Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Rusya

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lavrov: "Zelenskiy sürekli seyahat ediyor, hiçbir zaman ülkesinde bulunmuyor" Haber

Lavrov: "Zelenskiy sürekli seyahat ediyor, hiçbir zaman ülkesinde bulunmuyor"

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin Aralık ayında ABD'de gerçekleştirilecek G20 Zirvesi marjında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeye istekli olduğu yönündeki açıklamalarına ilişkin, "Zelenskiy sürekli seyahat ediyor, hiçbir zaman ülkesinde bulunmuyor. Bizim ise ülkemizde ilgilenmemiz gereken bazı meseleler var. Görüşmek istiyorsa Moskova'ya gelebilir" dedi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin G20 Zirvesi marjında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme teklifine ilişkin açıklamalarda bulundu. Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen 18. BRICS Zirvesi kapsamında basın mensuplarına açıklama yapan Lavrov, "Zelenskiy sürekli seyahat ediyor, hiçbir zaman ülkesinde bulunmuyor. Bizim ise ülkemizde ilgilenmemiz gereken bazı meseleler var" ifadelerini kullandı. Lavrov, Zelenskiy'nin Putin ile görüşmek istemesi halinde Moskova'ya gelebileceğini belirterek, "Görüşmek istiyorsa Moskova'ya gelebilir" dedi. "Bu bizim açımızdan büyük bir iyi niyet göstergesi" Lavrov, "Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov bu konuda zaten konuştu. Bu kişiye davetiye gönderildi. Görüşmek istiyorsa gelsin. Bu halihazırda bizim açımızdan büyük bir iyi niyet göstergesi, çünkü kendisi hala Putin ve ekibiyle temasları yasaklayan kararını iptal etmedi. Dolayısıyla bizde iyi niyet eksikliği yok ancak, anladığım kadarıyla kendisinde iyi karakter eksikliği var" ifadelerini kullandı. Zelenskiy, Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle'ye verdiği röportajda, kendisinin ve Putin'in de davet edilmesi halinde Aralık ayında ABD'nin Miami kentinde düzenlenecek G20 zirvesinde Putin ile görüşmeye istekli olup olmadığı sorusuna, "Evet, elbette" cevabını vermişti. Zelenskiy, "Buluşmalıyız. Bir araya gelmeli, konuşmalı ve kararlar almalıyız. Mesele, sözler değil. Ona ne söyleyeceğim ya da onun bana ne söylemek istediği önemli değil. Önemli olan sadece sonuçtur. Sonuç önemlidir" demişti.

Zelenskiy: "G20 zirvesinde Putin ile görüşmeye hazırım" Haber

Zelenskiy: "G20 zirvesinde Putin ile görüşmeye hazırım"

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, davet edilmeleri halinde Aralık ayında ABD'de düzenlenecek G20 zirvesinde Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile görüşmeye hazır olduğunu ifade etti. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle'ye röportaj verdi. Devlet Başkanı Zelenskiy, kendisinin ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de davet edilmesi halinde Aralık ayında ABD'nin Miami kentinde düzenlenecek G20 zirvesinde Putin ile görüşmeye istekli olup olmadığı sorusuna, "Evet, elbette" yanıtını verdi. Zelenskiy, "Buluşmalıyız. Bir araya gelmeli, konuşmalı ve kararlar almalıyız. Mesele, sözler değil. Ona ne söyleyeceğim ya da onun bana ne söylemek istediği önemli değil. Önemli olan sadece sonuçtur. Sonuç önemlidir. Hepsi bu" ifadelerini kullandı. Zelensky, ABD'li müzakereciler Witkoff ve Kushner'in Moskova ve Kiev ziyaretinin "iyi bir sinyal" olduğunu ve ikilinin Moskova'nın yanı sıra Kiev'i de ziyaret etmesinin önemli olduğunu söyledi. Zelenskiy ülkesinin çatışmayı sona erdirmeye yönelik müzakereler için iyi bir konumda olduğunu, ülkesinin geçtiğimiz yıla göre daha güçlü olduğunu sözlerine ekledi. Putin, 2019'dan beri G20 zirvesine katılmadı. Geçtiğimiz ay Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ABD tarafından Kuzey Carolina'da düzenlenen G20 ülkeleri toplantısına davet edilmişti, ancak bu durum Avrupalı liderleri kızdırmıştı. Diplomatik çabalar hız kazanıyor ABD, 19 ülke ve Avrupa Birliği ile Afrika Birliği'nden oluşan G20 grubunun bu yılki başkanlığını yürütüyor ve bu dönem Aralık ayında Miami'de yapılacak liderler zirvesiyle sona erecek. ABD, 5'inci yılına giren ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'daki en ölümcül çatışma olan bu duruma çözüm bulmak için uzun süredir tıkanmış olan müzakereleri yeniden başlatmaya çalışıyor. Geçtiğimiz hafta sonu ABD'li müzakereciler Steve Witkoff ve Jared Kushner Moskova'yı ziyaret etmiş ve Putin ile Trump da hafta başında "son derece samimi" ve "yapıcı" olarak nitelendirilen 1 saatlik telefon görüşmesinde savaşı ele almıştı.

NATO Genel Sekreteri Rutte: "Rusya'nın eylemleri, zayıflığının işareti" Haber

NATO Genel Sekreteri Rutte: "Rusya'nın eylemleri, zayıflığının işareti"

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Almanya'nın Leipzig Havalimanına yönelik saldırı girişimi dahil olmak üzere Rusya'nın son dönemdeki eylemlerini hatırlatarak, "Rusya'nın eylemleri bir zayıflık işareti, Ukrayna'da istediğini elde edemediğinin göstergesi" dedi. NATO Genel Sekreteri Rutte, Almanya'nın başkenti Berlin'de Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen Büyükelçiler Konferansında Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile açıklamalarda bulundu. Genel Sekreter Rutte, Alman hükümetinin arkasında Rusya'nın olduğunu belirttiği Leipzig Havalimanına yönelik patlayıcı yüklü insansız hava araçlı (İHA) saldırı girişimini hatırlatarak, "NATO, Rusya'nın Leipzig'deki saldırısının ardından Almanya ile dayanışma içindedir. Almanya'nın kararlı ve dengeli yanıtını takdir ediyorum. Müttefikler birbiri ardına Almanya'ya destek verdi. NATO böyle çalışır. Hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için" ifadelerini kullandı. "Rusya NATO'yu bölmek istiyor" Genel Sekreter Rutte, Rusya'nın son dönemde Leipzig Havalimanında olduğu gibi artan eylemlerine dikkat çekerek, "Rusya bizi bölmek istiyor, ama biz birlik içinde hareket etmeye devam ediyoruz. Rusya Ukrayna'ya yardım etmemizi engellemek istiyor, ama biz Ukrayna için daha fazlasını yapacağız. NATO, tüm müttefiklerimizi her türlü tehdide karşı savunma yeteneğini güçlendirmeye devam edecektir. Rusya güçlü görünmeye çalışıyor ancak biz daha güçlüyüz" dedi. Rutte, "Rusya'nın eylemleri, bir zayıflık işareti ve Ukrayna'da istediğini elde edemediğinin göstergesidir. Buna karşılık Ukrayna her gün kararlılığını ortaya koymaktadır" diye konuştu. "Rusya ve ortakları emperyalist güç emellerinin peşinde" Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da, "Kendimizi kandırmamalıyız. Rusya sadece doğu kanadında NATO'yu askeri olarak tehdit etmekle ve Ukrayna'ya karşı savaşını sürdürmekle kalmıyor giderek daha fazla hibrit saldırı, siber saldırı, sabotaj, dezenformasyon ve kritik altyapıya yönelik saldırılar gerçekleştiriyor" dedi. Wadephul, "Leipzig Havalimanına yönelik Rus saldırı girişimi, Rusya'nın Avrupa ve NATO'ya karşı sürekli artan saldırganlık serisinin yalnızca son örneğidir. Rusya ve ortakları, çıkarlarımıza karşı ve kendi emperyalist büyük güç emellerinin peşinde, küresel çapta ağ kurarak hareket ediyorlar" ifadelerini kullandı. Wadephul, "Daha güçlü bir Avrupa, NATO'yu da daha güçlü kılar. Sonuçta mesele güvenilir caydırıcılıktır" şeklinde konuştu.

Rusya ve Kuzey Kore'yi birbirine bağlayan ilk karayolu köprüsü açıldı Haber

Rusya ve Kuzey Kore'yi birbirine bağlayan ilk karayolu köprüsü açıldı

Kuzey Kore'nin Rason şehri ile Rusya'nın Khasan kasabasını birbirine bağlayan Tuman Nehri Karayolu Köprüsü, resmi törenle hizmete açıldı. Kuzey Kore'nin Rason şehri ile Rusya'nın Khasan kasabasını birbirine bağlayan ve yapımı 495 günde tamamlanan Tuman Nehri Karayolu Köprüsü iki ülkede eş zamanlı olarak düzenlenen törenle hizmete açıldı. Kuzey Kore basınında yer alan habere göre resmi adını Rus Kızıl Ordu Subayı "Yakov Noviçenko"dan alan ve ülkeler arasındaki çok yönlü iş birliğinin son örneği olan köprünün açılış törenine Kuzey Kore Başbakanı Pak Thae Song ve Rusya Başbakanı Mihail Vladimiroviç Mişustin de görüntülü bağlantı yoluyla katıldı. "İkili iş birliğine dinamizm katacak önemli bir gelişme" Kuzey Kore Başbakanı Pak Thae Song yaptığı konuşmada köprünün inşaatını kısa sürede tamamlayan görevlilere teşekkür ederek, "Bu yapının tamamlanması ikili iş birliğine dinamizm katacak önemli bir gelişmedir. Kuzey Kore ve Rusya hükümetleri, bu köprünün inşası yoluyla elde edilen değerli başarılar ve deneyimlere dayanarak ortak kalkınma ve refah yolunda somut başarılar elde edecektir" dedi. "Tarihi bir olaya tanıklık ediyoruz" Rusya Başbakanı Mihail Vladimiroviç Mişustin ise Kuzey Kore ile ulaşım konusunda yapılan iş birliğinin iki ülke liderleri tarafından imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın parçası olduğunu belirterek, "Bu köprünün açılmasıyla tarihi bir olaya tanıklık ediyoruz" ifadelerini kullandı. Rusya-Kuzey Kore ilişkilerinin kapsamlı stratejik ortaklık seviyesine taşındığını vurgulayan Mişustin, ikili ilişkileri daha da geliştirmek için çalışacaklarını söyledi. İlk karayolu köprüsü Kuzey Kore ve Rusya'yı birbirine bağlayan ilk karayolu köprüsü, ilk olarak kargo taşımacılığı için kullanılacak, yılın ilerleyen aylarında ise yolcu trafiğine açılacak. Rus resmi haber ajansı TASS'a göre köprüden günlük 300'e kadar araç ve 2 bin 323 kişi geçebilecek. İki ülke arasında bugüne kadar sadece hava ve demiryolu bağlantıları bulunuyordu. İnşasına geçtiğimiz yıl başlanmıştı Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2024 yılında Pyongyang'da bir araya gelerek Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Gelişmenin ardından iki ülke farklı alanlarda iş birliğini güçlendirmişti. Geçtiğimiz yılın Nisan ayında ise Tuman Nehri Karayolu Köprüsü'nün inşaatına başlanmıştı. Köprünün insan etkileşimi, turizm ve mal dolaşımı gibi çeşitli alanlarda karşılıklı iş birliğini güçlendireceği açıklanmıştı.

Kremlin'den barış görüşmelerine yeşil ışık Haber

Kremlin'den barış görüşmelerine yeşil ışık

Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov, hafta sonu gerçekleşen Rusya-ABD-Ukrayna barış görüşmelerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu üçlü formatın yeniden başlamasını göz ardı etmiyoruz, ancak görüşmelerin nerede yapılacağı ve kesin tarihler hakkında konuşmak için henüz çok erken" dedi. Kremlin Sarayı Sözcüsü Peskov, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner'ın Rusya ve Ukrayna liderleriyle yaptığı barış görüşmelerine ilişkin açıklama yaptı. Üçlü barış görüşmelerinin yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna cevap veren Peskov, "Üçlü formatın yeniden başlatılmasına gelince, dün Kiev'den yapılan açıklamayı duydunuz. Sayın Kushner de bu yönde açıklamalarda bulundu. Biz de bu üçlü formatın yeniden başlamasını göz ardı etmiyoruz, ancak görüşmelerin nerede yapılacağı ve kesin tarihler hakkında konuşmak için henüz çok erken" dedi. "Kiev'de gerçekleştirilen temaslar hakkında henüz herhangi bir bilgi almadık" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında bir telefon görüşmesi yapılabileceğini belirten Peskov, "Şüphesiz, her türlü girişim, barışa doğru atılmış küçük bir adımı temsil ediyor ve ABD'li müzakerecilerin barış çabalarına gerçekten çok büyük değer veriyoruz. Devlet Başkanı Putin de Başkan Trump'ın çabalarına büyük değer verdiğini ve bu barış yoluna olan bağlılığından dolayı Başkan Trump'a minnettar olduğunu bizzat söyledi" ifadelerini kullandı. Peskov, Moskova'nın ABD'li temsilciler ile Ukraynalı yetkililer arasında pazar günü Kiev'de gerçekleştirilen temaslar hakkında henüz herhangi bir bilgi almadığını söyledi.

Ağustosta tarlada 10 liraya kadar düşmüştü, dalında 40 lirayı gördü Haber

Ağustosta tarlada 10 liraya kadar düşmüştü, dalında 40 lirayı gördü

Türkiye’nin şeftali ve nektarin üretiminde önde gelen merkezlerinden Bursa’nın Gürsu ilçesinde, geç dönem nektarin tarlada kilosu 30-40 liradan alıcı bularak üreticinin yüzünü güldürdü. Temmuz ve ağustos aylarında yaşanan yoğun arz nedeniyle tarlada 10 liraya kadar gerileyen ve çok sayıda çiftçinin ağacını kesmesine yol açan nektarin, piyasada ürünün azalması ve geçici cinslerin devreye girmesiyle fiyatını üçe katladı. Bu yıl Türkiye genelinde şeftali üretiminin yüzde 88 artışla 835 bin tona, nektarin üretiminin ise yüzde 107 artışla 414 bin tona ulaşması bekleniyor. Yaz döneminde tüm çeşitlerin aynı anda olgunlaşması ve ihracatın zayıf kalması nedeniyle çakılan fiyatlar, tarlada ürünün bitme noktasına geldiği geç dönemde arz-talep dengesinin kurulmasıyla yeniden yükselişe geçti. Şeftali ve nektarine kıyasla soğuk hava depolarında 2 ay bozulmadan dayanabilen geçici nektarinler; Rusya, Azerbaycan, Balkanlar ve Orta Asya pazarlarına ihraç ediliyor. "Arz-talep dengesi sağlandı, geç dönem üreticisi biraz daha şanslı" Piyasadaki fiyat hareketliliğini değerlendiren Gürsu Ziraat Odası Meclis Üyesi Mehmet Yıldırım, şunları söyledi: "Yaz döneminde ürün boldu. İhracat olmadığı için mal tüccarın elinde kaldı ve piyasayı düşürdü. Şimdi tarlada ürün bitti, geçici cinsler piyasayı hareketlendirdi. 10 liraya kadar düşen nektarin dalında 30-40 liralara çıktı. Geç dönem üreticisi orta dönem üreticisine göre daha şanslı çünkü piyasada nektarin kalmadı. Dalında 30 liradan verdik, hasadını tüccar yapıyor. İşçilik ve girdi maliyetleri geçen yıla göre çok yükseldiği için bu fiyatlar aslında maliyeti ancak karşılıyor ama yine de 10 liraya kıyasla iyi bir seviyedeyiz." "Piyasada ürün azalınca geç dönem yüzümüzü güldürdü" Çiftçi İsmet Yıldırım ise yazın fiyatların dip yaptığına dikkati çekerek, "Ağustos ayında tüm çeşitler aynı anda olgunlaşınca fiyatlar adeta çakıldı ve orta dönem üreticimiz çok üzüldü. Şu anda son döneme yakın geçici cinslerin hasadını yapıyoruz. Piyasada ürün azaldığı için geç dönem nektarin hem üreticiyi hem de tüccarı memnun etti. Bu cinslerin yurt dışı pazar değeri ve dayanıklılığı yüksek olduğu için fiyatlar yükselişe geçti" dedi.

Trump: "(İran) Kazma Dağı'nda herhangi bir faaliyet varsa, burayı çok yakında vurabiliriz" Haber

Trump: "(İran) Kazma Dağı'nda herhangi bir faaliyet varsa, burayı çok yakında vurabiliriz"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik saldırılara ilişkin, "Eğer Kazma Dağı'nda herhangi bir faaliyet varsa, burayı çok yakında vurabiliriz. Yaptığımız şey inanılmaz. Venezuela'nın kontrolünü ele aldık ve şimdi esasen İran'ın kontrolünü de ele geçirdik. Geçen gece radarlarını imha etmek için düzenlediğimiz saldırılardan önce günlerdir ateş açılmıyordu. Sanırım sürekli sistem getirip kaybetmekten bıktılar" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da basın mensuplarının sorularını cevapladı. ABD Başkan Yardımcısı James David Vance'in dün gerçekleştirdiği basın toplantısında İran ile çatışmaları "savaş" olarak adlandırmayacağını söylemesine ilişkin bir soruya cevabında Trump, "Birçok kişinin buna savaş demediğini söyleyebilirim. Ben buna askeri çatışma diyorum. Çünkü bu bizim açımızdan küçük bir mesele. Büyük çaplı bir şey değil. Venezuela operasyonunu ve bunu gerçekleştirdik. Venezuela'da hiç kimseyi kaybetmedik. Burada ise 18 kişi kaybettik" dedi. ABD'nin Vietnam'da 100 bin diğer çatışmalarda ise on binlerce insan kaybı yaşadığını ifade eden Trump, "İran ile olanın aralıklı bir çatışma olduğunu söyleyebilirim. Zaman zaman saldırılar düzenliyoruz. Başkan Yardımcısı'nın söylediklerini duydum ve ilginç buldum. Çünkü söyledikleri büyük ölçüde isabetli. Şu anda savaşmıyoruz. Çatışma yok. Hürmüz Boğazı'nı kontrol ediyoruz ve çok miktarda petrol çıkarıyoruz" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı çevresindeki bazı noktaları vurduklarını, radarları imha ettiklerini ve İran'ın hava araçları ile daha önce boğazı kontrol korumak için kullandıkları unsurları yok ettiklerini savunan , "Artık boğazı biz kontrol ediyoruz. Dün gece çok sayıda gemi boğazdan geçti ve her gün geçmeye devam ediyor" dedi. "İran'daki Kazma Dağı'nda hareket eden herkesi biliyoruz" Trump, İran'a yönelik saldırılara ilişkin, ülkenin zenginleştirilmiş uranyum kaynaklarının tutulduğu öne sürülen Kazma Dağı altındaki yer altı tesisine işaret etti. ABD Başkanı, "Eğer Kazma Dağı'nda herhangi bir faaliyet varsa, burayı çok yakında vurabiliriz. Bir hareket olduğunda imkanlarımız sayesinde bunu görebiliyoruz. Uzay alanında açık arayla öndeyiz ve bu sayede İran'daki Kazma Dağı'nda hareket eden herkesi biliyoruz. İran'ın her yerinde hareket eden herkesi biliyoruz. Bir şeyler ters giderse onları vururuz. Hem de çok sert vururuz" şeklinde konuştu. İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engelleyerek Orta Doğu'nun yerle bir edilmesini ve Avrupa şehirleri ile ABD'nin şehirlerine yönelik saldırıları engellemiş olduklarını savunan Trump, "Bunun karşılığında 18 can kaybettik" açıklamasını yaptı. "Esasen İran'ın kontrolünü de ele geçirdik" Trump, "Yaptığımız şey inanılmaz. Venezuela'nın kontrolünü ele aldık ve şimdi esasen İran'ın kontrolünü de ele geçirdik. Geçen gece radarlarını imha etmek için düzenlediğimiz saldırılardan önce günlerdir ateş açılmıyordu. Son derece gelişmiş radar sistemleri getirmişlerdi. Bir kez imha etmiştik, şimdi ikinci kez imha ettik. Şu anda herhangi bir faaliyet görünmüyor. Sanırım sürekli sistem getirip kaybetmekten bıktılar" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nı "su altında kimsenin göremediği mayın temizleme araçları" ile tamamen mayından arındırdıklarını belirten Trump, "Çok iyi bir iş çıkarıyoruz. Buna ‘askeri çatışma' diyebilirim. Bazıları buna başka isimler de verebilir ancak önemli olan, muazzam bir başarı elde etmiş olmamız" dedi. "Putin'in NATO topraklarına saldıracağını düşünmüyorum" Almanya'nın Leipzig Havalimanı'da bulunan patlayıcı yüklü drondan Rusya'yı sorumlu tuttuğu ve bunun NATO topraklarına saldırı olup olmadığı sorusuna Trump, "(Rusya Devlet Başkanı) Putin'in NATO topraklarına saldıracağını düşünmüyorum. Kendisiyle görüşüyorum ve onu çok iyi tanıyorum. Putin, NATO topraklarına saldırmak istemiyor" cevabını verdi. "(Kiev-Moskova ziyareti) Kushner ve Witkoff, savaşı sona erdirmeye yönelik bir teklif götürüyor" Damadı Jared Kushner ile Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Ukrayna'nın başkenti Kiev ve Rusya'nın başkenti Moskova'ya gerçekleştireceği ziyaretlerde yanlarında yeni teklifler mi götürdükleri sorusuna Trump, "Savaşı sona erdirmeye yönelik bir teklif götürüyorlar. Sekiz savaşı sona erdirdim. Umarım benimle gurur duyuyorsunuzdur. Sekiz savaşı sona erdirdim ama hiç takdir görmedim. Nobel Ödülü aldım mı? Yok. Gerçi ödülü alan kişi bunu bana teklif edecek kadar nazikti. ‘Nobel'i tarihte sizden daha fazla hak eden kimse yok' dedi. Lakin Norveç'te beni pek sevmiyorlar. Sanırım onlar için fazla muhafazakar yapıdayım" şeklinde cevap verdi. Rusya ile Ukrayna arasında barış için hazırlanan yeni teklifin Ukrayna'ya askeri operasyonların durmasını içerip içermediği sorusuna Trump, "Hayır. Barış için bir fikrimiz var" cevabını verdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'in birbirinden nefret ettiğini ve bunun anlaşmalarına engel olduğunu söyleyen Trump, "Ayda ortalama 25 bin asker kaybediyorlar. Bunun çözüme kavuşturulması gerekiyor. Bunun için iki harika müzakereci olan Steve Witkoff ve Jared Kushner'i yolladım. Çok iyi işler yaptılar. Bir sonuç elde edip edemeyeceğimizi görmek için onları bölgeye gönderdik. Başarma ihtimalimiz oldukça yüksek olabilir" ifadelerini kullandı. "Çin aslında İran konusunda müdahil değil" ABD, İran'ı destekleyen ülkeleri cezalandırmaya çalıştığı ve Çin'in de açıkça İran'ı desteklediği konusunda bir soru alan Trump, "Çin aslında İran konusunda müdahil değil. Katılımı çok sınırlı. Çin isterse büyük ölçüde duruma müdahil olabilir. Petrolünün yüzde 50'sini Hürmüz Boğazı üzerinden alıyor" dedi. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrolün sevkiyatı için boru hatları inşa edildiğini vurgulayan Trump, "Suriye üzerinden geçen yol da inşa ediliyor ve bu harika bir şey. Aslında yol açıldı ve petrol taşıyan devasa kamyonlarla Suriye'den geçiyorlar. Hürmüz Boğazı'na çok sayıda alternatif oluşturuluyor. Hürmüz Boğazı artık eskisi kadar önemli değil. İran aklını başına almazsa, ki bunu yapacak mı bilmiyorum, nihayetinde çok da önemi kalmayan bir Hürmüz Boğazı ile baş başa kalacak. Orta Doğu'nun tamamında boru hatları inşa ediliyor. Bu şekilde artık Hürmüz Boğazı'ndan geçmek zorunda kalmayacaklar" dedi. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in ABD ziyaretinde ne elde etmeye amaçladığı sorusuna cevabında Trump, "Devlet Başkanı Xi, 24 Eylül'de geliyor. Ziyaretini sabırsızlıkla bekliyoruz. Kendisi harika bir beyefendi. Çin ile çok iyi bir ticari ilişkimiz var. Elbette rakibimiz ve söylenebilecek buna benzer çok şey var ancak Devlet Başkanı Xi ile muazzam ilişkilerimiz mevcut" dedi. Çinli lider Xi için resmi bir akşam yemeği düzenleyeceklerini açıklayan Trump, "Çin'le ilişkilerimiz iyi gidiyor. Çin yıllarda bizden yararlandı. Bunun için onları suçlamıyorum zira zamanında, bu masada aklı başında olmayan insanlar oturuyordu. Ancak Çin konusunda çok başarılı olduk ve Başkan Xi ile çok iyi bir ilişkimiz var" şeklinde konuştu. "Avrupa Birliği ile Onlarla ticaret yapmasak, hiçbir şey kaybetmeyiz" ABD'nin bazı taraflarla ticaretinde kayıplar yaşadığına ilişkin açıklamalarını tekrarlayan Trump, "Avrupa Birliği ile ticaretimizde yılda 200 milyar kaybediyoruz. Onlarla ticaret yapmasak, hiçbir şey kaybetmeyiz. Tek bir imza yeterli. Meksika ile ticaretimizde yılda 195 milyar dolar kaybediyoruz. Meksika ile ticaret yapmasak, onlardan almaya mecbur olduğumuz hiçbir ürünleri yok. Acılı tamale, domates ve birkaç şey dışında ihtiyaç duyduğumuz hiçbir şeyleri yok. Petrolümüz var, her şeyimiz var. Bunu yapmak istemiyorum çünkü Meksika Devlet Başkanı (Claudia Sheinbaum) ile çok iyi anlaşıyoruz" dedi. "(Kanada) ‘Ticaret yapmıyoruz' desem işlerinin yüzde 95'i ortadan kalkar" Kanada ile ticareti kesmeleri halinde de 60 ila 90 milyar dolar tasarruf edeceklerini savunan Trump, "Bunu yapsak, Kanada çok sıkıntıya girerdi. Hatta varlığını dahi sürdüremez hale gelirdi diye düşünüyorum. Çünkü ticaretinin yüzde 95'ini bizle yapıyor. ‘Ticaret yapmıyoruz' desem işlerinin yüzde 95'i ortadan kalkar" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" dedi. Kırgız Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde icra edilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere Bişkek’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilere zirveye dair değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bundan 30 yıl önce ‘Şanghay Beşlisi’ ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olan bu teşkilat, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz ‘Yeniden Asya’ girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim" ifadelerini kullandı. "Bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz" Zirve kapsamında mevkidaşlarıyla da görüşmelerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk. Kıymetli basın mensupları, hep söylediğimiz üzere en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" açıklamasında bulundu. "Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke" Bişkek Zirvesi’nde alınan kararların, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimalinin sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye’nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye’nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye’nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır" dedi. "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin’in de beklentisidir" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarının sorulmasına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye’ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de sayın Putin’in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Putin’e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız" diye konuştu. "(Mekke İttifakı) Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor" İstanbul’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı’nın ilk toplantısı hakkında sorulan bir soruya dair değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz" ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin nihayete ermesinin ne kadar zaman alacağı yönündeki bir soru hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz" İç cephenin güçlendirilmesi konusunda bazı söylemlerin sürece zarar verme ihtimalinin bulunmasına dair sorulan soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz" dedi. "Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" PKK’nın Suriye’deki yapılanması YPG-PYD’nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine konuşan Erdoğan, "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye’nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye’de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" açıklamasında bulundu. "Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı" ABD’nin de Suriye’nin bütünlüğünü koruyacak söylemlerinin sorulması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye’nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye’yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye’ye dost ülkeleri Suriye’nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye’nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye’nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer." "Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor" Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devrinin Putin ile görüşülüp görüşülmediği konusunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika’daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN’dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye’nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye’nin yol haritası budur" yanıtını verdi. "Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var" Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz’de zaman zaman ticari gemilerin hedef haline gelmesinin Putin ile olan görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz’deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var" şeklinde konuştu. "Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Yunanistan’ın son günlerdeki Türkiye’ye karşı adımlarının ve son olarak Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi durumunda Türkiye’nin yaklaşımının nasıl olacağının sorulmasının üzerine değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan’la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan’a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye’nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.