Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Risk

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Risk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahar geldi, risk arttı: Yabani mantar tüketimine dikkat Haber

Bahar geldi, risk arttı: Yabani mantar tüketimine dikkat

Doğal alanlarda yetişen mantarların kontrolsüz şekilde tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, vatandaşların yalnızca denetimli ve onaylı kültür mantarlarını tercih etmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’de doğada yetişen yaklaşık 40 yenilebilir mantar türü bulunduğunu, buna karşılık yaklaşık 100 türün ise zehirli olduğunu ifade eden uzmanlar, bazı türlerin ölümcül etkilere sahip olabildiğine dikkat çekti. Zehirli ve zehirsiz mantarların dış görünüşle ayırt edilemeyeceğini belirten uzmanlar, "Birbirine çok benzeyen mantar çeşitlerinden biri zehirliyken diğeri yenilebilir olabilir. Bu nedenle doğadan toplanan mantarların tüketilmesi ciddi risk taşır." uyarısında bulundu. Mantar zehirlenmelerinin özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde arttığını kaydeden uzmanlar, yabani mantarların tüketilmesi halinde başta sindirim sistemi olmak üzere merkezi sinir sistemi, karaciğer ve böbreklerde ciddi hasar oluşabileceğini bildirdi. Zehirlenmelerin önlenmesinin en etkili yolunun doğada yetişen mantarların tüketilmemesi olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun yerine kültür mantarlarının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Uzmanlar, mantar tüketimi sonrası sersemlik, mide bulantısı, kusma, ishal, terleme, bulanık görme, tansiyon düşüklüğü ve nabız artışı gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Zehirlenme belirtilerinin bazı durumlarda mantar tüketiminden saatler sonra ortaya çıkabileceğine işaret eden uzmanlar, ağır vakalarda karaciğer ve böbrek yetmezliği, koma ve ölüm riskinin bulunduğunu kaydetti.

Ağız ve diş sağlığı genel sağlığın anahtarı Haber

Ağız ve diş sağlığı genel sağlığın anahtarı

İzmir Eğitim Diş Hastanesinde görev yapan Dt. Yudum Ertem, dünya genelinde insanların yüzde 90’ının diş çürüğü ve diş eti rahatsızlıkları riski taşıdığını bildirdi. Ağız sağlığının sadece ağız içiyle sınırlı kalmadığını belirten Ertem, bu durumun diyabet, kalp ve solunum yolu gibi sistemik hastalıkları doğrudan tetikleyebileceğini dile getirdi. Toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) tarafından 20 Mart’ın Dünya Oral Sağlık Günü olarak ilan edildiğini hatırlatan Ertem, bu özel günün ağız hastalıklarının önlenmesi ve sağlıklı alışkanlıkların kazandırılması açısından önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. "En yaygın sağlık sorunlarından biri" Diş çürüklerinin günümüzde en yaygın sağlık sorunlarından biri olmaya devam ettiğine değinen Ertem, "Yanlış beslenme, artan şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımı başlıca nedenler arasında yer alıyor. Diş eti hastalıkları ise ilerleyen süreçte diş kaybına yol açabiliyor. Bu hastalıklar kronik enfeksiyon niteliği taşıyor. Kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere çeşitli sistemik hastalıklarla ilişkili olabiliyor" dedi. "Koruyucu sağlık hizmetleri" Ağız ve diş sağlığının korunmasında en etkili yaklaşımın koruyucu sağlık hizmetleri olduğunu vurgulayan Ertem, "Bireylerin düzenli ağız bakım alışkanlıkları kazanması büyük önem taşıyor. Sağlıklı bir ağız yapısı için dişler günde en az iki kez 2-3 dakika fırçalanmalıdır. Diş ipi kullanılmalı, dil temizliği ihmal edilmemeli, dengeli beslenilmeli ve altı ayda bir diş hekimi kontrolüne gidilmelidir. Ağız ve diş hastalıkları Türkiye’de en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Çoğu zaman hayati risk taşımadığı düşüncesiyle ihmal ediliyor. Ancak yüksek görülme sıklığı ve diğer hastalıklarla ilişkisi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir. Toplumun bilinçlendirilmesi ve koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Oral sağlık olmadan genel sağlıktan söz etmek mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

Bursa’da doğal gaz şebekesi yılda iki kez kaçak taramasından geçiyor Haber

Bursa’da doğal gaz şebekesi yılda iki kez kaçak taramasından geçiyor

Aksa Bursa Doğalgaz, kesintisiz ve güvenli doğal gaz arzını sağlamak amacıyla yürüttüğü periyodik kaçak tarama faaliyetleri kapsamında 2025 yılı boyunca kapsamlı saha kontrolleri gerçekleştirdi. Şirketten yapılan açıklamada, 7 bin 564 kilometrelik doğal gaz dağıtım şebekesinin yıl içinde iki kez son teknoloji cihazlarla tarandığı ve şebeke güvenliğinin başarıyla sağlandığı belirtildi. Can ve mal güvenliği açısından risk oluşumunun önüne geçilmesini amaçlayan çalışmalar sayesinde şebeke unsurlarında meydana gelebilecek olası hasarların erken aşamada tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması hedefleniyor. Bursa’nın 11 ilçesinde 1,2 milyonu aşkın aboneye kesintisiz ve güvenli doğal gaz hizmeti sunduklarını belirten Aksa Bursa Doğalgaz Şirket Müdürü Çağdaş Adıbelli, abonelerin doğal gaz konforunu güvenli şekilde yaşayabilmesi için çalışmaların aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Adıbelli, “Muhtemel riskleri önlemek amacıyla 7 bin 564 kilometrelik dağıtım şebekemizi yıl içinde düzenli olarak iki kez tarıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz kaçak tarama faaliyetleri sayesinde fark edilmesi güç hasarları tespit ederek gerekli önlemleri alıyoruz” dedi. Uzman ekiplerin altı aylık periyotlarla OMD (Optical Methane Detector) tip kaçak arama cihazı bulunan araçlarla kontroller gerçekleştirdiğini aktaran Adıbelli, araçların ulaşamadığı noktalarda ise lazer sensör teknolojisine sahip hassas el tipi dedektörlerin kullanıldığını ifade etti. Boru hatları, vanalar, servis kutuları ile şehir giriş ve ölçüm istasyonlarının detaylı şekilde kontrol edildiğini belirten Adıbelli, şebeke güvenliğini en üst seviyede tutmak için çalışmaların 2026 yılında da sürdüğünü kaydetti. İZİNSİZ KAZILAR RİSK OLUŞTURUYOR Doğal gaz arzının sürekliliği ve şebekenin güvenli işletilebilmesi için kazı çalışmalarının koordinasyon içinde yapılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Adıbelli, izinsiz kazıların ciddi güvenlik riski oluşturduğunu vurguladı. Adıbelli, 2025 yılında izinsiz kazılar nedeniyle 463 hat hasarı meydana geldiğini belirterek, “Bu hasarlar sonucu 183 bin 858 metreküp gaz atmosfere salındı. Ayrıca 13 bin 358 abonemiz ortalama 150 dakika süreyle doğal gaz hizmeti alamadı” dedi. Vatandaşların can ve mal güvenliğinin korunması için su, elektrik ve internet altyapı çalışmaları, bahçe düzenlemeleri, ağaç dikimi ve park yapımı gibi tüm kazı faaliyetlerinin Altyapı Koordinasyon Merkezi (AYKOME) yönetmeliği kapsamında ve doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi dahilinde yapılması gerektiğini vurgulayan Adıbelli, kazı çalışmaları öncesinde 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezi ile iletişime geçilebileceğini, şüpheli kazı durumlarında ise 7 gün 24 saat hizmet veren 187 Doğal Gaz Acil Hattı’nın aranabileceğini sözlerine ekledi.

MSB: KKTC ve hava sahamız güvende Haber

MSB: KKTC ve hava sahamız güvende

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından gerçekleştirilen Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda, Doğu Akdeniz ve hava sahasına ilişkin son gelişmeler aktarıldı. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen bir balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiğini bildirdi. Olayda bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’daki boş araziye düştüğü, herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığı belirtildi. Bakanlık, bölgedeki güvenlik önlemlerini artırmak amacıyla Malatya’ya bir PATRIOT füze savunma sistemi konuşlandırıldığını duyurdu. Ayrıca, çatışmalardan kaynaklanan füze ve İHA/drone tehditlerine karşı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini artırmak için 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin KKTC’ye sevk edildiği ifade edildi. Tuğamiral Zeki Aktürk, Türkiye’nin hava sahasının korunması kapsamında muharip uçaklarla devriye uçuşları yapıldığını, Doğu Akdeniz’de deniz ve hava unsurlarıyla seyir, keşif ve gözetleme faaliyetlerinin sürdüğünü belirtirken, İran hudut hattında herhangi bir olağan dışı hareketliliğin bulunmadığı, muhtemel risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirlerin koordineli şekilde alındığı kaydedildi. Bakanlık açıklamasında, Türkiye’nin millî imkân ve kabiliyetleriyle hava sahası, sınırlar, vatandaşlar ve KKTC güvenliğini sağlama yükümlülüğünü sürdürdüğü, NATO ve müttefiklerle eşgüdüm içinde savunma ve caydırıcılık tedbirlerini hayata geçirdiği ifade edildi. Milli Savunma Bakanlığı, bölgesel barış ve istikrarın korunması amacıyla çatışmaların derhâl sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkesin sağlanmasının önemine de dikkat çekti.

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybını etkiliyor Haber

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybını etkiliyor

Göz içerisindeki sıvı basıncının artması sonucu göz sinirinin zarar görebileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Kaplan, "Glokom, göz içi sıvısının yeterli şekilde dışarı boşaltılamaması sonucu göz içi basıncının yükselmesiyle ortaya çıkar. Bu basınç artışı zamanla görmeyi sağlayan göz siniri hücrelerinde hasara neden olur. Tedavi edilmediğinde ise geri dönüşü olmayan görme kaybı gelişebilir. Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir ve tespit edilen her 10 hastadan yaklaşık birinde körlüğe kadar ilerleyebilen ciddi sonuçlar doğurabilir" dedi. Glokomun en önemli tehlikesi Glokomun çoğu zaman sinsi şekilde ilerlediğine dikkat çeken Op. Dr. Ayşe Kaplan, "Glokom çoğu hastada belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerler. Bazı hastalarda baş ağrısı, görme alanında daralma, göz çevresinde ağrı veya ışıkların etrafında renkli halkalar görme gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Ancak hastalığın büyük bölümünde kişiler görme kaybı oluşana kadar herhangi bir belirti fark etmeyebilir" dedi. Bu kişiler daha fazla risk altında Op. Dr. Ayşe Kaplan, bazı kişilerin glokom açısından daha yüksek risk grubunda yer aldığını belirterek,"40 yaş üzerindeki bireyler, ailesinde glokom bulunan kişiler, diyabet hastaları, hipertansiyon veya hipotansiyonu olanlar, yüksek miyopisi bulunan kişiler, damar hastalığı olanlar, uzun süreli kortizon kullanan bireyler, glokom açısından daha dikkatli olmalı, özellikle aile öyküsü olan bireylerde hastalığın daha sık görüyoruz. 40 yaşına kadar üç yılda bir, 40 yaşından sonra ise iki yılda bir düzenli göz muayenesi yaptırılmasını öneriyoruz. Genetik risk taşıyan, diyabet veya hipertansiyon gibi hastalıkları bulunan kişilerin ise yılda en az bir kez göz kontrolünden geçmeleri büyük önem taşıyor" dedi. Glokom tedavisinde farklı yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Op. Dr. Ayşe Kaplan, tedavi seçenekleri hakkında, "Glokom tedavisinde ilaç tedavisi, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Hastalığın evresine ve hastanın durumuna göre tedavi planı belirlenir. İlaç tedavisinde düzenli kullanım tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir. Gerekli durumlarda lazer veya cerrahi yöntemler de başarılı sonuçlar verebilmektedir. Özellikle geç tanı konulan veya ilaç kullanımının yeterli olmadığı durumlarda cerrahi yöntemlerin etkili bir seçenektir" dedi.

Bursa'da 'Millet'ten Yenişehir uyarısı! O felaketin eli kulağında! Haber

Bursa'da 'Millet'ten Yenişehir uyarısı! O felaketin eli kulağında!

20 Ocak’ta Kirazlıyayla’da maden işletmesine ait atık havuzunun çökmesiyle ortaya çıkan tablonun, artık görmezden gelinemeyecek büyüklükte bir çevre felaketine dönüştüğünü söyleyen Millet Partisi Bursa İl Başkanı Hüsamettin Akyıldız, “Ortaya çıkan görüntüler ve bölge halkının yaşadığı mağduriyet, Türkiye’de çevre denetiminin nasıl ihmal edildiğini bir kez daha acı biçimde göstermiştir.” değerlendirmesini yaptı. ‘RİSK, GÖZ GÖRE GÖRE ARTTI’ Bölgedeki vatandaşların uzun süredir dile getirdiği riskler ve uyarıların dikkate alınmadığını vurgulayan Millet Partisi Bursa İl Başkanı Hüsamettin Akyıldız, “Zehirli atıkların tarım ve hayvancılık yapılan alanlara yayılmasıyla karşı karşıya kalındı. Bursa gibi verimli tarım topraklarına sahip bir şehirde, bu kadar büyük bir çevre riskinin göz göre göre büyümesine izin verilmesi, kabul edilemez bir yönetim zafiyetidir. Bugün yaşananlar bir ‘kaza’ değil, ‘ihmalin ve denetimsizliğin’ kaçınılmaz sonucudur. Eğer gerekli denetimler zamanında yapılmış, bilim insanlarının ve bölge halkının uyarıları ciddiye alınmış olsaydı, bugün Yenişehir’de bir çevre felaketinden söz ediyor olmayacaktık. Bölge halkı endişe içindedir. Yağışlarla birlikte yeni bir felaket yaşanabileceği yönünde ciddi uyarılar yapılmaktadır.” diye konuştu. ‘SORUMLULAR HESAP VERSİN’ Olayın üzerinden zaman geçmesine rağmen yetkililerin kamuoyunu tatmin edecek şeffaf bir açıklama yapmadığını ve kalıcı önlemler konusunda somut adımların hâlâ ortaya konmadığını da belirten Akyıldız, “Buradan soruyoruz: Bursa’nın tarım toprakları kimlerin çıkarı uğruna riske atılmıştır? Bu maden faaliyetleri hangi denetimlerden geçirilmiştir? Ortaya çıkan çevresel zararın gerçek boyutu neden kamuoyuna açık ve net şekilde açıklanmamaktadır?” dedi. Bursa’nın toprağı, suyu ve insan sağlığının hiçbir şirketin ekonomik çıkarına kurban edilemeyeceğini kaydeden Akyıldız, “Eğer gerekli tedbirler alınmaz, sorumlular hesap vermez ve bu faaliyetler ciddi şekilde denetlenmezse yarın yaşanacak daha büyük bir felaketin siyasi ve idari sorumluluğu, bugünkü ihmallerin sahiplerine ait olacaktır. Yetkilileri vakit kaybetmeden göreve çağırıyoruz. Bu çevre felaketi tüm yönleriyle araştırılmalı, bağımsız bilim insanlarının yer aldığı şeffaf bir inceleme yapılmalı ve bölge halkının güvenliği derhal sağlanmalıdır. Millet Partisi olarak Bursa’nın doğasını, toprağını ve insanını savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.” ifadelerini kullandı.

Gebelik döneminde oruç tutanlara tavsiyeler! Haber

Gebelik döneminde oruç tutanlara tavsiyeler!

Gebelik ve emzirme döneminde dini açıdan kolaylık sağlandığını hatırlatan Op. Dr. Sonay Öztaş, "Normal şartlarda sağlıklı bir yetişkin uzun süreli açlığa dayanabilir. Ancak gebelikte metabolizma hızlanır, enerji ihtiyacı artar ve kan şekeri daha hızlı düşer. Biz hekimler gebelerimize az ve sık beslenmelerini öneriyoruz" dedi. "Uzun süreli açlık risk oluşturabilir" Uzun süreli açlığın gebelikte bazı riskler oluşturabileceğini belirten Dr. Öztaş, kan şekerinin düşmesine bağlı olarak yağ dokusunun parçalandığını ve kanda keton adı verilen maddelerin arttığını ifade etti. Bu maddelerin bebeğe uzun vadeli etkileri konusunda kesin veriler bulunmasa da risk ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Gebelikte artan kan hacmi ve bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı nedeniyle su ihtiyacının da arttığını dile getiren Op. Dr. Öztaş, "Uzun süre susuz kalmak tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında etkilenmeye ve ciddi halsizliğe yol açabilir" uyarısında bulundu. "Her gebe için aynı cevap verilemez" "Gebe oruç tutamaz mı?" sorusuna net bir "evet" ya da "hayır" yanıtı verilemeyeceğini belirten Dr. Öztaş, değerlendirmelerin kişiye özel yapılması gerektiğini söyledi. Eğer gebelik sağlıklı ilerliyorsa, anne adayında diyabet, hipertansiyon, kalp ya da böbrek hastalığı gibi ek bir rahatsızlık yoksa ve gebelik düşük riskli gruptaysa; doktor kontrolünde bireysel değerlendirme yapılabileceğini belirten Öztaş, riskli gebeliklerde, gebelik şekeri olanlarda, tansiyon problemi yaşayanlarda veya bebekte gelişme geriliği bulunan durumlarda ise oruç tutmanın önerilmediğini ifade etti. "Sahur şart, dengeli beslenme şart" Oruç tutmaya karar veren gebelerin mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Op. Dr. Sonay Öztaş, günlük alınması gereken sıvı miktarının iftar ile sahur arasında tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Sahur ve iftarda aşırı yemek tüketiminin hazımsızlık ve gereksiz kilo artışına yol açabileceğini hatırlatan Öztaş, dengeli ve kontrollü beslenmenin önemini vurguladı. Son olarak anne adaylarına çağrıda bulunan Öztaş, gebelik döneminde oruç tutmak isteyenlerin mutlaka takiplerini yapan hekim ve sağlık personeline danışmaları, mümkünse diyet desteği alarak süreci planlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.