Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ruh Sağlığı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ruh Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ruh Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı hayatı değiştiriyor Haber

Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı hayatı değiştiriyor

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla otizm spektrum bozukluğu hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, "Otizm; sosyal alanda zorluk, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur ve yaşamın ilk üç yılında belirtiler ortaya çıkar. Genellikle bir yaş civarında sosyal gülümsemede eksiklik, göz teması kurmama ve isme bakmama şeklinde belirtilerle kendini gösterir. Sonrasında bu durum konuşma gecikmesi, akran ilişkilerinin gelişmemesi ve tekrarlayan davranışların artması şeklinde ilerleyebilir. Bu belirtiler her çocukta farklı yoğunlukta ve farklı biçimlerde görülebilir" ifadelerine yer verdi. Doç. Dr. Işık, hastalıkta erken tanıya değinerek, "Beynin ilk altı yaşındaki gelişimi oldukça hızlıdır ve ne kadar erken müdahale edersek o kadar hızlı ve etkili yanıt alırız. Bu nedenle ailelere bu süreçte önemli sorumluluklar düşmektedir. Tanıyı erteleme, korku nedeniyle başvuru yapmama ya da farklı bölümlerde zaman kaybetme gibi hatalar sıkça yapılmaktadır. Ancak şüphe duyulduğu anda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü erken tanı, otizm spektrum bozukluğunda sürecin en kritik basamaklarından biridir" dedi. Otizmin tedavisine değinen Doç. Dr. Işık, "Aslında tek bir yöntem ya da tek başına etkili bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Medikal tedavi, yalnızca eşlik eden bazı durumlarda destekleyici olarak kullanılabilir. Bu süreçte en etkili yaklaşım bireyselleştirilmiş, yoğun ve sürekli özel eğitim programlarıdır. Bu nedenle ailelerin gecikmeden başvurmaları ve özellikle çocuk psikiyatrisi ekipleriyle iş birliği içerisinde hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Toplumsal farkındalığa değinen Doç. Dr. Işık, "Bizlere düşen görev farkındalığımızı artırmak, otizmli bireyleri toplumsal yaşamın içine dâhil etmek ve birlikte yaşam kültürünü güçlendirmektir. Toplum olarak daha kapsayıcı, anlayışlı ve destekleyici sosyal ortamlar oluşturmalıyız. Unutulmamalıdır ki asıl değişim toplumda başlar ve farkındalıkla büyür" şeklinde konuştu.

Fransa Eğitim Bakanlığı, TikTok’u savcılığa şikayet etti Haber

Fransa Eğitim Bakanlığı, TikTok’u savcılığa şikayet etti

Fransa Eğitim Bakanlığı, sosyal medya uygulaması TikTok'un gençlerin ekran başında geçirdikleri aşırı süre nedeniyle ruh sağlığı sorunlarıyla olası bağlantıları nedeniyle harekete geçti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, TikTok'un Paris savcılığına ihbar edildiğini duyurdu. Fransa Eğitim Bakanı Edouard Geffray, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Sosyal medya uygulaması TikTok'un işleyişiyle ilgili bir raporu az önce Paris Savcılığı'na ilettim. Yaşları 15 ila 24 arasında değişen gençlerin yüzde 30'u depresif bozukluklardan etkilenirken her şey TikTok'un algoritmasının reşit olmayanları yeme bozuklukları, kendine zarar verme, depresyon ve intiharla ilgili içeriklerin oluşturduğu ölümcül bir sarmalın içine hapsettiğini gösteriyor. Tek bir video bile bu mekanizmayı tetiklemek için yeterli" ifadelerini kullandı. Bakanlık tarafından yaşı küçük bir kullanıcı gibi sahte bir hesap açıldığını bildirerek söz konusu etkilerin doğrudan gözlemlendiğini bildiren Bakan Geffray, "Tuzağa düşme olgusu anında gerçekleşiyor ve çok hızlı bir şekilde kötüleşiyor. Birkaç suç teşkil edebilecek bu gerçekler karşısında, konuyu adalete taşımak gerekiyordu. 12 milyon öğrencimizin korunması konusunda hiçbir taviz verilemez" dedi. Çinli ByteDance şirketine ait olan TikTok, Fransa'da daha önce de mercek altına alınmıştı. Geçen Kasım ayında Fransız yetkililer, TikTok'un algoritmalarının gençleri intihara sürükleyebileceği riskleri nedeniyle soruşturma başlattıklarını açıklamıştı. TikTok ise bu tür suçlamaları reddettiğini belirtmişti.

Şekerli içecekler gençlerde kaygı riskini artırabilir Haber

Şekerli içecekler gençlerde kaygı riskini artırabilir

Üstüner, İngiltere’de birden fazla üniversite ve araştırma kurumunun yer aldığı uluslararası ortak yazarlı araştırmanın, 2000 ile 2025 yılları arasında yayımlanan çalışmaları taradığını belirtti. Araştırmada, şekerli içecek tüketimi ile ergenlerde kaygı bozukluğu arasındaki ilişkinin değerlendirildiğini aktaran Üstüner, yüksek şekerli içecek tüketiminin kaygı bozukluğu olasılığında artışla ilişkili bulunduğunu ifade etti. "Yüzde 34 daha fazla olduğu bildirilmiş" Üstüner, çalışmada şekerli gazlı içecekler, enerji içecekleri, tatlandırılmış sular ile şekerli çay ve kahve gibi ürünlerin ele alındığını belirterek, "Araştırma, ergenlik dönemindeki beslenme alışkanlıklarının ruh sağlığıyla ilişkisini değerlendiren önemli bir bilimsel çerçeve sunuyor. İncelenen dokuz çalışmanın yedisinde şekerli içecek tüketimi ile kaygı arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki saptanmış. Meta-analiz sonucunda ise yüksek düzeyde şekerli içecek tüketen gençlerde kaygı bozukluğu görülme olasılığının yüzde 34 daha fazla olduğu bildirilmiş" dedi. Ergenlik döneminde beslenme alışkanlıkları kritik Ergenlik döneminin hem fiziksel hem de psikolojik gelişim açısından hassas bir süreç olduğunu vurgulayan Üstüner, bu dönemde edinilen yaşam tarzı alışkanlıklarının uzun vadede ruh sağlığını etkileyebileceğini ifade etti. Üstüner, "Ergenlik döneminde beyin gelişimi devam ederken, yoğun şeker içeren ve besin değeri düşük içeceklerin sık tüketilmesi yalnızca fiziksel sağlık açısından değil, ruh sağlığı açısından da risk oluşturabiliyor. Bu nedenle gençlerin beslenme düzeninde dengeli ve sağlıklı seçimler yapılması büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. Şekerli içecekler ruh halini etkileyebilir Yüksek şeker tüketiminin kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceğini belirten Üstüner, bunun ruh hali üzerinde dolaylı etkiler oluşturabileceğini söyledi. Üstüner, "Şekerli içecekler kısa süreli enerji artışı sağlayabilir ancak ardından kan şekerinin hızla düşmesi yorgunluk, huzursuzluk ve gerginlik hissini artırabilir. Bu dalgalanmalar özellikle hassas yaş gruplarında kaygı belirtilerini tetikleyebilir." dedi. Aileler ve okulların rolü önemli Gençlerin beslenme alışkanlıklarının şekillenmesinde aile ve okul ortamının büyük rol oynadığını ifade eden Üstüner, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Üstüner, "Gençlerin günlük yaşamında su tüketimini artırmak, doğal ve besin değeri yüksek içecekleri tercih etmek ve enerji içecekleri gibi yüksek şeker içeren ürünleri sınırlamak hem fiziksel hem de psikolojik sağlık açısından koruyucu bir yaklaşım olabilir." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.