Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Recep Tayyip Erdoğan

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Recep Tayyip Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Recep Tayyip Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, "Kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası" olarak nitelendirdiği İstanbul’da müttefik ülke parlamenterlerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’nde Parlamento başkanları onuruna düzenlenen öğle yemeğine katıldı. Burada konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirvenin, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek büyük NATO Zirvesi öncesinde önemli bir hazırlık ve dayanışma nişanesi olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız. Şu noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum: Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan’da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum" dedi. "Yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz" Bu ortamda hem NATO’nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mevcut jeopolitik denklem NATO’nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır. Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle Bin 800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO’nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz" diye konuştu. Ankara Zirvesine yönelik yoğun ilginin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ankara Zirvesi tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesine yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ediyoruz. Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak şartların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir" şeklinde konuştu. "Külfet paylaşımı noktasında üzerimize düşeni yapıyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak şunu da ifade etmek isterim ki; bu alanda ittifaktan beklentimiz çoktur. Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz" diye konuştu. "Güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız" NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son olarak, Lahey Zirvesinde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer alıyoruz. Ancak bu katkılarımıza rağmen Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiği de bir vakadır. İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye’nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye’nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas’tan Ankara’ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız. Ankara Zirvemizin bir diğer ayırt edici özelliği savunma sanayi işbirliğine yapacağı vurgudur. Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu’nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu işbirliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz Türkiye’nin savunma sanayi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacaklar. Ayrıca NATO’nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran Körfezi ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar’ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz. Bölgemize ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan’ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz. Orta Doğu’daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail’in sürekli artan toprak gaspı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne haiz bir Filistin devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeo-stratejik konumuyla Avrupa’dan Asya’ya ve Balkanlar’dan Afrika’ya uzanan geniş coğrafyayla aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz" açıklamasında bulundu. "Barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz" Rusya-Ukrayna Savaşı’nın diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan, hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın kapanışın töreninde açıklamalarda bulundu. Toplantının Türkiye, milet, parti ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Toplantımıza iştirak ederek fikirleriyle, tespitleriyle, tenkit ve teklifleriyle katkı sunan tüm arkadaşlarıma yürekte teşekkür ediyorum. Organizasyonun herhangi bir aksalık yaşanmadan planlandığı üzere gerçekleşmesinde emeği olan tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum. İki gün boyunca büyük bir gayret ve özveriyle bizlere yardımcı olan tesis personeline emekçi kardeşlerimin her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Aynı şekilde her zaman olduğu gibi görevlerini yüksek bir hassasiyetle icra eden emniyet birimlerimize sizlerin huzurunda tebriklerimi iletiyorum. Kameraları, mikrofonları, teknik ekipmanlarıyla milletimizin doğru, tarafsız, güvenilir habere erişebilmesi için fedakarca çalışan basın mensuplarımızı ayrıca kutluyorum. Bizleri samimiyetle bağrına basan Sapancalı, Sakaryalı vatandaşlarıma bu güzel ve kıymetli ev sahiplikleri için tek tek şükranlarımı sunuyorum" dedi. "AK Parti, Türk siyasetini pek çok yenilikle tanıştırdı" 14 Ağustos 2001’de AK Parti’yi kurarak Türkiye’de yepyeni bir sayfa açtıklarına dikkati çeken Erdoğan, "AK Parti, Türk siyasetini pek çok yenilikle tanıştırdı, Türkiye’yi dönüştürdü. Siyaset kurumuna yeni soluk, yeni ve özgün bir bakış açısı kazandırdı. Bilhassa istişareyi farklı yaklaşımla ele aldık ve siyasetimizin tam merkezine oturttuk. Kamplarımızın en önemli özelliği istişareyi geleneksel hale getirmesi, kurumsal zemine kavuşturmasıdır" diye konuştu. "Hep çok titiz davrandık, hiçbir detayı atlamadık, hiçbir boşluk bırakmadık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Şunu bir defa açıkça söylemek isterim, bugün her aşaması başarılarla dolu çeyrek asırlık bir destandan söz ediyorsak, bunda milletimizle inşa ettiğimiz gönül köprüleri kadar, meşverete verdiğimiz önemin de büyü payı vardır. Çeyrek asırlık bu destanın her sayfasında her türlü öneriye, her türlü yapıcı eleştiriye kapımızı açık tutmamız vardır. Millet hesaba çekmeden, kendimizi hesaba çekmeyi prensip edinmemiz vardır. Ak saçlılarımızın tecrübesiyle gençlerimizin dinamizmini aynı zeminde birleştirme, aynı potada eritme kabiliyetimiz vardır. Türkiye’nin bütün renklerini, partimizin çatısı altında buluşturma vasfımız vardır. AK Parti’nin dün de dediğim gibi, bir Türkiye kitabı olması vardır. 25 yıldır bu ilkelerimizden taviz vermedik. 25 yıldır farklı düşünce ve önerilere kapımızı kapatmadık. 25 yıldır kendimizi yenilemekten, ufkumuzu genişletmekten vazgeçmedik, 25 yıldır AK Parti kitabına yeni sayfalar, yeni hikayeler, yeni karakterler eklemekten geri durmadık. Artık kendi alanında ülkemizde ve dünyada bir markaya dönüşen istişare ve değerlendirme toplantılarımız en geniş katılımlı platform kimliğiyle her zaman özel bir konuma sahip oldu. Yer seçiminden hazırlık çalışmalarına, içeriğinden temasına, şarkısından poturumlarda ele alınacak konulara kadar hep çok titiz davrandık, hiçbir detayı atlamadık, hiçbir boşluk bırakmadık. En verimli, en doyurucu şekilde geçmesi için çok titiz bir çalışma yürüttük." "Sahadan gelen talep, öneri ve eleştirilere tek tek not ettik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında, istişare mekanizmasını iki gün boyunca tüm unsurlarıyla çalıştırmaya gayret ettiklerini belirterek, "Dün merkez yönetme kurulu üyelerimiz ve yol arkadaşlarımız, partimizin temel politikaları ve stratejik vizyonu doğrultusunda kapsamlı fikir teatileri gerçekleştirdik. Parti politikaları oturumunda hem kurumsal hafızamız hem de geleceğe dönük hedeflerimiz ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Gözden geçirildi, genel merkez çalışmalarımızın da ele alındığı bu oturumlardaki katkı ve önerilerin tamamını partimizin önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını oluştururken öncelikli surette göz önünde bulunduracağız. Güvenlik, kalkınma, ekonomi ve toplum gibi çeşitli başlıklarda tertiplenen ortak akıl oturumlarında ise bakan arkadaşlarımız ve genel başkan yardımcılarımız katılımcılarla mevcut çalışmalarını paylaştılar. Bakanlıklarımızın faaliyetlerine yönelik sahadan gelen talep, öneri ve eleştirilere tek tek not ettik. Sorulara ayrıntılı cevaplar verildi. Dün akşam 28. dönem milletvekillerimizin katılımıyla meclis parti grubu çalışmaları ve değerlendirmeleri oturumu son derece verimli ve amaca matuf şekilde başarıyla icra edildi. Bugün ise genel istişare ve değerlendirme oturumunda, katılımcılar kabine üyelerimize hem sorularını yönelttiler hem de temsil ettikleri şehirlerin sorunlarını ilettiler, hem de değerlendirmelerini samimiyetle dile getirdiler. Biz de bu süreçte arkadaşlarımızla arkadaşlarımızla görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Sahadan aktardıkları geri bildirimleri aldık, milletimize nasıl daha iyi hizmet edebileceğimizi kendileriyle mütalaa ettik. Gerekli talimatları verdik. Allah’a hamd olsun her açısından dolu dolu 2 gün geçirdik. AK Parti’nin mutfağının Türkiye’ye yön verecek politika üretme, fikir ve paradigma üretme kapasitesine sahip sahip olduğunu bir kere daha gördük" ifadelerini kullandı. "Elbette çok ağır bedeller ödedik, çok büyük duvarlarla karşılaştık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bundan 7,5 asır evvel Yunus Emre şöyle seslenmişti, ’Yol odur ki doğru vara; göz odur ki Hakk’ı göre; er odur ki alçakta dura; yüceden bakan göz değildir.’ Bizler de 25 sene önce millete hizmet yolculuğuna bu niyetlerle koyulduk. Biz bu yola revan olurken neye talip olduğumuzu bilerek çıktık. Çıkar birliği değil, kader birliği yaparak çıktık. Merhum üstadımız Necip Fazıl hani diyor ya; ’Perdenin ardı perde, perdenin ardı perde. Herkes siper aşıldıkça gaye öbür siperde.’ İşte bizde bir siperi aştığımızda önümüzde yeni ufuklar açıldı. Bir engeli aştığımızda önümüzde daha büyük hedefler belirdi. Elbette çok ağır bedeller ödedik, çok büyük duvarlarla karşılaştık ama her defasında önümüze çekilen setleri tek tek devirerek karşımıza çıkarılan bariyerlere tek tek yıkarak bugünlere geldik. Bu aziz millet bizlere 25 sene önce kutsal bir emanet yüklemişti. Bu millet bize yüreğine vermiş, kalbini vermiş, gönlünü vermiş, hepsinden önemlisi bu kadroya özlemlerini, hayallerini emanet etmişti. Allah’a hamd olsun o emanete bugüne kadar gölge düşürmedik. AK Parti olarak hep birlikte çeyrek asırda Cumhuriyet tarihinde başka hiçbir hükümete nasip olmayan büyük bir başarı hikayesine imza attık." "Bir kardeşiniz olarak ben siz kardeşlerimden razıyım" Çeyrek asırlık yolculukta, partililerle birlikte omuz omuza olmaktan, birlikte ter dökmekten, en çetin mücadelelere birlikte girmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Erdoğan, "Böyle bir hareketin neferi olduğum için, böyle bir partinin genel başkanı olduğum için, çeyrek asırlık destanın parçası olduğum için hep şeref duydum, kıvanç duydum. Aldığım her nefeste Rabbim’e hamd ettim. Bilmenizi isterim ki, bir kardeşiniz olarak ben siz kardeşlerimden razıyım, inanıyorum ki bu millet de sizlerden razıdır. Millet için, memleket için, Türkiye’nin genç nesilleri, gözleri umutla parlayan çocukları için çıktığımız bu yolda, sizlerle birlikte kol kola, yürek yüreğe daha niceler yürümeye inşallah devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Dış politikada Türkiye’yi dünyaya açtık" ’Rabbim kadro olarak bizlere, bu ülkeye ve millete hizmet etme bahtiyarlığı nasip etti’ ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "25 yıl önce milletin umudu olarak yola çıkmıştık ama bugün sınırlarımız dışında yaşayan 100 milyonlarında umut kaynağı haline geldik. Başbakanlık ve cumhurbaşkanlığımız sırasında sizlerle birlikte ülkemizin 81 vilayetini defalarca ziyaret ettik. Daha önce hiçbir siyasetçinin gitmediği ilçelere, beldelere, köylere beraberce gittik. Uzak yakın demedik, yağmur çamur demedik, güneş yaz, ayaz demedik. Türkiye’yi bir baştan diğer başa pek çok kez dolaştık. Sadece Türkiye’de değil, bölgemizden başlayarak Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Doğu’dan Türk dünyasına, dünyanın dört bir yanına ziyaretler gerçekleştirdik. Aynı şekilde bunlarında önemli bir kısmı daha önce hiç gidilmeyen, hiç ziyaret edilmeyen yerlerdi. En sıkıntılı zamanlarında Somalili kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Arakan’daki kardeşlerimizin yürek dağlayan dramını dünyaya duyurduk. Sel felaketiyle sarsılan Pakistan halkının zor günlerinde yanında olduk. İsrail’in devlet terörü karşısında Filistinli kardeşlerimize destek verdik. Biz gidemezsek ailemiz gitti, arkadaşlarımız gitti, diplomatlarımız, resmi kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, özel temsilcilerimiz gitti. İç siyasette Ankara’yı Türkiye’ye açtığımız gibi, dış politikada da Türkiye’yi dünyaya açtık. Yıllarca ihmal edilmiş, yok sayılmış, yıllarca Türkiye’nin kapsama alanı dışında bırakılmış kardeş coğrafyalarla kucaklaştık. Mazlumlara el uzattık, nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa, nerede Türkiye’nin yardımına ihtiyaç duyuluyorsa, Türk nerede bekleniyorsa, yolu nerede gözleniyorsa tüm imkanlarımızla orada olmaya gayret ettik. Nasıl Türkiye Türkiye’den daha büyükse, AK Parti’de mensuplarından çok daha büyük bir harekettir" dedi. "Bizim mazlumlara verdiğimiz sözler vardır, ödenecek borcumuz vardır" AK kadrolar olarak, 86 milyonun umudu olduklarının altını çizen Erdoğan, "Hepimiz elbette 86 milyonun umuduyuz ama bu teşkilat, bu parti, bu hareket sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda ümmetin de umududur. Emin olunuz, Gazze’nin yegane umudu sizlersiniz, ayağa kalkmakta olan Şam’ın umudu sizlersiniz, küllerinden yeniden doğan Halep’in umudu sizlersiniz. Mogadişu’nun, Hartum’un, Beyrut’un, Trablusşam’ın, umudu sizlersiniz. Unutmayın, Lefkoşe size bakıyor, Bakü size bakıyor, Saraybosna, Üsküp, Prizren, Bağdat, Basra size bakıyor. Unutmayın, biz sadece kendi insanımızın değil, gönül coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizin duasını alan, desteğini alan bir hareketiz. Kim ki şahsi hırslarına yenik düşer, bilsin ki aziz milletimizin de, kardeş coğrafyaların da, ümmetin de vebali üzerindedir. Bizim mazlumlara verdiğimiz sözler vardır, ödenecek borcumuz vardır, mazlumlara karşı mesuliyetimiz vardır" ifadelerini kullandı. "Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak" Konuşmasında, Gazze’de yaşanan soykırıma da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Gazze’de bir arabada yakınlarının cesetleri arasında sıkışmış halde ambulans bekleyen, bu sırada sağlık çalışanıyla birlikte dua eden Kur’an okuyan Hind Recep yavrumuzu kasten öldürdüler. Annesinin emzirdiği bebeği nişan olarak kasten öldürdüler, parklarda, okullarda, hastanelerde, küvözlerde masum yavruları kasten öldürdüler. Dünyayı daha tanımadan daha ne olup bittiğini anlamadan binlerce bebeği, ağzı süt kokan binlerce sabiyi şehit ettiler. Orada Gazze’de soykırım yaşandı, halen de saldırılar devam ediyor. Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak, sorulacak, sorulacak...Bunu ihmal edemeyiz. Bu soykırımın hesabını Allah izin verirse bu kadro soracak. Tüm kalbimle söylüyorum, yükünüz çok ağır ama siz bu yükün altına bilerek, isteyerek, gönüllü olarak girdiniz. Yaptığınız ve yapacağınız her işte, atacağınız her adımda Hind Receb’in o güzel gözleri, o masum gözleri gözünüzün önüne gelsin. Eren Bülbül’ü hatırlayın, Aybüke Yalçın’ı hatırlayın, Ayşenur Alkan’ı hatırlayın, Mehmet Selim Kiraz’ı hatırlayın, Ömer Halis Demir’i, Halil Kantarcı’yı hatırlayın. Şehit Mustafa Canbaz’ı hatırlayın. 15 Temmuz gecesi kurşunların hedefi olan yol arkadaşlarımızı hatırlayın. Onların henüz 16-17 yaşındayken acımasızca hayattan kopartılan evlatlarını, kardeşlerimizi hatırlayın. Bu kadro, bu aziz kadro; bugüne kadar Hazreti Peygamber Efendimizin (aleyhissalatü vesselam), Ehl-i Beyt’in, evliyanın, ulemanın, ecdadımızın, şehitlerimizin, gazilerimizin, din, vatan ve bayrak uğruna can veren kahramanlarımızın ve mazlumların hatırasına sahip çıkmıştır; sahip çıkmaya da devam edecektir." "Caddeyi, sokağı asla boş bırakmayacağız" Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle noktaladı: "Yapmanız gereken davanıza dört elle sarılmak, üzerinizdeki emanetin hakkını vermek, daha çok çalışmak ve gayret etmektir. Yorulan varsa buyursun kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz yok. Caddeyi, sokağı asla boş bırakmayacağız. Her büyükşehirde, ilde, ilçede, beldede, köyde teşkilatımızın en az bir üyesiyle tokalaşmayan, konuşmayan, tanışmayan kimse kalmayacak. Medya tamam, sosyal medya tamam ama bizim hareketimiz muhabbet üzerine kuruludur. Unutmayın, muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl. Biz gönüller yaparak, kazanarak bugünlere geldik. Teşkilatımız her an vatandaşımızla hemhal olacak. Bize geleni başımızın tacı edeceğiz, bize gelmeyeni gidip arayıp, bulup hal hatır soracak, derdini dinleyeceğiz. Tebrik ve takdirler kadar, onlardan daha da fazla eleştirilere kulak vereceğiz. Kibirden özellikle uzak duracağız, tevazuyu elden bırakmayacağız. İktidar partisi demek demek, hacet kapısı, dert kapısı, derman kapısı demektir. Vatandaşlarımızın ilettiği sorunlara bigane kalmayacak, çare bulmaya çalışacak, çare bulamıyorsak imkanlarımızı daha da zorlayacağız. Allah’ın izniyle çeyrek asırlık destana yeni zaferler eklemeye hep birlikte devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun."

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız" Haber

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun biz bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kampın, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla başladığını hatırlatan Çelik, "Çeyrek asırlık destan, bu kampın ana başlığı. Gerçekten her kampta kurucu arkadaşlarımız daha önce beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızın görüyoruz, hep beraber yeni katılan genç arkadaşlarımızla birlikte ne kadar uzun ve kıymetli bir yolu yürüdüğümüzü görüyoruz. Tabii bu yolun mimarı, bu yolun çilesini çeken, liderliğini yapan Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın verdiği mücadelenin çeyrek asırlık bu destanın bütün safhalarını da tekrar hatırlama imkanı buluyoruz" dedi. "Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz" Kampın önemine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti: "Kamplarımızın özelliği bir yandan o yıl içerisinde geçmiş 6 ayın muhasebesini yaparız, aynı zamanda da önümüzdeki 6 ayın politikalarını belirleriz. Ama tabii bundan daha önemli kısım şudur; ahdimizi, vefamızı, yürüdüğümüz yola olan bağlılığımızı yinelemenin de bir zeminidir istişare kamplarımız. 33’üncüsünü yapıyoruz, aslında sayı daha fazla olacaktı ama biliyorsunuz covid döneminde belli sebeplerle ara vermek zorunda kaldık. Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz. Burada her seferinde değişik mekanizmalar kullansak da esası şudur; bütün oturumlarda notlar tutulur, arkadaşlarımızın soruları, eleştirileri, onlara verilen cevaplar değerlendirilir ve kampın sonunda bunlar, kamptan sonraki 1-2 ay içerisinde tek tek çıkarılarak hangi politik sonuçların çıkarılması gerektiği MYK’mızda, MKYK’mızda Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın huzurunda değerlendirilir. Bu açıdan baktığınızda bu kadar uzun zamandır, son derece yoğun bir gündemle iktidar olmuş partimizin bu beyin fırtınalarından hiçbir zaman vazgeçmemesinin altını son derece ciddi bir şekilde çizmek lazım. Çünkü tartışmaktan, konuşmaktan ve istişare etmekten; karşılıklı olarak görüşmekten ve görüş belirtmekten hiçbir zaman vazgeçmiyoruz, bu bakımdan çok önemli." "Sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor" Kampın oturumlarla devam ettiğini ifade eden Ömer Çelik, "Sabah genel başkan yardımcılarımızla bu oturumlar yapıldı. Milletvekillerimizin ve diğer katılımcılarımızın soruları, MKYK üyelerimizin ve diğer tüm birimlerimizin soruları cevaplandı. Şimdi bakanlarımızla yapılıyor. Çeyrek asırlık destanın bütün yönleriyle değerlendirilmesi için bir fırsat olarak bu zemin her seferinde en güçlü şekilde değerlendirilmiş oluyor. Sabah hep beraber izledik. Genel Başkanımızın konuşmasında ifade ettiği hususlar, iç politikadan dış politikaya kadar hepsi en kapsamlı şekilde şimdi içerideki oturumlarda ele alınıyor. Genel Başkanımızın katılacağı, milletvekillerimizle istişare toplantısı olacak. Aynı şekilde Genel Başkanımızın takdirleriyle bütün heyetimizle yapılacak istişare toplantıları olacak. Her zaman olduğu gibi, yarın da kendilerinin kapanış konuşmasıyla kampımızı tamamlamış olacağız. Bütün bu sorulan sorular, bu sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor. Onun sonuçlarını önümüzdeki toplantılarda değerlendireceğiz. Akşamları hem bunu bir kaynaşma fırsatı olarak görüyoruz, politik hayatın yoğunluğu içerisinde zaman hızlı akıyor. Hızlı akışın içerisinde diğer konularda istişare etme fırsatı olamayabiliyor. Kampımız buna da fırsat veriyor. Bunun yanı sıra büyük bir insan hakları mücadelesi vermiş olan merhum Şule Yüksel’in hayatını anlatan Şule filmi dün akşam gösterildi. Bugün de merhum Necip Fazıl’ın ’Bir Adam Yaratmak’ romanından uyarlanan film gösterimi yapılacak. Her zamanki gibi sabahın erken saatlerinden, akşama kadar dolu dolu geçen bir kamp gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in saldırganlığı devam ediyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kampta dış politikaların da görüşüldüğüne değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Tabii burada dış politikaların çok önemli konuları var. İran ile ilgili olarak, İran’a yapılan, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuksuz saldırıdan sonra hem bölge barışı dünya barışı ciddi bir risk altına girmişti. Burada gelinen noktada, bu barışın bugün yapılan bazı saldırılarla yine risk altına girdiğini görüyoruz. İsrail’in saldırganlığı devam ediyor. Dolayısıyla bölgeyle ilgili konuların değerlendirilmesi, enerji meselelerinden tarıma, gıda güvenliğinden diğer konulara yoğun biçimde devam edecek. Yapay zekadan diğer bütün alanlara kadar geniş bir çerçevede kamp gündemimiz var. Hemen hemen bütün bakanlıklarımızın alanına giren ama onun dışındaki konuların da değerlendirildiği çok geniş bir yelpazede bir gündemle kamp devam ediyor." "Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" ’Terörsüz Türkiye’ noktasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kapsamlı değerlendirmeleri olduğunun, kapalı toplantılarda da bu konuya değinildiğinin altını çizen Çelik, "Artık o noktada yeni bir aşamada olduğumuzu son basın toplantımızda da ifade etmiştim. Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte terör örgütünün silah bırakmasını temin edecek zemin ortaya çıkacaktır. Burada terör örgütünün silah bırakmasının gerçekleşmesi halinde o zaman Türkiye uzun yıllardır mücadele ettiği terör örgütünü gündemden kaldırmış olacaktır. Bölgemizde de gelişmelere dikkat ettiğimizde Suriye’den Irak’a kadar geniş bir alanda terör örgütlerinin vekil güçler olarak kullanıldığını bazı emperyalist odaklarca görüyoruz. O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimizin birbiriyle bağlantılı şekilde, iç içe şekilde, birbirinden ayrılmaz şekilde yürütülmesinin de ne kadar kıymetli olduğu net şekilde görülmektedir." "Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" Bu geçilen yeni aşamada pozitif dil ve sağ duyulu yaklaşımın kullanılmasının önemine dikkati çeken Çelik, "Geldiğimiz bu yeni aşamada, herkesi pozitif bir dille, ister katkı olsun, ister eleştiri olsun pozitif bir yaklaşımla bu sürece destek, katkı vermeye, eleştirisi varsa onu gündeme getirmeye, bunu sağlıklı şekilde yapmak için davet ediyoruz. Bu son derece kıymetlidir çünkü gerçekten bütün Türkiye’yi, bölgemizi ilgilendiren meselelerdir bunlar. Aşırı yaklaşımlardan kaçınmak, sağ duyulu davranmak gerekir, sağ duyulu bir dil kullanmak gerekir. Bize zaman zaman soruyorlar. ’Aşırı yaklaşımdan kastınız nedir?’ diye. Aslında herkes aşırı yaklaşımların ne olduğunu biliyor. Sürece eleştiri yerine, iftira ve çarpıtmayla yaklaşmak bir aşırı yaklaşımdır. Ayrıca, ’sürece destek veriyorum’ başlığı altında süreci ana odağından uzaklaştıracak yaklaşımlar, gündemler, toplumun hassasiyetlerini kışkırtacak tavır ve davranışlar da aşırı yaklaşımdır. Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" şeklinde konuştu. "Son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu" Ömer Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Bugün CHP Genel Başkanı yine, Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasına dönük bir şeyler söylemiş. Fakat mesele şundan ibarettir; kendisi, son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu, CHP’de ciddi bir yönetim sorunu vardı. Biz bunu o zaman da ifade ettik. Şimdi bizim üzerimizden kendi yönetim yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Cumhuriyet Halk Partisi kendi meselesini kendi içerisinde halletsin. Biz geçmişte 14-28 Mayıs seçimlerinde Kılıçdaroğlu ile mücadele ettik, daha sonrasında Özgür Özel’in yönetimiyle mücadele ettik, daha öncesinde Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde CHP ile mücadele etmiştik. Dolayısıyla bizim açımızdan fark eden bir şey yok ama kendi meselelerini kendileri halletsindirler. Bizim üzerimden kendi yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Biz buna müsaade etmeyiz. Bu durum, bu tablo Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş saygıdeğer vatandaşlarımızın hak etmediği bir durumdur. Bundan kurtulmak için CHP’nin deneyimli siyasetçilerinin sağduyulu yol bulması gerekir. Önemli olan budur. Önümüzdeki dönemde, bugün Genel Başkanımızın bahsettiği şekilde, sürekli olarak kutuplaşma üretenlerin bizi kutuplaşmanın tarafı olarak konumlandırmaya çalıştığını görüyoruz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Biz bu kutuplaşma üreten odaklarla sürekli olarak mücadele ettik, sürekli olarak bu gerilimi artıranlarla mücadele ettik. Biz en kapsayıcı şekilde, Terörsüz Türkiye başta olmak üzere bu büyük meselelerde en kapsayıcı, en diyaloğa açık şekilde, aşırılıklardan kaçınmış, ana yoldan ilerleyen şekilde çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz." "Şarkı beğeni topladı" Öte yandan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti için yeni hazırlanan şarkının salonda nasıl karşılandığına yönelik soru üzerine, eserin büyük beğeni topladığını belirterek, "Bütün arkadaşlarımızın ortak duygularına hitap eden, ritmiyle, sözleriyle hepimizin çok beğendiği, hepimizin ortak duygularına hitap eden, ’çeyrek asırlık destan’ üst başlığı ile gayet uyumlu şekilde bu şarkımıza eşlik ettik. Bundan sonra da parti programlarımızda onu görmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız" Haber

Ömer Çelik: "Terörsüz Türkiye’de yeni bir aşamadayız"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Kampın, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla başladığını hatırlatan Çelik, "Çeyrek asırlık destan, bu kampın ana başlığı. Gerçekten her kampta kurucu arkadaşlarımız daha önce beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızın görüyoruz, hep beraber yeni katılan genç arkadaşlarımızla birlikte ne kadar uzun ve kıymetli bir yolu yürüdüğümüzü görüyoruz. Tabii bu yolun mimarı, bu yolun çilesini çeken, liderliğini yapan Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın verdiği mücadelenin çeyrek asırlık bu destanın bütün safhalarını da tekrar hatırlama imkanı buluyoruz" dedi. "Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz" Kampın önemine dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti: "Kamplarımızın özelliği bir yandan o yıl içerisinde geçmiş 6 ayın muhasebesini yaparız, aynı zamanda da önümüzdeki 6 ayın politikalarını belirleriz. Ama tabii bundan daha önemli kısım şudur; ahdimizi, vefamızı, yürüdüğümüz yola olan bağlılığımızı yinelemenin de bir zeminidir istişare kamplarımız. 33’üncüsünü yapıyoruz, aslında sayı daha fazla olacaktı ama biliyorsunuz covid döneminde belli sebeplerle ara vermek zorunda kaldık. Bu kampı ve buradan çıkan politik sonuçları her zaman önemseriz. Burada her seferinde değişik mekanizmalar kullansak da esası şudur; bütün oturumlarda notlar tutulur, arkadaşlarımızın soruları, eleştirileri, onlara verilen cevaplar değerlendirilir ve kampın sonunda bunlar, kamptan sonraki 1-2 ay içerisinde tek tek çıkarılarak hangi politik sonuçların çıkarılması gerektiği MYK’mızda, MKYK’mızda Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanımızın huzurunda değerlendirilir. Bu açıdan baktığınızda bu kadar uzun zamandır, son derece yoğun bir gündemle iktidar olmuş partimizin bu beyin fırtınalarından hiçbir zaman vazgeçmemesinin altını son derece ciddi bir şekilde çizmek lazım. Çünkü tartışmaktan, konuşmaktan ve istişare etmekten; karşılıklı olarak görüşmekten ve görüş belirtmekten hiçbir zaman vazgeçmiyoruz, bu bakımdan çok önemli." "Sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor" Kampın oturumlarla devam ettiğini ifade eden Ömer Çelik, "Sabah genel başkan yardımcılarımızla bu oturumlar yapıldı. Milletvekillerimizin ve diğer katılımcılarımızın soruları, MKYK üyelerimizin ve diğer tüm birimlerimizin soruları cevaplandı. Şimdi bakanlarımızla yapılıyor. Çeyrek asırlık destanın bütün yönleriyle değerlendirilmesi için bir fırsat olarak bu zemin her seferinde en güçlü şekilde değerlendirilmiş oluyor. Sabah hep beraber izledik. Genel Başkanımızın konuşmasında ifade ettiği hususlar, iç politikadan dış politikaya kadar hepsi en kapsamlı şekilde şimdi içerideki oturumlarda ele alınıyor. Genel Başkanımızın katılacağı, milletvekillerimizle istişare toplantısı olacak. Aynı şekilde Genel Başkanımızın takdirleriyle bütün heyetimizle yapılacak istişare toplantıları olacak. Her zaman olduğu gibi, yarın da kendilerinin kapanış konuşmasıyla kampımızı tamamlamış olacağız. Bütün bu sorulan sorular, bu sorulara verilen cevaplar, değerlendirilmesi gereken konular ciddi şekilde not tutuluyor. Onun sonuçlarını önümüzdeki toplantılarda değerlendireceğiz. Akşamları hem bunu bir kaynaşma fırsatı olarak görüyoruz, politik hayatın yoğunluğu içerisinde zaman hızlı akıyor. Hızlı akışın içerisinde diğer konularda istişare etme fırsatı olamayabiliyor. Kampımız buna da fırsat veriyor. Bunun yanı sıra büyük bir insan hakları mücadelesi vermiş olan merhum Şule Yüksel’in hayatını anlatan Şule filmi dün akşam gösterildi. Bugün de merhum Necip Fazıl’ın ’Bir Adam Yaratmak’ romanından uyarlanan film gösterimi yapılacak. Her zamanki gibi sabahın erken saatlerinden, akşama kadar dolu dolu geçen bir kamp gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in saldırganlığı devam ediyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kampta dış politikaların da görüşüldüğüne değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Tabii burada dış politikaların çok önemli konuları var. İran ile ilgili olarak, İran’a yapılan, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuksuz saldırıdan sonra hem bölge barışı dünya barışı ciddi bir risk altına girmişti. Burada gelinen noktada, bu barışın bugün yapılan bazı saldırılarla yine risk altına girdiğini görüyoruz. İsrail’in saldırganlığı devam ediyor. Dolayısıyla bölgeyle ilgili konuların değerlendirilmesi, enerji meselelerinden tarıma, gıda güvenliğinden diğer konulara yoğun biçimde devam edecek. Yapay zekadan diğer bütün alanlara kadar geniş bir çerçevede kamp gündemimiz var. Hemen hemen bütün bakanlıklarımızın alanına giren ama onun dışındaki konuların da değerlendirildiği çok geniş bir yelpazede bir gündemle kamp devam ediyor." "Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır" ’Terörsüz Türkiye’ noktasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kapsamlı değerlendirmeleri olduğunun, kapalı toplantılarda da bu konuya değinildiğinin altını çizen Çelik, "Artık o noktada yeni bir aşamada olduğumuzu son basın toplantımızda da ifade etmiştim. Artık terör örgütünün silah bırakması için bunu gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor. Bu konunun bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ve Meclis’ten hızlı bir şekilde değerlendirilerek yasalaşması gerektiğini düşünüyoruz, bu şekilde değerlendiriyoruz. Burada tabii en kapsayıcı şekilde bütün siyasi partilerin desteğiyle, Meclis’te olan ya da olmayan siyasi partilerin desteğiyle Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak, Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak için bu adımları atmaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar pek çok adım atıldı ama gelinen aşama artık yeni bir aşamadır. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte terör örgütünün silah bırakmasını temin edecek zemin ortaya çıkacaktır. Burada terör örgütünün silah bırakmasının gerçekleşmesi halinde o zaman Türkiye uzun yıllardır mücadele ettiği terör örgütünü gündemden kaldırmış olacaktır. Bölgemizde de gelişmelere dikkat ettiğimizde Suriye’den Irak’a kadar geniş bir alanda terör örgütlerinin vekil güçler olarak kullanıldığını bazı emperyalist odaklarca görüyoruz. O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefimizin birbiriyle bağlantılı şekilde, iç içe şekilde, birbirinden ayrılmaz şekilde yürütülmesinin de ne kadar kıymetli olduğu net şekilde görülmektedir." "Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" Bu geçilen yeni aşamada pozitif dil ve sağ duyulu yaklaşımın kullanılmasının önemine dikkati çeken Çelik, "Geldiğimiz bu yeni aşamada, herkesi pozitif bir dille, ister katkı olsun, ister eleştiri olsun pozitif bir yaklaşımla bu sürece destek, katkı vermeye, eleştirisi varsa onu gündeme getirmeye, bunu sağlıklı şekilde yapmak için davet ediyoruz. Bu son derece kıymetlidir çünkü gerçekten bütün Türkiye’yi, bölgemizi ilgilendiren meselelerdir bunlar. Aşırı yaklaşımlardan kaçınmak, sağ duyulu davranmak gerekir, sağ duyulu bir dil kullanmak gerekir. Bize zaman zaman soruyorlar. ’Aşırı yaklaşımdan kastınız nedir?’ diye. Aslında herkes aşırı yaklaşımların ne olduğunu biliyor. Sürece eleştiri yerine, iftira ve çarpıtmayla yaklaşmak bir aşırı yaklaşımdır. Ayrıca, ’sürece destek veriyorum’ başlığı altında süreci ana odağından uzaklaştıracak yaklaşımlar, gündemler, toplumun hassasiyetlerini kışkırtacak tavır ve davranışlar da aşırı yaklaşımdır. Sağduyu ile inşallah bu süreci sonucuna ulaştırmayı diliyoruz" şeklinde konuştu. "Son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu" Ömer Çelik, açıklamasına şöyle devam etti: "Bugün CHP Genel Başkanı yine, Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasına dönük bir şeyler söylemiş. Fakat mesele şundan ibarettir; kendisi, son hukuki durum ortaya çıkmadan da CHP’yi yönetemiyordu, CHP’de ciddi bir yönetim sorunu vardı. Biz bunu o zaman da ifade ettik. Şimdi bizim üzerimizden kendi yönetim yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Cumhuriyet Halk Partisi kendi meselesini kendi içerisinde halletsin. Biz geçmişte 14-28 Mayıs seçimlerinde Kılıçdaroğlu ile mücadele ettik, daha sonrasında Özgür Özel’in yönetimiyle mücadele ettik, daha öncesinde Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde CHP ile mücadele etmiştik. Dolayısıyla bizim açımızdan fark eden bir şey yok ama kendi meselelerini kendileri halletsindirler. Bizim üzerimden kendi yetersizliklerini temize çekmeye kalkmasınlar. Biz buna müsaade etmeyiz. Bu durum, bu tablo Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş saygıdeğer vatandaşlarımızın hak etmediği bir durumdur. Bundan kurtulmak için CHP’nin deneyimli siyasetçilerinin sağduyulu yol bulması gerekir. Önemli olan budur. Önümüzdeki dönemde, bugün Genel Başkanımızın bahsettiği şekilde, sürekli olarak kutuplaşma üretenlerin bizi kutuplaşmanın tarafı olarak konumlandırmaya çalıştığını görüyoruz. Buna müsaade etmeyeceğiz. Biz bu kutuplaşma üreten odaklarla sürekli olarak mücadele ettik, sürekli olarak bu gerilimi artıranlarla mücadele ettik. Biz en kapsayıcı şekilde, Terörsüz Türkiye başta olmak üzere bu büyük meselelerde en kapsayıcı, en diyaloğa açık şekilde, aşırılıklardan kaçınmış, ana yoldan ilerleyen şekilde çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz." "Şarkı beğeni topladı" Öte yandan, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti için yeni hazırlanan şarkının salonda nasıl karşılandığına yönelik soru üzerine, eserin büyük beğeni topladığını belirterek, "Bütün arkadaşlarımızın ortak duygularına hitap eden, ritmiyle, sözleriyle hepimizin çok beğendiği, hepimizin ortak duygularına hitap eden, ’çeyrek asırlık destan’ üst başlığı ile gayet uyumlu şekilde bu şarkımıza eşlik ettik. Bundan sonra da parti programlarımızda onu görmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde "Çeyrek Asırlık Destan AK Parti" temasıyla düzenlenen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışına katıldı. Programda, 14 Ağustos’ta 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak olan AK Parti için hazırlanan kısa film izlendi ve partiye özel bestelenen yeni şarkı tanıtıldı. "Perde ile konuşan bir kadro asla olmadık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Biz, ne kendi içimizde, ne de milletimizle aracılarla konuşan, perde ile konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizle özgürce dile getirdik, eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde, çok özgüvenli biçimle yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız. Basına açık kısmın ardından, yol arkadaşlığımızın gereği olarak, dostane bir atmosferde gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak, tartışacak, müzakere edecek, inşallah ufkumuz aydınlanmış, kardeşliğimiz güçlenmiş, muhabbetimiz tazelenmiş şekilde toplantımızı tamamlayacağız" dedi. "Hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir" 1,5 ay sonra AK Parti’nin kuruluşunun 25. yıl dönümünün kutlanacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydeti: "14 Ağustos 2001’de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdık önce Cenab-ı Allah’ın yardımı, sonra kaderimizi, kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye’ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum; Biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye’nin tamamı, 86 milyon hep birlikte ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı peygamberin ümmeti olarak, aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden bizi bir eden, beraber eden, tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir, düşünceler farklı olabilir, anlayışlar farklı olabilir, değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir, çözüm önerileri farklı olabilir, yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen, gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim, bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir, sığıntı değildir, öteki değildir, üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir. Bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. O halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir kökenin değil; bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun tamamının devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir." "İmtiyaz sağlamanın değil; eşitlik ve adalet mücadelesini verdik" AK Parti olarak, kuruluş çalışmalarına başladıkları andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın ve kaynaştırmanın etrafında yer aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi alanda olursa olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil; eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi, toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik" diye konuştu. "Cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor" Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği örtüyorlar. Daha da ötesi, bu ülkede dindar olsun ya da olmasın, kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler ama siz örtünmeyi yasaklarsınız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim, kuşam tarzını tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsınız, normal olana karşı çıkmış olursunuz, toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derecede kibirli bir dille, küstah bir edayla güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır, Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleştirmiştir, Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir, Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir. Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin, ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbenti, çarşafı özellikle örtmesi ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu yeni normal de değildir. Tüm zamanların normalidir, bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur." "Mütekebbir bir üslupla bize ders veremez" Erdoğan, 86 milyonun başka vatanı bulunmadığına dikkati çekerek, "Başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız. Biz bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki, kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu kimsenin haddi değil, hakkı da değildir. Kim ki bu fertlerin arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa, bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki, bu ülkenin kadınlarını kılık-kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır. AK Parti’yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik, 25 yıldır da bu ülkeler ekseninde mücadele veriyoruz" "Kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmadır. Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir payda da buluşma iradesini, bu erdemi gösterme zorundayız. Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil. Milli bir ödev bilinciyle, milletin istikbali için bunu yapmak zorundayız. Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ve değerli lideri Sayın Bahçeli ile bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak, ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakını kurduk. Yenikapı ruhu ile milletimize birlikte hizmet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin seçmeniyle de, diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz ama hepimizin aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz ama akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında, aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Bunu samimiyetle söylerken, şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz; Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. ’Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın’ dediler. ’O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin’ dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinde yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar." "Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz" AK Parti olarak 25 yıldır yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdiklerini kaydetti. 25 yıl boyunca kardeşlik ve milleti kucaklaştırma mücadelesini verdiklerine dikkati çeken Erdoğan, "15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakını kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik. Biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma, bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugünde yokuz, yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar bunu rağmen bizim arzumuz, umudumuz şudur; CHP’nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı elbette bunu bilemeyiz ancak Türkiye’nin her vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden; gücünü, yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye’ye fayda getirmez, zarar getirir. Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan teşkilatlarının biri Şam’dan biri Şark’tan çalan bir yapının Türkiye’ye de, milletimize sunabileceği hiçbir katkı yoktur" şeklinde konuştu. "Bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir" Erdoğan, arzularının Türkiye’nin normalleşmesi olduğunu belirterek, "Bu elbette her konuda mutabık olabileceğimiz anlamına gelmez. İktidar kadar, muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım; FETÖ 15 Temmuz’da o hain darbe girişimini yaparken, bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı. O kalleş darbeyi Türkiye’ye yaptılar, 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil, devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. ’Siyonizm’ adı verilen, soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil, herkese kastediyor. Bizde siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz adına şahsi mücadele vermiyoruz, bunu kendimizin, milletimizin topyekun bekası için yapıyoruz. Terör örgütü yaklaşık 40 yıl boyunca kan dökerken, ’senden benden’ diye ayırmıyor, Kürdüyle, Türküyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirken, belli bir kesim için, belli bir kesimin çıkarı için değil, ülkemiz vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil, bu ülkemiz ve bütün evlatlarımız için, Türkiye’nin aydınlık yarınları için istiyoruz. Aynı şekilde yol yaparken, köprü yaparken, tünel inşa ederken, milyonlarca konut üretirken, Türkiye’nin savunma sanayisini güçlendirirken, eğitimde, sağlıkta, enerjide her alanda destan yazarken belli bir kesimi mutlu etmeyi, belli bir kesimin huzurunu, güvenliği sağlamanın değil, Türkiye’mizi düşünüyor, Türkiye’mizi dert ediniyoruz" dedi. "Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir" Gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye’nin geçmişte yıllarını, enerjisini ve fidan gibi delikanlılarını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sağ dediler, sol dediler, Alevi, Sunni, Kürt, Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni beseller ödemesini istemiyoruz. Sanal gerilimlerle bu ülkenin enerjisinin heba edilmesini istemiyoruz, raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye’ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır, bunlar bizim zenginliğimizdir ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi, milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız. 25 yıl boyunca AK Parti’yi kurarken Türkiye’nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti’nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine, çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine inşa ettik. Biz Mevlana gibi, ’Her ne olursan ol, yine gel’ dedik. Yunus gibi, ’Gelin tanış olalım’, Hacı Bektaş gibi, ’Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda’ dedik." "AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız" "25 yıldır kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye neyse AK Parti tam olarak odur. Bunu kimse yanlış anlamasın, yanlış yorumlamasın. Bir kitabın binlerce sayfası olabilir, bir kitabın her bir sayfası farklı renkte olabilir, bir kitabın her sayfasında farklı bir hikaye olabilir. O hikayeler farklı dille, üslupla, duyguyla yazılmış olabilir. Belki her sayfanın ayrı bir ebrusu vardır ama her kitabın bir kapağı vardır. Kitabı bir arada tutan şirazesi vardır, kitabı bütünleştiren cildi vardır, her kitabın bir mukaddimesi, önsözü vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün, becerikli bir mücellidi elinde kitap bir bütündür, nevi şahsına münhasırdır. AK Parti bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesine yer var. Bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, kitabın ortak bir ruhu, ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O yolda, o istikamette, o menzile yürümek isteyen herkesle yol yürürüz, yolunu ayırana ’Uğurlar olsun’ dediğimiz gibi, yolumuza girene de ’Hoşgeldin’ der, bağrımıza basarız. Yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız. İlkelerimizi, sınırlarımızı, çerçevelerimizi net şekilde çizdik. O çizginin dışına çıkmayız. Çıkılmasına da müsaade etmeyiz. AK Parti kitabının şirazesinin dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz, biz bir dava hareketiyiz, bir misyonun temsilciyiz, mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Zaferle değil, seferle mükellefiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "1 yılda yaptığımız ihracatı artık 1 haftada yapıyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "1 yılda yaptığımız ihracatı artık 1 haftada yapıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "TİM 33. Genel Kurulu ve İhracat Şampiyonları Ödül Töreni"ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle ihracat, günümüzde artık sadece mal alıp başka bir yere satmaktan ibaret bir faaliyet olmanın ötesindedir. Sizler kimi zaman bir ihracatçı, kimi zaman bir gönül elçisi, kimi zaman da Türkiye'nin önüne çıkarılan engelleri aşmak için mücadele eden birer serdengeçti olarak ülkemizin yükünü omuzluyorsunuz. Yol, dava ve kader arkadaşım olarak gördüğüm ihracatçılarımızın daima yanında oldum, bundan sonra da yanınızda olmayı sürdüreceğim. Ülkemizdeki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 140 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin amacı dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefine ulaşmaktır. Dünyanın en ücra köşelerinden en rekabetçi pazarlarına kadar üzerinde Türkiye mührü taşıyan her üründe bu devasa ailenin alın teri, dinamizmi ve küresel vizyonu vardır. Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiği ortada. Türkiye'nin karşılaştığı çeşitli güçlüklere rağmen nereden nereye geldiğini, dünyayı takip eden ufku ve gözleri açık herkes görebiliyor. Konjonktürel gerilimlerin gölgesinde, 2025 yılında yüzde 3,6'lık büyüme ve 2026 yılının ilk çeyreğinde ise yüzde 2,5 oranında büyüme kaydettik ve kesintisiz büyüme performansımızı son 23 çeyreğe taşıdık" dedi. "İhracatta yakaladığımız ivme 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor" Türkiye'nin ihracattaki başarısına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel pazarlarda bayrağımızın dalgalanmadığı tek bir gümrük kapısı bırakmama şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ihracattaki başarılarımız artık milli motivasyon kaynağımız haline gelmiş durumda. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara çıktı. Küresel mal ihracatındaki payımız binde 55'ten yüzde 1,04'e, hizmet ihracatımızdaki payımız da binde 89'dan yüzde 1,28'e ulaştı. İhracatta yakaladığımız ivme, 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor. Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama oldu. Ama 22 Mayıs tarihinde günlük ihracatta 2,4 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek değerine ulaştık. Türkiye'nin ihracatındaki artış sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da büyük bir gelişim gösteriyor. 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Yıllıklandırılmış orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız ise 114,4 milyar doları buldu. Şu rakamlara özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatı ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu" diye konuştu. "1 yılda yaptığımız ihracatı hamdolsun artık 1 haftada yapıyoruz" Türkiye'nin yıllık 248 milyon dolar savunma sanayii ihracatından bugün aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yani 1 yılda yaptığımız ihracatı hamdolsun artık 1 haftada yapıyoruz. Bu rakamlar Türkiye'nin teknoloji yoğun ürünlere olan yöneliminin bir sonucu olarak gerçekleşti ve bu payın daha da artırılmasını hedefliyoruz. Bir diğer gündemimiz ihracatımızı ülke sathına yaymaktır. Bunda da hamdolsun önemli ilerlemeler kaydettik. Ocak-Mayıs döneminde 21 ilimiz 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı. Daha fazla ilimizi ihracatta pay sahibi kılmak için çalışmalarımız sürüyor. Şunu bir defa herkesin bilmesini temenni ederim. Etrafındaki onca sıkıntıya, çatışmaya, krize rağmen dünyada ülkemizin ihracattaki bu hızlı yükselişiyle mukayese edilebilecek pek az örnek vardır. Elbette buralarda durmayacağız, mevcutla yetinmeyeceğiz. Yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağımızı daha uzak coğrafyalara doğru genişleterek, ihracatçımızın yeni ihtiyaçlarını karşılayacak yeni imkanlar geliştirerek, artan ihracatımızın hızına ve ihtiyaçlarına uygun finansmanı sağlayacak yeni mekanizmalarla bu başarı hikayesini daha da ileriye taşıyacağız. Bunu da 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız" dedi. "Uzak ülkelere ihracatımızı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyoruz" İş adamlarına verilen destekten de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Limanlarımızdan kalkan gemiler, sınırlarımızdan çıkan tırlar, Türkiye'de üretilen ürünleri taşıyan kargo uçakları iş insanlarımız için çalışsın diye üzerimize düşeni yapıyoruz. İhracatçımız için yeri geldi kendi bürokrasimizi hızlandırdık, yeri geldi diğer ülkelerle müzakere ederek engelleri kaldırdık. Ne zaman bir devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelsem notlarımda ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın talepleri hep üst sıralardadır. Mutlaka konuyu muhatabımla masaya yatırır ve çözüm iradesinin ticaret yollarına yansıması için de arkadaşlarımı görevlendiririm. Daha sonra da bu görevlerin takibini çok sıkı bir şekilde yaparım. Diğer ülke liderleri de bizim bu tutumumuzu bildikleri için iş insanlarımıza kapılarını açmış, Türk iş camiasını bağırlarına basmışlardır. Serbest ticaret anlaşmalarından tercihli ticaret anlaşmalarına, yatırımların karşılıklı teşvikinden çifte vergilendirmenin önlenmesine kadar sizleri teşvik edecek her türlü hukuki altyapıyı kurduk, kuruyoruz. Özellikle uzak ülkelere ihracatımızı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyoruz. Ciddi potansiyel barındıran İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmak için çalışıyoruz. Diğer taraftan taşımayı kolaylaştırmak için dijitalleşmenin tüm imkanlarını kullanarak gümrük süreçlerimizi sürekli hızlandırıyoruz. Ayrıca finansman araçlarının çeşitlendirilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması için önemli adımlar atıyoruz. İhracat menzilimizi genişletecek destekleri kesintisiz sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz" Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Öte yandan faaliyetlerine yakın zamanda başlayan Türkiye Ticaret Bankası, 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar lira finansman desteği verdi. İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi ise 2025 yılı sonu itibarıyla ihracatçılarımızın 228 milyar liralık kredisine 200 milyar lira değerinde kefalet sağladı. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri son 1 yılda 1 trilyon 300 milyar lira oldu. Öte yandan başta Avrupa pazarı olmak üzere küresel pazarların içinde bulunduğu olumsuz atmosfer sebebiyle yaşanan zorlukların farkındayız. Özellikle bu güçlükleri aşmanıza yardımcı olmak gayesiyle ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği sunuyor, üretim ve rekabet güçlerini destekliyoruz. Bu vesileyle sevindirici bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmştik. Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu rakamı 5 milyar liraya çıkarıyoruz. Bir diğer ifadeyle 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz. Bölgemizdeki her türlü siyasi, ekonomik, sosyal gerilim elbette bizi de etkiliyor, etkileyecektir. Ancak Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye'si de değildir. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye vardır. Küresel krizlerle her yüzleşmemizi siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürecek bir yaklaşımla hareket ederek ihracatçılarımızla birlikte yeni fırsatlara ve yeni kıtalara doğru ilerleyeceğimiz bir döneme giriyoruz. Devlet-özel sektör el ele vererek inşallah bu yeni dönemde ülkemizin ihracat çatısını çok daha yükseklere çıkaracağız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sahada Güçlü Olmayan Masada Yer Bulamaz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sahada Güçlü Olmayan Masada Yer Bulamaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda gerçekleştirilen açık deniz karakol gemisi Cam Roman’ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslimi ve Türk Deniz Kuvveleri Komutanlığı platformlarının hizmete giriş ve bayrak çekimi törenine katıldı. Törende İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda inşa edilen Contraamiral Roman korveti Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na, TCG Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemisi ise Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edildi. "Dünyamız Soğuk Savaş’tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor" Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ve Romanya heyetine "Hoş geldiniz" diyerek başladı. Bugün dünyanın gözbebeği İstanbul’da denizciliğin, mühendisliğin ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya geldiklerini söyleyen Erdoğan, "Sayın cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizde, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz. Cam Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken, Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgahtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Her iki platformun ülkelerimize, Karadeniz’in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgemizin huzuruna büyük katkılar yapacağına inanıyorum. Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız Soğuk Savaş’tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışılagelmiş kalıplar yıkılırken, bizim ’zor oyunu bozar’ dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor. Karşılaştığımız her kriz, ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bizlere tekrar hatırlatıyor. Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı, hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyor. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli-açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık" ifadelerini kullandı. "Askeri gemi inşa sanayimiz, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor" Türkiye’nin savunma ihracatında dünyanın 11’inci büyük ülkesi konumunda olduğunu belirten Erdoğan, "Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken, bugün bu rakam sadece bir hafta içinde gerçekleştiriliyor. Askeri gemi inşa sanayimiz, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalarda 140’ı aşkın deniz platformu ihracı. En küçük bottan, SİHA gemimiz TCG Anadolu’ya, muhriplerden denizaltılara, milli uçak gemimiz MUGEM’e bütün su üstü ve su altı platformlarımızı milli imkan ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz. Halihazırda 15’ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50’nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz. Milli uçak gemisinden hava savunma muhribine, fırkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla üretiyoruz. Aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarımızın araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Yürüttüğümüz projelerin toplam bedeli 25 milyar euro seviyesine ulaştı" dedi. "Kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7’inci ülke konumuna yükseliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası da ülkemiz açısından gurur vericidir; TCG Anadolu’dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan donanmamız artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuşmuştur. Bu kabiliyeti şimdi daha da perçinliyoruz. MUGEM projemizle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke konumuna yükseliyoruz. Tüm bu platformların kritik alt sistemleri, radarları, sonarları, savaş yönetim sistemleri, yazılımları Türk mühendisleri tarafından hayata geçiriliyor. Gemilerimiz muadillerinden daha üstün niteliklerde milli mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun, her alan kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz. Dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı, dost ve müttefiklerin iş birliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla savunma sanayiinde sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görev biliyoruz. Romanya’nın bizim için özel önemi olduğunu vurgulamak isterim. Türkiye ile Romanya’nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler tarihi zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş halidir" diye konuştu. "Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir" Cam Roman korvetinin iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgenin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesi olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları söyledi: "Karadeniz’in güvenliği aynı zamanda Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen iş birliğini bu bakımdan kıymetli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da artmasını temenni ediyoruz. Bir başka önemli husus şudur: Bugün teslim ettiğimiz ve envantere kattığımız gemilerimizde kullanılan savaş yönetim sistemi, arama ve atış kontrol radarları, sonar sistemleri, yakın savunma silahları tamamen yerli ve milli şirketlerimize aittir. ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekat hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır. Kahraman deniz kuvvetlerimizin gücüne güç katacak TCG Koçhisar’ı da bugün hizmete alıyoruz. Açık Deniz Karakol Gemisi projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform; istihbarat, gözetleme ve keşiften arama kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekatlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir." "Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz" Türkiye’nin gayesinin bölgede gerilim üretmek değil, barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmek olduğunu dile getiren Erdoğan, "Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz. Aksine, karşılıklı saygıya dayalı güçlü bir iş birliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte, hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına ve menfaatlerimize zarar vermesine müsaade etmeyiz. Ülkemiz çok net: Biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi milli kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımdan denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş halidir. Bu düşüncelerle Milli Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızı, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızı, ASFAT’ı ve projede görev alan tüm firmalarımızı, kıymetli mühendislerimizi, teknisyenlerimizi ve işçilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Romanyalı dostlarımıza Cam Roman korvetinin hayırlı olmasını diliyor, TCG Koçhisar’ımızın da mavi vatanda şanlı bayrağımızı gururla dalgalandıracağına yürekten inanıyorum. Rabbim denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin diyorum" dedi. Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan’ın da bir konuşma yaptığı programa Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, İstanbul Valisi Davut Gül, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ile çok sayıda yerli ve yabancı protokol üyesi katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.