Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Rehberlik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Rehberlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehberlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnegöl’de 17 genç DiscoverEU ile Avrupa yolcusu Haber

İnegöl’de 17 genç DiscoverEU ile Avrupa yolcusu

Avrupa’yı ücretsiz seyahat kartıyla keşfetme fırsatı yakalayan gençlere süreç boyunca danışmanlık desteği verilmeye devam edilecek. İnegöl Belediyesi, gençlerin uluslararası fırsatlardan yararlanmalarını sağlamak ve Avrupa’daki hareketlilik programlarına erişimlerini artırmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda AR-GE Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Eurodesk Temas Noktası tarafından, Avrupa Birliği’nin gençlere yönelik önemli girişimlerinden biri olan DiscoverEU programı için Nisan ayında bilgilendirme ve başvuru etkinliği düzenlenmişti. GENÇLERE ÜCRETSİZ SEYAHAT KARTI VERİLİYOR 18 yaşındaki gençlere Avrupa’nın farklı ülkelerini keşfetme imkanı sunan DiscoverEU programı kapsamında katılımcılar, ücretsiz seyahat kartı kazanarak Avrupa’da seyahat etme, farklı kültürleri tanıma ve uluslararası deneyim edinme fırsatı elde ediyor. 64 GENCİN DİSCOVEREU BAŞVURUSU TAMAMLANDI Nisan ayında İnegöl Belediye binası zemin katında bulunan Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte gençlere DiscoverEU programı hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Belediye Başkanı Alper Taban da bu programda gençlerle bir araya geldi. Programa katılan gençlere başvuru süreçlerini sorunsuz şekilde tamamlayabilmeleri için birebir danışmanlık desteği de sağlanırken, etkinlik sonunda toplam 64 gencin DiscoverEU başvurusu tamamlandı. 17 GENÇ AVRUPA YOLCUSU Başvuru sonuçlarının açıklanmasının ardından yapılan değerlendirmelerde 17 İnegöllü genç programa kabul almaya hak kazandı. Avrupa’yı keşfetme fırsatı elde eden gençler, seyahatleri öncesinde ve program süresince ihtiyaç duyacakları konularda İnegöl Belediyesi Eurodesk Temas Noktası tarafından birebir danışmanlık ve rehberlik desteği almaya devam edecek. BENZER UYGULAMALAR DEVAM EDECEK Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Belediyesi olarak gençlerin uluslararası hareketlilik programlarından daha fazla yararlanmalarını teşvik etmeyi ve farklı kültürlerle etkileşim kurmalarını desteklemeyi önemsediklerini kaydederek bu doğrultuda Eurodesk Temas Noktası aracılığıyla gençlere yönelik bilgilendirme, yönlendirme ve danışmanlık faaliyetlerinin önümüzdeki süreçte de sürdürüleceğini işaret etti.

Erdemli İnsan Olma Yolunda Akran Dostluğu Projesi Yıl Sonu Galası Gerçekleştirildi Haber

Erdemli İnsan Olma Yolunda Akran Dostluğu Projesi Yıl Sonu Galası Gerçekleştirildi

Türkiye Yüzyılı'nın Erdemli Nesilleri Programda konuşan Bursa Vali Yardımcısı Kadir Sertel Otcu, ilhamını Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin ortaya koyduğu yetkin ve erdemli insan anlayışından alan projenin önemine vurgu yaptı. Akran zorbalığının panzehirinin sevgi, dostluk ve dayanışma olduğunu belirten Otcu, “Hayat, bir dostun elini tutmaktır, bir çocuğun gülüşünde dünyayı unutmaktır. Sevgiyle kurulan bir dünyayı hep beraber yan yana büyütmektir. Sevginin çoğaldığı, dostluğun güçlendiği ve erdemin hayat bulduğu bir gelecek ümidiyle projemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. İl Millî Eğitim Müdürümüz Gürhan Çokgezer, bir milletin geleceğinin çocukların kuracağı güçlü kardeşlik bağlarında şekillendiğini belirterek projenin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin hedefleriyle örtüştüğünü ifade etti. Çokgezer, “Bu projeyle yalnızca riskleri azaltmayı değil, okullarımızdaki güven iklimini güçlendirmeyi hedefledik. Kurduğunuz her dostluk, gösterdiğiniz her empati ve yaptığınız her iyilik; hem okul iklimine hem de toplumun geleceğine ışık tutacaktır. Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek olan; kalbiyle düşünebilen, vicdanıyla karar verebilen ve insanı merkeze alan nesiller sizlersiniz.” dedi. Eğitim Müfettişleri Başkanı Yavuz Bayar ise projenin yalnızca akran zorbalığını önlemeye yönelik bir çalışma olmadığını, aynı zamanda bütüncül bir eğitim anlayışını temsil ettiğini belirtti. Sahada yürütülen rehberlik, izleme ve akreditasyon süreçlerinin önemine dikkat çeken Bayar, “Başvuruda bulunan 170 okulumuzdan değerlendirmesi tamamlananların 84’ü Akran Dostu Okul Akreditasyonu almaya hak kazandı. Sanatın diliyle akran dostluğunu anlatan öğrencilerimizin başarılarını kutlarken, okullarımızda güven, saygı ve dayanışma kültürünü güçlendiren tüm eğitim ailemize teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. 107 Kısa Film Arasından Dereceye Giren Eserler Ödüllendirildi Programda proje sürecine ilişkin sunumlar gerçekleştirilirken, akreditasyon kriterlerini başarıyla tamamlayan okullara belgeleri takdim edildi. Akran dostluğu, empati, dayanışma ve akran zorbalığıyla mücadele temalarıyla düzenlenen Liseler Arası Kısa Film Yarışması'nın sonuçları da gala programında açıklandı. Bursa'nın tüm ilçelerinden yoğun katılımın sağlandığı yarışmaya toplam 107 kısa film başvurusu yapıldı. Öğrencilerin hazırladığı eserler jüri tarafından büyük beğeni toplarken, değerlendirme sonucunda Dayı Karacabey Anadolu Lisesi “Zelil” filmiyle birinci, İnegöl Borsa İstanbul Osmangazi Anadolu İmam Hatip Lisesi “Birleşsin Ellerimiz” filmiyle ikinci, Yıldırım Borsa İstanbul Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi “Işığın Yokluğunda” filmiyle üçüncü oldu. Mansiyon ödülüne ise “Köy Evindeki Yabancı” filmiyle Nizam Karasu Anadolu İmam Hatip Lisesi layık görüldü. Güçlü Okul İklimi ve Güvenli Gelecek Proje kapsamında gerçekleştirilen eğitimler, okul uygulamaları, akran destek çalışmaları ve farkındalık faaliyetleri sayesinde öğrenciler arasında empati, dayanışma ve aidiyet duygularının güçlenmesine önemli katkılar sağlandı. Sosyal-duygusal gelişimi destekleyen, değer temelli eğitimi merkeze alan ve okul iklimini güçlendiren projenin önümüzdeki eğitim öğretim yıllarında da geliştirilerek sürdürülmesi hedefleniyor. Program, akreditasyon belgesi almaya hak kazanan okullara sertifikalarının verilmesi ve günün anısına çekilen toplu fotoğrafın ardından sona erdi. Erdemli İnsan Olma Yolunda Akran Dostluğu Projesi Yıl Sonu Galası Gerçekleştirildi Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü Eğitim Müfettişleri Başkanlığı koordinesinde yürütülen “Erdemli İnsan Olma Yolunda Akran Dostluğu Projesi” kapsamında yıl boyunca gerçekleştirilen çalışmalar, düzenlenen yıl sonu gala programıyla değerlendirildi. Programa Bursa Vali Yardımcısı Kadir Sertel Otcu, İl Millî Eğitim Müdürümüz Gürhan Çokgezer, Eğitim Müfettişleri Başkanı Yavuz Bayar, il ve ilçe millî eğitim yöneticileri, eğitim müfettişleri, okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Türkiye Yüzyılı'nın Erdemli Nesilleri Programda konuşan Bursa Vali Yardımcısı Kadir Sertel Otcu, ilhamını Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin ortaya koyduğu yetkin ve erdemli insan anlayışından alan projenin önemine vurgu yaptı. Akran zorbalığının panzehirinin sevgi, dostluk ve dayanışma olduğunu belirten Otcu, “Hayat, bir dostun elini tutmaktır, bir çocuğun gülüşünde dünyayı unutmaktır. Sevgiyle kurulan bir dünyayı hep beraber yan yana büyütmektir. Sevginin çoğaldığı, dostluğun güçlendiği ve erdemin hayat bulduğu bir gelecek ümidiyle projemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. İl Millî Eğitim Müdürümüz Gürhan Çokgezer, bir milletin geleceğinin çocukların kuracağı güçlü kardeşlik bağlarında şekillendiğini belirterek projenin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin hedefleriyle örtüştüğünü ifade etti. Çokgezer, “Bu projeyle yalnızca riskleri azaltmayı değil, okullarımızdaki güven iklimini güçlendirmeyi hedefledik. Kurduğunuz her dostluk, gösterdiğiniz her empati ve yaptığınız her iyilik; hem okul iklimine hem de toplumun geleceğine ışık tutacaktır. Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek olan; kalbiyle düşünebilen, vicdanıyla karar verebilen ve insanı merkeze alan nesiller sizlersiniz.” dedi. Eğitim Müfettişleri Başkanı Yavuz Bayar ise projenin yalnızca akran zorbalığını önlemeye yönelik bir çalışma olmadığını, aynı zamanda bütüncül bir eğitim anlayışını temsil ettiğini belirtti. Sahada yürütülen rehberlik, izleme ve akreditasyon süreçlerinin önemine dikkat çeken Bayar, “Başvuruda bulunan 170 okulumuzdan değerlendirmesi tamamlananların 84’ü Akran Dostu Okul Akreditasyonu almaya hak kazandı. Sanatın diliyle akran dostluğunu anlatan öğrencilerimizin başarılarını kutlarken, okullarımızda güven, saygı ve dayanışma kültürünü güçlendiren tüm eğitim ailemize teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. 107 Kısa Film Arasından Dereceye Giren Eserler Ödüllendirildi Programda proje sürecine ilişkin sunumlar gerçekleştirilirken, akreditasyon kriterlerini başarıyla tamamlayan okullara belgeleri takdim edildi. Akran dostluğu, empati, dayanışma ve akran zorbalığıyla mücadele temalarıyla düzenlenen Liseler Arası Kısa Film Yarışması'nın sonuçları da gala programında açıklandı. Bursa'nın tüm ilçelerinden yoğun katılımın sağlandığı yarışmaya toplam 107 kısa film başvurusu yapıldı. Öğrencilerin hazırladığı eserler jüri tarafından büyük beğeni toplarken, değerlendirme sonucunda Dayı Karacabey Anadolu Lisesi “Zelil” filmiyle birinci, İnegöl Borsa İstanbul Osmangazi Anadolu İmam Hatip Lisesi “Birleşsin Ellerimiz” filmiyle ikinci, Yıldırım Borsa İstanbul Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi “Işığın Yokluğunda” filmiyle üçüncü oldu. Mansiyon ödülüne ise “Köy Evindeki Yabancı” filmiyle Nizam Karasu Anadolu İmam Hatip Lisesi layık görüldü. Güçlü Okul İklimi ve Güvenli Gelecek Proje kapsamında gerçekleştirilen eğitimler, okul uygulamaları, akran destek çalışmaları ve farkındalık faaliyetleri sayesinde öğrenciler arasında empati, dayanışma ve aidiyet duygularının güçlenmesine önemli katkılar sağlandı. Sosyal-duygusal gelişimi destekleyen, değer temelli eğitimi merkeze alan ve okul iklimini güçlendiren projenin önümüzdeki eğitim öğretim yıllarında da geliştirilerek sürdürülmesi hedefleniyor. Program, akreditasyon belgesi almaya hak kazanan okullara sertifikalarının verilmesi ve günün anısına çekilen toplu fotoğrafın ardından sona erdi.

Aile ve Gençlik Fonu’nda toplam ödeme 12,8 milyar TL'yi aştı Haber

Aile ve Gençlik Fonu’nda toplam ödeme 12,8 milyar TL'yi aştı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile kurumunun güçlendirilmesi ve genç çiftlerin evlilik süreçlerine destek olunması amacıyla hayata geçirilen Aile ve Gençlik Fonu’na ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Göktaş, bu ay 5 bin 328 gence toplam 1 milyar 228 milyon liralık ödeme yapıldığını belirterek, fon kapsamında bugüne kadar toplam 151 bin 412 gence kredi desteği sağlandığını söyledi. Sağlanan toplam destek miktarının ise 12 milyar 898 milyon liraya ulaştığını ifade etti. Fonun, Türkiye’nin yeraltı kaynaklarından elde edilen gelirlerle finanse edildiğini belirten Göktaş, projenin 81 ilde kararlılıkla sürdürüldüğünü kaydetti. Destek miktarlarının güncellendiğini aktaran Bakan Göktaş, başvuran çiftlerin her ikisinin de 18-25 yaş arasında olması halinde 250 bin lira, 26-29 yaş aralığında olması durumunda ise 200 bin lira kredi desteği verildiğini açıkladı. Kredilerin 48 ay vadeli ve ilk 2 yılı geri ödemesiz şekilde sunulduğunu belirtti. Bakan Göktaş, çocuk sahibi olan çiftlere yönelik ek destekler de sağlandığını ifade ederek, “48 ay içinde ilk çocuğunu dünyaya getiren çiftlerin geri ödemeleri 12 ay erteleniyor. İkinci çocuk sahibi olunması halinde ise kalan borcun tamamı hibe ediliyor” dedi. Fon kapsamında bugüne kadar destek verilen 9 bin 926 çiftin 10 bin 54 çocuk sahibi olduğunu açıklayan Göktaş, gençlere yalnızca maddi değil; eğitim ve rehberlik desteği de sunduklarını söyledi. Bu kapsamda 195 bin 62 gence danışmanlık ve eğitim hizmeti verildiği bildirildi. 2024 yılında pilot illerde başlatılan ve 2025 itibarıyla Türkiye genelinde uygulamaya alınan Aile ve Gençlik Fonu’na toplam başvuru sayısının ise 262 bin 388’e ulaştığı açıklanırken, başvuruların Aile ve Gençlik Fonu Resmi Sitesi ve e-Devlet üzerinden yapılabildiği belirtildi.

Akademisyen Anne Yıldırımlılarla buluştu Haber

Akademisyen Anne Yıldırımlılarla buluştu

Aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdüren Yıldırım Belediyesi, vatandaşları bilinçlendiren etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Ebeveynlik Okulu’ programı kapsamında, ‘Akademisyen Anne’ olarak tanınan Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, Bursalılarla bir araya geldi. Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, etkinlikte aile içi iletişimden çocuk gelişimine, ebeveyn tutumlarından sağlıklı aile ilişkilerine kadar birçok önemli konu ele alındı. Katılımcılarla deneyimlerini paylaşan Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde sevgi, güven ve doğru iletişimin önemine dikkat çekti. Aile toplumun temel taşıdır Söyleşide aile içerisinde kurulan iletişimin çocukların karakter gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurgulayan Kangal, ebeveynlerin çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesinin, onları dinlemesinin ve duygularını anlamaya çalışmasının güçlü aile bağlarının temelini oluşturduğunu ifade etti. Program sonunda vatandaşlar merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı bulurken, etkinlik interaktif yapısıyla da büyük beğeni topladı. Programı takip eden Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da aile kurumunun toplumun temel taşı olduğuna dikkat çekerek, belediye olarak aileyi güçlendiren sosyal projelere önem verdiklerini belirtti. Başkan Oktay Yılmaz, "Sağlıklı bireylerin yetişmesi, güçlü aile yapısıyla mümkündür. Bizler de Yıldırım Belediyesi olarak aile içi iletişimi kuvvetlendirecek, anne ve babalara rehberlik edecek projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Ebeveynlik Okulu programımızla vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz" dedi.

Okulları Hedef Alan Şiddet Olayları:  Güvenlik, Aile Denetimi ve Dijital Etkenler Üzerine Haber

Okulları Hedef Alan Şiddet Olayları: Güvenlik, Aile Denetimi ve Dijital Etkenler Üzerine

Son zamanlarda artan okullarda şiddet olayları ülke genelinde infiale yol açarken, konuyla alakalı Özel Eğitim Kalesi Anadolu Lisesi kurucusu ve idari koordinatörü Ayşen Şayık konuyla alakalı bir değerlendirmede bulundu; Bu hafta Türkiye’de art arda gelen, okulları hedef alan silahlı saldırı haberleri toplum olarak hepimizi derinden sarstı. Büyük bir üzüntü ve kaygıyla takip edilen bu olayların ardından birçok okulda devamsızlık oranlarının arttığı, velilerin güvenlik endişesi nedeniyle çocuklarını okula göndermekte tereddüt yaşadığı görülmektedir. Özel okul ya da devlet okulu fark etmeksizin okullarda hissedilir bir öğrenci azalması oluşmuştur. Bu durum yalnızca güvenlik meselesi değil; aynı zamanda gençlerin psikolojik dünyasını, aile denetimini ve toplumsal yapıyı yeniden değerlendirmemiz gerektiğini göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmaların ve gözlemlerin kamuoyuyla paylaşılması önem taşımaktadır. Çünkü ülkemizde çoğu zaman bu tarz olayların nedenleri detaylı biçimde incelenmeden, yüzeysel gerekçelere bağlanmaktadır. Oysa ortada çok daha genel ve yapısal bir sorun olduğu görülmektedir. Öncelikle son yaşanan saldırıların aynı motivasyonla gerçekleştiği söylenemez. Bu tarz saldırgan profilleri farklı kategorilere ayrılmaktadır. Bunlardan biri, son yıllarda bazı gençler arasında yaygınlaşan mafyatik, serseri tavırlara özenme kültürüdür. Bazı gençler, izledikleri dizi ve medya içeriklerindeki karakterleri örnek almakta; saldırganlığı güç, sertlik ve karizma göstergesi sanmaktadır. Oysa güçlü bir akademik ve sosyal altyapıyla yetişen bireyler, izledikleri şeylerin kurgu olduğunu bilir ve buna özenti geliştirmezler. Ne yazık ki bugün birçok gençte bu bilinç yeterince oluşmamıştır. Diğer yandan Kahramanmaraş’taki olayın, yalnızca bu tarz bir özenti kültürüyle açıklanamayacağı düşünülmektedir. Burada daha farklı, daha derin bir aile ihmali ve dijital denetimsizlik sorunu göze çarpmaktadır. Özellikle sosyal medya paylaşımları incelendiğinde, çocuğun ailesinin onu takip etme ve yönlendirme konusunda yetersiz kaldığı izlenimi oluşmaktadır. Ergenlik çağındaki bir bireyin dijital dünyada saatlerce ne yaptığı, kimlerle iletişim kurduğu, hangi içeriklerden etkilendiği aile tarafından bilinmelidir. Bugün birçok ebeveyn, çocuğunda bir farklılık gördüğünde iletişim kurmak yerine yalnızca kızmak, baskı yapmak veya cezalandırmak yolunu seçmektedir. Oysa yapılması gereken; çocuğu anlamaya çalışmak, davranış değişimlerini erken fark etmek ve zamanında müdahale etmektir. Sorun büyüdükten sonra tepki vermek yerine, sorun oluşmadan önce ilgilenmek gerekir. Özellikle Discord gibi platformların bazı bölümleri, yaşadığı sosyal çevreyle bağ kuramayan, kendine alternatif bir dünya oluşturan ve kendi gibi düşünen kişilerle bir araya gelmek isteyen gençler için kolay buluşma alanlarına dönüşebilmektedir. Bu alanlarda yeterli denetim bulunmadığında, doğru ve yanlış algısı tam oturmamış ergen bireyler birbirlerini olumsuz düşüncelerle etkileyebilmekte, birbirlerine adeta gaz verebilmektedir. Platformun tamamını denetlemenin zor olduğu ve ergen yaş grubunun bu alanlarda daha savunmasız kaldığı düşünüldüğünde, ülkemizde alınan bazı kısıtlayıcı kararların mevcut sosyal şartlar içinde anlaşılabilir olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında toplumsal kriz anlarında dijital bilgi kirliliği de önemli bir sorun haline gelmektedir. Özellikle Telegramüzerinde anonim hesaplar aracılığıyla kaostan beslenen, korku ve paniği artırmaya çalışan kullanıcı gruplarının bu tür dönemlerde daha görünür hale geldiği bilinmektedir. Doğrulanmamış haberler, abartılı iddialar ve provokatif paylaşımlar toplum psikolojisini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle vatandaşların bu tür içeriklere kapılmaması, manipülatif paylaşımlarla sürüklenmemesi ve yalnızca güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere itibar etmesi büyük önem taşımaktadır. Veliler ise çoğu zaman bu dijital dünyanın nasıl işlediğini bilmiyor. Oysa çok basit şekilde çocuğunun bilgisayarında Discord uygulamasının yüklü olup olmadığını görebilir, kullandığı platformları takip edebilir. Günümüzde gençlerin hayatını anlamak isteyen bir ebeveynin yalnızca Instagram’a bakması yeterli değildir. Özellikle TikTok, gençler üzerinde çok daha güçlü bir etkiye sahiptir. TikTok platformunda gençlerin profillerindeki tekrar paylaşılan videolar, ilgilendikleri konuları, neye özendiklerini, kimi örnek aldıklarını, güncel ilişki durumlarını ve hayat hakkındaki bakış açılarını çok net biçimde yansıtabilmektedir. Sorun şu ki birçok veli, çocuğunun hayatına hakim olmak istiyorsa bu alanları da tanıması gerektiğinin farkında değildir. Gençlerin hangi platformlarda zaman geçirdiğini bilmeden, onların dünyasını anlamak mümkün değildir. Bu nedenle birçok ebeveyn, farkında olmadan çocuklarından kopuk yaşamaktadır. Çocukların izlediği Animeler de çoğu zaman sıradan çizgi filmler gibi değerlendirilmemelidir. Özellikle gerçek hayattan kopuk, ütopik evrenler sunan bazı anime içerikleri; gençlerin bilinçaltında farklı bir dünya algısı oluşturabilmekte, yaşadığı çevreyi yetersiz veya sıkıcı görmesine neden olabilmektedir. Bu da bazı gençlerin kendi toplumunda, kendi sosyal çevresinde yer edinmesini zorlaştırabilmektedir. Elbette her içerik için aynı durum geçerli değildir; ancak ailelerin çocuklarının ne izlediğini bilmesi önemlidir. Sonuç olarak yaşanan bu üzücü olayları yalnızca münferit vakalar olarak görmek doğru değildir. Burada aile içi iletişim eksikliği, dijital denetimsizlik, yanlış rol modeller, sosyal yalnızlık ve gençlerin psikolojik ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi gibi birçok unsur bulunmaktadır. Okullar yalnızca eğitim verilen kurumlar değil, çocuklarımızın güvenle büyüdüğü yaşam alanlarıdır. Bu nedenle çözüm sadece güvenlik önlemlerini artırmak değil; aileleri bilinçlendirmek, gençleri anlamak, onların dijital dünyasını tanımak ve zamanında rehberlik etmektir. Okulun temel işlevi müfredatı yetiştirmek değil, öğrenciyi yetiştirmek olmalıdır. Çünkü geleceği korumanın yolu, gençliği doğru anlamaktan geçmektedir.

BTSO Akademi’de veri temelli vergi gözetimi ve uyum süreci anlatıldı Haber

BTSO Akademi’de veri temelli vergi gözetimi ve uyum süreci anlatıldı

BTSO Akademi projesi kapsamında "Yüksek Gelir Gruplarında Veri Temelli Vergi Gözetimi ve Uyum Programı: Hukuki Sınırlar, Risk Analizi ve Savunma Stratejileri" konulu bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Hakan Batmaz’ın açılış konuşmasıyla başlayan programda; Denetim Direktörü ve eski Vergi Müfettişi Onur Kandiloğlu, Vergi Avukatı ve eski Vergi Müfettişi Şebnem Becce Özdemir ve Yeminli Mali Müşavir ve eski Vergi Müfettişi Mustafa Arıcı konuşmacı olarak yer aldı. Programda, Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı’nın veri temelli yönetim yaklaşımı ele alınarak, benzer modellerden ayrışan yönleri detaylı şekilde değerlendirildi. Ayrıca sürecin hukuki çerçevesi ve uygulamadaki yansımaları hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. "BTSO Akademi ile üyelerimize rehberlik ediyoruz" BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, kurum olarak en temel önceliklerinin, firmaları değişen dünya düzenine ve güncel mevzuat süreçlerine en hızlı şekilde adapte etmek olduğunu söyledi. Özellikle BTSO Akademi kapsamında yürüttükleri çalışmaların sektörlerin bilgiyle güçlenmesi adına stratejik bir merkez işlevi gördüğünü belirten Batmaz, "Bizler, geleceği de planlayan bir yapıyla; üyelerimizin güncel gelişmeler ışığında doğru bilgiye ulaşmasını, riskleri fırsata çevirmesini ve rekabet güçlerini korumalarını hedefliyoruz. Bilginin en değerli sermaye olduğu bu dönemde, eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerimize verdiğimiz önem artarak devam edecektir." dedi. "Veri temelli denetim şeffaf bir sistem inşasının parçası" Ekonomi yönetiminin bütçe disiplini ve vergi denetimleri üzerindeki hassasiyetini rasyonel bir dikkatle takip ettiklerini ifade eden Batmaz, "Hepimiz biliyoruz ki vergi denetiminin klasik, cezacı ve geriden gelen yöntemlerden sıyrılarak veri temelli, önleyici ve rehberlik eden bir yapıya evrilmesi, şeffaf ve adil bir sistem inşası adına atılmış önemli bir adımdır. Dijitalleşen bir dünyada, verginin de dijital bir zekayla yönetilmesi kaçınılmazdır. Ancak iş dünyası olarak bizim bu süreçteki temel beklentimiz; bu büyük dönüşümün ve uyum sürecinin, reel sektörün kılcal damarlarındaki dinamiklerle barışık bir zeminde yürütülmesidir." diye konuştu. "Hassas dengeyi kurmak zorundayız" "Vatandaşın adalet duygusunu zedelemeyen, iş insanının ise büyüme motivasyonunu kırmayan o hassas dengeyi kurmak zorundayız." diyen Batmaz, "Uygulamaları ‘ideal olanı’ merkeze alarak, yani ‘önce eğitip sonra denetleyen’ bir anlayışla şekillendirmek; ülkemizin ekonomik gücünü de koruyacaktır. Bizler de BTSO olarak, bu dengeli geçişin hem savunucusu hem de köprüsü olmaya devam edeceğiz. Bugünkü buluşmamızda da veri toplama yetkisinin anayasal sınırlarından risk analiz sistemlerine, yaşam tarzı analizinin hukuki niteliğinden mükellef haklarına kadar çok geniş bir yelpazeyi konunun uzmanlarıyla değerlendirme fırsatı bulduk. Bu değerli paylaşımların, iş süreçlerimize ve gelecek planlarımıza ışık tutacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı. "Bu bir inceleme değil uyum süreci" Denetim Direktörü Onur Kandiloğlu, Türkiye’de giderek yaygınlaşan "yeni nesil denetim modeli"nin klasik vergi inceleme anlayışından önemli ölçüde ayrıştığını belirtti. Yeni modelin yaptırımdan çok gönüllü uyumu esas alan, mükellef ile idare arasında diyalog kurmayı hedefleyen bir yaklaşım sunduğunu belirten Kandiloğlu, "Dijitalleşmenin etkisiyle farklı veri kaynaklarının entegre edilmesi sayesinde, riskli alanlar önceden tespit edilebiliyor. Bu kapsamda geliştirilen veri odaklı sistemler, mükelleflere yönelik ‘sinyalleme’ yöntemiyle potansiyel riskleri erkenden bildiriyor. Böylece mükellefler, herhangi bir inceleme başlamadan önce kendi kayıtlarını gözden geçirme ve gerekli düzeltmeleri yapma imkânı buluyor" dedi. "Süreç mükellefleri gönüllü uyuma teşvik ediyor" Yeni modelde, klasik denetimin uzun ve yorucu bürokratik süreçlerinin yerine daha hızlı ve etkin bir yapının öne çıktığını ifade eden Kandiloğlu, bu dönüşümün özellikle inceleme etkinliğini artırmayı ve mükellef üzerindeki idari yükü azaltmayı hedeflediğini vurguladı. Uygulamanın ikinci fazının Mart ayı itibarıyla devreye alındığı hatırlatan Kandiloğlu özellikle gelir vergisi mükellefleri ve şirket ortaklıklarına yönelik çalışmalar kapsamında, mükelleflere kendi işleyişlerini, kayıtlarını ve belgelerini kontrol etme fırsatı tanındığını kaydetti. Kandiloğlu, "Bu süreçte idare, önceden bilgilendirme ve rehberlik hizmetleri sunarak mükellefleri gönüllü uyuma teşvik ediyor. Cezalandırma yaklaşımı geri planda tutulurken, mükellefin sürece aktif katılımı sağlanmaya çalışılıyor" diye konuştu. Yeni sistemin merkezinde ‘Sinyalleme’ mekanizması yer alıyor Yeminli Mali Müşavir Mustafa Arıcı, vergi denetiminde yaşanan dönüşümün klasik denetim anlayışıyla birlikte ilerlediğini belirtti. Arıcı, yeni nesil denetim modelinin mevcut yapıyı ortadan kaldırmadığını, aksine onu destekleyen bir sistem olarak kurgulandığını ifade ederek, "Daha önce uzun ve yorucu süreçlere yayılan denetimlerin, yeni modelle birlikte daha hızlı ve etkin hale getirilmesi hedefleniyor. İdarenin temel amacı riskleri önceden tespit ederek mükellefleri uyarmak ve gönüllü uyumu teşvik etmek." dedi. Yeni sistemin merkezinde "sinyalleme" mekanizmasının yer aldığını ifade eden Arıcı, mükelleflerin bu sayede kendi risklerini önceden görerek profesyonel destekle gerekli düzeltmeleri yapabildiğini belirtti. Arıcı, dijitalleşme ve yapay zekâ destekli analizler sayesinde risklerin artık anlık olarak tespit edilebildiğini kaydetti. İdarenin gönüllü uyumu artırmak için dört ayaklı bir dijital erken uyarı ekosistemi inşa ettiğini belirten Arıcı, KURGAN, MEVA, Beyanname Gözetim ve Yüksek Gelir Uyum Programı’nın dünyadaki benzer uygulamalardan uyarlanarak Türkiye’ye adapte edildiğini ifade etti. Yüksek Gelir Grubu Uyum Programı ile daha fazla mükellefin kapsama alınmasının planlandığını kaydeden Arıcı, bu sürecin doğrudan bir vergi incelemesi olmadığını, bilgilendirme ve gönüllü uyum esasına dayandığını vurguladı. Gelir, harcama ve servet arasındaki uyumsuzlukların sistem tarafından analiz edildiğini belirten Arıcı, özellikle yüksek tutarlı banka hareketleri ve finansal akışların risk göstergesi olarak değerlendirildiğini kaydetti. Vergi incelemesi değil iletişim ve uyum mekanizması Vergi Avukatı Şebnem Becce Özdemir ise sürecin hukuki boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdemir, sürecin temel amacının yaptırım uygulamak olmadığını, mükelleflerin muhtemel riskler konusunda bilgilendirilerek gönüllü uyuma yönlendirilmesinin hedeflendiğini vurguladı. Uygulamada sürecin genellikle mükellefe yapılan yazılı bildirimle başladığını belirten Özdemir, devamında mükelleften açıklama talep edildiğini ve sunulan bilgi ve belgelerin idare tarafından değerlendirilerek ilgili birimlere aktarıldığını ifade etti. Özdemir, uygulamada her durumda klasik anlamda bir tutanak düzenlenmesinin söz konusu olmayabileceğini, bu nedenle mükelleflerin sürece ilişkin yazılı açıklamalarını ve sundukları belgeleri kayıt altına almalarının önem taşıdığını belirterek, "Süreç, mükellefler açısından erken aşamada açıklama yapma ve gerekli düzeltmeleri gerçekleştirme imkânı sunuyor. Bu durum, ileride doğabilecek daha ağır idari süreçlerin önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, mükelleflerin sürece aktif ve şeffaf şekilde katılımı, zamanında yapılan açıklamalar ve düzeltmeler de vergi uyumunun güçlendirilmesi açısından kritik rol oynamaktadır." şeklinde konuştu. Vergi Denetim Kurulu Bursa Denetim Daire Başkan Yardımcıları Ömer İpek ve Aykut Aydar, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı İhsan Akar, Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Doğan Yılmaz ve Mesut Serhat Yurdaor’un yanı sıra BTSO meclis ve komite üyeleri, meslek mensupları ve iş dünyası temsilcilerinin katıldığı seminer soru cevap bölümü ile sona erdi.

Osmangazi’de “Ana Baba Okulu” kapılarını açıyor Haber

Osmangazi’de “Ana Baba Okulu” kapılarını açıyor

Osmangazi Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün Bursa Aile Danışmanları ve Eğitimi Derneği iş birliğiyle 11 Nisan ile 9 Mayıs tarihleri arasında düzenleyeceği program, her Cumartesi saat 12.00’de gerçekleştirilecek. İlk dört oturum Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde, final oturumu ise Ördekli Kültür Merkezi’nde yapılacak. Alanında uzman isimlerin katılacağı eğitimlerde; aile olmanın temel dinamiklerinden ebeveynlikte doğru sınırlar koymaya, çocukların değişen dünyadaki konumundan aile içi krizlerin fark edilmesine kadar pek çok önemli konu kapsamlı bir şekilde ele alınacak. Kontenjanla sınırlı ve tamamen ücretsiz olarak sunulan Ana Baba Okulu, ebeveynlerin hem kendilerini geliştirmelerine hem de çocuklarıyla daha sağlıklı iletişim kurmalarına katkı sağlamayı amaçlarken, katılımcılara teorik bilginin yanı sıra günlük hayatta uygulanabilir pratik kazanımlar da sunacak. AİLELERE REHBERLİK EDECEK OTURUMLAR PLANLANDI Program kapsamında gerçekleştirilecek oturumların ilki 11 Nisan Cumartesi günü saat 12.00’de Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde “Aile Olmak ve Birlikte Yol Almak” başlığıyla yapılacak. Dr. Mesut Cevdet Yavuz, Psikolog Enes Yeşilağaç ve Aile Danışmanı Dilek Erol, aile olmanın temel dinamiklerini çok yönlü olarak ele alacak. 18 Nisan Cumartesi günü aynı yer ve saatte düzenlenecek ikinci oturumda “Anne-Baba Olmak: Rehberlik, Sevgi ve Sınırlar” konusu işlenecek. Aile Danışmanları Sema Çakmak, Sıraç Demir ve Şeydanur Aydın Kaptan, ebeveynlikte denge kurmanın inceliklerini katılımcılarla paylaşacak. 25 Nisan Cumartesi günü eğitim serisinin üçüncü oturumunda “Değişen Dünyada Çocuklar: Dış Etkiler ve Ailenin Koruyucu Rolü” başlığı altında Dr. Mesut Cevdet Yavuz, Psikolog Enes Yeşilağaç ve Psikolog İpek Polat, günümüz dünyasında çocukların karşı karşıya kaldığı riskleri ve ailelerin bu süreçte üstlendiği kritik rolü detaylı biçimde anlatacak. 2 Mayıs Cumartesi günü yapılacak dördüncü oturumda da “Aile İçi Şiddet ve İhmal: Sessiz Krizleri Fark Etmek” konusu ele alınacak. Aile Danışmanları Asiye Akar, Özge Alacan ve Sevnur Yılmaz, çoğu zaman görünmeyen sorunlara dikkat çekerek farkındalık oluşturacak. Programın final oturumu ise 9 Mayıs Cumartesi günü saat 12.00’de Ördekli Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. “Zorluklar Karşısında Aile: Birlikte Dayanmak, Birlikte Güçlenmek” başlığıyla Aile Danışmanı Aylin Babaoğlu, ailelerin kriz anlarında nasıl daha dirençli ve dayanışma içinde olabileceğine dair önemli bilgiler aktaracak. Ana Baba Okulu programına katılmak isteyen vatandaşlar, başvurularını Osmangazi Belediyesi’nin resmi internet sitesi olan “osmangazi.bel.tr” üzerinden gerçekleştirebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.