Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ritim Bozukluğu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ritim Bozukluğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ritim Bozukluğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Soğuk algınlığı sandı, ağır kalp yetmezliği çıktı: 75 yaşındaki hasta ikinci baharını yaşıyor Haber

Soğuk algınlığı sandı, ağır kalp yetmezliği çıktı: 75 yaşındaki hasta ikinci baharını yaşıyor

Ankara'da yaşayan 75 yaşındaki Ayşe Zedelenmez, halsizlik çabuk yorulma gibi şikayetlerle Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi aciline başvurdu. Burada yapılan tetkikler sonucunda kalp yetersizliği tanısı koyulan Zedelenmez, yoğun bakıma alındı. Farklı branşlardan yapılan tetkikler ve tedaviler sonucu sağlığına kavuşan Zedelenmez, çocuklarıyla birlikte ikinci baharını yaşıyor. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Kardiyoloji Bölümünden Prof. Dr. Mustafa Gökhan Vural, hastanın tanı ve tedavi sürecini anlatarak, "Yoğun bakıma yatırıldı. Yoğun bakımda tomografi çekildi ve akciğer zarları arasında bir sıvı olduğu tespit edildi. İğne ile o sıvı alındı. Daha sonra kalpte bir ritim bozukluğu olduğundan şüphelenildi ve kardiyolojiye danışıldı. Kardiyolojide yaptığımız tetkiklerde hastada, özellikle ileri yaşlarda karşımıza sıklıkla çıkan bir ritim bozukluğu olduğu tespit edildi. Ekokardiyografisinde yani kalp ultrasonunda kalbinin aslında pompa fonksiyonunun iyi olduğu fakat gevşeme fonksiyonunun bozulduğunu tespit ettik. Kalbi tabii ki bu kalp yetersizliğinin alevlenme döneminde olduğu için biraz hızlıydı. Biz hem göğüs hastalıkları uzmanları ile görüşüp hem ilgili diğer branşlarla beraber çok disiplinli bir yaklaşımla hastaya yaklaştık. Hem akciğer zarları arasında biriken sıvı iğne ile alırken aynı zamanda kalp ritmini ve hızını düzeltmeye çalıştık. Bu amaçla kalp hızını düşürücü ilaçlar verdik" ifadelerini kullandı. "Taburcu olduktan sonra sıkı kontrol altına aldık" Vural, hastaya konulan kalp yetersizliği tanısının yaygın olan pompalama bozukluğundan farklı olduğunu kaydederek, "Son 1-2 yıla kadar aslında çok da pompalama fonksiyonu için tedavimiz vardı. Ama gevşeme fonksiyonu için yeterli tedavimiz yoktu. Fakat son birkaç yıl içinde yeni çıkan tedavilerle buna yönelik de tedaviler yapabiliyoruz artık. Son birkaç yılda çıkan modern tedavileri de uyguladık. Yine hastamızın bir anemisi vardı. Kan düşüklüğü vardı, onu verdik. Bir demir tedavisi verdik damardan. Aynı zamanda kan transfüzyonu da yaptık. Hızlıca hasta toparladı. Taburcu olduktan sonra da sıkı kontrol altına aldık" diye konuştu. "Kalp yetersizliği sürekli yatılacak veya fiziksel aktivitenin azalması gereken bir hastalık değil" Kalp yetmezliği hastalığında yalnızda medikal tedavinin yeterli olmadığını vurgulayan Vural, "Yaşam tarzı değişiklikleri de öneriyoruz. Özellikle bu yaştaki hastaları için hayatın içinde kalmak çok önemli. Kalp yetersizliği yatılacak, sürekli yatılacak veya fiziksel aktivitenin azalması gereken bir hastalık değil. Tam tersine daha fazla hayata katılmalılar. Bunun psikolojik etkisi var. Sosyalleşmenin etkisi var. Kalbi iyileştireceği etkisi var. Fiziksel aktiviteyi arttırmalarını istiyoruz ki vücuttaki kas kitlesi korunsun. Vücuttaki kas kitlesi korunursa kalp de kendi fonksiyonlarını koruyabiliyor" açıklamasında bulundu. "Çok mutluyum, hocalarımız sayesinde, onların ilgileriyle düzeldim" Hasta Ayşe Zedelenmez, şu anda 3 katlı merdiveni yorulmadan çıkabildiğini aktararak, "Çok mutluyum, hocalarımız sayesinde. Onların ilgileriyle düzeldim. Torunla uğraşıyorum. Arada yürüyorum. Benim ufak 9 aylık torunum var. Öyle vakit geçiyor" ifadelerine yer verdi. "İkinci hayatıma başladım" Çocuklarına kavuştuğu için yaşadığı mutluluğu dile getiren Zedelenmez, "Benim çocuklarım, ömrüm, hayatım, her şeyim. Ben onlar için yaşıyorum. İkinci hayatıma başladım onların ve hocalarımın sayesinde" dedi. "Biz annem üşüttü derken tam aksine ağır bir derecede kalp yetmezliği başlamış" Hastanın kızı Berna Kayanöz ise "Bayağı kötü durumdaydı aslında ilk geldiğimizde. Direkt işlemler başladı ve yoğun bakıma yatırdılar. Bizim için asıl zorlu süreç o zaman başladı. Biz annem üşüttü, soğuk algınlığı derken tam aksine ağır bir derecede kalp yetmezliği başlamış, ciğerlerinde sıvı toplamış, yoğun bakıma yattı ve bizim için üzücü ve ağır bir süreç başladı" diye konuştu. "İkinci baharı evlatlarına yaşattı annem" Annesinin diğer kardeşleriyle birlikte hep yanında olduğunu anlatan Kayanöz, "Bu süreçte moral de çok önemli hasta için. Doktorlarımız onu yaptı, moral de çok verdiler. ‘Teyze düzelteceksin, bu senin elinde' diye annemi de bayağı bir motive ettiler. Böyle atlattık süreci. Annem diyor ya, ikinci baharı yaşadık diye. Aslında ikinci baharı evlatlarına yaşattı annem. Hepimiz çok kötü durumdaydık. Hep bunu derim, bir insanın annesi öldüğü zaman bu dünyada seven kimsesi kalmıyor. Biz de o pozisyondaydık, üç kardeş. Annem bize ikinci baharımızı yaşatıyor" ifadelerini kullandı.

"Ritim bozuklukları inme ve kalp yetersizliği riskini artırabilir" Haber

"Ritim bozuklukları inme ve kalp yetersizliği riskini artırabilir"

Prof. Dr. Enis Oğuz, tekrarlayan çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, halsizlik veya bayılma gibi şikâyetlerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Kalbin düzensiz atması her zaman masum bir durum değildir" dedi. Kalbin normalden hızlı, yavaş veya düzensiz çalışmasıyla ortaya çıkan ritim bozuklukları, toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman basit bir çarpıntı olarak değerlendirilebiliyor. Oysa özellikle atriyal fibrilasyon gibi ritim bozuklukları, tedavi edilmediğinde kalp yetersizliği ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkma riskini artırabiliyor. Liv Hospital Ulus Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Enis Oğuz, tekrarlayan çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, halsizlik veya bayılma gibi şikâyetlerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. "Çarpıntının nedenini ortaya koymak önemli" Ritim bozukluklarının her hastada aynı şekilde ortaya çıkmadığını belirten Prof. Dr. Enis Oğuz, "Bazı hastalar kalbin düzensiz attığını veya göğüste çırpınma hissini fark ederken, bazı hastalarda ritim bozukluğu herhangi bir belirti vermeden de ilerleyebilir. Özellikle çarpıntının tekrarlaması, beraberinde nefes darlığı, göğüs rahatsızlığı, baş dönmesi veya bayılma gibi belirtilerin bulunması durumunda kardiyolojik değerlendirme yapılması gerekir. Elektrokardiyografi, ritim takibi ve gerekli görülen ileri incelemelerle ritim bozukluğunun tipi ve tedavi gereksinimi belirlenebilir" dedi. "Atriyal fibrilasyonda tedavi kişiye özel planlanıyor" En sık görülen ritim bozukluklarından biri olan atriyal fibrilasyonun, kalbin kulakçıklarının düzensiz çalışmasına neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Oğuz, bu durumun yalnızca çarpıntıya yol açmadığını, bazı hastalarda pıhtı ve inme riskini de artırabildiğini belirtti. Prof. Dr. Enis Oğuz, "Atriyal fibrilasyon tedavisinde hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları, ritim bozukluğunun süresi ve kalp fonksiyonları birlikte değerlendirilir. İlaç tedavilerinin yanı sıra uygun hastalarda elektrofizyolojik inceleme ve kateter ablasyon gibi girişimsel tedaviler de gündeme gelebilir. Atriyal fibrilasyon ablasyonunda amaç, ritim bozukluğuna yol açan elektriksel odakların kontrol altına alınması ve kalbin normal ritminin korunmasına yardımcı olmaktır" diye konuştu. "Kalp pili yalnızca kalbi yavaş atan hastalar için kullanılmıyor" Kalp pili uygulamalarının da ritim bozukluklarının tedavisinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz, "Kalp pili denildiğinde yalnızca kalp hızının yavaşlaması akla gelmemeli. Bazı hastalarda kalbin elektriksel sistemindeki bozukluklar nedeniyle kalp pili tedavisi gerekebilir. Bunun yanında kalp yetersizliği bulunan ve kalbin odacıkları arasındaki kasılma uyumunun bozulduğu uygun hastalarda kardiyak resenkronizasyon tedavisi uygulanarak kalbin daha koordineli çalışması hedeflenebilir" ifadelerini kullandı. "Kalp sağlığında erken değerlendirme hayat kurtarabilir" Kalp çarpıntısı veya ritim düzensizliği yaşayan kişilerin şikâyetlerini ertelememesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Oğuz, "Kalp ritmindeki değişikliklerin nedeni basit bir tetikleyici olabileceği gibi daha ciddi bir kalp hastalığının belirtisi de olabilir. Özellikle yeni başlayan, uzun süren veya tekrarlayan çarpıntılarda altta yatan nedenin ortaya çıkarılması önemlidir. Erken tanı ve hastaya uygun tedavi yaklaşımı, hem yaşam kalitesinin korunmasına hem de olası komplikasyonların önlenmesine katkı sağlayabilir" dedi.

Aşırı sıcaklarda gizli tehlike: Fark edilmeyen su kaybı organlara zarar veriyor Haber

Aşırı sıcaklarda gizli tehlike: Fark edilmeyen su kaybı organlara zarar veriyor

Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgası kalp, böbrek ve beyin başta olmak üzere birçok organ üzerinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle sıcak havalarda fark edilmeyen sıvı kaybının hayati sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekerken, susamayı beklemeden düzenli su tüketilmesi, risk grubundaki vatandaşların ise sıcaklığın yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmaması gerektiğini vurguluyor. Ülke genelinde etkisini arttıran sıcak hava dalgası birçok organ üzerinde sıhhî riskleri beraberinde getiriyor. Bu çerçevede İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Filiz Çalışkan Esen, sıcak havalarda yalnızca güneş çarpmasının değil, fark edilmeyen sıvı kaybının da ciddi sağlık sorunlarına sebep olabileceğini belirtti. Vücudun su dengesinin bozulmasıyla birlikte kanın yoğunlaştığını, dolaşımın yavaşladığını ve organların oksijenlenmesinin azaldığını ifade eden Esen, bunun özellikle kalp, böbrek ve beyin üzerinde ciddi yük oluşturduğunu kaydetti. "Kalp krizi ve akut böbrek hasarı riski artıyor" Aşırı sıcaklarda terlemeyle birlikte yalnızca suyun değil, sodyum ve potasyum gibi hayati minerallerin de kaybedildiğini belirten Esen, "Terleme ile birlikte sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineraller de kaybediliyor. Bu durum tansiyon düşüklüğü, ritim bozukluğu, bayılma ve hatta kalp krizine kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. Aynı zamanda böbreklerin kanlanması azaldığı için akut böbrek hasarı gelişme riski de artıyor" dedi. Bu belirtiler ihmal edilmemeli Sıcak havalarda şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, çarpıntı, kas krampları, bulantı, kusma, aşırı halsizlik ve idrar miktarında belirgin azalma gibi belirtilerin vücudun alarm verdiğinin göstergesi olabileceğini belirten Esen, bu şikayetlerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Risk grubundakiler daha dikkatli olmalı 65 yaş ve üzerindeki bireyler, çocuklar, hamileler, diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek hastaları ile açık alanda çalışanlar ve yoğun egzersiz yapan kişilerin sıcak havalardan daha fazla etkilendiğini belirten Esen, "Günde en az 2,5-3 litre su tüketilmeli, güneşin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli. Yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler ise sıcak günlerde sıvı tüketimlerini daha da yakından takip etmelidir" diye konuştu. "Yazın en büyük riski sıcak değil, ihmal" Vatandaşların sıcak havalarda dikkatli davranmaları hususunda konuşan Esen, "Her yaz binlerce kişi, önlenebilir sebeplerden sıcak havanın olumsuz etkilerine maruz kalıyor. Oysa doğru önlemlerle bu risklerin büyük bölümü engellenebilir. Yazın en büyük tehlikesi sıcak hava değil; sıcak havayı ciddiye almamaktır" şeklinde konuştu.

Kalp krizi riski yaş sınırı tanımıyor! Haber

Kalp krizi riski yaş sınırı tanımıyor!

Son yıllarda özellikle genç yaşlarda yaşanan ani kalp ölümleri toplumda endişe yaratmaya devam ediyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı düşünülen genç bireylerde görülen ani ölümler, bu durumun nedenlerini ve alınabilecek önlemleri yeniden gündeme taşıyor. Nev Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, genç yaşta ani kalp ölümlerinin nedenleri ve korunma yolları hakkında önemli bilgiler verdi. “Ani Kalp Ölümü Her Yaşta Görülebilir” Ani kalp ölümünün tıbbi literatürde belirli kriterlerle tanımlandığını belirten Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Olaya tanık olunan vakalarda belirtilerin başlamasından itibaren 1 saat içinde, olayın tanığı olmadığı durumlarda ise kişinin hayatta son görülmesinden sonraki 24 saat içinde meydana gelen kalp kaynaklı doğal ölümler ani kalp ölümü olarak tanımlanır. Her yaş grubunda görülebilen bu durumun sıklığı yaş ilerledikçe artmaktadır” dedi. Ani kalp ölümünün görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ifade eden Özkeçeci, bebeklik ve çocukluk döneminde 100 bin kişide yaklaşık 1 vaka görülürken, bu oranın orta yaş grubunda 100 bin kişide 50 vakaya, 80’li yaşlarda ise 100 bin kişide 200 vakaya kadar ulaştığını söyledi. “Gençlerdeki Ani Ölümlerin Ardında Çoğu Zaman Ritim Bozuklukları Var” 40 yaşın üzerindeki bireylerde ani kalp ölümünün en sık nedeninin kalp krizi ve kalp damar hastalıkları olduğunu belirten Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Genç yaştaki ani ölümlerin arkasında ise çoğunlukla ritim bozuklukları yer alır. Bu ölümcül ritim bozukluklarının kaynağı genellikle genetik geçişli kalp hastalıklarıdır” diye konuştu. Genetik geçişli kalp hastalıklarının bazı durumlarda yapısal bozukluklara yol açtığını belirten Özkeçeci, “Yapısal bozukluklar kalbin içerisinde veya kalpten çıkarken kan akışında bozukluklara neden olabilir. Yapısal olmayan hastalıklar ise kalbin elektriksel sistemindeki kusurları içerir. Bu durum kararsız ve tehlikeli ritim bozukluklarına neden olabilir” ifadelerini kullandı. “Bazı İlaçlar ve Madde Kullanımı Riski Artırıyor” Ani kalp ölümlerinin yalnızca genetik nedenlerle ortaya çıkmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Dışarıdan alınan bazı hormonlar, ilaçlar ve suistimal edilen maddeler de ani kalp ölümüne neden olabilir. Performans artırma veya kas kütlesini artırma amacıyla yüksek dozda ya da uzun süreli anabolik androjenik steroid kullanımı, kalp kasında kalınlaşmaya yol açarak ani kalp ölümüne neden olabilir” dedi. Altta yatan kalp hastalığı bulunan kişilerde bazı ilaçların ve maddelerin riski artırabileceğini belirten Özkeçeci, sinir sistemini uyaran ilaçlar, ritim bozukluğu ilaçları, bazı antibiyotikler, antipsikotikler, antidepresanlar, anestezik maddeler, alkol ve kokain kullanımının da risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi. “Bayılma ve Çarpıntı Gibi Belirtiler İhmal Edilmemeli” Ani kalp ölümünün çoğu zaman beklenmedik şekilde ortaya çıktığını ancak öncesinde bazı belirtiler verebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Özellikle spor veya koşu gibi efor gerektiren aktiviteler sırasında ya da ani heyecan ve korku anlarında yaşanan açıklanamayan bayılmalar, göğüste sebepsiz sıkışma ve baskı hissi, aniden başlayan çarpıntılar ve nedensiz göz kararmaları dikkatle değerlendirilmelidir” dedi. “Aile Öyküsü Olanlar Daha Dikkatli Olmalı” Aile geçmişinin büyük önem taşıdığını belirten Özkeçeci, “Ailede özellikle 50 yaşın altında nedeni açıklanamayan ani ölüm, erken yaşta kalp krizi, boğulma veya bayılmaya bağlı olabilecek açıklanamayan trafik kazası öyküsü bulunan gençler birinci derece risk altındadır” diye konuştu. “Erken Tanı Hayat Kurtarabilir” Risk altındaki bireylerde yapılacak tetkiklerin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Elektrokardiyografi (EKG), Ekokardiyografi (EKO) gibi tetkikler ve gerekli durumlarda yapılacak genetik tarama testleri hayat kurtarıcı olabilir. Ayrıca profesyonel ya da amatör olarak spora başlayacak her gencin ve yoğun efor sarf eden bireylerin mutlaka rutin kardiyoloji kontrolünden geçmesi gerekir” dedi. “İlk Dakikalar Hayati Önem Taşıyor” Ani kalp ölümü vakalarıyla her zaman ve her yerde karşılaşılabileceğini belirten Özkeçeci, ilk birkaç dakikada yapılacak doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Toplumda temel yaşam desteği eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Gülay Özkeçeci, “Gençlerde ani kalp ölümlerini önlemenin en güçlü yolu belirtileri tanımak, genetik mirasımızı bilmek ve kalbimizi modern tıbbın koruyucu şemsiyesi altına almaktır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.