Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Protein

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Protein haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Protein haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bu slajlık yem ve saman hem ekonomik hem de verimli Haber

Bu slajlık yem ve saman hem ekonomik hem de verimli

Süt ve et hayvancılığında yem fiyatları artarken, besiciler maliyetleri azaltmak için slajlık yeme ve samana yöneldi. Slajlık mısır ve saman üreticileri gelen taleplere cevap vermek için gece gündüz çalışıyor. Büyükbaş hayvan üreticileri, artan yem maliyetlerini asgariye indirmek için slajlık mısıra yönelirken küçükbaş hayvan üreticilerinin ilk tercihleri arasında saman yer alıyor. Bursa’nın Yenişehir ilçesinde kaba yem üretimi yapan Burhan Öresin," Yenişehir’den bir çok ilimize ilçemize saman,yonca,mısır,fiğ, silajlık mısır gibi hayvan yemlerini biçtikten sonra kendi makinelerimiz ile balya ve paket haline getirip üreticilerimize teslim ediyoruz.Türkiye’nin bir çok yerinde binlerce dönümlük alanda biçimlerimiz devam ediyor. Burada biçilen balya ve paket haline getirilen yemleri Marmara bölgesindeki işletmelere getiriyoruz. Kalitesi ve besin değeri yüksek olan bu ürünler aynı zamanda fiyat anlamında da üreticimizi mutlu ediyor.Silajlık mısır büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara protein bakımından çok iyi geldiği gibi fiyatlarının düşük olmasından üretici tarafından yoğun ilgi görüyor" diye konuştu. Burhan Öresin, "Slajlık mısır süt yapanlar için sütü, etlik yapanlar için eti artırır. Bu sene yem fiyatları çok arttığı için küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere bütün hayvan üreticilerimiz slaja ve samana yöneldi.Buda doğal olarak talebin artmasına neden oluyor" dedi.

Uzmanlardan açlık krizini önleyen atıştırmalık önerisi Haber

Uzmanlardan açlık krizini önleyen atıştırmalık önerisi

Açlık anında tercih edilen paketli ve yüksek kalorili atıştırmalıklar hem gereksiz kalori alımına hem de kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olabiliyor. Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, hem tok tutan hem de kilo kontrolünü destekleyen sağlıklı besinler hakkında bilgi verdi. Özellikle masa başında çalışanlar gün içinde ne kadar yemek yese de atıştırmalıklara yönelebiliyor. Bu atıştırmalıklarsa çoğu zaman yüksek şekerli ve yüksek kalorili olabiliyor. Çoğu kişinin "Sıkıntıdan yiyorum" dediği küçük paketlerde yer alan abur cuburlar açlığı kısa sürede bastırsa da kişilerin birkaç saat sonra daha yüklü miktarlarda yemek yemesine dolayısıyla da kilo alımına sebebiyet veriyor. Medicana Ataköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, açlık krizlerini önleyip, kilo aldırmayan 9 besleyici atıştırmalığı maddeledi. "Çiğ badem: Badem, sağlıklı yağlar, protein ve lif açısından oldukça zengindir. Uzun süre tokluk hissi sağlayarak ani açlık krizlerini önlemeye yardımcı olur. Yaklaşık 10-12 adet çiğ badem ara öğün için ideal bir porsiyondur. Kavrulmuş ve tuzlu ürünler yerine çiğ badem tercih edilmelidir. Yoğurt: Protein ve kalsiyum açısından zengin olan yoğurt, bağırsak sağlığını destekleyen probiyotikler içerir. Bir kase sade yoğurt hem tok tutar hem de kas kütlesinin korunmasına katkı sağlar. Üzerine tarçın eklemek tatlı isteğini azaltmaya yardımcı olabilir. Elma ve tarçın: Elma içerdiği lif sayesinde mide boşalmasını yavaşlatırken kan şekerinin daha dengeli seyretmesine katkı sağlar. Orta boy bir elmayı tarçınla birlikte tüketmek hem tatlı ihtiyacını azaltabilir hem de ara öğün için dengeli bir seçim olabilir. Salatalık ve havuç dilimleri: Düşük kalorili olmalarının yanı sıra yüksek su ve lif içerikleri sayesinde hacim oluşturarak tokluk hissi verirler. Yoğun kalorili cipsler yerine çiğ sebzeler tercih edildiğinde günlük enerji alımı önemli ölçüde azaltılabilir. Haşlanmış nohut: Bitkisel protein ve lif bakımından zengin olan nohut, uzun süre tok kalmaya yardımcı olur. Yaklaşık 3-4 yemek kaşığı haşlanmış nohut üzerine pul biber ve kimyon eklenerek sağlıklı bir ara öğün hazırlanabilir. Lor peyniri: Yağ oranı düşük, protein oranı yüksek olan lor peyniri kas gelişimini destekleyen kaliteli protein kaynaklarından biridir. 2-3 yemek kaşığı lor peyniri yanında domates ve salatalıkla tüketildiğinde oldukça dengeli bir ara öğün oluşturur. Taze meyveler: Mevsim meyveleri vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengindir. Meyve tüketirken porsiyon kontrolü önemlidir. Bir porsiyon meyvenin yanında birkaç adet çiğ kuruyemiş eklemek kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlayabilir. Çörek otlu yoğurt kasesi: Çörek otu yüksek lif ve omega-3 yağ asitleri içerir. Yoğurt içine katılan çörek otu bitkisel içecekle hazırlanan chia puding hem doyurucu hem de pratik bir ara öğündür. Nohut cipsi: Nohuttan üretilen cipsler, geleneksel patates cipslerine göre daha besleyici bir alternatif olabilir. İçerdiği bitkisel protein sayesinde daha uzun süre tok kalmaya yardımcı olabilir." Sağlıklı atıştırmanın altın kuralları Uzm. Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz, sağlıklı beslenmede yalnızca neyin tüketildiğinin değil, miktarın da büyük önem taşıdığını belirterek şu önerilerde bulundu: "Masum görünen sağlıklı besinler bile fazla miktarda tüketildiğinde günlük enerji alımını artırabilir. Bu nedenle porsiyon kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Ara öğünlerde protein, sağlıklı yağ ve lif içeren besinlerin birlikte tercih edilmesi daha uzun süre tokluk sağlar. Paketli gıdalarda içerik etiketleri de okunmalıdır. İlave şeker, trans yağ ve yüksek sodyum içeren ürünler yerine doğal ve mümkün olduğunca işlenmemiş besinleri tercih etmek hem kilo kontrolünü destekler hem de genel sağlığın korunmasına katkı sağlar."

MENOPOZUN SİNSİ TEHLİKESİ: KAS KAYBI Haber

MENOPOZUN SİNSİ TEHLİKESİ: KAS KAYBI

Menopoz döneminde kadın metabolizmasında yaşanan değişimlere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, sürecin yalnızca hormonal bir evre olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Menopozla birlikte vücutta en çok gözden kaçan noktanın kas kütlesindeki azalma olduğunu ifade eden Dr. Kuzukıran, bu durumun fiziksel güçten kemik sağlığına, dengeden metabolizma hızına kadar tüm yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. “Menopoz Bir Günde Gelmiyor, Hazırlık 40’lı Yaşlarda Başlamalı” Pek çok kadının menopoza hazırlık için belirtilerin başlamasını beklediğini dile getiren Op. Dr. Nuray Kuzukıran, “Menopoz bir günde gelişen bir durum değildir, yıllar içinde hormonal değişimlerin etkisiyle vücutta kademeli dönüşümler yaşanır. Bilimsel veriler bize gösteriyor ki menopoza hazırlık aslında 40’lı yaşlarda, hatta daha erken dönemde başlamalıdır. Bu süreçte alınacak doğru önlemler, ilerleyen yıllardaki yaşam kalitesini belirleyen en büyük yatırımdır. Günümüzde kası sadece hareket etmemizi sağlayan bir yapı olarak değil, vücudun en önemli metabolik organlarından biri olarak kabul ediyoruz. Kaslarımız kan şekeri kontrolünden insülin duyarlılığına, enerji tüketiminden denge ve koordinasyona kadar pek çok vital işlevi üstlenir. Yaşla birlikte ortaya çıkan ve sarkopeni olarak adlandırılan kas kaybı, menopozda östrojen hormonundaki hızlı düşüşle birlikte çok daha belirgin bir hal alır” dedi. “Eskisi Kadar Yemiyorum Ama Kilo Alıyorum” Diyorsanız Nedeni Azalan Kaslar Östrojenin sadece bir kadınlık hormonu olmadığını, kas, kemik, kalp-damar ve beyin dokusu üzerinde koruyucu kalkan görevi üstlendiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kuzukıran, östrojenin çekilmesiyle kas protein sentezinin yavaşladığını ve karın çevresinde yağlanmanın arttığını kaydetti. “Eskisi kadar yemiyorum ama yine de kilo alıyorum” şikayetinin temelinde bazal metabolizma hızının düşmesi ve azalan kas kütlesi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Kuzukıran, bu dönemde sadece tartıdaki rakama odaklanmanın yanlış olduğunu, asıl hedefin vücudun yağ-kas dengesini muhafaza etmek olması gerektiğini altını çizdi. Osteoporoza Karşı En Etkili İlaç: Direnç Egzersizleri ve Protein Güçlü kasların güçlü kemikler anlamına geldiğini ifade eden Op. Dr. Nuray Kuzukıran, kemik yapımını uyarmak için kasların kemiklere mekanik yük uygulamasının şart olduğunu söyledi. Yalnızca kalsiyum takviyesi almanın menopozda yeterli gelmeyeceğini belirten Op. Dr. Kuzukıran, “Haftada en az 2-3 gün yapılacak ağırlık çalışmaları, direnç bantları, pilates, tempolu yürüyüş veya Tai Chi gibi denge egzersizleri kas kaybını yavaşlatmada en güçlü ilacımızdır. Bunun yanı sıra yaş ilerledikçe vücudun proteini işleme verimliliği düştüğü için yumurta, yoğurt, kefir, balık, baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarını gün içine dengeli dağıtarak tüketmek gerekir. Ayrıca kas onarımının gerçekleştiği kaliteli gece uykusu ve kortizolü dengeleyecek stres yönetimi de bu bütüncül yaklaşımın ayrılmaz birer parçasıdır” şeklinde konuştu. “Güçsüz Yaşlanmak Büyük Ölçüde Önlenebilir” Menopoz döneminde D ve B12 vitamini, demir depoları, tiroid, kan şekeri ve kemik mineral yoğunluğu ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini hatırlatan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran açıklamasını “Menopozu korkulacak değil, doğru hazırlanılacak bir dönem olarak görmeliyiz. Asıl hedefimiz sadece yaşam süresini uzatmak değil, sağlıklı ve bağımsız kalınan süreyi artırmaktır. Yaş almak kaçınılmazdır ancak güçsüz yaşlanmak büyük ölçüde önlenebilir. Kas kütlesini korumak rahat yürüyebilmek, merdiven çıkabilmek, torunları kucağa alabilmek ve düşme riskinden uzak kalabilmek için şarttır. Menopoza hazırlanmanın en doğru zamanı yarın değil, bugündür” diyerek tamamladı.

"Abur Cubur Günü" Haber

"Abur Cubur Günü"

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk, 21 Temmuz Abur Cubur Günü dolayısıyla sağlıklı atıştırmalık alternatifleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Tüketicilerin son dönemde ultra işlenmiş ürünler yerine hurma gibi doğal besinlere yöneldiğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın lif, vitamin ve mineral açısından zengin, temiz içerikli bir enerji kaynağı olduğunu söyledi. Konuk, "Hurma; kan şekerini aniden yükseltmeden doğal ve uzun süreli enerji sağlaması, lif açısından zengin olması ve yapay katkı maddeleri içermemesi nedeniyle sağlıklı bir alternatif olarak öne çıkıyor" ifadelerini kullandı. "HURMA DEĞERLİ BİR BESİN ANCAK MUCİZEVİ BİR GIDA DEĞİL" Hurmanın son yıllarda "süper gıda" olarak anıldığını ancak bu kavramın doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın yüksek besin değerine rağmen tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Hurmanın yüksek diyet lifi sayesinde sindirim sistemini desteklediğini ve uzun süre tokluk hissi sağladığını belirten Konuk, içerdiği potasyum, magnezyum, demir, kalsiyum, fosfor ve çeşitli vitaminlerin de vücut sağlığı açısından önemli katkılar sunduğunu kaydetti. RAFİNE ŞEKERE ALTERNATİF OLABİLİR Hurma ve hurma ürünlerinin beyaz şekere alternatif olarak kullanılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Konuk, doğal şeker içeriği nedeniyle porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti. Konuk, yaklaşık üç orta boy hurmanın bir porsiyon olarak değerlendirilebileceğini belirterek, kan şekerindeki ani yükselmeleri önlemek için hurmanın ceviz, badem, süt veya yoğurt gibi protein ve sağlıklı yağ kaynaklarıyla birlikte tüketilmesini önerdi. SPORCULAR İÇİN DOĞAL ENERJİ DESTEĞİ Hurmanın spor yapan bireyler için de önemli bir enerji kaynağı olduğunu ifade eden Konuk, içerdiği doğal şeker, potasyum ve magnezyum sayesinde egzersiz öncesi enerji desteği sağlayabileceğini belirtti. Antrenmandan 30-45 dakika önce tüketilen bir porsiyon hurmanın performansa katkı sağlayabileceğini aktaran Konuk, hurmanın sağlıklı yağ ve protein kaynaklarıyla birlikte tüketildiğinde dengeli bir ara öğüne dönüşebileceğini söyledi. Doğal ve lif bakımından zengin besinlerin ağırlıkta olduğu beslenme modelinin kronik hastalıkların önlenmesine katkı sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın antioksidan içeriğiyle vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olduğunu ifade etti. Konuk, hurmanın bağırsak sağlığını desteklediğini, tokluk hissini artırdığını ve sağlıksız atıştırmalık tüketiminin azalmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi. GEBELİĞİN SON DÖNEMLERİNDE HURMA TÜKETİMİNE DİKKAT ÇEKTİ Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de araştırmalara konu olduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, bazı bilimsel çalışmaların hurma tüketiminin doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini söyledi. Konuk, gebeliğin son haftalarında hurma tüketiminin rahim ağzının olgunlaşması ve doğum sürecinin desteklenmesi açısından olumlu etkiler gösterebileceğine dair bulgular bulunduğunu aktardı. Hurmanın kutsal metinlerde de yer aldığına dikkat çeken Konuk, Meryem Suresi'nde Hz. Meryem'e doğum sırasında hurma yemesinin tavsiye edildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Muhsin Konuk, sağlıklı beslenmede temel yaklaşımın çeşitlilik ve denge olduğunu vurgulayarak, hurmanın dengeli bir beslenme planı içinde değerli bir doğal besin olarak yer alabileceğini ifade etti.

DOĞUM SONRASI SAÇ DÖKÜLMESİNE MEDİKAL ESTETİK DESTEĞİ Haber

DOĞUM SONRASI SAÇ DÖKÜLMESİNE MEDİKAL ESTETİK DESTEĞİ

Hamilelik döneminde artan östrojen hormonunun saçların büyüme evresini uzattığını ifade eden Dr. Kuzukıran, doğum sonrası hormon seviyelerindeki düşüşle birlikte saçların dinlenme evresine geçerek dökülmeye başladığını kaydetti. Tıp literatüründe “postpartum telogen effluvium” olarak adlandırılan bu durumun bir hastalık değil, fizyolojik bir süreç olduğunu vurguladı. “Bu süreçte saç kökleri zarar görmez, yalnızca saç döngüsü yeniden normale döner” diyen Op. Dr. Nuray Kuzukıran, dökülmenin genellikle doğumdan 2 ila 4 ay sonra başladığını ve 3 ila 6 ay arasında daha belirgin hale geldiğini söyledi. Medikal estetikte destekleyici yaklaşımlar Doğum sonrası saç dökülmesinin çoğu vakada kendiliğinden düzeldiğini ancak bazı kadınlarda sürecin daha yoğun yaşanabildiğini belirten Dr. Kuzukıran, bu noktada medikal estetik uygulamaların destekleyici rol oynayabildiğini ifade etti. Saçlı derinin beslenmesini ve kan dolaşımını desteklemeye yönelik yöntemlerin gündeme gelebileceğini belirten Dr. Nuray Kuzukıran, “Mezoterapi ve PRP gibi uygulamalar, uygun hastalarda saç köklerinin güçlenmesine yardımcı olabilir. Ancak bu işlemler mutlaka uzman değerlendirmesi sonrası planlanmalıdır” dedi. Toplumda yaygın olan “emzirme saç döker” inanışının doğru olmadığını vurgulayan Kuzukıran, temel nedenin doğum sonrası hormonal değişimler olduğunu söyledi. Bununla birlikte demir, çinko, B12 ve D vitamini eksikliklerinin süreci olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Bu dönemde dengeli beslenmenin önemine değinen Kuzukıran, protein, omega-3 yağ asitleri, kırmızı et, balık, yumurta ve yeşil yapraklı sebzelerin saç sağlığı açısından destekleyici olduğunu belirtti. Yeni annelik döneminin yoğun stres ve uykusuzlukla geçtiğini ifade eden Kuzukıran, bu faktörlerin saç dökülmesini daha belirgin hale getirebileceğini söyledi. Yeterli dinlenme ve destekleyici yaşam düzeninin sürecin yönetiminde önemli rol oynadığını vurguladı. Ne zaman uzman desteği alınmalı? Doğum sonrası saç dökülmesinin çoğunlukla geçici olduğunu hatırlatan Kuzukıran, bazı durumlarda ise tıbbi değerlendirme gerektiğini belirtti ve “Doğum sonrası saç dökülmesi doğal bir süreçtir. Ancak ihtiyaç halinde medikal estetik yöntemlerle desteklenebilir ve süreç daha konforlu hale getirilebilir. Bir yıldan uzun süren dökülme, belirgin saç açıklıkları, kaş ve kirpik kaybı ya da eşlik eden halsizlik gibi durumlarda mutlaka uzman görüşü alınmalıdır. ” dedi.

YKS ve LGS öncesinde uzmanlardan kritik uyarılar! Haber

YKS ve LGS öncesinde uzmanlardan kritik uyarılar!

LGS ve YKS tarihi yaklaştıkça öğrencilerde kaygı ve stresin farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini söyleyen Klinik Psikolog Yulet Pamir, sınav kaygısının doğal ancak yönetilebilir bir duygu olduğunu vurgulayarak, “Kaygı çoğu zaman kişinin önem verdiği bir hedefe yönelik duyarlılığının göstergesidir. Ancak kaygı yoğunlaştığında öğrencinin dikkatini çalışmaktan çok olası olumsuz sonuçlara yöneltmeye başlayabilir ve bu durum hem duygusal iyi oluşunu hem de performansını etkileyebilir” diyor. Pamir, ailelerin sınav sürecindeki tutumunun öğrencilerin başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, “Çocuklar yalnızca kendi streslerini değil, ebeveynlerinin endişelerini de hissedebilir. Bu nedenle ailelerin sakin ve güven verici bir tutum sergilemesi kritik önem taşır” ifadelerini kullandı. SINAV ANINDA PANİK YAŞANIRSA NE YAPILMALI? Sınav sırasında yoğun kaygı, panik hissi ya da zihinsel blokaj yaşanmasının geçici bir stres tepkisi olduğunu belirten Klinik Psikolog Yulet Pamir, “Böyle anlarda amaç kaygıyı tamamen yok etmek değil, kontrolü yeniden küçük adımlarla geri kazanmaktır. İlk adım bedeni regüle etmektir. Bunun için birkaç saniyelik yavaş ve derin nefes almak, bedene ‘şu an güvendeyim' mesajı verir. Nefesi düzenlemek, zihnin de yavaşlamasına yardımcı olur. İkinci adım dikkati yeniden ‘şu ana' getirmektir. Zihin genellikle panik anında geleceğe ya da olumsuz sonuçlara kayar. Bu durumda öğrencinin bilinçli olarak sadece önündeki soruya, sorunun tek bir kısmına odaklanması gerekir. ‘Şu an sadece bu soruyla ilgileniyorum' yaklaşımı zihinsel yükü azaltır. Üçüncü adım, kontrol alanını daraltmaktır. Öğrenci o anda çözemediği bir soruya takıldığında, bunu bir tehdit olarak değil, geçici bir tıkanma olarak görüp soruya işaret koyarak geçebileceğini ve tekrar dönme hakkının olduğunu kendine hatırlatması rahatlama getirebilir” diyor. SON GÜNLERDE RUTİNİ KORUMAK KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR Sınava sayılı günler kala günlük rutinlerde en önemli konunun mevcut düzeni stabil ve öngörülebilir hale getirmek olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Yulet Pamir, “Bu dönemde öğrencinin zihni zaten belirsizliğe daha hassas olduğu için, yaşam ritmindeki küçük dalgalanmalar bile kaygıyı artırabilir. Uyku konusunda kritik nokta sadece kaç saat uyunduğu değil, uyku-uyanıklık saatlerinin mümkün olduğunca sabit kalmasıdır. Öğrenci için en faydalı olan, sınav sabahını taklit eden bir düzenin önceden oturmuş olmasıdır. Ekran kullanımı ise yalnızca süreyle ilgili değildir; içerik yükü de önemlidir. Özellikle sınava yakın dönemde sosyal karşılaştırmayı tetikleyen içerikler öğrencinin kendi sürecini objektif değerlendirmesini zorlaştırabilir. Çalışma düzeninde ise sık yapılan hata, son günleri ‘eksik kapatma maratonuna' çevirmektir. Daha işlevsel olan, bilginin yoğunluğunu artırmak değil, bilinenleri daha hızlı hatırlamayı destekleyen kısa tekrarlar ve deneme üzerinden genel bakıştır. Bu dönemde öğrencinin aslında ihtiyaç duyduğu şey ‘daha fazla çalışma' değil, daha öngörülebilir bir zihin halidir” ifadelerini kullanıyor. YKS VE LGS ÖNCESİNDE BESLENME DİKKAT VE ODAKLANMAYI DOĞRUDAN ETKİLİYOR Sınav dönemlerinde beslenmenin dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerinde önemli rol oynadığını söyleyen Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Beslenme, beynin temel enerji kaynağını sağlayarak dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerinde önemli rol oynar. Özellikle sınav döneminde düzensiz öğünler, uzun süre aç kalmak veya aşırı şekerli besin tüketmek kan şekerinde dalgalanmalara neden olarak odaklanmayı zorlaştırabilir. Dengeli bir beslenme düzeni ise öğrencilerin zihinsel performansını destekler, enerjilerini daha stabil tutar ve öğrenme verimliliğini artırabilir” diyor. SINAV DÖNEMİNDE EN SIK YAPILAN BESLENME HATALARI Sınav döneminde öğrencilerin sık yaptığı beslenme hatalarına değinen Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Kahvaltıyı atlamak, uzun süre aç kalmak, aşırı kafein tüketmek, öğün yerine paketli atıştırmalıklara yönelmek ve son günlerde yeni besin veya takviyeler denemek en sık görülen hatalardır. Ayrıca yoğun ders çalışma nedeniyle su tüketiminin ihmal edilmesi dikkat performansını olumsuz etkileyebilir” ifadelerini kullanıyor. STRES BESLENME DÜZENİNİ DE BOZABİLİYOR Sınav stresinin beslenme düzeni üzerinde de etkili olabileceğini belirten Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Stres bazı öğrencilerde iştah kaybına, bazılarında ise duygusal yemeye neden olabilir. Özellikle şekerli ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelim artabilir. Bunun yanında stres hormonlarının yükselmesi uyku kalitesini bozabilir ve dolaylı olarak beslenme düzenini etkiler. Bu dönemde düzenli öğün saatlerinin korunması önemli olacaktır” diyor. ZİHİNSEL PERFORMANSI DESTEKLEYEN BESİNLER Zihinsel performansı destekleyen besinlere ilişkin bilgi veren Doğan, “Omega-3 açısından zengin balıklar, ceviz, badem, yumurta, süt ve süt ürünleri, tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler ve mevsim meyveleri zihinsel performansı destekleyen besinler arasında yer alır” ifadelerini kullanıyor. SINAVDAN BİR GÜN ÖNCE BESLENME DÜZENİ KORUNMALI Sınavdan bir gün önce rutin beslenme düzeninin korunması gerektiğini söyleyen Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Aşırı yağlı, baharatlı ve sindirimi zor yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Dışarıda tüketilen ve güvenilir olmayan gıdalar yerine evde hazırlanmış besinler tercih edilmelidir. Ayrıca yeni bir besin ya da takviye denemek doğru değildir. Amaç mide ve bağırsak sistemini zorlamadan dengeli beslenmektir” diyor. SINAV SABAHI KAHVALTI PERFORMANSI DOĞRUDAN ETKİLER Sınav sabahında yapılan beslenme hatalarının performansı olumsuz etkileyebileceğini belirten Uzm. Dyt. Çiğdem Doğan, “Sınav sabahı kahvaltıyı atlamak, aşırı şekerli besinler tüketmek veya çok ağır bir kahvaltı yapmak performansı olumsuz etkileyebilir. İdeal kahvaltıda kaliteli protein, kompleks karbonhidrat ve sağlıklı yağlar bir arada bulunmalıdır. Örneğin; haşlanmış yumurta veya omlet, peynir, tam tahıllı ekmek, domates ve salatalık gibi sebzeler, birkaç adet ceviz veya badem ile isteğe bağlı olarak kefir veya süt iyi bir seçenek olabilir” ifadelerini kullanıyor.

Sahuru ihmal etme, uyuma! Haber

Sahuru ihmal etme, uyuma!

Özel Keşan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Esra Meltem Karahan, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda açıklamada bulunurken, sahurun önemine dikkat çekti. Karahan, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sahura kalkmak gün içerisindeki açlıktan ve sıvı kaybından en az etkilenmenizi ve daha enerjik bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. Sakın uykuya yenilmeyin ve sahuru geçiştirmeyin. Ramazan ayında sahura kalkmadan oruç tutamayanlar, güzel sahur sofraları hazırlayanlar olduğu gibi, uykusundan vazgeçemeyip iftar ile ya da sadece sahurda su içerek oruç tutanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Peki, uykudan az da olsa fedakârlık edip sahura kalkarak oruç tutmak gerçekten önemli mi? Evet. Bu 30 günlük sürede her gün aynı enerjiyle günü bitirmek, günlük aktiviteleri keyifle yerine getirmek, sağlığınızdan ödün vermemek istiyorsanız sahuru ihmal etmeyin. Günlük hayatınızdaki az ve sık beslenme kuralını uyarlayarak gün içerisinde alamadığınız besin öğesi ihtiyaçlarınızı dengeli bir şekilde sağlayabilirsiniz. Ramazanda sağlıklı beslenmeye giden yol az önce söylediğim gibi “sahur” dan geçiyor. Ortalama 13 saatlik bir sürede oruç tuttulduğu için gün içerisinde kan şekeri düşebiliyor. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlayıp, daha düşük değerlere ulaşabiliyor. Bu da gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali ve enerji düşüklüğü ile sonuçlanabiliyor. Sahura kalkarak gün içerisindeki kan şekeri düşüklüğü, yorgunluk, halsizlik, sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, vücudun susuz kalması gibi bir çok durumu engellemiş olursunuz. Sahurda tercih edilen yiyeceklerde en az sahura kalkmak kadar önemlidir. Genel olarak midede uzun süre kalarak tok kalmanızı sağlayacak, kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak ve sıvı dengesini sağlayacak besinler seçilmelidir. SAHUR SEÇİMLERİ NASIL OLMALI? Yeniden uykuya geçişe uygun olmalı, Gün boyu tok kalmanıza yardım etmeli, Tuz oranı yüksek olmamalı, Yeterli sıvıyı içermeli, Yeterli lifi sağlamalı, Protein, karbonhidrat ve yağ içeren besinlerden oluşmalı, Vitamin ve mineral alımını desteklemeli, Kolay hazırlanabilir ve pratik yenebilir olmalı. Sahurda yapılacak güzel bir kahvaltı, bir gün sonrasının orucuna hazırlık için idealdir. İftarda olduğu gibi sahurda da ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalıyız. Peynir, yumurta, süt, lifli gıdalar, ideal bir sahur sofrası için yeterlidir. Susuzluğu arttıracağı için sahurda zeytin yerine 4-5 ceviz veya 10-15 badem fındık gibi seçimler, 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı daha iyi bir tercih olarak karşımıza çıkar. Ana yemek tercih edilirse; kıymalı veya tavuklu sebze yemekleri, baklagiller, bulgur, kepekli makarna, mercimek ve bulgur eklenmiş tahıllı çorbalar tercih edilebilir. Sıvı desteği için; şekersiz komposto, ayran, bitki çayları, şekersiz limonata, bol su ve maden suyu seçilebilir. SAHUR İÇİN ÖRNEK MENÜLER Örnek Menü-1: 1 bardak süt, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, 1 dilim az tuzlu peynir, 1 haşlanmış yumurta, yeşillik, 2-3 ceviz, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su Örnek Menü-2: 1 kase sebze çorbası, 1 küçük tabak kıymalı makarna, 1 kase yoğurt, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su. Örnek Menü-3: 1 bardak ayran, sebzeli menemen, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 10-15 tane badem-fındık, 2 -3 bardak su.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.