Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Rusya

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de yüzde 29! Haber

Türkiye'de yüzde 29!

Dun & Bradstreet tarafından yayımlanan “2025 Küresel İflas Raporu”, küresel ekonomide iflasların artmaya devam ettiğini ancak artış hızının yavaşladığını ortaya koydu. 45 ülkeyi kapsayan rapora göre, 2025 yılında dünya genelinde 627 bin 575 şirket iflas etti. Raporda, küresel iflasların 2025’te yüzde 7 arttığı, ancak bu oranın 2024’teki yüzde 15’lik artışa kıyasla belirgin bir yavaşlamaya işaret ettiği vurgulandı. İncelenen 45 ülkenin 28’inde iflaslar artarken, 17 ülkede düşüş kaydedildi. Ülke bazında en yüksek artış yüzde 65 ile Arjantin’de görülürken, Yunanistan (yüzde 49) ve Hong Kong (yüzde 45) ilk sıralarda yer aldı. Suudi Arabistan ve İsviçre de iflas artışının yüksek olduğu ülkeler arasında gösterildi. ABD’de ise iflaslar yüzde 26 yükseldi. TÜRKİYE'DE YÜKSELİŞ YÜZDE 29 Türkiye’ye ilişkin verilerde ise 2025 yılında şirket iflaslarının yüzde 29 arttığı ve toplam 573 şirketin iflas ettiği belirtildi. Raporda, bu artışın yüksek faiz ortamı, krediye erişimdeki zorluklar ve sıkı finansal koşulların özellikle KOBİ’ler üzerindeki baskısından kaynaklandığı ifade edildi. Bu arada bazı ülkelerde iflaslarda düşüş dikkat çekti. Kolombiya yüzde 71 azalışla en iyi performansı gösterirken, Endonezya, Belarus, Kazakistan, Hindistan ve Kanada gibi ülkelerde de gerileme kaydedildi. Raporda ayrıca Rusya’da iflasların düşüşünü sürdürdüğü, Ukrayna’da ise savaşın etkisiyle iflasların artmaya devam ettiği belirtildi. Sektörel analizde, özellikle inşaat, perakende ve hizmet sektörlerinde iflas baskısının sürdüğü vurgulandı. Yüksek faiz oranları, maliyet artışları ve talepteki dalgalanmaların şirket bilançoları üzerinde ciddi baskı oluşturduğu ifade edildi. Dun & Bradstreet COO’su Julian Prower, iflas artış hızındaki yavaşlamaya rağmen seviyelerin pandemi öncesinin üzerinde kaldığını belirterek, küresel ekonomide görece bir dengelenme sürecine girildiğini söyledi. Baş Ekonomist Arun Singh ise 2026 yılına ilişkin risklere dikkat çekerek, jeopolitik belirsizlikler, ticaret politikalarındaki değişimler ve finansmana erişim koşullarının şirket iflaslarını yeniden artırabileceği uyarısında bulundu.

Akciğer kanserinde ölüm oranı ürkütüyor Haber

Akciğer kanserinde ölüm oranı ürkütüyor

Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, akciğer kanserine ilişkin açıklamalar yaptı. Hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranlarının ürkütücü boyutta olduğunu ifade eden Kıyık, dünya genelinde her yıl yaklaşık 2 buçuk milyon akciğer kanseri vakası görüldüğünü, bunların 1 milyon 800 bininin ölümle sonuçlandığını belirtti. Türkiye’de ise yılda 50 bin yeni akciğer kanseri vakasının tespit edildiğini, bunların 35 bininin hayatını kaybettiğini kaydetti. "Akciğer kanseri ölüm sırasında birinci sırada" Akciğer kanserinin tüm dünyada ve Türkiye’de kanserler arasında ölüm sırasında ilk sırada bulunduğunu dile getiren Kıyık, taramanın temel amacının hastalığı oluşmadan önlemek ve erken evrede yakalamak olduğunu söyledi. Kıyık, "Dünyada yılda iki buçuk milyon akciğer kanseri görülüyor ve maalesef bunların 1 milyon 800 bin kişisi hayatını kaybediyor. Türkiye’ye gelecek olursak yılda 50 bin yeni akciğer kanseri görülüyor ve bunların 35 bini hayatını kaybediyor. Akciğer kanseri maalesef tüm dünyada ve Türkiye’de kanserler içerisinde ölüm sırasında birinci sırada yer alıyor" ifadelerini kullandı. Bir yanda koruyucu hekimliğin, diğer yanda tedavi edici hekimliğin bulunduğunu hatırlatan Kıyık, akciğer kanseri taramasının koruyucu hekimlik açısından önemli bir adım olduğuna dikkat çekti. Risk grubunu anlattı Tarama yapılacak grupların belirli kriterlere göre seçildiğini belirten Kıyık, "Biz hekimler akciğer kanserinde taramayı şu amaçla yapıyoruz. Bir koruyucu hekimlik var, bir de tedavi edici hekimlik var. Koruyucu önlemlerden bir tanesi de kişi akciğer kanseri olmasın diye akciğer kanseri taraması yapılmasıdır. Risk gruplarını önce belirliyoruz. Yaklaşık olarak 20 yıl günde bir paket sigara içmiş bir insan 50 ila 77 yaş arasındaysa, akciğer kanserinin en fazla görülme yaşları bu yaş grupları oluyor" dedi. Bu yaş grubunda yer alan ve uzun süre sigara kullanan kişilere düşük doz bilgisayarlı tomografi önerildiğini söyleyen Kıyık, bunun hem radyasyon maruziyetini azalttığını hem de kanser vakalarının başlangıç aşamasında tespit edilmesine imkan sağladığını kaydetti. Kıyık, "Bu yaş grubunda sigara içen insanlara düşük doz bilgisayarlı tomografi çektiriyoruz. Yani hem radyasyonundan korumuş oluyoruz hem de akciğer kanseri varsa bir başlangıç halinde yakalayıp onu bertaraf etmek istiyoruz. Hem de ikinci bir uyarı da o hastamızla, sigara içen kişiyle yüz yüze geldiğimiz zaman şunu anlatıyoruz; içtiğiniz sigara risk doğuruyor, sizi bunun için tarıyoruz. Belki onu sigarayı bırakması için de yardımcı bir gerekçe olmuş oluyor" diye konuştu. "100 kişiden 4’üne erken evrede teşhis konuyor" Tarama programlarının yalnızca kanseri değil, sigaranın yol açtığı diğer akciğer hastalıklarını da ortaya çıkarabildiğine işaret eden Kıyık, erken tanının çok yönlü fayda sağladığını söyledi. Kıyık, "Bu tarama yapıldığında 100 kişiden 4 kişiye erken evrede akciğer kanseri teşhisi konuyor. Ayrıca başka bir akciğer hastalığı varsa, kanser dışında onlar da ortaya çıkarılmış oluyor. Kişi başlangıç aşamasında bir enfeksiyonla karşı karşıya olabilir. İçtiği sigarayla maruz kaldığı başka bir hastalık, KOAH, interstisyel akciğer hastalığı gibi diğer hastalıklar da oluşuyor olabilir. Bunlar da önlenmiş oluyor" dedi. "Arabalarını bakıma götürdükleri gibi kendileri de gelsinler" Tarama sisteminin yaygınlaşmasının önemine değinen Kıyık, sigara kullanan vatandaşların sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Kıyık, "Artık Avrupa’da ve Amerika’da olan akciğer kanseri taramasının bizde de rutin olarak başlaması gerekiyor. Ama diyelim ki şu anda yok, bizim uyarımız sigara içen insanlara bir, sigarayı bırakmaları; iki, eğer sigara içiyorlarsa, bu yaş grubundaysalar, 50-77 yaş arasındaysalar, 20 yıldır sigara içmişlerse nasıl arabalarını yılda bir yahut da 10 bin kilometre, 15 bin kilometrede bir bakıma götürüyorlarsa, kendileri de buyursunlar gelsinler. Zaten devletimizin de sigara bırakma polikliniği hizmeti var. Hem o hizmeti almış olurlar hem de kendi sağlıkları için bir taramadan geçmiş olurlar" ifadelerini kullandı. Genç yaşta sigaraya başlayanlar için ayrı uyarı Türkiye’nin genç yaşta sigaraya başlama oranında öne çıkan ülkeler arasında bulunduğunu belirten Dr. Murat Kıyık, Rusya, Sırbistan ve Macaristan gibi ülkelerde de benzer bir tablo görüldüğünü söyledi. Sigaraya ne kadar erken başlanırsa riskin o kadar arttığını vurgulayan Kıyık, tarama yaş aralığının ortalama veriler üzerinden belirlendiğini ancak daha genç yaşta sigaraya başlayanların da ciddi risk altında olduğunu ifade etti. Kıyık, "Bütün dünyada bazı ülkelerde, özellikle bizim Türkiye, genç yaşta sigaraya başlama konusunda hemen hemen birinci sırada geliyor. Bizim gibi ülkeler var; Rusya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerde de erken yaşta sigaraya başlama söz konusu. Onun için ne kadar erken başlanıyorsa sigaraya, riski o kadar artıyor. Aslında biz 50-77 diyoruz ama bunlar ortalama yaşlar. Kişi 15 yaşında bir paket sigara içmeye başlamışsa, 20 yıl içince 35 yaşına gelmiş oluyor. Aynı riski o da taşıyor aslında" dedi. "14 yaşında başlamıştı, 34 yaşında kaybettik" Genç yaşta sigaraya başlamanın ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğine ilişkin örnek de paylaşan Kıyık, çok genç akciğer kanseri hastalarıyla karşılaştıklarını söyledi. Kıyık, "Tarama grubu olarak 50-77 yaş arası grubu söylemiş isek de erken yaşta sigaraya başlayanlar dikkatli olmalı. Çünkü bizim çok genç akciğer kanser hastalarımız var. Hatta öyle ki, bir hastamın oğlu akciğer kanseriydi. Baba hala yaşıyor. Oğlunu 34 yaşında kaybettik. 14 yaşında sigaraya başlamıştı. Maalesef 3 yıl yaşadıktan sonra kaybettik" ifadelerine yer verdi. "Pulmoner emboli sessiz ölüme yol açabiliyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuri Tutar da akciğer damarına pıhtı atmasının, tıptaki adıyla pulmoner embolinin, çoğu zaman kalp krizi ile karıştırılabilen ve ani ölümlere yol açabilen ciddi bir tablo olduğuna dikkat çekti. Pulmoner embolide en kritik noktanın hastalıktan şüphelenmek olduğunu vurgulayan Tutar, göğüs ağrısı, öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgam gibi belirtilerle ortaya çıkabilen tablonun hayati risk taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Tutar, "Akciğer damarına pıhtı atması özellikle sessiz ölüme yol açan bir durumdur. Aslında bilmediğimiz durumlarda, herkes kalp krizi geçirdiğini hissederken bunun sebebi pulmoner emboli olabilir. Aynı şekilde göğüs ağrısı yapar ve göğüs ağrısı sonucunda da hastalarda öksürük, balgam, ateş ve kanlı balgamla bize gelebilir. Göğüs ağrısının sebebi, akciğer damarına pıhtı atmasından kaynaklanabilir" dedi. Uzun yolculuk ve hareketsizlik uyarısı Pulmoner embolinin özellikle uzun süre hareketsiz kalan kişilerde daha sık görülebildiğini belirten Tutar, pıhtının çoğunlukla bacak toplardamarlarında oluştuğunu, ardından akciğer damarına ilerleyerek damarlanmayı bozduğunu ifade etti. Tutar, "Bu özellikle uzun süreli yolculukta, hareketsiz kalmış bireylerde oluşabilir. Bacaktaki toplardamarlarda pıhtı oluşur. Ondan sonrasında bu pıhtı akciğer damarına atar ve akciğerin damarlanmasını bozar. Bundan sonrasında biz sıklıkla kan sulandırıcı tedaviler kullanırız ve buna göre kan sulandırıcı tedavilerle hastalığı tedavi etmeye çalışırız. Burada en önemli şey, hastalıktan şüphelenmektir" diye konuştu. "Kalp krizi sanıldı, pulmoner emboli çıktı" Yakın zamanda üniversitede yaşanan bir vakayı örnek gösteren Prof. Dr. Tutar, pulmoner embolinin sinsi ve ölümcül seyredebildiğini anlattı. Tutar, "Çok yakın zamanda bizim üniversitemizde bir onkoloğun eşi göğüs ağrısıyla kırklı yaşlarda acile başvurdu ve kalp krizi şüphesiyle hemen anjiyo yapıldı. Ancak akciğer damarına pıhtı atmıştı ve hasta kaybedildi" ifadelerini kullandı. İki saat mola önerisi Özellikle uzun yolculuk yapanların, hareketsiz kalanların ve doğum kontrol hapı kullanan kadınların risk altında olduğuna işaret eden Tutar, korunma açısından basit ama etkili önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Tutar, "Doğal olarak özellikle uzun yolculuklarda iki saatte bir mola vermek gerekir. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar da risk altındadır. Bu açıdan dikkat edilmesi gerekir" dedi.

İhracatta Almanya, ithalatta Çin ilk sırada Haber

İhracatta Almanya, ithalatta Çin ilk sırada

TÜİK ve Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan Şubat 2026 dış ticaret verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,5 artarak 21 milyar 49 milyon dolar oldu. Aynı dönemde ithalat ise yüzde 5,5 artarak 30 milyar 80 milyon dolara yükseldi. Ocak-Şubat döneminde ihracat yüzde 1,3 azaldı, ithalat ise yüzde 2,8 arttı. Bu dönemde enerji ürünleri ve altın hariç ihracat yüzde 4,4, ithalat ise yüzde 12,8 oranında artış gösterdi. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Şubat ayında 2,99 milyar dolar olarak gerçekleşti. DIŞ TİCARET AÇIĞI ARTIŞ GÖSTERDİ Şubat ayında dış ticaret açığı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,9 artarak 7 milyar 796 milyon dolardan 9 milyar 31 milyon dolara yükseldi. Dış ticaret açığı Ocak-Şubat döneminde ise yüzde 13,8 artarak 17 milyar 415 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı Şubat ayında yüzde 70,0, Ocak-Şubat döneminde ise yüzde 70,4 olarak belirlendi. İHRACAT VE İTHALATIN SEKTÖR BAZINDAKİ DAĞILIMI İhracatta en büyük pay, yüzde 93,8 ile imalat sanayi ürünlerinin oldu. Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün ihracattaki payı ise yüzde 4,0, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 olarak gerçekleşti. İthalatta, Şubat ayında en büyük payı yüzde 72,2 ile ara malları alırken, sermaye mallarının payı yüzde 13,4, tüketim mallarının payı ise yüzde 13,8 oldu. İHRACATTA İLK 5 ÜLKE Şubat ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya'ya yapılan ihracat 1 milyar 855 milyon dolar olurken, onu sırasıyla Birleşik Krallık (1 milyar 246 milyon dolar), ABD (1 milyar 238 milyon dolar), İtalya (1 milyar 112 milyon dolar) ve Fransa (928 milyon dolar) takip etti. Bu 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,3'ünü oluşturdu. İTHALATTA İLK 5 ÜLKE İthalatta ise Çin, Şubat ayında 4 milyar 125 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Çin’i, Rusya Federasyonu (2 milyar 497 milyon dolar), Almanya (2 milyar 211 milyon dolar), İsviçre (1 milyar 685 milyon dolar) ve ABD (1 milyar 352 milyon dolar) takip etti. Bu ilk 5 ülke, toplam ithalatın yüzde 39,5’ini oluşturdu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre, Şubat ayında ihracat bir önceki aya göre yüzde 1,2 artarken, ithalat yüzde 1,1 arttı. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı yüzde 3,2, ithalatındaki payı ise yüzde 11,2 olarak açıklandı.

ABD Başkanı Trump: "İran, saygı göstergesi olarak 20 tanker dolusu petrol verdi" Haber

ABD Başkanı Trump: "İran, saygı göstergesi olarak 20 tanker dolusu petrol verdi"

ABD Başkanı Donald Trump, başkent Washington’a dönüşü sırasında uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. İran’a yönelik saldırıların sürdüğünü söyleyen Trump, "Bugün çok sayıda ek hedefi imha ettik. Donanmaları gitti, Hava Kuvvetleri gitti; bunu biliyoruz. Ama bugün çok daha fazla hedefi yok ettik. Büyük bir gündü" dedi. Buna rağmen İran ile temasların da sürdüğünü aktaran Trump, "Onlarla hem doğrudan hem de dolaylı yollardan müzakere ediyoruz. Temsilcilerimiz var ama aynı zamanda direkt olarak da temas halindeyiz" diye konuştu. İran’ın daha önce ABD’ye 10 tanker petrol hediye ettiğini hatırlatan Trump, "Ve bugün, tam olarak nasıl adlandırırım bilemiyorum ama, sanırım bize karşı bir saygı göstergesi olarak 20 tanker dolusu petrol verdiler. Hürmüz Boğazı’ndan geçecek devasa petrol tankerleri ile yapılacak bu sevkiyat yarın sabahtan itibaren başlayacak" ifadelerini kullandı. İran ile yürütülen müzakerelerin "son derece iyi" gittiğini öne süren Trump, "Ancak İran söz konusu olduğunda ne olacağını asla bilemezsiniz, çünkü onlarla hem müzakere ediyoruz hem de her defasında onları havaya uçurmak zorunda kalıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Muhtemelen bir anlaşma yapacağız" Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmayı eleştiren Trump, bu anlaşmayı kendisinin iptal ettiğini vurguladı. Aksi takdirde İran’ın şu an nükleer silahlara sahip olabileceğini iddia eden Trump, "B-2 bombardıman uçaklarıyla saldırı gerçekleştirdik ve nükleer güç olmalarını engelledik. Şimdi de onları tekrar vurmak zorunda kaldık. Muhtemelen onlarla bir anlaşma yapacağız, buna oldukça eminim; ama yapmama ihtimalimiz de var" şeklinde konuştu. "İran’da rejim değişikliği kendiliğinden gerçekleşti" İran’da fiili anlamda bir rejim değişikliği yaşandığını ileri süren Trump, "Aslında bakarsanız çoktan rejim değişikliği yaşadık; çünkü o ilk rejim darmadağın edildi, yok edildi. Hepsi öldü. Bir sonraki rejim de büyük oranda öldü. Ve şu anki üçüncü rejimde, daha önce kimsenin muhatap olmadığı bambaşka insanlarla karşı karşıyayız" dedi. Şu anda muhatap oldukları kişilerin farklı bir grup insan olduğunu söyleyen Trump, "Bu yüzden ben bunu bir rejim değişikliği olarak kabul ederim. Ve açıkçası, oldukça makul davrandılar. Dolayısıyla bir rejim değişikliği yaşadığımızı düşünüyorum. Bundan daha iyisini yapamazsınız. Gerçekten kötü, olan rejim, ilk gidendi. İkincisi atandı ve onlar da gitti. Belki biraz yaşam belirtisi gösteren biri hariç hepsi öldü. Şu an ise çok daha makul görünen bu üçüncü grup var. Bu gerçekten bir rejim değişikliğidir; rejim değişikliği bir zorunluluk değil ama bence bu durum kendiliğinden, otomatik olarak gerçekleşti" ifadelerini kullandı. "İran ile anlaşma çok yakında olabilir" Bir soru üzerine İran ile anlaşmanın mümkün olduğunu yineleyen Trump, bunun "çok yakında olabileceğini" ifade etti. Trump, olası kara harekatı ile ilgili olarak, "Çok fazla alternatifim var. Orada çok sayıda gemimiz var. Gücümüz sayesinde aslında hepsine ihtiyacımız bile yok. İran konusunda programın çok, hatta haftalarca ilerisindeyiz diyebilirim. Eğer üç gün içinde 158 gemiyi, yani tüm donanmalarını yok edeceğimizi söyleseydiniz inanmazdınız ama biz bunu yaptık. Tüm hava kuvvetlerini devre dışı bıraktık. Füzelerinin çoğunu yok ettik; bu yüzden şu an bazı füze saldırıları görseniz de artık azalıyorlar, tükenmek üzereler" diye konuştu. "Mücteba Hamaney hayatta olabilir" İran’da fiili bir rejim değişikliği yaşandığı yönündeki iddiasını yineleyen Trump, "Karşımızda yeni bir grup var; bu gerçekten yeni bir rejim. Daha önce hiç muhatap olmadığımız ve çok makul davranan yeni bir grup insan" dedi. Trump, "İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney hayatta mı ve muhatap olduğunuz yeni gruba dahil mi?" sorusu üzerine, "Olabilir. Ona ne olduğu belli değil. Hayatta olabilir ama belli ki başı çok büyük dertte; ağır yaralı" dedi. "Plan üzerinde bizimle hemfikirler" İran’ın ABD tarafından sunulan 15 maddelik planı büyük ölçüde kabul ettiğini söyleyen Trump, "Plan üzerinde bizimle hemfikirler. Yani 15 şey istedik ve büyük oranda anlaştık, şimdi birkaç şey daha isteyeceğiz" dedi. İran’ın ciddi olduğunu kanıtlamak için ABD’ye petrol gönderdiğini söyleyen Trump, "Bana bir hediye verdiklerini söylemiştim ama o an ne olduğunu açıklama yetkim olduğunu düşünmemiştim. O hediye daha sonra 2 arttı ve 10 devasa tanker dolusu petroldü. Bugün ise bir hediye daha verdiler: 20 tanker dolusu petrol. Sevkiyat yarın başlıyor. Hem doğrudan hem de dolaylı olarak çok iyi görüşmeler gerçekleştiriyoruz ve bence çok önemli pek çok konuda mesafe kat ediyoruz" değerlendirmesini yaptı. "Küba’ya petrol göndermeleri benim için sorun değil" Trump, ABD’nin bir Rus petrol tankerinin Küba’ya gitmesine izin vereceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, "Birilerinin bir gemi dolusu yakıt almasına itirazımız yok çünkü hayatta kalmaları gerekiyor. Eğer bir ülke şu anda Küba’ya petrol göndermek istiyorsa, benim için hiçbir sorun yok" dedi. Trump, "Bu ülkenin Rusya olup olmaması sizi endişelendiriyor mu?" sorusu üzerine, "Alt tarafı bir gemi dolusu petrol, hepsi bu. Sorun değil. Eğer Rusya veya başka ülkeler bunu yapmak istiyorsa, bu beni pek rahatsız etmez. Bir etkisi de olmayacaktır. Küba bitti. Çok kötü ve yozlaşmış bir yönetimleri var. Bir gemi dolusu petrol almaları ya da almamaları bir şeyi değiştirmeyecek. İster Rusya olsun ister başkası, buna izin verilmesini tercih ederim çünkü insanların ısınmaya, soğutmaya ve diğer temel ihtiyaçlara gereksinimi var" dedi. "Hürmüz Boğazı’nı iki dakika içinde kapatabiliriz" Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol edip geçiş ücreti almayı planladığının hatırlatılması üzerine, "Bunun doğru olup olmadığını görmemiz gerekecek. Biliyorsunuz, ne yapmaları gerekiyorsa onu yapacaklar. Ama biz orayı iki dakika içinde kapatabiliriz. Orayı öyle bir hızla kapatırız ki neye uğradığınızı şaşırırsınız" dedi. Trump, "İran tarafından saldırıya uğrayan Körfez ülkelerinin karşı saldırıya geçmesini istiyor musunuz?" sorusuna, "Zaten karşılık veriyorlar. Suudi Arabistan sert bir şekilde karşılık veriyor. Katar, BAE, Kuveyt, Bahreyn hepsi mücadele ediyor. Aslında vurulduklarında şaşırmışlardı; vurulmalarına ben de çok şaşırdım. Ama bir kez darbe alınca çok iyi savaşmaya başladılar. Tüm bu ülkelerle çok güçlü bir iletişimimiz var ve hepsi de şu an mücadele içinde" yanıtını verdi.

Çekya'da İsrailli silah şirketiyle bağlantılı fabrika ateşe verildi Haber

Çekya'da İsrailli silah şirketiyle bağlantılı fabrika ateşe verildi

Çekya'nın Pardubice kentinde dün Çek silah üreticisi LPP Holding'e ait bir fabrikada çıktı. İtfaiye ekibi alevlere müdahale etti. Çekya İçişleri Bakanı Lubomir Metnar sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, "Olayda can kaybı yaşanmadı, maddi hasar tespit ettik. Elde ettiğimiz tüm bilgileri değerlendiriyoruz. Muhtemelen terör saldırısıyla bağlantılı" ifadelerini kullandı. Emniyet Müdürü Martin Vondrasek ise gazetecilere yaptığı açıklamada, polisin "kasıtlı olarak çıkarılan bir yangını" soruşturduğunu ve suçu işleyenleri yoğun bir şekilde aradığını belirtti. Olayı "Deprem Fraksiyonu" adlı grup üstlendi Çekyalı iki haber sitesi, "Deprem Fraksiyonu" adlı bir gruptan "İsrail'in Gazze'deki soykırımdaki rolüne son vermek amacıyla İsrail silahlarının önemli bir üretim merkezini ateşe verdiklerini" belirten bir e-posta aldıklarını aktardı. Grubun fabrikayı ateşe verdiği anların görüntüsü de paylaşıldı. İsrailli şirket ile iş birliği planı açıklamıştı Ukrayna ordusunun Rusya'ya karşı savaşında kullandığı insansız hava aracı teknolojileri gibi sivil ve askeri kullanım için ürünler geliştiren ve üreten silah üreticisi LPP Holding, daha önce İsrail merkezli askeri teknoloji şirketi Elbit Systems ile iş birliği içinde insansız hava araçları geliştirme, üretme ve personel yetiştirme merkezi açmayı planladığını açıklamıştı.

Savaşlar yatırımları Türkiye’ye çevirdi Haber

Savaşlar yatırımları Türkiye’ye çevirdi

İran, İsrail ve Amerika arasında yaşanan savaş, Türkiye’nin Orta Doğu’da yaşananlara rağmen ne kadar güvenli olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Çünkü geçmişte Rusya-Ukrayna savaşı sırasında da o ülkelerin vatandaşlarının ülkemize yatırım yaptığını ve Türkiye’yi güvenli liman olarak seçtiğini gördük. Türkiye’de yabancılara yapılan konut satışlarında en çok yatırım yapan ülkelerden ikisi Rusya ve Ukrayna olmuştu. Şimdi ise İran’daki savaşın etkisiyle, oradaki vatandaşların da Türkiye’yi güvenli bir liman olarak görmeye başladığı düşünülmektedir. Bu durum, yatırımların Türkiye’ye kaymasına neden olacaktır" dedi. Türkiye’den 2025 yılında yurt dışına oldukça fazla yatırım çıkışı olduğunu hatırlatan Aydemir, "Resmî rakamlara göre bu tutar 3 milyar doların üzerine çıktı. Özellikle Dubai, Kıbrıs ve bazı ülkelerde gayrimenkul yatırımı yapan çok sayıda vatandaşımız vardı. Ancak yaklaşık 12-13 gündür devam eden bu savaş, Türkiye’nin ne kadar güvenli bir liman olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Nasıl ki Rusya-Ukrayna savaşında o ülkelerin vatandaşları Antalya ve İstanbul’a gelip yatırım yaparak buralara yerleştilerse, aynı şekilde İran vatandaşlarının da ülkemize gelmesi sektörümüz açısından yabancıya satışta parlak bir yılın habercisi olabilir" diye konuştu. Son zamanlarda vatandaşların ’Yurt dışına yatırım yaptık, bu yatırımlarımız ne olacak?’ diye serzenişlerinin olduğunu belirten Özkan, "Dubai’de yaşanan belirsizlikler, Kıbrıs’ın özellikle Güney tarafındaki sorunlar ve savaşın nereye evrileceğinin bilinmemesi, yatırım yapan vatandaşlarımızı endişelendirmektedir. Ancak yine ifade etmek isterim ki ülkemiz bu konuda birçok ülkenin önündedir. Türkiye, yatırım açısından güvenli bir limandır. Bu nedenle yatırımcılarımızın tekrar kendi ülkelerine dönerek yatırımlarını Türkiye’de değerlendirmelerini tavsiye ediyorum" dedi.

Kremlin, barış için İstanbul'a sıcak bakıyor Haber

Kremlin, barış için İstanbul'a sıcak bakıyor

Rusya'dan Ukrayna ile en son İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan barış görüşmelerinin devam edip etmeyeceğine ilişkin açıklama geldi. Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov yaptığı açıklamada, "Görüşmeler için İstanbul seçeneği mevcut ve tüm taraflar buna oldukça olumlu yaklaşıyor" ifadelerini kullandı. Peskov ayrıca görüşmelerin devamı ve bir sonraki tur hakkında şu ana kadar herhangi bir somut bilginin bulunmadığını da ekledi. Kremlin sözcüsü, Rusya'nın Macaristan'ın başkenti Budapeşte'yi hala kabul edilebilir bir görüşme yeri olarak görüp görmediğine ilişkin bir soruya da "Şu anda bununla ilgili herhangi bir görüşme yürütülmüyor" yanıtını verdi. Dmitriy Peskov, Rusya'nın Ukrayna çatışmasının çözümünde İstanbul anlaşmalarına bağlı kalıp kalmadığı ilişkin açıklamasında, 2022 İstanbul anlaşmalarının değişen durumun gerekliliklerini karşılamadığını vurgulayarak, "Gerçeklik tamamen değişti" şeklinde konuştu. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yeni bir görüşmenin olup olmayacağına dair bir soruya ise Moskova'nın herhangi bir yeni talep almadığını söyledi. ABD Başkanı Budapeşte'yi önermişti Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Alaska'nın Anchorage kentinde bir araya gelmişti. İki lider arasındaki görüşme, yaklaşık üç saat sürmüştü. ABD Başkanı bir sonraki görüşmenin Budapeşte'de yapılmasını önermiş, Putin de bu fikri memnuniyetle karşılamıştı. Görüşmeler ilk olarak 2022 yılında önce Belarus'ta, ardından İstanbul'da yapılmıştı Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmeleri, 2022 yılının Şubat ayında başlamıştı. Taraflar önce Belarus'ta, ardından İstanbul'da birkaç görüşme gerçekleştirmişti. Rus heyetine Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy, Ukrayna heyetine ise Halkın Hizmetkarı Partisi Parlamenter Grubu Başkanı David Arakhamia liderlik etmişti. İstanbul'daki müzakerelerin sonucunda, Ukrayna'nın tarafsız kalması ve herhangi bir askeri ittifaka katılmaması şartlarını içeren bir taslak anlaşma hazırlanmıştı. Ancak tüm anlaşmalar Kiev ve Batılı müttefikleri tarafından uygulanmadı ve süreçte bazı uluslararası aktörler de rol oynadı. Görüşmelerin sonuncusu üçlü formatta Cenevre'de yapılmıştı Taraflar arasında 2025 yılında müzakereler yeniden başladı ve İstanbul'da üç tur görüşme gerçekleştirilmişti. Bu görüşmelerde Rusya ve Ukrayna, çatışmanın başlangıcından bu yana en büyük esir değişimi de dahil olmak üzere bazı insani konularda anlaşmaya varmış, ancak çatışmanın çözümüne yönelik muhtemel yollar konusunda temel bir anlaşmaya varılamamıştı. Müzakereler 17-18 Şubat 2026'da Rusya, Ukrayna ve ABD temsilcileri arasında üçlü formatta yeniden başlamıştı. İsviçre'nin Cenevre şehrinde yapılan görüşmelerin ilk günü yaklaşık altı saat, ikinci günü ise yaklaşık iki saat sürmüştü. Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy, müzakereleri zor, fakat iş odaklı olarak nitelendirdi. Medinskiy, yakında yeni bir toplantı yapılacağını belirtmişti.

AB Konseyi Başkanı Costa: "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya" Haber

AB Konseyi Başkanı Costa: "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya"

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.