Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Rehabilitasyon

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Rehabilitasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehabilitasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sıcak havalarda omurga sağlığına dikkat Haber

Sıcak havalarda omurga sağlığına dikkat

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr. Ahmet İnanır konu hakkında bilgiler verdi. Özellikle aşırı sıcaklarla uğraştığımız şu yaz ayları, güneşli günler ve tatil dönemleriyle dolu olup, birçok kişi için dışarıda aktif olma ve spor yapma zamanı demektir. Ancak sıcak hava, vücudumuz üzerinde bazı olumsuz etkiler yaratabilir, özellikle omurga sağlığımız açısından. Peki sıcak havanın omurga üzerindeki etkilerini nelerdir ? Bu etkileri minimize edebilmek için neler yapılabilir ? Sıcak Havanın Omurgaya Etkileri Kas Gevşemesi Sıcak hava, kaslarımızın doğal olarak gevşemesine neden olabilir. Bu durum, omurgayı destekleyen kasların da gevşemesi anlamına gelir. Gevşemiş kaslar, bel ve boyun bölgesinde yaralanmalara daha açık hale gelmeye yol açabilir. DehidrasyonYüksek sıcaklıklarda yeterli su almadığımızda, vücudumuz susuz kalabilir. Dehidrasyon, kasların sağlıklı çalışmasını etkileyebilir ve kas kramplarına yol açabilir. Bu durum, omurgada daha fazla baskı oluşturarak ağrılara sebep olabilir. Aşırı AktiviteYaz mevsiminde, açık hava etkinlikleri ve spor aktiviteleri artar. Ancak, aşırı fiziksel aktiviteler, omurgayı zorlayabilir. Özellikle uzun süreli veya yoğun egzersiz, bel ve sırt hücrelerinde yaralanmalara yol açabilir. Postür ProblemleriSıcak havalarda, uzun süre oturmanın ve kötü postürün etkisi daha fazla hissedilebilir. Düzgün oturmamak, omurganın doğal eğrisini bozarak bel ve sırt ağrılarına sebep olabilir. Bu durum, özellikle ofis ortamında çalışanlarda sıkça karşılaşılan bir sorundur. Öneriler: Yeterince Su İçin: Günde en az 2-3 litre su içmeye çalışın. Egzersiz yapıyorsanız, sıvı alımınıza dikkat edin. Dengeli Aktiviteler: Fiziksel aktivitelerinizi dengeli bir şekilde düzenleyin. Güçlü ve hafif egzersizler arasında denge kurarak vücudunuzu aşırı zorlamaktan kaçının. Doğru Postür: Çalışma alanınızda ergonomik bir sandalye kullanmaya özen gösterin. Bilgisayar ekranı göz hizasında olmalı ve ayaklarınız yere tam olarak basmalı. Esneme Egzersizleri: Her gün birkaç dakika ayırarak boyun, bel ve sırt kaslarınızı esnetin. Dönme, eğilme gibi hareketlerle kaslarınızı güçlendirin. Güneş Koruma: Sıcak havalarda açık alanda daha fazla zaman geçirdiğimiz için cildimizi güneşten koruyalım. Güneş kremi kullanarak hem cilt sağlığımızı korumuş oluruz hem de aşırı sıcaklardan kaçınırız. Yanlış Su Derinliğine ve Yüksekten Atlamaya Dikkat !: Atlama yapmadan önce suyun derinliğini kontrol etmemek kıymetli bir hata olabilir. Sığ sularda atlamak, baş ve boyun yaralanmalarına yol açabilir. Yol açabileceği yaralanmalar arasında omurga kırıkları ve çıkıkları yer alır.Yüksekten atlama, vücudu daha fazla darbeye maruz bırakır. Düşme anında omurgadaki baskı artar ve bu da yaralanma riskini yükseltir. Aniden soğuk suya girmenin de ani kas kasılmalarına ve omurga sorunlarına neden olabileceği unutulmamalıdır. Doç.Dr.Ahmet İnanır, "Sıcak hava, omurga sağlığımız üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Ancak, alacağımız önlemlerle bu etkileri azaltmak mümkündür. Unutmayın, sağlıklı bir omurga, sağlıklı bir yaşamın temelidir. Yaz aylarının tadını çıkarırken, sağlığınızı ön planda tutmayı ihmal etmeyin.''dedi.

Bakan Göktaş: "516 bin 386 ailemize, aylık 13 bin 878 lira ödeme yapıyoruz" Haber

Bakan Göktaş: "516 bin 386 ailemize, aylık 13 bin 878 lira ödeme yapıyoruz"

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla 2. Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı Çalıştayı gerçekleştirildi. Ankara’da bir otelde yapılan çalıştaya engelli bireyler de katıldı. Burada konuşan Bakan Göktaş, "Çalıştay boyunca 1. Eylem Planımızdan elde ettiğimiz kazanımları değerlendireceğiz. Edindiğimiz deneyimler çerçevesinde, 2. yeni dönemin yol haritasını istişare edeceğiz. Erişilebilir toplumdan bağımsız yaşama, kapsayıcı eğitimden ekonomik güvenceye kadar, engelli bireylerin yaşam kalitesini artıracak birçok stratejik başlığı ele alacağız. Burada ortaya konacak her öneri daha kapsayıcı ve daha güçlü bir Türkiye’nin inşasına katkı sunacak" şeklinde konuştu. "Engelli bireylerin her alanda olması toplumun bakışını genişletir" Her bireyin hayata kattığı bir değer, taşıdığı bir tecrübe ve ortaya koyabileceği bir kabiliyet olduğunu belirten Göktaş, "Bizim sorumluluğumuz, bu değerin görünür olacağı, bu kabiliyetin gelişeceği, bu tecrübenin toplumsal hayata yön vereceği imkanları oluşturmaktır. Bu nedenle engelli politikalarını bir sosyal hizmet alanı olarak değil. İnsan sermayesini, toplum dayanışmasını ve ortak yaşam kültürünü büyüten stratejik bir alan olarak değerlendiriyoruz. Çünkü engelli bireylerin her alanda daha fazla yer alması, sadece bireysel hayatları zenginleştirmez. Toplumun bakışını genişletir. Kurumların kapasitesini artırır. Hizmet kalitesini yükseltir. Birlikte yaşama kültürünü derinleştirir. Bu yüzden bizim için engelli politikaları, insanı merkeze alan kalkınma anlayışının en canlı göstergelerinden biridir" ifadelerini kullandı. "2002’den bugüne kamuda engelli istihdamında 15 kat artış sağlayarak 83 bin 98 engelli bireyin kamuya yerleştirilmesini sağladık" 24 yıldır, engelli politikalarını hak temelli, kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşımı esas aldıklarını dile getiren Göktaş, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde engelli politikaları, sosyal devletimizin en güçlü alanlarından biri haline gelmiştir. Bu yaklaşım, her bireyin emeğini ve katkısını Türkiye’nin geleceğine yön veren büyük bir vizyonu temsil etmektedir. Bu kapsamda 2005 yılında çıkarılan Engelli Kanunu, engelli vatandaşlarımızın hayatına yenilikler katan büyük bir reformdur. Tüm imkanlarımızı, engelli kardeşlerimizin toplumla bütünleşerek günlük hayata katılabilmeleri için seferber ettik. Engelli vatandaşlarımızın emeğiyle becerisiyle ve üretimiyle hayatın içinde daha etkin yer alması için istihdamı öncelikli başlıklarımızdan biri yaptık. 2002’den bugüne kamuda engelli istihdamında 15 kat artış sağlayarak 83 bin 98 engelli bireyin kamuya yerleştirilmesini sağladık. Özel sektörde ise korumalı iş yerlerini teşvik ederek engelli bireylerin çalışma hayatına katılımını desteklemeye devam ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "516 bin 386 ailemize, aylık 13 bin 878 lira ödeme yapıyoruz" Engelli bireyler için yürütülen çalışmalarda aileyi daima merkeze aldıklarını belirten Göktaş, ailenin güvenin, desteğin ve toplumsal hayata katılımın en güçlü kaynağı olduğunu ifade ederek şu şekilde konuştu: "Engelli kardeşlerimizin ailelerinden ve alıştıkları sosyal çevreden kopmadan yaşamlarını sürdürebilmeleri için evde bakım hizmetlerimizi yaygınlaştırdık. Evde bakım yardımı kapsamında 516 bin 386 ailemize, aylık 13 bin 878 lira ödeme yapıyoruz. Bugüne kadar toplam 275 milyar liranın üzerinde evde bakım yardımı sağladık. 81 ilimizde faaliyet gösteren 148 gündüzlü bakım ve rehabilitasyon merkezimizde binlerce vatandaşımıza destek sunuyoruz. Kamu ve özel olmak üzere toplam 451 bakım merkezinde 39 bin 548 engelli bireye yatılı hizmet sunuyoruz. Özel bakım merkezlerinden yararlanan engelli vatandaşlarımızın tamamına yakınının bakım ücretlerini Bakanlık olarak biz karşılıyoruz. Mevzuat düzenlemeleriyle bakım merkezlerinde, yapay zeka destekli kamera izleme sistemini hayata geçirerek denetimlerimizi daha da güçlendiriyoruz. Engelli çocuklarımızın gelişim sürecinde erken müdahalenin hayati bir öneme sahip olduğunu çok iyi biliyoruz." "4 bin 146 kuruma Erişilebilirlik Belgesi verdik" 2 hafta önce, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen ’İlk Yıllar, Hayat Boyu Etki’ başlıklı yan etkinlikle bütün dünyaya örnek bir model olarak sunduklarını dikkati çeken Göktaş, "‘Bireysel Sosyal Hizmet Danışmanlığı Modeli’ ile hem otizmli bireylere hem de ailelerine destek olmayı sürdürüyoruz. Bu süreçte, 821 danışmanımızla, 18 ilimizde, 3 bin 808 aileye bireysel danışmanlık hizmeti sağladık. Bu yıl içerisinde 16 ilimizde daha bu hizmeti sunmaya başladık. Diğer yandan erişilebilirliği, engelli vatandaşlarımızın günlük hayata katılımını kolaylaştıran temel bir hizmeti standardı olarak ele aldık. Şehirlerimizi engelsiz kılma çalışmaları kapsamında, 81 ilde Vali başkanlığındaki komisyonların kararlarıyla 4 bin 146 kuruma Erişilebilirlik Belgesi verdik. Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan 30 bin 939 kişiye eğitim vererek kurumsal farkındalığı güçlendirdik. Ayrıca, dijital alanda da engelli vatandaşlarımızın kamu hizmetlerine daha hızlı, kolay ve etkin şekilde ulaşabilmeleri için yeni uygulamaları hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda Erişilebilirlik Dijital Bilgilendirme Platformu’nun hazırlanmasında da son aşamaya geldik. Bu platformla kurumlarımızın standartlar, mevzuat ve uygulama süreçlerine ilişkin bilgiye tek noktadan ulaşmasını sağlayacağız. Bunun yanı sıra, geçtiğimiz yıl Aralık ayında hayata geçirdiğimiz ‘Engelsiz Türkiye Mobil Uygulaması’ ile hizmetlerimizi vatandaşlarımıza daha yakın hale getirdik. Böylece, ihtiyaç duyulan bilgiye, yönlendirmeye ve desteğe tek noktadan daha kolay ulaşılmasının önünü açtık. Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda, engelli vatandaşlarımızı ve ailelerini merkeze alan çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu.

Bel ağrısının ilacı planlı hareket Haber

Bel ağrısının ilacı planlı hareket

Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu. Kademeli geçiş ve süreklilik şart Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi. Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı: "Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın." Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.

Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor Haber

Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor

Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, "Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu" dedi. Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu. Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir" dedi. Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne vurgu yaparak, "Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON’a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’e de teşekkürlerini iletti. Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı" ifadelerini kullandı. Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı. Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.

Bursa’da yanan ormanlar 8 ayda ilmek ilmek işlendi, bölge yeniden can buldu Haber

Bursa’da yanan ormanlar 8 ayda ilmek ilmek işlendi, bölge yeniden can buldu

Bursa’da 2025 yılında yaşanan orman yangınlarına ilişkin basın mensuplarına kapsamlı açıklamalarda bulunan Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan, hem yangın bilançosunu hem de yangın sonrası yapılan çalışmaları detaylarıyla anlattı. 2025 yılında Bursa ilinde orman yangınları açısından zor bir yıl olduğunu belirten Şahan sözlerine şöyle devam etti; "Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, Bursa, Yalova ve Bilecik illerinde 11 işletme müdürlüğü ve 1 fidanlık müdürlüğünden oluşmaktadır. Toplam orman bölge müdürlüğümüzün 771 bin 845 hektar ormanlık alanı, Bursa ilinde de 483 bin 542 hektar orman alanı mevcuttur. Yangınların çıkış sebebinin yüzde 95’i insan kaynaklı. Sadece yüzde 5’i doğal yangınlar dediğimiz yıldırım yangınlarıdır. Bursa ilinde 2025 yılında 88 adet yangında 5 bin 380 hektar ormanlık alanımız zarar gördü. Biz Orman Genel Müdürlüğü ve Bursa Orman Bölge Müdürlüğü olarak yanan alanlarda kısa sürede hasar tespiti çalışmaları ve rehabilitasyon çalışmalarına başladık. Bin 434 hektar sahada tabiî gençleştirme çalışması, 2 bin 390 hektar sahada suni gençleştirme çalışması ve bin 481 hektar sahada da ağaçlandırma çalışmaları yaptık. Ayrıca 149 hektar taşlık kayalık alanlarda da rehabilitasyon çalışması yaptık. Bunları yaparken 17 kilometre yeni yangın müdahale zonları oluşturduk. 100 kilometre yeni yol yaptık. 2 bin 941 kilometrede teras tesis ettik. Bu 2 bin 941 kilometre yeni tesis etmiş olduğumuz teraslara ise 2 milyon 267 bin adet fidan diktik. Ayrıca, tohumun yeterli olmadığı, az olduğu yerlerde de 25 ton tohum attık. Bugün itibariyle Bursa ilinde yanan alanlarımızdaki yeniden rehabilitasyonu, fidan dikilmesi, tohum atılması çalışmalarını yüzde 99 oranında bitirdik. Bugün son fidanlarımızı siz değerli basın mensuplarıyla beraber dikiyoruz." "Yanan yerleri nakış nakış işliyoruz" Dağları iğne oyası gibi nakış nakış işlediklerini belirten Şahan, "İş makineleriyle küçük teraslar oluşturarak 2 bin kilometreden fazla teras tesis ettik. Tabi bu çalışmalar yaklaşık 8 ay gibi bir sürede bu çalışmaları tamamladık. Orman köylüsünden bölge müdür yardımcımıza kadar emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. "Yeni fidanlar ve yatırımlar devam ediyor" 2025 yılında hem ekipman hem de personel gücüne ilişkin bilgiler de paylaşan Şahan şu sayıları paylaştı; "56 adet arazöz, 14 adet su ikmal aracı, 20 adet ilk müdahale aracı, bin 663 personel ve 6 bin 657 yangın gönüllümüz mevcut. 2025 yılında Bursa ve Yenişehir’de bulunan fidanlıklarımızda 154 türde 2 milyon adet fidan ürettik. 2026 yılında ise 3,5 milyon adet fidan üretimi hedefliyoruz. Ayrıca, bu sene Bursa ilimizde 6 adet orman bölge müdürlüğümüz, 5 adet de Bursa Valiliği olmak üzere toplam 11 adet yeni, hava araçlarının su alabileceği yeni yangın su havuzları oluşturuyoruz. Bunların da ihaleleri başladı. İnşallah yangın mevsiminden önce hepsini tamamlayacağız. İnegöl’de konuşlu 2 insansız hava aracımız da 24 saat boyunca ormanlarımızı kontrol edip anında bildirimde bulunuyor."

Bir köyü ayaklandıran karar! Kaynak suyu için eylem yaptılar Haber

Bir köyü ayaklandıran karar! Kaynak suyu için eylem yaptılar

Bursa’nın Orhaneli ilçesi Erenler Mahallesi’nde 18 yıl önce kurulan mermer ocağında zamanla oluşan ve kaynak suyuyla dolan havza, bölge halkının tek su umudu haline geldi. Yaklaşık 2 yıl önce faaliyetlerini sonlandıran mermer şirketi, mahalle sakinlerinin bu sudan faydalanmasına izin vererek ruhsatını bir süre daha elinde tuttu. Ancak şirketin geçtiğimiz aylarda ruhsat iptali için başvuruda bulunmasıyla birlikte bölgedeki su kaynağı yeniden gündeme geldi. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, şirketten ocağın bulunduğu alanın rehabilite edilmesini ve oluşan su havzasının doldurularak kapatılmasını istedi. Bu karar, özellikle yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşayan Erenler Mahallesi sakinlerini harekete geçirdi. Köylüler, hem Bursa genelinde yaşanan kuraklığı hem de geçtiğimiz yaz Harmancık bölgesinde çıkan orman yangınlarını hatırlatarak, bu suyun hayati önem taşıdığını vurguladı. Yaklaşık 100 bin ton civarında suyun bulunduğu havza, son 2 yıldır tarımsal sulamada kullanılıyor. Bu sayede bölgede ekili alanlarda ciddi verim artışı yaşandığı belirtiliyor. Mahalle sakinleri, derelerin kuruduğunu, çeşmelerden su akmadığını ve yaz aylarında Bursa merkezinde bile su kesintileri yaşandığını hatırlatarak, mevcut bir su kaynağının kapatılmasının büyük mağduriyet oluşturacağını ifade ediyor. Köylüler 2 kilometrelik hat çekti Köylüler, kendi imkanlarıyla ve imece usulü çalışarak yaklaşık 2 kilometrelik bir hat üzerinden, herhangi bir enerji sarfiyatı olmadan bu suyu belirli bir noktaya ulaştırmayı başardı. Tankerlerle taşınan suyun mahalledeki herkes tarafından kullanıldığı öğrenildi. Buna rağmen havzanın kapatılması yönündeki talep, bölgede büyük endişeye yol açtı. Tüm mahalle sakinlerinin katıldığı eylemde, su kaynağının kapatılmaması ve alanın rehabilite edilerek suyun kullanıma açık bırakılması istendi. Köylüler, mevcut şartlarda bu sudan başka bir alternatiflerinin olmadığını, havzanın kapatılması halinde en basit tarımsal faaliyetlerin bile yapılamayacağını belirterek yetkililerden acil çözüm talep etti. Erenler Mahallesi’nde yaşanan bu gelişme, Bursa’da giderek artan kuraklık tehdidini ve kırsal bölgelerde suya erişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Köylüler, hem tarım hem de günlük yaşam için kritik öneme sahip olan bu su kaynağının korunmasını istiyor. "Bizim buradaki sudan başka çaremiz yok" Yaşanan su kriziyle ilgili konuşma yapan Erenler Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Eyüp Deniz, "Bu mermer ocağı 18 yıl önce açıldı. Mermer ocağının faaliyetlerinden dolayı oluşan bir havza var, etrafı taşlarla çevrili. 100 bin ton civarlarında su var, biz bu suyu 2 yıldır tarımsal faaliyetlerimizde kullanıyoruz. Buradaki su sayesinde ekinlerimiz yüzde yüze varan bir artış gösterdi. Bursa Tarım ve Orman Bölge Müdürlüğü buranın rehabilite edilmeden teslim alınmayacağını söylüyor. Bizler de kurum ve kuruluşlara giderek alanın rehabilite edilmesini ama suyun kullanıma açık bırakılmasını talep ediyoruz. Bizim buradaki sudan başka bir seçeneğimiz yok. Buradaki suyun kapatılmasıyla insanlar bahçelik domatesini bile yetiştiremeyecek. Derelerimiz kurudu, çeşmemizde su yok. Bursa merkezi yazın su kesintileriyle de uğraştı. Burada var olan bir kaynak suyu yok edilmeye çalışılıyor. 4 aydır devletin tüm kurumlarıyla temas halindeyiz. Yaprak gibi oradan oraya savruluyoruz ama kimse çözüm yoluyla yaklaşmıyor. İş makineleri çalıştırdık, köylülerimiz imece usulü çalıştı. 2 kilometre boyunca enerji sarfiyatı olmadan bu suyu belirli bir noktaya taşıyabildik. Tankerle taşıma yoluyla bu suyu köydeki herkes kullanabiliyor. Bu su kaynağının kapatılmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı. "Acilen durdurun" Gerekli görüşmeler sağlanana kadar su havzasının durdurulmasını talep eden CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, "Yaklaşık 100 bin ton olduğu tahmin edilen bu su kaynağının, rehabilitasyon nedeniyle mermer ocağını işleten firma tarafından doldurulduğunu görüyoruz. Acilen devletin ilgili kurumları tarafından, buradaki haklı talep sonuçlanıncaya kadar su kaynağının kapanmasını durdurmalı. Şu andaki en önemli talep bu ve görüşmelere devam edilmeli. Çalışmaların durdurulmasıyla yapılan görüşmelere de köylülere de fayda sağlayacağını biliyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.