Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Robotik Cerrahi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Robotik Cerrahi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Robotik Cerrahi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeyi verdi: "38 bin hekim dışı personel alacağız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeyi verdi: "38 bin hekim dışı personel alacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Hastanesi Çapa Yerleşkesi Toplu Temel Atma ve Toplu Açılış Töreni'ne katıldı. Buradaki konuşmasına sağlık çalışanlarını ve İstanbulluları selamlayarak başlayan Erdoğan, inşaatı tamamlanan sağlık tesislerinin açılışını yapmaktan ve yenilerinin temellerini atmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Tören kapsamında İstanbul Üniversitesinin Çapa ve Esenyurt yerleşkelerinde bulunan yeni Dahiliye Hastanesi ile Esenyurt Hastanesi'nin resmi açılışının yapılacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, eş zamanlı olarak Ortopedi, Travmatoloji ve Cerrahi 2 Hastanesi ile Deniz Abdal Camii'nin de temellerinin atılacağını kaydetti. "Tabiplik bizde asla sıradan bir meslek olarak görülmemiştir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında şunu sizlerle paylaşmak isterim: Biz hem sağlık hizmetleri hem de tababet ilmi noktasında çok ciddi bir birikimin, aynı zamanda köklü bir kurumsal tarihin temsilcileriyiz. Tabiplik bizde asla sıradan bir meslek olarak görülmemiştir. Hekim, hikmete erişen bir şahsiyet olarak telakki edilmiştir. Tıp sahasında Avrupa'da Orta Çağ'ın en karanlık sahneleri yaşanırken, biz Anadolu'nun dört bir yanındaki bimarhanelerle, şifahanelerle ve daha pek çok kurumla 13. asırdan itibaren bu alanda adeta temayüz ettik. İstanbul Tıp Fakültesi de bize ecdadın emanetidir. Bu fakülte, Memalik-i Mahruse-i Şahane olarak adlandırılan Cihan Devleti Osmanlı'nın bize emanet ettiği kurumlardan biridir. İlk etapta Sultan Fatih'in emriyle kurulan ve bu fakültenin nüvesini oluşturan Fatih Darüşşifası'nda tıp eğitiminin ilk izlerini görüyoruz. Yaklaşık 4 asır sonra, 14 Mart 1827'de Sultan II. Mahmud tarafından inşa ettirilen Tophane-i Amire ile ilk modern tıp fakültemiz burada hayat bulmuştur. Cerrahhane-i Amire'nin de ilave olunmasıyla bu köklü kurum, 1839 yılında önce Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ve Darülfünun Tıp Fakültesi adlarını almış, devamında ise İstanbul Tıp Fakültesi olarak hizmet vermiştir" dedi. "İstiklal ve istikbal hamurumuz da buralarda yoğrulmuştur" Bizim devlet geleneğimizde devamlılık esastır diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" diyen ecdat, devlet-i ebet müddet anlayışımızı kurumlarımıza da yansıtmıştır. Bu kurumlar devletle birlikte milletin de kurumları olduğu için istiklal ve istikbal hamurumuz da aynı zamanda buralarda yoğrulmuştur. Örneğin, 14 Mart 1919'da Hikmet Bey ve arkadaşlarının Tıbbiye-i Şahane binasında dalgalandırdığı Türk bayrağı, esarete boyun eğmeyeceğimizin tüm dünyaya ilanı olmuştur. Kızılayımızın, Yeşilayımızın, daha pek çok sivil müessesenin Milli Mücadele yıllarında ortaya koyduğu seferberlik ruhu bu kurumlarda adeta vücut bulmuştur. Kıbrıs Barış Harekatı'ndan 15 Temmuz darbe girişimine, Kovid-19 salgınından 16 Şubat depremlerine bu ruh her seferinde ortaya çıkmıştır. Bu vesileyle sizlerin şahsında, önümüzdeki sene 200. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak olan İstanbul Tıp Fakültemizin tüm mensuplarını şimdiden tebrik ediyorum. Başarılarla dolu iki asırlık geçmişinde bünyesinden dünyaca ünlü isimler çıkaran İstanbul Tıp Fakültemizin, inşallah daha nice asırlar milletimize şifa dağıtacağına, tıp literatürüne önemli katkılar yapacağına inanıyorum" şeklinde konuştu. "Hastaların ve cenazelerin hastanede rehin alındığı günler yaşadık" İstanbul Tıp Fakültesi gerek eğitim ve araştırma faaliyetleriyle gerekse nitelikli sağlık hizmetleriyle faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hizmet kapasitesi, uzmanlaşmış klinikleri, güçlü sağlık personeli ve ileri teknoloji altyapısıyla fakültemiz, sağlık alanında önemli işlere imza atıyor. Bugün açılışını yapacağımız ve temellerini atacağımız yatırımlarla bu kapasiteyi inşallah daha da yükseltmiş oluyoruz. Şimdi çok kısa bir şekilde bu eserleri kısaca sizlere anlatmak istiyorum. Açılışını gerçekleştireceğimiz İstanbul Üniversitesi Çapa Yerleşkesi Dahiliye Hastanesi, 44 bin metrekarelik alana inşa edildi. Yeni Dahiliye Hastanemizde 39'u yoğun bakım olmak üzere toplam 186 yatak bulunuyor. Hastanemiz 56 poliklinik, 3 anjiyografi ünitesi ve 41 kişilik günübirlik tedavi kapasitesine sahip. 40 öğretim üyesi ofisi, toplam 380 kişi kapasiteli 2 geniş amfisi, 147 kişilik derslik ve 264 kişilik kütüphanesiyle hastanemiz güçlü bir eğitim altyapısı sunuyor. Modern tıp eğitiminin ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan ve deprem izolatörleriyle donatılan yeni Dahiliye Hastanemizde poliklinik hizmetleri verilmeye başladı. Diğer birimler de peyderpey devreye alınıyor. Kardiyoloji, enfeksiyon hastalıkları ve göğüs hastalıkları bölümleri de yeni Dahiliye Hastanemizde hizmet sunacak. Aynı şekilde 26 yataklı koroner yoğun bakım ünitesiyle 13 yataklı dahiliye yoğun bakım ünitesi de faaliyete geçecek. Esenyurt Hastanemizde ise 200 hasta yatağı ve yeni doğan yoğun bakım üniteleri de dahil toplam 50 yoğun bakım yatağı bulunuyor. Bunların yanı sıra hastanemizin yüksek standartlı 12 ameliyathanesinde robotik cerrahi uygulamaları ve kompleks ameliyatlar gerçekleştiriliyor. Fakültemizin gücüne güç katacak, hastalara inşallah şifa dağıtacak her iki hastanemiz de bir kez daha hayırlı, uğurlu olsun. Bugün iki yeni eserimizin de temellerini atıyoruz. Çapa Yerleşkesi'nde 20 bin 273 metrekare alana inşa edilecek 7 katlı Ortopedi, Travmatoloji ile Cerrahi 2 Hastanesi bittiğinde, 7'si yoğun bakım yatağı olmak üzere toplam 113 yatakla sağlık hizmeti verecek. Projede 8 poliklinik, 6 ameliyathane, 10 kişilik fizik tedavi alanı, 3 röntgen ünitesi ve 38 araçlık kapalı otopark yer alıyor. 74 adet izolatörle, Allah korusun, olası bir deprem durumunda hastanenin güvenliği azami seviyede temin edilecek. Son olarak Üniversitemizin Çapa Kampüsü'nde Deniz Abdal Camimizin de yapımına bugün başlıyoruz. 65 metrekare bodrum kat, 170 metrekare zemin kat ve 65 metrekare mahfil katından oluşacak camimiz de şimdiden hayırlara vesile olsun. Sizlerin de çok iyi bildiği gibi sağlıkta bu noktalara kolay gelmedik. Parası olmayanın sağlık hizmeti alamadığı, sosyal güvenlik sisteminin çalışmadığı, memurun ayrı, işçinin ayrı hastanesinin olduğu, reçetede yazılı ilaçların eczanede bulunmadığı dönemlerimiz oldu. Ambulansa erişimin lüks sayıldığı, halkımızın tabiriyle bıçak parası vermeyenlerin ameliyat olamadığı, hastaların ve cenazelerin hastanede rehin alındığı günler yaşadık" diye konuştu. "Sağlıkta Türkiye'yi küresel çekim merkezi haline getireceğiz" 24 yılda yaptığımız yatırımlarla, hayata geçirdiğimiz projelerle, devreye aldığımız düzenlemelerle, attığımız diğer adımlarla çok şükür sağlıktaki bu tabloyu tam tersine çevirmeyi başardıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık devlet hastanelerimizle, şehir hastanelerimizle, vakıf, üniversite ve özel hastanelerimizle insanımıza kaliteli, hızlı ve etkin sağlık hizmetleri sunuyoruz. Özellikle İstanbul'un sağlık altyapısını adeta yeniden baştan inşa ettik. İstanbul'da yatırım bedeli 223 milyar lira olan 206 sağlık tesisini hizmete açtık. İstanbul’umuzda toplam 45 bin 390 yatak kapasitesine ulaştık. 8 binden fazla yoğun bakım yatağıyla, 1600'ü aşkın diş üniteyle ve farklı alanlardaki özellikli tedavi merkezlerimizde vatandaşlarımızın yanındayız. Devam eden sağlık yatırımlarımız tamamlandığında İstanbul'a yaptığımız yatırımların toplam tutarı 350 milyar lirayı bulacak. Çok değerli hocalarım, burada şunu da büyük bir memnuniyetle ifade ediyorum: Hatırlayın, daha önce bizim insanımız sağlık hizmeti almak için yurt dışına giderdi. Şimdi dünyanın farklı ülkelerinden milyonlarca insan, dörtbaşı mamur bir sağlık hizmeti alabilmek için Türkiye'ye geliyor. 2025 yılında 2 milyon 600 bin kişi sağlık hizmeti için ülkemizi ziyaret etti. Zaman zaman yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sosyal medyada özellikle yaptığı paylaşımlar, Türkiye'deki sağlık hizmetleri ile bize yıllarca örnek gösterilen ülkeler arasındaki devasa farkı çok net biçimde ortaya koyuyor. Saatlerce ambulans gelmesini bekleyeninden, acil servislerde perişan olanına, bizde bedava olan hizmetlere astronomik ücretler ödenmesinden hastane şartlarının kötülüğüne kadar her alanda aradaki uçurumu görebiliyoruz. İnşallah sizlerin de desteğiyle çok daha iyi yerlere geleceğiz. Sağlıkta Türkiye'yi küresel çekim merkezi haline getireceğiz" dedi. Yeni yatırımlarla, yeni projelerle sağlık hizmetleri başta olmak üzere İstanbul’umuza, ülkemize ve milletimize her alanda hizmet etmeye inşallah çok güçlü şekilde devam edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu da sizlerle ve sağlık çalışanlarımızla birlikte yapacağız" dedi. Konuşması esnasında bir de müjde veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Canlı bağlantılara geçmeden evvel sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen kardeşlerime sevindirici bir haber vermek istiyorum: Sağlık hizmetlerinin en nitelikli şekilde vatandaşlarımıza sunulması bizim her zaman önceliğimiz olmuştur. Bu amaçla yeni bir adım daha atıyor, 2026 yılı bitmeden 38 bin hekim dışı personel alma ilanına çıkacağımızın müjdesini burada sizlerle paylaşıyorum. Sağlık Bakanlığımız alıma dair takvimi ve detayları önümüzdeki günlerde açıklayacaktır. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum" ifadelerini kullandı.

"Mide kanserinde erken tanı, tedavinin seyrini değiştiriyor" Haber

"Mide kanserinde erken tanı, tedavinin seyrini değiştiriyor"

Mide kanserinde aile öyküsü, Helicobacter pylori enfeksiyonu ve bazı beslenme alışkanlıklarının risk oluşturabildiğini belirten Liv Hospital Vadi İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bektaş; erken tanı, risk faktörleri ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. "Mide kanseri riskini azaltmak mümkün" Mide kanserini tamamen önlemek mümkün olmasa da bazı önlemlerle hastalığa yakalanma riskinin azaltılabileceğini belirten Prof. Dr. Bektaş, "Helicobacter pylori enfeksiyonunun tespit edilmesi ve tedavi edilmesi önem taşıyor. Bunun yanında sigaradan uzak durmak, aşırı tuzlu, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaları sınırlamak, sebze ve meyveden zengin, dengeli beslenmek de riski azaltmaya yardımcı olabilir" diye konuştu. "Ailesinde mide kanseri olanlar dikkatli olmalı" Ailede, özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide kanseri görülmesinin hastalık riskini artırabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bektaş, "Aile öyküsü, mutlaka mide kanseri gelişeceği anlamına gelmiyor. Ancak bu kişilerin risk durumlarının değerlendirilmesi, Helicobacter pylori açısından incelenmesi ve gerekli durumlarda genetik danışmanlık alması önem taşıyor. Gastroskopi ve takip aralıkları kişinin risk düzeyine göre planlanmalı" ifadelerini kullandı. "Uzun süren mide ağrısı ve kilo kaybı önemsenmeli" Mide kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirgin şikâyetlere neden olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Bektaş, "Uzun süren mide ağrısı, hazımsızlık, erken doyma, iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı, bulantı-kusma, yutma güçlüğü ve kansızlık gibi belirtiler dikkate alınmalı. Dışkının siyah renkte olması da önemli bulgular arasında yer alıyor. Bu şikâyetler farklı hastalıklardan kaynaklanabilse de uzun sürmesi veya giderek artması durumunda hekim değerlendirmesi gerekiyor" dedi. "Erken tanıda endoskopi büyük önem taşıyor" Mide kanserinin tanısında gastroskopinin temel yöntemlerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Bektaş, "Gastroskopi sırasında mide iç yüzeyi doğrudan inceleniyor ve şüpheli bölgelerden biyopsi alınabiliyor. Kesin tanı, alınan dokunun patolojik incelemesiyle konuluyor. Tanı sonrasında hastalığın evresini ve yayılımını belirlemek için bilgisayarlı tomografi, endoskopik ultrason ve gerekli hastalarda PET/BT gibi yöntemlerden yararlanılıyor" açıklamasında bulundu. Erken evrede tespit edilen bazı küçük ve yüzeyel tümörlerin, uygun kriterleri karşılamaları durumunda cerrahi müdahaleye gerek kalmadan endoskopik yöntemlerle çıkarılabildiğini kaydeden Bektaş, erken tanının tedavi seçenekleri açısından önemli avantaj sağladığını ifade etti. "Her mide kanseri hastasında ameliyat gerekmiyor" Mide kanserinde tedavinin hastalığın evresine ve hastanın genel durumuna göre planlandığını belirten Prof. Dr. Bektaş, "Tedavi kararı tümörün evresine, mide içindeki yerleşimine ve başka organlara yayılıp yayılmadığına göre veriliyor. Bazı erken evre tümörler endoskopik yöntemlerle tedavi edilebilirken, tamamen çıkarılabilir hastalıklarda cerrahi önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bazı hastalarda ameliyattan önce kemoterapi uygulanarak tümörün küçültülmesi hedefleniyor" dedi. Hastalığın uzak organlara yayıldığı durumlarda tedavi yaklaşımının değişebileceğine dikkat çeken Bektaş, tedavi planının farklı uzmanlık alanlarının iş birliğiyle, hastaya özel olarak oluşturulmasının önemini vurguladı. "Robotik ve laparoskopik cerrahi hastalara avantaj sağlayabiliyor" Uygun hastalarda mide kanseri ameliyatlarının laparoskopik veya robotik yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Bektaş, "Küçük kesilerle uygulanan bu yöntemler, uygun hastalarda daha az ameliyat ağrısı, daha az kan kaybı ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabiliyor. Robotik cerrahi ise cerraha büyütülmüş üç boyutlu görüntü ve hassas hareket kabiliyeti sunuyor" diye konuştu. Cerrahi yöntemin seçiminde temel ölçütün kanser cerrahisinin gerekliliklerini karşılamak olduğunu vurgulayan Bektaş, "Önemli olan ameliyatın hangi yöntemle yapıldığından önce, doğru hastaya uygun tedavinin uygulanması ve kanser cerrahisinin temel prensiplerinden ödün verilmemesidir" ifadelerini kullandı.

Meme kanseri cerrahisinde hasta konforunu artıran beş yöntem Haber

Meme kanseri cerrahisinde hasta konforunu artıran beş yöntem

Tüm dünyada yaklaşık 2,4 milyon, ülkemizde ise 30 bine yakın kadına her yıl meme kanseri teşhisi konuluyor. Erken tanı ve doğru tedavi planlaması ile hastalığın tamamen tedavi edilebilmesi ise yüz güldürüyor. Meme kanserinin cerrahi tedavisinde robotik cerrahi, dondurarak tedavi, endoskopik cerrahi, onkoplastik cerrahi gibi yenilikçi yöntemler de kullanılabiliyor. Meme kanserinde uygulanacak cerrahi yöntem; hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak belirleniyor. Tek portlu robotik cerrahi uygun hastalarda kullanıldığında; tek ve küçük giriş yarası, daha az doku hasarı, dar alanlara daha rahat ulaşım, daha geniş görüntü gibi avantajlar sunuyor ve hastanın tedavi konforunu olumlu yönde etkiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, meme kanseri ve güncel modern cerrahi tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. "Tek portlu robotik cerrahi az ağrı ve kozmetik konfor sağlıyor" "Robotik cerrahi teknolojileri, farklı cerrahi branşların ardından meme cerrahisinde de kullanılmaya başladı. Özellikle tek portlu robotik cerrahi, dar alanlarda sağladığı teknik kolaylık ve yüksek görüntü netliği ile meme cerrahisinde tercih edilen yeni teknolojiler arasında yer almaktadır. Tek port üzerinden gerçekleştirilen cerrahi ile daha küçük bir girişten meme dokusunun çıkarılabilmektedir. Zor ulaşılan alanlara robotik sistem ile kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Robotun sunduğu yüksek görüntü netliği ve büyütülmüş görüntü, cerrahın dokuları daha ayrıntılı değerlendirmesine ve hassas cerrahi işlemleri daha kontrollü gerçekleştirmesine imkan vermektedir" diyen Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, sözlerini şöyle sürdürdü: "Robotik cerrahi ile meme ameliyatları daha küçük yara, daha az kanama ve daha az doku hasarı ile gerçekleştirilebilmektedir. Daha az ağrı, iyi bir kozmetik sonuç ile hasta erken taburcu edilebilmektedir. Robotik cerrahide ameliyatı robot kendi başına gerçekleştirmemektedir. Cerrah, ameliyat masasının yanında bulunan konsoldan robotik kolları ve cerrahi aletleri kontrol ederek işlemi gerçekleştirmektedir. Tek portlu robotik cerrahinin her meme kanseri hastası için uygun olmadığı, yöntemin tümörün özellikleri, hastalığın evresi ve hastanın genel sağlık durumu değerlendirilerek seçilmesi gerektiğini vurgulamak gerekir." "Endoskopik cerrahi iyileşme sürecini hızlandırıyor" Meme cerrahisinde kullanılan modern yöntemlerden birinin de endoskopik cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, "Bu teknikte küçük kesilerden yerleştirilen kamera ve özel cerrahi aletler yardımıyla meme dokusu görüntülenmekte ve ameliyat gerçekleştirilmektedir. Cerrah, monitöre yansıyan görüntüler eşliğinde gerekli cerrahi işlemleri tamamlamaktadır. Uygun hastalarda daha küçük kesilerle gerçekleştirilebilen endoskopik meme cerrahisi, yara izlerinin azaltılmasına ve ameliyat sonrası iyileşme sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlamaktadır. Meme kanserinde cerrahi yöntemin belirlenmesinde tümörün boyutu ve yerleşimi, hastalığın evresi ve meme dokusunun özellikleri dikkate alınmaktadır. Endoskopik meme cerrahisi de bu değerlendirmeler doğrultusunda tercih edilebilen yöntemler arasında yer almaktadır" diye konuştu "Uygun hastalar buzla tedavi edilebiliyor" Kriyoablasyon, diğer adıyla dondurarak tedavinin de detaylarını anlatan Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, "Bu yöntemde görüntüleme eşliğinde hedeflenen dokuya özel bir prob yerleştirilmekte ve çok düşük sıcaklıklarla dokudaki hücreler dondurularak tahrip edilmektedir. Önceleri bazı iyi huylu meme kitlelerinde kullanılan bu yöntem, artık seçilmiş meme kanserli hastalarda da tedavi seçenekleri arasında yer almıştır. Erken evre meme kanserinde de belirli şartlarda tedavi amaçlı gündeme gelen kriyoablasyonun kullanımı; tümörün özellikleri, hastanın genel sağlık durumu ve eşlik eden tedavi ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilmektedir. İşlemin lokal anestezi altında ve küçük bir girişimle yapılabilmesi, ayrıca önemli bir tercih sebebi olmaktadır şeklinde konuştu. "Onkoplastik cerrahi estetik imkan sağlıyor" "Meme kanseri cerrahisinde hedef yalnızca tümörün uygun cerrahi sınırlarla çıkarılması değil, aynı zamanda memenin doğal görünümünün de korunmasıdır" diyen Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, "Onkoplastik cerrahi, kanser cerrahisi ile plastik cerrahi teknikleri bir araya getirerek, iki hedefin birlikte gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bu yaklaşımda tümör, onkolojik güvenlik ilkelerine uygun biçimde çıkarılırken geri kalan meme de hastanın istediği şekilde yeniden yapılandırılmaktadır. Onkoplastik cerrahi ile ameliyat öncesinde memede bulunan bazı şekil bozukluklarının düzeltilmesine de imkan sağlamaktadır. Cerrahi planlama sırasında tümörün özellikleri, çıkarılması gereken doku miktarı ve hastanın beklentileri birlikte değerlendirilmektedir" dedi. "Genetik riski yüksek kişilerde risk azaltıcı cerrahi" Genetik bilimindeki gelişmelerin meme kanserine yakalanma riski yüksek kişilerin belirlenmesine önemli katkı sağladığını söyleyen Soybir, ailesinde yoğun meme kanseri öyküsü bulunan ya da meme kanserini önleyen genlerinde bozukluklar tespit edilen hastalarda kişisel risk değerlendirmesinin önemini vurguladı. Soybir, "Risk azaltıcı meme cerrahisi, meme kanserine yakalanma ihtimali yüksek olan kişiler için önemli seçeneklerden biridir. Bu ameliyatlarda meme dokusunun çıkarılmasının ardından kişinin durumuna göre kendi dokuları veya implantlar kullanılarak yeniden meme oluşturulmaktadır. Risk azaltıcı cerrahi kararından önce kişinin genetik sonuçları, aile öyküsü, yaşı, genel sağlık durumu ve muhtemel fayda/zarar risklerinin multidisipliner konseylerde değerlendirilmesi gerekmektedir. Risk azaltıcı cerrahinin kanser gelişme ihtimalini büyük ölçüde düşürebilmesine rağmen riski tamamen ortadan kaldırmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır" ifadelerini kullandı. Daha az cerrahiyle de etkili tedavi imkanı mümkün Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Meme kanserinin biyolojik özelliklerinin daha iyi anlaşılması ve sistemik tedavilerdeki gelişmeler, cerrahi yaklaşımın da yeniden değerlendirilmesini yol açmıştır. Kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerdeki önemli başarılar ve uygun hastalarda ameliyat öncesinde uygulanan tedavilerle tümörün küçültülmesi veya tamamen yok edilebilmesi, memede ve koltuk altında daha sınırlı cerrahi uygulamalarını gündeme getirmiştir. Bu yeni yaklaşımlarla onkolojik güvenlikten ödün vermeden cerrahiye bağlı yan etkiler azalmakta ve hastaların günlük yaşamlarına dönüşü kolaylaşmaktadır."

TEKNOFEST Mavi Vatan'da tarihi deneme: TCG Anadolu'da 5G destekli robotik cerrahi Haber

TEKNOFEST Mavi Vatan'da tarihi deneme: TCG Anadolu'da 5G destekli robotik cerrahi

TCG Anadolu'da 5G destekli mobil robotik cerrahi ameliyathanesinde gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmasıyla, deniz harekatlarında ileri sağlık desteğinin geleceğine yönelik önemli bir adım atıldı. Kocaeli Üniversitesi ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı iş birliğiyle yürütülen kavram doğrulama çalışmasında, gemideki cerrahi ekip yapay bir organ modeli üzerinde robotik cerrahi uygulaması gerçekleştirirken, karadaki uzman cerrah 5G üzerinden gerçek zamanlı telementörlük desteği sağladı. Geleceğin cerrahi kabiliyeti denizde test edildi TEKNOFEST Mavi Vatan 2026 kapsamında gerçekleştirilen çalışma, Türk Deniz Kuvvetleri’nin deniz harekatları ile afet ve insani yardım operasyonlarında ihtiyaç duyabileceği ileri sağlık desteği kabiliyetlerinin geliştirilmesi açısından önemli bir Ar-Ge aşamasını oluşturuyor. Kocaeli Üniversitesi ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı iş birliğiyle yürütülen çalışmada, TCG Anadolu üzerinde geminin mevcut ameliyathanesinden bağımsız olarak görev yapabilen, 5G destekli güvenli haberleşme altyapısına sahip mobil robotik cerrahi ameliyathanesi kullanıldı. Çalışmanın en dikkat çekici unsurlarından biri ise cerrahi ekibin gemide, uzman desteğinin ise karada bulunması oldu. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Robotik Cerrahi Ekibi, TCG Anadolu’da bulunan cerrahi konsolu kullanarak yapay bir böbrek modeli üzerinde parsiyel nefrektomi tekniğini uyguladı. Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde bulunan uzman cerrah ise güvenli 5G bağlantısı üzerinden ekibe uzaktan telementörlük desteği verdi. Cerrahi görüntüler gerçek zamanlı olarak karaya aktarıldı Gerçekleştirilen kavram doğrulama çalışmasında karadaki uzman cerrah, robotik cerrahi sisteminden elde edilen cerrahi görüntülere gerçek zamanlı ve kesintisiz biçimde erişti. Konsoldaki cerrahın gördüğü operasyon sahasını eş zamanlı olarak takip eden uzman, işaretleme, yönlendirme ve sözlü öneriler aracılığıyla gemideki cerrahi ekibe aktif olarak rehberlik etti. Böylece çalışmayla, deniz üzerindeki bir platformda robotik cerrahi sisteminin çalışabilirliği ve gemi ile kara arasındaki 5G destekli haberleşme altyapısının telementörlük amacıyla kullanılabilirliği sahada test edilmiş oldu. Çalışmanın özellikle altı çizilen yönlerinden biri ise bunun canlı hasta üzerinde gerçekleştirilen bir cerrahi girişim olmaması. TCG Anadolu’da yürütülen uygulama, yapay organ modeli üzerinde gerçekleştirilen bir mühendislik ve operasyonel doğrulama çalışması niteliği taşıyor. Çalışmanın temel amacı, robotik cerrahi sistemlerinin yüzer bir unsur üzerinde teknik olarak çalışabilirliğini ve 5G destekli gemi-kara telementörlük altyapısının sahadaki yeterliliğini ortaya koymak. Denizdeki sağlık desteğinde yeni bir dönemin kapısı aralanıyor Dünyanın farklı bölgelerinde hastane gemilerinde robot-yardımlı cerrahiye yönelik çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiş olsa da TCG Anadolu gibi sağlık desteği kabiliyetine sahip bir yüzer unsur üzerinde mobil robotik cerrahi ameliyathanesinin kullanılması ve 5G destekli telementörlük altyapısının sahada test edilmesi, bu çalışmayı dünyadaki ilk örnekler arasında konumlandırıyor. Deniz harekatlarında yaşanabilecek sağlık krizleri, görevlerin sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Özellikle en yakın sağlık tesisinin yüzlerce mil uzakta olabildiği deniz ortamında ileri cerrahi desteğin görev platformuna taşınabilmesi; personel bekası, görev sürekliliği ve harekât etkinliği açısından stratejik bir kabiliyet olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda TCG Anadolu’da gerçekleştirilen çalışma, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yönelik bir teknoloji denemesi olmanın ötesinde, geleceğin deniz platformlarında sağlık altyapısının nasıl şekillenebileceğine ilişkin önemli veriler ortaya koyuyor. Çalışma kapsamında elde edilecek teknik verilerin, gelecekte hayata geçirilmesi planlanan MUGEM (Milli Uçak Gemisi) ve hastane gemisi gibi projelerde tıbbi altyapının planlanmasına da referans oluşturması hedefleniyor. TEKNOFEST Mavi Vatan 2026 kapsamında TCG Anadolu’da gerçekleştirilen bu kavram doğrulama çalışmasıyla, robotik cerrahi sistemlerinin deniz harekâtları, afet ve insani yardım görevlerinde kullanılmasına yönelik önemli bir eşik aşılmış oldu. Bugün gemide uzaktan uzman desteğiyle robotik cerrahinin uygulanabilirliğini test eden proje, gelecekte karadan gemiye uzaktan robotik cerrahi uygulamalarının gerçekleştirilmesinin önünü açmayı hedefliyor. Çalışmaların ilerleyen aşamalarında kabiliyetin tam uzaktan robotik cerrahiye doğru geliştirilmesi planlanıyor. Nihai hedef ise açık denizlerde görev yapan yüzer unsurların, ihtiyaç duyduklarında karadaki uzman cerrahların bilgi ve deneyimlerinden gerçek zamanlı olarak yararlanabildiği yeni nesil bir sağlık desteği altyapısına kavuşturulması.

MEDICABIL’DE ROBOTİK PROTEZ CERRAHİSİNDE 500’ÜNCÜ VAKA BAŞARISI Haber

MEDICABIL’DE ROBOTİK PROTEZ CERRAHİSİNDE 500’ÜNCÜ VAKA BAŞARISI

Özel Medicabil Sağlık Grubu’nda robotik cerrahi teknolojisinin ortopedi alanında etkin şekilde kullanılmasıyla birlikte, diz ve kalça protezi operasyonlarında yüksek hassasiyet ve güvenlik standartlarına ulaşıldı. Hastaların ameliyat öncesi planlama sürecinden operasyon sonrasındaki iyileşme dönemine kadar daha kontrollü ve konforlu bir tedavi süreci yaşadığı belirtilirken, bugüne kadar gerçekleştirilen 500’ü aşkın vakada ciddi bir problem ya da önemli bir şikâyetle karşılaşılmamış olması da başarıyı pekiştiren unsurlar arasında yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel Medicabil Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Bilgen, robotik cerrahinin günümüzde sağlık teknolojilerinin sunduğu en önemli yeniliklerden biri olduğuna dikkat çekti. Robotik cerrahinin, cerrahlara daha hassas çalışma imkânı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Bilgen, “2020 yılında başlattığımız diz ve kalça protezi robotik cerrahi uygulamalarında bugün 500’üncü vakayı aşmış bulunuyoruz. Bu süreçte hastalarımızdan aldığımız olumlu geri dönüşler ve ciddi bir problem ya da şikayet ile karşılaşmamış olmamız bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Robotik cerrahi, teknolojinin sağlık hizmetlerine sunduğu en önemli yeniliklerden biridir. Bu sistem sayesinde cerrahi güvenlik sınırlarını daha net belirleyebiliyor, işlemleri yüksek hassasiyetle gerçekleştirebiliyoruz” dedi. Robotik teknolojinin yalnızca ameliyat başarısını değil, hasta ve sağlık ekibi memnuniyetini de artırdığına işaret eden Prof. Dr. Bilgen, tedavi süreçlerinde bilimsel veriler doğrultusunda hareket ettiklerini vurguladı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilgen, “Amacımız, güncel teknolojileri bilimsel veriler ışığında kullanarak hastalarımızın güvenli, konforlu ve başarılı bir tedavi süreci geçirmesini sağlamaktır. Robotik cerrahi uygulamaları sayesinde protez yerleşiminde milimetrik hassasiyet sağlanabiliyor, kişiye özel planlamalar yapılabiliyor ve bu durum hastalarımızın günlük yaşamlarına daha güvenli şekilde dönmelerine katkı sunuyor. Şifa ile taburculuğa uzanan süreçte büyük özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarımızı kutluyor, hastalarımıza sağlıklı günler diliyorum” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.