Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Risk

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Risk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzman doktordan 35 yaşın üzerindeki vatandaşlara uyarı: "Kalp krizleri ölüm nedeni oluyor" Haber

Uzman doktordan 35 yaşın üzerindeki vatandaşlara uyarı: "Kalp krizleri ölüm nedeni oluyor"

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Esad Çekin, son zamanlarda halı saha maçlarında artan kalp krizi vakalarına dikkat çekerek özellikle kontrolsüz ve ısınma egzersizleri yapılmadan oynanan halı saha maçının ciddi riskler barındırdığını söyledi. Dr. Esad Çekin, Günlük hayatın yoğun temposu sonrası oynanan halı saha maçlarının, özellikle 35 yaşın üzerindeki vatandaşlar için ciddi bir risk barındırdığını ifade etti. "Yoğun egzersiz kalp krizlerini tetikleyebiliyor" Yoğun egzersizlerin kalp krizlerini tetikleyebileceğini belirten Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Esad Çekin, "Egzersiz paradoksu dediğimiz bir şey vardır. Normalde egzersiz, kalp sağlığı için çok faydalıdır. Bildiğimiz bütün kardiyovasküler risk faktörleri üzerinde düzenleyici etkisi vardır. Ancak paradoksal bir şekilde, haddinden fazla yoğun egzersiz kalp krizlerini tetikleyebiliyor. Profesyonel sporcularda dahi spor esnasında ani ölümler görülebiliyor. Bu ölümlerin yüzde 90’ı spor aktivitesi esnasında oluyor. Bunların yüzde 85’inin nedeni ise kalp damar hastalıklarıdır. Düşünün, profesyonel sporcularda bile tablo bu iken, amatör sporcularda ve spor geçmişi olmayanlarda çok daha yüksek bir risk var. Halı saha maçı yapan kişiler bu nedenle yüksek bir riske maruz kalıyor" dedi. "35 yaşın üstündeki kişilerde kalp krizleri ölüm nedeni oluyor" Özellikle 35 yaşın üzerindeki vatandaşlarda kalp krizlerinin ölüm nedeni olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Esad Çekin, "Normalde halı saha maçı yapan kitleler genel itibarıyla gündüz çalışmış, yorgun düşmüş; akşam halı saha maçı planlamış kişilerdir. Yemeğini yemiş, sahanın etrafına gelip sigarasını da içmiş, sonra adımını atıp hiçbir ısınma egzersizi de yapmadan bir saat boyunca yoğun bir efora giren kişiler oluyor. Hatta sadece fiziksel bir stres değil, emosyonel bir strese de maruz kalıyorlar. Çünkü maçın inanılmaz bir gerginliği oluyor. Adrenalin de yükseliyor. Dolayısıyla altta yatan sessiz kalp hastalıkları gün yüzüne çıkıp ölümlerle seyredebiliyor. Burada 35 yaşın altındakilerde ölüm nedeni yapısal hastalıklar ve doğuştan ritim bozuklukları olurken, 35 yaşın üstündeki kişilerde kalp krizleri ölüm nedeni oluyor" şeklinde konuştu. "Kontroller ihmal edilmemelidir" Halı saha maçı yapmak isteyen vatandaşların belli kontrollerden geçmesi gerektiğini vurgulayan Esad Çekin, "Maçtan önce 15-20 dakika ısınma egzersizi yapmak, yemeği en az iki saat öncesinden yemek ve sigara içmemekle kardiyovasküler sistemi bu ağır yüke hazır hâle getirmek gerekiyor. Halı saha, doğası itibarıyla riskli bir spor. Bence spor da değil; halı saha bir etkinliktir. Ben hastalarıma da mümkünse halı saha yapmamalarını öneriyorum. Ancak insan sadece biyolojik bir varlık değil; insan biyopsikososyal bir bütündür. Biyolojik olarak önerilmese de psikolojik ve sosyal birçok etkisi de var. İnsanlar burada motive olduklarını ifade ediyor. Bu nedenle halı saha maçı yapılmak isteniyorsa, özellikle 35 yaşın üzerindeki kişilerin bir kalp kontrolünden geçmesi gerekiyor. Çünkü çok basit tetkiklerle biz bunları öngörüp önleyebiliriz. Kontroller ihmal edilmemelidir" diye konuştu. "İşletmelerde defibrilatör cihazı bulunmalı" Halı saha işletmelerinde defibrilatör cihazının bulunması gerektiğine değinen Çekin, "Bir otelde yangın tüpünün bulunması neyse, bir halı saha işletmesinde ya da yoğun kalabalığın olduğu yerlerde defibrilatör cihazlarının bulunması da aynıdır diye düşünüyorum. İşletmeciler, hem işletme olarak önlem almalı hem de vatandaşlarımız bireysel olarak kalp kontrollerini ihmal etmeyerek önlem almalıdır. Maalesef çok trajik şeyler görüyoruz. Bir saatimiz, bir ömre mâl olmasın" ifadelerini kullandı.

Bahar geldi, risk arttı: Yabani mantar tüketimine dikkat Haber

Bahar geldi, risk arttı: Yabani mantar tüketimine dikkat

Doğal alanlarda yetişen mantarların kontrolsüz şekilde tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, vatandaşların yalnızca denetimli ve onaylı kültür mantarlarını tercih etmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’de doğada yetişen yaklaşık 40 yenilebilir mantar türü bulunduğunu, buna karşılık yaklaşık 100 türün ise zehirli olduğunu ifade eden uzmanlar, bazı türlerin ölümcül etkilere sahip olabildiğine dikkat çekti. Zehirli ve zehirsiz mantarların dış görünüşle ayırt edilemeyeceğini belirten uzmanlar, "Birbirine çok benzeyen mantar çeşitlerinden biri zehirliyken diğeri yenilebilir olabilir. Bu nedenle doğadan toplanan mantarların tüketilmesi ciddi risk taşır." uyarısında bulundu. Mantar zehirlenmelerinin özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde arttığını kaydeden uzmanlar, yabani mantarların tüketilmesi halinde başta sindirim sistemi olmak üzere merkezi sinir sistemi, karaciğer ve böbreklerde ciddi hasar oluşabileceğini bildirdi. Zehirlenmelerin önlenmesinin en etkili yolunun doğada yetişen mantarların tüketilmemesi olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun yerine kültür mantarlarının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Uzmanlar, mantar tüketimi sonrası sersemlik, mide bulantısı, kusma, ishal, terleme, bulanık görme, tansiyon düşüklüğü ve nabız artışı gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Zehirlenme belirtilerinin bazı durumlarda mantar tüketiminden saatler sonra ortaya çıkabileceğine işaret eden uzmanlar, ağır vakalarda karaciğer ve böbrek yetmezliği, koma ve ölüm riskinin bulunduğunu kaydetti.

Ağız ve diş sağlığı genel sağlığın anahtarı Haber

Ağız ve diş sağlığı genel sağlığın anahtarı

İzmir Eğitim Diş Hastanesinde görev yapan Dt. Yudum Ertem, dünya genelinde insanların yüzde 90’ının diş çürüğü ve diş eti rahatsızlıkları riski taşıdığını bildirdi. Ağız sağlığının sadece ağız içiyle sınırlı kalmadığını belirten Ertem, bu durumun diyabet, kalp ve solunum yolu gibi sistemik hastalıkları doğrudan tetikleyebileceğini dile getirdi. Toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) tarafından 20 Mart’ın Dünya Oral Sağlık Günü olarak ilan edildiğini hatırlatan Ertem, bu özel günün ağız hastalıklarının önlenmesi ve sağlıklı alışkanlıkların kazandırılması açısından önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. "En yaygın sağlık sorunlarından biri" Diş çürüklerinin günümüzde en yaygın sağlık sorunlarından biri olmaya devam ettiğine değinen Ertem, "Yanlış beslenme, artan şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımı başlıca nedenler arasında yer alıyor. Diş eti hastalıkları ise ilerleyen süreçte diş kaybına yol açabiliyor. Bu hastalıklar kronik enfeksiyon niteliği taşıyor. Kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere çeşitli sistemik hastalıklarla ilişkili olabiliyor" dedi. "Koruyucu sağlık hizmetleri" Ağız ve diş sağlığının korunmasında en etkili yaklaşımın koruyucu sağlık hizmetleri olduğunu vurgulayan Ertem, "Bireylerin düzenli ağız bakım alışkanlıkları kazanması büyük önem taşıyor. Sağlıklı bir ağız yapısı için dişler günde en az iki kez 2-3 dakika fırçalanmalıdır. Diş ipi kullanılmalı, dil temizliği ihmal edilmemeli, dengeli beslenilmeli ve altı ayda bir diş hekimi kontrolüne gidilmelidir. Ağız ve diş hastalıkları Türkiye’de en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Çoğu zaman hayati risk taşımadığı düşüncesiyle ihmal ediliyor. Ancak yüksek görülme sıklığı ve diğer hastalıklarla ilişkisi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir. Toplumun bilinçlendirilmesi ve koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Oral sağlık olmadan genel sağlıktan söz etmek mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

Bursa’da doğal gaz şebekesi yılda iki kez kaçak taramasından geçiyor Haber

Bursa’da doğal gaz şebekesi yılda iki kez kaçak taramasından geçiyor

Aksa Bursa Doğalgaz, kesintisiz ve güvenli doğal gaz arzını sağlamak amacıyla yürüttüğü periyodik kaçak tarama faaliyetleri kapsamında 2025 yılı boyunca kapsamlı saha kontrolleri gerçekleştirdi. Şirketten yapılan açıklamada, 7 bin 564 kilometrelik doğal gaz dağıtım şebekesinin yıl içinde iki kez son teknoloji cihazlarla tarandığı ve şebeke güvenliğinin başarıyla sağlandığı belirtildi. Can ve mal güvenliği açısından risk oluşumunun önüne geçilmesini amaçlayan çalışmalar sayesinde şebeke unsurlarında meydana gelebilecek olası hasarların erken aşamada tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması hedefleniyor. Bursa’nın 11 ilçesinde 1,2 milyonu aşkın aboneye kesintisiz ve güvenli doğal gaz hizmeti sunduklarını belirten Aksa Bursa Doğalgaz Şirket Müdürü Çağdaş Adıbelli, abonelerin doğal gaz konforunu güvenli şekilde yaşayabilmesi için çalışmaların aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Adıbelli, “Muhtemel riskleri önlemek amacıyla 7 bin 564 kilometrelik dağıtım şebekemizi yıl içinde düzenli olarak iki kez tarıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz kaçak tarama faaliyetleri sayesinde fark edilmesi güç hasarları tespit ederek gerekli önlemleri alıyoruz” dedi. Uzman ekiplerin altı aylık periyotlarla OMD (Optical Methane Detector) tip kaçak arama cihazı bulunan araçlarla kontroller gerçekleştirdiğini aktaran Adıbelli, araçların ulaşamadığı noktalarda ise lazer sensör teknolojisine sahip hassas el tipi dedektörlerin kullanıldığını ifade etti. Boru hatları, vanalar, servis kutuları ile şehir giriş ve ölçüm istasyonlarının detaylı şekilde kontrol edildiğini belirten Adıbelli, şebeke güvenliğini en üst seviyede tutmak için çalışmaların 2026 yılında da sürdüğünü kaydetti. İZİNSİZ KAZILAR RİSK OLUŞTURUYOR Doğal gaz arzının sürekliliği ve şebekenin güvenli işletilebilmesi için kazı çalışmalarının koordinasyon içinde yapılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Adıbelli, izinsiz kazıların ciddi güvenlik riski oluşturduğunu vurguladı. Adıbelli, 2025 yılında izinsiz kazılar nedeniyle 463 hat hasarı meydana geldiğini belirterek, “Bu hasarlar sonucu 183 bin 858 metreküp gaz atmosfere salındı. Ayrıca 13 bin 358 abonemiz ortalama 150 dakika süreyle doğal gaz hizmeti alamadı” dedi. Vatandaşların can ve mal güvenliğinin korunması için su, elektrik ve internet altyapı çalışmaları, bahçe düzenlemeleri, ağaç dikimi ve park yapımı gibi tüm kazı faaliyetlerinin Altyapı Koordinasyon Merkezi (AYKOME) yönetmeliği kapsamında ve doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi dahilinde yapılması gerektiğini vurgulayan Adıbelli, kazı çalışmaları öncesinde 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezi ile iletişime geçilebileceğini, şüpheli kazı durumlarında ise 7 gün 24 saat hizmet veren 187 Doğal Gaz Acil Hattı’nın aranabileceğini sözlerine ekledi.

MSB: KKTC ve hava sahamız güvende Haber

MSB: KKTC ve hava sahamız güvende

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından gerçekleştirilen Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda, Doğu Akdeniz ve hava sahasına ilişkin son gelişmeler aktarıldı. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen bir balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiğini bildirdi. Olayda bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’daki boş araziye düştüğü, herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığı belirtildi. Bakanlık, bölgedeki güvenlik önlemlerini artırmak amacıyla Malatya’ya bir PATRIOT füze savunma sistemi konuşlandırıldığını duyurdu. Ayrıca, çatışmalardan kaynaklanan füze ve İHA/drone tehditlerine karşı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini artırmak için 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin KKTC’ye sevk edildiği ifade edildi. Tuğamiral Zeki Aktürk, Türkiye’nin hava sahasının korunması kapsamında muharip uçaklarla devriye uçuşları yapıldığını, Doğu Akdeniz’de deniz ve hava unsurlarıyla seyir, keşif ve gözetleme faaliyetlerinin sürdüğünü belirtirken, İran hudut hattında herhangi bir olağan dışı hareketliliğin bulunmadığı, muhtemel risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirlerin koordineli şekilde alındığı kaydedildi. Bakanlık açıklamasında, Türkiye’nin millî imkân ve kabiliyetleriyle hava sahası, sınırlar, vatandaşlar ve KKTC güvenliğini sağlama yükümlülüğünü sürdürdüğü, NATO ve müttefiklerle eşgüdüm içinde savunma ve caydırıcılık tedbirlerini hayata geçirdiği ifade edildi. Milli Savunma Bakanlığı, bölgesel barış ve istikrarın korunması amacıyla çatışmaların derhâl sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkesin sağlanmasının önemine de dikkat çekti.

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybını etkiliyor Haber

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybını etkiliyor

Göz içerisindeki sıvı basıncının artması sonucu göz sinirinin zarar görebileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Kaplan, "Glokom, göz içi sıvısının yeterli şekilde dışarı boşaltılamaması sonucu göz içi basıncının yükselmesiyle ortaya çıkar. Bu basınç artışı zamanla görmeyi sağlayan göz siniri hücrelerinde hasara neden olur. Tedavi edilmediğinde ise geri dönüşü olmayan görme kaybı gelişebilir. Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir ve tespit edilen her 10 hastadan yaklaşık birinde körlüğe kadar ilerleyebilen ciddi sonuçlar doğurabilir" dedi. Glokomun en önemli tehlikesi Glokomun çoğu zaman sinsi şekilde ilerlediğine dikkat çeken Op. Dr. Ayşe Kaplan, "Glokom çoğu hastada belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerler. Bazı hastalarda baş ağrısı, görme alanında daralma, göz çevresinde ağrı veya ışıkların etrafında renkli halkalar görme gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Ancak hastalığın büyük bölümünde kişiler görme kaybı oluşana kadar herhangi bir belirti fark etmeyebilir" dedi. Bu kişiler daha fazla risk altında Op. Dr. Ayşe Kaplan, bazı kişilerin glokom açısından daha yüksek risk grubunda yer aldığını belirterek,"40 yaş üzerindeki bireyler, ailesinde glokom bulunan kişiler, diyabet hastaları, hipertansiyon veya hipotansiyonu olanlar, yüksek miyopisi bulunan kişiler, damar hastalığı olanlar, uzun süreli kortizon kullanan bireyler, glokom açısından daha dikkatli olmalı, özellikle aile öyküsü olan bireylerde hastalığın daha sık görüyoruz. 40 yaşına kadar üç yılda bir, 40 yaşından sonra ise iki yılda bir düzenli göz muayenesi yaptırılmasını öneriyoruz. Genetik risk taşıyan, diyabet veya hipertansiyon gibi hastalıkları bulunan kişilerin ise yılda en az bir kez göz kontrolünden geçmeleri büyük önem taşıyor" dedi. Glokom tedavisinde farklı yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Op. Dr. Ayşe Kaplan, tedavi seçenekleri hakkında, "Glokom tedavisinde ilaç tedavisi, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Hastalığın evresine ve hastanın durumuna göre tedavi planı belirlenir. İlaç tedavisinde düzenli kullanım tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir. Gerekli durumlarda lazer veya cerrahi yöntemler de başarılı sonuçlar verebilmektedir. Özellikle geç tanı konulan veya ilaç kullanımının yeterli olmadığı durumlarda cerrahi yöntemlerin etkili bir seçenektir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.