdoğan, "Rahata alışmış muhalefet aktörlerine çalışmayı, proje geliştirmeyi, hizmet etmeyi maalesef öğretemedik. Dış politika gibi, savunma gibi, vesayete ve teröre karşı mücadele gibi konularda yerli ve milli duruş sergilemeyi öğretemedik" dedi. "Siyaset kurumunun, koltuk ve kariyer sevdalılarının elinde düşürüldüğü içler acısı hali gördükçe ülkemiz adına üzülüyoruz" Türkiye’nin muhalefet açığının kapanmak yerine giderek daha fazla büyüdüğünü kaydeden Erdoğan, "Siyaset kurumunun, koltuk ve kariyer sevdalılarının elinde düşürüldüğü içler acısı hâli gördükçe inanın ülkemiz adına biz üzülüyoruz. Rakibimiz de olsa, muhalefet de olsa Türkiye’nin ikinci büyük partisinin kavgayla, gerilimle anılmasını biz doğru bulmuyoruz. Biz karşımızda iç karışıklıkla malul bir muhalefet değil; hizmette, vizyonda, eserde, fikirde yarışacağımız bir muhalefet görmek istiyoruz. Kalitemize ve kalibremize uygun bir muhalefet arayışımız dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir" ifadelerini kullandı. "Mücadelemiz kartopu misali günden günde büyüyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir ayrım yapmadan 86 milyonun tamamı için çalıştıklarını, emeklerinin karşılığını gördükçe mücadeleye daha bir şevkle sarıldıklarını aktararak, sözlerine şöyle devam etti: "Görüyoruz ki bu mücadelemiz kartopu misali günden güne büyümekte, yeni üyelerimizin heyecanıyla güç kazanmaktadır. Ankara il teşkilatımız, 1 milyon 53 bine ulaşan üye sayısıyla üye kayıt ve teşkilatlanma çalışmalarında örnek bir başarı ortaya koymaktadır. Geçen sene yaptığı 162 bin yeni üye kaydıyla Ankara, üst üste 6 kez Türkiye birincisi olmuştur. Teşkilat mensuplarımızın partimizin faaliyetlerine katılımını teşvik eden ‘AK Elçiler Projesi’nden çeşitli sosyal sorumluluk projelerine kadar pek çok çalışmayı başarıyla yürüten Ankara İl Teşkilatımızı canı gönülden tebrik ediyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa eden ve AK Parti’ye katılan Haymana Belediye Başkanı Levent Koç’a rozetini taktı.

Bursa’nın en iyi liselerinin öğrencileri çalıştayda buluştu Haber

Bursa’nın en iyi liselerinin öğrencileri çalıştayda buluştu

Çalıştayın açılışı gerçekleştirilen konuşmalarla başladı. Açılış programının ardından düzenlenen konserle katılımcılar keyifli anlar yaşadı. Ardından profesör doktor, doçent doktor ve doktor unvanlı akademisyenlerin yanı sıra alanında uzman isimlerden oluşan toplam 18 konuşmacı öğrencilerle bir araya geldi. Konuşmacılar, akademik birikimlerini, mesleki deneyimlerini ve kariyer yolculuklarını paylaşarak öğrencilere ilham verdi. Hukuk komitesinde Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun, çevre komitesinde Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, teknoloji komitesinde ise Prof. Dr. İbrahim Arpacı öğrencilerle bir araya geldi. Arpacı’nın dünyanın en etkili bilim insanları arasında yüzde 2’lik dilimde yer aldığı ifade edildi. Psikoloji, felsefe, sanat, teknoloji, bilim, sağlık, hukuk, uzay, eğitim, girişimcilik, çevre, medya, sosyoloji, tarih ve uluslararası ilişkiler komitelerinde gerçekleştirilen oturumlarda öğrenciler güncel meseleleri farklı bakış açılarıyla değerlendirme fırsatı buldu. Katılımcılar araştırma, sunum ve ekip çalışmalarıyla akademik bilgi birikimlerini artırırken iletişim becerilerini de geliştirdi. Etkinlik kapsamında ayrıca yurt dışında eğitim imkanları ve yapay zeka okuryazarlığı konularında seminerler düzenlendi. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen seminerlerde öğrencilere eğitim ve teknoloji dünyasındaki güncel gelişmeler aktarıldı. Çalıştay boyunca öğrenciler farklı okullardan gelen katılımcılarla bir araya gelerek sosyal etkileşim kurma fırsatı da yakaladı. Gençlerin akademik, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan çalıştay yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Bahar ayında "Astım" şikayetleri! Haber

Bahar ayında "Astım" şikayetleri!

20.05.2026- Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seher Göktaş, astım hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi. Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın çoğunlukla alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. “Astımın Belirtilerine Dikkat” Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, “Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük ve/veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır” dedi “Sigara ve Alerjenler Riski Artırıyor” Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. “Polen, Parfüm ve Sigara Dumanı Astımı Tetikleyebiliyor” Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, “Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir” ifadelerinde bulundu. Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti. “Astım Krizinde Erken Müdahale Önemli” Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, “Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır” dedi. “Astım Tamamen Geçmez Ancak Kontrol Altına Alınabilir” Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, “Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır” diye konuştu. “Ev Ortamı ve Günlük Yaşam Düzenlenmeli” Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti. “Astım Hastanın Ömrünü Azaltmaz” Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti. İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, “Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir” dedi.

Hemşirelik haftası BUÜ’de kutlandı Haber

Hemşirelik haftası BUÜ’de kutlandı

BUÜ Tıp Fakültesi Dekanlığı binasında gerçekleştirilen programa Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neriman Akansel, BUÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Halil Sağlam, akademik ve idari personel ile çok sayıda hemşirelik bölümü öğrencisi katıldı. "Sağlık ordumuzun en ön safındalar" Programda konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, hemşirelerin sağlık ordusunun en ön safında yer aldığını belirterek, bu mesleğin fedakârlık ve şefkatin sembolü olduğunu ifade etti. Üniversite yönetimi olarak temel vizyonlarının sağlık birimlerinin niteliğini artırmak olduğunu dile getiren Rektör Yılmaz, bilgiyle donatılmış ve insanı merkeze alan bir hemşirelik anlayışının toplum sağlığı için kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak tüm hemşirelerin haftasını kutladı. Fakülte ve hastane iş birliği en büyük güç Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neriman Akansel, eğitim ile uygulama arasındaki köprünün önemine değindi. Fakülte ve hastane arasındaki güçlü iş birliğinin öğrencilerin çok daha donanımlı yetişmesine imkan sağladığını ifade eden Akansel, geleceğin profesyonelleri olan öğrencilerin ve tüm meslektaşlarının bu anlamlı gününü kutlayarak başarı dileklerinde bulundu. Hemşirelik gönül işi Hastanelerin sadece teknik birimlerden ibaret olmadığını hatırlatan BUÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Halil Sağlam, hemşirelerin sağlık ekibinin en dinamik ve en çok yük çeken parçası olduğunu söyledi. Hemşirelik hizmetlerinin kalitesini artırmanın öncelikleri arasında yer aldığını belirten Sağlam, bu mesleğin sadece görev tanımlarıyla sınırlanamayacağını, şefkat ve sabırla icra edilen gerçek bir gönül işi olduğunu ifade ederek çalışma arkadaşlarına teşekkürlerini sundu. Meslek, bilimsel bilgi ve etik değerler ışığında gelişiyor Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aysel Özdemir, hemşireliğin bilimsel bilgi ve etik değerler ışığında sürekli gelişen bir disiplin olduğunu ifade etti. Eğitim faaliyetlerinin sahaya yansımasının mesleki profesyonelliği artırdığını belirten Özdemir, bu tür etkinliklerin mesleki kültürü oluşturmak ve toplumsal farkındalığı artırmak adına bir başlangıç değil, var olan güçlü temellerin bir devamı olduğunu dile getirdi. "Güçlü sağlık sistemleri, güçlü hemşirelerle mümkün" Mesleki gelişimin önemine dikkat çeken BUÜ Hastanesi Başhemşiresi Uzman Hemşire Fatma Düzgün, Uluslararası Hemşireler Birliği’nin bu yılki temasının altını çizdi. Güçlü sağlık sistemlerinin ancak iyi eğitim almış ve liderlik rolü üstlenen yetkin hemşirelerle inşa edilebileceğini belirten Düzgün, hastane bünyesinde yürütülen akademik çalışmalar ve lisansüstü eğitimlerle mesleğin akademik gücünü her geçen gün daha da ileriye taşıdıklarını kaydetti. Vefa ve bilimle taçlanan kapanış Açılış konuşmalarının ardından program, mesleğe yıllarını vermiş ve emekliye ayrılmış hemşirelere sunulan plaket töreniyle devam etti. Duygusal anların yaşandığı vefa töreninin ardından, Prof. Dr. Aysel Özdemir’in "Eğitimin Hemşireliğin Güçlenmesine Yansımaları" başlıklı konferansı gerçekleştirildi. Kutlama programı, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Hantavirüs salgına dönüşür mü? Haber

Hantavirüs salgına dönüşür mü?

Kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğüyle temas sonucu bulaşabilen hantavirüs, ağır vakalarda solunum yetmezliği, böbrek sorunları ve can kayıplarına yol açabiliyor. Uzmanlar özellikle uzun süre kapalı kalan alanların temizliği sırasında dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekiyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan, hantavirüsün toplum içinde kolay yayılan bir enfeksiyon olmadığını belirterek, “İnsandan insana bulaş yalnızca Güney Amerika’da görülen Andes virüsü ile ilişkilendirilmiştir. Avrupa ve Asya’daki türlerde böyle bir bulaş kanıtlanmamıştır” dedi. GRİP BELİRTİLERİYLE KARIŞABİLİYOR Depo, ahır, kiler, bağ evi ve uzun süre kullanılmayan yazlıklar riskli alanlar arasında yer alıyor. Bu alanlarda temizlik yapılırken virüs içeren partiküllerin havaya karışması enfeksiyon riskinin artırılabileceğine dikkati çeken Dr. Öğretim Üyesi Saliha Ayan, "Hantavirüs belirtileri çoğu zaman grip ile karıştırılabiliyor. Hastalığın ilk döneminde ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, bulantı ve kusma görülebiliyor. İlerleyen vakalarda ise nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi, tansiyon düşüklüğü ve böbrek yetmezliği gibi ağır tablolar gelişebiliyor" dedi. Uzmanlar, özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerde açıklanamayan ateş ve nefes darlığı görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor. Hantavirüse karşı kesin etkili bir antiviral tedavi ya da yaygın kullanılan bir aşı bulunmuyor. Bu nedenle korunma yöntemleri büyük önem taşıyor. Uzmanlar, riskli alanların önce havalandırılması gerektiğini, kemirgen dışkısı bulunan bölgelerin süpürülmemesi ve nemlendirilerek temizlenmesi gerektiğini belirtiyor. Temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılması, işlem sonrası ellerin mutlaka yıkanması öneriliyor.

Zayıflama iğnesi ile ilgili bilgi kirliliğine dikkat! Haber

Zayıflama iğnesi ile ilgili bilgi kirliliğine dikkat!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, çağımızın en yaygın hastalıklarından biri haline gelen obezite ile mücadele edenlerin sayısının 2030 yılına kadar ikiye katlanması bekleniyor. Uzm. Dr. Mahmut Öztürk obezitenin kalp hastalıklarından diyabete, eklem rahatsızlıklarından pek çok kanser türüne kadar birçok kronik hastalığın temel nedeni haline gelen bir sağlık sorunu olduğunu, dolayısıyla vücudun tüm sistemini etkileyen bu durumla başa çıkmanın kolay olmadığını söyledi. "Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi ile seyreden kronik bir hastalıktır. Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyen Uzm. D. Öztürk, halk arasında genellikle "zayıflama iğnesi" olarak bilinen tedavinin yaygın olarak kullanıldığını belirtti. Bu tedavide GLP-1 hormonunu taklit eden ilaçların obez kişiye enjekte edildiğini söyleyen Uzm. Dr. Öztürk, şöyle konuştu : "GLP-1 bağırsaklardan salgılanan ve iştahı kontrol eden doğal bir hormon. Bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar, tokluk hissini artırır, iştahı azaltır ve kalori alımını düşürerek sağlıklı kilo kaybına yardımcı olur. Bu tedavi, özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan veya obeziteye eşlik eden ek hastalıkları bulunan bireylere hekim kontrolünde uygulanabilir. Genellikle enjeksiyon şeklinde uygulanır ve kişiye özel planlanır. En sık görülen yan etkiler bulantı ve hafif mide şikayetleridir; genellikle geçicidir. Tedavi sürecinde doktor takibi önemlidir." Açıklamasında, son dönemde sosyal medyada GLP-1 tedavisi ile ilgili bilimsel dayanağı olmayan olumsuz paylaşımlar yapıldığını dile getiren Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, bu tür paylaşımların çoğu zaman bireysel deneyimlere dayandığını, oysa uygun hasta grubunda ve hekim kontrolünde uygulandığında GLP-1 analoglarının güvenli ve etkili olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Öztürk, "Obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır ve modern tıbbi yaklaşımlar ile başarılı sonuçlar elde edilebilir" dedi.

Havalar ısındı, kene tehlikesi yeniden kapıda! Haber

Havalar ısındı, kene tehlikesi yeniden kapıda!

Havaların ısınmasıyla birlikte Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yeniden görülmeye başlayan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları endişe oluştururken, uzmanlar özellikle Kurban Bayramı öncesi kırsal alanlara gidecek vatandaşlara uyarılarda bulundu. Ölümcül seyredebilme riski bulunan hastalığa karşı kene temasının hayati önem taşıdığı belirtilirken, vatandaşların açık renkli kıyafet tercih ederek keneyi erken fark etmesi, dış ortamdan döndükten sonra vücutlarını detaylı şekilde kontrol etmesi ve kene tutunması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiği vurgulandı. "Kurbanlarını kesecek olan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, Türkiye’de kene ile buluşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin 2002 yılından itibaren görüldüğünü belirterek, "Bu yıllara göre değişmekle birlikte havaların ısınması ile birlikte vakalar ortaya çıkmaktadır. Bölgemizde henüz bir vaka tespit etmedik ancak ülkemizde vakalar var. Özellikle Nisan ayı sonu itibari ile vakaları ortaya çıktı. Hastalar gerek ayaktan gerek yatırılarak tedavi edildiler. Genç bir arkadaşımızın öldüğü ile ilgili bilgimiz var. Bu sene havaların biraz daha soğuk gitmesi itibarıyla vakalar az olarak karşımıza çıkıyor ama önümüzde Kurban Bayramı var. Bu dönemde köylerine gidecek, orada kurbanlarını kesecek olan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü keneler halen mevcut ve halen enfekte. Bağışıklığı olmayan, daha önce bunu geçirmemiş olan kişiler bu hastalığa açıklar ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ölümcül seyredebiliyor. Böyle bir durumla mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Dışarı çıkıp evlerine döndükleri zaman üzerlerine bakmaları lazım. Vücudunun her tarafında kene aramaları gerekiyor. İkinci olarak dışarı çıkarken çoraplarını pantolonların içine sokmaları gerekiyor ki kene deriye ulaşmasın. Açık giysiler giyerlerse kişiler keneyi çok rahatlıkla görebilirler. Kene yapışınca da bir sağlık durumuna başvursunlar ve o keneyi sağlık kuruluşunda çıkarsınlar. Bir an önce hızlı bir şekilde henüz daha o virüsü kusmadan vücudun içine o keneyi çıkarmak gerekiyor" dedi. "O kadar ölümcül değil erken müdahale ile tedavi edebiliyoruz" Bölgeden yüzlerce hastanın Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedeniyle hastanelere başvurduğunu kaydeden Yılmaz, "Sahildeki kenelerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi yok. Özellikle Kelkit Vadisi ile Torul bölgesi, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk ve Bayburt bölgelerinden hastalar geliyor. Kırsala gidenler mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Daha önce bunu geçirmemiş insanlar daha çok risk altında. Şu ana kadar hastanemize daha önce Kırım Kongo olarak gelip de sonradan tekrar Kırım Kongo olarak gelen hastamız olmadı. Bölgeden yüzlerce hastamız var. Bunların bir kısmı vefat etti diğerleri hayatını sürdürüyor. Kırım Kongo ölümcül bir hastalık olarak düşünülüyor. O kadar ölümcül değil erken müdahale ile tedavi edebiliyoruz. Kişinin erken tespit etmesi gerekiyor. Hemen sağlık kuruluşuna giderek o keneyi çıkartması gerekiyor. O kişi hasta olmadan bile düzelebiliyor. Vücutta ne kadar uzun süre kalırsa vücuda o kadar çok virüs verebiliyor. Virüsün fazlalığı, cinsi etkileyebiliyor. Kişinin bağışıklığı burada önem arz ediyor" ifadelerini kullandı.

Osmangazi'de ilham veren buluşma Haber

Osmangazi'de ilham veren buluşma

Osmangazi Belediyesi’nin girişimcilik ekosistemine katkı sunan çalışmaları kapsamında düzenlediği “Girişimci Kafası” söyleşileri, iş hayatında başarıya ulaşmış isimleri kendi işini kurma hayali taşıyan girişimci adaylarıyla buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda gençlere ilham veren buluşmaların son konuğu Bursalı başarılı iş insanı Erol Dağlıoğlu oldu. Özellikle enerji sektöründe yaptığı çalışmalarla öne çıkan ve kente değer katan projelere imza atan Dağlıoğlu, geçmişten günümüze dek uzanan süreçte tecrübelerini girişimci adaylarıyla paylaşırken, değerli bilgilendirme ve tavsiyelerde bulundu. Gerçekleşen söyleşide ilk olarak 1993 yılında üniversite mezuniyetinin ardından bir yıl sonrasında kendi şirketini kurduğunu belirten Dağlıoğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erol Dağlıoğlu, bugün bünyelerinde 17 faal şirketin bulunduğunu kaydetti. Bin 745 çalışanı olduğuna işaret ederek, enerji sektörünün yanı sıra hayvancılık, inşaat, sağlık ve makina sektöründe faaliyetler gösterdiklerini söyleyen Dağlıoğlu, “Aldığım eğitimden dolayı daha çok enerji tarafında çalışıyorum. Enerji hiçbir zaman gününü kaybetmiyor. Bugün olduğu gibi 10 yıl önce de enerjiyi konuşuyorduk. Teknoloji çok hızlı değişiyor, değişen teknolojiyi takip ettiğiniz sürece enerji sektörü gayet zevkli, gayet karlı bir sektör” diye konuştu. “HATALARIMIZI ÖĞRENİN, AYNI HATALARI SİZ YAPMAYIN” Başarı kadar başarısızlığın da unutulmaması gerektiğinin altını çizen Dağlıoğlu, “Bütün hataları kendiniz yapmayı beklemeyin. Bence bizim başarılarımızı sormak yerine buraya gelen herkese mutlaka başarısızlıklarını da sorun. Bu başarıların arkasında çok fazla başarısızlıklar, çok fazla düştüğümüz, elimizin kanadığı yerler var. Bu yol boyunca onlarca çukur var. Bu çukurların bir tanesini, iki tanesini atlamak demek, 10 yıllar, 20 yıllar, 30 yıllar kazanmak demek. Bizim başarılı tecrübelerimizden ziyade, başarısızlık tecrübelerimizi dinlerseniz ve o başarısızlıklardan bir veya iki tanesini atlarsanız, çok şey kazanmış olacaksınız.” dedi. “BURSA’YI ÇOK SEVİYORUM, ÇOK ŞEY KATMAK İSTİYORUM” İş hayatıyla birlikte çok fazla tecrübeler kazandığına değinen başarılı iş insanı Dağlıoğlu, kente değer katacak projelerle hizmet etmekten duyduğu memnuniyeti paylaştı. Faal şirketlerinin 13’ünün Bursa’da bulunduğunun altını çizen Dağlıoğlu, “Tabii ki çok fazla tecrübeler kazandık, bu tecrübelerin hepsini paylaşmaktan yanayım. Çünkü buradaki her genç girişimci, bu şehre bir şey katacak. Bursa’yı çok seviyorum ve buraya çok şey katmak istiyorum. Bu şehir bana çok şey verdi. O yüzden mümkün olduğunca tecrübelerimi genç girişimcilerle paylaşmak ve katkı sunmak istiyorum. Dünyada yaklaşık olarak 55 ülke gördüm, kaç yüz şehir gördüm bilmiyorum ama bence Bursa’dan daha güzel bir şehir yok. O yüzden bu şehre bir şeyler verebilmek, benim için mutluluk kaynağı” ifadelerini kullandı. Osmangazi Belediyesi’nin gerçekleştirdiği “Girişimcilik Kafası” söyleşilerinin önemini vurgulayan başarılı iş insanı Erol Dağlıoğlu, “Burada ben bir arkadaşa yararlı olabilsem, tek bir arkadaş bunlardan faydalanabiliyor olsa, ona bir çakıl taşı hediye edebilsem, bu çok doğru bir şey. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın da, çok yakından tanıdığım bir arkadaşım. Onun bu konulara ne kadar önem verdiğini biliyorum. Hem gençlere verdiği önem, hem de iş dünyasına verdiği önemi milletvekilliği döneminden de biliyorum. İnşallah ben de faydalı olurum” dedi. Dağlıoğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erol Dağlıoğlu, söyleşi sonunda ise girişimci adaylarının sorularını içtenlikle yanıtladı.

Nilüfer Sağlık Buluşmaları’nda çocukluk aşıları bilinci Haber

Nilüfer Sağlık Buluşmaları’nda çocukluk aşıları bilinci

Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen seminerde, aşıların bağışıklık sistemini eğiten en önemli unsurlardan biri olduğunu açıklayan Dr. Dilara Yılmaz, toplum bağışıklığının korunması için aşılama oranının yüzde 85’in altına düşmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin aşılama konusunda başarılı bir ülke olduğunu ifade eden Yılmaz, çiçek hastalığının dünya üzerinden silinmesi ve çocuk felcinin ülkemizde son bulmasının bu başarının kanıtı olduğunu dile getirdi. Sosyal medya spekülasyonları ve ebeveynlerin aşı kararsızlığına da değinen Dr. Yılmaz, aşıların otizm veya kısırlık yaptığına dair iddiaların hiçbir bilimsel temeli olmadığını açıkladı. Aşılardaki belli içeriklerin sanılanın aksine vücuda zarar verecek düzeyde olmadığını, hatta günlük hayatta maruz kalınan miktarlardan çok daha düşük olduğunu kaydeden Yılmaz, “Doğal yolla hastalık geçirmek daha iyidir inanışı yanlıştır. Aşısız geçirilen kızamık gibi hastalıkların yıllar sonra ölümle sonuçlanabilecek hasarlara yol açabileceğini unutmamak gerekir” dedi. AŞILANMAYAN HER ÇOCUK TOPLUMU TEHDİT EDİYOR Seminerin sonunda aşı takibinin hem aile hekimleri hem de çocuk doktorları tarafından titizlikle yapıldığını belirten Dr. Dilara Yılmaz, “Aşılanmayan her çocuk, toplumdaki diğer çocukların da sağlığını tehdit etmektedir. Aşılar hayat kurtarır” diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.