Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Rusya

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FIBA Avrupa Kupası’nda takım sayısı 48’e çıkarıldı Haber

FIBA Avrupa Kupası’nda takım sayısı 48’e çıkarıldı

Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) Avrupa Yönetim Kurulu’nun 15 Mayıs tarihinde İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te gerçekleştirilen toplantısında, FIBA Avrupa Kupası’nın 2026-2027 sezonundan itibaren 48 takımla oynanmasına karar verildi. İzlanda Basketbol Federasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya FIBA Avrupa Başkanı Jorge Garbajosa başkanlık etti. Toplantıya ayrıca FIBA Başkanı Sheikh Saud Ali Al Thani, FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis ve FIBA Avrupa İcra Direktörü Kamil Novak da katıldı. Yönetim Kurulu, kulüplerden gelen geri bildirimler doğrultusunda FIBA Avrupa Kupası’nın genişletilmesini oy birliğiyle onayladı. Yeni formatta normal sezon, altışar takımdan oluşan sekiz grupta oynanacak. Gruplarını ilk iki sırada tamamlayan 16 takım ikinci tura yükselecek. Rusya ve Belarus’un durumları da konuşuldu Rusya ve Belarus takımlarının FIBA Avrupa organizasyonlarındaki statüsünün ise değişmediği açıklandı. FIBA Merkez Yönetim Kurulu’nun son kararı doğrultusunda mevcut uygulamanın sürdüğü, konunun eylül ayındaki toplantıda yeniden ele alınacağı belirtildi. Avrupa Basketbol’u da ele alındı Toplantıda ayrıca Avrupa basketbolunun çeşitli alanlarına ilişkin güncel gelişmeler ele alındı. Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ile tamamlanan Kadınlar Avrupa Ligi (EuroLeague) Altılı Final organizasyonunun Zaragoza’daki başarısı, FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Kupası 2026 kura çekimi ve FIBA Şöhretler Müzesi töreni değerlendirildi. FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın düzenleneceği yerler açıklandı Gençler organizasyonları kapsamında 2027 FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın (A veya B Klasmanı) Portekiz’in Matosinhos kentinde, 2028 FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın (A Klasmanı) ise Estonya’nın Tallinn kentinde düzenlenmesi onaylandı. Yönetim Kurulu ayrıca 2026-28 dönemini kapsayan Gençlik Gelişim Fonu (YDF) ve Haziran 2026’da başlayacak TIME-OUT 4.0 projesi hakkında bilgi aldı. FIBA Avrupa Yönetim Kurulu’nun bir sonraki toplantısı Kasım 2026’da Almanya’nın Hamburg kentinde yapılacak.

Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak" Haber

Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak"

Sovyetler Birliği'nin II. Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nı mağlup ederek zaferini ilan ettiği 9 Mayıs Zafer Günü Moskova'da törenle kutlandı. Her yıl zırhlı araçlardan nükleer başlıklı kıtalararası balistik füzelere kadar geniş bir ağır silah yelpazesinin sergilendiği tören bu yıl sönük geçti. Güvenlik endişeleri nedeniyle küçültülen geçit töreni, Rus bayrağını taşıyan askeri birliğin yer aldığı kortejle birlikte yerel saatle yaklaşık 10.00'da Kızıl Meydan'da başladı. Geçtiğimiz yıl 80. yıl dönümü töreninde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva dahil 27 lider hazır bulunurken, bu yıl belirgin şekilde daha az dünya lideri katıldı. Sıkı güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen törene bu yıl, Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko, Laos Devlet Başkanı Thongloun Sisoulith, Malezya Kralı Sultan Ibrahim İskender, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev katıldı. Kamusal kutlamalar ise tamamen iptal edildi Ülke genelinde yapılan bazı geçit törenlerinde askeri araçlar yer alsa da bunların çoğunun modern ekipmanlar yerine İkinci Dünya Savaşı dönemine ait araçlar olduğu görüldü. Bazı törenler ve kamusal kutlamalar ise tamamen iptal edildi. Kamu güvenliğini sağlama gereğini gerekçe göstererek Rus başkentindeki tüm mobil internet erişimi ve kısa mesaj hizmetlerine kısıtlamalar getirildi. "Onun gerçek tarihini ve gerçek kahramanlarını korumak bizim için bir onur meselesidir" Rusya Devlet Başkanı Putin, Sovyetler Birliği'nin Zaferi'nin 81. yıl dönümünü simgeleyen askeri geçit töreninde yaptığı konuşmaya, "Sizi Zafer Günü dolayısıyla kutluyorum; bu bizim kutsal, ilham verici ve en önemli bayramımızdır" ifadeleriyle başladı. Rusya'nın çıkarlarını ve geleceğini koruyacaklarını belirten Putin, "Zafer askerlerinin mirasını ve kalıcı değerlerini onurlandırıyoruz. Anavatanımıza bağlılık tüm ülkemizi, Rusya'nın tüm halklarını birleştiriyor ve Büyük Vatanseverlik Savaşı'nın anısını, onun gerçek tarihini ve gerçek kahramanlarını korumak bizim için bir onur meselesidir. Sovyet halkının kahramanlığını ve Nazizmin yenilgiye uğratılmasını mümkün kılan belirleyici katkının onlara ait olduğunu her zaman hatırlayacağız. Onlar ülkelerini ve tüm dünyayı kurtardılar, mutlak ve acımasız kötülüğe son verdiler ve Nazi Almanyası'na teslim olmuş ve onun suçlarının itaatkar ortakları haline gelmiş ulusların egemenliğini yeniden tesis ettiler" diye konuştu. Rus lider, "Askerlerimiz, Avrupa halklarının özgürlüğü ve onuru adına muazzam kayıplar verdi ve büyük fedakârlıklar yaptı. Onlar cesaretin ve asaletin, metanetin ve insanlığın somutlaşmış hâli oldular ve büyük bir Zafer'in görkemli şanıyla taçlandılar. 22 Haziran 1941, tarihimizdeki en trajik ve en hüzünlü tarihlerden biridir. Bu yıl Büyük Vatanseverlik Savaşı'nın başlangıcının 85. yılıdır. Naziler, Sovyetler Birliği'ne haince saldırdı, ülkeyi ve onun geniş kaynaklarını ele geçirmeyi, kültürünü ve tarihi mirasını tamamen yok etmeyi ve nihayetinde tüm çok uluslu Sovyet halkını yok etmeyi, köleleştirmeyi ve soykırıma uğratmayı planlıyorlardı" ifadelerini kullandı. "Rusya uğruna hayatını veren herkesin önünde başlarımızı eğiyoruz" Sovyetler Birliği'ni yok etmek için Avrupa'nın dört bir yanından güçler toplandığına vurgu yapan Putin, "Nazi stratejistleri görünüşe göre her şeyi titizlikle hesaplamıştı. Tek bir şey dışında: Rus karakteri olarak bilinen şeyi ve Sovyet halkının ruh gücünü. Bu nitelikler Anavatanımız için en zor zamanlarda en açık şekilde ortaya çıkar. Halkımız düşmana karşı bir duvar gibi durdu ve Anavatana bağlılığın milyonlarca insanı birleştirebilen en yüksek ahlaki gerçek olduğunu kanıtladı. Askerlerin, denizcilerin ve subayların eşsiz direncini; halk milislerinin, partizanların ve yeraltı direniş savaşçılarının özverili bağlılığını; ayrıca iç cephenin, bilimin, sanayinin ve tarım çalışanlarının büyük çabalarını hatırlıyoruz" şeklinde konuştu. Cephelerin birleştiğini belirten Vladimir Putin, "Halkın gerçek vatanseverliği, cesareti ve fedakarlığı onları düşmanın üstüne çıkardı, onlara güç verdi ve Zafer'e olan inançlarını pekiştirdi. Zafer büyük bedellerle kazanıldı, derin acılar çekilerek elde edildi ve sonunda başarıldı! Bütün bunlar aile hikâyelerinde, çocuklarımızın, torunlarımızın ve torun çocuklarımızın kalplerinde yaşamaya devam ediyor. Savaşta hayatını kaybedenlerin, işgal altında ve esaret altında işkence görenlerin, kuşatma altındaki Leningrad'da ve diğer çevrelenmiş şehir ve kasabalarda açlıktan ölenlerin önünde başlarımızı eğiyoruz. Anavatan, Rusya uğruna hayatını veren herkesin önünde başlarımızı eğiyoruz. Oğulların ve kızların, babaların ve annelerin, büyükbabaların ve büyük büyükbabaların, eşlerin, kardeşlerin, akrabaların ve dostların anısı önünde başlarımızı eğiyoruz" dedi. "Muzaffer neslin büyük başarısı bugün özel askeri operasyonun görevlerini yerine getiren askerlere ilham veriyor" Konuşmasının ortasında törendekileri bir dakikalık saygı duruşuna davet eden Putin, daha sonra sözlerine devam etti. Rusya Devlet Başkanı, "Muzaffer neslin büyük başarısı bugün özel askeri operasyonun görevlerini yerine getiren askerlere ilham veriyor. Onlar, tüm NATO bloğu tarafından silahlandırılan ve desteklenen saldırgan bir güçle karşı karşıya bulunuyor. Buna rağmen kahramanlarımız ilerliyor. Rus askerlerinin yanında işçiler, tasarımcılar, mühendisler, bilim insanları da bulunuyor. Onlar seleflerinin geleneklerini sürdürüyor ve modern savaş deneyiminden yararlanarak gelişmiş ve benzersiz silah modelleri oluşturuyor ve bunların seri üretimini başlatıyorlar. Ancak ekipmanlar ve savaş yöntemleri nasıl değişirse değişsin, değişmeyen bir şey vardır: ülkenin geleceğini belirleyen halktır; askerler ve fabrika işçileri, tarım emekçileri, silah tasarımcıları ve savaş muhabirleri, doktorlar ve öğretmenler, kültür insanları ve din adamları, gönüllüler, girişimciler ve hayırseverler. Rusya'nın tüm vatandaşları Başarının anahtarı bizim manevi gücümüz, cesaretimiz ve yiğitliğimiz, birliğimiz ve her şeye dayanma ve tüm zorlukların üstesinden gelme yeteneğimizdir" diye konuştu. Ortak bir hedeflerinin olduğuna vurgu yapan Putin, "Herkes Zafer'e kişisel bir katkı sunuyor. Zafer hem savaş alanında hem de cephe gerisinde şekilleniyor. Davamızın haklı olduğuna kesinlikle inanıyorum! Biz birlikteyiz! Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak! Muzaffer halka şan olsun! Gazilere şan olsun! Rusya Silahlı Kuvvetleri'ne şan olsun! Bayramınız kutlu olsun! Zafer Günü kutlu olsun! Yaşasın" ifadelerini kullandı. Kızıl Meydan'daki törenin ardından Putin, diğer liderlerle birlikte Meçhul Asker Anıtı'na çelenk bıraktı ve ardından Kremlin'de bir resepsiyona katıldı.

Dış ticaret açığı yıllık yüzde 56 arttı! Haber

Dış ticaret açığı yıllık yüzde 56 arttı!

TÜİK ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle açıklanan geçici dış ticaret verilerine göre, 2026 yılı mart ayında ihracat geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,4 azalarak 21 milyar 899 milyon dolara geriledi. Aynı dönemde ithalat ise yüzde 8,2 artışla 33 milyar 120 milyon dolara yükseldi. Mart ayında dış ticaret açığı yüzde 56 artarak 7 milyar 195 milyon dolardan 11 milyar 221 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 76,5’ten yüzde 66,1’e geriledi. Yılın ilk çeyreğinde de tablo değişmedi. Ocak-Mart döneminde ihracat yüzde 3,2 azalışla 63,2 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 4,7 artarak 91,9 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 27,5 artışla 28,7 milyar dolara yükselirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 68,8’e düştü. Enerji ve altın hariç tutulduğunda da dış dengedeki bozulma dikkat çekti. Martta bu kalemler dışındaki ihracat yüzde 5,5 azalırken ithalat yüzde 11,2 arttı. Aynı kapsamda dış ticaret açığı 5,4 milyar dolar olarak hesaplandı. İhracatın sektörel dağılımında imalat sanayi yüzde 93,7 ile başı çekerken, tarımın payı yüzde 3,7, madenciliğin payı yüzde 1,9 oldu. İthalatta ise ara malları yüzde 70 ile en büyük kalemi oluşturdu. Ülke bazında bakıldığında, mart ayında en fazla ihracat yapılan ülke 1,82 milyar dolarla Almanya oldu. Bu ülkeyi Birleşik Krallık, ABD, İtalya ve Fransa izledi. İthalatta ise ilk sırayı 4,76 milyar dolarla Çin aldı. Rusya, Almanya, İsviçre ve ABD diğer önde gelen ülkeler oldu. Öte yandan mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre martta ihracat aylık bazda yüzde 2 azalırken ithalat yüzde 2,3 arttı. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ihracatı içindeki payı ise yüzde 3,5 seviyesinde kaldı.

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır Haber

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem küresel gelişmeleri, hem de Türkiye’nin dış politika vizyonunu değerlendirdi. Dünya düzeninde ciddi kırılmalar yaşandığını belirten Bahçeli, jeopolitik gerilimlerin arttığını ve devletlerin “irade, milletlerin metanet, toplumların ise sabır sınavından geçtiğini” söyledi. Küresel dengelerin değiştiğine işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin bu süreçte kendi milli duruşunu koruması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Avrupa Birliği ve Batı ilişkilerine de değinen Bahçeli, Türkiye’nin hiçbir blok ya da dış baskı altında yönlendirilemeyeceğini belirtti. Avrupa’nın Türkiye’siz birçok alanda eksik kalacağını ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin de Avrupa’ya bağımlı bir ülke olmadığını dile getirdi. KERKÜK VE TÜRK DÜNYASI VURGUSU Irak ve Kerkük üzerinden Türk dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkmen varlığının bölgedeki önemine dikkat çekti. Kerkük’teki gelişmeleri “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkmenlerin haklarının korunmasının altını çizdi. Türk dünyasına da mesaj veren Bahçeli, “Kerkük’ten Doğu Türkistan’a, Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar tüm soydaşlarımızın yanındayız” diyerek birlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ Grup Toplantısında Konuşuyor https://t.co/gUGeBhSQco — MHP (@MHP_Bilgi) April 28, 2026 “ASIR, TÜRK ASRI OLACAKTIR” Konuşmasında sık sık milli birlik ve beraberlik mesajı veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirterek “Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve bölgesel istikrar hedeflerinin sürdüğünü söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda güçlü bir duruş sergilediğini ifade etti. "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" diyen Bahçeli, "Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte, ilişkilerin ufku; enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik veya mezhebî gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz; Kerkük’ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalı; Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. “MİLLİYETÇİ HAREKET KALESİ MHP’DİR” MHP'nin Türk milliyetçiliğinin siyasi temsilcisi olduğunu belirten Bahçeli, partinin tarihsel misyonuna dikkat çekerek teşkilatına ve dava arkadaşlarına bağlılık mesajı verdi. "Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir" diyen Bahçeli, "Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir" diyerek şunları kaydetti: "Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz. Enerjide yapamaz. Göç yönetiminde yapamaz. Ulaştırmada yapamaz. Bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir; bu çağ, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ, alışkanlıkların değil, aklın çağıdır. Çünkü bu çağ, ezberlerin değil, yeni denge arayışlarının çağıdır. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki: Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Türk olmayı şeref, Müslüman olmayı şükür bilen bütün soydaşlarımıza en kalbi selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Birliğimiz, dirliğimiz ve düzenimiz daim olsun.

Zelenskiy: "Kırk yıl önce dünya, en büyük nükleer felaketlerden biriyle karşı karşıya kaldı" Haber

Zelenskiy: "Kırk yıl önce dünya, en büyük nükleer felaketlerden biriyle karşı karşıya kaldı"

Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santrali‘nin 4 numaralı reaktöründe 1986 yılında meydana gelen patlamanın ardından yaşanan facianın üzerinden 40 yıl geçti. Tarihin en büyük nükleer kazalarından biri olarak kabul edilen facia nedeniyle büyük miktarda radyoaktif madde atmosfere yayıldı. Radyoaktif bulutlar sadece Sovyetler Birliği'ni değil, Avrupa'nın büyük bölümünü etkiledi. Kazanın hemen ardından patlama ve akut radyasyon sendromu nedeniyle yaklaşık 30 kişi hayatını kaybetti. Ancak felaketin asıl etkileri yıllar içinde ortaya çıktı. Yıllar boyunca binlerce ek kanser vakası tespit edilirken, uzun vadede bu duruma bağlı olarak on binlerce ölüm gerçekleşti. "Yüz binlerce insan, bu trajedinin sonuçlarıyla yıllardır mücadele ediyor" Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, facianın 40. yılı için bir mesaj yayımladı. Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Kırk yıl önce dünya, en büyük nükleer felaketlerden biriyle karşı karşıya kaldı. Çernobil Nükleer Santrali'nin dördüncü reaktörü patladı. Büyük miktarda radyoaktif madde çevreye yayıldı. Yüz binlerce insan, bu trajedinin sonuçlarıyla yıllardır mücadele ediyor. Radyasyonu kontrol altına almak için yıkılan reaktörün üzerine bir lahit inşa edildi. Daha sonra 40'tan fazla ülke, yeni felaketleri önlemek amacıyla bu yapıyı Yeni Güvenli Kapsama ile çevreledi" dedi. "Çernobil felaketinin tüm kurbanları huzur içinde yatsın" Oluşturulan iki yapının radyoaktif sızıntı ve kirlenmeye karşı koruma sağladığını belirten Zelenskiy, "Bunların bakımı ve korunması herkesin ortak çıkarınadır. Ancak Rusya, yürüttüğü savaşla dünyayı bir kez daha insan kaynaklı bir felaketin eşiğine getiriyor. Rus-İran yapımı 'Shahed' dronları düzenli olarak santral üzerinde uçuyor ve bunlardan biri geçen yıl koruyucu yapıya isabet etti. Dünya, bu nükleer terörün sürmesine izin vermemeli ve bunu engellemenin en etkili yolu Rusya'yı bu pervasız saldırıları durdurmaya zorlamaktır. Bu trajedinin ardından yürütülen çalışmalarda hayatını kaybeden herkesi anıyoruz. Çernobil felaketinin tüm kurbanları huzur içinde yatsın" ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" Haber

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Bu yıl kiraza doyacağız Haber

Bu yıl kiraza doyacağız

Kiraz üretiminde dünya lideri olan Türkiye, Kuzey Yarım Küre’nin ilk kiraz hasadını Manisa’nın Şehzadeler ilçesi Sancaklıbozköy Mahallesi’nde gerçekleştirdi. Üretici Mahmut Bozkurt ve Yavuz Tun'un bahçesinden hasat edilen kirazlar, açık artırmayla 6 bin TL’ye alıcı buldu. Kirazda Türkiye’nin en batısından en doğusuna bin 850 km’lik bir hasat yolculuğu yaşanıyor. Nisan ortasında Manisa'nın Şehzadeler ve İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde başlayan kiraz hasadı, Denizli, Afyon Sultandağı, Isparta, Konya Hadim, Niğde Darboğaz, Gaziantep, Mardin rotasını takip ederek Temmuz ayında Doğu Anadolu Bölgesi'nin Çukurova'sı niteliğindeki Iğdır'da 1850 kilometrelik bir yolculuk sonunda noktalanıyor. C vitamini, potasyum ve antioksidanlar açısından zengin olan kiraz, önümüzdeki günlerde sofraların baştacı olmaya hazırlanıyor. KİRAZ HASRETİ BU SENE BİTECEK Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, geçtiğimiz sezon yaşanan zirai don olayları sebebiyle kiraz üretiminde yüzde 90’lara varan kayıplar yaşandığını, geçen sene hem vatandaşların kiraza hasret kaldıklarını hem de ihracatta büyük düşüş yaşandığını bu sene kiraz hasretinin biteceğini söyledi. Türkiye’nin 2023 yılında 83 bin tonluk kiraz ihracatıyla tarihi bir başarıya imza attığı bilgisini veren Uçak, “Kiraz ihracatımız 2024 yılında 67 bin ton olarak gerçekleşmişti. 2025 yılında iklimsel değişiklikler sebebiyle büyük bir kayba uğramıştı. 2025 yılında kiraz ihracatımız miktar bazında 6 bin tonda kalırken, döviz getirisi 48 milyon dolar olmuştu. 2026 yılında çiçeklenme döneminin de olumlu geçmesiyle birlikte kiraz ihracatında 60 bin tonu aşarak 200 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırmak istiyoruz. Kiraz sezonunda üreticimiz, ihracatçımız, lojistikçimiz, ambalajcımız kazanacak. Sektörün tüm taraflarına bereketli bir sezon diliyorum” ifadelerini kullandı. Kiraz üreticilerine bereketli bir sezon dileyen Başkan Uçak; “Kirazda üretimde dünya lideri olmamız yanında, ihracatta ilk dört ülke arasındayız. Ege Bölgesi’nde; İzmir, Manisa, Afyon, Denizli ve Aydın illerinde yıllık 240-250 bin ton kiraz üretiyoruz. Türkiye’nin kiraz üretiminin yüzde 30’unu, Ege Bölgesi gerçekleştiriyor. İzmir, Ege Bölgesi’nin kiraz üretiminin yüzde 40’ını yaparken, Manisa yüzde 20, Afyon yüzde 18 pay alıyor. Üretimin en yoğun olarak yapıldığı ilçeler İzmir’de Kemalpaşa, Manisa’da Şehzadeler, Afyonkarahisar’da ise Sultandağı. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyelerimiz Türkiye’nin kiraz ihracatının yüzde 25’ini temsil ediyor. 2024 yılında Ege Bölgesi’nden 55 milyon dolarlık kiraz ihracatına imza atmıştık. 2026 yılında hedefimiz 55 milyon doların üzerine çıkmak olacak” diyerek sözlerini noktaladı. ALMANYA, RUSYA VE İTALYA İHRACATTA ZİRVEDE Türkiye, 2023 yılında 83 bin ton kiraz ihraç ederken, kiraz ihracatından 214 milyon dolar döviz elde etmişti. Almanya, 95 milyon dolarlık tutarla Türk kirazını en çok talep eden ülke olmuştu. Rusya Federasyonu, Türkiye’den 44 milyon dolarlık kiraz ithal ederken, Avusturya 14,3 milyon dolarla üçüncü sıraya adını yazdırmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.