Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Rehabilitasyon

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Rehabilitasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehabilitasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MEB’den Manisa’daki silahlı saldırıya ilişkin açıklama Haber

MEB’den Manisa’daki silahlı saldırıya ilişkin açıklama

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Manisa’nın Turgutlu ilçesinde meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin açıklama yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin açıklama yapıldı. MEB’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "22 Eylül Salı günü sabah saatlerinde Manisa’nın Turgutlu ilçesi İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen elim hadise, eğitim camiamız başta olmak üzere milletimizi derinden üzmüştür. Menfur saldırının ilk anlarından itibaren emniyet güçleri ve sağlık görevlileri başta olmak üzere devletimizin ilgili tüm birimleri teyakkuza geçmiş, konuyla ilgili kapsamlı bir tahkikat başlatılmıştır. Okulun dışında yaşanan olayın ilk anından itibaren süreç, Bakanlığımızca hassasiyetle takip edilmekte olup gerekli tüm çalışmalar, ilgili birimlerimizce koordineli bir şekilde yürütülmektedir. Söz konusu olaya ilişkin Manisa il müfettişlerimizin tahkikat süreçlerine ilave olarak üç Bakanlık müfettişi de olayı tüm yönleriyle incelemek üzere görevlendirilmiş ve derhâl Manisa iline yönlendirilmiştir. Yaşanan menfur hadiseden etkilenen öğrenci, öğretmen ve velilerimiz için psikososyal destek ekiplerimiz de sahada rehabilitasyon faaliyetlerine başlamıştır. Adı geçen eğitim kurumumuzda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün (22 Eylül) ara verilmiştir. Olaya ilişkin tahkikatın titizlikle sürdürülmesi adına ilgili birimlerimiz, koordinasyon içinde ve kararlılıkla hareket etmektedir. Hastanelere sevk edilen ve tedavileri süren yaralılarımıza acil şifalar diliyor, yakınlarına ve maarif ailemize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."

Elektrik akımına kapılan eşinin başından 5 gün ayrılmadı Haber

Elektrik akımına kapılan eşinin başından 5 gün ayrılmadı

Göç yolculuğu sırasında eşini kaybeden ve vefasıyla görenleri duygulandıran leylek, günlerce ölen eşinin başında sürdürdüğü sessiz nöbetin ardından bitkin düşünce kurtarıldı. Eskişehir'in Mahmudiye ilçesine bağlı Mesudiye Mahallesi'nde akıma kapılarak ölen eşinin cansız bedeni başında aç ve susuz 5 gün bekleyen leylek, göç kafilesini kaçırıp bitkin düşünce Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerince koruma altına alındı. Göç kafilesi gitti, o eşinin başını terk etmedi Mesudiye Mahallesi'ndeki arazide mola veren leylek sürüsündeki bir leylek, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Sürü göç yolculuğuna devam ederken, eşi olduğu değerlendirilen diğer leylek alanı terk etmedi. Yemeden ve içmeden 5 gün boyunca ölen eşinin cansız bedeni başında nöbet tutan vefakar leylek, açlık ve susuzluk nedeniyle bitkin düşerken göç yolculuğuna da devam edemedi. 5'inci günde ekipler müdahale etti Leyleğin günlerdir aynı noktada beklediğini ve durumunun ağırlaştığını fark eden bölge halkı ile gezgin ve doğa fotoğrafçısı Ali Çetinkaya, durumu Eskişehir Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine 5'inci günde bölgeye gelen ekipler, halsiz düşen leyleği özel bir çabayla yakalayarak koruma altına aldı. Tedavinin ardından doğaya salınacak Eskişehir Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri tarafından rehabilitasyon merkezine götürülen leylek, özel beslenme ve bakım programına alındı. Sağlığına kavuşup tamamen güçlendikten sonra yeniden doğaya salınacak olan leyleğin, durumuna göre göç kafilesine katılması ya da bölgede kalması bekleniyor. Gezgin ve doğa fotoğrafçısı Ali Çetinkaya da bu yaşananları @ucargezer2024 adlı sosyal medya hesabından paylaştı.

Yaşlılıkta kalça kırığı riskini azaltmanın yolları Haber

Yaşlılıkta kalça kırığı riskini azaltmanın yolları

Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp ve Prof. Dr. Erden Ertürer, kalça kırığını yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak görmemek gerektiğini vurguladılar. İleri yaşlarda basit bir düşme, kişinin hayatını aniden değiştirebiliyor. Kalça kırığı yalnızca kemiğin kırılması anlamına gelmezken; hareketliliği, bağımsızlığı ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Uzmanlar, kalça kırığının yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmadığını, kemik ve kas sağlığının korunması, düşmelerin önlenmesi ve osteoporozun erken dönemde fark edilmesiyle kırık riskinin azaltılabileceğine dikkat çekiyor. Liv Hospital Ulus İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, kalça kırığı riskinin değerlendirilmesinde yalnızca kemik yoğunluğuna odaklanılmaması gerektiğini belirterek, "Kalça kırığı riskini değerlendirirken kişinin kemik yapısının yanı sıra kas gücü, denge durumu, beslenmesi, kullandığı ilaçlar, görme sorunları ve yaşam alanındaki düşme riskleri de birlikte değerlendirilmelidir. Yaşlanma kaçınılmaz olsa da kırık riskini azaltmak için atılabilecek önemli adımlar vardır" dedi. Liv Hospital Ulus Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erden Ertürer ise kalça kırığının meydana gelmesi halinde hızlı değerlendirme ve uygun tedavinin önem taşıdığını belirterek, "Kalça kırığı, özellikle ileri yaşta hastanın hareketliliğini ve bağımsızlığını doğrudan etkileyebilen ciddi bir durumdur. Tedavide yalnızca kemiğin iyileşmesini değil, hastanın mümkün olduğunca kısa sürede yeniden ayağa kalkmasını ve günlük yaşamına dönebilmesini hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kemiklerinizi kontrol ettirmeyi ertelemeyin" Osteoporozun uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, kişinin kendisini sağlıklı hissetmesine rağmen kemik yoğunluğunun azalmış olabileceğini söyledi. Osteoporozun bazen ilk kez basit bir düşme sonrasında meydana gelen kırıkla fark edildiğini belirten Özalp, özellikle ileri yaşta kemik sağlığının ve toplam kırık riskinin düzenli olarak değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Daha önce kırık geçirmiş olmak, düşme öyküsü, ailede kalça kırığı bulunması, düşük vücut ağırlığı, sigara kullanımı veya uzun süreli kortizon tedavisi gibi faktörlerin kırık riskini artırabileceğini belirten Özalp, risk taşıyan kişilerin değerlendirmeyi geciktirmemesi gerektiğini söyledi. "'Küçük bir düşmeydi' deyip geçmeyin" Ayakta durma yüksekliğinden veya daha düşük enerjili bir travmayla oluşan kırıkların, özellikle ileri yaşta, kemik kırılganlığının önemli bir göstergesi olabileceğini belirten Uzm. Dr. Özalp, "İleri yaşta basit bir düşme sonrasında kırık oluşması, kemiklerin kırılgan hale geldiğinin bir göstergesi olabilir. Bu nedenle kırığın tedavisinin ardından ‘Bu kemik neden kırıldı?' sorusunun da yanıtı aranmalı ve yeni kırıkları önlemeye yönelik bir plan oluşturulmalıdır" dedi. Prof. Dr. Erden Ertürer de özellikle düşük enerjili travma ile meydana gelen kalça kırıklarının önemsenmesi gerektiğini belirterek, "Bazen hastalar basit bir düşme sonrasında oluşan kırığı yalnızca o an yaşanan travmaya bağlayabiliyor. Oysa ileri yaşta düşük enerjili bir travmayla meydana gelen kalça kırığı, kemik kalitesinin de değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir bulgudur" diye konuştu. "Düşmeleri önleyin" Kalça kırığının oluşmasında çoğu zaman iki önemli faktörün bir araya geldiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, bunların zayıf kemik ve düşme olduğunu söyledi. Özellikle daha önce düşmüş yaşlılarda denge ve yürümenin değerlendirilmesi, görme sorunlarının düzeltilmesi, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi ve ayağa kalkınca tansiyon düşmesi gibi durumların araştırılması gerektiğini belirten Özalp, ev ortamının da düşme riskine karşı düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Özalp, kaygan halı ve yerdeki kabloların kaldırılması, banyoda kaymayı önleyici düzenlemeler yapılması, gece kullanılan alanlarda yeterli aydınlatmanın sağlanması ve uygun ayakkabıların tercih edilmesinin düşme riskini azaltabileceğini belirtti. Prof. Dr. Erden Ertürer ise düşmelerin yalnızca kırık açısından değil, kişinin genel hareket kapasitesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Düşme sonrası hastanın yeniden güvenli şekilde yürüyebilmesi çok önemli. Bu nedenle kırık riskini azaltırken aynı zamanda kas gücünü ve dengeyi korumaya yönelik yaklaşım da tedavinin bir parçası olmalı" dedi. "Kaslarınızı güçlü tutun" Kalça kırığından korunmanın yalnızca kemiklere bakmaktan geçmediğini belirten Uzm. Dr. Özalp, güçlü bacak kasları ve iyi dengenin düşme riskinin azaltılmasında kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas gücünün azalabileceğini belirten Özalp, kişinin sağlık durumuna uygun direnç egzersizleri, denge çalışmaları ve düzenli fiziksel aktivitenin yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerektiğini ifade etti. "Bir sandalyeden ellerinizi kullanmadan kalkıp oturmakta zorlanıyorsanız kas gücünüzün ve fiziksel performansınızın değerlendirilmesi gerekebilir" diyen Özalp, hedefin yalnızca daha uzun yaşamak değil, ilerleyen yaşlarda da ayağa kalkabilmek, yürüyebilmek ve bağımsız kalabilmek olduğunu vurguladı. "Protein ve yeterli beslenmeyi ihmal etmeyin" Kemik sağlığından söz edildiğinde çoğunlukla kalsiyum ve D vitamininin akla geldiğini ancak yaşlı bireylerde kasların korunmasının da en az kemiklerin korunması kadar önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Özalp, yetersiz protein alımının kas kaybını hızlandırabileceğini söyledi. İştah azalması, çiğneme ve yutma problemleri veya kronik hastalıklar nedeniyle yaşlı bireylerde yeterli beslenmenin zorlaşabileceğini ifade eden Özalp, beslenme durumunun gerektiğinde sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. "D vitamini ve kalsiyumu bilinçli kullanın" D vitamini ve kalsiyumun kemik sağlığı açısından önemli olduğunu ancak takviyelerin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, kişinin beslenmesi, güneş maruziyeti, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve gerekli durumlarda tetkik sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Özalp, "Yüksek kırık riski bulunan bir kişide yalnızca vitamin kullanmak, osteoporoz tedavisi açısından yeterli olmayabilir. Kişinin toplam kırık riski değerlendirilerek gerekli durumlarda uygun osteoporoz tedavisi planlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Erden Ertürer de kalça kırığı sonrasında ortopedik tedavinin yanı sıra yeni kırıkların önlenmesinin de önemli olduğunu belirterek, "Mevcut kırığı tedavi etmek kadar, hastanın bundan sonraki yaşamında yeni bir kırık yaşamaması için gerekli önlemlerin alınması da önemlidir. Bu noktada ortopedi ile geriatri başta olmak üzere ilgili branşların birlikte çalışması hastanın uzun dönem sonuçları açısından değerlidir" dedi. "'Bir kez düştüm ama bir şey olmadı' demeyin" Özellikle ileri yaşta yaşanan düşmenin vücudun verdiği önemli bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, tekrarlayan düşmelerin "yaşlılıktan kaynaklanıyor" şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Düşmenin nedeninin araştırılması gerektiğini ifade eden Özalp; denge, kas gücü, görme, tansiyon değişiklikleri, kullanılan ilaçlar, beslenme durumu ve kemik sağlığının birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirtti. "Kalça kırığı sonrasında amaç hastayı yeniden hayata kazandırmak" Kalça kırığı oluştuğunda tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Erden Ertürer, özellikle ileri yaştaki hastalarda uzun süre hareketsiz kalmanın kas kaybını artırabileceğine ve hastanın yeniden yürümesini zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Ertürer, "Kalça kırığında tedavinin amacı yalnızca kırığın iyileşmesini sağlamak değildir. Hastanın genel sağlık durumu elverdiği ölçüde mümkün olduğunca erken dönemde hareketlendirilmesi ve rehabilitasyon sürecinin başlatılması önemlidir. Hastanın yeniden ayağa kalkabilmesi, yürüyebilmesi ve günlük yaşam aktivitelerini mümkün olduğunca bağımsız sürdürebilmesi tedavinin önemli hedeflerindendir" dedi. Kırık sonrasında ortopedi, geriatri ve fizik tedavi ve rehabilitasyon ekiplerinin birlikte çalışmasının hastanın toparlanmasına katkı sağlayabileceğini belirten Ertürer, tedavi sürecinin hastanın genel sağlık durumu ve ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiğini ifade etti. "Kalça kırığını önlemek, tedavi etmekten önce geliyor" Kalça kırığından korunmanın tek bir yöntemle mümkün olmadığını belirten Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, "Güçlü kas, sağlıklı kemik, iyi denge, güvenli bir yaşam alanı ve düzenli kırık riski değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır. Bir kişinin kemik yoğunluğu kadar günlük yaşamda ne kadar hareket ettiği, ne kadar güçlü olduğu, düşüp düşmediği, nasıl beslendiği ve kullandığı ilaçlar da önemlidir" dedi. Prof. Dr. Erden Ertürer ise kalça kırığının tedavi edilebilir olmakla birlikte ileri yaşta ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirterek, "Kalça kırığı yaşlılığın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu değildir. Kırık oluşmadan önce alınabilecek önlemler, kırık sonrasında uygulanacak tedavi kadar değerlidir. Amaç hastanın hareketliliğini, bağımsızlığını ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca uzun süre korumaktır" ifadelerini kullandı. Uzmanlar; sağlıklı kemikler, güçlü kaslar, iyi denge, güvenli yaşam alanı ve düzenli sağlık kontrollerinin kalça kırığı riskini azaltmada birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, kalça kırığının yaşlılığın kaderi olmadığını belirterek; kemiklerin, kasların, dengenin ve yaşam alanının korunarak kırık riskinin azaltılabileceğini vurguluyor.

Nilüfer’de sahipsiz hayvanlar için yeni yuva Haber

Nilüfer’de sahipsiz hayvanlar için yeni yuva

Nilüfer Belediyesi, Karacaoba Mahallesi’nde 49 bin 500 metrekarelik alanda hizmet verecek Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, can dostları ağırlamaya başladı. Yakında resmi açılışı yapılacak merkez, 3 bin sokak hayvanına modern ve doğal bir yaşam alanı sunacak. Nilüfer Belediyesi, kentteki sahipsiz hayvanların bakım, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini daha nitelikli hale getirmek amacıyla yeni bir yatırımı hayata geçirdi. Karacaoba Mahallesi’nde 49 bin 500 metrekarelik geniş bir arazi üzerine kurulan Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, kapılarını can dostlara açıyor. Tesis, 3 bin sahipsiz hayvana ev sahipliği yapabilecek kapasitesiyle öne çıkıyor. Merkezde, hayvanların dar alanlara sıkışmadan özgürce gezebilecekleri alanlar oluşturuldu. Tesisin fiziki yapısında hayvan refahı en üst düzeyde gözetilerek zemin yapısı, gölgelikler, özel gözlem noktaları ile kaçış ve saklanma alanları titizlikle planlandı. Ayrıca merkezde, mevzuat ve yönetmeliklerin belirlediği standartların üzerinde bir alan hayvanların kullanımına ayrıldı. Merkezin işletilmesi ve veterinerlik hizmetlerinin yürütülmesinde Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Veteriner Fakültesi ile de protokole imza atıldı. Bu iş birliği sayesinde tesisteki teşhis, tedavi, kısırlaştırma, aşılama ve rehabilitasyon süreçlerine bilimsel bir altyapı kazandırıldı. Merkezde görev yapacak uzman veteriner hekimler ve eğitimli personel, canlıların sağlık ve bakım süreçlerini akademi desteğiyle yürütecek. Merkeze verilen "Umut Ağacı" ismi ise anlamlı bir simgeye dayanıyor. Merkezden bir can dostunu sahiplenen her vatandaş, alan içerisinde yer alan ağaca bir hatıra kurdelesi bağlayacak. Bu kurdeleler, sokaktan kurtarılan sıcak bir yuvaya kavuşan her canlı için bir umut ışığı ve hatıra olarak yaşatılacak. Nilüfer Belediyesi’nin can dostlara yönelik vizyonunu aktaran Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yeni merkezin taşıdığı önem hakkında şöyle konuştu; "Nilüfer’de yaşamı sadece hemşehrilerimiz için değil, bu kenti birlikte paylaştığımız sahipsiz can dostlarımız için de güvenli kılmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, hayvanların dar alanlara hapsedilmediği, doğayla iç içe özgürce yaşayıp sağlıklarına kavuşabileceği modern bir tesis olarak tasarlandı. Amacımız sadece geçici bir bakım sunmak değil, bu canları sevgi dolu ve kalıcı yuvalarla buluşturmaktır. Tüm vatandaşlarımızı merkezimizi ziyaret etmeye ve bir can dostumuzu sahiplenerek ona sıcak bir yuva açmaya davet ediyorum."

Balıkesir'de uzman ekip ile 'Lipödem' tedavisi Haber

Balıkesir'de uzman ekip ile 'Lipödem' tedavisi

Bacaklarda inatçı ağrı ve şişliklerle kendini gösteren lipödem hastalığı Balıkesir Üniversite Hastanesi'nde uzman ekip ile tedavi ediliyor. Prof. Dr. Nilay Şahin liderliğindeki uzman ekip ile kişiye özel uygulanan bütüncül tedavi yöntemleri ile lipödem hastalığı çaresiz bir süreç olmaktan çıkıyor. Balıkesir Üniversitesi Hastanesi'nde FTR Anabilim Dalı’nda İleri Lipödem Tedavisi başladı. Genellikle yanlışlıkla "diyetle verilemeyen kilolar" veya "inatçı selülit" sanılan Lipödem (Ağrılı Yağlanma Sendromu), özellikle kadınların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren, bacak ve kollarda ağrılı yağ birikimiyle seyreden kronik bir doku hastalığı olarak toplumda yaygın olarak görülüyor. Lipödem hastalarında bacaklarda dokunmaya ve hafif baskıya karşı aşırı hassasiyet, kılcal damar hassasiyetine bağlı en ufak darbede kolayca morarma ve özellikle gün sonuna doğru artan bacaklarda ağırlık ile gerginlik hissi ile kendini belli eden rahatsızlık, hastalık ilerledikçe cilt altında bilye veya fındık büyüklüğünde sert nodüller ile belirginleşiyor. Ayak bileği üzerinde biriken yağ dokusu bir "bilezik" görünümü (manşet belirtisi) oluştururken ayak sırtı ise tipik olarak normal kalır. En belirgin özelliği ise sıkı diyet ve ağır egzersiz programlarına rağmen gövdeye oranla bacak ve kalçadaki bu dirençli hacmin küçülmemesidir. Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilay Şahin’in tecrübesi, yönetimindeki uzman kadro ve yürüttüğü bilimsel çalışmalar sayesinde lipödem artık çaresiz bir süreç olmaktan çıkıyor. Anabilim Dalı bünyesinde Prof. Dr. Nilay Şahin liderliğinde uygulanan kişiye özel ve bütüncül tedavi protokolleri ile hastaların hem bacak hacimlerinin küçültülmesi hem de ağrısız bir yaşama kavuşmaları hedefleniyor. Öne çıkan tedavi uygulamaları ise; Bütüncül Fizik Tedavi ve Manuel Lenf Drenajı, Klinik Destekli Enjeksiyon ve Doku İyileştirme Tedavileri, Kişiye Özel Basınç ve Egzersiz Protokolleri, Akademik ve Klinik Takip: Lipödem olarak öne çıkıyor.

Başkan Hakan Şehirli Hayvan Bakımevi'ni ziyaret etti Haber

Başkan Hakan Şehirli Hayvan Bakımevi'ni ziyaret etti

Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, başkan yardımcılarıyla birlikte Altıeylül Belediyesi Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nı ziyaret ederek tesiste sürdürülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, başkan yardımcılarıyla birlikte Altıeylül Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nı ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette Başkan Şehirli, tesiste bulunan can dostlarla yakından ilgilenirken, yürütülen çalışmalar hakkında Veteriner İşleri Müdürü Ömer Güçlü’den bilgi aldı. Tesiste can dostların tedavileri sürdürülüyor Ziyaret sırasında Başkan Hakan Şehirli’ye Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nın mevcut durumu, hayvanların bakım ve tedavi süreçleri ile rehabilitasyon ve sahiplendirme çalışmaları hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Tesiste, sokaktan alınan hasta, yaralı ve bakıma muhtaç hayvanların sağlık kontrolleri yapılırken, ihtiyaç duyulan tedavileri gerçekleştiriliyor. Tedavi ve rehabilitasyon süreçleri tamamlanan hayvanların güvenli bir ortamda yaşamlarını sürdürmeleri sağlanırken, sahiplendirilmeye uygun olan can dostların yeni yuvalarına kavuşmaları için de çalışmalar yürütülüyor. Başkan Şehirli çalışmaları yerinde inceledi Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı’nda incelemelerde bulunan Başkan Şehirli, ekiplerin çalışmalarını yerinde görerek bakım alanlarını ziyaret etti. Can dostlarla yakından ilgilenen Şehirli, yürütülen çalışmaların düzenli ve titiz şekilde sürdürülmesinin önemine dikkat çekti. Başkan Şehirli, belediyenin yalnızca sokak hayvanlarının temel ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp, onların sağlık, bakım, rehabilitasyon ve güvenli yaşam süreçlerini de yakından takip ettiğini belirtti. Ziyarette değerlendirmelerde bulunan Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, can dostların korunması ve yaşam şartlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların devam edeceğini ifade ederek "Bizler bu şehirde yaşayan her canlının yaşam hakkına saygı duyuyoruz. Hayvan Bakımevimizde tedaviye, bakıma ve korunmaya ihtiyaç duyan can dostlarımız için ekiplerimiz özveriyle çalışıyor. Buradaki çalışmalarımızın temel amacı, sokakta yaşamını sürdürmekte zorlanan hayvanlarımızı güvenli bir ortama almak, sağlık kontrollerini ve tedavilerini gerçekleştirmek ve mümkün olduğunca onları sıcak yuvalarına kavuşturmaktır" diye konuştu. "En güzel yuva, sevgiyle açılan yuvadır" Sahiplendirmenin önemine de dikkat çeken Başkan Şehirli, vatandaşlara barınakta bulunan hayvanları sahiplenmeleri yönünde çağrıda bulundu. Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, "Bir can dostumuzun hayatına dokunmanın en güzel yollarından biri ona yuva olmaktır. Vatandaşlarımızı Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanımızı ziyaret etmeye, buradaki can dostlarımızla tanışmaya ve imkânları doğrultusunda onları sahiplenmeye davet ediyorum. Satın almak yerine sahiplenelim, can dostlarımıza hep birlikte sıcak yuvalar kazandıralım" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.